19 Haz 2026
Ateş-Güneş Olayı
14 May 2026
Dominasyon utkuyla taçlandı, 27 için konsantrasyon Mantra; Forselasyon
9 Mayıs gecesi…Gala 4-2 Antalya
Unutulmaz bir final
Rams Park’ın üstünde sadece meşaleler değil,
yılların özlemi yanıyordu.
İki kez düştü Galatasaray.
İki kez susturmaya çalıştılar tribünleri.
Ama bazı takımlar geriye düşünce korkar,
bazıları ise hatırlar kim olduğunu.
Ve o gece Aslan hatırladı.
50.000 yürek aynı anda ayağa kalktı.
Bir çocuk babasının omzunda ağladı.
Bir adam yıllar önce kaybettiği arkadaşını düşündü.
Bir anne camdan dışarı baktı,
sokaktan gelen “Cim Bom Bom” sesini duyup gülümsedi.
Çünkü bu sadece bir şampiyonluk değildi.
Bu, bir ömrün yeniden gençleşmesiydi.
We fell.
We rose.
And finally… we became eternal.
Son düdük çaldığında dünya yerinden yerinden oynadı.
26. Şampiyonluk bayrakları köprülere asıldı.
Sarı kırmızı ışıklar geceyi sabaha bağladı.
İcardi ellerini tribüne açtı.
Taraftar şarkıyı göğe bıraktı.
Ve Galatasaray, çıktığı gibi geldi.
Canı yananların,
umudunu kaybetmeyenlerin,
Mayıs gelince yeniden inananların takımı oldu yine.
Bir çocuk o gece defterine şunu yazdı:
“Ben Galatasaraylıyım.
Çünkü bazı hikâyeler sadece kazanmaz…
ölümsüz olur.”
Övünün büyükler.
Sevinin küçükler.
Çünkü Galatasaray
bir tarih değil artık.
Bir efsane.
Ve efsanelerin mevsimi hep aynıdır:
Mayıslar bizimdir.
Dominasyon utkuyla taçlandı, 26 bayrakları köprülere asıldı, durmak yok, durursan düşersin, tam konsantrasyon yolumuz 27 yoludur.
Mantra; Milyonlarca çocuk yanılıyor olamaz, FORSELASYON.
30 Tem 2025
30 Temmuz; Bir Tarih Diyalektiği Döngüsü
"Bir Çağın Adı: 30 Temmuz"
Bugün sadece bir tarih değil.
Bugün bir çağ.
Bugün bir döngünün tamamlandığı, yeni bir destanın başladığı gündür.
🗓️ 30 Temmuz 1996 – Bir efsane indi bu topraklara.
Karpatların Aslanı, Fatih’in askerleriyle bir destan yazdı.
Gheorghe Hagi, Sarı-Kırmızı bayrağı bir medeniyet gibi dalgalandırmaya başladı.
Ve o gün, Galatasaray’ın alnına Avrupa haritası çizildi.
🗓️ 30 Temmuz 2023 – Tribünler yeniden ayaktaydı. 5. Dalga Galatasaray çocukları çağırdı.
Arjantin’in kalbinden gelen adam, çığlıklarla karşılandı.
Mauro Icardi, bir mantra, bir manifesto yayınladı.
"Gala zaten büyüktü, biz daha da büyük yapacağız"
🗓️ 30 Temmuz 2025 – Victor Osimhen.
Maskesiyle, yüreğiyle, sevdasıyla. Karizmadan, imajdan taviz yok, daha da büyüyeceğiz.
Köprüler kilitlenecek, caddeler dolacak.
Uçaklar değil yıldızlar inecek piste.
100.000'lerce Galatasaraylı, bir oyuncuyu değil, bir devri karşılayacak.
Bugün sıradan bir transfer günü değil.
Bugün, Galatasaraylı olmanın ne demek olduğunu bilmeyenlere anlatma günü.
Bugün, geçmişle geleceğin el sıkıştığı, kalplerdeki Aslan’ın yeniden kükrediği gün.
📍 Hagi ile başladık,
📍 Icardi ile hatırladık,
📍 Osimhen ile sonsuzluğa yazıyoruz.
Bu sadece bir futbolcu transferi değil.
Bu, Büyük Galatasaray Taraftarının rüyası.
Bu, bir arma için nefes almak.
Bu, GALATASARAY.
Dünyanın bittiği yerde Galatasaraylılık başlar.
Parlayadur, çünkü 30 Temmuz artık takvimde değil, tarihin altın sayfalarında.
12 Haz 2025
PARLAYADUR
Re re re, ra ra ra Galatasaray Galatasaray Cim Bom Bom Bom sesleriyle hıçkırarak, boğazımız düğümlenerek gönderdik Galaxi’ye Galatasaray’ın 5. Takım yıldızını.
Safarinin yerlilerinin
ritmik tamtamlarından, pampaların gaucholarının ateşli tangolarına, kutupların
buz avcılarının kristal sessizliğinden, çöl bedevilerinin kum şarkılarına, Amazonların
orman bekçilerinin yemyeşil fısıltılarından Himalayaların bilge keşişlerinin kadim
mantralarına, Pasifiklerin dalga dansçılarının okyanus senfonisinden,
Sibirya’nın göçebe çobanlarının rüzgar türkülerine, Sahra’nın yıldız
toplayıcılarından Ant dağlarının kutsal kondorlarına, Ganj’ın bereket
dualarından, büyük mercan resifinin renk cümbüşüne kadar dünyanın bütün
koordinatlarında GALAXI’nin en görkemli meşalesi olarak sonsuza dek PARLAYADURACAK.
17 May 2025
''2000'' Galatasaray'ın Altın Yılı
17 Mayıs 2000, 25.yıl aziz hatırasına
Tarih, 3 Kasım 1999 günlerden Çarşamba, Ali Sami Yen Stadı tribünlerindeyiz. Şampiyonlar Ligi gurubunda son maçımız, biz bitti demeden bitmeyecek umutluyuz. Milan’ı yenersek yola devam ediyoruz. 2-1 yenik durumdayız. Süre tükeniyor, heyecan dorukta gol için yükleniyoruz, elenmek üzereyiz.
Dakika 88 durumu 2-2 yaptık, Ali Sami Yen’i '' Haydi
Cim Bom haydi! Tam zamanı tam zamanı
şimdi!'' sesleriyle inletiyoruz.
Ve sonunda beklenen o zaman geldi. Maçın bitmesine saniyeler
kala penaltı kazandık. Nefesler tutuldu topun başında Ümit Davala, ölüm
sessizliği, Ümit Davala’nın topu ağlara göndermesiyle sanki gök gürledi.
Koskoca Milan sonuncu olarak eve döndü.
Bizim macera işte böyle başlamıştı
Önce İtalyan takımı Bologna'yla eşleştik. Bu takım hakkında
bilgileri araştırdık, renkleri kırmızı maviydi.
Adı Kızıl Şehir olan bir kentin takımıymış, ilk maç için takımı
deplasmana yolladık.
Ekran başındayız, tüm amacımız buradan en azından yenilmeden
maçı Ali Sami Yen’in taraftar coşkusuna getirecek sonuçla dönmekti.
Ben Cim Bom'un en büyük maceralarının birinden 5 gün sonra
doğmuşum. Deplasmanda 3-0 yenildiğimiz İsviçre’nin Neuchatel Xamax takımını 5-0 yenerek tarihe geçmişiz. Her
Galatasaraylı çocuk bu büyük kader maçının hatırasıyla büyümüştür.
İtalya’dan 1-1 berabere ve umutla dönüyoruz, Tur İstanbul’a
kaldı. Gerisi bizde, Karşılaşma günü geldi çattı ben de maçtayım, Büyülü Ali
Sami Yen Stadının kutsal tribününde kapalıdayım. Maçı harika bir oyunla, 2-1
kazandık, günleri ve oynadığımız maçları sayıyordum. Finale ben de
gideceğim.
Bir üst turun kurları çekildi. Alman takımı Borussia Dortmund'la eşleştik, Almanya'nın en büyük takımlarından birisi. Spor dünyasında, kadrosundan adından çok statlarıyla anılıyor.
Babamlar Borussia Dortmund deplasmanına Almanya’ya gidiyor.
“Beni de götür!” diye ağladım, ama babam, “Söz verdim,
finale götüreceğim seni.” Diye
avuttu.
Yine heyecanla televizyonun karşısına geçtik, maçın
başlamasını bekliyorduk. Dakikalar bir türlü geçmek bilmiyordu. Nihayet
televizyon Almanya'ya Westfalen Stadına bağlandı.
Taraftarlar arasında kale arkası tribünleri sarı duvar diye
biliniyordu.
Gözlerimize inanamıyorduk, sarı duvar kırmızı duvar olmuştu.
Belki de tarihlerinde bir ilk 80.000 kişilik Stadın tamamına yakını
Galatasaraylıydı.
Galatasaray bir his takımıdır, arkasında inanmış bir
taraftar varsa orada kupa vardır, şampiyonluk vardır. Hagi'nin önderliğinde muhteşem bir futbolun ardından,
2-0 galip İstanbul'a döndük.
Ve elbette yine Ali Sami Yen kapalı tribünündeyim. Kontrollü
bir top oynadık, sahamızda geri dönüşlerine izin vermedik, kalemize
yaklaştırmadık 0-0 biten maçtan sonra, bir Avrupa takımını daha elemiştik.
Ne demişti büyük kurucumuz Ali Sami Yen? ''Amacımız
bir renge ve isme sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmek'' Rengimiz turuncudan iz taşıyan tok bir güneş
batımı sarısı, vişneye çalan yeni kabuk bağlamış yara kırmızısı, Adımız
Galatasaray, sembolümüz Aslan.
Gün geldi Takım İspanya'ya, biz ailecek Kaş'a tatile gittik.
Maçı televizyondan izliyoruz. Aslanlar
gibi sahaya çıktı oyuncular var güçleriyle oynuyorlar, top rakibe geçince de
sahamızı canla başla koruyoruz, geçit vermiyoruz. Maçı kazanacağımız 15
dakikada belli oldu. Sıra önümüze çıkacak takımda. Maçı 4-1 Aldık. Sevinçliyiz.
İstanbul'a huzur ve güvenle döndük. Kendi stadımızda bir
moral maçı oynadık, boş geçemezdik. Çimlere bir Avrupa takımı daha serdik. 2-1
yendik.
Mutluluktan uçuyorum.
Final maçını Danimarka’da Parken ‘de canlı izleyeceğim.
İngiltere’den Leeds United geldi İstanbul’a. Büyük Takım, 3
kez Avrupa Kupası’nı kaldırmış, 2 final kaçıran İngiliz futbolunun büyük
takımı. İlk maçı kendi sahamızda oynuyoruz.
Maçtan bir gün önce taraftarlar arasında kavga çıktı.
İngiliz taraftarları kavgacılığıyla ünlü. Taksim’de üzücü olaylar oldu.
Maç bu yüzden aşırı güvelik önlemleri alınmış şekilde, çok
gergin başladı. Hepimiz çok üzgündük, tribünlerde de önceki maçların coşkusu yoktu,
yine de takım güzel bir oyunla elinden geleni yaptı. Kalemizde pozisyon
vermeden maçtan 2-0 galip ayrıldık.
İlk maçın galibiyet morali ile takım İngiltere’ye gitti.
İstanbul’daki olaylar yüzünden deplasman maçına Galatasaray seyircisi alınmadı,
Statları Ellen Road'da çok gergin bir maç oynandı, bizim tek bir amacımız
vardı, Final için Parken'e gitmek. Galatasaray ismine tarihine imajına yakışır
bir oyun çıkardı.
Leeds United olanca gücüyle saldırıyor, biz direniyorduk.
Karşılıklı goller atıldı, 2-2 bittiğinde evde kucaklaşmalar, final maçı
hazırlıkları çoktan başlamıştı.
'' Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu Cim Bom ‘un
ayak sesleri'' tezahüratlarıyla bizim uçak iniş yaptı. Havaalanını sarı
kırmızıya boyadık.
Deniz kıyısında dolaşıyor, kafelerde vakit geçiriyoruz. O sırada gözüme bir heykel ilişiyor, yanına
gidiyoruz, sarı kırmızı atkılarla süslenmiş. Deniz Kızı heykeli. Hep adını
duyardım, şimdi görmüş oldum. Demek ki Deniz Kızı Danimarkalıymış. Babam
masalcı Hans Christian Andersen'in de Danimarkalı olduğunu söyledi.
Andersen'den Masalları dinlemiştim. Başka yerleri ülkeleri gezmek, genel kültür
açısından çok önemliymiş, bunu yaşayarak gördüm.
Kopenhag şehrinin en büyük meydanı Tivoli'deyiz, meydanda Arsenal ve Galatasaray renklerinden başka bir şey görünmüyor, taraftarlar ayrı ayrı kafile halinde marş söylüyor, yürüyor, geziyor, maç saatini bekliyor.
Derken her iki takım taraftarı arasında büyük bir kavga çıktı,
babam spor kardeşlik, dostluktur diyordu.
Bu kavgalar sportmenliğe hiç yakışmadı. Atlı polisleri ilk defa orada
gördüm. Çok korktum, Babamla beraber o kargaşadan çıktık. Rastladığımız bir
kafede birer çay içtik.
Ne güzel başlamıştı oysa meydandaki taraftar coşkusu. Ben
aynı yaşımdaki bir Arsenal taraftarı çocukla tanıştım, hatta birbirimize
sarıldık, resim çekildik. Çocuklara kalsa her şey, ne güzel idare ederdik
Dünyayı. Aynı ortamda büyükler itişip kakışırken çocuklar birbirlerine
sarılıyorlardı.
Tribünlerdeyiz artık, binlerce taraftarın ilk uğrak yeri, ilk sınav yeridir tribünler. Annemin karnında bile maça gitmişim, Ali Sami Yen'deki hemen hemen her maça gittim, ama bu başkaydı. Başka bir ülkede, başka bir stadyumda en büyük maceramızın küçük bir taraftarıydım. Parken stadının büyük bir bölümünü Galatasaray Taraftarı doldurmuştu. Biz kale arkası tribününü kırmızı formalarımızla tek renge boyamıştık.
Kırmızı formalarımızla tribünlerdeyiz, hepimizin üstünü örten bir flama açtık sabırsızlıkla başlama saatini bekliyoruz. Takım ısınmak için sahaya çıkmak üzere, soyunma odasının durumunu tahmin edebiliyoruz. Fatih'in Aslanları kükremek için artık dakikalar sayıyordu. İmparator son sözlerini söylüyordu. ''Topun olduğu yer pozisyondur. İlk dakikadan son dakikaya kadar oyunu biz oynuyoruz arkadaşlar. Rapid maçıyla başladık, Aslan gibi oynadınız, kazandınız, kazanacaksınız, şampiyonsunuz ve öyle anılacaksınız, Allah Yardımcınız olsun''
Ve o unutulmaz gece. Kale arkası tribünü yürek atışlarım en üst seviyede. Muhteşem, stadı inleten '' Cim Bom Bom'um sen çok yaşa, canım feda olsun sana. Hiçbir şeye değişilmez, senin sevgin bu Dünya'da'' tezahüratı. Yandan dışarı giden şutumuzda bom boş bekleyen futbolcumuzun ofsaytta olmadığını anladığımız an, ah vah sesleriyle ilk yarının bitişi. İkinci yarı başında önümüzdeki sol direğe topumuzun çarpıp dışarı çıkması, Capone'nin Seamana çektiği şut, can havliyle kale önüne kadar gelen futbolcumuzun dokunamayışı. Kapışmaya devam maç berabere bitti, ekstra zamanda uzatmalardayız.
Ve maçın son saniyesine kadar artık susmayacağımız bir marşa
başladık.
Bu ağaçlar güzel kuşlar yürüyelim arkadaşlar.
Sesimizi yer gök su dinlesin, sert adımlarla her yer
inlesin, inlesin.
Bu gök deniz nerde var, nerede bu dağlar taşlar.
Bu ağaçlar güzel kuşlar, yürüyelim arkadaşlar.”
Takımımızın insan üstü direnişi. Maçın uzatmalara gidişi. Uzatmalarda Hagi'nin gördüğü kırmızı kart, dehşetli susmayan taraftar, direnen 10 kişi Galatasaray. Umutlar tükenmiyor, buradan kupasız dönemeyiz yumruklar sıkılı taraftar birbirine sarılı. Endişe tavan yapmış, yine de tribünler son nefesi yırtılırcasına bağırıyor. Uzatmaların ilk bölümü bittiğinde sarı üniformalı bir stewardın İngilizce “kazanacaksınız, you will win'' dediğini hatırlıyorum. Sanki ona inandım heyecanım bir an yatıştı ve son 15 dakika, Arsenal, 10 kişi kalmış Galatasaray’a var gücüyle saldırıyor, Galatasaray tribünlerle kenetlenmiş Aslan gibi savaşıyor ve sağdan Marc Overmars kaleye yaklaşıp ortayı kesiyor. Hanry'nin kartal gibi yükselip, havada topu beklemesi ince hesaplar, aksiyon, zamanlama ve darbeli kafa vuruşunun ağlarla kucaklamasını seyre dalmamız. Aynı anlarda Taffarel'in topu takip edişi, sağa bir adım atışı ve yaylanışı ve zamanlama ve denge ve his, tarih, gelecek nesillerin göz yaşları, teslim olmayış ve topun ağlara gitmesine izin vermeyiş ve iki ellerimizin gerilerek havaya kalkması. Son topu Galatasaray'ın hücum ederek kullanması ve maçın bitişi.
Kupayı elleyecek takımın kaptanı penaltılarla belirlenecek.
Kale seçme kurasını Kaptan Bülent kazandı, bizi gösterdi, penaltılar bizim
tribünün olduğu kaleye atılacak.
‘’Haydi oğlum, haydi Popescu'' Popescu santra
yuvarlağındaki arkadaşlarıyla vedalaştı, kulübeye göz attı, kalpler durmuş
nefesler tutulmuştu, son bir kez bize baktı, topu dikti birkaç adım gerildi,
İngiliz Ulusal takımın kalecisinin sağından yerden ağlarla buluşturdu. Sonrası
yangın yeriydi, göz yaşları sel oldu, bizim işimiz bitmişti. Söz artık bütün
dünya koordinatlarına dağılmış milyonlarındı. Bu gece barda gönlümüz hovarda,
çalsın sazlar oynasın kızlar.
Bizler maçtan sonra şampiyonluk turu attık Kopenhag'da.
Çocuklar ne harikuladeydi, bir başka ülkenin başkentinde, bir finalde kazanıp
tur atabilmek.
Dönüş uçağında artık ses yoktu, kimse de derman yoktu. 6
saatlik yolculukta servis bile açılmadı, O zamanlar yapılan işin büyüklüğünün
farkında bile değildik. Sabah hava limanı koridorları ıslıklarla İmparator
Fatih Terim melodisini mırıldanabiliyordu ancak.
Dönüşümüzü hayal meyal hatırlıyorum; hava alanında inanılmaz
bir yoğunluk vardı. Saatlerce süren o yoğun yorgunluğun üzerine binlerce kişi
yerlere uzanarak dönüş için sırayı bekliyoruz. Uçağa biner binmez herkesin
gözleri kapandı. Benim de. Bir ara susadığımı hissettim. Gözümü açtığımda
hostes ablanın sarı kırmızılı pasta dağıttığını gördüm. Onlar da
şampiyonluğumuzu kutluyordu. Herkes ağır bir uykudaydı, kimseyi
uyandıramadılar. Beni uyanık görünce pastayı bana ikram ettiler. Pastadan bir
parça yedim, ikinciyi yere düşürmüşüm. Dalmışım, gözümü açtığımda İstanbul’da Atatürk
Hava Alanındaydık.
17 Mayıs 2000, unutamam seni.
Galatasaray bir aşktır, taraftarın Çocukluk Aşkıdır, gerisi
hikayedir.
12 May 2025
Kayserispor; İki Şampiyonluğu yakından gören Erciyes Aslanı.
Biz gömülmüş Şampiyonluğu
mezardan çıkarıp şampiyon olmuş takımın taraftarıydık. 14Mayıs 2006’da Ali Sami Yen Kapalısındaydık.
Normal taraftarın o gece
tribünde olmaması gerekiyordu, öyle oldu, 30.000 deli, 30.000 sarhoş, 30.000
metafizikçi tribün adı verilen tımarhanedeydik. Kayseri’yi çabuk teslim aldık. Olurda Denizli’den bir horoz sesi gelir, bir de takıma gol attırmak için
uğraşmayalım.
İşimizi bitirirken Deniz’li
horozu öttü, çıkan gol sesini yazmak kolay, herkes duydu, tribünleri gösteren
yakın çekim kamera var mıydı bilmem, ben biraz anlatayım. Golü sanki tek bir
radyodan bütün tribün dinliyordu, yok öyle bir şey, vahiy geldi aynı anda. Aynı
sesi bir şekilde duyduk, naralar atmaya başladık, altta kalanın canı çıksındı,
bir birimizin üstünde tepindik.
Sakinleşip tribün düzeni
almamız en az beş dakika sürmüştü, bize beş asır gelen beş dakika. Futbolcular
top oynayamıyordu, hepsi ağlıyor, top
ayaklarına geldiğinde gelişi güzel birine verip ağlamaya devam ediyordu. Kayserili
futbolcular bile bırakmış, dramayı izliyorlardı. Topla alakası olmayanlar,
elini bizimkilerden birinin omuzuna yaslıyor, destek oluyordu.
Bizim maç bittiği zaman
Fener bir gol atıp durumu eşitlemişti. Ve biz o anda kaç dakika bekleyeceğimizi
bilmiyorduk. Futbolcular tribünlerin önüne dağılmış, en sakinimiz Cihan Haspolatlı
bile numaralıya çıkmış Fener maçını izliyordu. Biz tribünlerde taş kesildik,
nefes almak bile yasaktı.
Ben setin demirinde yan
duruyordum, bir ara düzeleyim dedim, dövüyorlardı. Kimse kıpırdamasın,
pozisyonunu bozmasın. Herkes inancına göre dua ediyor, kimi Ra’dan, kimi
Brahma’dan, kimi Mazda’dan, kimi Ulu Manitu’dan medet bekliyordu. Hiç inanmayan
bile o 16 dakikayı bir şekilde inançlı geçiriyordu.
Benim bedduam tutar, şu şerefsiz komşumun iddiası tutmasın diye ağır beddua ettim. Ve Yüce Gök son sözünü söyledi, Şampiyon sizsiniz. Gözyaşları, sümüklere karıştı. İnanın çocuklar, bir oluk, bir kanal olmuş olsa, dere halinde Mecidiyeköy’den Haliç’e dökülürdük.
30 Nis 2025
Kavimler Göçü
Bir alemsin havuz takımı,
1.lige doğru kavimler göçü marş komutu geldiğinde viyaklamaya başladın. Seni
çok uyardık, binme şu AA Kartel’inin salıncağına. Senede iki maça adam gibi
çıktın, bize karşı oynadın, içinizden puan alan bile çıktı, kimi oynamadan
sahadan kaçtı, Kartele karşı solucan gibi oynadınız 6 puanı hediye edip
gidiyorsunuz. Yallah, hani idama mahkûm olan Karadenizliye son sözün ne diye
sormuşlar da bu bana bir ders olsun demişti ya, siz o bile değilsiniz.
Boyunduruğunuza dövülen dövmeyi silemeyecek, sıranızı bekleyeceksiniz. Biz yine
de size değil, sizden sonrakilere bir ders olsun diye bu satırlarda not
bırakalım. En azından bu sezon kıl payı uçurumdan dönen, gelecek sezon dönememe
ihtimali olan takımlara ibret olsun.
Her sezon ligin başında,
küçük takımların önünde de uzun bir sezon vardır. İnanç, mücadele, karakter lazımdır.
İyi dinleyin yoldaş kurbağalar, hani sezon başında hani siz derenin kenarında
serin sularda aheste yüzerken, Sarı-lacivert bir akrep yaklaşır. Sözleri
parlak, vaadi büyüktür, beni karşıya geçirin size bol yemli, bol puanlı, derin
dereler sözü veriyorum.
"Bize güvenin. Fazla
ağır değilim zaten beni taşı, 6 puan ver, biz şampiyon olacağız. Kazanacağım pastadan
artığımla ömür boyu rahat yaşarsın."
Sen korkacaksın doğan
gereği, akrepsin beni de sokarsın diyeceksin, ama sözcüleri seni ikna edecek,
lağım medyalarında, zift maymunlarıyla.
Aklın yatacak, soksa o da
boğulacak benle birlikte, kurbağalık bende kalsın diyeceksin, alacaksın
sırtına. Tam derenin sonlarına geldiğinde gücünün tükenmesine bir kulaç kala
batıracak zehirli iğnesini yumuşak sırtından böbreklerine ciğerlerine.
İşi bu kalleşin, son
nefesini verirken düşüneceksin ama çok geç kalmış olacaksın. Sarı Kırmızı bir karınca
vardı hatırla, o da rica etmişti beni karşıya geçir diye de üstüne çamur
sıçratmıştın.
Son gördüğün doğa
manzarası, karşıya geçmiş Şampiyon olmuş mutlu bir karınca, dibi boylayan sen
ve karnı suyla dolmuş böğüren kalleş Akrep olacak.
Döngü bu, doğal
seleksiyonun dışında bir macera ararsan yaşayacağın kader de bu olacak. İyiler
kazanacak, kötüler batacak ne şampiyonluk ne kurtuluş.
Bu ligde yalnızca kendi
alın terinle, yüreğinle savaşanlar ayakta kalacak,
İşte bu yüzden...Bugün
Galatasaray, formasının teriyle hiçbir yere, hiç kimseye yaslanmadan, kimsenin
sırtına binmeden, geceyi sabah edip, yıldızı toprağın derinliklerinden çıkarıp
gökyüzüne fırlatarak yürüyor zafere. 5.Yıldız artık teleskoplarla değil çıplak
gözlerle de görünüyor. Bir avuç inanç, bir tutam sabır ve yürek dolusu aşk
kaldı geriye. Bu yol, sıradanların değil, akreplere inanmayanların, sırtını
kendi armasına yaslayanların yolu. Ve biz... Biz dünyanın bittiği yerde değil,
yıldızların başladığı yerde buluşacağız.
Haydi çocuklar çok az
kaldı.
10 Mar 2025
Galaxi’nin Takım Yıldızı; Alanya 1-2 GALA
Muslera 1; çok söyledik, artı eksi hakkında bir şey yazmayacağımıza yemin ettik, başkalarını dinlemedeyiz, boğazımız düğümlü, dilimiz lal.
Franki 1; Titrek İsmail’e
ettiğimiz kötü sözlerin tamamını geri aldım. 10 derece ileriye tek pası yok, rakip
sahadan bile kaleciye geri pası attı. 55 yıldır tribünlerdeyim, Tarık Çamdal
dahil gördüğüm en kötü sağ bek performansı. Futbolu buysa bilezik gibi
geçirmişler. Bir de transferi zamanında methiyeler yazmıştım. Tanıdığımızdan
değil, ismini bile bilmiyorum, yolda görsem tanımam.
El Patron 10; sadece
savunmanın değil bütün takımın patronu. Sakat, cezalı olacağı bir maçın
sorumluluğunu taşımam.10 numaralık notuyla gerçekten de sanki bir 10 numaralı
savunma oyuncusuydu.
Abdülkerim 8; ikisi
olmasa ligin ADS dahil en kötü takımına bile elek olurduk, sol bekteki vasatın defosunu
kapatmak için olağanüstü bir çaba gösterdi.
Eren Elmalı 1; Çaycı
Ahmet’e minnet ve salamlarla, boşuna kızdık kapalının önünde oynarken. Bildiğin
topu taca atma ustası. Kendisi bile en az 5 defa taca çıktı.
Thor 6; moral sıfırın
altı, aldığı numarayla orantılı. Mertens’in yokluğu (çok bilmişlikten oynatılmıyor)
hassas ikili çapa dengesini bozdu. Bir de sevgilisinden ayrılmış, bizim
beynimize tecavüz ediyor.
Sara 3; nasılsa Mertens’i
kestiler ben keyfime bakayım futbolu oynamaya başladı. Sanki uyutuldu,
uyandırıldığında da futbolcu olduğunu hatırlayamıyor.
Morata 5; koskoca Morata,
son Avrupa Şampiyonu ulus takımın kaptanı 10 numarası, ortağı Dünyanın oynayan
en büyük santraforu, sakatlıktan döndüğüne sayıyoruz. Önümüzdeki maçına
odaklandık.
Osimhen 9; kuş taşa
çarpmış, son 10 yılda transfer edilen 100’ü aşkın futbolcudan birine isabet
etmiş. Düşünün o günkü mucize olmasa, transfer kapanmış, Icardi sakatlanmış, şu
an çoğumuz bitkisel hayattaydık, lig bitsin diye makinalara bağlanmıştık, korku
filmi gibi.
Barış 9; ölüsü ilk 11
oynar, yorulmaz, vurulmaz sakatlanmaz. İkinci yarı oynadığı topla tabela
tesiriyle geri dönüş yaptı diyebiliriz.
Hayvanata hoş geldin diyoruz.
4 Mar 2025
Galaxi'nin 5.Takım Yıldızı'nın Şifresi
Önce bir durum tespiti yapalım, 11 maç kala 4 + averajla önce olan takım biziz, ve yüzümüz düşük, endişemiz büyük. Ortalığa öyle bir kötü gaz salınımı var ki, biz en az 3 maç daha kaybedeceğiz, Şerbahçe her maçını kazanacak ve Şampiyon olacak. Saldırın hocaya, saldırın başkana, bağlayın karaları, Galatasaraylı olduğunuzu bile unutun, ağıtlar yakın.
Ama beni bir kez daha dinleyin.
Geçen sezon 11 maç kala yine 4 puan öndeyiz, genel averaj her zamanki gibi rakipte ve bizle maçları var. Kalan 10 maçımız içinde yine bir BJK maçı olduğu gibi tamamı havuz takımlarıyla oynayacağız. Ne yapmışız son maça bırakmışız, Fener'e yenilmişiz, sonunda kaostan çıkmışız, Şampiyon Cim Bom yazdırmışız.
Bu sezon Fener maçı oynanmış, ikili averaj bize geçmiş. Tir tir titreyen onlar, önümüzdeki 2 maçı kazandığımız takdirde 10 puan öne geçecek, temiz balık Samsun'la oynayacaklar, Islık çaldıklarına bakmayın, mezarlıktan geçiyorlar. En ufak bir endişem yok, 5.Yıldızı GALAXI'ye göndereceğiz.
Hedefi Akdeniz olarak belirlediğimiz ilk iki maç öncesi şifreleri kırıyoruz..
1- Galatasaray mottolar takımıdır, 25.Şampiyonluğa özel unutulmaz bir Şampiyonluk mottosuyla, lafta değil icraatta başta kimi taraftarımızın etkilendiği pis atmosferden çıkacağız.
2- Takım kadro gurubu, Karantina Kadrosu, ve Geri Hizmet bölüğü olarak ikiye ayrılacak, ayrı hocalarla, ayrı zamanlarda çalışacak.
Kaan, Causta, Berkan, Eyüp gibi baştan da oynasalar sonradan da oyuna girseler taraftarın homurdandığı futbolcular, geri hizmet bölüğüne tayin edilecek, maç kadrosuna alınmayacak. Ne yazık ki anılan oyuncular, bu sezon ki icraatlarıyla bize korku vermekten daha çok rakibi cesaretlendirmektedir. Sonradan oyuna girenlerin çevirdiği maçımız yok, ama verdiğimiz maç çok.
Karantina Kadrosu; Kaleciler, Metehan, Patron, Apo, Eren- Thor, Dayı, Sara, Mertens, Lemina- Barış, Yunus, Osimhen, Kutucu, Morata. Toplam mürettebat. Toplam; Maça çıkacak ilk 11, 2 kaleci, 5 girecek, ve bir joker futbolcu olmak üzere en fazla 19 kişi.
3- Karantina gurubu yoğunlaştırılmış kampa alınacak, Okan Buruk'un oğlu, Ayhan Akman dahil hocalar, doktorlar, tercümanlar dışında kimse kampa sokulmayacak. Geri Hizmet kadrosu da yoğun antrenman temposuyla olanca kuvvetiyle hazır tutulmaya çalıştırılacak.
4- Maça çıkacak ilk 11 belli, Morata yoksa ideal kadro son iki maça çıkan Sallai ile Yunus'un değişeceği kadrodur. Mümkün olduğu ölçüde de adam değiştirmeden maça devam edilmelidir. Kulübedekiler her an maça girecekmiş gibi hazırlıklı tutulacak, teçhizatları kuşanılmış gir dendiğinde yarım dakika içinde içeride olacaktır. Morata döndüğünde Eren elmalıyla değişir, maç içinde taktik dizilişler değişebilir. Hücum kuvvetleneceği için savunmadan bir eksikle oynayabiliriz.
5- Barış'ın hücum yönünde cddi sıkıntılar var, ya çözüldü, ya geçemediği tabelaya giremediği için rahat deği, hayvanat özelliğinden tam randımanlı yararlanamıyoruz. Savunmanın sağında başlasa, hücumu daha iyi olan Franki önde olsa, Osimhen'i çok daha fazla topla buluşturabilir.
6- Sara, sağda veya solda hangisi ters ayağıysa kenar uçta denenmeli, Salah gibi, Kerem Aktürkoğlu gibi içeri kat edip şut veya orta kesmesi istenebilir. Hoca hiç denemedi bile.
7- Futbolcu ve Okan Buruk saha dışı hakkında tek bir kelime bile söylememeli, saha dışına bir sözcü, yönetici atanmalı. Mevcutların içinde böyle biri yok, geçmişte böyle bir yönetici bizde eksik olmazdı. Erden Timur dönmeyecekse bile referans olabilir en az onun kadar sosyal psikolojiyi yönetebilecek, şer cephesine anladıkları dilden konuşabilecek biri şart.
8- 25, tarihin en büyük Şampiyonluğudur, zerre riske atılmadan gerekirse Türkiye Kupasından bile vazgeçilmelidir.
Yaşasın Galatasaraylılığımızın yüksek öğretisi, Mayıslar Bizimdir, Kenetlenşin başka GALA yok,
Yeniden başlıyoruz, kavgamız kutlu olsun
28 Şub 2025
Türk Futbolu Kurtuluş Manifestosu; Türkiye Kupası Statüsü
Türkiye kupası ülkemizde bir angarya olarak görülüyor, ve sanki elenen takımlar memnun oluyorlar. Öyle bir şan şeref getiriyoruz ki belki de lig şampiyonu olmaktan daha değerli olacak.
Kupa Şampiyonu olan takım bir sonraki turnuvanın finalisti olacaktır.
Kupa Şampiyonluğu bir tür boks altın kemeri gibi bir ödülle taçlandırılacak, her takım unvanı almak için mücadele edecektir.
Diğer finalist takımın belirlenmesi; Profesyonel bütün takımlar aynı anda tek maç eleme usulü, kura çekiminde seri başı, süper lig ayrımı yok. Örnek Galatasaray, Bulvarspor'la eşleşti, kendi sahasında tek maç oynayacak. yani oynanacak maç bir önceki sezon kim üstteyse onun sahasında oynanacak. Son iki takım karşılıklı 3 maçta üstünlük sağlayana kadar basket finali gibi maç yapacak. Şampiyon bir önceki Kupa galibiyle Final oynayacak.
Maç oynamayan finalist, turnuva boyunca elde edilecek para havuzundan payına düşeni alacak.
Kupa Şampiyonu olan takım eğer alt liglerden birindeyse bir üst lige çıkarılacak.







