güzel futbolun şifresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzel futbolun şifresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ara 2015

Neden Kötü Oynuyoruz?


Baştan yazalım, kötü oynadığımızı düşünmeyen varsa bu yazıyı yok saysın. Ben başta kendim olmak üzere son maçlardaki bana göre iğrenç oyunumuzun nedenlerini yazmaya çalışacağım.

Geçen sezon alınan beklenmedik Şampiyonluklar, taraftarın beklentisi olası güzel futbolu bekleme odasına almış, 4. yıldızın keyfini doya doya çıkarmasını bile engellemişti. Biz biliyorduk ki zafer, kendi marifetimizden çok rakiplerin hatası, Muslera'nın, Sneijder'in, Yasin'in direnmesi, Melo'nun ameliyat masasından kaçıp savaş alanına dönmesiyle gerçekleşmişti. Hamza Hoca'ya güvenenlerin, şans verelim diyenlerin sayısı artmaktaydı. Başkan değişikliğiyle girilen sezonda beklenti büyüktü, oturmuş denilen kadroya yapılacak bir kaç marketing transfer, büyük Galatasaray'ı daha da büyütecekti. Ve biz büyüdükçe medya sülükleri Aslan'a yeni bir pusu daha hazırlayacaklardı. Biz biliyorduk ki, Türk Futbol Tarihi, Cim Bom'a kurulan tuzaklar, ve o tuzaklardan Cim Bom'un, taraftarıyla beraber kurtuluşunun tarihiydi. Öküze tuzak kuracak değillerdi ya, tuzağı elbet Aslan'a kuracaklardı. Bütün bir transfer sezonu boyunca Fenerbahçe Zift Medyası, ve Galatasaray dışında kalmış Galatasaray'ın kötülüğünü bekleyen, kıs kıs gülen Galatasaraylı medya maymunları Başkan'ı, Hamza Hoca'yı, taraftarın sevmediği oyuncuları korudu. Yani tuzak daha lig başında semeresini verdi. Korku dağları bekliyordu bu bağlamda. Galatasaray, bu sene de şampiyon olursa, hele Şampiyonlar liginde yürürse hayatları Fenerbahçe Şampiyonluğuna bağlı olan vak vakları, Galatasaray korku filmi daha şimdiden ürkütüyordu.

Godot'u bekler gibi beklediler ilk puan kayıplarımızı, kaybetmeye başlayınca winner takım, tamam dediler, kıvama getirmek üzereyiz Cim Bom'u. Halbuki takım geçen sezon oynadığı futboldan daha kötü oynamıyordu. Tek fark, tutan tutamıyor, atan atamıyordu. Tabeladan, kupalardan, puanlardan bağımsız, aklı vicdanı hür Galatasaray taraftarı olarak oy birliğiyle karar verdiğimiz şey, takımın kötü futbol oynadığıydı.

İşte biz bu takımı irdeliyoruz.

Direk söylüyorum, kötü oynuyoruz, kötü oynamaya da devam edeceğiz. Kötü oyunun ilk sebebi kaleciden topu alıp oyuna sokmayan tandemdir. kim oynarsa oynasın stoperlerimiz hemen hemen aynı oyunu oynamaktadır. Teknik bir stoper, kaleciyle paslaşıp, rakipten 1, 2 kişiyi daha atak başında oyundan düşürecek bir savunmacımız yoktur, bazı maçlarda Shedju'yu ihmal edersek tabi ki. Kaldırım taşlarının her biri doğrudur, ancak bir araya getirildiklerinde eğri büğrü, yuvarlak kavşakları oluştururlar. Doğru futbolcu olsalar bile birleşince inanılmaz bir yanlış çıkıyor bizim savunmada. Her ikisi de yerden gelen toplara yatarak müdahaleden yoksunlar, oyuna sokma becerileri yok. Topu oyuna iyi sokamadıktan sonra  güzel futbola nasıl, nereden başlayacaksın?

Semih Kaya işe Akbil'le giderken, maaşı 5.000 lirayken neştere kafa atıyordu,kaybedecek bir şeyi yoktu. Şimdi bakıyoruz, çekilen şuta sırtını dönüyor, tekniğinde en ufak bir gelişme yok, kafa topuna çıkamıyor, darbeli kafa atamıyor. Vücudunu topa siper etmiyor, zengin oldu, şimdi kaybedecek çok parası var, verimli olamaz bu gidişle. Dünya'nın en teknik kalecisi bizim takımın kaleci Hocası olmasına rağmen Muslera teknik bir kaleci değil, topu genelde şişirerek oyuna sokmayı tercih ediyor. Çok vakit geçiriyor, sayesinde şampiyonluklar kazandık ama büyük takımın kalecisi olmaz, 18 içinde topa elle dokunabilme hakkı olan oyuncusu olur. Bize bir kurtarış kalecisi yetmez, stoperlerin teknik olmaması, top istememesi de mazeret sayılmaz. Usta kaleci topu usta işi oyuna sokamıyor, gerideki ustalar ortadaki büyük ustaya topu enerjisiz aktaramıyor. Kabiliyet yok, bu yüzden çok garanti olmadan tandem, topu  kaleciden istemiyor, dolayısıyla orta saha mümkün olduğu kadar ilerde top bekleyemiyor. Hatırla Popescu- Taffarel ikilisini. Onların pas trafiğinden eksilen bir iki oyuncu oluyor, top fazla enerji kaybedilmeden Hagi'yle buluşturuluyor, diri kalmış usta, her seferinde başka bir hünerle ameliyata giriyordu. Ve bahtiyarız ki çoğunda muzaffer çıkıyordu.

İşte geriden oyunu iyi, verimli, usta işi kuramadığımızdan orta sahada kim olursa olsun topla kaleye çok uzak mesafede buluşabiliyor, ve karşı savunmaya savaş gücü kazandırıyor. Melo gittikten sonra orta sahanın savaş gücü düştü, sarı karttan korkan mıymıntı futbolcular top bizde kalsın diye geriye yana oynuyorlar.

İyi futbolun peşindeyiz, bizim gibi amatörler buna Hatice diyorlar. Endüstri canavarları ne kadar netice peşinde olsalar da Hatice'den vazgeçmeyenlerin nesli tükenmedi henüz. 

Teknik, topu oyuna acele elle sokacak, pas trafiğine katılacak bir kaleci.( Taffarel) Teknik, oyun kurucu, penaltının, serbest vuruşun başına gidebilecek bir stoper(Popescu), önlerinde her topa müdahale edebilecek rakip çapadan en az 2 km. fazla koşacak, şutör, pasör bir ön libero (Suat kaya) Topun yönüne bağlı olarak yanında bir bezdirici, fazla teknik olmasına gerek yok, top rakipteyken topa en fazla 3 metre mesafede, gerekirse rakibin en önemli futbolcusunu bitirebilecek biri(Okan,Ümit,), ve bir oyun kurucu. Voleyboldaki gibi maç içinde dönüşümlü, kime denk gelirse o,Saydığımız özellikteki iki ön libero bu oyun kurucuyuya (Hagi) taşıyacaklar. Topu kaptırdığında saldıracaklar. Cephedekiler mi? bırakın da onlar şov yapsınlar. Hakan Şükür, Jardel, Arif) artık hangi 3 kişiyse onlar. Maçın sonucu mu? bilmem tabelada bir takım rakamlar yazar elbet, ama biz büyük bir futbol seyretmiş oluruz mutlaka.

Çok şey istemiyoruz, biz bu filimi 15 sene önce gördük. Ve bu takım, bu kadroyla o unutulmaz filmi yeniden seyrettirebilir. Bu takımım genlerinde vardır, her güzel macera bizim tarafımızdan yazılacaktır. 15 sene bekledik yanımıza yaklaşan olmadı. Bu kupa demek ki 2. defa alınacak ve onu da büyük Galatasaray alacaktır. Bir efsaneydik, efsaneler ölmez şekil değiştirir. Ne olur biraz daha güzel futbol.

11 Ara 2009

(Tam Kadro)-(Baros)=Güzel Futbol


Rijkaard'ın yap(a)madığı kadroyu ilahiyat yapıyor. Bir futbolcunun sakatlanmasını, ceza almasını, kadro dışı kalmasını istemem, o başka bir şey. Ancak ne yapalım ki sağlıklı kalmak için yapılmıyor bu meret. Milyonlarca seveni var, atılacak bir gole, alınacak bir kupaya hayatını riske atacak insanlar var. Parasını harcamak için çok daha başka seçenekleri olduğu halde, bir başkasına çok saçma gelse de, yandaşı olduğu takım için harcayan yığınlar var. O halde sülük medyamızın verdiği kara habere üzülmemek gerekiyor. ''Mustafa Sarp cezalı, Gökhan Zan iptal, Sabri'nin sakatlığı devam ediyor'' Ve bu sene ilk defa takım Baros eksiğiyle tam kadro olarak bir maça çıkacak. Bence sevinmeliyiz, hatta(severim kendisini) Servet Çetin'i de hayırlısıyla bir takıma kakalayabilsek, bu takımın futbolunun tadından yenmeyecek.

Görüşlerime çoğunuz katılmıyor, olsun, biz bu sayfada atış talimi yapmıyoruz. Karavana çıksa da hesap vereceğimiz kimse yok. Tabeladan bağımsız, gol pozisyonununa ve muteber pas trafiğine bağımlı futbol için formülü, ilacı ben buldum. Servet ve Gökhan'dan biri, Mustafa Sarp ve Mehmet Topal'dan biri oynamayacak. Kadroda olması kesmez, kesin olarak maçta oynama ihtimali olmayacak. Gerekirse hiçbiri oynamayacak. Bu kadro yapısında, büyük Surinamlı'nın güttüğü takımın oynadığı, oynayacağı futbolda, okuyucularımdan sadece birinin katılmadığı Nonda takıntımı bile tolore edebilirim. Ben Nonda'yı attığı, kaçırdığı gollerle değerlendirmiyorum. Gol pozisyonlarındaki duruş tercihleri beni deli ediyor. Sanki topla buluşmak istemiyor gibi (gibisi fazla) bir noktada, ya da çok elverişsiz aksiyonda buluşuyor neticeye gidemiyor. Ya Nonda için yeni gol girişimi taktikleri geliştirilecek, ya da Nonda oynatılmayacak başka yolu var mı?

Çol basit olan futbolu, bu düzeni geliştirenler, bu düzenden padişah hayatı yaşayanlar zorlaştırıyor. Rakamlarla, bilimle, istatistikle karmakarışık hale sokup bu işi yapanları ordinaryus diye yutturuyorlar. Oysa ki ülkemizde yetişen en büyük Hoca Fatih Terim'in lise diploması bile yok. Hani iyi atış yapabilen birinin Genel Kurmay Başkanı olması gibi bir şey. Dünya üzerinde en az 30 milyon kişinin iyi, en az 60 milyon kişinin kötü sonuç almasını beklediği bir futbol takımının kaderi 3-5 kişinin elinde. Bu 3-5 kişiyi de 300 kişiyi geçmeyen prostatlı tayin ediyor, sonra da biz eğitimsiz, çapulcu, fakir yandaşlardan onlar gibi düşünmemizi bekliyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar arkalarında duralım, bu düzenin düzülenleri sıfatımızdan asla vazgeçmeyelim istiyorlar ve ne yazık ki başarıyorlar.

Çok mu zor? çıldırmak işten değil. En az 20 yazı gösterebilirim arşivimizden, Sinan Bolat gibi son saniyelerde kalecilerin de ileriye çıkıp gol araması gerektiğini. Tugay iyi kalecilik yapardı, Ümit Karan'da öyle. Şu an Sabri takımda en iyi kalecilik yapabilecek olan futbolcudur. Varsa başkası ben bilmiyorum, geçirin kaleye kardeşim normal bir maçta. Dönün eski mahalle takımı futboluna, kaleci değişerek oynasın. Ama mutlaka ilerde oynayabilecek yetenekte bir kaleci olsun. Kaleye hiç top gelmeyen Belediye maçında bana Lev Yaşin olsan ne yazar? Hadi geldi, Leo Franko olsa kurtarabileceği bir topu Sabri yedi, 3 mislisini atamazsak adam değilim. Bütün halı saha maçlarını izleyin kaleciyle oyuncu arasında bir fark var mı? Şimdi ki düzende kaleci sanki başka bir spor yapıyor, maçtan önce ayrı ısınıyor, gol atıldığı zaman sevinen guruba katılamıyor, üvey evlat, 2. sınıf acınası bir halde.

Kaleciyi takımla bütünleşebilecek bir oyun kurgusu yapılması, kurlması lazım. Lazım ki bundan sonra kaleci olacak olanlar yeteneklerini bu yönde geliştirsinler, nitekim yıllar önce kaleciler geri pasları elle alabiliyorlardı. Kural değiştikten sonra ne çok hata yaptılar, alışkanlıklarından kolay vazgeçemediler, şimdi halı saha kalecileri bile geri pasını elle almıyor. Kaleciyi geçtim, şimdi savunmayı kurguluyorum.

Git Iğdır'ın köylerine(Servet Iğdır'lı bir köy delikanlısıdır) güçlü, kuvvetli, yorulmak bilmez, gözünü budaktan sakınmaz, hile yapmaz, haksız kazancı istemez bir delikanlı getir, koy 18 yayının üstüne. Şaka değil, eskiden Hüseyin Alp diye Türkiye'nin en uzun adamını üniversiteye alıp İTÜ'de basket oynatmışlardı. Ne farkı var ki, gelen tehlikeli topu hangi uzvunla vurursan vur uzaklaştır kardeşim. Çalım atma, pas verme, senden istenen, pas verilen adamdan çalım yeme. Topa ondan önce dokun, zaten çoğu uzaktan, havadan geliyor sıçra, dağda kurttan ayıdan kaçar gibi koş, yılandan sakınır gibi sakın, nacakla ağaç keser gibi kuvvetli ol, bulgur pilavı, eşek hoşafı yiyerek hasta olma, sağlam giyin üşüme, nedir yani? alt tarafı 90 dakika katlanacaksın. Bu vasıfta hiç para almadan, sadece saydığım imkanlarla Galatasaray savunmasında Servet'ten Gökhan'dan daha iyi oynayabilecek 100 kişi bulamazsam bu ülkede, ben bu ülkenin tapusunu verenlere militanlık yaparım.

Bu saydığım pozisyondaki adamın tribün jargonundaki adı kazma. Bulduk bir kazma, duralım orda, yanına, önüne, arkasına kazmadan devşirme bir delikanlı daha lazım. O da teknik bir kesici, durdurucu, topu oyuna sokucu.Yok mu? bulamıyormusunuz? hadi canım futbol sahası olan her yerde mutlak biri çıkar. Seçe seçe en iyisini, senin yandaşın olanını bul oynat.

Gerisini ne mi yapacaksın? çok kolay Dünya top cambazlarıyla kaynıyor. Al 8 kişi daha at çayır çimene. Zafere Kaçış diye bir film vardı. Pele esir, kenardan maçı seyrediyordu, top taca çıkınca cambazlık yaptı oyuna aldılar. Devre arasında antrenör taktik veriyor o dinlemiyordu. Aldı tebeşiri eline, çizdi zik zakları, çalım, çalım, çalım şu gol. Bu kadar basit işte, ya da tek kişi bile olsam benim istediğim bu.

Gelelim bu akşam ne yaparıza bu basitlik ortamında. Leo bu vasıfta kaleci mi bilmiyorum? Şu ana kadar top elle, ayakla oyna sokmaya çalışmasıyla bana teknik bir kaleci izlenimi verdi. Daha çok oyuna katılmasını bekliyorum. Defansta zaten bir Iğdır'lı var, Yanında, önünde, arkasında Topal idare eder, bana kalsa orada Kewell'i oynatırım. geriye kaldı 8 kişi. 8 tane Elano, 8 tane Keita, 8 tane Arda.....,

Hiç farketmez, topla hokkabazlık yapabilecek 8 kişi. Duruma oyuna göre, beke geçerler, pas verirler, çalım atarlar. Hatta iddia ediyorum fazla koşmak istemedikleri için topu bile kaybetmezler. Keriz mi kardeşim teknik futbolcu ki koşsun? Misal Sergen, Hagi, Alex aynı takımda oynasa, topu kaybedip Barış gibi kendini paralayacak. Sana top göstermezler ki bu adamlar, sen ancak santra yaparken topa değebilirsin.

Bu geceyi çok merak ediyorum. Surinamlı'nın eline bulunmaz bir şans geçti. Aynı zamanda benim içimde de ütopya futbolu izlerim gibi bir his var. Bu maçı da, kazanalım da nasıl kazanırsak, şu lanet olası 3 puanı alalım felsefesiyle oynarsa ben artık yokum arkadaşlar, yoruldum, bittim. Benim aradığım futbol bu ülkede olmayacak, olacaksa da benim ömrüm vefa etmeyecek.

23 Kas 2009

Güzel Futbola Bakmak


Baştan yazalım, kötü oynadığımızı düşünmeyen varsa bu yazıyı yok saysın. Ben başta kendim olmak üzere son maçlardaki bana göre iğrenç oyunumuzun nedenlerini yazmaya çalışacağım. Eğer tabelaya bakarsak, tabelanın bize kıyak yaptığını görüyoruz. Trabzonspor maçının son saniyesinde kıl payı girmeyen gol;2, Diyarbakırspor maçında son saniyede yarım metreden kaçan gol;2, toplam 4 puan daha geride olmaktan kurtardı Galatasaray'ı. Kasımpaşa maçını da son dakikalarda çevirdiğimizi düşünürsek, aslında olmamız gereken yerden çok daha yukarda olduğumuzu görürüz.

Başlarda ne kadar gol yersek yiyelim, oynanan oyun zevk verdiğinden, takımı geleceğe umutla taşıdığından tarafımızca benimsenmişti. Tribünlerin coşkusu maç be maç artmaktaydı, Fenerbahçe maçına kayıpsız çıkılacağı, hatta o maçı da bu kez utkuyla geçeceğimize inanıyorduk. Ve biz büyüdükçe medya sülükleri saldırıyorlardı dört bir yandan. Kafaları karıştırıyorlar, Galatasaray galip geldikçe oynadığı takımları küçümsüyorlardı. O ilerlemeyle defansın da gün geçtikçe daha bir oturacağı, dolayısıyla gol yemeden geçirilecek maçlar kapıdaydı. Korku dağları bekliyordu bu bağlamda. Galatasaray, Surinamlıyla bu sene şampiyon olursa, seneye yeni yapılmış, en büyük stadyumda vizyona girecek Galatasaray korku filmi daha şimdiden ürkütüyordu vak vakları.

Godot'u bekler gibi beklediler ilk puan kaybımızı. Eskişehir'e puan kaptırılınca tamam dediler, kıvama getirmek üzereyiz Cim Bom'u. Halbuki Eskişehir maçında da takım diğer maçlarından daha kötü oynamamıştı. Yenen bir şans golünün üstüne yatan Rıza o baş belası 1 puanı alıp gitmişti. Fenerbahçe'ye yenilince üstelik zaiat büyük olunca, medyamızın ağzı kulaklarındaydı. Keita cezalıydı, Elano formsuz, Arda hasta, baros sakat, Nonda demir atmış, yük Oz Büyücüsü'ne kalmıştı.

Yaşanan bunca şanssızlık olmasa Kewell hala yedek olarak oyunlara sonradan girecekti. İlk 11 oynayan Nonda başına iş almış fazladan her maç 10 km koşar hale gelmişti. Sözleşmesi narindi, bir kaç maç arayla sonradan girecek, toplamda maç başı koştuğu mesafe 2 km. yi aşmayacaktı! Bu süre içinde de diri kalacak, öncekilerin yıprattığı defansa karşı bir iki gol atacak Allah'ın yürü ya kulumu olacaktı.

Surinamlı için Elano daha uzun süre adeptasyon sorununu aşamayacaktı. Öyleysem yanında oturtabilirdi, kazasız sorunsuz yedek beklemeyi sorun etmeyen büyük futbolculara hoca olmanın dayanılmaz huzurunu yaşıyordu. Ah Dunga Elano'dan vazgeçseydi, Fener'li Santos'tan vazgeçtiği gibi. Rijkaard'ın son 5 dakikada fasülyeden oynattığı Elano Blumer her Brezilya maçında ilk 11 çıkıp hocanın başına iş açıyordu. Oynatmadığı bir maçı kaybederse sülüklerden çekeceği vardı. İmdadına Arda'nın aslan gribi yetişti. Artık ne olursa olsun Elano'yu ilk 11 yazabilirdi. Ve Elano'lu 11 son maçta sahadaydı.

İşte biz bu takımı irdeliyoruz.

Daha önce yazdık, formülümüze geri dönüp bakınca Elano'nun bu maçta kötü oynayacağını öngörmüşüz. Muhtemelen bu kadroyla Elano bir kere daha oynarsa yine kötü oynayacaktır. Üstelik bu hafta maç Bursa'da. Ben Surinamlının yerinde olsam, ya da Surinamlı benim sandığım kadar büyükse Elano'yu ilk 11 oynatacaktır. Defans kurgusu aynı çıkacağından eğer oynarsa verimsiz bir haftaya daha geçmiş olsun.

Direk söylüyorum, kötü oynuyoruz, kötü oynamaya da devam edeceğiz. Kötü oyunun ilk sebebi Servet- Gökhan tandemidir. İkiside aynı futbolcudur, benim için ikisinden bir fazladır. Kim daha çok para ediyorsa bir dakika düşünülmeden satılmalıdır. Her biri ayrı ayrı oynadıkları takımların en iyisi olabilirler. Kaldırım taşlarının her biri doğrudur, ancak bir araya getirildiklerinde eğri büğrü, yuvarlak kavşakları oluştururlar. İki doğru birleşince inanılmaz bir yanlış çıkıyor bizim savunmada. Her ikisi de yerden gelen toplara yatarak müdaheleden yoksunlar, oyuna sokma becerileri yok. Bu gidişle 3 tane daha Rijkaard olsa ne yazar, onlar mı geliştirecek futbol stillerini? Servet'in oynadığı, oynayacağı en büyük oyunları seyrettik. Daha fazlası olmaz, Gökhan Zan ise benim Beşiktaş'tayken en büyük kozumdu. Her Galatasaray maçından önce gözüm Beşliktaş'ın maçındaydı. Aman Gökhan'a bir şey olmasındı. İşte o Gökhan beleş bonservis kontenjanından Ali Sami Yen'e çıktı. Emre'ler sakat olduğundan, Milli Takım'ın adaletli dağılım(Beşiktaş'tan 1 kişi) sisteminden beraber oynadıkları ve hiç te iyi oynayamadıkları biçimde aynı takımda Servet'le buluştular. Kader işte, fakat işimiz iyi futbol bu sene. Kaleye teknik bir kaleci getirildi. Şu ana kadar kurtarış kalecisi olup olmadığını anlayamadık. İnanılmaz top çıkarmışlığı yok henüz. Çok bariz olmasa da yediği gollerin çoğunu büyük takım kalecisi yemez. Ben umudumu kesmedim, çünkü tekniğine güveniyorum. Topu oyuna en kısa yoldan, en efektif şekilde sokmaya çalışıyor, hatta olumsuzluklarını saydığımız stoperlere rağmen sokuyor da.

Gel gelelim, usta kaleci topu usta işi oyuna sokamıyor, gerideki ustalar ortadaki büyük ustaya topu enerjisiz aktaramıyor. Kabiliyet yok, bu yüzden çok garanti olmadan topu tandem, kaleciden almıyor, dolayısıyla orta saha mümkün olduğu kadar ilerde top bekleyemiyor. Hatırla Popescu- Taffarel ikilisini. Onların pas trafiğinden eksilen bir iki oyuncu oluyor, top fazla enerji kaybedilmeden Hagi'yle buluşturuluyor, diri kalmış usta, her seferinde başka bir hünerle ameliyata giriyordu. Ve bahtiyarız ki çoğunda muzaffer çıkıyordu.

İşte geriden oyunu iyi, verimli, usta işi kuramadığımızdan orta sahada kim olursa olsun topla kaleye çok uzak mesafede buluşabiliyor, ve karşı savunmaya savaş gücü kazandırıyor. Lincoln feda edildiğinde, Surinamlının daha iyi birisini alacağına inancım tamdı. Elano geldiğinde heyecanlanmıştım. Daha önce iyi oyunlarını seyrettiğimiz Emre Güngör'ün yaşı gençti, çok daha iyi maçlar oynayabilirdi. Emre Aşık ise Emre Aşık'tı, 5 sene daha oynatsalar, 5. sene daha iyi oynayacağı garantiydi. Semih Kaya'yı bekledik en kritik maçlarda güven duyduk, oynatsınlar istedik, daha önce hiç seyretmediğimiz halde. Emre Aşık'da teknik değil diyen çıkar, çıksın evet teknik değil ama ne yapayım ki ben onu yerden havadan savaşırken seyretmeye doyamıyorum. Servet'in götünü dayayarak topla adamı avuta çıkarmasını seyretmektense Emre Aşık'ın çift dalmasını topa dokunmasını dokunamadığında da en azından sarı kart almasını seviyorum. Maçın tansiyonu arttığında, birinin kılına dokunduklarında efelenmesini seviyorum. 15 kişinin kafaya çıktığı bir topa kimin vurduğuna sonradan baktığımızda topa en son Emre Aşık'ın saçlarının değmesini seviyorum. Kalemize korner atılırken dengem bozulmuyor. Emre Aşık savunmadayken varsın orta sahadakiler biraz daha fazla koşsunlar, biraz daha yakın oynasınlar Emre'ye, defansı güvenli duran takımın ortası ne yapar yapar topu ileriye daha bir güvenle aktarabilir.

Göbeği fazla uzun yazdık galiba, aslında söyleyecek çok daha fazla şeylerim vardı. Bir iddiayla noktalayayım. En geç 4 maç sonra Gökhan ve Servet'ten biri bu takımda olmayacak.

Sabri'yi bu sene yeni transfer gözüyle seyrediyorum. İyileşen, yolunu dört gözle beklediğimiz Uğur Uçar'ın şanssızlığı, şansımız oldu. Orta yapmasını, şut çekmesini öğrendi. Son kullandığı serbest vuruş harika gitmişti.Son yediğimiz golde her zamanki gibi ilk direkteydi. Top son direkte olmayanın yüzünden(Sarp) girdi. Sabri iyi oynayacak Galatasaray'ın sağ tarafında uzun yıllar oynayacaktır. Sol tarafta bu sene bir gariplik var gibi. Hakan Balta kötü oynarken çekilmiyor. Ama şu an için altarnatifi yok, son maçlarda çok verimsiz. Takım oyunu oynuyoruz elbette, takımın kötülüğü bireysel olarak futbolcuların kötülüğünden kaynaklanıyor. Paradoks, futbolcular iyi olsalar takım iyi olacak zaten. Ancak Balta'nın gereğinden fazla kötü oynamasında da bir bit yeniği aramaktayım. Yok, Sami Yen'e yıldırım düşse tandemden bilmiyorum, o kadar nankör değilim, sanki takım iyi olsa bile bu sene Balta iyi olmayacakmış gibi geliyor. Bir sorunu var gibi, bakacağız, kötü futbol oynamamızın sebebi değil sayabiliriz kendisini. İyi bir Galatasaray'da bir kaç maç seyredelim bakalım sonrasına bakarız.

Galatasaray'a zarar vermek isteyenler, Sarp ile Balta'yı aynı takımda oynatarak gereği kadar verebilirler. Ortalamadan fazla atan Galatasaray'dan ürkenler, ortalamadan fazla yemesi dolayısıyla sebeb, sorun ürettiler. Belki zorunluluktan, belki konjoktürel, belki eyyamdan, fakat en son olarak da Surinamlının takım sisteminden olacak Sarp ile Topal 20 metrekare alan içersinde oynamaya daha doğrusu oynatmamaya başladılar. Yetmiyormuş gibi bir defansif orta saha oyuncusu daha peyda oldu yine gerekçeli sebeplerden. Uzun yazdığımız paragraflardan dolayı, sanki çok iyi yapabilirlermiş gibi oyun kurma görevini nöbetleşe, dahası rastgele(top kime gelmişse) yapıyorlar. Banko bir oyun kurucu olmadığına göre bence sistem ve istem dışı olarak yine rastgele hücum bölgesine aktarmaya uğraşıyorlar. Teknikleri sınırlı olduğundan, öyle unutulmaz bir pas trafiği içersinde göremiyoruz kendilerini. Maçtan sonra yayınlanan koşu istatistiklerine giriyorlar ancak benim gibi dikkatli taraftara göre sanki hiç koşmamışlar. Ben onları göremeden, onlar topla buluşamadan maç bitiyor. Sülüklerde en çok notu onlara veriyorlar. Biz anlamıyoruz futboldan çünkü, bu mudur? İkinci büyük maceraya yürütülmek istenen, bu ideal için büyük Surinamlıya emanet edilen takımın bir numaralı çapası Mustafa Sarp olamaz. Olursa bir yerlerden döner, spordur denip, alışmıştık denip geçiştirilemez. Büyük takım kendi ligindeki sıralı şampiyonluklardan birini sırası geldiğinde Cevat Hocayla da, Saftig'le de alır, Fatih Terim'le, Hagi'yle de kaçırır. Büyük takım Avrupa stadlarında kupa kaldırmalıdır. Yarın hangi Avrupa takımının orta sahasını ürkütecekler, kim korkacak, kim yılacak, kim pes diyecek bu orta sahaya. Bana sorarsanız ikiside fazla ama hadi cellat olmayalım. İkisinden biri fazla diyelim ve birini feda edelim. Aynı gerekçelerle elbet. Sembol Galatasaray futbolcusu olamayacaklarına göre, fazla profesyonel kimse ona kementi atmalıyız bir an önce. Ve atılacaktır göreceksiniz yakında.

İyi futbolun peşindeyiz, bizim gibi amatörler buna Hatice diyorlar. Endüstri canavarları ne kadar netice peşinde olsalar da haticeden vazgeçmeyenlerin nesli tükenmedi henüz. Ben Nonda'yı saymıyorum. Nöbetçi idare edici, 4 maç daha idare ederse başımıza koyalım. Baros'un sakatlığı takımın hassas dengesini bozdu bence. Kewell'dende çok korkuyorum, bu kadar devamlılığı her an sakatlanmaya yol açacak gibi. Kaptan Arda ve Kewell ne kadar kötü oynarsak oynayalım tabelaya giderler. Beklenen bu değil, beklenen iyi futbol.

Teknik, oyun kurucu bir stoper, önlerinde her topa müdahele edebilecek rakip çapadan en az 2 km. fazla koşacak, şutör, pasör bir ön libero(sağlam Linderoth). Topun yönüne bağlı olarak yanında bir bezdirici, fazla teknik olmasına gerek yok, top rakipteyken topa en fazla 3 metre mesafede, gerekirse rakibin en önemli futbolcusunu bitirebilecek biri(iyi bir Barış, Topal...,) ve bir oyun kurucu. Voleyboldeki gibi maç içinde dönüşümlü, kime denk gelirse o(Elano, Arda...,) Saydığımız özellikteki iki ön libero bu oyun kurucuyu taşıyacaklar. Topu kaptırdığında saldıracaklar. Cephedekiler mi? bırakında onlar şov yapsınlar. Kewell, Arda, Elano, Baros, Keita, artık hangi 3 kişiyse onlar. Maçın sonucu mu? bilmem tabelada bir takım rakamlar yazar elbet, ama biz büyük bir futbol seyretmiş oluruz mutlaka.

Çok şey istemiyoruz, biz bu filimi 10 sene önce gördük. Ve bu takım, bu kadroyla o unutulmaz filmi yeniden seyrettirebilir. Bu takımım genlerinde vardır, her güzel macera bizim tarafımızdan yazılacaktır. 10 sene bekledik yanımıza yaklaşan olmadı. Bu kupa demek ki 2. defa alınacak ve onu da büyük Galatasaray alacaktır. Bir efsaneydik, efsaneler ölmez şekil değiştirir. Ne olur biraz daha güzel futbol.