11 Mar 2017

Florya Survivor'ı; Galatasaray 3-2 Gençlerbirliği


Tweterla JOR'u kovduk, Ulu Tudor'u takımın başına geçirdik. Gerçi kadı çoktan sikilmişti kapıyı çok geç kapadık. Ne var ki delik büyük, yara ağır, serumla iyileşmiyor, morfinle ağrı dinmiyor, kadro gurubu değil çöplük. Suriye'den bir işgal şehri daha kaçıp gelse Florya'ya çöp toplamaya gitse komprador olarak ülkesine geri döner.

Kadro dışı paketini cebine koy öyle gel dedik, esastan dediğimizi yapıyor da usul farklı. Başka türlü kadro dışı bırakıyor, yarısı idmanlarda taklaya geldi, kalanlar da maçta sakatlanıyor. Peşimizde kal İgor, daha ağır idmanlar yaptır, kalanların yarısını da sakatlamazsan adam değilsin, kalan sağlar savaşır, oynatırız.

Adaleleri atıyormuş, beyni dönüyormuş yatarak para kazananların. Bizim beyinlerin röntgeni çekilse yarımızda tümör tespit edilir, MR tüneline girsek bacaklarımızı alçıya alırlar. Kopsun o koşamayan bacaklarınız.

2 numarayı iptal ederek ilk somut devrimi gerçekleştirdi. Klasik 2 numaramızın götünü doğarken evliyalar yalamış, kurtulamayacağız, sakatlanmayacak, ne yaptı yaptı tekrar girdi. Ulu Tudor sağ bek tapusunu yüyürlükten kaldırdığı için 6 numara yerinde oynadı. Allahı var, çok uğraştı son dakikalarda galibiyeti önlemek için. Kornerden gelen topa uçarak kafaya çıktı, Muslera tanımasa Sabri'ye güvense uçmayacak, kornerden direk kalemize gol girecekti. Yetmedi atamadı, 3*2 den sonra yarım dakikada 4 taç atışını rakibe teslim etti, 3 dakika daha olsa sezonun en büyük oyununun adını yenilgi yazdırması içten bile değildi.

2 numarayı atarak 4 numarayı da topçu yaptı. Geçen maç Semih, bu maç Ahmet istikballeri göklerde aradı. Ahmet Çalık zıplamaktan kanguruya dönüştü. Emre Aşık'tan beri ilk defa bir stoperin bu kadar çok kafa topuna çıktığını gördüm. Sabri girmeseydi, takip ediyordum, 7 numara ataklarda sağ bek görevi üstleniyordu. Top bertaraf edildiğinde de atak sol taraftan şekilleniyor 7 numaranın aktif dinlenmesi sağlanıyordu. Yaşlı Hakan malulen emekli olunca 7 numara da sola geçti, radarımdan çıktı.

Hep  söylerim korner olacağına penaltı olsun, yarısını kurtarır, kurtardı da. Hakeme söyleyecek lafım yok, işi bu, Galatasaray'ın puan kaybetmesi için 5 gözlük daha takacak, kartal gibi görecek parmağın tüyüne çarpan topu. Geçen haftaki hakemin yaptığı ölümcül hatayı yaptı. Son dakikadaki faulü bu salak da verdi. Muhtemelen her hafta papaz pilav yemez diye düşünmüştür, atamaz demiştir. Galatasaray'ın galip gelmesi için ya en az 3 gol atması, ya da galibiyet golünü son dakikada bulması lazım.

Özellikle ilk yarı son yılların en büyük topunu oynadık. Takım koşuyor, üstelik boş koşu değil, dönen her topu kaptık, çok açık ara oyun üstünlüğünü tuttuk, Muslera bile takıma güveniyordu, maçın başındaki golü takım kötü oynarken kesinlikle yemezdi. Bu büyük oyuna az kalsın limon sıkılıyordu. 5 metre ofsayt, yan hakem kaldırıyor, Muslera hakeme güvense topu bıraksa ne olacak şerefsiz. O bizden daha iyi biliyor kansız olduğunuzu da ne olur ne olmaz diye atladı.

Bir de anlamadığım şey anlı şanlı Hocaların kornerlerden nasıl gol yedikleri mevzusu var. Kimi adam, kimi alan savunması yapıyoruz diyorlar, ikisi de aptal. Korner atıldığında, atan, kendi kalecisi, en az 5 savunmacı gol bölgesinde yok, yani en fazla 5-6 adam kafaya çıkacak. Sende 1 i elle dokunma hakkı olan 11 kişi, ne savunması. Tam korner atılacak, tv gösteriyor itişme didişme, kaçışma, alarm çalmış gibi, topa bakan yok. Bırakın lan savunmayı adamı, topa bakın en yakın iki kişi çıksın kafaya, bir tane gol olmaz. Hadi çıkamıyorsun, alın size kesin çözüm, hiç biriniz çıkmayın 5-6 kişi kaleye geçsin, her topa Muselera çıksın, eliyle alamadığı topa vuran olursa kalecilerde sıçradı vuramadı, üstten girerse de kader utansın. Şimdikinden daha fazla gol pozisyonu olursa eşşeğim.

Selçuk İnan bile ilk yarı iyi oynadı, ikinci yarı adalem atmasın benim de diye düşündü, o da klasiğine döndü, ne var ki takımın en büyük frikikçisi, özellikle kaleye yakınken. Ben olsam çıkarırdım, çıkarmayan da muhtemelen son dakikalardaki serbest vuruş olasılığını düşündü. Sneijder'in haberi var mı bilmem? bugün bizim Dış işleri Bakanını  Hollanda'ya sokmadılar, belki de aklındaydı, bir iki Sabri pası attı, ama o Sneijder'di, Podolski'ye insanlık dışı pas attı.

Tolga Ciğerci kuruluş ayarlarına döndü, Muslera'yı saymazsak, takımın en iyisiydi. Eli açık kafaya çıkma aptallığını yapmasa bu gece sadece ben değil bir çok kişi de yanı fikirde olacaktı. Rodrigez'de ilk 11 topçusu olduğunu hissederse beklentimiz Bruma'yla sağlı sollu öldürücü deparları zevkle seyrederiz. Fener'in, Beşiktaş'ın aldığı 3 er puanlara bak, bizim can çekişe çekişe aldığımız 3 puanlara. Olsun öldürmeyen  acı güçlendirir. Fener maçına sağlam 11le çıkabilirsek o sene bu sene.

Dokunulmazlık senin Ulu Tudor, aç bırak, kokonat yesinler, çalının altında yatsınlar, güçlü olan kazanacak, zengin olan, çete lideri olan değil. Takımın winner özelliği hortladı, bu maçın 3 puandan daha önemli olan özelliği bu oldu. Bu hafta idmanları dikkatle takip edeceğiz bakalım kim ben bittim diyecek. Umarım kasları demirden olan Sabri'ye vurur piyango.

Hiç yorum yok: