21 Ağu 2008

Büyük Takım Kalecisi





Kale kaledir, amatör sahada da, Barnebau'da da, Ali Sami Yen'de de boyutları aynıdır. Peki kaleciler aynımıdır. Büyük takımın kalecisi nasıl olmalıdır. Biz büyük takımız ve kalecimiz kim olmalıdır. Kalemizdekinin ismi hiç önemli değildir. Ahmet olur, Rüstem olur, Nazmi olur. Bir kere Galatasaray'ın kalesine çok az top gelir. Bu nedenle kaleye tribünden mahalle takımı kalecisi bile geçse Galatasaray sezonu en kötü 3. bitirir. Avrupa kupasından da büyük ihtimal elenir.

Şu an kalemize geçen arkadaş geçen yıl ikinci dönem devamlı kalemizdeydi. Ondan önceki arkadaşımız Sion gibi bir takımdan ne olduğumuzu anlayamadan 3 tane yemiş, turu zor geçmemize neden olmuştu. Arkadan Leverkusen'den 5 gol yemekle, hem kendinin, hem Kalli'yi sehpaya çıkardı. Kasımpaşa'lıdan 40 metre frikiğiyle de sandalyeye tekme attı. Güle oynaya Şampiyon olacak takımın işini mucizelere bıraktı. O yetmemiş gibi 5 tane yediğimiz takımının hocasını kulübemizde bulduk. Bu yüzden Orkun Efendi'nin takıma verdiği zaiat çok büyük oldu. Artık kendisini tartışmıyoruz. Biz Aykut'a bakalım.

Aykut senelerce Mondrogon'un asistanlığını yaptı. Üstüne koyduğu hiç bir şey ne yazıkki olmamış. Geçen yıl ite kaka, yönetim futbolcu taraftar gazıyla son düzlüğe kazasız belasız girdik. Final maçında Sivas'ta komedi dans yaptı az daha bir çuval incir berbat olacaktı. Eminim geçen yıl kazayla bir maç yenilseydik sonlarda daha sonraki bütün maçları kaybedip 4. olurduk.
Bu sene yönetim çok doğru bir kararla, bu kalecilerle, hele Avrupa maçları oynamak Rus ruleti gibi bir şey. Mermi geldi gittin, gelmedi bir tur daha.





Şimdi büyük takım kalecisinden büyük takım taraftarı ne beklere bakalım. Hiç tartışmasız avuta giden topta Aykut'un topu altı pas noktasına acele etmeden, özenle dikip, ayağının ucuyla topun dibindeki çimleri düzeltip, 5 adım gerilerek olanca kuvvetiyle 7 dönüm arazide en uzak noktaya abanması yokmu. Utanıyorum, yeni deyimle içim acıyor. Kendisiyle paslaşan birinin verdiği pası yüksek ihtimalle taca atmasına dayanamıyorum. İsterse hiç gol yemesin, benim için bu tip kaleci ancak kümeye oynayan takımın kalecisidir. Yan topa çıkma işini ben Simoviç'ten öğrenmiştim. Yan ortada kafa hizasından gelen topa asla çıkma, kafalardan yüksek gelen topa mutlaka çık. Kaleciliğin alfabesiymiş, bizimki tam tersini yapıyor. Çıkılmayacak topa çıkıp, ezilip topu kaderine bırakıyor. Hele ki kaleye gelen uzun topta kale çizgisinde zamk varmış gibi duruyor, defans oyuncuları ikilemde kalıp hata yapıyor. Degaj yapan bir kaleci nasıl geçer kaleye anlayamam.

Bana bazı arkadaşlar kızıyor, Galatasaray futbolcularını eeleştiriyorum diye. Aykut bugün var yarın başka takıma gider, biz 40 yılımızı devirdik bu sevdada, önümüzdeki haftada Bükreş'e seferiyiz. Milyonlarca Galatasaray'lı bir kalecinin daha ilk maçında, taraftarın referans tezahüratı kesilmeden kendisine gelen topu şişirmeye karar verecek, en balta adamın yapacağı hareketi bile yapamayacak, sırtı dönük rakibe çarptıracak, sıçtığı boku çıkıp temizleyeceğine çizgide öakılı kalıp golü yiyecek ben bu adamı sadece Galatasaray'lı diye başımın tepesinde taşıyacağım.

En fanatik Galatasaray'lıya sorum olacak. Arsenal maçında kalede Aykut olsaydı biz penaltıları kazanabilirmiydik. Hemen Taffarel kurtarmadı direkten döndü deme. Koskuca Suker karşısında iki Dünya Kupası kaldırmış kaleciye olanca kuvvetiyle golü atmak istediği için kaçırdı. Aykut olsa ayağının burnuyla dokunur golü atardı.

Galatasaray kalecisinin adı önemli değil, eylemi önemli. Gol yemesi de önemli değil. Yeter ki yediği gol salaklığından olmasın. Fazla da bir şey istemiyoruz kendisinden. Hiç gol yeme demiyoruz, bir çataldan diğerine uç demiyoruz, maymunluk beklemiyoruz. Kendisine gelen topu eliyle en yakınındakine verecek, zamanlama hatası yapmayacak, gerekirse kalesinden çıkıp topa müdahele edecek. Bunları Aykut yapabilir mi, benim umudum yok arkadaşlar. Umarım yeni kalecimiz istediğim gibi biridir. Sabırsızlıkla ilk maçını bekliyorum.

Büyük takım taraftarı olarak biz eskiden Simoviç'e top gelsin diye yalvarırdık. Kurtarışını seyredelim diye. Şimdi yarı sahamıza top geldiğinde yusuf yusuf oluyoruz. Adları önemli değil Galatasaray kalecilerinin. Haydar olur, Hayrettin olur, Nezihi olur tir tir titrersiniz tribünde, Taffarel olur, Simoviç olur, Mondragon olur, takım kiminle hangi kademede oynarsa oynasın, içiniz rahat tezahürat yaparsınız, Hızır'dan umut kesersiniz Galatasaray'dan asla.

5 yorum:

ilkay dedi ki...

bu sene başına kadar aykut'a güveniyodum. hep bi yeteneği olduğunu, ama mutlaka kendisini geliştirmesi gerektiğini söylüuodum. ama yeter. gördük ki kendini geliştirmeye niyeti yok. yaş oldu 26. tamam iyi Galatasaraylı ama bitek onla olmuyo işte. aykut+orkun gönderilmeli genç yetenekli bi yedek alınmalı derim ben

scapula dedi ki...

Abi, kaleciyi hep istediğimi biliyorsun. Dolayısıyla bu yazıya da genel itibariyle katılıyorum. Ancak kimseye haksızlık etmemiş olmak için bir noktada itirazım var sana. Yazının içinde küçücük bir parça, belki önemsiz, ama olsun.

Orkun, Kasımpaşa'dan yediği frikikte hatalı değildi abi. En frikik yemeyen Mondi bile yiyebilirdi o frikiği. Ayrıca 40 metre değil, ceza sahasının hemen önündeydi.

Overdrive dedi ki...

size galatasaraylı futbolcuları eleştirdiğiniz için kızmıyoruz.

tribünden sahadaki galatasaraylı oyuncuya küfür edip bela okuduğunuz için kızıyoruz.

Adsız dedi ki...

1985/86 K.G.Kupası Galatasaray Widzew Lodz maçında ..deplasmanda simoviç in kurtardığı penaltı ve simoviç hakkında bir yazı bekliyoruz.

Adsız dedi ki...

ve hatta o maçla ilgili..ilk maçı
1-0 aldık.ikinci maç 2-1 kaybettik.Ama simo panter kesildi..turu o aldı..hazır konu kalecilerden açılmışken..