13 Eyl 2008

Trabzonspor'un İşi Zorlaştı


''Gökhan Zan'ın ise Türkiye-Belçika Milli maçında yaşadığı sakatlıktan ötürü Trabzonspor karşısında riske edilmeyeceği için kadrodan çıkartıldığı öğrenildi.''

Bir maç oynadık, sanki Çanakkele Savaşından çıkıldı. Bari maçı alsalar da gam yemeseydik. Hakan Balta kadrodan çıkarıldı. Gökhan Zan da anadık ki sakatlanmış. Başka sakat varmı bilmem, Emre'ye bakacağız. Hoca'da arıza verdi. Hangi pozisyonda sakatlandılar bu arkadaşlar hatırlayan varmı. Daha doğrusu ne oynadılarki sakat olsunlar. Hadi geçtik sakatlığı, Galatasaray dışında futbolla pek ilgilenmiyoruz da şu yukardaki açıklama tam laz fıkralık.

Aslında Ersun Yenal'in verilmiş sadakası varmış. Gökhan Zan benim her zaman Beşiktaş maçlarımızdaki en güvenilen adamımdır. Bu baltanın oynadığı takımı nasıl yenemzler aklım almaz. Trabzon'un işi zorlaştı. Beşiktaş cephesine bakın Gökhan Zan'ı riske etmeyeceklermiş bu maçta. Adamlar sanki Çatladıkapıspor(Hıncal Uluç'un hayali takımı)la maç yapıyor. Bu maçta riske etmeyeceksinde hangi maça saklıyorsunuz. Oynasa ne yazar oynamasa da ama bana koyan bu. Trabzonspor maçı Beşiktaş dolayısıyla Ertuğru Hoca(kelime manasında namaz hocası) tarafından kolay ve önemsiz maç. Oynatmaz Gökhan'ını bir dahaki hafta nisbeten daha zor maça saklar. Bunlar Hoca, ben sıradan bir vatandaşım.

Meti Noktay

Futbolcuların sadece isminin söylendiği zamanlarda, onun ismi soyadıyla beraber anılırdı. Seyretmeye yetişemedim, ben maçlara gitmeye başladığım sezon futbolu bırakmıştı. Çocukken adını sanki birleşik sanardım. Kelime manasında birleşikti. Adıyla soyadı sanki bir armoniydi. Her kesin adı, Turgay'ken, Can'ken, Gökmen'ken, Lefter'ken onun adı Metin Oktay'dı.

Bu gün maça herkes Metin Oktay formasıyla gelsin.

Sakallıyla Bıyıklıya Az bile




Yıllardır onlar yazar biz okuruz. Bi bok sanarız kendilerini. Ne yapmış Ulus Takımının ceo su. Sakkalarına bıyıklarına sövmüş. Az bile yapmış lan size. Adamı imparotor yapmadınızmı bu ülke futbolunun başına. Belki yüzlerce kez yazdınız. Mademki imparator, istediğine istediğini söyler. Kimini alır yanı başında yardımcı diye oturtur. Kimini kovar yanına bile yaklaştırmaz. İster döver ister söver. Hem İmparator diyeceksin, hem de çıkarttığı takımı oynattığı futbolu eleştireceksin. Cami duvarına işersin işte böyle bıyığı burulamayacısa, sakalı sıvazlanmayasıca.

Aslında ben artık Terimciyim. Eğer bu ülkede bu spor medyası var olacaksa bu Milli Takımın başında ölene kadar Terim kalmalıdır. Kim gelirse gelsim yerine maymun yaparlar. Kimi oynatsa yaranamaz. Yıllardır yazacak bi bok bulamayanların hepsi birden kusmaya başlar yeni hocaya. Tuzsuz Deli Bekir ya da Çakırcalı Mehmet Efe Hoca olmayacaksa bu vazifeyi Terim'den başka kimse yapamaz. Başka türlüde yapılmaz bu iş. Yenersen omuzlara alındığında şişeceksin, yenildiğinde de İmparator ne yaptın diyecek babayiğit biri çıkarsa eşşek sudan gelene kadar döveceksin. Dövemedin sakallıysa sakalına, bıyıklıysa bıyığına küfür edeceksin.

12 Eyl 2008

Benim Adım Terim; Sakalınızı Bıyığınızı S.kerim


Arkandayım Terim. Hakkında 34 yazı yazdım. Bir daha yazmayacağıma söz verdim ama bunu sayma bende saymıyorum. Bu yazı maç yazısı değil, teknik, taktik oyun sonuç hak getire. İlgilenmiyorum takımınla, Dünya Şampiyonu olsan teşekkür etmem, itin götüne soksan kızmam. Bu medya mensuplarına ne kadar küfür etsen az. Ne kadar çok yenilirsen o kadar cebine para koydurdular. Senin gibi birisini gelmiş geçmiş en büyük hoca diye yutturdular, kağıttan kaplan yaptılar sonrada ödleri patladı yarattıkları canavardan. Verdiler eline sopayı. Şimdi kaçacak delik arıyorlar. Saldır hocam, Belçika Hocasının verilmiş sadakası varmış şu aziz mübarek Ramazan gününde. Beraberlik golünü attın torbadan da adam kurtuldu şerrinden.Yenseydi de görseydi dayağı, şerefsiz İsviçre Hocasınada mı sormamış da gelmiş hem de Kadıköy'de seni yenmeye kalkıyor. Şu senin ufak saldırına bile katlanamadı zavallı. Bi sopayı haketmişti oysa.

Ben artık gülüyorum, ben demedimmi demiyorum. Bu millet senden kurtulma şansını kaybetti. Sende bizdensin artık. Osman'a Hıncal'a bizde küfür ediyoruz. Alayına etmezsen adam değilsin. Bari bunlardan kurtulalım. Hepsi domuz gibi biliyorlardı senin hoca olmadığını, ama korkudan yalamalık yaptılar senelerce. Ekmek o cenaptaydı çünkü. Uyuyor numarası yaptılar yıllardır. Keşke uyusalardı o zaman işimiz kolaydı. Bir çimdik atar, bir gürültü çıkartır uyandırırdık. Uyuyor numarası yapanları nasıl uyandıracağız. İşte o zaman sen lazımsın hoca. Alacan eline bir odun yermisin yemezmisin. Alacan eline bir cep telefonu, edicen bir lağım dolusu küfür.

Seni ne yalan söyleyeyim ilk defa sevdim hocam. Aman ha bırakıp gitme şu necip Türk Milletinin yenilmez takımını. Meydanı bırakma bu satılmış spor medyasına. Acı senden sonra gelecek Milli Takım hocasına.

11 Eyl 2008

Unutulan Maçlar;Eskişehirspor 3-Galatasaray 0


Ne takım kurulmuştu o sene. Yıllardan beridir gelmeyen şampiyonluk artık garanti gelecekti. Takımın başına Darwall getirildi. Rüyalarımızda görsek inanamazdık ama gerçekti. Kaleye Dünya Kupasında Yugoslavya'nın kalesini koruyan Simoviç geçti. Bir önceki sezonun gözdesi Köylü Yusuf Florya'daydı. Alman milli takımının sağ açığı Abramczik, Dortmund'un bankosu Erdal Keser, yine Almanya'dan Burak'lı, Fatih Terim'li Cüneyt Tanman'lı, Büyük Metin'li takımın uzak ara çampiyon olacağına bahse girelimdi

İlk maç Sami Yen'de Denizli'yi misafir ettik. Havamızdan geçilmiyordu. Simoviç bana gol atana saat hediye ederim falan demişti. 1-0 yenildik, kaza maza dendi. Olsun nazar boncuğu hesabı önümüze baktık. Ali Sami Yen'de Malatya'yı zor yenince takım oturuyor falan diye geçiştirildi. 3. Maç Eskişehirspor'laydı. Unutulmaz büyük bir otobüs konvoyuyla gittik Eskişehir'e. O büyük seyircilerinin önünde bizi evire çevir yendiler. 3-0 yenildik. O maçı bu gün gibi hatırlıyorum. Sağ açıkta Rıza diye bir vardı. Abeylise Elvan'ın bacakları gibiydi bacaklar. Korneri yetiştiremezdi. Sağ tarafta gölgeden çıkmamıştı.

Yenildik polis eskortuyla konvoy Eskişehir dışına çıkarıldı. O zamanki külüstür maç otobüslerinden biri arızalandı Bozüyük girişinde. Diğer otobüsler durunca taraftar sıcaktan boğulup dışarı çıktı. Çevre illerden gelen Eskişehir'liler maalesef bizimkilerin önünden geçiyorlardı. Daha doğrusu geçemeyip, dayak yiyor, arabaları darp ediliyordu. O yönden gelen arabaların bize verdiği istihbarat hiç de iç açıcı değildi. Bütün Bozüyük ellerinde odunlarla asfalta dökülmüş bizi bekliyordu. Jandarmalar geldi bizi tarlaya yatırdılar gece yarılarına kadar beklettiler. Suçluları arıyorlardı oysa asıl suçlular çoktan arazi olmuştu.

Geç vakitte Metin Oktay geri geldi. Zarar ziyanı tazmin etme sözü vererek ve de önümüze geçerek Bozüyük'ten geçirdi. O maçtan sonra ambara fare girdi, ligi ancak 5. bitirebildik.



Tribünler tezahürata devam ediyordu,''13 senelik bu çileeeee, bitsin artık bu seneeeee''

Futbolu Sevdirenler;Metin Çekiçler (Küçük)




80 li yılların başlarında muhteşem bir PAf takım vardı. Maçlardan önce oynarlardı Ali Sami Yen'de. Bazen AF maçını seyredip maçtan çıkmışlığımız bile olurdu. O muhteşem takımın forvetinde iki Metin vardı. Maçlardan önce el ele tribünlere çağrılırdı. Aralarındaki paslaşmalara doyum olmazdı. An meselesiydi A takıma geçmeleri. Nitekim kısa zamanda geçtiler de.Birini yazdık, herkes tanır, Büyük olan Metin Yıldız'ı. Küçük olanını hemen hemen kimse hatırlamaz. Arda kıvraklığında, tekniğindeydi Küçük, 1 metrede iki kişiye çalım atardı. Bana göre Büyük'ten daha büyük futbolcu olacaktı.

18 lig maçına çıkabildi çocuk. Sonuncusu Zonguldakspor maçıydı. Daha sonra talihsiz Samsunspor kazasında rahmetli olan Muzaffer diz kapağını parçaladı. Teller, platinler, yamalar dikiş tutturamadılar Küçüğün dizine. Kayboldu gitti, bir daha oynayamadı.

Ama olsundu, takımın gençlerinin herkesi yendiği fakat büyüklerin yenemediği, şampiyon olamadığı senelerde Galatasaray'la bağlarımızı daha da perçinleyen futbolculardan biriydi. Onlar olmasa belki o zamanlar, o kadar kötü takımın maçlarına kimseler gitmeyecek, o zamanki çocukların çocukları başka takımlara sevdalanacaklardı.

Küçük Metin çok kısa oynadın, oynadığın maçlar, attığın çalımlar gözümün önüne geldikçe, Galatasaray'ı daha fazla sevdim. İyi ki o zamanlar maçlara gitmişim. Çok yaşayın.

10 Eyl 2008

adam Sandıklarımız ; Saffet Sancaklı(Eşşek Saffet)


Herhalde sürekli eşşek traşlı olduğu için bizim tribünlerin Eşşek Saffet namlı golcüsüydü. Golcü dedikte, hani öyle Tanju gibi, Hakan Şükür gibi, Semih gibi çok gol atan biri yani bi bok sanmayın. Bazı adamların götünü evliyalar doğarken yalar ya işte bizim Saffet öylelerinden. Tökezlenir, yere düşer eli ayağına dolanır o arada top gider ona çarpar gol olur. 3 büyüklerde oynadı hiç kimse unutulmaz bir golünü hatırlamaz. Ruhsuz kansız futbolculardan biriydi, varmı yokmu belli değildi o yüzden büyük takımları dolaşır taraftarlar adam yerine koymadığından unutulur gider, küfür bile yemezdi. Gittiği takım kurban keserdi. Gol attığında sevinmeyen, yenildiğinde üzülmeyen cimri, arkadaşları tarafından sevilmeyen adamdı.

100 dolar fazla veren takıma gidecek kadar ruhsuz biriydi. Ama demek adam akıllıymış, hiç bir camiaya muhtaç değil. Bu kapasitedeki bir futbolcu bu gün ancak 3.ligte oynayabilir. Kendisi göçmen olduğundan, bütün Balkan asıllı futbolcuların doğal meneceri durumunda. Top oynarken ticareti düşünmüş, Kocaelispor'dayken Efetur'u kurmuş otobüs işine girmiştir. O iş kesmemiş Aziz Yıldırım'ın ortağı olmuştur. Garanti daha önce Ali Şen'lede ortaklık etmiştir. Hayatını en önde beleş bekleyerek idame ettirip, herkesle iyi geçinerek vakvakları ürkütmemiş yürü ya kulum hesabıla şimdilerde bir kulüp sahibi 40 cm Havana purosu içen büyük işadamıdır.

Zamanında Televolelerde yaptığı maymunluklar sonradan kendisine yeşil dolar olarak geri dönmüştür. Mahsun Kırmızıgül şarkıları söylerdi, şimdi de söylermi acaba, para verilmese asla topa ayağını bile sürmeyecek olan eski topçu.

9 Eyl 2008

Sağ Bek


Cihan'la başladık devam edelim. Eski mahalle takımı kurgularına bakalım. Mahellenin topu en kötü oynayanı, en kazması, en güçlü kuvvetlisi sağ beke geçerdi. Top geçer adam geçmez deyimi böylesi sağ bekler için söylenirdi. Mahalle takımları böyleydi de en babalr nasıldı ki. Galatasaray sağ beki Ekrem oynadığı 8 sezonun hemen hemen her maçta oynadı. Sonrasında Müfit oynadı kasap havasını, 134 lig maçını, hastalanmadan, sakatlanmadan oynadı. Bayrağı Titrek İsmail devraldı, adeta bir asır olan 250 lig maçında kapalının önündeki baltalı ilahtı. 22 seneyi 3 sağ bekle atlattık. Sonrasında enflasyon başladı. Stump'tan, Filipescu'dan Fatih Akyel'e, medeniyete kadar geldik. Cihan Haspolatlı'ylayoğunluk yaşadıktan sonra geçen sezonu yakaladık.




Diyeceğim şudur ki, sağ bek, en az sakatlanma riski olan adamdır. Fiziği itibariyle kuvvetlidir, Balta'dır, o korkacağına sol açık ondan korkmalıdır. Gol de kolay kolay hatası somut olarak gözükmez. Adamını kaçırır, orta yaptırır gol olursa bile hata, stoperlerde ya da kalecidedir. Peki niye bu kadar çok sakatlanır sağbekler. 22 sene, tozlu, çamurlu sahalarda oynayıp sakatlanmayanlar, şimdiki cillop gibi sahalarda, son derece güvenli ekipmanlarla, tekme atmaya kıyılamayası toplarla 5 maçı üst üste oynayamayı sakatlanırlar.

Sadece bizde değil, Fener'in sağ bekleri Önder, Gökhan, Beşiktaş'ın İbrahim Kaş'ı, Serdar Kurtuluş'u sakatlıktan neden kurtulamazlar. En kısa zamanda bir sağ bekle konuşmam lazım.

8 Eyl 2008

Cihan Haspolatlı'nın Laneti


5 sene Galatasaray sağbekinde banko oynadı. Taç atmasını bile bilmezdi, bırak çalım atmayı orta yapmayı. Nankörlük etmiyorsak attırdığı hafızalarda kalır bir gol yok. Sağ ayağıyla topa vurabilen, koşabilen, güçlü kuvvetli her erkeğin oynayabildiği kadar futbol oynamış, artık kimin kakalaması, kimin basiret bağlanmasıysa kendini Galatasaray'da bulmuştur. 5 senede tek bir defa o da, Fatih Akyel'in geri gelme ihtimalinin doğduğu hafta arka arkaya 5 defa tribünlere çağrılmıştır. Neden çağrıldığını bile bilmeyecek zekaya sahipti bu kazma sağbekimiz. Hatta son Kayseri maçında, Denizli'den gelen gol haberindeki çıkan gök gürültüsünün bile farkına varmamış, adeta ne oluyorki lan deyip maça devam etmiştir. Ne olduğunu anlayamadığı bir maçta tribünleri yangın yerine çevirdiğimiz Fenerbahçe maçıydı. Atılanların çoğu kendisiyle Orhan Ak'a idi oysa.

Neyse Cihan Baba, yine anlam veremediği biçimdi takımdan kovuldu. Nasıl geldiğini bilemedikte nasıl gittiğine şahit olduk. Hakkını mı yedik acaba Cihan'ın. Bir lanet ettiki sağ taraf heder oldu. 5 maç üst üste kimse oynayamıyor. Bu kaçınıcı sakat. Sakatlanan da iflah olmuyor. Ya Cihan muska, büyü müyü yaptırdıysan affet bizi, sana tribünlerden attığımız fırçalar için. Kurtar bizi, bitiyoruz, sağbek kalmadı. Ha beni geri çağırırlar diye medet bekliyorsan, bırak bir kişi eksik oynayalım

Eski Takıma Saygı


1983-84 kadrosu; Haydar, Eser. Ali Çoban, Fatih Terim, Raşit, Ahmet Keloğlu, Ahmet Ceyhan.

Cüneyt,Bülent Alkılıç, Mustafa Denizli, Adnan Esen, Seydiç, Büyük Metin. Hosiç, Sinan, Birol, Mustafa Ergüçü. Toplam 17 kişi bütün sezon oynamış



2007-08 kadrosu;Aykut, Orkun, Sabri, Uğur, Serkan, Barış, Boızit,Servet,Emre Güngör, Song,Volkan, Hakan Balta,Barrusso. Hasan,Ayhan,Barusso, Linderoth, Topal, Lincoln, Arda, Carusca,Mehmet Güven. Hakan Şükür, Nonda, Ümit Karan. Eğer unuttuğumuz adam yoksa geçen sezonu 25 kişi oynamış.



25 sene önce, sahaların çoğu toprak, çamur. Ayağı kırılmadıktan sonra, atılmadıktan sonra bankoysan bankosun her maç. Doktor yok, hastane yok acaba o yüzden mi kimse sakatlanmıyordu. Şimdi cillop gibi sahalar, yedek kulubesinde futbolcudan çok doktor var. Düşen kalkmıyor, en ufak bir darbe alan 5 hafta yok. Ödem olşuyor, kası yırtılıyor. Bizde oynadık karınca kararınca zımpara gibi sahalarda belkide yırtık kasıkla oynadık. Demek şimdilerde takımlar 17-18 kişi olsa sezonun ortasında maçlar 7 şer kişilik olacak.Çokmu çalışıp kasları değişime uğratıyorlar nedir. ben iki sene önce Konya'da Aydın'ı gördüm, zayıf, çelimsiz ufak defek biriydi. İnsan bu kadarmı büyür iki senede, sanki 10 yaşında çocuk gibi büyümüş.



Sadece bizde değil, bizim doktora yükleniyoruz. Fenerde 2 senedir Appiah sakat, Deivid, Deniz nerde hastanede. İnsan azmanı Edu bile sakatlanmış. Top oynatıcaz diye başka bir yaratık halinemi geliyor futbolcu acaba. Bu kadar modern ortamda bu kadar uzun sakatlıklara aklım ermiyor. Bu işlerde bilgi sahibi olan varsa biz cevap yazsın.