manifesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manifesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ara 2018

Türk Futbolu Kurtuluş Manifestosu


MEVCUT DURUM;

Kulüpler ve ulusal takım turnuvalara son torbadan iştirak etmektedir. Kura çekim törenleri korku filmi seyredilir gibi seyredilmekte dişimize göre olduğu varsayılan takımların çıkması için dualar edilmektedir. Katıldığımız turnuvalarda aldığımız sonuçlar içler acısıdır. Hiç bir taraftar takımından memnun değildir. Her takım,oynamayan veya rezil top oynayan çöp tabir edilen futbolcular mezarlığıdır.

Kulüpleri kuşatan yönetici başkan sıfatlı kravatlı eşkıyalar, kulüplerinin çıkarından çok kendi çıkarlarını gözetmekte, maddi manevi hiç bir zararda sorumluluk kabul etmemektedir. Takımların çoğunun hocası vasıfsız, güven vermemektedir. Şampiyon olan takım bile federasyondan hakemden şikayetçidir. Maç bazında alınan sonuçlara taraftar rıza göstermemekte, Şampiyonluğun arkasında başka sebepler aramaktadır. Küme düşen takımların, hakeme Federasyon başkanına ağıtları, bedduaları yürek yakmaktadır.

Sergilenen futbol adlı şovdan futbol severler memnun değildir. Belki de topun oyunda kaldığı sürelerde bizim lig sonuncudur. Oynamaktan ziyade oynatmamaya dayalı futbol felsefesi, maçları televizyondan seyretmekte olanları futbolu sevdiğine bin pişman ettirmektedir. Tribünlerde taraftar yoktur, hiç bir maç tam kapasite seyirciyle oynanamamaktadır. taraftarı olmayan takımlar mevcuttur, hatta Şampiyonluğa oynayanı bile vardır.

Yürütülen sistemden, sistemi yürütenler dışında memnun olan yoktur. Ve ne yazık ki önümüzdeki yıllarda da daha iyiye gideceğinin en ufak bir belirtisi görünmemektedir. Şimdi sorsak taraftarlara Şampiyon olacak takımın önümüzdeki 5 sezon içinde Şampiyonlar Ligini almaya talip olma ihtimali var mıdır? Milli Takım turnuvalara katılabilir mi, oldu da katıldı Kupayı elleme şansı nedir? Komedi filmi gibi değil mi? Dünya Kupasına oynayacak diye bahis yapilabilecek bir takıma sahip olma şansımız var mı? Ama bir zamanlar akıl alır şeydi, kıl payı kaçırmıştık, kulüp takımımız Avrupa Şampiyonu olmuştu, Süper Kupa'yı almıştı. 10 sene sonra böyle gidersek bu kupalarla İstanbul'a inen takımın taraftarı bile aldığını unutacak, inanmayacak, yalan diyecek duruma getirilmiştir.

Maçlarda hakemlere güven sıfırın da altındadır. Ne zaman hakemler açıklansa taraftarlar maçının hakemini olumsuz görüşleriyle TT yapmaktadır. Her hafta mutlaka tribünlerden şu hoca istifa, bu başkan istifa, o federasyon başkanı yeter tezahüratı yankılanmaktadır. Berbat halimiz hakkında sayfalarca yazılabilir,olumlu tek bir cümle yazılamaz durumdadır.

DEVRİM KARARLARINDAN SONRAKİ 6. SEZONDA GELİNECEK DURUM;

1- Lig 20 takımlı olacak, her sezona en az 10 takım lafta değil, icraatta Şampiyonluk hedefiyle başlayacak, en az 10 takım da küme düşme tehlikesiyle baş başa kalacaktır. Ligte kalma amacıyla maçlara hiç bir takım başlamayacak. Şampiyon olan takımın şampiyonluğunda hiç bir şaibe, baskı, saha dışı faktör aranmayacak, olamayan takımlar saygıyla neticeyi kabul edecek. Ligden düşen takımlar da sebep sorumlu olarak kendi sportif mücadelesi dışında bahane peşine düşmeyecek.

2-Hiç bir takımın kadrosunda oynamadan para kazanan, yanlış transfer namlı futbola muhalif futbolcu bulunmayacak.

3- Her takımın başında belli bir puan ortalamasının üzerinde deneyimli, güvenilir hoca olacak.

4- Bütün maçlar tıklım tıklım tribünlerde oynanacak. 6. sezona başlarken stadyumlar yetmeyecek en az %20 kapasite artırımına gidilecek.( koltuk araları kaldırılıp oturaklar birleşecek)

5-Her takımın taraftarı, yöneticisine, hakeme, federasyon kurullarına futbolcusuna hocasına güvenecek, saha içinde alınacak sonuca saygı gösterecek.

6- Şampiyon olan Avrupa Ligi oynayan takımlarımız kura çekiminde şekilden şekle girmeyecek, oynadıkları turnuvayı kazanmak için oynayacak. Elenir eler o ayrı şey, kupayı bir takım alıyor ama görüyoruz en az 10 takım almak için başlıyor, biz mutlaka bu 10 takımın içinde olacağız.

7- Aynı şey Ulusal Takım için de geçerli, Ülkenin her stadında herkesin benimsediği bağrına bastığı çocuklarla maçlara çıkılacak, hocasına ve takıma kefil olacak, takım da oynadığı her turnuvayı kazanmak için oynayacak.

8- Ulusal takım hocalarının kim olacağı tartışmasına son verilecek, Bundan 20-30 sene sonrasının hocasını sistem bize söylemiş olacak.

9- Her takımın ilk 11 inde en az 2 alt yapıdan çıkmış oyuncu olacak. Mecburiyetten değil, sistem kendiliğinden alt yapılardan futbolcu fışkırtacak.

10-Futbolumuzun parasal ederi, şimdiki ederinden en az %40 daha fazla olacak. Dünyanın en büyük kartelleri takımlarımıza sponsor olabilmek, adlarını stadyumlara yazdırabilmek için sıraya girecek.

ÇÖZÜM; DEVRİM KARARLARI

1- Alınan kararlar önümüzdeki ilk sezon yürürlüğe girecektir. Alınan kararlar madde madde aşağıdaki gibidir.

A- FUTBOLCULAR;

Bütün futbolcuların sözleşmesi sıfırlanacaktır. Eşit işe eşit ücret felsefesi icabı bütün futbolcular eşit şekilde dakika başı ücret alacaktır. Futbolcular kendi kazandırdıkları parayı, eşit emeğe dayalı olarak bölüşecektir. Futbolculara dağıtılacak paralar takım bazında bir havuzda toplanacaktır. Futbolcu maaş havuzuna yayıncı kuruluştan takıma düşen payda + Türkiye Kupası katılım payı+ Şampiyonluk primleri+ Galibiyet beraberlik primleri + Avrupa kupalarından kazanılmış miktar + atılacak her gole\ fairplay'e vb. ödenen primlerdenden toplanan meblağ dağıtıma esas olacaktır. Mevcut ve yeni futbolcularla bu şekilde sözleşme yapılacak, sözleşme yapmak istemeyen futbolcular sözleşmesi bitene kadar aynen devam edecektir.

Örnek; Bir takım 50 resmi maç oynasın ve toplam da 100 milyon Tl havuzunda para birikmiş olsun.

50x90 dakika toplam; 4500 dakika

100.000.000/90;1.111.111 maç başı dağıtılacak miktar

1.111.111/11; 101.010 dakika başı ödenecek ücret yaklaşık 100.000 tl

90 dakika banko oynadın, 900.000 tl, son 10 dakika girdin 800.000 i çıkan oyuncuya 100.000 i giren oyuncuya ödenecektir.

50 maç banko oynayan bir futbolcu, 50x900; 45.000.000TL;  7 milyon yuro küsur para kazanacaktır.

Forma ve kazanç oynayan futbolcuya dağıtılacağından futbolcular daha fazla hak etmek için hem formda kalmaya hem de takım derecesini maksimum seviyesine çıkaracaktır. Bu kararla birlikte kulüplerin kapıları ben de sizde oynamak istiyorum diyen futbolcuların menacerleriyle  dolup taşacaktır.

B- HOCALAR;

Devrim kararlarının yürürlüğe girdiği anda bütün hocaların lisansı sıfırlanacaktır. İsteyen her hocaya  5 yıl vizeli Süper Lig de takım çalıştırma hakkı olan A lisansı verilecektir. 5 sezon sonra vizesini yenilemek isteyen hocanın puanına bakılacak, çalıştırdığı takımlarda çıktığı maçlarda ortalama puanın altında kalan Hocalara vize verilmeyecek lisansı B ye düşürülecek 5 yıl boyunca Süper Lig takımı çalıştıramayacaktır.

Örnek; son 5 sezonun alınan bütün puanlar toplanıp oynanan maça bölünerek ortalama puan tespit edilecektir. Bu oran bizim lig için 1.27 puandır. X hoca 5 yıl sonra vize yenilemeye geldiğinde puan hesabı yapılacak, 1.27 puan ortalamasının üstündeyse tekrar lisans verilecektir. Diyelim ki Y Hoca adayı yeni başlamış hiç çalışmamış hoca olmak istiyor ve A lisansı talep ettiyse 5 yıllığına kendisine lisans verilecektir. Hiç bir takımda 5 yıl çalışmamış veya puan barajının altında kalmışsa lisansı B ye düşürülecektir. B lisansına düşürülen hoca en az 5 yıl A lisansı alamayacaktır. İdealist yeni bir hoca kendimi 1. lig de gösterip öyle geleyim düşüncesiyle B lisansını alır, başarı gösterir teklif bekler duruma gelir istediği zaman 5 yıllık A lisansına sahip olur. Böylelikle 6. sezon hiç bir takımda başarısız hoca bulunmayacaktır. Amaç hocaların geriye düşmesi için değil ileriye doğu gitmesini planlamaktır.

C- ULUSAL TAKIM HOCALARI;

Devrim kararlarıyla birlikte Milli Takım Hocalığı tarihe karışmıştır. Her yıl 1 Haziran günü Ulusal Takım Hocası görkemli bir törenle el değiştirecek veya görev süresi 1 yıl daha  uzatılacaktır. Son Şampiyon hoca Ulusal takım Hocasıdır, eğer yine şampiyon olmuşsa devam edecektir. Yardımcıları süper lige çıkan 3 takımın hocaları, kabul etmezlerse o takımların hoca gurubundan göndereceği hocadır. Böylece başarı veya başarısızlık durumunda hocanın kovulması, ekstra uzun süreli sözleşme yapılmasının önü kapanmış olup, hocalar arasında da doğal bir hedef imkanı doğmuştur. Ulusal takımın hocalarına itiraz kalkınca da çıkaracağı takıma bütün ulus kefil olacak, sinerjisini aktaracak, oynayan futbolculara da ekstra motivasyon sağlanacaktır. Şampiyon olan takımın Hocası yabancı olsa bile aynı kural geçerlidir. Kabul edilmeme durumunda bir alt dereceyi alan hoca görevlendirilecektir. Ulusal takım hocasının alacağı ücret sabittir. Ülke puanı bir üst ve bir altımız olan ülkeler ulusal takım hocaları ne alıyorsa toplayıp ikiye bölünecek. Çok kazanmak istiyorsa ülke puanını yükseltmeye becbur tutulacak..

D-YÖNETİCİLER

Spor kulübü yöneticiliği bir gönül işidir. Hiç kimse bu makamları kendi kişisel çıkarları için kullanamaz, nema elde edemez, sorumluluğun kazandırdığı kişilik onların en büyük kazanımı olmalıdır. Bu kararlardan sonra hiç bir yönetici ne kadar hain olursa olsun kulübü zarara uğratamayacaktır. Bütün futbolcu sözleşmelerinde en az 3 yöneticinin bağlayıcı kefalet imzası olacaktır. Örnek ,transfer, imza, menager parası 9 milyon uro bedelle 3 yıllığına bir futbolcuyla sözleşe imzalanmış olsun. Futbolcunun 3 yıl boyunca alacağı ücret A maddesinde belirtilmiştir.

Futbolcu oynanan resmi maçların %25 inde yani 50 maç oynayan takımın 12.5 maçı olan 1125 dakika oynayamazsa o seneye düşen 3 milyon 3 yönetici tarafından kulübe geri ödenecektir. Diyelim 2. sene de durum aynı futbolcuyu alırken kaptırdıkları para tazminatı büyüyecek, satıp kurtulmak isteyecek, o zaman kaça satarlarsa satsınlar 9 milyonu kulüp kasasına koyacaklar, fazlaya satarlarsa kendi zararlarını tahsil edip kar etmişlerse kulübe irat kaydedeceklerdir.

Sakatlık veya ceza durumu futbolcunun oynaması gereken resmi maçlar toplamından düşülecektir. Futbolcular isteğe bağlı sigorta ettirilebilir, tüm sezonu kaçırma durumunda zarar ziyan sigortadan karşılanabilir.

Oynamayacak futbolcuyu aldırıp komisyon almak, kovarken tazminat ödeyip komisyonu katlamak devri kapanmıştır. Her yöneticinin ilk görevi kulübünü daha yukarı taşımak takımlarının derecesine katkıda bulunmaktır. Her yönetici takımın kendi devrinde daha iyi derece yaptığıyla övünebilir. UEFA kupalı Faruk Süren'le Adnan Polat'ın camiadaki itibar farkı en güzel örnektir.

E- TARAFTAR

Taraftar şovun olmaz ise olmaz faktörüdür, ne yazıktır ki sistemden en çok şikayet edende kendileridir. Zaman Futbol Devrimine katkıda bulunma devridir. Kanunlar yürürlüğe girdikten sonra kombine alanlar şunu bilecektir. Aldığı yer numarası 2 defa maça giriş yapmaz ise otomatik olarak iptal edilecektir. Aynı vatandaşlık numarasıyla 2 defa iptal edilmiş kombine alanlara bir daha asla kombine veya normal bilet satılmayacaktır.

Kulüpler satamadıkları yerlerin veya kombinesi olup da giriş yapmayan koltukların bedelini ilan ettikleri satış fiyatı üzerinden Federasyona ceza olarak ödeyecektir. Yöneticilere düşen görev boş koltukla mücadeledir. Deplasman tribünü ceza sistemi de aynıdır. Ceza ödemek istemeyen taraftarı az olan kulüpler gerektiği kadar yer talep edip cezadan kurtulabilir. Zamanla boş tribünlere oynayan takımlar elimine olacak, taraftarı olan takımlarla doğal seleksiyon marifetiyle yer değişecektir.

Tek maçlık taraftar sistemine sistem açık olacaktır. örnek stadı hiç bir maç dolmayan Kasımpaşa'da Fenerbahçe maçı var. Fenerbahçeliler kendisine ayrılan deplasman tribününe girebiliyorken, diğer bütün Passolig sahipleri stada giriş yapıp o maç için Kasımpaşaspor'lu olabilir. İstanbul'da Başakşehir Gala maçı var, Gala taraftarı dışındaki tüm taraftarlar Başakşehir'in kazanmasını ister, şimdiki sistem maça girişe izin vermemektedir. Gala Passolig hariç her futbol severin maça girme imkanı olsa Başakşehirspor'un da büyük maçları tıklım tıklım oynayacaktır.

F- FEDERASYON

Federasyon tam bağımsız, lafta değil icraatta bütün takımlara eşit mesafede olduğuna tüm taraftarları inandırmakla yükümlüdür. Var sistemi, hakemlerle diyalog tartışmalı durumlarda halka açık olacaktır. Hakemler de hata yapabilir, bizim aradığımız kasıt, eyyam olmamasıdır. Maç bitiminde 1 kişinin bile sonuca itiraz etmemesi için seferberlik talimatı verilmiştir. Planlanıp uygulamaya konulan devrimin 6. sezonunda maç sonucuna itiraz tarihe karışacaktır.

Federasyon gittikçe kalite kazanan futbolu daha yüksek bedellere pazarlayacaktır. Önemli maçları derbileri çok daha önemli hale getirip futbolcu maaş havuzlarına daha fazla para aktarılmasına önderlik edecektir. Örnek FB-Gala maçlarına daha bir anlam yükleyip prim koyabilir. Ayrıca ilk maddede açıklanan futbolcu para havuzuna girecek kalemleri artırabilir. Her maçın her saniyesine hedef konacak, gol primi verilecektir. örnek Galibiyet 5, beraberlik 1, gol başı 1 milyon şeklinde açıklanabilir. 6-2 yenilen takım da 2 milyon kendi futbolcu havuzuna para kazanmış olacaktır.

Takımlara kendi alt yapılarından oynattıkları futbolcular için dakika başı gençlik primi ödenecektir. Bu paralar futbolcu maaş havuzuna değil, kulüplere alt yapıda kullanılmak üzere dağıtılacaktır. X 2250, Y 1100, Z 10 dakika forma giydi 3360 dakika ücreti takımının alt yapısında kullanılmak üzere Federasyonda bloke edilecek, istenildiği zaman alt yapı için harcanacak hizmetin bedeli, faturası federasyona gönderilecektir.

Süper Lig 20 takımlı olacak her sezon 5 takım düşecek, 5 takım gelecektir. Düşme ve çıkma kuralları şu şekildedir. Lig sonuncusu direk 2. lige atılacaktır. 19. 3 puan, 18. 2 puan, 17. 1 puan eksi cezayla 1. lige düşürülecek, son anda düşen 16. takım ise puan cezası verilmeden veda edecektir. Direk 2. lige giden takım yerine yine direk 2. ligten bir takım süper lige çıkarılacaktır. Her iki grubun şampiyonu tarafsız sahada bir final maçı oynayacak kazanan 2. lig Şampiyonu ünvanı ile direk süper lige alınacaktır. Final oynayan diğer takım teselli ikramiyesi olan 3 puan artıyla 1. lige çıkacaktır. gruplarını 2. bitiren takımlar ile her grubun 3.,4. sü aralarında play of oynayarak 1. lige çıkacak son takımı belirleyecektir. Süper lige 1.lig Şampiyonu 3, 2. si 2, 3. sü 1 puan ikramiye ile çıkartılacaktır. son süper lig takımı da 4,5,6,7. takımlara oynatılacak yarı finallerden sonra tarafsız sahadaki final maçını kazanan takım olarak belirlenecektir.

Türkiye kupası ülkemizde bir angarya olarak görülüyor, ve sanki elenen takımlar memnun oluyorlar. Öyle bir şan şeref getiriyoruz ki belki de lig şampiyonu olmaktan daha değerli olacak. Kupa Şampiyonu olan takım bir sonraki turnuvanın finalisti olacaktır. Kupa Şampiyonluğu bir tür boks altın kemeri gibi bir ödülle taçlandırılacak, her takım ünvanı almak için mücadele edecektir. Diğre finalist takımların belirlenmesi şu şekilde olacaktır. Lig Şampiyonu yarı finalde dahil olacak. Finali kazanan takım Kupa Şampiyonluğu ünvan maçı için bir önceki Kupa Şampiyonuyla final oynayacaktır. Finale, yarı finale kadar bekleyen takımlara kupa turnuvası için oluşturulan para havuzundan gelir aktarılacak, böylece kupa maçı oynamadım gelirim yok deme olayı ortadan kalkacaktır. 

VAR ses kayıtları ücret karşılığı satılacaktır. Ya bir kanal yayın haklarını satın alır ya da bir sistemle isteyen ücret karşılığı Var odasını dinleyebilecektir. Muhtemelen hakem diyologları futbolseverlerin ilgisini çekecek ve hata minimize edilecektir. Var kayıdını hakem izlemesine sınır getirlecektir. Tekrar bakmayı talep eden veya edilen hakem ekran başına gittiğinde butona basacak, seçilmiş görüntüler akacak 10 saniye sonra ekran kapanacaktır. 10 saniye içinde karar verememesi durumunda canlı verdiği karar geçerli olacaktır.

Fikstür çekimi haftalık yapılacak hiç bir takım bir sonraki hafta kiminle oynayacağını bilemeyecektir. Her hafta son maçın bitiminden 1 saat sonra önümüzdeki haftanın maç programı çekilecek, oynadığı takıma denk gelen takım ilk maçı nerede oynadıysa 2. maçı diğer tarafta oynayacaktır. Böylece takımların bir sonraki maçı düşünerek pozisyon alması engellenecektir.

Maç hakemleri, oluşturulacak bir heyet tarafından başarı puantajına tabi olacak, en başarılıdan sırasıyla ilk 4 hakem heyeti, ilk 4 takımın maçına verilecektir. Var kontrolü canlı yayına verilecektir.  

SONUÇ;

İş bu manifesto 19 süper lig takımı Başkanı, Spor Bakanı, Federasyon Başkanı tarafından oy birliğiyle imzalanmış, imzalanma tarihiyle birlikte yürürlüğe girmiş, yürütme ve yargı görevi Federasyona bırakılmıştır. Türk Futbol severlerine saygıyla ilan edilir.

1. Haziran 2023

15 Ara 2015

Manifesto; Beşiktaş 2-1 Galatasaray


Bu bir maç yazısı değildir.

Bu Büyük Galatasaray taraftarına bir çağrıdır, manifestodur.

Galatasaray tarihinin kader maçları olan Neushatel maçı, Manchester Maçı, Arsenal maçı ve son Juventus maçlarından en az birine gitmiş, deplasman trenine, otobüsüne binmiş, Galatasaray yendiğinde ,yenildiğinde ağlamış taraftarları kapsamaktadır.

Ve bu yazı, Galatasaray tarihinin yüz karası oyunlarından birini oynayan, maç başı paralarını alan ve bu sabah antrenmana Ferarri'leriyle gelen futbolcuları Florya çöplüğüne bırakma azim ve kararında olan taraftara yol göstermek, önüne geçmek, direnmek için yazılmıştır. 

Biz bu tribünleri ileride çocuklarımız maça gitsin travma geçirsin, takıma küssün, Burak'a Umut'a sövsün diye kurmadık. Amacımız her zaman 1-2 veya daha fazla bebeği sarı kırmızı zıbınlara sardırmak, ilk avazlarını Cim Bom Bom diye attırmaktır. Bizi bu şiardan vazgeçirtecek futbolcu yönetici baş düşmanımızdır. Ve bu baş düşmanlarımızı teşhir ve tecrit etme zamanı çoktan gelmiştir. 

Burak-Sabri-Umut-Semih bu takımda futbolun ırz düşmanlarıdır. Bunların oynadığı takımın iyi futbol oynamasına imkan yoktur. Bunları oynatan Hocalar kendi mezarlarını kazmaktadır. Büyük Mustafa'yı bıraktığımız gibi teslim alamadık. Neushatel maçını televizyondan yayınlatmayıp 50.000 işsize boğduran Büyük Mustafa ne yazıktır ki geldiği şu kısa süre içerisinde tribünlere taraftarı döndürecek hamleleri yapamamıştır. Oysa Galatasaray'ın bütün büyük maceralarında Büyük Taraftarı yanındadır. Çöp futbolcular yüzünden Hagi'nin Galatasaraylı yaptığı çocuklar takıma küsmüştür. Prekazi'nin Galatasaraylı yaptıkları çoktan terketti. Galatasaray Şovunun parazitlerini kadro dışı bıraksa, o tribünler tekrar eski şevk ve heyecanıyla tepinecek, bağıracak zaferlerin kazanılmasında yine baş rolü oynayacaktır.

Zengin olsaydım tek bir şey yapardım, hemen bugün bir Çin, Kore, Amerikan takımına 25 milyon bağışlar, Burak-Umut-Sabri-Semih'i transfer eder, Arena'nın Ali Sami Yen kapalısı'na denk gelen tribününe heykelimi diktirirdim. Zaten yoktular, bu maçla birlikte azıcık şüphesi kalan taraftar da çok geç bile olsa her şeyin farkına vardı. Bu futbolcular yok hükmündedir. Oynatan Hoca da yoktur. istedikleri kadar da oynayabilirler. Ben mübarek Galatasaray formasının içine giren bu futbolcuları sildim. 

Burak'lı Galatasaray'ı izlememeye yemin etmiş bu maç için bozmuştum. Yüce Gök ilk defa hem bedduamı, hem duamı kabul etti, şükran duymaktayım. Burak'ın ayağının kırılması için çok yalvardım, baldırı kopmuş, umarım yürüyemeyecek derecededir. Yerine giren Dünyanın en zengin kaval kemiğinin gol atmaması için dua ettim. Çok şükür bir topu sırtıyla kurtardı, bir topu da Beşiktaş savunmasının yerine o uzaklaştırdı. O topta duran Shedju'yu, elini yana açan Sneijder'i gördünüz mü? Futbol topu bir kere daha ağladı. 

Cebinde 5 lirası varken, antrenmana Akbil'le gidip gelirken Semih Kaya neştere kafa atardı. Florya'da yangın çıksa Melo'dan sonra ilk kurtarılacak adam olarak zapta geçirmiştim. Şimdi zengin oldu, çeteye biat etti. Çekilen şutlara sırtını dönüyor. Ronaldo'yla boğuşan adam Oğuzhan'ın nefes sesini işitince yere yığılıyor. Abi nasihatı ediyorum, sakın Kartal'a geri dönmesin. Doğup büyüdüğüm hala yaşadığım Kartal'da top oynarım nasılsa diye aklından bile geçirmesin. Balıkçılar ilk maçta odunla dövecekler. Yabancı kontenjanı 1 olsun diye buyurmuş. Türkçesi yok, sanırım dili sürçtü. Özellikle Galatasaray'da Türk kontenjanı sorunu vardır. En fazla 1 kişi olmalıdır. Belki böyle söylemek istemiştir. Alt yapısı Türk takımlarında olan, Şebekeye ait Hocalarla tanışan en fazla 1 Türk oyuncu oynayabilir. O da uzatmayalım Selçuk'tur. Yazın Ulusal takımın katılacağı turnuvada en iyi Türk santrafor Burak'sa da bizim sorunumuz değildir. Biz yabancı bir santraforla da oynayabiliriz.

Galatasaray bir his takımıdır. Bir futbolcunun Galatasaray'da oynayabilmesi için iyi futbolcu olması da yetmez. 100 yılda  nice zaferlerle oluşmuş bir hasletimiz, huyumuz vardır bizim. Aynı şeylere ağlayıp güleriz, hiç tanımadığımız insanlarla Pınarbaşı çekeriz, gollerde dakikalarca kucaklaşırız. Aynı görüşte değilsen oynayamazsın. Bir maç denk gelir, bir kıvılcıma ihtiyaç olur, yakamazsan yanarsın ezilirsin. Seni bu his ayakta tutar, yorulduğunu anlamazsın. Tribün gücüne güç katar saldırırsın, ben yenilmem diye naralar atarsın. Dünkü takımın içindeki çöpsen, leş gibi futbol oynarken kalecinin hatasının Sneijder'e denk gelmesiyle öne geçer, arkadan 2 gol yer geriye düşersin. Maçın bitimine 20 dakika varken de felç geçirirsin. Kasların pelteleşir koşamazsın. Maç bitsin diye dua edersin. Sneijder'den başkası itiraz bile etmez 3 dakika uzatmaya. halbuki his takımın futbolcusu olsan sıçan gibi değil Aslan gibi ölürsün. Cebelleşirsin, didişir, can çekişirsin. Bu teslimiyeti Galatasaray taraftarı sindiremez. Sen Galatasaray futbolcusu değilsin. Biz sana mecbur değiliz.

En büyük his takımı futbolcumuzu kaybettik. Bundandır böyle dibi görüşümüz. Köpek gördüğü zaman korkmasın diye yolunu değiştiren Büyük Melo, insan korksun diye köpek olmuştur. Melo'suz bir Galatasaray orta sahasının korkutacağı, ürküteceği bir takım yoktur. Şenol Güneş'e dikkat ettim, takımı aktif dinlenmeye aldığında bizim takımdan Semih'in topla oynamasına izin verdi, Muslera ile birlikte en çok topla buluşan oyuncumuz Semih'ti. Kendi kalemize gol beklerken asist yapıp beni bir kere daha yanılttı.

Galatasaray sosyal medyası Galatasaray'ın başına geçmiş, geçecek bütün hocalardan daha iyi bilir. Hamza'yı kovup, görevin bir kısmını yerine getirdi. Şimdi sıra büyük balıkta. Bizi bu takımı seyretmeye mecbur bırakan Dursun Emmi'de. Çocuklara güvenim tam, Galatasaray tarihi  büyük geri dönüşler tarihidir. Bu gerilemenin de üstesinden gelecektir. 

Galatasaray kayıtsız koşulsuz, kongresiz seçimsiz Büyük Galatasaray Taraftarınındır.

Ey Büyük Galatasaray Taraftarı;

İkitellili, Seyrantepeli, Hacıhüsrevli tribün çocukları çağrım sizedir. Titreyin, kendinize gelin başka Galatasaray yok, bu takım sizin. Turuncudan iz taşıyan tok bir sarı ile vişneye çalan koyu kırmızılı takım,asla, Galata Sarayı Efendilerinin, Beylerin, Oğullarının değil. Nevizade'de tersoluktan mezesiz ellerinde rakı bardağıyla marş söyleyenlerin, zafer ve savaş naraları atanlarındır. inadına BİRLEŞİN. Tribünler sizin savaş meydanlarınızdır, tribünden gelen gücünüzü kullanın, bir omuz atın düşsünler yakamızdan bu kağıttan kaplanlar. Zulüm köpeklerine kaldı nazlı nazlı gezdiği çöller, UYANDIRIN şu yaralı kükreyen Aslanı bu gaflet uykusundan. Hemen ilk maç, ben de geliyorum, Kaybedecek neyiniz kaldı;

Metin Oktay'ınız, Hagi'niz, Melo'nuz, Sneijder'inizden başka.

16 Eki 2012

Türkiye Futbol Devirimi Manifestosu

GİRİŞ; Ülkemiz futbolu, ne yazıktır ki, gelinen nokta itibariyle, alt yapısı, stadyumları, gelişen seyirci profili, parasal değeri ve bütün futbol argümanlarıyla olması gereken yerde değildir. Birinin 12 sene önce aldığı netice istisna, artık hiç birisinin uluslar arası düzeyde bir turnuva kazanma ihtimali yoktur. Ülke takımı yine aynı şekilde daha önce aldığı neticelerin yanına bile yaklaşmaktan uzaktır. Ülkede oynanan, futbolseverlerin arzına sunulan futbol, kısır fanatik taraftarların dışında hiç kimseyi memnun etmemektedir. Tek tek değerlendirildiğinde her biri üst düzey futbol oynayabilen futbolcular, bir takım haline getirildiklerinde görmek istenen şovu sergileyememektedir. Bir maç iyi oynayan futbolcu, diğer maçta rezalet oynayarak taraftarları travmaya sokmaktadırlar.Takımı bir maç iyi oynarken görenlerin bir sonraki maçta da iyi oyun görme ihtimali çok zayıftır. Neticeler çok küçük faktörlerle takımların hanelerine yazılmaktadır. Ligimizde her takım her takımı yenebiliyorken, hiç bir maçın garantisi yokken, nasıl oluyorsa olmakta, ligin son maçında görünmez bir el torbaya elini atıp iki takımdan birini Şampiyon olarak çekmektedir. Normalde ülke takımı ve ülkenin iki majör takımı katıldıkları her turnuvadan en az yarı finalle çıkması gerekirken, ilk turlarda elenip şovun dışında kalmaktadır.

TEZ; Ülkemiz futbolu,sportif dereceler dışında, hayal bile edilemeyecek maddi boyuta eriştiğinden dolayı, çok acıdır, futbolu yönetme ve yönlendirme işi, bilenlerin değil de oligarşinin tekelindedir.Bunun içindir ki oligarşi bu güzel oyunu yığınların gözünden düşürüp, yeni bir sosyal statü adı altında üst tabakalara pazarlamaktadır. Sportif dereceler ikinci plana atılmış, futbol, sadece kar amaçlı bir endüstri haline getirilmiştir. Konu endüstri olunca da, para eden iki kulüp dışındakiler, sistemin dışına atılmıştır. İmalat hatası olarak aradan bir takım sıyrılsa da, aynı hatayı bir daha yapmamak için şebeke daha işin başından önlemini almıştır. Türkiye futbolunun gerçek varoluş sebebi olan uluslararası zaferlerin kazanılması için, şu an  futbolu yöneten bütün kurum ve kuruluşlar, bütün hocalar, bütün sistemler, gerekirse bütün futbolcuların değişmesi, yerini yeni kurum ve kuruluşlara bırakmasına, futbolun yeniden yapılanmasına, bir devirime ihtiyaç vardır.

AJİTASYON; Mevcut durumu biraz örneklerle açmak durumundayız. Ülkenin son şampiyonunun kalesinde Dünya'nın en büyük kalecilerinden biri olduğu söylenmektedir. Yabancıdır, ve eğer öyleyse, şampiyon, gol yememek için savunmasını yabancılardan oluşturarak, bütün bütçesini boş yere harcamıştır. Yetmemiş, kontr- garanti olarak ön liberosunu da yabancı kontenjanından oluşturmuştur. Ülkenin son şampiyonunun başında gelmiş geçmiş en büyük teknik direktör vardır. Ve oynattığı futboldan memnun olduğunu söylemektedir. Ülke liginde şampiyon olmak için geçeceği tek takım vardır. O da ne hikmetse, gol atmak için bütün bütçesini yabancılardan yana kullanmıştır. Bu iki takım istediği kadar kötü oynayabilir, istediği kadar kötü neticeler alabilir. Taraftarlarının boşuna vesveseye kapılmasına, korkmasına, endişe duymasına gerek yoktur. Sezon sonunda bir yazı tura atılacaktır nihayetinde. Demek bu büyük bütçeler yabancı takımlardan gol yememek, yabancı takımlara gol atmak içindir. Gerçeğe dönünce de, gol yemesi mucize olan takım follaş olurken, gol atamaması mucize olan takım ilk büyük turnuvadan elenmiş, ikincisinde can çekişmektedir. Kulüp takımları düzeyinde başarı ihtimali sıfıra yakınken, ülke takımı düzeyinde bir zamanlar alınmış neticeler artık hayal bile edilemeyecek uzaklıktadır. İki büyük takımında 16 yabancı futbolcu olan bir ülkenin ulusal takımından başarı beklemek aptallık değilse, aymazlıktır, yalandır, hayal satmaktır. Harcadıkları paralar küçük bir muz cumhuriyeti ülkesinin merkez bankası bütçesine eşit olan bu büyük takımlarımızın aldıkları, daha doğrusu alamadıkları uluslar arası neticeler içimizi acıtmaktadır. Suçlular, sorumlular ortalıktadır. Derdest edilmeyi beklemektedir.

SENTEZ; Futbolu yönetmek üzere çöreklenmiş oligarşik yapı, bilinenden çok daha akıllıdır. Ülkemizin iki büyük takımını yönetenler, kokteyllerde, davetlerde, açılışlarda, bürokraside hatta kendi aralarındaki maçta büyük bir işbirliği ve eşi benzeri görülmemiş bir dostluk içindedir. Gittikleri lokantalarda verdikleri bahşişler taraftarlarının bir aylık maaşlarına denk gelir. Fakat ne hikmetse kulüplerin gerçek sahibi taraftarları bir birlerine sosyal hayatta bile yabancılaştırılmıştır. İki takım taraftarları, okulda, işte, kahvede bile bir araya gelmemektedir. Maça gitmeyi geçtik, yakında iki takım taraftarları kendilerine ait kafelerde takılacak, kendi sokaklarında gezeceklerdir. Biri bir tişört yapıp binlercesini satar satmaz, diğeri aynı şekilde cevap verip aynı karları realize etmektedir. İki büyük takımın taraftarını bir araya getirmemek, şebekenin ömrünü uzatmak için buldukları yegane yoldur. Geldikleri nokta, gittikleri yolun doğru olduğuna inanmış baronların huzuruyla bezenmiştir. Gelinen kulüp dereceleri noktası ise, gerçek taraftarların beklentisinden çok uzaktadır. Ve artık durumdan vazife çıkarma vakti çoktan gelmiştir. Bizden daha az bütçeli, daha az taraftarlı, daha kalitesiz takımların altında kalmaya isyan zamanıdır. İlkeli ve gönüllü birliğe ihtiyaç vardır. İki büyük takım taraftarının önderliği, diğer futbolseverleri de önüne katarak Türk futbolunu kokuşmuş karanlıklardan kurtarabilir.

SONUÇ; Ey büyük Galatasaray ve Fenerbahçe Taraftarı, bunca yıldır sizi bir birinizden ayırmaya çalışan, ve ne yazık ki başaranların oyunlarını bozunuz. Kulüplerinin, kayıtsız, koşulsuz kongresiz, seçimsiz sahibi olan, Fikirtepeli, Çukurbostanlı Fenerbahçeliler, İkitellili, Seyrantepeli, Hacıhüsrevli Galatasaraylılar çağrım sizedir. Aranızdaki husumete bir son veriniz. Takımlarınız asla, Galata Sarayı Efendilerinin, Beylerin, Oğullarının, Bahçesinde Fener olan, Bağdat Caddeli tikilerin değildir. Galatasaraylı, Fenerbahçeli patronların inadına BİRLEŞİN. Tribünlerinizin yüzde doksanını sizin gibi olmak isteyen, fakat asla olamayacak olan parası bol olanlara sattılar, güzel oyunu ellerinizden aldılar, UYANIN. Kaybedecek neyiniz var.

Lefter'iniz, Alex'iniz, Metin Oktay'ınız, Hagi'nizden başka.