1 May 2009

Dümbüllü Sahada; Hacettepe 2- Galatasaray 0


Artık sinir olmayı bıraktık, Galatasaray maçlarını gülmek için seyrediyoruz. Televizyon Ankara'ya bağlandığında başladı orta oyunu. Hacettepe Hocası Ergün, kulubede oturmakta olan Hasan Şaş'la sohbet ediyordu. Neşelerine diyecek yok, biri küme düşmeyi garantilemiş, biri futbolu bırakmayı. Hasan Şaş cep telefonuyla konuşuyordu, konuşmuyor sanki fıkra anlatıyordu. Elinde tesbih vardı Hasan Dede'nin. Ne işim var burada der gibi, göbek lime lime, saçlar dökük, iş bitmiş, veteran olmuş.

Ankara seyircisi, umulandan fazla ve coşkulu. Skibbe'yi biz göndermiştik, Bülent'i göndermek de onlara nasip oldu. Kadroda Yaser'i görünce orta oyunu seyredeceğimiz belli oldu. Ata Demirer oynasa Yaser'in yerine beni bu kadar güldüremezdi. Amatör takım düzeyinde bir futbolcu, kimin basiret bağlanması sonucu kendini Florya'da bulmuş inanılır gibi değil. Bunu getiren, oynatan hırsızdır, dolandırıcıdır, Galatasaray'ın milyonlarca taraftarıyla alay etmektedir. Taç atmasını bilmeyen, futbolcu diyaframı olmayan, kafası çalışmayan Yaser tam bir komedi oyuncusuydu. Ama suçu yok, ne yapsın zavallı çocuk, kabiliyeti bu kadar. Maskara olarak oynayacak bundan sonra.

Yaser, Kewell'i marke etmekle görevliydi. Lincoln ilk yarıda yüzde yüz 3 gol pası verdi. Bunlar atılmadığı için sayılmadı tabiki. Unutuldu gitti. Lincoln'e küfüre devam edilebilirdi, ayağına geldiğinde topa futbol topu olduğunu hatırlatan tek Galatasaray futbolcusuna. İlk yarı golsüz kapandı her zamanki gibi. Olsundu, koskoca bir ikinci yarı daha vardı, hem ne güzel gülüyorduk işte.

Ben Galatasaray taraftarının ciğerini bilirim. Bu maçı kazanalım isteyen tek Galatasaray taraftarı çıkmaz. Hepimiz hayatımızda ilk defa bu maçta yenilmesini istedik takımın. Bizlerin başındaki çobanlar, başka türlü görmezler doğru olanı. Tabelaya bakarlar, tesadüfen gelen galibiyeti kafi görürler. Saldırmayınca bunlar yerlerinden kımıldamazlar.

İkinci yarının başlarında gol gelmeyip, Yaser'in maymunlukları bizleri güldürmeye devam edince deha Teknik Direktörümüz oyuna müdahele etti. Ben bu kadar somut oyuna katkısı olan bir hoca görmedim. Seneye lige yeni çıkmış takımlardan birinde olmasına kesin gözüyle bakılan Volkan'ı çağırınca yanına, fal tutmaya başladık. Lincoln çıksaydı bırakacaktık komedi filmini seyretmeyi, bir baktık Emre Aşık çıkıyor. Milyon tane antrenöre sorsalar bu değişikliği yapmaz. Ama Bülent yaptı, skora anında yansıdı. Soldan gelen ortayı, bizim gibi seyreden Volkan müdahele etmedi, top hayırlısıyla ağlarımızda. Bastık kahkahayı, televizyon Bülent'i gösterdi, ayrık iki dişinin arasından 2 metreye bir tükürük fışkırttı, gülmeye devam ettik. Hazır iki stoper var, sol bek kendi yerinde oynuyor zaten. İki sol bek de yedekte. Sol bek sokmanın alemi ne oyuna, ha Balta'nın oyunundan memnun değilsen tamam.

Yaser yuhalanarak oyundan çıkınca sahne bir müddet dramaya döndü. Zavallı Baros, her hafta başka adamla, üstelik bu hafta adam bile olmayan biriyle oynayarak oda maymun oldu. Ne yapsa acaba da gollere devam etse. Geçen hafta kendisini oyundan alan hoca yerine Yaser'i sokmuştu. Ümit Karan'ı Fener maçında ilk 11 oynatan kafa, bu maçta oynatmıyor, bizleri güldürmeye devam ediyordu. Demiştik acıklı sahneler devam ediyordu, taraftar hocayı kovma işini henüz aklına getirmemişti.

Sabri maç başından beri yuhalanıyordu. Yuhalandıkça maskaralığa devam ediyordu. Yaser'in yerine tribünleri, taraftarları güldürme görevi Sabri'deydi. Bülent bunu bile çok gördü bize, Sabri'yi çıkarıp, kulubede tesbih çekip uyuklamakta olan Hasan'ı soktu. Eh be koca Hasan, kurt kocayınca köpeklere maskara olurmuş. Kırk yıllık taraftarım maskara olarak oyuna gireceğini aklıma bile getirmedim. Niye oyuna giripte kendini yuhalatıyorsun. Senin ayağına top geldiği zaman biz komedi filmimi seyredecektik? Bak koca Hasan Şaş, veteran takımında bile oynayamazsın biraz daha kilo alırsan. Sen ordan Adana'ya geç, Karataş'da balık rakı yap takımıı bekle. Top seni bırakmış, askerlik arkadaşının torpiliyle oynamak sana yakışıyor mu?

Komedi devam ederken, taraftar durumdan vazife çıkararak Bülent'i istifaya çağırdı. Ne güzel, gidişi sessiz olmuştu, gelişi sürprizdi tekrar gidişi de hakkettiği biçimde oldu. Bir takımı bir insan, ancak bu kadar bokun içine sokabilir. Büyük Hocaymış helal olsun. Ömer Çavuşoğlu hoca olsa bu kadar kötü oynatamaz takımı. Bazı tavlacılar vardır, marstan çok iyi kurtulurlar. Bülent'de aynı, takımı bitirme ustası. Düşmanın takım varsa, başına Bülent'i geçir küme düşürsün.

İstifa sesleri dramasıyla, Hasan şaş komedisi devam ederken, bir emekli daha çağrıldı saha kenarına. Ümit karan giriyordu oyuna. Hasan'la beraber düet yaptılar, komiklik gösterileri muhteşemdi. Cem Yılmaz'la Ata Demirer oyunda, kahkahadan geçilmiyor ortalık. Hasan bir ara orta yapamadığı topu tribünlere attı. Ümit Karan beyniyle kafaya çıktı bir kere. Topla buluşamadan maç bitiyor derken. Dahi hocamızın, takıma monte ettiği Volkan kanadından biri koptu geliyordu, bir orta kesti, bir kafaaaaa ve goooool. İkinci gole mutlu olmayanınız varsa utanmadan yazın bana.

Küme düşen takımın 3. kalecisini gördünüz. Maça konsantre olmak böyle bir şey işte. Kewell'i bu kadar kötü seyrettiniz mi? Bülent geldikten sonra Kewell'de kaybolup gitti. İyi oynayan bir futbolcu çıkmadı işte. Kimse iyi oynayamıyor, takım tam kadro, bahane de yok. Üstelik yalan söylüyor, eski hocayı suçluyor takımı çalıştırmamış diye. Demek sen hafta içinde adamların pestilini çıkarıp öyle çıkartıyorsun sahaya.

Ama asıl suçlu Bülent değil. Olsa olsa Bülent ben yapamam abi deyip Galatasaray'lı duruşunu gösterebilirdi. Anıları güzel bırakabilirdi. Aldı o güzel hatıraları koydu bavuluna, bundan sonra izleyin Hakan Ünsal'ın yörüngesine girip bundan sonraki hayatını Galatasaray'a söverek geçirecektir. Dedik işte tek suçu budur Bülent'in. Asıl suçlu hedef saptırıp locadan maçı seyreden Monşer'dir. Ne kadar saklansa da görünmektedir kendisi. Galatasaray'ı ,senede iki antrenörle çalışmaya alıştıran Başkan bu gidişle, senede iki Başkan'la idare edilen takım yapacaktır. Bu nasıl iştir, yüksek dolandırıcılıktan yargılanması gerekirken her türlü pişkinliğiyle yaptığı yanlışları anlatmaktadır.

Bülent Kaptan'a son bir söz daha söyleyip bundan sonra adını anmayacağım. Bundan sonra benim Kaptan'ım, Hocam değildir. Galatasaray'a zarar veren benim düşmanımdır, Metin Oktay olsa, hatta Ali Sami Yen bile hortlayıp gelse Galatasaray'a ihanet etse ben ona da saldırırım. Evet Bülent senin için son sözümü söylüyorum. Bir an için Ergün'le yerini değiştirmiş olsaydın da sen yenseydin Galatasaray'ı, Ergün gibi üzülürmüydün, yoksa takla mı atardın? Bu soru aynı zamanda benim sevgili Galatasaray'lı taraftar kardeşlerimedir.

Yazıklar olsun diyorum sadece, yenildiğimize sevindik, son perde kapandı, bütün bir sezonu tiyatro seyrederek kapadık. Sorumluları Galatasaray tarihi affetmeyecektir.

9 yorum:

DAVUT UTLU dedi ki...

Yazıklar olsun böyle futbola ve bu futbolu oynatanlara.Asıl sorumlu asıl suçlu YÖNETİMDİR.
Olmadı gönder yapamadı gönder vs...Hadi bakalım Bülent'i de gönder eee sonra sıra kimde?bütün suç teknik adamlarda mı?asıl sorumlu YÖNETEMEYEN YÖNETİMDİR.
Yazılacak çok şey var ama ne gerek var bu oynanan futbol insanın canını öyle bir sıkıyor ki...

Adsız dedi ki...

Helal olsun Ergün'e... Bülent onun yerinde olsa Galatasaray'a nasıl geçirdik hareketleri çekip taklalar atardı... Hıncal 10 günde koydu teşhisini doğru da çıktı...

AxL dedi ki...

20 kişiydik kıraathanede. önce küllükler havada uçuştu-deşarj olundu , ardından herkes Hacettepeli oluverdi. 2. golde millet birbirine "çak" yapıyordu. Yani tüm yaşananlar % 100 Nazmi abinin özetlediği gibiydi...Artık tribünlerden dev bir pankart yaptırılmasını bekliyoruz, içinde nonda,barış,yaser vs + adnan sezgin ve bülent'in fotoğrafının olduğu ,başlığının da "istenmiyorsunuz - uzaklaşın artık buralardan" şeklinde...

baha dedi ki...

Nazmi Abi geçen seneden eksik olan bir de Hakan Şükür faktörü var.O olsaydı eminim bu noktaya gelmezdik.

contra dedi ki...

seneye avrupa da yok.emre aşık ı çıkaran zihniyetin zeka seviyesiyle onu bu takımın başına getirenin zeka seviyesi aynıdır.

illa diyolarki basın floryayı eşşek sudan gelinceye kadar sopalayın bizi..

sembolist dedi ki...

Bu kadar durarark oynayan,isteksiz bir Galatasarayı ilk defa gördüm..
Bülent-Adnan Sezgin'in oldğu bir ekipten de böyel bir futbol beklenir zaten..
'Skibbe az çalıştırmış bu takımı' felsefesiyle işe başlayıp,futbolculara Nisan ayında ağır idmanları yaptırp kondüsyon yüklemek isteyen Bülent zihniyetinin eseri,sahada ölü gibi gezen tempossuz ve yorgun futbolcular.
Futbolcular yorgun düştü büyük deha Bülentin eşşek ölüsü antremanları yüzünden.Bu antremanları sene başında yaptırısın anlarım.Nisan ayında yaptırmanın anlamı ne.
yazık

hadesperado dedi ki...

abi bunların üzerine ne yazılır ki, hepsi ortak bir yüreğin ortak bir aklın isyanı, hepimizin...

maçın ilk 10 dk.sından sonra sürekli izleyemedim, hep ara ara baktım... bu işkenceye bu vurdumduymazlığa yürek dayanmaz...

yazıklar olsun...

galatasaraylı dedi ki...

hasanı o halde görürrken yüreğim parçalandı tribünle onu yuhlarken kahvedikler küfür ederken daha 3 sene önceki şampiyonluk anında neler yaptıklarını hatırlayıp içimiz cız etti.onu o halde soktun ya oyuna sen harbiden 5 para etmezsin bülent korkmaz.maçtan sonra ben taraftarın eleştirilerne kulak asman sadece yönetime hesap veririm diyorsun şerefsiz.

ksenophanes dedi ki...

bülent kendinle ne kadar çelişiyor lütfen şuraya dikkat edin..Semih'e güvenmeyip yılların sol kanadı, avrupanın en etkili ofans oyuncusu kewell'ı 90 dakika defansta oynatan yani kıssadan hisse defans oynayan kewell'a bile daha çok güvenen kaptan bu maçta emre'yi çıkartıp o semihe koca defansı emanet etti.. Neler oluyor yahu ? Napıyorsun kaptan, iyi misin ?