
Galatasaray maçlarında yanılgım çok azdır. Bu maç yanıldım. Maç kadrosunu öğrendiğimde maçı 3-0 kaybedeceğimizi öngörmüştüm. Bursaspor'u gözümde fazla büyütmüşüm, bu maçtan sonra Sercan Yıldırım'dan da vazgeçtim. Bu Gökhan Zan'la Servet'i maymuna çeviremeyen istikbal vadeden futbolcuyu ben takımımda istemem.
Listeye bakarsan ligin en büyük maçı olması lazım. Uzun yıllardan sonra Bursaspor kafaya oynuyor, şehir takımı istim üstünde. Maç bayram günü oynanıyor, tribünler yemyeşil, tıklım tıklım, Galatasaray geçen hafta yenememiş, kaptan iyileşmiş, hava, saha mükemmel. Maçta gol pozisyonu yok. Yazıklar olsun böyle üst düzey maça.
Ben artık iyiden iyiye kıllanmaya başladım. Bir takım 1 ayda bu kadar kötü dönüşüm gösteremez. Bu adamlar Galatasaray'da yeni bir şey denemek için gelmiş olmasınlar. Hani yeni bir ilaç bulunur, 3. Dünya ülkelerinde denenir, aynı şey olamaz mı? Nerde görülmüş 8 tane kazmayla Şampiyonluğa oynayan takım? Arda Turan'ın bu maçta bırakın oyununu kaptanlığını bile göremedik. Maçta var mı yokmu belli değildi. Kolunda kaptanlık bandı olmasa kaptan kim anlayamayacağız. Belliki grip kimseye geçmesin diye kimseyle konuşmadı bile.
Ben artık yazmaktan bunaldım, bu takımın bu futbolcu tercihleriyle kazanması artık mucizelere kalmıştır. Ve maçlar geçtikçe de bırakın golleri, gol pozisyonları bile azalacaktır ki bu maç gol pozisyonu istatistiğimiz tersine tavan yapmıştır. Girdiğimiz gol pozisyonu sayısı yazıyla sıfırdır.
Devre biterken yanımdakilere sordum. Yanımdakiler de sıradan televizyon seyircisi değil, profesyonel Galatasaray taraftarıdır. Galatasaray'ın santraforu kimdir diye? Kimse bilemedi. Nonda'yı kenarda görünce az buçuk ümitlenmiştim. Oyun başlayınca Arda'yı ön ortada gördüm, helal olsun sana Neeskens Hocam.
Hiç bir futbolcumuza kızamayacağım. Hepsi mükemmel oynadılar çünkü! kabiliyetleri çerçevesinde mücadele ettiler. Kabiliyetleri işte bu maçta hezimet yemeyecek kadar. Gökhan Zan ile Servet Çetin ikilisinin baş çelişkisiyim. Bu ikisinin oynadığı maçları bundan sonra seyretmeyeceğim. Aynı şekilde küstüm çocuklar, Sarp ile Balta için de aynı şeyleri düşünüyorum. Hiç bir beklentim yok, bu maçta kaybettiğimiz için en ufak bir üzüntüm yok. Hatta inanın memnun bile oldum. Baştan söyledim bu kadro bu oyun yapısıyla ligin en kötü takımı Manisa'yı yenemedi. Beklerdim ki bu maçta bir değişiklik olsun. Ne yapalım biz futboldan, Galatasaray'dan anlamıyoruz demektir. Galatasaray'ın ceoları sistem diyor başka bir şey demiyorlar. Orta sahada 3 kazmayla oynayan, beklerinin tamamı kazma bile olmayan takımdan beklenen oluyor aslında. Ne yazmıştı büyük Türk spor medya sülükleri? Galatasaray çok gol yiyor. Sorunu çözdüler, allahları var son maçlarda takım fazla gol yemiyor. Ortalamayı 1 e indirdiler. Stoper baltalarına madalya verilmeli, madalya para etmiyor, dolar verilmeli. Gerçekten pozisyon vermiyoruz. Bu gidişle bundan sonra lig bitene kadar en az gol yiyen takım oluruz.
Nonda girerken Keita çıkıyor. Bu değişikliği Skibbe yapsa benden büyük küfür yerdi. Bu değişiklik, biz 1-0 yenilgiye razıyız anlamındaydı. Zaten ayağında prangalarla oynayan Manda yiyicisine kim pas verecekte o gol atacak?
Elano'ya acıdım, yine bu adam bence iyi oynuyor. Ben olsam topa ayağımı sürmem. 70. dakika bizim için çok önemli dakika. Sonuç ne olursa olsun dikkat edin bu dakikada oyuncu değişikliği oluyor. Değişikliklerin sonuncusu Aydın olunca biz maçı bitirdik zaten. İddia oynadık aramızda Aydın topla buluşabilecekmi diye?
Surinamlının eski karısı hastalanmış, apar topar ülkesine gitmiş. Hollanda'da bir Türk restaurantında maçı seyretmiştir. Kenarda eksikliğini hissetmedik. Geçen haftaki Manisa maçında alınan 1 puanla lidere yaklaştığımızı söylemişti. Bu maçtan sonra da umutlu konuşurlar, önümüzde çok maç var nasılsa, son 3 maça 8 puan geriden girsek bile olur.
Kaleye gelen topun gol olmasına 3 senedir alıştık. Leo artık topu oyuna elle sokmuyor. Hakan Balta futbolu bu sene bırakmış, Sabri eski günlerine geri dönüş yaptı. Bir şeyler olma ihtimali ancak Kewell'in ayağına top geldiğinde oluşuyordu.
Üzülmeyin sakın, hele takıma kızmayın. Futbolcu kalitemiz bu kadar, bu defans yapısıyla bu orta saha kurgusuyla önümüzdeki her maç bir önceki maçı aratacaktır. Bunca yatırıma, bunca beklentiye yazık. Takım oynunu çok güzel oturttular, hakkını yemeyelim. Cümbür cemaat kötü oynamaca bizim karakterimiz oldu. Geçmiş olsun hepimize.
Yanıldım Çocuklar; Bursaspor 1- Galatasaray 0
Etiketler: mac yorumu
Futbolumuzdaki Gökhan Gönül Yutturmacası

Bir zamanlar İlhan Mansız balonu patlatmışlardı. Her gün, her hafta Galatasaray'lı futbolcuları tepelerde görmekten travma geçirenler, Hakan Şükür'ün yokluğunda, Arif'in yerine yakışıklı İlhan'ı parlatmışlar, çok geçmeden de balonları kendiliğinden piyasadan çekilmişti.
Şu unutulmasın, temelinde Galatasaray'lı futbolcuların olmadığı Milli Takım, görüldüğü gibi son turnuvada sıra takımı olmuştur. Nasıl ki mendireğini bizim futbolcuların oluşturduğu, 2002 ve son Avrupa Şampiyonasındaki maceraları kazanmışsak, son turnuva da derme çatma toplama takımla da rezil olduk.
Ne zamandır Gökhan Gönül'ü yazayım diyorum ve oynayacağı bir büyük maçı bekliyordum. Eminim ki benim beklediğim futbolu bu gencimiz oynayamayacak ve ben artık kendisi hakkındaki görüşlerimi yazabilirim.
Evet, İlhan Mansız balonunun son versiyonudur kendisi. Milli takımda sol bek tarafında oynatacak futbolcusu yok medyanın. Göbekte de Servet ve Gökhan Zan banko oynuyor. Ne kadar form tutarsa tutsun Sabri bu ülkede galatasaray'lılara bile antipatik geliyor. Ne kaldı sağ bek mevkisine resmi devlet takımından bir futbolcu monte etmek elbette.
Fenerbahçe çuvalla gol yiyor, medya ayakta kalan futbolcular içersinde Gökhan Gönül'ü saymayı unutmuyor. Fenerbahçe'de sol tarafta yabancılar oynuyor, içerde de Lugano var Bilica var. Tek bir kontenjan sağbek tarafında. O halde şişirin balonu sağ tarafı kaptırmayın sakın.
Dünkü Fener maçını dikkatle izledim. Bütün goller Gökhan Gönül yüzünden girdi ve maç yazılarında, maç notlarında en yüksek Fenerbahçe'li notu Gökhan'ın. Tamam çocuk yakışıklı, Ali Eren gib Recep Çetin gibi tipsiz bir sağ bek değil. Hızlı, pire gibi verimsiz de olsa pozisyonun içinde var. Gol olan pozisyonlarda ise topa uzak, yani hatası yok gözüküyor. Çoğu maçta zaten Fener'e karşı oynayan takımlar Kanije Kalesi futbolu oynadığından Gökhan'a iş düşmüyor. Düştüğünde de tecrübeli Lugano kademeye iyi girip tabelaya hatayı yazdırmıyor.
Medya süreklü yazıyor, Dünya'nın her takımında oynar diye. Ben de diyorum Asya'nın ilk taklımında oynayan Gökhan, Öyle göz önünde oynayan takımlarda oynayamaz, oynatmazlar.
Mehmet Topuz parlayacaktı aslında bu sene. Beşiktaş'ın elinden büyük yöneticilik becerileriyle takıma kazandırılan Anadolu efsanesi, bekledikleri gibi çıkmadı. İmaj değişikliği yaptılar Topuz'a, saçlarını kestiler, diksiyonunu değiştirdiler, ne yapsalar olmadı. Daum Kazım'ı koydu, Emre form tuttu, Alex beklenen çözülmeyi göstermedi. Bu yüzden Mehmet Topuz sıra topçusu olarak kaldı.
Yedek Semih, sözünü geçiremeyince sakal bıraktı. Bok içine düşmüş takımı kurtarsın diye oyuna sokuldu, yani o da kaybetti şansını. Başka da devşirmeleri saymazsak Türk yok. Yazın, yazılın Gökhan Gönül'e. Medyanın prensine.
Yakındır, Önder Turacı'nın sakatlanmasıyla kendine yer bulan, sessiz sedasız, sorunsuz, problemsiz bu günlere gelen getirilen Gökhan Gönül balonunun patlaması. benden söylemesi.
Etiketler: gökhan gönül
Güzel Futbola Bakmak

Baştan yazalım, kötü oynadığımızı düşünmeyen varsa bu yazıyı yok saysın. Ben başta kendim olmak üzere son maçlardaki bana göre iğrenç oyunumuzun nedenlerini yazmaya çalışacağım. Eğer tabelaya bakarsak, tabelanın bize kıyak yaptığını görüyoruz. Trabzonspor maçının son saniyesinde kıl payı girmeyen gol;2, Diyarbakırspor maçında son saniyede yarım metreden kaçan gol;2, toplam 4 puan daha geride olmaktan kurtardı Galatasaray'ı. Kasımpaşa maçını da son dakikalarda çevirdiğimizi düşünürsek, aslında olmamız gereken yerden çok daha yukarda olduğumuzu görürüz.
Başlarda ne kadar gol yersek yiyelim, oynanan oyun zevk verdiğinden, takımı geleceğe umutla taşıdığından tarafımızca benimsenmişti. Tribünlerin coşkusu maç be maç artmaktaydı, Fenerbahçe maçına kayıpsız çıkılacağı, hatta o maçı da bu kez utkuyla geçeceğimize inanıyorduk. Ve biz büyüdükçe medya sülükleri saldırıyorlardı dört bir yandan. Kafaları karıştırıyorlar, Galatasaray galip geldikçe oynadığı takımları küçümsüyorlardı. O ilerlemeyle defansın da gün geçtikçe daha bir oturacağı, dolayısıyla gol yemeden geçirilecek maçlar kapıdaydı. Korku dağları bekliyordu bu bağlamda. Galatasaray, Surinamlıyla bu sene şampiyon olursa, seneye yeni yapılmış, en büyük stadyumda vizyona girecek Galatasaray korku filmi daha şimdiden ürkütüyordu vak vakları.
Godot'u bekler gibi beklediler ilk puan kaybımızı. Eskişehir'e puan kaptırılınca tamam dediler, kıvama getirmek üzereyiz Cim Bom'u. Halbuki Eskişehir maçında da takım diğer maçlarından daha kötü oynamamıştı. Yenen bir şans golünün üstüne yatan Rıza o baş belası 1 puanı alıp gitmişti. Fenerbahçe'ye yenilince üstelik zaiat büyük olunca, medyamızın ağzı kulaklarındaydı. Keita cezalıydı, Elano formsuz, Arda hasta, baros sakat, Nonda demir atmış, yük Oz Büyücüsü'ne kalmıştı.
Yaşanan bunca şanssızlık olmasa Kewell hala yedek olarak oyunlara sonradan girecekti. İlk 11 oynayan Nonda başına iş almış fazladan her maç 10 km koşar hale gelmişti. Sözleşmesi narindi, bir kaç maç arayla sonradan girecek, toplamda maç başı koştuğu mesafe 2 km. yi aşmayacaktı! Bu süre içinde de diri kalacak, öncekilerin yıprattığı defansa karşı bir iki gol atacak Allah'ın yürü ya kulumu olacaktı.
Surinamlı için Elano daha uzun süre adeptasyon sorununu aşamayacaktı. Öyleysem yanında oturtabilirdi, kazasız sorunsuz yedek beklemeyi sorun etmeyen büyük futbolculara hoca olmanın dayanılmaz huzurunu yaşıyordu. Ah Dunga Elano'dan vazgeçseydi, Fener'li Santos'tan vazgeçtiği gibi. Rijkaard'ın son 5 dakikada fasülyeden oynattığı Elano Blumer her Brezilya maçında ilk 11 çıkıp hocanın başına iş açıyordu. Oynatmadığı bir maçı kaybederse sülüklerden çekeceği vardı. İmdadına Arda'nın aslan gribi yetişti. Artık ne olursa olsun Elano'yu ilk 11 yazabilirdi. Ve Elano'lu 11 son maçta sahadaydı.
İşte biz bu takımı irdeliyoruz.
Daha önce yazdık, formülümüze geri dönüp bakınca Elano'nun bu maçta kötü oynayacağını öngörmüşüz. Muhtemelen bu kadroyla Elano bir kere daha oynarsa yine kötü oynayacaktır. Üstelik bu hafta maç Bursa'da. Ben Surinamlının yerinde olsam, ya da Surinamlı benim sandığım kadar büyükse Elano'yu ilk 11 oynatacaktır. Defans kurgusu aynı çıkacağından eğer oynarsa verimsiz bir haftaya daha geçmiş olsun.
Direk söylüyorum, kötü oynuyoruz, kötü oynamaya da devam edeceğiz. Kötü oyunun ilk sebebi Servet- Gökhan tandemidir. İkiside aynı futbolcudur, benim için ikisinden bir fazladır. Kim daha çok para ediyorsa bir dakika düşünülmeden satılmalıdır. Her biri ayrı ayrı oynadıkları takımların en iyisi olabilirler. Kaldırım taşlarının her biri doğrudur, ancak bir araya getirildiklerinde eğri büğrü, yuvarlak kavşakları oluştururlar. İki doğru birleşince inanılmaz bir yanlış çıkıyor bizim savunmada. Her ikisi de yerden gelen toplara yatarak müdaheleden yoksunlar, oyuna sokma becerileri yok. Bu gidişle 3 tane daha Rijkaard olsa ne yazar, onlar mı geliştirecek futbol stillerini? Servet'in oynadığı, oynayacağı en büyük oyunları seyrettik. Daha fazlası olmaz, Gökhan Zan ise benim Beşiktaş'tayken en büyük kozumdu. Her Galatasaray maçından önce gözüm Beşliktaş'ın maçındaydı. Aman Gökhan'a bir şey olmasındı. İşte o Gökhan beleş bonservis kontenjanından Ali Sami Yen'e çıktı. Emre'ler sakat olduğundan, Milli Takım'ın adaletli dağılım(Beşiktaş'tan 1 kişi) sisteminden beraber oynadıkları ve hiç te iyi oynayamadıkları biçimde aynı takımda Servet'le buluştular. Kader işte, fakat işimiz iyi futbol bu sene. Kaleye teknik bir kaleci getirildi. Şu ana kadar kurtarış kalecisi olup olmadığını anlayamadık. İnanılmaz top çıkarmışlığı yok henüz. Çok bariz olmasa da yediği gollerin çoğunu büyük takım kalecisi yemez. Ben umudumu kesmedim, çünkü tekniğine güveniyorum. Topu oyuna en kısa yoldan, en efektif şekilde sokmaya çalışıyor, hatta olumsuzluklarını saydığımız stoperlere rağmen sokuyor da.
Gel gelelim, usta kaleci topu usta işi oyuna sokamıyor, gerideki ustalar ortadaki büyük ustaya topu enerjisiz aktaramıyor. Kabiliyet yok, bu yüzden çok garanti olmadan topu tandem, kaleciden almıyor, dolayısıyla orta saha mümkün olduğu kadar ilerde top bekleyemiyor. Hatırla Popescu- Taffarel ikilisini. Onların pas trafiğinden eksilen bir iki oyuncu oluyor, top fazla enerji kaybedilmeden Hagi'yle buluşturuluyor, diri kalmış usta, her seferinde başka bir hünerle ameliyata giriyordu. Ve bahtiyarız ki çoğunda muzaffer çıkıyordu.
İşte geriden oyunu iyi, verimli, usta işi kuramadığımızdan orta sahada kim olursa olsun topla kaleye çok uzak mesafede buluşabiliyor, ve karşı savunmaya savaş gücü kazandırıyor. Lincoln feda edildiğinde, Surinamlının daha iyi birisini alacağına inancım tamdı. Elano geldiğinde heyecanlanmıştım. Daha önce iyi oyunlarını seyrettiğimiz Emre Güngör'ün yaşı gençti, çok daha iyi maçlar oynayabilirdi. Emre Aşık ise Emre Aşık'tı, 5 sene daha oynatsalar, 5. sene daha iyi oynayacağı garantiydi. Semih Kaya'yı bekledik en kritik maçlarda güven duyduk, oynatsınlar istedik, daha önce hiç seyretmediğimiz halde. Emre Aşık'da teknik değil diyen çıkar, çıksın evet teknik değil ama ne yapayım ki ben onu yerden havadan savaşırken seyretmeye doyamıyorum. Servet'in götünü dayayarak topla adamı avuta çıkarmasını seyretmektense Emre Aşık'ın çift dalmasını topa dokunmasını dokunamadığında da en azından sarı kart almasını seviyorum. Maçın tansiyonu arttığında, birinin kılına dokunduklarında efelenmesini seviyorum. 15 kişinin kafaya çıktığı bir topa kimin vurduğuna sonradan baktığımızda topa en son Emre Aşık'ın saçlarının değmesini seviyorum. Kalemize korner atılırken dengem bozulmuyor. Emre Aşık savunmadayken varsın orta sahadakiler biraz daha fazla koşsunlar, biraz daha yakın oynasınlar Emre'ye, defansı güvenli duran takımın ortası ne yapar yapar topu ileriye daha bir güvenle aktarabilir.
Göbeği fazla uzun yazdık galiba, aslında söyleyecek çok daha fazla şeylerim vardı. Bir iddiayla noktalayayım. En geç 4 maç sonra Gökhan ve Servet'ten biri bu takımda olmayacak.
Sabri'yi bu sene yeni transfer gözüyle seyrediyorum. İyileşen, yolunu dört gözle beklediğimiz Uğur Uçar'ın şanssızlığı, şansımız oldu. Orta yapmasını, şut çekmesini öğrendi. Son kullandığı serbest vuruş harika gitmişti.Son yediğimiz golde her zamanki gibi ilk direkteydi. Top son direkte olmayanın yüzünden(Sarp) girdi. Sabri iyi oynayacak Galatasaray'ın sağ tarafında uzun yıllar oynayacaktır. Sol tarafta bu sene bir gariplik var gibi. Hakan Balta kötü oynarken çekilmiyor. Ama şu an için altarnatifi yok, son maçlarda çok verimsiz. Takım oyunu oynuyoruz elbette, takımın kötülüğü bireysel olarak futbolcuların kötülüğünden kaynaklanıyor. Paradoks, futbolcular iyi olsalar takım iyi olacak zaten. Ancak Balta'nın gereğinden fazla kötü oynamasında da bir bit yeniği aramaktayım. Yok, Sami Yen'e yıldırım düşse tandemden bilmiyorum, o kadar nankör değilim, sanki takım iyi olsa bile bu sene Balta iyi olmayacakmış gibi geliyor. Bir sorunu var gibi, bakacağız, kötü futbol oynamamızın sebebi değil sayabiliriz kendisini. İyi bir Galatasaray'da bir kaç maç seyredelim bakalım sonrasına bakarız.
Galatasaray'a zarar vermek isteyenler, Sarp ile Balta'yı aynı takımda oynatarak gereği kadar verebilirler. Ortalamadan fazla atan Galatasaray'dan ürkenler, ortalamadan fazla yemesi dolayısıyla sebeb, sorun ürettiler. Belki zorunluluktan, belki konjoktürel, belki eyyamdan, fakat en son olarak da Surinamlının takım sisteminden olacak Sarp ile Topal 20 metrekare alan içersinde oynamaya daha doğrusu oynatmamaya başladılar. Yetmiyormuş gibi bir defansif orta saha oyuncusu daha peyda oldu yine gerekçeli sebeplerden. Uzun yazdığımız paragraflardan dolayı, sanki çok iyi yapabilirlermiş gibi oyun kurma görevini nöbetleşe, dahası rastgele(top kime gelmişse) yapıyorlar. Banko bir oyun kurucu olmadığına göre bence sistem ve istem dışı olarak yine rastgele hücum bölgesine aktarmaya uğraşıyorlar. Teknikleri sınırlı olduğundan, öyle unutulmaz bir pas trafiği içersinde göremiyoruz kendilerini. Maçtan sonra yayınlanan koşu istatistiklerine giriyorlar ancak benim gibi dikkatli taraftara göre sanki hiç koşmamışlar. Ben onları göremeden, onlar topla buluşamadan maç bitiyor. Sülüklerde en çok notu onlara veriyorlar. Biz anlamıyoruz futboldan çünkü, bu mudur? İkinci büyük maceraya yürütülmek istenen, bu ideal için büyük Surinamlıya emanet edilen takımın bir numaralı çapası Mustafa Sarp olamaz. Olursa bir yerlerden döner, spordur denip, alışmıştık denip geçiştirilemez. Büyük takım kendi ligindeki sıralı şampiyonluklardan birini sırası geldiğinde Cevat Hocayla da, Saftig'le de alır, Fatih Terim'le, Hagi'yle de kaçırır. Büyük takım Avrupa stadlarında kupa kaldırmalıdır. Yarın hangi Avrupa takımının orta sahasını ürkütecekler, kim korkacak, kim yılacak, kim pes diyecek bu orta sahaya. Bana sorarsanız ikiside fazla ama hadi cellat olmayalım. İkisinden biri fazla diyelim ve birini feda edelim. Aynı gerekçelerle elbet. Sembol Galatasaray futbolcusu olamayacaklarına göre, fazla profesyonel kimse ona kementi atmalıyız bir an önce. Ve atılacaktır göreceksiniz yakında.
İyi futbolun peşindeyiz, bizim gibi amatörler buna Hatice diyorlar. Endüstri canavarları ne kadar netice peşinde olsalar da haticeden vazgeçmeyenlerin nesli tükenmedi henüz. Ben Nonda'yı saymıyorum. Nöbetçi idare edici, 4 maç daha idare ederse başımıza koyalım. Baros'un sakatlığı takımın hassas dengesini bozdu bence. Kewell'dende çok korkuyorum, bu kadar devamlılığı her an sakatlanmaya yol açacak gibi. Kaptan Arda ve Kewell ne kadar kötü oynarsak oynayalım tabelaya giderler. Beklenen bu değil, beklenen iyi futbol.
Teknik, oyun kurucu bir stoper, önlerinde her topa müdahele edebilecek rakip çapadan en az 2 km. fazla koşacak, şutör, pasör bir ön libero(sağlam Linderoth). Topun yönüne bağlı olarak yanında bir bezdirici, fazla teknik olmasına gerek yok, top rakipteyken topa en fazla 3 metre mesafede, gerekirse rakibin en önemli futbolcusunu bitirebilecek biri(iyi bir Barış, Topal...,) ve bir oyun kurucu. Voleyboldeki gibi maç içinde dönüşümlü, kime denk gelirse o(Elano, Arda...,) Saydığımız özellikteki iki ön libero bu oyun kurucuyu taşıyacaklar. Topu kaptırdığında saldıracaklar. Cephedekiler mi? bırakında onlar şov yapsınlar. Kewell, Arda, Elano, Baros, Keita, artık hangi 3 kişiyse onlar. Maçın sonucu mu? bilmem tabelada bir takım rakamlar yazar elbet, ama biz büyük bir futbol seyretmiş oluruz mutlaka.
Çok şey istemiyoruz, biz bu filimi 10 sene önce gördük. Ve bu takım, bu kadroyla o unutulmaz filmi yeniden seyrettirebilir. Bu takımım genlerinde vardır, her güzel macera bizim tarafımızdan yazılacaktır. 10 sene bekledik yanımıza yaklaşan olmadı. Bu kupa demek ki 2. defa alınacak ve onu da büyük Galatasaray alacaktır. Bir efsaneydik, efsaneler ölmez şekil değiştirir. Ne olur biraz daha güzel futbol.
Etiketler: güzel futbolun şifresi
8 Kazmalı Takım; Galatasaray 1- Manisa 1

Ben yazınca kızıyorlar, bana göre beraberlik bu maçta başarı. Takımın tek atağı yok, gol olan pozisyonda defansın ıskasıyla Kewell'in önüne gelen topa vuruş golü getirdi. Sonrasında koca ilk yarı geçti, iki defa Manisa gol pozisyonuna girdi. Kaleyi bulmadı top ve biz ilk yarıyı önde bitirdik.
Yedek kulübesine bakıyorum ve Keita, Linderoth, Uğur, Aydın, Arda'yı görüyorum. Arda hastaymış, eğer oynatmayacaksanız bırakın evinde istirahat etsin çocuk niye kulübede anlaşılır değil. Elano bu takımda oynayamaz, oynamaz. Kimle top oynayacak adam, yanındaki kazmaya vermektense 70 metreden Kewell'e atmaya çalışıyor. 8 tane kazmayla takım tesadüfen kazanır, iyi futbol kimse beklemesin. Ben bu yazıyı 1-0 galipken yazmaya başladım yani maça gitmedim. Taç atmasını bilmeyen Gökhan Zan ile götüyle top oynayan Servet aynı takımda olduğu müddetçe biz ligin en kötü top oynayan Manisaspor'uyla ancak berabere kalırız. Dost acı söyler, inanın yenilmeyi istedim. Koskoca Rijkaard, medyanın maymunu oldu. Gol yemeyeceğim diye atmaktan vazgeçti. Israrla yazıyorum kaleci artı 7 tane balta var takımda, ilerdeki Nonda'yı saymıyorum, ayağında demirle ancak bu kadar oynar. Geriye yarım adam Kewell ve maymuna çevrilmiş Elano.
Geride iki sırık, hiç bir kafa topuna vuramıyorlar, yorulduk anlatmaktan topu 5 kere sektiremeyecek kadar kazmalar, Ayhan bitmiş, Yunanistan'dan takım arıyor ve bizim Surinamlı elinde reçeteyle bekliyor 60. dakikayı. Xavi'yi çıkaracak İniesta'yı oyuna sokacak, ilerde bekleyen Messi nasılsa bir tane atar ve maçı çevirir.
Sistem takımıyız, panik yok, kale direkleri içine gelen ilk kritik top gol oldu. 15 dakika var maçın bitimine, oyunu forse etmeye gerek yok. 10 saniye bile kalsa oyun disiplininden kopmak yok, şablonu değiştirmek yok. Nonda'dan gol beklemek var.
İnanın hiç sinirli değilim, kızgın da değilim, yalnız biz gözümüzde bazı şeyleri fazla büyütüyoruz. Bu kadar kötü futbolla kazanmak iyi değil, bir kere daha yazıyorum buraya, Gökhan Zan- Servet-Sarp- Topal'ın aynı anda oynadığı takımın iyi oynama ihtimali yok. Elano- Arda- Keita- Kewell aynı anda takımda değilse de hiç iyi oynama ihtimalimiz yok.
Etiketler: maç yorumu
Küçük, Küçük Gazeteye

Tam yakıştı, lağım Ercan Saatçi'nin damat kontenjanından yönetici yapıldığı gazeteye Galatasaray'ı yazması için birini ver deselerdi Hakan Ünsal'ı verirdm. Galatasaray taraftarının en nefret ettiği Galatasaray'lyıı, Galatasaray'lıların boykot ettiği Hürriyet'te görmek beni çok mutlu etti. Biliyorum ki büyük Galatasaray taraftarını da memnun etmiştir. Zaten küfür etmek için okunan Hakan Ünsal'ı bundan sonra okuma mecburiyeti ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla küfür edip de ruh sağlığımızı biraz daha bozmaktan kurtulduk.
Hakan Ünsal artık hepimizin emin olduğu üzere Galatasaray'a giydirmeyi düstur kabul eden bir anlayışla spor medyasında kendine yer bulmuştu. Ne kadar akılıllı bir iş yaptığını gördük. Büyük abileri de iyi izlediler kendisini bir yıldır. Ve büyük ikramiyeyi kazandı, Türkiye'nin en büyük gazetesine yapay geçiş yaptı. Artık Ercan'la kanka olurlar ve yakışır.
Okumayız elbet, ancak okuyanlardan, bloglardan duyarız. Artık daha fazla saldıracaktır Galatasaray'a, mikseriği artacaktır. Kıskançlığı çatlama noktasındadır.
Hani ben deseleksiyon derim, uygun olmayana, işte tam burada seleksiyon var. Ercan Saatçi'nin spor müdürü olduğu bir gazetede Galatasaray yazarı Hakan Ünsal olmalıdır. Tam uygunluk vardır. İsabet ettireni kutlamak düşer bize.
Etiketler: hakan ünsal
Elano Blumer

6 gün önce Diyarbakır'da oyuna 5 dakika kala giren Elano, dün akşam Brezilya Ulus takımında banko oynadı. İnanılır gibi değil, bir futbolcu Brezilya takımında tek bir maç yedek bile çıkmış olsa bu futbolcunun Galatasaray'a gelişinde, binlerce taraftar tarafından hava alanında olurdu.
Diyarbakırspor maçında son dakikalarda niçin oyuna girdi belli değil. Acaba Surinamlı ne dedi onu oyuna sokarken? Elano oynayacak mı?, oynamalı mı? Hele ki dün akşamki maçtan sonra taraftarın kafası karışık. En önce biz karıştıralım bakalım kafamızı, şu kısa zaman zarfında oyun yapısını tanıyabildiğimiz kadarıyla Elano'ya yer bakalım.
Benim tezlerim aynı, stoperleri Gökhan ve Servet olan takımda Elano banko oynayamaz. Oynarsa o maçtan hayır beklemeyin. Üstelik golcü Nonda ise berbat bir maç çıkartır Elano.
Stoperler cepheden gelen hava toplarında iyiler, fakat bu topların çoğu zaten tehlike bile olmaz. Yanlardan gelen toplarda da çoğu zaman vurduruyorlar, giren giriyor, girmeyen unutulup gidiyor. Topu oyuna sokma becerileri sıfırın altı. En fazla yanlara, rakip en az 20 metre mesafedeyse verebiliyorlar. Çalım atma hünerleri yok, yatarak kayarak top çıkaramıyorlar. Servet hızlı adamları kalçasıyla durdurabiliyor ancak. Biraz uyanık futbolcu arkadan dolanarak topu kapıyor. Duran toplarda ileri çıkmaları tehlike yaratmıyor rakip kalede. Bu topların çoğuna vuramıyorlar, vurdukları da meydanda zaten. Kaleciyle paslaşıp oyuncu eksiltme işini de yapamıyorlar. Kısaca ne yap(amadı)kları puan cetvelinde yazıyor.
Surinamlı daha fazla gol yememek için mecburen orta sahaya fazladan bir adam koydu son maçlarda. 3 dandik maça çıktık, bir gol yedik. Başka da pozisyon olmadı, bu durumun defansın başarısı mı, rakibin kötü oyunu mu olduğunu ilerleyen maçlarda göreceğiz.
Defans bloğunun ahvali böyleyken, orta sahada 3 oyuncu barındıracak iseysek ve gol atması için Manda Yiyicisi'nin kımıldamasını bekleyeceksek, Elano'ya bu takımda yer yok. Arda'yı oturtacak halimiz olmadığına göre, biz kötü oyunlarla galip gelerek idare edeceğiz.
Başka altarnatif yok mu? var. Ve mutlaka olacak göreceksiniz. Devre arasında mutlaka oyun kurucu teknik bir stoper alacaklar. Alamazlarsa da tam kazma iki stoperle oynayacaklar. Gözünü budaktan sakınmayacak, ileri hiç çıkmayacak, yerden havadan savaşacak, rakibe top göstermeyecek 2 kişi oynatabilirlerse o zaman orta sahada bir lüksümüz olacak, o lüks mevkiye de Elano'yu yerleştireceğiz.
Yani ben savunmada Servet ile Emre Aşık'ın oynamasını daha evla görüyorum. Ve formülü yazıyorum, maçlar oynandıktan sonra açar bakarız.
Servet-Gökhan-Elano-Nonda aynı maçta ilk 11 de oynayamazlar.
Galatasaray'a gelebilecek en büyük hoca gelmiştir. Belki bu seneyi takım kurmakla geçiriyordur, ama benim bildiğim, inandığım, güvendiğim Surinamlı, en kısa zamanda savunmada teknik bir adamı oynatacaktır. Nasıl ki Sabri'yi Cafu yaptı, belki Semih, belki Topal, belki hiç ummadığımız birini Popescu yapacaktır. Bakmayın siz maçlardan sonra iyi oynadık dediğine. Oynatabileceği oyun bu olacaksa buralarda bir dakika durmaz.
Topu en az enerjiyle Elano'ya, Arda'ya ulaştırabilirse, Baros'la beraber takım Aslantepe'ye aslan gibi taşınır, her maçını da 50.000 kişi seyreder.Bekleyip göreceğiz.
Etiketler: elano
Dost Acı Söyler

Son 3 maç, 3 galibiyet, atılan 7 gole karşılık yenen tek gol. Ve ben böylesi bir periyottan sonra yazıyorum. Testi kırılmadan yani.
Son 3 maçta top yekun sezonun en kötü futbolunu oynadık bana göre. Bu gidişle de iyi futbol oynamamız fazla iyimserlik olacak. Oturdu denilen takımı analiz edeceğim.
Sarp, Balta, Gökhan, Servet, Barış, Ayhan, Nonda; bu 7 kişiden 6 sının banko oynadığı,
Arda, Elano, Baros, Kewell, Keita; Bu 5 kişiden 4 ünün banko oynamadığı bir takımın iyi futbol oynaması imkansızdır.
Kaledeki Leo Franko, kaleciden daha çok bir savunma oyuncusu konumundadır ve bu durum bizim istediğimiz, benimsediğimiz durumdur.
Ancak Taffarel'den sonra kaleye geçmiş teknik bir oyuncu olan Leo, son maçtaki oyunu da göz önüne getirildiğinde bu defans yapısıyla maskara olup gidecek pek yakında yerini Aykut'a teslim edecektir. Ve bana sorarsanız, stoperlerde Gökhan ve Servet birlikte oynayacaksa Leo'ya gerek yoktur. Teknik bir kaleciyle, teknik bir stoper oynarsa bir anlam taşır geriden oyun kurma işi. Misal geçen sene beğenmediğim Meira bu sene oynasaydı bu kaleciyle muhteşem oyunlar çıkaracaktı. İki kazma bek, sırtlarında dinamit fıçısı, oyun kurma becerileri sıfırın altı, rakip kalede çıktıkları kafaları vuramazlar. Yaptıkları tek şey gelen topu gelişi güzel şişirmek. Ya da geriye, yana pas vermek. Aralarına atılan her hızlı top, araya sızan her hızlı futbolcu ölüm tehlikesi.
Ben geçen yıllarda Beşiktaş'ın bizim maçtan önce oynadığı maçları dikkatle izler, Gökhan Zan'a bir şey olmasın, sakatlanmasın atılmasın diye totem yapardım. Umudum gittikçe kırılıyor.
Orta sahada saydığımız 7 kişiden 3 ü oynuyor ve benim içim acıyor. Koskoca Galatasaray, koskaca Surinam'lı oyun kurucusuz sahaya çıkıyor. Bir birinin aynı istikbali olmayan, takımı ileriye taşıyamayacak Sarp, Topal, Barış (Ayhan) ile oynuyor. Amacı topun bizde fazla kalması elbet. Son 3 dandik maça bakarsak top bizde fazla kalmış gerçekten. 3 maçta toplam 1.5 gol pozisyonu olmuş, biri girmiş, biri yarım metreden kaçmış.
Baros sakatlandı, belki Galatasaray'ın oyun sistemi tamamen değişti. Nonda'ya mecbur kaldık, Adam topla buluşamama ustası. Elano değil, Messi olsan ne yazar. Topu Nonda'ya çarptırdın başarılısın 3 metre önüne, gerisine atarsan gülle var bacaklarında topa dokunamaz. Kaleciyi, defansı tehdit etmez, zaten yarım adam 3 maç sonra sakatlanacak bakalım sonra ne olacak?
Saydık takımı, oturmuş takımı; Kalede Leo, sağ ve sol taraf tartışılmaz. Etti 3 kişi. 2 kazma bek, 3 defans önü liberosu birde Manda Yiyicisi kaç oldu? 9 galiba, geriye 2 kişi kaldı 11 kişiyi tamamlamak için. Baros bereket sakat, Surinam'lının işi kolay bir kişiyi daha oturtacak. Keita, Kewell, Arda'dan ikisi oynayacak. Kewell formda, ancak 90 dakika devamlılığı yok. Sürekli oynarsa o da bu sağlık ekibi varken revire en yakın futbolcu. Geriye Arda Turan kalıyor ilerde gol bölgesinde.
Arda'yıda el birliğiyle bitirmek üzereyiz, valla bu takım bu kadar golü nasıl atıyor şaşırıyorum? Bu gidişle gol ortalamamızın düşmesini beklemek uzak ihtimal değil. Bu ülkedeki futbolun çapı belli, ne kadar kötü oynarsan oyna maçları kazanırsın nasılsa, ancak kızışan Avrupa Liginde, kanlanacak Türkiye Liginde bu kötü oyunla sıkıntıya düşmemiz kaçınılmaz.
Geçen yıl Lincoln'ü kesen Bülent'e kötü giydiriyorduk. Bu sene de Surinam'lı aynı şeyi yapıyor. Objektif olmamız lazım. Elano'yu ya kovacaksın defolup gidecek ya da banko oynatacaksın hocam. Bizim lig İspanya Ligi değil. Keita'yı devre arasında uyardın, sahaya çıkınca unuttu, Barış'ı profesyonel sandın az daha ipe gidiyorduk. Eyyam yapma hocam, senki İniesta, Xavi'yle oynatmış adamsın Barça'yı. Sarp ile Balta'dan bu ikilinin benzerini yaratacaksan bekleyeceğiz. Nerde o her 2 dakikada bir gol pozisyonuna giren takım. Medya Sülükleri sesini kestiler şimdilerde. Oynadığımız oyundan çok memnunlar! Elano'dan, Arda'dan çok korkuyorlardı. Çok gol yiyorsunuz diye uyardılar bizi. Takıma bir kazma daha monte ettik. Şimdi herkes mutlu. Kötü oyun elbet tökezletecek takımı, bunu öngören medya memnun, 3 puan alınıyor, taraftar memnun. Futbolcu prim alıyor şimdilik memnun.
Şimdi iddiamı ortaya koyuyorum, Servet ve Gökhan'dan birinin yerine teknik bir toper oynatamazsak, Kewell, Arda, Baros, Keita, Elano'dan en az 4 ü banko oynamazsa, Sarp ve Topal'dan birinin yerine iyileşen Linderoth sahalarda değilse, kusuruma bakma Sevgili Surinam'lı, ne kadar büyük hoca olursan ol, beyninden geçeni sahaya yansıtamayacak ve Galatasaray'a yazık edeceksin. Neeskens'in yanına Van Basten'i de çağırsan nafile.
Beni yanılt be Surinam'lı, eğer sende diğerleri gibi lokal galibiyetler, sıralı şampiyonluklar peşindeysen(Türkiye de şampiyonluk sırayla, 10 senede 4 defa biz 4 defa Fener, 1 defa Beşiktaş diğer 1 şampiyonluk 3 ihtimalli) yazık olacak bize bir kez daha. Zaten futbolu sadece televizyondan seyreden bir milletiz, iyice nefret edeceğiz.
Hagi gittikten sonra soğumuştum, sen gelince biraz içim ısınmıştı, son 3 maça kadar da çok memnundum takımdan. Yol yakınken dönemezsek, ve sen gidersen kendimi mumyaya çevirir eğer ömrüm vefa ederse uzunca bir süre takımı bırak tribünlerden, televizyonlardan bile seyretmem.
Ey Büyük Surinam'lı her halde bana kıymazsın?
Etiketler: galatasaray , rijkaard
Hatice'nin Peşinde; Diyar 1- Galatasaray 2

Son lig maçında Galatasaray'ı hiç beğenmemiştim. Benden başka herkes iyi oynadığımızı söyledi, yazdı. Acaba bende her zamanki gibi bir anormallik mi var? diye Çarşamba maçını bekledim. Takım deplasmanda Dinamo'yu 3-0 la geçtiğinde de beğenmedim oynanan oyunu. Yazmadım maç yazısını, bekledim millet ne yazmış diye. Bana göre sezonun en kötü futbolunu oynamışlardı. Galibiyete limon sıkmayalımdı.
Haftaya Ercan yalama'sının küfürüyle girdik. Hatta Diyarbakırspor'a anında motivasyon şalışmalarını başlattılar. Akıllar Galatasaray'a bir çelme taktırmak üzerine çalışmaya başlamıştı.
Diyarbakır'daki Galatasaray maçının tansiyonu elden geldiğince düşürülmüştü. Muhtemelen bilet fiyatları pahalıydı, o yüzden maça ilgi yoktu. Halbu ki Diyarbakır'ın çoğu Galatasaray'lıydı.
Galatasaray'ın kötü oyunları devam ediyor. İddiamda ısrarlıyım, Gökhan ile Servet'le iyi oyun kurmamız çok zor. Nitekim bu maçta ilk defa kaleciyi hiç beğenmedim. Demek topu bize verme diyor bizim stoperler. O da bu maçta bütün topları sıradan küçük takım kalecileri gibi degajlarla oyuna sokmaya çalıştı. Tabi ki çoğunda sokamadı.
Barış Özbek, arı gibi çalışarak formayı kaptı. 3 maç üst üste oynama lüksü bize pahalıya patlayacaktı az kalsın. Surinam'lının takıma ve lige tam konsantre olabilmesi için bir sezonu geçirmesi gerekecek. Hoca'nın elinde bir şablon var, isimler yeri boş. Oraya maçtan maça isimleri yazıyor, oyunu planlayıp idare ediyor. Oynattığı takımdan da planlarına uyulmasını bekliyor. Kara Şimşeğe Fener maçının devre arasında söz geçirememişti, bu maçta da Barış'a. 70. dakikada klasik oyuncu değişiklik dakikamız. Barış çıkacağını anladı, en iyisi ben kendim çıkayım, taraftarın yüreğini ağzına getireyim dedi. Sarı kartlı futbolcu, topa bilerek elle dokunuyor, biz ne yazalım bu konuda? Çevik ama akılsız futbolcumuzu neremizde saklasak.
Elano Blumer, Mustafa Sarp'ın olmadığı bir takımda vasatın altında bir takımla oynanan maçta yedek kulübesinde oturuyor. Sen kalk Brezilya milli takımında oyna, maçın son 5 dakikasında fasülyeden oyuna gir. Uyum sorunu falan palavra, Surinam'lının sisteminde bu futbolcuya, yer ve ihtiyaç yok. Biz boşuna beklemeyelim Blumer'i. Oynayacak olsa oynatırlar, demek yereli değil.
Baros'un sakatlığının en fazla Nonda'yı üzdüğüne eminim. 2 maç daha oynasın Manda Yiyicisi'ni yok sayabilirsiniz. İhtiyaçtan oynayan adamımız, sakatlanıp oturacak. Sakatlanmamak içinde aynı böyle oynayacak, daha doğrusu oynayamayacak. Bereket derbiler atlatıldı, hatta Keita'nın yokluğu da kayıpsız geçildi. Kaleci ceza sahası dışında elle oynadı, top Nonda'nın önüne düştü, beyin sıfır ilerlese boş kaleye doğru yürüyecek, Ata Demirer'lik yapıyor ''amaaan işim yok 5 metre koşacamda ne olacak, iyisi hakemden serbest vuruş dileneyim''
Maçın sonlarında Diyarbakırspor ilk kez gol pozisyonuna girdi. Mendoza ilk devre gereğinden fazla koştuğundan dermansız vuruşu Leo'nun şaşkın bakışları arasından dışarı gitti. Sabri'nin gol çizgisinde durup da bu pozisyona ofsayt istemesi ilginçti.
Takımda Kewell, Topal ve biraz da Arda dışındakiler keyifsiz bir maç izlettirdiler. 10 kişi kaldıktan sonra koskoca Galatasaray'ın tek bir pozisyon bile üretememesi ileriki maçlarda başımızı ağrıtacak. Galip gelindikten sonra iyimser taraftarlar için sorun yok, ancak benim gibi iyi oyun peşindekileri tatmin etmez. Dün Beşiktaş'ın sıçan gibi sinmiş futbolunu seyrettikten sonra, bizim de son 20 dakikada mecali olmayan bir takımdan bile korkarak maçı bitirmemizi ben içime sindiremedim.
Arda'nın gol atmasını çok istiyordum, umarım morali havası yerine gelmiştir. Arda tamamdır, artık çıkışa geçmiştir, Topal tamamdır, geçen maçla beraber çıkıştadır. Ancak Ayhan'daki irtifa kaybı devam etmektedir, son yılların en kötü futbolunu oynamıştır.
Oyun kurucusuz, orta saha kalabalık, gol yememek birinci vazife, nasıl olsa atarız ana felsefe. Netice tamam, nerdesin Hatice? 3 maç 3 galibiyet, oyun? önemli değil, 3 puan olsun bizim olsun! Ben başka alemlerdeyim beni tabela kesmez, hatta bana göre bu gece maç berabere bitti. Fazladan 2 puan yazdılar. Bu hafta maçlar yok, daha sonra da en güzel maçımızı oynayacağız-Beşiktaş Fenerbahçe maçını- lider çıkabiliriz yani.
Ne yapalım futbolumuz bu kadar işte.
Etiketler: mac yorumu
Sülüklerin Ardından # 9

Epey ara verdik sülüklerin ardından küfür etmeye. Aslında moralimiz bozuk elbet geçen haftadan beri. Evet iş spor olsa, futbol olsa sedece, ve biz 3 ihtimalden en yakını olanını alsak ve dönüp gelebilsek sorun yok. Taraftarız biz, bizi seyirciden ayıran şey yenildiğimizde sadece üzülüyor olmamız. Seyirci ise yenilgide kızandır, küfür edendir, lanet okuyandır. Onlar her maç galip gelecek bir takımın seyredeni olmak isterler, en ufak bir geri düşüşte, geri dönüşü beklemeden araziye uyarlar. Nitekim son maç olduğu gibi. Bu yüzden üzüntümüz devam ediyor işte. Kızsaydık, kızgınlığımız çoktan geçecekti.
Bünyamin Gezer vurdu damgayı bu kez. Yalandan ağlayanları saymazsak, maçı ertelemedi diye dövünmek boşuna. Ben tribünlerde, ağların ardındaydım. En fanatik Galatasaray'lılardan biri olarak bana danışsa, erteleyeyim mi dese, sakın ha derdim. Ne ertelemesi, biz yıllardan sonra, başımızda Surinam'lıyla Kadıköy'den galibiyetle dönmeye gelmişiz. Yenilince, Haldun'a verilmiş görev, taraftara şirin gözükmek böyle olmaz. Birazdan açıklayacağız taraftarın kalbine gidecek yolları. Ne yapsın adam, maçtan 1 saat önce olmuş bir olay için niye erteleyecek maçı. Hamaset edebiyatından nefret ettim, Mayıs ayında şampiyonluk kupası bizimmiş, olmasa ne yazar. Biz Galatasaray'ı şampiyon olsun diye mi seviyoruz. Maçtan sonra sorgulanması gereken şey, basit bir polis memurunun üst düzey bir emniyet müdürü tarafından nasıl ve niçin aranıyor olabilmesidir. Ofsayt golü veremeyen yan hakemdir sorgulanması gereken, ve her nedense hiç bir Galatasaray maçında Kadıköy'de hakem hatasının neden Galatasaray lehine olmadığını haykırabilmektir. Ben Haldun'un açıklamalarından bir Galatasaray'lı olarak utanç duyduğumu söyleyebilirim. Aziz Yıldırım 3 sene şampiyon olacağız dediğine nasıl kızdıysam, Haldun'un havaya laflarına da o kadar sinir oldum. Beni bağlamaz, ben bağımsız bir Galatasaray taraftarıyım, herkesin beğendiği futbolu ben beğenmeyebilirim, galibiyet herkesi tatmin edebilir ancak ben güzel futbol dilencisiyim.
Bu hafta bu sene ilk, 3 büyük takımın maçını da izledim. İşte bu kadar, bizim gözümüzde büyüttüğümüz futbol bu. Daha ligin yarısı olmamış, Beşiktaş taraftarı takımı çoktan terketmiş, kendine oynuyor, tribünlerde gürültü ve görüntü kirliliği, söylenen tezahüratlarla oynanan oyunun alakası yok. Seyircinin takıma, oynanan oyuna en ufak bir katkısı yok. Kulakları uyuz eden, detone şarkılar. Televizyonun sesini kıstım. Al bizden de o kadar, biz tezahürat yapmasını bilmiyoruz. Futbolculara danışsak, sesinizi çıkarmadan izleyin diyecekler. Sıkıcı, kulak tırmayalıcı şarkılar. Uzun,sözleri anlaşılmayan melodiler. ''Bağırın lan'' cıların tatmini için zoraki katılınan gürültüler.
Tribünler bom boş. İnönüde, Ali Sami Yen'de seyirci yok olmuş. Kayseri'ye lgin lideri gelmiş, son hafta Galatasaray'ı yenmiş lig lideri. Kayseri'de yapacak hiç bir şey yok. 10 lira verilip o muhteşem stadyumda o maçta olmamak nasıl bir duygu. Ben Kayseri Belediye Başkan'ı olsam kente ceza keserim. Maç yayınlarını bozarım.
3 maçta atılan gollere bakın. En çok biz atmışız, bir tanesi kalecinin salaklığından. Gerçi teşekkür etmek lazım, o salaklığı yapmasa biz Kewell'in golünü nerde seyredeceğiz. Beşiktaş maçında defansa çarpıp giren gol, maçta saydım dikine 3 pas yapılamadan maç bitti. Fener maçındaki o gole topluca sevindiler, orta sahada ağlamaları gerekirdi. Son yarım saatte sıçan gibi oynadılar, hezimetten kalecileri kurtardı.
Şimdi geliyoruz esas konuya, sülüğün peygamberine. Bi Bok Sandığımız Ercan Saatçi'ye. Galatasaray taraftarı infial içinde. Ben değilim, eğer Ercan Saatçi'den başka bir şey duysaydım şaşırırdım. Ne güzel s.kmişler bizi, helal olsun. Diğer yalamayı tanımıyorum, şarkıcıymış, o da a.mımıza koydu büyük bir zevkle. Güzel de götleri yusuf yusuf şimdilerde, özür dilemiş aklınca. Park Kafede'de biz ediyormuşuz küfürü. Ne varmış ki bunda. Ne varsa niçin özür diliyorsun kancık. Bak biz şu kıytırık sitemizi günde 200 kişi okuyor diye nasıl dikkat ediyoruz yazdıklarımıza. Biz ekranlardan para kazanmıyoruz, küfür ediyorsak da sapına kadar ediyoruz. Şimdi ben buradan belki de ilk defa bütün içtenliğimle küfür ediyorum lan sana orospu çocuğu Ercan Saatçi. Hodri meydan, bunca yıllık Galatasaray'lılığımın hayrını görmeyeyim dışarda görürsem kafayı yapıştıracağım. Ne pahasına olursa olsun ben bu sütunlarda Ercan Saatçi'ye, içimin olanca nefretiyle küfürümü ediyorum. Ananı sikeyim Ercan Saatçi senin emi. Hatta daha ileri gidiyorum, sana hak veren, iyi yapmış diyen Fener'li varsa aynı küfürümün daha kuvvetlisi onlar için ediyorum.
Haldun bey, Galatasaray yenildiğinde işi hakeme, başka şeylere yıkmak, yenilgiye kılıf aramak Galatasaray amirliği değildir. Bir medya mensubunun Galatasaray'ı bu kadar aşağılayabilmesine seyirci kalmak Galatasaray'lı duruşu değildir. Biz de ediyoruz Fenerbahçe'ye küfür, ancak bu yaşıma geldim hiç bir Fenerbahçe'linin yanında Fener'e küfür etmedim. Korkumuzdan değil insana saygımızdandı, evelallah bu yaşımıza geldik yanımızda Galatasaray'a da kimseye küfür ettirmedik.
Varsa göze alan buyursun, Ercan Saatçi'nin izinden gitmek isteyen delikanlı varsa kimliğini vererek istediği küfürü edebilir. Şimdiye kadar yazmadım ama adsız kimliklerle bu sütunlara girip küfür yazan Fenerbahçeli'lere de aynı küfürü ediyorum haberleri olsun.
Sevgili Galatasaray; Seni ne kadar ezerlerse ben o kadar seviyorum işte. Ömrümü çaldın, senin yüzünden kavimden kardeşten vazgeçtim, senin adını lanetle ananlarla dövüştüm. Senin için ben hayatımın en büyük meydan kavgalarına giriştim. Ömrüm ne kadar vefa ederse gerektiği her an aynısını yapacağım. Feda olsun.
Etiketler: sülüklerin ardından
Kötü Oyunla Bu Kadar; Galatasaray 2- Sivas 0
Hafta arasındaki maç da kesmedi hüzünlü günleri. Üzüntümüz devam ediyor. Bu arada hava da fena patladı, kış mesaisine başladı taraftar. Kış mevsimini taraftar için imtihan mevsimidir. Taraftarla seyirci arasındaki somut farkın ortaya çıkması açısından. Moral bozuk, hava kötü maça gitmesek de olur deyip televizyon başındaki seyirci ile, sonuç, hava, şartlar ne olursa olsun tribünde olan, hafta arasındaki video için Ercan Saatçi'ye söven, Hürriyet Gazetesini dışarı davet eden, üşüyen, ıslanan taraftar işte bu kadar. 5.000 kişi.
Taraftarı böyle, takımı coşkusuz görünce benim için bu maç kesin kötü oynanacaktı. Ben bir şey söyleyeceğim, takımda stoperler Gökhan ve Servet, ön liberolar Sarp ve Topal olduğu müddetçe iyi futbol kimse beklemsin. En azından Rijkaard bu futbolcularla istediği futbolu oynatamaz. Gökhan maç boyunca en az 8 defa kaleciye pas verdi, ileri attığı toplar da tam bir kazma bek işi.
Zavallı Manda Yiyicisi, Baros'un sakatlanmasına ne kadar üzülmüş. Ne güzel şu soğukta dizlerinde battaniye kulübede oturmak varken maç boyunca it gibi titredi durdu. Attığı gole bakmayın, kim bilir kim bağırdı da koştu, kaleci çıkmayınca mecbur topla buluştu. İşimiz ayağında demirle oynayan Nonda'ya kaldı, istatistik gittikçe düşecek.
Sivasspor bu sezon seyrettiğim en kötü takım. 2-0 a el sıkışır bir top oynadılar. Bülent Uygun demek Sivas'ı bok içinde bırakıp kaçmış.
Kewell'in vuruşunu kimse göremedi. Tribündekiler kesin göremedi de ben televizyon başındakilerin bile gördüğünü sanmıyorum.
Arda'daki sıkıntı futboluna yansıdı nihayet. Atılan gollerdeki toplu sevinçlerde bile coşku yoktu.
Maçın başında hocanın dedikleri daha unutulmadan topluca saldırıldı. Gol kesin gelecekti, gol olduktan sonra iş bitti. Taktik unutuldu gitti, oyun rolantiye alındı, kimse dikine oynama riskine girmedi. Kalciye top gelince herkes yalandan arazi oluyor, topu oyuna sokmaya kimse gitmiyor.
Kalecinin hatasını affetmeyen hakem nasıl olduysa çift vuruş çaldı. Bu beklenmedik bir düdüktü bizim için. Oradan gol kırk yılda bir olurdu, Kewell vurmasaydı yopa. Ağır çekimi bile yok, top o hızla nasıl yön değiştirmiş, sanki ateş etmiş usta.
Takımda iyi oynayan varmı diye zorladım kendimi. Kewell'i çıkart, Arda'yı yok say geriye kalanlar iğrenç bir mücadele sergilediler. Dün Beşiktaş'ı bugün Galatasaray'ı seyrettikçe neden Dünya Kupasında yokuz diye üzmeyelim kendimizi. Kapasitemiz bu kadar, futbol dışı şeylerden bile aşırı etkileniyoruz. Takım Fenerbahçe'yi yenip gelse böylemi oynayacaktı aynı oyuncular?
Son tahlilde ben takımı hiç beğenmediğimi, ayrıca saha dışını, sahaya yansıttıkları için sitemlerimi söyleyeceğim. Haldun Ağa'nın havaya lafları Şampiyon olmamıza yetmez, işimiz zor.Seyrettiğim en kötü futbollarını oynadılar bu sene, geçen haftaki maç dahil. Benim için netice hiç önemli değil, ben Haticeden yanayım.
Etiketler: mac yorumu