29 Ağu 2022

23 Yolu 4; Trabzonspor 0-0 GALA

Yüksek Gala karar vericileri ( Divan üyeleri, yönetimi belirleyecek sayıdaki normal üyeler) Büyük GALA taraftarının önüne bir seçenek koydular. Biz devrimi çok sevmiştik oysa, eğer başarılı olursak Promethaus'a, Burak Elmas'a pay çıkacak endişesiyle Vebayla Kolera arsında tercih yaptılar. 6. Terim dönemi mi, 2. Hamza dönemi mi? Ölümlerden ölüm beğenin Gala'yla yatıp, kalkan, yaşayanlar.

Karşında kupa alamadıkça hastalık derecesi artan, patolojinin ilaç, aşı yetiştiremediği futbol endüstrimizin suyunu, yalını yemini ödeyen bir Oligarşi var. Taraftarın da kendine göre bir endişesi var, haklıyız ki 4. maç bitmeden somut olarak göründü. VAR odasındakiler UEFA gözlemcileri, elit hakemler olsa bile sonuç değişmeyecek. Teşkilat sistemini geliştirmiş. Görüntü verilmiyor. Güzel olan ne varsa Gala adına tekrarı yok. Kerem'in içine Maradona kaçtı bir an, hepsini çalımladı, tekrarı yok. 

Maçı yazmayacaktım ama bu maç değil, bu kalleşlik, bu spor zevkine muhalefet, transfer için para arayan, vakit öldürenler boşuna zahmet etmeyin. Bizim gibi yanıyorsanız, direnin. İlk yolu saha içi kaptan, Muslera pozisyonlara hem en uzakta, hem itiraza gelse sarı kart yiyecek. Emin olduğunuz aksiyonlarda maça başlamayın. Enes'in aldığı penaltıyı hatırlamıyor musunuz?

Bir de şu insan alım satım pazarı bitse de takımın MRını bir kere daha çeksek. Transfer haberleri, mutlaka futbolcuları olumsuz etkiliyor, olumlu etkilenenler de var, Paşa Bey başlarında. Kampa bile götürülmedi, yedeği varken, tatmin olmadılar iki futbolcu daha alındı. Eğer Dobi bir Cafu, bir don Petrescu değilse formayı zor alır. 

Biz sağ saldırı beke adam ararken, sol saldırı bekinin daha önce feda edeceğiz sanki. Eğer golcüsü olsa, biraz da Ümit Özat balı olsa 4. maç sonunda 2 gol 2 asistle oynamış olacaktı. Yine de olacak. Biz 2. Hamza dönemine fit olan taraftarlar, Şampiyon olursak Okan Hoca'nın zerre katkısı olmayacak, takım taraftarıyla kenetlenip büyük takım refleksi gösterip olacak bu kadar. Ama eğer olamazsa 2. bile olsa suç Okan'ın olacak. Yutkunuyorum Nasreddin Hoca misali. Eşeği kaybolmuş, bütün köy seferber olmuş, hoca nargile içiyor umurunda bile değil. Biri, hocam 3 gündür aramadığınız delik kalmadı, bu ne vurdumduymazlık, eşek senin kaygısı bizim. Şu karşı tepeye de bakın, bütün umudum orada, eğer orada da çıkmazsa siz o zaman görün bendeki feryat figanı.

Kalan maçların tamamını kazanırsak Şampişyonmuyuz çocuklar? Ben rakımı içer, nargilemi çekerim. Matematik butona bastığı zaman seyredin beni.

Okan Buruk'un kalede Uğurcan olmadığından haberinin olduğunu sanmıyorum. Oynattığı oyun bize gösterdi, blokajı yok, slopaj (tokatlama) çok iyi, şut çekmeyin kurtarır. Usta ayaklar var, ceza sahasına çalımlarla verkaçlarla girin kaleciyi de geçin. Mümkünse de iteklemeyi Sefer Emmi'ye yaptırın. Ki çöp aldırdı demesinler, geleceeeeeeeeeemmmm.

At alım satım fuarı hala cari, kapanmadı, futbolcu alacağınıza tazminatı neyse şu Sefer Çöpünden bizi kurtarın. Geçen yıllar takımın tamamı çöplük olduğundan her yerden metan gazı fışkırdı, özele inemedik. Bu ölü yorgun it yatağına gelmiş( Anadolulu bilir, iti öleceğini anladığında alır başını dağlara doğru gider, bir yerde sonsuza kadar sızar) Sefer Ağa zaten ölmüş, paralı bir mezarlık arıyor. ofsayttan çıkamıyor, Puan golü atamaz, Gomis'in peş peşe 3 maç oynamış halinden daha yorgun bezgin, Bir de çıkarken yaptığı kapris yok mu? tezimin doğruluğunu kanıtladı.

Çok gol atan takım şampiyon olur tezi doğru değil, en azından bizim lig için. 1 gol yersen en az 2 puan gidebilir, ama 6 gol atarsan 3 puandan fazlasını alamazsın. Kendi kalemize attığımız golü ihmal edersek gol yemedik, bu ne demek kaleci aramıyoruz, savunma oyuncusu talebimiz yok, Apo'ya güveniyorduk, Nelsson'la beraber unutulmaz bir tandem maçı oynadılar. Muslera'yla ilgili 10 yılı aşkın görüşüme detant uyguluyorum, sorunları bir süreliğine sumen altı yaptım. Kaleciliğinden bağımsız Okan kaleye geçebilir, bir yerli futbolcu kontenjanını da kulübeye götürür.

Takım çok iyi, savunma tamam, orta sahan kadar konuşacaksın büyük takımsan, konuşuyoruz, gol için maç değil dakikalar sayıyoruz. Biz bir his takımıyız, Şampiyon olmak kupa almak için hocaya ihtiyacımız yok. Kenetlenin yolumuz 23 yolu, 

 23 yolu yıldız tablosu; Muslera 7( ölüm huzuru gelmiş sanki yüzüne, giderayak düzeldi)- Şasa Bey 9( Büyük takım saldırı beki) Nelsson 8 , Apo 8( ikili oturdu, kendi kalemize gol atmazsak, penaltıdan yemezsek akan oyundan attırmazlar, GALA DUVARI, hatasız oynadılar) Aanholt 6( vurduğu girse 10, Hoca oynatamıyor, gol lazım olduğunda sırasıyla sağ tarafa çekip içeriye atıp vurdursa her maç atar, aynı şey Paşa için de geçerli) - Bücür 7( beyaz adam yiyici, siyahi olsaymış, Dünya karmasına girermiş, korumam altında ), Sergio 5( Pinokyo, yerden kalkmıyor, ağır, çözemedim, muhtemelen Miço dönünce kulübeye paspasçı olarak hizmetine devam eder) Mertens 7( geliyor gelmekte olan, ritmi yakaladığında her maçı tek başına alır, golü atsa 9du) Yunus 7( gol asist lazım, transfer haberlerinden etkileniyor, yedek kalırım diye korkuyor) Sefer 1( ölü, böyle 9 numaralar 30 sene önceydi, pivot santraforlardan nefret ederdim, başıma bela aldım gol mol atamaz, at pazarı kapanmadan kurtulmak lazım) Kerem 7( Kerem gibi gol asist lazım Sefer emmi çocukların istikbaliyle oynuyor)

Maç Pansiyonu; Gomis 8 (kadrajda gördüğünde bil ki golle burun burunayız, kendisi gol pozisyonu, ilk başlar, geberene kadar oynar, girecekse Sefer Emmi sonradan girer)

Okan Buruk; 4( Gala Hocası olduğuna kendisi bile inanmıyor, maç öncesi konuşmaları küçük takım hoca konuşması, Sevk ve idare doğaçlama, analiste ihtiyaç duymuyor, bu maç Sümena Manastırı Papazına denk geldi o da pilav sevmiyor, Atsan atılmaz, satsan 5 para ödeyen çıkmaz, dert bizim kimseye söylemeyin)

20 Ağu 2022

23 Yolu 3; Ümraniye 0-1 GALA

 

Transferler peş peşe gelince Erden Timur'a taraftarın bakış açısı oluştu. Başarılı bir iş adamı, futbol genel coğrafyasına yabancı, menegerler, hocalar, futbolcu celepleriyle işi olmaz, komisyon kovalamaz, tek derdi, iyi oyuncuyu, uygun fiyata Büyük Gala Taraftarının huzuruna çıkarmak. 

Notu çok iyi verdiğimiz için bir lakap yarışması düzenlenmişti, benim önerdiğim seçilmiş. REGULUS; Aslan Yıldız Takımının en parlağı, Aslan'ın kalbi, 10 numarası, Yüce Gala göklerinde PARLAYADURSUN. Bu transferlere tatbikat diyelim, nice savaşlarda başarılar dileyelim.

İyi de çok övündüğümüz Gala sosyal (asosyal medyası ilgilendirmiyor, okumam) medyası, 10 dakika önce kendi attığı tweeti, başkasından görünce inanıyor, her saat başı bir transferi daha uçağa bindiriyor. Ligin uzak ara en iyi iki saldırı kanadı bizde. Sen yazıyorsun da onlar okumuyor mu? 30 futbolcu var, 3-5 daha yolda, acaba ne zaman işten kovulacaksın, patron sürekli senin pozisyonuna işçi alımı ilanı veriyor. Bırakın çocuklar topunu oynasın. Adı anılan, İcardi, Belotti hatta Cengiz'in tamamını Yunus'un tek bacağına değişmem. 

Tasarımcımızdan şimdilik hiç bir ışık alamadık. Kadro mühendisliği denirdi bu işe, bu sene birileri kadro müteahhitliği daha doğru demiş, en doğru meslek futbol takımı hocalığı için tasarımcılık. Belli bir bütçeyle, değişik mağazalardan ürün alıp, dünyanın en güzel mankenini giydirecek, podyuma çıkaracaksın, işin bu. Futbolcunun alışması diye bir şey olmaz. Melo bidon olarak geldi, ilk çıktığı maçta oynadı. Hazır değillermiş, iyi o zaman beklesinler bir kaç maç kaybedelim keyifleri gelince oynatalım.

Alemsin Gala taraftarı, ortada sıçan, ayak tenisi oynuyorlar, çürümüş lastiği çekiştiriyorlar, sek sek zıplıyorlar diye dalganı geç, sonra iki yeni futbolcu ağır idmanlarda sakatlandı diye tasarımcıya fırça at. Bir karar verin, antrenman ağır mı, yerçekimsiz bir ortamda yapılan kadar hafif mi?

Taraftarın yeri tribün, geçen maç eleştirdik, bu maç hakkını verelim. Olimpiyat Stadı bizim evimiz sayılır, bir sezon taşınmıştık. Kontenjanın son koltuğuna kadar tribünleri doldurdular, bu sezon o stada Karagümrük, İstanbulspor maçlarına da gidilecek, deplasman değil. Son dakikalara kadar umudu kesmediler, Gomis'e girerken yaptıkları motivasyon bence vuruş anında etkili oldu. Normalde hiç bir futbolcu, hele golcü, hele uçurumların kenarındaki ota tutunan takımın Aslan Parçası dönüp vurmaz. İnsanlık dışı vuruştu. Tribünlere koştu, Arjantin tribünleri gibiydi o an. Orada olmak isterdim.

3 maçı atlattık, her maç olduğu gibi bu maçta da 2 net penaltı, izlenmeye bile gerek görülmedi. Bir kere daha yazıyorum, okuyup hak verenler de yazsın. Hakemin nasıl yapayım da Gala'ya puan kaybettireyim misyonuyla çıktığı maçlar olduğu sürece ki hep böyle olacak, Muslera'nın kaptanlığı bize pahalıya patlıyor. Pozisyona en uzak, itiraza gelse sarı kart, pozisyonun içindekileri de hakem heyeti maç esnasında zaten sindirmiş oluyor. Ucuz kart görmemek için itiraz da edemiyorlar. Kıdeme bakılmaksızın, pisliğe en yakın futbolcu saha içi kaptanı yapılsın. Benim önerim LUC. 

Takım ilk yarıyı son 50 yılın belki de en kötü futbolunu oynayarak heba etti. Bir kötü alışkanlık edindik, çok zor oyuncu değiştiriyoruz, geriden gelip kazandığımız turnuvalara çok güveniyoruz, nasıl olsa rakipler de kaybeder, daha çok maç var. Yok kardeşim Okan, vaktin yok, hatta en az vakit senin. Şimdiki Gala taraftarı çocuk, 4 sene üst üste şampiyon olamadım diye sokakta formasıyla gezmez. Çiğ çiğ yenmek istemiyorsan aklını başına çabuk devşir. Önünde son sezonların belki de en rahat Trabzon deplasmanı var. Şampiyonlar Ligi müziği dinler miyim diye can çekişiyorlar. Sonuç ne olursa olsun, en bitik durumda sana çıkacak, sen bu kurt sofrasından sağ selamet çıkarsan yürürsün. Çıkamazsan da serum bağlanır koluna genç yaşta, yazık olur hayallerine.

Maç yorumunu benden çok daha iyi yapanlar var, ben genele dair bir kaç görüş beyan edip yıldız tablosuna geçeceğim. Muslera'ya çok taktım biliyorsunuz, siz sadece kaleci olarak bakıp bana kızıyorsunuz. Futbolcu da aynı görüşte, kaleci iyi yemez zannıyla sıkışan geri pası atıyor. Bu maçta atılan toplarda biri hariç uzunları sürekli taca gönderdi. Kaleci kardeşim bu, her topu 10 numara gibi göndersin bekleyemeyiz. Apo geçen maçta bu mantıkla gönderdi, kısa düştü gol oldu hataya saydık, bu maçta da aynı yerden aynı pası attı, kıl payı ofsayt gol sayılmadı, artık suça sayarız. 

Saldırı beklerini Okan Hoca Akhisar Hocası taktiğiyle kullanıyor, Boey iyiydi, biraz kısmeti olsa bir golü bir asisti vardı, Anholt orta kesemedi kötü oynadı hükmü verildi. Bekleri ters kullan, bunlar bildiğin küçük takım beki değil, ilerle orta yap. Orta adı üstünde tiksinirim orta yapandan. Ortaya karışık kime giderse, top benden çıksın da. Pas vereceksin kardeş pas. Kurtalan Ekspres gibi senelerce aynı hat üzerinde git gel. Rampada dinlen, düz ovada tehir kapat. Böyle oynatacaksan Titrek İsmail'i çağır.  Mariano kaç defa içeri girerek gol pozisyonuna girer, atardı. 

Gelen futbolcuların hiç birini daha önceden tanımıyordum, bizim formayı koşturmadan hüküm vermem. Seferağa için sürem doldu. 6 pas üstünde penaltıdan daha net pozisyonda vurmak yerine ofsayttaki futbolcuya pas vermeyi tercih eden golcü, benim gözümde istese 50 gol atsın çöptür. Vur taca gitsin, ben eyleme bakarım, gol attırsaydı bile aynı yorumu yapardım. 

Kötü oynarken, hele son dakikada hele umut kestiğin, gitsin diye gözünün içine baktığın, beklemediğin bir futbolcudan atılan golle alınan 3 puan 3 puan değildir. Demiryoluspor 1-0 galip başlar, rakibin hassas dengesini bozar, taraftarının hafta sonunu zehir eder. Beter oladururlar,

Her maç ilk ve son maçımızdır, yolumuz uzun engebeli, kanlı kızıl bir maç meşalesi yaktık, düşmesinler peşimize kaybedilmiş kupaların öfkesini  boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar. Yolumuz 23 yolu bu yolun bitim noktası, son istasyonu kupa takının kurulduğu gardır. Ara istasyonlarda inmek yok, taraftarla, takımla, hocayla, Başkanla  saldıracağız, Biz kazanacağız.

23 Yolu 3 Yıldız Tablosu; Muslera 2( Biri hariç kullandığı uzun topları taçtan topladık, aşırı güveniliyor, top gelmedi, beğenmedim)- Boey 7(antrenman yemeyen iyi oynayan akıllı, yerine alınan sakat, forma kavgası veriyor, maçın adamı) , Nelsson 1( transfer olmayınca dengesi bozuldu, en kötü maçını oynadı, ben desteği yavaş yavaş çekiyorum, olmazsa olmaz futbolcu değil) Apo 1( ilki hata, ikincisi suç, aynı pis pası verdii, ofsayt imdadımıza yetişti, yetiş ya Emin yetiş ya Metehan) Aanholt 2( oyun stilini kaybedince kötü oynuyor görünür. hüneri pas trafiğine içeri girmek)- Sergio 3, Luc 7( tam bir Gala futbolcusu) , Akbaba 1( küçük takımların büyük topçusu, çok korkuyor yedek kalacağım diye, oynamaz, olmaz) - Yunus 6( 1 gole ihtiyacı var çocuğun) Seferağa 1( maç çöpü) Kerem 3( düşüş devam)

Okan Buruk; 2 ( sevk ve idarede büyük takım hocalığı refleksi gösteremiyor, ipi çekilecekse kendi çekecek. Kendi düşen ağlamaz.

Maç pansiyon ödülü; Gomis 10 halk kahramanı

   

14 Ağu 2022

23 Yolu 2; GALA 0-1 Giresunspor


Hafta içi transfer coşkusu vardı, Erden Timur'u konuştuk, çoğumuz hakkındaki peşin hükmümüzü değiştirdik. Bir sosyal medya hesabı Lakap takalım diye kampanya başlattı, bizde Aslan lakabıyla anılırdı. REGULUS dedim ben, Aslan Takım yıldızının en parlağı, 10 numarası, kaptanı, Yüce Gala Gök'ü. Parlayadursun.

Lağım fareleri bu sezon çok erken kuşandı. Endişeleri büyük, hiç bir korkuya benzemez GALA düştüğü gibi kalkar şampiyon olur korkusu. Küme düşmekten zor kurtulmuş yaralı Aslan'a sataşmalar dört bir yandan. Ya çok yakınlarında bir delik var, ya da güvendikleri köpekler çok sıkı örgütlendiler. Tarih bizi çağırıyor, yaşayan en vahşi yaratık, yaralı Aslan'dır. Gömdük diye hokkabazlık yaparsın, bir bakarsın tabutunu taşıyor.

Uzun yıllardır ilk defa görüyorum, futbola lanet ettiren rezil bir sezonun ardından, tam kapasite ilk maça çıkıldı. Son üç sezon küçük takım şampiyonlukları, her takımın taraftarında bir tetiklemeye neden oldu. Diğer küçük takım taraftarları, bizde olabiliriz, büyükler de yeter artık verdiğimiz avans diye tribünleri doldurdu. Bu sezon seyirci rekoru bekliyorum.

Bizim taraftara söyleyecek lafım var. Daha doğrusu seyircimize. Büyük Gala Tribün taraftarı beyaz atlarına binip gittiler. Ekonomide bir deyim vardır, kötü para iyi parayı kovar, kötü taraftar da bizi kovdu. Artık tribünler gaspçı, karaborsacı, gerici, ırkçı çapulculara kaldı. Bir futbol takımın, bizim, en önemli faktörümüz, ne yazık ki artık taraftar yerine adam tutan, veya tutmayan cahillerin tekeline terkedilmiş. 

Maç 0-0 morg marşı söyletiyorlar, ölüm varmış korku varmış, herkes gider, bunlar kalırmış. Bir kaza golü yedin, 15-20 dakika var, yeni gelen Seferağa amigoluk yapıyor, ortayı yapan Kazo, bağırın diye yalvarıyor. Taraftarlığın kitabını yazmışım, ciğerlerini biliyorum, 2. golü yesek diye totem yaptılar, İmparator diye bağırtacaklardı. Laf değil söylediğim, yaşadık, Lucescu'nun geldiği sezon Osman Hattat çapulcuyu kovmuştu. Otobandan bağırdılar, 5 maç dayanamadılar. 

Takıma ne kadar güveniyorsam, taraftara o kadar güvenmiyorum. Yol kazası değilse bu yenilgi, arkası gelecekse 2023 ü göstermezler. Biz demedik mi demeyeceğim sevmem. Okan Buruk usta nalbant olmak için Aslan'ı nallamayı düşünüyorsa, bizim sabrımız falan yoktur, biri kulağına söylesin. Fatih Terim'i yemişiz, Okan Buruk'u çiğnemeden yutarız. 

Maça gelelim mi? yapılan transferlerin hiç birini tanımıyorum, Mertens dahil hiç birinin adını bile duymadım. taraf olmadığım maçı izlemem cahil kaldım. Geçmişi nasılmış diye vikipedyaya bile bakmam. Kutsal Gala forması içinde ne yapıyorlar ilk maçlarına dikkatle bakarım. Serbest vuruşçumuz yoktu,  Sergio'nun topu üst direkte patladı, maçtaki oyununu etkiledi belki de. Çok çabuk düşüyor, bu yüzden biz Eboue'yi, Burak'ı kovduk, aman dikkat.

Kerem en kötü maçını oynadı. Ona da iş kazası veriyoruz. Eğer şımarıklıksa biz neler gördük. Surat devamlı sinirli, üzgün. Gol sevincinde bile içinden sanki birine küfür ede ede koşuyor. Yoksa takıma acil en donanımlı bir mental müdürü atansın. Sanki Yunus'un dönüşüne pek memnun olmamış gibi. Ters dönüp vurduğu topun girmediğine sevindim, vardan dönerdi, şebeke geri döner o golü ödemezdi.

Şebeke demişken söylemesek olmaz, kötü oynadığımız zaman verilmeyen penaltıları ihmal ediyoruz, iyi oynayıp kazanınca da hakemi de yendik diyoruz, veya pozisyonu bile konuşmuyoruz. 2 penaltımız verilmedi. Esas bu maçtan sonra kıyameti koparmalıyız. 

Muslera sezona en iyi başlayan oyuncumuz. Maçın adamıydı bana göre, sıfır pas hatasıyla oynadı, bir ara Popescu kaleye geçmiş sandım. Hakkında iyi konuşurken yazarsak mantıklı olur. Kaleye Okan geçmeli, çok yabancımız var, hemen hemen hepsi de yeni geldi. mecbur 2 kişi hariç takım sezona yabancıyla başlamalı, maçlar oynandıkça elemeye geçilmeli. Sen eşek yükü para öde, sonra Akbaba'yı, Apo'yu, Yunus'u kesebilmeleri için yenilmeyi, geride kalmayı bekleyelim.

Oyun alıştığımız kadar kötü değil, pozisyon vermediğimiz, 2 penaltının çalınmadığı 3-4 gol pozisyonunun harcandığı maçı kendi kalemize attığımız golle kaybettik. Kalan maçları kazandığımız zaman şampiyonluk bizimse sorun yok. Yakın geleceğe, muhtemelen Ümraniye maçına çıkılabilecek en iyi 11 le çıkılır.

Galatasaraylının kanaması Fenerin oynayacağı ilk maçın  son düdüğünde durur.

Yolumuz 23 yoludur, olanca içtenliğimle inanıyorum. 


23 yolu 2 yıldız tablosu; Muslera 6( topla çok buluştu paslarda tam isabet, taca, rakibe şişirme yok) - Boey 2, Nelsson 3( alıcısı varsa gönderin ), Apo 1(ayak tenisi antrenmanını bile iyi yapmamış, kale önünde 2 metreden golü atamadı) , Vaan 1( Kazo oynar)- Miço 6(adamım), Sergio 3 ( serbest vuruş girmeyince düştü) Sefer 3, Yunus 5, Kerem 1( en kötü maçını izledik) girenler etkisizdi,

Okan Buruk 2, ilk yarı atamayınca taraftardan korktu panikledi. Gomisi erken, Mertens'i geç soktu. Ayak tenisi, çürük lastiği çekmece oynamayan Boey, Miço ilk iki maçın en iyisi.

Maç Kasabı; Sergen

Maç Pansiyon Ödülü; Emre Akbaba, 2 defa penaltı yapıldı, vah demedi, itiraz sıfır, vur yumruğu ekmeğini al.


8 Ağu 2022

23 Yolu 1; Antalya 0-1 GALA

Sezon aslında geçen yılın ortalarında başladı, takım bu sene ben yokum dediği zaman, yani DEVRİM.

Uzun süreli Şampiyonluksuzlara katlanma, hoş görme devri kapandı, o takım bu takım değil artık her şey değişti. Tarihini bilmeyen, iyi okuyamayan, yaşadığı kötü anıları misliyle yeniden yaşar. Yani demem o ki çocuklar, biz 13 sezon Şampiyonluk görmedik ya, sizin 3 sezon görmemeniz görece daha beter, yani diyorum ki beyinlerinize kazıyın, üç sütun üstüne puntolarla yazayım.

Bizim o unutulmaz 14. sezon, şimdi hepimizin 4.sezonudur. Biz o sezona nasıl başlamışsak, nasıl inanmışsak görev, özelde Gala'nın kalesi Arena'da hançere patlatacakların, genelde Macellan Boğazından Sibirya Bozkırlarına, Ümit Burnundan, Alaska'ya, Dünya'nın bütün koordinatlarına dağılmış Büyük Gala Taraftarınındır. Gazanız mübarek olsun.

Galatasaray Halklarının 4 sene üst üste Şampiyon olamadım deme lüksü yoktur. Her oynadığın maç ilk maçındır. DETANT uyguluyor, sorunları hesaplaşmaları sumen altına atıyoruz. Yönetim, futbolcu, TARAFTAR, kolpadan değil harbi, omuz omuza, yürek yüreğe bütünleştiğinde kaçırdığımız kupa yoktur. bu birliktelikte yerimiz neresiyse oradan yumruk yumruğa kavgaya giriyoruz. Gidiyoruz, o kupayı alıp müzeye koyuyoruz. BAŞKA YOLU YOK.

Devrim başlamıştır, çubuğu tersine büküyoruz, belki de kendimiz bile bu yolda heder olacağız, ama sevdaya tutulmuşuz bir kere, ateşlerde yanmasını da biliriz. Son pasa, son şuta, son çalıma kadar devrimi savunacağız, ya hep beraber pınar başı çekeceğiz, ya hiç birimiz durumdan vazife çıkarıp, kendimize alan açmayacağız..

Lig başladı, yani Şampiyonlar Ligi hazırlık maçları. O müzik, o gerilim, o şevk o heyecan, bir daha bu ülke statlarında yaşanacaksa, kurucu 8 takımdan biri olarak yine bizle yaşanacak. O maçların derin heyecanı içindeyim.

Takım muhtemelen bu sezon için en kuvvetsiz 11iyle ligin en iyi takımına karşı, deplasmana çıktı, yenilseydi bile aynı şeyleri yazacaktım. En geç 5. hafta, ilk maça çıkan 11den 5 kişi değişir. Öngördüğümüz şey, hayali bir dağın ardındaki olmayan cisim değil, en iyi tanıdığımız, Şampiyonluk Kupasıdır, ilk dakikalardan itibaren gördük, geliyor. Uzun yıllardır ilk defa yapılan transferlerden bağımsız( pek fazla başka maç izlemem hiç birini tanımıyorum) sezona çok rahat giriyorum. Devrime güveniyorum, arkası mutlaka gelecek geri dönüş yok.

Muslera Şampiyon olduğumuz sezonların son düzlüğündeki gibi başladı sezona. Penaltı olduğunda(%100 değildi)  yemez diye bağırdım zaten. Kolay kurtarış değildi, atan usta işi penaltı attı, vuruş anında fake atarak kalecinin atlamasını bekledi, Muslera, ilk defa gördüm teması bekledi çok kolay bir penaltı golü atmasına izin vermedi. 

Sergio'ya yapılan Vara bile gitmedi, Yunus'un boynu kırılıyordu devam dedi, alamet her sezon olduğu gibi bu sezon da hakem heyetini yenmemiz gerektiğini gösterdi. Olsun devam edin biz Şebekeyi yenerek büyük takım olduk. 

Okan Buruk'un sevk ve idaresini dikkatle izledim. Sezonun ilk ve belki de en önemli deplasmanı, penaltıdan dönmüşsün, hoca olarak bazılarının mottosudur, atamıyorsan yemeyeceksin, 85-86 da karar vereceksin, ya maçın en etkisiz adamı SeferAğa'yı çıkarıp, orta sahaya bir kazma koyacak, Estergon kalesi savunmasına geçeceksin, ya ben yenerim diyecek, risk alacak, maçın en iyi oyuncusunu çıkarıp, taraftarın mırın kırın ettiği tabelacıyı oyuna sokacaksın. Risk almayan hoca, hayatının en büyük riskini alır. Atarsın atamazsın, hatta kaybedersin, ama büyüyeceksen böylesi kararlarla büyürsün. Bravo Okan.

Emre Kılınç mevcut oynadığı futbolu bile unutmuş, ne var ki biz unutmayalım diye not düşüyorum. Bilirsiniz demiryolcu çocuğuyum, yaşınız yetmez buharlı trenler vardı (yolu düşen olursa Aydın ÇAMLIK istasyonunda demiryolu müzesini görsün) lojistik istasyonlarda durur, su ve kömür deposu doldurulurdu, golümüzdeki atağı marşandize benzettim, Miço( bu ismi çok seveceğiz) son bir gayretle kömürü ateşledi topu söktü, SeferAğa makinistti az kaldı ama yetmez dedi, Emre Kılınç istasyonunda ikmal yaptılar, bir damla su daha aldılar, top tekrar Miço'ya geldi, Kuzey'in olanca soğukkanlılığıyla topu yaşlı, yaralı, pusuya düşürülmüş aç Aslan'a ulaştırdı.

Son dakikada atılan gol aslında oynadığın takıma değil, rakibine(Fenere)  attığın goldür. evlat acısı gibi koyar. Bu gölün hikayesini unutmayın, her şampiyonluğumuzda böylesine kader golleri vardır. 

Şanlı Gala'nın Büyük taraftarı, ayağa kalkıp salla bayrağı, İşte Cumhuriyet, işte yüzyılı, yolumuz Cim Bom'un 23 yolu.

Siz sözleri ezberleyin Bestesi hazır,

Yıldız Tablosu; Muslera 8(sepet ejder meyvesi, avokado, kivi yüklüydü, devam) - Boey 6(2. Yarı notu) Nelsson 6, Apo 7, Vaan 6- Sergio 5, Akbaba 5, Berkan 5- Yunus 9, Sefer 4, Kerem 5. Yol 23 yolu

Okan Buruk;8 ( Gomis’i alırken sahanın en kötüsü Sefer’i çıkarmadı)

Maçın Pansiyon Ödülü; Miço 8 (bu adamı çok seveceğiz, Kuzey'in Aslanı)

Maçın Adamı; Yunus akgün

Maç Kasabı; Ömer Toprak

 

2 May 2022

TorrEND Amigo

Geçici, kalıcı, çöp, çaylak, efsane, İmparator 82 hoca dan sonra tanıdık seni.  Bildiğimiz tek şey şu an cari dünyanın en büyük Hocasının yanında Dünya'nın en büyük 3 takımında senelerce maça, antrenmana çıktığın geçmişindi. Buna güvenerek, takımın en fazla çıkan hocasının kovulmasına, ve Florya'da antrenmana çıkışına alkış tutmuş, şu ana kadar ölümüne savunmuştuk. 83. nün bokunu eşeledik, boncuk aradık, daha önce görmediğimiz neler sunacaktın bize?

Futbolculuğun yok, olsa tanırdık. Önemli değil, Morinho'da futbolcu değildi. Her Büyük hoca çırağı gibi, ben kalfa oldum zannıyla Amerika'ya oradan Brezilya'ya uzanmışsın. Çalıştırdığın takımları duymadık, nasıl futbol oynadıkları da bizi bağlamaz. Amerika'da futbol bildiğimiz kadarıyla yok dan biraz iyi.

Acemi nalbant, ustalığa Kürdün eşeğini nallaya nallaya geçermiş. 60 yaşında kalfalıktan ustalığa geçmek için Türk'ün en büyük takımını nallamaya gelmişsen Dünya'nın en şanssız hocası sensin. Vakit tamam, Hocam, yedi yerden yara aldık, kalan 3 maçla, atılacak bir kaç golle yapacağın pansumanla iyileşecek gibi değil.

Yaralı Aslan nasıl iyileşirim derdine düşmez, öcünü nasıl alacağının planını yapar. Büyük ölçüde içeriden vurulduk, kendi virüsümüzü kendimize bulaştırıp virüsle pusuya düştük. Bu sabahtan itibaren ilk işimiz, sebep olanları ifşa etmek, hesabını sormaktır. Ant olsun ki soracağız Hocam, umarım sana sıra gelmeden uçağa yetişip kaçmak için zamanın kalır. 

Ayda bilmem kaç  yüz bin yuro maaşın var, Nelsson'u 2 metre daha sıçratmak, Halil'in baldırına yay takmak, Taylan'ı 15 km koşturmak, Morutan'ın kıçına motor takmak, Berkan'a beyin ameliyatı yapmak için gelmediğine göre ne hünerin var diye maçları mikroskopla, dürbünle, teleskopla izlemeye başladık. 

İnsan üstü bir yeteneğin yok yani, uzmanlık alanın Teknik Direktörlükse, umumi manzara şu şekildeydi.

Mishels olamazdın, total futbol icat edildi, patenti kapıldı. Sizin tika takalarında miadı doldu. Catenoccio yu ben buldum desen yalan, Hereria'dır mucidi. Bir zamanlar WM sistemi vardı, W şeklinde savunma M şeklindeki hücum hattının oluşturduğu sistemin yaratıcısı unutulmaz Arsenal'in unutulmaz Teknik Direktörü Herbert Chepman'da değildin yani, 83. Galatasaray Hocası.

62 Brezilyasını sahaya Didi, Vava, Pele, Garrincha, Zagolla ölüm forvetiyle çıkartan, Dünya'nın sayılı büyük testisli hocalarından Moreira'ya benzer miydin acaba ? Keşke olsaydın, ilk maçlarda cortladın. Ulusları savaş zamanlarında bile futbola sevdalı yapan büyük hocalar uçurtmalara binip gittiler. 

Çok şey mi istiyoruz, Labonowski'nin top Dinamo Kiev'deyken, 1-8-1, top rakipteyken 0-10-0 taktiğiyle oynatıp, rakibi orta sahada boğacak gibi özgün, Rudakov'u Dünyanın en gereksiz kalecisi yapan, orijinal bir taktiğin var mı diye beyhude bekledik, yok hükmünü verdik.

Futbol Takımı Hocalarının daimi en büyük hocası Langırtı İcat eden Alajendro Finisterre(bakınız mahalletakimi.blogspot.com etiketi) olabilseydin keşke. Savunma milinde 2, orta saha miline 5, hücum miline 3 futbolcu bağlayabilseydin, bir kaç gol daha yiyip, daha fazlasını atmaya cesaret edebilseydin. Yani ciğer, Büyük takım hocası ciğeri değil.

Varsa ki vardır, bildiğin oyun taktiğini sahaya sürmeye kalktıysan geçmiş olsun Hocam. Kimseden duymadıysan bizden duy, bizde futbol çim sahalarda değil, lağımda oynanıyor, Yani bildiğin sökmez, sökmedi. Sökse senden önce en kralları geldi bu ülkeye. Koskoca Reykart'ların, Dünya Kupası kazanmış Del Boske'ler, Aragones'ler, Low'lar, Hidink'lerin götüne teneke bağlayıp gönderdik. Bari onurunu kurtar, ilk Madrid uçağına at kendini. Sana paslı teneke hazırladık. 

Umarım haberin vardır, Galatasaray'ımıza Monşer Hocalar, bağırmayan, sarı kart görmeyen, küfür etmeyen, yardımcılarıyla konuşan Hocalar uymaz. DNA larımız  kaldırmaz, biz his takımıyız, taktikten önce isyan gelir. Galatasaray'ın Türkiye'deki langırt liginde Şampiyon olması için bir Hoca'ya ihtiyacı bile yok. Formayı sahaya atsan, en kötü lig sonunu 3. bitiriyorsun. Galatasaray'ın kötü oynaması, yenilmesi, Şampiyon olamaması için bir büyük Hoca hamlesi gerekebilir belki. İstesen de kötü oynatamazsın yani. Sen oynattığına göre sebebini bulup raconu kesmek, infazı yapmak Büyük Gala Taraftarının ilk görevidir.

Sessiz sedasız gelmiştin, kovulma sırası gelen 83. Galatasaray Hocası, Bizde saygı mecbur, sevgi özgürdür. Seni unutmayacağız, tipin, kıyafetin, kirli sakalın bile bize ters. 1-2 veya daha fazla Galatasaray taraftarı çocuk da, senin sayende fanatikleşip tribünlerde hançere parçalayamadı. Kısaca oyun bitti hocam, jeton da kalmadı elimizde, kaybettik. 

Yolun ve bahtın açık olsun, adios  Amigo

27 Mar 2022

Ateş-Güneş



Galatasaray'ın ilk üyeleri 1930lu yıllarda yeni yeni fosilleşmeye başlamışlardı. O yıllara kadar sadece lisede okuyanlar futbol takımında oynayabiliyorlardı. Mahalleden biri bile eğer lisede okumamışsa oynayamazdı. 

Öte yandan Fenerbahçe ve Beşiktaş istediği futbolcuyu oynatıyordu. Fenerbahçe misal Kuva-i Milliye'nin Kartallı kahramanı Kazım'ı oynatabiliyordu da biz Metin Oktay'ı lise mezunu değil diye oynatmıyorduk. Galatasaray'ın ilk fosillerine direnen Yusuf Ziya Öniş dışardan adam alınması için baskı yapıyordu. 

O zamanın Divan da şimdiki gibi  Nuh diyordu da peygamber demiyordu. 1933 te ayrıldılar Galatasaray'dan, Ateş Güneş adı altında yine sarı kırmızı bir takım kurdular. Anlayana ders vereceklerdi ve de fazlasıyla verdiler. 

Gittikçe güçlendiler ve çok sevdikleri Galatasaray'a en büyük hezimetleri tattırdılar. İstanbul liginde şampiyon oldular ve bir gün, bir Galatasaray maçı finalini kazanıp, kupayı almadılar ağlayarak takımı feshettiler, ortadan kayboldular. 

Galatasaray'dan koparak ortalığı yakan ateş, kavuran güneş öyle bir battı ki, hala doğmadı.

Tarih seni çağırıyor, Tarihini bilmeyen kötü anılarını misliyle yeniden yaşar.

7 Mar 2022

Endülüs'te Halay



Ne zaman bir isyancı bir büyük takımla eşleşsek, gözlerim dolar, içerim sızlar. Hele ki bu isyancı takımın formasında  vişneye çalan  renk varsa bir başka olurum.  Kralın takımlarına karşı ezilen ulusun başkaldırı takımıysa bir de. Hele bir de beni çocukluk çığlığımı attığım tribünlere geri gönderiyorsa eğer, şimdi raksın vaktidir. Zil, şal ve gül, Gomis'in şutu, Kerem'in hızı

Ve bu gece Endülüs sarı kırmızı.

Futbolun sihirli şarkısı yüzlerce dilde söylenir, bu gece şarkılarımız İspanyol ziliyledir. 

Nereden nereye? 1994 Ali Sami Yen  Romario'lu Barcelona'yla eşleştiğimizde, büyük İspanyol futbolcularını görmek için koştuğumuz tribünlere, bugün onları yenmek elemek için koşuyoruz. En kabadayılarının façasını indirdik. Kral'ın takımından Süper Kupa'yı aldık, averajla yarı finalden döndük. Katalonya prensine çeyrek finalde ofsayt golle geçildik. Mallorka'larını, Sosyete takımlarını saymıyoruz. Ali Sami Yen'de harman dalı, kılıç kalkan oynattık.

Bu hafta seferiyiz Büyük Endülüs'e, Tarık Bin Ziyad'ın cebelleştiği kayalıklarda, yelpaze çevrilir gibi dönüşlerini, işveyle saçılış, örtünüşlerini seyredeceğiz.

Her rengi istemeyiz, bizim gözümüz, gönlümüz aldadır. 

İspanya'da, Barcelona Limanında, Yeni Kamp'ta çıldırmaya koşanlar, dalga dalga bu akşam şaldadır. 

Televizyon başında bizler, orada olamayacak olanların kadehleri eldedir. Galatasaraylı neredeyse, gönülleri Galatasaray'ın olduğu yerdedir. Barcelona, bugün Galatasaray Halklarının baş şehridir. 

Marcao başta, elinde mendil, halay ortasında bir durup bir zıplar gibi, bir baş çevirmesiyle Kerem, bakanı süründürür gibi. Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli.

Barça'lı güzelleri. Şeytan diyor ki Taylan, maç ne olursa olsun, sarmalı, yüz kere bin kere öpmeli. 

Ben diyorum ki Büyük Galatasaray'ın Kaptanı Muslera; Barcelona delikanlılığımızın Royal Madrid'e karşı savaş takımıdır, Her ülkeden bir takıma sevdalanırdık,  İspanya'daki ÇOCUKLUK AŞKIMIZ'dır. Yense de büyük yenilse de, taraftar zaten ölümüne sizinle. Bırakın lan maçı, bırakın raksı. Maç bitsin, topla takımı gidin taraftarın önüne, üçlüyle beraber çekin bir halay, atılsın naralar,

''Her Yerde her Zaman En Büyük Şanlı GALATASARAY''.

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle, her kalbi dolduran sarı kırmızı renklere, zile, 
Her sineden, her kalpten, çekin bir ''OLEEEEEEE''

5 Mar 2022

Endülüs'te Halay Provası, Konya'da Çiftetelli

1- Vamos Bien (iyi gidiyoruz) Spor değil, bilim yapıyoruz. Devrilen, gücünü hüküm sürdüğü zamanlarından çok daha fazla artırıp saldırır. Devrimi korumanın tek yolu tavizsiz, acımasız diktatörlüktür. Çöplüğü temizleyeceğiz.

2- Gala Tarihinde ilk defa takım profesyonel bir ekip tarafından manej edilmektedir. Taç, korner atışçısı, geçiş oyuncusu, top kapma hocası, sadece işini yapan 2 aydır aynı eşofmanı giyen, yardımcı tokatlamayan, kova taşıtmayan, hık deyicisi olmayan bir gariban. 

3- Engellemekle bitmiyor, ya 15-20 takipçili yeni mürit, ya nasıl olmuşsa olmuş 50, 100 bin takipçili kul. onlar sizi bloklamadan basın tekmeyi. İnanın Gala'ya hiç bir faydaları yok. Bizde Efsane olmanın yolu kupa alan takımın başında durmaktan geçmez. Metin Oktay'ın kupası mı var?

4- Son 10 yılın en önemli 1 ayına girdik. Endülüs'te Halay için son antrenman. Korner, serbest vuruş golü atıldı, savunma gol atmaya başladı, klasik zevk idare yerini tez antitez sentez e bıraktı. Geriye düştün al bir 9 daha, atamadı at sonuncu 9 u, atamadı bir sonra kes.

5- Herkes 9 herkes 1, sonuç ne olur bilinmez, çünkü ülkemizde futbol çim sahalarda oynanmıyor. Belki bilim de bir işe yaramayacak, en azından güzel günlere inanan bir Gala sınıfı oluşacak, bu da bir şeydir be. Rize'ye iki defa yenik düşüp, maçı kazanma ihtimali var mıydı?

6- Aanholt için en kötü oynadığı maçlarda bile görüşümü yazmıştım. Sol saldırı beki parametrelerin tamamına sahipti. Elbet maçını bekleyecekti, 9 numaraya geçti. Saldırı bekleri mesaisinin çoğunu rakip sahada geçirecek. Gole katı yapacak. Büyük Takım bilimi bunu yazıyor.

7- İlk topa basıcıların koşu mesafesi, kötü sonuçlara bağlı olarak düşmüştü, bu akşam tavan distance olur. Sadece düz koşu da değil, Taylan- Berkan'dan kesin gol bekliyorum. Kaybedecek neyiniz var lan, saldırın yaralı aslan gibi, kazanacak bir tarih diyalektiği var önünüzde. 

8- %20 yle oynayacaksan git tribüne, maçı evinde izle. Morutan için aldığı karar doğru. Herkes kötü oynayacak, sen oynamayacaksın. Sen umutsun, kimse Nelsson'a bizi kurtar diye bel bağlamaz, sen yatıracaksın, beklerin belinden su alacak, Cim Bom'u ipten döndüreceksin. Daha fazla rezil etme Hemşehrini.

9- Düşmana inat bir maç daha atlat. Haydi Takım, ateşlerden geçiyoruz. Endülüste Halay'dan önce İç Anadolu'da bir çiftetelli çkelim. Hani benim 2 duble ırakım, içer içmez geçti benim merakım, Konyalım yürü.

Yaşasın Galatasaray'ı hesapsız sevenler. 

18 Şub 2022

Crear Dos Tres Muchos Fanaticos De GALA

Galatasaray Dergisi Ocak 2022 sayısı 120-21 sayfada yayınlanmıştır.

İki üç ve daha fazla Fanatik Galatasaraylı Hereke tren istasyonu, demiryolcu babam 200 metre uzunluğundaki marşandizin istasyonda boşaltılacak yükünün olduğu vagonu rampaya yanaştırıyor. Makiniste bayrak sallıyor, sarı yavaşla, kırmızı dur, çeşitli ritüellerle işaret veriyor. Hayal mayal, sallanırken seyrettiğim ilk ve ömrüm ne kadar vefa ederse sallayacağım sarı kırmızı bayraklar. Hepimizin mahallesindeki bir bakkalın önü, biraz sonra başlayacak mahalle maçı için toplanılan sosyal tesisler. Ama önce transistörlü radyodan dinliyoruz, Çocuğuz, İnönü Stadı tribünlerini tavaf edeceğimiz günlerin arifesi. Aydın Köker’e, Orhan Ayhan’a bağlanıyoruz sırayla. Metin’in deniz tarafına doğru vites attığı atağı, Gökmen’in gazhane tarafındaki kaleye çektiği şutu dinliyoruz, hayaller kuruyoruz. Bütün statların isim babasıdır İnönü stadı. Her tarafı kapalı statlarda taraftarın yoğun olduğu kale arkası yeni açıktır. Yayının karşısı kapalıdır. Daha bu sene yeni açılmıştır, ama her stadyumda bir eski açık tribün vardır. Sebebi İnönü stadı tribün emekçileridir. Ve işte haftalar yıllar geçti, biz biraz daha büyüdük, Kartal’dan trene, Haydarpaşa’ya oradan vapurla Karaköy’e ve sonrasında Dolmabahçe’ye yürüyecek yaştayız. Maç karın mı doyuruyor diyen gariban bir babanın çocuğuyuz. Ama işte o gün geldi çattı, çocukluk hastalığına yakalanacağımız, binlerce taraftarın ilk uğrak ilk sınav yerindeyiz. Ve fırtına yaklaşıyor, yeni açığın kapalıyla birleştiği yerde bir hareketlenme, dalgalanma var. Amigo Orhan geldi, orta katta tribünün tam ortalarına kadar yürüdü, ince bir elektrik direği vardır, reklam sac tribün paravanına çıktı, el sürenler, dokunanlar bacaklarından tutuyor mübarek adamı, çööök diye bağırdı, sağ elini sallayarak olanca sesiyle başlattı, ilk duyduğum tezahüratı, Biirrr baba Hinddiiiiii. Cim Bom Bom. Artık biz de taraftar olduk, kısılan sesimiz, yediğimiz pideden, içtiğimiz ayrandan olduğumuz ishal maça gittiğimizin şeref belgesi. Maça henüz gitmemiş çocukların efsanesiyiz. Gökmen’ler, Yasin’ler, Metin’ler, Büyük Mehmet’ler. 1967-79 yılları Arası Galatasaray’ın bir Büyük Mehmet’i vardı. Metin Oktay’dan Fanatik Galatasaray taraftarı yetiştirme misyonunu devir almıştı. Arda Turan’ın en iyi oynadığı maçları hatırlayın stili aynıydı. Arda Turan’ı ilk seyrettiğim maç demiştim, Büyük Mehmet diye. Kafayı arkaya atışı, paytak yürüyüşü, zaten hep aklımdaydı içimde bir hicran yarasıydı anlı şanlı Büyük Mehmet. Unutulmaz bir tekniği vardı, o çamurlu, toprak sahalarda gözümüzün önünden hiç gitmeyen çalımlarını şimdiki sahalarda hayal etmek ne menem bir duygudur? Hemen hemen her maç aklıma gelir. 1973 fener maçı, dakika 85 de ofsayttan 2. Golü yedik. Büyük Mehmet delirdi, Galatasaraylılık bazen deliliktir. Santrayı yaptı herkesi çalımlayıp gol attı. Tekrar kapılan topu aldı, önüne geleni ipe diziyordu, Alpaslan’ı iki defa çalımladı, Küçük Mehmet’in önüne bıraktı 2-2. Hakem Fener’e acıyıp bitirmese yenecektik. Tüm zamanların en büyük Galatasaray 11 ine 8 numara yazılırdı. Genç nesil bilmez unutuldu. Florya’ya giremedi, maça gelemedi, Kadırga’lı Büyük Mehmet olarak Kumkapı’da ömrünü geçirdi. Hoca olamadı, spor yazarı yapmadılar, televizyona çıkarmadılar, futbolu değil, futbol oynamasını sevdi bu büyük futbolcu. Peki ne günah işlemişti de 3 maç oynamış olanların cirit attığı camiada adı sanı anılmıyordu. Suçu çok büyüktü! 1979 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu. Neden diye soranı olmadı. 1 sene daha oynayayım sonra Jübilemi yapıp semtime döneyim dedi Coşkun Özarı’ya 5 sene daha oynardı, zaten o 1 seneyi de büyük oynamıştı. İzin vermediler, jübile bile yapmadılar, Cemil’in çok yakın arkadaşıydı, neden hala bilinmez son saniyelerde Dereağzı’nın yolunu tuttu. Parayla, unvanla işi hiç olmadı, binlerce Galatasaraylı çocuğu ağlattı hepsi bu. Sonra bıraktı, daha doğrusu futbol ve futbolu sevenler Ördek Mehmet’i bıraktılar. Gitmeseydi, adı Metin Oktay’la yan yana yazılacaktı, Galatasaray taraftarları fazla üzülmesindi, yeni bir efsane bayrağı teslim almıştı, taraftar yetiştirme bayrağını. Kenar mahalle toprak sahalarının, Sur İçi'nin Maradona’sı, adı Galatasaraylı Büyük Mehmet olarak sonsuza değin efsane olarak mutlak birileri tarafından nesilden nesle aktarılacaktı.

Pek çok şey hatırlıyorum Büyük Fatih, 5 numaralı kutsal formayla 74 de İnönü'ye çıktığın ilk çıktığın Es Es maçından,85 deki Altay maçına kadar pek çok şey. Kulübeye ilk geçtiğin 96 Vanspor maçından Salgın günlerinin finali, 15 Mayıs 21 Malatya maçına kadar pek çok şeyi yaşadı bu taraftar.

3 defa ışıklar sönmüştü, uzatmalara giden maçın son penaltısını atıp karanlık gecemizi aydınlatmıştın, hatırla maziyi, ilk kupanı. Galatasaray'ın ezildiği bir maçtan sonra ''yense de büyük yenilse de'' diye mikrofona bağırmanı, Hamza Alan olayını, Milano sokaklarında hezimetine iddiaya giren medya mensubunu tartakladığın günü, taraftarın bilmediği pek çok şeyi. İnönü Stadı deniz tarafındayız, Avusturya'dan 1-0 yenik döndüğümüz Rapid maçındayız. Maçı sonlara doğru 3-1 e getirmişiz, 40.000 kişi ölüm sessizliğinde Rapid can havliyle saldırıyor, son topa Krankl vurmuş top Yasin’i geçmiş 90 dan ağlara takılmak üzere, elenmeye salise var, bir krampon girdi topla kale direğinin arasına Samantha’nın kramponu. Bir dizi vardı o zamanlar başı derde girenlere yardım eden tatlı bir cadıydı, Büyük Fatih, Samantha Fatih oldu maçtan sonra. Son Şampiyon kadroya dahil oldu Topal Talat'ın oğlu. Metin Oktay'ın emaneti. Unutulmaz maçlar, unutulmaz yılların geçtiği, biraz daha Galatasaraylı olduğumuz çocukluktan delikanlılığa geçtik. Gala tarihinin en büyük futbolculardan birini Kadıköy’den 40 bin kişiyle uğurladığımız maçta da tribündeydik. Bu onu ilk ve son uğurlayışımızda, artık beşik kertiğiydik. 96 yılının yazında çıktı geldi, hiç gitmemişti. Futbol Tanrılarının da bir hesabı vardı, Koskoca Fatih Terim’e kaptan olarak elletmediği Şampiyonluk Kupalarını fazlasıyla kaldırtacaktı. Çok daha fazlası oldu Tribünlerinde Dağ Başı'nı söylediğimiz Arsenal maçı bitiminde, Takım Avrupa göklerine sonsuza kadar parlayaduracak olan UEFA Şampiyonu Takım Yıldızını bıraktığında artık Samantha’nın adı İmparatordu. AVRUPA Kupasıyla Şampiyon son maça Sami Yen’e çıktığında veda ihtimaline karşı gitme diye ağlayanların da arasındaydık elbet. Gitti, yapacak belki de çok şey vardı, o günlerde Galatasaray, verdiği imaj çizdiği rotayla Şampiyonlar Ligi kupasını alabilecek takımdı, nitekim ramak kalmıştı. Fatih Terim’le Galatasaray taraftarı arasında hiçbir zaman kavga olmaz, ama sitem konur. Sitem sevdiğine duyulan bir duygudur. Galatasaray’ın başında bulunmadığı senelerin en büyük sitemkarı benim. Terim’in Florya’da olmadığı her saniyenin zebanisiyim, Galatasaraylılıktandır bunca savaş. Kanamanın dinmediği bir sezon bitiminde beşik kertiğini çağırdık. Bir hışımla başladı 3. Grande. 2000 takımı tarih olduysa 2000 ruhu ne güne duruyordu, çağırdı. İşte bizim anlatmak istediğimiz şey de buydu. Bize Şampiyon olmak için Hoca lazım değil. Biz his takımıyız, bize ruh çağırıcı lazım. Çocuklar inanın, taraftar sayısı Şampiyonluklarla, kupalarla artmaz. Biz Şampiyon olamadığımız sıralı 13 sezon boyunca büyüdük. Takım Şampiyon olamadıkça durumdan vazife çıkarıp tribünleri doldurduk, doldurdukça gırtlaklarımızı parçaladık bağırmaktan. Takıma daha sıkı bağlandık, bağlandıkça yeni gelenleri peşimizden sürükledik. Deplasman trenlerine, otobüslerine bine bine, savaşa savaşa, sıcaktan sıtma olarak, soğuklarda it gibi titreyerek kendine özgü bir tribün ultrAsı öğretisi oluşturduk. Övündüğün, yüz akın yaşamındaki tek gerçek yol göstericindir Galatasaraylılık. Sizlere miras bırakmıyoruz, yeni doğacak Galatasaraylı bebeklere borcunuzdur. İşte o çileli doktriner eğitim yıllarının en büyük kahramanı, öğretmeni, Şampiyonluk kupasını kaldıramamış kaptanın Fatih Terim’dir. His takımı, Dünyada futbol takımı hocasına ihtiyaç duymayan tek takımdır. Başında kim olursa olsun kısa süreli başarılar elbet gelecektir, ama yetmez. Sonunda mutlaka istenmeyen adam ilan edilecektir. Başka hiç bir Gala hocası omuzlarda davulla zurnayla meşaleyle gönderilmeyecektir. Biz deliyiz, azız, Galatasaray Şampiyon olamasın diye kurulan kumpasların belalısıyız. Ne zaman tabutumuza son çiviyi çakmaya bir cenaze levazımatçısı gönderseler, hatta gömseler mezarlardan fırlayan hortlağız. Aldığımız kupaların, kaybettiğimiz Şampiyonlukların salt ,klasik bir futbol takımı hocalığıyla alakası yoktur. Kaybettiğin kupada sebep sorumlu araman beyhudedir. Bize Hoca değil, ne kadar kupa kaybederse kaybetsin kulübede, hatta zaman zaman cezalı olup tribünlerin en tepesinde bir yerlerde tek başına, Florya dışında hangi delikteyse başımız derde girdiğinde, ezildiğimizde tam yeniliyoruz bittik dediğimizde göz göze geleceğimiz, omuzuna yaslanıp ağlayabileceğimiz biri lazım. Olsa söylemez miyim, inanın ondan başkası yok. Büyük Fatih, Samantha, İmparator, Grande; Olmasa belki daha çok şampiyon olurduk, belki de çok daha az. Bunu ölçemeyiz, ama ölçebildiğimiz çok daha önemli şey var. 3 Kıtada 30 dan fazla ülkede bayrak salladım, en büyük maceralarda Avrupa’nın en büyük stadyumlarında tepindim. GALA adı nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa yanında Terim’le yaşadığının şahidiyim. Mecellen Boğazından, Sibirya Bozkırlarına, Yeni Zelanda’dan Alaska’ya Dünyanın bütün koordinatlarında kalbi Galatasaray için atanların en az 1/3ü Fatih Terim sayesindedir. Kaybedilen kupalar gün gelir fazlasıyla alınır. Galatasaray taraftarlığı bir ÇOCUKLUK AŞKIDIR , sonuç ne olursa olsun Fatih Terim bir taraftar makinasıdır. Turuncudan iz taşıyan tok bir sarı- vişneye çalan koyu kırmızı beşiklere düşen, ilk avazı Cim Bom Bom olan bir bebek şampiyonluktan çok daha kıymetlidir. Ve yüzlercesine eminim ki son 10 yıllardakilerin sebebi Terim’dir. İşte sadece bu yüzden dolayıdır ki, Fatih Terim ölene kadar, hatta ölse bile en az 5 sene, o da taraftarın yarası kapanmaya yüz tutarsa, o günler gelene kadar Galatasaray’ın başına geçirilmek istenen hiçbir hocaya rıza göstermeyin. Benim başka bildiğim, istediğim Gala Hocasını analar henüz doğurmamıştır direnin. İki üç ve daha fazla fanatik Galatasaraylı yetiştirmek, parolamız budur, Teşekkürler Grande

11 Şub 2022

Acemi Nalbant'a 12 Şubat Muhtırası; Kayseri Maçı


Vakit tamam Amigo, yolda bulduğumuza gereğinden fazla ömür biçtik. Aslında ilk antrenmanı bitirdiğinde kovmamız lazımdı. Bu ne sefil görüntü? Metroda yatarken mi çağırdılar seni? Ne var ki devrim oluyor, kelle alınıyor, hesap soruluyor, Acemi Nalbant'tır çabuk ustalaşır dedik 4. maçını görmüş olduk.

Sen bizi Osasuna sandın herhalde, deplasmanda 10 kişi de kalsa bir takımdan 1 puan almak iyidir. Çırak Bey, biz 10 kişi Yeni Saha'da koskoca Barca'yı sıçana kadar kovalamış takımız. Ustandan yaşlıymışsın, küçücük beyninle bizim eşeği nallayarak ustalaşacağını mı hesap ettin?

Geldiğinde yazdık, bilinen uygulanan, unutulan her taktik, birileri tarafından patenti alınmış. Hiç biriyle alakan yok. Dalga mı geçiyorsun sen bizle, ıska geçen sağ bek, sol beke, çalım yiyen sol bek sağ beke. Ülkenin en kötü iki sol bekiyle dansöz mü seyrettik biz?

Galatasaray bir his takımıdır, Hocaya ihtiyacı olmayan dünyadaki tek takımdır. Gala taraftarı dünyada hiç bir taraftara benzemez, futboldan anlar, potansiyel gücünü kullan ömrünü uzat, bizim kupayla, 3 puanla işimiz olmaz, kullanmam, ben bilirim diyen nicelerinin dönüş biletini çek in yaptık.

1, 6, 9 numara eksik diye söyleyemeyen taraftar yoktu zaten, yani bir hünerin yok bu tespitte. Üçünü birden oynatacağın, bahanesi olmayan bir maça çıkıyorsun. Aslında senin ölüm kalım maçın. 1 gol atar yatarım, 3 puanı alır kaçarım taktiğin varsa Dünyanın en şanssız hocasısın.

İstersen 5 tane at, kötü oynamışsan bizi yorma, kovulma tazminatı var diyenlere güvenme, veririz, 12-13 yaş gurubuna, gider Gebze'de antrenman yaparsın. Kovarsak 5 cent ödemeyiz, git seni kim getirdiyse onu icraya ver. Devrim Kanunları devrede.

Koskoca Fatih Terim'i uğurladık. Daha yasımızı bile tutamadan kendini İstanbul'da buldun . Bu saatten sonra acımak yok, Gala'ya ve onun büyük taraftarına maddi manevi zarar veren, misliyle ödeyecek. Futbolcuymuş, yöneticiymiş, adamın adamıymış, sehpalar kurulu.  

Son uyarı; At sidiğinde yüzen saman parçasına konan bok böceği, kendini kaptan-ı derya sanırmış. Umarım böyle bir niyetin yoktur. Rasim Baba'nın lafıyla icat çıkarma. Burası Covid aşısı laboratuvarı değil. Biontekçi, Sinovakçı işine baksın, biz Gala aşısı vurulmuşuz. Deney tüpüne git başka takımı sok.

İşte stat, işte taraftar, işte hodri işte meydan. Çıkar içimizin sineceği bir 11, Lağım ligi artık bizim için yaklaşan Avrupa Kupası fırtınaları için tatbikattır, görelim Avrupa Şampiyonu büyük Galatasaray refleksini. Aslanlı yolda sehpan hazır, ipini yağladık, bir ışık göremezsek başka maça çıkarmayız.    

Karıncayı incitmeyiz dediysek böcekler durumdan vazife çıkarmasın, Biz Galatasaraylıyız, nasıl düştüysek öyle kalkacağız. Mayıslara sözümüz var, halayların başına geçip mendil sallayacağız, Şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz.

Galatasaraylılık ''Hazırolll'' komutunda esas duruşa geçmemektir. DİRENEDURUN