5 Şub 2017

Rejim Değişikliğinde Bir Futbol Maçı; Devlet 2-1 GalataEsir


Futbol Kardinalizmi'nin bu maçı kurduğuna emindim. Biz kazansaydık da aynı cümleyle yazıya başlayacaktım. Dini imanı para olanlar, bir kez daha Galatasaray-Fenerbahçe finali tezgahlayıp, 3 ay daha ekmek yer diye düşünmüştüm. Esastan doğru da usul de bir değişiklik yapıldığını bana haber verecek değillerdi ya. Yine de kurulmuş. Bu mecburi yapılması gereken angarya turnuvadan gelecek para onların Nusret'te yedikleri bir yemekten sonra dağıttıkları bahşiş, köşklerinde, yalılarında besledikleri köpeklerin bakım masrafını bile karşılayamayacak kadar az olduğunu da hesap etmem gerekirdi. Üstelik Kupa'yı da Galatasaray alıp, muktedirlerin siyatik sinirine toplu iğne batırıyordu. Böyle yorumcuları olduğu sürece de varsın Finali Urfaspor-Ümraniye oynasın ne fark edecek. Yeter ki tribünlerde daha az, mümkünse hiç İzmir Marşı söylenmesin.

Bu maç bir provaydı, yıllardır zaten maçlar kuruluyordu da, artık kurmaya bile nasıl gerek duyulmayacakın antrenman maçı yapıldı. Sistem tek kişinin olacak, o tek kişi hangi maçı kim kazanacak önceden bildirecek. Maç yorumcusu en güvenilir biri olacak, misal Erman Toroğlu. Zavallı Toroğlu, maçtan önce Fatih Terim Stadını bir yağladı, mühendislik harikası dedi, neredeyse yayın odasının önündeki camın temizliğini diliyle yaptı. Konuşmacı stad dolu dedi, olsun kim boş demeye cesaret edecekti ki. Podolski bazukayı salladığında ödleri koptu, tekrarını vermeselermiydi acaba? Gözlerini Sneijder'den ayırmıyorlardı, 5. dakikada değiştirin işaretini büyük bir huşuyla bizlere bildirdiler. Bu kadar bedduaya Yüce Gök hem de bu konjonktürde sessiz kalacak, olur şey değildi elbet. 10 numara çıktı 1 numara girdi. Maçın başında Muslera hariç takım tam kadro diye bir şeyler de zırvalamıştı, konuşmacılar.

Oysa ki Esir alınmış Büyük Galatasaray'ın Büyük Taraftarı için durum farklıydı. Muslera yoksa takım yarım takımdı, 5. dakikadan sonra da diğer yarısı telef olmuş, Tepecikspor'la bile oynayamayacak kaliteye düşmüştü. Muslera-Sneijder hariç takımı, tam diye sahaya sürmek, 2 nala 6 lı ganyanda yarış koşturmak demekti ,2 nal bir at daha gerekiyordu bizim de adil yarışabilmemiz için.

Evrim yok dediler, 1 hafta geçmeden sav çürüdü. Koskoca Erman Toroğlu gözümüzün önünde 90 dakikada Şebek oldu. 5 metre ofsayta, ofsayt diyebilmek için devre arasına kadar tekrarını izledi, güvendiği adamlara sordu, Şener Şen'in domates sattığı sesle bana göre ofsayt diyebildi, kimse duymadı Erman rahat ol. Hele kırmızıya hiç girme, ah o hareketi De Jong yapacaktı ki, bakın o zaman ben Şebeklikten Çakallığa nasıl dönüşecektim. Hakemin  atmadığına pişman ettirmezsem ben de Çakal Erman değilim der saldırırdım maç boyu, yetmez maç sonu lağım kanalımda, yetmez zift gazetemde.

İyi bak çocuk maçlara, olmaz deme olur. Bahçeşehir, Hitler'in Schalke'sine dönüverir. Hani o 7 şampiyonluğunun 6 sını kazandığı o muhteşem devir var ya, gidiş o gidiş. Kazanma burada resmi terim manasında. Korkudan maç verildiği, iyi oynayan her futbolcunun Schalke'ye transfer edildiği, daha büyük takımların yöneticilerinin nefesinin kesildiği, Führer'im kızmasın diye kendi takımlarının yenilgisine sevindiği, iyi oynayan futbolcularına kötü oynayın talimatının verildiği muhteşem 6 sene. Bu kadar da olmaz diyorsan görevin tribünlere gidip kuzu kuzu olup bitene razı olmak, Selçuk'a homurdanmak değil. Ne yapsın Selçuk? ilk geldiği sezon gibi oynasa elinden servetini alırlar, kaçıp kurtulamıyor, bari maçtan kaçayım da De Facto sorumluluğu üzerime alayım, sadece bana küfür etsinler, büyük resmi göremesinlere oynuyor. Sneijder çıkmasa kesin kendisi de çıkmazdı. Ben Selçuk hakkında hükmümü 2 yıldır verdim. Bilerek kötü oynuyor, Galatasaray'ın esaretine hukuki zemin sağlıyor. Yerine Josue oynasa ilk kötü oynadığı maçta kafası koparılır, Selçuk'a dokunulamıyor, ve bu mübarek takım zaten her maça 12 ye -10 başlıyor.

Maç olarak söyleyecek lafım fazla yok. Oynadığımız lig maçı gibiydi. İki çöp bekin oynamasına izin verdiler, topun arkasına geçtiler, Çöpler kendi arasında paslaşıp yorulurken, kendileri dinlendiler, içerideki ajanları marifetiyle istedikleri zaman topa sahip oldular, kale boştu zaten 50 metreden şut çekerek bizi rencide ettiler. Yukarıdan durun lan çok açık belli oluyor talimatı almasalar 10 luk yapmaları işten bile değildi. Galatasaray'ın gol atması için bile uyarı aldıklarına eminim. 2-1 elenmekle 5-0 elenmek arasında bizim açımızdan büyük bir pozitif fark olacaktı. Olanca taraftar, olanca kiniyle, oyunu bozmak için için tribünlerde olacaktı, yine de olacak mı?

Siz bilirsiniz çocuklar, biz 50 yıl önce bu tribünleri kurmaya başladığımızda bugünleri böyle hesap edemedik elbette. Sami Yen kapalısının set demirlerinde bir birimize tutunarak cambazlık yapa yapa, nice büyük takımları boğdura boğdura oluşturduğumuz Büyük Taraftar kimliğimizi, sizlere emanet ettik. Göreviniz bizimkinden çok daha büyük. Sizler ölüye top oynatmaya çalışıyorsunuz. O dirseği Sami Yen'de Hagi, Arena'da Melo yiyecek, Galatasaray Kaptanı atılmayacak, Hakem balgamlı suratını yıkamak için Galatasaray Hamamına ambulansla yetiştirilmeyecek. Bağırarak olsa işiniz kolay, Saldırın dersiniz Carole çöpü 1 metre daha fazla koşar, ıslıklamazsanız Sabri Cafu topu oynar, gaz verirsiniz Pinokyo Semih rakibin nefes sesini duyduğunda yere yığılmaz.

Yani çocuklar demem o ki, gerilemenin sebebi sportif değil, üstelik kimse de ne aptal ne uyuyor. Uyuyor olsalar yine iş kolay, bir çöp dürtersin uyanır, uyuyor numarası yapanları uyandıramazsınız. İstifa dersin parmağını burnuna sokar, 20 milyon taraftar tweet atar Selçuk Çin'e git diye, okumadım der. O zaman uyuyor numarası yapanları da uyandırmak senin görevin,bir yolunu bulacaksın, sen de çocuklarına Galatasaraylılık bir imajdır, mürşittir, harstır, hulustur haslettir demek istiyorsan bir şeyler yap, seferberlik ilan et. Gün bu gündür.

Kayseri maçı maç değil, uçurumdan önceki son çıkıştır. Tribünleri öyle bir doldurun ki, daha bağırmaya başlamadan korksunlar. Tabeladan bağımsız, özelde kendi yöneticilerimiz, genelde oyun kurucu Futbol Kardinalizmi Galatasaray'ı esir tutabilmenin başka yollarını aramaya başlasınlar. Aslanlar da pusuya düşer, düştüğünde de nasıl kurtulacağını değil, kurtulduktan sona pusuya düşürenlerden nasıl öcünü alacağını düşünür. En ufak bir şüphem yoktur ki ''Galatasaraylılık'' karakterini yazan Büyük Galatasaray Taraftarı takımını bu kan emicilerden, hainlerden tez zamanda kurtaracaktır.

Yolunuz ve bahtınız açık olsun çocuklar.

Not; Bu yazı dirsek yediğinde Parken'de, hakem tarafından haksızlığa uğradığında Sami Yen'de ne yapılması gerektiğini uygulamayla gösteren, 52 yaşına basan büyük öğretmen HAGi'ye armağan edilmiştir.

Öyle ağırız ki Commandante sen gittin gideli.

Hiç yorum yok: