5 Şub 2022

Savaş Yolu; Alanya Maçı

Ne yazık ki 50 yılı aşkın bir sürede kanla irfanla oluşturduğumuz Gala Tribün Ultrası 1 ayda dağıldı, kabul etmeliyiz ki Gala artık iki ana sevene veya sevmeyene bölünmüştür. Kim hain kim kahraman tarih belirleyecektir. Sonuç ne olursa olsun taraflardan biri  Gala'dan soğuyacaktır. 

Alanya maçı öncesi Terim hakkında son sözlerimi söylüyor, gerisini gelecek kuşakların  aklı hür vicdanı hür Galatasaraylı çocuklarına bırakıyorum.

a-) Maçtan önce Torrent'i kovduk, Terim'i getirdik deseler en çok ben sevinirim.

b-) Terim bir futbol takımı hocası değildir, futboldan taktikten futbolcudan anlamaz. Gala cari açığının en az %70 i sayesindedir. Boğazlı kazakla geldiği kulübeden Bodrum'dan sonra Alaçatı'nın da ağası olarak ayrılmıştır. Aldığı kupaları geçtim,  aldığı 3 puan bile yoktur. Benim için dışarıdaki Terim yok hükmündedir.

Bir paradoks vardır taraftarla Terim arasında, gelmesini isterim taraftar kazandırma makinası, konsolide etme  harcıdır. Gelir, oynatamaz, çöp transferleri alır, takım düşer, taraftar uzun süre yerde sürünmesine izin vermez. Kısır döngü devam eder, 6.7.8.,,, Terim devri görürüz.  Keşke bir yolu olsaydı da Terim Hoca olarak değil de Tribün Lideri olarak gelseydi. İnanın çok daha faydası olacaktı. 30 yılda 20 milyon daha fazla bebek Galatasaraylı olarak doğardı.   

Transferler, Gala Devrim yasalarına göre yapılmaktadır, Adamın adamlarına kapılar kapanacak, adamın veto ettiklerine açılacaktır. Devrin bahrinde Floransa'ya devlet memuru gönderilmişti, seneler sonra aynı şehirden bir Gala neferi getirdik. Kükreyedur Başparmak Allende. Neştere kafa atan Asimo Semih döndü, kale boştu, Okan dönene kadar idare edecek biri doldurdu, hükmünü en geç 2 maç bitiminde veririz.

Burak Elmas küfür çuvalının biri üşenmemiş, yediği gollerin videosunu yapmış, defalarca seyrettim, her topa atlamış, bunu Muslera kurtarırdı dediğim bir tek gol yememiş. Görmeden atış yapmayalım. 

Simoviç kanunları kaleci ölçeri der ki;

a-) Top çerçeveden içeri girerken felç geçirme, ayakta kalan futbolcu kaleci değildir, atla, gol üçgeni (top kale direkleri arası)dışında kalma.

b-) Yan top kafa vurma mesafesinde geliyorsa kesin çıkma, daha yukarıdan geliyorsa çık tokatla hücumu başlat.

c-) Vakit geçirme, adam eksilterek topu oyuna sok, istediğin kadar ye, korkma, moralini sakın bozma takım en az 1 fazlasını atacaktır.

Harekat başladıktan beri her maç yenildik, nasıl yenildiğimizin önemi yok, yarın unutulur gider, maç bazında sebep sorumlu aramak, şartlı yazanların, iş bekleyenlerin, hesap peşinde olanların işidir. Teşhis konuldu, kaleci, ilk topa basan, tabelacı yoktu. Alındı mı evet, peki nasıllar? kutsal Gala forması içerisinde göreceğiz.

Transferi kapatın, kurtulamadığınız, seneye oynamayacağı kesin kim varsa hemen, maç öncesi kadro dışı bırakın. Çekirdek kadro ne kadar azsa, ne kadar çok sıkışmışsa patlaması o kadar erken olacaktır. Kadro genişliği acemi hocaların, hırsız yöneticilerin, insan celeplerinin bir yutturmacasıdır.

Görünüşe göre 8 yabancıyla çıkılacak her maça, gözüm Devrim Lokomotifini çekecek Troyka'da ilk 3 için sahne sizin Türk pasaportlu topçular. Yiyin birbirinizi, formayı çıkaran bir daha alamaz ona göre oynayın.  

Bundan sonra Şebeke'nin organize ettiği lağım liginde, oynama motivasyonumuz,  Avrupa Kupası ve gelecek sezon için antrenman maçları oynamaktır. Seneye Avrupa maçı oynamak istiyorsak, lağım liginde kendimizi parçalayarak 4. olmaktan çok daha kolay bir yol vardır.

Gala'nın kuruluş mottosuna uygun olarak yabancı takımlarla oynamak, ilk hedefimizdir. Şebeke çok güçlü, futbol lağım yerine çim sahalarda oynanan kadar Şebekeyi yenemeyiz, ya da her maç en az 3 atmalıyız. Avrupa Şampiyonu olmak bu ülkede Şampiyon olmaktan inanın daha kolaydır, konsantrasyon.

Kaleciden sonraki en önemli forma ilk topa basıcı 6 numaradır. Gözümüz venseremosta, 12 km den fazla koşacaktır. Gomis zaten ağır son top tabelacısıydı, muhtemelen hızı daha da yavaşlamıştır, ya sağ sol hücum oyuncukları yağmur gibi pas atacak ya iki kişi oynayacaklar.

Bozuk düzenden çıkış için başka yol yoktu, bir devrim başlamıştır, süreklidir, zaferler zayiat ister, acımak yok ezip geçeceğiz, lider düşerse, çözülürse, devrimi satarsa hesabını soracağız. Düşmesinler peşimize kupa kazanamadık diye takıma küsenler,  Aslan'ın  yaralarını saracağız, ikiye ayrılmıştık ya yeniden kucaklaşacağız, tribünlerde hep beraber Pınarbaşı çekeceğiz. Büyük Galatasaray Taraftarının büyük takım taraftarı refleksine güveniyorum. 

Mayıslara sözümüz var bizim, ölürüz yoluna, haydi çocuklar hazırız biz, yakarız ortalığı bilirsiniz, top sizde.

Yolumuz Cim Bom'un Savaş Yoludur.  

22 Oca 2022

Çubuğu Tersine Bükmek; Trabzonspor Maçı

 


1-BJK maçı gündüz oynanmış haberim yok, sonucu Maçkolikten öğrendim, o sırada Ümraniyespor maçını izliyordum. Akşam Fener maçı izledim, 2.yi atsa kapatıp kaçacaktım. Bu yaşıma geldim, bizim maç hariç Fener'in 2 farklı öne geçtiği golü görmedim. Durum 1-1 stoper, kalecisine vakit geçirmek üzere yerdeki topu eğilerek kafayla pas veriyor. Biz bunlarla rakip değiliz.

2- Ülkedeki futbol endüstrisi 3 sezon üst üste küçük takım şampiyonluğu taşıyamaz, Biz Fener'e gülerken, onlar bizim berbat halimizle teselli bulurken, futbolumuzun marka değeri bit pazarına düştü. Romanya futbolu  kasaba semt takımları(Vitorul, Urziceni, Galati, Giurgiu, CFR...,)  şampiyon ola ola öldü. Benzerini yaşıyoruz.

3- Tarihimizin en rezil puan tablosuyla karşılaşılınca cinayeti de üstlenen delikanlı çıkmayınca devrim yapmak kaçınılmaz olmuştu. Yarın düzlüğe çıkılınca kimse Keşanlı Ali olmaya kalkmasın. İlk 2 maç eşek yükü gol yendi, kanama devam ediyor. Öyleyse devrim de devam edecek. Galatasaraylı çocukları ağlattınız hesabını soracağız. 

4- Yanlış bulduğumuz olayın tam tersini uygulayarak eğilen çubuğu tersine bükmekten başka çare kalmamışsa, Lenin'e danışmanın tam zamanıdır. Sadece dalları yerinden oynatmakla olmaz, kütükleşmiş gövdeyi silkeleyeceğiz. Galatasaray taraftarı sadece sevinçten ağlar. Kelle almaya devam.

5- Kim gereksiz yere yüceltilmiş, kim hak etmediği payelerle donatılmışsa, ona haddini bildirmenin vakti gelmiştir. Kupaları Galatasaray kazanmış, kaybetmiştir. Yolumuz kısalmıştır, kazanamayan takımın başında ortasında ayak ucunda kim varsa af yok, gazabımız korkunç olacaktır.

6- Trabzonspor'un bizden daha iyi oynadığını kabul etmiyorum. Atılan yenilen golleri çıkar, arada 25-30 fark var diye bilmeyen birine izlet, futbol oyununu yasaklar. Söyledik vaktimiz yok beklemeye, 2 haftada patlamalı Gala tohumları. Yok takım çalışmamış, yok futbolcular kötüymüş, savunma yok. 

7- İsmail Çipe lisanslı bir uzun adam, kaleci değil, Storlardan lisanslı bir ürün kaleye geçirsek topun çarpma ihtimali var en azından. Kimin torpili, hangi cemaatin sakallısının emri, sular durulunca dosyayı açacağız. Şimdilik başka birinin kaleye geçmesini, ve kaleye top gelmeyecek bir planın uygulanışını görmek istiyoruz.

8- Uğurcan'ın eli ne kadar iyiyse, ayağı o kadar kötü, 90 a şut çekme çıkarır, yerden üstüne nişanlasan gol atma şansın daha fazla. Verilen geri paslarını kovalasak bile ekmek çıkar. Hele çalımcılardan birini ısrarla Hüseyin kazması üstüne salarsak pasta bile yalarız. Devir kendi oyunumuzdan çok rakip hatası bekleme devri. Küçüldük. 

9- Maça gidecek Galatasaray Taraftarının her biri birer madalya hak etmiştir. Bizler kupasız geçen yıllarda tribünlerde büyüyerek, formanın şerefini koruduk. Yenilgi yılları bir tarih diyalektiği dersidir, kazanılan maçın taraftarı olmak kolaydır, Göster kendini miras bıraktığımız kötü gün taraftarı.  

10- Can evinden vuruldun Aslan, öldün sanma sadece yaran kanıyor, teslim olma ayağa kalk savaş yeni başlıyor, kalkamazsan işte o zaman ucunda ölüm var. İki üç ve daha fazla Gala taraftarı yetiştirmek; Parola budur.

Haydi Cim Bom, Çubuğu Tersine Bük, sen bizim ÇOCUKLUK AŞKIMIZSIN.

20 Oca 2022

Devrimin İlk Resmi Geçidi; Kasımpaşa Maçı



1-Maç oynandıktan, sezon bittikten sonra herkes yazar, maksat önceden yazmak. 5 taş oynamıyoruz, hipotez ortaya koyuyoruz, Galatasaray'da Devrim olmuştur, esas olan budur, şartlar oluşmuş, devrim yapılabilecek fikir birliğine varılmış, engellenemez bir anda da kırmızı butona basılmıştır. Yöntemi Tartışılsın.   

2- Yardımcı hocaymış, burun kıvıranlar var, adını ilk defa duydum, yolda görsem tanımam, Galatasaray'ın içler acısı durumu baz alındığında tez doğrudur, Dünyanın şu an en büyük hocasının yanında en büyük 3 takımla 13 sezon geçirmiş. Pep'in berberi gelse fikrim değişmezdi, gelişine  bayrak sallarım.

3- İşimiz kolay, artık bir Hocayı kovma süresi çok kısaldı, aksiyona bakacağız. Görünürde fark yediğimiz bir maçını izledik. Tabelacı, biatçı, mitolojiciye, zancıya göre felaket daha da büyüdü. Acaba gerçekten öyle miydi, 30-40 dakikalık futboluyla ömür biçilebilir mi? Evet, Ömrü uzun olacak.

4- Görüntülerden golleri çıkarıp maçı tekrar izliyoruz. Sağ sol saldırı bekleri mesailerinin büyük bölümünü efektif olarak rakip yarı sahada harcadı. Faktör, Büyük Takım oyun planı faktörü. Kalede sepet yerine kaleci olsa, savaş beklerinden biri kazma olmasa, tabelacıda az yetenek olsa maç hezimetle kazanılırdı.

5- Saldırı beklerinden gol bekliyorum asisti saymam demiştim, penaltıyı atsa teze yardımcı olacaktı. Futbolcular da sanki yeni gelmiş gibiydi, ulan sezon başından beri hakeme karşı oynuyorsunuz, eller kollar yanda kafaya çıkıyorsunuz. Helal süt emmiş hakeme! denk geldin de serbest vuruş golünü saydı.

6- Korner, penaltı atmasını bilmeyen takım, çok iyi kornerden gol yer, kalecisi her penaltıda terse atlar. Çünkü atmaya çalışmadın ki yememeye çalışacaksın. Kerem'in serbest vuruş antrenmanı düştü internete, aynısını attı. Devamı gelecek, korner golleri başlayacak.

7- Emre Kılınç'ta zinciri çözülmüş köle huzuru gördüm. İlk form tutan olacaktır. 6-8 numaralı formalar, koşu mesafesi kriterlerine uyuyor, geçiş oyunlarında geri dönüşlerde cortluyor, çare bulunur, Bartuğ'a güveniyorum.

8- Maça gelecek kullar, sonuçtan bağımsız, istifa, terim tezahüratı yapacak duyumları var. Burak Elmas, eğer sen de zerre kadar Gala sevgisi varsa, en ufak bir tezahüratta maçı durdur, tribünleri boşalt. Adamın adamı, adamın düşmanının Büyük Gala tribünlerde yeri yok, gerekirse emekli olduğumuz tribünlere döneriz.

9- Oynadığımız oyundan daha kötüsünü oynamamız mümkün değil, bu kumarı ben de oynardım. Ekibiyle, gestapo subayı Piri dahil kovulması bir ayaklanmadır, fazla beklemeyeceksiniz, bu akşam yetişmedi, Trabzon maçında kalecisi olan takım kükremeye başlayacaktır.

10- Galatasaraylılık, kişilerden, Başkan'dan Hoca'dan 3 puandan Kupalardan bağımsız, bir kültür, bir gelenek, bir huy, bir yaşam biçimidir. Yaşasın Galatasaraylılığımızın yüksek öğretisi.  

16 Oca 2022

İMPARATORRENT

 


1- Dünya'nın en korkunç yaratığı Yaralı Aslan'dır, Teslim ol çağrılarına ateşle karşılık verirken düştük. Yedi yerden yara aldık.  Uyan ey yareli Şir-i Jiyan bu hab-ı gafletten diyoruz, silkiniyoruz, yeniden başlıyoruz. Gazamız Mübarek olsun. 

2- Cevap hakkı doğmadığı sürece bari kişisel anılarımın  güzel kalması için Fatih Terim'le ilgili paradoksal fikrimi söyleyip geri çekiliyorum. Milano sokaklarında Halil Özer'i kovalattığım günlerin büyük hatırası var.  Bu akşam yeni gelen Çaylağı kovduk, VI. Terim'i çağırdık deseler itiraz etmem. Futbol takımı hocası değildir, bana da hoca lazım değil, Ali Sami Yen'in torunu, Metin Oktay'ın çocuğu hoca olsa  benim için fark yoktur.

3- Bu kumar oynanırdı çocuklar, en iyi kadro bizde olmasına rağmen en kötü topu biz oynuyorsak mevcut hoca gitmiyorsa başka yolu yoktu. Daha kötü olursa kovulma operasyonu kolaylaşmıştır. Asırlık bir yük kalktı üstümüzden. Bedeli  çok pahalıya mal oldu. Bodrum'dan sonra Alaçatı'ya da Terim Ağalığı kurduk.

4- Çaylağın ismini bile bilmiyorum, yolda görsem tanımam, bana düşen, sıfatı Galatasaray hocası olan birine saygıdır, mecburdur. Sevgi özgürdür, eleştiri ateş serbesttir. Ayağa kalkmaya ateşe devam etmeye katkısı olmayacaksa bizim de beklemeye zamanımız yoktur. onun da fazla seçeneği, ik yolu var, ya dönüş biletini okeyletmek ya ayağa kaldırmak.

5- Kimin hain, kimin kahraman olduğuna cari karar vericiler, anı yaşayanlar değil, geleceğin büyük Galatasaraylı kuşakları karar verecektir. Sefasını sürdük, cefa yılları büyük Gala Taraftarı için bir tarih diyalektiği dersidir, geçeceğine asla şüphem yoktur.

6- Büyük takım taraftarı aldığı kupalarla övünen değil, kaybettiği kupaları alamadığına üzülen, hesap sorandır. Büyük Takım Taraftarlığının gereğini yapınız. Galatasaray'dan başka neyiniz var, kenetlenin. Eğer içinizde Terim yeniden gelir belki yenilelim diyen varsa, en ağır küfürleri ettim duyabilir.

7- Haydi bakalım kovulma sırasını bekleyen Galatasaray'ımızın 83. Hocası. 2000 lerin Şampiyonlar Ligi kafa takımıdır teslim aldığın, hani logodaki 8 yıldızdan birinin sahibi, kurucu ortağı. Gözümüz üzerinde Metin gibi, Hasan gibi oynat yeter, yenilmekten sakın korkma, Peşindeyiz.

8- Galatasaraylılık sonuçtan, kupalardan kişilerden bağımsız, bir imaj, bir hulus, bir haslet, bir mürşit sonsuzluğa akıp giden bir harstır. Yense de büyüktür yenilse de. Bugün de ne mutlu,  Ben Galatasaraylıyım diyene

11 Oca 2022

Kovulma Sırası Gelen 83. GALA Hocası



Geçici, kalıcı, çöp, çaylak, efsane, İmparator 82 hoca geldi geçti, Domenec Torrent  83. olarak bu akşam Florya'yı teslim aldı. ilk sözlerimizi söylüyoruz, umarım son sözlerimizi alabildiğince geç söyleriz. Büyük Galatasaray Taraftarı Sosyal Medyası Dünyanın en büyük hocasıdır, En büyük zevki, en büyük icraatı da takımın değişmez Hocası, Töresi Fatih Terim dışarıdayken mevcut Gala hocasının dönüş biletini okeylettirmektir. Umarız ki vizen öngörülen süreden de uzun sürer, uçağa geç binersin. 

O kahrolası unutulmaz 10 Ocak 2022 itibarıyla hiç birimizin tanımadığı kovulmak üzere olan yeni hocamızın kısa künyesine baktık. Futbolculuğu yok, olsa tanırdık. Önemli değil, Morinho'da futbolcu değildi. Dünyanın sayılı büyük hocalarından birinin çırağıymış. Her hoca çırağı gibi, ben kalfa oldum zannıyla Amerika'ya oradan Brezilya'ya uzamış. Çalıştırdığı takımları duymadık, nasıl futbol oynadıkları da bizi bağlamaz. Amerika'da futbol bildiğimiz kadarıyla yok dan biraz iyi.

Acemi nalbant, ustalığa Kürdün eşeğini nallaya nallaya geçermiş. 60 yaşında kalfalıktan ustalığa geçmek için Türk'ün en büyük takımını nallamaya gelmişse Dünya'nın en şanssız hocası. Fazla vaktimiz yok bizim Hocam, yedi yerden yara aldık, 3 puanla 5 golle pansumanla iyileşecek gibi değil. 

Ayda bilmem kaç 100.000  Yuro alacakmış. Nelsson'u 2 metre sıçratmak, Halil'in baldırına yay takmak, Taylan'ı 15 km koşturmak, Morutan'ın kıçına motor takmak, Berkan'a beyin ameliyatı yapmak için getirilmediğine göre ne hüneri ne acaba?

İnsan üstü bir yeteneği yok yani, uzmanlık alanı Teknik Direktörlükse, deşelemeye önce ben başlayayım. Bakalım his takımı hocası mı?

Mishels olamaz, total futbol icat edildi, patenti kapıldı. Catenoccio yu ben buldum dese yalan, Hereria'dır mucidi. Bir zamanlar WM sistemi vardı, M şeklinde savunma W şeklindeki hücum hattının oluşturduğu sistemin yaratıcısı unutulmaz Arsenal'in unutulmaz Teknik Direktörü Herbert Chepman'da değil, 83. Galatasaray Hocası.

62 Brezilyasını sahaya Didi, Vava, Pele, Garrincha, Zagolla ölüm forvetiyle çıkartan, Dünya'nın sayılı büyük testisli hocalarından Moreira'ya benzer mi? Keşke olsa, o da değildir, Ulusları savaş zamanlarında bile futbola sevdalı yapan büyük hocalar uçurtmalara binip gittiler. 

Çok şey mi istiyoruz, Labonowski'nin top Dinemo Kiev'deyken, 1-8-1, top rakipteyken 0-10-0 taktiğiyle oynatıp, rakibi orta sahada boğacak gibi özgün, Rudakov'u Dünyanın en gereksiz kalecisi yapan, orijinal bir taktiği var mıdır?

Bizim ligimiz çim sahalarda değil, bok içinde oynanıyor. Maçların sonuçları  hakemler tarafından belirleniyor. Her maça Gala 1-0 geriden başlıyor, Federasyon Başkanı taraflı, gözümüzün içine baka baka yedi koskoca Terim'i. Şikeden hapis yatıldı bu ülkede, deplasman otobüsünden daha fazla polis otobüsüne binen futbolcular var. Tribünleri çeteler idare ediyor, hiç bir maç yüzde yüz temiz değil. 

Taktik, teknik sökmez Hocam, sökse koskoca Reykart'lar, Dünya Kupası kazanmış Del Boske'ler, Aragones'ler, Low'lar, Hidink'ler kovulmaz. Başka bir şeye ihtiyaç var, sistem bozuk, sporun lağım medyası var, taraflı, iktidar futbola müdahale ediyor, Var icat edildi istediği gibi tabelayla oynuyorlar. Maç bittiğinde hiç kimse sonuca razı değil, Şampiyonlukların sayısı bile belli değil. 

Umarım haberin vardır, Galatasaray'ımıza Monşer Hocalar hiç uymaz. DNA larımız  kaldırmaz, biz his takımıyız, taktikten önce isyan gelir. Galatasaray'ın Türkiye'deki langırt liginde Şampiyon olması için bir Hoca'ya ihtiyacı bile yok. Formayı sahaya atsan, en kötü lig sonunu 3. bitiriyorsun. Galatasaray'ın kötü oynaması, yenilmesi, Şampiyon olamaması için bir büyük Hoca hamlesi gerekebilir belki. İstesen de kötü oynatamazsın yani.

Pislikle mücadele edebilecek misin, yarın Galatasaray yine kaldığı yerden satırla doğrandığında verdiğin taktiklerin bir işe yaramadığını gördüğünde ne yapacaksın? İşler kötü gittiğinde, Galatasaray yenildiğinde biz Grande'nin omuzuna yaslanıp ağlayabiliyorduk, sen kimsin? Bizle beraber ağlayabilecekmisin?

Hoş geldin 83. Galatasaray Hocası, Bizde saygı mecbur, sevgi özgürdür. Florya senin. Umarım 1-2 veya daha fazla Galatasaray taraftarı çocuk da, senin sayende aramıza katılır. İşte sen o zaman başarılı sayılacaksın, aldığın kupalarla değil, tribünlere gönderdiğin çocukların sayısıyla ölçüleceksin. Büyük Galatasaray Taraftarı en yakın yol arkadaşındır, Galatasaray sana emanet, 

Yolun ve bahtın açık olsun Amigo



10 Oca 2022

Futbolumuzdaki Fatih Terim Vakası

 




Geldiğinde Ulubatlı Saunes Kadıköy'e bayrağı dikmişti. Kalecisi Fridel, golcüsü Saunders, oyun kurucusu Tugay, kaptanı Bülent Korkmaz'dı. Geldiğinde Ulusal Takım, katıldığı ilk Avrupa Şampiyonasından 3 maçta gol atamadan sıfır çekerek Portekiz, Hırvatistan, Danimarka'ya çarpılmıştı. Bizi eleyenleri bir üst turda hacamat ettiler.

Kaleci Fridel, bu yazı yazıldığı tarihte Tottenham kalesindeydi. Saunders yıllarca Nothingam Forest, Benfica'da ve Galler Milli takımında oynadı. Boğazlı kazakla geçti Galatasaray'ın başına. Bir tasarımcıyla çalışacak karizmanın başlarındaydı. Hayrettin, Volkan Kilimci, Mehmet Duymazer, Cengiz Dülgeroğlu, (hakkını yemeyelim 1 maçın son dakikalarında girip, 40 metreden gol yemişliğiyle tarihimize ismini kazımayı başarmıştır) Fridel'den boşalan kaleye geçen anlı şanlı büyük kalecilerdi. Bugün arayıp birini sorsan önce Allah'a sonra Terime dua ederlerdi elbette.


Gelir gelmez takımı tırpanlasa yakışık almazdı, çünkü henüz Sancak'tan yeni dönmüş bir şehzadeydi, İmparator olacağı günlerin düşünü kuruyordu. Van Gobbel'le başladı,  Galatasaray alt yapısı Türk Futbolu'nun kaderinin ağlarını örüyordu, güzel günler yakındı. Bülent Korkmaz, Okan Buruk, Suat Kaya sahnedeydi. Arif, Ergün, Hakan Ünsal, Hakan Şükür takımdaydı. Henüz 96 yılının başındaydı, bu kadroyu bir yerlerden hatırlayan var mıydı? Finalde oynayan 4 yabancıyı koy, takım o takımdı. Fatih Terim'in onca uğraşına rağmen 4 senede bozamadığı takımdı. Takımın genleriye  4 sene boyunca oynamış, ama o büyük takımın büyük futbolcuları her seferinde bir delik bulup Terim'in gazabından kurtulmayı başarabilmişti.. Bilgisi daha doğrusu bilgisizliği  takımı bozmasına izin vermemişti. Birileri acaba takımı motor sanat terk bir kıroya teslim etmemiş miydi?

Bu yazacaklarım, Galatasaray tarihinde en iyi bildiğim, bizzat şahit olduğum, çoğu Galatasaraylının bilmediği, bilmesi gereken şeydi, dikkatle okuyun, ezberleyin. O yıllarda Bükreş'te iş yapıyor, Galatasaray fahri yöneticisi sanılıyordum. Lucescu'nun arkadaşı bizim müdürümüzdü. Bir gece Hagi elinde bonservisi, Bükreş'ten Meksiya gidecek uçağa binmek üzere Otopeni'deydi. Aynı uçakta Bükreş'te iş yapan yönetici İrfan Kurtoğlu Hagi ile yan yana düşmüştü. Yüce Futbol tanrıları bir şeyin peşindeydi ama neyin di? Çok geçmeden hepimiz anlayacaktık.'' Galatasaray'da oynar mısın''? Hagi diye sordu. Meksika ligi o zamanlar futbolu bırakmak üzere olan büyük futbolcuların  fil mezarlığıydı. Son zevklerini de yapıp ölmeye giderlerdi. ''Neden olmasın'' dedi, Hagi. İndiklerinde Faruk Süren'i aradı İrfan Kurtoğlu, yanımda Hagi var. Faruk Süren usulen Terim'e sordu, burasını bilmiyorum sanmıyorum sorduğunu ama hadi sordu diyelim. Meksiko Siti'den Yeşilköy'e kalkan ilk uçağı  beklediler ve önce Lucescu'nun, sonra benim haberim oldu. Gece eve telefon ettim, bir haber, bir yalan haber varmıydı? Yoktu, Hagi uçaktaydı, Türkiye'ye ilk haberi ben verdim. Anlattıklarımın eksiği vardır, ama fazlası yoktur. Hagi transferinin en kısa hikayesi budur, Fatih Terim'in Hagi konusunda hiç bir dahili yoktur. Kendi küçücük aklıyla gelsin, nasıl olsa oynayamaz, kovar göndeririz mantığıyla, ve çaylaklığı dolayısıyla en azından ses çıkaramamıştır.


İsviçre Milli Takımı ile oynadığı eleme maçlarından bize gol atmasa tanımayacağı Adrian Knup'la geldi. Hakan Şükür'ün yollarına taş koyacaktı. Çıktığı ilk maçta, Van deplasmanında Hagi iki gol atarak ilk maçtan acaba dedirtti. Arkasından Trabzon maçında çaktığı serbest vuruş golüyle 2 maçta Galatasaray efsanesi kimlik kartını cebine koymuştu. Artık Terim için yapılacak şey Keşanlı Ali gibi cinayeti üstlenmekti. İçeride Hagi'ye teslim olacak, dışarıda Hagi'ye öğrencim diyecekti. 4. maçta Ali Sami Yen'de Fenerbahçe'ye 4-0 yenildi takım. Şimdi tapınanlar takım otobüsünden önce Florya'ya intikal etmişlerdi. Terim takım otobüsünden yolda inmek zorunda kaldı, hikaye daha başlamadan bitiyordu. Dayağı Sebo'lardan, Yılmaz'lardan Faruk Süren yedi. Takım, ilk yarıyı beklenmedik şekilde farklı lider bitirdi.

Hagi devredeydi, Sağ beke Van Gobbel'in yerine, Filipescu'yu, Knup'un yerine de Adrian İlie'yi getirdi. Şampiyonluk garantiydi artık, elde var 1 di. Fatih Terim yapmıştı! Ya da İmparator çırağı, Avrupa Futbolunu, dirilmekte olan Staue Bükreş'i çok iyi tanıyordu kim bilir? Fakat ikinci yarı da beklenmedik şeyler oluyordu,
fark kapanıyordu, ilk 3 maç beraberlikleri zor kurtardı takım, 4. maç lanetlendiğimiz maçtı. Fenerbahçe'ye yenildik, Beşiktaş aradaki farkı kapatmıştı. Son düzlüğe girerken işler sarpa sarıyordu, İnönü'de İstanbulspor'u yenemezsek işimiz bitecekti. Maç düelloyla geçiyor son saniyeye 2-2 giriyorduk. Arif balıklama atladı, Derinliklerden hakeme bir vahiy gelip penaltıyı çaldı. 40.000 Galatasaraylı ile birlikte Fatih Terim'de gözünü yummuştu, topun başına gidecek futbolcu yoktu.  Biri gitti ama o da futbolcu değildi zaten. Elini kalbine götüren, penaltıyı atan, her Galatasaraylının adını andıkça gözünün dolduğu Hagi'ydi, ne futbolcusu?

Mesut Yılmaz Başbakan, Mehmet ağar paralel Devlet Başkanıydı. Şükürler olsun ki Galatasaraylılardı ve şimdiki Başbakan gibi futbolla ilgileniyorlardı. Mesut Yılmaz'ın oğlu Hasan, Başbakanlık konutuna Galatasaray Bayrağını asmıştı, Galatasaray'ın yolları açıktı. Taş koymaya çalışacaklar başka baharları beklesinlerdi. Volkan Kilimci-Mehmet Bölükbaşı kalede olsa bile takım yediğinin 2 misliğini 3 mislini atarak Şampiyon oldu. Sami Yen'de Fener'e farklı yenilmek pek önem kazanmamıştı. 2. Şampiyonluk gecesi bizim Casino'nun bahçesinde kutlandı.
3. seneye artık Galatasaray asıl kuruluş felsefesini hayata geçirmek üzere başladı. Türk olmayan takımları da yenecekti. Hagi bacanağı, Barcelona kaptanı, Şampiyonlar ligi kupasını kaldırmış Popescu'yu sefer göreve çağırdı. Popescu, Romanya'nın 2 numaralı futbolcusuydu. Fatih Terim çok iyi tanıyordu! çağırsa ikilemezdi, çağırdı!

Terim'den önce oluşmuş omurga, Terim zamanında da dağılamadı, 98 Dünya Kupası finalini oynamış, 2 Dünya kupası ellemiş Taffarel artık kaledeydi Türkiye'deki Şampiyonlukların yerini Avrupa Şampiyonluklarına bırakmalıydı. Her ne kadar Beşiktaş efelense de sonunda mutlaka biz Şampiyon olacaktık. Terim'de artık manipülasyonlarla, kendi omuzlarına yıldız takıyordu. Tolunay'ı transfer etti. Hayırdır, Ümit'in, Tugay'ın, Okan'ın, Suat'ın Hagi'nin oynadığı Çin Ordusu namlı orta sahada Tolunay'ın ne işi vardı? İmparatordu ya mutlaka bildiği bir şeyler vardı, bizim bilemediğimiz. Elde var 3 dü.



4. yü ezbere bilmeyen Galatasaraylı zaten Galatasaraylı değildi.  Lafın tamamı aptala anlatılırdı. Türkiye liginin oynandığı son 30 yılın tek delikanlı sezonuydu. Galatasaray efsanesi, Ümit Burnundan, Sibirya Bozkırlarına kadar bütün Dünyaya yayıldı. Fatih Terim yazmıştı bu destanı! hem de tek başına.

Ordaydık kendi gözlerimizle gördük, Popescu penaltıyı Arsenal ağlarına gönderdiğinde az kalsın bize doğru koşacaktı, bir an durdu vazgeçti, ''Allahım Şükürler olsun'' dedi yere yığıldı. Zaferi paylaşamazdı, sadece kendisinindi. O hariç bütün takım ve, 12.000 Galatasaraylı kucaklaşmış ağlıyorduk, o tek başına ağlıyordu. Ve artık Tekelistan'ın İmparatoruydu.

Takım son lig maçını oynamak üzere Ali Sami Yen'e Avrupa Kupası ile çıktı. 30.000 Galatasaraylı tribünlerde, 30 milyonu ekran başlarında gitme diye yalvardı. Her şeyin bir bedeli vardı, her şey birilerinin izin verdiği kadar yapılabiliyordu.

İtalya ile sorun vardı, Apo yüzünden husumet çıkmış, millet Versace kravatları Taksim Meydanında yakıyordu. Türk Devletinin başındakilerle, İtalyan Devletinin başındakiler bereket Futboldan anlıyorlardı. Anlamayan Ecevit, Demirel olsa Haçlı Seferleri'nin başlaması içten bile değildi. Devlet Memuru Terim'i İtalya'ya gönderdiler, biz televizyonlardan Fiorentino maçlarını seyrederken, Lucescu Süper Kupa maçında Şampiyonlar Şampiyonunu indirdi. Bu Galatasaray'da artık fazla olmuştu ama. Çökecek sandıkları takım iki defa Şampiyonlar Liginden kalifiye olmuş, çeyrek finalde averajla Real Madrid'e geçilmişti. Yine ordaydık.

5. Şampiyonluk en kolay Şampiyonluktu. Çingene! Lucescu, ha indi ha inecekti. Galatasaray'a ilk ameliyatın yapıldığı sezondu. Fakat hasta narkoza bir türlü cevap veremiyordu. Çareyi buldular, Okan'la, Burak'a görev verdiler. Lucescu'nun ilk Şampiyonluğunu çaldılar. Bu takımı dağıtmazlar ise, işlerinin daha da zorlanacağını biliyorlardı. Takımı dağıttılar, en olmadık futbolculara, en olmadık takımlar buldular. Arif bile, Fatih Akyel bile yabancı takımlara gittiler. Lucescu'ya da enkaz bıraktılar. Bilmedikleri, hesap edemedikleri bir şey vardı. İyi futbolculara iyi futbol oynatmak için, iyi Hoca olmaya gerek yoktu. Ölüye top oynattı, Şampiyon olup ilk yüzbaşı ünvanını Florya'ya getirdi. Gerçek yüzbaşılık, sahte İmparatorluklardan çok daha kıymetliydi anlayana.

Kendisini Hoca sanan Motor sanat terk, çakma İmparator, iki devletin derin işlerini hallederek, İtalyan Devlet nişanı Comandatöre ünvanı aldı.

Galatasaray'ın işini başkası bitiremeyecekti. Bu ülkede iş adamlarına 1000 dolar karşılığında akıl veren adam, meslek lisesini bile bitiremeyen Fatih Terim'di. Yazık oldu güzelim, yanlız Ülkemize. Lucescu'yu ağlatarak kovdular. Öldürücü darbeyi indirmek üzere Terim'i memur ettiler.

Adamma Sarr, Felipe, Klodian Duro, Baliç, Pinto, Pratez. Harbiden büyük futbolculardı. Aklına eski kavak yellerinini estirdiği yılları geldi. Tuna Nehri'nde balık tutanları futbolcu sanıp çağırdı. Anca onlara ulaşabiliyordu, Petre,Tamaş,  Hagi'nin Popescu'nun yaptığını yaparlardı canım ne fakları vardı?


Frank de Boer, Lukunku, Xavier, Cristian, Revivo, bit pazarında ki tüm yabancı futbolculara Galatasaray forması giydirdi. İsmini hatırlayamadığımız varsa bizi affetsindi, Galatasaray morga kaldırıldı, kovuldu. Aldığı Şampiyon takımı Orhan Ak'la, Cihan Haspolatlı ile, Volkan'la teslim etti.

Milli Takımın başına verdiler tekrar. Bu kadar sadık adam, boşta kalacak değildi ya. Milli Takımın en başarılı hocası diye yutturdular. Şenol Güneş'in Dünya 3. lüğü kaynadı gitti. Bu arada morgtaki Galatasaray, leş takımlarla arada 2 Şampiyonluk daha çıkardı kendisi yokken. Aradaki Şampiyonluk farkı bir türlü Fenerbahçe lehine oluşturulamadı. Birinde imalat hatası Bursaspor mucizeyi başardı, Tüpçü ile Seramikçi, Aziz'i otobanda bekliyordu. Bu sefer de Karadeniz'in deli dalgaları şahlandı. Baktılar olmuyor, müdahale ettiler. Fenerbahçe Şampiyon yapılmış, Şebeke rahatlamıştı, Şebeke'nin 1 numaralı evladı, Milli Takımdan kovulmuş, Bodrum'da balık tutarken parmağını koparmıştı.

Fakat o da ne savcılar, köre atmış, topalı yakalamışlardı. Maçlarda hile olduğu ortaya çıktı. Fenerbahçe'yi kodese attılar. Fenerbahçe rahat Şampiyon olsun diye Beşiktaş'ın parasını sokağa atan Tüpçü'nün bıraktığı takım, menemenle beslenmeye başladı. Fatih Terim 8. takımı aldım diye ortaya çıktı. Şampiyon olduğu maçta, 8. olan takımdan hiç kimse oynamıyordu. O sene Galatasaray şampiyon olmayacaktı da, Elazığspor mu Şampiyon olacaktı?

Süper Final'de az daha Şampiyonluğu veriyordu. Sanki sonradan icat edilmiş gibi tam ağlayacaktı ki, Beşiktaş Fener'i yenip İmparator'a serum taktı. Beşiktaş'ın başında kankası Tüpçü olsaydı 10 puan fark atarak girdiği finallerden Galatasaray'ı 3. çıkaracaktı. Yine de onca transfere rağmen bize son saniyelerde alkol komasına girmiş vaziyette Aleks'in kullandığı serbest vuruşu seyrettirdi. Şampiyonlukla beraber canımızı da almıştı.

2 senede 2 takım futbolcu transfer etti. Fenerbahçe henüz beraat edememiş, Beşiktaş menemenden pirzolaya geçememişti. Takım hiç bir maçta iyi oynayamadan idare ediyordu. Şampiyonluğun kaçması an meselesiydi. Drogba ve Sneijder hamlesiyle aradan sıyrıldı. Şampiyon olamasa bahanesi hazırdı, takımın başında değil, çatılardan maçları seyrediyordu. Şampiyon olunca uzaydan da yönetirim diyecek, zaferi tek başına üstlenecekti.

2. ameliyatı yaptılar. Şampiyon olmayacağını ( olamayacağını değil) kuşları fısıldadı. takımın yerli futbolcuları Ptt ligi seviyesindeydi. En iyi kendisi biliyordu, bilerek zemini hazırladı. Kaçtı dersem, kendisine unvan vermiş olurum, KOVULDU. Türkiye'nin en büyük hocası dedikleri adam, 2 defa Ulusal Takımdan, 2 defa Galatasaray'dan kovulmuştu. Milan'ı saymıyorum, oraya zaten hiç gitmemişti.

Dışarıdaydı, Milli akımlardan kovulmuştu, Gala kötü geçen sezondan sonra bir büyük takım refleksi, gösteriyordu, Tudor son yıllarının en büyük futbolunu oynatıyordu, tek tehlike Terim'di. Tetikte bekletildi, bir türlü takım düşüşe geçmiyordu. Günahını almayalım ispatı imkansız içeriden birileri ihanet peşindeydi, belki de kahramanlık, bunu tarih belirleyecekti. İlk yenilgide Terim'inin kapısına gittiler. Tarihini bilmeyen kötü anıları tekrar yaşayacaktı. Lucescu'ya yapılanın bin beteri Tudor'a yapıldı. İmparator 3. defa Floryadaydı.

Sayıyoruz, ismini anmadığımız bizi affetsindi. nagatoma, onyekuru(3 defa) mitroğlu, Luyindama, Marcao, Saraççi, Nsonzi, Lemina, seri, Jimmy, Sekidika, Falcao, Diagne, Andone, Ozanfour, Babel, Omar, Etabo, Halil, Maho, gedson, Tedlin, çika, Boey, Vaan, Morıutan, Nelsson..., 2 şampiyonluk alındı. Sonuncusunu İmamoğlu'na yazsınlardı. Seçim kıl payı kazanılmış, tekrarında kesin kaybettirilecekti. Devlet takımının yöneticileri futbolu sümen altı yaptı, o arada temiz balık Göztepe,  Akbil'e geçirdi, son maça potaya girdik. 

Kaybetmesi için her şey hazırdı, bir önceki BJK maçında tüm stada küfür ettirilerek son maça  orijinal taraftardan mahrum çıkarıldı. Sahte Passolig'le girdik ordaydık. İlk yarı rezalet oynadık, yenik kapadık. Bari son maça taşısak, sahamızda bir şampiyon vermesek rızasındaydık. Bir mucize oldu, eğitimsiz taraftar kükredi, öne geçtik. Sonlara doğru ecel terleriyle 22. şampiyonluğu kazandık. 

Bir sonraki sezon son düzlüğe kazanırsa Şampiyon olacak şiarıyla girdi. Pandemi bahanesi oldu, sineye çektik.

Geçen sezon 1 gol averajla kupayı verdi. İkili averajı BJK maçında çok rahat kazanırdı. Acemi Sergen son 10 dakikayı 4. golü yememek üzere kurarken, İmparator 3-1 e çoktan razıydı. Yeter ki kazansaydı. Ligden düşmüş Denizli'ye fantezi yaptı, bir futbolcu daha elini öpseydi, Şampiyonluk riske girmiş önemli değildi. Akbaba penaltıya atamadığında hepimiz olanca içtenliğimizle küfrü basmıştık.

Son maçta tribündeydik, Malatya maçında davetiyeli kulübenin tam arkasında. Akbaba'yı kazanayım diye kaleye gelen ilk topu prensi Yeşil Sepet içeri aldı, İzmir'den iyi haberler geliyordu, bir gol daha attıramadı, ülkenin gelmiş geçmiş en büyük hocası. Maç bitti, çöktük, seneye görüşürüz diye önüne gelene çak çak yapan Necati'yi ödül olarak yardımcısı yaptı. 

Ve bugün gitti, kovuldu mu, istifa mı etti hiç önemli değil, bir devir kapandı. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.  devrim mi karşı devrim mi oldu doğru analizi tarih yapacak.  

Fatih Terim vakası futbolumuzun en büyük yarasıdır. Deseleksiyondur, hiç hak etmemiş, futbol baronları tarafından seçilmiş, güdülmüş, bu anlamda verilen bütün görevleri layıkıyla yapmış bir yutturmacadır. Zaferler zayiat ister, birileri üzülecek elbet, kanın içine aksın, kızılcık şerbeti içtim de, düşmana koz verme, 7 maç sonra bir Avrupa Kupası daha kaldıracaksın, ayağa kalk. Yaşamdaki tek gerçek yol göstericin Galatasaraylılığın olsun.

Muhtaç olduğun kudret tribünlerde herkes gider biz kalırız diye gırtlak parçalayan Büyük Galatasaray Taraftarının nefesinde mevcuttur.

30 Ara 2021

Fatih Terim'in Onurlu Çıkış Yolu

 

Ey Büyük Gala Taraftarı; 

Takımın Tarihindeki en rezil neticelerini aldığımız şu günlerde durumdan vazife çıkarıyor, son çağrıyı yapıyorum.

Bu bir deklarasyondur; Fatih Terim ölene kadar, hatta öldükten sonra da en az bir 5 sezon daha ( o da acımız hafiflemişse) Galatasaray'ın başında kalmaya devam edecektir. Dışında bir hocayı düşeniniz varsa söylemeden önce bir kez daha uyarma hakkını en büyük maceraların kitabını yazmış biri olarak  kendimde görüyorum.

Sergen'in Vitor'un kovuluşuyla gidişiyle, Fatih Terim gidişi aynı şey değildir. Sen gidiyor musun Gala kötü netice aldı diye, Terim nereye gidecek? Gidecek başka mecrası mı var? Takım elendi, yenildi diye Gala otobüsünün şoförünün kovulmasını beklemekle Terim'in kovulmasını beklemek bana göre esastan aynı şeydir. 

Gala hocasının değişmesini istemekle Fatih Terim'in değişmesini istemek aynı şey değildir aklınızı başınıza devşirin.  Gala'nın başında 3 puanı alamadı, elendi diye kovulacak, veya şampiyon oluyor diye poh pohlanacak bir futbol takımı hocası yoktur. Galatasaray'la beşik kertiği yapılmış bir töre vardır. Adamlar 20 sene 6-0 ı konuştu, 200 sene daha konuşacaklar, Terim bırakıp gitse 2000 sene alay ederler kovduk diye. Kaldırabilecek misin 

Sen Gala taraftarısın, mezara koysalar tabutla gideceksin, Metin gibi gönülden sevecek, Hagi gibi sefanı sürecek, Terim gibi cefa çekecek, Alpaslan gibi peşinden koşacaksın. Elendin, üzül, kendi kanın içine aksın, sana rakip bile olamayacaklar, Ziraat kupasında yarı finale kalır mıyım derdine düşerlerken, sen en büyük maceralarının benzerini yaşayacaksın. 

7 maç sonra  bir Avrupa Kupası daha getirme ihtimalin var, onlar rüyasını bile göremiyor. Terim'i yollayacaksan kupayla, zaferle, meşalelerle, davul zurnayla yollayacaksın, şimdiden hazırlığını yap. O kupa gelmeden, 25. Şampiyonluk kupası ellenmeden Terim'i yollamaya kalkan Büyük Gala Taraftarının mezarını çiğnemeyi göze almış demektir. Hodri Meydan.

Fatih Terim'den daha büyük bir Galatasaraylı mı getireceksiniz? Galatasaraylı analar elbet başka Terim'ler de doğuracak, muhtemelen de doğurmuştur ama var mı sizin vaktiniz. Bizim vardı bekledik. 50 senemizi tribünlerde feda etmişiz, gittiği gün Seyrantepe'den öyle bir ağlarız, kuruyan Dolapdere taşar, hepiniz Haliç'e dökülürsünüz, benden söylemesi.

Onurlu Çıkış Yolu yok mu? var.

a-) Gala'da teknik direktörlük makamı kaldırılsın. Fatih Terim'le maç öncesi bilmem hangi takımın teknik direktörü yalandan selamlaşmasın. Öncesi sonrası başkası konuşsun. Titr aynı değil. 

b-) Büyük Gala Taraftarına yapılacak büyük bir anketle en az üç Gala STRATEJİST'i belirlenip Fatih Terim'in ömrü kadar mukavele yapılsın. Maçları sevk ve idare etsinler. Biri bir hamle yapalım derse, en az biri daha katılırsa yapılsın.

c-) İmparator'a  bir ad verilsin var zaten GRANDE olabilir. Arena'da sabit, deplasmanlarda seyyar bir taht yapılsın, özel bir kıyafet dikilsin, her maç aynı kaftanla makamında oturup, dosta güven düşmana korku vermeye devam etsin. 

17 Mayıs 2000 gecesi göklerde attığımız savaş ve zafer naralarını yeniden atmadan, 5. yıldızı İmparatorun göğsüne takmadan onurlu bir çıkış yolu yok. 

Bu konuda son sözümüzü, yeniden bir Avrupa Kupasıyla dönerken göklerde söyleyeceğiz. 


18 Ara 2021

Bir Umuttur Savaşmak; Başakşehir Maçı

 


1- Testi kırıldı, kadı iğfal edildi, kapı kapandı, rahatladık önümüzdeki sezona hazırlanmaya başladık desek de, maç saati yaklaşınca bir umuttur Galatasaraylılık, kalan maçlar x 3 puan, en tepedeki takımla aramızdaki farktan büyük olduğu sürece savaşa devam. 

2- Muslera'nın sakatlanmasına eşinden daha çok üzülmüşümdür, Geçmiş olsun. Gala için bir yeni bir umudun başlangıcıdır. En azından benim için. Kötü oyunumuzun biricik sebebi en azından bir süre için olmayacak.

3- Aç kalana, çocukları işten atılana, hapse girene kadar oyunu değiştirmeyen AKP'li ile, 4 senedir en ufak bir güzel futbol seyretmemiş, Kasım'da bornoz atmış yine de Muslera'ya toz kondurmayan taraftar benim için aynıdır.

4- Kale Papazı döner dönmez  paravanın arkasına yine geçirip mumlarınızı kapıp günah çıkarmaya koşacaksanız, Ülkenin en iyi kalecisi Okan Koçuk ve Yardımcısı Batuhan'ın gelecekleriyle oynamayın. İsmail Amirim'e de yazık etmeyin. Çağırın Eray İşçan'ı Papaz dönene kadar idare etsin.

İsmail Çipe Amirim neticede kötü kaleci, iyi kaleci olma ihtimali var, Muslera kaleci değil. Umarım bir daha kale yüzü görmez. 

5- Kaleci var zannıyla oynamak, boş kale oynamaktan daha kötüdür. Maçtan sonra görüşelim, en formda takım ve futbolu en iyi bilen hocasına karşı sezonun en büyük topunu oynayacağız. 5 taş oynamıyoruz, fal bakmıyoruz, geriye pas yapmaya korkarlar eşek gibi saldırırlar.

6- Berkan-Taylan aynı futbolcu, ikisi birden ilk 11 oynadığında 3.bölgede daha çok kim oynayacaksa o kötü oynayacak. Hücum parametreleri gelişmemiş, en iyi ilk topa basıcılar. ortaklaşa 6 numaralı formayı en az 15 km koşturmaları lazım ki maksimum verim alalım. 

7-TC pasaportu kontenjanı açıldığı için, üç 9 numaralı oyuncudan en iyi ikisi Mohammed-Öcü ilk 11 başlayabilir. üçü ayrı ayrı takımlarda oynasalar toplamda en az 50 gol atarlardı, biz attıramıyoruz. Bırakın 5 maç aynı iki 9 numara başlasın.

8-Lağım liginde Şampiyon olup Şampiyonlar Ligine gitmek devran dönene kadar imkansız. Paralanmaya gerek yok, çok daha kolay yol Avrupa Şampiyonu olup onursal armayla katılmak, teşkilatın düzenlediği turnuvada da Kupa'yı alıp tekrar Avrupa Ligini, Şampiyonlar Ligi basamağı olarak kullanmak.

9- Selçuk'tan beri yırtındım, her pozisyonun vara gebe olduğu maçlarımızda kaleciden Kaptan olmaz diye. Vara bu sezon 16 pozisyon gitmiş, 1 i (o da garanti, vardan size de çalıyoruz demek için) hariç tamamı aleyhimize. 18 pozisyon Vara bile gitmemiş. Marcao'yu kaptan bekliyorum, umarım kaptan çıksın diye Ömer Bayram'ı oynatmazlar.

10- Gala Başkanlığı zehirli sarmaşığa tırmanmaktır. Ya Faruk Süren olacak o kupayı getirecek fabrikanın lojmanlarında yatacaksın, ya Ünal Aysal gibi Ağrı Dağına bıçak çekip sürgün edileceksin. 3. yol uzlaşıdır, Gala DNA sına terstir. Burak Başkan'a son ihtarımızdır.

8 Ara 2021

El S.kko

Dünyanın en kanlı en ünlü derbileri nasıl ünlü olmuşlar, nam salmışlar bir bakalım.

İskoçya; Glaskow Rangers-Celtic. Aynı şehrin iki takımı. Din derbisi, biri Katolik diğeri Protestan.(Katolik golcü Johnston, Rangers'a transfer olduğunda evi yakıldı. 

Maç, Johnston'un golüyle 1-0 kazanılsa bile, Rangers taraftarları "maç 0-0 bitti" diyordu. )

Arjantin; Buenos Aires. Aynı şehrin iki takımı. Boca Juniors ve River Plate. Birini İtalyan göçmenler kurdu, öbürünü öz be öz Arjantinliler. Irk derbisi...(Durum öyle vahim ki, sadece Bocalıların gömüleceği kabristan yapılıyor. Yani, mezara kadar...)

İtalya; Roma. Aynı şehrin iki takımı. Lazio ve Roma. Biri faşist, öbürü demokrat. İdeoloji derbisi...
(Laziolular  Mussolini'nin torunları... Zenci ya da Yahudi futbolcu istemiyorlar. Asıl isimleri SS Lazio... SS, Societa Sportiva... Yani, sportif müessese... Ama onlar için anlamı farklı... Roma'nın amblemi ise, Roma'nın kurucuları Romus ve Romulus'u emziren kurt figürü. Yani, parlamentonun ataları...)

İtalya; Milano. Aynı şehrin iki takımı. Inter ve Milan. Biri kıro, öbürü asil. Sınıf derbisi..(Milan taraftarları arasında Dükler Baron'lar falan var.)

Romanya; Bükreş. Aynı şehrin iki takımı. Steau ve Dinamo. Biri asker, biri polis Derin devlet derbisi...(Genel olarak birbirlerini dövüyorlar... Sonra birleşip, herkesi dövüyorlar...)

Türkiye; İstanbul. Aynı şehrin iki takımı. Fenerbahçe ve Galatasaray. Din ayrımı yok. Irk ayrımı yok. İdeoloji ayrımı yok. Sınıf ayrımı yok. Asker-polis ayrımı yok. Zengin-fakir ayrımı yok. Eğitimli-cahil ayrımı yok...Üstelik, dünyadaki ünlü derbilerden farklı olarak, taraftarları şehir ile sınırlı değil , Bütün ülkede var...Peki bunun adı nedir?
Sidik yarışı derbisi...(İnanılmaz nefretin mantıklı bir izahı yok çünkü...)




5 Ara 2021

Büyük Gala Taraftarına Sevgilerle

Demirel futboldan anlamazdı, kendi adına düzenlenmiş kupa törenlerine bile katılmazdı. Siyasetten de anlamazdı, anlasaydı Salazar gibi düşünür bizi eğlence, din ve futbolla uyutur sokaklarda Devletin Düzenini değiştirmeye yollayıp Darbe yaptırmazdı. Özal'da bilmezdi futbolu, oğulları bilse gene iyiydi ama onlar da paradan başka bir şey bilmediler. Gerçi büyük oğul bir ara Cem Uzan'la ortak kurdukları çanaklı kanalla naklen futbol yayınladılar ama onların amacı futbolu değil hamutu kaldırmaktı. Karısı oyalansın diye BJK maçlarına gönderdi.

Sonrasında futboldan anlayan bir başbakan çıka geldi. Galatasaraylıydı ne hikmetse. Futbolla çok ilgilenmeye başladı. Ona yaranmak isteyenler sıradaydı, en alakasız Galatasaraylılar tribün amigosu olmuşlardı sanki. Mehmet Ağar, Işın Çelebi bu zamanda palazlandılar. Şaşılası bir şekilde Galatasaray yükseliyordu. Devlet mekanizması Galatasaray'ı özgür bıraktığından mı nedir, sınırlara sığmıyordu. Geliyordu sanki gelmekte olan Avrupa kupası.

Bir mucize daha oldu, Ecevit Türkiye Cumhuriyetine Başbakan oldu.  Olacak şey değildi oldu, toptan anlamazdı, topu idare edebilecek birilerini memur yaptı. Galatasaray Avrupa Kupasını Atatürk Hava Limanına indirdi, yetmedi Şampiyonlar Şampiyonun yenip Dünyanın 1 numaralı takımı unvanını aldı. Aynı takım Dünya Kupasına denk geldi, başında hoca olsa Dünya Şampiyonu olması iş bile değildi.

Ecevit'i yoğun bakıma kaldırdılar, futboldan anlayan, hatta futbolcu biri Başbakan oldu. Başladı bir gece ay doğarken Sultan-ı Yegah'ın hazin hikayesi.

Direnebilirdik oysa, Faruk Süren'den sonra Cem Uzan Başkan olsaydı, şimdi Mecidiyeköy'de 100.000 kişilik büyük takım stadımız en az 3-5 daha Avrupa kupamız vardı. Bilemeyiz elbet, ilk onu kovdular, memleketi yoğun bakıma kaldırmaya ilk GALA'dan başladılar. Suçu çok büyüktü, Bursaspor'un Şampiyon olmakla işlediği suç neyse, GALA'nın Avrupa Şampiyonluğu suçu aynıydı, daha da ağırdı muhtemelen ki, 20 yıldır işkencelerdeyiz.


3F ci Başbakan Fenerliydi, çalsın Fado, başlasın Fiesta, perdeler açılsın, oynansın futbol adlı hisseli harikalar kumpanyası tiyatrosu. Başbakan koyu Fenerliydi, Genelkurmayda öyle. Emniyet Müdürü de. Hatta İstanbul patladığı zaman Emniyet Müdürü Fener maçına dışarı gitmişti. Fener'i kıpırdatmanın zamanıydı. Zengin biri Başkan oldu. Çok büyük stat yaptılar, Fiesta nasılmış İstanbul'a gelsinler de görsünlerdi. Formalar, star futbolcular, hakemler, ceza kurulları. Bütün iş Fener'i en önde yapmaktı. Haklıydılar. Galatasaray forması 1 milyon satılıyorsa Fener forması 20 milyon satılıyordu. İplikçi, boyacı, düğmeci, tezgahtar, televizyon decodercisi, gazetecisi, turizmcisi, lokantacısı, hokkabazı, oluşturulacak zift medyası maymunları..., aklına ne geliyorsa futbolda ki ekonominin amiral gemisi Fenerbahçe'ydi. 

Her şey normaldi yani. Bu gün Feneri kollamayan adamı(Galatasaraylıyı bile) televizyona çıkarmazlar, gazeteci yapmazlar, hakem yapmazlar, gözlemci yapmazlar, daha açık futbolcu yapmazlar. Sıkıysa misal Kayseri Fenerin tekerine çomak soksun. Erciyes Dağını bile pastırma sucuk yaparlar. Bir taraftan akvaryum pis diye yırtınacağız, diğer taraftan pis akvaryumdaki temiz balığın çöpçü balığına yem edilmesine. Devran dönmediği sürece daha beter olacaksın. Görmek için gelecek tarihçisi olman gerekmiyor.

Kızmaca darılmaca yok. Global Kraliyet Kardinalizmi kim şampiyon olacak tespit etmişse hakeme, Vara yoğa kızmak şer cephesini eğlendirmekten başka bir işe yaramaz. Otur oturduğun yerde seyret akşam maçını. senin bildiğin futbol 11-16 kişinin 7 dönüm tarlada oynandığı ayak topu değil artık. Bir Galatasaray dirilişi, şahlanışı olmaz ise umudun ancak maç bazında kalacaktır. Başındaki adamların bu büyük donanmayla başa çıkacak ne aklı ne vizyonu ne parası var. 

Ey büyük Gala Taraftarı, Ne yaparsan tribünlerde o da cezalı değilsen sen yapacaksın ve varsa eğer senin gibi düşünen bir kaç Galatasaraylı futbolcu, kulübede mi, cezalı tavanda mı, kovulmuş Bodrum'da balık mı tutuyor çağıracaksın Fatih Terim'i geçireceksin halayların başına  onlar ağlayacak sen tribünde gırtlağını parçalayacaksın. 

'' Cim Bom Bom'um Benim, Biricik Sevgilim. Söyle Senden Başka Kimim Var Benim''

Kimi Metin gibi sever gönülden, kimi Alpaslan'dır koşar peşinden. Aşkların en güzel çocukluk Aşkıdır.

ÇOCUKLUK AŞKIMSIN Galatasaray.