28 Ara 2018

Türk Futbolu Kurtuluş Manifestosu


MEVCUT DURUM;

Kulüpler ve ulusal takım turnuvalara son torbadan iştirak etmektedir. Kura çekim törenleri korku filmi seyredilir gibi seyredilmekte dişimize göre olduğu varsayılan takımların çıkması için totemlere sığınılmaktadır. Katıldığımız turnuvalarda aldığımız sonuçlar içler acısıdır. Hiç bir taraftar takımından memnun değildir. Her takım,oynamayan veya rezil top oynayan çöp tabir edilen futbolcular mezarlığıdır.

Kulüpleri kuşatan yönetici başkan sıfatlı kravatlı eşkıyalar, kulüplerinin çıkarından çok kendi çıkarlarını gözetmekte, maddi manevi hiç bir zararda sorumluluk kabul etmemektedir. Takımların çoğunun hocası vasıfsız, güven vermemektedir. Şampiyon olan takım bile federasyondan hakemden şikayetçidir. Maç bazında alınan sonuçlara taraftar rıza göstermemekte, Şampiyonluğun arkasında başka sebepler aramaktadır. Küme düşen takımların, hakeme Federasyon başkanına ağıtları, bedduaları yürek yakmaktadır.

Sergilenen futbol adlı şovdan futbol severler memnun değildir. Belki de topun oyunda kaldığı sürelerde bizim lig sonuncudur. Oynamaktan ziyade oynatmamaya dayalı futbol felsefesi, maçları televizyondan seyretmekte olanları futbolu sevdiğine bin pişman ettirmektedir. Tribünlerde taraftar yoktur, hiç bir maç tam kapasite seyirciyle oynanamamaktadır.

Dünyanın hiç bir yerinde olmayan garabet bizde olmuş, ülke futbolunun değerinin %90 ını omuzlamış İstanbul taraftarının karşısına İstanbulluların vergileriyle sebebinin ne olduğunu bilemediğimiz bir nedenle seyircisi, mazisi, olmayan bir takım yaratılmış, futbolun doğal rekabet ortamının dışında sınırsız orantısız maddi güç kullanılarak diğer İstanbul takımlarının başına bela ettirilmiştir.

Yürütülen sistemden, sistemi yürütenler dışında memnun olan yoktur. Ve ne yazık ki önümüzdeki yıllarda da daha iyiye gideceğinin en ufak bir belirtisi görünmemektedir. Şimdi sorsak taraftarlara Şampiyon olacak takımın önümüzdeki 5 sezon içinde Şampiyonlar Ligini almaya talip olma ihtimali var mıdır? Milli Takım turnuvalara katılabilir mi, oldu da katıldı Kupayı elleme şansı nedir? Komedi filmi gibi değil mi? İstanbul'da maça çıkamayan Ulusal Takım Dünya Kupasına oynayacak, akıl alır gibi değil. Ama bir zamanlar akıl alır şeydi, kıl payı kaçırmıştık, kulüp takımımız Avrupa Şampiyonu olmuştu, Süper Kupa'yı almıştı. 10 sene sonra böyle gidersek bu kupalarla İstanbul'a inen takımın taraftarı bile inanmayacak, yalan diyecek duruma getirlmiştir.

Maçlarda hakemlere güven sıfırın da altındadır. Ne zaman hakemler açıklansa taraftarlar maçının hakemini olumsuz görüşleriyle TT yapmaktadır. Her hafta mutlaka tribünlerden şu hoca istifa, bu başkan istifa, o federasyon başkanı yeter tezahüratı yankılanmaktadır. Berbat halimiz hakkında sayfalarca yazılabilir,olumlu tek bir cümle yazılamaz durumdadır.

DEVRİM KARARLARINDAN SONRAKİ 6. SEZONDA GELİNECEK DURUM;

1- Lig 20 takımlı olacak, her sezona en az 10 takım lafta değil, icraatta Şampiyonluk hedefiyle başlayacak, ligte kalma amacıyla maçlara hiç bir takım başlamayacak. Şampiyon olan takımın şampiyonluğunda hiç bir şaibe, baskı, saha dışı faktör aranmayacak, olamayan takımlar saygıyla neticeyi kabul edecek. Ligden düşen takımlar da sebep sorumlu olarak kendi sportif mücadelesi dışında bahane peşine düşmeyecek.

2-Hiç bir takımın kadrosunda oynamadan para kazanan, yanlış transfer namlı futbola muhalif futbolcu bulunmayacak.

3- Her takımın başında belli bir puan ortalamasının üzerinde deneyimli, güvenilir hoca olacak.

4- Bütün maçlar tıklım tıklım tribünlerde oynanacak. 6. sezona başlarken stadyumlar yetmeyecek en az %20 kapasite artırımına gidilecek.( koltuk araları kaldırılıp oturaklar birleşecek)

5-Her takımın taraftarı, yöneticisine, hakeme, federasyon kurullarına futbolcusuna hocasına güvenecek, saha içinde alınacak sonuca saygı gösterecek.

6- Şampiyon olan Avrupa Ligi oynayan takımlarımız kura çekiminde şekilden şekle girmeyecek, oynadıkları turnuvayı kazanmak için oynayacak. Elenir eler o ayrı şey, kupayı bir takım alıyor ama görüyoruz en az 10 takım almak için başlıyor, biz mutlaka bu 10 takımın içinde olacağız.

7- Aynı şey Ulusal Takım için de geçerli, Ülkenin her stadında herkesin benimsediği bağrına bastığı çocuklarla maçlara çıkılacak, hocasına ve takıma kefil olacak, takım da oynadığı her turnuvayı kazanmak için oynayacak.

8- Ulusal takım hocalarının kim olacağı tartışmasına son verilecek, Bundan 23 sene sonrasının hocasını sistem bize söylemiş olacak.

9- Her takımın ilk 11 inde en az 2 alt yapıdan çıkmış oyuncu olacak. Mecburiyetten değil, sistem kendiliğinden alt yapılardan futbolcu fışkırtacak.

10-Futbolumuzun parasal ederi, şimdiki ederinden en az %40 daha fazla olacak. Dünyanın en büyük kartelleri takımlarımıza sponsor olabilmek, adlarını stadyumlara yazdırabilmek için sıraya girecek.

ÇÖZÜM; DEVRİM KARARLARI

1- Alınan kararlar önümüzdeki ilk sezon yürürlüğe girecektir. Alınan kararlar madde madde aşağıdaki gibidir.

A- FUTBOLCULAR;

Bütün futbolcuların sözleşmesi sıfırlanacaktır. Eşit işe eşit ücret felsefesi icabı bütün futbolcular eşit şekilde dakika başı ücret alacaktır. Futbolcular kendi kazandırdıkları parayı, eşit emeğe dayalı olarak bölüşecektir. Futbolculara dağıtılacak paralar takım bazında bir havuzda toplanacaktır. Futbolcu maaş havuzuna yayıncı kuruluştan takıma düşen payda + Türkiye Kupası katılım payı+ Şampiyonluk primleri+ Galibiyet beraberlik primleri + Avrupa kupalarından kazanılmış miktar + atılacak her gole ödenen primden toplanan meblağ dağıtıma esas olacaktır. Mevcut ve yeni futbolcularla bu şekilde sözleşme yapılacak, sözleşme yapmak istemeyen futbolcular aynen devam edecektir.

Örnek; Gala özelinden tüm takımlara şu şekildedir.

Futbolcu havuzunda toplanan para; Gala için ortalama 100 milyon yuro civarıdır. (yayıncı kuruluş, primler, Avrupa, Türkiye Kupası)

y; Takımın oynadığı resmi maç toplamı; Avrupa kupası lig Türkiye Kupası ortalama 50 maçtır.

z; futbolculara ödenecek dakika başı ücret, havuzda toplanan ücretin,oynanan maç oynayan futbolcu ve oynanan toplam dakikaya bölünmesiyle oluşacak meblağdır.

Gala için ;100.000/ 50 maç x 11 futbolcu x 90 dakikadır. Bu da 49500 dakika etmekte ve 2 yuro civarıdır.

Bu hesaba göre yılda 900.000 yuro alan Linnes 450 dakika, yani toplam 5 maç oynayabilirse bu parayı hak edecektir. Aynı şekilde yılda 130.000 yuro alan İsmail Çipe 65 dakika kaleye geçebilirse şimdiki ücretini almış olacaktır ki, 40 maç banko oayan Muslera 7.200.000 yuro senelik maaş almış olacaktır. Futbolun değerinin her yıl dahada artacağı öngörüldüğünden her takımın her futbolcusu bir öncekine göre daha fazla kazanacak böylece çok daha kaliteli futbolcuları seyretme imkanımız doğacaktır.

Sonradan girecek futbolcular için de durum şu şekildedir. 87. dakikada oyuna giren Yunus Akgün maçın 5 dakika uzatılmasıyla geriye doğru dakika işletilecek 8 dakikayı oynamış 16.000 yuro hak etmiş olacaktır. Futbolculara ortalama  hak edişleri normal periyotlarla ödenecek sezon bitimiyle kesin hesap belli olacaktır.  Forma ve kazanç oynayan futbolcuya dağıtılacağından futbolcular daha fazla hak etmek için hem formda kalmaya hem de takım derecesini maksimum seviyesine çıkaracaktır. Bu kararla birlikte kulüplerin kapıları ben de sizde oynamak istiyorum diyen futbolcuların menacerleriyle  dolup taşacaktır.

B- HOCALAR;

Devrim kararlarının yürürlüğe girdiği anda bütün hocaların lisansı sıfırlanacaktır. İsteyen her hocaya  5 yıl vizeli Süper Lig de takım çalıştırma hakkı olan A lisansı verilecektir. 5 sezon sonra vizesini yenilemek isteyen hocanın puanına bakılacak, çalıştırdığı takımlarda çıktığı maçlarda ortalama puanın altında kalan Hocalara vize verilmeyecek lisansı B ye düşürülecek 5 yıl boyunca Süper Lig takımı çalıştıramayacaktır.

Örnek; son 5 sezonun alınan bütün puanlar toplanıp oynanan maça bölünerek ortalama puan tespit edilecektir. Bu oran bizim lig için 1.27 puandır. Fatih Terim 5 yıl sonra vize yenilemeye geldiğinde puan hesabı yapılacak, 1.27 puan ortalamasının üstündeyse tekrar lisans verilecektir. Diyelim ki Cihan Haspolatlı hiç çalışmamış hoca olmak istiyor ve A lisansı talep ettiyse 5 yıllığına kendisine lisans verilecektir. Hiç bir takımda 5 yıl çalışmamış veya puan barajının altında kalmışsa lisansı B ye düşürülecektir. İdealist yeni bir hoca kendimi 1. lig de gösterip öyle geleyim düşüncesiyle B lisansını alır, başarı gösterir teklif bekler duruma gelir istediği zaman 5 yıllık A lisansına sahip olur. Böylelikle 6. sezon hiç bir takımda başarısız hoca bulunmayacaktır. Amaç hocaların geriye düşmesi için değil ileriye doğu gitmesini planlamaktır.

C- ULUSAL TAKIM HOCALARI;

Devrim kararlarıyla birlikte Milli Takım Hocalığı tarihe karışmıştır. Her yıl 1 temmuz günü Ulusal Takım Komutanı görkemli bir törenle el değiştirecek veya görev süresi 1 yıl daha  uzatılacaktır. Son Şampiyon hoca Ulusal takım komutanıdır, eğer yine şampiyon olmuşsa devam edecektir. Yardımcıları süper lige çıkan 3 takımın hocaları, kabul etmezlerse o takımların hoca gurubundan göndereceği hocadır. Böylece başarı veya başarısızlık durumunda hocanın kovulması, ekstra uzun süreli sözleşme yapılmasının önü kapanmış olup, hocalar arasında da doğal bir hedef imkanı doğmuştur. Ulusal takımın hocalarına itiraz kalkınca da çıkaracağı takıma bütün ulus kefil olacak, sinerjisini aktaracak, oynayan futbolculara da ekstra motivasyon sağlanacaktır. Şampiyon olan takımın Hocası yabancı olsa bile aynı kural geçerlidir. Kabul edilmeme durumunda bir alt dereceyi alan hoca görevlendirilecektir.

D- YÖNETİCİLER;

Spor kulübü yöneticiliği bir gönül işidir. Hiç kimse bu makamları kendi kişisel çıkarları için kullanamaz, nema elde edemez, sorumluluğun kazandırdığı kişilik onların en büyük kazanımı olmalıdır. Bu kararlardan sonra hiç bir yönetici ne kadar hain olursa olsun kulübü zarara uğratamayacaktır. Bütün futbolcu sözleşmelerinde en az 3 yöneticinin bağlayıcı kefalet imzası olacaktır. Örnek ,transfer, imza, menager parası 9 milyon uro bedelle 3 yıllığına bir futbolcuyla sözleşe imzalanmış olsun. Futbolcunun 3 yıl boyunca alacağı ücret A maddesinde belirtilmiştir.

Futbolcu oynanan resmi maçların %25 inde yani 50 maç oynayan takımın 12.5 maçı olan 1125 dakika oynayamazsa o seneye düşen 3 milyon 3 yönetici tarafından kulübe geri ödenecektir. Diyelim 2. sene de durum aynı futbolcuyu alırken kaptırdıkları para tazminatı büyüyecek, satıp kurtulmak isteyecek, o zaman kaça satarlarsa satsınlar 9 milyonu kulüp kasasına koyacaklar, fazlaya satarlarsa kendi zararlarını tahsil edip kar etmişlerse kulübe irat kaydedeceklerdir.

Sakatlık veya ceza durumu futbolcunun oynaması gereken resmi maçlar toplamından düşülecektir. Futbolcular isteğe bağlı sigorta ettirilebilir, tüm sezonu kaçırma durumunda zarar ziyan sigortadan karşılanabilir.

Oynamayacak futbolcuyu aldırıp komisyon almak, kovarken tazminat ödeyip komisyonu katlamak devri kapanmıştır. Her yöneticinin ilk görevi kulübünü daha yukarı taşımak takımlarının derecesine katkıda bulunmaktır. Her yönetici takımın kendi devrinde daha iyi derece yaptığıyla övünebilir. UEFA kupalı Faruk Süren'le Adnan Polat'ın camiadaki itibar farkı en güzel örnektir.

E- TARAFTAR

Taraftar şovun olmaz ise olmaz faktörüdür, ne yazıktır ki sistemden en çok şikayet edende kendileridir. Zaman Futbol Devrimine katkıda bulunma devridir. Kanunlar yürürlüğe girdikten sonra kombine alanlar şunu bilecektir. Aldığı yer numarası 3 defa maça giriş yapmaz ise otomatik olarak iptal edilecektir. Aynı vatandaşlık numarasıyla 2 defa iptal edilmiş kombine alanlara bir daha asla kombine veya normal bilet satılmayacaktır.

Kulüpler satamadıkları yerlerin veya kombinesi olup da giriş yapmayan koltukların bedelini ilan ettikleri satış fiyatı üzerinden Federasyona ceza olarak ödeyecektir. Yöneticilere düşen görev boş koltukla mücadeledir. Deplasman tribünü ceza sistemi de aynıdır. Ceza ödemek istemeyen taraftarı az olan kulüpler gerektiği kadar yer talep edip cezadan kurtulabilir. Zamanla boş tribünlere oynayan takımlar elimine olacak, taraftarı olan takımlarla doğal seleksiyon marifetiyle yer değişecektir.

Tek maçlık taraftar sistemine sistem açık olacaktır. örnek stadı hiç bir maç dolmayan Rize'de Fenerbahçe maçı var. Fenerbahçeliler kendisine ayrılan deplasman tribününe girebiliyorken, diğer bütün Passolig sahipleri stada giriş yapıp o maç için Rizespor'lu olabilir. İstanbul'da Kasımpaşa Gala maçı var, Gala taraftarı dışındaki tüm taraftarlar Kasımpaşa'nın yenmesini ister, şimdiki sistem maça girişe izin vermemektedir. Gala Passolig hariç her futbol severin maça girme imkanı olsa Kasımpaşaspor'da maçlarını tıklım tıklım oynayacaktır.

F- FEDERASYON

Federasyon tam bağımsız, lafta değil icraatta bütün takımlara eşit mesafede olduğuna tüm taraftarları inandırmakla yükümlüdür. Var sistemi, hakemlerle diyalog tartışmalı durumlarda halka açık olacaktır. Hakemler de hata yapabilir, bizim aradığımız kasıt, eyyam olmamasıdır. Maç bitiminde 1 kişinin bile sonuca itiraz etmemesi için seferberlik talimatı verilmiştir. Planlanıp uygulamaya konulan devrimin 6. sezonunda maç sonucuna itiraz tarihe karışacaktır.

Federasyon gittikçe kalite kazanan futbolu daha yüksek bedellere pazarlayacaktır. Önemli maçları derbileri çok daha önemli hale getirip futbolcu maaş havuzlarına daha fazla para aktarılmasına önderlik edecektir. Örnek FB-Gala maçlarına daha bir anlam yükleyip prim koyabilir. Ayrıca ilk maddede açıklanan futbolcu para havuzuna girecek kalemleri artırabilir. Her maçın her saniyesine hedef konacak, gol primi verilecektir. örnek Galibiyet 5, beraberlik 1, gol başı 1 milyon şeklinde açıklanabilir. 6-2 yenilen takım da 2 milyon kendi futbolcu havuzuna para kazanmış olacaktır.

Takımlara kendi alt yapılarından oynattıkları futbolcular için dakika başı gençlik primi ödenecektir. Bu paralar futbolcu maaş havuzuna değil, kulüplere alt yapıda kullanılmak üzere dağıtılacaktır. örnek Ozan Kabak 2250, Yunus 1100, Mustafa kapı 10 dakika forma giydi 3360 dakika ücreti Gala alt yapısında kullanılmak üzere Federasyonda bloke edilecek, istenildiği zaman alt yapı için harcanacak hizmetin bedeli, faturası federasyona gönderilecektir.

SONUÇ;

İş bu manifesto 18 süper lig takımı Başkanı, Spor Bakanı, Federasyon Başkanı tarafından oy birliğiyle imzalanmış, imzalanma tarihiyle birlikte yürürlüğe girmiş, yürütme ve yargı görevi Federasyona bırakılmıştır. Türk Futbol severlerine saygıyla ilan edilir.

1. Haziran 2019

3 Kas 2018

Bizim El Sikko; Gala 2-2 Fener

Maç başlayana kadar son yılların en büyük taraftarı tribünlerdeydi. Uzun zamandır ilk defa gördüm, localar bile tıklım tıklımdı, keşke maç başlamasaydı da şovu izleyip eve dönseydik.

Ne yazık ki maç başladı, Japon sakattı, oynamadığı 3 maçta da pozisyon bulamamıştık. Ama bu sefer maç Fener maçıydı. Fener'i ilk defa sezonun 1/3 ü lig 15. si Sami Yene çıkarken gördük, sanki o maç bu maçtı, tarih çağırıyordu Fatih Terim'i. İtiraf edelim hiç birimiz galibiyete 100 lira basacak kadar bile emin değildik.

Başka maç seyretmediğimizden ancak seyrettiğimiz takımlara göre ahkam kesebilirdik. Bu maça kadar 10 maç 11 takım seyretmiştik. oynadığımız 10 takımdan da kötü takımdık. Tabelaya baktığımızda bu 10 takımdan Fener'le oynayanlar da vardı ve Fener 15.ydi. Demek Fener bu 10 takımdan bile kötüydü. Maça 0-0 verdim öncesi, rezalet oynarız dedim, Bu takım gol pozisyonu bile bulamaz diye tweet attım golden 10 saniye önce. Bulamadı da zaten, bir duran top, bir serseri topa vurulan usta sağ bek işi golle, ataksız, sıfır forvet katkısı, insanı bırak püre bile yiyemeyen Ndiaye'siz, 2-0 öne geçtik.

Keşke maç başlamasaydı işte. Ya da UltrAslan kareografi yaptıktan sonra evine gitse, ya da en azından hiç bağırmadan otursaydı. 2-0 ı emeksiz bulmuşsun, Fener maçı bırakmış, bir yumruk daha atsan lig rekoru kıracaksın, hakemin aklına bile gelmeyecek serum takmak. Sen o iğrenç cenaze marşı tezahüratlarından sonra oley çekmeye başladın ya, maçı orada verdin. O dakikalardan sonra maçın hakkı en az 2-4 olmalıydı. Yeniler bilmez, 3-0 galip soyunma odasına gittiğimiz maçın ikinci yarısında, Uğur bom boş kaçırdı, arkasından Tanju çok kolay atacağı golü rövaşataya kalkıp atayıma gitti, taraftar da aynı dün gece gibi dalga geçmeye başladı.Bir kıvılcım yetti 4-3 yenildik yarım saatte. Oley oley lerde bu maç aklıma geldi.

Sanırım Hasan'lar Ümit'ler de kulübede oley çekiyor, Fatih Terim dalgaya icabet ediyordu. Diyorlar ki hakem. EEe hakemin işi bu kardeş. İşini iyi yapana saygım sonsuzdur. Muta Çocuğu bu kadar kötü iki takımdan birinin farklı kazanmaması gerektiğine karar verdiğinde geçmiş olsun du. Gala büyük takım refleksini çoktan kaybetmişti. Takımın son büyük futbolcusu Sneijder'i ağlata ağlata yolcu ettiğimizden beri, Avrupa Kupası ellemiş futbolcumuz yoktu, ne yazık ki daha uzun süre de olmayacaktı. Bir büyük futbolcu olsaydı 2-2 olduktan sonra titreyen, cebelleşen, can çekişen bir futbolcu 3 tane daha atacak zaman vardı. Fenerbahçe korkusu 2-2 ye razı oyun oynattı.

Tek tek futbolcu performansına girmek aptallıktır. Takımın en büyük futbolcusu Ozan Kabak'tır diyelim kapatalım, ne kadar küçük takım olduğumuzu da  varın siz hesaplayın. Maçı kaybeden(benim için 2 li averajı düşündüğümüzde kaybedilen maçtır) Fatih Terim ve ona referans unutulmaz koreografi yapan Büyük Gala Taraftarıdır. Ölülerden can bekliyor, bal kaymak 2-0 öne geçmişsin, forvetin son 20 yılın en katkısız, en kötü oyununu oynuyor orada öyle bir hamle yapacaksın ki, hem kendi takımını hem rakibi maymuna çevireceksin. Hadi Sinan adam attırmaya oynuyordu, üstüne üstüne gidebilirdi sarı kartlıların, aldırdığın çöp, geçen sene para edip bu sene hurdaya çıkan Rody'yi çıkar al Maicon'u santrafora, taraftarı da fırçalat oley çekmesin diye, bitmişlerdi, saldır.

Kimse kusura bakmasın ben helal olsun Fenerbahçe'ye diyorum, taraftarını da selamlıyorum. 2. yarı maç başlarken öğrendik, taraftar stadı terketti gitti, El Sikko'nuz batsın dediler, İzmir Marşı'yla gittiler. Kalanlar da Mustafa Kemal'in Askerleri savaştı, 2-0 dan sonra acaba mı diye saldırdı. Tek bir tanrıya iman ederim, Futbol Tanrısı ne derse o.Beni vekil tayin etseydi, 50 yıllık azılı Gala Taraftarlığımın üzerine yemin ediyorum Fener'i 3-2 kazandırırdım. Hem 20 yaşında tribünden toprağa giden çocuğu ödüllendirmek, hem de rakiple zamansız dalga geçmeye kalkan taraftarı cezalandırmak için. Yine de fazla gaddarlık yapmadı da sepet bir topu kurtardı.

Deplasman Tribününün adının Koray Şener Tribünü olmasını öneriyorum.

Bundan sonra ne olur sorusu geldi. Söyleyeyim, kalan bütün maçları kaybedebilirsin, kalan bütün maçları kazanabilirsin, veye her maç berabere biter. Ülkede langırt futbolu var, gözler bantla bağlı her oyuncuda 2 şer futbolcu mili var, rastgele sallıyor, çekiyorlar, elbet bir netice olacak. Romanya futbolu bu yüzden battı, bizde de batacak. Hele şu Başakşehir bir kere Şampiyon olsun, önümüzdeki sezon takımlar anlaşıp çöp harici transfer yapmasın, en kabadayı maçı 5.000 kişi izleyecek. Kendi payıma beklentim, bize en az 5 maç ceza verseler de maça gitme derdinden kurtulsam diyorum.

50 yıldır belki ilk defa oluyor, takımda sevdiğim tek oyuncu Serdar Aziz. Bir sonraki maç tamamını atıp alt yapı takımıyla çıksa bir kişiyi bile aramam. Ozan Kabak'ı da bir kenara ayırıp, kaleci başta tüm takımı lağım çukuruna attım bile. Bizden bir bok olmaz, anca Şampiyon oluruz.

Belki bir daha yazmam, ilave edeyim, Schalke maçından büyük hezimet bekliyorum, ama işte genlerde Avrupa maçları oynama harsı var, son 3 maçı kaybetsek bile ki öyle de görünüyor, Avrupa Liginde devam etmen garanti. İstesen de elenemiyorsun, vah vah.


11 Nis 2018

Şampiyon Belli Bayrakları Hazırlayın

Asın bayrakları çocuklar,

En ufak bir kuşkum yok bu sene Şampiyon biziz. Ve bu sene alınan, 20 Şampiyonluğa bedel unutulmaz, destansı bir Şampiyonluk olarak Gala tarihine kanla irfanla yazılacak.

Hep yazdık, ülkede oynanan futbol, bir Hisseli Harikalar Kumpanyasıdır. Global Kraliyet Ailesinin futbola bakan emirliği nedeni bilinmez bir şekilde diğer 17 takımı Gala Şampiyonluğunu engellemeye konuşlandırmaktadır. Olsun şikayetim hiç yok, ben Şampiyon diye gırtlak patlattığımda biliyorum ki, o sezon Şebeke'yi tüm kurum ve kuruluşlarını yenmişim.

BJK müzesi gibi oynanmamış ligin kupaları yok bizde, ya da oynanmış alınmış kupayı aramayan taraftar. Fenerbahçe gibi ayar verilmiş, hapsi yatılmış, cezası sümen altı edilmiş sezon da yok, tarih yazmaz, yazamasın diye de büyük Gala Taraftarı tetikte,nöbette.

Evet her zamankinden daha yoğun ve konsantre tetikteyiz, nöbetteyiz. Gala 6 maçın 6 sını da kazanacak, Şampiyonluk kupasına da taraftarın vişneye çalan koyu kırmızı kan izi kazınacak. Başka yolu yok.

Son maçta alınan yenilginin, beraberlikten farkı yok. Hatta belki de daha iyi oldu, yensek bu hafta sanki beraberliğe oynayacak gibi bir kurguyla çıkardık maça. Ben Gala'nın final kaybettiğini görmedim. Kazanmak zorunda olduğumuz ölüm kalım maçından da utkuyla çıktığımız nice maçlar yaşadım.

Şampiyonluk yarışını girdiğimiz takıma bakın! Devlet bu maçta bu takım galip gelecek demese 10. olacak, şu takımdan korkan Gala Taraftarı varsa şimdiden defolsun gitsin aramızdan, maça da gelmesin. Diğeri korkudan tir titriyor. O kadar hakem hatasıyla kazandığı maça rağmen hala 3. Bu takım mı bizi geçecek, biz ancak çekiliyoruz dersek çakallar ulumaya başlar.

Diyorlar ki kime güveniyorsun abi? Takım leş gibi oynuyor. Kime güveneceğim lan, 50 yılımı verdiğim, tribünlerinde 1000 den fazla maçını canlı maçını izlediğim, en büyük maceralarında Pınar Başı çektiğim Büyük Gala'nın büyük Taraftarı'na elbet. Kim oynarsa oynasın, istedikleri kadar kötü oynasınlar, defalarca tecrübe ettik, bu taraftar ölüye top oynatır. Hamza'lı takım, kaleci, Sneijder, biraz da aç gözlü Yasin'in para almak için oynayıp oynayabileceği en iyi bir kaç maçını oynayarak Şampiyon olduk. Bu takım ondan da mı kötü. Bu taraftar o taraftar değil mi? En tecrübeli, en büyük Hoca sende değil mi? Gücünü o da Taraftardan almıyor mu?

Şampiyon olacağız derken sahaya güvenmiyorum elbette. Lağım futbolu her sonuca gebe, gol atsak saymayacak, kupa alsak vermeyecek bir erk var. Akvaryum pis, temiz balıklara yer yok. Ben en çok lağım futbolunun 1 numaralı Hocasına güveniyorum futbol olarak, saha olarak. Ne var ki bu sezon Şampiyon sahada belli olmayacak. Biz maçları maçlardan önce kazanacağız. Hakemini de, lağım medyasını da, ve en çok tökezlemesini bekleyen içerideki pilavcı, prostatlı maça gitmeyicileri de yeneceğiz. Görürsünüz çocuklar göreceğiz.

Ben astım, indirmem. Siz de bayraklarını asın, maçı beklemeyin. Kupa törenini de izlemeyin. Çıkın sokağa bağırın şimdiden Şampiyon biziz diye. Mevsimi geldi maçlardan önceki gece gidin parklara sarı kırmızı çiçek alın, yastığınızın altına koyun uyuyun, renk arayın koku arayın. Uyandığınızda Gala Taraftarı olduğunuzun saygı doruğuna erişin, korkmayın, titretin. Son maçın son dakikasında Kordon'dan gökyüzüne bakın, Takım Yıldızını seyredin, Avrupa Şampiyonu Takım Yıldızını, övünün, sevinin, zaferi kutlayın, İzmir'i ateşe verin.

Ne Mutlu, Gala'dan da büyük, Büyük Gala Taraftarı olana.