23 Nis 2012

Eski Tüfek Der ki; Büyük Galatasaray'ın Büyük Taraftar Ahlakı

Arenada müthiş gösteri

Maça baktığımızda, çok şey söylenebilir. Hepiniz söylersiniz bunları. Ben bunlara çok değinmeyeceğim. Biraz kırgınım, ilk golde yerini tutamayan Semih’e ve pas anında müdahale edemeyen Selçuk’a, ikinci golde gene Semih’e kırgınım. Ama Semih tarzı oyuncuların Galatasaray’ımıza çok yakıştığını ve çok sevdiğimi söylemek isterim.

Daha önce birkaç kez yazdım bu blogda. Ancak çok doluyum. Hep dolu olduğumda yazarım. Boğazımda bir haykırış var.

Bu ülkenin her alanında bir ahlaksızlık bir kör cehalet almış yürümüş.

Konumuz spor ise spordan devam edelim diyeceğim ama birbirinden ayırmak imkansız bazı şeyleri.

Televizyon ekranlarında yorumcuları dinliyorum. Ahlak üzerine tek bir laf edeni yok. Nasıl etsin ki? Bu memlekette ahlak kaç para arkadaşlar?

Nazmi’nin Beşiktaş seyircisi için yazdıklarını okuyunca biraz kızdım, çokça yanlış buldum. Çünkü bizim derdimiz ona buna çamur atmaktan çok,  bizi okuyanlarla bir ufuk açmak bir doğru yol bulmak olmalı. Beşiktaş seyircisi için hiç ama hiç öyle düşünmedim, düşünmüyorum. Nazmi’ye de söylerim herhangi bir maçı Çarşı’nın içinde gidip seyredebilirim, gocunmam. Ama Fenerbahçe camiası için hep aynı şeyleri düşündüm. Çok şükür demeli herhalde, bu düşüncemi elli yıllık ömrümde yanıltan doğru dürüst bir tek olay hatırlamıyorum.

Dikkat edin camia diyorum. Taraftarı filan geçtim. Gözlemlediğim süreler içerisinde birkaç yöneticisini, tek tük futbolcusunu, tek tük yazarını sevebildim.

Dün bir Volkan faciası seyrettim. İnanılır gibi değil. Bir de seyirci tepkisi seyrettim o da inanılır gibi değil. Bu ülkeye yakışmayan inanın ki, Volkan değil arkadaşlar. Bu seyirci profilidir bu ülkeye yakışmayan ve uymayan!

Bu sahneleri istisnasız tüm statlara taşıyın ve düşünün ve kamerayı çalıştırın. Neler olurdu sizce?

Fenerli için daha önce ne yazmıştık? Bir hatırlayalım...

Fenerli bir türdür, normal insan fizyolojisi ile tanımlanamayacak garip bir organizmadır. Ama böyle bir tür var.. Normal ölçülere sığmayan ama yaşadığını görüp, tanımlayamadığımız bir organizma bu. Biz neye nefretle bakarsak onlar onu yaparlar. Gariptir ama böyle...

Bizde başkan başkandır, yönetici yöneticidir. Sevmek zorunda değilizdir. Biz takımımız dışında kimseyi sevmek zorunda değilizdir. Çoğu kez sevmeyiz de. Zoru severiz. 14 sene bekleriz keriziz der kendimizle dalga da geçeriz. Onlar Samsun'dan 4 maçta yirmiye yakın gol yiyip rakip futbolcuya saldırırlar. Kale direklerini yerlerinden sökerler. Kaptanlarını döverler. Alkışlamak geleneklerinde yoktur. Biz bu ezikler dışında herkesi alkışlarız. Eziği alkışlamak alçaklıktır. Biz bunu affetmeyiz. Onlar için mazlum, hak sahibi yoktur. Espiri yetenekleri "nakıs" hatta sıfıra yakındır. Çünkü onlar İngilizcede "loser" bizim dilimizde "eziktir". Her şeyi çalıp çırparlar, marşları flamaları bile böyledir. Hep olgun meyvelerin salatasını yaparlar. Ama kapları pistir. En iyi aşçıyı en iyi malzemeyi kullansalar da yaptıkları yemek bundandır yenilmez.

Misal, cümlesine şimdiki zamanda başlayıp gelecek zamanda bitiren Nihat Özdemir'dirler. Ne dediğini, niye dediğini anlamadığım halde cinlerimi tepeme çıkaran Hakan Bilal'dirler. Her cümlesine "Biz bunları biliyoruz, bizi konuşturmasınlar" diye garip bir giriş yapan adını andığımda bile tüylerim diken diken olan ezik türündedirler. Bunları anlayamamak için bir maç çıkışında Papazın çayırına gidip çıkan garip güruhu seyretmek yetecektir.

Gariptirler, acayiptirler, bir buçuk atakla, 0,5 golle gelen başarılara taparlar. Kafaları çalışmaz sürüdür bunlar. Cannes Fransa'da 4 çakar, bir yöneticileri 5 atarız der, Papazın Çayırını hınca hınç doldurur 5 tane daha yerler.

Bir de efsane söylemleri vardır. Her şeyin olduğu gibi bunun da anlamını bilmezler. Bilmeleri de gerekmez çünkü penguen tarzı bir sürü psikolojileri vardır. Efsane bir anlamıyla gerçek olmayan gelenekten ve dillerden taşınarak gelen söylencedir. Bir diğer anlamı ile de, yakın ya da uzak geçmişte yaşamış kişi ya da yaşanmış olayın büyüklüğünü ifade eden bir şeydir. Bunlarınki olsa olsa birincisi olabilir diyeceğim ama bunun olabilmesi için benim de bu toplumun bir ferdi olarak bu söylenceden haberim olsa gerektir. Oysa kerameti kendinden menkul bu zatların bu tevatürleri sadece kendilerinin bildikleri bir şey olması gerektir.

Bu görüşlerime bir şey daha ekleyeyim. Bir de korkunç derecede hazımsızlar. Galip geldiklerinde dahi bunun olgunluğunu taşıyamayacak kadar hakikaten “EZİK” tirler.

Ben bu görüşlerimi yazdığımda bir kaç Fenerli arkadaş koca bir camiaya böyle toptancı bir yaklaşımın doğru olmadığını söylemişlerdi.

Sonuna kadar doğru olduğunu düşünüyorum. Ve bu ülkede kurumsal hiçbir kimliğin olmadığını iddia ediyorum. Çünkü kurumsal kimlikler asla ve kata insanla değişmezler. Ya kimliğine uygun insanlar bünyede barınır, ya da kuruma duhul olan o kimliği kabullenir.

Kurumsal kimlik Real olabilir, Barcelona olabilir.

Bu ülkede olsa olsa sürekliliğini sağladığımızda “DÜNKÜ MAÇIN BÜYÜK GALATASARAY SEYİRCİSİ” olabilir.

Bu ülkede yorumcu ahlaklı olsa bu büyük seyirciyi ayakta alkışlar…

Volkan ahlaklı olsa o tepkiden sonra yo-yo gibi zıplayıp durmaz utanarak soyunma odasına kaçar.

Bu ülkede sporun karar vericileri ahlaklı olsa, ya da ahlak diye bir dertleri olsa bu çirkefliğin üzerine gider, bu seyirciye hakkını verir.

Diğer futbolcular ahlaklı olsa “Utanın şu seyirciden” diyebilirler.

Teşekkürler Alex, seni büyük futbolcu görmem. Türkiye şartlarının çok iyi bir futbolcusu görürüm. Ama bu şebekliğe ortak olmadın ve beni yanılmadın. Adamsın…

Ve Fener camiasına yakışmıyorsun…

Kalın sağlıcakla çocuklar…

Çetin

2 yorum:

ahmet eldazer dedi ki...

güzel olmuş. ancak böyle bi yarım kalmış. maalesef ben de tanımlayamıyorum bu topluluğun hareketlerini. ne açıklasam yarım kalıyor.

Adsız dedi ki...

zavallı