24 Nis 2017

Manifesto; Elveda Sami Yen, Elveda Galatasaray

1971 de çıktığım tribünlerden 23 Nisan 2017 tarihi itibarıyla inmiş bulunmaktayım. 1000 den fazla canlı maç izlemiş, en büyük maceralarında savaş ve zafer naraları atmış, tribünlere yüzlerce taraftar kazandırmış olmanın onuruyla veda ediyorum.

10 yıl öncesinde de lağım yazarların, medya maymunlarının foyasını ortaya çıkarmak üzere yazmaya başladım, bahtiyarım ki kısmen de olsa bunu başardım, yüzlerce yazı yazdım. onlarca öngörüde bulundum, ne mutlu ki bir çoğunda isabet kaydettim, ne yazık ki ben isabet kaydederken, futbol, özelde Galatasaray elimizin avucumuzun içinden kayıverdi. Nereye doğru sürükleniyor öngöremiyorum, bu yüzden beyhude yazılara son veriyorum. MAHALLE TAKIMI son defa sesleniyor, ne yazdı acaba diye boşuna tıklamayın, eğer bir gün geri dönüş virajına girersek, zerre kadar bir umut belirirse, ömrüm de vefa ederse sözüm söz ilk ben haber vereceğim, her maç bitimi beni hatırlayın, benden haber alamadığınız her maç ya serbest düşüş sürüyor, ya da ben sarı kırmızı taşlı bir köy mezarında yatıyorum demektir.

Ne kadar yukarılara taşımışız seni be Sevgili Galatasaray, cümbür cemaat, egemen irade, satılmış yönetici, satın alınmayı bekleyen sayısız futbolcu, sucuk ekmeğe istediğin gibi bağırtılan gariban, garibanları güden tribün eşkıyaları, hakemi, zift medyası, top yekun saldırdılar da hala yere düşüremediler. Aslında düştün de kan emiciler tatmin olmadı, ölünden bile korkuyorlar.

Hala bir umut Dünya'nın dört bir yanına dağılmış Büyük Galatasaray taraftarı ise televizyon başlarında iyi haberlerini bekliyor. Onlar için son sözlerimizi bırakalım, vedalaşalım.

Maçı hepiniz seyrettiniz, maç dediğim gazozuna oynanan bir çocukluk maçı bile değil. Veda maçına nostalji yaşamak yakışırdı, Sarı kırmızı montla Söğütlüçeşme  Metrobüs durağına gittim, sıkımı 5 sene önce alametle oralarda dolaşmak. Dışarıda bir derbi maçı oynanacak cümbüş yok,renk yok, koku yok, otobüste benle beraber 3 Galatasaraylı var. Sami Yen Sokağa attım kendimi. Maç Fener maçı, Orjin Köfte'den ilk defa bu kadar çabuk köfte aldım. VanSpor maçını hatırlıyorum mesela, yarım saat beklemiş, arabanın camını yumruklamıştım da Adem Usta beni tanıyıp aradan vermişti. Toplasan 50 kişi yok, onlar da Volkan'a küfür ediyor. Anladım ki maç öznesi Volkan olacak.

Maç öncesi Fener taraftarı gayri mevcut İzmir Marşı'nı söylüyor. Bizim çapulcu ne dediklerine bakmaksızın, ıslıklarla sesi boğuyor. Tıpkı 1 hafta önce neden Evet dediğini bilmeyen vatandaş gibi, Fenerliler, Galatasaray marşı bile söylese susturulacak, emir abileri tribün eşkıyalarından gelmiş. Tiksindim.
,


Kurduğumuz tribünlere son defa çıktım. Gözlerim Sami Yen setinden tanıdık birilerini aradı, Çoğunu tanıyordum mafya bozuntusu, irticacı eşkıyaların, onları aramana da gerek yok, gelir seni bulur, kafayı yapıştırır. Gözüm kanla irfanla beraber tribün kurduğumuz, marş bestelediğimiz, çocukları aradı 23 Nisan'da. Hiç büyümeyecek, alıp bayrağını Galatasaray maçına gidecek olan Galatasarayın asi çocuklarını. Bizim Bayramdı ya ne de olsa bugün. Sami Yen Kapalısından bir tek ben vardım. Hepsi daha önce gittiler, bize evlat acısı gibi koyuyordu, direndik, bizimdi bu tribünler, gidemezdik, tükendik, bağırmadık, zaten tezahürat yoktu, küfür etmedik, futbolcumuza bile kızmadık, yediğimiz gole üzülmedik, atsaydık sevinmeyecektik, vakit tamam biz de gidiyoruz, gittik. İzzet-i ikbal ile çekiliyoruz. Hayrını görün, hırsızlar, gaspçılar, karaborsacılar, satıcılar, satılmışlar, mafya bozuntusu eşkıyalar.



Veda maçına girmiyorum, tek bir 90 dakika değildi o yüzden. son 4 yılda kaç maç varsa 90 dakikayla çarpın o kadar dakika. Takım son bir çırpınışla Fener kalesine çökmüş, leş gibi futbolcularla, kalleşçe top oynayan bizden beter bitmiş, farkında bile olmayan Fener kalesine gol atması an meselesi, taraftar Volkan'a küfür ediyor, su atıyor, ölüm varmış korku varmış diye böğürüyor. Kalenin arkasındaki kuleye kümelenmiş 4-5 sülük, o esnada maçtan bağımsız salyalarca küfür ediyor. garibanlara cep telefonlarını attırıyor. Maç polisi, savcısı, müdürü olsa tamamı müebbetten yatması lazım. Kaldı ki Volkan hayatının en centilmen maçını oynuyor. Fenerbahçe'ye gol attırana kadar, hiç bir Fener futbolcusunun savaşmadığı kadar savaştılar. Gol gelince Volkan, bildiğimiz Volkan'a dönüştü, ellerini şortunun önünde ilikledi, atın atın diye bağırdı. Zavallı Galatasaraylı görünümlü sucuk ekmeğe fit aç gariban, uslandı, su damlası bile atmadı, sustu, Galatasaray'ın mezarı başında abileri kına yaktırdı. Tribün eşkıyalarından kurtulmadan, Galatasaray'ı pusudan almanın bir yolu yoktur. Egemen iradeden kurtulmadan da tribün eşkıyalarından kurtulmanın yolu yok. Futbolcu formaları işgal edilmiş, tribünler işgal altında, Galatasaray Başkanlık makamı esir alınmış, Büyük Galatasaray Taraftarı tribünlerden kovulmuş, Benden bu kadar. Bizim neslin son Galatasaraylısı da vuruşarak çekildi.

Stadın tabelasına son bir kez el sallayarak Aslanlı Yol'dan metroya yöneldim. Beleş verilmiş kombinesi olup, Akbili olmayan taraftarlar, turnikelerden  atlayarak doldu vagonlara.

Oynayan Galatasaray futbolcusu ama forması değil, tribünlerde ki güruh sanki Galatasaray taraftarı ama değil. Yenen takım taraftarı bile ölü gibi, gece sokaklarda bağıran sevinen tek bir Fenerli yok. Yenilen takımın taraftarından bir kişi bile üzülmüyor. Fener maçı kaybedildiğinde okula gitmezdik biz, ağlamayanı da taraftar saymazdık. Fener maçından çıkanın sesi kısılmamışsa selam sabahı keserdik.

Amacımız bir iki ve daha fazla bebeği, sarı kırmızı zıbınlara sardırmak, ilk avazlarını Cim Bom Bom diye bağırtmaktı. Yine öyle olacak, bizim Galatasaray'ımız bu günlerde futbol oynatılan, maymuna döndürülmüş, köpeklere maskara yapılmış Galatasaray değil, Bizim Galatasaray'ımız gitti, biz gittik, dönüş yoluna girersek 1971 coşkusuyla tekrar ellerde bayraklar, dillerimizde sloganlarla haber vereceğimi tekrar hatırlatır, hepinizi Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklarım.

Elveda.

11 Nis 2017

Pusu; Şebeke 4-0 Aslan


Fenerbahçe, Galatasaray, Kadıköy'de, Aslantepe'de 50 şer bin kişiye maç yapacaklar, sen bu pazar Cumhuriyet'i oylamaya sandığa sokacaksın ha. Şampiyonluğa oynayan, Şampiyonlar Ligi garanti olan takımın, Sneijder'in, Podolski'nin takımını hezimete uğratacağı, Muslera'yı maymuna çevirmesi muhtemel maçı 30.000 kişiyle oynayacak da, sokaklarda 3-5 yobaz Atatürk'e küfür edecek ha. Hadiyin gidin, maskeli balo bitti. Bedeli çok ağır oldu ama bitti.

Bu gerilemenin nedeni futbol değil.

Sneijder Küçük Çekmece gölü kenarında bir balıkçıda rakı içse 10.000 kişi seyreder. Bizim evdeki 2 ayrı istasyonda, diğer odada en az 200 Galatasaray maçını canlı seyretmiş eşim, maç yerine Acun Ilıca'nın beyin ameliyatını seyrediyorsa bu bir pusudur. Yakın yıllarda da kurtuluş imkanı ne yazık ki yoktur.

Aziz Yıldırım 6 yıldır bağırıyor, bize pusu kuruldu diye, doğrudur. Bir sistem kurdular, en güvenilir adamları, en hassas aygıtlarıyla ülkenin MR'ını çektiler. Fenerbahçe'de test ettiler. Aziz'de gittiler, Eskişehir Hocası senden talimat bekliyor yatacak dediler, aynı anda Eskişehir Hocası'na bir başkası Aziz seni arayacak ne derse yapacaksın dedi, her ikisinin de 5 dakika öncesine kadar haberi yoktu, beklenen görüşme gerçekleşti maçı maniple ettiler. Diğer maçlar da aynı şekilde oldu, izlediler, kayıt altına aldılar. Mekanizma kusursuzdu, sır çıkmadı, kobayı labaratuarın steril odasında aldılar.

Aynı mekanizma daha büyük balık peşindeydi, çok daha donanımlı başka delilleri kayıt altına aldı, ve marşa bastı. Ülkeyi böleceksiniz, kaos çıkaracaksınız.  Direndi, direnince Kobay Fenerbahçe ortaya saçıldı, aynısını sana da yaptık seni de bitiririz ya git, ya dediğimizi yap diye tehdit ettiler. Aziz haklıydı, biliyordu kumpasa getirildiğini, ama kim olduğunu bilmediğinden önce AKP dedi, Erdoğan Fener'den bana ne dedi, futbol polis arabasına bindirildi. Aziz 3-5 koğuş nöbeti tutarken tehdit devam etti. Siyesi irade direndi.

Gezi Park ayaklanması çıktı, tınmadılar, tınmayınca Fenerbahçe'yi kumpasa getiren ekip 17-25 i patlattı, tınmadı, ekonomik kriz oldu, tınmadı, Orta Doğu kan gölüne döndü, tınmadı, ülkede 20 yaşındaki polisler, askerlerin tabutları taşındı yine tınmadılar. Bu sefer de bana pusuyu FETO kurmuş dedi aziz, yarın başka bir örgüt çıkar da bütün bunları biz yaptık dese, Aziz vay be bize pusu kuran demek buymuş diyecek, ne desin?

Bizi sokaklarda eylem yapmayalım diye tribünlere doldurmuşları 12 Eylül öncesi, şimdiki gibi maça gitmeseydik darbe yapamazlardı, bugün taktik değiştirdiler, sokakları kontrol altına alıp tribünleri boşalttılar. Asayiş berkemal ancak bu şekilde oluyordu, tribünler dağılacak.

Aziz Yıldırım, ilk gelen ekibi, kovsaydı, futbol kirlenmeyecek ti, biz maçlarımızı yeni statlarda yine eski şevk ve heyecanla 40 ar 50 biner kişiyle coşkuyla seyredecektik, ne bu Belediye takımları olurdu, ne siyaset bu denli futbolu yönlendirebilirdi. En önemlisi de rejimi tehlikeye atacak hamleye hiç kimse cür'et bile edemeyecekti.

Fenerbahçe'li  bizden önce gitti, bizim tarihimizden gelen hasletimiz, huyumuz bizim biraz daha fazla can çekişmemizi sağladı, serumla aşıyla Melo'yla, Drogba'yla, Sneijder'le idare ettik.

Aklımız almıyordu, bizim 11 dün gece karşımızda olsa, Başakşehir 11 i sarı kırmızılı formayı giyse sonuç değişmeyecekti, belki de daha fazla yiyecektik. İş futbol olsa yorumlamak kolay, Semih Kaya'yı kadro dışı bırakırsın, gider Karabük'te oynar, senin maçta sana gol atar, sen bu futbolcuyu kovanlara söversin. Sövmeyen var mı içinizde Yalçın Ayhan'ı Galatasaray'dan kovanlara, Alpaslan'ı hiç oynatmayanlara.

İş futbol olsa keşke, Ulu Tudor ben hangi büyük takımın hocasıyım diye Ayhan Akman'a soruyor. Halı saha şirket maçları olur, 60 yaşında müdür bende oynayacağım der, beke geçirirler, şerefsiz oğlu şerefsizim ki, Semih Kaya'nın pasını vermez, verse bile felç geçirmez, ne bok yedim diye cebelleşir.

Ahmet Çalık Milli takımda oynar, sende oynamaz, Shedju kovulsun gitsin 6 ay sonra Ulusal Takıma alırlar. Futbol topu ırz düşmanı, karısına Lombarcini alıcı Sabri Sarıoğlu'nun bu takımda 20 senedir oynamasının futbolla açıklanır tarafı yok. Burak Yılmaz'ı odunla dövüp attık, kariyer rekoru kırıyor, yarın Selçuk İnan'da gider bir takımda Emre Belözoğlu olur, 10 sene daha oynar.

Biz his takımıydık, en zor pusuyu bize kurdular, His 11 i sahada olduğu zaman başında Hamza bile olsa Şampiyon olacaksın, Şampiyon olursan maçları tehlikeli, marş söylemeye meyilli 50.000 kişiyle oynayacaksın, Şebeke bu riski göze almaz, Beşiktaş'a Şampiyonluk verilmesinin sebebi de pusuya bağlı organizasyondur. Çarşı Beşiktaşlısı, sisteme en muhalif taraftardır, ülkenin en büyük takımı Ankaragücü taraftarı gibi. Beşiktaş 5.  Ankaragücü süper ligte olsa hem tribünler hem sokaklar protestolardan HAYIR'lardan, İzmir Marş'larından geçilmezdi. Çarşıya meme verdiler. Artık Şampiyonluklar ağlayana meme olarak dağıtılacak. Galatasaray taraftarı sistemle en barışık taraftardır, en yobazı, en gericisi bizdedir, en büyük pusuyu bu yüzden ASLAN'a kurdular, öküze pusu gerekmezdi.

Galatasaray forması içinden Metin Oktay'ı, Hagi'yi, Hasan Şaş'ı Melo'yu çıkardığın zaman o forma artık Galatasaray forması değildir. İçine istediğini koy gerilemenin önüne geçemezsin. Galatasaray olsan 2-0 yenik girdiğin soyunma odasında yumruk yumruğa kavga çıkmadıysa 2. yarıya çıkmazdın, çıkıyorsan HİS TAKIMI değilsin, his takımı değilsen de üzülmeyeceksin yenildik diye.

Şut çekemeden, pozisyona bile giremeden maçı bitiriyorsun. Büyük Takım olsa, Hocası büyük takım hocası olsa Galatasaray'ı 10-0 yenerdi. Sistem takımı olduğu için talimat geldi yukarıdan, ligin marka değeri açısından Galatasaray'a acıdılar az attılar. Beşiktaş'ta büyük takım olsa, Şenol Güneş Büyük takım Hocası olsa o da korkmaz Arena'da Galatasaray'ı hezimete uğratırdı. Fenerbahçe ruhu teslim etmeden Galatasaray'ı böyle yakalasa o da acımaz atardı 10 tane daha.

Söylemeye dilim varmıyor ama yenilen Galatasaray değildi, bizim Galatasaray'ımız formaların içinden his uçup gittiğinde gitmişti. Hocayla, futbolcuyla düzelmez, ya sistem bizi, tamamen bitirecek, bizim yerimize başkalarını dolduracak, Galatasaray'ı bir Arap'a bir Rus'a satıp bambaşka bir kimlikle piyasaya sürecek ki- o zaman bu takım bizim takım olmayacak- ya da biz sisteme direnip, bitirip Galatasaray'ımızı pusudan, zincirlerinden kurtaracağız.

Ey Büyük Galatasaray Taraftarı, elini kalbine götür, oy verirken Vatan'la beraber Galatasaray'ını da kalbinle düşün, sonra o büyük gururla, hep beraber 50.000 + 2.500 Fenerbahçeli'yle beraber futbolumuzu da boyunduruktan kurtaralım.

Fenerbahçe maçında ya bir karşı devrimin yenilmiş halklarının cenaze marşı çalınacak, ya yeni bir Devrim'in şanlı utkusunun şanlı marşları söylenecek.

Karar senin.

4 Nis 2017

Denemeler; Ulu Tudor- Galatasaray 4-0 Adanaspor


Galatasaray hasta, komada oksijen çadırında derdine derman bulunamıyor, bir eğitim ve araştırma hastanesine yatırılmış. Baş cerrah Ulu Tudor'a emanet. kariyer yapıyor, hasta ex olursa yakınlarından dayak yeme riski yok. Ya mezardan alırsa, ver mehteri.

Şu maçın son dakikalarını üzülerek izlerken mazideki büyük maceralar geçti gözümün önünden birer birer. Yazık, koskoca Galatasaray ligin küme düşmüş, en kötü takımını yenmek için Muslera dahil it gibi koşuyor. İçim acıdı, Galatasaray bu futbolu Arsenal'i Real Madrid'i kendisinden çok daha güçlü takımları yenmek için oynardı. Josue, Suat Kaya olmuş, Selçuk İnan Okan Buruk olabilmek için ciğerini patlatmış, Rodrigez Arif, Linnes Ümit Davala olabilmek için kıçlarına nişadır sürmüş. Koşuyorlar, topu kaptırdıklarında vites değiştirip daha fazla koşuyorlar.

Değişiklikler koşanların yerine daha hızlı koşan adamları sahaya sürmek için. Koskoca Sneijder yedekte, niye? antrenmanda başka biri daha fazla koşuyor. Vah güzelim takım vah, takometrecilere ekmek çıkartıyor. Kaza ile Barça'nın başında olsa, Neymar'ları, Messi'leri oynatmaz, ilk maçın devre arasında Noi Camp'ta taşaklarından asarlar. Tribünler çapulcu eşkıyalara teslim edilmiş, onların da futbol bilgisi ''En Büyük Sen Değilmisin'' tezahüratı yaptırabilecek kadar.

Maça gitmiyorum, istesem giderdim, Sneijder'in yedekte olduğunu öğrendiğimde de içeri girmezdim. Sağ bek mevkiini iptal etti diye devrimci ilan etmiştim, Cavanda'yı kimse bana sağ bek olarak canlı seyterttiremeyecek. Şu dandik takımla oynarken bile Muslera'nın iki maymuni suplajı var, 2000 GS ı olsa Taffarel ekranda bir kere bile görünmezdi.

Çok iyi oynayan futbolcular vardı, Onlar notlarını merak ediyorlarsa Fener maçı bitimini bekleyecek. Adana maçı ancak gol atamayan, sakatlıktan yeni çıkmış Eren Derdiyok'a gol attırarark moral kazandırma maçı olurdu en fazla. O da tam Eren'lik gelen ortaya kafayı berbat vurarak, seneye golcü alın bana güvenmeyin kısa mesajı attı.

Alınan 3 puanla lige, şampiyonlar ligine tutunmanın dışında, benim için en önemli artısı, nefret ettiğim Carole'nin iyileşmiş olsa bile bu hafta oynamayacak olması. Eksisi ise Sabri kabusunun devamı. Savunmayı 4 kişiyle kuracaksa Cavanda oynayacaksa, Sabri bu takımda 5 yıl daha bize zehir kusturur.

Ulu Cerrah, bir maçı 5 maç gibi oynayarak ameliyat üstüne ameliyat yapıyor. Kobay'ın sahibi yok, Linnes'i sağ bek oynatsa, bu sezon ilk defa 18 içinde gördüğümüz hücum beki, son vuruş, son paslarda daha etkili olacak. Olsun dene, bir daha ki maç kaleye geçir. Tolga oyuna girerken sandım ki 1-1-8 sistemine geçiyoruz, bakalım nasıl görünüyor? Stopere geçti, stoper Cavanda sağ it olarak koşmaya başladı. Maçın boyunca zevk yapan, laubali nefret edilesi yedek sağ it Yasın, sağ beke geçti. Penaltılardan birini Muslera kullansaydı, 11 hatta 14 kişinin yeri aynı maçta değişmiş olacaktı.

Umut yok mu? var fazlasıyla var, bizim pis ligimizde Şampiyon olmak için çok büyük kadrolar gurup, unutulmaz maçlar oynamak gerekmiyor. Şu anda bile 8 puan fark varken, sebebini bilemediğim Devlet desteği, hakem emri Beşiktaş'tan elini ayağını çeksin bu takım yine de Şampiyon olur. Beşiktaş bir maç yenilsin, korkudan 4 maç daha kaybedecek. Fakat bu olmayacak, Kurulan pusudan bu sezon için kurtulabilme ihtimali yok. Bizim umut dediğimiz, gelecek sezonların takımı, geleceğin Ulu Tudor'u. Varsın pratik yapsın elindeki çöplerle. Deneyerek, yanıldığı hamleyi bir daha yapmayarak, çok kısa zamanda prof.luğa terfi eder.

Selçuk İnan'daki değişim, Hoca için umutlanmamızın somut göstergesi. Mide bulandırıcı yan paslar, geri paslar yerini çoğu milimetrelik uzun derin paslara bıraktı. Lanet olasa bir hücum girişimi için yapılan 30-40 gereksiz pastan vaz geçildi. Çalımla, ver kaçla adam eksiltme, kaleyi bulduğunda şut, beklerin rakip korner bayraklarıyla aynı kadraja girmeleri, seyredenlere zevk veren, oynayanlara hakem biraz daha maçı uzat diye yalvarmaları. Savunmanın boyunun uzaması, çalımcı Rodrigez'in golle tanışması, Selçuk'un oyundan çıkarken trip yapmaması, Muslera'nın zayıf maça rağmen 1 dakika bile maçtan kopmaması, Ahmet Çalık'ın da deneme hamleleri, antrenmanları yapması, taraftarın farklı skora rağmen Dursun'u istifaya çağırması, Galatasaray'a handikaplı oynayacak olanların çoğalması, Ulu Tudor, taraftar, tüm futbolcular, hepimiz için tam bir Deneme Tahtası'ydı, Adanaspor.

Gider ayak en ufak bir çirkeflik yapmadılar, maçı öldürmeye, tabelanın artmaması için pisliğe bulaşmadılar. Çok kötü futbolcularıyla, 4-0 dan sonra 2, 3 defa gol aradılar, pozisyon buldular. Gerçekten, kelime manasıyla güle güle gittiler. Biz ne ağlaya ağlaya gidenler gördük.

Ah ulan JOR, bir kaç maç daha erken kovulsaydın olmaz dı sanki.

29 Mar 2017

Altınordu; Ülkemizin Büyük Takımları


İstanbul'daki hamam parası olsun.

Çocuklar bilmezsiniz, bizim zamanımızın mahalle maçlarında, tartışmaya açık golün bedduasıdır. Çirkef takımın çirkin çocuğu itirazı lehine sonuçlandırır, ezilen takımdan biri metazori kabul ettiği sonuçtan sonra attığı gol sayılmaz mutlaka bu tekerlemeyi yapar,

Altınordu İstanbul'da top oynadığı zamanlar, Beşiktaş Jimnastik Kulübünde, Dolmabahçe Sarayının atlarının boklarını temizleyen gençler henüz atlama beygirindeydi. Konu dışı da, 1903 ten beri Jimnastik yapan takımdan bir altın madalya kazanan var mı acaba? Yoktur, olsa duyardık.

Papazın Çayırı hamam parası olsun Şükrü'ye. Saraçoğlu Stadı Evliya tarafındaki kaleye Fatihamız olsun.

Biz İzmir'e gidiyoruz, hani şu Mustafa Kemal Paşa'nın, çiçekler açtığı dağlarından Kuvva-i Milliye erlerini indirdiği İzmir'e.  Son yunan askeri son kayığa bindiğinde kurduk ülkemizin en büyük takımlarından İzmir patentli olanı. Zafer, Hilal, Kurtuluş da olabilirdi, Bir Türk İmparatorluğunun adı verildi.

Son Ulusal Takım maçında iki Altınordu'lu olmasıyla gündeme geldi, yazık, biz çok önceleri varsayımda bulunmuştuk oysa.

 cumhüriyet ilan edilmemiş olsa fenerbahçe yerine şimdi sadrazam talat paşa'nın takımı altınordu'yu izliyor olacaktık.



26 Mar 2017

Adam Sandıklarımız; Ersan Çelik


Bitti sanmıştım yıllardır yazmıyordum. Biter mi tohumu 5 para etmeyenler? yulaf, arpa tohumu bile bunlardan azdır, hele konu Galatasaray ise çim kadar çoklar, ömrümüz biter bunlar bitmez.

Bıyıklıgiller familyasındandır. Tanburacı'nın Sakallısı. Fatih Terim birinin bıyığına küfür etmişti, sakallıya etti mi bilmiyorum, etmediyse büyük eksikliktir, yerine ben ediyorum.

Kaldı ki hepiniz bilirsiniz, Fatih Terim'i Parken'de, Popescu'nun penaltısından sonra yere oturup, zaferi tek başına sahiplenmesinden beri sevmem 10 larca saldırı yazısı yazdım, sanıyorum Sakallı'da sevmiyor, O sevmiyor diye ben sevecek değilim elbet çocuk gibi, zır cahil gibi. Yeri geldi safımızı da belirleyelim, Fatih Terim bir yerde gırtlağına çökse bu yaratığın bir yumruk da ben atarım.

Fatih Terim düşmanlığından ekmek yiyen az sayıdaki Galatasaray Şebeğidir. Ünal Aysal da kolpasını yutmuş Terim'i eleştirme şartıyla GS tv de yorum yapmasına göz yummuştur. Gerçi kimse izlememiş, dinlememiş kovulmuştur o ayrı.

Hangi kaba koyarsan o kabın şeklini alan sıvıdır, Rıdvan'ı sevmez (Biz de nefret ediyoruz o ayrı) deseler ki, NTV Spor'dan Rıdvan'ı kovup, seni alacağız, ağaçtan ağaca atlayarak, yere asfalta basmadan Ankara'ya kadar gidebilir.

Evinde mi, ofisinde mi bilmiyorum? Fonda Atatürk ve Türk Bayrağı yorum yapar, ne yalan söyleyeyim ben de takipçisiyim, bazen seyrederim, hatta yazdığım yazıları ona da tevcih ederim, bu yazı bitiminde takibi bırakacağım, muhtemelen o da beni  takipten çıkaracak. Kısa videolarda sisteme muhalifmiş gibi bir şeyler zırvalar, çoğu da benden arakladığı şeyler.

Galatasaray'ın Bedri Baykam'ı gibi diyeceğim de, Bedri'yi kim adam yerine koyar ki. Hoş burada arkadaşımızın yazı konusu olacak kadar adamlığı var mı? ben de şüpheye düştüm de, tetiğe çektik bir kere. Bir satır yazdım mı, çöpe atmam, yayınlayacağım.

Nereden aklıma geldi? Dünden beri GS Divan'ına giydiriyor, biz de.

Ama biz aklı hür vicdanı hür Büyük Galatasaray Taraftarıyız. Sebebimiz başka. Bu işsiz duyumcu yorumcu Sakallı, aklı sıra konjonktüre haber yolluyor, bana da bir çanak ayarlayın diye. Hakan Şükür'ü atmaları lazımmış. Atmadıkları için Genç Galatasaray üyelerine sövüyor. Biz de sövdük, tarihimizin en kötü Başkan'ını ibra ettikleri için. Hakan Şükür'e saygılarından dolayı da alkışladık.

Ey Sakallı, ortam çakalı. Hakan Şükür'e Ramazan'da gol orucuna giriyor diye biz sövdük, antrenmanlardan sonra çocukları şizofren dergahlarına götürdüğünde biz deşifre ettik, siyasete girme diye biz yalvardık, girdiğinde tv yorumlarını protesto edip biz seyretmedik. Dortmund'da, Parken'de de biz ağladık, Elland Road'a gidemedik, alkol komasına da giren bizdik. Galatasaray efsanelerinden çıkarmaya cür'et edenlere de en büyük küfrü biz ediyoruz. Bu hakkı kendimizde fazlasıyla buluyoruz.

Biz polis değiliz, gardiyan değiliz, Tanju Çolak Mercedes çaldı hapse girdi diye Neushatel maçını, Monaco maçını yok mu sayalım. Feto'cuymuş, Feto'ya ilk duyduğundan beri küfür edenler parmak kaldırsın dense 1000 kişi çıkmayız  bu ülkede. Sanki F16 ları Hakan Şükür kullandı, sanki bayrağın üstünde tepindi. Sanki Hakan Şükür Büyük Galatasaray taraftarını da kendi inançları yönünde maniple etti. İnşallah Feto'cudur, inşallah darbe girişiminde parmağı vardır, yakalanır ömür boyu yatar da hepimiz götümüze kına yakarız. Beter ol deriz, döneriz attığı golleri seyreder seyreder ağlarız.

Sakallı; Galatasaray Taraftarından sana ekmek çıkmaz. Takipçin artmaz, Ersan Tv reyting yapmaz. JOR'u kovdurmak prim yapsaydı, beni Bien TV spor müdürü yaparlardı, JOR'u,Yekta'yı, Umut'u, Aydın'ı, Olcan'ı kovdum 5 takipçi gelmedi. Fatih Terim'e saldırdım diye kaç Galatasaray Platformundan kovuldum. Sana da yedirecek değilim elbet. Şimdi hazır fırsat çıkmışken Hakan Şükür'ü bahane ederek, Galatasaray'a saldırırsam bir delik bulur bende çıkarım lağımdan diyorsan, yolun doğrudur. Lağım kanallarından birinde Galatasaray Maymunu olarak iş verebilirler.  Keşke verseler, verseler de görsen nasıl bombardımana tutacağımı.

Galatasaray muhalefet partisi değildir, iktidar partilerinin can düşmanı olmuştur tarihi boyunca, Hakan Şükür bir Galatasaray efsanesidir, bir halk kahramanıdır, sayesinde kim bilir kaç çocuk zarı kırmızı zıbınlara sarılmış, ilk nefesleri Cim Bom Bom diye bağırttırılmıştır. Ne yazık ki 1 elin parmağı kadar da azdır.

Hakan Şükür'e saldıran Galatasaraylı, Cami Duvarına işer.  Sakallı bir kademe daha ileriye gitmiş, biz de ADAM sanmıştık kendisini.



24 Mar 2017

Eskişehirspor; Büyük Boy Baş Altı Takımı


Bir zamanlar en büyüklerdi, estiler.

Öyle kavak yeli gibi, Bodrum meltemi gibi değil çocuklar, kasırgadan beter estiler. Burhan'larıyla, Kamuran, Fethi, Şevki, Ender'leriyle, İsmail'iyle bir destan yazdılar. Ulusal takıma en çok oyuncuyu onlar verdi, 40.000 kişilik Mithat Paşa Stadyumu'na 30.000 kişiyle Kırmızı Şimşek çaktırdılar. Galatasaray'a Fenerbahçe'ye gider yapan ilk Anadolu takımı oldular.

6 yıl hüküm sürdüler. 3 ünde direkten dönüp 2.oldular. Bırakmadılar, diğer 3 sezonunda da 3. oldular. Kanıma dokunuyor, ülkenin ilk 20 takımına giremeyecek olan Beşiktaş'ın tepemize karga boku gibi sıçmasındandır bu yazdıklarım. İnanmayın, Eskişehirspor, Beşiktaş'tan fersah fersah büyük takımdır. Ülkemizin büyük boy başaltı takımıdır, Vefa gibi, Göztepe gibi, Alibeyköy Adalet gibi,

Özel trenlerle gelirlerdi Haydarpaşa'ya, 10 larca vapurla geçer, Karaköy'den, Dolmabahçe'ye marş söyleyerek gelirlerdi. Eskişehir'e gitmek, Plevne'ye gitmekten daha beterdi. Ah be, o zamanlar 100.000 kişilik statlar olaydı da, dost düşman taraftar göreydi. Amigoluğun raconunu belirlemişti Orhan. Sahanın ortasına indiğinde tribünler titrerdi. Kırmızıııııı, Şimşekleeeeeeer, Es Es Es, Ki Ki Ki, Eski Eski Essssss.

Bir hikayesi olmalıydı ülkemizin büyük takımlarının. Eskişehirspor'un fazlasıyla vardı. Kareografi yapmasını onlar öğretti, taraftarı futbolcular gibi antrenman yapardı, hafta içinde Atatürk Stadı Maraton'unda toplanır, maçta yapacakları kareografiyi, tezahüratları çalışırdı. En çok onlar ceza aldı, cezalı maçlara bile gittiler, stadın etrafından tezahürat yaptılar.

Büyüklük anlatılacak hikayedir, nesilden nesle aktarılacak tarih birikimidir. Ürkütmektir, Es Es le maçımız var dedirtebilmektir. Fazlasıyla dedirttiler, estiler  kafalarına sıkıp gittiler. Sistem bozuk, akvaryum pislendi, temiz balıklara yer yok, yaşayamazlar. Bekle Eskişehir, sakın gelme, gelirsen ilk sen gideceksin. Belki bir gün gelir, çöplük temizlenir estire estire gelirsin, bandolarla marşlarla dönersin.

Umarız o büyük günleri görür, büyük Es Es maçlarında tribünlerde omuz omuza naralar atarız, Es Es bandonuz çalar Eskişhehir Marşını söyleriz,

Eskişehir Eskişehir Yalçınkaya sarp yeri,
Kalelerden pek kuvvetli içindeki askerleri.

19 Mar 2017

Dik Oynadılar; Trabzonspor 2-0 Galatasaray


Hakemden başlıyorum, severim, Galatasaray lehine en ufak bir hata yapmayan hakemler gözümde kahramandır. Hakemlik şebekesinin turnusoludur Galatasaray maçları. 20 kişinin çıktığı kafada Tolga'nın parmak tüyüne değen topu göreceksin, Selçuk'un, Semih'in yaka paça indirilişini görmeyeceksin. Çizgi üzerinde rakip 10 kişi, Selçuk son yılların en büyük futbolunu oynuyor, çekilen şut, elle karşılanıyor, sarı, vermeyeceksin. Versen yüzde bin beş yüz atar, gözlerine katarakt inecek çalmayacaksın, çalsan adam pardon hakem değilsin. Severim, çok hoşuma gider. Büyük takım taraftarlığının belki de en büyük aksiyonudur hakemi de yenmek.3 değil 30 puan alırsın, rakipleri çökertirsin, bir sonraki maça galip başlarsın.

Devam ediyoruz;

2000 li yılların, devamında Hasan Şaş'ın, Melo'nun takımında defalarca gördük. Hakemin 2-0 yaptığı, hocaların tamamının atıldığı maçları izledik, unutulmazdı, ulu takım refleksi, taraftarı biraz daha taraftar yapmıştı. Dün geceki maç ta unutulacak, Sen büyük takımsan yıllardır, başı önde horon tepen Karadeniz'in deli dalgaları hortlamış, kafalarını kaldırmış maç bitmeden kol bastıya geçmişken geri dönersen o maç unutulmayacak.

Trabzonspor'un ülkenin en büyük takımı olduğu yıllarda İnönü'de 9 kişi kaldığında yendiğin maç, kupa finalinde 1-0 yenildiğin maçın rövanşında İnönü'de, takımın yarısı cezalıyken kapalı tribünün çeyreği kadar Galatasaraylı tepinirken iki defa ışıklar kesilirken Fatih Terim'in penaltısıyla kupayı aldığın maç unutulmayacak.

Kapatıyoruz bu bahsi;

Dün geceki maçı çabuk unutulacak sıra maçı olarak zabıtlara geçirenler, yazıklar olsun.

Galatasaray artık sıradan bir PTT ligi takımı, hangi takımla oynasın hiç bir maçı berabere bile kalamayabilir. Gol atımı için hiç bir plan yok. Hoca hamlesiyle somut değişikliklere gidilmiş,ne var ki bu değişimin Büyük Takım futboluna bir katkısı yok.

Yıllardır bizim aklımızdaydı, Galatasaray'a sağ bek yakışmıyordu. Varsın 3 kişi oynasınlar, sağ önde oynayan it, biraz daha fazla efor sarf etsin, o taraftan gelebilecek ataklara müdahil olsun. Sonra da top bize geçtiğinde sol tarafımız iyi atakları oradan yapar sağ iti dinlendiririz. Ulu Tudor ameliyata buradan başlayınca umutlanmıştım. Esastan aynı fikirdeyiz, savunma 3 kişi, ama homojen dağılım yok, yani 3 kişi orantılı yerleşmemiş, sanki 4 kişi gibi ama sağ bekte kimse yok. Bu yüzden kimsenin olmadığı yerden bom boş, halı sahalardaki ihtiyar maçlarında bile yenmeyecek goller yedik.

Kafa golü yiyen savunmacılar yemek ısmarlayacak, Bu cimriler çorba ısmarlamamak için bile kafa golü yemezler. Beyinsizler yanlış anlamış, kafa golü yemedik usta, kornerden gelen topu ayakla attılar, yardımcı da olduk. Kornerden gol yiyen takım aptaldır, ağır çekime bir daha bakın, top 5-6 saniye havada, üstelik gelişi güzel vurulmuş, ivmesi yok, havadan alçak düşüşe geçmiş, kaleci dahil 11 Galatasaraylı topa bakmıyor, topun düşme ihtimali olan yerde rakiple cebelleşiyor. Kaçın top değil, atılan atom bombası.

Yan toptan çok gol yedik diye Hoca kovduk, tüm savunmayı değiştirdik, şut çektirin dedik, Muslera yemez dedik, geldiğinden beri en çok şut golünü son maçlarda yedi. Delik çok büyük, çamurla sıvamayla kapanacak gibi değil. Dere geçerken at değiştirilmezmiş, At ölü, derenin tam ortasında yıkıldı, yüzmeyi bilen kurtulacak.

Maçla ilgili söyleyecek bir şey yok mu? Var, istesem 5 sayfa yazarım, sadece şunları söyleyip kapatalım. Selçuk İnan çok iyi oynadı, Semih Kaya kendi ortalamasının üzerinde, Cavanda ise belki de kariyerinin en büyük maçından çıktı. Yasin iğrençti, bugün maçı verme şerefi de ona ait oldu. Tavla bile bildiğinden şüpheliyim, de beyni olmadığı garanti. Korner olacağına penaltı olsa daha iyi, en az yarısını kurtarır, Korner demek yarım gol demek, 2 dakika önce 360 derecede istediği yere vurabilecek iken topu kornere attı, mucize gol olmadı, tekrar kornere attı, topu kendi kalemize attık. 2. gol ise klasik, nostaljik, aptalın biri kaptıracak, yandan içeri top kesilecek, biri vuracak o top milyonda bir ihtimalle gitmesi gereken yere gidip gol olacak. Başka da pozisyonları yok, bize  verilmeyen 3 penaltı var, muhtemelen Trabzon 8 kişi kalacak. Ne var ki yandığım bu değil, takımda hiç kimse itiraz bile etmiyor, sanki yenemedik diye seviniyorlar, buna yanarım ben.

JOR'la kıyaslayacak değilim, hoca değildi, istikbali yok, muhtemelen köyünün göletinde balık tutuyor salakların parasını nasıl aldım diye de köylülere anlatıyordur. Kurnazmış, risk almayarak hayatının riskini almış meğerse. 8 savunmacıyla çık, aranızda paslaşın, topa en çok değen Muslera olsun, Sneijder, Bruma atarsa atar, atmazsa hep beraber yeriz küfrü. Bunda deli cesareti var, her maç tekerlekleri hileli kumarhanede rulet oynuyor. Top tam düşerken, dealerin bir anlık gafletiyle koyduğu numaraya geldi son iki spinde 4 puan fazladan aldı, Dedik yalan var, hile var, ve sen mutlaka donunu da kaptırıp döneceksin. Dua et ki 10 kişi kaldılar, Karadeniz'in uzun eğri burunlu insanları seni dikip dikip tepende halay çekerdi.

Bitse de gitsek diyoruz ama daha çok maç var, çile çekilecek gibi değil, biz ne sezonlar gördük başlamadan biten, bu sezon hiç birine benzemiyor çocuklar. Bu kadar mı düşülür, 2 sezonda 6 hoca değişti, Galatasaray Başkanı başta bütün yöneticiler hırsız, bir şeyler uğruna takımın yenilmesi için kumpas kurmuşlar.

Şimdi önümüzde oynayacağımız tek maç kaldı. 20 şer 30 ar Galatasaray-Fenerbahçe Başkanının kurduğu futbol sistemini, Aziz'e ortak olan Dursun bitirdi. İki leş takım Papazın Çayırı günlerine döndü, Zaten Ülke konjonktürü de uygun, her şeyimizle 100 sene önceki hayatı yaşıyoruz. Nasıl olsa ucunda kupa yok, puan yok,  Fenerbahçe siyah çoraplarla çıksın, boğazı sandalla geçsin, at arabalarıyla pikniğe gelir gibi Maslak'a gelsin ava çıkalım. Biz Hasnun Galip'i, Leblebi Mehmet'i çağıralım,  Gayın-Sayın'lı formayla çıkalım. Yeniden başlayalım.

Fenerbahçe- Galatasaray'ı sistemden çıkardılar, neyin bedeli yakında anlaşılacak, Medyadaki GS-FB maymunları şimdilik  dallarda bir birleriyle dik oynuyor, bilmiyorlar ki bu iki takım olmasa aç kalacaklar, Suriye'li dilencilerden beter olacaklar, çöplerden fıstık arayacaklar.

Sezon bitti, ülkede futbol bitti, amatör maçları 30 ar bin kişiye oynayan Kocaelispor, Ankaragücü takımları yerine 100 kişiye Şampiyonluk maçına çıkan Hükümet takımları hüküm sürdüğü sürece daha beter olacak. Galatasaraylı için tek teselli, bu sezonu da yıldızlarımıza ortak almayarak kapadık.

Daima dik oynayın Karadeniz fırtınası, Ülkemizin en büyük baş altı takımı, çekiliyoruz izzet-i ikbal ile sahne sizin.

Acımız, yaramız büyük, Galatasaray, kayıtsız, koşulsuz, kongresiz, seçimsiz Büyük Galatasaray Taraftarınındır, kravatlı eşkıyalardan teslim alıncaya kadar savaş sürecek, hepimize geçmiş olsun.

17 Mar 2017

Ankaragücü;Türkiye'nin En Büyük Takımı

Nedir en Büyük? Kimdir? Hangi takımdır?

Kupa büyüklüğü ise şayet, Galatasaray'dır, En çok Şampiyon olan takımdan bahsetmiyorum, konjonktüreldir, yarın bir takım çıkar 6 sezonda 5 defa Şampiyon olur seni geçer, geçmedi mi? Bir zamanların Trabzonspor'uydu o zamanın en büyüğü. Ondan önce Eskişehirspor'du, 3 şampiyonluğu direkten dönmüştü, Bolu, Malatya, Göztepe, Kocaeli, Adana'da diklenmişti bir zamanlar, o değil yani. Hangi takım Dış Hatlar Terminalinden elinde 3 Avrupa kupasıyla iner, o takım en büyük kupa büyüğüdür, ama yetmez, Galatasaray'ın bir de Mekteb-i Sultaniye'den fışkıran, önlenemez, geçilemez kültür büyüklüğü vardır. Kategori dışına çıkarıyoruz.

Futbol bir endüstridir artık, bir para havuzudur, tankıdır, ve bu tanka en büyük parayı Fenerbahçe aktarmaktadır. Yenilir, yener, Şampiyon da olur rezil de, en çok o konuşulur, en çok o okunur. Fenerbahçe olmasa Medya maymunlarının hemen hemen tamamı, sokaklarda fıstık dilenir, para büyüğüdür, yarın bir gün bir kasaba takımını Katar Emir'i alsa bile yerine geçemez. Milyonlarca Fenerbahçeli çöp almaz, tv seyretmez, gazete okumaz, batarsınız. Nitekim şike yaptığı kesin olduğu halde sadece bu sebepten infaz yapılamamıştır. Fenerbahçe'yi de kalburla eliyoruz.

Ve açılıyoruz, futbol büyüklüğüne.

Tartışma sıfırdır, ülkenin gelmiş geçmiş en büyük takımı Ankaragücü'dür.

Beşiktaş'lı biz eşşek başımıyız diye itirazda bulunabilir, Cevabım kısa ve nettir. söz konusu futbol büyüklüğüdür ve sıra size gelene kadar Alibeyköy Adalet, Vefa, Beyoğluspor, Altınordu, Karagümrük, Feriköy, İstanbulspor gibi tedavülden kalkan takımlar vardır sizden büyük olan. Senin büyüklüğün Şenol Güneş şikeyle şampiyonluğum gitti demesin artık diye verilen sus payı 12, hakem ve devlet desteğiyle verilmek üzere olan 13. Şampiyonlukla sınırlıdır. Trabzon yeniden şahlanıp 6 Şampiyonluk alsa Beykoz'a dönüşmen uzak ihtimal değildir.

Ankaragücü büyüktür,

Zeytinburnu'nda silah tamiratı ve imalatı yapan işçiler tarafından kurulmuştır. İşgal yıllarında mahalli ligte oynayan yabancı takımlarla oynamayı reddettiği ve daha önemlisi, Kurtuluş savaşı başladığı, silahın Kuva-i Milliye'ye gerekli olduğu için, makineler, ham meddeler, ustalar, işçilerle beraber Ankara'ya taşınmış, Sanatkarangücü'nün Ankara'ya uyarlanması, Altınörs'le birleşmesi sonucu Ankaragücü'ne dönüşmüştür.

Kurtuluş Savaşı takımıdır, İsyanın öz kardeşidir, cehennemin diğer adıdır İşçi emekçi, gariban ocağıdır. Kendine özgü bir taraftarı, bir sloganı vardır, ''Bastır Ankaragücü'' mottosudur. Taraftarı Gecekondulardan gelir, nerede maçı varsa oradadır. Takımına küsmez, tabeladaki yerine bakmaz, oynadığı ligle ilgilenmez. Amigo Sefa'nın çocukları için Ankaragücü forması neredeyse oradadır. Dünyada hiç bir takımın taraftarı, 3 lig alta düşürüldüğünde bir birine bu kadar sarılıp dayanışamamıştır.

Başkent takımıdır, yerini İstanbul takımları tutamaz, İstanbullu taraftarlar 3 büyük parçaya bölünmüştür, Dünya'ya meteor çarpsa sadece bir İstanbul takımının peşinden gitmez, İzmir'de öyledir, Göztepe'nin mi, Karşıyaka'nın mı, Altay'ın mı bayrakları altında bağıracaklar? Ankara için belki de Dünya'da tektir. Gençlerbirliği'nin statükocu, nostaljik 1, 2 bin taraftarını ihmal edersen koskoca ülkenin Başkenti, Ankaragücü bayrakları altında 100.000 kişilik stadı, efeler gibi bir takımı olursa her maçını tıklım tıklım tribünlerde oynar.

Hodri meydan, ülkenin her hangi bir şehrinde Ankaragücü'nün maçı olduğundaki heyecana, kardeşliğe, dayanışmaya bakın, bir de 3.büyük diye maniple edilmiş Beşiktaş'ın maçına. Gerçeği zift medyasının lağım fareleri değil, sokaklar, tribünler söyler. Gurur sizin, güç sizin, alayımıza gider yaptığınız Büyük Takım Taraftarlığı, alayınıza ananızın ak sütü gibi helal olsun.

Büyüklük, isimdir, tarihtir, taraftardır, imajdır, huydur. Parayla, kupayla Şampiyonluklarla satın alınamaz, satın alınamaz şeylerin ne kadar çoksa o kadar büyüksün.

Büyüksün Ankaragücü, yolunu gözlüyorum, Ankara Garında, Gençlik Park'ında yediğimiz dayağı bile özlüyorum. Yenilgin yastır, haydi bastır.

Diren.

11 Mar 2017

Florya Survivor'ı; Galatasaray 3-2 Gençlerbirliği


Tweterla JOR'u kovduk, Ulu Tudor'u takımın başına geçirdik. Gerçi kadı çoktan sikilmişti kapıyı çok geç kapadık. Ne var ki delik büyük, yara ağır, serumla iyileşmiyor, morfinle ağrı dinmiyor, kadro gurubu değil çöplük. Suriye'den bir işgal şehri daha kaçıp gelse Florya'ya çöp toplamaya gitse komprador olarak ülkesine geri döner.

Kadro dışı paketini cebine koy öyle gel dedik, esastan dediğimizi yapıyor da usul farklı. Başka türlü kadro dışı bırakıyor, yarısı idmanlarda taklaya geldi, kalanlar da maçta sakatlanıyor. Peşimizde kal İgor, daha ağır idmanlar yaptır, kalanların yarısını da sakatlamazsan adam değilsin, kalan sağlar savaşır, oynatırız.

Adaleleri atıyormuş, beyni dönüyormuş yatarak para kazananların. Bizim beyinlerin röntgeni çekilse yarımızda tümör tespit edilir, MR tüneline girsek bacaklarımızı alçıya alırlar. Kopsun o koşamayan bacaklarınız.

2 numarayı iptal ederek ilk somut devrimi gerçekleştirdi. Klasik 2 numaramızın götünü doğarken evliyalar yalamış, kurtulamayacağız, sakatlanmayacak, ne yaptı yaptı tekrar girdi. Ulu Tudor sağ bek tapusunu yüyürlükten kaldırdığı için 6 numara yerinde oynadı. Allahı var, çok uğraştı son dakikalarda galibiyeti önlemek için. Kornerden gelen topa uçarak kafaya çıktı, Muslera tanımasa Sabri'ye güvense uçmayacak, kornerden direk kalemize gol girecekti. Yetmedi atamadı, 3*2 den sonra yarım dakikada 4 taç atışını rakibe teslim etti, 3 dakika daha olsa sezonun en büyük oyununun adını yenilgi yazdırması içten bile değildi.

2 numarayı atarak 4 numarayı da topçu yaptı. Geçen maç Semih, bu maç Ahmet istikballeri göklerde aradı. Ahmet Çalık zıplamaktan kanguruya dönüştü. Emre Aşık'tan beri ilk defa bir stoperin bu kadar çok kafa topuna çıktığını gördüm. Sabri girmeseydi, takip ediyordum, 7 numara ataklarda sağ bek görevi üstleniyordu. Top bertaraf edildiğinde de atak sol taraftan şekilleniyor 7 numaranın aktif dinlenmesi sağlanıyordu. Yaşlı Hakan malulen emekli olunca 7 numara da sola geçti, radarımdan çıktı.

Hep  söylerim korner olacağına penaltı olsun, yarısını kurtarır, kurtardı da. Hakeme söyleyecek lafım yok, işi bu, Galatasaray'ın puan kaybetmesi için 5 gözlük daha takacak, kartal gibi görecek parmağın tüyüne çarpan topu. Geçen haftaki hakemin yaptığı ölümcül hatayı yaptı. Son dakikadaki faulü bu salak da verdi. Muhtemelen her hafta papaz pilav yemez diye düşünmüştür, atamaz demiştir. Galatasaray'ın galip gelmesi için ya en az 3 gol atması, ya da galibiyet golünü son dakikada bulması lazım.

Özellikle ilk yarı son yılların en büyük topunu oynadık. Takım koşuyor, üstelik boş koşu değil, dönen her topu kaptık, çok açık ara oyun üstünlüğünü tuttuk, Muslera bile takıma güveniyordu, maçın başındaki golü takım kötü oynarken kesinlikle yemezdi. Bu büyük oyuna az kalsın limon sıkılıyordu. 5 metre ofsayt, yan hakem kaldırıyor, Muslera hakeme güvense topu bıraksa ne olacak şerefsiz. O bizden daha iyi biliyor kansız olduğunuzu da ne olur ne olmaz diye atladı.

Bir de anlamadığım şey anlı şanlı Hocaların kornerlerden nasıl gol yedikleri mevzusu var. Kimi adam, kimi alan savunması yapıyoruz diyorlar, ikisi de aptal. Korner atıldığında, atan, kendi kalecisi, en az 5 savunmacı gol bölgesinde yok, yani en fazla 5-6 adam kafaya çıkacak. Sende 1 i elle dokunma hakkı olan 11 kişi, ne savunması. Tam korner atılacak, tv gösteriyor itişme didişme, kaçışma, alarm çalmış gibi, topa bakan yok. Bırakın lan savunmayı adamı, topa bakın en yakın iki kişi çıksın kafaya, bir tane gol olmaz. Hadi çıkamıyorsun, alın size kesin çözüm, hiç biriniz çıkmayın 5-6 kişi kaleye geçsin, her topa Muselera çıksın, eliyle alamadığı topa vuran olursa kalecilerde sıçradı vuramadı, üstten girerse de kader utansın. Şimdikinden daha fazla gol pozisyonu olursa eşşeğim.

Selçuk İnan bile ilk yarı iyi oynadı, ikinci yarı adalem atmasın benim de diye düşündü, o da klasiğine döndü, ne var ki takımın en büyük frikikçisi, özellikle kaleye yakınken. Ben olsam çıkarırdım, çıkarmayan da muhtemelen son dakikalardaki serbest vuruş olasılığını düşündü. Sneijder'in haberi var mı bilmem? bugün bizim Dış işleri Bakanını  Hollanda'ya sokmadılar, belki de aklındaydı, bir iki Sabri pası attı, ama o Sneijder'di, Podolski'ye insanlık dışı pas attı.

Tolga Ciğerci kuruluş ayarlarına döndü, Muslera'yı saymazsak, takımın en iyisiydi. Eli açık kafaya çıkma aptallığını yapmasa bu gece sadece ben değil bir çok kişi de yanı fikirde olacaktı. Rodrigez'de ilk 11 topçusu olduğunu hissederse beklentimiz Bruma'yla sağlı sollu öldürücü deparları zevkle seyrederiz. Fener'in, Beşiktaş'ın aldığı 3 er puanlara bak, bizim can çekişe çekişe aldığımız 3 puanlara. Olsun öldürmeyen  acı güçlendirir. Fener maçına sağlam 11le çıkabilirsek o sene bu sene.

Dokunulmazlık senin Ulu Tudor, aç bırak, kokonat yesinler, çalının altında yatsınlar, güçlü olan kazanacak, zengin olan, çete lideri olan değil. Takımın winner özelliği hortladı, bu maçın 3 puandan daha önemli olan özelliği bu oldu. Bu hafta idmanları dikkatle takip edeceğiz bakalım kim ben bittim diyecek. Umarım kasları demirden olan Sabri'ye vurur piyango.

7 Mar 2017

Ah Hakem Ah; Antalya 2-3 Galatasaray


Ulan hakem, o dakikada faul verilir mi? maç bitti, hadi basiretin bağlandı verdin, gol olacak değil ya dedin çaldın. Aksi gibi gol oldu, bas faulü Eren'e ittin de, düdük dudağına mı yapışacak? Sana mı kalmış iki maçın iki hakeminin 2 takıma verdiği 4 puanlık boku temizlemek. İşler yolunda gidiyordu oysa, Bruma'yı attın, kara beladan kurtuldun.

Ne yapmış çocuk sus işareti, Noi Camp'ta yaparsın 100.000 kişiye gıkları çıkmaz tınmazlar sus işareti kimseyi sinirlendirmez, öfkelendirmez vermezsin, Kadıköy'de 3 kişiye sus der, tellere çıkarlar delirirler çalarsın kırmızıyı. Antalya'da ne oldu acaba? kim delirdi, niye susun dedi? belki adama Bruma'ya muz attılar, belki sürekli küfür ediyorlardı, görevini yaptın memnun oldum. Görevini yapan memurları çok severim. Galatasaray'a karşı kendin voleyle gol atsan daha çok severdim. Benim için iyi hakem Galatasaray'ı yakan, doğrayan hakemdir. Hakem marifetiyle 1 puan alacağıma hakem yüzünden 10 puan kaybedeyim razıyım. Büyük takımsan hakemi de yeneceksin. Galatasaray'san hakemi yanına değil karşına alacaksın, her maça 1-0 yenikmiş gibi başlayacaksın. Chedju'ya faulü verecek başını belaya sokacak, lağım medya maymunlarına meze olacak kadar salak olmadığına da mutlu oldum.  Ah o lanet olası son saniye faulünü de çalmasaydın da haftanın hakemi sayılıp Galatasaray'ı 2 puandan da sen etseydin, olmadı. Bizi bile maçtan çok hakemi yazdırdın.

Ulu Tudor 1 kişiyi atarak takımı 12 kişiye çıkarmış. Gereksiz eleman Sabri yok, yerine de gereksiz bir sağ bek oynatmayarak ileride 1 adam fazla oynamayı akıl etmiş. Kim olursa olsun her Hoca, Sabri'yi oynatmasa bile yerine birini sağ bek oynatırdı, Sabri'yi oynatmayarak Semih'i de oynatmış oldu. Sabri-Semih paslaşmalarını görmedik, göremedik. Geride 3 kişi bir an evvel el bombası topu ellerinden çıkarmaya uğraştılar. Sağ bek urundan Galatasaray'ı kurtaran Ulu Tudor, sol bek çöpünü de pek yakında temizleyecek. Nitekim maç içinde operasyonu yaptı, bir ara savunmada sadece Jhed-Ahmet ikilisi kaldı.

Kafa golü belasını da bertaraf ettik, gerçi her maç gol yiyoruz ama bu yenen 4 gol organize ataklardan, bilinçli atılmış goller değil, devamı gelmez. Ya gereksiz faullerden kazanılan ölü top, ya bir futbolcunun aptalca hatası.

Eren Derdiyok'un somut, puan golleriyle dönmesi çok iyi oldu, yedek kalacak, sonradan girecek futbolcu değil. Ya ona göre oyun oynatacaksın, ya 18 e almayacaksın. Umut Bulut tipi kolpa golcü değil, 2 dakika kala girer, paramı alır yatar uyurumcu olmaz. Bariz bir şekilde hava topu üstünlüğü var, kanatlardan yappılması gereken, futboldaki en kolay iş, yağmur gibi orta. Yasin bey cevaplasın, 2 adam geçmek ver kaça girmek mi zor? Eren'e orta yapmak mı? Rakibin hocasına sorsan o sana söylerdi, Rıza gibi sıradan biri santrayı geçer geçmez Metin-Ali-Feyyaz'a yaptığı muz ortalarla futboldan ekmek yedi. Hadi Bruma çalımcı, gol atmaktan çok, çalım atmayı seviyor. Gol attığı pozisyonda, bir kişi daha olsa da çalım atsam dememişse ben bu boktan anlamıyorum. Halı sahalarda rastlarsın, top kaybı olacak diye gol atmayan atam tanıyorum. Bruma, Messi, Neymar, Hasan Şaş gibi futbolcular da bu stil. Yasin-Bruma, iş bölümü yapın, çalım futbolun en güzel görselidir, Bruma bassın çalımı hem kendisini hem bizi zevklendirsin, sen de Eren'e sık sık orta yap. Tabelaya oyna.

Son 5 haftayı yabancı hakemler yönetseydi, şu kötü dediğimiz Galatasaray liderdi. Farkın kapanması olasılığı yok, otorite aldığı kararı değiştirmeyecek, her şey planlandığı gibi gidiyor. Bize düşen Fener maçına kadar motivasyonu kaybetmeden cebelleşmeyi sürdürmek. O sezon belki de bu sezon. Yıllarca konuştular, hiç bir puan değeri olmayan farklı galibiyetlerini, hiç bir puan değeri olmayacak farklı galibiyetle diyeti ödemenin zamanı geldi. Şampiyonlar ligi halatına tutunmaya uğraşsak diyorum da boşa hayal, artık bu ülkede hiç bir 2. Şampiyonlar Ligi'ne kalamaz. Hırsız yöneticiler transferi geç yapıyor, kalamazsak elimizde patlar diye eleme maçlarının sonucunu bekliyor, eldeki futbolcular da tur atlamaya yetmiyor. Kısır döngü.

Beni formda tutan şey ise alınacak galibiyetlerden farklı. Her maça hangi çöpten kurtulduk acaba? diye hazırlanıyorum. Şimdilik elde var 1, Sabri, devamı gelecek, ben beklemedeyim.