6 Eki 2019

Fatih Terim'e Açık Mektup



Hocam senin hakkında görüşüm nettir.
1- Sen futbol takım hocası falan değilsin, futboldan, futbolcudan, taktikten zerre kadar anlamıyorsun.
2- Hayatının sonuna kadar Galatasaray'ın başında kal, Guordiola, Tushel, Bielsa, Morinho gelse seni değişmem. Galatasaray'ın başında senden başka birini düşünemem.

Bu yaşıma kadar teklif bekledim, bu yaştan sonra da bana hiç kimse akıl danışmaz, en iyisi ben bildiklerimi sana aktarayım. İkimizinde sevinci, tasası ortak, ikimiz de sapına kadar Galatasaraylıyız. Hele şu en son Barça-İnter maçını ve onların Dünya'nın en büyük Hocalarının hamlelerini gördükten sonra artık hipotezimi ortaya atma vakti çoktan geldi. Bıraktık seni, Morinho, Ferguson dahil futbolu bilen bir tane hoca yok şu Dünya üzerinde. Adamlar maçı bir birlerine vermek için ellerinden gelenin fazlasını yaptılar da, maçı almak için ellerinden hiç bir şey gelmedi. Nitekim senin her sene Şampiyonluğu vermek için elinden gelenin fazlasını yaptığın, başaramadığın Gala'nın büyük takım refleksiyle baş edemediğin gibi.

Barca'nın idmanına git bak hocam, sonra da git Iğdırspor'un, Çemişgezekspor'un idmanına bak, seninkini zaten biliyorsun. Hiç bir fark yok, Endüstriyel futbolun baronları, lordları oturmuşlar bir Futbol Antrenörlüğü el kitabı yazmışlar. Bir düdük, bir talimat, Dünya'da ne kadar takım ne kadar Hoca varsa, hepsi aynı işlemi yapıyorlar. Hiç bir hocanın diğerinden ne bir eksiği, ne bir fazlası var. Senin avantajın, taş devrinden kalma olman. Daha büyük avantajın çalıştırdığın takımın en büyük taraftarı olman.

Hocam, senin suçun elbette yok, eline senin de tutuşturdular bir program onu uyguluyorsun. Bazı mottolar yazıyor el kitabında.
A-Galip takım, iyi oynayan takım değiştirilmez
B- Gol yemeyen savunmaya dokunulmaz
C- Yedek kulüben ne kadar ünlü, büyük futbolcuyla doluysa sen o kadar büyüksün,,,,. gibi.

 Z ye kadar sayarım ki tamamı yanlıştır.Sistemin birilerine daha ekmek çıkarmak için yarattığı, bulduğu yutturduğu düzendir. Her takıma 30 futbolcu aldıracaklar, bunların yarısını sakatlatacaklar ki devamlı çark dönsün. Binlerce hocanın yaptığı şey beni ilgilendirmiyor Hocam. Ben Galatasaray'ın hocasının düştüğü tuzaklara isyan ediyorum. Kaç dolar çarpıyor bilmem bu yardımcılarım dediğin reaya?   Sen takımı 1 saat kala onlara emanet ettikten sonra ne yapıyorsun Hocam, nerede takılıyorsun? Ameleye vermişsin milyon dolarlık futbolcularını, anasını ağlatıyor. Ayı Boss'a da aynı jimnastik hareketleri, Tüy siklet Emre Mor'a da Seri'ye de, koşu menzili sınırlı Feghouli'ye de, Falcao'ya da, dede Babel'e de. Ben tek tip spor hareketlerini ilk okulda ve askerde yapılıyor sanıyordum. Sen her maç en az 5 er km. koşturarak, futbolcuları yarım maç ettirerek, yorarak zaten sınırlı güçlerini tükettirerek maça başlıyorsun. Bu sistem küçük takımlara yarar, onların genç, ucuz futbolcuları, büyük takımın yaşlı ve tecrübeli futbolcularıyla en azından fizik gücüyle savaşabilmelerine kapı açar. Hadi ben bilmiyorum sen bilyorsun, faydası var. Peki neden sadece 10 kişi yapar bu salakça ısınma hareketlerini. Sonradan oyuna girecek 3 kişi bu mantıkla hiç ısınmadan oyuna girmiş olmuyor mu? Acaba sonradan girenlerin çoğu zaman bir işe yaramadıklarının sebebi bu mudur?

Hocam, bizim takımın yaş ortalaması 30. Ortalama maçta zaten 10 km koşuyorlar. Yalvarırım Alberto Barteli ve ekibini kovun gitsin. Bir faydası varsa hıyar oğlu hıyar olayım. Çıkar takımı 30 sene önce, senin zamanındaki gibi 10 dakika kala. Her futbolcu kendisinin doktorudur, nasıl adalesini hazırlayacağını bilir. Bilmeyeni zaten hemen kov. Senin oynadığın zemin kötü zemin, bari zemin bozulmadan, futbolcular diriyken, maçın başında hamleni yap, indir, aktif dinlenmeye çekil, sen de bizde keyifle bir maç izleyelim. Maça mı geliyoruz, tımarhaneye mi belli değil. Her maç bir futbolcuya sövüp, yensek de yenilsek de maça geldiğimize pişman olarak dönüyoruz.

Kaleci antrenmanına ne demeli? Valla Cem Yılmaz'ın aklına gelse, 3 sene idare eder, anlatır, millet gülmekten kırılır geçer. Çıkıyor Muslera sahaya takımdan 15 dakika önce. Kaleci Antrenörün kimse tanımıyorum tutuşturmuşlar bir reçete. 18 çizgisi içerisinde koşuyor, ellerini savuruyor, dizlerini çekiyor. Aynı anda Rizespor kalecisine bakıyorsun, simetri sanki. Kuğu gölü balesi, su balesi. Hareketler aynı. Madem aynı şeyler yapılacak, ne diye bu işler bu kadar para akıtılıyor. Ver malzemeci Veli'ye talimatnameyi, o da aynısını yaptırsın. Yazık valla, ben Muslera'nın yerinde olsam utanırım, bir an için stadyumda olmadığını, aynı hareketleri Taksim Meydanı'nda yaptığını düşün, deli diye ellerini kelepçelerler.  Ben 40 sene önce Yasin'in nasıl ısındığını hatırlıyorum. Yasin pervane gibi ellerini çevirir, sonra kaleye geçer bir iki şut çekerler maça çıkar, bir çataldan bir çatala atlardı. Bir maç dene hocam, Muslera'yı serbest bırak ne yaparsa yapsın maça öyle çıksın. Şimdikinden daha hazır, daha iyi durmazsa ben yine hıyar olmaya razıyım.

Hocam dedik, hepinizin elinde bir reçete var. 3 oyuncu değiştirilecek. 5 oyuncuya çıkarsalar hepiniz 5 er oyuncu değiştireceksiniz. Ya Allah için, benim gibi futbol dilencisi bir taraftar için, bir maçta da hiç kimseyi değiştirme be Hocam. Mecburmusunuz, oyunu durdurmaya, oyunun ritmini, dengesini bozmaya. Her maç 3 oyuncu girer, sonradan giren oyuncuların katkısıyla kazanılan maç sayısı % 10 u geçmez. Hiç değişiklik olmasa garanti veririm daha fazla maç çevrilir. Adam değiştirilecekse bile değiştirme gerekçeniz yanlış. Hata yapanı, kötü oynayanı değiştiriyorsunuz. Ben olsam hata yapanı oynatmaya devam ederim. Adam aynı hatayı bir daha yapmaz ki, bu sefer de böyle yapayım der, sonradan girip, ısınmaya katılmamış, ezik yedek oyuncundan çok daha faydalı olur. Ben olsam illaki adam değiştireceksem, en iyi oynayanı değiştiririm. Hiç hata yapmamışı çekerim kenara. Matematiksel olarak hiç hata yapmamış bir oyuncunun hata yapma ihtimali, daha önce hata yapıp akıllanmış olan futbolcunun, yeniden bir hata yapacak olma ihtimalinden daha fazladır.

Hocam fazla futbolcu başa beladan başka bir şey değildir. Banko 3-5 futbolcun dışında kalan herkes bir birinin düşmanı olmak durumundadır. Feghouli'nin oynamadığı maçta Falcao'nun atacağı gole sevineceğine beni kimse inandıramaz. Canlı doğasına, ekmek kavgasının şiarına aykırı duygulardır bunlar. Aynı işi yapıyoruz diyelim, benim yerime seni çalıştırıyorlar. Ben bundan rahatsız olmuyorsam adam bile değilim. Hoş endüstri bunun çaresini bulmuş, önce her futbolcuya cep dikmiş, sonra bizim gibi salakların paralarını doldurmuş. Bu yüzden değil yedek kalan futbolcu, tribünde bizim gibi maç seyreden Martin Linnes bile halinden memnun. Ama ben değilim hocam, öyle aman aman bir fark yok futbolcularında. Takım kadrosunu acil 15 kişiye indir. Hele seneye takımda olmayacağı garanti futbolcuları şimdiden kov. Kendini Babel'in yerine koy. Taraftarın tamamına yakını ana avrat küfür ediyor, gitmesi an meselesi. Sen oynarken seni kırk yılda bir oynatsalar, senede iki defa açılan futbolcu borsasından devamlı yenileme yapsalar, ve bir kritik maçta da- adına rotasyon demişler ki bilimsel olsun-, oynatsalar, Andone gol atsın da şöhreti, parsayı, parayı cebine koysun diye pas verirmisin, yoksa onun yaptığı gibi gücünün yetmeyeceğini bile bile 40 metreden şut atmayamı kalkarsın. Ağzıyla kuş tutarak gol Belhanda seneye olmayacak, adam keriz mi o pozisyonda topu Adem Büyük'e aktarıp gol attıracak, seneye olmayacağı, muhtemelen rakip olacağı futbolcuların şovuna ortak olacak. Benden söylemesi, Muslera, Mariano, Japon, Belhanda, Feghouli'yi acil kadro dışı bırak. Andone gibi zaman zaman oynattığın futbolcuları bir daha yedek kulübesine bile sokma. Eğer bu futbolcular hain değilse, kafa taslarının içinde beyin yok demektir. Bir faydası olmayacak emin ol Hocam, seni her maç biri yakacak.

Hocam elindeki kadro, Galatasaray tarihinin en iyi kadrolarından biri, ama sen kullanamıyorsun. Bu noktada bir sorum var sana hocam. Velev ki bu transfer döneminde Ronaldo ve Messi transfer edildi diyelim. Sen Arena'da Gençlerbirliği maçına çıkaracağın savunmayı elindeki mevcut futbolcu gurubuna göre yazabilirmisin? Soruyu netleştireyim, savunmaya kaç kişi yazarsın. 4 diyeceğinden Galatasaraylılığıma emin olduğum gibi eminim. Santrayı geçmeyeceği garanti takımlara karşı bile 4 savunma oyuncusuyla çıkıyorsan sen futbol takımı hocası değilsin Hocam kusura bakma. Dün gece ligin en kötü takımı Gençlerbirliğine bile 4 kişi dizdin, neyi savunuyorsun? Karşında düşman yok, sen kaleye en nişancı topçularını dizmişsin. Ben olsam Muslera'yı bile oynatmam, kalecisiz çıkardım dün maça.Koskoca Galatasaray'ın savunmaya ihtiyacı bir sezonda en fazla 4 maçta olur. Senin elinde ligin en büyük forveti var, o kahrolası sistem, ferman, talimatname yüzünden 4 kişiyi heba ediyorsun. Donk sezonun en kötü futbolunu oynadı, oynamasa ne değişecekti? Marcao, Muslera biraz iyi oynadı ne değişti. Selçuk İnan unutulmuş gitmişti, 10 sene oynamasın sonra tekrar çağır oynat aynı futbolu oynayacak, ne fark var. Takım 3 gün önce Paris'e tıkır tıkır futbol oynuyordu, aslanlar gibi savaşmış, göğüs göğüse çarpışmıştı. Değiştirmeye kıyamadım dedin, 3 lü savunmayı bozdun, çöpleri oynattın. Zır deli Belhanda'nın yaptığı doldur boşaltlara kafa vurmaya çalışıyor daha dünkü santrafor. Santrfora topu en efektif verme ihtimalli hiç kimseyi oynatmadın. Son dakika golcü diye aldığın çöpü çıkardın. Falcao'yu Ankara'ya bile getirmedin. Nedir bu egon Hocam büyük futbolcuyu sevmezsin onu biliyorum da, Galatasaray'ı da mı sevmiyorsun?

Hocam ben sana maç taktiklerini veriyorum. İstisna bir maçın var o da Schalke maçı. Sen büyük maçları halledebiliyorsun, sistem, reçete kendinden daha iyi takımlara söker, başta söyledim. Bu reçeteler küçük takımları büyük takımlara yem ettirmemek üzre yazılmış bunu biliyoruz. Varsın onu Schalke hocası düşünsün sen rahatsın. Ama sen senden küçük takımlarla oynamayı, hele ki geriye düştüğün maçı çevirmeyi bilmiyorsun Hocam. Daha geçen hafta çevirdim ya cevabın, benim için mazeret değil. Benim için o maçta neden 2-0 geriye düştüğün önemli, yoksa bu Galatasaray bu ligte her takıma yarım saatte 3 gol atmaya programlanmış zaten. Savunmaya 3 kişi koyacaksın hocam. Bana kalsa en fazla 2 kişi oynatırım langırt tahtası gibi de neyse artık o kadar da sistemden çıkartmayalım seni. Ben olsam Donk'u en geriye koyarım. Önlerine iki stoperimi yerleştiririm. Bunlar Marcao-Boss.İnan isimler önemli değil, kimi koyarsan koy, asıl iskelet kadronun dışında. Stoperlerden daha kazması kimse ilk topa o çıksın. Daha tekniği kademe yapsın. Onlardan seken topa emin ol Donk cankurtaran gibi yetişir. Gelişigüzel atakları böyle önlemeye çalış. Sete dayalı hücum yersen bu 3 kişiyi paralel olarak sanki bir mile bağlıymış gibi atağın olduğu yere kaydır, diğer tarafa ters kademe yapacak orta sahalardan adam çekersin. Kalecinin zaten Dünya'ca ünlü olduğu söyleniyor ki ben katılmıyorum. Topu oyuna degajla adam eksiltmeden oyuna sokuyor, pas trafiğinde yok ve bir yabancı kontenjanı işgal ediyor. Geçir Okan'ı kaleye ne olacak ki? Ha gol yedin, yiyeceksin tabi, önemli değil, hatta başlarda yemek avantaj bile olur. Bu Galatasaray'ın bir zamanlar geriye düştüğü anlardaki forsesine, futboluna doyum olmazdı, en iyi sen bilirsin o zamanları.

Orta sahada 4 kişi bulundur hocam. En teknik adamın kimse onu oyun kurucu yap. Bu kadroda en teknik adamı henüz görmedik, korkma Atalay'ı veya Taylan'ı oynat. Sağ ve sol tarafa birer salak koy. Kronometre tut her maç 15 er km koşacaklar.(ikişer kişi 2 ve 3 numaralı formayı 15 er km koşturacak) kaftan bu iki salak mevkisi için sağda Şener, Lemina solda Ömer Süeyman Luş önerim. Geberene kadar koşsunlar, kendileri bittik diyene kadar oynat. İstedikleri kadar kötü oynasınlar saha tut. Uzunzi- Seri orta sahayı tutar. İleride Emre Mor'u kesin ilk 11 koy, verim alamazsan Jimi'yle değiş. Falcao'yu top rakipteyken koşturma çeksin bir sandalye otursun. Top sende olduğunda, ortadaki 2 kişi daha hücuma katılacak, forveti 5 leyeceksin. Top rakipteyken tabyalar halinde ricat et. Ön siper geçilmişse ortadaki siperde karşıla hasmını. Zaten bu dizilişle başlama vuruşundan önce rakibi ürkütür, hücum yapma şevk ve iştahlarını kırarsın.

Her şeyi yaptın da yine geriye düştün. Maçın son dakikaları rakip Kanije Kalesi savunmasında. Çıkar Muslera'yı ver eldivenleri Donk'a sokelinde ne varsa. Ya herro ya merro, en fazla bir gol daha yersin. Gerisi maçtır zaten 3 ihtimallidir, kaderimize, hakkımıza razı olur katlanırız, gırtlağımızın olanca gücüyle bağırırız Hocam.'' yenilsende yensende taraftarın seninle''
,
Bu ilk 11 ine takviye olarak kaleci hariç 3 kişi daha rezerve cephane bulundur yeter. Kim olur bilemem, tüm kadroyu tanımıyoruz, gençlere güven, tutarsa tutar tutmazsa da boşuna ümit beslemeyelim.

Mertlikten, Galatasaraylılıktandır bunca savaşım seninle Grande. Seni bu camia içinde ailenden daha fazla sevdiğime inan, bunayana kadar, elin ayağın tutmayana kadar takımın başında kal. Sefa sürülecekse biliyorum ki kenarda yine sen olduğun müddetçe sürülecektir. Biz cefayı çekmeyi göze alarak, kabul ederek tutulduk bu amansız çocukluk hastalığına, Galatasaraylılığa.

Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum, yolun ve bahtın açık olsun.

Not; Bu yazı 6 sene önce yine bir Gençlerbirliği maçı sonrası yazılmıştır, sadece isimler güncellenmiştir. Orijinali Fatih Terim etiketiyle blogtadır. Gala cephesinde değişen bir şey yok yani.

29 Eyl 2019

Çok Sevdiğimizdendir Bunca Savaş Gala 0-0 Fenrebahçe

Bu yazdıklarımın çoğunu maçtan önce yazmıştım. 2-0 lık galibiyete bile razı değildim, Şebeke'nin açık oturumla iptal ettiği penaltı golüyle galip gelmiş olsak, inanın daha beterini yazacaktım.

Durum içler acısı, Gala'ya karşı tarihte görülmemiş bir cephe savaşı var, hamasetle geçiştirmek, nasılsa Mayıs'ta biz Şampiyon oluruz gafletiyle bu kadar organize saldırıya seyirci kalmak, Gala'ya ihanetlerin en büyüğüdür. Yıllardır yazıyorum biz farklı onlar aynı takımın yandaşı. Global Kraliyet Ailesi mensuplarının takımı falan yok, Bu ailede Gala'lı kodoman, prostatlı hırsız yok sanmak en büyük aymazlıktır. Biz siperlerde yaylım ateşiyle karşı karşıyayken, takımın kanadı kolu kırık vaziyetteyken, her maç kudurtulmuş bir takıma 5 hakem, yetmedi VAR Şarlatanına oynar yara alırken, senin Başkan'ın sistemin bir parçası, Ailenin bir üyesi de kendisi olduğu için tek kelime etmez, edemez. Şer Cephesi'nin Ekselansıyla selfi çeker, biz sinirden kahrolmuş milyonlarca taraftar birbirimizle it dalaşı yaparız, Böyle gelmiş böyle gider.

Ülkemizde bir diktatör var deniyor, yok olduğunun en büyük kanıtı futbol. Olsa, aynı yetkilerle ben olsam dün gece maçtan sonra her iki takımın Başkan'larını Hocalarını halkın şu yok zamanda 2 gün önce deprem korkusuyla mahvolmuş moralini sinirini bozmaktan, milyonlarca futbolseveri büyük bir maç olacak beklentisiyle dolandırmaktan, 5 Cente muhtaçken  büyük maç oynayacaklar diye çöp yabancıları doldurup milyonlarca yuro yu çaldirmaktan hapse attırır, en az 20 futbolcunun lisansını yırtar, yabancıları kovardım. Dalga mı geçiyorsunuz lan bizle?  Sen kalk Dünyanın en büyük golcülerinen birini 2.5 ay pazarlıktan sonra getir, egonun tatmin için oynatma, yenildiğin maçın son dakikasında sok,  onu seyretmeye gelmiş taraftarın önünde rencide et, son saniye çıkar, Adem'ı sok. Hocamısın diye sormuyorum adammısın?

Ülkede futbol lağımda oynanıyor, lağım futbolunun en büyük Ceo'susun, soruyorlar ne alıp veremediğin var diye? Var kardeşim alacağım var, lağıma pislik taşıyanların da başında. Ve sistem böyle gittiği sürece de hepinizden daha çok ondan yanayım. Fatih Terim tekerlekli sandalyeye bile düşse Gala kulübesinde olması lazım. Olsa geçen hafta Andone bu hafta Lemina pozisyonlarından sonra maçı başlatmazdı. İstedikleri oldu 3 maçta 4 puan kaybettirdiler, aldığın 3 puana da zamanları yetmedi.

Gelelim taraftara , hiç şüphe yok, Dünyanın en kötü taraftarı bizde. Görüntü muhteşem, kırmızı bir manzara, içinde maç olmasa Dünyanın en güzel mekanı. Locandasın ,yak bir havana, aç bir Shateau Cheval Blanc şarap, ortaya Hazar Denizi Mersin'i havyarı saatlerce seyredersin. Ürkütücülüğün zerresi tezahüratın tınısı yok. Neden? Çünkü maçın manüpüle edilmiş yüzbinlerce müşterisi var, kombineler cahil, kıro tribün çetelerine devredilmiş, karaborsa satıyorlar. satın alanlar da maç taraftarı değil, giymiş formayı takmış atkıyı, sırtı sahaya dönük, maçtan pozisyonlardan bağımsız hırbolardan talimat bekliyor. Tezahürat yerine böğürtü çıkarttırıyorlar, onu da onlar bilmiyor, sistemin tam aradığı atmosfer. 50 yıllık tribüncü olarak söylüyorum, 52.000 yerine 20.000 Ali Sami Yen taraftarı olsa yakardı ortalığıda bu takıma bu hocaya bu topu oynatmazdı.

Yıldız Tablosu;

Muslera 10( çerçeveye top gelmediği zaman muhteşem kaleci, son dakikalarda acaba mı diye uyandı ligin bizden sonra en kötü topunu oynayan Fenerbahçe, eli ayağına dolaştı) Kötü oyunun 1 numaralı sorunsalı, Gala tarihinde Hayrettin, Bahattin dahil gördüğüm en kötü kaleci. Bunu sadece kale de dikilen gole mani olan biri olarak yazmıyorum. 1 kişi eksik oynuyoruz. O var diye bir yabancı kadro dışı kalıyor. tezimin doğruluğunu test edebilirsiniz. Sezon başı Altay tıpkı Okan gibi Muslera:ya yedek diye alınsa bu maçta kaleye geçirirmiydiniz? geçirmezsin Okan'ı da çöpe atacaksın bu sepet yüzünden. Bu sepet yüzünden Linnes çoluk çocukla antrenman yapıyor, bu sepet yüzünden takımın tek bankosu üvey evlat Donk mayın eşşeği görevinde. Azıcık adamsanız, zerre toptan anlıyorsanız bırakın şu sepeti kadro dışı, yazın 12 yabancı kadroya, bir adam bir adamdır. 9 senedir Muslera marifetiyle dolandırılıyoruz. Melo'lu Drogba'lı Şnaijder'li kadroda kalede bir Türk olsa bir büyük yabancı futbolcu aha oynatabilsek Avrupa Şampiyonu olurduk, siz çeyrek finale fit oldunuz. Geçen yıl en kötü futbolu yine biz oynadık Şampiyon olduk gözlerinize perde indi. Temennim rezil olmadan Şampiyonlar Liginden elenip lağıma bir an önce kavuşmak.

Mariano -2 futbol ölümü geçekleşmiş adım atacak dermanı yok. aklı sıra hücuım beki, ne hücumcu ne bekçi.

Luindama+Marcao 1 benim için bu adamların 2 si tek futbolcu. Biri olmasa kayıp değil. Normali stoperlerden birinin kesin Donk olması, bu iki salaktan birinin de kurayla 11 e veya tribüne gönderilmsidir.

Japon -5 Öcü dolayısıyla 2. plana atmıştım, Orhan Ak dahil Gala tarihinin en kötü sol beki. Kendi getirmese Linnes gibi miras kalsaydı, kesin Linnes yerine Japon lisans dışı kalırdı. Büyük sahtekarlık büyük aptallık büyük hainlik, büyük iş bilmemezlik.

Uzunzi 10 şu an takımda kupa ellemiş en kariyeli futbolcu. Ne var ki lağım futboluna yabancı, dürüst futbol sahalarının vazgeçilmez oyuncusu. Bir Melo değil, pislik yapmaz, itiraz etmez, tribünü ateşleyemez, bu anlamda bizim almak istediğimiz verimi ondan alamayız. Görürsünüz yakında çöpe ayırılar.

Lemina 8 çok iyi futbolculardan biri daha, ne var ki adam hasta. Adrian İlie'yi hatırlayanlar varsa bilir aynı yüz hali, aynı ritüeller, tahminim hepatit B, iyileşirse adam yer, iylişemezse o da çöp.

Maskeli Arap 1 kornerleri ben atsam bari kaleye yetiştiririm. Organiz profesyonel amatörlük oynatılması. Neymiş hocam ben sakat sakat oynarım. Lan şerefsiz sen Bülent Korkmaz'mısın, Hasan Şaş'mısın, Elmander'misin. Korkudan bir kere bile kafaya çıkmadın, en büyük özelliğin yatarak dalmandı bir kere dalmadın. Paris maçına kaskla, zırhla çık bari.

2. Arap 1 Falcao'nun baş düşmanı, eğri gemi doğru sefer yamış Rodrigez satılmış kendine yer bulmuş, son düzlüğe denk gelmiş oynayacağı bir kaç güzel maç Şampiyonluğun en büyük elemanı olmuş. Ee ne yapalım, bedava mı oldun. Çıkarken yaptığı tripe bakın, kenarda salak olsa 15. dakikada çıkarırdı.

Falcao 8 bir kere top taşındı, o açıdan ulaşılamaz köşeye o şutu çekti ya ispata gerek de yok du aslında. Ne var ki takım çöp, oyun oynatılamıyor, topla buluşturulamıyor. Madem oyun planın böyle daha doğrusu hiç bir planın yok ne diye transfer edersin böyle büyük bir futbolcuyu.

Babel 1 Küfür etmekten çenem felç olacak diye ödüm koptu. takımda en nefret ettiğim 2 oyuncu var ikisi de sol, Paris Sn Germen'in de en öldürücü tarafı sağ. Felç bölgemizden ameliyata giriyoruz, masada kalmamak için Yüce Gök'e şimdiden duaya başlayın.

Toparlayıp noktayı koyalım. Fatih Terim futboldan, futbolcudan oyun okumaktan anlamaz, hiç bir maç planı yok, adam kayırır, sevdiği adamı oynatır tek kelimeyle Hoca değildir. Ama hepiniz karşı çıksanız, gitsin deseniz tek başıma savaşırım. Futbol lağımda oynandığı ve uzun süre daha oynanacağı için takımın başında Fatih Terim hariç kim gelirse gelsin her sezon takım 10.lıktan toplarız. Bu yüzden ölene kadar Fatih Terim.

Şebeke'nin Gala düşmanlığı gayet normal. Ülkede her kurumun olduğu gibi Futbol da denge unsuru. İki takımı var, Beşiktaş büyük takım değil( bunu ayrıca yazıp ispatlayacağım). Aradaki şampiyonluk sayısı hassas dengeyi bozdu. Her ne kadar Başkanları yöneticleri güdebiliyorlarsa da Fatih Terim'i ve Büyük Gala Taraftarını(sadece maça gidenleri kastetmiyorum) güdemiyorlar. Her saldırıda bir delik bulup çıkıyorlar. Bu sezon işi baştan sıkı tuttular ve gördük ki sonucu  da alıyorlar. devamı gelecektir.

Tribünlerden çete liderleri acilen temizlenmeli maça girişleri yasaklanmalarıdır. Spor polisi var da spor savcısı yok mu kardeşim bu ülkede. Gitsin birini yakalasın 50 yıldır tanırım aynı adamlar 1 dakika çalışmadılar araştırsanlar mal varlıklarını.Ya da bir gazeteci ropörtaj yapsın bir tezahürat söyletsin. 3 lüyü bile söyleyemezler. Güzel insanları, unutulmaz tribün liderlerini dövdüler, tribünlerden kovdular. Bu sezon stad kapalı gişe, hayatlarının vurgununu yapacaklar.

Son sözüm şu, futboldan nefret ediyorum. Şebeke'nin bu sezon bizi daha fazla engelleyeceğine eminim. ligi en iyi ihtimal 5. bitiririz metin olun sükunetle karşılayın. Hakkımızla kaybedeceğimizden değil, şikeyle kinle, nefretle saha dışından emirle. Ben hazırlıklıyım bu yazıyı da bu yüzden yakın tarihe not düşmek için yazdım.


Biz Gala'yı şampiyon olsun diye sevmiyoruz, çok sevdiğimiz içindir bunca sitem bunca savaş. İnsan sevmediğine sitem edemez. Yensen de büyüksün yenilsen de tek gerçek bu.

28 Ara 2018

Türk Futbolu Kurtuluş Manifestosu


MEVCUT DURUM;

Kulüpler ve ulusal takım turnuvalara son torbadan iştirak etmektedir. Kura çekim törenleri korku filmi seyredilir gibi seyredilmekte dişimize göre olduğu varsayılan takımların çıkması için dualar edilmektedir. Katıldığımız turnuvalarda aldığımız sonuçlar içler acısıdır. Hiç bir taraftar takımından memnun değildir. Her takım,oynamayan veya rezil top oynayan çöp tabir edilen futbolcular mezarlığıdır.

Kulüpleri kuşatan yönetici başkan sıfatlı kravatlı eşkıyalar, kulüplerinin çıkarından çok kendi çıkarlarını gözetmekte, maddi manevi hiç bir zararda sorumluluk kabul etmemektedir. Takımların çoğunun hocası vasıfsız, güven vermemektedir. Şampiyon olan takım bile federasyondan hakemden şikayetçidir. Maç bazında alınan sonuçlara taraftar rıza göstermemekte, Şampiyonluğun arkasında başka sebepler aramaktadır. Küme düşen takımların, hakeme Federasyon başkanına ağıtları, bedduaları yürek yakmaktadır.

Sergilenen futbol adlı şovdan futbol severler memnun değildir. Belki de topun oyunda kaldığı sürelerde bizim lig sonuncudur. Oynamaktan ziyade oynatmamaya dayalı futbol felsefesi, maçları televizyondan seyretmekte olanları futbolu sevdiğine bin pişman ettirmektedir. Tribünlerde taraftar yoktur, hiç bir maç tam kapasite seyirciyle oynanamamaktadır. taraftarı olmayan takımlar mevcuttur, hatta Şampiyonluğa oynayanı bile vardır.

Yürütülen sistemden, sistemi yürütenler dışında memnun olan yoktur. Ve ne yazık ki önümüzdeki yıllarda da daha iyiye gideceğinin en ufak bir belirtisi görünmemektedir. Şimdi sorsak taraftarlara Şampiyon olacak takımın önümüzdeki 5 sezon içinde Şampiyonlar Ligini almaya talip olma ihtimali var mıdır? Milli Takım turnuvalara katılabilir mi, oldu da katıldı Kupayı elleme şansı nedir? Komedi filmi gibi değil mi? Dünya Kupasına oynayacak diye bahis yapilabilecek bir takıma sahip olma şansımız var mı? Ama bir zamanlar akıl alır şeydi, kıl payı kaçırmıştık, kulüp takımımız Avrupa Şampiyonu olmuştu, Süper Kupa'yı almıştı. 10 sene sonra böyle gidersek bu kupalarla İstanbul'a inen takımın taraftarı bile aldığını unutacak, inanmayacak, yalan diyecek duruma getirilmiştir.

Maçlarda hakemlere güven sıfırın da altındadır. Ne zaman hakemler açıklansa taraftarlar maçının hakemini olumsuz görüşleriyle TT yapmaktadır. Her hafta mutlaka tribünlerden şu hoca istifa, bu başkan istifa, o federasyon başkanı yeter tezahüratı yankılanmaktadır. Berbat halimiz hakkında sayfalarca yazılabilir,olumlu tek bir cümle yazılamaz durumdadır.

DEVRİM KARARLARINDAN SONRAKİ 6. SEZONDA GELİNECEK DURUM;

1- Lig 20 takımlı olacak, her sezona en az 10 takım lafta değil, icraatta Şampiyonluk hedefiyle başlayacak, en az 10 takım da küme düşme tehlikesiyle baş başa kalacaktır. Ligte kalma amacıyla maçlara hiç bir takım başlamayacak. Şampiyon olan takımın şampiyonluğunda hiç bir şaibe, baskı, saha dışı faktör aranmayacak, olamayan takımlar saygıyla neticeyi kabul edecek. Ligden düşen takımlar da sebep sorumlu olarak kendi sportif mücadelesi dışında bahane peşine düşmeyecek.

2-Hiç bir takımın kadrosunda oynamadan para kazanan, yanlış transfer namlı futbola muhalif futbolcu bulunmayacak.

3- Her takımın başında belli bir puan ortalamasının üzerinde deneyimli, güvenilir hoca olacak.

4- Bütün maçlar tıklım tıklım tribünlerde oynanacak. 6. sezona başlarken stadyumlar yetmeyecek en az %20 kapasite artırımına gidilecek.( koltuk araları kaldırılıp oturaklar birleşecek)

5-Her takımın taraftarı, yöneticisine, hakeme, federasyon kurullarına futbolcusuna hocasına güvenecek, saha içinde alınacak sonuca saygı gösterecek.

6- Şampiyon olan Avrupa Ligi oynayan takımlarımız kura çekiminde şekilden şekle girmeyecek, oynadıkları turnuvayı kazanmak için oynayacak. Elenir eler o ayrı şey, kupayı bir takım alıyor ama görüyoruz en az 10 takım almak için başlıyor, biz mutlaka bu 10 takımın içinde olacağız.

7- Aynı şey Ulusal Takım için de geçerli, Ülkenin her stadında herkesin benimsediği bağrına bastığı çocuklarla maçlara çıkılacak, hocasına ve takıma kefil olacak, takım da oynadığı her turnuvayı kazanmak için oynayacak.

8- Ulusal takım hocalarının kim olacağı tartışmasına son verilecek, Bundan 20-30 sene sonrasının hocasını sistem bize söylemiş olacak.

9- Her takımın ilk 11 inde en az 2 alt yapıdan çıkmış oyuncu olacak. Mecburiyetten değil, sistem kendiliğinden alt yapılardan futbolcu fışkırtacak.

10-Futbolumuzun parasal ederi, şimdiki ederinden en az %40 daha fazla olacak. Dünyanın en büyük kartelleri takımlarımıza sponsor olabilmek, adlarını stadyumlara yazdırabilmek için sıraya girecek.

ÇÖZÜM; DEVRİM KARARLARI

1- Alınan kararlar önümüzdeki ilk sezon yürürlüğe girecektir. Alınan kararlar madde madde aşağıdaki gibidir.

A- FUTBOLCULAR;

Bütün futbolcuların sözleşmesi sıfırlanacaktır. Eşit işe eşit ücret felsefesi icabı bütün futbolcular eşit şekilde dakika başı ücret alacaktır. Futbolcular kendi kazandırdıkları parayı, eşit emeğe dayalı olarak bölüşecektir. Futbolculara dağıtılacak paralar takım bazında bir havuzda toplanacaktır. Futbolcu maaş havuzuna yayıncı kuruluştan takıma düşen payda + Türkiye Kupası katılım payı+ Şampiyonluk primleri+ Galibiyet beraberlik primleri + Avrupa kupalarından kazanılmış miktar + atılacak her gole\ fairplay'e vb. ödenen primlerdenden toplanan meblağ dağıtıma esas olacaktır. Mevcut ve yeni futbolcularla bu şekilde sözleşme yapılacak, sözleşme yapmak istemeyen futbolcular sözleşmesi bitene kadar aynen devam edecektir.

Örnek; Bir takım 50 resmi maç oynasın ve toplam da 100 milyon Tl havuzunda para birikmiş olsun.

50x90 dakika toplam; 4500 dakika

100.000.000/90;1.111.111 maç başı dağıtılacak miktar

1.111.111/11; 101.010 dakika başı ödenecek ücret yaklaşık 100.000 tl

90 dakika banko oynadın, 900.000 tl, son 10 dakika girdin 800.000 i çıkan oyuncuya 100.000 i giren oyuncuya ödenecektir.

50 maç banko oynayan bir futbolcu, 50x900; 45.000.000TL;  7 milyon yuro küsur para kazanacaktır.

Forma ve kazanç oynayan futbolcuya dağıtılacağından futbolcular daha fazla hak etmek için hem formda kalmaya hem de takım derecesini maksimum seviyesine çıkaracaktır. Bu kararla birlikte kulüplerin kapıları ben de sizde oynamak istiyorum diyen futbolcuların menacerleriyle  dolup taşacaktır.

B- HOCALAR;

Devrim kararlarının yürürlüğe girdiği anda bütün hocaların lisansı sıfırlanacaktır. İsteyen her hocaya  5 yıl vizeli Süper Lig de takım çalıştırma hakkı olan A lisansı verilecektir. 5 sezon sonra vizesini yenilemek isteyen hocanın puanına bakılacak, çalıştırdığı takımlarda çıktığı maçlarda ortalama puanın altında kalan Hocalara vize verilmeyecek lisansı B ye düşürülecek 5 yıl boyunca Süper Lig takımı çalıştıramayacaktır.

Örnek; son 5 sezonun alınan bütün puanlar toplanıp oynanan maça bölünerek ortalama puan tespit edilecektir. Bu oran bizim lig için 1.27 puandır. X hoca 5 yıl sonra vize yenilemeye geldiğinde puan hesabı yapılacak, 1.27 puan ortalamasının üstündeyse tekrar lisans verilecektir. Diyelim ki Y Hoca adayı yeni başlamış hiç çalışmamış hoca olmak istiyor ve A lisansı talep ettiyse 5 yıllığına kendisine lisans verilecektir. Hiç bir takımda 5 yıl çalışmamış veya puan barajının altında kalmışsa lisansı B ye düşürülecektir. B lisansına düşürülen hoca en az 5 yıl A lisansı alamayacaktır. İdealist yeni bir hoca kendimi 1. lig de gösterip öyle geleyim düşüncesiyle B lisansını alır, başarı gösterir teklif bekler duruma gelir istediği zaman 5 yıllık A lisansına sahip olur. Böylelikle 6. sezon hiç bir takımda başarısız hoca bulunmayacaktır. Amaç hocaların geriye düşmesi için değil ileriye doğu gitmesini planlamaktır.

C- ULUSAL TAKIM HOCALARI;

Devrim kararlarıyla birlikte Milli Takım Hocalığı tarihe karışmıştır. Her yıl 1 Haziran günü Ulusal Takım Hocası görkemli bir törenle el değiştirecek veya görev süresi 1 yıl daha  uzatılacaktır. Son Şampiyon hoca Ulusal takım Hocasıdır, eğer yine şampiyon olmuşsa devam edecektir. Yardımcıları süper lige çıkan 3 takımın hocaları, kabul etmezlerse o takımların hoca gurubundan göndereceği hocadır. Böylece başarı veya başarısızlık durumunda hocanın kovulması, ekstra uzun süreli sözleşme yapılmasının önü kapanmış olup, hocalar arasında da doğal bir hedef imkanı doğmuştur. Ulusal takımın hocalarına itiraz kalkınca da çıkaracağı takıma bütün ulus kefil olacak, sinerjisini aktaracak, oynayan futbolculara da ekstra motivasyon sağlanacaktır. Şampiyon olan takımın Hocası yabancı olsa bile aynı kural geçerlidir. Kabul edilmeme durumunda bir alt dereceyi alan hoca görevlendirilecektir.

D- YÖNETİCİLER;

Spor kulübü yöneticiliği bir gönül işidir. Hiç kimse bu makamları kendi kişisel çıkarları için kullanamaz, nema elde edemez, sorumluluğun kazandırdığı kişilik onların en büyük kazanımı olmalıdır. Bu kararlardan sonra hiç bir yönetici ne kadar hain olursa olsun kulübü zarara uğratamayacaktır. Bütün futbolcu sözleşmelerinde en az 3 yöneticinin bağlayıcı kefalet imzası olacaktır. Örnek ,transfer, imza, menager parası 9 milyon uro bedelle 3 yıllığına bir futbolcuyla sözleşe imzalanmış olsun. Futbolcunun 3 yıl boyunca alacağı ücret A maddesinde belirtilmiştir.

Futbolcu oynanan resmi maçların %25 inde yani 50 maç oynayan takımın 12.5 maçı olan 1125 dakika oynayamazsa o seneye düşen 3 milyon 3 yönetici tarafından kulübe geri ödenecektir. Diyelim 2. sene de durum aynı futbolcuyu alırken kaptırdıkları para tazminatı büyüyecek, satıp kurtulmak isteyecek, o zaman kaça satarlarsa satsınlar 9 milyonu kulüp kasasına koyacaklar, fazlaya satarlarsa kendi zararlarını tahsil edip kar etmişlerse kulübe irat kaydedeceklerdir.

Sakatlık veya ceza durumu futbolcunun oynaması gereken resmi maçlar toplamından düşülecektir. Futbolcular isteğe bağlı sigorta ettirilebilir, tüm sezonu kaçırma durumunda zarar ziyan sigortadan karşılanabilir.

Oynamayacak futbolcuyu aldırıp komisyon almak, kovarken tazminat ödeyip komisyonu katlamak devri kapanmıştır. Her yöneticinin ilk görevi kulübünü daha yukarı taşımak takımlarının derecesine katkıda bulunmaktır. Her yönetici takımın kendi devrinde daha iyi derece yaptığıyla övünebilir. UEFA kupalı Faruk Süren'le Adnan Polat'ın camiadaki itibar farkı en güzel örnektir.

E- TARAFTAR

Taraftar şovun olmaz ise olmaz faktörüdür, ne yazıktır ki sistemden en çok şikayet edende kendileridir. Zaman Futbol Devrimine katkıda bulunma devridir. Kanunlar yürürlüğe girdikten sonra kombine alanlar şunu bilecektir. Aldığı yer numarası 2 defa maça giriş yapmaz ise otomatik olarak iptal edilecektir. Aynı vatandaşlık numarasıyla 2 defa iptal edilmiş kombine alanlara bir daha asla kombine veya normal bilet satılmayacaktır.

Kulüpler satamadıkları yerlerin veya kombinesi olup da giriş yapmayan koltukların bedelini ilan ettikleri satış fiyatı üzerinden Federasyona ceza olarak ödeyecektir. Yöneticilere düşen görev boş koltukla mücadeledir. Deplasman tribünü ceza sistemi de aynıdır. Ceza ödemek istemeyen taraftarı az olan kulüpler gerektiği kadar yer talep edip cezadan kurtulabilir. Zamanla boş tribünlere oynayan takımlar elimine olacak, taraftarı olan takımlarla doğal seleksiyon marifetiyle yer değişecektir.

Tek maçlık taraftar sistemine sistem açık olacaktır. örnek stadı hiç bir maç dolmayan Kasımpaşa'da Fenerbahçe maçı var. Fenerbahçeliler kendisine ayrılan deplasman tribününe girebiliyorken, diğer bütün Passolig sahipleri stada giriş yapıp o maç için Kasımpaşaspor'lu olabilir. İstanbul'da Başakşehir Gala maçı var, Gala taraftarı dışındaki tüm taraftarlar Başakşehir'in kazanmasını ister, şimdiki sistem maça girişe izin vermemektedir. Gala Passolig hariç her futbol severin maça girme imkanı olsa Başakşehirspor'un da büyük maçları tıklım tıklım oynayacaktır.

F- FEDERASYON

Federasyon tam bağımsız, lafta değil icraatta bütün takımlara eşit mesafede olduğuna tüm taraftarları inandırmakla yükümlüdür. Var sistemi, hakemlerle diyalog tartışmalı durumlarda halka açık olacaktır. Hakemler de hata yapabilir, bizim aradığımız kasıt, eyyam olmamasıdır. Maç bitiminde 1 kişinin bile sonuca itiraz etmemesi için seferberlik talimatı verilmiştir. Planlanıp uygulamaya konulan devrimin 6. sezonunda maç sonucuna itiraz tarihe karışacaktır.

Federasyon gittikçe kalite kazanan futbolu daha yüksek bedellere pazarlayacaktır. Önemli maçları derbileri çok daha önemli hale getirip futbolcu maaş havuzlarına daha fazla para aktarılmasına önderlik edecektir. Örnek FB-Gala maçlarına daha bir anlam yükleyip prim koyabilir. Ayrıca ilk maddede açıklanan futbolcu para havuzuna girecek kalemleri artırabilir. Her maçın her saniyesine hedef konacak, gol primi verilecektir. örnek Galibiyet 5, beraberlik 1, gol başı 1 milyon şeklinde açıklanabilir. 6-2 yenilen takım da 2 milyon kendi futbolcu havuzuna para kazanmış olacaktır.

Takımlara kendi alt yapılarından oynattıkları futbolcular için dakika başı gençlik primi ödenecektir. Bu paralar futbolcu maaş havuzuna değil, kulüplere alt yapıda kullanılmak üzere dağıtılacaktır. X 2250, Y 1100, Z 10 dakika forma giydi 3360 dakika ücreti takımının alt yapısında kullanılmak üzere Federasyonda bloke edilecek, istenildiği zaman alt yapı için harcanacak hizmetin bedeli, faturası federasyona gönderilecektir.

Süper Lig 20 takımlı olacak her sezon 5 takım düşecek, 5 takım gelecektir. Düşme ve çıkma kuralları şu şekildedir. Lig sonuncusu direk 2. lige atılacaktır. 19. 3 puan, 18. 2 puan, 17. 1 puan eksi cezayla 1. lige düşürülecek, son anda düşen 16. takım ise puan cezası verilmeden veda edecektir. Direk 2. lige giden takım yerine yine direk 2. ligten bir takım süper lige çıkarılacaktır. Her iki grubun şampiyonu tarafsız sahada bir final maçı oynayacak kazanan 2. lig Şampiyonu ünvanı ile direk süper lige alınacaktır. Final oynayan diğer takım teselli ikramiyesi olan 3 puan artıyla 1. lige çıkacaktır. gruplarını 2. bitiren takımlar ile her grubun 3.,4. sü aralarında play of oynayarak 1. lige çıkacak son takımı belirleyecektir. Süper lige 1.lig Şampiyonu 3, 2. si 2, 3. sü 1 puan ikramiye ile çıkartılacaktır. son süper lig takımı da 4,5,6,7. takımlara oynatılacak yarı finallerden sonra tarafsız sahadaki final maçını kazanan takım olarak belirlenecektir.

Türkiye kupası ülkemizde bir angarya olarak görülüyor, ve sanki elenen takımlar memnun oluyorlar. Öyle bir şan şeref getiriyoruz ki belki de lig şampiyonu olmaktan daha değerli olacak. Kupa Şampiyonu olan takım bir sonraki turnuvanın finalisti olacaktır. Kupa Şampiyonluğu bir tür boks altın kemeri gibi bir ödülle taçlandırılacak, her takım ünvanı almak için mücadele edecektir. Diğre finalist takımların belirlenmesi şu şekilde olacaktır. Lig Şampiyonu yarı finalde dahil olacak. Finali kazanan takım Kupa Şampiyonluğu ünvan maçı için bir önceki Kupa Şampiyonuyla final oynayacaktır. Finale, yarı finale kadar bekleyen takımlara kupa turnuvası için oluşturulan para havuzundan gelir aktarılacak, böylece kupa maçı oynamadım gelirim yok deme olayı ortadan kalkacaktır. 

VAR ses kayıtları ücret karşılığı satılacaktır. Ya bir kanal yayın haklarını satın alır ya da bir sistemle isteyen ücret karşılığı Var odasını dinleyebilecektir. Muhtemelen hakem diyologları futbolseverlerin ilgisini çekecek ve hata minimize edilecektir. Var kayıdını hakem izlemesine sınır getirlecektir. Tekrar bakmayı talep eden veya edilen hakem ekran başına gittiğinde butona basacak, seçilmiş görüntüler akacak 10 saniye sonra ekran kapanacaktır. 10 saniye içinde karar verememesi durumunda canlı verdiği karar geçerli olacaktır.

Fikstür çekimi haftalık yapılacak hiç bir takım bir sonraki hafta kiminle oynayacağını bilemeyecektir. Her hafta son maçın bitiminden 1 saat sonra önümüzdeki haftanın maç programı çekilecek, oynadığı takıma denk gelen takım ilk maçı nerede oynadıysa 2. maçı diğer taratarafta oynayacaktır. Böylece takımların bir sonraki maçı düşünerek pozisyon alması engellenecektir.

SONUÇ;

İş bu manifesto 18 süper lig takımı Başkanı, Spor Bakanı, Federasyon Başkanı tarafından oy birliğiyle imzalanmış, imzalanma tarihiyle birlikte yürürlüğe girmiş, yürütme ve yargı görevi Federasyona bırakılmıştır. Türk Futbol severlerine saygıyla ilan edilir.

1. Haziran 2020

3 Kas 2018

Bizim El Sikko; Gala 2-2 Fener

Maç başlayana kadar son yılların en büyük taraftarı tribünlerdeydi. Uzun zamandır ilk defa gördüm, localar bile tıklım tıklımdı, keşke maç başlamasaydı da şovu izleyip eve dönseydik.

Ne yazık ki maç başladı, Japon sakattı, oynamadığı 3 maçta da pozisyon bulamamıştık. Ama bu sefer maç Fener maçıydı. Fener'i ilk defa sezonun 1/3 ü lig 15. si Sami Yene çıkarken gördük, sanki o maç bu maçtı, tarih çağırıyordu Fatih Terim'i. İtiraf edelim hiç birimiz galibiyete 100 lira basacak kadar bile emin değildik.

Başka maç seyretmediğimizden ancak seyrettiğimiz takımlara göre ahkam kesebilirdik. Bu maça kadar 10 maç 11 takım seyretmiştik. oynadığımız 10 takımdan da kötü takımdık. Tabelaya baktığımızda bu 10 takımdan Fener'le oynayanlar da vardı ve Fener 15.ydi. Demek Fener bu 10 takımdan bile kötüydü. Maça 0-0 verdim öncesi, rezalet oynarız dedim, Bu takım gol pozisyonu bile bulamaz diye tweet attım golden 10 saniye önce. Bulamadı da zaten, bir duran top, bir serseri topa vurulan usta sağ bek işi golle, ataksız, sıfır forvet katkısı, insanı bırak püre bile yiyemeyen Ndiaye'siz, 2-0 öne geçtik.

Keşke maç başlamasaydı işte. Ya da UltrAslan kareografi yaptıktan sonra evine gitse, ya da en azından hiç bağırmadan otursaydı. 2-0 ı emeksiz bulmuşsun, Fener maçı bırakmış, bir yumruk daha atsan lig rekoru kıracaksın, hakemin aklına bile gelmeyecek serum takmak. Sen o iğrenç cenaze marşı tezahüratlarından sonra oley çekmeye başladın ya, maçı orada verdin. O dakikalardan sonra maçın hakkı en az 2-4 olmalıydı. Yeniler bilmez, 3-0 galip soyunma odasına gittiğimiz maçın ikinci yarısında, Uğur bom boş kaçırdı, arkasından Tanju çok kolay atacağı golü rövaşataya kalkıp atayıma gitti, taraftar da aynı dün gece gibi dalga geçmeye başladı.Bir kıvılcım yetti 4-3 yenildik yarım saatte. Oley oley lerde bu maç aklıma geldi.

Sanırım Hasan'lar Ümit'ler de kulübede oley çekiyor, Fatih Terim dalgaya icabet ediyordu. Diyorlar ki hakem. EEe hakemin işi bu kardeş. İşini iyi yapana saygım sonsuzdur. Muta Çocuğu bu kadar kötü iki takımdan birinin farklı kazanmaması gerektiğine karar verdiğinde geçmiş olsun du. Gala büyük takım refleksini çoktan kaybetmişti. Takımın son büyük futbolcusu Sneijder'i ağlata ağlata yolcu ettiğimizden beri, Avrupa Kupası ellemiş futbolcumuz yoktu, ne yazık ki daha uzun süre de olmayacaktı. Bir büyük futbolcu olsaydı 2-2 olduktan sonra titreyen, cebelleşen, can çekişen bir futbolcu 3 tane daha atacak zaman vardı. Fenerbahçe korkusu 2-2 ye razı oyun oynattı.

Tek tek futbolcu performansına girmek aptallıktır. Takımın en büyük futbolcusu Ozan Kabak'tır diyelim kapatalım, ne kadar küçük takım olduğumuzu da  varın siz hesaplayın. Maçı kaybeden(benim için 2 li averajı düşündüğümüzde kaybedilen maçtır) Fatih Terim ve ona referans unutulmaz koreografi yapan Büyük Gala Taraftarıdır. Ölülerden can bekliyor, bal kaymak 2-0 öne geçmişsin, forvetin son 20 yılın en katkısız, en kötü oyununu oynuyor orada öyle bir hamle yapacaksın ki, hem kendi takımını hem rakibi maymuna çevireceksin. Hadi Sinan adam attırmaya oynuyordu, üstüne üstüne gidebilirdi sarı kartlıların, aldırdığın çöp, geçen sene para edip bu sene hurdaya çıkan Rody'yi çıkar al Maicon'u santrafora, taraftarı da fırçalat oley çekmesin diye, bitmişlerdi, saldır.

Kimse kusura bakmasın ben helal olsun Fenerbahçe'ye diyorum, taraftarını da selamlıyorum. 2. yarı maç başlarken öğrendik, taraftar stadı terketti gitti, El Sikko'nuz batsın dediler, İzmir Marşı'yla gittiler. Kalanlar da Mustafa Kemal'in Askerleri savaştı, 2-0 dan sonra acaba mı diye saldırdı. Tek bir tanrıya iman ederim, Futbol Tanrısı ne derse o.Beni vekil tayin etseydi, 50 yıllık azılı Gala Taraftarlığımın üzerine yemin ediyorum Fener'i 3-2 kazandırırdım. Hem 20 yaşında tribünden toprağa giden çocuğu ödüllendirmek, hem de rakiple zamansız dalga geçmeye kalkan taraftarı cezalandırmak için. Yine de fazla gaddarlık yapmadı da sepet bir topu kurtardı.

Deplasman Tribününün adının Koray Şener Tribünü olmasını öneriyorum.

Bundan sonra ne olur sorusu geldi. Söyleyeyim, kalan bütün maçları kaybedebilirsin, kalan bütün maçları kazanabilirsin, veye her maç berabere biter. Ülkede langırt futbolu var, gözler bantla bağlı her oyuncuda 2 şer futbolcu mili var, rastgele sallıyor, çekiyorlar, elbet bir netice olacak. Romanya futbolu bu yüzden battı, bizde de batacak. Hele şu Başakşehir bir kere Şampiyon olsun, önümüzdeki sezon takımlar anlaşıp çöp harici transfer yapmasın, en kabadayı maçı 5.000 kişi izleyecek. Kendi payıma beklentim, bize en az 5 maç ceza verseler de maça gitme derdinden kurtulsam diyorum.

50 yıldır belki ilk defa oluyor, takımda sevdiğim tek oyuncu Serdar Aziz. Bir sonraki maç tamamını atıp alt yapı takımıyla çıksa bir kişiyi bile aramam. Ozan Kabak'ı da bir kenara ayırıp, kaleci başta tüm takımı lağım çukuruna attım bile. Bizden bir bok olmaz, anca Şampiyon oluruz.

Belki bir daha yazmam, ilave edeyim, Schalke maçından büyük hezimet bekliyorum, ama işte genlerde Avrupa maçları oynama harsı var, son 3 maçı kaybetsek bile ki öyle de görünüyor, Avrupa Liginde devam etmen garanti. İstesen de elenemiyorsun, vah vah.


11 Nis 2018

Şampiyon Belli Bayrakları Hazırlayın

Asın bayrakları çocuklar,

En ufak bir kuşkum yok bu sene Şampiyon biziz. Ve bu sene alınan, 20 Şampiyonluğa bedel unutulmaz, destansı bir Şampiyonluk olarak Gala tarihine kanla irfanla yazılacak.

Hep yazdık, ülkede oynanan futbol, bir Hisseli Harikalar Kumpanyasıdır. Global Kraliyet Ailesinin futbola bakan emirliği nedeni bilinmez bir şekilde diğer 17 takımı Gala Şampiyonluğunu engellemeye konuşlandırmaktadır. Olsun şikayetim hiç yok, ben Şampiyon diye gırtlak patlattığımda biliyorum ki, o sezon Şebeke'yi tüm kurum ve kuruluşlarını yenmişim.

BJK müzesi gibi oynanmamış ligin kupaları yok bizde, ya da oynanmış alınmış kupayı aramayan taraftar. Fenerbahçe gibi ayar verilmiş, hapsi yatılmış, cezası sümen altı edilmiş sezon da yok, tarih yazmaz, yazamasın diye de büyük Gala Taraftarı tetikte,nöbette.

Evet her zamankinden daha yoğun ve konsantre tetikteyiz, nöbetteyiz. Gala 6 maçın 6 sını da kazanacak, Şampiyonluk kupasına da taraftarın vişneye çalan koyu kırmızı kan izi kazınacak. Başka yolu yok.

Son maçta alınan yenilginin, beraberlikten farkı yok. Hatta belki de daha iyi oldu, yensek bu hafta sanki beraberliğe oynayacak gibi bir kurguyla çıkardık maça. Ben Gala'nın final kaybettiğini görmedim. Kazanmak zorunda olduğumuz ölüm kalım maçından da utkuyla çıktığımız nice maçlar yaşadım.

Şampiyonluk yarışını girdiğimiz takıma bakın! Devlet bu maçta bu takım galip gelecek demese 10. olacak, şu takımdan korkan Gala Taraftarı varsa şimdiden defolsun gitsin aramızdan, maça da gelmesin. Diğeri korkudan tir titriyor. O kadar hakem hatasıyla kazandığı maça rağmen hala 3. Bu takım mı bizi geçecek, biz ancak çekiliyoruz dersek çakallar ulumaya başlar.

Diyorlar ki kime güveniyorsun abi? Takım leş gibi oynuyor. Kime güveneceğim lan, 50 yılımı verdiğim, tribünlerinde 1000 den fazla maçını canlı maçını izlediğim, en büyük maceralarında Pınar Başı çektiğim Büyük Gala'nın büyük Taraftarı'na elbet. Kim oynarsa oynasın, istedikleri kadar kötü oynasınlar, defalarca tecrübe ettik, bu taraftar ölüye top oynatır. Hamza'lı takım, kaleci, Sneijder, biraz da aç gözlü Yasin'in para almak için oynayıp oynayabileceği en iyi bir kaç maçını oynayarak Şampiyon olduk. Bu takım ondan da mı kötü. Bu taraftar o taraftar değil mi? En tecrübeli, en büyük Hoca sende değil mi? Gücünü o da Taraftardan almıyor mu?

Şampiyon olacağız derken sahaya güvenmiyorum elbette. Lağım futbolu her sonuca gebe, gol atsak saymayacak, kupa alsak vermeyecek bir erk var. Akvaryum pis, temiz balıklara yer yok. Ben en çok lağım futbolunun 1 numaralı Hocasına güveniyorum futbol olarak, saha olarak. Ne var ki bu sezon Şampiyon sahada belli olmayacak. Biz maçları maçlardan önce kazanacağız. Hakemini de, lağım medyasını da, ve en çok tökezlemesini bekleyen içerideki pilavcı, prostatlı maça gitmeyicileri de yeneceğiz. Görürsünüz çocuklar göreceğiz.

Ben astım, indirmem. Siz de bayraklarını asın, maçı beklemeyin. Kupa törenini de izlemeyin. Çıkın sokağa bağırın şimdiden Şampiyon biziz diye. Mevsimi geldi maçlardan önceki gece gidin parklara sarı kırmızı çiçek alın, yastığınızın altına koyun uyuyun, renk arayın koku arayın. Uyandığınızda Gala Taraftarı olduğunuzun saygı doruğuna erişin, korkmayın, titretin. Son maçın son dakikasında Kordon'dan gökyüzüne bakın, Takım Yıldızını seyredin, Avrupa Şampiyonu Takım Yıldızını, övünün, sevinin, zaferi kutlayın, İzmir'i ateşe verin.

Ne Mutlu, Gala'dan da büyük, Büyük Gala Taraftarı olana.

25 Ara 2017

Kenetlendik; Galatasaray 3-1 Göztepe

0
Maçı herkes gördü, en az bizim kadar da futboldan anlıyor. Yazmaya gerek yok, biz kimsenin görmediği, görse bile yazmadığı şeylerin peşine düşelim.

Şunu yapmayalım Tudor olsaydı, Terim yerine başka biri gelseydi.

Görünmez eller bu değişikliği çok önceden kurdu zaten. Tweet'i bile hazırmış 1 yıl önceden baksanıza. 

Kesin bilgi yarın Fatih Terim antrenmana çıkıyor,
Uzun yıllardır ilk defa tribünlerin erkekçe kapıştığı bir maç oldu. Erkekçe dediğim tezahürat anlamında. Yoksa orantısız güç elbette var. 2500 kişiye 45.000 kişi. Hem de stadın en kötü, önü pis paravanlı bölgesinden. Maçın başlamasından önce başladı muhteşem Büyük Göztepe Taraftarı şovu, aşağılık stad DJ'yi onlar marşa başlayınca anfinin butonuna yüklendi. Her şeyin kötü olduğu ortamda stat cazgırı adam olacak değil ya. Maç boyu, 3-1 yenikken, maçtan sonra hiç durmadan bağırdılar, sıralı tezahüratlara geçmesek sesimiz hiç çıkmayacak şekilde tarihe not düşerek gittiler. Helal olsun.
Terim aynı takımı çıkardı sananlar, ne Terim'i tanıyor, ne Galatasaray'ı.
Kaleciyi değiştirmiş misal, tam konsantre 1 numara vardı kalede, vakit geçirmeyen, pas trafiğine giren, resmini çektim bir kornerin, ön direğe birini koyan, çıkıp alan.
Sağ bek transferi yapmış 1 günde, Mariano sakat demişler, sorun yok demiş, kuzey ülkelerinden birini getirmiş, Kurtalan Ekspres'i seferlerine başlatmış. Çoğu zaman saha yetmedi çocuğa.
Oynadığı her maçta ezilen uzun saçlı biri var, sağ bekte görüyorduk, bu sefer sol beke almışlar. Sol ayağım yok demiş muhtemelen, oyna lan demiş salmış sahaya.
Gomis transfer edilmiş, sağlı sollu ortadan muhtemelen en çok topla buluştuğu maçını oynadı. Bari golü o atamasın diye olağan dışı önlem almışlar. Gerçi vurduğu toplar da oldu ama insanlık dışı değildi. Normal vuruşlarını da kurtardılar. Göztepe pozisyona giremeden maçı bitirmişse en büyük pay yeni transfer 9 numaralı futbolcunundu.
Biri sakatlanıp çıkarken eyvah çekerdik, Rodrigez ağlayarak gidip Yasin girerken çok iyi oynayacağından emindim. Daha önce de yazmıştım. Maçın başında yapılan ağır idman futbolcuları çok yoruyor, özellikle çok koşacak futbolcuları. Yasin'in sonradan girdiği maçlardaki büyük oyunlarının tek sebebi bana göre maçın başındaki salakça yapılan ağır idmanlara katılmayıp diri olması. Artı yedek kalmayı içine sindirememesi. Çok büyük oynadı, attığı kafa golü Metin Oktay golüydü.
Feghouli takımda en çok sevdiğim oyuncu benim. Şovunu gösterebilmesi sağlanacak her maçın yeni transferi olur. Maçın adamı seçtim kendisini.
Adam yiyiciyi saymıyorum, yeni transfer değilse de 2 gündür  aç bırakıldığı kesin. Bir insan bu kadar mı acıkır, bir maç daha olsa sofradan kalkmayacak. Hani Fatih Terim'in ilk maçı olmasa hakem 2. golü de atsa diye iç çekerdim. Yazıyı okuyanın kulağına küpe olsun. Galatasaray yenikken, hem de ballı kaymak golü hakem atmışsa N'Diaye'nin forsesine doyamayacaksınız. 
Belhanda kötü oynadı sananlar varsa diye not düşelim. Öldürücü atakların çoğu kendisinden.  Golden önceki pası verenden önceki adam mutlaka o. Yeni transfer sayılmaz, aynı oyunu oynadı. Maçın tamamını izlersen kadraja en az giren, özetleri izlersen en çok giren oyuncudur. Verdiği paslar direk gol pası olmadığı için hakkı ancak bizim gibi maçı mikroskopla izleyenler tarafından veriliyor.  Yerine Selçuk oynasın beyaa diye böğüren iyimser Galatasaraylı bile var. Selçuk İnan veteran t0akımı kaptanı olmuş, usulen kadroda, yorulanın yerine girip oynadığı maç sayısı artırılan eski futbolcu.
Serbest vuruşun başına Maicon'u Fatih Terim'in gönderdiğini sanmıyorum. Öyle kararlı gitti ki, millet telefonlara kaydetti vuruşu. Yok eğer Terim göndermişse de saygıya bir iki puan daha eklerim. Örümcekleri aldı, hem de sert bir şutla. Yalnız ters takla atarken içim cız etti, sevinmeyi bile bıraktım. O cüsseyle o akrobasi nedir arkadaş ya?
Kendi payımıza duygularımızı da yazalım da emsal teşkil etsin. Uzun yıllardan sonra ilk defa sesim kısık, ilk defa gollerde yanımdaki tanımadığım çocuklara sarıldım, 3 lüye icabet ettim dizlerim hala ağrıyor.
Yürüyedurun çocuklar, Mayıslar bizim.  


20 Ara 2017

Büyük Takım Kalecisi Ve Muslera

E
Büyük takım, katıldığı her turnuvada Şampiyonluğu hedefleyen, bu hedef doğrultusunda planlamasını yapan ve bu hedefe ulaşmak için her maçı kazanmak için oynayan takımdır.

Maç kazanmak için de oyun planı hücum olan, yediğinden fazla atan, oyun ve pozisyon üstünlüğünü elinde bulundurmak durumunda olan takımdır.

Peki kaleci büyük takımın neresindedir? Kale nedir önce? Kale hücumculara karşı lokali korumaya yönelik bir yapıdır kelime anlamında. Yani hücum edecek olanın kaleye ihtiyacı yoktur. Futbola uyarlarsak Büyük takımın koruyacağı kalesi olmayacağı gibi kalecisi de olmaz.

Konu Galatasaray, yani her maçı kazanmak için oynayan takım.  Peki nasıl kazanacak, nasıl kazanıyor? Akan oyunda gol atabilmenin genel yolu gol postta, mayınlı bölgede fazla adamla bulunabilmek. Balık, dandik, serbest vuruş gollerini saymazsak, iyi oyun oynuyor görünmenin yolu da budur. Her alana rakipten daha fazla adam sokmak. Ancak böyle durumlarda top sendeyken dikine seri sert paslar, ver kaçlar, çalımlar ortalar şutlar seyreder coşarsın. Takımın iyi oynuyordur. Çünkü her futbolcuna yeteneğini göstereceği fazla alan sağlamışsındır.

Top rakipteyken de iyi oynuyor görünürsün. Topu kapmak için gösterilen çaba, koyulan pres, taraftarın takıma bağını artırır. Tribünler konuşmaya kükremeye başlar.

Büyük Takımın kalecisi neresindedir bu şovun?

Galatasaray'ın 1 numarası, kalesini korumak zorunda olan, gol yemeye korkan, tüm konsantrasyonunu gol yememek üzere kuran adam değildir. Büyük takımın set oyununda pas trafiğinde kaleci yoksa 10 kişi hücum ediyor demektir. Kötü kalecisi olan büyük takım 10 kişi oynuyor demektir. Yenmesi gerekiyor ve gol atmak için kullanacağı 10 kişi var, yememeye çalışan 11 kişiye karşı.

Muslera'ya geliyoruz. Oyuna hücum anlamında katkısı negatiftir. Yoktur demiyorum, daha beter, keşke hiç olmasa. Top Muslera'yla buluştuğunda gelişigüzel şişirmiyorsa en fazla yanındaki stopere veriyor ve keşke hiç vermese de topu en uzak yerden taca doğru şişirse. En azından 4-5 futbolcuyu topun önünde bırakır. Ne yapıyor peki? hiç bir şey, rakibin tamamının topun arkasına geçmesini sağlıyor.

Top auttan kendisindeyse, ritüel canımı canımdan alıyor. Çocukluğumda bile kale arkasından maç seyretmedim, bu sezon sırf Muslera'ya yardımcı olayım diye tam arkasından maç seyrediyorum. 1 devre tabi. Topu kullanması en az 30 saniye. Satranç oyuncusu gibi düşünüyor, ve en kötü kararı verip, ya uzağa santrfora doğru atıyor ki % 90 ı rakibe pas olarak geri dönüyor. Ya da rakip basmıyorsa Maicon'a veriyor, el bombasını teslim ediyor. Hiç bir yararı yok.

Biri akıl etse, Büyük takım kalecisi olsa en az 2 adamı oyundan düşürmeden topu bizimkilere vermez. Biz hayal kurmuyoruz, gördük böyle kaleciyi. İş top kurtarmaya kalsa belki Taffarel'den daha çeviktir. Popescu-Taffarel paslaşmalarına takılan en az 2 balık, top orta sahaya Hagi'den bir önceki futbolcuyla buluştuğunda gol atacak 10 kişiye karşı takımını 9 kişi savunmak zorunda bırakıyordu.

Adam eksilterek oynamıyorsan iyi oynaman mümkün değildir. Takımda özel, rutin dışı futbolcu yoksa takım oyunu oynayamazsın. Büyük takımın kalecisi olmaz dedik, gerektiğinde serbest vuruşa göndereceğin, gol aratacağın ceza sahasında topa elle müdahale hakkı olan oyuncusu olur. Bu Muslera değil.

Gelelim kaleciliğine, korner atılırken tam arkasındayım, bağırsağım yırtılacak bağırmaktan ön direğe adam koy diye. Tam ortada duruyor, kale içi bom boş, top 3-4 saniye havada, stoperler kafaya çıkmak yerine topa vurması muhtemel oyuncuları takip ediyor, topa bakmıyor. 10 toptan 9  una rakip vuruyor, top yön değiştirip ivme kazanıyor, çerçeveyi bulduğunda kurtarması imkansız.  O da kısmi felç geçirip işi şansa bırakıyor.

Topa çıksa eziliyor, sanki boyu küçülüyor. Yan top olduğunda korkmayan Galatasaraylı varsa helal olsun. Ben perişan oluyorum.

Puan farkıyla liderken bir istatistik gelmişti, bizim savunma en az şut çektiren savunmaymış. Eğer sahiden öyleyse ben Hocayı o zaman kovardım. Kalecinin tek şansı şut çekilmesi. Kaleyi tutan korner olacağına penaltı olsun razıyım. Şuttur, yarısını kurtarır. Bizim aptal hocalar, oyuncular sanıyorlar ki şut çektirmemeyi başarıyoruz. Ondan değil, Galatasaray'a gol atamayan hocayı odunla döveceksin. Salak mı Muslera'ya şut çekip pozisyonu gebertsin. Kenarlara çekiyorlar, serbest vuruş veya kornere oynuyorlar. Bizim Maicon'da şut çektirmedim diye kendini başarılı sanıyor. Şut çeken yok.

Hele topu kornere atıp ta tehlikeyi savuşturdum zannıyla kaleciyle çak çak yapan salaklar yok mu? en çok onlara tutuluyorum. Yine Taffarel zamanına döneyim, en iyi oynadığımız zamanlara. Rakip yatar, hücum etmeye gelmezdi, çok hatırlarım bizimkilerin bilerek topu kornere attıklarını. Atılan korner demek, dönen topta karşı takımın en az yarısının oyundan düşmesi demekti. Şimdi bizde yarım gol.

Anlatmak istediğimi anlattım sanırım. Benim Galatasaray'ımın kalecisi Muslera değil. Belki bir Başaltı takımında olsa 10 top gelse 8 ini kurtarır mükemmel oynar, ama bizim takımda böyle bir durum yok. Gol yesen ne olur?, çabuk ol, topu oyunda tut, bir an önce göle cevap ver.

Demem o ki, Muslera bilerek böyle oynuyorsa iş daha kötü, 8 hoca kovdu, demektir ki 9. hocayı da kovacak. Uruguay Milli Takımıyla kupa şampiyonluğu yaşamış, yediği gollerin kimini seyrettim duruş pozisyonu aynı değil. Ben ilk geldiği günden beri dikkatle izliyorum, görüşümü değiştirecek çok az maçını hatırlıyorum. Bence takım içinde operasyonda kullanılıyor. Bilerek yanına kötü kaleciler alınıyor ki, seveni zaten fazla, benim gibi sevmeyenler bile kendisine mecbur bırakılsın.

Anlatamadığım Galatasaraylı varsa ne olur City kalecisi Ederson Santana'yı 1 maç seyretsin. Büyük Takım kalecisi, 10 transfer yapılacağına bu kaleci bizde olsa. Belki de çok gol yiyeceğiz, ama garanti yediğimizden daha fazla atacağız.

Şunu da kaleci mottosu olarak zapta geçireyim. Top çerçeveye girerken ayakta kalan oyunculardan hiç biri kaleci değildir. Ne yazık ki biri bizim kalemizdedir.

Bir gün yeniden kalede bir Büyük Takım 1 numarası görürüz, görene kadar de kötü futbol seyretmeye devam.

9 Ara 2017

Kıble Doğru; Galatasaray 4-2 Akhisar





50 yıldır tribünlerdeyim, görüp görebileceğim en büyük hakemi seyrettim.

Yasin Öztekin dolandırdı önce, sonra Mustafa Yumlu. İki şerefsiz, hakemi gözümde bir kat daha büyüttü. Üstelik konjonktür, her maça proje hakemi verdiği ortamda, leş gibi maçta gelenlere 6 gol seyrettirdi. Bu maçın hakemi Fırat olsa 0-0 biterdi.

Ben hakemim 20-30 yaşında bir delikanlı kaleşnikof mermisi yemiş gibi bağırıp kendini yere atarsa görmesem bile göremedim zannıyla çalarım faulü, basarım kırmızıyı. İbrahim Tatlıtes beynine kurşun yedi ah demedi. Hakem ne yapsın futbolcu şerefsiz ise. Maçın hakeminin ismini bilmiyorum, kıstırdığın ilk maçta Yasin Öztekin'i atmazsan şerefsizsin.

Dedikleri, diledikleri oldu Galatasaray'ın yoluna taş koydular, Şampiyonluk kavgası harlandı, ikinci yarı kimse tv başından ayrılmaz. Galatasaray'ın yabancıları da öyle gözünüzde büyüttüğünüz gibi değil. Bakın gördünüz Yüzde bir milyon gol olacak yerden kazanılan serbest vuruşun başında sahtekar ötesi futbol fakiri, zengin Yasin Öztekin var. Ne ara küçüldün be Galatasaray. Yasin serbest vuruşu gole çevirse taraftarlık hayatımı bitirecekti.

Kaleci için son sözlerimi geçen hafta söyledim. Ekleyeceğim bir şey yok. Yaftayı yapıştırıyorum, bundan sonra istediği kadar gol yiyebilir. Dünyanın gelmiş geçmiş en kötü, büyük takım kalecisidir. Aksini söyleyen benle selam sabahı, takibi kessin, küfrünü etsin yazıyı okumayı bıraksın. Ama şunu da yazmazsam olmaz. Adam ofsaytta, bıraksa çalacaklar, kuş beyini taşıyan kafasıyla müdahale etmeye kalktı ya, son sözlerimi söylemeye o zaman karar verdim.

Galatasaray Taraftarı son 50 yılın en kötü notunu aldı benden. 3 er puan fark atmışsın, berabere kalsan sistem seni kusacak, ne hocan var, ne başkanın, formanın senden başka kimi var? Senin formadan başka neyin var? Hayatından Galatasaray'ı çıkarsan, pardösünü giyip kafana huni takıp otobana çıkacaksın. Ve bu hayati maça gitmiyorsun. Hangi maça gideceksin? Sen yoksan Galatasaray ezilir ama kokar, fesleğen gibi, kekik gibi, nane gibi, Galatasaray yoksa, hiç düşündün mü? Sen ne halt yiyeceksin, nereye sürüleceksin, hangi hapiste yatacaksın.

Eğri gemi doğru sefer yaptı. Dersler çıktı.

1- Kaleciye güvenme kaleci değil.

2- Büyük takım kendi sahasında 4 bekle oynamaz

3- Feghouli, N'diaye Fernandez büyük oyuncular, kullanmasını bil.

4- Yasin Öztekin sahtekar, beyinsiz, çöp.

5- Tudor büyük takım hocası değil.

6- UltrAslan Galatasaray taraftarı değil.

7- Büyük takımlar tarihi geri dönüşler tarihidir.

Tam zamanı, istesen kuramazsın. Belhanda, Feghouli gol attı namaz kıldılar. Kudüs'ü kurtardık, şaşılası, kıble doğru. Muhtemelen maçtan önce tespit edilmiş. Zerre kadar inancım olsa ilahi mesaj var diyeceğim. Ah bir de Yasin atsaydı, kaleyi hac kabul edip tavaf ederlerdi. Neyse o ta Tebbet'e sayılsın ellerin kurusun Ebu Yasin.

Ne olacak? bilmiyorum, Galatasaray her maçı kazanabilir, her maçı kaybedebilir. Langırt oynuyoruz. Bütün maçlar kurulu, Global Kraliyet Ailesi Şampiyonu belirlemiş, biz bilmiyoruz, tiyatro izliyoruz. Kendi açımızdan bakarsak aynı oyunla, 10 puanla Şampiyon da oluruz, -15 puanla lig 5.si de.

Yenilseydik üzülürdük diyen Galatasaraylı ne yazık ki az. Pusuda Fatih Terim'in hayaleti var. Bana sorarsanız 2 seçeneğiniz var.

1- Ya bizim gibi 40 yaş üstüler gibi, futbolu temiz farz edip, kaçan Şampiyonlukların ardında bir puştluk aramadan,  seneye Şampiyon oluruz umuduyla ağıtlar yakarak sezonu bitirmek. Sırayı beklemek.

2- Ya futbolun lağımda oynandığını kabul ederek, lağım futbolunun bir numaralı teknik direktörü Fatih Terim'i takımın başına getirmek.

Her şey kötü, her şey küçük, ama Galatasaray büyük, kahrolası. İflah olmaz bir çocukluk hastalığı. Mezarda iyileşeğim.

3 Ara 2017

Kumpas; Beşiktaş 3-0 Galatasaray


Ey Büyük Galatasaray Taraftarı;

Her yenilgi bir hicran yarasıdır. Ok gibi saplanır sol memenin altındaki cevahire. Takımına, renklerine bağlılığınla orantılıdır acın. İçine akar kanın, kinlenirsin, sebep sorumlu ararsın. Elinden bir şey gelmez bir sonraki maça gidene kadar. Maçtır 3  ihtimallidir der teselli ararsın, gerçekler seni yarışın bir adım daha gerisine atar.

Unutmamalısın;

Yensen de büyüksün yenilsen de.

Sana bu maçı kazandırmayacaklarını haftalardır söylüyorlardı zaten, üzül ama fazla dert etme. Sen maça çıktığında karşında bir 11 gördüğünü sanıyorsan in bu trenden ilk  mahrumiyet bölgesi istasyonunda. Şu son 1 haftada olan şeylere duyarsızlığa bak istersen. Senin ki nedir? Karşında bir devlet, hakem şebekesi, 17 takımın kudurmuşçasına motivasyonu, lağım medyası, bertaraf edilmesi mümkün olmayan bir şer cephesi. Bu şer cephesini bilerek, onları da yenerek büyüdük, kupalar kazandık.

Bunları hepimiz görüyor, ve bilerek maçlara çıkıyoruz. Biz daha beterini, görünmeyen kripto cephenin kodlarını kırıyoruz. İnanın daha beter, daha zor onları yenmek. Prostatlı, mezar kaçkını iktidar kemik yalayıcılarını yenemezsin. Hangi kanattan akın yaptıkları, kimin şut çektiğini göremiyorsun. Karanlıkta maç ediyorsun, ve senin kalen devamlı bombardıman altında.

Tribün eşkıyalarını yenemezsin. Dün hezimete uğrattılar misal. Deplasman tribünü satış paneli hiç açılmadı. Karaborsadan 450 lira taban fiyatla sattılar. Onlar ki Hagi'yi, Sneijder'i, Ünal Aysal'ı kovan, Dursun'a biat edenlerdir. En büyük rakibindir. Yenilgiye en az üzülenlerdir. Onlar Galatasaray'ın kazanmasını, karaborsa ortamı oluşsun diye isterler. Senin gibi gururla caddede gezmek, okuluna işine gitmek için değil.

Kenarda hoca yok, Başkan yok, kulübede 12. futbolcu yok, tribünde taraftar yok, kalende kalecin yok, topu ileriye taşıyacak topçun yok, golü atacak adamın yok. Ve sana demişler ki bu maçı kazanmayacaksın. Yoksa lig bitiyor, şov bitiyor, en nefret edilen takım Şampiyon oluyor.

Ben kaybettiğimiz bütün maçları bilerek kaybettiğimizi düşünüyorum. Adına ne derseniz deyin, tehdit deyin, rüşvet deyin, şike deyin, futbolun Global Kraliyet Ailesi'nin ortak kararına uyum deyin. Denge bir şekilde kuruluyor. Alavere dalavere oyun(kelime manasında) kuruluyor ve oynanıyor. Kimin Şampiyon olacağı önceden belli, bazen imalat hatası futbolcular sonucu değiştiriyor Hagi gibi, Melo gibi, Sneijder gibi, sen oluyorsun. Ama cezası da çok ağır oluyor. Şampiyon olduktan sonra seni gayda kuyusuna atıyorlar.

Dünkü maçı kaybedeceğimizden emin, vakur, heyecansız, umutsuz tv başına geçtim. Oynayacağımız takımın bizden iyi oynadığı, iyi olduğu için değil. Kurt sofrası kurulmuş. Ya o sofrada davetli olacaksın, ya da meze. Biz de açtık rakımızı serdik mezemizi, bakalım bizi nasıl yiyecekler diye arınıyoruz. Peş peşe yağ gibi kadehe akan rakıda Ganj Nehri'nde yüzüyoruz.

Aslında kadro grubu içerisinden en iyi 11 sahadaydı. Bana sorsa aynı 11 i çıkar derdim. Tek tek bir kez daha taradım bizimkileri, imalat hatası futbolcumuz var mı acaba diye? Hani yenileceksiniz lan dediklerinde, teslim ol çağrısına ateşle karşılık verebilecek birini aradım. Hadi ben nankörüm kafadan yok diyorum, Sizi düşünüyorum, nikbinlikleri. Serdar Aziz'm, Maicon'um, Müslüm Baba'm var diyorum. İnsan yiyiciler geliyor aklıma, Gömis diyorum yürür mü acaba Aslan gibi Maçka sırtlarına doğru. Acaba diyorum güvercin takla atar mı Belhanda? beyhude umutlanıyorum.

Yok çocuklar, bu saydığım haslet sahibi futbolcular, top yekun ateşe karşılık verebilecek savaş gücü olan futbolcular değildi.  Bunlar iyi çocuklardı, sonradan Selçuk girdi, Yasin girdi ki, kavga çıksa ilk topuklayacak olanlardı. Hagi gibi hakemi dövüp atılacak, Melo gibi adam yiyecek, Sneijder gibi insanlık dışı füze gönderecek kimse yoktu.

Kaleci için pek çok şey söyledim. Buraya son bir not daha düşüyorum ki, bir sonraki maç beni hatırlayınız. Başka büyük maçlarda büyük kalecileri gördüğünüzde kıyaslayınız. Yarın Dünya Kupası başlayacak, büyük kaleciler hakkında notlar veriniz.

'' Top çerçeveye girerken, ayakta kalan kaleci değildir''

Çin Milli Voleybol Takımı hocası söylemişti, yıllar önce bir spor dergisinde okumuştum. Top bizim parkeye düştüğü anda yerde en az biriniz yoksa, takımı silerim.

Bu sezon dikkatle izlemek için tam arkasından kombine aldım. En azından yarım devre Muslera'yı izliyorum.

1- Vakit geçiriyor,  Top kendi kontrolüne geçtiğinde satranç oyuncusu gibi düşünüyor, acele edip topu oyuna soksa 1,2 adam eksiltmiş olacak. Yanındakine verse bile çok geç ve rahat top değil.

2-Genelde şişirerek oyuna sokuyor, yarısı taç yarısı da rakipte. Pas trafiğinde yok.

3- Yan toplarda tam ortada duruyor, Biz 50 sene önceki mahalle maçlarından biliyoruz. Kaleci arka direkte durur, ön direğe kısa boylu beki koyar, top havada en az 3 sn kalıyor o esnada öndekini ite ite dizini, bükerek havaya çıkar. Alır, veya yumruklar, en kötü ihtimalle adama vurdurmaz. Bizimki felç geçiriyor. İsteyen rast gele eski bir maçı izler, isteyen bir sonraki maçta not tutar.

4- En önemli kaleci mottosuna muhalefet ediyor. Top çerçeveye giderken çoğu golde ayakta hareketsiz kalıyor.

Ve ben artık pes ediyorum ki, Muslera kaleci falan değil. En azından şunu zapta geçiririm, büyük takım kalesine geçemez.

Diyorlar ki eskiden tutmuştu, kupalar kazandırmıştı, nankör herif!

Burası Florya, Baba Ocağı değil Aslan Yuvası. Tuttuğu için buradaydı, tutsun diye alınmıştı, şimdi tutamıyor, işin yapamıyor, Galatasaray'ın bu kaleciyle iyi oynaması mümkün görünmüyor. Çünkü sıra dışı futbolcumuz yok. O yediğinde, hakem attığında direnebilecek adam yok.

Gomis çok atıyor diyorlar, ilk 2 maçını gördükten sonra yazdığım notu başıma kakıyorlar. Tarık Çamdal'ın sağ bek, Ahmet'in stoper, Yasın'in, Sinan'ın Selçuk'un banko oynadığı takımın golcüsü atamaz demişim. Yine de pek ümidim yok. Tak başına bir şey yapabilecek bizi ipten alabilecek biri değil. Ağır, ve hızı gittikçe düşüyor. Değişik kombinasyonları yok, çabuk çözüldü. İkinci yarı daha az gol atacak. Belki de gol orucuna girecek. Hakan Şükür gibi biri de değil ki atamasa bile iyi oynasın. Top gelmez buna faydasından çok zararı olur, takımı eksik oynatır.

Atamayan da gidecek bu yuvadan.

Atanın tutanın kötüyse, isyan futbolcun da yoksa, Tudor'un biri gider, Prandelli'nin biri gelir.

Yapabileceğimiz tek şey devletin bu senenin son aylarında Şampiyon'a karışmaktan çok daha ciddi sorunları çıktığına kendi açımızdan prim çıkarıp umutlanmak.

Büyük bir kumpasın tuzağın içindeyiz. Biliriz ki tuzak Aslan'a kurulur, öküze tuzak gerekmez.

26 Kas 2017

Subliminal Mesajlar; Galatasaray 2-0 Alanyaspor

E

Akılları almıyor, Belediye çalışanlarından 5 yemiş bir takımın maçına 40.000 kişi niçin gelirmiş? Hadi geldi, isimler anons edilirken Tudor denince neden ıslık çalınmış, takım galipken kendi oyuncusunu dışarı davet eden taraftar olurmuymuş? De gedin lan. Galatasaray'ın taraftarından başka hiç bir şeyi, kimsesi yok. Fenerbahçe taraftarı gibi birine kızıp tribünleri terk etsek 3 senede takımı Bal liginden toplarız.

Şer cephesini bilmeyen yok, gelen yabancı futbolcular bile kısa sürede çözüp özdeyiş olarak söylüyor Keweell gibi. Türkiye'de futbol Galatasaray Şampiyon olmasın diye 17 takımın de facto senet imzaladığı bir beyannamedir. Şebeke bu orta oyununu yazar yönetir. Biz her sezona bunu bilerek başlar, her maça bu ihtimali düşünerek takımı yönlendirmeye çalışırız. Nereden? tabi ki er meydanımız tribünlerden.

Biz Alanya maçına gitmedik. Maç öncesi sokaklar lider takımın taraftarının maça gidişi gibi değildi. Suratlar asık, nasıl bir mesaj verileceği şüpheliydi. Başakşehir Belediye'sine gidebilseydik, fark yemezdik. Nasıl ki Hamza'ya takımı emanet etmeyip leş gibi top oynayan takımın maçında durumdan vazife çıkarıp maç be maç anırdıysak, dün de öyle oldu. Bir önceki maçın fırçasını çektik önce. Ayhan Akman azıcık futboldan anlasa, zerre kadar Galatasaray DNA sının çift sarmalından bilgisi olsa o çöp sol beki sahaya çıkartmazdı. Hatta daha da ileri gider Tudor'a da kardeş sen bu maça bir bahane uydur çıkma derdi.

Belki çok büyük Hoca, değilse de olacak. Ne var ki kesin olarak Galatasaray Hocası değil, olmayacak. Gençler maçını, Belediye maçıyla sadeleştirmeye kalkan, maçlara ayrı puan veren, BJK maçını büyük maç sanan kafa, bizim kafaya uymaz.

Romanya'nın Ermenistan maçına gittim. Tarihinin en kötü Milli takımı var şu an. Bizi yendiler, biz 1923 deki Milli takım seviyesinden bile aşağıdayız çünkü. O milli takıma Lider Galatasaray'ın banko sol bekini limon taşımak için bile almıyorlar. Futboldan anlayan Rumenler sordum, adını bilen yok. Zannediyorum kel kontenjanından oynuyor. Ya da Linnes, kel veya zenci olmadığı için oynayamıyor.

Islıklamışız, ne yapsaydık? ben başlattım diyebilirim ilk homurdanmaları. Bu maça gelmedik dedim, gelmiş olsak sığır gibi seyretsek ligin en kolay maçını bile alamayacaktı bu salak. Çerçeveye top gelmedi, 2 defa yan top oldu, ikisinde de kafayı vurdular, tam arkasındaydım dikkatle izledim kaleci felç geçirdi, gelse gol olacaktı. Lato'yu çıkarmasak aklına bile gelmeyecekti, bir sakarlık yapması daha an meselesiydi.

Alanya maçına değil, Beşiktaş maçına gittik. Aklınızı başınıza alın lidersiniz, hem içeride tökezlemeni bekleyen daha beter paralel şer, hem görünen Şebeke'nin önündesiniz. Biz ayaktayız, takımın sahibiyiz, arkanızda, önünüzdeyiz, omuz omuzayız, gidin şu Beşiktaş'ı tepeleyin gelin dedik.

Gomis belki de hayatının en cenabet maçındaydı. İlk kaçırdığı gol bereket doğarken evliyaların yaladığı Yasin'in önüne düştü. Yasin demişken iyi oynayacağını şerefsizim yanımdakine söyledim. Maçın adamıydı. Takım ısınmaya Tolga ile çıktı, bir büyük salaklık bana göre de ayrı yazı konusu. Maçtan 1 saat evvel takımı sahaya çıkarıp yarım maç değerinde antrenman. Bir baktık Tolga ilk 11 yok, apar topar yardımcının biri Yasin'i hazırlamaya başladı. Yani salak gibi 1 saat koşup 5 2 oynayıp deli hunilerinin etrafında döneceğine adalesini ısıttı. Yorulmamış bir Yasin hızına hız kattı.

Bir türlü gelmeyen 2. gol, maç öncesi coşkusu olmayan, maça başka amaçlarla giden suskun taraftarı canlandırdı. Takımın en kötü oynadığı anlarda Aslan gibi kükredik. İstediğin kadar kaçır ama maçı  da kopar dercesine gol attırdık Gomis'e. Sonrası malum Şampiyonluk şarkılarıyla takımı Maçka'ya uğurladık.

Bir kez daha not düşüyoruz. Galatasaray Şovu Büyük Galatasaray Taraftarı içindir. İstemediğimiz futbolcuyu oynatan, mezarını kazar gider. Koskoca Mancini'yi Ceyhun, Küçücük Hamza'yı Umut kovmuştur. Bu Rumen çöpünü(adını yazamıyorum hala) nereden getirdiysen oraya gönder başına iş alma. Bir an önce de Hangi takımın başındasın öğrenmeye bak. Senin büyük maç dediğin tek bir maç var o da Fenerbahçe maçı. Diğer maçlar sıralı mecbur maçlardır. Hele ki BJK maçına büyük maç gözüyle bakan Hoca, futbolcu, taraftar bizim baş çelişkimizdir.

Mesajı aldınız gidin yenin gelin. Anlamadık derseniz sizin anlayacağınız şekilde de vermesini biliriz.