28 Ara 2018

Türk Futbolu Kurtuluş Manifestosu


MEVCUT DURUM;

Kulüpler ve ulusal takım turnuvalara son torbadan iştirak etmektedir. Kura çekim törenleri korku filmi seyredilir gibi seyredilmekte dişimize göre olduğu varsayılan takımların çıkması için totemlere sığınılmaktadır. Katıldığımız turnuvalarda aldığımız sonuçlar içler acısıdır. Hiç bir taraftar takımından memnun değildir. Her takım,oynamayan veya rezil top oynayan çöp tabir edilen futbolcular mezarlığıdır.

Kulüpleri kuşatan yönetici başkan sıfatlı kravatlı eşkıyalar, kulüplerinin çıkarından çok kendi çıkarlarını gözetmekte, maddi manevi hiç bir zararda sorumluluk kabul etmemektedir. Takımların çoğunun hocası vasıfsız, güven vermemektedir. Şampiyon olan takım bile federasyondan hakemden şikayetçidir. Maç bazında alınan sonuçlara taraftar rıza göstermemekte, Şampiyonluğun arkasında başka sebepler aramaktadır. Küme düşen takımların, hakeme Federasyon başkanına ağıtları, bedduaları yürek yakmaktadır.

Sergilenen futbol adlı şovdan futbol severler memnun değildir. Belki de topun oyunda kaldığı sürelerde bizim lig sonuncudur. Oynamaktan ziyade oynatmamaya dayalı futbol felsefesi, maçları televizyondan seyretmekte olanları futbolu sevdiğine bin pişman ettirmektedir. Tribünlerde taraftar yoktur, hiç bir maç tam kapasite seyirciyle oynanamamaktadır.

Dünyanın hiç bir yerinde olmayan garabet bizde olmuş, ülke futbolunun değerinin %90 ını omuzlamış İstanbul taraftarının karşısına İstanbulluların vergileriyle sebebinin ne olduğunu bilemediğimiz bir nedenle seyircisi, mazisi, olmayan bir takım yaratılmış, futbolun doğal rekabet ortamının dışında sınırsız orantısız maddi güç kullanılarak diğer İstanbul takımlarının başına bela ettirilmiştir.

Yürütülen sistemden, sistemi yürütenler dışında memnun olan yoktur. Ve ne yazık ki önümüzdeki yıllarda da daha iyiye gideceğinin en ufak bir belirtisi görünmemektedir. Şimdi sorsak taraftarlara Şampiyon olacak takımın önümüzdeki 5 sezon içinde Şampiyonlar Ligini almaya talip olma ihtimali var mıdır? Milli Takım turnuvalara katılabilir mi, oldu da katıldı Kupayı elleme şansı nedir? Komedi filmi gibi değil mi? İstanbul'da maça çıkamayan Ulusal Takım Dünya Kupasına oynayacak, akıl alır gibi değil. Ama bir zamanlar akıl alır şeydi, kıl payı kaçırmıştık, kulüp takımımız Avrupa Şampiyonu olmuştu, Süper Kupa'yı almıştı. 10 sene sonra böyle gidersek bu kupalarla İstanbul'a inen takımın taraftarı bile inanmayacak, yalan diyecek duruma getirlmiştir.

Maçlarda hakemlere güven sıfırın da altındadır. Ne zaman hakemler açıklansa taraftarlar maçının hakemini olumsuz görüşleriyle TT yapmaktadır. Her hafta mutlaka tribünlerden şu hoca istifa, bu başkan istifa, o federasyon başkanı yeter tezahüratı yankılanmaktadır. Berbat halimiz hakkında sayfalarca yazılabilir,olumlu tek bir cümle yazılamaz durumdadır.

DEVRİM KARARLARINDAN SONRAKİ 6. SEZONDA GELİNECEK DURUM;

1- Lig 20 takımlı olacak, her sezona en az 10 takım lafta değil, icraatta Şampiyonluk hedefiyle başlayacak, ligte kalma amacıyla maçlara hiç bir takım başlamayacak. Şampiyon olan takımın şampiyonluğunda hiç bir şaibe, baskı, saha dışı faktör aranmayacak, olamayan takımlar saygıyla neticeyi kabul edecek. Ligden düşen takımlar da sebep sorumlu olarak kendi sportif mücadelesi dışında bahane peşine düşmeyecek.

2-Hiç bir takımın kadrosunda oynamadan para kazanan, yanlış transfer namlı futbola muhalif futbolcu bulunmayacak.

3- Her takımın başında belli bir puan ortalamasının üzerinde deneyimli, güvenilir hoca olacak.

4- Bütün maçlar tıklım tıklım tribünlerde oynanacak. 6. sezona başlarken stadyumlar yetmeyecek en az %20 kapasite artırımına gidilecek.( koltuk araları kaldırılıp oturaklar birleşecek)

5-Her takımın taraftarı, yöneticisine, hakeme, federasyon kurullarına futbolcusuna hocasına güvenecek, saha içinde alınacak sonuca saygı gösterecek.

6- Şampiyon olan Avrupa Ligi oynayan takımlarımız kura çekiminde şekilden şekle girmeyecek, oynadıkları turnuvayı kazanmak için oynayacak. Elenir eler o ayrı şey, kupayı bir takım alıyor ama görüyoruz en az 10 takım almak için başlıyor, biz mutlaka bu 10 takımın içinde olacağız.

7- Aynı şey Ulusal Takım için de geçerli, Ülkenin her stadında herkesin benimsediği bağrına bastığı çocuklarla maçlara çıkılacak, hocasına ve takıma kefil olacak, takım da oynadığı her turnuvayı kazanmak için oynayacak.

8- Ulusal takım hocalarının kim olacağı tartışmasına son verilecek, Bundan 23 sene sonrasının hocasını sistem bize söylemiş olacak.

9- Her takımın ilk 11 inde en az 2 alt yapıdan çıkmış oyuncu olacak. Mecburiyetten değil, sistem kendiliğinden alt yapılardan futbolcu fışkırtacak.

10-Futbolumuzun parasal ederi, şimdiki ederinden en az %40 daha fazla olacak. Dünyanın en büyük kartelleri takımlarımıza sponsor olabilmek, adlarını stadyumlara yazdırabilmek için sıraya girecek.

ÇÖZÜM; DEVRİM KARARLARI

1- Alınan kararlar önümüzdeki ilk sezon yürürlüğe girecektir. Alınan kararlar madde madde aşağıdaki gibidir.

A- FUTBOLCULAR;

Bütün futbolcuların sözleşmesi sıfırlanacaktır. Eşit işe eşit ücret felsefesi icabı bütün futbolcular eşit şekilde dakika başı ücret alacaktır. Futbolcular kendi kazandırdıkları parayı, eşit emeğe dayalı olarak bölüşecektir. Futbolculara dağıtılacak paralar takım bazında bir havuzda toplanacaktır. Futbolcu maaş havuzuna yayıncı kuruluştan takıma düşen payda + Türkiye Kupası katılım payı+ Şampiyonluk primleri+ Galibiyet beraberlik primleri + Avrupa kupalarından kazanılmış miktar + atılacak her gole ödenen primden toplanan meblağ dağıtıma esas olacaktır. Mevcut ve yeni futbolcularla bu şekilde sözleşme yapılacak, sözleşme yapmak istemeyen futbolcular aynen devam edecektir.

Örnek; Gala özelinden tüm takımlara şu şekildedir.

Futbolcu havuzunda toplanan para; Gala için ortalama 100 milyon yuro civarıdır. (yayıncı kuruluş, primler, Avrupa, Türkiye Kupası)

y; Takımın oynadığı resmi maç toplamı; Avrupa kupası lig Türkiye Kupası ortalama 50 maçtır.

z; futbolculara ödenecek dakika başı ücret, havuzda toplanan ücretin,oynanan maç oynayan futbolcu ve oynanan toplam dakikaya bölünmesiyle oluşacak meblağdır.

Gala için ;100.000/ 50 maç x 11 futbolcu x 90 dakikadır. Bu da 49500 dakika etmekte ve 2 yuro civarıdır.

Bu hesaba göre yılda 900.000 yuro alan Linnes 450 dakika, yani toplam 5 maç oynayabilirse bu parayı hak edecektir. Aynı şekilde yılda 130.000 yuro alan İsmail Çipe 65 dakika kaleye geçebilirse şimdiki ücretini almış olacaktır ki, 40 maç banko oayan Muslera 7.200.000 yuro senelik maaş almış olacaktır. Futbolun değerinin her yıl dahada artacağı öngörüldüğünden her takımın her futbolcusu bir öncekine göre daha fazla kazanacak böylece çok daha kaliteli futbolcuları seyretme imkanımız doğacaktır.

Sonradan girecek futbolcular için de durum şu şekildedir. 87. dakikada oyuna giren Yunus Akgün maçın 5 dakika uzatılmasıyla geriye doğru dakika işletilecek 8 dakikayı oynamış 16.000 yuro hak etmiş olacaktır. Futbolculara ortalama  hak edişleri normal periyotlarla ödenecek sezon bitimiyle kesin hesap belli olacaktır.  Forma ve kazanç oynayan futbolcuya dağıtılacağından futbolcular daha fazla hak etmek için hem formda kalmaya hem de takım derecesini maksimum seviyesine çıkaracaktır. Bu kararla birlikte kulüplerin kapıları ben de sizde oynamak istiyorum diyen futbolcuların menacerleriyle  dolup taşacaktır.

B- HOCALAR;

Devrim kararlarının yürürlüğe girdiği anda bütün hocaların lisansı sıfırlanacaktır. İsteyen her hocaya  5 yıl vizeli Süper Lig de takım çalıştırma hakkı olan A lisansı verilecektir. 5 sezon sonra vizesini yenilemek isteyen hocanın puanına bakılacak, çalıştırdığı takımlarda çıktığı maçlarda ortalama puanın altında kalan Hocalara vize verilmeyecek lisansı B ye düşürülecek 5 yıl boyunca Süper Lig takımı çalıştıramayacaktır.

Örnek; son 5 sezonun alınan bütün puanlar toplanıp oynanan maça bölünerek ortalama puan tespit edilecektir. Bu oran bizim lig için 1.27 puandır. Fatih Terim 5 yıl sonra vize yenilemeye geldiğinde puan hesabı yapılacak, 1.27 puan ortalamasının üstündeyse tekrar lisans verilecektir. Diyelim ki Cihan Haspolatlı hiç çalışmamış hoca olmak istiyor ve A lisansı talep ettiyse 5 yıllığına kendisine lisans verilecektir. Hiç bir takımda 5 yıl çalışmamış veya puan barajının altında kalmışsa lisansı B ye düşürülecektir. İdealist yeni bir hoca kendimi 1. lig de gösterip öyle geleyim düşüncesiyle B lisansını alır, başarı gösterir teklif bekler duruma gelir istediği zaman 5 yıllık A lisansına sahip olur. Böylelikle 6. sezon hiç bir takımda başarısız hoca bulunmayacaktır. Amaç hocaların geriye düşmesi için değil ileriye doğu gitmesini planlamaktır.

C- ULUSAL TAKIM HOCALARI;

Devrim kararlarıyla birlikte Milli Takım Hocalığı tarihe karışmıştır. Her yıl 1 temmuz günü Ulusal Takım Komutanı görkemli bir törenle el değiştirecek veya görev süresi 1 yıl daha  uzatılacaktır. Son Şampiyon hoca Ulusal takım komutanıdır, eğer yine şampiyon olmuşsa devam edecektir. Yardımcıları süper lige çıkan 3 takımın hocaları, kabul etmezlerse o takımların hoca gurubundan göndereceği hocadır. Böylece başarı veya başarısızlık durumunda hocanın kovulması, ekstra uzun süreli sözleşme yapılmasının önü kapanmış olup, hocalar arasında da doğal bir hedef imkanı doğmuştur. Ulusal takımın hocalarına itiraz kalkınca da çıkaracağı takıma bütün ulus kefil olacak, sinerjisini aktaracak, oynayan futbolculara da ekstra motivasyon sağlanacaktır. Şampiyon olan takımın Hocası yabancı olsa bile aynı kural geçerlidir. Kabul edilmeme durumunda bir alt dereceyi alan hoca görevlendirilecektir.

D- YÖNETİCİLER;

Spor kulübü yöneticiliği bir gönül işidir. Hiç kimse bu makamları kendi kişisel çıkarları için kullanamaz, nema elde edemez, sorumluluğun kazandırdığı kişilik onların en büyük kazanımı olmalıdır. Bu kararlardan sonra hiç bir yönetici ne kadar hain olursa olsun kulübü zarara uğratamayacaktır. Bütün futbolcu sözleşmelerinde en az 3 yöneticinin bağlayıcı kefalet imzası olacaktır. Örnek ,transfer, imza, menager parası 9 milyon uro bedelle 3 yıllığına bir futbolcuyla sözleşe imzalanmış olsun. Futbolcunun 3 yıl boyunca alacağı ücret A maddesinde belirtilmiştir.

Futbolcu oynanan resmi maçların %25 inde yani 50 maç oynayan takımın 12.5 maçı olan 1125 dakika oynayamazsa o seneye düşen 3 milyon 3 yönetici tarafından kulübe geri ödenecektir. Diyelim 2. sene de durum aynı futbolcuyu alırken kaptırdıkları para tazminatı büyüyecek, satıp kurtulmak isteyecek, o zaman kaça satarlarsa satsınlar 9 milyonu kulüp kasasına koyacaklar, fazlaya satarlarsa kendi zararlarını tahsil edip kar etmişlerse kulübe irat kaydedeceklerdir.

Sakatlık veya ceza durumu futbolcunun oynaması gereken resmi maçlar toplamından düşülecektir. Futbolcular isteğe bağlı sigorta ettirilebilir, tüm sezonu kaçırma durumunda zarar ziyan sigortadan karşılanabilir.

Oynamayacak futbolcuyu aldırıp komisyon almak, kovarken tazminat ödeyip komisyonu katlamak devri kapanmıştır. Her yöneticinin ilk görevi kulübünü daha yukarı taşımak takımlarının derecesine katkıda bulunmaktır. Her yönetici takımın kendi devrinde daha iyi derece yaptığıyla övünebilir. UEFA kupalı Faruk Süren'le Adnan Polat'ın camiadaki itibar farkı en güzel örnektir.

E- TARAFTAR

Taraftar şovun olmaz ise olmaz faktörüdür, ne yazıktır ki sistemden en çok şikayet edende kendileridir. Zaman Futbol Devrimine katkıda bulunma devridir. Kanunlar yürürlüğe girdikten sonra kombine alanlar şunu bilecektir. Aldığı yer numarası 3 defa maça giriş yapmaz ise otomatik olarak iptal edilecektir. Aynı vatandaşlık numarasıyla 2 defa iptal edilmiş kombine alanlara bir daha asla kombine veya normal bilet satılmayacaktır.

Kulüpler satamadıkları yerlerin veya kombinesi olup da giriş yapmayan koltukların bedelini ilan ettikleri satış fiyatı üzerinden Federasyona ceza olarak ödeyecektir. Yöneticilere düşen görev boş koltukla mücadeledir. Deplasman tribünü ceza sistemi de aynıdır. Ceza ödemek istemeyen taraftarı az olan kulüpler gerektiği kadar yer talep edip cezadan kurtulabilir. Zamanla boş tribünlere oynayan takımlar elimine olacak, taraftarı olan takımlarla doğal seleksiyon marifetiyle yer değişecektir.

Tek maçlık taraftar sistemine sistem açık olacaktır. örnek stadı hiç bir maç dolmayan Rize'de Fenerbahçe maçı var. Fenerbahçeliler kendisine ayrılan deplasman tribününe girebiliyorken, diğer bütün Passolig sahipleri stada giriş yapıp o maç için Rizespor'lu olabilir. İstanbul'da Kasımpaşa Gala maçı var, Gala taraftarı dışındaki tüm taraftarlar Kasımpaşa'nın yenmesini ister, şimdiki sistem maça girişe izin vermemektedir. Gala Passolig hariç her futbol severin maça girme imkanı olsa Kasımpaşaspor'da maçlarını tıklım tıklım oynayacaktır.

F- FEDERASYON

Federasyon tam bağımsız, lafta değil icraatta bütün takımlara eşit mesafede olduğuna tüm taraftarları inandırmakla yükümlüdür. Var sistemi, hakemlerle diyalog tartışmalı durumlarda halka açık olacaktır. Hakemler de hata yapabilir, bizim aradığımız kasıt, eyyam olmamasıdır. Maç bitiminde 1 kişinin bile sonuca itiraz etmemesi için seferberlik talimatı verilmiştir. Planlanıp uygulamaya konulan devrimin 6. sezonunda maç sonucuna itiraz tarihe karışacaktır.

Federasyon gittikçe kalite kazanan futbolu daha yüksek bedellere pazarlayacaktır. Önemli maçları derbileri çok daha önemli hale getirip futbolcu maaş havuzlarına daha fazla para aktarılmasına önderlik edecektir. Örnek FB-Gala maçlarına daha bir anlam yükleyip prim koyabilir. Ayrıca ilk maddede açıklanan futbolcu para havuzuna girecek kalemleri artırabilir. Her maçın her saniyesine hedef konacak, gol primi verilecektir. örnek Galibiyet 5, beraberlik 1, gol başı 1 milyon şeklinde açıklanabilir. 6-2 yenilen takım da 2 milyon kendi futbolcu havuzuna para kazanmış olacaktır.

Takımlara kendi alt yapılarından oynattıkları futbolcular için dakika başı gençlik primi ödenecektir. Bu paralar futbolcu maaş havuzuna değil, kulüplere alt yapıda kullanılmak üzere dağıtılacaktır. örnek Ozan Kabak 2250, Yunus 1100, Mustafa kapı 10 dakika forma giydi 3360 dakika ücreti Gala alt yapısında kullanılmak üzere Federasyonda bloke edilecek, istenildiği zaman alt yapı için harcanacak hizmetin bedeli, faturası federasyona gönderilecektir.

SONUÇ;

İş bu manifesto 18 süper lig takımı Başkanı, Spor Bakanı, Federasyon Başkanı tarafından oy birliğiyle imzalanmış, imzalanma tarihiyle birlikte yürürlüğe girmiş, yürütme ve yargı görevi Federasyona bırakılmıştır. Türk Futbol severlerine saygıyla ilan edilir.

1. Haziran 2019

3 Kas 2018

Bizim El Sikko; Gala 2-2 Fener

Maç başlayana kadar son yılların en büyük taraftarı tribünlerdeydi. Uzun zamandır ilk defa gördüm, localar bile tıklım tıklımdı, keşke maç başlamasaydı da şovu izleyip eve dönseydik.

Ne yazık ki maç başladı, Japon sakattı, oynamadığı 3 maçta da pozisyon bulamamıştık. Ama bu sefer maç Fener maçıydı. Fener'i ilk defa sezonun 1/3 ü lig 15. si Sami Yene çıkarken gördük, sanki o maç bu maçtı, tarih çağırıyordu Fatih Terim'i. İtiraf edelim hiç birimiz galibiyete 100 lira basacak kadar bile emin değildik.

Başka maç seyretmediğimizden ancak seyrettiğimiz takımlara göre ahkam kesebilirdik. Bu maça kadar 10 maç 11 takım seyretmiştik. oynadığımız 10 takımdan da kötü takımdık. Tabelaya baktığımızda bu 10 takımdan Fener'le oynayanlar da vardı ve Fener 15.ydi. Demek Fener bu 10 takımdan bile kötüydü. Maça 0-0 verdim öncesi, rezalet oynarız dedim, Bu takım gol pozisyonu bile bulamaz diye tweet attım golden 10 saniye önce. Bulamadı da zaten, bir duran top, bir serseri topa vurulan usta sağ bek işi golle, ataksız, sıfır forvet katkısı, insanı bırak püre bile yiyemeyen Ndiaye'siz, 2-0 öne geçtik.

Keşke maç başlamasaydı işte. Ya da UltrAslan kareografi yaptıktan sonra evine gitse, ya da en azından hiç bağırmadan otursaydı. 2-0 ı emeksiz bulmuşsun, Fener maçı bırakmış, bir yumruk daha atsan lig rekoru kıracaksın, hakemin aklına bile gelmeyecek serum takmak. Sen o iğrenç cenaze marşı tezahüratlarından sonra oley çekmeye başladın ya, maçı orada verdin. O dakikalardan sonra maçın hakkı en az 2-4 olmalıydı. Yeniler bilmez, 3-0 galip soyunma odasına gittiğimiz maçın ikinci yarısında, Uğur bom boş kaçırdı, arkasından Tanju çok kolay atacağı golü rövaşataya kalkıp atayıma gitti, taraftar da aynı dün gece gibi dalga geçmeye başladı.Bir kıvılcım yetti 4-3 yenildik yarım saatte. Oley oley lerde bu maç aklıma geldi.

Sanırım Hasan'lar Ümit'ler de kulübede oley çekiyor, Fatih Terim dalgaya icabet ediyordu. Diyorlar ki hakem. EEe hakemin işi bu kardeş. İşini iyi yapana saygım sonsuzdur. Muta Çocuğu bu kadar kötü iki takımdan birinin farklı kazanmaması gerektiğine karar verdiğinde geçmiş olsun du. Gala büyük takım refleksini çoktan kaybetmişti. Takımın son büyük futbolcusu Sneijder'i ağlata ağlata yolcu ettiğimizden beri, Avrupa Kupası ellemiş futbolcumuz yoktu, ne yazık ki daha uzun süre de olmayacaktı. Bir büyük futbolcu olsaydı 2-2 olduktan sonra titreyen, cebelleşen, can çekişen bir futbolcu 3 tane daha atacak zaman vardı. Fenerbahçe korkusu 2-2 ye razı oyun oynattı.

Tek tek futbolcu performansına girmek aptallıktır. Takımın en büyük futbolcusu Ozan Kabak'tır diyelim kapatalım, ne kadar küçük takım olduğumuzu da  varın siz hesaplayın. Maçı kaybeden(benim için 2 li averajı düşündüğümüzde kaybedilen maçtır) Fatih Terim ve ona referans unutulmaz koreografi yapan Büyük Gala Taraftarıdır. Ölülerden can bekliyor, bal kaymak 2-0 öne geçmişsin, forvetin son 20 yılın en katkısız, en kötü oyununu oynuyor orada öyle bir hamle yapacaksın ki, hem kendi takımını hem rakibi maymuna çevireceksin. Hadi Sinan adam attırmaya oynuyordu, üstüne üstüne gidebilirdi sarı kartlıların, aldırdığın çöp, geçen sene para edip bu sene hurdaya çıkan Rody'yi çıkar al Maicon'u santrafora, taraftarı da fırçalat oley çekmesin diye, bitmişlerdi, saldır.

Kimse kusura bakmasın ben helal olsun Fenerbahçe'ye diyorum, taraftarını da selamlıyorum. 2. yarı maç başlarken öğrendik, taraftar stadı terketti gitti, El Sikko'nuz batsın dediler, İzmir Marşı'yla gittiler. Kalanlar da Mustafa Kemal'in Askerleri savaştı, 2-0 dan sonra acaba mı diye saldırdı. Tek bir tanrıya iman ederim, Futbol Tanrısı ne derse o.Beni vekil tayin etseydi, 50 yıllık azılı Gala Taraftarlığımın üzerine yemin ediyorum Fener'i 3-2 kazandırırdım. Hem 20 yaşında tribünden toprağa giden çocuğu ödüllendirmek, hem de rakiple zamansız dalga geçmeye kalkan taraftarı cezalandırmak için. Yine de fazla gaddarlık yapmadı da sepet bir topu kurtardı.

Deplasman Tribününün adının Koray Şener Tribünü olmasını öneriyorum.

Bundan sonra ne olur sorusu geldi. Söyleyeyim, kalan bütün maçları kaybedebilirsin, kalan bütün maçları kazanabilirsin, veye her maç berabere biter. Ülkede langırt futbolu var, gözler bantla bağlı her oyuncuda 2 şer futbolcu mili var, rastgele sallıyor, çekiyorlar, elbet bir netice olacak. Romanya futbolu bu yüzden battı, bizde de batacak. Hele şu Başakşehir bir kere Şampiyon olsun, önümüzdeki sezon takımlar anlaşıp çöp harici transfer yapmasın, en kabadayı maçı 5.000 kişi izleyecek. Kendi payıma beklentim, bize en az 5 maç ceza verseler de maça gitme derdinden kurtulsam diyorum.

50 yıldır belki ilk defa oluyor, takımda sevdiğim tek oyuncu Serdar Aziz. Bir sonraki maç tamamını atıp alt yapı takımıyla çıksa bir kişiyi bile aramam. Ozan Kabak'ı da bir kenara ayırıp, kaleci başta tüm takımı lağım çukuruna attım bile. Bizden bir bok olmaz, anca Şampiyon oluruz.

Belki bir daha yazmam, ilave edeyim, Schalke maçından büyük hezimet bekliyorum, ama işte genlerde Avrupa maçları oynama harsı var, son 3 maçı kaybetsek bile ki öyle de görünüyor, Avrupa Liginde devam etmen garanti. İstesen de elenemiyorsun, vah vah.


11 Nis 2018

Şampiyon Belli Bayrakları Hazırlayın

Asın bayrakları çocuklar,

En ufak bir kuşkum yok bu sene Şampiyon biziz. Ve bu sene alınan, 20 Şampiyonluğa bedel unutulmaz, destansı bir Şampiyonluk olarak Gala tarihine kanla irfanla yazılacak.

Hep yazdık, ülkede oynanan futbol, bir Hisseli Harikalar Kumpanyasıdır. Global Kraliyet Ailesinin futbola bakan emirliği nedeni bilinmez bir şekilde diğer 17 takımı Gala Şampiyonluğunu engellemeye konuşlandırmaktadır. Olsun şikayetim hiç yok, ben Şampiyon diye gırtlak patlattığımda biliyorum ki, o sezon Şebeke'yi tüm kurum ve kuruluşlarını yenmişim.

BJK müzesi gibi oynanmamış ligin kupaları yok bizde, ya da oynanmış alınmış kupayı aramayan taraftar. Fenerbahçe gibi ayar verilmiş, hapsi yatılmış, cezası sümen altı edilmiş sezon da yok, tarih yazmaz, yazamasın diye de büyük Gala Taraftarı tetikte,nöbette.

Evet her zamankinden daha yoğun ve konsantre tetikteyiz, nöbetteyiz. Gala 6 maçın 6 sını da kazanacak, Şampiyonluk kupasına da taraftarın vişneye çalan koyu kırmızı kan izi kazınacak. Başka yolu yok.

Son maçta alınan yenilginin, beraberlikten farkı yok. Hatta belki de daha iyi oldu, yensek bu hafta sanki beraberliğe oynayacak gibi bir kurguyla çıkardık maça. Ben Gala'nın final kaybettiğini görmedim. Kazanmak zorunda olduğumuz ölüm kalım maçından da utkuyla çıktığımız nice maçlar yaşadım.

Şampiyonluk yarışını girdiğimiz takıma bakın! Devlet bu maçta bu takım galip gelecek demese 10. olacak, şu takımdan korkan Gala Taraftarı varsa şimdiden defolsun gitsin aramızdan, maça da gelmesin. Diğeri korkudan tir titriyor. O kadar hakem hatasıyla kazandığı maça rağmen hala 3. Bu takım mı bizi geçecek, biz ancak çekiliyoruz dersek çakallar ulumaya başlar.

Diyorlar ki kime güveniyorsun abi? Takım leş gibi oynuyor. Kime güveneceğim lan, 50 yılımı verdiğim, tribünlerinde 1000 den fazla maçını canlı maçını izlediğim, en büyük maceralarında Pınar Başı çektiğim Büyük Gala'nın büyük Taraftarı'na elbet. Kim oynarsa oynasın, istedikleri kadar kötü oynasınlar, defalarca tecrübe ettik, bu taraftar ölüye top oynatır. Hamza'lı takım, kaleci, Sneijder, biraz da aç gözlü Yasin'in para almak için oynayıp oynayabileceği en iyi bir kaç maçını oynayarak Şampiyon olduk. Bu takım ondan da mı kötü. Bu taraftar o taraftar değil mi? En tecrübeli, en büyük Hoca sende değil mi? Gücünü o da Taraftardan almıyor mu?

Şampiyon olacağız derken sahaya güvenmiyorum elbette. Lağım futbolu her sonuca gebe, gol atsak saymayacak, kupa alsak vermeyecek bir erk var. Akvaryum pis, temiz balıklara yer yok. Ben en çok lağım futbolunun 1 numaralı Hocasına güveniyorum futbol olarak, saha olarak. Ne var ki bu sezon Şampiyon sahada belli olmayacak. Biz maçları maçlardan önce kazanacağız. Hakemini de, lağım medyasını da, ve en çok tökezlemesini bekleyen içerideki pilavcı, prostatlı maça gitmeyicileri de yeneceğiz. Görürsünüz çocuklar göreceğiz.

Ben astım, indirmem. Siz de bayraklarını asın, maçı beklemeyin. Kupa törenini de izlemeyin. Çıkın sokağa bağırın şimdiden Şampiyon biziz diye. Mevsimi geldi maçlardan önceki gece gidin parklara sarı kırmızı çiçek alın, yastığınızın altına koyun uyuyun, renk arayın koku arayın. Uyandığınızda Gala Taraftarı olduğunuzun saygı doruğuna erişin, korkmayın, titretin. Son maçın son dakikasında Kordon'dan gökyüzüne bakın, Takım Yıldızını seyredin, Avrupa Şampiyonu Takım Yıldızını, övünün, sevinin, zaferi kutlayın, İzmir'i ateşe verin.

Ne Mutlu, Gala'dan da büyük, Büyük Gala Taraftarı olana.

25 Ara 2017

Kenetlendik; Galatasaray 3-1 Göztepe

0
Maçı herkes gördü, en az bizim kadar da futboldan anlıyor. Yazmaya gerek yok, biz kimsenin görmediği, görse bile yazmadığı şeylerin peşine düşelim.

Şunu yapmayalım Tudor olsaydı, Terim yerine başka biri gelseydi.

Görünmez eller bu değişikliği çok önceden kurdu zaten. Tweet'i bile hazırmış 1 yıl önceden baksanıza. 

Kesin bilgi yarın Fatih Terim antrenmana çıkıyor,
Uzun yıllardır ilk defa tribünlerin erkekçe kapıştığı bir maç oldu. Erkekçe dediğim tezahürat anlamında. Yoksa orantısız güç elbette var. 2500 kişiye 45.000 kişi. Hem de stadın en kötü, önü pis paravanlı bölgesinden. Maçın başlamasından önce başladı muhteşem Büyük Göztepe Taraftarı şovu, aşağılık stad DJ'yi onlar marşa başlayınca anfinin butonuna yüklendi. Her şeyin kötü olduğu ortamda stat cazgırı adam olacak değil ya. Maç boyu, 3-1 yenikken, maçtan sonra hiç durmadan bağırdılar, sıralı tezahüratlara geçmesek sesimiz hiç çıkmayacak şekilde tarihe not düşerek gittiler. Helal olsun.
Terim aynı takımı çıkardı sananlar, ne Terim'i tanıyor, ne Galatasaray'ı.
Kaleciyi değiştirmiş misal, tam konsantre 1 numara vardı kalede, vakit geçirmeyen, pas trafiğine giren, resmini çektim bir kornerin, ön direğe birini koyan, çıkıp alan.
Sağ bek transferi yapmış 1 günde, Mariano sakat demişler, sorun yok demiş, kuzey ülkelerinden birini getirmiş, Kurtalan Ekspres'i seferlerine başlatmış. Çoğu zaman saha yetmedi çocuğa.
Oynadığı her maçta ezilen uzun saçlı biri var, sağ bekte görüyorduk, bu sefer sol beke almışlar. Sol ayağım yok demiş muhtemelen, oyna lan demiş salmış sahaya.
Gomis transfer edilmiş, sağlı sollu ortadan muhtemelen en çok topla buluştuğu maçını oynadı. Bari golü o atamasın diye olağan dışı önlem almışlar. Gerçi vurduğu toplar da oldu ama insanlık dışı değildi. Normal vuruşlarını da kurtardılar. Göztepe pozisyona giremeden maçı bitirmişse en büyük pay yeni transfer 9 numaralı futbolcunundu.
Biri sakatlanıp çıkarken eyvah çekerdik, Rodrigez ağlayarak gidip Yasin girerken çok iyi oynayacağından emindim. Daha önce de yazmıştım. Maçın başında yapılan ağır idman futbolcuları çok yoruyor, özellikle çok koşacak futbolcuları. Yasin'in sonradan girdiği maçlardaki büyük oyunlarının tek sebebi bana göre maçın başındaki salakça yapılan ağır idmanlara katılmayıp diri olması. Artı yedek kalmayı içine sindirememesi. Çok büyük oynadı, attığı kafa golü Metin Oktay golüydü.
Feghouli takımda en çok sevdiğim oyuncu benim. Şovunu gösterebilmesi sağlanacak her maçın yeni transferi olur. Maçın adamı seçtim kendisini.
Adam yiyiciyi saymıyorum, yeni transfer değilse de 2 gündür  aç bırakıldığı kesin. Bir insan bu kadar mı acıkır, bir maç daha olsa sofradan kalkmayacak. Hani Fatih Terim'in ilk maçı olmasa hakem 2. golü de atsa diye iç çekerdim. Yazıyı okuyanın kulağına küpe olsun. Galatasaray yenikken, hem de ballı kaymak golü hakem atmışsa N'Diaye'nin forsesine doyamayacaksınız. 
Belhanda kötü oynadı sananlar varsa diye not düşelim. Öldürücü atakların çoğu kendisinden.  Golden önceki pası verenden önceki adam mutlaka o. Yeni transfer sayılmaz, aynı oyunu oynadı. Maçın tamamını izlersen kadraja en az giren, özetleri izlersen en çok giren oyuncudur. Verdiği paslar direk gol pası olmadığı için hakkı ancak bizim gibi maçı mikroskopla izleyenler tarafından veriliyor.  Yerine Selçuk oynasın beyaa diye böğüren iyimser Galatasaraylı bile var. Selçuk İnan veteran t0akımı kaptanı olmuş, usulen kadroda, yorulanın yerine girip oynadığı maç sayısı artırılan eski futbolcu.
Serbest vuruşun başına Maicon'u Fatih Terim'in gönderdiğini sanmıyorum. Öyle kararlı gitti ki, millet telefonlara kaydetti vuruşu. Yok eğer Terim göndermişse de saygıya bir iki puan daha eklerim. Örümcekleri aldı, hem de sert bir şutla. Yalnız ters takla atarken içim cız etti, sevinmeyi bile bıraktım. O cüsseyle o akrobasi nedir arkadaş ya?
Kendi payımıza duygularımızı da yazalım da emsal teşkil etsin. Uzun yıllardan sonra ilk defa sesim kısık, ilk defa gollerde yanımdaki tanımadığım çocuklara sarıldım, 3 lüye icabet ettim dizlerim hala ağrıyor.
Yürüyedurun çocuklar, Mayıslar bizim.  


20 Ara 2017

Büyük Takım Kalecisi Ve Muslera

E
Büyük takım, katıldığı her turnuvada Şampiyonluğu hedefleyen, bu hedef doğrultusunda planlamasını yapan ve bu hedefe ulaşmak için her maçı kazanmak için oynayan takımdır.

Maç kazanmak için de oyun planı hücum olan, yediğinden fazla atan, oyun ve pozisyon üstünlüğünü elinde bulundurmak durumunda olan takımdır.

Peki kaleci büyük takımın neresindedir? Kale nedir önce? Kale hücumculara karşı lokali korumaya yönelik bir yapıdır kelime anlamında. Yani hücum edecek olanın kaleye ihtiyacı yoktur. Futbola uyarlarsak Büyük takımın koruyacağı kalesi olmayacağı gibi kalecisi de olmaz.

Konu Galatasaray, yani her maçı kazanmak için oynayan takım.  Peki nasıl kazanacak, nasıl kazanıyor? Akan oyunda gol atabilmenin genel yolu gol postta, mayınlı bölgede fazla adamla bulunabilmek. Balık, dandik, serbest vuruş gollerini saymazsak, iyi oyun oynuyor görünmenin yolu da budur. Her alana rakipten daha fazla adam sokmak. Ancak böyle durumlarda top sendeyken dikine seri sert paslar, ver kaçlar, çalımlar ortalar şutlar seyreder coşarsın. Takımın iyi oynuyordur. Çünkü her futbolcuna yeteneğini göstereceği fazla alan sağlamışsındır.

Top rakipteyken de iyi oynuyor görünürsün. Topu kapmak için gösterilen çaba, koyulan pres, taraftarın takıma bağını artırır. Tribünler konuşmaya kükremeye başlar.

Büyük Takımın kalecisi neresindedir bu şovun?

Galatasaray'ın 1 numarası, kalesini korumak zorunda olan, gol yemeye korkan, tüm konsantrasyonunu gol yememek üzere kuran adam değildir. Büyük takımın set oyununda pas trafiğinde kaleci yoksa 10 kişi hücum ediyor demektir. Kötü kalecisi olan büyük takım 10 kişi oynuyor demektir. Yenmesi gerekiyor ve gol atmak için kullanacağı 10 kişi var, yememeye çalışan 11 kişiye karşı.

Muslera'ya geliyoruz. Oyuna hücum anlamında katkısı negatiftir. Yoktur demiyorum, daha beter, keşke hiç olmasa. Top Muslera'yla buluştuğunda gelişigüzel şişirmiyorsa en fazla yanındaki stopere veriyor ve keşke hiç vermese de topu en uzak yerden taca doğru şişirse. En azından 4-5 futbolcuyu topun önünde bırakır. Ne yapıyor peki? hiç bir şey, rakibin tamamının topun arkasına geçmesini sağlıyor.

Top auttan kendisindeyse, ritüel canımı canımdan alıyor. Çocukluğumda bile kale arkasından maç seyretmedim, bu sezon sırf Muslera'ya yardımcı olayım diye tam arkasından maç seyrediyorum. 1 devre tabi. Topu kullanması en az 30 saniye. Satranç oyuncusu gibi düşünüyor, ve en kötü kararı verip, ya uzağa santrfora doğru atıyor ki % 90 ı rakibe pas olarak geri dönüyor. Ya da rakip basmıyorsa Maicon'a veriyor, el bombasını teslim ediyor. Hiç bir yararı yok.

Biri akıl etse, Büyük takım kalecisi olsa en az 2 adamı oyundan düşürmeden topu bizimkilere vermez. Biz hayal kurmuyoruz, gördük böyle kaleciyi. İş top kurtarmaya kalsa belki Taffarel'den daha çeviktir. Popescu-Taffarel paslaşmalarına takılan en az 2 balık, top orta sahaya Hagi'den bir önceki futbolcuyla buluştuğunda gol atacak 10 kişiye karşı takımını 9 kişi savunmak zorunda bırakıyordu.

Adam eksilterek oynamıyorsan iyi oynaman mümkün değildir. Takımda özel, rutin dışı futbolcu yoksa takım oyunu oynayamazsın. Büyük takımın kalecisi olmaz dedik, gerektiğinde serbest vuruşa göndereceğin, gol aratacağın ceza sahasında topa elle müdahale hakkı olan oyuncusu olur. Bu Muslera değil.

Gelelim kaleciliğine, korner atılırken tam arkasındayım, bağırsağım yırtılacak bağırmaktan ön direğe adam koy diye. Tam ortada duruyor, kale içi bom boş, top 3-4 saniye havada, stoperler kafaya çıkmak yerine topa vurması muhtemel oyuncuları takip ediyor, topa bakmıyor. 10 toptan 9  una rakip vuruyor, top yön değiştirip ivme kazanıyor, çerçeveyi bulduğunda kurtarması imkansız.  O da kısmi felç geçirip işi şansa bırakıyor.

Topa çıksa eziliyor, sanki boyu küçülüyor. Yan top olduğunda korkmayan Galatasaraylı varsa helal olsun. Ben perişan oluyorum.

Puan farkıyla liderken bir istatistik gelmişti, bizim savunma en az şut çektiren savunmaymış. Eğer sahiden öyleyse ben Hocayı o zaman kovardım. Kalecinin tek şansı şut çekilmesi. Kaleyi tutan korner olacağına penaltı olsun razıyım. Şuttur, yarısını kurtarır. Bizim aptal hocalar, oyuncular sanıyorlar ki şut çektirmemeyi başarıyoruz. Ondan değil, Galatasaray'a gol atamayan hocayı odunla döveceksin. Salak mı Muslera'ya şut çekip pozisyonu gebertsin. Kenarlara çekiyorlar, serbest vuruş veya kornere oynuyorlar. Bizim Maicon'da şut çektirmedim diye kendini başarılı sanıyor. Şut çeken yok.

Hele topu kornere atıp ta tehlikeyi savuşturdum zannıyla kaleciyle çak çak yapan salaklar yok mu? en çok onlara tutuluyorum. Yine Taffarel zamanına döneyim, en iyi oynadığımız zamanlara. Rakip yatar, hücum etmeye gelmezdi, çok hatırlarım bizimkilerin bilerek topu kornere attıklarını. Atılan korner demek, dönen topta karşı takımın en az yarısının oyundan düşmesi demekti. Şimdi bizde yarım gol.

Anlatmak istediğimi anlattım sanırım. Benim Galatasaray'ımın kalecisi Muslera değil. Belki bir Başaltı takımında olsa 10 top gelse 8 ini kurtarır mükemmel oynar, ama bizim takımda böyle bir durum yok. Gol yesen ne olur?, çabuk ol, topu oyunda tut, bir an önce göle cevap ver.

Demem o ki, Muslera bilerek böyle oynuyorsa iş daha kötü, 8 hoca kovdu, demektir ki 9. hocayı da kovacak. Uruguay Milli Takımıyla kupa şampiyonluğu yaşamış, yediği gollerin kimini seyrettim duruş pozisyonu aynı değil. Ben ilk geldiği günden beri dikkatle izliyorum, görüşümü değiştirecek çok az maçını hatırlıyorum. Bence takım içinde operasyonda kullanılıyor. Bilerek yanına kötü kaleciler alınıyor ki, seveni zaten fazla, benim gibi sevmeyenler bile kendisine mecbur bırakılsın.

Anlatamadığım Galatasaraylı varsa ne olur City kalecisi Ederson Santana'yı 1 maç seyretsin. Büyük Takım kalecisi, 10 transfer yapılacağına bu kaleci bizde olsa. Belki de çok gol yiyeceğiz, ama garanti yediğimizden daha fazla atacağız.

Şunu da kaleci mottosu olarak zapta geçireyim. Top çerçeveye girerken ayakta kalan oyunculardan hiç biri kaleci değildir. Ne yazık ki biri bizim kalemizdedir.

Bir gün yeniden kalede bir Büyük Takım 1 numarası görürüz, görene kadar de kötü futbol seyretmeye devam.

9 Ara 2017

Kıble Doğru; Galatasaray 4-2 Akhisar





50 yıldır tribünlerdeyim, görüp görebileceğim en büyük hakemi seyrettim.

Yasin Öztekin dolandırdı önce, sonra Mustafa Yumlu. İki şerefsiz, hakemi gözümde bir kat daha büyüttü. Üstelik konjonktür, her maça proje hakemi verdiği ortamda, leş gibi maçta gelenlere 6 gol seyrettirdi. Bu maçın hakemi Fırat olsa 0-0 biterdi.

Ben hakemim 20-30 yaşında bir delikanlı kaleşnikof mermisi yemiş gibi bağırıp kendini yere atarsa görmesem bile göremedim zannıyla çalarım faulü, basarım kırmızıyı. İbrahim Tatlıtes beynine kurşun yedi ah demedi. Hakem ne yapsın futbolcu şerefsiz ise. Maçın hakeminin ismini bilmiyorum, kıstırdığın ilk maçta Yasin Öztekin'i atmazsan şerefsizsin.

Dedikleri, diledikleri oldu Galatasaray'ın yoluna taş koydular, Şampiyonluk kavgası harlandı, ikinci yarı kimse tv başından ayrılmaz. Galatasaray'ın yabancıları da öyle gözünüzde büyüttüğünüz gibi değil. Bakın gördünüz Yüzde bir milyon gol olacak yerden kazanılan serbest vuruşun başında sahtekar ötesi futbol fakiri, zengin Yasin Öztekin var. Ne ara küçüldün be Galatasaray. Yasin serbest vuruşu gole çevirse taraftarlık hayatımı bitirecekti.

Kaleci için son sözlerimi geçen hafta söyledim. Ekleyeceğim bir şey yok. Yaftayı yapıştırıyorum, bundan sonra istediği kadar gol yiyebilir. Dünyanın gelmiş geçmiş en kötü, büyük takım kalecisidir. Aksini söyleyen benle selam sabahı, takibi kessin, küfrünü etsin yazıyı okumayı bıraksın. Ama şunu da yazmazsam olmaz. Adam ofsaytta, bıraksa çalacaklar, kuş beyini taşıyan kafasıyla müdahale etmeye kalktı ya, son sözlerimi söylemeye o zaman karar verdim.

Galatasaray Taraftarı son 50 yılın en kötü notunu aldı benden. 3 er puan fark atmışsın, berabere kalsan sistem seni kusacak, ne hocan var, ne başkanın, formanın senden başka kimi var? Senin formadan başka neyin var? Hayatından Galatasaray'ı çıkarsan, pardösünü giyip kafana huni takıp otobana çıkacaksın. Ve bu hayati maça gitmiyorsun. Hangi maça gideceksin? Sen yoksan Galatasaray ezilir ama kokar, fesleğen gibi, kekik gibi, nane gibi, Galatasaray yoksa, hiç düşündün mü? Sen ne halt yiyeceksin, nereye sürüleceksin, hangi hapiste yatacaksın.

Eğri gemi doğru sefer yaptı. Dersler çıktı.

1- Kaleciye güvenme kaleci değil.

2- Büyük takım kendi sahasında 4 bekle oynamaz

3- Feghouli, N'diaye Fernandez büyük oyuncular, kullanmasını bil.

4- Yasin Öztekin sahtekar, beyinsiz, çöp.

5- Tudor büyük takım hocası değil.

6- UltrAslan Galatasaray taraftarı değil.

7- Büyük takımlar tarihi geri dönüşler tarihidir.

Tam zamanı, istesen kuramazsın. Belhanda, Feghouli gol attı namaz kıldılar. Kudüs'ü kurtardık, şaşılası, kıble doğru. Muhtemelen maçtan önce tespit edilmiş. Zerre kadar inancım olsa ilahi mesaj var diyeceğim. Ah bir de Yasin atsaydı, kaleyi hac kabul edip tavaf ederlerdi. Neyse o ta Tebbet'e sayılsın ellerin kurusun Ebu Yasin.

Ne olacak? bilmiyorum, Galatasaray her maçı kazanabilir, her maçı kaybedebilir. Langırt oynuyoruz. Bütün maçlar kurulu, Global Kraliyet Ailesi Şampiyonu belirlemiş, biz bilmiyoruz, tiyatro izliyoruz. Kendi açımızdan bakarsak aynı oyunla, 10 puanla Şampiyon da oluruz, -15 puanla lig 5.si de.

Yenilseydik üzülürdük diyen Galatasaraylı ne yazık ki az. Pusuda Fatih Terim'in hayaleti var. Bana sorarsanız 2 seçeneğiniz var.

1- Ya bizim gibi 40 yaş üstüler gibi, futbolu temiz farz edip, kaçan Şampiyonlukların ardında bir puştluk aramadan,  seneye Şampiyon oluruz umuduyla ağıtlar yakarak sezonu bitirmek. Sırayı beklemek.

2- Ya futbolun lağımda oynandığını kabul ederek, lağım futbolunun bir numaralı teknik direktörü Fatih Terim'i takımın başına getirmek.

Her şey kötü, her şey küçük, ama Galatasaray büyük, kahrolası. İflah olmaz bir çocukluk hastalığı. Mezarda iyileşeğim.

3 Ara 2017

Kumpas; Beşiktaş 3-0 Galatasaray


Ey Büyük Galatasaray Taraftarı;

Her yenilgi bir hicran yarasıdır. Ok gibi saplanır sol memenin altındaki cevahire. Takımına, renklerine bağlılığınla orantılıdır acın. İçine akar kanın, kinlenirsin, sebep sorumlu ararsın. Elinden bir şey gelmez bir sonraki maça gidene kadar. Maçtır 3  ihtimallidir der teselli ararsın, gerçekler seni yarışın bir adım daha gerisine atar.

Unutmamalısın;

Yensen de büyüksün yenilsen de.

Sana bu maçı kazandırmayacaklarını haftalardır söylüyorlardı zaten, üzül ama fazla dert etme. Sen maça çıktığında karşında bir 11 gördüğünü sanıyorsan in bu trenden ilk  mahrumiyet bölgesi istasyonunda. Şu son 1 haftada olan şeylere duyarsızlığa bak istersen. Senin ki nedir? Karşında bir devlet, hakem şebekesi, 17 takımın kudurmuşçasına motivasyonu, lağım medyası, bertaraf edilmesi mümkün olmayan bir şer cephesi. Bu şer cephesini bilerek, onları da yenerek büyüdük, kupalar kazandık.

Bunları hepimiz görüyor, ve bilerek maçlara çıkıyoruz. Biz daha beterini, görünmeyen kripto cephenin kodlarını kırıyoruz. İnanın daha beter, daha zor onları yenmek. Prostatlı, mezar kaçkını iktidar kemik yalayıcılarını yenemezsin. Hangi kanattan akın yaptıkları, kimin şut çektiğini göremiyorsun. Karanlıkta maç ediyorsun, ve senin kalen devamlı bombardıman altında.

Tribün eşkıyalarını yenemezsin. Dün hezimete uğrattılar misal. Deplasman tribünü satış paneli hiç açılmadı. Karaborsadan 450 lira taban fiyatla sattılar. Onlar ki Hagi'yi, Sneijder'i, Ünal Aysal'ı kovan, Dursun'a biat edenlerdir. En büyük rakibindir. Yenilgiye en az üzülenlerdir. Onlar Galatasaray'ın kazanmasını, karaborsa ortamı oluşsun diye isterler. Senin gibi gururla caddede gezmek, okuluna işine gitmek için değil.

Kenarda hoca yok, Başkan yok, kulübede 12. futbolcu yok, tribünde taraftar yok, kalende kalecin yok, topu ileriye taşıyacak topçun yok, golü atacak adamın yok. Ve sana demişler ki bu maçı kazanmayacaksın. Yoksa lig bitiyor, şov bitiyor, en nefret edilen takım Şampiyon oluyor.

Ben kaybettiğimiz bütün maçları bilerek kaybettiğimizi düşünüyorum. Adına ne derseniz deyin, tehdit deyin, rüşvet deyin, şike deyin, futbolun Global Kraliyet Ailesi'nin ortak kararına uyum deyin. Denge bir şekilde kuruluyor. Alavere dalavere oyun(kelime manasında) kuruluyor ve oynanıyor. Kimin Şampiyon olacağı önceden belli, bazen imalat hatası futbolcular sonucu değiştiriyor Hagi gibi, Melo gibi, Sneijder gibi, sen oluyorsun. Ama cezası da çok ağır oluyor. Şampiyon olduktan sonra seni gayda kuyusuna atıyorlar.

Dünkü maçı kaybedeceğimizden emin, vakur, heyecansız, umutsuz tv başına geçtim. Oynayacağımız takımın bizden iyi oynadığı, iyi olduğu için değil. Kurt sofrası kurulmuş. Ya o sofrada davetli olacaksın, ya da meze. Biz de açtık rakımızı serdik mezemizi, bakalım bizi nasıl yiyecekler diye arınıyoruz. Peş peşe yağ gibi kadehe akan rakıda Ganj Nehri'nde yüzüyoruz.

Aslında kadro grubu içerisinden en iyi 11 sahadaydı. Bana sorsa aynı 11 i çıkar derdim. Tek tek bir kez daha taradım bizimkileri, imalat hatası futbolcumuz var mı acaba diye? Hani yenileceksiniz lan dediklerinde, teslim ol çağrısına ateşle karşılık verebilecek birini aradım. Hadi ben nankörüm kafadan yok diyorum, Sizi düşünüyorum, nikbinlikleri. Serdar Aziz'm, Maicon'um, Müslüm Baba'm var diyorum. İnsan yiyiciler geliyor aklıma, Gömis diyorum yürür mü acaba Aslan gibi Maçka sırtlarına doğru. Acaba diyorum güvercin takla atar mı Belhanda? beyhude umutlanıyorum.

Yok çocuklar, bu saydığım haslet sahibi futbolcular, top yekun ateşe karşılık verebilecek savaş gücü olan futbolcular değildi.  Bunlar iyi çocuklardı, sonradan Selçuk girdi, Yasin girdi ki, kavga çıksa ilk topuklayacak olanlardı. Hagi gibi hakemi dövüp atılacak, Melo gibi adam yiyecek, Sneijder gibi insanlık dışı füze gönderecek kimse yoktu.

Kaleci için pek çok şey söyledim. Buraya son bir not daha düşüyorum ki, bir sonraki maç beni hatırlayınız. Başka büyük maçlarda büyük kalecileri gördüğünüzde kıyaslayınız. Yarın Dünya Kupası başlayacak, büyük kaleciler hakkında notlar veriniz.

'' Top çerçeveye girerken, ayakta kalan kaleci değildir''

Çin Milli Voleybol Takımı hocası söylemişti, yıllar önce bir spor dergisinde okumuştum. Top bizim parkeye düştüğü anda yerde en az biriniz yoksa, takımı silerim.

Bu sezon dikkatle izlemek için tam arkasından kombine aldım. En azından yarım devre Muslera'yı izliyorum.

1- Vakit geçiriyor,  Top kendi kontrolüne geçtiğinde satranç oyuncusu gibi düşünüyor, acele edip topu oyuna soksa 1,2 adam eksiltmiş olacak. Yanındakine verse bile çok geç ve rahat top değil.

2-Genelde şişirerek oyuna sokuyor, yarısı taç yarısı da rakipte. Pas trafiğinde yok.

3- Yan toplarda tam ortada duruyor, Biz 50 sene önceki mahalle maçlarından biliyoruz. Kaleci arka direkte durur, ön direğe kısa boylu beki koyar, top havada en az 3 sn kalıyor o esnada öndekini ite ite dizini, bükerek havaya çıkar. Alır, veya yumruklar, en kötü ihtimalle adama vurdurmaz. Bizimki felç geçiriyor. İsteyen rast gele eski bir maçı izler, isteyen bir sonraki maçta not tutar.

4- En önemli kaleci mottosuna muhalefet ediyor. Top çerçeveye giderken çoğu golde ayakta hareketsiz kalıyor.

Ve ben artık pes ediyorum ki, Muslera kaleci falan değil. En azından şunu zapta geçiririm, büyük takım kalesine geçemez.

Diyorlar ki eskiden tutmuştu, kupalar kazandırmıştı, nankör herif!

Burası Florya, Baba Ocağı değil Aslan Yuvası. Tuttuğu için buradaydı, tutsun diye alınmıştı, şimdi tutamıyor, işin yapamıyor, Galatasaray'ın bu kaleciyle iyi oynaması mümkün görünmüyor. Çünkü sıra dışı futbolcumuz yok. O yediğinde, hakem attığında direnebilecek adam yok.

Gomis çok atıyor diyorlar, ilk 2 maçını gördükten sonra yazdığım notu başıma kakıyorlar. Tarık Çamdal'ın sağ bek, Ahmet'in stoper, Yasın'in, Sinan'ın Selçuk'un banko oynadığı takımın golcüsü atamaz demişim. Yine de pek ümidim yok. Tak başına bir şey yapabilecek bizi ipten alabilecek biri değil. Ağır, ve hızı gittikçe düşüyor. Değişik kombinasyonları yok, çabuk çözüldü. İkinci yarı daha az gol atacak. Belki de gol orucuna girecek. Hakan Şükür gibi biri de değil ki atamasa bile iyi oynasın. Top gelmez buna faydasından çok zararı olur, takımı eksik oynatır.

Atamayan da gidecek bu yuvadan.

Atanın tutanın kötüyse, isyan futbolcun da yoksa, Tudor'un biri gider, Prandelli'nin biri gelir.

Yapabileceğimiz tek şey devletin bu senenin son aylarında Şampiyon'a karışmaktan çok daha ciddi sorunları çıktığına kendi açımızdan prim çıkarıp umutlanmak.

Büyük bir kumpasın tuzağın içindeyiz. Biliriz ki tuzak Aslan'a kurulur, öküze tuzak gerekmez.

26 Kas 2017

Subliminal Mesajlar; Galatasaray 2-0 Alanyaspor

E

Akılları almıyor, Belediye çalışanlarından 5 yemiş bir takımın maçına 40.000 kişi niçin gelirmiş? Hadi geldi, isimler anons edilirken Tudor denince neden ıslık çalınmış, takım galipken kendi oyuncusunu dışarı davet eden taraftar olurmuymuş? De gedin lan. Galatasaray'ın taraftarından başka hiç bir şeyi, kimsesi yok. Fenerbahçe taraftarı gibi birine kızıp tribünleri terk etsek 3 senede takımı Bal liginden toplarız.

Şer cephesini bilmeyen yok, gelen yabancı futbolcular bile kısa sürede çözüp özdeyiş olarak söylüyor Keweell gibi. Türkiye'de futbol Galatasaray Şampiyon olmasın diye 17 takımın de facto senet imzaladığı bir beyannamedir. Şebeke bu orta oyununu yazar yönetir. Biz her sezona bunu bilerek başlar, her maça bu ihtimali düşünerek takımı yönlendirmeye çalışırız. Nereden? tabi ki er meydanımız tribünlerden.

Biz Alanya maçına gitmedik. Maç öncesi sokaklar lider takımın taraftarının maça gidişi gibi değildi. Suratlar asık, nasıl bir mesaj verileceği şüpheliydi. Başakşehir Belediye'sine gidebilseydik, fark yemezdik. Nasıl ki Hamza'ya takımı emanet etmeyip leş gibi top oynayan takımın maçında durumdan vazife çıkarıp maç be maç anırdıysak, dün de öyle oldu. Bir önceki maçın fırçasını çektik önce. Ayhan Akman azıcık futboldan anlasa, zerre kadar Galatasaray DNA sının çift sarmalından bilgisi olsa o çöp sol beki sahaya çıkartmazdı. Hatta daha da ileri gider Tudor'a da kardeş sen bu maça bir bahane uydur çıkma derdi.

Belki çok büyük Hoca, değilse de olacak. Ne var ki kesin olarak Galatasaray Hocası değil, olmayacak. Gençler maçını, Belediye maçıyla sadeleştirmeye kalkan, maçlara ayrı puan veren, BJK maçını büyük maç sanan kafa, bizim kafaya uymaz.

Romanya'nın Ermenistan maçına gittim. Tarihinin en kötü Milli takımı var şu an. Bizi yendiler, biz 1923 deki Milli takım seviyesinden bile aşağıdayız çünkü. O milli takıma Lider Galatasaray'ın banko sol bekini limon taşımak için bile almıyorlar. Futboldan anlayan Rumenler sordum, adını bilen yok. Zannediyorum kel kontenjanından oynuyor. Ya da Linnes, kel veya zenci olmadığı için oynayamıyor.

Islıklamışız, ne yapsaydık? ben başlattım diyebilirim ilk homurdanmaları. Bu maça gelmedik dedim, gelmiş olsak sığır gibi seyretsek ligin en kolay maçını bile alamayacaktı bu salak. Çerçeveye top gelmedi, 2 defa yan top oldu, ikisinde de kafayı vurdular, tam arkasındaydım dikkatle izledim kaleci felç geçirdi, gelse gol olacaktı. Lato'yu çıkarmasak aklına bile gelmeyecekti, bir sakarlık yapması daha an meselesiydi.

Alanya maçına değil, Beşiktaş maçına gittik. Aklınızı başınıza alın lidersiniz, hem içeride tökezlemeni bekleyen daha beter paralel şer, hem görünen Şebeke'nin önündesiniz. Biz ayaktayız, takımın sahibiyiz, arkanızda, önünüzdeyiz, omuz omuzayız, gidin şu Beşiktaş'ı tepeleyin gelin dedik.

Gomis belki de hayatının en cenabet maçındaydı. İlk kaçırdığı gol bereket doğarken evliyaların yaladığı Yasin'in önüne düştü. Yasin demişken iyi oynayacağını şerefsizim yanımdakine söyledim. Maçın adamıydı. Takım ısınmaya Tolga ile çıktı, bir büyük salaklık bana göre de ayrı yazı konusu. Maçtan 1 saat evvel takımı sahaya çıkarıp yarım maç değerinde antrenman. Bir baktık Tolga ilk 11 yok, apar topar yardımcının biri Yasin'i hazırlamaya başladı. Yani salak gibi 1 saat koşup 5 2 oynayıp deli hunilerinin etrafında döneceğine adalesini ısıttı. Yorulmamış bir Yasin hızına hız kattı.

Bir türlü gelmeyen 2. gol, maç öncesi coşkusu olmayan, maça başka amaçlarla giden suskun taraftarı canlandırdı. Takımın en kötü oynadığı anlarda Aslan gibi kükredik. İstediğin kadar kaçır ama maçı  da kopar dercesine gol attırdık Gomis'e. Sonrası malum Şampiyonluk şarkılarıyla takımı Maçka'ya uğurladık.

Bir kez daha not düşüyoruz. Galatasaray Şovu Büyük Galatasaray Taraftarı içindir. İstemediğimiz futbolcuyu oynatan, mezarını kazar gider. Koskoca Mancini'yi Ceyhun, Küçücük Hamza'yı Umut kovmuştur. Bu Rumen çöpünü(adını yazamıyorum hala) nereden getirdiysen oraya gönder başına iş alma. Bir an önce de Hangi takımın başındasın öğrenmeye bak. Senin büyük maç dediğin tek bir maç var o da Fenerbahçe maçı. Diğer maçlar sıralı mecbur maçlardır. Hele ki BJK maçına büyük maç gözüyle bakan Hoca, futbolcu, taraftar bizim baş çelişkimizdir.

Mesajı aldınız gidin yenin gelin. Anlamadık derseniz sizin anlayacağınız şekilde de vermesini biliriz.

18 Kas 2017

3.Köprüden İlk İntihar; Başakşehir 5-1 Galatasaray


Tere yağdan kıl çekmek deyimi şimdiye kadar bulunmasaydı ben bulmuştum bu gece. Ne güzel yatırdılar, Devlet Bahçeli bile müdahil oldu. Bu maçtan bir önceki hakemden öncekine verildi vazife. Devlet takımı maçına kadar ve sonrası yalaka takımı maçına hazırlayın hastayı. Büyük ameliyat var. Daha bu bir şey değil, ufak bir çizik attılar, apandisit, dalak, pankreas girişecekler. Büyük Galatasaray Taraftarı haricinde yetkili kim var ise narkozu verdiler. Senin o kurdum zannettiğin efsane kadroyu 3. Köprüye çıkarmaları iş mi ki onlar için.

Hakeme bok atan çıkar, ben madalya veririm. Faul olmayan pozisyonu verip, faul olanı vermeyip 2 gol yememize sebep oldu. Helal olsun, en güvendiğim hakemdi. Ben böyle hakemleri severim, Galatasaray maçına objektif maç yönetmeye çıkan hakem hakem değildir. Galatasaray büyükse 100 lerce defa proje hakemlerini de yendiği için büyüktür. Hakemi yenemiyorsan, o maçın hakemi en büyük hakemdir. Bu maçın proje hakemi BJK maçını da düşünmesi lazımdı, takımın en önemli adamı Fernando'yu kollayacaktı. Sarı kart almaz diye iddia açsalar, iddia çökerdi. Ayhan Akman'ı adam yerine koysak ona saydıracağız, neden uyarmıyorsun diye.

Tarihin gelmiş geçmiş en kötü Romen Milli Takımı var şu an. Koskoca Galatasaray'ın banko sol beki Rumen. Top toplamak için bile çağırmıyorlar, bokunda boncuk bulduk. Sadece kel olduğu için oynamıyorsa ben anırmayı, havlamayı, kükremeyi bırakacağım.

Eren Derdiyok'un oynayacağı tek yer stoper. 12 parmak bağırsağımı parçaladım, defansa çekin diye. Bir zamanlar Raşit Çetiner vardı gol atamayan santraforumuz. Atamayınca stopere aldılar, her sezon 5-6 kafa golü attı yıllarca oynadı.

Geldiği, çıktığı ilk maç söyledim. Muslera kaleci değil. Kaleye yeni biri gelince ilk baktığım şey, topu oyuna nasıl sokuyor. Muslera'nın topu oyuna sokması en az 1 dakika, satranç oyuncusu gibi düşünüyor, sonra şişiriyor. Mahalle takımı kalecilerini gidin seyredin, korner atılacağı zaman arka direkte bekler, ön direğe birini koyar. Top en az 3 saniye havada öndekini iter topu yumruklar, def eder. Bu sepet yan toplarda felç geçiriyor. Tam ortada duruyor, çerçeveyi bulan her top gol oluyor.

Hakkını yemeyelim bu gece çerçeveyi bulan top sayısı 4, tamamını yedi. Bulmayanı da bir şekilde buldurdular, onda da Lidyalı heykeli gibi dondu. Neymiş kontrapiyede kalmış. De gedin lan, biizim 50 sene önceki mahallenin kalecisi bile yemez o golü. Nankörüm ben kardeşim, isteyen varsa hodri meydan Muslera'nın kaleci olmadığını ispatlarım. İleri gidiyorum, nefret ediyorum Eray İşcan bana göre daha iyi. En azından uzun boylu yan toplara çıkardı, teknikti topu oyuna elle ayakla sokardı. Neymiş iyi adammış, iyi aile babasıymış. Çoluğu çocuğu sevinsin, aldığı maç görmedim.

Takımda 12. oyuncu yok, yedek kulübeleri maç etse bizim takım İstanbul BAL liginde bile oynamaz. İçeri girme ihtimali olan tek oyuncu Rody, onu da hezimetten sonra sokuyor. Başka birini sokmaması iyi bir şey, çünkü diğerleri fasulyeden oyuncu, kotayı dolduruyor.

Şimdi ne olacak? hiç bir şey, her şeyin olduğu gibi futbolunda tek bir sahibi var, o ne derse o olacak. Şampiyon olmayacaksınız denmişse boşuna üzülmeyin ağlamayın. BJK'yi hakemin kurtaramadığı haftada senin 3 puan almana müsaade edecekler. Çok iyimsersin canım kardeşim. Yarın FB çok rahat bir hezimet alır, kartlar yeniden karılır.

Tudor intihar etti, 3. Köprüden atladı, Yüce Gök'e dua etsinler de Sarıyer'den karaya sağ salim çıksın. Daha Dolma Bahçe'den denize dökecekler bizi, tatmin olmamışlardır. Bizden kurtulana kadar rahat yok.

4 Kas 2017

Korkadurun; Galatasaray 5-1 Gençlerbirliği

Tanımayanlara kendimi tanıtayım diyorum önce. 1000 den fazla kitabım var, yarısını okumuşumdur, kimini bir kaç kere. Misal; Nutuk, Kur'an, Uyandırılmış Toprak, Yüz Karası, Bir gün Tek Başına, Nisan Tezleri, Felsefenin Temel İlkeleri,,,,,,

Gazete okumam, kendim yazmaya başladığımdan beri lağım kanalı izlemem. Benim için Futbol, tribündeysem en az 1.5 saat önce tv başındaysam başlama vuruşuyla başlar. Son düdükle biter, gazete okumam, tv seyretmem, lağım medya maymunlarının ne dediğini, sosyal medyada yakalarsam haberim olur.

Başlıyorum, 

Yazmayacaktım aslında, takım hezimete uğratmasa bu haftayı es geçecektim. Diyorlar ki bizim çocuklar, akılları sıra açığımı yakalamışlar, Gomiş 11 gol atmış, ben demişim- ki( dedim) 10 gol atarsa Arena'nın çatısından balıklama atlayacağım, atla abi diyorlar, attı diyorlar. Bilmiyorlar ki Galatasaray tribünlerini ben kurdum, bilmiyorlar ki Galatasaray için Kutuplara gittim, kavimden kardeşimden vaz geçtim. En büyük maceralarında, en umutsuz kavgalarında yumruk salladım. Ne diyorsunuz lan siz?

Gomiş atmış, sevinin, sevindim, bu yaşta 3 tel örgü uzaklıkta naralar attım. Aklı sıra açığımı yakalamış, yanıldım, attı, Arena çatısından atla diyor, yazık Galatasaraylılığı öğrenemeyeceksin, yol yakınken in bu trenden. Ben o lafı ettiğimde Linnes sağbek, Carole sol bek, Ahmet stoperdi,  Selçuk maestro Yasin-Sinan gol açıklarıydı. Var mısın? ilk 11 çıksınlar,  Gomis bırak gol atmayı, gol kaçırsın kafama sıkacağım. Deli misiniz lan siz ? Rakibine ilk çeyrekte 7, son şampiyona 5 puan fark atmışsın, tüm Şebeke bir olmuş yoluna taş koyuyor, sen eski fosil bir abinizin yanlışını arayorsun. Dua edin Sami Yen Kapalısında değilsiniz, olsaydınız ilk görüldüğünüz an alt kata paketlenmiştiniz.

Bu kadar fırça yeter, bizim çocuklar dersini çabuk alır, maça geçelim.

Ülkeye huzur getirdik, Dolar 3.85 önemli olan Galatasaray'ın 2 maçta 5 puan kaybetmesi. Alzhemier Lucescu'nun sesi çıkmaz oldu derken, çıkmış, yeniden gündeme oturmuş kadromuz. Sanıyorduk ki futbol alemi aşısını oldu, ne gezer, kuduz sarmış dört bir yanı. Lig sonuncusuna fark atmışız diyecekler di ki, demediler meğer, lig sonuncusu takım  bir kaç hafta önce Beşiktaş'larını yenmiş.

Sandılar ki, Galatasaray tribünlerine caza verdik, en önemli futbolcularını maça çıkarmadık. Aptallar biz normal bir kulüp takımı değiliz ki, 500 yıllık harsımız var, ezmeye kalkarsın, ezersin, bilemezsin ezildikçe güzel kokarız biz, nane gibi, ıtır gibi, fesleğen gibi...

Takım sezonun en güzel golünü attı. Severim takım gollerini. 16 pas, 17.yi sağ bek gol yaptı. Muhteşemdi gol ve sonrası. Sonrası ne? aklımıza geldi 2 maç doğrandık, Ligimizin seyir zevki açısından 5 puan sildik, onlar mutlu oldular, ya sen Galatasaray Başkanı? Sanma ki unutuldun, Baltaları gömdük, çıkarmamız an meselesi. Bir çıkın bir kükreyin, bir cebelleşin, bir can çekişin. Hakemlerden, Şebeke'den medet bekleyen Galatasaraylı varsa buradan uzasın. Onu demiyoruz, sinyal verin en azından, onların iyiliği için, Galatasaray'la uğraşanın çocuğu olmaz deyin.

Köstebek var dendi, sahaya çıkacak takımı bilenler için. Tudor'un blöfünü kimse göremedi. Eren-Gomis ilk 11 deydi. Ben Eren'e acıyanlardanım, bekliyordum ikisinin birden sahada olmasını. Ben atayım kaygısında olmadan her ikisi de inanılmaz asist yaptılar. Messi, Ronaldo olsa o pası vermezdi, verdiler gol oldu. Bu asistler sıradan gol pası değil yeri gelince yazılacak, attık bir tarafa.

Takometrecilere soruyorum, Santrafor-Çapa-Stoper üçlüsü olarak en fazla golü hangi takım atmıştır?

10 numarayı sağ bek oynatıyoruz.  Lükse bak!

Muslera'ya saydıracağım da yeter yediğim küfürler. Büyük takım kalecisi değil, 3 korner bir penaltı,  sokak futbolu statüsü. Ya be kaleci Taffarel bile senin kadar sevilmedi, yan topa çık, çıkmıyorsan 2 direğe birer adam koy, vakit geçirme, elle at birine, 6.5 yıldır senin yüzünden çocuklar üstüme yürüyor.

Sonraki maç Başakşehir maçıymış, çok korktum. Belediye işçileri izinli muhtemelen maç zamanı. Stat Arena'ya daha yakın. Bana bakmayın ben yurt dışındayım, defolun gidin tribünlerde yeriniz alın.

Başkan yok, yarım hoca 12 futbolcu büyük Galatasaray taraftarı var. Yeter mi?

Artar bile! kükreyeduruyoruz,  korkadurasınlar.