13 Eki 2010

Hemşehri Hemşehriyi Gurbette S.kermiş

Hani bana ne kardeşim, ben de yazmayayım diyorum  ama, sanki bir makine zorla yazdırıyor. Acaba ben Türk değilmiyim? diye sorgulamıyor da değilim. Almanya geçirince ayağa kalkıyorum, Mesut Özil koyunca Galatasaray atmış gibi seviniyorum, ben vatan hainimiyim ya. Evet vatan hainiyim ben de Nazım Baba,hainliğine de devam ediyorum hala. Takımlarında oynayamayanlar, milli maç olmasa topa ayağını değmeyecek yedekler, kadro dışılar, kazmalar, baltalar. Bu cennet vatanın en ilkel köyünden(misal Iğdır, misal Servet)  bir çobanı koysan daha iyi oynayacak iken, her kasaba takımından en az 1 tane teknik futbolcu çıkan Türkiye orta sahasında 10 senedir Türkiye'de olup, merhaba demesini bilmeyen Ağırol Mehmet'in oynadığı milli takım benim milli takımım değil arkadaş. Hani idam cezası kalktı, kolay atarız artık. Sehpaya bile gönderseler görüşüm değişmez. Ben bu milli takım kimle oynuyorsa o takımı tutuyorum. 2002 Dünya Kupasında gömdüm ben milli duygularımı futbolda.

3 gece önce Almanya'da Mesut Özil, bilezik gibi geçirince kafatasçılar başlarını dağlara doğru uzatarak uludular. Halbu ki aynı anda ben de küfür ediyordum Mesut Özil'e. Bu kadar kötü oynanır mı lan diye. Acaba o da mı uluyordu ilk yarı boyunca. Mustafa Sarp misali saklandı, yalandan idare ediyordu, ama tribünlerde sadece adı Türk olan, Türkiye'den kaçmışlar, bir daha asla köylerine dönmeyecek olanlar, tercihlerini Almanya'da yaşamak üzere koymuş olanlar, aynı gerekçelerle tercih koymuş Mesut Özil'e sövüyorlardı. İkinci yarı aldı sazı eline, futbolu şiir tadında oynayan Mesut. Ulus takımında banko oynama garantisi verilmediği için risk alan, Almanya'yı seçen Mesut. Dünya Kupası'nın yıldızı Türk. Real Madrid'in 10 numarası. Nefret ettiğim futboldan beni koparmamaya çalışan, Dünyada ki 5 futbolcudan biri Mesut. Bir ara koptu Gökhan Prensin ardından attı efsane çalımı bıraktı geriden gelenin önüne, top gol olmadı. Ulan Kızıl Elmacı faşist, Almanya tercihini yapan Mesut değil, Mesut'un babasıdır. Küfür edeceksen niye Almanya'ya gitti diye babasına et. Mark için Mesut'un babasını ırgat olmaya mecbur bırakanlara et.

Mesut Özil kardeşim, attığın gole Türkiye'de benden başka sevinen oldu mu bilmiyorum? Takipçin olacağım, tek bir istisna olmaz ya hadi bir gün biz eski günlere döner de  Real Madrid'le bir kez daha karşılaşırsak o maç tanımam haberin olsun. Gerisi boş, istersen İstanbul'daki maçta da bizim Milli Takıma gol at, yine bu abin ayağa kalkacaktır.

Daha Mesut'un koyduğunu hazmedemeden bu sefer darbe baba ocağından geldi. Yalamalar gazetelere ilan vermişler.'' gardaş gardaş oynayak, ama biz galip gelek'' Bokunda boncuk bulundu ya, 20 sene evvel kovdukları Evliya Çelebi'yi geri getirdiler. Sanki Brezilya'yız da Dünya üzerine dağılmış 500 futbolcudan milli takım seçeceğiz onları motive edip sahaya süreceğiz.. Kartalspor'un hocası olsa ne olacak ki. O da aynılarını oynatacak. Milli Takımın kadrolu devlet memurlarını oynatacaklar. 3 büyükler dediğimiz küçüklerin hocalarına nisbep yapıp, onların oynatmadığını oynatacaklar. Ama bize müstehak, Fatih Terim gitsin diye az kusmadık, Fatih Terim'in Hollandalısı geldi başımıza. Gerçi bana ne de, işte baştan söyledik, yazsak çare yok, yazmasak bir tarafımız acıyor.

Hadi Almanya'da hedef tek kişiydi, Mesut Özil'e sövüp tatmin olduk. Dün geceye ne diyelim. Serin sulu bulaklara, bal süzülen dodaklara mı sitem edelim. Gurbette karşılaştınız Afferin çocuklar, kardaşlarınızı hatırladınız, Dede nasihatini dinlediniz. Koç Nebi'nin hecerinden, Setter Han'ın hünerinden, Köroğlu'nun nigarından, Azarbaycan diyarından bize selam getirdiniz.




8 Eki 2010

Siz Adam Bile Değilsiniz

Bu sütunlarda yıllardır götümü yırttım durdum. Futbolcu değilsiniz lan siz. Takımı yıllardır itin götüne sokan sizlersiniz. 3 senede 6 hocayı kovduran sizsiniz. 10 senedir Fenerbahçe'yle berabere bile kalamadınız. Köy takımlarına, dağ takımlarına elendiniz. Şampiyonlar ligini kuran takımın futbolcususunuz, acaba bileniniz var mı içinizde? Şampiyonlar Ligi logosundaki 8 yıldızdan biri sizsiniz. Bu taraftara unutturdunuz lan Şampiyonlar Ligi marşını. 10 metreye  pas atamazsınız, orta yapsanız tribüne gider. Geriye düşseniz çıkaramazsınız, galip duruma geçseniz tabelaya yatarsınız.

Yere düşseniz sakatlanırsınız, sakatlansanız iyileşemezsiniz. Nesiniz lan siz iki maç üst üste iyi oynayamazsınız. Cebiniz büyük, paraları koyacak yer bulamıyorsunuz, arabalarınız en pahalısından. Hepinizin meneceri var, muhasebecileriniz, para sayıcılarınız var. Sorsak hepiniz Dünyanın elit futbolcularındansınız. Taşak geçersiniz bizle. Maçta, tribünde 10 kişi bağırsak koşa koşa gelirsiniz, dışarıda rastlasak bize boka bakar gibi bakarsınız.

Neler gördük lan biz, sizden bin beter kötü futbolcular seyrettik. Yine siz arada sırada şansa mansa Şampiyon bile oluyorsunuz. Bizim koskoca çocukluğumuz geçti lan takımı Şampiyon göremeden. Evet onlar kötüydü ama sadece kötüydü.. En kötü bellediğimiz Öner Kılıç, hepinizden daha büyük Galatasaraylıydı. Hepsi Galatasaray tarihini yazdılar, Galatasaraylılığın en büyük örneğini verdiler. Ben bir çoğunu şahsen tanıyorum, hala can ciğer arkadaşlar. Birinin başına bir şey gelse tam kadro oradalar. Cenazede, düğünde, bayramda. Sefer'in oğlu, Bülent Dalkılıç'ın ve daha nicelerinin oğlu futbolcu oldu. Bir tanenizin çocuğu bizim Mahalle Takımında oynasın eşşek olayım.

Kimsiniz lan siz. Bu ne hokkabazlık, bu ne şaklabanlık. Tamam tescilli, lisanslı kötü futbolcusunuz, itirazımız yedek kaldığınıza değil. Oynarsanız küfür ediyoruz zaten. Takımda Elano yok, Baros yok, Arda yok, Servet kadro dışı kalmış ve siz yedektesiniz. Utanın lan, takım ilçe takımına yeniliyorken bile size ihtiyaç duyulmuyor. Mecburiyetten isminiz yazılıyor işte tahtaya, mecburiyetten para alıyorsunuz. Eski düzen olsa, takımlar sahaya 14 kişi çıksalar tribünden bile maç seyretmeyeceksiniz. Zaten sikinizde bile değil ya, takım yense umurunuzda değil, yenilse hiç değil. Oynarsanız, istatistiğe yazıyor, oynamasanız farketmiyor. Ulan sıkımıydı be Cüneyt'i yedek bekleteceksin, Tanju'yu oynatmayacaksın, Fatih' ikinci devre oyuna sokacaksın. 10 gün sokağa çıkmazlardı lan utançlarından. Ben yedeklerin ısındığını bile hatırlamıyorum, her halde saklanırlardı.

Notunuz belli, Galatasaray'ı bok gibi futbol oynatan elemanlarsınız. O yüzden yedek kalmanız hiç birinizi üzmüyor, neşeniz daim olsun. Yedekliğiniz de daim olur inşallah. Futbolcu değilmişsiniz ki şu boktan takıma bile giremiyorsunuz, amma ve lakin adam bile değilmişsiniz lan siz. Hocanızın babası ölmüş, aranızda babası ölen var mı bilemem? Anladık Reykart düşmanınız, ondan önceki hocalarda öyleydi, ondan sonra gelecek olan da düşmanınız olacak. Düzen böyle olduğu sürece, bir takımda oynayabilecek 35 kişi olduğu müddetçe adam olmadığınızdan dolayı hangi hoca gelirse gelsin düşmanınız olacaktır. Neticede 11 iniz oynayacak  oynayamayan diğer çoğunluğun hedefi hoca olacaktır. Oynayanlara ne demeli, ulan insan biraz sıkar be, biraz koşar, şu günde bir galibiyetle bile gönderemediniz Hocayı mezarlığa ya yazıklar olsun size.

Arkadaşınız Servet kadro dışı kalmış, o akibeti meçhul, hocanızın babası ölmüş, siz yedeksiniz ve akla hayale gelmeyecek maymunluk icat etmişsiniz ısınma bahanesiyle. Nerenizi ısıtıyorsunuz lan şebekler. Hnagi antrenman metodunda var böyle ısınma hareketleri.

Ulan Reykart, bu adamları oynatırsan sen de adam değilsin. Bak sana ufak bir tüyo vereyim usta. 2 senedir yırtınıyorum, burası senin bildiğin ülkelere benzemez. Taşları bağlar, köpekleri salarlar, evrimi tamamlayamamış türler vardır bizim buralarda. İnanma kulüp doktorlarına, tanıdığın vardır senin. Çağır gelsin, at muayene eder gibi muayene ettir hepsini. Sağlamlardan 16 kişi ayır, gerisini Servet'in yanına gönder kuaföre gitsinler. Floryaya sokma, bu 16 kişiyi karantinaya al, her birinin başına azılı 10 taraftar bulmak benden. Kıpırdayamasın pezevenkler, antrenmandan maça, maçtan yatağa. Başka yerde görülene verdir sopayı. Eğlenmek yok, arabaya binmek yok, forma eşofmandan başka bir şey giymek yok. Gıda, et, süt, besinden başka bir şey yeme içme yok. Maçtan sonra koştur, koşacak dermanı kalmış olan varsa ceza ver. Bütün maçlara parçalı formayla çık, hepsinin içine Metin Oktay yazılı tişört giydir. Daha kötü netice alırsan ben Sami Yen'de kendimi asarım.

Şebekleri mi ne yapacaksın? Bırak işte layık oldukları yerdeler zaten. O kadar para verip maçlara geliyoruz, futbol seyredemiyoruz, bari şebek seyrettik der güler geçeriz.

6 Eki 2010

Aslantepe Seyircisi

Maç saymaya başladı Aslantepe Taraftarı. Tarihe geçmek, bu stadın ilk kombinesi işte bu demek için mütevazi taraftar yemeden içmeden kesilip kart peşine düştü. Kimisi diyor ki, seyredilecek takım mı var? 8.000 kişi maça gelenler, 52.000 kişilik stadı nasıl dolduracak? Bilmiyorlar, hiç bir zaman da öğrenemeyecekler. Taraftar takım seyretmek için stadyuma gitmez. Stadyuma maç seyretmek için gidenlere seyirci denir, ve seyirci de bizim ülkemizde yoktur. Dünyanın en güzel futbolunu Fenerbahçe oynasa ben bir maç gideyim de şunları canlı izleyeyim demem. O iş kalktı, 40 sene önceydi. Ha biz niye maça gidiyoruz?, Takım her geçen sene, her geçen maç daha kötü oynadığı halde niye çok daha pahalı olan, hem de1.5 senelik satılan Seyrantepe'ye koşuyoruz? Çok basit cevabımız. Biz takım seyretmeye gitmiyoruz, biz forma seyrediyoruz. Formanın içindeki adamlara, formanın içinde oldukları sürece saygımız veya saygısızlığımız var. Hiç kimse babamızın oğlu değil, ayrıca kimse kuşku duymasın ki, sevdiğimiz futbolcuyu babamızın oğlundan da fazla severiz.

Şimdi deseler ki kombine alacak olanlara, takım bundan sonra her maçını kaybedecek, çok sevdiğiniz hocanız gönderilecek,  en çok küfür ettiğiniz futbolcularla saha çıkılacak, bir kişi bile kart almaktan vazgeçmez. Hatta bu stadyumda maç falan yapılmayacak, 15 günde bir saat 19.00- 21.45 arası giriş serbest olacak deseler bile en az 30.000 kişi o tribünlerde oturur. Aynen öyle olacak, Olimpiyat Stadında, 50.000 kişi, Cihan'ı, Orhan Ak'ı seyretmişti, şimdi de Servet'i, Gökhan'ı, Sarp'ı seyredecek. Yani lafın gelişi, formayı seyredecek.

Benim takıldığım bir mevzu var bu stad hakkında. Temelinin fotoğrafını çekmiş, belli aşamalarda bir kaç kez görmüştüm. Bir defa bilinen düzenin tersine şeref tribünü ve dolayısıyla kameranın çekeceği taraf değişik. Yani Ali Sami Yen'le kıyaslarsak, Aslantepe'de şeref tribünü kapalıya alınmış gibi. Bütün stadyumlarda yön belirlenirken kıstas güneşti herhalde. Eskiden tek tribün kapalı olurdu, ya da en azından karşılıklı tribünler kapatılırdı. Gündüz maçlarında güneş gelmesin diye de güneşi arkaya alan kapalıya şeref tribünü konuşlandırılırdı. Seyrantepe'de yön farketmeyeceğinden oturum şimdiki gibi dizayn edilmiş. Onlar için farketmiyor, ancak bizim için farkeden bir durum var. O da deplasman seyircisinin oturacağı bölüm.

Biz çocukken, Mithatpaşa Stadının açık tribünlerine kendimizi attığımızda koşar, orta katta, şimdiki numaralıya yakın köşeden bir yere kendimizi atardık. Yani şimdi en çekindiğimiz, önlem alacağımız Fenerbahçelilere desek ki gelin kendinizi bu stadyumda yer beğenin. Şimdiki yerden başka bir yere geçen olursa taraftar değilim. Stadın çıkış kapısı olmayan tek köşesi. Karşı taraftan kameralar maçı çekiyor. Asacakları her flama, yapacakları her görsellik ister istemez kadran içinde. Ayrıca güvenlik nedeniyle sağ ve sol tarafları epeyce bir boş bırakılacak. Çürük diş desem, saha iğrenç bir durum. Senede 3-5 maçın haricinde o bölüme kimse alınmayacak.Üstleri modern bir kafesle kapatılacak, bazı maçlar elektriklenirse sahaya yakın olduğundan her türlü provakasyona gebe. Ana yola yakın olması nedeniyle ilk dolacak, en çok rağbet görecek olan kale arkası, deplasman tribününün olduğu kale arkası. Olimpiyata gitmiş, tecrübeli taraftar bilir, Edirne tarafındaki kale arkasına kimse gitmezdi.

Yani kısaca daha görmeden hayran olunası bir stad yapıldı. Bizimkilere kalsa bir 20 senede yapılamazdı o ayrı da, hadi yapıldı bu işlere kim karar verdi acaba? Güvenlik nedeniyle kolay girsin çıksın hesabı yaptılarsa(aynı durum Fenerbahçe Stadında mevcut. Eskiden okul tarafına giderdik, sopayı yerdik, şimdi istasyon tarafından, otoban tarafından daha az sopa yiyerek girebiliyoruz) o zaman yine aynı tribünün diğer köşesi, üst tribün verilebilirdi. Noi Camp'ta, Barnebau'da  90 dakika bütün dikkatinle maçı izle deplasman   tribününü göremezsin. Otobanın karşısındaki kale arkasını takip edin, çoğu maçta dolmayacak orası.

Yeni Stad heyecanına limon sıkmadan bir tesbit yapayım dedim sadece.

4 Eki 2010

Bir Kadro Planlaması

Bizimkini geçin. Adnangiller'in oyuncağı, şamar oğlanıyız biz. Şu en en mutlu insanlar camiamızda bu ikisidir. Devre arasında sakat, kadroya giremeyen, bi bok etmeyen futbolcu transferi ve elde patlayanları nasıl gönderirizin muhasebesiyle meşguldürler  muhtemelen. Çok yazdık Galatasaray'ın derin devletini. Kendi işlerinde, inşaatlarında en ufak bir hata olmaz. İş yerlerinde işe yaramayan tek bir meydancı bile yoktur. Maaş verdikleri insanların, kanını iliğini emiyordur. Fazladan 5 kuruş vermez, gereksiz masraf etmez. Eğer işine yaramayacaksa tek bir pense bile satın almazlar. Ne düşündüğümü herkes biliyor bunların hakkında. İyi düşünen varsa da sayıları çok azdır, ya da çapulcudur.

30-40 kişi yi dolduruyorlar  tesislere, 11 kişi oynanacak maçlar için. Başlarına da Dünyada futbolla ilgilenen herkesin tanıdığı, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği birini koyuyorlar ve başlıyorlar gülmeye. Yalan dolan, sezon başında. Takım hangi turnuvalara katılıyorsa o turnuvayı Şampiyon bitiriyorlar. Dağ takımına elenince o hafta bir şekilde geçiştiriliyor. Neticede futbol 3 ihtimalli oyun, ahlar vahlar, son dakika golü şanssızlıklar. Yeni yalanlar, yeni hedefler.

İş Galatasaray'ın kadro planlamasına gelince; Kardeşim Türkiye'de lig te oynayan takımları iyi analiz edeceksin. Her ne kadar adı futbol ligiyse de, değildir, en iyi senin bilmen gerekir. 4 iklim hüküm sürer bu memlekette. Her görüşten, her sosyal sınıftan insan vardır necip millettin bünyesinde. Bir hafta Antalyaspor'la oynarsın, sıcaktan sıtmaya yakalanır futbolcun, diğer hafta Sivas deplasmanına gider it gibi titrersin. Takımın 3 ü 5 i mutlaka bir kaç idmanı kaçıracak şekilde hasta olur. Bir hafta cillop gibi sahada oynarsın, diğer hafta stad demek için noter getireceğin bir tarlada maç edersin. Bir hafta Rıza'ya karşı oynarsın elini ayağına verir, temkinli olup sonra Yılmaz Vural'a çıkarsın çarpılırsın.  Efendisi de vardır futbolcuların, ayısı da.

Yani diyeceğim şu dur. Oynayacağın takımla futbol dışı bir mücadeleye girmek mecburiyetinde kalırsan onda da kazanmalısın. Şu en son maça bakalım, deve güreşi oynasak kimle oynıcaz. Evet onlar Tozo-Emenike, buyur sen hocasın çıkar iki kişi karşılarına, çıkaramazsın. Gökhan'la Cana'yı vereyim desen ilk hamlede yıkılırlar. Sende de en az onlar gibi iki deve olması lazım, yok. Nonda'yla Servet'i çıkar bakalım Karabükspor'la yapacağın  deve güreşi müsabakasına ne olur netice?  Jimnastik takılalım dediler, evet Keita lazım artistik hareketlerde, jo lazım atlama beygirinde. Sen kimi çıkarmışın sahaya Ayhan'ı. Gece hayatı yok, harama uçkur çözmez, kimseye atlayamaz. Takla atacak adamın yok. Güreşi, basketi, boksu dün saydık yok. Kısa mesafe, uzun mesafe yarışalım desen, Misimoviç 50 metre koşsa yere yatacak gibi, Pino desen dinlenmeden 5 km koşamaz.

2000 senesinin kadrosundan örnekler vereceğim. At yarışı yapsak, Suat'la Okan joker olur. Hem ufak tefek olacan hem iyi futbol oynayacan. Bizim takımın kadrosunda Emre Çolak var, ata binebilir, amma velakin futbol oynayamıyor. Boks, karate, güreş gibi vurdulu kırdılı sporlarda Fatih Akyel, Emre Aşık amade. 100 metre yarışı varsa, Ümit Davala var. Basket'i kimse oynayamaz bizimle Hakan Şükür smaç basar. El topu, voleybol oynamayı teklif etseler Taffarel'in var korkma her kesi yenersin. Atlama Beygirine çıkar Ümit Davala'yı. Artistik patinaja ver Hagi'yi çimde dans etsin.

Kafayı biraz  da siz yorun ya, bu sene ki takımda futbol dışında her hangi bir dalda üstünlük kurabilecek yetenekte biri var mı? yok, Geriye ne kalıyor, bari futbolda başarılı olun. Emenike'yi dövemiyorsunuz, bari topa vurdurmayın. Peş peşe 2-3 pas yapın ya. Vallahi çocuklar Ağrı Dağına bıçak çektiniz, benim bildiğim taraftar hele ki Aslantepe'ye gün sayıyor sizin çoğunuzu çıkartmaz. Çıkartırsa onlara da yazıklar olsun.

2 Eki 2010

Başımızdaki Simon; Karabükspor 2- Galatasaray 1

Nereden başlasak acaba? Servet'in nihayet kadro dışı kaldığına mı sevinelim, Gökhan Zan'ın sakatlanmadan bir maç çıkardığına mı üzülelim? Evet nihayet, bana göre iş işten geçtikten sonra da olsa takımın içini oyan Aykut, Servet, Sarp üçlüsünden kurtulduk. Bizim oraların meşhur ata sözünü bir daha yad edelim.'' Kadı sikildiken sona kapıyı kapattılar'' geçmiş olsun.

Sezon başında milyonlarca Galatasaray'lıya anket yapsalar, içlerinden biri acaba ligin 7.haftasında Ufuk, Gökhan Zan, Serkan Kurtuluş, Ayhan Akman, Barış,Aydın oynayacak, daha düne kadar banko oynayan Aykut, Servet, Sarp oynamayacak diye bir tahminde bulunabilir miydi? Bu kadar mı kötü bir sezon planlaması yapılırdı? Transferin son günü apar topar getirtilen Misimoviç, ve İnsua'dan takım elendiği halde ne beklediniz? Ne işimize yarayacaklar, Karabükspor'u yenemeyen takımın ilk 11 varlar ise?

Başımızdaki Simon, dünkü maçtan sonra kusmuş. Sahayı patates tarlası, hakemi bahçıvan yapmış. Dün Simonlaşacağına, bir kaç maç önce aynı yerde Beşiktaş oynarken azıcık mertlik gösterseydin. Bu sahada ben takımı maça çıkarmam deseydin. Evet ne yazık, Karabük'te kahvelerden toplanmış sandalyeleri taç çizgisinin kenarına dizmişler insanları oynanan oyun lig maçı diye yutturmuşlar. Karşı tarafta inşaat panoları, zemin iğrenç, hakem iğrenç biz iğrenç, hoca iğrenç başkan iğrenç. İstanbul'un göbeğinde POLAT TOWER'i görenler var değilmi? o ne muhteşem binalar yabancının değil, patronu ne başarılı bir iş adamı. İşte iş adamlıkları bu kadar, PKK kampında kız kardeşini, liderlere yaranmak için, haksız yere ölüme mahkum eden mahkeme komutanı Simon'un adaleti kadar. Kendilerine oldu mu en ufak bir hata yapmazlar, iş milyonlarca Galatasaraylıyı ilgilendiriyorsa da önemli değil, yalan dolan.

Koskoca(lafın gelişi artık benim için) Reykart, kazma Servet'i ben artık oynatmayacağım o yüzden kadro dışı bıraktım diyemiyor da,  Milli Takımda rahat rahat oynasın diye dinlendirdim diyor. Babası ölmüş bu hafta eleştiri dışı da, biz bu kadar da keriz değiliz be Reykart. Dün o pis zeminde en iyi mücadele edecek adam gördüğümüz kadarıyla Cana'ydı, sence öyle değilse bir daha sakın oynatma o zaman.

Ben dün Servet'in olmadığını öğrendiğimde, bir heyecanla hezimet olur diye fetva vermiştim. Doktora demişiz sanki,  aman doktor bizi koleradan kurtar vebaya bulaştır. Servet'i oynatma da Gökhan'ı oynat demişiz. Yere düşse sakatlanacak, bir kafaya çıksa burnu çatlayacak adamı. Galatasaray kötü oynuyormuş, ben kabul etmiyorum. Bu futbolcular kötü, oynayacakları en büyük futbol bu kadar. İyi futbolu kötü futbolcularla oynayamazsın. Bunun tek bir istisnasını gördü bu taraftar, o da Lucescu zamanında. Ölülerle çeyrek final'in kapısından dönüp ülkede şampiyon olduğu zamanda.

Eskiler bilir, bizim zamanımızda amatör maçlar oynanırdı. Biz de sabahtan akşama kadar maç seyrederdik. Hiç bir takımı, futbolcuyu tanımazdık. Sahaya çıkarlarken, duruşlarına, fiziklerine, formalarına bakarak tahmin yapardık, şu takım yener diye. O günlerden kalma biri gibi sandalyeden maçı seyretsem, tahminde bulunsam açık ara Karabük kazanır derdim. Dünkü maçın tarafları hangi sporu yaparsa yapsın, hangi oyunu oynarsa oynasın Galatasaray'ı yenerdi. Basket oynasalar daha uzunlar, Voleybol oynasalar servis atacak oyuncumuz yok.Güreşe tutuşsalar bir Tozo, bizim 5 kişiyi birden yere yıkar. Bir kavga çıksa Emenike tek başına, Serkan,Neil, İnsua, Pino'yu döver. Yani futbol dışında hiç bir sporda baş edilemez bir durum. Futbola gelince de bizim hanım evladı forvet Deumi karşısında ayakta duracak mecal bulamadı. Bir Emenike'yi 3 kişi engelleyemedi.

Çocuk oyunları oynasak yine onlar yenecek bizi. Misket oynasak  daha nişancılar, yakar top oynasak her tarafımızı yakar bunlar, ha bir oyun var ki mutlak galibizdir. Saklambaç oyununda üstümüze yok. Misimovic, Pino, Aydın öyle bir saklanıyor ki cinlerin isyan edesi geliyor. Madem saklambaç oynayacağız bu oyunu Dünya'da en iyi oynayan Mustafa Sarp'ı niye oyun harici bırakıyoruz? Adam 90 dakika, televizyona, hakeme, taraftar görünmeden maçı tamamlama yeteneğine sahip.

Gökhan Zan kazmasına ne demeli? En büyük piyangolardan biri vurmuş, oynamadığın halde kendini Galatasaray'da bulmuş, daha büyük piyangoyla hiç hesapta yokken ilk 11 çıkmışsın. Ulan adi herif senin yerinde ben olacam, o Emenike'yi ısırırım , yerim, bir bacağımı sahada bırakırım da yine iyi oynarım lan. Önündeki maça bakma sakın kepaze herif. Baktırmayız evellalah.

Takımda tek oynayan kaleci. Yanlış anlaşılmasın kelime manasında Ufuk oynadı en iyi, belki en çok o koştu, en çok o terledi, ben yenilmem diye bağırdı. Tekmeye uçtu, saha kötü olmasa penaltıyı da kurtarıyordu. Bu sene de bekar gezdik belki ama artık bizim de bir kalecimiz oldu sayılır.

Arda Turan'ı bitirme safında olanlar anladı en azından. Eğer takımda Arda yoksa topu gol bölgelerine bile getiremezsin bu kadro yapısıyla. Reykart'ın suçu yok diye kendimizi avutuyorduk, ama suçlu sorumlu aramak beyhude.

Başımızda bu Simon'lar varken biz Haliç'te farkına varmadan çok bok kokusu koklarız daha. Lanet olsun

1 Eki 2010

Ben Sizin Babanızım, Ben Ne Dersem O Olur


Çok geç öğrendim Servet'in kadro dışı kaldığını. Yetişebilseydim Karabük'e gidecektim. Boşuna yırtılmadı bu gırtlaklar demek. Demek feryat figanımız ulaşmış Florya'ya. Kendim için yapmadım inanın çocuklar. Ben neticede hepinizden daha çok Galatasaray maçı seyretmiş adamım. Doydum, bundan sonra hiç maça gitmesem de artık gam yemem. Sonunda sizlere Aykut, Servet ve Sarp'ın ilk 11 çıkmayacağı bir maç hediye ettim. Bütün Galatasaray'lılara armağan olsun. Bu sene Galatasaray'ı yorumlarken böyle bir maça er geç çıkılacağını yazmıştım. Ve bu maç kime denk gelirse gelsin hezimetle geçilecektir diye vurgulamıştım. İşte geldi çattı o maç. Geçen sene şampiyonluğa mal olmuş, bu sene de yüzde yüz olacak muhteşem üçlüden hepinizi kurtardım. Kalede Aykut, geride Servet orta sahada Mustafa Sarp'ın oynadığı takım, sizi, bu sene Avrupa kupalarından ettiği gibi seneye de oynama ihtimalinizi çalacaktı. Yetmez ama evet, diyoruz. Servet kadro dışı olmuş, eğrisi doğrusuna denk gelmiş. Gönül isterdi ki bu hamleler Reykart tarafından oynana oyunlara bakılarak yapılsaydı. Ben de Reykart'a küsmemiş olsaydım. Şimdi sırada Sarp'ın sonradan oyuna girme ihtimalini de ortadan kaldırmak var. Beklenmedik çıkış yapan Serkan Kurtuluş, Sabri'ye yeni bir yer açtırabilir takımda. O da orta sahaya kaymasıdır Sabri'nin. Bu da ebediyen Mustafa sarp'tan kurtuluşumuzun müjdesidir. 

Nedenini araştıracak değilim. Ben, Servet'in oynadığı futbola tutulmuşum. Topa götüyle her müdahele edişinde, her sümkürüşünde, topu her şişirişinde, kabiliyetini sorgulamadan topu her sürüşünde ömrümden ömür gitti. Kazmalık demek oluyor ki sadece sahada yapılmıyor. Diğerlerinin de saha dışı bir kazmalık yapmaları yakındır. Aykut'un keyfi gıcırdır, gidip sorsan yedekte ömür boyu kalmaya fittir. Yedek kaldığı müddetçe bizim için ihmai edilebilir niteliktedir. Fakat diğer sinsi 16 numara pusuya yatmış beklemektedir. Çok akıllı olduğundan şüphelerim dağılmış değil, kurtulmak kolay olmayacak. Galatasaray'ın mağlup oynayacağı bir maç kollayacaktır. Hayatının en dikkatli anlarını yaşadığından eminim. Çok diridir, ayı kuvvetindedir, timsah gibi hareketsiz av beklemektedir.  Olası bir kötü oyunda saha dalacak, mutlak bir gol atacak, tekrar başladığım noktaya beni geri döndürecektir. Yutmayın sakın çocuklar. Bizi peş peşe 3 maçta bile ipten alsa(ki- milyonda sıfır ihtimaldir ve ben her ihtimali düşünmek durumdayım sevgili Galatasaray ve genç yandaşları için) yine inanmayın. Oyuna girerken homurdanın, yerine oynayanlara maymun medyanın kötü not vermesine aldırış etmeyin.

Bu akşam takım ister istemez benim çıkaracağım 11 le saha çıkacaktır. Reykart'ın da babasının öldüğünü haber almış durumdayım. Muhtemelen Reykart takımın başında olmayacak. Duruma sevinecek değiliz elbet, ne var ki takımı muhtemelem Neeskens idare edecek. Bu da bir eğri doğru hesabı benim için. Lafımın arkasındayım, Eğer Baros sakat olmasaydı, Arda oynasaydı bu maç tarihin en büyük hezimeti olarak kayda geçerdi. gerçi Galatasaray'ın felsefesinde çok fark atmak yoktur. Oyun enbaşta SAYGI yı gerektirir bizim için. Rakibe saygı, o takımın seyircisine saygı. 8 tane atıp o futbolcuları itin götüne sokunca eline ne geçecek? Ben oyundan bahsediyorum, yani benim için hezimet olma ihtimali olan bir oyun oynanıyor mu? Ona bakarım ben. Misal geçen hafta Galatasaray istese, hoca istese, Mustafa sarp girmese o maç 7 ye 8 e giderdi.

Bu mantıkla, bu gece oynayacağımız maç için iyi futbol oynayacağımızın garantisini veriyorum. Sahanın bozuk olması, tribünlerin gecekondu gibi durması motivasyonu bozmaz ise, çok rahat galip geleceğimizi söylüyorum. Maçın deplasman olması, belki temkinli oynanmayı gerektirir, ve de Karabükspor'un daha önceki performansına baktığımızda hiç de kötü bir takım görüntüsü ortaya koymadığı görünebilir. Ne var ki eğer biz boşuna 12 parmak bağırsağımızı yırtmadıysak, Reykart'tan daha iyi takımı tanıdığımız iddasındaysak ve öyle ya da böyle takım bizim istediğimiz dizilişle sahadaysa, zımpara gibi sahada oynansa, Antalyaspor'dan daha aşağılık bir takımla oynansa da, lafımızın arkasında durmak düşer bize bu saatten sonra.

Ve ahkam kesme vaktidir. Rahat olun gidin Galatasaray'a üst basın, galibiyet basın. 4-6 dan yatabilirsiniz belki o da dediğim gibi Galatasaray tabelayı alırsa hezimete gitmez o yüzdendir. Tabi burada bir küçük istisnayı da yazmadan geçmeyeyim. İstesem yayınlamayı kadroyu bekler öyle yapardım ama RESPECT önce kendimize hesabı. Şimdi Servet'in yerine Gökhan Zan'ı oynatıp da bunlar bana yeni bir savaş cephesi açarmı acaba? İşte ona dayanamam. Eğer Gökhan takıma girer de oynamaya başlarsa artık yapacak bir şey kalmıyor benim için. Gömdüğüm yerden geri çıkartırım savaş baltalarımı, kafama takarım tüylü şapkamı, yüzümü gözümü boyarım rengarenk, toplarım tam tam ekibini, alırım elime meşe odununu, Florya'da pusuya yatarım. Gökhan Zan'ın kemiklerini kırarım.

Bu saydığım adamlar oynamıcak kardeşim. Ben Galatasaray'ın, taraftarı, başkanı, futbolcusu, hocası her şeyiyim. Ben ne dersem o.

27 Eyl 2010

Mustafa Sarp Üzerine Tezler

Artık kendisiyle bu denli uzun dalaşmayacağım. İsmini ilk duyduğum(Galatasaray'a transfer olduğu an) andan şu ana kadar ki performansıyla, Galatasaray tarihindeki en nefret ettiğim futbolcu unvanını almış birinden bahsedeceğim. Yalnız, Mustafa Sarp olayı, öyle sadece kötü bir futbolcu oluşuyla geçiştirilecek bir mevzu değildir. Bu gözler 40 yıl boyunca ne kötü futbolcular gördü de, hiç birisinden 16 numarada olduğu ölçüde nefret etmedi. Kötü futbolcular, sadece kötüydü, sahtekar değildi. Son oynanan lig maçında benim taraftar kamera ekibini görevlendirdim. Sadece kendisini çekeceklerdi. Dedim ya işte, bazılarının götünü doğarken evliyalar yalıyor. Yalama sa, bu kadar kötü bir futbolcu koskoca Galatasaray'da  2 sezon boyunca banko oynayabilir miydi. Reykart'ında oynatmayacağı tuttu işte, bizimkiler özel olarak kendisini çekeceklerdi ya. Şans işte.

60 dakika zor dayandı Reykart, Mustafa Sarp'sızlığa. Biz de öyle. Girdiği dakikaya kadar Belediyespor'un şutu, atağı yoktu. Galatasaray ise sezonun en iyi futbolunu oynuyor ve en farklı skoru yazdırıyordu tabelaya. 4,5, 6. goller an meselesiydi. Takım artık şova dönük oynamaya başlamıştı. Taraftar ilk defa Nevizade'yi söylüyordu gol yerim korkusu olmadan. Hatta kaleci Ufuk bile bir topa fantastik atlama yapmıştı skor avantajına güvenerek. Oynadığı yarım saat boyunca sıfır pas hatasıyla oynadı. Dünya'da  üstüne yoktur iddiaya girerim. En az pas hatası yapan futbolcu Mustafa Sarp'tır. Aynı zamanda en akıllı futbolcu da kendisidir. Her pozisyonda topun nereye gideceğini veya geleceğini hesaplayabilir. Bu hesap çerçevesinde topla buluşabilir. Belediye maçında taçtan gelen hiç bir topu almadı. Gole eskortluk etti. 50 metreden gelen topu seyretti, tam Ayı Tum'un kel kafasına teması sırasında  6 pas içinde felç geçirdi. 10 cm zıplasa gol olmayacaktı. Yine oynadığı yarım saat boyunca elinden gelenin en iyisini yaptı. Top ayağında olanla paralel  bağlanmış vaziyette koştu. Ayhan, Cana, Barış'ın topa basma riskine girip sarı kart aldıkları maçta hakemle hiç bir işi olmadı. Şimdi düşünsene, topa çift dalacaksın, hadi dokunamadın atıldın. Bittin lan, sen olsan dalarmısın. Formanın ateşten gömlek gibi giyildiği Galatasaray'da bir çıkartırsan unutulur gidersin. Misal en son Serdar Özkan, anası babası,arkadaşları dışında arayanı soranı var mı acep? Misal Gökhan Zan; Hayret ediyordur her halde kendi durumuna, Türk Ulus Takımının banko stoperi olacaksın, Galatasaray yedek kulübesinin oturaklarını pas pas yapacaksın. Olacak iş mi? Ne günah işlemiş olabilir böyle bir ceza için. Ya da ne sevap işledi öyle büyük bir ikramiye için.

Neyse biz 16 numaramıza dönelim. Biz ya bi bok bilmiyoruz, ya Reykart bi bok bilmiyor. Raykart'ın bi bok bilmediğini iddia edecek durumumuz gerçekte mümkün olmadığına ve biz de evelallah bi bok olduğumuza göre işin içindeki bit yeniğini araştırıyoruz. Neden oynatıyorlar?

Ticari amaçları olabilir, sanırım kontratı 3 yıllık, değilse bile mutlaka devre arasında yenilerler. Mehmet Topal örneğini vermiştik. Şimdi futbolcu piyasası, tanınmamış futbolcular için istatistiki bilgilerle işliyor. Bir futbolcu satıcısı, elinde dosyayla, bir takımın satın almacısıyla konuşuyor. Elimde, ülkenin en büyük takımının orta sahasının bankosu var. Buyur, ligin en çok koşan, en az pas hatası yapan, yenilen gollerde hiç bir hatası olmayan sudan ucuz futbolcu. Resmi veriler böyle ise babanın takımına itelersin. Misal sen bir patronsun, diyorlarki bilmem ne üniversitesini şu dereceyle bitirmiş, ahlaklı, kötü alışkanlığı olmayan sabıkası bulunmayan biri var. İşe almazmısın? Ben alırım arkadaş kimse kusuruma bakmasın. Birinci sebep bu olabilir. Aynı yollardan geçip Mehmet Topal'ı 6 milyon yuroya kakalayan bu  tüccar ekip, eşeği boyayıp at diye satar kimse merak etmesin.

İkinci sebep metafizik olaylarla açıklanabilir belki. Mustafa Sarp muhtemelen bir koku, sıvı, gaz salgılıyordur maçlarda. İlahi bir gücü vardır da belki sayesinde fazla gol yemiyoruzdur. Misal o girdikten sonra pozisyona girdi Belediyespor'lu futbolcular. Birinde İskender inanılmaz avuta attı. Biz öyle gördük, ne biliyoruz o anda kale arkasında bir evliyanın olmadığını. Servet'in çıkardığı topa ne demeli. Sarp oyunda olmasa Servet o topa müdahele edemeyecekti belki de. Ne yalan söyleyeyim, metafiziğe zerre inancım yok, ama maçın birinde Mustafa Sarp'ı kucağına alıp koşan, uçan, gol atan, gol kurtaran ak sakallı bir dede görürsem şaşırmam.

Sebep çok, misal onu oynatarak, yerine yedek kalanlara mesaj veriyorlardır. Misal Cana, misal Elano tımarhaneye gitmek üzeredir belki. Top onundur, yönetici dayısıdır. Hangimiz mahalle maçlarında böylesi haksızlığa uğramadık. Çok sevimlidir, belki diğerleri o takımda diye gerektiğinden daha iyi oynuyordur. Yani ben hoca olsam, her an beni dövecekmiş gibi duran Barış Özbek yerine, kedi uysallığındaki Mustafa Sarp'ı tercih ederim. Ne olacak ki, ha Mustafa Sarp'la oynamışım, ha 10 kişi oynamışım. Futbolda o kadar somut farklar yok ki. Belki uzun mesafe koşularında kullanılan tavşan gibidir. Onun yüzünden yedek bekleyenlerin canına tak edecek, oyuna girdiklerinde aslan gibi oynayacaktır.

Büyük ihtimal yayıncı kuruluş, gazeteler, diğer televizyonlar oynatın diye para veriyorlardır. Futbolun marka değerini yükseltir böyle oyuncular. Adildir, şike yapmaz, hakeme dalaşmaz, sakatlanmaz, sakatlanmaya sebep olacak pozisyonlardan kaçar. Kavgaya karışmaz, rakip seyirciyle didişmez. Olur mu lan deme olur. 96 Dünya Kupasında  Ronaldo oynayacak diye direten Adidas yüzünden Brezilya bir Dünya Kupasından olmuştu. Hani Boklu Derede de, Selçuk var aynı pozisyonda oynayan, taraftarın küfür etmekten yorulduğu dicem ama, Selçuk pislik, onun için para ödemezler. Onun da neden oynadığını  Fenerbahçeli bir başka deli yazsın.

Fenerbahçe Medyası Reykart'ı dolandırıyor olabilir büyük bir ihtimalle. Her maç en iyi oynayanın Mustafa Sarp olduğunu yazarak acaba mı lan dedirtiyorlardır Reykart'a. Şimdi oynatmasam bu ibne basın üstüme gelir, vak vakları ürkütür ekmeğimden olurum, hadi ben oldum mesele değil soğan ekmek yerim de 2 manga adamla çalışıyorum. Boşta kalırsam o adamlara nasıl bakarım? hesabı yapıyordur. Misal Rıdvan, misal Bülent Korkmaz. Bunlara göre takımın en iyi adamı Mustafa Sarp. Neden böyle yazıyorlar? Onun oynadığı takımdan da korkmaya gerek yok da ondan. O halde devam, Mustafa Sarp, Rıdvanmetreye göre 8 tane Cana eder. O zaman bize bok yemek düşer, ben de aklı başında taraftarı dinleyip Sarp'ı son maç yedek oturttum. Allah muhafaza ya Baros atamasaydı. Sülük medya Florya'ya idam sehpasını kurmuştu. Verilmiş sadakam varmış bir daha o aptallığı yaparmıyım? Delimiyim lan ben, önümdeki ilk maç kimle? Karabükspor maçı, yaz Neeskens, ön liberolar Ayhan, Mustafa Sarp.

16 numarada Aynştan'ın, Hawkins'in beyni, Yusuf Has Hacip'in, Kaşgarlı Mahmut'un Türkçesi var. Fizik desen en kral dizilerde oynayabilir. Bugün futbolu bıraksın en baba televizyonlarda yorumculuk yapar. Tugay'ın İngelterede geçirdiği tatlı sürgün yıllarını Mustafa 'da oynayarak geçiriyor olabilir. Reykart'ın gizli şifrelerini ezberleyen ajan olabilir. Yani şimdi Adnan Polat, Sabri'yi, Reykart'ın odasına gönderse, oğlum şu antrenman metodlarının bi fotokopisini arakla da boşuna para indirmeyelim ibnelere dese  Sabri, yapabilirmi. Sanmam, Sabri Fotokopi çekmesini bilmez, önünde yazılı kağıdı okuyup ezberleyemez. Mustafa Sarp öylemi, allem edip kallem edip Reykarty'a en yakın futbolcu olarak bütün Barcelona taktiklerini ezberlemiştir bile. Reykart gitsin, eğer bu madde doğru çıkarsa biz Şampiyon Kulüpler kupasını kazanırız ve de o zaman Mustafa Sarp'a borcumuzu ödeyemeyiz.

Yabancı bir ülkeye gitmiş her yöneticinin böyle bir adamı olur. Kendimden biliyorum, yıllarca Romanya'da iş yaptım. Mutlaka lokal, güvenilir bir adam edinecen kendine. Sır saklayacak, içerde olup biteni sana haber verecek, seni gezdirecek, o da sana taktik verecek. Ne yenir ne içilir, neresi güvenlidir. Bunun için de tek yol o adama iyi bir mevki vermekten geçer. Müdür yapacan, yanından ayırmayacan. Antrenman bitince, maç bitince sik gibi kalırsın yoksa İstanbul'un orta yerinde.Ne gülüyosun lan, Cihan Haspolatlı, Gerets'in dalkavuğu olmuş olamazmı. Bülent Akın, Lucescu'nun. Yıllarca banko oynayan Cihan, Gerets gidince mi futbolu unuttu? Bülent Akın'ın nerde olduğunu bilen var mı? Her hocanın fasulyeden bir kontenjanı olur. Geçen sene Reykart'a  çok güveniyordum o yüzden fasulyeden oynayan Mustafa o kadar gözüme batmıyordu demek. Şimdi Reykart'ıda sildiğim için, oynattığı adam midemi bulandırıyor. Eğer dalkavuksa, Murat Bardakçı tarihin arka odasında söylüyor. Hiç bir dalkavuk kendi eceliyle ölmemiştir. Yeni bir dalkavuk bulununca kelle paça hesabı.

Aklıma irili ufaklı başka nedenler de gelmiyor değil. Buraya yazmamın sakıncalı olacağı şeyler de var. Ama bir şey var eminim. Futbolun dışında başka bir sebebi var banko oynamasının. Ben aklımı oynatıncaya kadar başka bir şey daha gelirse aklıma, onuda paylaşırım sizlerle.

O kadar  okul okudunuz, biraz da siz yorun kafanızı, tezler benden analiz sizden.

Maçın Ardından; Galatasaray 3- Belediye 1

En azından verdiğimiz sözlerin çok az bir kısmını tutuyoruz hala. Ne demişler, erkeklikte söz vermek bir, dönmek iki. Yazmıcaz dedik, dayanamadık, yazdığımızı yayınladık. Maç seyretmicez dedik, biri görür diye gizli gizli seyrediyoruz. Neyse ki sözümüzden döndük diye bize saldıran yok.Ne var ki istemez bazı sözlerimizi tutmuş oluyoruz. Bu sene kombine almadım, dolayısıyla maça gitmiyorum. Dün oynanan belediye maçını da seyretmeyi düşünmüyordum, 1905 den cep telefonuna kadro mesajı gelir gelmez, galatasaraysözlüğe, maçın fark olacağı notunu düşüp televizyon başına geçtim.

İsteğimiz fazla uzun boylu bir şey değil. Madem ki Galatasaray şovunun tüketicisi biziz, biz ne dersek o olacak başka yolu yok. Taraftarın belki, ve o istisnasız tamamı kaleye Aykut geçmesin istiyor. Belki bu adam antrenmanlarda maymundur, antrenmanlarda bir çataldan diğerine atlıyordur ama bize ne? Ne tipi, ne duruşu, ne fiziği kaleci değil işte. Boş yere tutup para vermenin alemi yok. Geçirin kulübeye Paf takım kalecisini, tecrübe kazansın.

Sarp'ın olmadığı bir maçı seyretmenin zevki ne heyecanlıymış be dostlar.Hücum oynayacağın garanti. Nitekim Cana daha 2. dakika da Sarp'ın asla bulunmayacağı pozisyonda bulunup, asla vermeyeceği riskli derin pası verip Baros'a o golü attırsaydı, Sarp'ın sehpası kurulmuş olacaktı. Umarım dikkatli gözlerden ve Raykart'tan kaçmamıştır. Bu kadro yapımızla 11 yazılırken 4. yazılacak adam Cana'dır bu saatten sonra. Ufuk, Arda,Baros'tan sonra gelendir. Diğer 7 kişi bunların etrafında yazılacaktır. Banko oyuncu olduğu hissettirlirek oynatılsa çok daha verimli olacağı kesindir.

Sağ kulvarda Serkan Kurtuluş'u seyrettik. Yeni transfer olsa, ismi yabancı olsa bu günden Adnangiller'e ne güzel transfer yapmışlar diye yağ çekecektik. Ne var ki unutulmuş, bir köşeye atılmış A2 çocuklarla oynamak zorunda bırakılmış aldık Serkan'ı. Sabri sakatlanmasa, Ali Turan  kazması biraz Sarp gibi saklanarak oynasa bizim zaten aklımızda bile değildi Serkan Kurtuluş. Böyle bir iki maç daha oynayabilirse sağ bek kurtulmuş olacak, iyileşen amigo Sabri kendine mutlak bir yer bulacaktır. Reykart'ın bulacağı yok onun makamını yine biz tayin edeceğiz ve orta sahaya kaydıracağız. Böylece Sarp'tan ebediyen kurtulmuş olacağız. Uzun yıllardan sonra ilk defa  adama bakarak isabetli orta( içeri yapılan pasa neden orta demişler o da ayrı mesele ya) yapan birini seyrettik. Eğri doğruya denk geliyor, takım kendiliğinden yapılıyor.

2 sezondur ilk defa Servet' beğendim dünkü maçta. Bir de Mustafa Sarp'a güvenmeyip insan azmanı Tum'a vurdurmasaydın o kafa darbesini, dünkü maçın yıldızı seni yazacaktım. Yine de yazıyorum maçın adamısın Servet. Mahalle arkadaşım kabiliyetin yok işte, topu alıp gitme, uzun pas atmaya kalkma, hatta kornerlerde , serbest vuruşlarda bile ileriye çıkma.  20 kişinin arasından senin topa isabetli vurman ve o topun gol olma ihtimali senede 2 defa olmaz. Bırak sen dünkü maçta olduğu gibi atakları kes, bazen kaleye geç. Biz sana hiç gol atamasan bile gol yedirmediğin sürece yine Ayıboğan demeye devam edeceğiz.

Balta,  bizi Avrupa kupalarından ettikten sonra utancından sakatlandı. İnsua, bu haliyle ortalama bir Hakan Balta eder gibiydi dünkü maçta. Canli seyretmeden yorum yapmak adetim değildir amma ve lakin bunca tecrübeden sonra temkinli de olsa yazıyoruz. Balta'yla değişerek sezonu tamamlarlar.

Baros bizim Baros.  Kaleler, ağlar sanki Baros için icat edilmiş. Baros gol atamazsa çıldıracakmış gibi duruyor.Servis yaparsan netice alırsın. Misimoviç'i ancak bir büyük maçta anlayacağız. Son dakikalarda bekleri oyundan düşürdükten sonra golü atabilseydi, bu hafta çok daha iyi oynayacağının garantisini verirdim. Bana biraz güçsüz gibi geldi. Şutları cılız çıkıyor. Pino, Keyta'yla takas edilecek biri değil gibi. Kewell'i biliyoruz. Kaptan iyileşti  dümende bu hafta. Aydın'dan maç bazında değilde, pozisyon bazında patlama beklersek  daha az hayal kırıklığı yaşarız.

Ayhan Baba, 2 senede bir oynar zaten. Her hocaya bir sene iyi bir sene kötü. Hak geçmesin, Hagi, Lucescu, Gerets, Kalli ve Reykart. Bu sene Ayhan yılı olacak, Reykart yılıyla birlikte.

Taraftar,şimdiden ağlamaya başladı. Gerçi dün Alpaslan günüydü ama artık Sami Yen son maçlarını yaşadıkça ağıt sesleri, zılgıtlar artmaya başlayacaktır. Artık son oynanacak maça ben de dahil olur, beraber ıslandığımız, beraber üşüdüğümüz trübünlerde beraber ağlarız.

26 Eyl 2010

Bu Sene Reykart Yılı

Son 3 maç, tarihin en iğrenç oyunları ve alınan 9 puan. Reykart'a, Adnangiller'e bakarsan ağızlar kulaklarda. Mühim olan 3 puan, hazır rakipler de kaybetmişken, taraftarın ağzına bir parmak bal çalın. Seyrantepe'yi satın. Ulan iş bilmedik Hasan Kızlar(bizim yörede iş yapamayan kızlara denir) hepimizi bağlasanız, takımı 11 tane Mustafa Sarp'la sahaya çıkarsanız, köprülerin başlarına zebellah dikseniz, Seyrantepe kavşağına yaklaşan sarı kırmızı formalı insanları makineli tüfekle tarasanız bile o stat, bizim stadımızdır. Bizim tarafımızdan doldurulacaktır. Siz elinizden geleni arkanıza koymayın. Elinde bonservisi olan 5 para etmez futbolcuları getirin, ceplerini bol kesim yapın ki daha çok euro koyabilsinler. 3. ligte oynayamayacak kazmaları buyrun işte Galatasarayınız, son 3 maçı kazananlar diye yutturun, aman ha, Avrupa takımları falan gelmesin bizim buralara tez elden elenin. Ve matematik olarak mümkün olduğu müddetçe şampiyon olacağız deyin ki- biz  size inanıp yeni stadyumdan kombine alalım.

Son sahaya çıkan, bugün de çıkacak olan kadroya baktığımızda, sağ tarafımızda uğruna koskoca kentle papaz olduğumuz Ali Turan, Arda'nın yanında çekirdek çitecek. Kayserili'nin alışkanlığıdır. Beşiktaş'ın, boş yere bari karnını doyurmayalım, gitsin başka tarafta rızkını bulsun diye sümüğünü atmadığı Serdar Özkan, kaptanın manevi, güzel arkadaşı kontenjanından Ali Sami Yen'deki son lig maçlarını tribünden izleme zevkini tadacak. Her sene ne zaman futbolu bırakacak diye gün saydığımız, geçen yılın yedeği Ayhan takımın en formda elemanı gazıyla kakalanacak. Hele şükür kurtuldum diye az kalsın deli gömleğimi giyip Taksim Parkına çıkacak olduğum Servet, takımın bankosu olacak. Benim yazmaktan usandığım, okuyanlara gına getirdiğim, yüzyılın en adi, en kötü futbolcusu Sarp bu takımda forma giyecek. Giydiği için beni önce kombinemden, yıllardır kazdığım siperlerden, sonra televizyondan mahrum edecek ve biz bu takımdan iyi oyun bekleyeceğiz.

Maçları izlemediğim için seyretmiş gibi yazıyorum. Bu akşam ki maç yorumunu da maça 7 saat kala yapıyorum. Garanti veriyorum ki, kötü oyun oynayacağız. 3 gol atamazsak ki- mucize olmazsa atamayız, galip gelemeyeceğiz. Hiç bir maçı güzel futbol, güzel skorla bitirmeyecekmiyiz? Ne yazık ki asla.

Geçen yıl, takımı Reykart kurmadı, bizim Adnangiller eline kazmaları tutuşturdu sanıp, Reykart için babama yazmayacağım methiyeleri yazmıştım. Son lig maçına çıktığından beridir ki görüşlerim 180 derece değişti. Artık eminim, Raykart Galatasaray'a gelmiş geçmiş en kötü hocadır. Skibbe'yi, Sigi Held'i hoca diye saymazsam benim gözümdeki gözlükten görünen manzara budur. Barca'da güzel futbol oynatmış falan, geçtik bunları. İniesta'ya, Messi'ye kötü futbol oynatamazsın zaten.

Kaleye Aykut'u geçirdi. Kimin torpili, kimin basiret bağlanması sonucu bilinmez, dağ takımına elendi. Ufuk, sanki daha bir heybetli gibi. En azından daha iri olduğu için topun ona çarpa ihtimali, Aykut'tan daha fazla. Topu salla pati şişirerek oyuna sokturduğu için Raykart'a ediyorum bütün küfürleri artık. Kaleciye, elle topu ver dese vermeyecek mi? Demek ki demiyorlar, oyundan memnunlar. Bu Servet'i oynatacaksan, yarı sahayı geçmesini 20 metreye pas atmasını yasaklayacaksın Reykart usta. Adam bas bas bağırıyor, ben futbolcu lisansımı ayağımla değil, götümle aldım diye. Takımda uyum sorunu var aslında. Reykart Servet'i oynatacaksa, kaleciye uzun degaj yap diyecekse Neil denen adam geride maymun  olur benden söylemesi. Servet'i oynatacaksan, ikiz kardeşi Gökhan Zan'la oynatacaksın. Nitekim geçen yıl kötü oyunlara rağmen farklı sonuçlarla ilk maçları kayıpsız geçmiştik. İki kazmanın arkasında, bir kazma kaleci senin en korktuğun nesne olan topu kaleden en uzakta tutabilirler. Ama senin armonik bilgin bu kadarmış usta, senfoni orkestrasının içine zurnacı koyuyorsun. Zurna işte adı üstünde davuldan başka hiç bir enstrümanla güzel ses çıkaramaz. Servet zurnaysa, Gökhan Zan davuldur, ikisini aynı düğünde çalacaksın.

Hocalık lisansının alfabesinde her halde öyle bir madde var,'' kazanan takım bozulmaz''. Yok ya, ben Arda Turan'ı seyretmek için takımın yenilmesini bekleyeceğim. Ne oynadın da kazandın lan. Benim ağzım felç geçiriyor, Sarp'a küfür ede ede. Ama sende yine kabahat bulmuyorum. Elano'yu, Cana'yı oynatmazsan onların değeri düşmez. Alsalar ellerine pasaportlarını, havaalanına ulaşsalar, uçağa binmeden bir takıma transfer olurlar.(Hagi aynı böyleydi işte, 1996 da elinde pasaportu ve bonservisiyle Meksika uçağına binmiş, Atatürk hava limanına inmişti.) Servet, böyle mi, Sarp böyle mi? onları iki maç oynatma soluğu Sivasspor'da alırlar. Adnangiller de zarar etmiş olur.

Bak hocam eğer şöyle bir talimat almamışsan henüz, bana kulak ver ve devam et. Mehmet Topal'ı nasıl kakaladıklarını biliyorsun. Döve döve her gelen hocaya oynattırdılar. Dayadılar, pirzolayı, vitamini, antrenmanı, it gibi koşturdular. Galatasaray kazansın, kaybetsin her maç en çok Topal'ı koşturdular. Aman ha dediler taç atan futbolcunun yanına yaklaşma, top sana gelir melir kaptırırsın. Bacağın zaten örümcek gibi, birine çarpmazsa diğerine çarpar rakibi bozarsın. Topu sen kapmışsan geriye, garanti yere pas yap ki istatistiğe zeval gelmesin. (Geçen yıl bir maçta Topal sıfır top kaybıyla oynamıştı.) Uzaktan vurup, taraftardan küfür yeme. Elimizde kapı gibi CV olsun ki, babamızın takımına 6 milyon yuroya iteleyelim. Aynı talimatı Sarp için aldığına eminim. Şu anda Sarp'dan daha iyi maç istatistiği olan futbolcu eminim yoktur. Ne var ki onu kimse almaz hocam, boşuna oynatıyorsunuz. Geçen yıl şampiyonluğa mal olmuştu, kellemi ortaya koyarım bu sene de olacak. Yok illaki ben büyük hocayım, onları oynatacam diyorsan, bizde tribün delisiyiz, bir şartla arkanda dururuz.

Kaleye kimi geçirirsen geçir farketmez. De ki, sana gelen her topu mümkün olduğunca uzağa şişir. Taca maca gitsin korkma, en azından topun sana geri dönüşü 5 dakikayı bulsun. Geride Servet ve Gökhan Zan'ı banko oynat. Sağ ve sol tarafın garanti zaten,  Sabri gelene kadar Ali Turan'la idare et. Hakan Balta iyileşene kadar da eline mi yapışacak madem almışlar arıya gitmesin İnsua'yı oynat. Nasıl olsa 3 kazma İnsua'nın işini çabuk bitirir,eğrisi doğrusuna denk gelir, Balta'da girer milli takımn geri dörtlüsünü oynatmış olursun. Her maç yenilsen bile kimse gıkını çıkaramaz bizden başka.

Değişmez orta sahan, büyük icadın, futbol devrimin. Barış- Sarp- Ayhan'la çık her maça. 70. dakikada oynatmak zorunda olduğun gençlerden birini sokarsın, Barış'ın yerine. Sakatlanana kadar santraforun Baroş, koy, zaten atamayacak ama olsun. Taraftar seviyor nasılsa onu. Aydın'ı adam edeceğim diye ısrar et, belki bu sene oynar da, sen ne büyük hocaymışım diye kendin de şaşırırsın. Geriye kim mi kaldı. Bostan eşşeğin Arda tabi ki hocam. Zavallı çocuğu at taraftarın önüne, oynar da atarsa, attırırsa ne ala, kendine yazarsın, tersi olursa taraftar zaten onun da biletini kesmek için gün sayıyor.

Şaka yapmıyorum, böyle bir takımın bu akşam oynayacak takımdan daha iyi futbol oynayıp, daha iyi netice alacağına bahis koyarım.

En azından maçı seyredenler, klasik müzik dinleyeceklerine, resital seyredeceklerine, köy düğünde davul zurnayla halay çekerler.

20 Eyl 2010

Testi Kırılmadan

Tükürdüğümüzü yalıyoruz, bir daha yazmayız demiştik tekrar huzurlardayız. Bu Galatasaray beni daha çok yalancı çıkartır.Olsun renkleri sağ olsun, ama en azından beni iki nesildir, Sami Yen tribünlerinin ortasında görenler artık göremeyecekler çünkü kombine almadım. Şu ana kadar da televizyondan tam olarak hiç bir maçı izlemedim. Kendimi Galatasaray maçları için Metin Şentürk gibi hissediyorum. Seyretmesem bile seyrediyorum.

Tek golle 10 puan aldığımız bir haftadan sonra, yani henüz testi kırılmadan bu sezona katkıda bulunmak istiyorum. Kötü oynuyoruz, kötü oyunumuz devam edecek. Peki neden kötü oynuyoruz?

Kaleciden başlayalım. Galatasaray kalesi tarih boyunca çok kötü kaleciler gördü. 14 sene boyunca şampiyon olamadığımız periyotta en az 10 tanesinin sorumlusu kalecilerdi. Fakat hiç biri Aykut'tan daha kötü kaleci değildi. Şu an yedek kalecilerin cebine para doldurmaktan başka bir işe yaramayan kaleci hocası Nezihi dahil. Yerine geçen Ufuk iyi mi? peki. Bilmiyorum, görmeden seyrettiğime göre değil. En azından büyük takım kalecisi değil şu anda. Topu gelişi güzel oyuna sokan kaleci benim için bir doksandan diğer doksana top kurtarsa bile boştur. Kurtardığı top iki dakika sonra yeniden başına bela olacaktır. Kalecinin zerre aklı varsa topu oyuna elle en müsait adama aktarır. Aktardığı adam, boru değil Galatasaray futbolcusudur kolay kolay topu kaptırmaz. Sen de kalede rahat edersin. Tafferel'in iyi kaleci olara tarihe geçmesinin tek sebebi budur. Akıllıydı, topun nereye geleceğini tahmin ederdi, ve topu en az Popescu kadar narin oyuna sokardı.

Ufuk topu oyuna nasıl iyi sokacak peki?  Geriden topu alacak adamlar Neil ve Servet. Servet'i oynatacaksan Neil'i oynatmayacaksın. Yani ikisinden biri fazla. Geçen yıl Sarp ve Topal'ın biri gereksiz diye yırtınmıştık. Şimdi aynı yırtılmayı savunmanın durdurucuları için yapıyoruz. Servet büyük takım topçusu değil, ha milli takımda oynatanlar keriz mi? değil. Yanında Gökhan Zan'ı oynatıyorlar. Gökhan Zan'ı Galatasaray'a alanlar da keriz değil.Bu adamları ya beraber oynatacaksın, ya ikisini birden oynatmayacaksın. İki kazma, topu tehlikeli bölgeden mümkün olduğunca uzakta tutabilirler. İyi oyun nerde mi? hadi gidin be işinize, adamlar1-0 olsun bizim olsun futbol severlerinin olduğu ligte top oynuyorlar. Bizim gibi futbol dilencilerinin futbolcuları olacak değiller ya. Milli takımlarda daha iyi oynuyor gözüktükleri falan yok. Türk Ulus Takımı, oynadığı maçların çoğunda baskın olan taraf olduğundan, top bizde daha faza kalıyor. Çoğunda da galip olduğumuzdan görevlerini yapmış görünüyorlar. Şimdi Almanya'daki maçta göreceğiz, kazmaların kaç karat geldiğini.

İleri uca Misimoviç gibi bir usta transer edilmiş. Daha çok ustalar gelir gider de, biz şimdikini bir masaya yatıralım. Eğer bilerek alınmışsa- ki sanmıyorum- yazık olmuş. Gerisinde Ayhan ve Sarp'lı bir çıpayla oynamak mecburiyetinde olan Miso, kariyerinin en kötü sezonun geçirecek. Muhtemelen yakında yedek kulübesine oturacak ve kaçacak takım arayacaktır. Orta sahadaki 16 numaralı futbolcumuz yüzünden Galatasaray'a, onu oynattığı için Reykart'a küsmüş bendeniz gelecek, oynanacak maçları da görüyorum.

Mustafa Sarp için aralıksız 2 gün konuşabilirim. Kelimeler yetmiyor, ancak mutlulukla takip ediyorum ki benle aynı görüşte olanların sayısı çoğalıyor. İddia ediyorum onun yüzünden bu sene kapalıda büyük bir katliam çıkacak. Hangi maç olacağını da söyleyeyim. İlk puan kaybedilen maçta sırtı sahaya dönük,''bağırın lan''cı çapulcular, Sarp'a küfür etmekte olan bizim çocuklara dalacaklar. Mustafa Sarp; uğruna katliam çıkacak Galatasaray futbolcusu, lanet olsun. Hadi Arda için, Hagi için de benzerleri olmuştu, tribünlerin tansiyonu fırlamıştı. Bu 16 numaralı yaratık yüzünden iki kişinin küfürleşmesi bile fazla. Elinden geleni yapıyormuş, Galatasaray'lıymış, öyle diyor bazı Polyanna taraftarlar. Trübünden en az 10 kişi iner sahaya elinden değil de kalbinden geleni yapmak için. Onun yerinde para verip te oynayacak oynadıktan sonra ölmeyi göze alacak yüzlercesi vardır. Kötü oynumuzun baş sebebidir. 16 numaranın banko oynadığı bir takımın iyi futbol oynama ihtimali, bir maymunun bilgisayar başında rast gele tuşlara basarak evrim tarihini yazması ihtimali gibi bir şeydir. Mustafa Sarp'lı bir takım eğer iyi oyun oynamışa bilin ki başka birileri hayatının en büyük topunu oynamıştır.

Pino, Baros, Kewell, Arda hücum hattını kuracaksan, ne işi var sorumluluk almayan, saklanan, taç atan futbolcudan kaçan bu futbolcuyla. Dünyanın en az pas hatası yapan futbolcusudur muhtemelen. En akıllısı aynı zamanda. Topun nereye gideceğini biliyor, muhtemelen aynştayn beyni var kendisinde. Galatasaray yenerken bir golde kendisi bulup istatistiği yukarda tutmak istiyor. Aynı yollardan Mehmet Topal geçti. Sakatlanma ihtimali olan topa dalmaz, sarı kart almaz, oyundan atılmaz. Riskli pas atıp da tabelacıya top kaybı yazdırmaz. 30 yaşındaymış, 50 yaşına kadar oynar. Galatasaray kaybederken fazladan 1 km daha koşar. En hazla koşan futbolcu listesinden inmez. O kadar vitamini, ilacı, pirzolayı, antrenmanı, parayı kaplumbağaya verseler, tavşana nal toplatır. Velhasıl kelam Sarp'tan tiksindiğimi bir kez daha yazıyorum. Kötü futbolcu çok gördük, kimis Cihan'ı, Orhan Ak'ı, Volkan'ı falan örnek gösteriyor. Tamam kardeşim onlar da kötüydü. Ancak sadece kötü futbolculardı. Cihan orta yapar, taca giderdi küfürü yerdi. Orhan çalımı yer taraftarı çıldırtırdı. Ama görürdük kendilerini maçta. O yüzden gözümüze batar küfür ederdik. Sarp'ı göremiyoruz. Büyük bir hüneri var bizim bilmediğimiz,sadece Raykartın bidiği. Ya bir metafizik gücü var topa yaklaştığında top uzaklaşıyor, ya lama gibi bir salya salgılıyor veya başka bir şey. Futbol dışı bir bit yeniği var bu işte. Orta sahamız kötü diye    yırtınacaksın, geçen  İngiliz liginde en fazla forma giymiş Arnavut'u, artık bilerek mi bilmeyerek mi takıma alacaksın ve yedek bırakacaksın. Biz de bu hocaya iman edeceğiz. Bu takıma il yazılacak savaşan Cana'dır. Yazamıyorsan da ilk gönderilecektir.

Bir önceki yazıyı, yazmayacağım diyerek kendime saklamıştım. Dayanamayıp yayınladım. İster inanın ister inanmayın maçlardan önce yazdım. Bu sene Baros'tan da fazla bir şey beklemeyin. Ona top götürecek Misimoviç, Sarp yüzünden topları diri karşılayamayacağından iyi servis yapamayacak, Baros yanlızları oynayacaktır. İnadım inat taktiği çekirgeyi bakalım ne kadar zıplatacak?

Hiç mi umut yok peki? Olmaz olur mu? Bir gün mutlaka eğrisi doğrusuna gelecek(Reykart'ın bilerek yapacağından umudumu kestim) Servet ve Sarp'ın 18 de bile olmadığı bir takım sahaya çıkacak. Artık kime denk gelirse o takım sezonun en büyük futbolunu oynayacak, unutulmaz goller atılacak, taraftar son yılların en büyük coşkusunu sahaya yansıtacak. Ve ben önce televizyon başına, sonra Sami Yen stadının kapalısının orta yerine,  40 yıl boyunca siperlerini kazdığım mevzilerime geri döneceğim. Umarım Sami Yen'de bir daha maç seyrederim.

Ya ben Sami Yen'de maç seyredemezsem. Alın kalemi kağıdı elinize not düşün. Ligin son maçının kadrosuna bakın. Eğer kalede Aykut, geride Servet, orta sahada Sarp varsa bilin ki takımınız 5.lik maçına çıkıyordur.

Taraftarsınız ya çekersiniz cefa.