26 Eki 2009

Eski Tüfek Derki; Ayıların Hikayesi


STRATEJİ VE TAKTİK

Sürekli bir hedefe saldırıyor ve başarısız oluyorsanız, hatanız kesinlikle stratejiktir. Eğer bu gözle bakmazsak, gerçekten göremeyiz. Görmenin birinci şartı doğru yerde durmak ikincisi ise doğru yere bakmaktır.

Öncelikle maçı güncelliği içinde mahkum edelim. Bir maç düşünün, onikinci dakikada ofsayt bir gol yiyorsun ve mağlubiyete merhaba diyorsun. Sonra yay dışında Arda’ya infaz var devamında sahtekar bir büyük(!) futbolcu kendini atıyor ve penaltı ile mağlup oluyorsun.

Şimdi bunları yazmamdaki gaye tipik bir anti Fenerbahçe edebiyatı yapmak değil.

On yıllık bir süreçten bahsediyorum. Tüm yenilgilere bir bakın. Hiç birinde ve hatta Fenerbahçe tarihinde, bizden daha iyi ve organize bir takım görüntüsü çizdikleri yok. Bunu salt bizimle oynadıkları maçlar için söylemiyorum. Genel olarak Türkiye şartlarına göre kurulmuş ve vasat takım hüviyetinden kurtulamamış bir takım olduklarını söylemeye çalışıyorum. Galatasaray’ımızın da bu hüviyetinden kurtulduğu sadece Hagi önderliğinde bir dönemi var.

Taşları yerlerine oturtalım. Dünkü maçta olanlar ve arkasındaki geyik muhabbeti sadece zevahiri kurtarır.

Bu ülkede bir takım şeyler yaşandığında anlaşılıyor. Günübirlik değerlendirmeler tartışmalar, sonra gene aynı tas aynı hamam. En güzel örneğini dün Keita yaşattı. Aşkolsun ulan sana güzel adam! Nasıl da sınıfta bıraktın herkesi…

Spiker bile bir şey anlamadı. Aldın kafana atılan nesneyi götürüp gözlemcinin karşısına dikildin. Sen onu yerden alıp yürümeye başladığında acaip keyiflendim. Birlikte maç seyrettiğimiz güruha “Bakın şimdi mükemmel bir olay gelişecek dedim”. Tahmin etmiştim, nitekim ayniyle vaki…

Zavallı hakem yapa yapa sarıyı çıkardı. Ne olacaktı ki. Pavlov’un mahlukatı ne yaparsa o da onu yapacaktı.

Beyler bizim stratejimiz yok, taktiğimiz yok, pratik zekamız yok. Gelişen durum karşısında bir duruşumuz yok. Aslında hiçbir duruşumuz yok. Omurgasız bir toplum oluverdik.

Hep olayların peşinden sürüklenip duruyoruz…

Ne demiş şair?

“Sordum yoldan gidene,

-Kardeş yolun nereye?

Ben bilmem rüzgar bilir,

Düştüm yelin önüne!”

Hocamız yerden ayağa hızlı paslarla, sürekli kanat değiştirerek akıl dolu, çağdaş bir futbol oynatmak istiyor diyelim. Kimle yapacak bunu? Sevmediğimi sanmayın çok severim bu çocukları ama gerçekleri söylemeliyiz… Arda? Ayhan? Servet? Gökhan?

Hadi canım sen de…

Diyelim sen takımında bunu oturttun. Hangi takımla oynadığında yapacaksın? Fener? Beşiktaş? Ankaragücü?

Hangi kafa bunu kabul eder? Rıza Çalımbay? Samet Aybaba? Hikmet Karaman?

Gidin işinize kardeşim. Türübün ahlaksız, Hakem ahlaksız, Futbolcu ahlaksız, Yönetici ahlaksız…

Üstelik kafasız ve cahil…

Hagi’nin gölgesinde gezinip kendi gölgesi sananlara bakın dün akşam. Neler yumurtluyorlar dinleyin…

Futbol basitmiş diyor ulemanın birisi. Hiçbir bok bilmiyor ama büyük laf tonla. Evet basittir ve şahanedir seyrederken . Ancak kurgu senin aklının alamayacağı kadar karmaşıktır. Çünkü kolektif olan şeyin çok parametresi vardır. Çok parametre kurguyu yapanın zekasını zorunlu kılar. Saygılı olmayı öğrenseniz bir de. Hayatı boyunca bir arkadaşı ile birlikte bakkal dükkanı bile çalıştıramayacak yeteneksizlikte adamlar bunu söylüyor. Rijkaard şöyle, böyle…

İçimden geçen laf şu oluyor bunlara; “Ulan dalyaraklar, siz kimsiniz adam kim. Size neyi kanıtlayacak ?”

Türübünde bir pankart “Herkes haddini bilecek!” altında, sağında, solunda, karşısında ve özellikle orada bir sürü haddini bilmez adam, hatta bilen olduğu bile şüpheli…

Belirtmeden geçemeyeceğim…

Lugano’ya baktınız mı? Bir metre dışarıdan çevrilen topu içeri dürtüp “gooool” diye sevinerek ortaya koşuyor. Üstelik pozisyona en yakın olan adam olarak…

Bunu çözemezsek hiçbir şeyi çözemeyiz…

Televizyonda bir sürü kültürsüz, aptal ve saygısız adam gevezelik edip duruyor. Ne demeli?

“Ayının kırk hikayesi var, kırkıda ahlat üzerine!”

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Abi elerine sağlık..Sivas maçında bundan önce yaptğımız gibi stadı fulleyeim..
Bi de şu Aydından-Ayhandan kurtulalım başka bi şey istemiyorum..

Adsız dedi ki...

Nazmi abi seni hep takdirle okuyyoruz gene güzel yazmissiin,derbi mactan bir gece önce spor haberlerinde rejkartin 2 kadro denedigi biri elanolu digeri elanosuz suna herkez emindi ki elanolu kadro fark yer orta sahayi kaybeder gs,elanosuz isee fb duman oliurr,ki korktugumuz basimiza geldi sahada yürümek disinda bisey yapmayan bir oyuncumuz var artik hemde sahainin en pahalisi,gelen gideni aratirr simdi lincoln ne futbolcuymus insan simdi anliyor zorumuza giden bu kalitesiz takimdan yenilmek bu fb dünyanin neresinde oynarsak 100 mac yapsak 99 unu kazaniriz elanosuz bir ihtimal vardi oda oldu elanolu takim döküldü,neysee umarim herkes ders almistirr hala tv yi acmadim sinirden pazara kadar bekliycemm,...yine hep destekk diycezz caree yokk

Onur dedi ki...

hay elano kadar...

Adsız dedi ki...

Nazmi Hasdemir,sen ve senin gibiler yüzünden pohpohlanan arda,takım içinde çetecilğie başladı,Göhkan Elanonun gırtlağını sıkarken beyefendi müdahele bile etmedi,Baros'a pas atmayan bu Arda,Ayhan-Sabri-Emre Aşıkla bir olup Lincolnün ayağını kaydrdırlar.Sen bu gerçekleri görmeyip sürekli Metin Oktay soslu 'Arda romantizmi' pompalıyon,bu nedir ya?
Bu nasıl bi takım kaptanı ki,takımdaki yabancılara ssırtını dönebliyor?
Bence sen bu blogda,gerçekleri değil,olmasnı istedğin şeyleri oluyomuş gibi gözteriyon..Tabi senin umrunda değil Elano'nun Kadıköyde piç gibi ortada bırakılması,Barosa pas atılmaması..
yazık ya..

Adsız dedi ki...

Bu Bahri Havadır denen oruspu çocuğunun Sabriye sorduğu 'hiç Fener galibyeti gördün mü' sorusunu Azizeye yalakalık için sordğu ortaya çıktı.Bahri Havadır senin anneni sikiyim,oruspunun evladı,Ali Samiyende seni götünden sikecem..