15 Şub 2013

Türkiye'nin Teki; Akhisar 1-2 Galatasaray

Ramiz Köfte ile Telekom bırak futbol maçını, deve güreşi, uzun eşşek, pişti, misket ne oynarsa oynasın sonuç bellidir. Sonucu riske sokanlar ise Hoca hataları, hakem eyyamı, bariz futbolcu salaklığıdır. Maçı izleyenler zaten gördüler, biz görmeyenler varsa eğer onlar için yazmaya çalışacağız.

Elmander İstanbul'da bırakıldı, Melo cezalı yok, Sabri Reiz'in formaya asılışı dolayısıyla Eboue Afrika'ya gittiğine bin pişman, Parçalı Fil görücüye çıkmak için maçın sıkıntıya düşmesini bekleyecek. Bu şartlar altında Galatasaray'ın Fatih terim'ine karşı Akhisar Hamza Hamzaoğlu takımlarını yönetiyor. Büyük haksızlık esasında, orantısız güç kullanımı. Bence puan farkına göre başka bir puanlamaya gidilmeli en azından bu maç sonunda puanlar paylaşılmalıydı.

Digitürk'ün patronu ben olsam ben müdahale ederdim lige. Bana göre ediyorlar, eğer etmiyorlarsa büyük eşşeklik yapıyorlar demektir. Bu lig normal şartlar altında çoktan bitmesi lazımdı. Bu kadar kötü bir Fenerbahçe'nin, kötü bile olmayan Beşiktaş'ın oynadığı futbola bakınca bu kadar kaliteli kadronun 5-6 puan fark atması haksızlık. Bu yüzden ligin son maça kadar taşınması için bu hakemler ne kadar iyi hakem olurlarsa olsunlar işi başında olacaklardır. Eğer maçta hakem olsaydı, Akhisar 9 kişi oynardı ikinci yarıda. Riera'nın fantazi yaparak sırta basmasına medya maymunları kırmızıydı diye hafta boyunca ağlayacak.

Şunu net olarak söyleyeceğim, kızmaca darılmaca yok. Bu takımda, herkes herkesle oynar ama iki kişi asla bir arada oynayamaz. Eskiden bir bilmece sorarlardı, kurt, kuzu, ot derenin karşısına geçirilecek ama çobanın en fazla birini  kayığa alma şansı vardır. Fatih Terim aynı o durumda, Burak, Elmander, Umut üçlüsünden ikisini sahaya sürdü sezon boyunca. Burak ile Umut'u aynı takımda oynatmak, kayığa kurtu alıp, kenarda kuzuyla otu bekletmek gibi bir şey. Formanın aslanın midesinde olduğu bir ortamda Burak, Umut'un, Umut, Burak'ın gol atmasını istiyorsa eğer, ben hiç bir şey bilmiyorum.

Fatih Terim'in babacan, adaletli görüntüsü, maçın önüne geçiyor zaman zaman. fantezilerinin pahalıya patladığını bu sezon kaç maç gördük. Umut'a acıyıp 65 dakikayı çöpe attı. Çevre illerden parçalı Fil'i seyretmeye gelenlere saygı göstermek lazımdı. Diken üstünde oynanıyor her maç. Çarşamba günü son 13 yılın en büyük maçına çıkılacak, rakip ligin dibinde, kaybedecek hiç bir şeyi yok direnecek belli ki. senin maçı çeviremediğin her dakika gücüne güç katacak. Maçın başında tabelayı almak, sonradan almaktan çok daha kolaydı oysa.

Takım ilk yarıyı yok sayarak, nasıl olsa yeneriz taktiğiyle oynadı. Kötü bir futbol, akıllar Shalke maçında, ama işte taraftar aynı şeyi düşünmüyor. Taraftar için en önemli maç seyrettiği maçtır. Bizim hiç birimizin aklına Şampiyonlar Ligi maçı gelmedi, benim hiç gelmedi bu yüzden handikaplı 2 oynayarak bir kez daha Galatasaray maçını bilemedim.

Yekta bir maç daha oynayıp, emaneti sahibine devredecek. Teknik, akıllı bir futbolcu ama büyüyen bu Galatasaray'da ancak yedek kulübesinde oturabilir. Riera'da cortladı cortlayacak gibi. Dani'nin delikanlı, mert futbolu yürekleri ağızlara getirse de ben razıyım. Topu gelişigüzel şişiren kazma stoperlerden bıktım.Fakat kalede Muslera çuvalı varken stoperlerin futbolcu hünerlerini göstermeleri yürekleri ağıza getiriyor. ne güzel 2 maçtır çerçeveye top gelmiyordu. Muslera'da hayatının maçlarını çıkartıyordu. Çok saldırdım kendisine, benden başka bütün herkes Dünya'nın sayılı kalecisi diyor ya, ben de dikkatle bakıp, benim görmediğim ne var diye çözmeye çalıştım. Yok, fikrim değişmedi, çerçeveye top geldiğinde kurtarması imkansız. Gekas'ın vurduğu top direğe çarpıp çerçeveyi bulmadı, 10 cm içeri gitse çuval gibi atlamıştı, gölünü önceden yemiş olacaktı. Maçın sonlarında bir Mustafa sarp golü daha yedi. Golde hayalet, kabahati yok.

Futbol iyi futbolcularla oynanır, bunu biliriz. Kötü futbolcular da zaman zaman iyi maçlar çıkarabilir gördük. Ama büyük futbolcular, kötü futbolcularla asla iyi oyun oynayamaz. Sarı Ejder, idare eder bir futbol oynadı Parçalı Fil girene kadar. Umut ile Burak birbirinin düşmanı gibi oynadığını hoca uzun süre seyretti. İmparator ya bir bildiği elbet vardı. Taraftarın adrenalini de düşünmek durumunda. Drogba'yı bizden önce seyreden Ege Galatasaraylılarını kıskanmadım desem yalan olur. Girince sarı Ejder döktürmeye başladı. Atılan iki golün de asistten önceki asistini yaptı. Tabela yapılınca maç bitti sanıldı. çerçeveye gelen ilk top içeri girdikten sonra da maçı, lanet olası 3 puanı koruma yoluna gidildi.

Tay Burak, bu akşamki 6 lıda da  benim tek geçtiğim futbolcuydu. Umut çıktıktan sonra maça, koşuya başladı, son virajı ekürisi Parçalı Fil'le beraber döndüler.  Benim iddiayı Fatih terim yatırdı, canı sağ olsun ama tek geçtiğim Tay, 6 lıyı tutturdu. O ortayı o pozisyonda eğer Umut olsaydı yapmayacağına inancım tamdır. Sarı Ejder-Tay Burak-Parçalı Fil şovuna taraftar hazırlansın, bayraklar hazırlansın. Bir maç daha Melo'suzluğa katlanacağız, sonrası bizim için efsane maçlar, başkaları için kabuslu Lig Tv geceleri.




10 Şub 2013

Sabri Reiz'in Direnişi; Galatasaray 2-0 Antalyaspor

İşte benim takımım bu. Her zaman gururla haykırdım. Galatasaray, tarihi, kültürü, stadı, Hocası, zaferleri, imajı, bütçesi, Dünya'nın her stadında Pınarbaşı çeken, meşale yakan taraftarıyla Dünya'nın en büyük 10 takımından biridir. Bugün en büyük dedikleri, Barca'nın büyüklüğü şampiyonluk büyüklüğüdür. Onlar Şampiyon oldukları için büyüktür, biz olursak Büyük takım olduğumuz için şampiyon oluruz. Galatasaray oynadığı her maça yenmek için çıkacak, futbolcusu elinden geleni yapacaktır. Gerisi spordur, maçtır, 3 ihtimallidir.

Sarı Ejder sahada, Parçalı Fil tribündeydi. Ne var ki tüm takım sanki yeni transfer gibiydi. Sadece 14 numara, taraftarı Arena'ya koşturmaya yetti. Yarın 12 numara da içeri girdiğinde bu lig 7-8 maç kala bitecektir. Bu durum Digitürk patronlarını, ve Ülkemizin büyük bir bölümünü elbette memnun etmeyecektir. Ama artık zaman Galatasaray taraftarının zamanıdır.

Umut, Elmander, Eboue, Drogba sahada yok. Bakıyoruz çıkan takıma, Yekta, Melo gelene kadar idare edecek. Parçalı Fil'in emanetçisi Amrabat'a da katlanacağız. Sabri Reiz, Eboue'yi kıta turnuvasına gittiğine pişman edecek bir futbol oynadı. Hamit, büyük futbolcularla, büyük futbol oynamaya, üstüne katmaya devam edecek.

Galatasaray, söyledik, 12 senede tamamladığı küçülmesini, 1 günde kapatmış görünüyor bana göre. Çünkü, bu takım artık her maçını 50.000 kişiye oynar, bu takımda kötü bir maç oynayan kendini tribünde bulur. ve bundan sonra Galatasaray'a sıradan futbolcu transfer yapılmaz. Mutlaka Drogba'dan da büyük futbolcu gelir sezon sonunda. ve o özlenen, beklenen Avrupa'nın heyula belasını yeniden hortlatırız.

Bu gece son yılların en kötü hakemi vardı maçın çok daha güzel olmasını engelleyen. Birde maçın başında Şifo Mehmet, bala, şansa geldiği yere, oynayacağı takıma bakmadan yenmeye geldik demişti. yenmeye değil, fark yememeye oynayan bir küçük takım hocası görüntüsü verdi. Gol erken gelmese çok daha büyük pisliğe tenezzül edeceğinden eminim. Bu senenin modası sahtekar futbolcular, kendi takımında fazlasıyla mevcuttu.

Emre Çolak, hayatının en güzel günlerini aylarını geçirdi. taraftarın kanser üretme hücresi olarak Sarı Ejder'in gelmesini sağladı. İkinci yarıda oynanan 3 maça baktığımızda, kötü oyunu Hoca'yı rahatlattı, formayı gönül rahatlığıyla Sneijder'e bıraktı. Aynı şeyler Elmander'in verimsiz maçları dolayısıyla Drogba'nın ilk 11 e girecek olması için de geçerli. Nasıl olsa Hocanın kredisi var bir kaç puan kaybı için. Bu kayıp puanlar Burak'ı kademe atlattı. Bu takımın santraforu tay Burak'tır. Devamlı topun arkasında bulunacak, ileride basacak, geldi mi de affetmeyecek.

2000 senelerinin unutulmaz orta sahası Çin Ordu'suna benzetilirdi. Bu akşam zaman zaman o 3 lüyü görür gibi oldum. Hamit-Selçuk- Melo, rakiplere cehennem gibi çökecektir. Hamit derken, büyük futbolcu olduğundan emindik, kendisini, küçük maçlara alışması zaman aldı. Ronaldo'yla oynarken, Aydın'la, Engin'le oynamanın travmasını yaşadı. Büyük futbolcularla, çok daha büyük futbol oynayacağını garanti ederim. Asimo Semih ve Dani belki de sezonun en büyük maçlarını oynadılar kendi bölgeleri açısından. Tek bir pozisyon vermeden, çok önemli hamlelerle savunmaya da top geldiğinde taraftarı mutlu ettiler. Bence Dani ile Asimo'yu bağlayacaksın, aynı odada yatıracaksın, tuvalete bile beraber göndereceksin. İkisinin aynı dili konuşmasını sağlayacaksın. Topu oyuna iyi sokamıyor geyiklerini de boşa çıkardılar. Takımla beraber kendileri de büyüyecektir.

Galatasaray'ın büyük taraftarı bu gece büyüklüğüne yakışır şovlar yaptı. Dünya'ya nam salmış Ali Sami yen cehenneminin adını Arena Cehennemi yazdırmak için bizim gibi yıllarını geçirmeyeceklerdir. Kendi büyüklüklerine yakışır takımları olduğunda neler yapabildiklerini, takımlarına neler yaptırdıklarını futbol tarihi yazmıştır. Mesaj verilmiştir, Shalke 04'ün adı yarım puan düşürülecektir.

Eskiden Galatasaray  futbolu kötüleştiği anlarda gol yemeyi isterdik. İlk yarının sonlarına doğru aynı duygular içindeydim. Bir gol yesek, Galatasaray'ın oyunu forsesine doyamayacaktık. Yine de doyamayacağımız günler maçlar yakındır. Son sözlerimi Sabri Reiz'e ayırıyorum. Senden umudu kesmeyenlerdendim sakın unutma. Direnişine hayran kaldık, sen de ödülünü Drogba'nın, Sneijder'in kaptanı olarak aldın. Bu onurla daha da çok övünmeni, çok daha büyük futbolcuların önünde Galatasaray'ı sahaya çıkarmanı gönülden dilerim.

2 Şub 2013

350. Maç; Bursaspor 1-1 Galatasaray

Ne güzel başlamıştı her şey. Takım, Beşiktaş'ı devre dışı bırakmış, Sarı Ejder'in sevincini yaşarken Kıta Afrika'sından haber gelmiş. Kıta'nın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu Kara Tren'in geleceği haberinin üstüne Yılmaz Tutuş'un içerden çıkışı, gelmiş geçmiş en büyük deplasman tribünün olacağı beklentisiyle milyonlarca Galatasaray taraftarı maç başındaydı.

Televizyon maymunları Galatasaray kadrosunu veriyordu 1 gün öncesinden. Sarı Ejder yoktu, Burak vardı. Galatasaraylı bir prostatlının torpilinden artık emin olduğum Emre Çolak sahadaydı. Küçük takımların küçük hocalarının vazgeçilmez teoremiydi. Galip takım değiştirilmez mantığı geçerliydi. Melo ve Hamit cezalı olmasa onlar oynayacaktı. Hoca için sorun değildi, onların yedeklerini oynatarak galip takımı değiştirmemiş oldu. Sarı Ejder'in maç eksiği vardı, tıpkı Emre Çolak'ın maç fazlası olduğu gibi.

Hayatım boyunca büyük Galatasaray taraftarın ali menfaatlerini düşündüm. Her maça galip gelme olasılığıyla çıkan bir taraftar olmak istedim. Gerisi maçtır 3 ihtimallidir, benim takımım, imajı, tarihi, kültürü, stadı, Dünya'nın her stadında meşale yakan taraftarıyla büyük takımdır. Yener yenilir, hiç itirazım yok ama aptallığa savaşım var benim. Oyuncu gurubu içerisinde en kuvvetli 11 le sahaya çıkamayan Hocaya itirazım var. Bozuk saat misali doğruyu 1 kere göstermiş, bir gol atmış oyuncuyu ısrarla oynatana itirazım var.

Galip takım değişmez, iyi ki yenemedik. Eğer yenseydik Sarı Ejder'i seyredemeyecektik. Eğer yenmeye devam etsek, Kara Tren Hoca'nın yanında kulübenin koltuklarını pas pas yapacaktı. Bilen bilir, ben bazen Galatasaray'ın kaybetmesini isterim. Nitekim devrimin yapıldığı bir önceki sezon misali. O sezon kazayla, 3. olsaydık bugün bu takım yoktu. Şimdi yine sevinçliyim yenemedik diye. Sezonu kurtardık, eğer yensek aynı takımı sahaya süreceklerdi.

Milyonlarca yuro ödenerek alınmış Sarı Ejder son 20 dakika takımı kurtarsın diye sahaya sürüldü. O anda Emre, Aydın, Amrabat sahadaydı. Bu üçlü aynı anda sahada olduğu bir maçı Galatasaray'ın kazanma olasılığı sıfırdır. Futbol tanrısı dualarımızı kabul etmedi. Fas ulusal takımının final oynamasını, hatta süper final oynamasını istedik. Hangi hırsızın, hangi salağın, hangi hainin marifetiyle koskoca Galatasaray'da oynatılan Amrabat'ın  hesabını bu tribün elbet soracaktır. Ama ve lakin bu Emre Çolak'ın bu takımın banko futbolcusu olduğuna karar veren mekanizmanın kim olduğunu biliyoruz. Neyin bedelini ödüyoruz, akıl tutulması yaşıyorum. Değil 350, 3500 maça çıksa görüşüm değişmeyecek. Fatih Terim bu takımın başında ölene kadar kalması gereken, yerine başka adam olmayan tek adamdır. Ama kesin olarak söyleyebilirim ki, futboldan zerre kadar anlamamaktadır.

Galatasaray başkanı elbet bu duruma da müdahale edebilecek bilgi birikimine sahiptir. Milyonlarca yuro ödeyerek, rakipleri ürküterek getirdiği adamı sıkışınca oyuna sokan hocasını derhal hastaneye kaldırmalıdır. Fatih Terim cinnet geçirmektedir. Bu normaldir, her kes delirebilir, sahanın en kötü 2 oyuncusu Emre Çolak ve Engin Baytar'ı oyunda tutup, Yekta ve Elmander'i çıkartan hoca normal değildir. Balıklı Rum Hastanesinde format atılması gerekir.

Muslera'ya çok yüklendim. Çuval ilan ettim. Aykut Erçetin tekrar takıma gelince de artık yüce göke iman ettim. Futbol tanrısı benim belamı veriyordu. Bu maç itibarıyla Muslera'cı oldum. Benim için bundan sonra Dünya'nın en büyük kalecisidir. Maçtan önce bu duygular içindeydim. Kaleye gelen ilk top gol olduğu zaman bile kızmadım. Kızmadığımın ödülünü aldım. Muslera sanki beni duydu, 1.5 senedir ilk defa bir maçta Galatasaray'ın kaybetmesini önledi. 2 muhteşem kurtarış yaptı, maçın adamıydı.

Burak acaba ne suç işlemişti? Hoca eğer bizim bildiğimiz delikanlı hocaysa bu hafta da Burak'ı oynatmasın da görelimdi. Ben yaptım oldu demekle olmaz hocam. O kadar büyük kredin var ki, benden başka hiç kimse sana direnemiyor.İş işten geçmesini mi bekliyorsun? Bekleme o günü hocam gelmeyecek. Galatasaray eğer başında bir hoca varsa yenemez ancak. Bu Galatasaray'ın bir maçı kazanması için başında bir hocaya ihtiyacı yoktur. Takımın başında hiç kimse olmasa bu takım her takımı zaten yener.

Maç öncesi medya maymunları konuşuyor. Fatih Terim'in mesajlarını çözmeye çalışıyor. Umut, Burak'tan daha fazla koştuğu için takımda olduğunu ve hocanın haklı olduğunu savunuyor. Eğer bu doğruysa büyük bir yanıltmaca vardır. Salak futbolcu koşar, ben 45 senedir maç seyreden ben, bu maça kadar büyük futbolcunun koştuğunu görmedim. Gole en yakın adam sandalyesini alır 18 çizgisinin üstünde oturur, bekler, dinlenmiştir top gelirse kalkar tabelayı değiştirir tekrar oturur. Jardel,Terim zamanında gelseydi, Florya'da çaycılık yapacaktı demek.  Neymiş, Burak, Umut kadar koşmuyormuş. Niye koşsun kardeşim, söyledik salak futbolcu koşar. Geçen hafta Beşiktaş golü attığı anda Umut kafaya çıkacağına eğildi. O anda gelmese daha iyi.

Ey büyük Galatasaray taraftarı; Bunca yıldır tek başıma kelle koltukta savaşıyorum. Amacım çıktığın her maça en iyi 11 le çıkman, yapabileceğinin en iyisini yapman içindir. Gerisi maçtır 3 ihtimallidir. Maçtan önce, maç esnasında yenme ihtimalin her zaman saklı olmalıdır. Dünya'nın her stadında meşale yakacağının gururunu taşıyorum. İçinizden biri olmanın onur ve güveni içinde bir şeyler aktarmaya çalışıyorum. Hiç kimse Galatasaray'ın bu büyük macerasına engel olamayacaktır. 13 senedir bekledik, aldığımız derecenin yanına yaklaşan olmadı. Lig Tv şebekleri, bu sene de son maçın son saniyesine kadar şovun bitmemesi için savaşacaktır. Geçen hafta hakemi yenen Galatasaray bu hafta Lig Tv.yi yenememiştir. Deplasman tarihinin kitabını bu maç yazan büyük Galatasaray taraftarını göstermemek için ellerinden geleni yapmışlardır. Ellerinden gelen ne varsa yapacaklarından emin olunuz. Milyonlarca Galatasaray taraftarının selameti için elinden bir şey gelecek varsa göreve buyursun. Emre Çolak'ı bu takımdan ayıramazsanız, mutlu rüya görmeyeceğinizden emin olunuz. Fatih Terim büyülenmiş, gözüne perde inmiş, yapacak bir şey yok o bizim gelmiş geçmiş tek İmparatorumuzdur yardımcı olmalıyız. Amrabat futbolcu falan değildir, anlamanız için 3 şampiyonluk mu verelim? Durumdan vazife çıkaralım, Emre, Amrabat'ı bu takımda bir daha limon bile taşıtmayalım.

Hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın. Bu takım 8 kişi bile saha çıksa bu sene en az 8 puan farkla şampiyon olacaktır. Medya maymunlarının gazına gelmeyin, Melo'yu Yekta'ya yedirrmeye kalkmayın, Büyük Galatasaray bu sene hakemleri, medyayı, Lig Tv'yi yenip şampiyon olacaktır. Başında hastanelik bir hoca olmasına rağmen.

27 Oca 2013

Hakemi de Yendik; Galatasaray 2-1 Beşiktaş

Hakemin son düdüğünden başlayalım yazmaya. Hatta direk hakemden başlayayım. Bu kadar kötü maç idere eden hakem görmedim dersem abartmış olmam. Çünkü ben maçlarda hakeme falan bakmam. Beşiktaşlı Oğuzhan cin olmadan adam çarptı. Tükürük konuşma modaydı, aman unutulmasındı. Melo hayatının futbolunu oynuyordu, Beşiktaşlı futbolcu hakemi kandırdı, hakem görmeden tükürdü diye orta hakeme ispiyonladı. Ve Melo hikayesi de burada bitti. Şimdi ben bu Beşiktaşlı Oğuzhan'ın yüzüne balgam atıyorum, şerefsiz, emek hırsızının.

Son düdükten saniyeler önce Hasan Şaş da ıslık çalıyordu tüm Arena tribünlerine katıldı. Aynı anda sol açıkta Hakan Balta'nın  aciz halini görünce içim hüngür hüngür ağladı. Bu stadyumda demek taraftara son dakikalarda şarkı söylemek haram. Bu kaçıncı son dakikaları ıslık çalarak tamamladığımız. Takımın 3 golcüsünden hiç biri yoktu bu son dakikalarda. 10 kişi kaldık diye itiraz edenler, 10 kişi kalan takımda Arsenal'e karşı uzatmalarda Hasan'ı sokan hoca, 10 kişi kalan takımda golcüyü çıkartıp sol açığa Hakan Balta'yı oyuna soktu. Üstelik karşında psikolojik olarak adı büyük, ama bana göre ligin en sıradan bir takımı vardı. Sanki küme düşmemek için hayatlarının maçını oynayan oyuncular gurubuydu Beşiktaş.

Emre Çolak nihayet golünü attı, üstelik kendi ortalamasının da üstünde bir maç çıkardı, o da kurtuldu, Hoca'da kurtuldu, bizde kurtulduk. Ben bilirim siz bilmezsiniz diye ısrarla Emre'yı oynatan Terim, artık haklı çıkmış ve bu maçtan sonra da yavaş yavaş takımdan kesecek, yanına çekecektir. Bozuk saat bugün doğruyu göstermiştir.

Geçen hafta kaybeden takımda gol atamayan Burak, bu maçı kulübede tamamladı. Tercih edilen Umut, bu maçta atamadığına göre bir sonraki maç Burak oynayacaktır. Drogba'nın da takıma gelmesiyle takımda en sağlam yer Burak'ın olur. yarım saat oynayan Sarı Ejder için en ufak bir fikrimiz oluşmadı. Tırıs tırıs koşmayı tecih etti. 10 kişi kalan takım tabelayı korumaya kalkınca klasını konuşturacak pozisyonlar oluşmadı.

Kalenin şifresini çözdüm. bizim kalemizde Mustafa Sarp var. Bu güne kadar yediği hiç bir golde hatası yok. Top gol anına girdiğinde Muslera hayalet oluyor, buhar oluyor kayboluyor. Eğer kalemizde kötü de olsa bir kaleci olsa yediği gollerin bir kısmını kurtarabilirdi. Bu maç ta dua ettik futbol tanrısına, çerçeveye başka top gelmedi. Melo, Selçuk, Riera, Sabri, Emre beklenmedik bir şekilde iyi oynuyorlardı. Devereye de 2. golün moraliyle girdiler. Hezimet içten bile değildi, ama işte top çerçeveye gelmeseydi.

Bu maç büyük bir maç olsaydı, bu gece Hamit için çok güzel şeyler yazacaktım. Sağ tarafın en ucunda karşı takımın hücum etmesini neredeyse tek başına engelledi. Sıradan bir takıma karşı bu oyunu oynadığı için fazla da bir övgü şeyleri yazmayacağım. Futbolu aklıyla oynayan futbolcuların başında geliyor Hamit. Drogba, ve Sarı Ejder'le beraber oynayacağı maçlarda çok daha tempolu ve iyi oynayacağından eminim. Akıllı adam, akıllı, iyi futbolcular, iyi futbolcularla daha iyi oynarlar.

Postun pahalı olduğunu anlayan futbolculardan Sabri şu son oynadığı 2 maçta da kendisinden beklenilenden daha iyi oynadı. Gelişi güzel şut çekme sevdasından vazgeçmiş, 50-60 metreye isabetli paslar atar duruma gelmiş, Eboue'yi aratmayan bir futbol oynadı.

Sıradan bir lig maçı daha kazasız atlatıldı. Galatasaray ortalama altı bir futbolla 3 puanı aldı. Hoca'nın da cenazesi varmış, bir kaza golüyle berabere kalsak üzüntüsü katlanacaktı. Puan farkı giderek açılır, ama benim gönlüm açılsa bile tekrar kapatıp 33. hafta bir kupa daha kaldıralım Kalkedon'dan.

18 Oca 2013

Eleman'ın Cinneti; Kasımpaşa 2-1 Galatasaray

Avrupa'nın en kötü lideri olarak kapadığımız ligi, çok daha beter olarak açtığımız maç oldu. Öküz vursa yıkılmayan, üfleseler yerden kalkmayan Eboue ve kafası kopuk tavuk Amrabat Afrika'ya gidince bayağı umutlanmıştım. Galatasaray kadrosunu yine yüce gök oluşturuyordu. Hamit sağ beke geçecekti, alındıysa Sınayder 10 numara oynayacak, beklenen sol bek transferi de olursa, Riera sol açık oynayacaktı. Bir hafta daha sabredelim elimize mi yapışırdı canım. Alt tarafı Taksim'den aşağı Kasımpaşa'ya gidecektik.

Bağıra çağıra Ufuk'u tribüne yollayıp, Eray İşcan'ı kulübeye aldırdık. Görevimiz bitmedi, hayırlısıyla Muslera'da bir maç kenara gelirse hayatımın takımı kurulmuş olacak. Bu Muslera için çok şey söyledim, ama bir şey gözümden kaçmış. Çocuklar haklıymış, Dünya'nın en büyük kalecisiymiş. Ben 43 senedir maç seyrederim, top çatala giderken böyle melun melun bakan, çaresiz seyreden, tüy gibi uçan kaleci seyretmedim. Gerçekten giren topu seyretme de Dünya'nın en büyük kalecisiymiş, kabul ediyorum. Yediği golleri sıradan kaleciler çıkaramazdı. Ben de aynı şeyleri söylüyorum zaten, köşeye giden topu çok güzel seyrediyor diye adamımıza 5 bavulla götüremeyeceği kadar para veriyoruz. Neyse biz anlamıyoruz zaten futboldan, kaleciden, devam kardeşim, yanıma bir kişi daha alana kadar ye yiyebileceğin kadar. Benim için kaleci falan değilsin, benim kalecim şimdilik sana ısınma antrenmanı veriyor, çok yakında sen ona vereceksin. Umarım o gün çok geç kalmış olmayız.

18. lig maçını seyrettik. İlk yarı bittiği anda takım daha önce oynadığı 17 maçtan çok daha güzel oynuyordu. Selçuk kendi iyi performansını yakalamış, Melo orta sahayı tutmuş, Riera aklıyla oynuyordu. Sabri ise kendi ortalamasının çok üzerinde bir maç çıkarıyordu. Klasik martı kovan şutlarını atmıyor, kale arkasına orta yapmıyor, son derece dikkatli oynuyordu. Fakat biri vardı ki, taraftarın kanser hücresiydi. 30-40 sene önce olurdu böyle torpilli futbolcular. Fosil, zengin yöneticinin kazma oğlu, hocanın akrabasının yeğeni, hocanın karısının komşusunun tanıdığı gibi her takımda fasulyeden oynayan biri bulunurdu. Artık eminim Emre Çolak'ın torpili çok kuvvetli. Bu torpil Fatih Terim'in bizzat kendisi değilse, bilin ki Emre Çolak, Grande'nin mezar kazıcısıdır. Mustafa Sarp nasıl, Reykart'ı tek başına yemişse, Bu Emre de Eleman'ı yiyecektir. Umarım yol yakınken biri müdahale eder de Galatasaray'dan başka hiç bir takımda limon taşıyamayacak kabiliyette futbolcu olan Emre'den kurtuluruz. İş Terim'e kaldıysa, inadım inat der, sezon sonuna kadar oynatır, gerekirse Galatasaray'ı yakar.

İkinci gol an meselesiydi, çok rahat alabileceği topu Emre alamadı, o top gitti gol oldu. Kaleye gelen ilk topun gol olma kuralı Muslera'nın mukavelesinde yazıyordu anki. Önemli değildi, nasıl olsa takım iyi oynuyordu. 2 kişi eksik bile oynasak fark etmezdi, %65 le kapandı ilk yarı. 1-0 önde kapasaydık sorun yoktu. Aynı takım devam edecekti, ama 1-1 olmuştu durum. Hoca müdahale edecekti oyuna. Acaba attığımız gol de kimlerin payı vardı. Hoca, tecrübeli hocaydı, daha önce defalarca yapmıştı. Sıkıntılı girilen devrede mutlaka oyuncu değiştirmeliydi. Oyun iyi olsa gol yer miydi canım.

Bayern Münih'in bankosu, Real Madrid'li Hamit Kasımpaşa'ya karşı beraberliğin sorumlusu ilan edildi. Menagement, cinnet geçiriyordu kenarda. Atılan golün hazırlayıcısı Hamit çıkıp, 10 yıldır patlama yapması beklenen Aydın oyuna girdi. Kurtalan Ekspresiydi sağ tarafımızın. Şimdi topu ayağına alır, herkesi çalımlar golünü atar veya attırır, Hocaya bir kere daha ben bilirim siz bilmezsiniz dedirtirdi. Takımın futbol oynama aklı yarı yarıya düşmüştü ama, Hocadan iyi mi bilecektik. 60. dakikaya kalmaz 2 farklı öne geçerdi. Fakat beklenen gol bir türlü gelmiyordu. Tay Burak kötü günündeydi, Umut kenarda, umuda yolculuk için hazırlanıyordu. Böyle durumlarda Umut oyunda, Burak kenarda olsa iş kolaydı. Gol atamamış, kötü oynayan Umut çıkardı iş biterdi. Ama bu sefer Hocamız Umut'u dışarıda bırakarak Elmander tercihini kullanmıştı. Elmander de gol atmasın mı? hay Allah başına iş almıştı hoca. Riera'nın kestiği topa mükemmel bir kafa atmıştı Elmander. Maçın Galatasaray adına tek pozisyonuydu Cinnet geçiren hoca, yakalamıştı işte Elmander'i. O gol de kaçarmıydı? Umut olsa atardı, Hasan, Umut'u hazırlasındı.

Kel, Ceyhun, Sercan devre arasında yollanmış, Galatasaray'ın bağırsakları biraz olsun rahatlamıştı. Bana sorsalar sırada 10 kişi daha sayarım lağman için. Ancak toplu bir lağmanla temizlenirdi Galatasaray'ın yediği halt. Snaydır'ı bekledik 10 gündür. Gerçi gelse bile bu maçta oynamayacaktı.  Ancak önümüzde bir Hamit gerçeği vardı, Kasımpaşa'ya karşı oynayamıyordu. Snaydır'ın da Elazığ'a, Karabük' karşı oynayabileceğini sanmıyorum. Biz maçımıza dönelim. Sol tarafımızdan çok güzel bir gol yemiştik, sıra sağ yanımıza geldi. Futbol Tanrısı en adaletli tanrıdır. O topu seyir mahalline doğru gönderdi, kalecimiz zaten baş seyirciydi, hepimiz seyrettik.

Seyretmeyen Hoca, travmayı atlamadı. Bir hamle daha yapma ihtiyacı duyuldu . Bırakın bu maçı, Galatasaray'ı, uzak ara ligin en kötü futbolcusu Emre Çolak şimdi çıkar diyenler yanıldı. Ben yanılmadım, çıkarmaz dedim. Yekta oyuna girecekti, düşündüm acaba kim attığımız gole sebep olmuştu. İyi oynayan var mıydı acaba dedim? bana göre Selçuk iyi oynuyordu, yanıldım, Melo daha iyi oynamış anlaşılan. Takımın en iyi 3 adamını çıkartıp, takımın futbol aklını Bakırköy'lük yaptı. Bu dakikadan sonra  bizim kaleye evliyalar geçti. Muhtemel bir hezimeti önlediler. Bazı iyimser Galatasaraylılar, sosyal medya dediğimiz platformda bari berabere kalsak diye fala yattılar. Ben de ah bir kazayla galip gelsek diye bilmediğim duaları ettim. Futbol Tanrısı yutmadı benim yalan dualarımı. Eğer yutsaydı da galip gelseydik Fatih Terim'e büyük saldıracaktım. Yenildik de bu yüzden kusuyor demesinler diye elim kolum bağlı, hiç bir şey yazamadım.

Büyük maç bir başka olur, bu maça benzemez. Bu yüzden umutsuz falan değilim. Galatasaray'ın ilk yarı oynadığı oyun bizi uzak ara Şampiyon yapar. Ancak bir taraftan da bu oyunu acaba Şalke maçlarında da oynarmıyız diye de düşünmüyor değilim. Korku filmi görür gibiyim. Ne güzel devre arası vardı, maçlar yoktu. Huzurumuzu Cuma gününden kaçıran futbolcular rahat uyuyabilecek misiniz? Ben uyuyamayacağım da. Saygılar, çocuklar canınız sağ olsun.

28 Ara 2012

Galatasaray'ın İlk Yarı Karnesi

Muslera; 1- Galatasaray'ın ilk yarıda en iyi futbolu oynayan oyuncuları, Asimo Semih başta olmak üzere ikinci Dani, sonradan sol beke yerleşen Riera, ve hadi imbiklerden süzelim, bu kadar kötü futbolcu içinden birini daha alalım desek, sürüngen Eboue'yi de sayarsak bu savunmanın arkasında kaleye ben geçsem toplam 22 gol yerdim. Ne yalan söyleyeyim Dünya'nın en büyük kalecisi diye yutturulan Muslera'nın yediği 20 golü ben de yerdim. 17 maçta 2 kurtarış yapabilmiş, onları da yerdim. Zaten toplamda 22 defa kaleye top geldi. Küllüm hepsini yerdim. Takım da en fazla 2 puan daha kaybetmiş olurdu. Ama emin olun topu oyuna ondan daha iyi sokardım. Galatasaray'ı bu kadar kötü oynatmazdım. Avrupa maçlarını da hesaba katarsak, Manu maçında iyi oynadı diyebiliriz. Penaltı kurtardı, hatta bir iki top daha çıkardı. Ne var ki İngiliz futbolcuya attığı çelmeyi, bir Türk'e atsaydı zaten o dakikadan sonra kalede olmayacaktı. Kurtardıkları boşa gitti, yenildik. Benim adım Muslera olacak, takıma 30 milyon yuroya mal olacağım, önüme 4 tane yabancı bek koyan Hocaya isyan ederdim. Ayıp be hoca derdim, korkma kalede ben varken 2 bek çok bile gerisini hücumda kullan derdim. Demek Galatasaray bekleri Servet-Gökhan-Sabri-Balta iken kalede Muslera olsaymış, akibeti Leo'dan, Zapata'dan beter olurmuş. Hatırlayın geçen sezona hemen hemen bu savunmayla başlayan Galatasaray'ın kalesinde iyot gibi ortaya çıkmak üzereyken, kazmalar iptal oldu da, kaleye top gelmeden sezonu tamamladı. Galatasaray'ın kalesinde kaleci yok.

Eboue; 2- İnsandan başka bir yaratık olsaymış, kesin sürüngen familyasından bir hayvan olurmuş. Sivas'ın bir köyüne gitse öküz toslasa yıkılmayacak kadar kuvvetlidir. Bir oturuşta bir kuzu yer, içtiği ilaçlar, aldığı vitaminler, giydirilen antrenmanlarla demirin, taşın, kuru tahtanın kuvvetine erişmiş. Yanından biri geçerken, pat dese o koca cüsseli adam asırlık çınar gibi devriliyor. Palavracı, yanına düşen çatapattan korkup, 5 dakika yalandan kıvrandı. 100 lerce defa uzun taç attı, attığı taçların tamamı bize kontra olarak döndü. Eboue'yi geçemeyen forveti odunla dövmek lazım. Futbol aklı Mazhar Osman'lık. 18 içine kadar tay gibi gidince hücum bekimiz çok iyi pas verecek diye umut ediyoruz, kafada beyin olmadığından ne yapacağına karar veremiyor. Top kullanma anında verdiği tüm kararlar yanlış. En gereksiz mevkide oynuyor, mahalle aralarında hala top oynayan, seyreden varsa dikkat etsin. Mahallede en kötü oyuncuyu sağ beke koyarlar. Bir sağ beke eşşek yükü para veren bizden başka keriz varsa ne olur bana haber versin. Bugün köy takımlarını tarasam, Galatasaray'da bırak para almayı, üstüne para vererek Eboue'den daha iyi sağ bek oynayacak 20 adam çıkarırım. Futbolcu değil.

Asimo Semih; 10- Florya'da yangın çıksa, deprem olsa, bomba atılsa ilk kurtarılacak futbolcudur. Galatasaray'ın en büyük futbolcusudur. Kestirmeden yazıp kurtulayım, Bülent Korkmaz dahil tüm zamanların en büyük stoperidir. Gökhan Zan'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Gaziantep maçında yere düşmeyip sakatlanmasa, ardından hazreti Sümüklü oyuna girip atılmasa da Galatasaray 2 golün altından kalksa ben kendisini Kartalspor'da seyrediyor olacaktım. Benden başka da kimsenin bu katakulliden haberi olmayacaktı.  üzülsek mi sevinsek mi bilemiyorum, Galatasaray maçlarında top Asimo'ya gelse diye iç çekiyorum. İyi de Asimo iyi oynuyorsa, bilelim ki takım kötü oynuyor. Bir paradoks var ortalıkta, iyi bir Asimo'yu ancak Galatasaray her zaman böyle kötü oynarsa seyredebileceğiz. Çok yaşa çocuk, aman ha çocukluk edip de hemen büyüme.

Dani; 8- Atatürk hoca olsaydı bir numaralı futbolcusu Dani olurdu. Zekidir, çeviktir, ahlaklıdır. Kimi taraftar risk aldığı için olumsuz yönde eleştiriyor kendisini. Bana göre en büyük risk risk almamaktır. Risk almayıp, topun taca, auta çıkacak kadar ivmesi varsa dayayıp o koca kıçını topa refakat eden kazmalar, risk almayarak kendi mezarlarını kazmışlardır.Ben sporcuda delikanlılık ararım kardeşim. Büyük takım stoperi topu uzaklaştıracağım diye dağlara taşlara şişirmez. Gerekirse kaptırır, hatta risk alarak topun kendi kalesine girmesini bile sağlayabilir. Büyük takımsan yediğini çıkaracaksın. Gol yemeyelim diye 100 er kilodan 600 kilo adamı, küçük bir muz cumhuriyeti bütçesi parası vererek istihdam ediyorsan sen ne kadar büyük takım olursan ol, beynin küçük takım beyni olarak kalacaktır. Ben inanıyorum, Dani'yi bırakmıyorlar ileri çıksın. 10 maç üst üste istediği futbolu oynasın, istediği kadar hata yapsın, başta taraftar, sonra hoca arkasında dursun, Popescu'dan daha büyük stoperdir. Ama ve lakin, transferin ipek yolu, baharat yolu açılmış bulunmaktadır. Bizim futbola Dani gibi düşünen futbolcu yaramaz. Yarasa bile yedek kalacaktır, yerine alınacak futbolcu için şimdiden eşşek parayla yüklenmiştir bile. Bakalım hangi dolandırıcı stoper diye bir kazmayı Florya'ya kakalacak.

Riera; 7- Takımı futbol tanrıları kuruyor bizde. Adnan Polat küme maçları yerine Şampiyonluk maçları oynasaydı, ve de bala kısmete birini kazansaydı son maç seyrettiğimiz 11 den hiç kimse takımda olmayacaktı. Fatih Terim, Katar'a, Yunanistan'ın dandik bir takımına da gidememişse, hala Bodrum'da mercan avına çıkıyor olacaktı. Tüp Gaz Federasyonu amele Apo'yu kovup, 5. defa Tarim'i Milli Takım'ın başına getirmiş olacaktı muhtemelen. Gökhan- Servet muhteşem ikilisinin aynı maçta iptal olmasıyla yüce Gök Asimo'yu paketledi. Taraftarın kanser hücre deposu Hakan Balta, ortalama baltalığıyla devam edebilse bizim kadro gurubumuz içerisinde topu beyniyle oynayabilen, Endülüs'lü matadorumuz olduğundan haberimiz bile olmayacaktı. Zamanında Semih ve yarım takım verilerek alınmış muhteşem yedek Çağlar'ın futbol Tanrısı Bekir'in arkasında durduğu gibi biraz arkasında dursa da 40 metreden bir gol attırsa Riera, Galatasaray maçının olduğu saatlerde Baros'la tavla oynayacaktı. İşte hikmet diye buna derim, sen kalk 8-10 milyon yuro harca, Arda Turan'ın yasını tutmak için bir futbolcu aldır, o da oynayamasın, takım bul lan diye ekmeğini suyunu kes, adam gidecek yer bulamasın da başına bela kalsın. Elindeki iki sol bek, yarım bek edemesin, mecburiyetten Riera'yı oynat. Futbolcuda önce beyin olacak sonra yetenek. Riera'yı kaleye geçir Muslera'dan daha faydalı olur. Şimdi ne yapacak Hoca? aldı başına belayı. Riera takım bulamayıp, pasif direniş göstererek takımda kendine yer buldu. Takıma sol bek lazım, sol bek alsan Riera'yı kesemezsin, esas yerine göndereceksin. Oraya katır yükü parayla katır aldırmışsın, oynatmasan olmaz. Valla işin zor be Hocam. Allah'tan futbol tanrılarının sevgili Peygamberi sensin. Yatarsın bir istiareye kendiliğinden yukarısı ol der olur.

Selçuk İnan; 6- Selçuk İnan geçen yılki performansının altında oynuyor diyenler var, ben katılmıyorum. bana göre ne bir eksik ne bir fazla aynı topunu oynuyor. Geçen yıl önde Baros- Elmander ikilisi vardı, rakipleri bu sene olduğundan daha fazla ürküttüler. Futbol genel terazisi, karizma bakımından o ikili Burak-Umut ikilisine oranla her zaman daha ağır basardı. Savunmalar  iki futbolcumuza daha fazla emek harcadığından, Selçuk ve Melo'ya bu sene olduğundan daha fazla ekmek çıkıyordu. Selçuk'un attığı son paslar veya sondan bir önceki paslar bu sene çoğu zaman harcanıp tabelaya yansımadı. Kıl payı kaçan serbest vuruşları da hesaba katarsak,  pozisyon açısından geride kaldığı bir durum söz konusu değil. Yine hesap yapmadım, yapan varsa yapsın, Selçuk'un geçen seneden daha az koştuğunu sanmıyorum. Belki yeni vuruş teknikleri geliştirmesi lazım. Bu sene kornerler daha etkisiz oldu. Bu açıdan bakıldığında aynı futbolu ikinci yarıda da sürdürürse sezon sonunda futbolu geriledi diyebilirim. İlerleyemeyen her şey, teorik olarak gerilemiş demektir. Hele ki işin futbolculuk ise her sene aynı futbolu Messi bile oynasa gün gelir teneke bağlar gönderirler. Aman kardeşim, takımda ikinci adamımsın, ben çok nankör bir taraftarım, gözümden gönlümden düşeyim deme sakın.

Felipe Melo; 7- Takımdaki bütün yabancı futbolcuları devre arasında gönderseler, hatta yanında da  4 kişi hariç diğer Türk oyuncuları postalasalar benim futbolu seven gözlerimin arayacağı tek adamdır Melo. Oynadığı kadar oynayan bulunur, bulunmaz değil. Ama bir Melo daha bulamazsın. Beni tanıyanlar bilir kediden küçük köpekten bile tırsarım ben. Sayesinde dobermanları okşuyorum. En azından bendeki köpek korkusunu aldı götürdü. Takımda her zaman futbolcuya ihtiyaç olmaz. Bazen öyle bir maça çıkarsın, öyle bir duruma gelirsin ki o an sana futbolcu lazım değildir. Daha dündür, Manu maçında Arena'da bize futbolcu lazım değildi o anda. Tribünler pusmuş, cılız arabeske dönmüştü. Bir deli lazımdı, uçarak çaktı kafayı. kaleci kurtardı sandınız hepiniz, benim için o kafa 20 saniye önce atılmış goldü. Deli tribünleri ateşe verdi, Selçuk topa düzgün hızlanan ivmeyi verip, yer çekimine havale ettiğinde Arena ''bizim için Mançester'e koooooooooy'' diye avaz kustu. Zaten atılmıştı gol, tabela yazdırılacaktı sadece, Tay Burak'la beraber kontr-garantiye kafaya çıktı. Bu gol delinin golüydü, ve Galatasaray 11 inin olmazsa olmaz bir deli kontenjanı vardı. ben delimizden memnunum. Hırla, kudur savaş Melo her zaman yanındayım.

Hamit Altıntop; 4- Galatasaray ve tüm Türkiye takımları kadrosunun en kariyerli futbolcusudur. 200 üst düzey maçta ,10 milyon kişinin önünde maça çıkmıştır. Dünyanın en büyük 5 takımından ikisinde oynamış, Dünyanın en büyük hocası tarafından transfer edilmiş, çalıştırılmıştır. Diğer bütün futbolcular Galatasaray'a çıkmış, Hamit düşmüştür. Akhisarlı, Karabüklü futbolculara karşı oynayacak olmanın travmasını atlatamadığı ilk yarı boyunca görülmüştür. Galatasaray tarihinin en kısmetsiz futbolcusu Erdal Keser'di. Vurduğu toplar direkte patlar girmezken, Galatasaray tarihinin en kötü santraforlarından Dominik Yorfa kaval kemiğiyle doksana takardı. Hamit, Erdal Keser'den bu unvanı geri aldı. Bekir'in bile gol attığı sezonda vurduğu her top kale direklerinin sağlamlığını test ediyordu. Oynadığında takımın futbol aklını bir kaç IQ daha yukarı taşıdı. Kendisinden beklenen oyun henüz seyredilmedi. Büyük futbolcudur, büyük maçlara daha fazla konsantre olup daha iyi oynamıştır. Kendisini sıradan bir ligte, sıradan takımlara karşı oynadığına inandırdığı an, takımın en iyi futbolunu kendisi oynayacaktır. Biri dürtsün, Barca'ya, Dortmunt'a karşı oynamadığını söylesin. Uykudan uyan Hamit, alt tarafı oynayacağın en büyük maç Fenerbahçe maçı, gerisi senin antrenmanlarda oynadığın maçlardan bile kolay. Büyük futbolcusun, bu ülkede tek bacağınla bile oynarsın. hadi kolay gelsin kardeşim.

Nurettin Amrabat; 1- Kıta Afrikasından unutulmaz uzun mesafe koşucuları çıktı. Milyonlarca insan içinden 100 metreyi en hızlı koşabilen bir Afrikalı'yı olimpiyat tarihi yazmadı. Bu fırsatı kaçırmış yazık olmuş. Fatih Terim yüzde yüz isabetle ilk defa bir sporcu kazandırmıştı Galatasaray'a. Keşke 8 milyon yuro daha kazık attırsaydı da, Nurettin, Galatasaray atletizm takımına alınsaydı. Şerefsizim önümüzdeki olimpiyatta, sadece adı bizim adlara benziyor sevdiğimiz Jameyka'lı Hüseyin'e harbi Müslüman Nuri Amrabat nal toplatırdı. Kayseri'liden mal alınmaz, hiç bir şey bilmiyorsan bu ticari mottoyu bileceksin. Faslı'nın kafasına beyin falan yok, 50 maç oynasa ancak 1 maçta iyi oynadı görünür. Ben Burak olsam, top Nuri'ye gelince yerimden kıpırdayıp 10 kalori yakacak kadar bile koşmam. Diri kalmaya bakar, topun, kafasında beyni olan bir Galatasaray'lıya gelmesini beklerim. Umut Bulut olsam bir yolunu bulup döverim. Golcüleri maymuna çevirecek bir kanat oyuncusu, Gayseri'li Hurma'nın Fatih Terim marifetiyle Galatasaray'a geçirdiği kol saati.  Bakın göreceksiniz Hoca'nın başına bela olacak. Formda Riera ile futbol oynama özürlüsü Nuri'den biri yalandan sakatlanıp Terim'i kurtaracak. Futbolcu falan değil, madem bu kadar para verildi  en fazla masör Veli'ye yardımcı olsun. Bir zamanlar yazmıştım, Mustafa Sarp için Alberto Aynştayn beyni var demiştim. Haklı çıktım, Mustafa Sarp'ın Briç şampiyonluğu varmış. Nuri, bırak satrançı, tavlayı, pişti oynamasını biliyorsa Arena'da anırırım.

Tay Burak; 8- Kendisine Fenerbahçe'de oynarken bile dahil özel bir sempatim var, bu yüzden belki 1 puanı torpille vermiş olabilirim. Her oynadığı maçtan sonra üstüne koyan, ustalığını artıran nadir futbolculardandır. Hagi'yle, veya Prekazi'yle oyamış olsaydı, bir yılda en fazla gol atan futbolcu rekorunu Messi'ye bırakmazdı. Gevur'u hatırlayanınız pek yoktur, daha dündü ölüye gol attıran Hagi'nin golcüsü Tay Burak olsaydı sezon 15. maçta biterdi. Dünyanın en çok gol kaçıran golcüsü Hakan Şükür, yatsın kalksın jenerasyon programcısı Allah'ına bir kere de bu yüzden şükretsin. Galatasaray'ın kanatlarında futbolcu olmadığı halde durum budur, Hadi Hagi mazide kaldı, Şu an ki Riera sola çıkta, kaybettiğimiz Keita sağ açıkta olsa golsüz geçen maçına bahis basan taraftar gelsin Mahalle Takımı bankasından parasını tahsil etsin. Eğer, Nuri'yle, Emre Çolak'la soldan, Aydın'la sağdan gol arayan takımda seneye kovulur gider. Galatasaray'ın tabelacısı Tay Burak, seni futbolcu görünümlü kazma açıklara yem etmeyiz, koş oğlum. Çok daha büyük yarışlarda koşacağına yürekten inanıyorum.

Umut Bulut; 6- Peşin söyleyeyim ki kiralık futbolculara hep bir vesveseyle bakmışımdır. Melo misali iyi çıkarsa, ayrılacağımız kuşkusuyla fazla sevmemeye çalışırım. Kel misali kazmaysa da nasıl olsa gidecek diye takip etmem, oynadığı iyi oyun umurumda bile olmaz. Umut için net bir görüşüm bu yüzden oluşmadı. Bir bakıyorsun, Dünya'da hiç bir futbolcunun atamayacağı golü atıyor, bir bakıyorsun 10 metreye pas veremiyor. Kiralık olduğu için takım içinde de sanki bir ikinci planda gibi. Gol atamadığı maçta ilk değiştirilen oluyor. Maçlara banko oyuncu özgüveniyle çıkamıyor. Kulübede bir hareketlenme sezince çıkarılacakmış endişesiyle oyundan düşüyor. Hoca da kendisine karşı çok acımasız olduğundan, her ne kadar en çok gol atan futbolcu o olsa bile bence verimsiz bir ilk yarı geçirmiştir. Aslında yanlış transfer politikasına kurban gitmek üzredir. Takımın sırtında dinamit fıçısıyla oynayan futbolcusudur. Attı, attı, atamazsa Hasan Şaş'la sessiz film oynar. Bu şartlarda Messi'yi getirsen Barca'da attığının yarısını atamaz. Burak ile kendisinden biri fazla, oynamazsa en çok acıyacağım futbolcu Umut'tur.

Emre Çolak; 0- Bu boyda bu fizikte futbolcu olacaksan adın Maradona olcak, Saviola olacak, Messi olacak, değilse başka bir yolu daha var. Adın Emre Çolak'sa Fatih Terim'in manevi oğlu olup yürüyeceksin. Bir patronum vardı, kovacağı, sevmediği adamı, yükseltir, maaşına  4 misli zam yapar, müdür, genel müdür yapardı. Altına şoförlü araba verir, emrine sekreter bağlar ne oldum delisi yapardı. Altındaki elemanlar başlarındaki bu yeteneksiz müdürün şansına küfür eder, kendilerinin ne kadar bahtsız olduğuna hayıflanırlardı. Hak etmediği lüks yaşama anında konsantre olan eleman, boyut değiştirip sınıf atlardı. Geri dönüşün imkansız olduğu bir anda patron işten kovar, eleman bir daha iflah olmaz bir sefalete düşerdi. Emre Çolak'ın ayağına top geldiği anda inanın aklıma bizim Servet müdür aklıma gelir, adı aklımdan asla çıkmaz. İddia ediyorum Emre Çolak Galatasaray'dan ayrılsın PTT liginde bir takımda banko oynasın, Nurettin yüzünden Arena'da anırmıştım ya, Emre için  danalar gibi böğürürüm. Maçlar teker kişilik oynasa ben 35 Galatasaraylı futbolcu içinden Emre Çolak'ı tercih ederim. Adamı geçer, kaleyi şaşırır, adam yeniden basar, yine çalımlar, pas vermek zorunda olmadığından kuş kadar beyninin olmasının bir zararı yoktur. Bitmek tükenmek bir enerjisi olduğundan kendisi çalım yese bile yetişir. Kesin şampiyon oluruz. 11 kişilik takımda yeri en fazla devre arasında şaklabanlık yaparak ısınan futbolcuların arasıdır.

Yohan Elmander; 5- Kaleye, beklere doldurulan yabancı pasaportlu futbolcular yüzünden diken üstündedir. Nurettin kontenjanına takılıdır. Hoca attırdığı kazık yüzünden, tercihini Faslı'dan yana kullanmaktadır. Elmander ancak işler sarpa sardığında, kötü oynayan takım gol atamadığında veya galibiyetin üstüne yatarken son saniyede oyuna girebilmektedir. İbrahimoviç'le aynı takımda oynayabilen Elmander, Burak'la oynayamamaktadır. Bu şartlarda iyi oynamasını, goller atmasını beklemek, piyangodan para beklemekle aynı şeydir. Çıkar mı çıkar? Hoca ben olsam ne yapar yaparım, gerekirse kalecisiz oynarım Elmander'siz oynamam. Elmander ben olsam bu takımdan bir an önce ayrılır, başımın çaresine bakarım. Bu kadar kötü futbol oynayan takımda takıma giremiyorsam, ya çok kötü futbolcu olduğumu kabul eder istifa ederim, ya çok iyi futbolcuyum der, kaçar giderim. Fantastik gollerin golcüsü Elmander, burası Tekelistan, oynadığın lig KÜS(Koç-Ülker-Sabancı) ligi, bir zamanlar Lincoln'ü kesip, Yaser Yıldız'ı oynatan hocaların padişah olduğu ülkenin turnuvasıdır. Git, kurtar kendini, bizim ne gidecek yerimiz ne de Galatasaray'dan başka sevdamız var. Hendeği atlayamıyoruz, deveyi güdüyoruz, cefayı çekiyoruz, 100 senede bir de olsa sefayı sürüyoruz.


23 Ara 2012

El Sikko'ya Devam; Trabzonspor 0-0 Galatasaray

Verilmiş sadakamız varmış da medya maymunu, şebeği olmamışız. Aksi taktirde yarın sabah kovulmuştum. Eğer kovmamışlar ise de, bu maç için yazacak hiç bir şeyim yok diye not bırakır.kendim siktir olur giderdim. Elimde not kağıdı, maçı her zaman ki gibi dikkatle izledim, iki takıntılı futbolcumuzun istatistiğini tuttum. Fazla merak etmeyin, birincisi Amrabat'tı. Çıkana kadar 28 kere topla buluştu, bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir, bu küçük takımın, sıradan futbolcusu bir defa doğruyu gösterdi. Gözlerime inanamadım, gol pası verdi. Sanırım Burak'da aynı fikirdeydi, topu beklemedi, gol pozisyonu, tehlike bile olamadan kayboldu. 27 defa topu kaptırdı. Kendisini boka bakar gibi seyrettim. Bir şeye daha inanamadım, Fatih Terim ilk defa benimle aynı fikirdeydi, kementi salladı içeri doğru Amrabat'ı aldı.

Aslında klasik küçük takım hocası görüşüyle başladı maç. Ne olursa olsun, kazanan takım bozulmaz felsefesi aynı takımı sahaya çıkardı.İyi ki yenemedik, yoksa devre arasında misal Messi gelse yedek bekleyecekti. Demek ki İmparatore bir önceki maçta, sondan bir önceki kötü maçını oynadığının farkında değildi, olsaydı, ligin en kötü futbolunu bu gece oynamazdı. Kendi kalesine bir gol, ardından serbest vuruştan ikincisi, ve kaleye gelen ilk topun tabelaya yazılışıyla, Kadıköy'ü uçuruma göndermeyi yeterli görmüştü. Ve hafta boyunca yaptırdığı çalışmalarda, ilk 11 i hak eden bir futbolcu da çıkmamıştı. Ne yapsın Hoca? çıksa oynatmaz mı?

Tek rakip, bir gün önce çarpılmış, sonuç takıma motivasyon sağlayacağına, kasko vazifesi görmüş. pert olsak, yenilsek bile önemli değil modunda bir takım ve futbol seyrettik. Maçtan sonra yorum dinlemediğime yemin ederim.Muhtemelen Fatih Terim aldığı 1 puana sevinmiş, oynattığı futbolu, futbolcularını övmüştür. Polyanna, Allaha şükürcü taraftar neticeden memnundur muhakkak. Bizim gibi nankör, iyi oyun delisi olan, iyi oynasın ama yenilsin diyenler, kötü oynadıktan sonra alınan puana, puanlara lanet edenler için ızdırap maçıydı Trabzon'da maç diye tezgahlanan soytarılık.

Tutuklu kaldığım ikinci oyuncumuz Muslera'ydı. İki kere top kurtardı, beni şaşırttı. Şaşırmak iyidir, insana ufuk açar, şaşırmayan insanlar yarı ölüdür. 42 senedir maç seyrederim, 1000 maç seyretmiş olsam 2000 kaleci seyretmişim demektir. Kurtarışları tek eliyle yapan kaleci ilk defa gördüm. Kendisine gelen topları her maçta olduğu gibi şişirip rakibe attı. Gol yemediğimize göre Hatice'yi de mutlu etti.  Ve bu sene oynadığı en büyük maçını oynadı. Allah razı olsun.

Ne yazayım bilmiyorum, maçla ilgili hiç bir şey hatırlamıyorum. 40 gün 40 gece oynansa bırak golü gol pozisyonu bile olmayacak bir maçı izlemek durumunda kaldık. Maçı kalabalık bir kafede izledim. Homurdanmalardan, seyredenlerin çoğunun Fenerli olduğu anlaşılıyordu. Hayat garip, Fenerliler, Trabzon'un ocağına düşmüş, gol atması için gök tanrıya yalvarıyorlardı.Bir maç için edilen duaları, yukarısı dikkate almadı. Neticede adı büyük kendisi aşşağılık bir maç bitti. Benim için Galatasaray bu maçta yenilmiştir.

17 lig maçı izledik. Hiç birinde Galatasaray iyi oynamadı. Bu kadar kötü oyunla rakibine 6 puan fark attı. Beterin beteri var diye kendimizi teselli edecek değiliz. Bu kadar kötü futbolu büyük takıma, kendi takımıma yakıştıramıyorum. Sıkıldım, maçlar iptal 5 sene futbol yok deseler 6 puan farkla lider olmamıza rağmen ilk ben sevinirim. Fener maçından sonra yazdığım son  cümleyi ne yazık ki tekrarlıyorum.

Bu kadar kötü futbolu oynatanlara, oynayanlara yazıklar olsun. Şu resimdeki çatapatı atan Trabzonluya bin selam ediyorum. İki takım futbolcusuna birden taciz atışı yapan taraftar, bizim hislerimize tercüman olmuş. Keşke bu eyleme diğerleri de destek verip, Asimo Semih hariç bütün futbolcuları dövselermiş

19 Ara 2012

Bizim El Sikko'nun Kısa Hikayesi

KÜS( Koç, Ülker, Sabancı) futbol oligarşisinin tezgahladığı, Şansal Büyüka'nın şebeke liderliğini yaptığı ligimizin en büyük maçı oynandı 3 gün önce. Başka da maç yok zaten, diğerleri  şebekenin tahakkümünü tesis için oynatnak zorunda olduğu, her birinin değeri aynı olan sıra maçları. Şebekenin iki takımı arasındaki maçı seyretmek için biz taraf olanlar 1 seneyi maç maç sayıyoruz. Çok şükür ki bu iki takımdan birinin tarafındayız. Aksi halde inanın bu tahlilleri yaptıktan sonra başka bir takım taraftarı olsaydım, kesinlikle hiç bir maçı izlemezdim. Hoş, yine de kendi takımımı ve diğer takımın rakibini izlemekle sınırlıdır benim futbol severliğim. Ve yine çok şükür ki taraf olduğum takım, diğer takımı yenmiş o mübarek! 3 puanı almıştır. Nankörlük sayar çoğu ama işte yazmasak olmaz, söylemezsek çatlarız.

Tam 1 sene bekledik bu maçı, 42.000 imizden en az 20.000 imiz bu maç için aldı kombinelerini.Diğer 10.000 imiz Galatasaray tarihinin en karanlık karaborsa tuzağına düşüp bir asgari ücret ödeyerek doldurduk tribünleri. Önceki senelerde az da olsa delikanlılık vardı Biletiks kuyruklarında. Bir gece sabahlayarak, aç susuz bekleyerek de olsa bilet alınabiliyordu. Bu sene Abdurrahim şebeğinin sayesinde satılması gereken biletler çapulculara verildi. Büyük vurgun vuruldu, Galatasaray tribün tarihinin karaborsa rekoru kırıldı. Ve bizler maçın başlamasına 2 saat kala ilk uğrak, ilk savaş yerimiz olan tribünlerdeydik.

Misafir tribünü diye ayırdıkları, gelenlerin sesi duyulmasın, maçı seyredemesin diye pis cam paravanlarla kapladığı bölümde değil misafir, can düşmanı yaptırdıkları taraftarlardan hiç kimse yoktu. Bu yüzden cam paravan kaldırılmış, oraya da kendi taraftarımız yerleşmişti. Bu güzelim oyunu bizden alanlar, olay çıkar kaygısıyla misafir dedikleri taraftarları kovanlar, ultra modern localarında birlikteydiler elbette. Kayıkçı kavgalarını maç saatine kadar yapmışlar, maç öncesi Paper Moon'da birlikte yemek yemişler büyük bir medeniyet dersi vererek sevgili ortaklar yerlerini almışlardı. Onların kavgacı sarhoş, küfürbaz 2.500 kişisini bizim stada almayanlar, bizim pislik 2.500 taraftarımızın da karşı yakaya gitmemesi konusunda anlaşmışlardı. Bir bilselerdi oysa bizim 40 senedir yaptığımız kardeş kapışmalarından öteye gitmeyen kavgalarımız sayesinde onlar, güvenlikli, modern localarında oturuyorlardı.

Maçtan 1.5 saat falan önce Fenerbahçe kafilesi stada gelmiş durumdaydı. Futbolcularından Arena'yı görmeyenler sanırım kontrol için sahaya çıktılar. O sırada biz olanca hıncımızla kudurduk. Küfür etmekten gırtlağımız parçalandı, sahaya çıkanları, çıktığına pişman etmek için tezahürata başladık. Haklıydık, 100 senelik hınçtı bu alınması gereken. Bize böyle öğretiyordu yalama spor medyası ve onun maymunları. Aynı anda Amrabat ile Riara sahadaydı. Riera'nın sahaya çıkan Fenerbahçeli futbolcularla yaptığı şebekliği aynı takımdan arkadaşlarına bile yapmazdı. Tribünler sinirden kudurmuş, bizim şebek, Kuyt'u kucaklamış şakalaşıyordu. Maçın Fenerbahçe maçı olduğunu, önemini, kaybedildiğinde taraftarın yakalanacağı travmayı tahmin ediyorsa eşşek oğlu eşşek olayım. Bir küçük takımın orta ölçekli futbolcusu olarak futbol hayatını tamamlayacak olan Amrabat'ın taraftarı iplemez gördüm  bu saatten sonra benim baş çelişkimdir.

Başta söyledik, El Sikko'nun iki tarafından biriyiz. Üstelik kazanmışız, nedir bu memnuniyetsizlik? 1-0 olsun bizim olsun diyen neticecilerden olsak işimiz kolay. Hocaya tapınıp, futbolcularımızı Dünya çapında sanıp huzur içinde yaşayıp gideceğiz. Ne var ki biz Haticeciyiz, romantik taraftarız, sadece alınmış 3 puan bizi kesmez. Biz 6-0 yenilen takımın 4-0 olana kadar ki futbolunu arıyoruz. Rakibin kendi kalesine attığı golle çılgına dönen futbolcuları, Hocaları içimize sindiremiyoruz. Golü bulduktan sonra duran, 2. golü atmak için  en ufak bir gayret göstermeyen, kısaca tabelaya yatan bir takımın taraftarı olmak içimizi acıtıyor. Aldığı bütün topları şişiren bir küçük takım kalecisini izlemek için kombine almıyoruz. Bir zamanlar Rüştü'yü Dünyanın en büyük kalecisi diye yutturmuşlardı. Fenerbahçe tarihinin en başarısız dönemimin kalecisiydi oysa Rüştü. 2 tane yediği maçta 5 tane kurtararak kendini Barca kalesinde bile bulmuştu. Ta ki halk çocukları, Fikirtepe Fenerlileri foyasını otaya çıkarıp dövene kadar hepimiz öyle sanıyorduk. Şimdi aynı yutturmaca Muslera üzerine yapılıyor. En fazla bir başaltı takım kalecisidir. Kalesine çok top gelecek, 2 sini yiyecek, 8 ini kurtaracak, topu 80 metre ileriye tepikleyecek, karşı takımın atağını başlatacak, hiç bir büyük maçı alamayacak, küçük bir muz cumhuriyeti merkez bankası parasını indirip, uzayacaktır. Maç boyunca en az 30 defa topu Fenerbahçelilere teslim etti, 30 defa benden küfür yedi. Varsın benim dışındaki Galatasaraylıların büyük kalecisi olsun, benim için Galatasaray kalecisi değildir. Bu maçtan sonra artık kendisi hakkında olumsuz bir şey yazmam, istediği kadar yiyebilir, yok hükmündedir.

El Sikko maçına çıkan Fenerbahçe, bizimle birlikte ligin en kötü futbol oynayan takımıdır. 2-1 yenilmeye dünden razı bir Hocası vardı kenarda. 2-1 yenilmek için en güzel skordur. 1-0 dan iyidir, neticede gol atmıştır, hakem hatası olmasa, biraz şansı olsa, o çalımı yemese, bu pası atsa, 3 dakika daha olsa gibi, yüzlerce bahanesi vardır 2-1 yenilen takımın hocasının. Rezil olmaz, kovulma riski yoktur, hele ki seyircisi olmadan cehennem gibi stadyumdan beraberliğe ramak kala ayrılmıştır. Afferin lan san Büyük takımın başına geçmeyi başarabilmiş küçük takım hocası. Karşı takımın kalesinde kaleci bile yok, sol bekin sağ ayağıyla gelişi güzel vurmuş golü bulmuşsun. Takımının tek şut atabilen, serbest vuruş kullanabilen, penaltı olsa topun başına gönderebileceğin futbolcunu kötü oynadı zannıyla oyundan alıp, beni rahatlattın. Oysa senin sahadaki en kötü futbolcun Meyreles ve Mehmet Topal'dı. Büyük maç nasıl yönetilir zerre kadar bilgin olsaydı, 10 kişi kalmayacaktın. Yaptığın değişikliği İmparator fark etmiş olamazdı. Olsaydı, senin 2-1 e bile razı olduğunu anlayacaktı. Sahanın en kötü futbolcusu Amrabat'ı çıkarıp, Elmander'i oyuna alacaktı, yediği farkı, fazlasıyla çıkaracaktı. Ama koskoca İmparator, 2-1 e yatıyor, Umut'u çıkarıp, orta sahaya bir sigorta daha monte ediyordu. Umurunda değildi tabi, El Sikko'yu maç sanıp, Dünyanın dört bir tarafına dağılmış taraf olmayan futbol severlerin izlediği şov. Yana, geriye yapılan paslar, ileriye doldurulan toplar, gol atmak istemeyen takıma karşı kaleyi savunmak 3 puanı almak.

Kötü futbol oynayarak dakikalar tükendi. Taraftar coşamıyor, hezimetten vazgeçip, her an yenebilecek bir kaza golünün endişesinden bağıramıyor. Islık çalarak rakip takımın oyun oynamasına izin vermiyor, 3 dakika uzatmalara takımın önde girmesine yardımcı oluyordu. Her ihtimale karşı İmparator zamandan çalmak için oyuncu değiştiriyor. Belki de son anda Elmander'i sokarken Amrabat çıkarılıp, o karambolde hükmen yenilgi önleniyordu. Ve nihayet acemi büyük maç hakeminin düdüğü, El Sikko'yu Galatasaray kazandı diye ötüyordu.

Fenerbahçenin bu kadar kötü oynadığı bir maçta en iyi futbolu Asimo Semih oynadı. Çünkü top ne zaman bizim takıma gelse en kısa zamanda Fenerlilere veriliyor, Fenerbahçe ataklarında da top Sow'a aktarılmak isteniyor, Sow'da karşısında Asimo'yu buluyordu. Hepsinde de Asimo galip geldiğinden, bir stoper, karşı takım hiç atak yapmadığı halde maçın adamı oluyordu. Takımın en büyük futbolcusu Asimo Semih'se, ve benim en çok sevdiğim futbolcu bir stoperse Galatasaray'a yazık olmuştur. Maça Asimo'nun oynayacağı büyük futbolu seyretmeye gitmek nasıl bir ironidir? Asimo'ya top gelsin diye, Yusuf Yusuf maç seyredilir mi?

Tribün hayatım Fener maçlarıyla geçti. 42 senedir gitmediğim Fener maçı 3 değildir. İlk defa maç bitiminde Fener'i yendik diye sevinemedim. Galatasaray tribünlerinin de bir Fener galibiyeti coşkusu yoktu. Hiç kimse aptal değil, takımının galibiyeti bir yere kadar taraftarı idare ediyor. Maçtan sonra Hoca Amrabat'ın çok iyi oynadığını söylemiş. kendi aldığı futbolcunun oynadığı futbol güzel görünüyor demek. Sahanın uzak ara en kötü futbolcusuydu. Eskiden olsa sabaha kadar televizyonlardan zevkle şebekleri dinlerdim, hiç birini dinlemedim. Fener galibiyetinden sonra bütün gazeteleri alır medya maymunları ne yazmış diye okurdum, hiç birini okumadım. İddia ediyorum, ortalama bir taraftar hepsinden daha iyi analiz edebilir, yazabilir.

El Sikko'nun ilk maçı geçti. Biz sıramızı savdık, galip gelerek atlattık. Taraftar olarak elimizden gelenin de fazlasını yaptık. Maçın başında unutulmayacak bir tribün gösterisi sunduk. Anlayan, etkilenen futbolcularımızı, Hamit'i, Melo'yu, Riera'yı, Asimo'yu, Burak'ı, Selçuk'u oynattık. Değil 50, 100.000 kişi bağırsak bile umurunda olmayan futbolcularımıza katkımız olmadı. Rakip takımı ürküttük,( isteyene ispatlarım) Bekir'in kendi kalesine gol atacağını söyledik, attırdık. Çok kötü futbol oynayan takımımızı farklı lider olarak devre tatiline gönderdik. Şimdi artık günleri, maçları Fenerbahçeliler saysın. O maça kadar umutları kalsın diye Başkanları Cüppeli Ahmet'i devreye soksun, o zamana kadar da Şebeke, sırtımızdan, gırtlağımızdan, takım sevgimizden nemalansın.

Ülkenin en büyük maçını bu kadar kötü oynayan, oynatanlar hepinize yazıklar olsun.

17 Ara 2012

Burası Arena Alayına Gider; Galatasaray 2-1 Fenerbahçe

En sevmediğim şeyi yaparak başlıyorum. Geçen hafta oynanan Fener maçında twit atmışım, Bekir'den en geç bizim maçta kendi kalesine gol bekliyorum yazmışım. Bugün bu maç öncesi görülerimi yazmışım. Bekir en büyük kozumuz olacak demişim. Selçuk İnan'dan serbest vuruş golü beklemişiz. Hamit'ten bir füze golü olur demişiz. Hamit'in Erdal Keser'den çok daha şanssız bir futbolcu olduğu gerçeğini atlamışız. 2-0 galibiyete fit olmamışız. Sidik zoruyla kazanmışız. Belki çok haklı bir nedenle takım galibiyeti koruma yolunu seçti, bu yüzden bizi yanıltmış olabilir. Netice itibarıyla takım ve futbolcular beni bir kez daha haklı çıkarmışlardır. Helal   olsun.

Galatasaray taraftarı gerek şovuyla, gerek ürkütücü görüntüsüyle maç öncesi ve maç süresi boyunca unutulmaz bir büyük takım taraftarı olduğunu bir kez daha, bir maç daha dosta düşmana gösterdi. Kareografi dalında taraftar oskarının şimdiden sahibidir. Kendisine ait desibel rekorunu da muhtemelen kırarak görevini yapmış, takıma maksimum katkıyı yapmış, rakibe cehennem gibi çökmüştür.

Maç öncesi takımlar daha ısınmak için bile sahaya çıkmamışken, meraktan bir iki Fenerli sahaya çıktı. Aynı anda tamamen yerini almamış taraftar olağanüstü gerilimli bir gürültüyle sahayı gezmeye çıkan Fenerlilere sahayı 1 saat önceden dar etme düşüncesindeydi. Aynı şekilde Amrabat ve uzaktan çözemediğim bir Galatasaray futbolcusu da sahaya çıkmıştı. taraftarın kudurduğu anda her iki takım futbolcularının şakalaşmaları, şebeklik yapmaları hiç hoş görüntü değildi, bizim gibi tecrübeli taraftarlar için. Biz yırtınırken, bizim futbolcuların konsantre bozmak yerine sanki moral verir gibi samimiyeti maçın başında beni tedirgin etti. Eğer yenemeseydik bu futbolcuların benden çekeceği vardı. Yine de yendik diye sümen altı yapacak değilim.

Takım çıkabileceği en iyi kadroyla sahadaydı. Maçın başında da beklenildiği gibi çöktü. Üst üste kazanılan kornerler nedense Selçuk İnan'ın çok kötü kullanımlarıyla heba oldu. Belki önceden çalışılmış ön direk atışlarıydı, hiç biri tehlike bile yaratamadı. Riera için ters taraftan kullanılan serbest vuruş, 18 içine kaleye doğru süzülürken zaten ayaktaydık da gol diye hepimizin boyu 20 şer santim daha uzadı. Ayaktayken ayağa kalkarak fiziğe meydan okuduğumuz anda,2o futbolcudan biri kaleye girmekte olan topa yardımcı oldu. Bir kazma, rövaşata golü atmışsa şayet, çok kısa zamanda kendi kalesine gol atardı. Futbolun kendi metafiziği, futbola adaleti kendisi getirirdi. Bekir bizi fazla bekletmedi.

Bizim gibi romantik, devrimci Galatasaraylılar erken gelen golden sonra, üstelik o ana kadar çok da iyi oynarken şu diyeti ödemeyi beklerdi. Senmisin fazla iyimser olan. Sanki takıma görünmez bir el değdi, o dakikadan sonra klasik Galatasaray kötü futbolu sahnedeydi. Top bizdeyken, yana geriye paslarla tabelayı tutmaya başladılar. İleriye doğru yapılan hamlelerde de topu kaybettiler. Top Fenerdeyken, Fenerliler topu bizden daha iyi kullanıyorlardı. Önceleri çok iyi oynadığı maçları bile kaybeden Galatasaraylı futbolcular içerisinde, Fener fobisi olan futbolcu kalmamasına rağmen, belki de ne olursa olsun bu maçı kazanalım düşüncesi iyi futbol oynama düşüncesinin önüne geçti. Futbolsuz geçen dakikalar, Fenerbahçe'nin işine geliyordu. Kötü futbol, taraftarın gazını, baskısını sıfırladı. Her zamanki gibi kaleye ilk gelen top, kalemize girerken sessizliğin sesi de desibel rekoruna ortak oldu.

Bir Fener maçından sonra yazmak istemezdim, ama tam zamanıdır şimdi. Bu kaleciyle Galatasaray'ın güzel futbol oynamasının imkanı yoktur. Galatasaray kalesine gelen her topta ben endişe duyuyorsam, Galatasaray kalesinde kaleci benim için kötüdür. Muslera'nın akıl hocasının Taffarel olduğuna inanamıyorum.Maçın bitmesine 70 dakika varken koskoca Galatasaray'ın kalecisi vakit geçiriyorsa, kendisine gelen her topu şişirerek oyuna sokuyorsa, hiç bir büyük kurtarış yapamıyorsa, Galatasaray iyi oyun oynamak için başka yöntemler aramak ve bulmak durumundadır. Bu gece bu maç hezimetle bitmemişse tek sebebi Muslera'dır. Takımın zaten mevcut olan global kötü oyununun daha da kötü olmasına çanak tutmuştur. kalesine gelen ilk topu bu sene her maçta olduğu gibi yemiştir. Afiyet olsun, kardeşim.

Hafta içinde Selçuk İnan'ın ekstra serbest vuruş antrenmanı yaptığı tüyosu geldi. Tüyo sağlam kaynaktan olduğu için sağlam bir yerden serbest vuruş kazanırsak atar diye kehanette bulunduk. Tam Selçuk'luk noktaya dikildi top. Sanki Fenerli futbolcular başlarına gelecekleri bilir gibiydiler. Acemi büyük maç hakeminin işini zorlaştırıp, barajı mümkün olduğu ölçüde yakın kuruyorlardı. Usta, ölçtü, biçti teraziye aldı, denklemi çözdü vurduğunda Volkan kısmi felç geçiriyordu.  Tekrar öne geçtik. Temkinli Galatasaraylılar hezimeti, 1-0 olsun bizim olsuna feda ettiler. Haklıydılar, önceki sezon tek kale oynadıkları 5 lik maçı kaybedip, Şampiyonluğu riske sokup, son maçı doktor kontrolünde seyretmişlerdi. Hoca da aynı görüşteydi ki, ikinci yarı orta sahayı Yekta'yı alarak 5 ledi. Varsın hezimetin hesabi başka maça kalsındı, şimdi işi garantiye alma zamanıydı.

Fatih Terim, Aykut'tan tırsacak hoca değildi elbette. Ama işte şu kör talih, bari bu maçta maça karışmasaydı. Fakat inanılır gibi değildi, Aykut, Baroni'yi oyundan çıkarıp, Sezer'i oyuna aldı. Fener değişikliğini Fatih Terim yapsa ancak bu değişikliği yapardı. Galatasaray'ın kalesinde atılan her şutu yeme olasılığı büyük kaleci varken, şutu en iyi atabilen Fener futbolcusu oyundan çıkarken benim içimi tarifi imkansız bir huzur kapladı. Kulübelerdeki patronaj, orantısız güç, haksız rekabetti. AKP iktidarına cillop gibi Kemal Kılıçdaroğlu muhalefeti misali, Aykut Hoca'da Fener'in başında kaldığı sürece biz bu iktidardan inmeyiz. Bu yüzden 5-0 yeneceğimize 2-1 yenelim daha iyiydi. Olabilecek en iyi skorla yenilmişti Aykut, yönetim arkasına duracaktı.

Maçın başında ilk çağrılan futbolcu ısrarla tüm tribünler için Hamit Altıntop'tu. Seyrettiğim en iyi Hamit'ti. Gol atsa daha iyi olacak diyenlerden değilim. Hamit büyük bir futbolcudur, amatörce takıntıları olmaz. Futbol aklı,  büyük maç tecrübesiyle ikinci yarıya damgasını vuracağına yürekten inanıyorum. Riera ile birlikte takımın en iyi futbolcusuydu. Asimo özellikle ikinci yarıda, Fenerbahçe'nin gireni çıkarmak için var gücüyle saldırmaya çalışan Sow'a karşı büyük üstünlük sağladı. Aşırı güveni dolayısıyla zaman zaman sakatlık yapan Dani ile artık takımın savunmasını üstlendiler. Oynadıkça bu ikili daha iyi olacak. Yalnız kaleciden top almamaları eğer taktik gereği değilse büyük eksiklik. Savunmanın sağındaki Eboue'ye bu sene takıntılıyım. Her zaman söylüyorum, öküz toslasa yıkılmayacak dev adam, en ufak bir temasta kendini yere atıyor. Hatta hiç bir şey gelmese bile, geçen haftaki gibi bir ''pat'' dedi 4 dakika yerde yatmıştı. Ben böyle sahtekar futbolcuları hiç sevmem, biraz delikanlı ol lan. 18 içine kadar iyi geliyor, orada Hamit'teki akılın yarısı olmadığından yanlış tercih yapıyor. Biraz akıllı tercih yapsa bugün iki gol atar veya attırırdı.

Maçtan dönerken radyo yorumlarını dinledik. Amrabat için çok iyi oynadığı söyleniyordu. Hoca'da çok beğenmiş, alkışlatmak için çıkardığını söylemiş. Ben başka maç seyretmediysem sahanın uzak ara en kötü futbolcusuydu. Diğeri Muslera'ydı. Amrabat tek bir kere bile adam eksiltemeden, tek bir iyi orta yapamadan nasıl çok iyi oynamış anlayamadım. Bir kere nasıl olduysa dengesiz bir orta yaptı, Burak yetişip dokunamadı. Bir keresinde de kötü futbolcu olduğu işimize yaradı, topu alıp gitmek yerine kazmaca tepikledi, top rakibe çarpıp avuta çıktı. Maçın sonlarına doğru Fener 10 kişi kalmasına rağmen oyun şeklimizde bir değişiklik olmadı. Temkinli, garantili, kaskolu oyuna devam ederek olursa 3. golü aradık, olmazsa da cengaverliğin anlamı yoktu. Ne kadar atarsan at 3 puan veriyorlardı. Artık ikinci maçta 2. averaj hesabı yapılacak duruma gelmeyiz umarım.Hoca maçı bağlamaya karar verdiğine göre yaptığı hamleler yerindeydi.Galatasaray bu kadar kötü futbol oynadığı sezonun tam ortasında 5 puan fark atmışsa, ikinci yarıya tabanca gibi girip vitesi birer ikişer arttırırsa fark iyice açılır.

Son olarak şunu söylemeden geçmeyeyim. Sanki bizim için maç eleme maçı gibiydi. Yendik ama avantajlı bir skor alamamışız gibiydi. Bir Fener maçı galibiyeti havamız yoktu. Gerçi benim için maç öncesi çok heyecanlı ve önemliydi. Maç bitiminde tabela hezimet yazmadığı sürece de bu maçın Akhisar maçından bir farkı yoktu.

8 Ara 2012

Galatasaray Forması; Sivasspor 1-3 Galatasaray

Maçın sonundan başlayalım yazmaya, bakalım başına doğru ne çıkacak? Son düdük çaldığında net olarak söyleyebilirim, son 10 yılın en kötü Galatasarayını seyrettim. Ve Fatih Terim'e bir soru sormak durumundayım. Sorumdan önce görüşümü yazayım, eğer Hoca Reykart veya başka biri olsa kesin hırsız derdim. Bu Kel'i durum 2 farklı lehineyken son dakika niçin oyuna aldın? ben bilirim, sen anlamazsınla geçiştirilecek bir şey değil. Futbol hayatını bitirmiş emekli bir hokkabazın 25 maçlık kotasını mı dolduruyorsun Hocam? 2 tane yerim diye  tırsacak adam olmadığına göre, Galatasaray'ımı soyduracaksın?

Ligin en zor deplasmanından çok kolay bir galibiyet almış takımı eleştirmek adaletli değil. Halimize şükredelim, Fener maçı öncesi takımın olmasa bile taraftarın motivasyonunu tavan yapan tabelayı bu maç için dikkate alalım. Ve filimi geriye doğru sarmayı deneyelim. Bol bol taç atışı seyrettik. Daha çok sağ taraftan, Eboue'nin kullandığı uzun taçların tamamı rakibe gitti. Ne işe yaradığını bir bilen bana anlatsa şu uzun taçların?  Sol taraftakinin Galatasaray kaptanı olduğunu da midem kaldırmıyor. Top kaptırma rekoru kırdı bu maçta. Onunda kullandığı bütün taçlar rakibe gitti. Maçın ortalarına gitmeden bir teorem ortaya atalım. Bu ligin en kötü teknik direktörü Rıza Çalımbay'dır. Bu kadar kötü bir takıma, bu kadar kötü bir sol beki olan takıma yenilen hocayı, ben başkan olsam maçtan sonra kovardım. Kaleci mi değilmi belli olmayan biri var karşı kalede, attığın tek şut tabelaya gol olarak yazılmış, daha sonra tek şut çekemediğin gibi, şut çekme ihtimali olan tek futbolcunu da oyundan alıyorsun. Fenerli olsam şike yaptı diye iftira atardım.

Gözümü açık tutmak için viskiye saldırdığım dakikalarda Emre Çolak'ı gördüm oyunda. Uyukluyordum, her halde yanlış gördüm, televizyonu da kapattığım için emin değilim. Eğer oynadıysa, Galatasaray futbolunun hali içler acısıydı. Hani zengin adam bir toplulukta itibar görür, anlattığı fıkraya gülünür ya, aynı o hesap. Emre Çolak koskoca Galatasaray'da forma giymeyi, para sahibi kıro gibi görüyor. Havasından geçilmiyor, etrafındakilerden de itibar görsün istiyor. Delikanlı bir kasap futbolcuya şimdiye kadar rastlamamış olması büyük mucize. Kocalispor'da 25-30 sene önce Soner diye bir futbol kasabı vardı, Emre topla bulaşamadığı anda aklıma geldi. Eğer oynuyor olsaydı kulakları çınlasın, şerefsizim o taç çizgisi civarını ona mezar ederdi.(Hatırlayan hatırlar, hatırlamayanlar eğer ulaşabilirler ise İlyas Tüfekçi'ye, Uğur Tütüneker'e sorsunlar)

İyi bir kumarbazsan, Aydın'ı ne zaman oynatacağını bileceksin. Maçlar 20 dakika olsa Dünyanın en büyük futbolcusu her halde Aydın Yılmaz olurdu. Maç bitti, yarım saat geçti, biri sorsa ilk 11 oynadın mı? diye sorsa, emin olarak cevap veremez. Ruletteki çiçek, geldi mi servet sahibisin, büyük ihtimal gelmez ocağına incir ağacı diker. Hocaları maymun eden futbolcuların başında geliyor. Tam kovulacak, tarihi bir gol atıp futbolcu esami listesini yeniden yapılandırır. Nurettin'i yazmıyorum bile, bomba yüklü kamyonet. Kötü desek, golü attırdı ya nankör bunak derler. Benim için değişmez bir kolpa bilezik. Büyük kazık.

Selçuk İnan sanırım futbol hayatının en kötü maçını oynadı. Büyük bir zaferden sonra, küçük bir muharebeyi kaybedecek kadar kötü olmaya hakkı yok. Fener maçını düşünüyorsan çok daha kötü. Nesini düşüneceksin? Bu takımın oynayacağı en kolay maç olacak. Aklın hala Şampiyonlar Liginde ise, aman aklından sakın çıkarma. O düzey maçları oynamanın tek yolu, bu düzey maçları kazanmaktan geçiyor çünkü.

Elimde imbik var, çok dikkatli süzüyorum futbolcularımızı. Deplasmanda, hele o unutulmaz Şampiyonlar Ligi macerasından sonra rahat galibiyet alan takımdan iyi oynayan yok mu diye? Top oynamadan, pas yapmadan, pozisyona girmeden, şu çekmeden bu kadar rahat kazanan takım haftaya ''Yeteneksizsiniz'' programında yarışsın, orada birinci olur. Asimo bu maç Dani'ye geçildi. Dani sanki iyi oynadı gibiydi. Topla az buluşmasına rağmen Yekta dokunduğu topları genelde olumlu kullandı. Golcüler işini erken bitirip, istirahate çekildi. Golcüler derken Umut'a dokunalım. bir futbolcu o pozisyonda o topa vurup o golü atabiliyorsa, çok daha kolay pozisyonlarda gol beklemek hakkımız.

Maçın başlama düdüğüne yaklaşıyorum. Galatasaray kalesi Allaha emanetti. Maç başlamadan 1-0 yeniktik zaten. Bu durumu bilen Futbol Tanrısı marifetiyle maç başlar başlamaz öne geçtik. Yani siz öyle sandınız, aslında metafizik olarak maç eşitlenmişti. Sonrasında da o turu atlayan takımı cezalandırmak, Tanrılığa sığmazdı. Kaleye itici bir mıknatıs yerleştirildi, girmeyen topları Ufuk, kendisi kurtardı sanarak rahatladı.

Maç kadrosu önümüze geldiğinde yabancı futbolcuların alayının olmadığını gördük. Maç sıradan bir lig maçı olmasa, misal Barca'ya karşı bu takımla oynasak, bir düşünün tam bir korku filimi gibi. Hoş oynamayan o yabancılar bu gece oynasalar ne değişecekti oyun olarak? Taraftarız işte sanki biraz daha güvendeyiz sanacağız.

Neticede oynanması, kazanılması gereken angarya maçlardan birini kazasız atlattık. Sakın biz kazandık diye böbürlenmeyin. Sırtınızdaki o mübarek forma gerektiği bir maçta daha devreye girdi ve 3 puanı aldı. Lanetli liderliği kimselere kaptırmadı. Şimdi sıra sizde.  Sezonun en büyük maçını oynayacağız bu hafta. Takım istediği kadar kötü oynayabilir, bu maç taraftarın maçıdır. Taraftarın bu güne kadar kaybettiği maçı da kolay kolay seyretmedim. Evelallah bu maçta da seyretmem. Toparlanın çocuklar, ne olur biraz da futbol. Biz futbol dilencileri için.