31 Mar 2008

2000 Ruhu Nerdesin?





1999, 2000 yıllarında son düzlüğe lider giren Galatasaray kendi sahasında lig sonuncusuna yenilecek, sonunculağa layık takımlada golsüz berabere kalacak. Dünyanın, futbolun sonu demekti o yıllarda böyle bir olasılık. Çin ordusu adıyla nam salmış bir orta saha; maç bitmesin diye hakeme yalvarırdı adeta. Hele ki Galatasaray yenik durumdaysa forsesine kimse dayanamazdı. Hatta bazen Galatasaray gol yese diye içimden geçirirdim kötüye yakın oynadıkları zamanlarda. Taffarel'e top gelse de kurtarış yapsa zevklensek diye iç çekerdik. Popescu kaleciyle paslaşıp bir adam eksilttiği zaman ne hoşumuza giderdi futbol. Bir korner, bir serbest vuruş kazandığımızda Hagi topun başına geçerken ne uğultu kopardı tribünlerden. Her biri başkan olabilecek kapasitede olan yönetim kurulu üyeleri vardı. Takımın hocası dosta güven düşmana korku saçardı. Avrupa maçlarında kiminle oynanırsa oynansın sonuç, Ali Sami Yen'de tek ihtimalliydi. Dışarda oynanan maçlarda kızgın boğa misali saldırılardı. Avrupa Stadlarına akın akın taraftar giderdi. Yenildikleri zaman futbolcuların gözünden yaşlar, ağızlarından salyalar akardı. Bir sonraki maçta hissederdik hırslarını. Takım sahaya ısınmaya çıktığında hangi birinden başlayacağımızı bilemezdik. Kim oynarsa oynasın iyi oynardı, yedeğe vermeye kıyamazdık hiç birini. O ruh Galatasaray'ı bir daha ulaşılamayacak noktalara taşıdı. Avrupa ve Süper Kupa sahibi oldular. Sonra beyaz atlarına binip gittiler. Başta hoca gitti, sonra birer ikişer takım dağıldı. Futbolu bırakan Hagi'yi ve gemiyi terketmeyen Bülent'i saymazsak hiç biri hiç bir yerde oynayamadı. Her biri destanın bir parçası olan futbolcular yedek kulubesinde paslanıp tekrar döndüler. Dönmek isteyenlerin kimisi kabul edildi, kimisinide taraftar affetmedi. Ama bir şey vardıki dönenler ve sonradan gelenlerde o ruh yoktu. Belkide şimdikiler onlardan daha iyi futbolculardı, Belkide Lincoln o zaman, Hagi bu zaman oynasa, her şey tam tersi olacaktı. Ama bir şey gerçekten eksikti. Çok profosyonelleşmişti takım. En ufak bir hatada ceza kesiliyordu, bir hafta kötü oynayan kayboluyordu. Bir kötü şut çeken dışarı alınıyordu. Takım tam bir ruh! olan Başkan ve Hoca tarafından yönetil(em)iyordu. Sakatlanmış Arda tribünde çekirdek yiyordu(Hasan kıçını yırtarken). Takımda Servet oyun kurucu olarak görev yapıyordu. Lincoln'ün yanında Sabri ve Volkan vardı. Hagi'nin yanında Ümit Davala, Emre.
Bir kaza golü atsan ne olacak ki. Nitekim geçen hafta attın. Bu futbolla şampiyon olsan ne olacakki. Nitekim 2 sezon önce oldun. Takımın hocasından, bütün futbolcularından, doktorundan, Floryadaki bahçivana kadar tamamında 2000 ruhu olması gerekir. Bu ruhtaki takımın oynayacağı maçlarda da en az o ruhtaki tribünleri dolduracak, bağıracak testisli taraftara ihtiyaç vardır. Ve o testiste bizde vardır.

Hiç yorum yok: