26 Mar 2017

Adam Sandıklarımız; Ersan Çelik


Bitti sanmıştım yıllardır yazmıyordum. Biter mi tohumu 5 para etmeyenler? yulaf, arpa tohumu bile bunlardan azdır, hele konu Galatasaray ise çim kadar çoklar, ömrümüz biter bunlar bitmez.

Bıyıklıgiller familyasındandır. Tanburacı'nın Sakallısı. Fatih Terim birinin bıyığına küfür etmişti, sakallıya etti mi bilmiyorum, etmediyse büyük eksikliktir, yerine ben ediyorum.

Kaldı ki hepiniz bilirsiniz, Fatih Terim'i Parken'de, Popescu'nun penaltısından sonra yere oturup, zaferi tek başına sahiplenmesinden beri sevmem 10 larca saldırı yazısı yazdım, sanıyorum Sakallı'da sevmiyor, O sevmiyor diye ben sevecek değilim elbet çocuk gibi, zır cahil gibi. Yeri geldi safımızı da belirleyelim, Fatih Terim bir yerde gırtlağına çökse bu yaratığın bir yumruk da ben atarım.

Fatih Terim düşmanlığından ekmek yiyen az sayıdaki Galatasaray Şebeğidir. Ünal Aysal da kolpasını yutmuş Terim'i eleştirme şartıyla GS tv de yorum yapmasına göz yummuştur. Gerçi kimse izlememiş, dinlememiş kovulmuştur o ayrı.

Hangi kaba koyarsan o kabın şeklini alan sıvıdır, Rıdvan'ı sevmez (Biz de nefret ediyoruz o ayrı) deseler ki, NTV Spor'dan Rıdvan'ı kovup, seni alacağız, ağaçtan ağaca atlayarak, yere asfalta basmadan Ankara'ya kadar gidebilir.

Evinde mi, ofisinde mi bilmiyorum? Fonda Atatürk ve Türk Bayrağı yorum yapar, ne yalan söyleyeyim ben de takipçisiyim, bazen seyrederim, hatta yazdığım yazıları ona da tevcih ederim, bu yazı bitiminde takibi bırakacağım, muhtemelen o da beni  takipten çıkaracak. Kısa videolarda sisteme muhalifmiş gibi bir şeyler zırvalar, çoğu da benden arakladığı şeyler.

Galatasaray'ın Bedri Baykam'ı gibi diyeceğim de, Bedri'yi kim adam yerine koyar ki. Hoş burada arkadaşımızın yazı konusu olacak kadar adamlığı var mı? ben de şüpheye düştüm de, tetiğe çektik bir kere. Bir satır yazdım mı, çöpe atmam, yayınlayacağım.

Nereden aklıma geldi? Dünden beri GS Divan'ına giydiriyor, biz de.

Ama biz aklı hür vicdanı hür Büyük Galatasaray Taraftarıyız. Sebebimiz başka. Bu işsiz duyumcu yorumcu Sakallı, aklı sıra konjonktüre haber yolluyor, bana da bir çanak ayarlayın diye. Hakan Şükür'ü atmaları lazımmış. Atmadıkları için Genç Galatasaray üyelerine sövüyor. Biz de sövdük, tarihimizin en kötü Başkan'ını ibra ettikleri için. Hakan Şükür'e saygılarından dolayı da alkışladık.

Ey Sakallı, ortam çakalı. Hakan Şükür'e Ramazan'da gol orucuna giriyor diye biz sövdük, antrenmanlardan sonra çocukları şizofren dergahlarına götürdüğünde biz deşifre ettik, siyasete girme diye biz yalvardık, girdiğinde tv yorumlarını protesto edip biz seyretmedik. Dortmund'da, Parken'de de biz ağladık, Elland Road'a gidemedik, alkol komasına da giren bizdik. Galatasaray efsanelerinden çıkarmaya cür'et edenlere de en büyük küfrü biz ediyoruz. Bu hakkı kendimizde fazlasıyla buluyoruz.

Biz polis değiliz, gardiyan değiliz, Tanju Çolak Mercedes çaldı hapse girdi diye Neushatel maçını, Monaco maçını yok mu sayalım. Feto'cuymuş, Feto'ya ilk duyduğundan beri küfür edenler parmak kaldırsın dense 1000 kişi çıkmayız  bu ülkede. Sanki F16 ları Hakan Şükür kullandı, sanki bayrağın üstünde tepindi. Sanki Hakan Şükür Büyük Galatasaray taraftarını da kendi inançları yönünde maniple etti. İnşallah Feto'cudur, inşallah darbe girişiminde parmağı vardır, yakalanır ömür boyu yatar da hepimiz götümüze kına yakarız. Beter ol deriz, döneriz attığı golleri seyreder seyreder ağlarız.

Sakallı; Galatasaray Taraftarından sana ekmek çıkmaz. Takipçin artmaz, Ersan Tv reyting yapmaz. JOR'u kovdurmak prim yapsaydı, beni Bien TV spor müdürü yaparlardı, JOR'u,Yekta'yı, Umut'u, Aydın'ı, Olcan'ı kovdum 5 takipçi gelmedi. Fatih Terim'e saldırdım diye kaç Galatasaray Platformundan kovuldum. Sana da yedirecek değilim elbet. Şimdi hazır fırsat çıkmışken Hakan Şükür'ü bahane ederek, Galatasaray'a saldırırsam bir delik bulur bende çıkarım lağımdan diyorsan, yolun doğrudur. Lağım kanallarından birinde Galatasaray Maymunu olarak iş verebilirler.  Keşke verseler, verseler de görsen nasıl bombardımana tutacağımı.

Galatasaray muhalefet partisi değildir, iktidar partilerinin can düşmanı olmuştur tarihi boyunca, Hakan Şükür bir Galatasaray efsanesidir, bir halk kahramanıdır, sayesinde kim bilir kaç çocuk zarı kırmızı zıbınlara sarılmış, ilk nefesleri Cim Bom Bom diye bağırttırılmıştır. Ne yazık ki 1 elin parmağı kadar da azdır.

Hakan Şükür'e saldıran Galatasaraylı, Cami Duvarına işer.  Sakallı bir kademe daha ileriye gitmiş, biz de ADAM sanmıştık kendisini.



24 Mar 2017

Eskişehirspor; Büyük Boy Baş Altı Takımı


Bir zamanlar en büyüklerdi, estiler.

Öyle kavak yeli gibi, Bodrum meltemi gibi değil çocuklar, kasırgadan beter estiler. Burhan'larıyla, Kamuran, Fethi, Şevki, Ender'leriyle, İsmail'iyle bir destan yazdılar. Ulusal takıma en çok oyuncuyu onlar verdi, 40.000 kişilik Mithat Paşa Stadyumu'na 30.000 kişiyle Kırmızı Şimşek çaktırdılar. Galatasaray'a Fenerbahçe'ye gider yapan ilk Anadolu takımı oldular.

6 yıl hüküm sürdüler. 3 ünde direkten dönüp 2.oldular. Bırakmadılar, diğer 3 sezonunda da 3. oldular. Kanıma dokunuyor, ülkenin ilk 20 takımına giremeyecek olan Beşiktaş'ın tepemize karga boku gibi sıçmasındandır bu yazdıklarım. İnanmayın, Eskişehirspor, Beşiktaş'tan fersah fersah büyük takımdır. Ülkemizin büyük boy başaltı takımıdır, Vefa gibi, Göztepe gibi, Alibeyköy Adalet gibi,

Özel trenlerle gelirlerdi Haydarpaşa'ya, 10 larca vapurla geçer, Karaköy'den, Dolmabahçe'ye marş söyleyerek gelirlerdi. Eskişehir'e gitmek, Plevne'ye gitmekten daha beterdi. Ah be, o zamanlar 100.000 kişilik statlar olaydı da, dost düşman taraftar göreydi. Amigoluğun raconunu belirlemişti Orhan. Sahanın ortasına indiğinde tribünler titrerdi. Kırmızıııııı, Şimşekleeeeeeer, Es Es Es, Ki Ki Ki, Eski Eski Essssss.

Bir hikayesi olmalıydı ülkemizin büyük takımlarının. Eskişehirspor'un fazlasıyla vardı. Kareografi yapmasını onlar öğretti, taraftarı futbolcular gibi antrenman yapardı, hafta içinde Atatürk Stadı Maraton'unda toplanır, maçta yapacakları kareografiyi, tezahüratları çalışırdı. En çok onlar ceza aldı, cezalı maçlara bile gittiler, stadın etrafından tezahürat yaptılar.

Büyüklük anlatılacak hikayedir, nesilden nesle aktarılacak tarih birikimidir. Ürkütmektir, Es Es le maçımız var dedirtebilmektir. Fazlasıyla dedirttiler, estiler  kafalarına sıkıp gittiler. Sistem bozuk, akvaryum pislendi, temiz balıklara yer yok, yaşayamazlar. Bekle Eskişehir, sakın gelme, gelirsen ilk sen gideceksin. Belki bir gün gelir, çöplük temizlenir estire estire gelirsin, bandolarla marşlarla dönersin.

Umarız o büyük günleri görür, büyük Es Es maçlarında tribünlerde omuz omuza naralar atarız, Es Es bandonuz çalar Eskişhehir Marşını söyleriz,

Eskişehir Eskişehir Yalçınkaya sarp yeri,
Kalelerden pek kuvvetli içindeki askerleri.

19 Mar 2017

Dik Oynadılar; Trabzonspor 2-0 Galatasaray


Hakemden başlıyorum, severim, Galatasaray lehine en ufak bir hata yapmayan hakemler gözümde kahramandır. Hakemlik şebekesinin turnusoludur Galatasaray maçları. 20 kişinin çıktığı kafada Tolga'nın parmak tüyüne değen topu göreceksin, Selçuk'un, Semih'in yaka paça indirilişini görmeyeceksin. Çizgi üzerinde rakip 10 kişi, Selçuk son yılların en büyük futbolunu oynuyor, çekilen şut, elle karşılanıyor, sarı, vermeyeceksin. Versen yüzde bin beş yüz atar, gözlerine katarakt inecek çalmayacaksın, çalsan adam pardon hakem değilsin. Severim, çok hoşuma gider. Büyük takım taraftarlığının belki de en büyük aksiyonudur hakemi de yenmek.3 değil 30 puan alırsın, rakipleri çökertirsin, bir sonraki maça galip başlarsın.

Devam ediyoruz;

2000 li yılların, devamında Hasan Şaş'ın, Melo'nun takımında defalarca gördük. Hakemin 2-0 yaptığı, hocaların tamamının atıldığı maçları izledik, unutulmazdı, ulu takım refleksi, taraftarı biraz daha taraftar yapmıştı. Dün geceki maç ta unutulacak, Sen büyük takımsan yıllardır, başı önde horon tepen Karadeniz'in deli dalgaları hortlamış, kafalarını kaldırmış maç bitmeden kol bastıya geçmişken geri dönersen o maç unutulmayacak.

Trabzonspor'un ülkenin en büyük takımı olduğu yıllarda İnönü'de 9 kişi kaldığında yendiğin maç, kupa finalinde 1-0 yenildiğin maçın rövanşında İnönü'de, takımın yarısı cezalıyken kapalı tribünün çeyreği kadar Galatasaraylı tepinirken iki defa ışıklar kesilirken Fatih Terim'in penaltısıyla kupayı aldığın maç unutulmayacak.

Kapatıyoruz bu bahsi;

Dün geceki maçı çabuk unutulacak sıra maçı olarak zabıtlara geçirenler, yazıklar olsun.

Galatasaray artık sıradan bir PTT ligi takımı, hangi takımla oynasın hiç bir maçı berabere bile kalamayabilir. Gol atımı için hiç bir plan yok. Hoca hamlesiyle somut değişikliklere gidilmiş,ne var ki bu değişimin Büyük Takım futboluna bir katkısı yok.

Yıllardır bizim aklımızdaydı, Galatasaray'a sağ bek yakışmıyordu. Varsın 3 kişi oynasınlar, sağ önde oynayan it, biraz daha fazla efor sarf etsin, o taraftan gelebilecek ataklara müdahil olsun. Sonra da top bize geçtiğinde sol tarafımız iyi atakları oradan yapar sağ iti dinlendiririz. Ulu Tudor ameliyata buradan başlayınca umutlanmıştım. Esastan aynı fikirdeyiz, savunma 3 kişi, ama homojen dağılım yok, yani 3 kişi orantılı yerleşmemiş, sanki 4 kişi gibi ama sağ bekte kimse yok. Bu yüzden kimsenin olmadığı yerden bom boş, halı sahalardaki ihtiyar maçlarında bile yenmeyecek goller yedik.

Kafa golü yiyen savunmacılar yemek ısmarlayacak, Bu cimriler çorba ısmarlamamak için bile kafa golü yemezler. Beyinsizler yanlış anlamış, kafa golü yemedik usta, kornerden gelen topu ayakla attılar, yardımcı da olduk. Kornerden gol yiyen takım aptaldır, ağır çekime bir daha bakın, top 5-6 saniye havada, üstelik gelişi güzel vurulmuş, ivmesi yok, havadan alçak düşüşe geçmiş, kaleci dahil 11 Galatasaraylı topa bakmıyor, topun düşme ihtimali olan yerde rakiple cebelleşiyor. Kaçın top değil, atılan atom bombası.

Yan toptan çok gol yedik diye Hoca kovduk, tüm savunmayı değiştirdik, şut çektirin dedik, Muslera yemez dedik, geldiğinden beri en çok şut golünü son maçlarda yedi. Delik çok büyük, çamurla sıvamayla kapanacak gibi değil. Dere geçerken at değiştirilmezmiş, At ölü, derenin tam ortasında yıkıldı, yüzmeyi bilen kurtulacak.

Maçla ilgili söyleyecek bir şey yok mu? Var, istesem 5 sayfa yazarım, sadece şunları söyleyip kapatalım. Selçuk İnan çok iyi oynadı, Semih Kaya kendi ortalamasının üzerinde, Cavanda ise belki de kariyerinin en büyük maçından çıktı. Yasin iğrençti, bugün maçı verme şerefi de ona ait oldu. Tavla bile bildiğinden şüpheliyim, de beyni olmadığı garanti. Korner olacağına penaltı olsa daha iyi, en az yarısını kurtarır, Korner demek yarım gol demek, 2 dakika önce 360 derecede istediği yere vurabilecek iken topu kornere attı, mucize gol olmadı, tekrar kornere attı, topu kendi kalemize attık. 2. gol ise klasik, nostaljik, aptalın biri kaptıracak, yandan içeri top kesilecek, biri vuracak o top milyonda bir ihtimalle gitmesi gereken yere gidip gol olacak. Başka da pozisyonları yok, bize  verilmeyen 3 penaltı var, muhtemelen Trabzon 8 kişi kalacak. Ne var ki yandığım bu değil, takımda hiç kimse itiraz bile etmiyor, sanki yenemedik diye seviniyorlar, buna yanarım ben.

JOR'la kıyaslayacak değilim, hoca değildi, istikbali yok, muhtemelen köyünün göletinde balık tutuyor salakların parasını nasıl aldım diye de köylülere anlatıyordur. Kurnazmış, risk almayarak hayatının riskini almış meğerse. 8 savunmacıyla çık, aranızda paslaşın, topa en çok değen Muslera olsun, Sneijder, Bruma atarsa atar, atmazsa hep beraber yeriz küfrü. Bunda deli cesareti var, her maç tekerlekleri hileli kumarhanede rulet oynuyor. Top tam düşerken, dealerin bir anlık gafletiyle koyduğu numaraya geldi son iki spinde 4 puan fazladan aldı, Dedik yalan var, hile var, ve sen mutlaka donunu da kaptırıp döneceksin. Dua et ki 10 kişi kaldılar, Karadeniz'in uzun eğri burunlu insanları seni dikip dikip tepende halay çekerdi.

Bitse de gitsek diyoruz ama daha çok maç var, çile çekilecek gibi değil, biz ne sezonlar gördük başlamadan biten, bu sezon hiç birine benzemiyor çocuklar. Bu kadar mı düşülür, 2 sezonda 6 hoca değişti, Galatasaray Başkanı başta bütün yöneticiler hırsız, bir şeyler uğruna takımın yenilmesi için kumpas kurmuşlar.

Şimdi önümüzde oynayacağımız tek maç kaldı. 20 şer 30 ar Galatasaray-Fenerbahçe Başkanının kurduğu futbol sistemini, Aziz'e ortak olan Dursun bitirdi. İki leş takım Papazın Çayırı günlerine döndü, Zaten Ülke konjonktürü de uygun, her şeyimizle 100 sene önceki hayatı yaşıyoruz. Nasıl olsa ucunda kupa yok, puan yok,  Fenerbahçe siyah çoraplarla çıksın, boğazı sandalla geçsin, at arabalarıyla pikniğe gelir gibi Maslak'a gelsin ava çıkalım. Biz Hasnun Galip'i, Leblebi Mehmet'i çağıralım,  Gayın-Sayın'lı formayla çıkalım. Yeniden başlayalım.

Fenerbahçe- Galatasaray'ı sistemden çıkardılar, neyin bedeli yakında anlaşılacak, Medyadaki GS-FB maymunları şimdilik  dallarda bir birleriyle dik oynuyor, bilmiyorlar ki bu iki takım olmasa aç kalacaklar, Suriye'li dilencilerden beter olacaklar, çöplerden fıstık arayacaklar.

Sezon bitti, ülkede futbol bitti, amatör maçları 30 ar bin kişiye oynayan Kocaelispor, Ankaragücü takımları yerine 100 kişiye Şampiyonluk maçına çıkan Hükümet takımları hüküm sürdüğü sürece daha beter olacak. Galatasaraylı için tek teselli, bu sezonu da yıldızlarımıza ortak almayarak kapadık.

Daima dik oynayın Karadeniz fırtınası, Ülkemizin en büyük baş altı takımı, çekiliyoruz izzet-i ikbal ile sahne sizin.

Acımız, yaramız büyük, Galatasaray, kayıtsız, koşulsuz, kongresiz, seçimsiz Büyük Galatasaray Taraftarınındır, kravatlı eşkıyalardan teslim alıncaya kadar savaş sürecek, hepimize geçmiş olsun.

17 Mar 2017

Ankaragücü;Türkiye'nin En Büyük Takımı

Nedir en Büyük? Kimdir? Hangi takımdır?

Kupa büyüklüğü ise şayet, Galatasaray'dır, En çok Şampiyon olan takımdan bahsetmiyorum, konjonktüreldir, yarın bir takım çıkar 6 sezonda 5 defa Şampiyon olur seni geçer, geçmedi mi? Bir zamanların Trabzonspor'uydu o zamanın en büyüğü. Ondan önce Eskişehirspor'du, 3 şampiyonluğu direkten dönmüştü, Bolu, Malatya, Göztepe, Kocaeli, Adana'da diklenmişti bir zamanlar, o değil yani. Hangi takım Dış Hatlar Terminalinden elinde 3 Avrupa kupasıyla iner, o takım en büyük kupa büyüğüdür, ama yetmez, Galatasaray'ın bir de Mekteb-i Sultaniye'den fışkıran, önlenemez, geçilemez kültür büyüklüğü vardır. Kategori dışına çıkarıyoruz.

Futbol bir endüstridir artık, bir para havuzudur, tankıdır, ve bu tanka en büyük parayı Fenerbahçe aktarmaktadır. Yenilir, yener, Şampiyon da olur rezil de, en çok o konuşulur, en çok o okunur. Fenerbahçe olmasa Medya maymunlarının hemen hemen tamamı, sokaklarda fıstık dilenir, para büyüğüdür, yarın bir gün bir kasaba takımını Katar Emir'i alsa bile yerine geçemez. Milyonlarca Fenerbahçeli çöp almaz, tv seyretmez, gazete okumaz, batarsınız. Nitekim şike yaptığı kesin olduğu halde sadece bu sebepten infaz yapılamamıştır. Fenerbahçe'yi de kalburla eliyoruz.

Ve açılıyoruz, futbol büyüklüğüne.

Tartışma sıfırdır, ülkenin gelmiş geçmiş en büyük takımı Ankaragücü'dür.

Beşiktaş'lı biz eşşek başımıyız diye itirazda bulunabilir, Cevabım kısa ve nettir. söz konusu futbol büyüklüğüdür ve sıra size gelene kadar Alibeyköy Adalet, Vefa, Beyoğluspor, Altınordu, Karagümrük, Feriköy, İstanbulspor gibi tedavülden kalkan takımlar vardır sizden büyük olan. Senin büyüklüğün Şenol Güneş şikeyle şampiyonluğum gitti demesin artık diye verilen sus payı 12, hakem ve devlet desteğiyle verilmek üzere olan 13. Şampiyonlukla sınırlıdır. Trabzon yeniden şahlanıp 6 Şampiyonluk alsa Beykoz'a dönüşmen uzak ihtimal değildir.

Ankaragücü büyüktür,

Zeytinburnu'nda silah tamiratı ve imalatı yapan işçiler tarafından kurulmuştır. İşgal yıllarında mahalli ligte oynayan yabancı takımlarla oynamayı reddettiği ve daha önemlisi, Kurtuluş savaşı başladığı, silahın Kuva-i Milliye'ye gerekli olduğu için, makineler, ham meddeler, ustalar, işçilerle beraber Ankara'ya taşınmış, Sanatkarangücü'nün Ankara'ya uyarlanması, Altınörs'le birleşmesi sonucu Ankaragücü'ne dönüşmüştür.

Kurtuluş Savaşı takımıdır, İsyanın öz kardeşidir, cehennemin diğer adıdır İşçi emekçi, gariban ocağıdır. Kendine özgü bir taraftarı, bir sloganı vardır, ''Bastır Ankaragücü'' mottosudur. Taraftarı Gecekondulardan gelir, nerede maçı varsa oradadır. Takımına küsmez, tabeladaki yerine bakmaz, oynadığı ligle ilgilenmez. Amigo Sefa'nın çocukları için Ankaragücü forması neredeyse oradadır. Dünyada hiç bir takımın taraftarı, 3 lig alta düşürüldüğünde bir birine bu kadar sarılıp dayanışamamıştır.

Başkent takımıdır, yerini İstanbul takımları tutamaz, İstanbullu taraftarlar 3 büyük parçaya bölünmüştür, Dünya'ya meteor çarpsa sadece bir İstanbul takımının peşinden gitmez, İzmir'de öyledir, Göztepe'nin mi, Karşıyaka'nın mı, Altay'ın mı bayrakları altında bağıracaklar? Ankara için belki de Dünya'da tektir. Gençlerbirliği'nin statükocu, nostaljik 1, 2 bin taraftarını ihmal edersen koskoca ülkenin Başkenti, Ankaragücü bayrakları altında 100.000 kişilik stadı, efeler gibi bir takımı olursa her maçını tıklım tıklım tribünlerde oynar.

Hodri meydan, ülkenin her hangi bir şehrinde Ankaragücü'nün maçı olduğundaki heyecana, kardeşliğe, dayanışmaya bakın, bir de 3.büyük diye maniple edilmiş Beşiktaş'ın maçına. Gerçeği zift medyasının lağım fareleri değil, sokaklar, tribünler söyler. Gurur sizin, güç sizin, alayımıza gider yaptığınız Büyük Takım Taraftarlığı, alayınıza ananızın ak sütü gibi helal olsun.

Büyüklük, isimdir, tarihtir, taraftardır, imajdır, huydur. Parayla, kupayla Şampiyonluklarla satın alınamaz, satın alınamaz şeylerin ne kadar çoksa o kadar büyüksün.

Büyüksün Ankaragücü, yolunu gözlüyorum, Ankara Garında, Gençlik Park'ında yediğimiz dayağı bile özlüyorum. Yenilgin yastır, haydi bastır.

Diren.

11 Mar 2017

Florya Survivor'ı; Galatasaray 3-2 Gençlerbirliği


Tweterla JOR'u kovduk, Ulu Tudor'u takımın başına geçirdik. Gerçi kadı çoktan sikilmişti kapıyı çok geç kapadık. Ne var ki delik büyük, yara ağır, serumla iyileşmiyor, morfinle ağrı dinmiyor, kadro gurubu değil çöplük. Suriye'den bir işgal şehri daha kaçıp gelse Florya'ya çöp toplamaya gitse komprador olarak ülkesine geri döner.

Kadro dışı paketini cebine koy öyle gel dedik, esastan dediğimizi yapıyor da usul farklı. Başka türlü kadro dışı bırakıyor, yarısı idmanlarda taklaya geldi, kalanlar da maçta sakatlanıyor. Peşimizde kal İgor, daha ağır idmanlar yaptır, kalanların yarısını da sakatlamazsan adam değilsin, kalan sağlar savaşır, oynatırız.

Adaleleri atıyormuş, beyni dönüyormuş yatarak para kazananların. Bizim beyinlerin röntgeni çekilse yarımızda tümör tespit edilir, MR tüneline girsek bacaklarımızı alçıya alırlar. Kopsun o koşamayan bacaklarınız.

2 numarayı iptal ederek ilk somut devrimi gerçekleştirdi. Klasik 2 numaramızın götünü doğarken evliyalar yalamış, kurtulamayacağız, sakatlanmayacak, ne yaptı yaptı tekrar girdi. Ulu Tudor sağ bek tapusunu yüyürlükten kaldırdığı için 6 numara yerinde oynadı. Allahı var, çok uğraştı son dakikalarda galibiyeti önlemek için. Kornerden gelen topa uçarak kafaya çıktı, Muslera tanımasa Sabri'ye güvense uçmayacak, kornerden direk kalemize gol girecekti. Yetmedi atamadı, 3*2 den sonra yarım dakikada 4 taç atışını rakibe teslim etti, 3 dakika daha olsa sezonun en büyük oyununun adını yenilgi yazdırması içten bile değildi.

2 numarayı atarak 4 numarayı da topçu yaptı. Geçen maç Semih, bu maç Ahmet istikballeri göklerde aradı. Ahmet Çalık zıplamaktan kanguruya dönüştü. Emre Aşık'tan beri ilk defa bir stoperin bu kadar çok kafa topuna çıktığını gördüm. Sabri girmeseydi, takip ediyordum, 7 numara ataklarda sağ bek görevi üstleniyordu. Top bertaraf edildiğinde de atak sol taraftan şekilleniyor 7 numaranın aktif dinlenmesi sağlanıyordu. Yaşlı Hakan malulen emekli olunca 7 numara da sola geçti, radarımdan çıktı.

Hep  söylerim korner olacağına penaltı olsun, yarısını kurtarır, kurtardı da. Hakeme söyleyecek lafım yok, işi bu, Galatasaray'ın puan kaybetmesi için 5 gözlük daha takacak, kartal gibi görecek parmağın tüyüne çarpan topu. Geçen haftaki hakemin yaptığı ölümcül hatayı yaptı. Son dakikadaki faulü bu salak da verdi. Muhtemelen her hafta papaz pilav yemez diye düşünmüştür, atamaz demiştir. Galatasaray'ın galip gelmesi için ya en az 3 gol atması, ya da galibiyet golünü son dakikada bulması lazım.

Özellikle ilk yarı son yılların en büyük topunu oynadık. Takım koşuyor, üstelik boş koşu değil, dönen her topu kaptık, çok açık ara oyun üstünlüğünü tuttuk, Muslera bile takıma güveniyordu, maçın başındaki golü takım kötü oynarken kesinlikle yemezdi. Bu büyük oyuna az kalsın limon sıkılıyordu. 5 metre ofsayt, yan hakem kaldırıyor, Muslera hakeme güvense topu bıraksa ne olacak şerefsiz. O bizden daha iyi biliyor kansız olduğunuzu da ne olur ne olmaz diye atladı.

Bir de anlamadığım şey anlı şanlı Hocaların kornerlerden nasıl gol yedikleri mevzusu var. Kimi adam, kimi alan savunması yapıyoruz diyorlar, ikisi de aptal. Korner atıldığında, atan, kendi kalecisi, en az 5 savunmacı gol bölgesinde yok, yani en fazla 5-6 adam kafaya çıkacak. Sende 1 i elle dokunma hakkı olan 11 kişi, ne savunması. Tam korner atılacak, tv gösteriyor itişme didişme, kaçışma, alarm çalmış gibi, topa bakan yok. Bırakın lan savunmayı adamı, topa bakın en yakın iki kişi çıksın kafaya, bir tane gol olmaz. Hadi çıkamıyorsun, alın size kesin çözüm, hiç biriniz çıkmayın 5-6 kişi kaleye geçsin, her topa Muselera çıksın, eliyle alamadığı topa vuran olursa kalecilerde sıçradı vuramadı, üstten girerse de kader utansın. Şimdikinden daha fazla gol pozisyonu olursa eşşeğim.

Selçuk İnan bile ilk yarı iyi oynadı, ikinci yarı adalem atmasın benim de diye düşündü, o da klasiğine döndü, ne var ki takımın en büyük frikikçisi, özellikle kaleye yakınken. Ben olsam çıkarırdım, çıkarmayan da muhtemelen son dakikalardaki serbest vuruş olasılığını düşündü. Sneijder'in haberi var mı bilmem? bugün bizim Dış işleri Bakanını  Hollanda'ya sokmadılar, belki de aklındaydı, bir iki Sabri pası attı, ama o Sneijder'di, Podolski'ye insanlık dışı pas attı.

Tolga Ciğerci kuruluş ayarlarına döndü, Muslera'yı saymazsak, takımın en iyisiydi. Eli açık kafaya çıkma aptallığını yapmasa bu gece sadece ben değil bir çok kişi de yanı fikirde olacaktı. Rodrigez'de ilk 11 topçusu olduğunu hissederse beklentimiz Bruma'yla sağlı sollu öldürücü deparları zevkle seyrederiz. Fener'in, Beşiktaş'ın aldığı 3 er puanlara bak, bizim can çekişe çekişe aldığımız 3 puanlara. Olsun öldürmeyen  acı güçlendirir. Fener maçına sağlam 11le çıkabilirsek o sene bu sene.

Dokunulmazlık senin Ulu Tudor, aç bırak, kokonat yesinler, çalının altında yatsınlar, güçlü olan kazanacak, zengin olan, çete lideri olan değil. Takımın winner özelliği hortladı, bu maçın 3 puandan daha önemli olan özelliği bu oldu. Bu hafta idmanları dikkatle takip edeceğiz bakalım kim ben bittim diyecek. Umarım kasları demirden olan Sabri'ye vurur piyango.

7 Mar 2017

Ah Hakem Ah; Antalya 2-3 Galatasaray


Ulan hakem, o dakikada faul verilir mi? maç bitti, hadi basiretin bağlandı verdin, gol olacak değil ya dedin çaldın. Aksi gibi gol oldu, bas faulü Eren'e ittin de, düdük dudağına mı yapışacak? Sana mı kalmış iki maçın iki hakeminin 2 takıma verdiği 4 puanlık boku temizlemek. İşler yolunda gidiyordu oysa, Bruma'yı attın, kara beladan kurtuldun.

Ne yapmış çocuk sus işareti, Noi Camp'ta yaparsın 100.000 kişiye gıkları çıkmaz tınmazlar sus işareti kimseyi sinirlendirmez, öfkelendirmez vermezsin, Kadıköy'de 3 kişiye sus der, tellere çıkarlar delirirler çalarsın kırmızıyı. Antalya'da ne oldu acaba? kim delirdi, niye susun dedi? belki adama Bruma'ya muz attılar, belki sürekli küfür ediyorlardı, görevini yaptın memnun oldum. Görevini yapan memurları çok severim. Galatasaray'a karşı kendin voleyle gol atsan daha çok severdim. Benim için iyi hakem Galatasaray'ı yakan, doğrayan hakemdir. Hakem marifetiyle 1 puan alacağıma hakem yüzünden 10 puan kaybedeyim razıyım. Büyük takımsan hakemi de yeneceksin. Galatasaray'san hakemi yanına değil karşına alacaksın, her maça 1-0 yenikmiş gibi başlayacaksın. Chedju'ya faulü verecek başını belaya sokacak, lağım medya maymunlarına meze olacak kadar salak olmadığına da mutlu oldum.  Ah o lanet olası son saniye faulünü de çalmasaydın da haftanın hakemi sayılıp Galatasaray'ı 2 puandan da sen etseydin, olmadı. Bizi bile maçtan çok hakemi yazdırdın.

Ulu Tudor 1 kişiyi atarak takımı 12 kişiye çıkarmış. Gereksiz eleman Sabri yok, yerine de gereksiz bir sağ bek oynatmayarak ileride 1 adam fazla oynamayı akıl etmiş. Kim olursa olsun her Hoca, Sabri'yi oynatmasa bile yerine birini sağ bek oynatırdı, Sabri'yi oynatmayarak Semih'i de oynatmış oldu. Sabri-Semih paslaşmalarını görmedik, göremedik. Geride 3 kişi bir an evvel el bombası topu ellerinden çıkarmaya uğraştılar. Sağ bek urundan Galatasaray'ı kurtaran Ulu Tudor, sol bek çöpünü de pek yakında temizleyecek. Nitekim maç içinde operasyonu yaptı, bir ara savunmada sadece Jhed-Ahmet ikilisi kaldı.

Kafa golü belasını da bertaraf ettik, gerçi her maç gol yiyoruz ama bu yenen 4 gol organize ataklardan, bilinçli atılmış goller değil, devamı gelmez. Ya gereksiz faullerden kazanılan ölü top, ya bir futbolcunun aptalca hatası.

Eren Derdiyok'un somut, puan golleriyle dönmesi çok iyi oldu, yedek kalacak, sonradan girecek futbolcu değil. Ya ona göre oyun oynatacaksın, ya 18 e almayacaksın. Umut Bulut tipi kolpa golcü değil, 2 dakika kala girer, paramı alır yatar uyurumcu olmaz. Bariz bir şekilde hava topu üstünlüğü var, kanatlardan yappılması gereken, futboldaki en kolay iş, yağmur gibi orta. Yasin bey cevaplasın, 2 adam geçmek ver kaça girmek mi zor? Eren'e orta yapmak mı? Rakibin hocasına sorsan o sana söylerdi, Rıza gibi sıradan biri santrayı geçer geçmez Metin-Ali-Feyyaz'a yaptığı muz ortalarla futboldan ekmek yedi. Hadi Bruma çalımcı, gol atmaktan çok, çalım atmayı seviyor. Gol attığı pozisyonda, bir kişi daha olsa da çalım atsam dememişse ben bu boktan anlamıyorum. Halı sahalarda rastlarsın, top kaybı olacak diye gol atmayan atam tanıyorum. Bruma, Messi, Neymar, Hasan Şaş gibi futbolcular da bu stil. Yasin-Bruma, iş bölümü yapın, çalım futbolun en güzel görselidir, Bruma bassın çalımı hem kendisini hem bizi zevklendirsin, sen de Eren'e sık sık orta yap. Tabelaya oyna.

Son 5 haftayı yabancı hakemler yönetseydi, şu kötü dediğimiz Galatasaray liderdi. Farkın kapanması olasılığı yok, otorite aldığı kararı değiştirmeyecek, her şey planlandığı gibi gidiyor. Bize düşen Fener maçına kadar motivasyonu kaybetmeden cebelleşmeyi sürdürmek. O sezon belki de bu sezon. Yıllarca konuştular, hiç bir puan değeri olmayan farklı galibiyetlerini, hiç bir puan değeri olmayacak farklı galibiyetle diyeti ödemenin zamanı geldi. Şampiyonlar ligi halatına tutunmaya uğraşsak diyorum da boşa hayal, artık bu ülkede hiç bir 2. Şampiyonlar Ligi'ne kalamaz. Hırsız yöneticiler transferi geç yapıyor, kalamazsak elimizde patlar diye eleme maçlarının sonucunu bekliyor, eldeki futbolcular da tur atlamaya yetmiyor. Kısır döngü.

Beni formda tutan şey ise alınacak galibiyetlerden farklı. Her maça hangi çöpten kurtulduk acaba? diye hazırlanıyorum. Şimdilik elde var 1, Sabri, devamı gelecek, ben beklemedeyim.

4 Mar 2017

Beşiktaş; Ülkemizin Küçük Boy Başaltı Konjonktür Takımı


Beşiktaş, Dolmabahçe Sarayının atlarına, at arabalarına bakan, arabacılar, kaşağıcılar, tımarcıların formda kalması, idman yapması için Kafkas kökenli saray bakıcıları Fetgeri kardeşler tarafından kurulmuş beden kulübüdür. Bu yüzden ARABACILAR diye nam salmıştır. Futbolla alakaları 20 sene sonralarına dayanır, Galatasaray'la maç yapabilecek seviyeye gelişi Cumhuriyet sonrasıdır. Şimdilerde büyük sayılmaları konjönktür sayesindedir. Beşiktaş'tan daha büyük takımlar tarih olmuştur. Mensucat Fabrikası takımı Alibeyköy Adalet, Gayri Müslim esnafın yoğun desteklediği Beyoğluspor, Ermeni tekstilcilerin takımı Feriköy, Kabadayıların, bitirimlerin, Bebe Ruhi'lerinin takımı Karagümrük, Bozacıların Lise takımı Vefa bugün bile Beşiktaş'tan büyük takımlardır.

MKE, Ankara'ya taşınmasa Ankaragücü, Zeytinburnu Sanatkarangücü olarak kalacak, belki de Galatasaray'dan bile büyük takım olacaktı. Beşiktaşlılar, Sarıyer, Beykoz gibi bir takım değilse Baba Hakkı'ya dua edeceğine İsmet İnönü'ye dua etsinler. Dolmabahçe Stadı şimdiki yerine değil de Haliç'e yapılmış olsaydı, Beşiktaş maçlarını yürüme mesafesi Saray'ın bahçesi Şeref stadında oynayacak, en fazla 3. ligte mücadele ediyor olacaktı. Stada yürüyerek gelip giden Beşiktaşlı çocuklar, çoğaldılar, semt takımın büyüttüler. Nitekim araçla gidemedikleri Olimpiyat Stadı günlerini hepimiz hatırlıyoruz. Sütlüce'den Taksim'e yürüyerek gelemeyen Alibeyköy, mazi olmuş, maçlara tabanvayla gelebilen Çarşı esnafı beden takımı, Beşiktaş'a dönüşmüş ise de. benim nazarımda Alibeyköy Adalet'ten büyük takım değildir.

Kendine özgü bir tezahüratı, huyu, kültürü yok. Semtin dışına hele ülke dışına çıksan tanıyan bulamazsın. 3-4 yıl önce Türkiye'nin en zengin ailesi Başkan iken, menemen yiyen takım, devlet desteğiyle pirzolaya geçmiş, hakem kararıyla Fenerbahçe ile yıldızı eşitlenmiştir. Yarın KOÇ, Tüpraş'ın spornsorluğunda Kocaelispor'u alsa, takımın başına Hagi'yi akademisiyle beraber İzmit'e getirse, 60.000 İzmit'liye kağıt attırır, Eskişehirspor'un 40-5- yıl önce yapamadığını yapar, Şampiyonluklara ambargo koyar. İsanbul takımı taraftarını Diliskelesi'ne kadar kovalattırır, Beşiktaş'ın önüne geçer. Neyin büyük? Şubat ayını alttaki 3 takıma 28 puan puan fark atarak geçerek Şampiyon olmuşsun, lağım medyada Fenerbahçe kadar adın geçmiyor.

Kaldı ki 3. yıldız mücadelesi veriyoruz diyorlar ya, o da yalandır. 12 Şampiyonlukları var. 59 yılında kurulmuş ligde 57,58 şampiyonluğunu yazdırmakta övünenler, muhtemel alacakları 2011 Süper Kupadan kendi isteğiyle vazgeçmiştir. Sadece bu olay bile bir büyük takım refleksine uymamaktadır. Mit Ajanı Seba, Fetullahçı Kalkavan sayesinde çok geride kaldıklarından acımışlar, lig kurulmadan önce 2 sezon Avrupa kupası maçı oynadıkları bahanesiyle bedava Şampiyonluk vermişlerdir. Duyan da bir Avrupa destanı var sanacak. Aynı mantıkla onlardan önce ilk Şampiyon kulüpler maçını oynamış ve elemiş Galatasaray'a şampiyonluk verilmemiştir. Galatasaraylı da istemeye tenezzül etmemiştir.

İşte böyle bir sıra takımının ligi forse etmesi, ülkede zaten dibe vurmuş futbolu, anıt mezara sokmuştur. Bu ayıp ve suç da Fenerbahçeli, Galatasaraylı başkan, yönetici, hoca ve futbolcularındır.

28 Şub 2017

Proje Hakemlerine 1 Maç Daha; Galatasaray 0-1 Alibeyköy Adaletspor


Önce yenildiğimiz takım kim? kısa bir tarih dersi verelim.

Beşiktaş, Dolmabahçe Sarayının atlarına, at arabalarına bakan, arabacılar, kaşağıcılar, tımarcıların formda kalması, idman yapması için Kafkas kökenli saray bakıcıları Fetgeri kardeşler tarafından kurulmuş beden kulübüdür. Bu yüzden ARABACILAR diye nam salmıştır. Futbolla alakaları 20 sene sonralarına dayanır, Galatasaray'la maç yapabilecek seviyeye gelişi Cumhuriyet sonrasıdır. Şimdilerde büyük sayılmaları konjönktür  sayesindedir. Beşiktaş'tan daha büyük takımlar tarih olmuştur. Mensucat Fabrikası takımı Alibeyköy Adalet, Gayri Müslim esnafın yoğun desteklediği Beyoğluspor, Ermeni tekstilcilerin takımı Feriköy, Kabadayıların, bitirimlerin, Bebe Ruhi'lerinin takımı Karagümrük, Bozacıların Lise takımı Vefa bugün bile Beşiktaş'tan büyük takımlardır.

MKE, Ankara'ya taşınmasa Ankaragücü, Zeytinburnu Sanatkarangücü olarak kalacak, belki de Galatasaray'dan bile büyük takım olacaktı. Beşiktaşlılar, Sarıyer, Beykoz gibi bir takım değilse Baba Hakkı'ya dua edeceğine İsmet İnönü'ye dua etsinler. Mithatpaşa Stadı şimdiki yerine değil de Haliç'e yapılmış olsaydı, Beşiktaş maçlarını yürüme mesafesi Saray'ın bahçesi Şeref stadında oynayacak, en fazla 3. ligte mücadele ediyor olacaktı. Stada yürüyerek gelip giden Beşiktaşlı çocuklar, çoğaldılar, semt takımın büyüttüler. Nitekim araçla gidemedikleri Olimpiyat Stadı günlerini hepimiz hatırlıyoruz. Sütlüce'den Taksim'e yürüyerek gelemeyen Alibeyköy, mazi olmuş, maçlara tabanvayla gelebilen Çarşı esnafı beden takımı, Beşiktaş'a dönüşmüş ise de. benim nazarımda Alibeyköy Adalet'ten büyük takım değildir.

Kaldı ki 3. yıldız mücadelesi veriyoruz diyorlar ya, o da yalandır. 12 Şampiyonlukları var. 59 yılında kurulmuş ligde 57,58 şampiyonluğunu yazdırmakta övünenler, muhtemel alacakları 2011 Süper Kupadan kendi isteğiyle vazgeçmiştir. Sadece bu olay bile bir büyük takım refleksine uymamaktadır. Mit Ajanı Seba, Fetullahçı Kalkavan sayesinde çok geride kaldıklarından acımışlar, lig kurulmadan önce 2 sezon Avrupa kupası maçı oynadıkları bahanesiyle bedava Şampiyonluk vermişlerdir. Duyan da bir Avrupa destanı var sanacak. Aynı mantıkla onlardan önce ilk Şampiyon kulüpler maçını oynamış ve elemiş Galatasaray'a şampiyonluk verilmemiştir. Zaten istemeye de tenezzül etmemişizdir.

Yani çocuklar, sıradan bir baş altı takımına yenildik. Kayserispor yenilgisinden farkı, bu maça daha fazla taraftarın gelmesidir. Üzülmedim mi, elbette, sokakta sarı kırmızılı bir çocuk misket oynasa, ben ondan taraf olurum. İtiraf edeyim yel oldu geçti. Galatasaray mottosudur. '' ya Şampiyon olacaksın, ya Şampiyon'dan fark yiyeceksin'' Galatasaray taraftarı can çekişmez. Açın bakın 1 şampiyonluk fazlamız olmasına rağmen, genel puan durumunda Fenerbahçe'den farklı gerideyiz. Nedeni Fenerbahçe'nin her sene potada olması, çoğunda taraftarına ecel teri döktüre döktüre 2. olmasındandır. Yensek bile anlaşılan proje hakemleri sezonu bize cehennem azabı çektire çektire bitirteceklerdi. Kaldı ki yenilmedik, hakeme 3 puan verdik. Şut çekmeden, pozisyona bile girmeden galip geldiler, futbolun ülkemizde sonudur.

Igor Tudor çıktığı 1.5 maçta farkını ortaya koymuştur, yüreğini de koyacağı maçlar uzakta değildir. Bakmayın çöp futbolcularımızın çokluğu sayesinde güzel futbolu özlemle aradığımıza. Şu abartılan Arabacı takımına bakın, sağ beksiz oynadık, oradan tek bir hamle bile yapmadılar. Cenk'e top gelmedi.Penaltı, devamında kırmızı gelse maç fark olurdu. Igor, Juventus savunması yaptı, her iki maçta pozisyon bile vermedi, Galatasaray hücumu yapamadı. Yapacak görürsünüz, hem de bu çöplerle.

Kazanamadığımız maçları hakemler yüzünden kazanamadığımız doğrudur, Ben buna yanmam, büyük takımsan hakemi de yeneceksin. Benim yandığım pes ediş, yıkılış. Melo'lu, Hagi'li takım olacak o penaltıyı önce verip sonra vaz geçecek. biri atılırdı belki ama kalan 10 kişi o hakemi de evire çevire yenerdi. İtiraz bile edemediler. Kadıköy'de biz Fener'i mi yenemiyoruz sanıyorsunuz, taraftar, hakemi kuşatıyor, bizim çete, maçın başında çektirdiği 3lüyle giderek yavaşlıyor, maç içinde mayışıyor. Başkan'dan, Hoca'dan, çöp futbolculardan önce kovulması gerekenler tribün lideri denen çapulculardır.

Galatasaray'ın Şubat'ta Şampiyonluğu vermesinin 2 büyük nedeni var bana göre.
1- Serdar Aziz; Güvenerek alındı, sakatlığı bilinerek aldılarsa alanların şerefsizliğini bir tarafa bırakırsak, hesapta olmayan ayrılığı pahalıya patladı. Yediğimiz 12 kafa gölünün 10 una mani olabilirdi. Nitekim oynadığı anlarda değil kafa golü, kafa şutu bile görmedik.
2- Sezon başında sarı karta para cezası kararı; Bizim futbolcular banka hesabına bakmadan maça çıkmaz. Ülkenin en zengin orta sahası bizde. Büyük takım orta sahası kadar büyüktür. Para cezası alırım korkusuyla sarı kart riskini almıyorlar. Topa dalan, cebelleşen, didişen, can çekişen bir orta saha oyuncusu yok. Leş orta sahadan da ileriye top taşınamıyor. İş işten geçti geçmesine de Şampiyonlar Ligi hatırına Igor'un savunmadan sonra orta sahaya da ameliyat yapacağına inanıyorum.

Bir iddia ortaya atarak kapatıyorum. Sezonun son maçında ya Selçuk olmaz, ya İgor Tudor. İkisi birden olursa da biz olmayız, biz olmuyorsak da Galatasaray olmaz. Hoca'yı biz aldırdık, güvenim tam.

16 Şub 2017

Sarıoğlu Sabristan'ı


Sebastian Perez'den başlayalım, Muhammed Sarr, Emrah Umut, Suat Usta, Cesar Pratez, Cihan Haspolatlı, Uğur Uçar, Ali Turan, Serkan Kurtuluş'ta mola verelim. Xavier'i hatırlayalım, Koskoca Eboue'yi Florya'ya sokmadığını, Salih Dursun'a, Veysel Sarı'ya, Tarık'a kulübü soydurduğunu söyleyelim.Yasin Öztekin'in kupa maçlarına denk gelmese Florya'nın sağ bek kapısından atılacağını dikkate alalım, devam edelim. Linnes'i Cavanda'yı salgıladığı bilinmez sıvıyla zehirlediğini, kollarına serum bağlayıp yoğun bakıma kaldırdığını da hesaba katalım.

Bu arkadaşlar Florya Sarıoğlu Kabristan'ında yatan sağ bek şehitleri.

Luıcescu, Terim(2 defa), Hagi(2 defa), Bülent Korkmaz, Reejkard, Gerets, Feldkamp, Skibbe, Bülent Ünder, Cevat Hoca, Mangini, Prandelli, Hamza, Dürülülü, Orhan Atik, JOR;

Bu ulu ölüler de, Sabri eşinin garajına Ferrari, Landaulet, Mclaren, Zenvo, Lombarghini çeksebilsin diye kendilerini feda eden kamikaze komandoları. Sarıoğlu Kabristan'ın şeref konukları. 

Her sezon sağ bek aramışız, her gelen önce sağ bek sorunu var zannıyla operasyona kalkışmış, başına iş almış. Şu saydığımız adamlara kaptırılan paraları kendisinin aldığı parayla toplasak, Küçük bir Güney Amerika takımına yatırsak, Kıta Şampiyonu olurduk. Ve o kıta Şampiyonu takımın Dünya'nın dört bir yanına dağılmasıyla da binlerce Sabri'yi ben de futbol oynarım umuduyla futbol sahalarına sokardık.

İşte tam da bu noktadan tezlerimizi ortaya koymaya çalışıyoruz. Futbolun kendi felsefesiyle açıklanamaz bir durum söz konusu. Sabri, Galatasaray'dan ayrılsa, Tepecikspor'da bile oynatmazlar, halı sahaya çağırmazlar. Karizma yok, tipten kaybediyor, ülkenin belki de en zengin futbolcusu ama görüntüsü gariban. Muhtemelen eğitim de hak getire. Neredeyse 2 demet Hoca görmüş ama bilgi birikimi olduğunun bir emaresi yok, hoca yapmazlar. Futbolla ilgili donanımı 3 e kadar sayıp ellerini sahanın ortasında havaya kaldırıp indirmek taraftarı coşturmakla sınırlı, zift medyasında Galatasaray Maymunu da olmayacak.


Peki neyin bedelidir, neyin karşılığıdır, Milyonlarca Galatasaraylıya senelerdir çektirilen bu cehennem azabı?

Rumence'den, İsanyolca'dan, Almanca'dan, Flemenk'çeden, İtalyanca'dan, Japonca'dan,,, her dilden sporcuyla muhatap olup, Türkçeyi bile konuşamamak, nasıl bir Galatasaray Kaptanlığıdır? cevabı bulmaya çalışacağız.

Önce her maç tutulduğumuz, küfretmekten çene felci geçirdiğimiz, Sabri atraksiyonuna değineceğiz.

Sabri'nin Uzun Taç Atışı;

Top defalarca sağ taraftan taca çıkıyor, 100 metrelik hat boyunca nereden çıkarsa çıksın, Sabri topu ellemezse sanki hükmen mağlup sayılacağımız başkaları için küçük, en azından benim için büyük olan eylemini deşeceğiz. Özellikle rakip kaleye yakın yerden top lehimize taca çıkmışsa. Mücadeleye en yakın oyuncu topu bir an önce oyuna sokmak ister, tac atmasını bilmeyen, daha doğrusu Sabri'den daha kötü atan oyuncu bulunmadığından, Sabri'nin ''bıraaaak'' emriyle taç atımından vaz geçer. Hele maç yağmurlu bir havada oynanıyorsa bu ritüel daha bir anlam taşır.

Galatasaray konumu itibarıyla her maçını galibiyete oynamak durumundadır. Dolayısı ile saniyelerin önemi büyüktür, top ne kadar çok oyun içerisinde kalırsa Galatasaray için avantajdır. Tabi Sabri için bu avantajın önemi yoktur. Topu top toplayıcıdan ister, çoğunda beğenmez, kenardaki çocukla değiştirir. Formasının içine sokar, topu kurular. Bu eylemi bilimsel olarak açıklamaya kalksak, kalkabiliriz. İhmal edilebilir şeyleri bile ihmal etmiyoruz. Topun üstündeki ıslaklık zerreleri, muhtemelen taç atışı boyunca sürtünmeyi olumsuz etkileyebilir. Mutlaka bir ağırlığı vardır topun üzerindeki damlaların.  Topun yer çekimine direnci azalır, Sabri'nin hesapladığı zamandan daha önce eğik atış durumuna geçebilir. Bu durumda misal Podolski'ye doğru atılmış gelişi güzel taç, Podolski'ye gelemeden rakip oyuncu müdahil olabilir. Hadi Sabri hesabı tam yaptı diyelim, ıslak topu Sneijder'le buluşturdu, Sneijder kel kayabilir, Eren'le buluştursa boyu ayarlayamaz topla buluştuğunda ne gibi olumsuzluk olur çalışılmamış. En iyisi topu kurulamak.

Kurulanmış top, Sabri'nin elinde atış anını bekleyedursun. Zaman Galatasaray aleyhine işliyor, taç atışından kaybedilen süre maça eklense Sabri'li maçta sadece taç atışlarından 4 dakika eklenmesi lazım. İnanmayan ilk lig maçında kronometre tutsun. Sabri Reiz hesap yapıyor rahatsız etmeyelim. Topu başının üstüne getirdi, atacak, rakip taraftar olsam sadece bu anları seyretmek için maça giderim. Topla buluşmak isteyen futbolcuların deli danalar gibi sağa sola kaçışmaları, Sabri'nin bir türlü karar verememesi, verdiği andaki kimyasal, tıbbi değişimler. Ciğere oksijen çekiş, duluğu şişiriş, denge, Taç kullanan Sabri, taçtan gelen topa dokunan futbolcu, kaleciden oluşan üçgenin hipotenüsü, açı, ilk hız. Pozisyona alınacak, verilecek reaksiyon, rakip futbolcuların tacı kapıp, kontratağa çıkma telaşı. Kalbe son bir nefesle kan pompalama, geriliş ve topun elden çıkışı. O an gözünü kapa, 3 saniye bekle, sonra aç, Sabri'nin kaptırdığı topu kapmak için takımın 10 futbolcusunun hesapta olmayan enerjisini, koşu mesafesini, mücadelesini, büyük ihtimalle rakip takımın kalemize bilinçli veya kontra başlattığı atağı, Sabri'nin kıçına nişadır sürülmüş kedi gibi koşuşunu göreceksin.

Sabri'nin kullandığı tacın golle sonuçlanmasını geçtik, tehlike yaratmasını da geçiyoruz, topun bizde kalmasına razıyız. Vakit geçirmek bizim avantajımıza değil, ayağınla atamıyorsun, onun sebebine daha geçemedik, en kısa anda, en yakınındaki adama elinle bile atamıyorsan, o Porshe'ler, Ferrari'lere nasıl biniyorsun?  Taç atışlarından kaybettiğimiz zamanı, çoğu zaman mumla arıyoruz. Topa en yakın kimse tacı o atsın, bizi ızdıraptan kurtarsın diyoruz, teknik tarafından meseleyi kapatıyoruz.

Hiç bir büyük takım futbolcusu olma özelliği olmayan futbolcu, neden bertaraf edilemez peki. Yazının başında saydığımız futbolcuların çoğu Sabri'den daha iyi futbolcu olduğu, defalarca kadro dışı kaldığı halde alavere dalavere Sabri Reiz Sağ beke nin futbol dışı açıklaması nedir?

Muhtemelen, yüz binlerce baba, oğlunu, Sabri'yi gördükten sonra benim oğlum da futbolcu olur haklı hayaliyle spor okullarına yazdırır, futbol endüstrisine bu anlamda büyük bir katkısı vardır. Her sağ bek Dany Alves olsa, düşünsene hangi baba çocuğuna futbolcu olsun diye yatırım yapar. Futbolcu olmayacak olan çocuk, okumaya yönlendirilecek, muhtemelen bir baltaya sap olacak. Sap olunca ülke meselelerine kafa yoracak, muhtemelen kurulu sistemlere bizim gibi muhalefet yapacak. Anarşi, kargaşa. Bakın Acun Ilıcalı'ya, 10 yıldır, bir ulusun beyin ameliyatını tek başına yaptı. Kutu açtırdığı dakikalarda Fener- Bursa yarı final maçı vardı, Her iki takım tam kadro, stadyum tıklım tıklımdı, halkımız narkozu yemiş, Acun'un hokkabazlarını seyretmeyi uygun görmüştü.

Sistem hassas bir tahterevalli üzerinde suni bir denge üzerine kurulmuştur. Selçuk Şahin gibi, Sabri gibi çok kötü futbolcu olduğu halde çok uzun süre kompanse edilmesi gereken futbolculara ihtiyaç vardır. Bir takıma bir Sabri çok, hiç Sabri eksiktir. Bu yüzden futbolun kendi kriterlerine göre Sabri, her sezon için önce düşünülmüyor, sonra ihtiyaç duyulacak hale getiriliyordu. Tıpkı Selçuk Şahin gibi. Sabri sayesinde takıma takıma 15 sezonda 18 sağ bek transfer edilmiş, kim bilir kaç yönetici, kaç hırsız, kaç menajer, kaç kravatlı eşkıya sırtımızdan palazlanmıştır. Düşünsenize Sabri iyi çıksa bu transferlerin hiç biri yapılmayacak, borcumuza borç eklenmeyecekti- ki bu durum futbol endüstrisine darbe demekti.

Bir gün elbet her şey olduğu gibi futbol da temizlenecek. Oyunu biz kurduk, halk çocukları, düştüğü lağımdan çıkaracak olan da bizleriz. O günler geldiğinde, mertçe, delikanlıca maçlar yeniden oynandığında hak etmeyen hiç kimse futbolcuyum diyemeyecek, Sabri özelinde tüm vasat altı, niteliksiz, futbolcu lisansına sahip gençler, büyük maçları bizim gibi tribünlerden izleyecek. Şimdi zaten izleyenler de para alamayacaklar. Porshelerini, sevgililerini antrenman sahalarında sergileyemeyecekler. 

Umarım o günler çok uzaklarda değildir.


Split Haydutu Igor Tudor yoldaş, uyarım sanadır, bu bir Galatasaraylılık tarih diyalektiği dersidir. 





15 Şub 2017

Split'li Haydut; İgor Tudor


Geçici, kalıcı, çöp, çaylak, efsane 81 hoca geldi geçti, İGOR TUDOR 82. olarak bu akşam Florya'da idmana çıktı. ilk sözlerimizi söylüyoruz, umarım son sözlerimizi alabildiğince geç söyleriz. Büyük Galatasaray Taraftarı Sosyal Medyası çok hoca kovdu, ilk defa da bir hoca aldı, daha doğrusu İgor, emeğiyle, kavgasıyla, his takımı hocasının 1 numaralı adayı olarak yoğun sevgi ve saygı desteğiyle aramıza katıldı.

6 ay önce kimsenin tanımadığı adamın kısa künyesine baktık. Romanya, Yugoslavya, Polonya, Çekoslavakya deme bana hüzünlenirim. Bükreş'in, Belgrad'ın Kızıl Yıldız'larına Lili Marlen Türküsünü dinlediğimiz Zagreb'in , Partizan Marşı söylediğimiz Moskova'nın, Duvarının dibinde ağladığımız Berlin'in Dinamo'larına, Split'in Haydut'larına dayanamam. Öyleyse kredin sonsuz İgor Yoldaş, hoş geldin, sefa geldin.

Kendi takımından başka bir büyük Şampiyon'da oynamış, Hocaların hocası Lippi'nin üniversitelerinde doktora yapmış, genç yaşında sırtına dinamit çuvalı almış en çok hoca kovan takımın başına gelmiş. Sabri'nin 16. hocası olarak iş başı yapmış. Bize Hoca gerekiyor olsaydı, Hocalığını sorgulayacaktık. Bize Hoca gerekseydi, hoca bile olmayan JOR'la çalışmayı kabul etmezdik. Şampiyon olmak için Hoca gerekiyor olsa Hamza'ya katlanmazdık. Bu yüzden Hocalığına bakmadık, oynadığı 2 maçı kazanmasaydı da aynı heyecanla gelişine methiyeler yazacaktık.

Ayda 100.000 Yuro alacakmış. Semih'i 2 metre sıçratmak, Hakan'ın baldırına yay takmak, Sabri'yi 15 km koşturmak, Selçuk'a geri pas yapmadan maçı bitirtmek, Yasin'in kıçına motor takmak, Carole'ye beyin ameliyatı yapmak için getirilmediğine göre ne yapacak bu sevimli HAYDUT.

İnsan üstü bir yeteneği yok yani, uzmanlık alanı Teknik Direktörlükse, deşelemeye önce ben başlayayım.

Mishels olamaz, total futbol icat edildi, patenti kapıldı. Catenoccio yu ben buldum dese yalan, Hereria'dır mucidi. Bir zamanlar WM sistemi vardı, M şeklinde savunma W şeklindeki hücum hattının oluşturduğu sistemin yaratıcısı unutulmaz Arsenal'in unutulmaz Teknik Direktörü Herbert Chepman'da değil, 82. Galatasaray Hocası.

62 Brezilyasını sahaya Didi, Vava, Pele, Garrincha, Zagolla ölüm forvetiyle çıkartan, Dünya'nın sayılı büyük testisli hocalarından Moreira'ya benzer mi? Keşke olsa, o da değildir, Ulusları savaş zamanlarında bile futbola sevdalı yapan büyük hocalar uçurtmalara binip gittiler. 

Çok şey mi istiyoruz, Labonowski'nin top Dinemo Kiev'deyken, 1-8-1, top rakipteyken 0-10-0 taktiğiyle oynatıp, rakibi orta sahada boğacak gibi özgün, Rudakov'u Dünyanın en gereksiz kalecisi yapan, orijinal bir taktiği var mıdır?

Bizim ligimiz çim sahalarda değil, bok içinde oynanıyor. Spor bakanı, stadlara giremiyor, Federasyon Başkanı yönettiği takımda ibra edilememiş hırsız bir embesil. Başkanlar şikeden hapis yattı, deplasman otobüsünden daha fazla polis otobüsüne binen futbolcular var. Tribünleri çeteler idare ediyor, hiç bir maç yüzde yüz temiz değil. Taktik, teknik sökmez, sökse koskoca Reykart'lar, Dünya Kupası kazanmış Del Boske'ler, Aragones'ler, Low'lar, Hidink'ler kovulmaz. Başka bir şeye ihtiyaç var, sistem bozuk, spor medyası taraflı, iktidar futbola müdahale ediyor, hakemler maçın sonucunu değiştirebiliyor. Maç bittiğinde hiç kimse sonuca razı değil, Şampiyonlukların sayısı bile belli değil. 

Galatasaray'da bu sistemin bir parçası, sistemsizlikten biz de yararlanıyoruz. En azından rahatsız değiliz. En yakın rakibimiz şike yapmış, ceza almış, yaptırıma yanaşmıyor, bu ortamda hangi maç için, hangi spor için Dünya'nın parasına, Dünya'nın sayılı hocalarından biri sayılan birini getirebilirsin, getirsen ne olacak?

Hele ki bizim özelimiz, Galatasaray'ımıza Monşer Hocalar hiç uymaz. DNA.mız kaldırmaz, biz his takımıyız, taktikten önce isyan gelir. Galatasaray'ın Türkiye'deki langırt liginde Şampiyon olması için bir Hoca'ya ihtiyacı bile yok. Formayı sahaya atsan, en kötü lig sonunu 3. bitiriyorsun. Galatasaray'ın kötü oynaması, yenilmesi, Şampiyon olamaması için bir büyük Hoca hamlesi gerekebilir belki. İstesen de kötü oynatamazsın yani.

Pislikle mücadele edebilecek mi, yarın Galatasaray satırla doğrandığında verdiği taktiklerin bir işe yaramadığını gördüğünde ne yapacak? İşler kötü gittiğinde, Galatasaray yenildiğinde Büyük Galatasaray Taraftarı, 82. Hocası Split'li Haydut'un  omuzuna yaslanıp ağlayabilecek mi? 

Hoş geldin 82. Galatasaray Hocası, Bizde saygı mecbur, sevgi özgürdür. Florya senin. Umarım 1-2 veya daha fazla Galatasaray taraftarı çocuk da, senin sayende aramıza katılır. İşte sen o zaman başarılı sayılacaksın, aldığın kupalarla değil, tribünlere gönderdiğin çocukların sayısıyla şanlanacaksın. Büyük Galatasaray Taraftarı en yakın yol arkadaşındır, Galatasaray sana emanet, 

Yolun ve bahtın açık olsun HAYDUT: