4 Eyl 2026

Kolumda Serum Maç İzliyorum; Başakşehir 2-3 GALA

 


Gollerimiz, Osimhen, Tor, Sara

Galaxi'nin Karnesi;

Uğurcan 6; 2 topu kapattı, uzaktan şut gelmedi, yan top klasik, artık kornerleri bıraktık, taçtan bile korkuyoruz.

Sallai 5 ;  Aynı şey kopyala yapıştır, Lech Walesa tersane işçisi, Mahallenin en kötü oynayanını sağ beke geçirirlerdi biz çocukken, idare eder, hiç biriniz kötü sağ bek görmemişsinizdir, sol bek görürsün, birazdan göreceksin görmediysen.

Patron 4; senede 2 maç sakar oynar, onlardan bir tanesiydi, kötü oynamadı ama kendi kalesine attı. Yedirdiğini çıkarmıştı, kötü adamlar çizgiyi başka adamdan çizdiler.

Lemina 1; Bir zamanlar Erzincan Kemah köyleri turnuvası olurdu yazları. İzlerdik, her hangi bir köy takımın gözünü budaktan sakınmayan cengaver bir çobanını koy, maskeyle oynat farkına varmazsınız. 

Jakobs 1; 1 değil 10 sezon oynasa tutanı öveni çıkar. Teknik var, uzun taç atışı yapabiliyor. Faydası kereviz sapı kadar, aldığın vitamin 10, sindirime harcadığın 50.  

Tor 10; maçın adamı seçtim, ama durum vahim, belki de geldiğinden beri en kötü maçını oynadı. 

Sara 8; 1 külek süt için 10 külek yem parasına beslediğimiz İnek. Bu maç sütümüzü zor da olsa içtik. masrafını çıkarması için her maç gol asist yapması lazım.

Yunus 2; çok umutluydum bu sezon, hala umudum var. Ama kardeş, yerine adam alınmış sırat köprüsü oyuncususun, üstüne koyarak gitsene.

Liyoşa 7; Sovyet ülkelerinde takma ad meşhurdur, bizdeki İbo, Memo, Apo gibi, taraftarı Liyoşa diye çağırıyor, ben öyle hitap edeceğim, 30. saniyede kestiği topu kolay kolay kimse kesemez, Osimhen için çok kolaydı, atsa iyice havaya girecek muhtemelen kendi de atacaktı. Sovyetler Birliğinin karlı kayını bile olsa özel sempatim vardır.

Osimhen 9; yarım kaldı, 10.5 verecektim hikayeye. top direkten döndüğünde yere düşmeden gol diye attım kendimi yere. Kötü insanların cetveli, çizgiye değdiği gösteremedi. Takımın en az %50 si, oynadığında biz 11.5, rakip 10.5 kişi oynuyor. Çıktığında geometrik olarak 1.5 kişi çıkıyor yarım Barış, 10 kişisin, rakipte hoca olsa çıkar çıkmaz savunma oyuncularını forvet oynatırdı. Bilmediği için 10 kişi kalınca eşitlendi geri çekildi, pozisyonları verdi.

Sane 1; Sanki hoca talimat vermiş, kötü oynarsan  gazoz ısmarlayacağım, o da demiş ki beni sola iskeleye at, gemi batarsa ikimiz de batalım. 

Hiç sevmem ama buradan başlıyorum, hakemden. Daha doğrusu Vardaki geometriciden. Yazan çizen çok olacak, Patron'un kafasını sıyıran top ofsayt değil. Teorik olarak da imkansız. En kolay şey topa vuran adamla kafayı vuran adamı aynı anda çiz, 10 saniye. 7 dakika tartışıldı, muhtemelen Şebeke'nin başına bile soruldu, veya askerlik yapan topçular, havancılar bilir şeffaf minkale getirtildi, bombanın namludan çıktığı anla hedefte patladığı an çizdirildi, çaaaart ofsayt. 3-0 önde olsak sayarlardı. 

Yediğimiz penaltıyı Fener'e çalsalar, bir sonraki maç düdük 12 parmak bağırsağına monte edilir, öttüreceği zaman osurturlardı. Leo'ya çalınan ofsayt değildi, tabi yendiğimiz için hakemler de hata yapar. Ağlamayı puan kaybına saklayalım. 

Yine hiç sevmem ama Gala Anayasası ilk maddesidir. Pele'yi transfer et, ilk maç banko oynatmazlar. Leo yedek başladı, telefon kulübesinde 2 adam çalımlar, çalımcıların da hastasıyım. 

Sezonun  ilk At pazarı kapandı. Celepler hiç bir malımızı satamadı, kaptırdıkları para ilk kurban bayramında belli olacak. Kefil olduğum tek topçu Leo, diğeri özel sempati duyduğum, somut olarak  herkesin kötü olduğuna hem fikir olana kadar Liyoşa. 

Osimhen 15. dakikada kasığını tuttuğu an, söyledim 1 ay yok, bilirim.  Bakalım Baytar ne zaman oynatır. 

Ligin başının 4. maçını kolumuzda rakı serumu bağlı, koltuk altımızda derece, ecel terlimizi sildiğimiz nemli havlu, küfür etmekten çenemiz felç olmasın diye bir elimiz aparat, etrafta televizyona bir şey fırlatmayalım diye yastıklardan siper, 3 puanla Yüce Gök sayesinde atlattık. Muhtemelen sonunu mezarda seyrederiz, hazırlıklıyız, canın sağ olsun Gala


30 Ağu 2026

Ölüm Kalım Maçı; GALA 3-2 Göztepe

Goller;  El Patron'un böğrü, Sara'nın çok kötü vuruşunda kaleciden seken top, yoktan var edilen pozisyon penaltıdan Osimen.

Galaxi'nin Karnesi;

Jankat 5; ne oldu anlamadık bir baktık Uğurcan kulübede, ne var ki değişen bir şey yok, kalede olsa da aynı golleri yemiştik, ilk maç için çok iyi bir kalecilik.

Sallai 5; Düz sosyalist Polonya'nın maden işçisi, mesaisini yapar, 10 yıldız almaz, 1 yıldızı da görmez. 

El Patron 9; unutulmaz maçlarından birini daha oynadı, ortak stoperin çok kötü bir maçına denk geldi, yüz akıyla maçtan çıktı

Jakobs 2; taç atışı olmasa futbolcu falan değil diyeceğim de ondan daha iyi taç atan adam varmış, Arda Kurtulan bu tırıs giden cesede 5 basar.

Tor 6; tanımasak ilk maçına çıkmış olsa 8 verirdik, mazisini arayan  kahraman.

Lemina 1; yazmaktan bıktık, yazmasak olmaz. Bu adamın yaptığı normal bir kasaba takımın orta saha oyuncusu köylünün yapamadığı ne var acaba? niye bu futbol topu ırz düşmanı futboldan zengin olmuş.

Sara 1; küfür etmekten çenem felç oldu, duydu muhtemelen çekildi serbest vuruşun başından, futbolun tanrısı vardır. Sallai'nin salakça vuruşunu gol yaptı da, hastane parası bir sonraki maçın rakı parası oldu.

Yunus 2; Ya kardeş, sizin haberiniz yok mu yapılan transferlerden. Koskoca Sane kulübede seni tercih etmiş, yarın kulübeye mahkum olacaksın, bu kadar kötü oynayacağın maç bu maç mı?

Osimhen 10; bu adama santrafor diyenle kavga ederim. 10 numara İniesta pası, stoper, kaleci, amigo, transfer baronu, olmasa değil gol pozisyonu takım orta sahayı geçemez. 

Barış 1; ilk defa üç maç üst üste hem de ligin ilk 3 maçı 1 yıldız verdik. Oynadığı oyun ve oynatılması futbolla açıklanamaz. 

Haftayı klasik bir kısır döngüyle tamamladık.

Mayıs; büyük Başkan

Haziran; istifa

Temmuz; yağlı surat kaça sattın şampiyonluğu

Ağustos; genel kurul göreve imza toplayın devirin. 

Eylül; büyük başkan. 

Sanıyorlar ki Gala başkanı Dursun Özbek. O halde bilmeyene öğretelim.  Gala'nın başında 500 yıllık bir eğitim kurumunun üst aklı vardır. Dünyada başka hiç bir takımda yoktur. Bu yüzden Gala Başkan takımıdır. Görünmeyen üst akıl birine sen başkansın der, o da ne icraat yapılacaksa yapar. Hocanın ömrü tamamlamışsa biz bile kurtaramayız.  Belki de bu maç bizden çok rakipleri can çekiştirdi. 6-2 yensek bu kadar koymaz. 

Hocadan devam edelim, klasik küçük takım hocaları değişmez mottosudur. Galip takım değişmez. Bakın görün haftaya da ilk 11 aynı çıkacak. Bir de ego tatmin meselesi var, sonradan sokarak oyuna müdahil oluyorum böbürlenişi. Koskoca Sane yedekte, tek oyun planı uzun taç atışı ve topu alanın Osimhen'e şişirmesi. 5 senedir takımın başındasın, orta yapılmayacak tek takım Göztepe, en çok ortayı bu maçta yaptırıyorsun. 

Büyük futbolcu hocalığı diye bir şey vardır. Osimhen, ilk gelseydi hoca çoktan değişmişti, İcardi-Mertens Okan Buruk'u okuttu, hoca yapmaya çalıştı, ne var ki evrim tersine işliyor, okudukça cahilleşiyor. Nokta koyalım Hatice'yi çok konuştuk, neticenin keyfini çıkaralım. Bir uzun yürüyüştür 27 yolu, 3. haftada öne geçtik. Çıktığımız gibi geliyoruz. Yüce futbol göküne duacı olun Osimhen'in başına bir halt gelmesin. 

21 Ağu 2026

Dadaşlar'ın Misafirlik Dersi; Erzurum 0-4 GALA




Sallai, Yunus, Osimhen, Osimhen golleriyle GALAXI'nin Karnesi;

Uğurcan 10; maçın adamı çoğu futbolcudan özellikle Lemina'dan çok daha iyi oynadı, maça çok konsantreydi, tehlikeli top gelse de yemezdi

Salai 2; Ben çözemedim bu adamı, salak mı akıllı mı bilemedim. Tam küfrü basacam beklenmedik bir şey oluyor. 

4$$$
Patron 8;  Rakip aslında 4 gol yiyecek top oynamadı, bölgesine çok topla girildi, tekniğiyle topu öne taşıdı, gol bekliyordum ama ihtiyaç olmadığı için fazla çıkmadı.

Apo 1; Klasikleşti sezona kötü başlar, ne durumda Göztepe maçında bakacağız.

Jakobs 2; taç olmayınca pek belli olmuyor futbolcu olduğu. Aslında çok teknik, bu kadar kötü oynayabilmesi de teknikle olur. 

Tor, Sara, Lemina ilk defa bu kadar kötü, oynayan orta saha kümesi 1, Lemina'nın ayağında demir vardı, 2 metreye topu itemedi, çok merak ediyorum, normal bir amatör futbolcunun yapamadığı Lemina'nın yaptığı ne var?  Niye bu uyuşturucu testi pozitif çıkmış surat futboldan zengin olmuş.

Yunus 8; Bu sezon Yunus yılı olacak iddiamızı sürdürüyoruz.

Osimhen 8; ofsayt sorununu bu sezon da çözemedik. Bu kadar büyük futbolcu çok rahat ölçüp biçebileceği konumda nasıl ofsayta düşer. 

Barış 1; sonra Sane kaptırıyor ya, kaptırıp koşmuyor ya, asisti az ya, Sen adamın verdiği cillop gibi topu Palandöken'e vur, biz Sane'ye sövelim.

Kadim taraftarın mantrası; Galatasaraylının yarası Fener maçı son düdüğüyle iyileşir.  İlk maçta aldığımız yaranın derdi 24 saat sürmedi, Fener yenildi. Her taraftarda mı bilmem, bende bu sezon hiç bir motivasyon yok. Çok rahatım, bu sezon yarış olmaz diyorum. 

Coğrafi kader gereği rakip dediğimiz takımları hocalarına bakınca, bizimki onların yanında Tropattoni. Normalde Martta şampiyonluk turu atarız, bir taraftan da endişem sürüyor, takım çok kötü oynuyor, hoca tersine evrim geçiriyor, kupa aldıkça daha büyümesi ustalaşması gerekirken çıraklaşıyor, aksilik olursa biz kaldıramayız erken bırakırız. Her iki durumda da strese girmeye fazladan bir iki kadeh içmeye gerek yok.

Yarım asrı geçti maç seyrediyorum, Erzurumspor gibi bir deplasman görmedim, içlerinde Galatasaraylı çocuklar, deplasman tribünü, ahır gibi kafes gibi değil, maçta küfür yok, futbolcusu pislik değil, hocası taca itiraz edip şekilden şekle girmiyor, stad tıklım tıklım, tezahüratın kralını yaptılar, 4-0 mağlup istifa diyen çıkmadı, bize çok fazla. Teşekkürle kapatılacak mevzu değil. 

Yayla havası aldık dönüyoruz, çok kötü oynadığımız maçı rutin dışı farklı kazandık. Normalde bunun yarısı kadar daha iyi oynasak bile puan kaybetmiş olurduk. Bu da bir tatlı sarı kart olsun. Batrakov'un içinden matruşka çıkmazsa işimiz zor, Şampiyonluk için bahis yapamıyoruz, ilk 5 maçı lider kapatmamız lazım. Kervan yolda düzülür, bizden büyük takım yok, 27 için çıktık bir kere yola, evvelZeus dönmeyiz.  

18 Ağu 2026

Mercan; Lise'de Okuyamayan Yolun Karşısına, Galatasaraylı İlkokulu'na

 


Bugün Beyoğlu’nda bir Galatasaray maçı gecesi Nevizade’ye girdiğinizde, yüzlerce insanın aynı anda Galatasaray marşları söylediğini görürsünüz. Sarı-kırmızı formalar, atkılar, meşaleler, telefon kameraları…

Galatasaray artık dünyanın dört bir yanında milyonların sevgilisi.

Ama bir zamanlar bu iş böyle değildi.

Ne sosyal medya vardı, ne organize deplasman uçakları, ne kombine kartlar, ne taraftar derneklerinin bugünkü imkânları…

Bir avuç adam vardı. 

Bir de Beyoğlu’nda Mercan Birahanesi.  

Mercan sıradan bir meyhane, sıradan bir birahane değildi. Liseye giremeyenlerin, okuyamayanların caddenin karşısına geçip okudukları Galatasaray tribünlerinin ilk okulu.

Ders zili çalmazdı orada.

Öğretmeni Amigo Mehmet Abi, öğrencileri ise Galatasaray uğruna gecesini gündüzüne katan tribün emekçileriydi.

1980’lerin başında Mehmet Abi, Balıkpazarı’ndaki Mercan Birahanesi’nde çalışıyordu. Galatasaray tribününden insanlar maçtan önce, sonra Mercan’a gelir, hafta içinde yine orada buluşurdu. Ziya’lar, Kuru Ahmet’ler, Sakal Fatih’ler ve daha niceleri… Mercan’ın kapısından bir giren, kısa süre sonra kendisini Galatasaray tribününün içinde bulurdu. Hamza’nın hikâyesi de böyle başlamıştı. Mercan’da Mehmet Abi ve tribün tayfasıyla tanışmış, ardından unutulamaz Ali Sami Yen Kapalısının unutulmaz isimlerinden biri olmuştu.

Sonra Peygamber Hüseyin, Yılmaz Başkan geldi.

Onun etrafında Hamza, Behzat, Çarli, Gazo, ve bugün isimlerini tek tek hatırlayamadığımız daha doğrusu tribünden tanıyıp isimlerini bilmediğimiz nice Galatasaraylı toplandı. Bu insanlar yalnızca maç günü ortaya çıkan taraftarlar değildi. Galatasaray onların haftada doksan dakikalık eğlencesi değil, hayatlarının kendisiydi.

Tribün literatürüne daha sonra Pasaj Grubu olarak geçecek tayfanın çekirdeği de o Beyoğlu gecelerinde oluştu.

Çoğu sokaklarda yattı, deplasman trenlerine kaçak bindi, gece nerede kalacağını, ne yiyeceğini bilmeden Galatasaray'ın peşine düştü. Hiç biri klasik bir aile babası olamadı, aldı bayrağını maça gitti. 

Kapalı tutulacaksa sabahlanacaktı,

Deplasman varsa yol, araç bulunacaktı,

Çünkü onlar Galatasaray’ı şampiyon olduğu için sevmediler.

Kupası için hiç sevmediler.

Bugünkü kadar yıldızları, Avrupa kupaları, milyon euroluk futbolcuları da yoktu Galatasaray’ın.

Onların Galatasaraylılığı biraz daha başka türlüydü.

Çileden doğmuştu.

Mercan’ın masalarında belki dünyanın meseleleri çözülmedi. Ama Galatasaray tribününün ertesi gün nerede duracağı, kimin hangi saatte stada gideceği, hangi beste söyleneceği, deplasmana nasıl gidileceği konuşuldu.

Bir anlamda Galatasaray tribününün genel kurmay karargahıydı.

Amigo Mehmet Abi yalnızca tezahürat başlatan bir adam değildi. Galatasaray’ın “Kapalı”sının hafızasında adı kalacak son gerçek amigolardan biri oldu. Kulübün kendi dergisi bile yıllar sonra onu “Kapalı’nın tarihine bir yolculuk” başlığıyla sayfalarına taşıdı.

Bugün tribünde bir beste başladığında on binler aynı anda söylüyor.

O günlerde bazen önce beş kişi söylüyordu.

Sonra on kişi.

Sonra elli.

Ve bir gün bütün Kapalı söylüyordu.

Aradaki fark yalnızca sayı değildi.

O insanlar Galatasaray tribününün temelini elleriyle döşüyordu.

Peygamber Hüseyin…

İmparator Hamza…

Çarli…

Yılmaz…

Behzat…

Gazo…

Amigo Mehmet…

Ve isimleri zamanla unutulmuş yüzlerce insan.

Bugün Galatasaray tribününün sahip olduğu kültürün altında onların ayak izleri nefes sesleri var.

Elbette zaman değişti.

Galatasaray büyüdü.

Tribün büyüdü.

Beyoğlu değişti.

Mercan gitti, başka mekânlar geldi. Pasaj’dan Mutlu Birahanesi’ne, oradan yıllar sonra Nevizade’ye uzanan başka bir Galatasaray geleneği oluştu. Nitekim dönemin anlatılarında Pasaj tayfasının daha sonra Nevizade’de Yadigâr Abi’nin mekânına, ardından Mutlu Birahanesi’ne geçtiği; Amigo Mehmet’in de Mercan’dan oraya geçtiği anlatılır.

Bugün Nevizade’de gençler Galatasaray marşları söylüyor.

Bazılarının babası onları Galatasaraylı yaptı.

Bazılarının dedesi.

Belki çoğu Mercan’ın nerede olduğunu bile bilmiyor.

Bunda ayıplanacak bir şey yok.

Her kuşak Galatasaray’ı kendisine bırakılan yerden devralır.

Ama bir şeyi bilmek gerekir:

Bugün 50.000 kişinin rahatça söylediği marşların, tezahüratların tarihinde, bir zamanlar İstanbul’un ayazında Galatasaray için sabahlayan beş-on adam vardı.

Bugün “Beyoğlu Galatasaray’dır” demek kolay.

Bir zamanlar o cümleyi söyleyebilmenin bir bedeli vardı.

Mercan Birahanesi işte o tarihin sessiz tanıklarından biriydi.

Duvarları konuşabilseydi, bugün Galatasaray tribününün gerçek tarihinin yarısını belki onlardan dinlerdik.

Amigo Mehmet Abi’nin sesini…

Peygamber Hüseyin’in kahkahasını…

Hamza’nın muhabbetini…

Çarli’yi, Yılmaz’ı, Behzat’ı…

Maça birkaç saat kala masadan kalkıp stada doğru yürüyen o insanları…

Bazıları artık aramızda değil.

Bazılarının nerede olduğunu yeni nesil bilmiyor.

Bazılarının doğru dürüst bir fotoğrafı bile kalmadı.

Birahanenin bile resmi yok. 

Ama Galatasaray tribününün hafızasında bir yerleri hep var.

Çünkü tribün tarihi yalnızca koreografilerin, şampiyonlukların ve büyük maçların tarihi değildir.

Tribün tarihi biraz da kimsenin görmediği fedakârlıkların tarihidir.


Bir zamanlar Beyoğlu’nda küçük bir birahane vardı.

Adı Mercan’dı.

Ve o birahanenin masalarında oturan bir avuç Galatasaraylı, farkında olmadan kendilerinden sonra gelecek nesillere bir tribün bırakıyordu.

Bugün Nevizade’de Galatasaray marşı söyleyen çocukların birçoğu onları hiç tanımadı.

Ama aslında her marşta biraz onların sesi var.

Her deplasmanda biraz onların yolu.

Her Kapalı hatırasında biraz onların emeği.

O yüzden Mercan’ı unutmayalım.

Amigo Mehmet’i unutmayalım.

Peygamber Hüseyin’i, Hamza’yı, Çarli’yi, Behzat’ı ve isimleri tarihin arasında kaybolmuş bütün tribün emekçilerini unutmayalım.

Çünkü bazı insanlar Galatasaray’dan hiçbir şey almadılar.

Sadece Galatasaray’a verdiler.

İşte, Mercan'da delikanlılığı geçmiş,  Mercan diplomalı, yüzlerce çocuğu Galatasaraylı yapmış hala tribünlerde hançere patlatan bir kaç kişiden biri olmanın gururuyla Büyük GALA taraftarına sesleniyorum, bizi unutmayın.

Yaşasın Galatasaraylılığımızın yüksek öğretisi.

17 Ağu 2026

YÜRÜYEDUR; Cim Bom'un Asi Çocukları

 


2000'lerin başında  yürüdüler bizim çocuklar,

Tribünlerin en özgün en dinamik en güzel şovlarını yaptılar. İsyancılardı.

İlk Vllazina maçında göründüler, bilet fiyatlarına tepki olarak Eski Açık'ta ortaya çıkıp maskeli  Aslanlar flamalarını astılar. 

Gri, göğsünde YÜRÜYEDUR yazısı olan polar kapüşonlarıyla kısa da olsa hüküm sürdüler. 

Ultras kültüründe, protest okumuş güzel çocuklardı. Bülent Korkmaz kadro dışı kaldığında evinin önünde sabahladılar, marş söylediler.

Her güzel kapalı tribün çocuğu gibi, gaspçı, karaborsacı çetelere yenildiler. Çapulculardan dayak yediler, lağım fareleri Aslan'ları kapalıda darp etti. Gurup olarak bir daha görünmediler.

İki üç ve daha fazla çocuğu Galatasaraylı yaptılar, tarihe böyle geçtiler.

Gala yaşadıkça, tribün kültürü var oldukça birileri hatırladıkça yaşayacaklar.

Kim bilir devran dönerse belki bir maç, belki tam zamanı, bayraklarla, naralarla geri dönerler. 

Haydi be çocuklar, dardayız, momentum düşük, yakın şu cehennem meşalelerini, tribünler sizi çağırıyor neredesiniz, KOŞADUR'un.







İ

15 Ağu 2026

Yine Düştük Yollara


14 Ağustos 2026 Gala 2-2 Çorumspor

Goller Osimhen'den'

GALAXI'nin karnesi;

Uğurcan 1 (uzağı görüş problemi var, ofsayt kaldırılan kurtarışında ofsayt yok gol olsa Var verirdi çok formsuz başladı bir de çok havalı gibi Lew Yaşin sanki)

Salai 4 (düz işçi hiç bir maç oynatma arayan çıkmaz, her maç ilk 11 koy kimse itiraz etmez.)

Patron 7 ( çıkacağını biliyorduk antrenmansız, golden önce çıksa 9)

Apo 6

Tor 7 ( oynayabileceği en büyük topları oynadı ötesi olmaz, büyümeyen her şey küçülür)

Sara 7

Yunus 10 ( tarihe not düşelim sonuç ne olursa olsun bu sezon Yunus sezonu olacak, bakalım kaç deniz yüzecek)

Sane 2 ( ilk 3 çalım denemesine bak, verimsiz ise çıkar)

Osimhen 9 (herkes yazdı ilave edecek bir şey yok)

Barış 1( her sezon başı aynı hikaye ben oldum, ben büyük topçuyum kalsam mı gitsem mi)   

Biraz geriye saralım, Ramspark'taki Fener maçına dönelim. Maçın başındaki penaltıyı Kerem atsa, tribünlere de kılıç sallasa bitmiştik. Pes etmedi ŞEBEKE Trabzon'a Samsun'a çarpıldık, ne var ki Yüce Gök iyiden yanaydı, öne geçemediler, son bir serumla şoklamayla çıktık final maçına söz geçiremediler Lang'a Osimhen'e Icardi'ye, 26 bayrakları köprülere asıldı.

150 milyonluk Osimhen'le 1 milyonluk Samet boğuşabiliyor, bizim ligde futbolcular arasında Messi-Tarık Çamdal farkı yok. Bizi öne çıkaran haslet 500 senelik kültür birikimi, büyük Gala taraftarının refleksidir. Bu sezon artık ona da el attılar. Son bir haftada yaşananlar 2. Ateş-Güneş vakası, bölünmesidir. Taraftarı bağırmayan Cim Bom bir hiçtir. Bu mesele dünyanın faal en büyük futbolcusunu transfer edebilme meselesinde daha büyüktür. 

Filmi 5. şampiyonluğa ilk gittiğimiz sezon gördük, Jardel'le başlamıştık, momentum tavandı. Genç Galatasaray yönetimi çapulculara beleş kombine yok dedi, kendi paralarıyla da almadılar, almazlar, çok iyi giden takıma otobandan İmparator diye bağırdılar, sonunda Osman Hattat'lar da yenildi. Tribünden kovamazsın bunları, oysa çok basit, Kale arkası ve kurumsal olarak alınan kombinelerin devir hakkını kapat, bir daha Galatasaray'ı ağızlarına almazlar, kahvelerde bile maç seyretmezler.

Gelelim sezona maça, son 5 sezonun en iyi oynadığımız ilk maçıydı. Öngörmüştük Yunus'un Sara'nın iyi oynayacağını, Yunus'ta tam diğerinde kıl payı isabet kaydettik. Totem yapmıyoruz 5 taş oynamıyoruz, takımda yeri garanti olmayan 2 futbolcu kendileri. Transfer öcüsü futbollarına yansır. Nitekim Yunus'un unutulmaz futbolu, son iki büyük şutu takımı ilk maç bütün bu olumsuzluklara rağmen aynı dersi çıkarmış olarak ipten alırdı. Tesellimiz 3 sezondur Ali Sami Yen'de devirememiş olmaları. 

Tarihinden ders alamayan kötü anıları misliyle tekrar yaşar. Son şampiyonlukların kitaplarını daha ilk maçtan yazmış biri olarak bu sezona taraftarlık tarihimin en kötü havasıyla girdim. bahis basamıyorum. Yazılara tekrar başladık, amacımız testi kırılmadan İbrahim'in ateşine su püskürten karınca olabilmek. 

Galatasaray tarihi, kupalar tarihi değil, savaş tarihidir. Büyük diyorsak laf değil, en çok da kendi içinde verdiği ve kazandığı savaşlar büyüttü. GALA, kupa kazandıkça bildiğini unutan, maça çıktıkça daha da kötüleşen Hoca'ya,  esirliği nereye kadar bilemediğimiz başkana, jetle gezen simitçi insan celeplerine, karaborsa, gasp çetelerine teslim edilip, 30 milyonun kaderini beklediği konjonktürel bir geçim kapısı değildir. 

GALA; kayıtsız şartsız, kongresiz seçimsiz, aklı hür  vicdanı hür Büyük GALA taraftarınındır.

GALA; Tek ve değişmez reisi Ali Sami Yen olan, Metin gibi sevip Alpaslan gibi peşinden koşanların oluşturduğu ilkeli ve gönüllü birlikteliktir. Mantra budur, 

Kuşandık, 27 için yine düştük yollara,,,, 


19 Haz 2026

Ateş-Güneş Olayı

Galatasaray'ın ilk üyeleri 1930 lu yıllarda yeni yeni divan oluşturacak yaşlara gelmişlerdi. O yıllara kadar sadece lisede okuyanlar futbol takımında oynayabiliyorlardı. 
Pera'dan, Galata'dan, Hasnun Galip'ten biri isterse  Messi olsun eğer lisede okumamışsa oynayamazdı. Öte yandan Fenerbahçe ve Beşiktaş istediği futbolcuyu, Beşiktaş misal Kuva-i Milliye'nin Kartallı kahramanı Kazım'ı oynatabiliyordu. Galatasaray'ın ilk üyelerine direnen Yusuf Ziya Öniş dışardan adam alınması için baskı yapıyordu. O zamanda Divan nuh diyordu da peygamber demiyordu. 1933 te ayrıldılar Galatasaray'dan, Ateş Güneş adı altında yine sarı kırmızı bir takım kurdular. Anlayana ders vereceklerdi ve de fazlasıyla verdiler. Gittikçe güçlendiler ve çok sevdikleri baba ocağı Galatasaray'a en büyük hezimetleri tattırdılar. İstanbul liginde şampiyon oldular ve bir gün, bir Galatasaray maçından sonra ağlayarak takımı feshettiler, ortadan kayboldular. Galatasaray'dan koparak ortalığı yakan ateş, kavuran güneş öyle bir battı ki, hala doğmadı.
Benzer olay CHP'de yaşanıyor, küçük olsun bizim olsun diyenler, kupalardan, şampiyonluklardan vazgeçtiler. En büyük oyuncularını kadro dışı bıraktılar. Yeni bir takım kurmaktan başka da seçenek bırakmadılar.

Ateş Güneş yeniden doğacak, CHP'ye tarihin en büyük hezimetini yaşatarak şampiyon olacak, göz yaşları içinde o seçim gecesi hepsi evine dönecek.

O büyük günler gelene kadar yolunuz bahtınız açık olsun Aslanlar.



14 May 2026

Dominasyon utkuyla taçlandı, 27 için konsantrasyon Mantra; Forselasyon

 


9 Mayıs gecesi…Gala 4-2 Antalya

Unutulmaz bir final


Rams Park’ın üstünde sadece meşaleler değil,
yılların özlemi yanıyordu.

İki kez düştü Galatasaray.
İki kez susturmaya çalıştılar tribünleri.
Ama bazı takımlar geriye düşünce korkar,
bazıları ise hatırlar kim olduğunu.

Ve o gece Aslan hatırladı.

50.000 yürek aynı anda ayağa kalktı.
Bir çocuk babasının omzunda ağladı.
Bir adam yıllar önce kaybettiği arkadaşını düşündü.
Bir anne camdan dışarı baktı,
sokaktan gelen “Cim Bom Bom” sesini duyup gülümsedi.

Çünkü bu sadece bir şampiyonluk değildi.
Bu, bir ömrün yeniden gençleşmesiydi.

We fell.
We rose.
And finally… we became eternal.

Son düdük çaldığında dünya yerinden yerinden oynadı.
26. Şampiyonluk bayrakları köprülere asıldı.
Sarı kırmızı ışıklar geceyi sabaha bağladı.

İcardi ellerini tribüne açtı.
Taraftar şarkıyı göğe bıraktı.
Ve Galatasaray, çıktığı gibi geldi.

Canı yananların,
umudunu kaybetmeyenlerin,
Mayıs gelince yeniden inananların takımı oldu yine.

Bir çocuk o gece defterine şunu yazdı:

“Ben Galatasaraylıyım.
Çünkü bazı hikâyeler sadece kazanmaz…
ölümsüz olur.”

Övünün büyükler.
Sevinin küçükler.

Çünkü Galatasaray
bir tarih değil artık.

Bir efsane.

Ve efsanelerin mevsimi hep aynıdır:

Mayıslar bizimdir.

Dominasyon utkuyla taçlandı, 26 bayrakları köprülere asıldı, durmak yok, durursan düşersin, tam konsantrasyon yolumuz 27 yoludur.

Mantra; Milyonlarca çocuk yanılıyor olamaz, FORSELASYON.


30 Tem 2025

30 Temmuz; Bir Tarih Diyalektiği Döngüsü

 

"Bir Çağın Adı: 30 Temmuz"

Bugün sadece bir tarih değil.
Bugün bir çağ.
Bugün bir döngünün tamamlandığı, yeni bir destanın başladığı gündür.

🗓️ 30 Temmuz 1996 – Bir efsane indi bu topraklara.
Karpatların Aslanı, Fatih’in askerleriyle bir destan yazdı.
Gheorghe Hagi, Sarı-Kırmızı bayrağı bir medeniyet gibi dalgalandırmaya başladı.
Ve o gün, Galatasaray’ın alnına Avrupa haritası çizildi.

🗓️ 30 Temmuz 2023 – Tribünler yeniden ayaktaydı. 5. Dalga Galatasaray çocukları çağırdı. 
Arjantin’in kalbinden gelen adam, çığlıklarla karşılandı.
Mauro Icardi, bir mantra, bir manifesto yayınladı.
"Gala zaten büyüktü, biz daha da büyük yapacağız" 

🗓️ 30 Temmuz 2025 –  Victor Osimhen.
 

Maskesiyle, yüreğiyle, sevdasıyla. Karizmadan, imajdan taviz yok, daha da büyüyeceğiz.
Köprüler kilitlenecek, caddeler dolacak.
Uçaklar değil yıldızlar inecek piste.
100.000'lerce Galatasaraylı, bir oyuncuyu değil, bir devri karşılayacak.

Bugün sıradan bir transfer günü değil.
Bugün, Galatasaraylı olmanın ne demek olduğunu bilmeyenlere anlatma günü.
Bugün, geçmişle geleceğin el sıkıştığı, kalplerdeki Aslan’ın yeniden kükrediği gün.

📍 Hagi ile başladık,
📍 Icardi ile hatırladık,
📍 Osimhen ile sonsuzluğa yazıyoruz.

Bu sadece bir futbolcu transferi değil.
Bu, Büyük Galatasaray Taraftarının rüyası.
Bu, bir arma için nefes almak.
Bu, GALATASARAY.

Dünyanın bittiği yerde Galatasaraylılık başlar.

Parlayadur, çünkü 30 Temmuz artık takvimde değil, tarihin altın sayfalarında.

12 Haz 2025

PARLAYADUR


 Re re re, ra ra ra Galatasaray Galatasaray Cim Bom Bom Bom sesleriyle hıçkırarak, boğazımız düğümlenerek gönderdik Galaxi’ye Galatasaray’ın 5. Takım yıldızını.

Safarinin yerlilerinin ritmik tamtamlarından, pampaların gaucholarının ateşli tangolarına, kutupların buz avcılarının kristal sessizliğinden, çöl bedevilerinin kum şarkılarına, Amazonların orman bekçilerinin yemyeşil fısıltılarından Himalayaların bilge keşişlerinin kadim mantralarına, Pasifiklerin dalga dansçılarının okyanus senfonisinden, Sibirya’nın göçebe çobanlarının rüzgar türkülerine, Sahra’nın yıldız toplayıcılarından Ant dağlarının kutsal kondorlarına, Ganj’ın bereket dualarından, büyük mercan resifinin renk cümbüşüne kadar dünyanın bütün koordinatlarında GALAXI’nin en görkemli meşalesi olarak sonsuza dek PARLAYADURACAK.