3 Kas 2008

Arsenal'e Karşı Oynamam Abi


''Aragones ile bir toplantı yapan Emre Belözoğlu, sakatlığının tam geçmediği ve hazır olmadığını söyleyerek Arsenal maçında oynamak istemediğini söyledi.''

Yarı final maçında atılmıştı şerefsiz. Acaba diyorum bilerekmi oynamadı final maçında. Acaba olası bir hezimette kadroda olmak mı istemedi. Günahı boynuna, şu haberi okuyana kadar aklıma gelmemişti. Ama bu şerefsiz, ahlaksız, kendine zeki, çevik olmayan sporcu ölüm kalım maçında Fenerbahçe'nin Arsenal'e karşı oynayacağı kadronun içinde olmak istememiş. Haklı çarşamba günkü olası bir hezimette Alex'in yerine oynayacak olan Emre'nin foyası ortaya çıkacak, peşinden gelen Galatasaray maçı ise futbol hayatının büyük takımlardaki son maçı olacaktı.

Kaçtığı maçların Arsenal maçları olması acaba tesadüfmü. İngilterede yedek beklerken hiç oynadımı acaba Arsenal'e karşı. Oynadıysa ne oldu acaba o maçta, Emre'ciğimizi tırstıracak.

Zeki futbolcudur kendisi. Belkide dünyanın en az banko olmuş büyük futbolcusudur. Bir tane delikanlı Fener yazarı çıkmazmı bu adamı yerin dibine sokacak. Galatasaray fobisi yüzünden tutuyorsanız boşuna katlanıyorsunuz. Emre'nin Fenerbahçe kadrosunda olması beni memnun eder. Eğer kovarsanız esas o zaman üzülürüm.




Ben Emre'nin her maç banko oynamasını ve 50.000 kişi tarafından küfür edilmesini bekliyorum. Beni ancak bu memnun eder. Bu da uzak bir ihtimal değil.

2 Kas 2008

Medyaya Böyle ....Galatasaray 3- Gaziantep 1







Ne çok korkmuşlardı sezon başında. Meğer ne çok haklıymışlar. Köse sakalını traş ettiğimin medya maymunu uğraştı en çok Lincoln'le. Geç geldi kovun şunu, koşmaz atın şunu. Onu atın taraftarın müşterek küfür ettiği bir adam Mehmet Güven'i oynatın. Takımda dengeyi bozuyor, istediği zaman oynuyor. Kovduramadı gitti Lincoln'ü. Lincoln sezona ağırlığını koydukça kuduruyordur her halde. Pis pis sırıtıcı, mikserci, Galatasaray düşmanı Galatasaray'lı, Lincoln'ün attığı attırdığı goller kapak olsun sana.

Biri çıktı hafta arası bok attı Kewell'e. Hastaymış onu da öğrendik. Hadi sakat dese anlayacağız. Bu adam hasta hasta böyle oynuyorsa ben iyileşmesini bekleyelim derim. Taraftar gereken cevabı verdi maçtan önce ve maç boyunca. Herry Kewell'de sezona ağırlığını koyuyor eyvah haftaya medyanın takımıyla Galatasaray'ın maçı var. Herry Kewell'in golü, ortaları çalımları yoluna taş koymaya çalışıpta koyamayanların bir tarafına kaçsın.

Ahmet Çakar uğraştı Arda'yla. Tabi başta Ahmet Çakar, arkası geldi yaylım ateşi gibi. Ne yapmış, hakemin ayağına gitmemiş. Belli değilmi Arda, kaçıyormu göster uzaktan sarı kartını ne olur. Zaten hakemde insandı uzaktan gözterdi. Ah bi sadist Ahmet Çakar'a denk gelseydi. Ne güzel atardı oyundan top ayağına yakışan tek oyuncuyu sahadan. Ona ne idi, kırk yılda bir Arda'yı seyretmeye gelmiş futbolseverin zevkinden. Arda'nın attığı attırdığı goller, oynadığı oyun ders olsun hakem eskilerine.
Taraftar ne büyüksün sen, futbolcularının arkasında ölümüne durdun. Onlarda seni mahçup etmedi. Başka bir futbolcu gol atsın istemedim sonlarda. Lincoln oynadı, Arda oynadı, Kewell oynadı goller onlara yakıştı.

Çaylak hocamızın Kewell Mehmet Güven değişikliği tam bir bilim, ilim, irfan işiydi. Ah be top kusura bakma işte 3 dakka önce Kewell dokunda sana maharetle ustalıkla, 3 dakka sonra tepen Mehmet Güven'di. Maç bitince kaçar gibi gitti soyunma odasına. Yüzü yok kapalıya bakmaya. Uzun zamandır kapalı tribünün tamamının küfür ettiği bir oyuncumuz yoktu. Şimdi, mevcut oldu.

Tribünlerin böyle olduğu hiç bir maçta Galatasaray sıkıntıya düşmez. Yani bugünkü maçın taktikle, oyunla alakası yoktu. Varsa da Balta orta sahaya kaydığında Mehmet Güven girdikten sonra ve de Lincoln'e Arda'ya top gelmediği periyotlarda anlaşıldı. Yavan kısır Fortis Kupa maçı periyodu.

Bu maç atlatılması gereken zorlu bir maç değildi. Nitekim maçtan önceki görüşümüzde haklı çıktık. Maçı kolay geçtik. Önemli olan hafta arası Benfica maçı. Hocanın kalibresinin ne kadar olduğunu göreceğiz.

Galatasaray; yönetim futbolcu taraftar bütünlüğün devam etsin. Yolun bahtın açık olsun. Her zaman yanındayız.

Pelemi Büyük Maradonamı




Pele – Maradona. Futbol yüzyılının bir siyah, bir beyaz hikayesi kimilerine göre. Pele'yi anlatıyorlar. Çok iyi diyorlar. Gelmiş geçmiş en iyi diyorlar. Golleri var, izliyoruz. Vasatın üstü goller. Sadece bir hareketi var, ceza alanı üstünde, topun üstünden atlayıp, kalecinin belinden su alıyor ama o da gol olmuyor. Benim tüm bildiğim bunlar Pele hakkında. Ama Maradona hakkında kitap yazabilirim. Aklım başımda ilk izlediğim dünya kupasıdır o. Gollerini, topa hakimiyetini, paslarını daha önce hiç bir şekilde, hiç bir futbolcuda görmediğimdir aklımda kalan. Maradona sabahın 04:30 una saat kurulup uyanılandır. macaristan maçında 7 kişi ile tutulmaya çalışılan biridir. Uçan tekme atıp kırmızı kart gören biridir. Mahalle maçlarında alayımızın olmak istediğidir. Dünyanın bir çok yerinde Arjantin'li fanatiklerin doğumundan sorumludur. İsmi tam olarak bilinen ilk Güney Amerika'lıdır. "Diego Armando Maradona" dır. Küçücük yaşlarıyla, kel kafalarıyla, top tepen sümüklü mahalle topçularının kahramanıdır. Yirminci yüzyılın sol ayağıdır. Mavi beyaz çubuklu formadır. O 10 numaradır. İngilizlere, önce eliyle ve daha sonra bütün takımı çalımlayıp gol atarak dalga geçen, son fantastik futbolcudur. Evet belki de Maradona'yı ilah yapan budur. Son fantastik futbolcudur. Belki tarih bir daha böyle bir futbolcu görmeyecek.. Varoluşu ile başlayan bir devri, futbolu bırakışı ile kendisi noktalamıştır. Ve asla sistemin adamı olmamıştır. Ne futbolculuğunda ne de sonraki yaşamında. Pele sistemin ta kendisidir. FIFA, UEFA kokteylerinin baş konuğudur. Futbolu öğrendiği, yoksul Brezilya sokaklarını çok çabuk unutmuş gibidir. Maradona hiç bir zaman kuralları belirli bu gösterinin bir dişlisi olmamıştır. Çünkü belki de o Arjantin sokaklarından hiç ayrılmamıştır kafasında. Hep o mahallesinde attığı çalımları, golleri, pasları atmaya devam etmiştir yeşil sahalarda. Belki de bu yüzden futbolu ile gittiği her takımın taraftarlarını, çocukluğundaki günlere döndürmüştür. Oynadığı her maçı izleyen tüm dünya futbolseverlerini de. Olmayacak yerlerde imkansız çalımları, golleri atmıştır. Futbolun, elitist kesimlerince açıklanamayacak amatörlük ve çiğlikte... Futbolun punkıydı Maradona... Tarifsiz tekniği ile gittiği her takım Maradonaya göre şekillenmiştir. Onun oynadığı takımın adı yoktur. O ve diğerleridir. Milletlerüstü bir futbolcudur. Ki, Napoli taraftarları Arjantin'i boşuna tutmamışlardır Dünya kupasında. Çünkü, onu hiç bir zaman unutmayacaklardır. O ve diğerleridir, Arjantin değildir onlar için keza bizim için de .... Sonuç olarak; Maradona, tüm hayatı ile bu sistem içinde de alternatif bir hayat sürüp başarılı olunabileceğinin ispatı olmuştur. Hayatı, karakteri, golleri, dövmeleri hep sıradışıdır, özneldir. Ve gerek kendi yoksul halkının, gerekse tüm yoksul halkların bir umut ışığı olmuştur o varoluşu ile. Pele gibi sistemin kuklalarının arkadaşı olmamıştır. Fidel Castro'nun arkadaşı olmuştur. Dünya'nın tüm kalburüstü hastanelerinde tedavi olabilecekken, o Küba'da rehabilitasyonu tercih etmiştir. O nefes alan bir mittir futbol dünyası için. Fakat artık futbol küçükken izlediğimiz, çocuksu oyun değil büyük bir canavar. Ve Maradona gibilerine yer yok. Kimsenin takımın üstüne çıkmasına izin verilmiyor. Kahramanlık çağları geride kaldı. Sistem, sistem adamları istiyor. 4-4-2 yahut 3-5-2 ye uyacak adamları arıyor. Sistem uyuyacak adam arıyor, o ve diğerleri atlarına binip gittiler artık. Ve son olarak paylaşmak isteriz ki, gören gözler için Pele siyahi bir futbolcuydu belki ama Maradona zenciydi !!!....

1 Kas 2008

Dracana'nın Golleri


Göz ucuyla seyrediyorum Eskişehirspor'un maçını. Maçın başında farklı yenilecekler diye kehanet ettim. İlk yarı 2-2 bitti. Eskişehirspor'un oynadığ takımın en kötü oyuncusu Roberto Carlos. Bu şahıs Türk futbolcusu olsa adı Deniz Barış olacak taraftardan her maç bi araba küfür yiyecekti. Bir pozisyonda golüde attı Volkan'a. Yarım metre gol oldu. Yan hakem görmek istemedi. İşte ben buna kızıyorum sadece. Gör kardeşim , yanlış gör istersen. Ama gördüğün şeyi görmemezlikten gelme. Hani Alex, kaleciyi sollamış, boş kaleye golünüde atacak. Çal penaltıyı, at kaleciyi. Doğru gördün bende öyle gördüm. Kuddisiye de güvenirim. Carlos'un golünü saymayan yan hakemin gözüne gözlük derken geçen yılın kendi kalesine gol rekorlu Edu çıktı sahneye.




Özlemişiz kendisini. Mükemmel bir gol attıda yan hakemi kurtardı. Es Esler 10 kişi oynuyor. Tahminimden de iyi oynuyorlar. Fener bir gol atsa da kapatsam televizyonu. Yoksa bu sene ilk kez Fener maçı seyretmiş olacağım.


Skibbe'yle Deplasman Maçı Oynamak


Hepimizi maymuna çevirecek gibi görünüyor. Çok sevdiğimiz, büyük Galatasaray'lıların(azınlıktakiler, belki de tek kişi(Atahan)) cımbızla ayıklayarak çıkardığı yorumlara bakılırsa, kendisinden umut kesmeyenler var. Yani Galatasaray tarihinin Sigi Held'den sonra görüp görebileceği en kötü Hocası Gerets'in şampiyon olması gibi bir şey olacak eğer Galatasaray şampiyon olursa. Tarihimizin2.5 uncu kötü hocası şampiyon olur meraklanmayın. Sonrada kovulur gider.




Galatasaray hocası takımı şampiyon yapsın diye görev almaz. Karizmadır, örnek olması gerekir, kendisinden sonra gelenlere yol göstermesi akıl vermesi beklenir. Rakibi ürkütmeli, takıma, taraftara güven vermelidir. Hiç sevmediğim Fatih Terim kulubedeyken, maç gitti gidecek derken gözlerimin futbolcuya değilde kulubeye çevrildiği çok olmuştur. Bu adam ömrümü çaldı benim, bir kere bile seyretmedim kendisini. Ne sahaya çıkarken, ne gol atmışken, ne yemişken. Yolda görsem tanımam belki de. Beyni futbolun Ainstain'i olabilir, geleceği çok parlak olabilir bana ne. Neymiş efendim Alman Milli takımının hocası Löw'de Fener'den Bursa'dan kovulmuş. Bugün bana gelse gene kovarım. Sabredelimmiş. Nesine sabredeceğim bildiği garanti şeyin.

Orkun bey 5 lik olmasa Türkiyede tek bir futbolseverin ismşni bile bilmeyecek olduğu birinin bize hüküm etmesine dayanamıyorum. Yok sakatı fazlaymış, yok hakem ofsaytı görmemiş. Futbol oynamayanlar ne bilecek. Galatasaray'ın başındaki hoca çıkın bu maç yenilin lan dese bile takım çıkar yenmeye oynar. Sen oyunun gidişatına göre siper alacaksın. Oynanan maçlardaki çıkarılan oyunlar şahittir. Adam dışarda beraberliğe razı. İçerde taraftar asla takımın gardını düşürtmez. Nitekim de hep öyle oluyor. Kimle oynanırsa oynansın Ali Sami Yen'de puan kaybetmek mucize olur. Gaziantep maçı çok kolay geçilecektir. Sonraki Benfica maçı ve devamındaki Fener maçını bu adamla, ya da bu adam kafasıyla geçebilirseniz ben bu yazı yazma işini bırakıyorum. Tarihin en büyük kadrosunu ligin ortaları gelmiş, liderden 4 puan gerideyiz bir şey değilmiş züğürt edebiyatıyla savuşturan taraftarlara yazık.

Geçen senenin sonlarındaki diriliş tez zamanda gerçekleşmelidir. Bizim ihtiyacımız hocanın vereceği 442-4123 taktikleri değildir. Tek ihtiyaç gazdır,motor gücüdür. Ne yazıkki o gazı verecek yürek bu çapı düşük Almanda mevcut değildir.

30 Eki 2008

Hoşgeldin Prangalı Kaleci; Ankara 1-G.Saray 1 Dk.80


Tükürdüğümüzü yalamayalım. Kalecimiz serbesttir. İsterse her maç 5 tane yiyebilir, isterse çatallardan top çıkarabilir. Benimle alakası yoktur. Fakat yaşı genç, tavsiye edebiliriz. Bacaklarındaki ağılıklardan kurtulması gerekiyor. Sanki manyetik bir alanda kalede. Çıkamıyor, zıplayamıyor, sadece yana doğru uçabiliyor. Top uçtuğunda bir uzvuna çarpmışsa kurtarmış, çarpmamışsa gol olmuş oluyor.

Gollerin ikiside aynı. Birinde Ümit Karan ne güzel vurmuş, diğerinde Aykut ne kötü yemiş diyoruz. Dediklerimiz doğru, büyük takım atmış, küçük takım yemiş oluyor. Son saniyelerde gol yemek büyük takıma yakışmadı.

Şu Servet'in kazmalıklarına kimse bir şey demeyecekmi. Geçen yıl değilde bu yıl gelmiş olsaydı bi araba sopa yer otururdu. Bu takım bu kadar kötü nasıl oynatılıyor araştırmak lazım. Meira'nın verdiği topların çoğu rakibe gidiyor. Sabri'nin ortaları kuşları ürkütüyor. Arda monşer gibi oynuyor. Tamam kupa maçları angarya, bir kanun çıkarsınlar bundan sonra kupa maçlarını PAF takımları oynasın da bizde seyretme ve yazma derdinden kurtulalım. Fenerbahçe'nin yaptığını bile yapamıyoruz. Adamlar söz vermişler 25 sene önce. Biz bu angarya kupada yokuz arkadaşlar demişler. Taraftara anons etmişler, 25 senedir girdikleri bu turnuvayı kazanamadı diye bir şey diyen varmı. Rüştü'nün Pendik maçından sonra yediği dayağı saymazsak tabi. Ondan sonra alıştırdılar ve iş bitti. Keşke bizde de bitse almasak bundan sonra kupayı mupayı.

Top Lincoln'e, Kewell'e geldiği zaman futbol topu olduğu aklına geliyor. Misal Mehmet Güven dokunmuşsa, tepinmişse topun bir tarafları acıyordur. Ne topu olduğunu sorguluyordur. Gazlatasaray Ali Sami Yen'de oynamıyorsa artık maçın garantisi yok. Bende artık karar aldım. Bundan böyle final maçı hariç kupa maçlarını seyretmeyeceğim. Dolayısıyla yazamayacağım. Bende sizden öğrenirim maçın sonucunu dayanamayacağım. 10 dakika var maç 1-1, kapatıyorum televizyonu.

29 Eki 2008

Hakem


Büyük takımın maç biter bitmez başlar hokkabazların saltanatı. Kanallardan kanal beğenirsin hakem sövücülerini dinlemek için. Birinin ak dediğinde diğeri kara der. Heleki hakem hatası Galatasaray lehineyse koroya Galatasaray'lı yazarlar katılır bütün haşmetiyle. Doğrucu Davut olurlar, birinci vazifeleri Galatasaray'a sövmek olanlar hamambicekleri gibi işgal ederler ekranları.

Eskişehirspor bilezik gibi geçirdi işte. Bizim maçın hakemine ne diyeceğimiz olabilir ki. Kaldı ki Fırat Aydınus unutulmaz bir maç yönetmiştir, yan hakemlerinin yancılık yapamadığı bu maçta bile. Eline çarptı dediler Baros'un, bir kişi gidip Baros'a sorsa ya. Top milim bile yön değiştirmiyor. Bu durumda değse bile ne dğeişirki. Beşiktaş yenememiş, Trabzon yenememiş bu durumda futbolcuların aslan kesilmeleri lazım değilmi. Ne gezer, küçük dağları yaratmışlar. Başlarında lanet olası korkak hocaları, en önlerinde Lukunku'dan beter Nonda ruhsuzu. 2-1 öndeler korku dağları bekliyor. Bir acemilik ki sorma gitsin. 40 metreden serbest vuruş yapılıyor. Gol atsın diye oyuna giren, yolunu gözlediğimiz Ümit Karan kendi kalesine vuruyor. O kadar mesafeden gelen topu senin gibi bir golcü kaval kemiğine mi çarptırır. Ümit Karan o topu stop etmesi, verkaça girmesi ve karşı kaleye konratak olarak dönüşüm yaptırması gerekirken kendi kalesine atıyor. Attığıyla kalmıyor yan hakemin yanlış görmesi sonucu velveleye başlıyor. Koskoca Ümit'emi inanmayacak arkadaşları, top yekün saldırıyorlar. Sonuç;bütün takım sarı kart. Daha sonrası sen gol ararkeni kader ağları işte yüklendiğiniz yan hakem bu kez belki de kıl payı vereceği ofsaytı vermiyor seni cezalandırıyor. Ben o yardımcının yerinde olsam o ofsayta asla bayrak kaldırmazdım. İyi yaptı.
Arda'yı atmalıymış dedi bazı ulemalar. Yani maça Arda'ya kırmızı kart veren hakemi seyretmeye gitmeyi yeğliyor sakallı. Birde yazar sürekli büyük futbolcuları kollamalı hakemler diye fetva verir. Futbolcu sahtekar olnca hakeme hiç yardımcı olmayınca ne yapsın hakemler. Gördüğünü değil kimsenin göremediğini gören Fırat Aydınus; büyük hakemsin.

27 Eki 2008

Kovun Şu Adamı; Es Es 4- Galatasaray 2


Yazık olacak bize. Ne olur Adnan Polat kov şu acemi çaylağı. Zararın neresinden dönersek kardır. Bu adam hoca moca değil. Bu adam çalıştır(ama)dığı takımın hangi takım olduğundan habersiz. Sıradan bir Alman takımı sanıyor. Deplasmanda beraberliğe razı. Durum 2-2 olmuş, Kewell'i çıkartıp Mehmet Güven'i oyuna sokuyor. O anda ben başkan olsam aşağıya iner yaka paça alırım adamı, ilk uçakla gönderirim Almanya'ya. Bir de üstüne üstlük kışkırtırım taraftarı, bir arabada dayak attırırım.

Bir Servet'e söz geçiremiyor. Kardeşim ceza sahasını terketme, top sana geldiğinde en kısa yoldan vur tekmeyi uzaklaştır. Tıpkı Kartalspor günlerin gibi. Adam geldiğinde daya götünü, topa yaklaştırma. Sen kim çalımlarla gitmece, ver kaça girmece, şut çekmece. Bütün gollerde gol mahallinde değildin. Nerdeydin o sıralar. Tez zamanda kulubeye oturtula.

Saftiggibe deplasman maçı oynayamıyor. Kendi sahamızda da oynatamıyor aslında, seyirci bu sene muhteşem Ali Sami Yen'deki maçları seyirci alıyor. Bu takımı eşşek sudan gelene kadar dövsen bundan daha kötü oynatamazsın. Nedir lan bu, 2-1 galip durumdasın tek bir organize atak yapamıyorsun. Ödün kopuyor gol yerim diye. Beraberliğe el sıkışıyorsun.

Maçın hakemi muhteşem maç yönetti. Top Baros'un eline meline çarpmadı. Dinlemeyin siz Ermanı falanç. Ağır çekimde toptaki desenleri izleyin en ufak bir oynama yok topun hareketinde. Golde de Ümit Karan'a çarpıyor top. Yan hakemin çakılı bayrağına rağmen golü veriyor helal olsun. Herkes feryat figan, Ümit karan yalandan ağlıyor. Desene lan top bana çarptı ofsayt değil diye. Geçen sene Yunan takımını 20 metre ofsayt golle elerken neden kıyameti koparmadınız. Es Es'in golü ofsaytmış, ne ofsaytı sanki 20 cm geride olsa gol olmayacakmı. Cümbür cemaat hakeme yükleneceğinize, rakibe yüklenin.

Geçmişe mazi, geçirmişe gazi derler. Bu maç kayboldu. Çok ararız bu 3 puanı. Bütün takımları aşağı atmak varken bir kademe daha aşağı düştük. Defol git lan başımızdan. Seni biz hiç sevmedik.

26 Eki 2008

Bir Sen Eksiktin


Koş, Kral Hakan Şükür, arkadaşların direnişte. Bir sen yoksun içlerinde. Hakan Ünsal kin kusuyor takıma. Ağzından salyalar akıyor. Kudurdu kuduracak. Gökmen Özdenak her nerede olursa olsun, hangi kanalda olursa olsun yaptığı tek iş Galatasaray'a küfür etmek, küçümsemek, beğenmemek. Daha dün Bülent Korkmaz'a bağlanmışlar maçtan sonra. Olimpiyakos'un çok eksik olduğunu söyledi. Eksik olmasalar Galatasaray'ı yenerlerdi diyor. Efsane yaptı bu taraftar kendisini, acaba şu an biz onun için ne ifade ediyoruz soran varmı. Yarın Lucescu'nun yardımcısı olarak Fenerbahçe'de görürseniz şaşırmayın sakın. Sıra gelmiş Hakan Şükür'e. Galatasaray'a sövme sırası. Galatasaray'a sövmeyecek Galatasaray'lı eski futbolcuya hangi kanal iş verir.
Koca kulüp yalvardı, gel istediğin kademede Florya'da ol diye. Ben Aziz Yıldırım'ın yerinde olsam Hakan Şükür'ü transfer ederdim. Gitmezse eşşeğim. Ulan koca kaptanlar ne iş yapıyorsunuz, öldünüzmü. Neden maça gelmezsiniz. Hiç mi merak etmiyorsunuz bu taraftar sizin için ne düşünüyor. Sadece Ersun Yenal var diye Trabzonspor maçında kıçımızı yırttık senin için. Aklımız almıyor, 20 sene bu formayla ömrünü geçir, formayı çıkarttıktan sonra Ali Sami Yen'in önünden geçme. Hiçmi arkadaşın yok ulan bu takımda, hiçmi sevdiğin yok. İşiniz gücünüz cebinize para doldurmakmı sizin.
Ben formanın içindeki adamları seviyorum. Açık söyleyeyim formanın dışındaki Bülent Korkmaz, Gençlerbirliği gol attığında yaptığı maymunluktan sonra benim için bitti. Formanın dışındaki Hakan Şükür'üde hiç sevmemiştim zaten. Formanın dışındaki Hagi'yi sevdim. Formanın içindeki Sabri'den daha çok formanın dışındaki Sabri'yi sevdim.
Takip edin şimdi Hakan Şükür'ü. Bakalım hangi taktikleri olacak Galatasaray'ı kötülemek, Galatasaray'lıyı canından bezdirmek için.

O Duvarınız Vız Gelir Bize Vız


2 gün önce yazmak ve okumak için blogumuza giriş yaptık. Ne görelim, Diyarbakır mahkemeleri yayınımıza girişi engellemiş. Onur duymadık dersek yalan olur. Ama ne yaptık ki onur duyulacak. Tamam hakim görüşle çelişkilerimiz var, olmayana ergi metodu, onlar ne yaparsa bize uymaz. Biz ne yaparsak onlara uymayız. Fakat biz bu sütunlarda ne yapıyor olabiliriz ki. Gazetelere, televizyonlara muhalefet spor yazarlığı yapıyoruz. Okuduklarımızı, seyrettiklerimizi eksik, yalan, dayatma olarak gördüğümüzden, görmeyen, göremeyenlere ilk elden aktarmaya şalışıyoruz.

Kesinlikle eminimki, bloglarda yazılanları okuyanların toplamı, bütün yazılı görsel medyayı izleyenlerin toplamından fazladır. Belkide medya baskısı siteleri kapattırmıştır. Başkalarını bilemem, bizim bu blogta yazış nedenimiz sadece Galatasaray'dır. Azıcık da Fenerbahçe'ye dokundurmamız vardır.

Galatasaray nerdeyse biz oradayız. Kimse bu güne kadar engelleyemedi. Bir yolu varmış demekki tekrar yazıp okuyabilmenin. Bugünkü teknikle bu duvarı aşmak hiç de zor değilmiş.

Galatasaraylılar, siz benden iyi bilirsiniz nasıl okuyacağınızı. Bizi izlemeye devam edin. İzleyemeyenlere yol gösterin.

Bizi engellemye çalışanlar, o duvarlarınız var ya o duvarlarınız, vız gelir bize vız.