15 Eki 2016

MusleraGon; Gençlerbirliği 0-1 Galatasaray


Maça hafta arası JOR'un açıklamaları ve kadro inadı yüzünden 1-0 yenik başladık.

Çok basit goller yiyormuşuz, Eren Derdiyok kafayla attığında karmaşık ve usta işi atıyor, Ched-Hakan Balta felç geçirip kafaya çıkmadığında basit oluyor haliyle. Galip takımı, daha doğrusu yenilmeyen takımı bozmazmış ayıp olurmuş. Messi sakatlıktan döndüğünde galip takımı bozmam sen kulübede otur dese, Luis'i Noi Camp'ta taşaklarından asarlar. Ne demek kardeşim galip takımı bozmam. Yani bu gece kazandım mı diyorsun. Biz mecburmuyuz çöplerle oynamaya.

Cüneyt Çakır'ın yöneteceği maçın iyi maç olma ihtimali sıfır. En ufak bir temasta faulü çalıp, sarı kartı gösterip maçın içine edeceği belli. Serbest vuruş verdiğinde maçtan 2 dakika çalıyor. Nerede olursa olsun, topun olduğu yere yarım daire çizip, adımla mesafeyi ölçüyor, biçiyor, itişme kakışmayı önlüyor. 40 yıllık hakemsin 9.15 mesafeyi göz kararı hesaplayamıyormusun?

Galatasaray forması, büyük takım refleksi bu maçı kazandı. Hakem yardımı olmadan, beleş gol atmadan, pisliğe başvurmadan bu kadar kötü oyunla deplasmanda sadece Galatasaray maç kazanabilirdi, kazandı. Kazandı da içimde buruk bir sevinç, bu hafta yine kazandım sanıp aynı takımla sahaya çıkacak. 15 gün önce öküz gibi sahalara döndü Podolski, arada o kadar gün var daha mı beter oldu ki kenarda, en büyük gol silahını oynatmamak için deli olman lazım.

Maçın en çok topla buluşan futbolcusu Muslera oldu. Spikerin dili sürçmedi, doğru isim söyledi o kurtarışında. Bu gece kalede Muslera yanlız değildi, Mondragon'da kaledeydi, başka türlü bu maçı gol yemeden kapatmamız imkansızdı. Gol geliyor demeyen Galatasaraylı'nın anlını karışlarım. Maymuni bir suplajla topu çıkardı. Taffarel gittikten sonra kaleci tam istediğim kaleci oldu. Maçın içinde pas trafiğinde Sabri'ye, Yasin'e hatta Selçuk'a 5 bastı.

Bak JOR, bu maçta sarı kart gösterdik, Sabri Kabristanında 16 hoca yatıyor, devam edersen 17. Hoca olman çok uzak ihtimal değil. Galatasaray şovu Büyük Galatasaray Taraftarı içindir. Bu taraftar artık Sabri formasını seyretmek istemiyor, Muslera her maç Mondragon'u, Simoviç'i, Taffarel'i yardıma çağıracak değil. Farzet ki ikinci yarıda 3 gol yedin, artık kaybeden takımdan bazı oyuncuları değiştir. Ayıp değil, ölmüş eşşek Hamit'i de her hafta yaptığın GS muhabirleri maçında oynat. Sabri olmasa belki biz Reykart'ta topa basmıştık, hala Hocaydı. Yeter artık, taraftar kolay kolay Hocayı benimsemez, büyük enerji yakalamışken, operasyon müjdesini ver, bu hafta Arena'yı yıkalım. Hoş zaten yıkacağız da.

Ankara taraftarı, Şampiyonluğu müjdeledi, her zamanki gibi büyük bir coşkuyla 90 dakika takımı dirençli tuttu. Yönetim taraftar futbolcu kenetlenmesini bu kadar erken beklemiyorduk. Son yılların en büyük taraftarı var bu sene.

Gençlerbirliği bize en ters gelen takımdı, ilk yarı maçı koparabilirdik, ilk yarının ortasını geçtik, hiç bir maçı evire çevire iyi oynayarak kazanamadık. Tabelaya bakarsak söyleyecek lafımız yok, fakat bu böyle gitmez, Muslera, Tolga, Bruma, Eren eğri gemiye doğru sefer yaptırarak bu hafta da kazasız belasız limana yanaştırdı. Bizden uyarması. Kan işediğimizi sanarak maçı tamamladık, ama esas belayı gerçekten kan işeyenler buldu. Kötü oyunla alınan deplasman galibiyeti, rakiplerin siyatik sinirlerini azdırır. Şu maçı güle oynaya 3-0 kazansak bu kadar koymaz. Şimdi lağım medyası düşünecek.

Arena'da iş kolay, bu taraftarı artık bağlasan durmaz, Trabzon maçında muhtemelen kendi rekorumuzu kırıp cehennem gibi çökeriz. Doğu tribünü sol tarafı, gözüm üzerinizde, bu maça da gelmezseniz kombinelerinizi iptal ettireceğim. Mondragon'u andık maça çağıralım, yetmez Muslera'yla beraber tribünlere çağıralım. Maçları sayalım, geliyoruz, Biz Şampiyon olacağız dedik mi laf değil, Aslanlar kükrüyorsa çakallar araziye uyacak.

11 Eki 2016

İmparator mu Soytarı mı?

Xd


Komşuda Dünya Kupası, ekstra motivasyon.

Kim bilir kaç zampara hayalini kuruyordu oysa, İş için, holding kurmak için gidemediğin Rusya'ya Türk Ulusal Takımı'nın maçına gideceksin, kimin karısı gitme diyebilir ki? Üstelik konjonktür çok uygun, Boka sarmış iki komşu turizmi, İpek Yolu trafiğinin yeniden canlandırılmasıyla hareketlenecekti. Maç bahaneydi, Dünya Kupası'nı alıp gelecek halimiz yoktu da bir kaç gece alem yapıp dönecektik işte.

Tek başına limon sıktı. Kendisi yapamayacaktı ya, menopozda ya varsın bütün Türk erkekleri de yapamasın. Maçı bahane edip kumar, içki, zina troykasından, Balalayka'dan votkadan men edilsin cetten dededen miras genlerimize gem vurulsun. Başka izahı yok, Futbolla açıklayamazsın, tek kale oynamaya mahkum olduğun İzlanda'dan bir futbocu ismi veremezsin. 300.000 nüfuslu bir ülkenin maçın favorisi olduğunu kabul etmesi içine sindirebilmesi için tek bir sebep var, Rusya'ya Türkiye ambargo koydu, kimse maça gitmeyecek.

Maça kafa taksak neler buluruz. Soramıyorlar, takım hiç pozisyona giremedi, sorsalar bahanesi hazır. Donduk, 7 saat uçak yolculuğu yaptık, Arda Turan bela okudu. Ne var ki iki muhteşem pozisyona girmişti. Hem de maçtan önce kurguladığı mizansenle. Haberi yok, maçı seyretmiyor, maçtan sonra ne diyeceğini düşünüyordu. Emre Mor soldan bacak aralarından geçe geçe sıfıra indi, içeri paralel kesti, normal futbol takımı olsa % 100 gol dü. Burak oynasa bu beleş golü asla kaçırmazdı. Emre Mor aynı pozisyona Dortmund'da girse topa dokunmak için en az 5 futbolcu sıraya girerdi. Bizde kimse girmedi, çünkü yoktu. İkincisine yine aynı yerden Volkan Şen girdi, Emre Mor'dan aşağı kalır yanı yok. Bokuna bile çalım atabilir, Aynı noktadan bu kez havadan kesti, takımın golcüsü olsa 3 kişi bom boş kafayla içeri dürterdi. Top hayaletlere gitti, pozisyonlar gol pozisyonu olarak değer kazanmadı.

Bir yerde haklı, Milli Takım seyircisini(taraftarını değil) 2.000 küfür ediciden, 40.000 zikir çekicisine çıkardım dedi. Konya tribünlerine doldurulmuş mütedeyyin gençler, Ukrayna korner atarken sırtını sahaya dönmüş o sırada zikir ritüele neyse o pozisyonu almış eğleniyordu. Maç koptuktan sonra yapılacak görsel şova eğlenceye maçtan bağımsız olarak devam edenleri sadece küfür etmiyorlar diye şükranla yad ediyordu. 2002 milli takımı olsa, maç Arena'da 2-0 dan 2-2 ye gelse 50.000 taraftar 3 gol daha attırır maçı efsane defterine kayıt ettirirdi.

Haklı, misal ben kendisinden önce Milli Maçları seyretmem, izlemem, ilgilenmezdim. Yüce Gök yukarıda kendisinin yönettiği bütün maçları izledim. Heyecanlandım, taraf oldum. Bir maç Kazak, bir maç İspanyol vatandaşlığına geçtik. Bir maç İzlanda'da Balina olduk, bir maç Zagreb Radyosunda Lili Marlen Türküsü söyledik. Milletin yarısından çoğunun yenilmesini istediği Milli Takım'ı gündeme taşımayı başardı.

2008 Almanya maçı bu ülkenin takımının oynadığı en son Milli Maçtı. Hepimiz Ay Yıldız'lı formalarımızla olanca enerjimizle ekranlar başında, tribünlerdeydik. Şimdikinden çok daha kötü takımla yarı finalden döndük. Başında kendisi vardı, ön yargılı olsak o zaman da tutmazdık. Peki ne oldu da şimdi Futbol Ceo'sundan nefret eder olduk?

Biliyoruz, her köy kahvesindeki muhabbetten 3 Milli takım çıkar ve bu oynayanlardan daha iyidir. Ülkenin en büyük orta saha oyuncusu ilk maç maç 0-2 ye düşmese, ikinci maç kendisinden başka hiç kimsenin ne özelliği varsa göremediği Ozan Tufan sakatlanmasa oynayamayacaktı. Tolga'nın ikinci yarılarda tuttuğu orta saha 2 maçın ikinci yarısında da gol yemedi. Peki golü kim atacaktı? Gol atma projesi, 3 çalımist futbolcunun çalımlarla kaleye yaklaşması, ceza sahası civarında, makbulse içinde indirilmesi, serbest vuruş kazanılması Hakan Çalhan'ın vuruşuna teslimiyetti. Nitekim 3 maçta 3 gol atmış, bir korner, bir penaltı, bir savunmaya çarpıp giren serbest vuruş. Fransa'ya da Selçuk İnan'ın son saniyede vurduğu serbest vuruşla gidebilmişti.

Aldığı paradan hakkıma düşen parayı daha önce binlerce defa haram etmiştim, Tekrarının alemi yok, duam tutmaz, ama bedduamı yiyenin iflah ettiğini görmedim. yine de bir kaz daha hatırlatıyorum Futbol Tanrılarına, 1 milyon maaşı varmış, payıma düşen 0.0125 TL zehir zıkkım olsun.

Barça Başkan'ı olsam varsa suçu Arda'yı kadro dışı bırakır, satarım. Yoksa, Motor Sanat Lisesi Terk bir diplomasızın egosu yüzünden oynatılmıyorsa Barça'nın marka değerine muhalefetten tüketici mahkemesine veririm. Arda Turan hocasını dövmüş olsa bile bu takımın kaptanıdır, ülkenin oynayan en büyük futbolcusudur. Demek Maradona'ların, Cantona'ların Hocası olsaymış, çocuklar şimdi çöplerden kağıt topluyor olacaklarmış. Arkadaşının beynine silah dayayan kazmayı oynat, ülkenin yetiştirebildiği tek evladına racon kes. Arda istese, senin milyonda birin kadar kötü niyetli olsa seni Bodrum'da denize bile sokmaz. Ya da sen Arda olsan, Arda'da Milli takım Hocası olsa OrMafyasın Korİmparatorsun ya ortam müsait ya bacağından vurdurur, ya Feto'cu diye hapse attırırdın. Damatların arkadaşı müşterisi olmayan büyük futbolcuların düşmanı.

Bu sefer Ağrı Dağı'ına bıçak çektin Hoca. Bu ülke sporseverleri bu kavgada taraftır. Elbette senin safında olan safların sayısı oldukça fazladır, ama ben şimdiden ilan ediyorum. Sipsi'den yanayım. Hoş sen Dünya'nın  her hangi bir yerinde bir kişiyle kavga etsen %100 haklı bile olsan ben senin kavga ettiğin adamdan yanayım da, bu başka bir şey. Senin torunun dedesinin mimiklerini, şizofren hareketlerini seyredecek, milletle dalga geçecek diye bizim torunlar koskoca ülke futbolunu Vatikan, Kosova, Cebelitarık seviyesine getirişini seyredecek değil. Düş artık yakamızdan.

Yol uzak değil, derenin derin yerine gelmedik henüz. Atı rahatlıkla değiştirebiliriz. Hiç bir ülkede olmayan şans bizde var, Almanya başta bütün Avrupa bizim futbolcu fabrikamız. Bir düşün futbolumuzu aptallar yönetmese, Emre Can, İlkay, Mesut, Eren, Gökhan İnler bizim Milli Takımda oynayacaklardı. Onlar bizden iyi yaa diyenler yalan söylüyor. Bütün Türk ülkelerinin enerjisini arkasına alacak, ortak vicdanın kefil olduğu takımla, hepimizin okey verdiği hocayla her turnuvadan en az yarı finalle döneriz.

Ya da yatın uyuyun, Dünya'nın en fazla para verilen egoistinin, futbolu lağımın ta dibine kadar indirişini seyredin. Belki bu kez, 8 değil, 18 mucize daha gerçekleşir, en kötü grup 3.sü olarak değil, de en kötü 2.ci olur, uçurumun başındaki çiçeklere tutunuruz. Bunda bu şans varken, bir delikten daha kafasını çıkartır, illizyonla başarısızlığını zafer diye yutturur.

4 Eylül 1953  gecesi Adana göklerinde uçuşan Evliyalar, Talat Amca'nın evine uğramışlar, Ülke futbolunun kaderini belirlemişler. Titanik'in mutfak havuzunda yılbaşı partisi için meze olmak için haşlanmayı bekleyen canlı, bir baba Istakoz olsa, gemi batar yine bir tek o kurtulur.

Bizimkisi bir beyhude savaş, haramiler, Hacivatlar pavyona gidecek, komşunun kızına sarkacak, ceremesini Karagöz'ler çekecek, dayağı temiz futbol dilencileri yiyecek.