25 Haz 2008

34.ve Son, Elveda Fatih Terim

Fatih Terimle ilgili bundan önce 33 yazı yazmışım. Hepsinde nefretle saldırdım. Belkide ilk ben başlattım Fatih Terim'e başkaldırıyı. Adana'da sanat okulunu bitiremediğinden tut, derin devletin kadrolu Hocası olduğunu, Milli takımın, sonrasında Galatasaray'ın sonra yine milli takımların başına başkaları tarafından atandığını, Milan'a İtalyan'larla aramızı düzeltsin diye gönderildiğini, piskopat, deli, şizofren olduğunu hep ben yazdım.



Avrupa şampiyonluğunda payının olmadığını savundum. Galatasaray'a ikinci gelişine üzüldüm. Sarr'ları, Lukunku'ları, Almaguer'leri ve şu an futbol bile oynamayan futbolculara Galatasaray formasını giydirdiği için çok küfür ettim. Kaşıkla verdiğini kepçeyle alırken, başarıya tek başına sahip çıkarken, rezil olduğumuz zamanlarda arazi olurken çok kızdım.

Milli Takım'a oyuncu seçerken adaletli olmadığını, bir takım hesaplarının olduğunu savundum. Futbolcu transferlerinden malı götürüyor diye ortalığı ayağa kaldırdım. Milandan kovulmasını bilimsellikle yorumladım, kastlarını Erman'ları, Levent Tüzemen'leri, Mehmet Ağar'ları götürmeyip valiz taşıyıcısı Müfit'i götürmesine bağladım.

Çok para almasını hazmedemedim. Son turnuvada seçtiği takımı eleştirdim. Markoyu Türk yaptırıp milli takımda oynatmasını sindiremedim. Alınan galibiyetlerde coşamadım. Hiç alakam yokken metafiziğe havale ettim. Velhasıl vakti olupta önceki yazılarımı baştan okuyanlar çıkarsa uzun arzuhalim eklerdedir.

2 gece sonra eğer elersek Türk Futbol Tarihi'nin en büyük macerasını yaşayacağız milletçe. Bu maceranın kahramanı Fatih Terim olacak. Bir Fatih Terim seveni olsam ne yazardımı yazıp bir daha kendisiyle ilgili hiç bir yazı ve yorumda bulunmayacağım.

Ben Fatih Terim olsam aynı takımı seçerdim. Bana körü körüne bağlı, itaat edecek, öl dersem ölecek kadar beni sevecek oyuncuları alırdım. Almadığım zaman bana kızabilme cüretini gösterecek, racon kesecek Yıldıray'ı, almadım diye milli takımın maçına bile gelmeyen Hakan Şükür'ü, götürmedim diye küsen Ümit Karan'ı, arkamdan konuştuğu garanti İbrahim Toraman'ı, ikizinden ayırdığım için beni Alman gazetelerine şikayet eden Halil'i, yolda görse kimsenin tanımadığı İbrahim Kaş'ı bir daha asla yanıma bile yaklaştırmam.

Ben olsam, kafaya tekme atan Emre Aşık'ı sakat sakat oynayan Servet'i, sonradan oyuna aldığım, gol attığında bana koşan Semih'i, topu elle kesmeye kalkan Gökhan Zan'ı, bacağı bırakıp İspanya'ya dönen Nihat'ı, ne desem yapacak Topal'ı, dermanı kalmasa da koş desem koşan, vur dediğimde vuran Arda'yı, Dur dediğimde durup bana sitem etmeyen Ayhan'ı, Kır dediğimde kafayı yapıştıran Emre Belözoğlu'nu, geçirme diye emir verdiğimde sol tarafı kapayan Hakan'ı, kimsenin sevmediği iki ciğerli Sabri'yi devamlı oynatırım.

Son dakikalarda gelen gollerle aldığım zaferi futbol dışı olaylara bağlayan medya mensuplarına bir araba sopa attırırıdım ben olsam. Altı üstü oyun olan futbolda şu garip milletin sevinecek ortak bir payda bulduğuna şükredeceği yerde bana saldıranlara saldırıdım. Sanki her şey, her alanda eşitmiş gibi, Portekiz'i, İsviçreli'yi Alman'ı yenmemizi normal bir beklenti kabul edip, yenilme olasılığımda sehpa kuranların, ben yendikten sonra da olanları normal sayıp nasıl g.t olduklarında kibirlenirdim.

Karizma işte böyle bir şeydir. Dünkü İspanya- İtalya maçında şeref tribününe çıkarken Platiniyle sarılmaktır, konuşmaktır. Alman Takımının hocasını ürkütebilmektir. Dünya 3.sü takımın hocası Şenol Güneş ya da misal Rıdvan Dilmen, Aykut Kocaman gibi kimsenin iplemediği adam olmamaktır karizma. Futbolu konuşan, tartışan, şekil veren kocaman adamların alınan galibiyetleri analiz etmesini sağlamaktır. Hiç kimsenin yapamadığı, yapmadığı şeyleri yapabilmektir. 6-0 lık Fener, 5-0 lık Chelsea hezimetlerinin riskini alabilmektir.

Karizma, ideallere, inandığı şeylere, bütün izlenimler, bütün yorumlar, bütün güzel şeyler bulanık hale gelinceye kadar, sonuç ne olursa olsun ve hatta kendisi akıp giden gerçeğin dışında kalacak şekilde bağlı kalabilmektir. Ya da Karizma, yeri geldiğinde, ezici bir olay karşısında durup bir anda yıllardır biriktirdiği ne varsa hepsini feda edebilmeyi göze alabilmektir.

3 gündür anket yapıp soruyorum, okuyanların çoğunun Galatasaray'lı olmasına rağmen, nefret edenlerin, sevenlerin, Galatasaray'ın başında görmek isteyenlerin at başı gitmesini sağlamaktır karizma. Herkesin sevdiği, yada nefret ettiği adam olmamaktır. Devamlı tepede olmayı marifet saymamak, yıkıldığında pes etmemek, yeniden yukarılara çıkabilmeye çalışmaktır.

Almanya maçının sonucu ne olursa olsun farketmez. İster kupalar tarihinin hezimetine uğrayıp eve dönelim, ister 5 milyon kişiyle dış hatlar terminaline kupayı görmeye gidelim. Benim hiç sevmediğim karizmatik lider olarak kalacaksın.

Nefretle sevgi aynı damardandır. Mertliktendir, Galatasaray'lılıktandır bunca savaş İmparator, kusura bakma yolun ve bahtın açık olsun. Elveda,

4 yorum:

Kemal dedi ki...

Tebrik ederim sizi gram tanımasam bile, en azından bir Galatasaraylı olarak kendinize yakışanı yaptınız sonunda

Nazmi Hasdemir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Nazmi Hasdemir dedi ki...

galatasaraya zarar veren biri benim baş çelişkimdir. Dayanamam, öz kardeşim dahildir. İkinci gelişinde verdiği zarar üzerine kinim vardır. Ama artık söz verdim hakkında konuşmayacağım. canı sağolsun.

Adsız dedi ki...

Megaloman herif, sanırsın gerçek imparator. şehir magandasını galatasaraya hoca yaptılar. iyi jenerasyonu yakalayınca bir bok olduğunu sandı.

Hani mezar kazıyordun terim seni eleştirenlere. Nooldu?? sesin çıkmadı cevabı alınca medyadan. Kızın kimle ne fingirdeşiyor diye yazdılar. Mahkemeye vercekmiş, kazsana mezarını, nooldu sesin kesildi ailenle ilgili haberler çıkınca.. Büyük laf edersen böyle küfrü işitirsin, kç üstü de oturursun. erkek adam gereğini yerine getirir.