10 May 2008

İşlem Tamam; Galatasaray 2- Oftaş 0


ultrAslan geçen yıldan 5 maç takımını seyretmeme cezası aldı. Bedeli büyüktü, takımı nerdeyse tamamen, hocayı ve asıl önemlisi Başkanını değiştirmeyi istiyordu. Bedeli fazlasıyla ödedi, ceza bittiğinde Galatasaray en öndeydi. Kalli, henüz bunamamıştı, torununu henüz özlememiş, ağır kış koşullarına yakalanıp grip olmamıştı. Lincoln gün sayıyordu, taraftarın önünde şov yapabilmek için. Bütün basın televizyon normal olanı yapıyor, diğer takımın şampiyon olmasını istiyordu. İsteklerinde ne kadar haklı olduklarını bu gece gördük. Şamata, yaygara, gürültü, adam kızdırma, telefon trafiği, mesaj çekme, eğlenme kısa sürdü. Endişeleri yoktu, nasıl olsa Fenerbahçe Şampiyon olurdu. Galatasaraylı geçinenler bile aynısını söylüyorlardı. İtler ürüyor, ağustos böcekleri dalgasını geçiyordu. Birden Nazi Subayına bir şeyler oldu. En önemli maçta Lincoln ve Hakan'ı kadro dışı bıraktı. Cami duvarına işiyordu. O sırada buz adam ameliyata alınıp iptal oldu. Eyvah yerine kimi oynatacağız ah şu devre gelsede Barussa'yı alsak yerine dediler. Topal, idare edebilirmiydi. Sonra baktılarki Lincoln Alexle falan kıyaslanıyor. Ne demek şimdi bu, verdiler bir kazmayı Lincoln'e ortapedi servisinde aldı soluğu. Servet ha şimdi patladı, patlayacak maç sayılıyor yerine Bouzit baltası hazırlanıyordu. Servet patlamadı, son maça kadar sakatlanmadı. Bu arada Kalli grip oldu, asprin içmeye Almanyaya gitti. Sonra seyirciyi 1 maç daha sokmadılar Ali Sami Yen'e. Sırayla Uğur, Ayhan, Serkan, Okan Hasan'a narkoz verdiler, neşter attılar. Kalli bu sefer torununu özlemiş gitmişti. O sırada kırık dökük takımla idare ediyordu. Song Afrikaya tamtam çalmaya gitti. Kimi oynatsak acaba diye düşünürken, Emre geldi. Tanımıyoruk kendisini, tanıdık. Bu arada memlektimizin sevgili takımını şampiyon ilan etmişlerdi zaten. Bir baktık takım tamamen Türklerle oynuyor, fakat takımı tercüman idare ediyordu. Özhan Abiye yalvardık. Ne olur git dedik, git atalım şu ölü toprağını üstümüzden. İlk defa Galatasaray için hayırlı bir şey yaptı ve gitti.

Macera başladı, Hocalar kovuldu, el ele verildi, tribünden gelen yöneticiler, tribünden gelen futbolcular ve tribünün kendisi kenetlendi. Gelin bize söz verin denildi, ve bu gece hilal vardı gökyüzünde. Sonlara doğru desibel desibel atılan çığlıklarla emanet geri getirildi, Şampiyonluk kupası emaneti.

Bir nişandı, göğsüme takacağım. Mehtaplı gecelerde onurla yüzümü göklere çevirdiğimde kırmızı hareli sarı yıldızı seyredeceğim. Ve ömrüm ne kadar vefa ederse tarafındayım diye haykıracağım, benden sonrakilere bu büyük sevgiyi miras bırakacağım.

Avrupa göklerine bir takım yıldızı bırakmıştık yıllar önce. Sarı kırmızılı UEFA-SÜPER KUPA Şampiyonu takım yıldızını.

Şimdide yanlarına yenilerini gönderiyoruz, parlayadursunlar sonsuza dek.

Aykut yıldızı, Uğur yıldızı, Emre, Servet, Balta yıldızı, Hasan yıldızı, Barış yıldızı, Ayhan yıldızı Topal yıldızı, Arda yıldızı, Ümit karan yıldızı, Sabri yıldızı.

Büyük kaptan Hakan Şükür yıldızı,

Büyük Galatasaray ailesi, hepimiz görevimizi yerine getirdik. Huzurluyuz, gururluyuz, sarhoşuz.

Yıldızların altından bin selam gönderiyoruz.



İmparatorluktan Commendatore'lüğe


Foyası ortaya çıkan insanın Galatasaray'lı olmasınamı üzülelim, tezlerimizde haklı çıktığımıza mı sevinelim. Geçikmişti ödülü, aslında alırken suratınada bir bakın, nasıl utanacak göreceksiniz. Fatih Terim, 8 Mayısta İtalyan Hükümeti'nin Devlet Nişanını alacak. İtalya'ya sanat, edebiyat, ekonomi, kamusal veya askeri alanlarda hizmet etmiş kişileri onurlandıran bir ödül. İmparatore bundan böyle Commendatore adıyla anılacak. Adana Motor Sanatı bitirememiş sanat olmaz, bir kitap vardı ortada adına yazıldı ama eşi yazmıştı edebiyatı sil, İtalyan ordusunda askerlik yapmadı, askeri hiç olmaz. Ödül sporada verilmiyorki hadi diyelim Milan'da 3-5 maça çıktı. Sosyal desek oda bir tv programında hokkabazın biri taklidini yapmıştı daha ötesi bir şey yok. Geriye ekonomi kalıyor ki tam isabettir o ödülü Fatih Terim'in alması. Birazda ben açayım ödülün kapasitesini ekonomi politik diyelim ve daha önce yayınladığımız tezlerimizi bir kez daha su yüzüne çıkaralım.

Çeteistanımızın İmparatoru; Fatih Terim'e bu ülkede kelle başı 1000 dolardan işadamlarına konferans verdirdiler. Bir cümlesinde dediki”motivasyon hikâyedir, iyi bir takımınız yoksa.” Bunu duyan karını yeterli görmeyen iş adamı hemen ekibini değiştirip çuvalla tazminat ve transfer parası ödeyerek yeni bir ekip kurmaya karar verecekti ki imparatorun ikinci cümlesi patlak verdi.”iyi bir iş yapabileceğinize önce kendinizi inandırın.” Patronun kafası karıştı. Yani kötü ekiple iyi isteklendirme yapıp başarımı sağlayacağım. Ya da iyi ekip kurup ben tatilde puromumu tüttüreceğim. Her ikiside canım. Batarsan diyeceksinki ekibim kötüydü. Ya da iyi isteklendirme yapamadık. Her cümlesine ben diye başlayan bu adamı para vererek dinleyen sermayemizin de ne kadar üretici olduklarını görüyoruz yıllardır. Konumuz değil ama milyonlarca işsizi çalıştırıp sömüremeyen kapitalist mi olur.İmparator Milana çalıştırıcı atandı. Muhabir sordu. Nasıl bir duygu efendim. Şaşırmadı bu makamlara toprakları tırnaklarıyla kazıyarak geldiğini, çalışan her Türkün gelebileceğini falan söyledi. Sonra Milandan kovulduğunu gene muhabirden öğrendi. Anlamamıştı çalışırken kovulacağını. Gene şaşırmadı hakkının yendiğini söyledi Milan hata yapmıştı. Yerine geçen adamdan daha iyi bildiğini biliyordu nasılsa. Havası sönen Milan, Fatih Terimi kovduktan sonra, önce Avrupa sonra dünya şampiyonu olacak bizi şaşırtacaktı.

Takım UEFA kupasını kazandı. Popescu penaltıyı Arsenal ağlarına gönderdiği an az daha beni şaşırtıyordu. Futbolcular maçtakinden daha hızlı koşarak kalenin arkasındaki taraftarlara koşarken o da koşmaya karar vermişti. Son anda durdu. Şaşırmaması gerekiyordu. Kendisinin beklediği başardığı normal şey için gereksiz yere zaferi başkalarıyla neden paylaşsındı. Hâlbuki gariban bir Adana çocuğu olarak sanat okulundan atılmış her sağlıklı erkeğin oynadığı oyunu oynamış iyide oynamış Galatasaray’a gelmiş yıllarca kaptanlık yapmış o takımın başına geçmiş, ülkenin en büyük derecesini yapmış bütün bu olanlara şaşırmamıştı. Şaşırsaydı şaşırmanın gerçeğe açılan kapı olduğunu o da görürdü.Yalçın Küçük hoca gibi. Oda Alberto Aynştaynın ağzı bir karış açık şaşıran fotoğrafını görüp şaşırabilirdi. Şaşırmak veya şaşırtmak gerçeğe açılan bir kapıydı. Yıllar önce bir İstanbulspor maçının son dakikasında Galatasaray bir penaltı kazanmıştı 9 puan gerideydi liderden. Topun başına geçen Hagi penaltıyı atarak ümitlerin yeşermesini sağladı yeniden. Milan maçına Ali Sami Yende son 5 dakikaya 1-2 girilmiş Hakan Şükür karizmayı kurtaracak ama Galatasarayı kurtaramayacak golü atmıştı. Tam maç bitecekti ki bir penaltı verildi. Ümit Davala Milanın işini bitirip Galatasarayın ve Fatih Terimin başına iş açmıştı. Popescunun Danimarka da attığı son penaltı golü ise İmparatora apolet taktırmıştı. Ne yazık ki hocamızın kaderini son dakka penaltı golleri çiziyordu. Inzagi son dakikada penaltıyı atamamış Milano- Bodrum transit bileti aldırmıştı. İşin aslı astarı ise şöyleydi.Bu ülkede her şeyin bir çetesi, kastı vardı tabiatıylada çete reislerine ihtiyaç. Futbolun getirisinin de çetelerce farkına varılmasıyla harekete geçilmişti. Çok ince ve derin araştırmalar yapılmış dünya görüşü ve en çokta sadakatiyle en uygun adam seçilmişti. Önce milli takıma, sonra da görüntüsü değişik ve büyük, olası zaferlere en yakın pilot takımın başına getirilmişti. Herkes susturulup kusturulmuş, büyük paralarla dünyanın en büyük futbolcuları transfer edilmişti. En iyi Türk futbolcularda aynı yerde konuşlandırılarak marşa basılmış, başta Hagi olmak üzere Taffarel, Popescu ve gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray takımıyla ulaşılmaz yerlere gelinmiş, imparatora yeşil pasaport verilmiş tam isabet sağlanmıştı.İtalya ile Çeteistan arasında Apo yüzünden husumet çıkmasaydı kimsenin aklına bile gelmeyecekti Hocayı İtalyaya sürgüne göndermek. Çeteistan başbakan yardımcısının takımından yapay bir geçişle İtalya başbakanının, dünyanın en büyük takımına getirilmişti. Ne vardı bunda büyütülecek canım. Ülkeler arasındaki gerginliği saymazsak tabi. Zavallı Fatih Terim öyle olur zannediyor. Yanına ayakkabısını valizini taşıyan Müfitide alıp kulübeye oturuyor. Aynı Hakan Şüküre hadi koçum demişti ya, Şevçenkoyada hadi aslanım üç kişiyi çalımla golünü at ben cebime para koyayım. Hani Emreyi dövmüştü ya atıldı diye. Maldiniyede fırça çekerdi canım ne olacaktı ki. Kovdular. Adanalı fakir oğlu fakir, sanat okulunu bitiremeyen cahil, mert delikanlının hikâyesi işte böyle aynıyla vakidir.

İtalya'nın Apo yüzünden Türkiyedeki ticari ilişkileri bitmek üzereydi. İtalyan markalı kravatları yakmaya başlamıştık ki Fatih Hocam İtalya'da buldu kendini. Hem italyan maçları seyrettik sayesinde hem de Versace takım elbise giydik. Unuturmu seni be hocam İtalyan Hükümeti. Yanlız ödül çok geç verildi

Hasretine Prangalar Eskitirim


Seni anlatabilmek seni, taraftarlara, kahramanlara. Nankörlere, döneklere, iyilik bilmezlere,
Kahpe satılmış basına,
Arda arda kaç maç, bütün takımlar uyurdu, Hoca uyurdu, başkan uyurdu, Hıncal uyurdu,

Bir ben uyumadım, Kaç leylim maç, hasretinden prangalar eskittim.

Tribünlerde bayrak salladım,

Bir o yana bir bu yana.
Seni bağırabilsem seni,

Kıskananlara, sevmeyenlerine,

Sevenlerine, Dünyadaki bütün stadlarda,

Çoğalır sevgileri ilk defa sevenlerinin.

Çoğalır öpücükleri sen Şampiyon oldukça.

Payı yok gelinen şu son noktada kimsenin.
Senden ve ultrAslandan gayri.

Seni anlatabilsem seni,

Yenilgin cehennemin öbür adıdır,

GALATASARAY çok yaşa,

Eğme sakın başını öne.

Galatasaraylılara Selam,


Gün doğdu işte, büyük günümüz. Galatasaraylılar selam, selam yaratana. Bu gün İstanbulda, Ali Sami Yende olmak isteyenlere selam. Orada olacak, bu büyük macerayı kendi gözleriyle görecek olan 23.000 kişiye bin selam. Bu gün bizi başka türlü uyandıran, bayrakları hazırlatan, gururla, onurla dolaşmamızı sağlayan, bu geceyi yaşatacak olanlara selam. Bir maçtan başka maça serpilip gelişerek takımı finale taşıyan futbolcular; beklenen günler, güzel günler ellerinizdedir. Haklı günler, büyük günler, ellerin kupalara ulaştığı, trübünlerin aşkla coştuğu, milyonlarca taraftarın sokaklara döküldüğü, gecelerinde yatılmayacak utku günleri...

Arda, Hakan Şükür, Hasan Şaş, Servet, Ayhan, Ümit Karan, Emre...., hepinize selam, selam sizleri doğuran analara, analar gününe. Cim Bom Bom sesleriyle haykıranlara, Şampiyonluk naraları atanlara, sarı kırmızılı cehennemin, karnavalın, cümbüşün, haykırışın parçası olanlara selam. Hepimizin can damarı, yaşam biçimi, özlemi, hasreti, sevgilisi büyük Galatasaray'ımız.

Şampiyonluk turu atacak, yarışı en önde bitirecek, paranın padişahlığına karşı, emeğin sevginin, dayanışmanın, inanmanın, direnmenin ödülünü alacak olanlara selam.

Galatasaray'lılar hepinize selam, selam yaratana,

9 May 2008

adam Sandıklarımız ; Kalli


Aynı kader Gerets'in başına geldi oysa. Sigi Held'ten sonra Galatasarayın başına gelen en kötü hocanın. Son haftalara girilirken takım az daha cortlayacaktı. Küsenler oldu, Gerets istifa etmedi, kovamadılar. Her zamanki gibi Galatasaray'ın Galatasaraylı futbolcuları olaya el koydu. Hasan Şaş, Hakan Şükür, Ümit Karan, Ayhan kare ası biz teslim olmayız dediler,'' biz ölürsek kartal gibi ölürüz, yaşayanlara kan kustururuz''. Takım mucize bir şekilde şampiyon oldu. Stresten, korkudan Fenerbahçeli olmayan Fenerbahçe topçuları yabancılar oynayamadı atamadı.



Bizim başımızda da tarihimizin en kötü Başkanı hüküm sürmekteydi. Şampiyon olunca bir bok sanıp devam ettiler. Devam eden ligi son haftalarda vermek üzereyken sözleşmesini yenilediler. Yani bu yıl yine Gerets olacaktı. Taraftar el koyup kovdu. Kısa hikaye başladı.



Adnan Polat, yakın akrabası olan, eskiden Florya'da isim yapmış kurt hocayı buldu getirdi. Kurt kocamıştı, köpeklere maskara olacağı kesindi.(Tanburacı hariç). Tarihe geçti Nazi Subayı. Lincoln'ü, Hakan Şükür'ü en önemli maçta kadro dışı bıraktı. Boızıt adında birini besledik bu yıl. Git Iğdır'a, Bitlis'e kapı kibi bir delikanlı bul getir oynat daha iyi. Sonra grip oldu, aspirin içmek için Almanya'ya gitti. Yokmu dede burda doktor. Bunamıştı, bir maçta 3 sağbek oynattı. Osman Tanburacı dahi dedi kendisine, Hakan'la dalaştı ya, Almancı ya, geldiğinde çok methetmişti ya o yüzden. Sonra bir maçta baktık Servet sağaçıkta. Yine bir maçta kapalının önünde 5 metre kare mesafede birgörüntü oluştu. 3 Galatasaray'lının uzunluğu 4.80 metreydi. Okan, Serkan, Sabri sahadaydı. Memleketinin takımına fark yedirdi bizi durup dururken. Soğuk bastırdı Türkiye'de, üşüdü ısınmaya memleketine gitti. Gelemez inşallah diye fal baktık, geldi. Hiç bir şey olmamış gibi oturdu kulubesine. Pamuk ipliğne bağlandık, an meselesi çözülmemiz. Gaziantep'le 0-0 berabere kaldı takım İstanbul'da. Eyvah çekmeye başladık Kasımpaşa maçında tarihin en kötü futbolunu oynayarak yenildik. Bu takım bizim takımmıydı, bu futbolcular bizimkilermiydi. Bir haber, bir kıpırtı, bir delikanlı yokmuyudu. Çoooooktu bizde delikanlı. Toplantı yapıldı, gerek olmadığına karar verildi, kaptanlar dilekçesini arzuhal eyledi, senedin altına imzalarını attılar. Kovdular, senette ''biz kalan bütün maçlarımızı kazanır şampiyon oluruz'', yazıyordu.

Bir şafak kaldı senedin vadesine. Protesto ettirmezle bu saatten sonra, ettirmeyiz.

Eh be ihtiyar delikanlı, bizde seni bi bok sanmıştık.

Bu Takımdan Bir Şey Olurmuş

''Galatasaray'ın bu kadar çok soruna rağmen başarılı olacağını beklemiyordum'' Zaman Gazetesi Feldkamp.

Ya bu moruk 6 hafta öncesinin Galatasaray Hocası değilmiydi. Zaman gazetesine spor yazarı olmuş haberiniz varmı. Bizim eski moruk böyle kelam etmiş. Bunları kendi ülkesinde adam yerine koymuyorlar, 1 ay sonra Avrupa Kupası finalleri var, git orda kendi ülken yerine yorum yapsana gestapo. Sen olsaydın elbet başarılı olmayacaktı, doğru söylemişsin. Sen çalıştırdığın takımın hangisi olduğunu bilmiyorsun sepet. Bu takım kırık kollularla, sakat bacaklılarla Avrupa Şampiyonu oldu. Neyi beklemiyorsun sen. Bizimi dolandırıyorsun, deseydin ya ilk hafta bu takımdan bir bok olmaz diye. Sen o zaman bu ülkede bu kışı geçirebilecekmiydin. Ne sorunu varmış Galatasaray'ın. Paraysa en kolay sorun. Parayla alınıp satılabilen şey en ucuz şeydir bizim için. Gelir parası çok aklı kıt biri, basar alır ne alınacaksa. Aldı diye adammı olacak şimdi o.

Anlamazlar, anlayamazlar. Bizde olmayan şey parayla alınabilir ama bizde olan şeyin fiyatı yoktur, satılık değildir. Satmaya kalksak kimsenin işine yaramaz, almaz.

Avrupa Kupası'ına, Süper Kupaya Kapalıçarşıda bir kuyumcu 1000 dolar ödemez.

8 May 2008

Günler Haftalar Geçti Şampiyonluk Yaklaştı


80.000 kişilik beton yığınında, bom boş başladınız kavgaya. 5 maç duyamadınız,'' üçlü''yü,'' haydi Cim Bom haydi'' yi. Gol attınız, ''pınarbaşı'' çeken yoktu. Nereye doğru koşacağınızı bilemediniz. Ne takımdı başlangıç takımı, devamlı pres, devamlı gol arama. Avrupa ön eleme maçları ne güzel geçti. Kalli henüz bunamamıştı. Havalarda sıcaktı, maçlarda üşütüp grip olamıyordu. Yeni geldiğinden torununu bile özlememişti. Orta sahada buz adam vardı, Linderoth, her topa basıyor, yanına Topal gün sayıyordu. Hasan Şaş'ın, Ayhan'ın bel omurları kilitlenmemişti daha. 10 numaramız gösteri yapıyordu, Lincoln seyirciyi arıyor, seyirci Lincoln diye bağırabilmek için Avrupa Kupası maçını bekliyordu. Özhan Abi, aynı Özhan Abiydi. Para arıyordu, ürün satmak için semt pazarlarına gidiyordu. Nasıl olsa Fener Şampiyon olacağı için medyamızında bir telaşı yoktu. Daha çok vardı ligin sonuna. Ağustos böcekleri şakıyordu, kendi kendilerine eğleniyorlardı. Sırayla ameliyata alındılar; Linderoth, Okan, Ayhan, Uğur,Serkan,Hasan. Birde her an takıma katılması beklenen Semih.

Lincolnü dövdüler. Pas atarken başka yere bakıyordu, kaşının üsütünde gözün var diyen kazmalar iptal ettiler. Kalli hastalandı, gitti,iyileşti geldi. Gestapo kanunlarını getirdi. Florya çiçek bahçesiydi Nazi kampı olamazdı. Bizim futbolcuyu parayla, korkuyla, yedek bıraktırmayla, ceza kesmeyle oynatamazsın. Taktikle de hiç oynatamazsın. Bırakacaksın kendi hallerine oynayacaklar. Hakan kızına sarıldı, Gestapo takımdan kesti. Biz Hakan için şampiyonluğu feda ederiz lan hıyar sen kimsin. Senimi harcamayacağız. Lincoln arkadaşlarına gösterdi Aslan Yuvasını. Gelin bakın ben burada kimim, yarın büyük maç varmış oynayacağım. İspiyoncu Ahmet Akcan, bu güzellikleri nerden bilsin. Adı Ahmet ama, Hans'tan beter Alman. Medya'daki Galatasaray'lılar Fenerbahçe'nin kemik yalayıcısı olmuşlar. Song Afrikaya tamtam çalmaya gitti, Bouzit kazma çıktı. Carrusca, Barrusso yedek kulubesinin paspasçısı oldu. Nonda sakatlandı. Birde baktıkki takımda yabancı yok. Durumdan vazife çıkardılar çocuklar. Emre, Topal, Volkan, Balta, Sabri, Barış biz varız diye isyan bayrağını çektiler. Arda yıldız adayıydı medyamıza göre, büyük futbolcu apoleti taktı. Hakan Şükür, Hasan Şaş, Ümit Karan takımı teslim aldı. Ayhan iyileşti, Canaydın değişti, Kalli, Akcan kovuldu, serum takıldı son bir gazla Fenerbahçe'ye 2 finalde bilezik armağan edildi. Sivas ellerinde saz çalındı, raconlar kesildi, milyonlarca Galatasaray'lı sokağa dökülmek için gün sayıyor.2 şafak kaldı.

Burası Sami Yen alayına gider.


ultrAslan Karnaval


Cumartesi karnaval var. 50. Şampiyon'un, sarı kırmızılı karnavalı. Ne zevk alacaklarsa, bizleri bu karnavaldan mahrum etmek için ellerinden gelemeyeni bile yaptılar. Ben bilmez merkez bilir diyen Galatasaray'lı yazarlar bile kural kuraldır diye kılçık attılar. Hıncal Uluç nasıl olsa maça gelemeyiyor, öyle bir zevki kalmadı, karnaval seyretmek isterse, pis pis güler,atlar uçağa Brezilya'da alır soluğu. Seni benimi düşünecek sadist.


Karnavalın karnaval olabilmesi için mutlak galip gelmemiz lazım, beraberlik yetmez. Ben bu filmi daha önce gördüm, berabere devam eden maçta stresten, geberip gideriz, şampiyonda olsak sevinemeyiz. Herkes hazırlığını yapsın, maça gidecek olanlara ne yapılması gerektiği söylenir zaten. Onlar bilirler, biz maça gitmeyecek olan bizimkilere taktik verelim.


Her Galatasaray'lı bayrak hazırlasın, eski bayrağı olanlar sakın asmasın. Öyle yırtık, soluk, gelişigüzel bayrak istemiyoruz camlarda. Görüntü kirliliği yaratmayalım. Cumartesi hepiniz en azından kırmızı bir şeyler giyin, sokakta caddede, alış veriş merkezlerinde kırmızı egemenliği olsun. Bütün çocuklar forma giysin, bütün yaşlılara da giydirin formayı. Ben Eskişehirspor maçından sonra eve gelip babama giydirmiştim. Galatasaray tekerlekli sandalye basket takımı avrupa şampiyonu oldu, bütün tekerlekli sandalyeler boyansın, Karıncaezmez Şevkinin taksisi misali. Mümkünse guruplar halinde seyredilsin maç, milyonlarca taraftar bizi takip etsin tezahüratlara katılsın, futbolcular mutlaka duyarlar. Fener maçında, Sivas maçında ve daha ne maçlarda hep duydular. Şampiyonluğun garantilendiği dakikada bütün bayrakları camdan fora edin, ışıkları kapatıp açın, maçtan sonra dışarı çıkın. Köydekiler, köy meydanına, mezradakiler bir ağacın tepesine, arabası olanlar caddelere. Ama bir şeyi kesin yapmayın. Fenerbahçeliyle asla muhatap olmayın, kızdırmayın, mesaj çekmeyin, telefon etmeyin. Konuşan varsa etrafında sakın katılma muhabbete. Bırakın zavallıları kendi hallerine. Bize yakışmaz, biz Avrupa stadlarında iki final oynamış, ikisinide dış hatlar terminaline indirmiş bir takımın ahvadıyız. Kendi mutluluklarımız bize yeter, başkalarının mutsuzluğundan mutlu olmak, bir daha asla mutlu olamayacak olanlara yakışır.

7 May 2008

Lig Tarihinin En Büyük 2. Maçı


1987 yılında oynadık ilkini. Eskiler hatırlar, yenilerde anlatıla anlatıla ezberlemişlerdir, Eskişehir maçını. Beşiktaş bayrakları asılmıştı 3 hafta kala İstanbul'a. Uzun yıllar Şampiyon olamamış, büyük bir gerilimle maça çıkmıştık. Görülmemiş seyirci takip etti maçı. Son 20 dakikaya 2-1 galip girdik, Beşiktaş deplasmanda galipti, bir gol yesek dünyamız yıkılacaktı. Yemedik, o şampiyonluk tarihe bir başka geçmiş, siyahlı beyazlı bayraklar toplanmıştı.


İkincisini oynayacağız bu hafta. Berabere kalsak şampiyonuz. Fakat şimdi kimse korkmuyor maçtan. Biz o zamanlar 1 hafta kan işemiştik. Fenerbahçe dereyi görmeden sıvamıştı bu yıl paçaları. Futbolun sadece futbol olmadığını anladılar bazıları. Tonlarca para vererek alınan, hocaların, futbolcuların aslında birbirlerinden bir farkı olmadığı ispatlandı. Fark sadece yürekteydi, böyle konsantre olabilseler 34 de 34 yapabilirlerdi.

Aman ha, kimse maç bitmeden Şampiyonuz demesin. Şampiyon oluncada göreyim sizi, kimseyi kızdırmayın, rencide etmeyin. Muhatap olmayın, tartışmayın. Yok sayın, başka konulara girin. Büyütülecek fazla bir şey yok, olması gereken oldu. Sanki sezon başında şampiyonluğa oynamıyormuydunuz. Sürpriz değildi, bakmayın sürpriz diye inandırmaya çalışanlara siz. Nerde bir lig, turnuva varsa Galatasarayın amacı şampiyon olmaktır.

Ne mutlu bu Cumartesi Ali Sami Yen'de bulunacaklara.

Ağıt Bitti, Şimdi Teselli Zamanı


Totemler, kahve falları, uğur yapma, Sustalı Kemal'e yalvarma. Bitti her şey bitti. Ölüm öncesi tatlı bir huzur gelirmiş aynı onun gibi. Bütün yollar denendi, maalesef oyun bitti. En azılı Selçuk Yula bile, teslimiyetçiliğin, mağlubiyetin, yediği dayağın, kırılan gururun, biten umudun zavallığı içinde yazmış. Acıdım arkadaşlar ya. Diğerlerini okumayacaktım, Fener hakkında yazanların. Bir zavallıda züğürt tesellisi yapmış, son 7 senenin 4 ünde şampiyon olan sevgili Fenerbahçesini yüceltmiş. Ecbet hesabıyla haklı. Ama birde bizim gerçek hesabımız var. Taşşak hesabı o ne olacak. Zavallı spor yazarı görünümlü mikroorganizma 3 gün sonra bitecek bu sezonu saymıyor. Nasıl olsa benden başla kimse hesap yapmıyor niye saysın, saysa 8 de 4 diyecek. 7 den eksi 4 de de gitmiyor. Gitse, 12 sezonda 4 şampiyonluğumuz var diyecek, keçinin götü her zaman açıkta ya, koyun taklaya gelip düşünce bir defa götü gözüktü diye gülmüş aynı hesap. Son 12 sezonda 7 defa Galatasaray, 4 defa Fenerbahçe, hadi 1 defada bonus Beşiktaş oldu demesi lazım.

Yani benim sevgili medya mensubu Fenerli tesellibaşcısı 4/7 oranı büyük bir oran haklısın. Yabancı bir futbolsever denk gelirde okur ve hesap yaparsa takınızın çok büyük olduğunu sanar. Fakat birde 4/12 oranı var be kardeş. Ya elin oğlu bizim yazıyıda okuyup hesap yaparsa ne olacaksın. hiiç her zamanki gibi göt.
Ha ben anlamam sen artı eksi yi ne sayıyorsan dersen haklısın, sen son 7 senede 4 defa oldun, ben 3 gün daha sabredip 8.yi bekleyeyim.
Sen ağlama dayanamam, sen jeton at o kanarya beynine,

6 May 2008

Sıraya Girin Hakan Şükür Tükürecek


Kime tükürdüyse, yağmur yağdı diye yarabbi şükür çekiyorlar. Fakat biri varki, duayen diyorlar, neyin duayeniyse şerefsizin suratında yer kalmadı. Tur bindiriyor diğer tükürülecek olanlara. Kendisini yağlı kravatından tanırım, Milano daki maçta 3 gün beraberdeik, hergün aynı kravatı taktı. Doğan Koloğlu'na Hakan Şükür muhakkak kötü bir şey yapmıştır, yoksa her tarafı pis olan , konuşurken salyaları akan adam suratına tükürülmektenmi gocunacak. Hakan Şükür son golünü attı yazmış. Haftaya heyecan kalmadı demiş. Ulan Hakan, ülkenin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu oldun ama koskoca duayen Doğan Abini üzüdün. Kendisi 70 yaşında elleri titriyordur muhakkak yazarken, sana yaşlı diyor. Ne yaparsan yap beğenmiyor, senin attığın golü bende atardım diyor.

Akılları sıra kolpaya getirecekler sizi. Şampiyon oldunuz zannedeceksiniz, her gece barda eğleneceksiniz. Oftaş'lı futbolcularla dalga geçecek üstünüze saldırtacaksınız. Bir salaklık yapıp şampiyonluğu Fener'e vereceksiniz. Oyuncağını aldınız ellerinden, bu ne büyük ızdıraptır. Umutlarını kırdınız. Söz vermişti medya Fenerbahçelilere umut vermişti. Bu umut belkide onların son umuduydu. Ne haldeler şimdi, Bak Ercan Saatçi bile maça gidememiş, maymun olmuş

Hakan Şükür'ün dedesi 80 yaşında Adapazarı sokaklarında düz koşu yapaarmış, babası halı saha maçları yapıyor, Hakan Şükür böylesi genlerle daha çoooook oynar, tükürülecek daha çooook surat var. Hakan'ın futbolu ayakla oynadığını sanıyor aptallar. Hakan şükür, yürekle, sevgiyle, minnetle, şükranla koşuyor, sarılıyor, vuruyor, seviniyor,üzülüyor. Siz yeterki sıranızı karıştırmayın ,Uluç, Saatçi, Kanat, Yula, Tulun, Tanburacı, Koloğlu..... ve isimlerini sayamadığımız nice suratına tükürülesiciler.

5 May 2008

403 Saniye Küfür





Ben maçtaydım, bende ettim. ''Yavşak Fenerbahçeeeee'' dedim sevgili Fenerbahçenize. Bit yavrusu demek. Yani bir hayvan. Kendi taraftarı kanarya diye seviyor. Bildiğim kadarıyla kuş. Beyin özürlü olanlara kuş beyinli denir zannedersem. Yanlış yakıştırma arkadaş. Kuşta beyin olmasa nasıl uçar, kolaysa sen uç. Dinamik, mekanik, kimya, fizik ne varsa kuşta. Kuş hayvan değilmi, hayvaaaaaan Fenerbahçe diye bağırsak ceza alırmıyız. ''Hani o hastaneye taşındığınız günler'' küfür sayıldı. Orospuluk olsa olsa ahlaksızlıktır, suçmu. Orospu diye hapiste yatan varmı. Ahlaksız çocukları genç Fenerliler deseydik bu hafta takımımızı canlı seyredebilecektik. ''İki geliyor iki'' dediler bizimkiler, ben demedim. Bu yaşta iki bana fazla geldi, yalandan hava atamadım.

Kronometre tutmuşlar, 7 dakikaya yaklaşıyor.

Ne zevk almışlarır kimbilir saat tutanlar. Bilsek daha fazla ederdik, nasıl olsa fark etmiyor bizim için. Ha 7 dakika ha 70 dakika ceza aynı, takımını seyretme. Demek onlar için fark ediyor, ne kadar fazla küfür o kadar fazla zevk.

Fener maçında 50.000 kişi bize sövdü. Elimizden bir şey gelmedi susturamadık. Kancıklık edip şikayetçi olmadık. Delikanlıysan ettirmeyeceksin, eğer ederlerse bari kimseye söyleme, karizmayı çizdirme.

Şampiyon


Ne çok düşmanın varmış, ne yaptın sen bu ülke futbolseverlerine, yüce tarafsız medyasına. Nerde üzdün, ne gürültü yaptın. Bir kaç bin çapulcudan, bir iki amigo yöneticinden, beş on Galatasaray taraftarı futbolcundan başka kimsen yokmuş. Yere göğe sığdıramadıkları takımlarına iki final maçında geçirmen ne çok koymuş be. Varmı lan hastaneden kaçıp yedek kulübesinde eşofmanla tezahürat yapan Hasan Şaş'ınız, yediği dandik iki golle bir çuval inciri berbat eden kaleciye sarılan Arda'nız, korseyle oynayıp doksana füze gönderen Ayhan'ınız, yedirdikleri golü çıkarmak için dövüşen Servet'iniz, Emre'nız, Balta'nız Topal'ınız. Varmı lan Sivas ellerinde saz çalan ultrAslan taraftarınız.


Limon sıkacaklar şampiyonluğa, akılları sıra sevindirmeyecekler, ceza aldıracaklar taraftara. Sanıyorlarki Galatasaray taraftarı tribünlerde desibel desibel gırtlak parçalayan bir kaç bin kişiden ibaret. Şerefsizler bu yıl 6 maçı biz taraftarsızmı oynadık sandınız. Sahadaki futbolcular bilmiyorlarmı ki boş değildi o tribünler. Siz hiç duymadınızmı Galatasaray ruhu denen şeyi. Ne bileceksiniz. Gelseydi ya Roberto Carlos'unuz, Appşah'ınız Deniz'iniz Ali Sami Yen'e. Nerdeydiler soran oldumu. Sivasta koltuk değnekli Uğur, Linderoth vardı.

Şampiyonluk, kalelere giren gollerin oluşturduğu neticeyle tecelli eden olgu değildir. Yürek ister, kan ister, taşşak ister. bu hasletler bizde fazlasıyla mevcuttur.
Kapatın sahasını, en büyük küfürü dışardan da ederiz biz.
Aslında daha büyük daha ağır küfürlere layıksınız. Biz razıyız bu küfürleri sineye çekin bizde hiç maça gitmeyelim o. çocukları.

Şampiyon, yazacak söylenecek çok şeylerimiz var. Hele bir ayılalım, sakinleşelim.

Vay Benim Tarafsız! Medyam


Size de geçmiş olsun, devam edin yalamalık yapmaya. Mucize bekleyin, bir maymunun daktilo başında tuşlarla oynayarak evrim tarihini yazma olasılığı kadar bile kalmayan şansa rağmen, hiç bir gazete şampiyon diye yazmadı. Yazamadı, yazamaz. Ligin en büyük deplasman maçını oynayan, kendi kalesine iki gol atan Galatasaray'ın attığı gollerin hikayesini yazamaz. Yazmayın zaten eşşoleşşek takımı. Bu yazıyı yazdığım anda Hıncal Uluç konuşuyordu. En sevdiğim adamdır medyada ve artık adını koyuyorum bu maçla ilgiliyaptığı yorum için. Beni mahkemeye versin, bunamışsın sen Hıncal Abi, hınç alacak git başka bir mecra ara kendine, sildim seni


Bize göre futbol tarihinin en büyük lig maçını oynamış, deplasmanda 5- 3 galip gelmiş, şu ortamda, herkes karşısındayken şampiyon olmuş bir yüce takımın aldığı maçı şansa bağlayan üstelik Galatasaraylı olan medya mensuplarına ne kadar küfür etsek az. Sadece bir kaç hafta önce uzak ara Fener şampiyon olacak diye falbaktıkları için, biz bir boktan anlamayız dememek için kötülemek en evla yoldur bunlar için. Ne kadar büyük olduğumuzu bir kere daha gösterdik. Geçirdik hepinize orospu çocuğu medya mensupları, varsa içinizde bir kaç delikanlı ayrılın sürüden, ayrıl Altan Tanrıkulu, Osman Şenher, Ahmet çakır

4 May 2008

Sivas Kongresi; Sivas 3- Galatasaray 5




Adımız Galatasaray, soyadımız aslan. Şampiyonluk sizin eseriniz, yönetici, furbolcu taraftar troykasında kim kendini nereye koyuyorsa. Övünün aslanlar, sevinin aslanlar, yükselsin ta arşa kadar şamlı Galatasaray. Türkiyenin gururu, taraftarın Cim Bomu alkışlayın ultrAslan, Avrupa Şampiyonunu. Kurulsun masalar, asılsın bayraklar, çekilsin halaylar, zaferin kutlu olsun şanlı Galatasaray. Nasılki bu milletin tacıdır yıldızla ay , yükselsin ta arşa kadar büyük Galatasaray.

Arda; aşk olsun be çocuk sana aşk olsun. Bu genç yaşında'' bizim çocuklar'' ı muzaffer eyledin. En uzun koşuydu elbette bu sene lig. Sen en güzel yüz metresini koştun. En anlamlı golleri attın, beni bu yaşımda yerlerde süründürdün, çocukluk çığlıklarımı attırdın. Hagi'nin golüne sevinen top toplayıcı bizi sevindirdin çok yaşa emi.


Ayhan Kaptan, yılın golünü taktın doksana, Her saniye ben yenilmem dedin, Barış Özbek ne çok koştun, ciğerine sağlık.


Bu yılki şampiyonluk geçen 16 ya bedel, Galatasaray; yaşam biçimimiz, varlık nedenimiz, bizim boynumuzu hiç bir finalde eğmediniz. Ne kadar övünsek, ne kadar sevinsek azdır.

Bırakın Fenebahçelileri karanlık günler gibi geride, ne halleri varsa görsünler. Sakın mesaj çekmeyin, sakın kızdırmayın, konuşmayın, Galatasaraylı duruşunu gösterin. Halkın huzurunu kaçırmayın, görmemişin oğlu gibi davranmayın. Asın bayraklarınızı, arabalarınızı süsleyin, kolunuza bant takın, herkes anlasın hangi takımın taraftarı olduğunuzu.

Sivas, memleketimin takımı, aslan gibiydiniz. Anadolu direnişi gösterdiniz. Sivaslı olmaktanda onur duyduk. Helal olsun,Yiğidolar. Kusurumuza bakmayın, gösterdiğiniz hemşeriliğede, misafirperliğede teşekkürler.

Sivas Kongresi yeniden yapıldı, karar çıktı, racon kesildi. 1-Parayla saadet olmaz,2- Ağlama değmez hayat, 3- Fener yolu yokuştur, biraları tokuştur. 4- Kadıköyden aşşağı, 5- Çalış seninde olur,6- Her stad Sami Yen, alayına gider, uğraşmayın Cim Bom'la belanızı bulursunuz.

Ey büyük Galatasaray taraftarı, ne mutlu sana

Uzun İnce Bir Yoldayım


Öncü birliği gönderdik, kahraman takımımızı. Şu saatlerde de taraftar kervanı yola çıktı Kızıldağ'a, Çamlıbel'e doğru. Halay başı kim çeker bu ülkede, serin yayla rüzgarı olup kim yellendirir, kim coşturur insanları.Ilgıt ılgıt eser seher yelleri demiş Sivas'lı aşık. Bakacağız yarın nasıl esecek bu rüzgarlar Kızılırmak boylarında. Servet bilir, tecrübelidir, çok söylemiştir, Sivas ellerinde sazım çalınır'ı. Çalın arkadaşlar gül ağacından yapılmış Veysel Baba'nın sazını. Mühür gözlerine kurban olduğum Emrem, kurban olurum dikkatli ol, bir an boş bırakma etrafı. Sabri, atağa çıktığında birini bırak yerine, ben gidersem sazım sen kal dünyada dersin Emre'ye. Gidincede çabuk dön. Aykut fazla top gelmez sana merak etme gelse gelse Memet Yıldız yaklaşır kalene, gel ha gönül havalanma dersin döner gider. Lincoln oynarmı oynamazmı bilinmez, biz yinede dost dost diye nicesine sarıldım hesabı sarılalım oynamasa da. Topal ile Ayhan kerpiç Sivas evlerine dam üstüne çul serer, orta sahamız geçit vermez yiğidolara, bin cefalar etsen almam üstüme tefeci Balili fazla zorlama. Nonda tek santrafor oynayacak, yol ver dağlar yol ver bana diyerek saldıracak, dağlar seni delik delik delerim naralarıyla balyoz gibi vuracak. ultrAslan heryerde seninle beraber, çiğdem derki ben alayım, şampiyonu teslim almak için oralarda. Gelirken Sivrialan'a uğramayı, bir ayran içmeyi unutmayın selam söyleyin Aşık Veysel'e. Coşun, bağırın aman ha çıldırmayın bizide bekleyin. Kimseyide kızdırmayın! FİNCANI TAŞTAN OYARLAR.