18 Şub 2022

Crear Dos Tres Muchos Fanaticos De GALA

Galatasaray Dergisi Ocak 2022 sayısı 120-21 sayfada yayınlanmıştır.

İki üç ve daha fazla Fanatik Galatasaraylı Hereke tren istasyonu, demiryolcu babam 200 metre uzunluğundaki marşandizin istasyonda boşaltılacak yükünün olduğu vagonu rampaya yanaştırıyor. Makiniste bayrak sallıyor, sarı yavaşla, kırmızı dur, çeşitli ritüellerle işaret veriyor. Hayal mayal, sallanırken seyrettiğim ilk ve ömrüm ne kadar vefa ederse sallayacağım sarı kırmızı bayraklar. Hepimizin mahallesindeki bir bakkalın önü, biraz sonra başlayacak mahalle maçı için toplanılan sosyal tesisler. Ama önce transistörlü radyodan dinliyoruz, Çocuğuz, İnönü Stadı tribünlerini tavaf edeceğimiz günlerin arifesi. Aydın Köker’e, Orhan Ayhan’a bağlanıyoruz sırayla. Metin’in deniz tarafına doğru vites attığı atağı, Gökmen’in gazhane tarafındaki kaleye çektiği şutu dinliyoruz, hayaller kuruyoruz. Bütün statların isim babasıdır İnönü stadı. Her tarafı kapalı statlarda taraftarın yoğun olduğu kale arkası yeni açıktır. Yayının karşısı kapalıdır. Daha bu sene yeni açılmıştır, ama her stadyumda bir eski açık tribün vardır. Sebebi İnönü stadı tribün emekçileridir. Ve işte haftalar yıllar geçti, biz biraz daha büyüdük, Kartal’dan trene, Haydarpaşa’ya oradan vapurla Karaköy’e ve sonrasında Dolmabahçe’ye yürüyecek yaştayız. Maç karın mı doyuruyor diyen gariban bir babanın çocuğuyuz. Ama işte o gün geldi çattı, çocukluk hastalığına yakalanacağımız, binlerce taraftarın ilk uğrak ilk sınav yerindeyiz. Ve fırtına yaklaşıyor, yeni açığın kapalıyla birleştiği yerde bir hareketlenme, dalgalanma var. Amigo Orhan geldi, orta katta tribünün tam ortalarına kadar yürüdü, ince bir elektrik direği vardır, reklam sac tribün paravanına çıktı, el sürenler, dokunanlar bacaklarından tutuyor mübarek adamı, çööök diye bağırdı, sağ elini sallayarak olanca sesiyle başlattı, ilk duyduğum tezahüratı, Biirrr baba Hinddiiiiii. Cim Bom Bom. Artık biz de taraftar olduk, kısılan sesimiz, yediğimiz pideden, içtiğimiz ayrandan olduğumuz ishal maça gittiğimizin şeref belgesi. Maça henüz gitmemiş çocukların efsanesiyiz. Gökmen’ler, Yasin’ler, Metin’ler, Büyük Mehmet’ler. 1967-79 yılları Arası Galatasaray’ın bir Büyük Mehmet’i vardı. Metin Oktay’dan Fanatik Galatasaray taraftarı yetiştirme misyonunu devir almıştı. Arda Turan’ın en iyi oynadığı maçları hatırlayın stili aynıydı. Arda Turan’ı ilk seyrettiğim maç demiştim, Büyük Mehmet diye. Kafayı arkaya atışı, paytak yürüyüşü, zaten hep aklımdaydı içimde bir hicran yarasıydı anlı şanlı Büyük Mehmet. Unutulmaz bir tekniği vardı, o çamurlu, toprak sahalarda gözümüzün önünden hiç gitmeyen çalımlarını şimdiki sahalarda hayal etmek ne menem bir duygudur? Hemen hemen her maç aklıma gelir. 1973 fener maçı, dakika 85 de ofsayttan 2. Golü yedik. Büyük Mehmet delirdi, Galatasaraylılık bazen deliliktir. Santrayı yaptı herkesi çalımlayıp gol attı. Tekrar kapılan topu aldı, önüne geleni ipe diziyordu, Alpaslan’ı iki defa çalımladı, Küçük Mehmet’in önüne bıraktı 2-2. Hakem Fener’e acıyıp bitirmese yenecektik. Tüm zamanların en büyük Galatasaray 11 ine 8 numara yazılırdı. Genç nesil bilmez unutuldu. Florya’ya giremedi, maça gelemedi, Kadırga’lı Büyük Mehmet olarak Kumkapı’da ömrünü geçirdi. Hoca olamadı, spor yazarı yapmadılar, televizyona çıkarmadılar, futbolu değil, futbol oynamasını sevdi bu büyük futbolcu. Peki ne günah işlemişti de 3 maç oynamış olanların cirit attığı camiada adı sanı anılmıyordu. Suçu çok büyüktü! 1979 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu. Neden diye soranı olmadı. 1 sene daha oynayayım sonra Jübilemi yapıp semtime döneyim dedi Coşkun Özarı’ya 5 sene daha oynardı, zaten o 1 seneyi de büyük oynamıştı. İzin vermediler, jübile bile yapmadılar, Cemil’in çok yakın arkadaşıydı, neden hala bilinmez son saniyelerde Dereağzı’nın yolunu tuttu. Parayla, unvanla işi hiç olmadı, binlerce Galatasaraylı çocuğu ağlattı hepsi bu. Sonra bıraktı, daha doğrusu futbol ve futbolu sevenler Ördek Mehmet’i bıraktılar. Gitmeseydi, adı Metin Oktay’la yan yana yazılacaktı, Galatasaray taraftarları fazla üzülmesindi, yeni bir efsane bayrağı teslim almıştı, taraftar yetiştirme bayrağını. Kenar mahalle toprak sahalarının, Sur İçi'nin Maradona’sı, adı Galatasaraylı Büyük Mehmet olarak sonsuza değin efsane olarak mutlak birileri tarafından nesilden nesle aktarılacaktı.

Pek çok şey hatırlıyorum Büyük Fatih, 5 numaralı kutsal formayla 74 de İnönü'ye çıktığın ilk çıktığın Es Es maçından,85 deki Altay maçına kadar pek çok şey. Kulübeye ilk geçtiğin 96 Vanspor maçından Salgın günlerinin finali, 15 Mayıs 21 Malatya maçına kadar pek çok şeyi yaşadı bu taraftar.

3 defa ışıklar sönmüştü, uzatmalara giden maçın son penaltısını atıp karanlık gecemizi aydınlatmıştın, hatırla maziyi, ilk kupanı. Galatasaray'ın ezildiği bir maçtan sonra ''yense de büyük yenilse de'' diye mikrofona bağırmanı, Hamza Alan olayını, Milano sokaklarında hezimetine iddiaya giren medya mensubunu tartakladığın günü, taraftarın bilmediği pek çok şeyi. İnönü Stadı deniz tarafındayız, Avusturya'dan 1-0 yenik döndüğümüz Rapid maçındayız. Maçı sonlara doğru 3-1 e getirmişiz, 40.000 kişi ölüm sessizliğinde Rapid can havliyle saldırıyor, son topa Krankl vurmuş top Yasin’i geçmiş 90 dan ağlara takılmak üzere, elenmeye salise var, bir krampon girdi topla kale direğinin arasına Samantha’nın kramponu. Bir dizi vardı o zamanlar başı derde girenlere yardım eden tatlı bir cadıydı, Büyük Fatih, Samantha Fatih oldu maçtan sonra. Son Şampiyon kadroya dahil oldu Topal Talat'ın oğlu. Metin Oktay'ın emaneti. Unutulmaz maçlar, unutulmaz yılların geçtiği, biraz daha Galatasaraylı olduğumuz çocukluktan delikanlılığa geçtik. Gala tarihinin en büyük futbolculardan birini Kadıköy’den 40 bin kişiyle uğurladığımız maçta da tribündeydik. Bu onu ilk ve son uğurlayışımızda, artık beşik kertiğiydik. 96 yılının yazında çıktı geldi, hiç gitmemişti. Futbol Tanrılarının da bir hesabı vardı, Koskoca Fatih Terim’e kaptan olarak elletmediği Şampiyonluk Kupalarını fazlasıyla kaldırtacaktı. Çok daha fazlası oldu Tribünlerinde Dağ Başı'nı söylediğimiz Arsenal maçı bitiminde, Takım Avrupa göklerine sonsuza kadar parlayaduracak olan UEFA Şampiyonu Takım Yıldızını bıraktığında artık Samantha’nın adı İmparatordu. AVRUPA Kupasıyla Şampiyon son maça Sami Yen’e çıktığında veda ihtimaline karşı gitme diye ağlayanların da arasındaydık elbet. Gitti, yapacak belki de çok şey vardı, o günlerde Galatasaray, verdiği imaj çizdiği rotayla Şampiyonlar Ligi kupasını alabilecek takımdı, nitekim ramak kalmıştı. Fatih Terim’le Galatasaray taraftarı arasında hiçbir zaman kavga olmaz, ama sitem konur. Sitem sevdiğine duyulan bir duygudur. Galatasaray’ın başında bulunmadığı senelerin en büyük sitemkarı benim. Terim’in Florya’da olmadığı her saniyenin zebanisiyim, Galatasaraylılıktandır bunca savaş. Kanamanın dinmediği bir sezon bitiminde beşik kertiğini çağırdık. Bir hışımla başladı 3. Grande. 2000 takımı tarih olduysa 2000 ruhu ne güne duruyordu, çağırdı. İşte bizim anlatmak istediğimiz şey de buydu. Bize Şampiyon olmak için Hoca lazım değil. Biz his takımıyız, bize ruh çağırıcı lazım. Çocuklar inanın, taraftar sayısı Şampiyonluklarla, kupalarla artmaz. Biz Şampiyon olamadığımız sıralı 13 sezon boyunca büyüdük. Takım Şampiyon olamadıkça durumdan vazife çıkarıp tribünleri doldurduk, doldurdukça gırtlaklarımızı parçaladık bağırmaktan. Takıma daha sıkı bağlandık, bağlandıkça yeni gelenleri peşimizden sürükledik. Deplasman trenlerine, otobüslerine bine bine, savaşa savaşa, sıcaktan sıtma olarak, soğuklarda it gibi titreyerek kendine özgü bir tribün ultrAsı öğretisi oluşturduk. Övündüğün, yüz akın yaşamındaki tek gerçek yol göstericindir Galatasaraylılık. Sizlere miras bırakmıyoruz, yeni doğacak Galatasaraylı bebeklere borcunuzdur. İşte o çileli doktriner eğitim yıllarının en büyük kahramanı, öğretmeni, Şampiyonluk kupasını kaldıramamış kaptanın Fatih Terim’dir. His takımı, Dünyada futbol takımı hocasına ihtiyaç duymayan tek takımdır. Başında kim olursa olsun kısa süreli başarılar elbet gelecektir, ama yetmez. Sonunda mutlaka istenmeyen adam ilan edilecektir. Başka hiç bir Gala hocası omuzlarda davulla zurnayla meşaleyle gönderilmeyecektir. Biz deliyiz, azız, Galatasaray Şampiyon olamasın diye kurulan kumpasların belalısıyız. Ne zaman tabutumuza son çiviyi çakmaya bir cenaze levazımatçısı gönderseler, hatta gömseler mezarlardan fırlayan hortlağız. Aldığımız kupaların, kaybettiğimiz Şampiyonlukların salt ,klasik bir futbol takımı hocalığıyla alakası yoktur. Kaybettiğin kupada sebep sorumlu araman beyhudedir. Bize Hoca değil, ne kadar kupa kaybederse kaybetsin kulübede, hatta zaman zaman cezalı olup tribünlerin en tepesinde bir yerlerde tek başına, Florya dışında hangi delikteyse başımız derde girdiğinde, ezildiğimizde tam yeniliyoruz bittik dediğimizde göz göze geleceğimiz, omuzuna yaslanıp ağlayabileceğimiz biri lazım. Olsa söylemez miyim, inanın ondan başkası yok. Büyük Fatih, Samantha, İmparator, Grande; Olmasa belki daha çok şampiyon olurduk, belki de çok daha az. Bunu ölçemeyiz, ama ölçebildiğimiz çok daha önemli şey var. 3 Kıtada 30 dan fazla ülkede bayrak salladım, en büyük maceralarda Avrupa’nın en büyük stadyumlarında tepindim. GALA adı nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa yanında Terim’le yaşadığının şahidiyim. Mecellen Boğazından, Sibirya Bozkırlarına, Yeni Zelanda’dan Alaska’ya Dünyanın bütün koordinatlarında kalbi Galatasaray için atanların en az 1/3ü Fatih Terim sayesindedir. Kaybedilen kupalar gün gelir fazlasıyla alınır. Galatasaray taraftarlığı bir ÇOCUKLUK AŞKIDIR , sonuç ne olursa olsun Fatih Terim bir taraftar makinasıdır. Turuncudan iz taşıyan tok bir sarı- vişneye çalan koyu kırmızı beşiklere düşen, ilk avazı Cim Bom Bom olan bir bebek şampiyonluktan çok daha kıymetlidir. Ve yüzlercesine eminim ki son 10 yıllardakilerin sebebi Terim’dir. İşte sadece bu yüzden dolayıdır ki, Fatih Terim ölene kadar, hatta ölse bile en az 5 sene, o da taraftarın yarası kapanmaya yüz tutarsa, o günler gelene kadar Galatasaray’ın başına geçirilmek istenen hiçbir hocaya rıza göstermeyin. Benim başka bildiğim, istediğim Gala Hocasını analar henüz doğurmamıştır direnin. İki üç ve daha fazla fanatik Galatasaraylı yetiştirmek, parolamız budur, Teşekkürler Grande

11 Şub 2022

Acemi Nalbant'a 12 Şubat Muhtırası; Kayseri Maçı


Vakit tamam Amigo, yolda bulduğumuza gereğinden fazla ömür biçtik. Aslında ilk antrenmanı bitirdiğinde kovmamız lazımdı. Bu ne sefil görüntü? Metroda yatarken mi çağırdılar seni? Ne var ki devrim oluyor, kelle alınıyor, hesap soruluyor, Acemi Nalbant'tır çabuk ustalaşır dedik 4. maçını görmüş olduk.

Sen bizi Osasuna sandın herhalde, deplasmanda 10 kişi de kalsa bir takımdan 1 puan almak iyidir. Çırak Bey, biz 10 kişi Yeni Saha'da koskoca Barca'yı sıçana kadar kovalamış takımız. Ustandan yaşlıymışsın, küçücük beyninle bizim eşeği nallayarak ustalaşacağını mı hesap ettin?

Geldiğinde yazdık, bilinen uygulanan, unutulan her taktik, birileri tarafından patenti alınmış. Hiç biriyle alakan yok. Dalga mı geçiyorsun sen bizle, ıska geçen sağ bek, sol beke, çalım yiyen sol bek sağ beke. Ülkenin en kötü iki sol bekiyle dansöz mü seyrettik biz?

Galatasaray bir his takımıdır, Hocaya ihtiyacı olmayan dünyadaki tek takımdır. Gala taraftarı dünyada hiç bir taraftara benzemez, futboldan anlar, potansiyel gücünü kullan ömrünü uzat, bizim kupayla, 3 puanla işimiz olmaz, kullanmam, ben bilirim diyen nicelerinin dönüş biletini çek in yaptık.

1, 6, 9 numara eksik diye söyleyemeyen taraftar yoktu zaten, yani bir hünerin yok bu tespitte. Üçünü birden oynatacağın, bahanesi olmayan bir maça çıkıyorsun. Aslında senin ölüm kalım maçın. 1 gol atar yatarım, 3 puanı alır kaçarım taktiğin varsa Dünyanın en şanssız hocasısın.

İstersen 5 tane at, kötü oynamışsan bizi yorma, kovulma tazminatı var diyenlere güvenme, veririz, 12-13 yaş gurubuna, gider Gebze'de antrenman yaparsın. Kovarsak 5 cent ödemeyiz, git seni kim getirdiyse onu icraya ver. Devrim Kanunları devrede.

Koskoca Fatih Terim'i uğurladık. Daha yasımızı bile tutamadan kendini İstanbul'da buldun . Bu saatten sonra acımak yok, Gala'ya ve onun büyük taraftarına maddi manevi zarar veren, misliyle ödeyecek. Futbolcuymuş, yöneticiymiş, adamın adamıymış, sehpalar kurulu.  

Son uyarı; At sidiğinde yüzen saman parçasına konan bok böceği, kendini kaptan-ı derya sanırmış. Umarım böyle bir niyetin yoktur. Rasim Baba'nın lafıyla icat çıkarma. Burası Covid aşısı laboratuvarı değil. Biontekçi, Sinovakçı işine baksın, biz Gala aşısı vurulmuşuz. Deney tüpüne git başka takımı sok.

İşte stat, işte taraftar, işte hodri işte meydan. Çıkar içimizin sineceği bir 11, Lağım ligi artık bizim için yaklaşan Avrupa Kupası fırtınaları için tatbikattır, görelim Avrupa Şampiyonu büyük Galatasaray refleksini. Aslanlı yolda sehpan hazır, ipini yağladık, bir ışık göremezsek başka maça çıkarmayız.    

Karıncayı incitmeyiz dediysek böcekler durumdan vazife çıkarmasın, Biz Galatasaraylıyız, nasıl düştüysek öyle kalkacağız. Mayıslara sözümüz var, halayların başına geçip mendil sallayacağız, Şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz.

Galatasaraylılık ''Hazırolll'' komutunda esas duruşa geçmemektir. DİRENEDURUN

5 Şub 2022

Savaş Yolu; Alanya Maçı

Ne yazık ki 50 yılı aşkın bir sürede kanla irfanla oluşturduğumuz Gala Tribün Ultrası 1 ayda dağıldı, kabul etmeliyiz ki Gala artık iki ana sevene veya sevmeyene bölünmüştür. Kim hain kim kahraman tarih belirleyecektir. Sonuç ne olursa olsun taraflardan biri  Gala'dan soğuyacaktır. 

Alanya maçı öncesi Terim hakkında son sözlerimi söylüyor, gerisini gelecek kuşakların  aklı hür vicdanı hür Galatasaraylı çocuklarına bırakıyorum.

a-) Maçtan önce Torrent'i kovduk, Terim'i getirdik deseler en çok ben sevinirim.

b-) Terim bir futbol takımı hocası değildir, futboldan taktikten futbolcudan anlamaz. Gala cari açığının en az %70 i sayesindedir. Boğazlı kazakla geldiği kulübeden Bodrum'dan sonra Alaçatı'nın da ağası olarak ayrılmıştır. Aldığı kupaları geçtim,  aldığı 3 puan bile yoktur. Benim için dışarıdaki Terim yok hükmündedir.

Bir paradoks vardır taraftarla Terim arasında, gelmesini isterim taraftar kazandırma makinası, konsolide etme  harcıdır. Gelir, oynatamaz, çöp transferleri alır, takım düşer, taraftar uzun süre yerde sürünmesine izin vermez. Kısır döngü devam eder, 6.7.8.,,, Terim devri görürüz.  Keşke bir yolu olsaydı da Terim Hoca olarak değil de Tribün Lideri olarak gelseydi. İnanın çok daha faydası olacaktı. 30 yılda 20 milyon daha fazla bebek Galatasaraylı olarak doğardı.   

Transferler, Gala Devrim yasalarına göre yapılmaktadır, Adamın adamlarına kapılar kapanacak, adamın veto ettiklerine açılacaktır. Devrin bahrinde Floransa'ya devlet memuru gönderilmişti, seneler sonra aynı şehirden bir Gala neferi getirdik. Kükreyedur Başparmak Allende. Neştere kafa atan Asimo Semih döndü, kale boştu, Okan dönene kadar idare edecek biri doldurdu, hükmünü en geç 2 maç bitiminde veririz.

Burak Elmas küfür çuvalının biri üşenmemiş, yediği gollerin videosunu yapmış, defalarca seyrettim, her topa atlamış, bunu Muslera kurtarırdı dediğim bir tek gol yememiş. Görmeden atış yapmayalım. 

Simoviç kanunları kaleci ölçeri der ki;

a-) Top çerçeveden içeri girerken felç geçirme, ayakta kalan futbolcu kaleci değildir, atla, gol üçgeni (top kale direkleri arası)dışında kalma.

b-) Yan top kafa vurma mesafesinde geliyorsa kesin çıkma, daha yukarıdan geliyorsa çık tokatla hücumu başlat.

c-) Vakit geçirme, adam eksilterek topu oyuna sok, istediğin kadar ye, korkma, moralini sakın bozma takım en az 1 fazlasını atacaktır.

Harekat başladıktan beri her maç yenildik, nasıl yenildiğimizin önemi yok, yarın unutulur gider, maç bazında sebep sorumlu aramak, şartlı yazanların, iş bekleyenlerin, hesap peşinde olanların işidir. Teşhis konuldu, kaleci, ilk topa basan, tabelacı yoktu. Alındı mı evet, peki nasıllar? kutsal Gala forması içerisinde göreceğiz.

Transferi kapatın, kurtulamadığınız, seneye oynamayacağı kesin kim varsa hemen, maç öncesi kadro dışı bırakın. Çekirdek kadro ne kadar azsa, ne kadar çok sıkışmışsa patlaması o kadar erken olacaktır. Kadro genişliği acemi hocaların, hırsız yöneticilerin, insan celeplerinin bir yutturmacasıdır.

Görünüşe göre 8 yabancıyla çıkılacak her maça, gözüm Devrim Lokomotifini çekecek Troyka'da ilk 3 için sahne sizin Türk pasaportlu topçular. Yiyin birbirinizi, formayı çıkaran bir daha alamaz ona göre oynayın.  

Bundan sonra Şebeke'nin organize ettiği lağım liginde, oynama motivasyonumuz,  Avrupa Kupası ve gelecek sezon için antrenman maçları oynamaktır. Seneye Avrupa maçı oynamak istiyorsak, lağım liginde kendimizi parçalayarak 4. olmaktan çok daha kolay bir yol vardır.

Gala'nın kuruluş mottosuna uygun olarak yabancı takımlarla oynamak, ilk hedefimizdir. Şebeke çok güçlü, futbol lağım yerine çim sahalarda oynanan kadar Şebekeyi yenemeyiz, ya da her maç en az 3 atmalıyız. Avrupa Şampiyonu olmak bu ülkede Şampiyon olmaktan inanın daha kolaydır, konsantrasyon.

Kaleciden sonraki en önemli forma ilk topa basıcı 6 numaradır. Gözümüz venseremosta, 12 km den fazla koşacaktır. Gomis zaten ağır son top tabelacısıydı, muhtemelen hızı daha da yavaşlamıştır, ya sağ sol hücum oyuncukları yağmur gibi pas atacak ya iki kişi oynayacaklar.

Bozuk düzenden çıkış için başka yol yoktu, bir devrim başlamıştır, süreklidir, zaferler zayiat ister, acımak yok ezip geçeceğiz, lider düşerse, çözülürse, devrimi satarsa hesabını soracağız. Düşmesinler peşimize kupa kazanamadık diye takıma küsenler,  Aslan'ın  yaralarını saracağız, ikiye ayrılmıştık ya yeniden kucaklaşacağız, tribünlerde hep beraber Pınarbaşı çekeceğiz. Büyük Galatasaray Taraftarının büyük takım taraftarı refleksine güveniyorum. 

Mayıslara sözümüz var bizim, ölürüz yoluna, haydi çocuklar hazırız biz, yakarız ortalığı bilirsiniz, top sizde.

Yolumuz Cim Bom'un Savaş Yoludur.  

22 Oca 2022

Çubuğu Tersine Bükmek; Trabzonspor Maçı

 


1-BJK maçı gündüz oynanmış haberim yok, sonucu Maçkolikten öğrendim, o sırada Ümraniyespor maçını izliyordum. Akşam Fener maçı izledim, 2.yi atsa kapatıp kaçacaktım. Bu yaşıma geldim, bizim maç hariç Fener'in 2 farklı öne geçtiği golü görmedim. Durum 1-1 stoper, kalecisine vakit geçirmek üzere yerdeki topu eğilerek kafayla pas veriyor. Biz bunlarla rakip değiliz.

2- Ülkedeki futbol endüstrisi 3 sezon üst üste küçük takım şampiyonluğu taşıyamaz, Biz Fener'e gülerken, onlar bizim berbat halimizle teselli bulurken, futbolumuzun marka değeri bit pazarına düştü. Romanya futbolu  kasaba semt takımları(Vitorul, Urziceni, Galati, Giurgiu, CFR...,)  şampiyon ola ola öldü. Benzerini yaşıyoruz.

3- Tarihimizin en rezil puan tablosuyla karşılaşılınca cinayeti de üstlenen delikanlı çıkmayınca devrim yapmak kaçınılmaz olmuştu. Yarın düzlüğe çıkılınca kimse Keşanlı Ali olmaya kalkmasın. İlk 2 maç eşek yükü gol yendi, kanama devam ediyor. Öyleyse devrim de devam edecek. Galatasaraylı çocukları ağlattınız hesabını soracağız. 

4- Yanlış bulduğumuz olayın tam tersini uygulayarak eğilen çubuğu tersine bükmekten başka çare kalmamışsa, Lenin'e danışmanın tam zamanıdır. Sadece dalları yerinden oynatmakla olmaz, kütükleşmiş gövdeyi silkeleyeceğiz. Galatasaray taraftarı sadece sevinçten ağlar. Kelle almaya devam.

5- Kim gereksiz yere yüceltilmiş, kim hak etmediği payelerle donatılmışsa, ona haddini bildirmenin vakti gelmiştir. Kupaları Galatasaray kazanmış, kaybetmiştir. Yolumuz kısalmıştır, kazanamayan takımın başında ortasında ayak ucunda kim varsa af yok, gazabımız korkunç olacaktır.

6- Trabzonspor'un bizden daha iyi oynadığını kabul etmiyorum. Atılan yenilen golleri çıkar, arada 25-30 fark var diye bilmeyen birine izlet, futbol oyununu yasaklar. Söyledik vaktimiz yok beklemeye, 2 haftada patlamalı Gala tohumları. Yok takım çalışmamış, yok futbolcular kötüymüş, savunma yok. 

7- İsmail Çipe lisanslı bir uzun adam, kaleci değil, Storlardan lisanslı bir ürün kaleye geçirsek topun çarpma ihtimali var en azından. Kimin torpili, hangi cemaatin sakallısının emri, sular durulunca dosyayı açacağız. Şimdilik başka birinin kaleye geçmesini, ve kaleye top gelmeyecek bir planın uygulanışını görmek istiyoruz.

8- Uğurcan'ın eli ne kadar iyiyse, ayağı o kadar kötü, 90 a şut çekme çıkarır, yerden üstüne nişanlasan gol atma şansın daha fazla. Verilen geri paslarını kovalasak bile ekmek çıkar. Hele çalımcılardan birini ısrarla Hüseyin kazması üstüne salarsak pasta bile yalarız. Devir kendi oyunumuzdan çok rakip hatası bekleme devri. Küçüldük. 

9- Maça gidecek Galatasaray Taraftarının her biri birer madalya hak etmiştir. Bizler kupasız geçen yıllarda tribünlerde büyüyerek, formanın şerefini koruduk. Yenilgi yılları bir tarih diyalektiği dersidir, kazanılan maçın taraftarı olmak kolaydır, Göster kendini miras bıraktığımız kötü gün taraftarı.  

10- Can evinden vuruldun Aslan, öldün sanma sadece yaran kanıyor, teslim olma ayağa kalk savaş yeni başlıyor, kalkamazsan işte o zaman ucunda ölüm var. İki üç ve daha fazla Gala taraftarı yetiştirmek; Parola budur.

Haydi Cim Bom, Çubuğu Tersine Bük, sen bizim ÇOCUKLUK AŞKIMIZSIN.

20 Oca 2022

Devrimin İlk Resmi Geçidi; Kasımpaşa Maçı



1-Maç oynandıktan, sezon bittikten sonra herkes yazar, maksat önceden yazmak. 5 taş oynamıyoruz, hipotez ortaya koyuyoruz, Galatasaray'da Devrim olmuştur, esas olan budur, şartlar oluşmuş, devrim yapılabilecek fikir birliğine varılmış, engellenemez bir anda da kırmızı butona basılmıştır. Yöntemi Tartışılsın.   

2- Yardımcı hocaymış, burun kıvıranlar var, adını ilk defa duydum, yolda görsem tanımam, Galatasaray'ın içler acısı durumu baz alındığında tez doğrudur, Dünyanın şu an en büyük hocasının yanında en büyük 3 takımla 13 sezon geçirmiş. Pep'in berberi gelse fikrim değişmezdi, gelişine  bayrak sallarım.

3- İşimiz kolay, artık bir Hocayı kovma süresi çok kısaldı, aksiyona bakacağız. Görünürde fark yediğimiz bir maçını izledik. Tabelacı, biatçı, mitolojiciye, zancıya göre felaket daha da büyüdü. Acaba gerçekten öyle miydi, 30-40 dakikalık futboluyla ömür biçilebilir mi? Evet, Ömrü uzun olacak.

4- Görüntülerden golleri çıkarıp maçı tekrar izliyoruz. Sağ sol saldırı bekleri mesailerinin büyük bölümünü efektif olarak rakip yarı sahada harcadı. Faktör, Büyük Takım oyun planı faktörü. Kalede sepet yerine kaleci olsa, savaş beklerinden biri kazma olmasa, tabelacıda az yetenek olsa maç hezimetle kazanılırdı.

5- Saldırı beklerinden gol bekliyorum asisti saymam demiştim, penaltıyı atsa teze yardımcı olacaktı. Futbolcular da sanki yeni gelmiş gibiydi, ulan sezon başından beri hakeme karşı oynuyorsunuz, eller kollar yanda kafaya çıkıyorsunuz. Helal süt emmiş hakeme! denk geldin de serbest vuruş golünü saydı.

6- Korner, penaltı atmasını bilmeyen takım, çok iyi kornerden gol yer, kalecisi her penaltıda terse atlar. Çünkü atmaya çalışmadın ki yememeye çalışacaksın. Kerem'in serbest vuruş antrenmanı düştü internete, aynısını attı. Devamı gelecek, korner golleri başlayacak.

7- Emre Kılınç'ta zinciri çözülmüş köle huzuru gördüm. İlk form tutan olacaktır. 6-8 numaralı formalar, koşu mesafesi kriterlerine uyuyor, geçiş oyunlarında geri dönüşlerde cortluyor, çare bulunur, Bartuğ'a güveniyorum.

8- Maça gelecek kullar, sonuçtan bağımsız, istifa, terim tezahüratı yapacak duyumları var. Burak Elmas, eğer sen de zerre kadar Gala sevgisi varsa, en ufak bir tezahüratta maçı durdur, tribünleri boşalt. Adamın adamı, adamın düşmanının Büyük Gala tribünlerde yeri yok, gerekirse emekli olduğumuz tribünlere döneriz.

9- Oynadığımız oyundan daha kötüsünü oynamamız mümkün değil, bu kumarı ben de oynardım. Ekibiyle, gestapo subayı Piri dahil kovulması bir ayaklanmadır, fazla beklemeyeceksiniz, bu akşam yetişmedi, Trabzon maçında kalecisi olan takım kükremeye başlayacaktır.

10- Galatasaraylılık, kişilerden, Başkan'dan Hoca'dan 3 puandan Kupalardan bağımsız, bir kültür, bir gelenek, bir huy, bir yaşam biçimidir. Yaşasın Galatasaraylılığımızın yüksek öğretisi.  

16 Oca 2022

İMPARATORRENT

 


1- Dünya'nın en korkunç yaratığı Yaralı Aslan'dır, Teslim ol çağrılarına ateşle karşılık verirken düştük. Yedi yerden yara aldık.  Uyan ey yareli Şir-i Jiyan bu hab-ı gafletten diyoruz, silkiniyoruz, yeniden başlıyoruz. Gazamız Mübarek olsun. 

2- Cevap hakkı doğmadığı sürece bari kişisel anılarımın  güzel kalması için Fatih Terim'le ilgili paradoksal fikrimi söyleyip geri çekiliyorum. Milano sokaklarında Halil Özer'i kovalattığım günlerin büyük hatırası var.  Bu akşam yeni gelen Çaylağı kovduk, VI. Terim'i çağırdık deseler itiraz etmem. Futbol takımı hocası değildir, bana da hoca lazım değil, Ali Sami Yen'in torunu, Metin Oktay'ın çocuğu hoca olsa  benim için fark yoktur.

3- Bu kumar oynanırdı çocuklar, en iyi kadro bizde olmasına rağmen en kötü topu biz oynuyorsak mevcut hoca gitmiyorsa başka yolu yoktu. Daha kötü olursa kovulma operasyonu kolaylaşmıştır. Asırlık bir yük kalktı üstümüzden. Bedeli  çok pahalıya mal oldu. Bodrum'dan sonra Alaçatı'ya da Terim Ağalığı kurduk.

4- Çaylağın ismini bile bilmiyorum, yolda görsem tanımam, bana düşen, sıfatı Galatasaray hocası olan birine saygıdır, mecburdur. Sevgi özgürdür, eleştiri ateş serbesttir. Ayağa kalkmaya ateşe devam etmeye katkısı olmayacaksa bizim de beklemeye zamanımız yoktur. onun da fazla seçeneği, ik yolu var, ya dönüş biletini okeyletmek ya ayağa kaldırmak.

5- Kimin hain, kimin kahraman olduğuna cari karar vericiler, anı yaşayanlar değil, geleceğin büyük Galatasaraylı kuşakları karar verecektir. Sefasını sürdük, cefa yılları büyük Gala Taraftarı için bir tarih diyalektiği dersidir, geçeceğine asla şüphem yoktur.

6- Büyük takım taraftarı aldığı kupalarla övünen değil, kaybettiği kupaları alamadığına üzülen, hesap sorandır. Büyük Takım Taraftarlığının gereğini yapınız. Galatasaray'dan başka neyiniz var, kenetlenin. Eğer içinizde Terim yeniden gelir belki yenilelim diyen varsa, en ağır küfürleri ettim duyabilir.

7- Haydi bakalım kovulma sırasını bekleyen Galatasaray'ımızın 83. Hocası. 2000 lerin Şampiyonlar Ligi kafa takımıdır teslim aldığın, hani logodaki 8 yıldızdan birinin sahibi, kurucu ortağı. Gözümüz üzerinde Metin gibi, Hasan gibi oynat yeter, yenilmekten sakın korkma, Peşindeyiz.

8- Galatasaraylılık sonuçtan, kupalardan kişilerden bağımsız, bir imaj, bir hulus, bir haslet, bir mürşit sonsuzluğa akıp giden bir harstır. Yense de büyüktür yenilse de. Bugün de ne mutlu,  Ben Galatasaraylıyım diyene

11 Oca 2022

Kovulma Sırası Gelen 83. GALA Hocası



Geçici, kalıcı, çöp, çaylak, efsane, İmparator 82 hoca geldi geçti, Domenec Torrent  83. olarak bu akşam Florya'yı teslim aldı. ilk sözlerimizi söylüyoruz, umarım son sözlerimizi alabildiğince geç söyleriz. Büyük Galatasaray Taraftarı Sosyal Medyası Dünyanın en büyük hocasıdır, En büyük zevki, en büyük icraatı da takımın değişmez Hocası, Töresi Fatih Terim dışarıdayken mevcut Gala hocasının dönüş biletini okeylettirmektir. Umarız ki vizen öngörülen süreden de uzun sürer, uçağa geç binersin. 

O kahrolası unutulmaz 10 Ocak 2022 itibarıyla hiç birimizin tanımadığı kovulmak üzere olan yeni hocamızın kısa künyesine baktık. Futbolculuğu yok, olsa tanırdık. Önemli değil, Morinho'da futbolcu değildi. Dünyanın sayılı büyük hocalarından birinin çırağıymış. Her hoca çırağı gibi, ben kalfa oldum zannıyla Amerika'ya oradan Brezilya'ya uzamış. Çalıştırdığı takımları duymadık, nasıl futbol oynadıkları da bizi bağlamaz. Amerika'da futbol bildiğimiz kadarıyla yok dan biraz iyi.

Acemi nalbant, ustalığa Kürdün eşeğini nallaya nallaya geçermiş. 60 yaşında kalfalıktan ustalığa geçmek için Türk'ün en büyük takımını nallamaya gelmişse Dünya'nın en şanssız hocası. Fazla vaktimiz yok bizim Hocam, yedi yerden yara aldık, 3 puanla 5 golle pansumanla iyileşecek gibi değil. 

Ayda bilmem kaç 100.000  Yuro alacakmış. Nelsson'u 2 metre sıçratmak, Halil'in baldırına yay takmak, Taylan'ı 15 km koşturmak, Morutan'ın kıçına motor takmak, Berkan'a beyin ameliyatı yapmak için getirilmediğine göre ne hüneri ne acaba?

İnsan üstü bir yeteneği yok yani, uzmanlık alanı Teknik Direktörlükse, deşelemeye önce ben başlayayım. Bakalım his takımı hocası mı?

Mishels olamaz, total futbol icat edildi, patenti kapıldı. Catenoccio yu ben buldum dese yalan, Hereria'dır mucidi. Bir zamanlar WM sistemi vardı, M şeklinde savunma W şeklindeki hücum hattının oluşturduğu sistemin yaratıcısı unutulmaz Arsenal'in unutulmaz Teknik Direktörü Herbert Chepman'da değil, 83. Galatasaray Hocası.

62 Brezilyasını sahaya Didi, Vava, Pele, Garrincha, Zagolla ölüm forvetiyle çıkartan, Dünya'nın sayılı büyük testisli hocalarından Moreira'ya benzer mi? Keşke olsa, o da değildir, Ulusları savaş zamanlarında bile futbola sevdalı yapan büyük hocalar uçurtmalara binip gittiler. 

Çok şey mi istiyoruz, Labonowski'nin top Dinemo Kiev'deyken, 1-8-1, top rakipteyken 0-10-0 taktiğiyle oynatıp, rakibi orta sahada boğacak gibi özgün, Rudakov'u Dünyanın en gereksiz kalecisi yapan, orijinal bir taktiği var mıdır?

Bizim ligimiz çim sahalarda değil, bok içinde oynanıyor. Maçların sonuçları  hakemler tarafından belirleniyor. Her maça Gala 1-0 geriden başlıyor, Federasyon Başkanı taraflı, gözümüzün içine baka baka yedi koskoca Terim'i. Şikeden hapis yatıldı bu ülkede, deplasman otobüsünden daha fazla polis otobüsüne binen futbolcular var. Tribünleri çeteler idare ediyor, hiç bir maç yüzde yüz temiz değil. 

Taktik, teknik sökmez Hocam, sökse koskoca Reykart'lar, Dünya Kupası kazanmış Del Boske'ler, Aragones'ler, Low'lar, Hidink'ler kovulmaz. Başka bir şeye ihtiyaç var, sistem bozuk, sporun lağım medyası var, taraflı, iktidar futbola müdahale ediyor, Var icat edildi istediği gibi tabelayla oynuyorlar. Maç bittiğinde hiç kimse sonuca razı değil, Şampiyonlukların sayısı bile belli değil. 

Umarım haberin vardır, Galatasaray'ımıza Monşer Hocalar hiç uymaz. DNA larımız  kaldırmaz, biz his takımıyız, taktikten önce isyan gelir. Galatasaray'ın Türkiye'deki langırt liginde Şampiyon olması için bir Hoca'ya ihtiyacı bile yok. Formayı sahaya atsan, en kötü lig sonunu 3. bitiriyorsun. Galatasaray'ın kötü oynaması, yenilmesi, Şampiyon olamaması için bir büyük Hoca hamlesi gerekebilir belki. İstesen de kötü oynatamazsın yani.

Pislikle mücadele edebilecek misin, yarın Galatasaray yine kaldığı yerden satırla doğrandığında verdiğin taktiklerin bir işe yaramadığını gördüğünde ne yapacaksın? İşler kötü gittiğinde, Galatasaray yenildiğinde biz Grande'nin omuzuna yaslanıp ağlayabiliyorduk, sen kimsin? Bizle beraber ağlayabilecekmisin?

Hoş geldin 83. Galatasaray Hocası, Bizde saygı mecbur, sevgi özgürdür. Florya senin. Umarım 1-2 veya daha fazla Galatasaray taraftarı çocuk da, senin sayende aramıza katılır. İşte sen o zaman başarılı sayılacaksın, aldığın kupalarla değil, tribünlere gönderdiğin çocukların sayısıyla ölçüleceksin. Büyük Galatasaray Taraftarı en yakın yol arkadaşındır, Galatasaray sana emanet, 

Yolun ve bahtın açık olsun Amigo



10 Oca 2022

Futbolumuzdaki Fatih Terim Vakası

 




Geldiğinde Ulubatlı Saunes Kadıköy'e bayrağı dikmişti. Kalecisi Fridel, golcüsü Saunders, oyun kurucusu Tugay, kaptanı Bülent Korkmaz'dı. Geldiğinde Ulusal Takım, katıldığı ilk Avrupa Şampiyonasından 3 maçta gol atamadan sıfır çekerek Portekiz, Hırvatistan, Danimarka'ya çarpılmıştı. Bizi eleyenleri bir üst turda hacamat ettiler.

Kaleci Fridel, bu yazı yazıldığı tarihte Tottenham kalesindeydi. Saunders yıllarca Nothingam Forest, Benfica'da ve Galler Milli takımında oynadı. Boğazlı kazakla geçti Galatasaray'ın başına. Bir tasarımcıyla çalışacak karizmanın başlarındaydı. Hayrettin, Volkan Kilimci, Mehmet Duymazer, Cengiz Dülgeroğlu, (hakkını yemeyelim 1 maçın son dakikalarında girip, 40 metreden gol yemişliğiyle tarihimize ismini kazımayı başarmıştır) Fridel'den boşalan kaleye geçen anlı şanlı büyük kalecilerdi. Bugün arayıp birini sorsan önce Allah'a sonra Terime dua ederlerdi elbette.


Gelir gelmez takımı tırpanlasa yakışık almazdı, çünkü henüz Sancak'tan yeni dönmüş bir şehzadeydi, İmparator olacağı günlerin düşünü kuruyordu. Van Gobbel'le başladı,  Galatasaray alt yapısı Türk Futbolu'nun kaderinin ağlarını örüyordu, güzel günler yakındı. Bülent Korkmaz, Okan Buruk, Suat Kaya sahnedeydi. Arif, Ergün, Hakan Ünsal, Hakan Şükür takımdaydı. Henüz 96 yılının başındaydı, bu kadroyu bir yerlerden hatırlayan var mıydı? Finalde oynayan 4 yabancıyı koy, takım o takımdı. Fatih Terim'in onca uğraşına rağmen 4 senede bozamadığı takımdı. Takımın genleriye  4 sene boyunca oynamış, ama o büyük takımın büyük futbolcuları her seferinde bir delik bulup Terim'in gazabından kurtulmayı başarabilmişti.. Bilgisi daha doğrusu bilgisizliği  takımı bozmasına izin vermemişti. Birileri acaba takımı motor sanat terk bir kıroya teslim etmemiş miydi?

Bu yazacaklarım, Galatasaray tarihinde en iyi bildiğim, bizzat şahit olduğum, çoğu Galatasaraylının bilmediği, bilmesi gereken şeydi, dikkatle okuyun, ezberleyin. O yıllarda Bükreş'te iş yapıyor, Galatasaray fahri yöneticisi sanılıyordum. Lucescu'nun arkadaşı bizim müdürümüzdü. Bir gece Hagi elinde bonservisi, Bükreş'ten Meksiya gidecek uçağa binmek üzere Otopeni'deydi. Aynı uçakta Bükreş'te iş yapan yönetici İrfan Kurtoğlu Hagi ile yan yana düşmüştü. Yüce Futbol tanrıları bir şeyin peşindeydi ama neyin di? Çok geçmeden hepimiz anlayacaktık.'' Galatasaray'da oynar mısın''? Hagi diye sordu. Meksika ligi o zamanlar futbolu bırakmak üzere olan büyük futbolcuların  fil mezarlığıydı. Son zevklerini de yapıp ölmeye giderlerdi. ''Neden olmasın'' dedi, Hagi. İndiklerinde Faruk Süren'i aradı İrfan Kurtoğlu, yanımda Hagi var. Faruk Süren usulen Terim'e sordu, burasını bilmiyorum sanmıyorum sorduğunu ama hadi sordu diyelim. Meksiko Siti'den Yeşilköy'e kalkan ilk uçağı  beklediler ve önce Lucescu'nun, sonra benim haberim oldu. Gece eve telefon ettim, bir haber, bir yalan haber varmıydı? Yoktu, Hagi uçaktaydı, Türkiye'ye ilk haberi ben verdim. Anlattıklarımın eksiği vardır, ama fazlası yoktur. Hagi transferinin en kısa hikayesi budur, Fatih Terim'in Hagi konusunda hiç bir dahili yoktur. Kendi küçücük aklıyla gelsin, nasıl olsa oynayamaz, kovar göndeririz mantığıyla, ve çaylaklığı dolayısıyla en azından ses çıkaramamıştır.


İsviçre Milli Takımı ile oynadığı eleme maçlarından bize gol atmasa tanımayacağı Adrian Knup'la geldi. Hakan Şükür'ün yollarına taş koyacaktı. Çıktığı ilk maçta, Van deplasmanında Hagi iki gol atarak ilk maçtan acaba dedirtti. Arkasından Trabzon maçında çaktığı serbest vuruş golüyle 2 maçta Galatasaray efsanesi kimlik kartını cebine koymuştu. Artık Terim için yapılacak şey Keşanlı Ali gibi cinayeti üstlenmekti. İçeride Hagi'ye teslim olacak, dışarıda Hagi'ye öğrencim diyecekti. 4. maçta Ali Sami Yen'de Fenerbahçe'ye 4-0 yenildi takım. Şimdi tapınanlar takım otobüsünden önce Florya'ya intikal etmişlerdi. Terim takım otobüsünden yolda inmek zorunda kaldı, hikaye daha başlamadan bitiyordu. Dayağı Sebo'lardan, Yılmaz'lardan Faruk Süren yedi. Takım, ilk yarıyı beklenmedik şekilde farklı lider bitirdi.

Hagi devredeydi, Sağ beke Van Gobbel'in yerine, Filipescu'yu, Knup'un yerine de Adrian İlie'yi getirdi. Şampiyonluk garantiydi artık, elde var 1 di. Fatih Terim yapmıştı! Ya da İmparator çırağı, Avrupa Futbolunu, dirilmekte olan Staue Bükreş'i çok iyi tanıyordu kim bilir? Fakat ikinci yarı da beklenmedik şeyler oluyordu,
fark kapanıyordu, ilk 3 maç beraberlikleri zor kurtardı takım, 4. maç lanetlendiğimiz maçtı. Fenerbahçe'ye yenildik, Beşiktaş aradaki farkı kapatmıştı. Son düzlüğe girerken işler sarpa sarıyordu, İnönü'de İstanbulspor'u yenemezsek işimiz bitecekti. Maç düelloyla geçiyor son saniyeye 2-2 giriyorduk. Arif balıklama atladı, Derinliklerden hakeme bir vahiy gelip penaltıyı çaldı. 40.000 Galatasaraylı ile birlikte Fatih Terim'de gözünü yummuştu, topun başına gidecek futbolcu yoktu.  Biri gitti ama o da futbolcu değildi zaten. Elini kalbine götüren, penaltıyı atan, her Galatasaraylının adını andıkça gözünün dolduğu Hagi'ydi, ne futbolcusu?

Mesut Yılmaz Başbakan, Mehmet ağar paralel Devlet Başkanıydı. Şükürler olsun ki Galatasaraylılardı ve şimdiki Başbakan gibi futbolla ilgileniyorlardı. Mesut Yılmaz'ın oğlu Hasan, Başbakanlık konutuna Galatasaray Bayrağını asmıştı, Galatasaray'ın yolları açıktı. Taş koymaya çalışacaklar başka baharları beklesinlerdi. Volkan Kilimci-Mehmet Bölükbaşı kalede olsa bile takım yediğinin 2 misliğini 3 mislini atarak Şampiyon oldu. Sami Yen'de Fener'e farklı yenilmek pek önem kazanmamıştı. 2. Şampiyonluk gecesi bizim Casino'nun bahçesinde kutlandı.
3. seneye artık Galatasaray asıl kuruluş felsefesini hayata geçirmek üzere başladı. Türk olmayan takımları da yenecekti. Hagi bacanağı, Barcelona kaptanı, Şampiyonlar ligi kupasını kaldırmış Popescu'yu sefer göreve çağırdı. Popescu, Romanya'nın 2 numaralı futbolcusuydu. Fatih Terim çok iyi tanıyordu! çağırsa ikilemezdi, çağırdı!

Terim'den önce oluşmuş omurga, Terim zamanında da dağılamadı, 98 Dünya Kupası finalini oynamış, 2 Dünya kupası ellemiş Taffarel artık kaledeydi Türkiye'deki Şampiyonlukların yerini Avrupa Şampiyonluklarına bırakmalıydı. Her ne kadar Beşiktaş efelense de sonunda mutlaka biz Şampiyon olacaktık. Terim'de artık manipülasyonlarla, kendi omuzlarına yıldız takıyordu. Tolunay'ı transfer etti. Hayırdır, Ümit'in, Tugay'ın, Okan'ın, Suat'ın Hagi'nin oynadığı Çin Ordusu namlı orta sahada Tolunay'ın ne işi vardı? İmparatordu ya mutlaka bildiği bir şeyler vardı, bizim bilemediğimiz. Elde var 3 dü.



4. yü ezbere bilmeyen Galatasaraylı zaten Galatasaraylı değildi.  Lafın tamamı aptala anlatılırdı. Türkiye liginin oynandığı son 30 yılın tek delikanlı sezonuydu. Galatasaray efsanesi, Ümit Burnundan, Sibirya Bozkırlarına kadar bütün Dünyaya yayıldı. Fatih Terim yazmıştı bu destanı! hem de tek başına.

Ordaydık kendi gözlerimizle gördük, Popescu penaltıyı Arsenal ağlarına gönderdiğinde az kalsın bize doğru koşacaktı, bir an durdu vazgeçti, ''Allahım Şükürler olsun'' dedi yere yığıldı. Zaferi paylaşamazdı, sadece kendisinindi. O hariç bütün takım ve, 12.000 Galatasaraylı kucaklaşmış ağlıyorduk, o tek başına ağlıyordu. Ve artık Tekelistan'ın İmparatoruydu.

Takım son lig maçını oynamak üzere Ali Sami Yen'e Avrupa Kupası ile çıktı. 30.000 Galatasaraylı tribünlerde, 30 milyonu ekran başlarında gitme diye yalvardı. Her şeyin bir bedeli vardı, her şey birilerinin izin verdiği kadar yapılabiliyordu.

İtalya ile sorun vardı, Apo yüzünden husumet çıkmış, millet Versace kravatları Taksim Meydanında yakıyordu. Türk Devletinin başındakilerle, İtalyan Devletinin başındakiler bereket Futboldan anlıyorlardı. Anlamayan Ecevit, Demirel olsa Haçlı Seferleri'nin başlaması içten bile değildi. Devlet Memuru Terim'i İtalya'ya gönderdiler, biz televizyonlardan Fiorentino maçlarını seyrederken, Lucescu Süper Kupa maçında Şampiyonlar Şampiyonunu indirdi. Bu Galatasaray'da artık fazla olmuştu ama. Çökecek sandıkları takım iki defa Şampiyonlar Liginden kalifiye olmuş, çeyrek finalde averajla Real Madrid'e geçilmişti. Yine ordaydık.

5. Şampiyonluk en kolay Şampiyonluktu. Çingene! Lucescu, ha indi ha inecekti. Galatasaray'a ilk ameliyatın yapıldığı sezondu. Fakat hasta narkoza bir türlü cevap veremiyordu. Çareyi buldular, Okan'la, Burak'a görev verdiler. Lucescu'nun ilk Şampiyonluğunu çaldılar. Bu takımı dağıtmazlar ise, işlerinin daha da zorlanacağını biliyorlardı. Takımı dağıttılar, en olmadık futbolculara, en olmadık takımlar buldular. Arif bile, Fatih Akyel bile yabancı takımlara gittiler. Lucescu'ya da enkaz bıraktılar. Bilmedikleri, hesap edemedikleri bir şey vardı. İyi futbolculara iyi futbol oynatmak için, iyi Hoca olmaya gerek yoktu. Ölüye top oynattı, Şampiyon olup ilk yüzbaşı ünvanını Florya'ya getirdi. Gerçek yüzbaşılık, sahte İmparatorluklardan çok daha kıymetliydi anlayana.

Kendisini Hoca sanan Motor sanat terk, çakma İmparator, iki devletin derin işlerini hallederek, İtalyan Devlet nişanı Comandatöre ünvanı aldı.

Galatasaray'ın işini başkası bitiremeyecekti. Bu ülkede iş adamlarına 1000 dolar karşılığında akıl veren adam, meslek lisesini bile bitiremeyen Fatih Terim'di. Yazık oldu güzelim, yanlız Ülkemize. Lucescu'yu ağlatarak kovdular. Öldürücü darbeyi indirmek üzere Terim'i memur ettiler.

Adamma Sarr, Felipe, Klodian Duro, Baliç, Pinto, Pratez. Harbiden büyük futbolculardı. Aklına eski kavak yellerinini estirdiği yılları geldi. Tuna Nehri'nde balık tutanları futbolcu sanıp çağırdı. Anca onlara ulaşabiliyordu, Petre,Tamaş,  Hagi'nin Popescu'nun yaptığını yaparlardı canım ne fakları vardı?


Frank de Boer, Lukunku, Xavier, Cristian, Revivo, bit pazarında ki tüm yabancı futbolculara Galatasaray forması giydirdi. İsmini hatırlayamadığımız varsa bizi affetsindi, Galatasaray morga kaldırıldı, kovuldu. Aldığı Şampiyon takımı Orhan Ak'la, Cihan Haspolatlı ile, Volkan'la teslim etti.

Milli Takımın başına verdiler tekrar. Bu kadar sadık adam, boşta kalacak değildi ya. Milli Takımın en başarılı hocası diye yutturdular. Şenol Güneş'in Dünya 3. lüğü kaynadı gitti. Bu arada morgtaki Galatasaray, leş takımlarla arada 2 Şampiyonluk daha çıkardı kendisi yokken. Aradaki Şampiyonluk farkı bir türlü Fenerbahçe lehine oluşturulamadı. Birinde imalat hatası Bursaspor mucizeyi başardı, Tüpçü ile Seramikçi, Aziz'i otobanda bekliyordu. Bu sefer de Karadeniz'in deli dalgaları şahlandı. Baktılar olmuyor, müdahale ettiler. Fenerbahçe Şampiyon yapılmış, Şebeke rahatlamıştı, Şebeke'nin 1 numaralı evladı, Milli Takımdan kovulmuş, Bodrum'da balık tutarken parmağını koparmıştı.

Fakat o da ne savcılar, köre atmış, topalı yakalamışlardı. Maçlarda hile olduğu ortaya çıktı. Fenerbahçe'yi kodese attılar. Fenerbahçe rahat Şampiyon olsun diye Beşiktaş'ın parasını sokağa atan Tüpçü'nün bıraktığı takım, menemenle beslenmeye başladı. Fatih Terim 8. takımı aldım diye ortaya çıktı. Şampiyon olduğu maçta, 8. olan takımdan hiç kimse oynamıyordu. O sene Galatasaray şampiyon olmayacaktı da, Elazığspor mu Şampiyon olacaktı?

Süper Final'de az daha Şampiyonluğu veriyordu. Sanki sonradan icat edilmiş gibi tam ağlayacaktı ki, Beşiktaş Fener'i yenip İmparator'a serum taktı. Beşiktaş'ın başında kankası Tüpçü olsaydı 10 puan fark atarak girdiği finallerden Galatasaray'ı 3. çıkaracaktı. Yine de onca transfere rağmen bize son saniyelerde alkol komasına girmiş vaziyette Aleks'in kullandığı serbest vuruşu seyrettirdi. Şampiyonlukla beraber canımızı da almıştı.

2 senede 2 takım futbolcu transfer etti. Fenerbahçe henüz beraat edememiş, Beşiktaş menemenden pirzolaya geçememişti. Takım hiç bir maçta iyi oynayamadan idare ediyordu. Şampiyonluğun kaçması an meselesiydi. Drogba ve Sneijder hamlesiyle aradan sıyrıldı. Şampiyon olamasa bahanesi hazırdı, takımın başında değil, çatılardan maçları seyrediyordu. Şampiyon olunca uzaydan da yönetirim diyecek, zaferi tek başına üstlenecekti.

2. ameliyatı yaptılar. Şampiyon olmayacağını ( olamayacağını değil) kuşları fısıldadı. takımın yerli futbolcuları Ptt ligi seviyesindeydi. En iyi kendisi biliyordu, bilerek zemini hazırladı. Kaçtı dersem, kendisine unvan vermiş olurum, KOVULDU. Türkiye'nin en büyük hocası dedikleri adam, 2 defa Ulusal Takımdan, 2 defa Galatasaray'dan kovulmuştu. Milan'ı saymıyorum, oraya zaten hiç gitmemişti.

Dışarıdaydı, Milli akımlardan kovulmuştu, Gala kötü geçen sezondan sonra bir büyük takım refleksi, gösteriyordu, Tudor son yıllarının en büyük futbolunu oynatıyordu, tek tehlike Terim'di. Tetikte bekletildi, bir türlü takım düşüşe geçmiyordu. Günahını almayalım ispatı imkansız içeriden birileri ihanet peşindeydi, belki de kahramanlık, bunu tarih belirleyecekti. İlk yenilgide Terim'inin kapısına gittiler. Tarihini bilmeyen kötü anıları tekrar yaşayacaktı. Lucescu'ya yapılanın bin beteri Tudor'a yapıldı. İmparator 3. defa Floryadaydı.

Sayıyoruz, ismini anmadığımız bizi affetsindi. nagatoma, onyekuru(3 defa) mitroğlu, Luyindama, Marcao, Saraççi, Nsonzi, Lemina, seri, Jimmy, Sekidika, Falcao, Diagne, Andone, Ozanfour, Babel, Omar, Etabo, Halil, Maho, gedson, Tedlin, çika, Boey, Vaan, Morıutan, Nelsson..., 2 şampiyonluk alındı. Sonuncusunu İmamoğlu'na yazsınlardı. Seçim kıl payı kazanılmış, tekrarında kesin kaybettirilecekti. Devlet takımının yöneticileri futbolu sümen altı yaptı, o arada temiz balık Göztepe,  Akbil'e geçirdi, son maça potaya girdik. 

Kaybetmesi için her şey hazırdı, bir önceki BJK maçında tüm stada küfür ettirilerek son maça  orijinal taraftardan mahrum çıkarıldı. Sahte Passolig'le girdik ordaydık. İlk yarı rezalet oynadık, yenik kapadık. Bari son maça taşısak, sahamızda bir şampiyon vermesek rızasındaydık. Bir mucize oldu, eğitimsiz taraftar kükredi, öne geçtik. Sonlara doğru ecel terleriyle 22. şampiyonluğu kazandık. 

Bir sonraki sezon son düzlüğe kazanırsa Şampiyon olacak şiarıyla girdi. Pandemi bahanesi oldu, sineye çektik.

Geçen sezon 1 gol averajla kupayı verdi. İkili averajı BJK maçında çok rahat kazanırdı. Acemi Sergen son 10 dakikayı 4. golü yememek üzere kurarken, İmparator 3-1 e çoktan razıydı. Yeter ki kazansaydı. Ligden düşmüş Denizli'ye fantezi yaptı, bir futbolcu daha elini öpseydi, Şampiyonluk riske girmiş önemli değildi. Akbaba penaltıya atamadığında hepimiz olanca içtenliğimizle küfrü basmıştık.

Son maçta tribündeydik, Malatya maçında davetiyeli kulübenin tam arkasında. Akbaba'yı kazanayım diye kaleye gelen ilk topu prensi Yeşil Sepet içeri aldı, İzmir'den iyi haberler geliyordu, bir gol daha attıramadı, ülkenin gelmiş geçmiş en büyük hocası. Maç bitti, çöktük, seneye görüşürüz diye önüne gelene çak çak yapan Necati'yi ödül olarak yardımcısı yaptı. 

Ve bugün gitti, kovuldu mu, istifa mı etti hiç önemli değil, bir devir kapandı. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.  devrim mi karşı devrim mi oldu doğru analizi tarih yapacak.  

Fatih Terim vakası futbolumuzun en büyük yarasıdır. Deseleksiyondur, hiç hak etmemiş, futbol baronları tarafından seçilmiş, güdülmüş, bu anlamda verilen bütün görevleri layıkıyla yapmış bir yutturmacadır. Zaferler zayiat ister, birileri üzülecek elbet, kanın içine aksın, kızılcık şerbeti içtim de, düşmana koz verme, 7 maç sonra bir Avrupa Kupası daha kaldıracaksın, ayağa kalk. Yaşamdaki tek gerçek yol göstericin Galatasaraylılığın olsun.

Muhtaç olduğun kudret tribünlerde herkes gider biz kalırız diye gırtlak parçalayan Büyük Galatasaray Taraftarının nefesinde mevcuttur.

30 Ara 2021

Fatih Terim'in Onurlu Çıkış Yolu

 

Ey Büyük Gala Taraftarı; 

Takımın Tarihindeki en rezil neticelerini aldığımız şu günlerde durumdan vazife çıkarıyor, son çağrıyı yapıyorum.

Bu bir deklarasyondur; Fatih Terim ölene kadar, hatta öldükten sonra da en az bir 5 sezon daha ( o da acımız hafiflemişse) Galatasaray'ın başında kalmaya devam edecektir. Dışında bir hocayı düşeniniz varsa söylemeden önce bir kez daha uyarma hakkını en büyük maceraların kitabını yazmış biri olarak  kendimde görüyorum.

Sergen'in Vitor'un kovuluşuyla gidişiyle, Fatih Terim gidişi aynı şey değildir. Sen gidiyor musun Gala kötü netice aldı diye, Terim nereye gidecek? Gidecek başka mecrası mı var? Takım elendi, yenildi diye Gala otobüsünün şoförünün kovulmasını beklemekle Terim'in kovulmasını beklemek bana göre esastan aynı şeydir. 

Gala hocasının değişmesini istemekle Fatih Terim'in değişmesini istemek aynı şey değildir aklınızı başınıza devşirin.  Gala'nın başında 3 puanı alamadı, elendi diye kovulacak, veya şampiyon oluyor diye poh pohlanacak bir futbol takımı hocası yoktur. Galatasaray'la beşik kertiği yapılmış bir töre vardır. Adamlar 20 sene 6-0 ı konuştu, 200 sene daha konuşacaklar, Terim bırakıp gitse 2000 sene alay ederler kovduk diye. Kaldırabilecek misin 

Sen Gala taraftarısın, mezara koysalar tabutla gideceksin, Metin gibi gönülden sevecek, Hagi gibi sefanı sürecek, Terim gibi cefa çekecek, Alpaslan gibi peşinden koşacaksın. Elendin, üzül, kendi kanın içine aksın, sana rakip bile olamayacaklar, Ziraat kupasında yarı finale kalır mıyım derdine düşerlerken, sen en büyük maceralarının benzerini yaşayacaksın. 

7 maç sonra  bir Avrupa Kupası daha getirme ihtimalin var, onlar rüyasını bile göremiyor. Terim'i yollayacaksan kupayla, zaferle, meşalelerle, davul zurnayla yollayacaksın, şimdiden hazırlığını yap. O kupa gelmeden, 25. Şampiyonluk kupası ellenmeden Terim'i yollamaya kalkan Büyük Gala Taraftarının mezarını çiğnemeyi göze almış demektir. Hodri Meydan.

Fatih Terim'den daha büyük bir Galatasaraylı mı getireceksiniz? Galatasaraylı analar elbet başka Terim'ler de doğuracak, muhtemelen de doğurmuştur ama var mı sizin vaktiniz. Bizim vardı bekledik. 50 senemizi tribünlerde feda etmişiz, gittiği gün Seyrantepe'den öyle bir ağlarız, kuruyan Dolapdere taşar, hepiniz Haliç'e dökülürsünüz, benden söylemesi.

Onurlu Çıkış Yolu yok mu? var.

a-) Gala'da teknik direktörlük makamı kaldırılsın. Fatih Terim'le maç öncesi bilmem hangi takımın teknik direktörü yalandan selamlaşmasın. Öncesi sonrası başkası konuşsun. Titr aynı değil. 

b-) Büyük Gala Taraftarına yapılacak büyük bir anketle en az üç Gala STRATEJİST'i belirlenip Fatih Terim'in ömrü kadar mukavele yapılsın. Maçları sevk ve idare etsinler. Biri bir hamle yapalım derse, en az biri daha katılırsa yapılsın.

c-) İmparator'a  bir ad verilsin var zaten GRANDE olabilir. Arena'da sabit, deplasmanlarda seyyar bir taht yapılsın, özel bir kıyafet dikilsin, her maç aynı kaftanla makamında oturup, dosta güven düşmana korku vermeye devam etsin. 

17 Mayıs 2000 gecesi göklerde attığımız savaş ve zafer naralarını yeniden atmadan, 5. yıldızı İmparatorun göğsüne takmadan onurlu bir çıkış yolu yok. 

Bu konuda son sözümüzü, yeniden bir Avrupa Kupasıyla dönerken göklerde söyleyeceğiz. 


18 Ara 2021

Bir Umuttur Savaşmak; Başakşehir Maçı

 


1- Testi kırıldı, kadı iğfal edildi, kapı kapandı, rahatladık önümüzdeki sezona hazırlanmaya başladık desek de, maç saati yaklaşınca bir umuttur Galatasaraylılık, kalan maçlar x 3 puan, en tepedeki takımla aramızdaki farktan büyük olduğu sürece savaşa devam. 

2- Muslera'nın sakatlanmasına eşinden daha çok üzülmüşümdür, Geçmiş olsun. Gala için bir yeni bir umudun başlangıcıdır. En azından benim için. Kötü oyunumuzun biricik sebebi en azından bir süre için olmayacak.

3- Aç kalana, çocukları işten atılana, hapse girene kadar oyunu değiştirmeyen AKP'li ile, 4 senedir en ufak bir güzel futbol seyretmemiş, Kasım'da bornoz atmış yine de Muslera'ya toz kondurmayan taraftar benim için aynıdır.

4- Kale Papazı döner dönmez  paravanın arkasına yine geçirip mumlarınızı kapıp günah çıkarmaya koşacaksanız, Ülkenin en iyi kalecisi Okan Koçuk ve Yardımcısı Batuhan'ın gelecekleriyle oynamayın. İsmail Amirim'e de yazık etmeyin. Çağırın Eray İşçan'ı Papaz dönene kadar idare etsin.

İsmail Çipe Amirim neticede kötü kaleci, iyi kaleci olma ihtimali var, Muslera kaleci değil. Umarım bir daha kale yüzü görmez. 

5- Kaleci var zannıyla oynamak, boş kale oynamaktan daha kötüdür. Maçtan sonra görüşelim, en formda takım ve futbolu en iyi bilen hocasına karşı sezonun en büyük topunu oynayacağız. 5 taş oynamıyoruz, fal bakmıyoruz, geriye pas yapmaya korkarlar eşek gibi saldırırlar.

6- Berkan-Taylan aynı futbolcu, ikisi birden ilk 11 oynadığında 3.bölgede daha çok kim oynayacaksa o kötü oynayacak. Hücum parametreleri gelişmemiş, en iyi ilk topa basıcılar. ortaklaşa 6 numaralı formayı en az 15 km koşturmaları lazım ki maksimum verim alalım. 

7-TC pasaportu kontenjanı açıldığı için, üç 9 numaralı oyuncudan en iyi ikisi Mohammed-Öcü ilk 11 başlayabilir. üçü ayrı ayrı takımlarda oynasalar toplamda en az 50 gol atarlardı, biz attıramıyoruz. Bırakın 5 maç aynı iki 9 numara başlasın.

8-Lağım liginde Şampiyon olup Şampiyonlar Ligine gitmek devran dönene kadar imkansız. Paralanmaya gerek yok, çok daha kolay yol Avrupa Şampiyonu olup onursal armayla katılmak, teşkilatın düzenlediği turnuvada da Kupa'yı alıp tekrar Avrupa Ligini, Şampiyonlar Ligi basamağı olarak kullanmak.

9- Selçuk'tan beri yırtındım, her pozisyonun vara gebe olduğu maçlarımızda kaleciden Kaptan olmaz diye. Vara bu sezon 16 pozisyon gitmiş, 1 i (o da garanti, vardan size de çalıyoruz demek için) hariç tamamı aleyhimize. 18 pozisyon Vara bile gitmemiş. Marcao'yu kaptan bekliyorum, umarım kaptan çıksın diye Ömer Bayram'ı oynatmazlar.

10- Gala Başkanlığı zehirli sarmaşığa tırmanmaktır. Ya Faruk Süren olacak o kupayı getirecek fabrikanın lojmanlarında yatacaksın, ya Ünal Aysal gibi Ağrı Dağına bıçak çekip sürgün edileceksin. 3. yol uzlaşıdır, Gala DNA sına terstir. Burak Başkan'a son ihtarımızdır.