Şu paha biçemediğimiz ligimizi bir daha kurcalasak mı acaba? Ligin en kötü futbol oynayan takımı, diğer kötülere 4'er puan fark atınca kurcalamaya geç bile kaldık diyorum ve çuvaldızı kendimize batırıyorum. Galatasaray'ın kısa tarihine bir baktığım zaman, en büyük futbolu oynadığı ve en büyük sonucu aldığı zamanlar çok eski değil. O takımın başındaki Hoca'nın, bu takımın başındaki Hoca ile aynı olduğuna beni kimse inandıramaz. Hatta ben o büyük maceralar da Terim'in katkısının, her hangi bir taraftardan çok daha fazla olmadığını defalarca söylemiş ve ne yazık ki bu günkü takımı seyrettiğimde haklı çıktığımı kendim gözlemlemişim.
Bin defa yemin ederim ki şu an takımda Hagi olsa, Terim oynatmaz. Arif'e ise ancak kupa maçlarında sıra gelir. Şu langırt tahtasındaki dizilişe bakın. İmalatçılar, hangi mantıkla millere dizmiş futbolcuları. İnanılır gibi değil ama langırt 2-5-3 oynuyor. Bizim koskoca Galatasaray, yarın Sivas maçına 4-3-2-1 çıkacak ve bu takımın başındaki hoca da ne yazık ki Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük hocası olacak.
Kim düğmeye basmış sa basmış, 2 kazma bekle oynanacak bu saatten sonra futbol, önlerinde 2 kazma daha ön libero adı altında. Oyun kurucu tarihe karışmış, kimse oyun falan kurmayacak, kalabalık orta saha topu garanti olmadan ileriye asla taşımayacak. İlerde tek santrafor olacak. Olacak ki karşı takımın 4 kazması içerisinde boğulup kalsın. kalsın ki kötü futbolcu sanılsın, her sene her takıma 2-3 tane santrafor transfer edilsin.
Yaşı 40-45 den fazla olanlar, futbolu hem güzel oynayanlar, hem güzelini seyredenler di. Her takımın en gerisinde en teknik, en akıllı, topu ilk başlatan, son kademeye giren, ofsaytı yönlendiren libero denilen futbolcusu vardı. Fatih Terim'de işte böyle bir liberoydu. Şimdi nasıl herkes Messi diye hayal kuruyor, o zamanlar da Backenbauer hayali kurulurdu, en büyük libero oydu. Son libero Popescu idi. Amatör takımlar dahil defansta 3 kişi olurdu. Sağ bek, sol bek, libero iki bek asla bir birlerini görmezdi, tıpkı mildeki langırt futbolcusu gibi. Liberonun önünde 2 stoper olur, bunlardan biri sanki santrafor gibi oynardı. Çok uzağa gidersek Cüneyt Tanman'dı bu teknik stoper, teknik olmayanı Bülent Korkmaz'dı, o da ilk topa basardı. Her daim bu gözler orta sahalarda teknik bir 10 numara seyretti. Sağ açık, sol açık, santrafordan oluşan bir ileri üçlüye alışkınız.
76 numaralı sümüklü götünü her zaman ki gibi dayayabilse de atılmasaydı, cam Gökhan çat diye çatlamasaydı, bu sene en büyük futbolu oynayan Semih, tribünden inecekti diyen tek bir Galatasaraylı varsa içinizde ben bu yazdıklarımı yemem, kemiririm, geviş getiririm. Melo- ki bu sezonun tek sevdiğim yabancısı- ceza almış. Nasıl sevindim anlatamam. Bakın göreceksiniz yerine Ceyhun Gülselam'ı oynatacak, ve hiç bir somut fark göremeyeceksiniz. Hayırlısıyla, Kazım ve Riera'nın da başına bir halt gelse de takım güzel futbolu oynayabilen futbolculardan kurulabilse. Mertan diye biri peyda olmuş A2 takımında. Soruşturdum, Sercan'dan hızlı bir santraformuş, hani eski diziliş olsa çıktığı ilk maçta kalır diyeceğim ama şu lanet olası tek forvetle Messi'yi transfer etsen ayağına top gelmez. Madem tek forvetle oynayacaksın, neden dünyanın dolarını verip Elmander'i transfer ederler? zavallı topa dokunabileceğim diye debelenip duruyor, debelendiği için gereğinden fazla yoruluyor, yorulduğu için de final topuna istediği gibi vuramıyor.
Güzel futbolu Galatasaray'dan beklemek, Kerbela Çölünde yağmur beklemek gibi bir şey. Ya o gün kafadan maç kopacak, ya dedik ya langırt milleri senden yana güzel çalışacak, Kazım'ın ayağına 40 toptan biri oturacak, Riere kendine çalım atarken adam geçecek, gol ortası yapacak, Selçuk'un attığı ince pas rakip kazmalardan hiç birinin ayağına çarpmayacak, falan filan. Kaçıncı haftadayız bilmiyorum, Kayseri maçı hariç bütün maçları dikkatle izledim. Bilinçli, çalışılmış bir atakla gelen tek bir gol hatırlamıyorum. Bu sistemle de hiç bir zaman en azından ben, Galatasaray'dan büyük futbol, büyük netice beklemiyorum. Bu yüzden de maça gitmiyorum. Alınan yabancı futbolculardan hiç biri, beni Arena'ya koşturacak nitelikte değil.
Biz böyleyiz de diğerleri sanki farklı mı? bizden beterler, sadece Trabzonspor, sadece Şenol Güneş ısrarla delikanlı gibi iki santraforla oynuyor, bu yüzden de Burak adında bir futbolcumuz olduğunu öğreniyoruz. Burak, Beşiktaş'ı, Fener'i tavaf etti kovdular, bize gelse döverlerdi. Burak, adı gibi uçan tay olsa ne yazar tek başına 5 kazmanın arasında.
İşte böyle bir ligimiz var, sonra bu ligin ortalamasından oluşan Ulusal Takım turnuvalara giremiyor diye kızıyoruz. Hadi langırt imalatçısı kadar delikanlı değilsiniz, bu yüzden savunmayı 2 kişiye indirin demiyoruz. Olamazsınız, gol yememek üzere bir futbol icat ettiniz. Elbet cesaretli Hocalar gittikleri yerden geri dönerler de bir düğmeye daha basarlar. 3-4-3, büyük takım dizilişine dönülür. Metin-Gökmen-Uğur, Cemil-Osman -Ender, Ömer -Montmeranu-Erdinç, Halil-Fethi- Şevki... gibi forvetleri tekrar seyrederiz.
Acaba hiç bulaşmasak mı? Bu gidişle birileri başka düğmeye basacak, elimizdeki tek santraforu da kaldıracak, gol gol diye bağıran Beşiktaşlılar gibi bu sefer topumuz ağız ishali olacağız. ,,,,
langırt ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
langırt ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Kas 2011
27 Şub 2010
Türkcell Analar Langırt Ligi
Guiza,''asistse asist ne var lan bu işte, kaleye sok da görelim'' deyip al da at pozisyonunda Alex'e topu uzattı. Tersi olduğunda 40.000 kişi Guiza'ya küfür edecekti. Etmediler, analar ligine geri dönüş yaptılar. Liverpool ile oynamak varken dağ başında Belediye takımıyla oynayacaklar.
85. dakikada hakem penaltıyı vermedi, verseler, atsak, Sporting Lizbon'la oynayacağız. Daha kolay bir rakip ve daha iyi bir kadroyla çıkmamız olası. Yarın Kasımpaşa maçına çıkacağız. İşte biz buyuz. Bizim futbolumuzun çapı bu kadar.
Ligimizin en büyük iki takımı(başka da yok zaten) Avrupa Liginde son 16 ya girmek için son dakikalara kadar can çekişiyor. Sonrasında da Polyanna'mız elsik olmaz bizim, Şampiyon olalım. Peki olalım, sanki çok zor, ulaşılmaz bir istek seninkisi.
Fenerbahçe ve Galatasaray malzemecileri aralarında anlaşsalar, formaları çamaşır iplerine assalar, sırayla şampiyon olacaklar zaten. Bunca yatırıma, bunca büyük futbolculara, hocalara ne gerek var. Koskoca Reykart yarın Kasımpaşa maçına çıkarken ne diyecek olabilir futbolculara?
Eskiden takımlar 1 saat kala saha ısınmaya çıkmazdı. 10 dakika kala çıkış tünelinin önüne gelen takımın kaptanı Cüneyt Tanman bir seferinde şöyle demişti.'' Takımın başında sahaya çıkmak için, tribünlerin elektriklenmesini beklerken, kadroları anons edenin ağzından 5 Cüneyt demeden takımda olduğuma inanamazdım''
Yani koskoca Cüneyt, en öndeyken bile Galatasaray formasının ne kadar değerli olduğuna inanıp kendisini motive ediyor. Bir önceki maç yazısında yayınladım iddia kuponunu. Galatasaray'a inanmışlığım yüzünden yattı. Acaba Arda Turan hariç hangisi 1-1e 1000 dolar basabilirlerdi. Soruyorum Adnan Polat dahil, bütün yöneticilere suçu aşağılık hakeme atıp sorumluluktan yırtmak en kolayı Galatasaray'a o maçta 1. milyon dolar bahis yaparmıydınız?
16 numaralı futbolcu(benden kurtuluş yok, adını anmayacağımı söylediğim sahtekar benim sayfamda bundan sonra 16 numara diye anılacaktır) giydiği formanın hangi takım forması olduğunu biliyor mu? Bakın buraya tarihe not düşüyorum. Galatasaray'ın son maçı Gençlerbirliği maçı. O maçın kadrosuna bakın, Servet, Topal, 16 numara varsa bilin ki Fenerbahçe'nin kupayı almasına dua eder olup, Avrupa ligine yandan girebilmek için 4.lük 5 lik maçına çıkıyor olacağız. Bu aşağılık, sahte futbolcu bozuntusunu Galatasaray'dan kovmadan bana rahat uyku yok. Ben Necati'ye, Cihan'a, Orhan Ak'a saldırmışım. Bugün Cihan'la değişmezsem şerefsizim. Var mı lan böyle bir adalet? Erhan Önal Kartal marka otomobile binerken Servet'in bindiği araba trafiğe çıkınca yanındaki arabalar yana kaçıyor bakmak için. Galatasaray'ı Galatasaray yapan futbolcuların çoğu sürünürken, Galatasaray yansa, bir kova su atmayacak futbolcular senede 2 milyon dolar indiriyorlar. Bize ise tribübünlerde ''yenilsen de yensen de taraftarın senin le'' demek düşüyor.
Takım elenmiş, çağırıyoruz, teselliye, bari Analar Ligini önde bitirsin diye. Topal, Servet kaçmış, tenezzül bile etmiyorlar önümüze gelmeye. Maçtan evvel 10 kişi çağırınca koşarak gelenler, dışarıda taraftar gördüğünde boka bakar gibi bakıyorlar. Bunların ciğerini bilirim ben. Kolayına Arda Turan olunmuyor bu alemde.
Dünkü gazeteleri gözden geçiriyoruz. Talimat gelmiş basın tribününe. Hakeme saldırılacaaaaak, saldır. Hıncal Uluç bile ki- asıl bu maçtan sonra kusması gerek ne kusacak sa- hakeme yüklenmiş. Bir kişi yazmamış avuta giden topu çuval, kaleye 25 metre mesafeden taca atmış, nargile içicisi Uğur beyin ciğeri iflas etmiş, 16 numaranın eli belinde, Topal, topallaya topallaya geliyor, zaten içeride biri kazma, diğeri Balta iki oyuncu var. Topa basan bir tek Lukas, ağlardan çıkaran da, ligin başında en sevdiğim transferken, en sevmediğim durumuna düşen kaleci.
Aynı takımda Dünya çapında oyuncu da var, futbolcu bile sayılmayacak oyuncu da. Direnen, Caner, Kaptan ve Keita Galatasaray'ı teslim etmemeye uğraşıyorlar. Gel gelelim top gene dönüp dolaşıp çuval kalecinin tahta bacaklarına geliyor. Vurduğu tekmeyle top bir kez daha bizim tribüne geliyor, devamında bu sefer Ayhan Bey'in eskortluğunda, 18 içine kadar sağ selamet geliyor. Kaleci biraz ileri çıkıp hedefi küçültse olmaz, belki gole mani olur, her zaman yaptığını bu kez yapmayıp, kale çizgisine kendini demirliyor. Vurulan sıradan bir top, bizi en azından beni 37 sene önceye götürüyor. Sağolun çocuklar, hem 10.000 liradan ettiniz , hemde çocukluk günlerime geri döndürdünüz beni!
Yarın Kasımpaşa maçı var, sanmayın ki kolay galibiyet alır yola devam ederiz. Ne var ki önemli değil, hangi sonuç alınır sa alınsın, Türkiye Langırt liginde 2.5 takım var. Yarım olan takım 10 senede bir bağış yapılan şampiyonluğu geçen yıl aldı, kalan 2 takım sırayla 4 er şampiyonluk alacaklar. Bu şampiyonluğu almak için de ne Aleks'e Lugano'ya Dahi Daum'a, ne Elano'ya, Lukas'a Surinamlı'ya ihtiyaç var. Amaç sadece buysa, manipülasyonun, dolandırıcılığın ta içindeyiz. Yok, içinizde takım kuruyoruz olacak bunlar diyenleriniz var sa onlara da lafım yok. Ben en ufak bir belirti görmüyorum, gelecek senelerin unutulmaz takımının kurulması yönünde.
Ahval ve şeraite bakınız. 10 sene önce, durum daha zor iken, önümüzde örneği yok iken, develer tellal, pireler berber iken. Taffarel- Leo, Popescu- Bülent, Lukas- Servet, Okan-Emre-Suat, 16 no-Balta-Ayhan, Hagi-Elano, Hakan Şükür-Arif, Keyta-Arda. Oyuncuları hassas teraziye koysak o takımda Arda ve Keyta'dan başka kimse oynayamaz. Bu ne ucuzluktur kardeşlerim? Turuncudan iz taşıyan sarı ile vişneye çalan kırmızı renkler bit pazarına düştü de bizim haberimiz mi yok?
Yarın maçta olacağım. 16 numaranın peşine düştüm, içinizden hayırsever bir Galatasaray'lı varsa beni polise şikayet etsin, içeri almasınlar. Bu gidişle mutlak bir halt yiyecek 40 yıldır şerefle girdiğim tribünlere bundan sonra girmez duruma düşeceğim. Bu nedir ya? Surinam'lı ne yapsın? deliğin biri tıkanıyor, 2 yerden daha delik açılıyor. Demek tek tek olmuyor bu değişim denen dalga, devrim gerekiyor. Nasıl ki biz bir Fenerbahçe maçında Galatasaray devrimi yaptıysak, ona benzer bir şeyin yapılması gerekiyor. Yoksa biz her sene aynı yazıları yazar, aynı şarklıları söyleriz tribünlerde.
''Sen var ya sen, başımın tacı gözümün bebeği, sen var ya sen deplasman yolunda elimde sigara''
1 Ara 2009
Türkcell Langırt Ligi
Süper lig başladığında ne ümitliydik. Her maç keyif veren futbol, bol gollü maçlar, uzun pas trafiği ve kayıpsız geçen haftalar. Rekorlar kıracağımızı sanıyorduk. Aynı rüyayı Fener'liler de görüyordu. Bu arada Dürüllü'lünün defteri dürülüyor zirve iki takıma kalıyordu. Ta ki o lanetli maça kadar. Geçen yıl Sami Yen'de oynanmıştı o uğursuz maç. Berabere kalmış en önemli oyncları kaybetmiş, Beşiktaş'a yaranmıştık. Sonrasında her iki takımın gafletinin ardından ligin en kötü futbolunu oynayan Beşiktaş yararlanmış şampiyon olmuştu.
Bu sene Beşiktaş'ı 3 kez izlediim. Üçünde de sıçan gibi oynadılar, 2 sini kazanıp birini bize kaybettiler. Ve her iki takımdan 12 şer puan fark yediği halde Denizli bıyık altından gülüyordu. Bu salaklar Kadıköy'de bir maç yapar, o maçın öncesi, o maç ve sonrası bize yarar hesabı yapıyordu. Ne oldu bizi yenen Fenerbahçe'ye önce ona bakalım. Bizim maçtan önceki maçı feda ettiler. Bütün enerjilerini bizim maça verip kazandıktan sonra, hem takımda hem taraftarında korkunç bir boşalma oldu. Maç seyircisiz oynanmasa bile inanın kimse son maça gitmeyecekti. Bilica'yı cezalı duruma düşürdü o lanet maç. Ve sonrası hüsran oldu.
Biz ne yaptık peki. Biz de ölüm kalım maçını kaybettik ve öldük. Baros sakatlandı, Keita tam formdayken ölüye çıktı. Yenilginin verdiği moralsizlik hocaları yeni çareler arayışına itti ve daha büyük bir travma geçiriyoruz, atlatılacak gibi de değil.
Ne yapmalı peki? Ben bundan sonraki Fenerbahçe maçına Kadıköy'e gitmeyeceğim, misal Manisaspor'la oynuyormuşuz gibi izleyeceğim. Futbolcuları gereksiz kasıyoruz. Biz kendimiz hayatımızın en önemli şeyiymiş gibi değer veriyoruz o maça. Maç ta maç olsa bari. Beşiktaş Fenerbahçe maçı nasıl dostane oynandı gördünüz. 3. gol ofsayt gole bile itiraz eden yok.
Beşiktaş haftalardır yemeyerek, gol de atamayarak nasıl oluyorsa puan cetvelinin tepesine yerleşmiş. Bu kadar kötü oynayan takım oralarda kalabilir mi? Kalabilir, bizim lig lig değil. Bütün maçlar langırt maçı. Her maçta her sonuç çıkar. Misal Beşiktaş oynadığı bütün maçları kaybedebilirdi. Bizde bütün maçlarımızı kazanabilirdik. 200 senesindeki oyunla gelen şampiyonluktan sonra alınan şampiyonluklar da langırt işi. 3 büyükler dediğimiz takımların langırt tahtasındaki futbolcuların en(se)leri daha kalın fark o kadar.
İki maç iyi oynayan takımı geçtik, iki maç iyi oynayabilen futbolcuya razıyız. Bir maçta çatala gol atan Mehmet Topal, aynı uzaklıktan taca şut atabiliyor. 20 metre mesafeye pas atamayan futbolcular cirit atıyor Türkcell Langırt Liginde. Bakıyorsun bir maçta langırt kalecisi yuvarlanarak, takla atarak topu kurtarıyor ve takımı galip geliyor. Son maçtaki langırt kalecisi Volkan topu kendisi deliğe sokup neticeyi oluşturuyor.
Kimse üzülmesin bizim langırt da çalışmaya başlar yakında. Yeter ki milleri çevirenler Denizli kadar şanslı olabilsinler. Hepimizi kandırıyorlar, milyonları götürüyorlar. En güvendiğimiz futbolcunun önümüzdeki maç nasıl oynayacağını bilemiyoruz. Hatta oynar mı oynamaz mı onu bile bilmiyoruz. İki takım çıkar denen Galatasaray, ligin yarısı geldi 8 kazmayla maça çıkıyor. Yenilen futbolcu sabah kalktığında maçı nutmş oluyor. Neşelerine diyecek yok.
Ben yönetici olsam son Bursa maçını her gün 5 er kere mecburi izletir, o maçtan imtihan yaparım. Bundan sonra da yenildiğiniz her maçı ceza olarak 20 defa seyredeceksiniz desinler bakalım bir daha yeniliyorlar mı kolay kolay. İnsanın sinirden bir şey yazası gelmiyor. Şu Beşiktaş bu futbolla bizden önde ya, günün deyimi ile içim acıyor.
Kayserispor şampiyonluğa oynuyor, maçını o güzelim stadyumda 2.000 kişi izliyor. Milyonluk şehirde maça gelebilecek parayı harcayacak 20.000 kişi yok işte cimri Kayseri'lilerde. Trabzonspor son yılların en büyük futbolunu oynayıp langırt kalecisini geçemeyip yeniliyor, 5 futbolcu kadro dışı, mevcut antrenör ülke dışına yollanıyor.
Langırt liginde bu sene kim şampiyon olacak bakacağız. Çünkü şu ana kadar iyi futbol oynayan hiç bir takım yok. İyi futbolcu desen 5 kişi sayamayız. Biz bu orta oynunun neresinde oluruz acaba, hiç bir fikrimiz yok. En dandik dediğimiz takım yenip gider, en korktuğumuz takıma fark atar yollarız. Sezon başında Brezilya Milli Takımından iki banko en büyük iki takımımıza geliyor, yedek kulübelerinin pas pasçılığını yapıyorlar. Kim sakat, kim oynayamayacak transfer edilip spor salonlarında bakılıyor. Sadece parası fazla diye birileri yönetici olup hayatımıza yön veriyor. Hile, yalan, sahtekarlık egemen olmuş, lanet olası 3 puanı alan hoca haftayı mutlu geçiriyor.
Benim itirazım var, dalgasız denizlere, kavgasız insanlara. İtirazım var karsız dağlara meyvesiz ağaçlara. Yavaş yavaş bu düzlemden de çekileceğim. Topu 5 kere sektiremeyip milyonlarca dolar alan baltaları, topalları sadece Galatasaray'lıyız diye seyretmek istemiyorum. Bu devran döner durur ve biz bir gün çeker gideriz. 2 maç üst üste iyi futbol seyredemeden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


