metin oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metin oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Oca 2009

Metin ile Hakan





Her ikisi de Galatasaray'la birlikte efsane olmuş futbolcular. Her ikisi de Galatasaray'ın efsane olmasına büyük katkıda bulunmuşlardır. Krallar Galatasaray'dan çıkar geleneğini sürdürdüler. Krallardan adı Metin olan 33 yaşında, 17 gol attığı ve Galatasaray'ın şampiyon olduğu sene futbolu bırak(tırıl)dı. Krallar palyaço olmaz demişler o zamanki ağalar. Büyük sözü dinlemiş, futbolu bırakmış. 40 sene olmuş Metin Oktay futbolu bırakalı, ve biz Metin Oktay'ı bırakmayalı. Floryaya heykelini diktiler. Oynadığı maçlarda hemen hemen her maç gol atmış(421 maçta, 405 gol) bu büyük golcü, ve bu büyük Galatasaray'lı ölümüne kadar ölümüne Galatasaray'lı gibi yaşamış sonsuza kadar da Galatasaray'lıların kalbinde yaşayacaktır.

Krallardan adı Hakan olanı futbolu 37 yaşında bırakmış, bıraktığı sezon 11 gol atmış ve golcülerin kaderi sanki O da omuzlarda Şampiyonluk kupasıyla veda et(tiril)miş. Kral Hakan Şükür oynadığı hemen hemen 2 maçta 1 gol atmış.(527 maçta,260 gol) Metin Oktay'dan farkı, o küsmüş, büyük sözü dinlememiş. Onunda heykelini dikmek istemişler Metin'in yanı başında dikilsin sonsuza kadar diye. Fakat ne hikmetse Kral heykelinin dikilmesini istememiş. Sarı kırmızı formasının içindeyken çok büyük bir Galatasaray'lı gibi hayatını geçiren Hakan Şükür demek oluyor ki formasının dışındayken ki hayatını büyük bir Galatasaray'lı gibi geçireceğinin garantisini veremiyor. Heykel bir şey değil dikilir, ya yıkılırsa ne olacak. Tarih sahnesi nice büyük insanların kırılmış devrilmiş heykelleriyle dolu.

Ey büyük Hakan Şükür; bu taraftar seni hiç kimsenin istemediği zamanlarda bile bağrına bastı. Kendi içinde ne kavgalar etti senin yüzünden, kimlere küsmedik ki seni savunurken. Vefasız dediğin Galatatasaray'ın bu büyük taraftarından başka kim senin kahrını çekerdi yıllarca. Haftalar, aylarca gol atamadığın zamanlar geldi geçti, biraz ters dönsek bu kadar sene oynayabilirmiydin.

Senden Metin Oktay olmanı bekleyen yok. Onun gibi sadık kalma tarihine. Ya Galatasaray'lı olduğunu formanı çıkarttıktan sonra da deklare et ve Galatasaray'lı gibi yaşa. Ya da Emrecik gibi takkiye yaptığını, profosyonellik gereği yıllarımı Galatasaray'da geçirdim, belli olmaz ben sadakatla Galatasaray'a bağlı kalmam, paraya bakar Fener'e asistan hoca bile olurum deki bizde bilelim. Bundan sonra senin adını hangi sıfatla anacağız bir bakalım.

Hem Galatasaray'lı Kral Hakan Şükür olur, hem Galatasaray'a söverim diye bir yaşam biçimi süreceğim dersen, bilesin ki durumdan vazife çıkaracak Galatasaray taraftarı sandığından çok daha büyük olacaktır. Yok öyle hem Musa'ya, hem İsa'ya yaranmak. Aklını başına devşir, bizim yuvamız aslan yuvasıdır, dingonun ahırı değil.

13 Eyl 2008

Meti Noktay

Futbolcuların sadece isminin söylendiği zamanlarda, onun ismi soyadıyla beraber anılırdı. Seyretmeye yetişemedim, ben maçlara gitmeye başladığım sezon futbolu bırakmıştı. Çocukken adını sanki birleşik sanardım. Kelime manasında birleşikti. Adıyla soyadı sanki bir armoniydi. Her kesin adı, Turgay'ken, Can'ken, Gökmen'ken, Lefter'ken onun adı Metin Oktay'dı.

Bu gün maça herkes Metin Oktay formasıyla gelsin.

20 Mar 2008

Düşümde Ali Sami Yen'le 10 u gördüm


Hayırdır inşallah! düşümde Ali Sami Yen'i gördüm. Yanında biri daha vardı yaklaşınca tanıdım. Turuncudan iz taşıyan tok bir sarıyla, vişneye çalan koyu kırmızılı arkasında 10 numara yazan önünde hiç bir şey yazmayan parçalı formalı adamı. Benide aldılar yanlarına gidelim dediler.
-nereye
-Şampiyon Kulüpler maçları varmış, Galatasaray'ı izleyelim. İnsan rüyada bir başka oluyor durakladım.
-Biz yokuz, elendik.
-Kime
-Bu sene Leverkusen'e ama daha beterlerinede elendik. Hatta maç yapamadığımız senelerde oldu Başkanım.
-2000 yılında Parken'de biz kalenin arkasındaydık. Penaltıları ben kurtardım, Metin attı kupayı almadıkmı, Türkiye'ye göndermedikmi, yabancı takımları yenmek için kurmuştuk Galatasaray'ı, yenmedik mi. Sözümüzde durmadık mı, Sonra ne oldu size
-...........
-Peki maça gidelim bakalım özledik takımı. Ankarada kupa yarı final maçı var dedim, hem Atatürk'le konuşursunuz sonrada izleriz dedim davet ettim, geldiler.
- Hangisi bizim takım.
- Şu beyaz renkli
Yanındaki Metin Oktay'a baktı
-Sarı kırmızı değilmiydi bizim forma, şu önlerinde ne yazıyor.
-Avea,
- O kim, niye önlerinde yazıyor.
-Cep telefonu şebekesi reklamı dedim, anlamadılar
-10 numara kim diye sordular.
- Metin Oktay'dan sonra biri geldi hatırlamadınızmı Danimarka'da, Monaco'da, Karpatların Maradona'sı diye nam salmıştı, o gittikten sonra formayı giyecek birini bulamadık.
- Bu sene var demişlerdi bize.
-Var da yok. Bacakları camdanmış galiba, düştümü bir kaç maç oynayamıyor. Ataları daha önce sürüngenmiş yerden kalkamıyor. Her maç bekliyoruz ne zaman oynayacak diye.
-Çok büyük futbolcuymuş.
-Geldiğinde bir iki maç çok iyi oynadı, ama biz cezalıydık, stada sokmadılar seyredemedik başkanım.
-Şu kulubedeki bağıran, talimat veren adam kim.
-Tercüman başkanım, takımda oynayanların hepsi Türk ama tercümanımız var.
-Peki nerde bizim yabancı futbolcular.
-Sormayın başkanım, paramız yok, borcumuz çokmuş öyle dediler. O yüzden iyi yabancı alamıyoruz, kötülerde oynayamıyor.
-Hocası nerde bu takımın peki.
- Allah gecinden versin ama yanınıza gelmek üzere Başkanım, Kaptanım. Grip olmuş ülkesine gitti. Çok yaşlı, bir var bir yok. Olduğu maçlar soğuklara denk geldi, üşüttü ne yapalım.
-Niye maçı kimse seyretmiyor, bizden başka, nerde taraftarlar, maç önemli maç değilmi.
-Maç önemli de takım kötü. Kimse güvenmiyor, kötü oynuyorlar, umutları her gün kırılıyor. heyecan yok, zevk yok, en iyi oyuncusu Servet olan takımı kim seyreder, siz gelirmisiniz bu hafta maça.
-Bu sefer de onlar durakladı, birbirlerine baktılar. Her şeyin bir nedeni vardır dediler.
-Bizi Başkanın yanına indir.
-Yok burda dedim. Maçlara gelmiyor. 3 gün sonrada Florya'dan, Hasnun Galip'ten, Kulüpten kaçacak.
-Kaç senedir başınızda.
-2000 den beri, Avrupa Kupası, Süper Kupa sahibi 3 yıldızlı şampiyon takımı teslim almıştı . Emanetinize hiyanet ettiler. Kurtarın bizi Başkanım, Kaptanım dedim.
-Anladık oğlum; dediler, hüzünlendiler el ele tutuştular, bakışlarımız çakıştı o zaman anladım bu bir rüyaydı. Gerçek olamazdı tabi ki......Gerçek değildi bu yaşananlar.......

31 Oca 2008

Metin Oktay'ı Unutamam


1984 yılı Galatasaray devriminin başlangıcıydı. Dünyaca ünlü Jupp Derwall takımın başına gelmişti. Büyük bir takım kurulmuş daha lig başlamadan şampiyon ilan edilmişti. Simoviç, Erdal Keser, Yusuf, Semih, İsmail, Burak gibi dönemin en iyi futbolcuları transfer edilmişti. Derwall gelirken beraberinde Alman Milli takım oyuncularından Abramczik ‘ i getirdi. Lig başladı, ilk maçta yenildi kaza bela dendi. İkinci maç zar zor galip gelindi. 3. Maç Eskişehir deplasmanıydı. Çok büyük bir taraftar konvoyuyla Eskişehir’e geldik. Sanki futbolcular maçta kısmi felç geçiriyordu. İğrenç bir maçtı tabelada 3-0 yazıyordu.
Konvoy başta takım otobüsü, arkasından yaklaşık 20 otobüs Eskişehir’i terk ettik. İlk molada eğer yetişebilsek futbolculara sorulacak sorularımız vardı. Bozüyük yakınlarında taraftar otobüslerinden biri arızalandı. Bütün otobüsler bekletildi. O sırada otobüslerden aşağı inen azılı taraftarlar çevre illerden maça gelmiş dönmekte olan Eskişehirsporlu arabaları hacamat edşyordu. Bozüyükten gelen haberler iç açıcı değildi. Kazma küreği odunu alan gençler yola dökülmüş bizi bekliyorlardı. Kafası yarılanlar, arabası parçalanalar, dişi kırılanlar, gelen geçene saldırıyordu taraftar. Jandarma geldi hepimizi arabalardan indirip tarlaya yatırdılar. Suçluları arıyorlardı. Onlar çoktan araziye uyup en yakın istasyondan yük trenine atlamışlardı. Saatlerce beklettiler, eğer olay çıkaranları söylemezsek sabah hepimizi Eskişehir götürüp mahkemeye çıkaracaklardı. Kimse kimseyi tanımıyordu ki söylesin.
O zaman futbol şubesi sorumlusu Metin Oktay’dı. Olayı haber almış takım otobüsünden inmiş bir taksiyle geri dönmüştü. Jandarma komutanıyla tartıştı. 1 hafta süreyle kulübe müracaat edenlerin zararını ziyanını tazmin edeceğini söyleyerek bizi kurtardı. Eğer Metin Oktay gelmeseydi yanmıştık daha doğrusu donmuştuk.
Sonrasında taraftarın yalnız bırakıldığı hatta polise teslim edildiği çok maça şahit olacaktık.Kolayına Metin Oktay olunmuyor