22 May 2021

Giden Şampiyonluğun Ardından

 

Sıcağı sıcağına çok ağır yazmıştım çok. Orijinal şekliyle yayınlasam ya tutuklanırdım, ya Büyük Galatasaray Taraftarından linç yerdim. Düzelte düzelte anca bu kadar oldu, küfür serbest, linç meşru. 

Cezası neyse ödenerek maçı canlı izleyecek 1500 kişinin içindeydim. Bunu bile beceremediler, itiraz gelince listenin yarısını sildiler, silinenlere denk geldim. Listeye ismimi yazdıran dostumun sayesinde Yusuf Günay gelip beni kapıdan aldı, Şampiyon olsak Xamax, Arsenal ve bu maçla birlikte taraftarlığımın Perfect Trick ini yapmış olacaktım. Yürekle, bilekle, inançla.

Taytı, turbanı bir kombine parası olan süslü kadınlar, kravatlı eşkıyalar, sanki son maça bir kez daha birbirlerine görünebilmek için kalmışız gibi selamlaşan, sarılan tipler. Ve tabi ki bağırmayan, bağırmasını bilmeyen. İnanın çocuklar Kızıltepe'nin bir mezrasında keçi yayan Gala taraftarı çocuk kadar üzülen gördüysem içlerinde şerefsiz olayım. Ben felç geçireceğim diye başkasının içtiği yarım suyu içerken onlar gülerek eğlenerek maçtan çıkıyorlardı. Aynı takımı tutmuyoruz. 

Kaçan Şampiyonluğu Galatasaray Karar Vericilerine yazıyoruz önce. Rakip takımların başkanlarıyla kanka olanlara, takımı dışarıda savunmayanlara, muhtemelen tehdit rica adını ne koyarsanız koyun, sanki Gala Şampiyon olmasın diye ceket ilikleyenlere, belki bir yağlı ekmek peşinde olanlara, gözlerinin önünde doğranan takım için itiraz edecek bir merci bulamayanlara, kısaca Şampiyonluğu satanlara yazıklar olsun.

Seçim olacakmış, benim tarafım yok. Hiç birinin reaksiyon göstereceğine inanmıyorum. Gelecek sezon bu sezondan daha beter olacak. Teşkilat aynı teşkilat, hakemler aynı hakemler, misyon aynı misyon. Galatasaray şampiyon yapılmayacak, birleşin. Aslında ülkede futbol Galatasaray'ın 2000 yılında oynanacak bütün maçları oynayarak, alınacak yerli yabancı bütün kupaları alarak morga kaldırıldı. O günden beri bu ülkede biz dahil hiç bir takım şampiyon olmadı, bunca manipülasyona rağmen de son senelerde Fenerbahçe olamadı. Demem o ki Teşkilat gayet mutlu, her sezon istedikleri takım şampiyon oluyor. Galatasaray'da Başkan, Hoca , hatta futbolcu bile olmasa 3 senede bir zaten Şampiyon atanacak, tıpkı Beşiktaş gibi. Teşkilata direniş manifestosuyla işe başlamayacak hiç bir başkan gidenden daha iyi olmayacaktır. Galatasaray'da bu sezon Başkan yoktu,  yine olmayacak, sezona kendinizi buna göre hazırlayın.

Sizi 3. yıldız sezonumuza geri götürüyorum. Sami Yen'de Fener'i 2-0 yendik. Kadıköy'de okul tarafındaki deplasman kafesindeydik. 1-0 Fener galip, takım 7 kişi kalmış, Lucescu direniyordu. Takımın başında Terim olsa, 2. adam atıldığında hakemi  tokatlar, kendi atılır, 20 maç ceza alır takım 6-0 ı daha önce görürdü. İkili averajla döndük. Bana deseler ki puan eşitliği halinde sen şampiyon ilan edileceksin, 2 puan eksiyle başlamaya fit olurum. Sondan bir önceki maç İzmit'teyiz, oradaydık. Yenersek son maça Yüzbaşı ünvanlıyla çıkıyorduk. İstanbul'a Şampiyon döndük, Terim takımın başında olsa sezonu kesin kaybetmiştik. 

Son maçta 2 gol peşine düştük, aslında oynadığın ilk maçta bir gol atsan şu ligde 20 puanla Şampiyon olacaktın. Linçe ufaktan başlayın, ya Fatih Terim'in futbol takımı hocası olmadığını kabul edeceksiniz, ya bilerek şampiyonluğu verdiğini. Biz sıradan taraftarlar BJK Hatay maçının devre arasında kıyameti kopardık maç şike diye. Ne Terim'den ne yönetimden sinyal gelmedi, averajla kaybedeceklerini hesap etmiyorlardı. Belki de ediyorlardı ki daha büyük olasılık, 10 kişi kalmış Denizlispor'a 15 dakika kala tek gol daha atamadılar.

Emre Akbaba'ya Gala'da kaldığı, yarın futbolu bırakıp yardımcı valiz taşıyıcısı olarak bile dönerse de ömrüm vefa ettiği sürece saldıracağım. Hem kinetik hem potansiyel şampiyonluğun kaybedilmesinin bir numaralı sorunsalıdır. BJK maçı 2-0 yenik takım, maçı bırakmışız, 3, 4 gelse umurlarında değil, hatırlayan vardır, ulan bir gol atın, averaja kalma ihtimali var, averaj bu sezon 4 puan değerindeydi. Averajı tutmak için Sergen 3-1 e yattı, belki de o rahatlıkla Karagümrük'e yenildi. Son dakikalarda iki yüzde yüz golü kaçırdığı an söz vermiştim. Averajla kaybedersek linç edeceğim diye. Benden kurtulmak için Başakşehir'e kaç aklın varsa. 

Çocuklar, son maçta ilk 11 görünce midem bulandı, kafaya koymuşum, mağlup takımdan, üstelik BJK de mağlupken, çıkarmasa sahaya dalacaktım. Benim ismimi listeye yazan hatırlı kişinin hatırına rezalet çıkaramadım. Bir de görünmeyen zararı var, o oynayacak diye kimler oynamadı. Son dakikalarda gol atmış da potaya öyle girmişiz. Geçin, Büyük Babel direnmese 3.lüğe demir atmıştık.

Gedson Fernandez'in sözleşmesine kim 10 maç banko oynatacaksınız yazdırmışsa saygıyla minnetle anıyorum. Kendisi şart koşmuşsa benim gözümde daha da büyüdü. Terim'e kalsa, taraftar da zaten ilk başlarda kızıyordu, hazır Emre Akbaba'sı da yanında, çoktan teneke bağlayıp, çocuğun istikbaliyle oynayıp tribüne yollamıştı. Çocuk kendini biliyormuş da son maçlarda bir büyük futbolcu izledik, uçurumun kenarlarındaki otlara tutunabildik. 

Şimdi küfür edebilirsiniz. 3-3 lük Manchester maçını Galatasaray Adasında Simoviç'le beraber seyrettim. O gece yemekte anlattıkları, kaleye geçen her kalecimiz için kulağımda her maç çınlar durur. Dünyanın sayılı kalecilerinden Enver Mariç'in öğrencisiymiş. Üç kaleci mottosu öğretti ki, yıllarca amatör top oynadım halı sahada bile kaleye geçemem, uçamam.

1- Top çerçeveden içeri girerken ayaktaki oyunculardan hiç biri kaleci değildir.

2- Top çerçeveden içeri girerken gol üçgeni( top ve kale direklerinin birleştiği alan) dışında kalan futbolcu kaleci değildir.

3- Yan topta kafa vurma mesafesinden gelene çıkan, daha yüksekten gelene çıkmayan kaleci değildir. ( bu 3. yü Hayrettin boşa çıkıp iki kafa golü yediği an eklemişti.)

O gün bugün onlarca kaleci geldi geçti, yarın Nouer, Navas gelse bu üç maddeye bakarak kaleciyi yorumlarım. Benim için her maç ilk maçtır. Sanki futbolcuların hiç birini tanımıyorum, ilk defa izliyorum gözüyle değerlendiririm. Muslera, en azından Simoviç ve benim gözümde kaleci değildir. Son iki maç iki felç kaçan şampiyonluk. 

Saraççi, Linnes, Taşdemir, Kılınç, Ömer Bayram, Arda, Babel sol kanat futbolcu kaynıyor. Tanıdığı tek bir futbolcu var, Onyekuru'yu aldırdı. Nefret ediyorum dersem benden nefret eden çıkacaktır, ama nefret ediyorum. Kötü oynadığı için değil, zaten o tarafına bakmıyorum, çöp, Babel'e, bir önceki sezonun en iyi futbolcusu Ömer  Bayram'a haksızlık yapılmasına sebep oldu. Zaten yoktu da hiç olmasa kesin Şampiyonduk.  Hızlı koşuyormuş, verin bana 1 haftalık harcırah, alın gidiş dönüş biletimi gönderin Afrika'ya, ayda 10 bin dolar maaşla Onyekuru'dan daha iyi 10 futbolcu getiremezsem canlı yayında kafama sıkayım.

Bir mottomuz vardı tarih oldu, hatta iki. Hakemi de yeneceksin, biz bitti demeden bitmez. bu laflar ilk söylendiğinde 15-20 hakemden 1-2 şerefsiz bizim maça denk gelir, o maçta da pozisyonlar yardım eder takıma kıyarken söylerdik, hakemi de yeneceksin diye. Şimdi öyle mi hepsi aynı, hangi birini yeneceksin, hakemler bir köy kahvesinde toplanıp kimin şampiyon yapılacağına karar veriyorlar. Ya işin başında direneceksin ya sana sıra gelmesini bekleyeceksin. 

Biz bitti demedik, eğer Beşiktaş berabere kalsa biz de yenemeseydik o zaman bu slogan anlam taşıyacaktı. Bu sezon bitti diyen ne yazık ki biz olmadık. Kalem ilk maçlardan kırılmıştı.

Bir de şu yardımcı dedikleri eski futbolculara bir kaç laf söyleyip kapatayım. Aslında bu bölüm yoktu da Ümit Davala güleriz ağlanacak halinize diye bir post paylaşmış. Ayda 120 milyon kemiksiz kaldıran bu çöpün tabi diğerlerinin de yaptıkları işi anlatayım. Yardımla alakaları yok bir kere, ayrı oturuyorlar, buz kovasında oturup içeriye küfür hakaret yağdıran ( bu arada tespit ettim Taylan Antalyalı'yı net hiç sevmiyor, her hareketinde bağırıyor, önümüzdeki sezon kadro yazanlar ilk 11 yazmasın oynatmaz) Terim'e en yakını 10 metre asosyal mesafede. Bağırıyor Kerem'i çıkar Ömer'i sok. Ümit koşarak ısınanların yanına gidiyor veya o da bağırıyor, Ömeeerrrr, bir makbuz var doldurup 4. hakeme veriyor, çıkarken Kerem'in sırtını sıvazlıyor, gollerde de çak çak. GS lisesinden başarılı bir kaç öğrenciyi al yanına bakarsın bir akıl verirler. Bu yalamaları, spor çantası taşıyıcıları taşımak zorunda mıyız? Bodrum'un yarısını aldın sayemizde çok seviyorsan malikânene kapıcı yap. Yardımcı dediğin adı üstünde sen olmazsan senin yerine geçecek adamlar. Gidersen Florya'ya çaycı yapılmayacak adamlara hakkımı helal etmiyorum.

Son tahlilde Şampiyonluğun satıldığına, bilerek isteyerek olunmadığına eminim. Adını andıklarımın hiç birinin  umurunda değil, travmayı atlatamadım,

Hep biz olduk ağlayan. 

14 May 2021

Parola 7; Galatasaray- Malatyaspor

Yaşı 40 dan büyük olanlar biliyordur da, küçük olanları zaman yolculuğuna çıkarıyorum. Yakalanan 2011, yakalanmayan alenen gözümüzün önünde gerçekleşen 2021 sezonlarından bin beter bir pisliğin olduğu sezona götürüyorum sizi.

86 yılındayız çocuklar, Takım yenilgisiz yürüyor, son 2 maç ahval ve şerait şöyle; Özal Başbakan, toptan anlamaz, karısı eğlensin diye Beşiktaş maçlarına amigo olarak atanıyor. Tarihi eşelediğimizde çanak çömlek kırıntılarından anlıyoruz ki, işin kadınlara futbolu sevdirmek üzere devrin yalakalarının karılarının kızlarının oluşturduğu Papatyalar adı altındaki sosyal bir faaliyet yapılanmasıyla alakası yokmuş.

Siyaset, Mafya, Mit görevlisi dürüst, ahlaklı Süleyman Abi, Feto'nun Darphane müdürü İhsan Kalkavan'ın başka hesapları varmış. Puan puanayız, averajlar eşit, BJK nin son maçı o zamanların en büyük takımı Trabzonspor'la. Kocaelispor deplasmanındayız, truva yapmışız tarihinde ilk defa İsmet Paşa Kapalısını almışız. Kocaelispor ligte kalmış, İddiası yok ama Başbakan kemik yalayıcısı siyaset, Mit, Mafya, Feto marifetiyle Şampiyonlar Ligi Final maçına çıkartılmış. Bırak yenmeyi, beraberliği az gol yese bile kupa verilecek. 

Dolmabahçe'den beklenen gol sesleri çabuk gelmeye başladı. Sakaryaspor  aynı bu sezon Hatayspor'un oynadığı gibi deniz anası taktiğiyle oynuyor, çerçeveyi bulmayan top bile yön değiştirilip bir şekilde gol saydırılıyor. Biz ise 11 kişi ceza sahasının önünde Çin Setti duvarı örmüş bir takıma karşı öleceğimizi bile bile Plevne Savaşı hücumu yapıyoruz, Tabyalardan fırlayıp saldırıyoruz. O zamanlar kalecilere topu attığın zaman elle kontrol ediyorlardı, kaleci ilk devrenin en az 20 dakikasını yedi, gol gelmeyince tribünleri ateşe verdik. Bir taraftan jandarma tribüne dalıyor, bir taraftan ikide bir duran maçta Cüneyt kapalının önüne gelip daha maç bitmedi atacağız diye yalvarıyor. 1 gol atabildik , jandarmanın boşalttığı tribün dışarıda kalan Kocaeli taraftarı tarafından taş yağmuruna tutuluyor.  Köfteci ocağının arkasına saklandım şapkayı, atkıyı atletin içine sakladım beni atamadılar. İkinci yarı ölüm sessizliğinde geçti 1-0 kazandık, 6 gol atıp averajı garantiye aldılar.

Son maç İnönüdeyiz, Sarıyer'i yendik bekliyoruz, inanmayan videoya gole baksın Trabzon 1-0 yenildi, o golün çok daha zorunu Korcan yedi diye 10 senedir linç ediliyor. Trabzon'a, kalecisine bir şey olmadı, Yenilgisiz Şampiyon olamayan takım olarak tarihe geçtik. Dersimizi kötü aldık. Elbette intikamımızı bir sonraki sezon misliyle aldık.

Kötü niyetli pis adamlar yüzünden kurallar getiriliyor, Kötü niyetli kaleciler yüzünden geri pas kalktı, Bilgişiz pis hakemler, kötü niyetli futbolcular yüzünden VAR icat edildi. Daha 2 gün önceye gidelim VAR olmasa, Beşiktaş maçında yenilmiştik, Denizli'den bile eli boş dönmüştük.

İrtica yıllarıydı, ve biz her şeyi temiz sanıyorduk. Bir tarih diyalektiği dersidir gericilik, ihanet yılları, ne mutlu ki derslerimizi başarıyla geçtik, ne mutlu bize ki iki üç ve daha fazla bebeği Galatasaraylı yaptık. İşte şimdi vakit geldi, o çocukları çağırıyorum savaş alanına, Günler haftalar geçti, yıkamadılar, tam gömdük dediler mezarlardan fırladık, öcü olduk, zeballahları, kabusları olduk kaybettiler.

Çocuklar inanın demiştik, boş hamaset yapmıyorduk, bu günleri gördük. 22 defa Şampiyon olmuşsak en az 15 i korkularından kaybettikleri içindir. Yine kaybedecekler, çünkü korkuyorlar, korktukları içinde korkutmaya çalışıyorlar. Semih Kaya'dan korkuyorlar, Umut Bulut yakalarsa atmaz sanıyorlar, ne var ki aynı dakikalarda  oynayacak olan Beşiktaşlı Atınç'tan korkan şüphelenen  bir Galatasaray Taraftarına rastlamadım.

Ey Büyük Galatasaray Taraftarı;

Yarın ölüm kalım için tahterevalliye çıkıyoruz. Bir yarımız  tahtanın Göztepe'ye güvenip kontrollü oynayıp maçımızı garantiye alalım sepetinde, diğer yarımız  düdükle başlayıp cehennem gibi saldırıp, ilk yarı 4 leyip Kordon'da meşale yakalım sepetindeyiz. Ortada kalarak dengeyi değiştiremeyiz. Ben diyorum ki çocuklar, öleceksek Aslan gibi ölelim, kan kusturalım. İşaret fişeğini ateşledim, büyük maçlar taraftar kazanma maçlarıdır. Nasıl ki o zamanlar bu zamanları düşünüp sizleri Galatasaraylı yapmışsak siz de gelecek nesilleri bu günler için yetiştirin. Geçin bu tarafa naralar atıyoruz.

Haydi Fatih'in fedaileri, teslim ol çağrılarına son bir yaylım ateşiyle karşılık verin. Parolamız budur;Ya 7 tane atacaksınız ya 7 kişi kalacaksınız. Sağ teslim olursanız, gelecek nesiller sizleri asla affetmeyecektir.

Mayıs Ayları Gala Aylarıdır, Çiçekler açtı, sırmalar saçıldı. Özelde İzmir'lilere , genelde Dünyanın bütün koordinatlarında kalbi Gala için atanlara sesleniyorum. Dağlarınızdan, kırlarınızdan, çiçekçilerinizden bu akşam için sarı kırmızı çiçekler alın. Yastığınızın altına koyun, renk arayarak koku arayarak uyuyun, uyandığınızda sizi Galatasaraylı yapanlara minnet duyarak, sizden sonrakileri Galatasaraylı yapacağınıza ant içerek uyanacaksınız. Gün boyu Galatasaray marşları söyleyeceksiniz, Hepiniz  Arena Tribünlerinde davetlimsiniz, formalarınızı giyin, renklere bürünün, düdükle beraber naralar atın. 

Göreceksiniz çocuklar göreceğiz ŞAMPİYON CİM BOM yazdıracağız.

11 May 2021

Galataus Düzlüğü Son 180 Metre; Denizlispor-Gala


Bağıra çağıra yaza sile, totem yapa yapa devrilmiş treni raya oturtmayı başardık. Kaldı iki istasyon, mazot yeter mi? Gala futbol Tanrısı Galataus bilir. Futbol bir hafta da ülkemizde mertçe, delikanlıca oynansa olacak olanlar, Karagümrük'ün Beşiktaşı yeneceği, Sivas'ın Fenerbahçeye yenilmeyeceği öngörülürdü.Ne yazık ki Teşkilat iki istasyon kala bizim treni gara yanaştırmayacak kadar kötü niyetli ve tecrübeli.

Fakat bir de akıllarından çıkaramadıkları maceralarımız var bizim. Daha beter durumlardan sıfır ihtimallerden turlar attığımızı en iyi sistem kurucuları biliyor. Kuyruk acıları asırlar geçse dinmez. Acaba yine kaybedecekmiyiz korkusu, Dünyanın en büyük korkusudur. Bu korku başlarına ne belalar açacak göreceğiz.

Yüzde bir milyon hakem desteği olmazsa her ikisi de kaybedecek. Gala teamülleri bunu gösteriyor. Yani demem o ki, Hatay gibi tehdit edilmemiş bir takımsa benim bildiğim, Bebe Ruhi'lerin,Tuzsuz Deli Bekir'lerin, zamparaların, kabadayıların, bitirimlerin takımı, 100 senelik mazisini pis akvaryumun çöpçü balığı için yakmaz. Karagümrük yanıyorsa, Ateş-Duman sarmışsa ortalığı, Dünya yanıyordur. Karagümrük Beşiktaş'tan büyük takımdır. 

Sivas aslında yiğitler memleketi olarak bilinir, son 10 yıllarda sicilini bozan çok şey yaşanmış olsa da tarih bu tarihtir. Sana ne Fener'den, Beşiktaş'tan, sen çık çatır çatır Gala'ya oynadığın gibi oyna hiç olmazsa şikeden pislediler, çamurun üstüne leke ilacı sür. Daha ne kadar yaşayacaksın bu onursuzlukla.Ya da gücün yetmiyorsa Şebeke'ye çık söyle itiraf et, diren cebelleş, can çekiş.Bir kere de Aşık Veysel gibi oyna, bir kere Pir Sultan ol. Bir kere de Memleketimin takımı için iyi bir şey yazayım.

Geç kaldık ama umudumuz devam ediyor. Fatih Terim mottoyu güncelledi. Biz bitti demeden bitmez lafı artık kolay kolay kullanacağımız bir isyan cümlesi değil. Neden? çünkü bizim kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz yetmiyor. İstanbul'a gözü kulağı kapatıp maçın ilk dakikasına konsantre olmalıyız. Takımda kaleye şut çekmiş kim varsa ilk 11 oynamalı. Hatta Muslera bile duran toplara gitmeli.7 gollük bir dez avantaj var. Şebeke bu günleri gördü, her ihtimali düşünerek Hatay maçından arayı açtı. Ne var ki küme düşmüş bir takımdan kapatmak zor değil. 

Fenerbahçe'nin sesi çıkmıyor, averaj hesabında işi yok, olsa Hatay maçında BJK yi hükmen yenik saydırırdı. Biz temiz balık Göztepe'nin kazanacağı varsayımıyla hesabımızı yapalım, ne bulursak atalım. Biz attıkça onlar dert sahibi olacak, bu filmi Ankara'da seyrettim, ilk 20 de en az 3ü bulursak felç geçirecekler. Taktik maktik yok, Muslera dahil herkes gol kovalayacak, Donk-Marcao arası pas trafiği yasaklanacak, 500 pas geçilmeyecek, taçlar kornerler, serbest vuruşlarda vakit kaybedilmeyecek. Bu maçın 90 dakikası 100 dakikadan az olmayacak. Velev ki ilk maç 7-0 yenildik rövanş maçındayız.

Haydi tarih yazıcı, haydi büyük takımın büyük taraftarı. Görecek günler var daha. Denizlinin Horozları benlidir, İki Şampiyonluk vermiş Aslanların kan kardeşidir. Ötedurun kükreyedurun. 

8 May 2021

Pusu; Galatasaray- Yok Takım

Biliyorum çok rahatsızlık verdim, pek çok defa işittiniz, umarım önümüzdeki sezonlarda adından yıllar öncesinde olduğu gibi hiç söz etmem, Beşiktaş adında bir takım yoktur. Türkiye'deki futbol Teşkilat-ı Esasının 1. maddesi, Galatasaray Şampiyon olamasın da kim olursa olsun, 2. Maddesi de  Fenerbahçe olsun üzerine bina edilmiştir. Bazen ayarlayamazlar, Galatasaray direnir, tam gömdük sanılar mezarlardan fırlar, Şampiyon olur. Bazen de bu sezon olduğu gibi bir hortlağa dönüşür, maç be maç rüyalarına girer, kabusları olur.

İşte bu kabus sezonlarında onca dalavereye rağmen bir türlü yol veremedikleri Fenerbahçe'nin Galatasaray'a şampiyonluk kaptırma ihtimaline karşı yaşam sigortası olarak Beşiktaş devrede tutulmuş, iş son aşamaya getirilmiştir. Beşiktaş Şampiyon oluyor kollanıyor diye hiç bir Fenerbahçeli itiraz edemez, aynı şekilde Şampiyonluğu kaptırma riski Fener'e daha olası olduğu halde Fenerbahçe'ye geçilen kıyaklarda hiç bir Beşiktaşlı rahatsız olmaz. Olamaz aynı kağnı tekerinin kestiği öküz defactosudur.

Her sezon böyleydi ama bu sezon kurulan pusu en büyüğüydü. Güçlerini daha çok içimizdeki susanlardan aldılar. Tribünler zaten suskundu durumdan vazife çıkarıp iki Şampiyonluğumuzu gasp ettiler. Siz sanıyor musunuz ki bir kaç sene öncesinin kimin köpeği daha iyi şaklabanlık yapıyor diye puan veren Acun maymunu, Caddebostan batakhanelerinin Holdem Poker eşeği koskoca Fatih Terim'i geçip Şampiyon oldu. 

Ya öteki? uyuyor numarası yapan, yanında top patlasa bile uyanmayan Ulusun üretimden gelen gücüne çökmüş şımarık oligarşi mahdumu. Kovduğun Erol'mu geçti Fatih Terim'i, yoksa İmam Efendin mi? Hani sen Cumhuriyettin son kaleydin, bu değil miydi bizim Arda'yı Burak'ı da kandırıp sen de varmısın kardeşim diye Cumhuriyetin kolanlarına balyozlarla girişen. 

Geçin bunları sevgili Galatasaraylı çocuklar, gökten pislik yağarken şemsiyesiz gezen, bir damla ıslanmamayı başaran sizleri temiz gördükçe daha fazla saldıracaklar, daha büyük pusular kuracaklar, uyanık olun. Bu hafta içinde bir kez daha gururlandırdınız. Pusuya yardım eden, Galatasaray'ı bitirmeye yemin etmiş sistem kuklalarını kovdunuz. 

Galatasaray; Kayıtsız şartsız, kongresiz seçimsiz Büyük Gala Taraftarınındır. Prostatlı fosillerin seçtik sandıkları kravatlı eşkıyaların ömrü, atkılıların biçtiği kadardır. Biz neler gördük, Özhan'ından Adnan'ına, Duygun'undan Dursun'una. Kimdir bu Mustafa Cengiz? neyin bedelini ödetmişlerdir bizim sırtımızdan, Minibüsçü  Abdurahim acaba Saray'ın mandırasında kaç havuz sağılmıştır. 

Seçim sattı mahline girmiş bulunmaktayız, hiç birini tanımam, oy kullanma hakkım olsa kimseye oy vermem. Ben seçimle ilgilenmem, getirenlerden değilim ama Ordinaryüs Başkan kovucuyum. Bazılarına baktım kim bunlar diye,  bitirdiği okullar, yaptıkları dereceler, aldıkları nişanlar, bildikleri yabancı diller, yönettikleri sahibi oldukları holdingler, siyasi ayaklar, muktedir kemik yalayıcıları, muhtemel yeni Gala pazarlamacıları. Bana ne kardeşim senin geçmişinden çoluğun çocuğun sevinsin. Biriniz de aday olduğunuzda silin hakkınızda yazılan onca listeyi, tek bir özgeçmiş yazın. ''GALATASARAYLI'' bitti. Oxford'un Beyoğlu şubesini mi kuruyorsunuz. Alt tarafı hazır Büyük Galatasaray'ı yöneteceksiniz, Kaç defa maça geldin, kaç deplasman otobüsüne bindin, kaç defa üçlü çektin, kaç defa Galatasaray için ağladın, kaç tane bebeği Galatasaraylı yaptın. Özgeçmiş budur. Kitabını yazmışım, iki üç ve daha fazla Fanatik Galatasaraylı yaratmak; Şifre budur. 

Her Gala satıcısı çekip gittiğinde temizlik ekibi olarak çalışmak zorunda mıyız. Lavabolarda kurumuş sümkürülmüş salyangozlar, klozetlerde senelerce ne yediniz nasıl çiğnemeden yuttuysanız şerefsizler kol gibi denizaltılar, sifonları bile çekmemişsiniz. Yeni gelecek ekip tarihe not düşeyim diye yazıyorum. siz de şike yok diyenlerdenseniz, Global Kraliyet Ailesinin dostuysanız, Teşkilata bıçak çekmeyecekseniz, boşuna vaktimizi almayın. Burası Başkanlara biat edilen uyuşturulmuş mangalar Cumhuriyeti, Çarşısı pazarı değil, her daim uyanık hayatını Gala üzerine kurmuş Büyük Gala taraftarının Aslan yuvasıdır. Gazabımız çok ağır olur.

Bu gece Şampiyon ilan edilecek, Bakmayın siz 2 maç daha var deyicilere. Olacak olan tek farklı kontrollü bizim Galip geleceğimiz bir maç. Tek farklı galip gelmekle yenilmek arasında hiç bir fark yok. Tek farklı yenersek ki pusunun son butonu mekanizmayı bu yönde hareket ettirecek. Son iki maç BJK zaten yok, gömerler de Fener'i Şampiyon yaparlar. 

Peki 2 farklı yenersek, Gala'nın büyük Takım refleksi devreye girerse, 2 farklı yenersek averaj 6 ya inecek, bir maç daha yenilecekler en azından 5 olacak. İki maçta 5 averajı kapatır mıyız?   Kapatırız.

Önce hiç heyecan duymadığım, maçı atlatmaya bakalım. 3-0 yenip rahat uyuyalım. Ahval ve Şerait 1987-88 Şampiyonluğundan daha kötü değil. Yeter ki Arena'da Beşiktaş Şampiyonluk turu attım sanmasın. Ya kaybedin, ha hezimete uğratın göreyim Aslanları.

Binin bir kere daha Beşiktaş Tramvayına

Önce Büyük Gala Taraftarının yüksek enerjisine sonra GALATAUS'a güveniyorum. Galatasaray Futbol Tanrısına 

4 May 2021

Teşkilat

Futbolumuz, tüm zamanların en kirli, en kötü, en haksız sonuçların alındığı, bir yönetim kurulu kararıyla şampiyonun belirlendiği sezonu tamamlamak üzere. Gelinen nokta, yıllardır, futbolun kirli yüzünün izini sürenler için sürpriz değil. Ne var ki getirdikleri noktayı yeterli görmeyeceklerine inandığım, önümüzdeki sezonun çok daha kirli geçeceğinden emin olduğum, güzel, haklı, delikanlıca, tertemiz bir futbol seyretmek, tuttuğu takımın aldığı dereceye razı olmak isteyenler için sırları açıyorum.

Futbolumuzu, futbol para etmeye başladığından beri kirli bir Oligarşi idare etmektedir. Günümüzde bu oligarşinin KOD adı KÜS, açılımı Koç(Ali Migros Tribünü) Ceo, karar verici son sözü söyleyici Ülker, Sabancı(Ali Pegasus Tribünü) dür. Ve bunların tuttukları takım, bizim uğruna ölümleri bile göze aldığımız, hayatımızdaki değişmez sevgilimiz takımlar gibi değildir. Şampiyon olmasını istedikleri, EuroFener, olamadı, kardan zarar GalataDolardır.  Ve bu görünmez Global Kraliyet Ailesinin kaybetmeye tahammülü yoktur.

Teşkilat diye isimlendirdiğimiz bu kan emici aile, futbola somut müdahale etmeye Galatasaray'ın seri Şampiyonluklar aldığı zamanlarda karar vermiş, ilk büyük operasyonu 17.5.2000 gecesi, Galatasaray Kupa ile Avrupa göklerinden, İstanbul'a süzüldüğü an başlatmıştı. Faruk Süren ve Hagi, Fatih Terim önderliğinde görünmez, kutsal ortaklığı bozmuş, tahterevallinin sportif tarafını Galatasaray lehine çevirdiği gibi, ekonomik bacağını da çevirmek üzere tarihin en büyük macerasından muzaffer çıkmıştı. Suç büyüktü. 

Faruk Süren'i derdest ettiler, tehditle Başkanlıktan uzaklaştırdılar, sanıyorlardı ki bu kapanamaz imaj farkı, düşmeyecek ivme Hoca'yı da ayırınca kapanabilir kontrol altına alınabilir hale gelecekti. Planları tutmadı, Galatasaray, sadece bir spor kulübü değil, yüzlerce yıllık bir hars, hulus ve hasletin yoğurduğu bir öğreti hamuruydu. Her ne kadar sırtından palazlananlara yapacak bir şeyi yoksa da, yapılacak haksızlıklar karşı da bir duruşu vardı. Tribünlerden gelen gücünü kullanmakta hiç bir zaman tereddüt etmedi. Aslan ağzını açmış, Şampiyonluklar kazanmaya devam ediyordu, onlar gülüyor sanıyorlardı, ki Fatih Terim'i geri çağırdılar. Takımın kimyasını bozdurdular. Rezalet sezonlar başladı, yine de arada Galatasaray Şampiyon oluyor, bir türlü Fenerbahçe'yi hiç olmaz ise Şampiyonluklarda öne geçirmeyi başaramıyorlardı.

Peki, madem bunlar için Şampiyonluk, sadece Euro ve Dolar demek idiyse neden Fenerbahçe üzerinden futbol endüstrisini dizayn ediyorlardı? İş kelle sayısı olsa Galatasaray Taraftarı yapılan bütün anketlerde Fenerbahçelilerden daha fazlaydı. İş karizmaya kalsa Galatasaray UEFA ve SÜPER kupalı bir Türk takımıydı. Neden siyasi ve oligarşinin futbol şubesi Global Kraliyet Ailesi Galatasaray'ı değil de Fenerbahçe'yi kolluyordu? 

Yapılan fizibiliteler şampiyonluğu satmak için Fenerbahçe'nin ligi önde bitirmesinin daha karlı olduğunu gösteriyordu. Avrupa maçlarının getirisi, Şebeke için ihmal edilebilinir boyutlardaydı. Nasıl olsa bir daha asla bir Türk takımı Avrupa kupası almayacak, oynayacağı mecbur maçları oynayıp elenip kürkçü dükkanına geri dönecekti.

Futboldan para kazanmayan kişi sektör yoktur. Tuvalet işletenden, köftecilere, otelcilere, otobüsçülere, tombalacılara, hırsıza, arsıza, orospuya,  Adana'da pamuk toplayan ırgata kadar aklınıza ne iş gelirse az ya da çok futbol satışına bulaşıyor, çaylar dereler oluşturup, Teşkilatın havuzuna akıyorlardı. Şampiyonluğu Fenerbahçe'ye sattıklarında 100 para puan alıyorlarsa, direnip Galatasaray olursa kardan zarar ediyor 80 alıyorlardı. Beşiktaş şampiyonluğunda ne kar ne zarar edip, Trabzon Şampiyon olursa zarar edecekleri kesindi. Hele ki bir de Bursaspor olduysa iflas etmiş demektirlerdi.

Yaşı 50 civarında olanlar, Bursasporun Kupa Galiplerinde elediği Dandy United maçını hatırlardı da, oynayıp oynayacağı tek Şampiyonlar ligi maçlarını Bursalılar bile unutup gitmişti. Trabzonspor en son kimle Avrupa maçı oynadı diye anket yap, bilen çıkmaz, yıllar önce Liverpool'u yendiği maçı daha dün gibi hatırlardı. Kıyametin çıkma sebebi de tam bu kurtlar sofrasına davetsiz ortakların çıkması yüzündendi. Bir imalat hatasına kurban gitmişlerdi Bursa'da. Bursalılar yatsın kalksın son haftaya lider girmediğine dua etsindi. Son hafta Bursaspor'un mutlak puan kaybetmesi gerekiyor olsaydı, Teşkilatın tetikçisi Beşiktaş memur edilir o puan mutlaka kaybettirilirdi. Fenerbahçe'nin 50.000 kudurmuş taraftarı önünde Trabzonspor'a puan kaybedeceğini hesap edemediler. Tay Burak'ın beraberlik golüne cevap verme işi uzayınca, Uludağ'ın eteklerinden medet beklemek için de zaman daralmıştı. Ölmüş eşek Beşiktaş'a ancak 1 gol attırabildiler, ve mucizevi bir şekilde Şampiyonluğu ilk defa kaybettiler.

Üretim zayiatına saydılar, Bursaspor'un Şampiyonlar ligi maçlarını kimse seyretmedi, reklam bile vermediler, ve bu cüretini de pahalı ödeteceklerdi. Bursaspor'a büyük ceza kestiler, Süper Ligden kovdular, kim bilir kaç sezon hüküm giydi. 40-45 sene öncesinin en büyük takımı Eskişehirspor'du, her yıl efelenir az daha Şampiyonluğu alacak noktaya gelirdi. Kafalarını kopardılar, senelerce alt liglerde süründürdüler.Bursaspor'un Teşkilata verdiği zararı kompanse etmek için Reykart'ı Şuster'i kullandılar. Galatasaray'a, Beşiktaş'a çok büyük transferler yaptırıp kombineleri, formaları, dekoderleri sattırdılar. Sıra Fenerbahçe'nindi, Tüpçü ve Seramikçi o zamana kadar Teşkilat içinde değise de, girmeyi sonuna kadar hak edecekler, avı Fenerbahçe'ye bırakıp kaybolacaklardı.Hatta Seramikçi ilacın dozunu fazla kaçırmış, Fenerbahçe Şampiyon olsun diye, az daha koca Galatasaray'ı küme bile düşürecekti.

Trabzonspor ilk yarı arayı açmış olsa da Teşkilat aynı suda ikinci defa abdest alacak değildi. Nasıl olsa tökezler, erken devrilen Galatasaray- Beşiktaş'a Trabzon maçında büyük toplar oynatılır bir çelme takılırdı nasıl olsa. Trabzon bir türlü devrilmeyince Teşkilat cinayet aletini olay yerine gönderdi. Herkesin bildiği süreç başladı. Aziz Yıldırım'ın 15 yıllık devri iktidarında söylediği bir doğru var aslında. Konuşursam yer yerinden oynar, tek suçlu ben değilim, hepimiz pisiz. Doğrudur, Teşkilat 2. defa zarar edeceği bir Şampiyonluğu kaptırmamak için Aziz'e yol verdi. Şampiyonluğun nasıl alındığı önemli değildi, Fener alsın da ne olursa olsundu. 

Kıyamet koptu kopmasına da bundan şimdilik Teşkilata neydi. Şampiyonluğu satmış, Galatasaray'ı darbeye zorlamış, neredeyse bütün takımı değiştirtip, voliyi vurmuştu. Fatih Terim'i tekrar takımın başına memur edip, Galatasaray'ı futbolun hapiste olduğu zamanlarda kontrolsüz güç olma riskinden çıkarmıştı.İstedikleri an düğmeye basacaklardı, nitekim bastılar. Beşiktaş'a menemen yedirdiler, Galatasaray'ın rekor puan farkıyla Şampiyon olma ihtimaline karşı Süper Final icat ettiler.Planları az kalsın tutuyordu, son maçın son saniyesine bıraktılar Şampiyonluğu, işleri tıkırındaydı. Medyayı, siyaseti kullanarak Fenerbahçelileri algıyla uyutup, şike yapılmadığına inandırdılar. Sonraki senede gelen Galatasaray Şampiyonluğu operasyona bir kere daha mecbur bıraktı Teşkilatı. Her zaman kullandıkları maşayı Gala mangalına bir kere daha batırdılar, ateşi harlanmış Fatih Terim'i yakaladılar Milli Takıma alıyoruz kılıfıyla Gala yollarına hendek kazdılar.

Son 4 maça gurup 4. sü giren Milli Takıma, şapkadan tavşan çıkarıp bir taşla iki kuş vurma hesabı yaptıkları zannıyla Fatih Terim'i CEO yaptılar. En iyi gurup 4. sü olarak İmparator omuzuna bir yıldız daha aldı. Ne var ki asıl kuş vurulmuş, daha doğrusu Aslan yaralanmıştı. Tuzağı öküze kuracak değillerdi ya, Aslana kurdular. Resmi şikenin yapıldığı sezondan bin beter bir lig turnuvası sonucu rüşvetle, tehditle, en kolay Şampiyonluğu Kadıköy'e verip Fenerbahçelileri, kuduz aşısı yapıp sakinleştirdiler.

Muktedir 'in tuttuğu takımın başı beladaydı. Etraf kemik yalayıcı doluydu. Galatasaraylı Medya Maymunları bile Galatasaray'a küfür etmeleri karşılığında çanaktan beslenebiliyordu. Son 50 Futbol yılının en adil, en mertçe yılları Başbakan'ın takım tutmadığı, futboldan anlamadığı yıllardı. Futboldan anlamayan Ecevit, futbolcu Tayyip'e, Dünya 3. ü Milli takım, Avrupa ve Süper Kupalı Galatasaray'ı teslim etmişti. 

Teşkilatın hassas kuyumcu terazisiyle dengede tuttuğu Şampiyonluk sayısı bir birine yakın olan 2 takımın, Avrupa karnesi ülkedeki futbolun tahmin edilenden, bilinenden çok daha kirli olduğunun belgesiydi. Bu işte bir terslik vardı, Ya Galatasaray Avrupa'da kollanıyor, şike yapıyor, rakibinden fazla maç oynayarak daha fazla tanınıyor, ya aksi Türkiye'de Fenerbahçe'ye yapılıyor hak ettiğinden fazla Şampiyon olması sağlanıyordu. KÜS'ün şifresini kırıyorduk. Futbolseverler uyanmıştı.

Trabzonspor onca baskıya, rüşvete, Başbakan, Cumhurbaşkanı tehdidine rağmen manevi kazancının peşini bırakmamış, Galatasaray, büyük taraftarının tribünden gelen gücüyle hiç olmadığı kadar teşkilatı deşifre ediyordu. Ve bu pis kanı temizleme davasıyla sezon başladı. Hodri meydan çekildi, arık ne olursa olsundu. Passolig icat edip taraftarı, seyirciyle değiştirme yolunu buldular. Yabancı sayısını indirerek takımları birer ikişer kademe daha kötü oynamasına sebep oldular. Takım severleri, futbol severleri tribünlerden kaçırıp, televizyondan seyretmeye zorladılar. Futbolun kanını emmeye bütün vahşetiyle devam ediyorlar. Yakın zamanda da doyacakları pek görünmüyordu. Her sezon bir önceki sezondan daha fazla kirlidir. Kim Şampiyon olursa olsun turnuvaya müdahale edilmiştir. 

Önümüzdeki sezon muhtemelen tüm zamanların en kötü maçları oynanacak, en pis, en iğrenç sezonu yaşanacak. Futbol Federasyonu Şebekesi dediğimiz suç örgütü, her hafta bir takımı şikesi sabit, olmaması gereken takımla maç yaptırarak suçuna ortak ediyor.  Ve bu süreç, kulüplerin başından kravatlı çeteler, Futbolun başından biatçı, muktedir kemik yalayacısı, eğitimsiz, çakma Krallar, Padişahlar, İmparatorlar, Şebeke'nin tetikçileri Medya Şebekleri, Embesil Başkanlar, hukuk cellatı Disiplin, Tahkim kurulu avukatları, ve her kim varsa bu lağıma gün be gün tıksırıncaya kadar yediklerini boşaltanlar (TEŞKİLAT)  dağılmadıkça son bulmayacaktır. 

Bu gerilemenin de elbet bir sonu vardır. Futbol, eninde sonunda gerçek sahiplerinin, taraftarların egemenliğine girecektir. Girene kadar savaşa devam, umarım ömrüm vefa eder, çocukluk tribünlerime döner, setlere çıkar, omuz omuza halayların başına geçer atkı sallarım. Hepinizi Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle bir kere daha kucaklarım.

1 May 2021

Maç Yazısı; Gençler United- Galatasaray


Bu maçın yazısını Emre Akbaba son yılların en ruhsuz, en kötü oynadığımız maçın son dakikasında kaleciden dönen topu ağlara atıp, çılgınlar gibi sevinirken yazmaya başladım. Şampiyonluk şansımız hem 88 hem 2006 dan daha fazla olduğu halde kılımı bile kıpırdatamadım oysa o golde. Normalde tribünde olsak, hele Ali Sami Yen kapalısında olsak 5 dakika yerlerde sürünmemiz lazımdı. Çok bilirim gol sesi rakip santrayı yapar hala devam ederdi.

Ne öngörmüşsek aynen gerçekleşti. Rakipler puan kaybedecek, görürsünüz Beşiktaş son 3 maçta(bizim maç hariç) en az 4 puan kaybedecek, bizim maçı ön göremiyorum. Çünkü düşen Denizli dahil en kötü futbolu biz oynuyoruz. Oynanan maçlara göre bir liyakat ekibi olsa ben de içlerinde olsam Galatasaray'a en iyi ihtimalle 10.luk değeri biçerdim.

Tugay- Hagi, Pratez- Frank De Boer, Sneijder- Drogba- Selçuk İnan görmüş, yönetmiş bir Hocanın Fatih Terim olduğuna beni kimse inandıramaz. İddia ediyorsanız aynı hoca diyorsanız kusuruma bakmayın, Hoca Alzheimer başlangıcı, ayıp değil olabilir. Her şey normal ama iş futbol takımı yönetmeye gelince akıl bulanıyor. Annem de günlük yaşantısında gayet normaldi, beni kardeşi sanıyordu. Yok hocamda Einstein aklı var diyorsanız buyurun çocuklar.

Başta dedik düşen Denizlispor her maç en az 7-8 korner serbest vuruş kazanıyor, dakika tuttum Gedson 5 defa aynı korneri attı 7 dakika maçtan çaldırdı. Galatasaray'a vakit geçirmek isteyen hoca durup dururken topu kornere atsın. 90 dakikada 80 defa topu kornere atmayı başarabilen her takım Galatasaray'dan 1 puanı alır gider. Serbest vuruşcusu olmayan takımın hocası Terim'se, aklı yerindeyse şike yapmayacağına emin olduğum için söylüyorum tek bir açıklaması vardır ki benim tezimdir. Hoca tehdit altındadır, can güvenliği yoktur, mal güvenliği de muktedirin futbola bakan Teşkilatının başında kim varsa onun iki dudağı arasındadır. Benim kadar tanıyanınız olduğunu sanmıyorum. Ne çok isterdi oysa son Şampiyonluktan sonra emekli olup Bodrum'un imbatında yelkene binip, torunlarıyla balık tutmayı.

5000 yıllık de facto Türk mottosudur. İti kim öldürdüyse leşi o taşıyacaktır. Galatasaray bitirilecekse Fatih Terim'den başkası yapamaz. Bir an düşün bu sezon sırasıyla Morinholar, Bielsa'lar, Tudor'lar takımın başında olsa aynı futbolu oynatsa, teneke bağlayıp kovardık. Fatih Terim'i kovamazsın, o yüzden bizi kötü kıstırdılar. Ya direneceksin, vergi levhası olmayan, Bağkur'a SSK'ya kaydı bulunmayan sistem dışı, şebeke muhalifi, şikeye şike diyen birini Başkan yapacaksın, ya da en iyisi bizim Rambo Okan'ı Abdurrahim'i başkan yapıp muktediri alenen yalayacaksın. En azından takiye yapmaz, ne olduğu biliniyor, küfür yemez, gider ceketinin önünü ilikler, Lüçecçü der, Popeççü der güldürür, netice de keyif işi yapılıyor, gider Saray'ın mandırasında servetinin bir kısmı sağdırır, Belki o zaman Teşkilat üstümüze saldırırken bu kadar kuduz mikrobu saçmaz.  

Fazla kafa ütüledim sayılır, umut var mı peki? Var, taşıdığım endişeyle beraber yazayım. Her hangi ortalama bir taraftar kadar kafaya taktıklarını sanmıyorum da büyük bir tehlike var.  Beşiktaş sahamızda kupa kaldırarak patronları FB'nin intikamını alabilir ki öyle de görünüyor. Şampiyonluktan geçtim, eğer böyle bir şey olursa savaş baltalarımı çıkardım, katliam çıkartırım.

Muslera seyretmek istemiyoruz, kadraja sokmayın. Muslera'yı ne kadar çok görürsek o kadar kötü oynuyoruz demektir. Şener oynamasın, çeneyle röveşataya kalkan soytarı gitsin başka iş yapsın. Gülmek için hiç iyi bir zaman değil.4-5 numaralı oyuncular, gol atmayacaksanız sakın kornere serbest vuruşlara gitmeyin ağır küfür ederim.  Sağ ve sol hücum bekleri oynadığınız oyunun en az %60 ı rakip yarı sahada değilse takımın muhtemel kötü oyununun sebebi olursunuz, gazabımdan kurtulamazsınız. 

6-8 numaralı mübarek formalar(adamlar değil) size sesleniyorum, İçindekilere sesimizi duyurmadık, enerjimizi aktaramadık iki forma toplamda en az 23 km koşmuş olacaksınız. 500 den fazla pas yapılmayacak. Geriye yana efektif olmayan sebepsiz pas atan benden değil. 

Kornerleri serbest vuruşları direk kullanmayın, hatta penaltıyı bile paslaşarak kullanın kaçırırsınız. Bulaşıcı hastalık yapıştı bu sezon üzerimize, serbest vuruştan gol atamama virüsü taşıyorsunuz hepiniz.

Yenemezseniz İstanbul'a dönmeyin, Beşiktaş'a sahamızda tur attıracak futbolcuya bir daha forma verdirmem. 

28 Nis 2021

Maç Yazısı; Galatasaray- Konya City


Her hafta bir birinden kuvvetli Dünyanın en büyük takımı. Bu seferki giydirilmiş kudurtulmuş, Konya United. Ben razıyım, Paris Sn Germain'le maçı değişmeye. İnanın daha zor maç çocuklar. En azından bizim maç bitmeden başlayacak olan yarı final, maç 3 ihtimalli. Maça çıkan heyetin umurunda değil sonucu. Diğer maçlara göre pozisyon almak maçı oynayacak hocaların bile işi değil. Çıkacak oynayacak 3 ihtimalli bir maç. Bizim ki öyle mi? her hafta tek ihtimalli maça çıkıyoruz. Karşında koskoca bir Teşkilat, puan alacaksınız diye tehdit edilmiş bir takım, Gala lehine hakem hatası olursa Malta'ya sürgün edilecek bir hakem şebekesi.

Şebeke demişken, belki de en zor haftaları, isteseler böyle kuramazlardı. Aynı takım ikiye ayrılmış, bir birlerini sigortalayacak şekilde kafamızı koparmaya yemin etmişler. Kim kazanırsa diğeri için de bayram. Yeter ki biz kazanmayalım. Bu yüzden bir önceki maçlarını her iki takım da hakem marifetiyle kazanmalarına rağmen ölü taklidi yaptılar. Rize tescilli bir Fenerbahçe takımı, Fenerbahçe olmasa Rize'de çay üretimi bile olmaz, İkizdere kurur, Çamlı Hemşin ormanlarını talan ederler. Zaten öyle mi yaptılar? neyse. Acaba Teşkilatın talimatı ne yönde. Bize saldırdığı gibi Patronunun rakibine saldırsa mı, yoksa her ihtimale karşı Gala'nın son nefesini vermesini mi beklesinler. Ya Beşiktaşlı Alanya, al sana çok bilinmeyenli bir denklem, ve çözmesi için ödev verilmiş cahil bir Hoca. Ya Fener'e çelme takmaya kalkma kararı almışsa. Fazla mesai yapadursunlar. Biz işimize bakalım.

Ne yapmalı? diğer takımların puan kaybedecekleri öngörüsünde bulunduk, ne var ki bizim takım hesaplarımızın da üstünde kaybetti. İddiamın arkasındayım, Beşiktaş toplamda 10 puan daha kaybedecek, Kayseri'nin işini son maça kadar bitiremezlerse Kapalı Kale Fener'i sağ selamet İstanbul'a yolcu etmez.  Ülkenin tek futbol takımı Yılmaz Vural'ın takımının başı dertte, İbrahim Erkal için oynayacak. Yani demem o ki Teşkilatı yenip Şampiyon olma ihtimali hayal değil.

Epey geriye sarıyorum filmi, Rize'de yenilmişiz, Beşiktaş son 3 maç kala averaj üstünlüğüyle beraber 4 puan önde. O zamanlar galibiyet 2 puan. Kocaeli maçında Darwall'ın Dürülülü'nün kellesini almak üzere kapalıdayız. Büyük Metin'li Malatya'dan gelen gol sesiyle, Ali Sami Yen'i yıkıyoruz. Sondan 1 önceki maçta Antalya'yı deplasmanda kolay geçtiğimiz dakikalarda Beşiktaş İnönü'de Denizli'ye son dakikalarda 1-0 önde giriyor. Ve biz hazırlanıyoruz 15 senelik bu çile tezahüratına. Son dakikada Denizli'li Erol 40 metreden göklerden bir ses getiriyor. Eskişehirspor maçını ezbere bilmeyen taraftar yok. Galatasaray Şampiyon. İnanın çok daha olası bu sezon ki. Gala  çok büyüdü, öcü oldu, mezarlardan hortluyor. Biz kazandıkça korkudan onlar kaybedecek. 

Algoritma belli, kim oynarsa oynasın sonuca etkisi farklı olmaz.

Dandik gol yeme, yersen ilk 5 dakika içinde cevap ver.

İlk 35 dakikayı kartsız geçir.

450 pastan fazla yapma.

Savunma oyuncuları gol atsın veya gol pası versin. 

Serbest vuruşları pozisyonun almış savunmayı dağıtmak üzere kullan, karavana atış yapma.

Gerisini onlar düşünsün.

Haydi Cim Bom, yaparsın bilirim.

 

 

24 Nis 2021

Crear Dos, Tres Muchos Fanaticos De GALA, Esta Es Conrasena; Adios Grande, Gracias





Pek çok şey hatırlıyorum Fatih Terim. 5 numaralı formayla  7.9.74 de ilk çıktığın Giresunspor maçından, 2.6.85 deki Altay maçına, Kulübedeki, 10.8.96 Vanspor maçından, 15 Mayıs 2021 Malatya maçına kadar pek çok şey.

Karanlık gecelerde Trabzonspor'a son penaltıyı atarak aldığın ilk kupayı, Gala'nın  ezildiği bir maç sonu uzatılan mikrofona  ''Yenilse de büyük yense de'' diye kükrediğini, hakem Hamza Alan nezdinde henüz kurulma aşamasında olan Teşkilatın yüzüne tükürdüğünü, Milano sokaklarına hezimetine iddiaya giren Halil Özer'i dövdüğünü, taraftarın bilmediği pek çok şeyi.

Mithatpaşa Stadı, deniz tarafındaki kale arkasındayım. Rapid Wien'le 1-0 yenildiğimiz maçın rövanşına çıkmışız. 3-1 e taşımışız sonlara doğru, rakip üstümüze cehennem gibi çökmüş. Son pozisyon hala gözümün önünde Krankl vurdu Yasin'i geçen top ağlara gitmek ve biz elenmek üzereyken bir ayak girdi topla kale çizgisinin arasına, doksan dediğimiz yerin bir karış aşağısında. Samantha ilk adıydı, o zamanlar başı sıkışanlara yardım eden sevimli bir cadı vardı televizyonlarda. Allah'tan umudun kesildiği anlarda kendisinden umut kesilmeyenlere hep o cadının  tatlı ismi verilirdi. Biz de verdik.

Son şampiyon olduğumuz kadroya  dahil olmuştu. Unutulmaz maçlar, unutulmaz yıllar çocukluğumuzun geçtiği nesil bitmişti. Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en büyük futbolculardan biri olarak, Kadıköy'den 40.000 kişiyle uğurlamıştık sahalardan, Büyük Galatasaray'ın büyük kaptanını. Bu onu ilk ve son uğurlayışımız olacaktı.

1996 yılının yazında  çıktı geldi, hiç gitmemişti, futbol tanrısının da bir hesabı vardı.Koskoca Fatih Terim'e seneler boyunca kaptan olarak elletmediği şampiyonluk kupasını defalarca aldırarak günahını temizleyecekti. Çok daha fazlası oldu, takım Avrupa göklerine UEFA Şampiyonu takım yıldızını bıraktığında Samantha'nın adı artık İmparator'du. Dünya döndükçe parlayaduracak olan Avrupa Kupası, Ali Sami Yen'e indiğinde Galatasaray son lig maçına şampiyon çıkıyordu. İmparator'un veda ihtimaline karşı, gitme diye ağlayan 30.000 kişinin arasında bende vardım elbette. Bırakıp gitti İmparator takımı, yapacak çok daha güzel şeylerimiz vardı oysa, eminim gitmese o takım, o gün verdiği imaj, çizdiği rotayla şampiyon Kulüpler kupasını da alırdı, nitekim almaya da ramak kalmıştı.

O zaman başladı benim Fatih Terim'le kavgam. Aslında sitem, sevmediğin birine sitem edemezsin. Benim Terim'e olan kinim Galatasaray'a geldiği için değil, gittiği içindi. Gidişiyle Galatasaray'a zarar vermişti. Galatasaray'a bilerek veya bilmeyerek zarar veren her kimse benim baş düşmanımdı. Galatasaraylılıktandı bunca savaş. Ben Terim'in Florya'da olmadığı zamanlardaki zebanisiyim. Dünya'nın en büyük  5 takımından birinin başında sahaya çıktığı zamanlar, bütün ülke gurur duyarken, ben tek başıma nefret ediyordum. Ne yapalımdı, herkesin gidecek bir yeri olurdu da bizim yoktu. Biz Galatasaray'la beşik kertiğiydik. Bağrımıza taş, yaramıza tuz basacaktık. Derman bulunmaz yaranın kanaması azdığı bir sezonun bitiminde geri çağırdık.

Bir hışımla başladı 3. Grande sezona. Takımı değiştirdi, 2000 ruhunu geri çağırdı. Galatasaray mutlaka o olmasa da şampiyon olurdu ama o olmazsa asla 2000 li yıllardaki ruh, heyecan, coşku olmazdı. ve bizim de ihtiyacımız olan şey futboldan, futbolcudan ziyade ruhtu. Grande sanki kaybolduğu yıllarda Ganj Nehrinde yüzmüştü, Dalay Lama'ya takılmış arınmıştı. Katmandu'da, Nepal'de evliya olmuştu. Kulübede dosta güven, düşmana endişe veriyordu. Sanki taraftarın ortalama görüşünü uyguluyordu. Hepimiz hocaydık, kimi istersek o oynuyor, kimi istemezsek tribüne gönderiyordu. Ve artık büyümeyi tamamlamış, küçülmüştü.

Çocuklar inanın, taraftar sayısı sanıldığı gibi kupalarla şampiyonluklarla artmıyor. En azından bizim için böyle. Biz Şampiyon olamadığımız 13 sezon boyunca büyüdük, takım Şampiyon olamadıkça durumdan vazife çıkarıp tribünleri doldurduk, doldurdukça gırtlaklarımızı parçaladık, takıma daha da bağlandık, bağlandıkça peşimizden gelenleri sürükledik. Bağıra bağıra Şampiyon olduk. Deplasman trenlerine otobüslerine bine bine kendine has bir Gala tribün ultrAsı, öğretisi oluşturduk. Övündüğün, yüz akın, yaşamındaki tek gerçek yol göstericindir, sahip çık. O çileli doktriner  eğitim yıllarının  en büyük kahramanı, öğretmeni Şampiyonluk kupasını kaldıramamış Terim'dir, iyi belle.

Biz bir his takımıyız, Dünyada futbol takımı hocasına ihtiyaç duymayan, kim gelirse gelsin başarısız olacağı garanti tek takımız. Biz deliyiz, azız, farklıyız. Ülkede futbolu tezgahlayan Teşkilatın belalısıyız. Ne zaman tabutumuza son çiviyi çakmaya bir cenaze levazımatçısı gönderseler, hatta gömseler mezarlardan fırlayan bir hortlağız.  Aldığımız kupaların, kaybettiğimiz Şampiyonlukların futbol takımı hocalığıyla alakası yoktur. Sebep sorumlu aramayın. Bize kulübede, ceza aldığında tepede tribünde bir yerlerde tek başına , Florya dışında hangi delikteyse başımız derde girdiğinde, ezildiğimizde tam yeniliyoruz dediğimiz anda göz göze geleceğimiz, omuzuna yaslanıp ağlayabileceğimiz biri lazım. Olsa söylemez miyim, inanın ondan başkası yok. 

Büyük Fatih, Samantha, İmparator, Grande; 

Gelmeseydi, hoca olmasaydı belki çok daha fazla Şampiyon olurduk, belki de çok daha az. Bunu bilemem, ama eminim, üç kıtada 30 dan fazla ülkede bayrak salladım, Avrupa'nın en büyük statlarının deplasman tribünlerinde tepindim,  Gala adı nerede yaşıyor yaşatılıyorsa yanında Terim'le yaşatılıyor. Macellan Boğazından Sibirya Bozkırlarına, Yeni Zelanda'dan Alaska'ya dünyanın 4 bir köşesinde kalbi Gala için çarpanların en az 1/3 ü Fatih Terim sayesindedir. Kaybedilen kupalar gün gelir fazlasıyla alınır, aldığımız en büyüklerinin de büyüğünü alabiliriz, taraftarlık bir çocukluk hastalığıdır. Ve sonuç ne olursa olsun Fatih Terim bir taraftar makinasıdır. 

Turuncudan iz taşıyan tok bir sarı, vişneye çalan koyu kırmızılı beşiklere düşen tek bir Gala taraftarı bebek, inanın benim için  şampiyonluktan daha değerlidir. Ve bu yazıyı yazan abiniz, yüzlercesine şahittir ki son on yıllardaki Galatasaraylı bebeklerin sebebi Terim'dir. 

İşte bundan dolayıdır ki Fatih Terim ölene kadar, hatta ölse bile, en az 5 sene o da acınız, yasınız soğumaya yüz tutana kadar  Galatasaray'ın başına geçirilmek istenen yer yüzündeki hiç bir hocaya razı olmayın. Benim bildiğim, istediğim  Galatasaray hocasını analar henüz doğurmamıştır, yoktur, direnin.

İki üç ve daha fazla fanatik Gala taraftarı yaratmak; Parola budur. Elveda Grande, Teşekkürler.


21 Nis 2021

Maçtan Önceki Maç Yazısı; Galatasaray- NapoliTrapezus



Ölümüne bir kumar bizimkisi, tam canımız alacaklar ecelsiz, son potu kaldırıp devam ediyoruz. Masa hileli, hepsi ortak, bir birlerine vuruş yapmıyorlar. Öylesine aç ve çaresizler ki, bizden kumpasla kazandıkları torunlarına bile yetecek.

Her maç sonrası taktik değiştiriyorlar, acaba kime kursalar oyunu henüz karar veremediler. Beşiktaş Jimnastik Kulübünün önünde çipler yığılı(ydı) ama kumarbazı acemi, korkudan hiç bir ele bahis yapamıyor, giriş antelerinden bitecek. 

Hele masanın şer cephesine oturmuş, Al Capone, Ömer Şerif; Paraları bitmek bilmiyor, dolayısıyla da kumar. Dealer istediği kağıdı veriyor, yine de kazanıp fişi çekemiyorlar. Sergen tescilli eşek poker kumarbazı, elini belli ediyor, öteki de yeni başlamış, az para kesmiyor, Teşkilatın esas oğlanı benim diye, kendi küçük ortağını bile yutmaya oynuyor. Bizim büyük taraftarımızdan başka hiç bir şeyimiz yok, Oyuncumuz profesyonel,  Galataus( Gala kumar tanrısı) bir yerde ipten alıyor bizi, biz ölürsek Aslan gibi öleceğiz, kan kusturacağız, kazananlara yar olmayacak.  

İş başa düştü çocuklar, 50 + 1 yıldır tribünlerde neler gördük, ne maceralar. Ölüm kalım maçına çıkabilirsek kalırız, endişem yok. Her maçımıza tabutumuza son çiviyi çakmak üzere bir cenaze levazımatçısı gönderiyorlar, ne kötülük yaparlarsa yaparsa yapsınlar cenaze namazlarını kılıp gönderiyoruz.  Bu akşam da aynısı olacak. Şu ana kadar özellikle maçın hakeminin kim olduğunu öğrenmedim. Çünkü benim için fark etmiyor, ben bizim her maçımızı Rambo Okan'ın yönettiğine inanıyorum.

Masadaki Teşkilat penaltıyı veremeyen, kırmızı kartla atamayan hakem heyetine, tek bir şut çekmeden pozisyona girmeden, hatta son saniyede topu Beşiktaşlı oyunculara verdi diye kendi takım oyuncularının bile kızdığı kaleciye rağmen 2 puan daha yutuldu. Acil kodla toplandılar. Görülmemiş bir hakem faciasına  hazırlıklı olun. Kapalııııı, ayağa kalk bağırmayanı aşağı atarım, ( ne zaman oturduk ki be Amigo Mehmet abi) Bu Maçı Alıcaz, Başka Yolu Yok. 

Ne Yapmalı? 

Göztepe maçında kuşananlar, sefer görev emri çıktı, Arena'da saat 19.00 da tam teçhizat, gayri mevcut içtima var. 

1- İlk 35 dakikayı özellikle ilk topa basanlar kartsız atlatacak.

2- Olası bir dandik gol yendi, çıkarmak için saldırılacak, çıkaramadığımız her saniye, her dakika asır gibi gelir. Bir an önce gol yerine konacak, takımın savaş gücüne moral takviyesi yapılacak.

3- Serbest vuruş kullanamıyoruz, veya kafa vurucumuz yok, belki de sebep başka, hakeme güvenemiyorlar, hazır ol vaziyetinde de kafa vurulamayacağı için temas edemiyorlar. Sonuç değişmez, serbest vuruştan etkili olamıyoruz, boşuna stoperleri 100 metre koşturup geri çağırma, kornerleri paslaşarak, pozisyon almış savunmayı dağıtarak kullan.

4- Teşkilat kendi hocası Abdullah'a kesin talimat ve emir vermiştir. Muhtemelen yatacak, topu bize bırakacak, tuzağa düşme, toplamda 450 pası geçme. 450 pastan her fazlası bizim için zaman kaybı, kötü oyun, dolayısıyla istenen skoru alamama olasılığıdır.

5- Kerem'in attığı golleri Uğurcan yemez, vuruş standardını beğeniyorum, uzak tarafa vuruyor, daha etkili ve tavana doğru vurması lazım.

6- Maç yine Taylan'ın omuzlarında, hayatının son maçı gibi oynaması gerekecek, Gedson üstüne koyarak geldi, hepimizi utandıracak, bu gece TT olmasını bekliyorum.

7- Saraççi Göztepe maçını oynasın razıyım, akan oyundan gol pozisyonuna gireceksek hücum bekleri kumarın içinde olacak.

8- Taylan- Gedson en güvendiğim iki forma toplamda 23 km den fazla koşmuş, sıkıldıklarında en az 2 litre ter çıkmış olacak.

9- Hekemin aldığı emir, talimatla vicdanı arasında hassas bir denge vardır. İnandığınız bir pozisyonda sakın teslim olmayın, direnin, Var'a taşıyamasanız bile dengeyi bozarsınız, cesaretini kırarsınız.

Şimdiye kadar tatbikattaydık, savaş yeni başladı. 

Ne kumarlar gördüm, Dünyanın en büyük poker kumarbazlarına oyun oynattım, Korkudan daha çok kaybedecekler, kaybettikçe kare aslarına Flush  Royale çıkaracağız, kumarı delikanlı adam oynar, Fatih Terim; son seansı oynayacak testis sende fazlasıyla var, peşindeyiz. Masadan utkuyla kalkacağız.

Yenilsen de büyüksün yensen de. 

Haydi Grande gazan mübarek olsun.

17 Nis 2021

Oynanacak Maçın Maç Yazısı; FıratTepe- Galatasaray

Galatasaraylılık iflah olmaz çare bulunmaz bir çocukluk hastalığıdır. 50 yıllık tribün tarihimizin kitabını yazdıktan sonra hastalığın ilacını aşısını keşfettim. Artık maçları maçlardan önce izleyip, sonucun tescili için banttan izliyorum. Böylece  ağrıyan yerim( sol mememin altı)  azmadan önlem alıyorum. Aşı sırasına girin, ey Büyük Gala Hastaları.


Son viraja henüz girmedik,  FıratTepe maçımızdan sonraki 2 maç sonra son düzlüğü koşacağız. Yani son 5 maç kala finiş çizgisini göreceğiz. Büyük takım refleksimiz son 5 maça nasıl girdiğimizi dosta düşmana bir  kez daha gösterecek. Yanılmamak için son kozlarımızı oynuyoruz, yangına su taşıyan karınca misali olsa da.

Bir durum tespiti yapalım, kimlerle oynadığımızı rakiplerin kim olduğunu defalarca yazdık. Her maç bir futbolcu diğer taraftarlardan, yani sadece bizden özür dilemeye başladı, geçen gün Marafona, Babacar, dün Kulusiç. Bunlar tesadüfen futbolun içinde yorumlarla açıklanacak şeyler değil. Futbolcu elbette bilerek kendi kalesine atmıyor, ama içgüdüsel, şartlanmış bir beyin uç şu topa tak ağlara diye emir veriyor.

Bir paradoks var, takım kötü oynuyor, hakem iyi yönetse ne olacak ki. Büyük takımsan hakemi de yeneceksin. Bu amentünün meali  böyle değil çocuklar. 40 maç hakemi yenemezsin, hatta öyle bir konjonktüre denk geldik ki bir maç bile hakemi yenemezsin. Bu motto maç içinde sen iyi oynarken hakem sana saldırmışsa geçerli. Büyük takımlar tarihi hakemleri yenme tarihidir. Defalarca yenerek büyüdük. 

Dedik, bu işte bir iş var, futbolcuların tamamı, bize fark atmış takımın oyuncularından daha iyi. Atiba bizde olsa 5 sene önce teneke bağlayıp kovmuştuk, Vida'nın her maç atılması gerekiyor, Serdar Aziz bizdeyken kartsız maçı yoktu. Luindama'dan daha teknik, akrobat, çevik stoperi olan takım var mı? Her hava topuna çıkışı, her ikili savaşı faul.  Arda Turan'ın en iyi yaptığı şey yatarak top almasaydı, 2 defa denedi, ikisinde de sarı kart aldı, bir daha denemedi. Taylan'ın yolunu hakemler kesti. Emre Kılınç Fener'de olsa bugün heykelini dikerlerdi. Çocuğu oynatmıyorlar. Takım kötü oynamıyor, iyi oynamasına izin vermiyorlar. 

Bu gece de iyi oynamayacağımız garanti. Öyleyse bırakın maç başı antrenmanını, maç taktiği konuşmasını ben yaptırayım, 

Maç kadrosuna baktım tanımadığımız sürpriz biri isim yok, Yani bir Messi, bir Maradona oynamayacak. O zaman başlayalım, İlk 11 i tahmin etmeye çalışalım. Ne yazık, hâlbuki en deneyimli olduğum konuydu, 100 kişi içinden maça çıkacak 11 i tam olarak bilirdim., ligin sonu gelmiş bilemiyorum. 

Sağ kanat hücum bekine Etabo'yu bekliyorum. Sol taraf yazı tura atılacak sanırım, iki sol hücum beki de 1.5 maç iyi oynayıcı, devamında sakatlanıcı, veya kötü oynayıp kesilici, önümüzdeki sezon düşünülmeyici. Fark etmez, isimlerini bir torbaya at, çek. 

Ligin bana göre en iyi tandemiydi Lui- Marcao. Yine de öyle maç taktiğine nasıl oynatacağımızı yazacağız.

Taylan- Gedson- Arda Turan- Kılınç- Oğulcan- Santraforda Halil ilk 11 i bekliyorum.  Elbette böyle çıkmayacak biz maç taktiğine geçelim.

Maçtan bir saat önce Gestapo Subayı takımı iti gibi koşturuyor, illet oluyorum, bilimsel bir açıklaması olduğunu sanmıyorum. En azından bizim oyun planımız ve oyuncu grubumuza faydasından çok zararı var. ilk 11 oynayacak olanların tamamını aynı ritüellerle yorup yarım maç yaptırıyor. Başta söyledik kötü oynayacağız, kötü oynayarak yenmenin merhemini bulmaya çalışıyoruz. Yani ilk yarı çöpe gidecek, sonra maç başı eğitiminden firar etmiş 5 kişi oyuna girecek. Eğer  maç öncesi İtalyan çukuruna grip çıka çıka yorulmanın bir faydası varsa, eğitim yapmadan girenlerin ne faydası olacak.

Neyse bizim dememizle 40 yıllık kani fikrini mi değiştirecek?

Fırat'tan kaçacaksınız, ilk yarım saatte sarı kart almayacaksınız, yani topa çıkmayacaksınız, bizim ikili mücadele kazanma şansımız minimize edilmiş, adama değdiğinde aaaahhh diye yere atıyor, cart sarı. İyi oyun mümkün değil. Peki kötü oynayarak nasıl yeneceğiz.

Stoperler gol atamıyor, kafaya çıkarmıyorlar, belki de faul yapmamak için istedikleri gibi yükselemiyorlar, o halde kornere serbest vuruşa gönderme kardeşim. Korner olduğunda iki stoper içeri gidiyor, Etabo-Kılınç gibi kısalar oyun dışı geride bekliyor. Tam tersi onlar ileride olsun, paslaşarak kullanın, belki dönen topa şut çeker, hücumu devam ettirir. Hatta penaltı bile olsa paslaşarak kullanın, serbest vuruş kullanıcımız yok. Korneri, serbest vuruşu paslaşarak kullan alan ve adam savunmasıyla gardını almış, kapanmış savunmayı dağıtmaya çalış. 

Sağ ve sol kanat uç oyuncuları kim olursa olsun muhtemelen kötü oynayacak. Çünkü ilk görevi oynatmamaya çalışan bir topa basıcı karşılarında olacak, yetmez ikide kademe oyuncusunu atlatman lazım içeri sızabilmen için. Messi kadroda olmadığı için sakın deneme top kaybı yapacaksın, vakit kaybetme.

Sağ ve sol hücum bekleri görev sizin, önünüz açık, görece basan yok, öndekiler mümkün olduğu kadar taç çizgilerine oyunu, rakibi çekmeye çalışsın siz içeri girin, sakın ola ki orta yapmayın boşuna, koskoca Falcao'ya vurdurmayan Halil'e mi vurduracak. Çalımlarla dalın içeri, top kaybı yaparım diye tekme yerim diye korkmayın, sarı kart penaltı almaya bakın. Golden önce rakibe kart aldırmaya oynayın, silkinin, can çekişin, cebelleşin, burası Galatasaray, Aslan Yuvası. 

Aklı hür Gala taraftarına burada bir soru soracağım. Bir an için Muslera'yı unutun, ligin ikinci yarısı transfer edilmiş bir kaleci gibi düşünün. 6 aylığına gelmiş olsun, beğenirsek, istersek 3 sene daha sözleşme imzalayacak olalım ve şu ana kadar gösterdiği performans üzerine de 3 yıllık kontrat imzalayalım. Çok iyi yapmışız diyorsanız lafım yok, devam edeyim.

Bu maç dikkatle bakalım, bildiğimiz Muslera döndüğünden beri yediği gollerin en fazla 2 si hariç tamamını kurtarırdı. Belki de kötü oynama sebebimiz fazla güvenmemiz. Yokken savunma en az 10-15 metre daha geride kuruluydu, ve kaleciyle pek oynanmıyordu, son maçlarda nasıl olsa var diye öne çıkıyorlar, pas trafiğine kaleciyi katıyorlar. Suplaj(uçarak top çelme), blokajları estetik değil, artık kurtarışları sadece yer tutmaya dayalı. Özellikle sakatlandığı sağ ayağını kolluyor, o tarafa uçuşlar zayıf, sağına top gelirse felç geçiriyor. 

Toplayalım, ilk yarım saatte sarı kart almazsak, sağ ve sol kanat bekleri bari gole katkı yapacak kadar  iyi oynarsa, kafa kafaya giden oyunda 550 pası geçmezsek, dandik bir gol yemezsek, hadi yedik 5 dakika içinde cevap verirsek, olmaz ya serbest vuruş golü atabilirsek bu maçı kazanmışız demektir. 

Kazanırsak korkudan çok daha fazla puan kaybedecekler.  

Zulüm köpeklerine kaldı nazlı nazlı gezdiğin çöller, uyan ey yaralı kükreyen ASLAN bu gaflet uykusundan, çıkın tabutumuza çivi çakmak üzere görevlendirilmiş Fırat Aydınus'un nezdinde Teşkilat'ın cenaze namazını kılın.