Kabzımallıktan çok iyi anladığını her fırsatta söylemişti bize. Ne kadar da haklıydı, bizim gibi hıyarları yıllardır cacık yapmıştı sofrasına. Ne kolaydı işi, maçın hakemini yüklen, aşağıla, hedef göster yürü ya kulum de cebine doldur paraları.
Yusuf, Eskişehirspor maçında 5 kişiyi çalımlayıp boş kaleye golü attırıyor, Erman Hoca, ''bu çalımları yiyen futbolcu olur mu?'' diye yorum yapıyor. Aslında o çalımları atan futbolcu olur mu? diye sorması lazımdı. Elano Kayseri'ye bazuka füze gönderiyor, adamımız, golü yiyen kaleciye sövüyor. Nerede bir güzellik varsa, Erman Hoca'nın sansürüne uğruyor. Yıllardır bu düzen böyle sürüyordu, ta ki Digitürk patronları, dünyanın parasına ihaleyi alıncaya kadar. Digitürk'ün CEO'su Erman Toroğlu'ndan daha az para kazanıyor. Ve bu işte bir bit yeniği olduğunu nihayet fark ediyordu.
Taşlar yerinden oynadı, vak vaklar ürktü artık, sonunuz geldi bizim bi bok sanıp ta gözümüzde büyüttüğümüz adamlar. Ligimizde tek bir maç 3.5 milyon dolara denk geliyormuş, 3.5 milyon dolarlık maç sayısı bir sezonda 4 taneydi oysa.Hata yapmaktan yani Erman Toroğlu'ndan korkan hakemler, futbolun güzel oynanmasına izin vermiyorlardı. Akşam medyacılardan fırça yemek istemeyen futbolcular güzel futbol oynamak yerine lanet olası puan mücadelesi veriyorlar, bir sonraki maça bakıyorlardı. Televizyonlarda konuşulan şeyler, sıradan bir köy kahvesinde konuşulanlardan çok daha ilgi çekici değildi. Şu dandik sayfalarda bile kaç kez bu konulara girdim, çorbada biraz da bizim payımız vardır sanıyorum. Kimse okumasa da etiketlerde bir yerlerde köşe başlarını haksız yere işgal etmiş muhteremlere saldırılarım mevcut.
850.000 adet dekoder varmış, bunların yarısı yurt dışındadır ve bunların çoğu da kaçaktır. İçerdekilerin de yarısı kahvelerde eh işte arta kalanlarda evlerdedir. Yani bu durumda Digitürk seyredicileri, Dicitürk patronları memnun etmemektedir. Bu yüzden okumuş adamlar, bu işlere kafa yoran profesyoneller, bu kadar pahalı mekanizmayı, bu denli amatörlere bırakmamakta kararlılar. Sırada bekleyenler sırayla yazdılar, yok özgür basının işine karışılmazmış falan. Yok ya, sen benim malımın reklamını kötü yap, ben sana benim işimi ne kadar bok edersen, benim hakemlerimi, benim federasyonumu ne kadar itin götüne sokarsan ben sana o kadar dolar ödeyeyim.
Foyanız çok geç te olsa çıktı, birer birer yok olup unutulup gideceksiniz bu alemde. Yarattığınız travmalardan çıkış kolay olmayacak elbet. Şimdi ben sizin takipçiniz olacağım sayın Toroğlugiller familyası. Bakalım para almayacağınız bir maça gidecekmisiniz. Ya da en iyisi siz daha kolayını yapın bence.
Alın bir dekoder, evinizde maç izleyin, maçtan sonra sizin yerinize yorum yapacakları izleyin. Muhtemelen yıllardır bizim duyduğumz hisleri sizde duyacaksınız. Sizin seyrettiğiniz, maç, hakem, ve futbolcularla, onların seyredip bize sattıkları yorumlar tamamen farklı olacak. Ve siz de bol bol küfür edeceksiniz. Bizim sizlere yıllardır ettiğimiz gibi yani.
Evet sakinleşen Erman Toroğlu'ya birlikte bir maçı televizyondan izleyip, sonraki yorumcuya ne küfürler edeceğini duymak isterdim.
erman toroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erman toroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Oca 2010
15 Ağu 2009
adam Sandıklarımız;Erman Toroğlu
Önce hakkını verelim, zamanın en büyük hakemiydi. Diğeri Ahmet Çakar'dı. Harbiden bi boktular hakemliklerinde. Taraftarlar, yöneticiler, futbolcular kararlarını pek eleştirmezlerdi. Onların hakemliği zamanında hakem yorumcusu maymunlar türemediği için belki işleri kolaydı. Kısaca hakemliklerine hepimiz güvenir, bizim maçımızı yönetmelerini isterdik.
Ancak gel gelelim biz hakemliğini yazmıyoruz burada. Biz Ermaen Toroğlu'nun gündemine takığız. Her seferinde eskiden futbolcu olduğunu başımıza kakar. Ben hatırlıyorum, Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en kazma, en kasap bekiydi. Gözünü budaktan sakınmaz, acımasız, pislik bir futbolcuydu. Her maç birinin elini ayağına verirdi. Oynadığı sezonlar, Ankaragücü tarihinin en büyük olduğu sezonlardı. 3 sezon örnek vereceğim, sırasıyla 4. 5. 6. oldular. Lig şampiyonu sırasıyla 30 maçta, 34, 47, 43 gol atarak şampiyon olmuştu.
Analiz yaparsak, 3 sezonda Şampiyon, maç başı 1.37 gol ortalamasıyla oynamış. Ve Erman Toroğlu kazmasının bu 3 sezonda golü yok. Bırak golü santrayı geçmemiş. Bu basit istatistikten sonra meseleye geliyorum. Erman Toroğlu, Arda'nın serbest vuruştan Mustafa Sarp'a attırdığı golü yorumlamış. Böyle defans olurmuymuş, adam bom boşmuş. Ligin başı, 40 derece sıcak, kimse kimseyi tanımıyor, son saniyeye kadar maç kopmamış, 3-2 bitmiş maç. Güruh maçı eleştiriyor bu kadar çok gol olduğu için, kalecileri defansçıları yerin dibine sokuyor. Haklı kendisinin zamanında, Ankaragücü çok az gol yemiş, çok az da gol atmış ama olsun. Mesele gol yememekte. Bunlara kalsa maçın iyisi 0-0 biten maç. Daha doğrusu pozisyonsuz maç.
Hagi'nin futbolu bırakmasının müsebbibidir kendisi. Kazma olduğu için teknik futbolcuları hiç sevmez. Heleki sivrilmiş, taraftarın gözbebeği olmuş futbolcuya garezi vardır. En ufak bir açığını görmesin saldırır. Her şeyi en iyi kendisi bilir. Pozisyonun içindeki futbolcu bile emin olmaz da akşam Erman Hoca'yı dinleyelim der. Hıyardan iyi anlar. Futbolun güzel olan yanını anlamaz da, çirkin yanını çok iyi bilir. İyi bir maç yönetmiş hakeme saldırmak için kırk dereden su getirir. Tribünlerde küfür yerken zevk alır. Neticede bi bok değildir, yıllardır seyrettiğime, dinlediğimi yanarım. Benim için yok hükmündedir. Şansal A ile kurduğu tezgahla hepimizi dolandırmaktadırlar. Seyretmeyin, seyrettirmeyin, bi bok sanmayın.
23 Ara 2008
Maçın Tartışmamalı Pozisyonları
Geçen yıl, Cüneyt Çakır Fener maçında son yılların en büyük hakemliğini yaparak maçı bitirmişti. Son dakikada Ümit Karan geçirince Cüneyt'i iptal ettiler. Daha doğrusu etmek istediler ama edemediler. Çünkü hakemleri sadece bizdeki gözlemciler ve onları yönlendirenlerden başkaları da izliyorlardı. Büzümkiler yemeye çalıştıkça onlar Avrupa maçlarına çağırdılar. Şu anda UEFA'nın en güvendiği hakem Cüneyt Çakır.
Maça verdiler bu hafta. Maçtan önce olumsuz düşünen yoktu. Hakemi motive ediyorlardı, mesaj veriyorlardı. Galatasaray'ın tekerine çomak sokabilseydi eğer bu gün hakemliğin heykelini diktireceklerdi. Ne varki aslan gibi yönetti maçı. Maç yazısında yazdık, o lanet olası kuralı uyguladı. Uygulamasa ben gene kızmazdım hakeme. Başka hatası yokmu. Olmaz olurmu göstermediler. Oynatma Uğur dedi ulema.
Beşiktaş'ın attığı ilk golde Lincoln'ün ağız burun dağılıyordu neredeyse. Baltanın biri 2 metre taban kaldırdı, Cüneyt Hoca'nın burnunun dibindeydi pozisyon, devam dedi. O top gitti gol oldu. Tamam devamdı belki ulemaya göre, pozisyon Galatasaray aleyhine gelişti hatta gol oldu. Golün başlangıç pozisyonunu tartışmayı gereksiz buldu bütün kanalların, kanalizasyoncu eski hakemleri. Tartışsalar belki biri fauldü diyecek, uyuyan arının götüne çöp sokacak.
Ben tribünde hayret etmiştim, Holosko Servet'ten nasıl sıyrılabildi diye. Uğur oynatmadı tekrar tekrar, usulen geçtiler. Holosko topu elle önüne aldı. Cüneyt Hoca'ya göre elle oynama değil, tamam inanıyorum ona ama bir tartışın bakalım ya. Yalandan da olsa bi gösterin. Yağmayın lan beklemiyoruz bari bi gürleyin. Ama vazgeçtim tamam hiç bir şey yapmayın bizim için daha iyi. Yazdıklarımızı yedirmeyin bize. Bizler sizlerin baş çelişkisiyiz, sizinle aynı görüşte olursak yaşayamayız.
Delgado ilk yarının sonuna doğru Barış'ın ayağına olanca hışmıyla basıyor. Barış aynı hareketi olsa kesin kırmızı diye kalın bağırsaklarını yırtan medya maymunları Delgado'cu olup çıktı. Hiç bir şey yok dedi. Penaltıları tekrar ettirmesi gerekiyor diye de yırtındılar. İçeri girmişler, girenler topa, kaleciye ne gibi bir etki yapıyorlar da iptal edeceksin. Kaleciden, direkten dönen topa biri vurur o zaman saymazsın. Vurana sarı kart gösterirsin olur biter. Galatasaray 10 pasla 3. golü atmış, gol pasını Dünyada verebilecek futbolcu sayısı 3 tane değildir, oynatma Uğur sinirlendirme şimdi bizi.
Bir şeyi iyi yakalamış, hakkını yemeyeyim dobermanın. Lincoln zavallı Uğur İnceman'ı ters çalımla bel fıtığı ameliyatına göndermiş, Uğur'un ayaklarına felç inmiş, Lincoln içeri giriyor, ensesindeki gözüyle Baros'u arıyorken iki Beşiktaş'lı resmen konuşuyorlar. Muhtemelen sen kademe kavgası yapıyorlar. Uğur'dan sonra çalımı kim yiyecek tartışması. Bu pozisyonu yeterince tartıştılar ama Nonda'nın bu futbolculara güldüğü pozisyonu tartışmamalı pozisyon saydılar. İyi ki görememişler yoksa alay etmekten hedef yaparlardı Nonda'yı.
Barış Özbek'in taraftarın tezahüratına uyup, taca giden topa koşup ta üstünden atlamasını da tartışmadılar. Alayın daniskasıydı oysa. Maç bitiminde amigo Arda Turan'ın çektirdiği üçlüyü de atladılar. Ne yapsak acaba, bunların tartışmadığı pozisyonları mı takip etsek bundan sonra. Maça gidenler dikkatli olsunlar, tahmin etsinler Musa Çözen'in kasıtlı göstermediği, Uğur'un oynatmadığı pozisyonları takip etsinler. Bizde atlamadan yazmaya çalışalım.
6 Ara 2008
Tıp
Dünkü Fener maçının son dakikasında geldim eve. Fener maçlarını genelde seyretmem. Roberto Carlos, topu sektirerek ilerledi. Kendisi bek olduğundan herhalde Lincoln'den bir eksik sektirdi. Maç bitiminde Ümit Kayıhan saldırır diye bekleyenler havasını aldı(göt isterdi). Roberto'nun hareketini bana hiç batmadı.
Ertesi gün gazete spor yazarları ne yazmış diye bir göz attım. Hiç birini okumam yanlış anlaşılmasın, bu konuya değinen varmı diye baktım. Erman Toroğlu tıp demiş. Herkes susmuş. Yok öyle bir hareket sayılmış. Golü seyretmedim, güzel golmüş, içerden çıkanı seyrettim o da güzel golmüş, onlardan sonra maçın en güzel hareketi bu top sektirmeydi her halde.
Ne yaptın be Roberto Carlos. Vatandaşına destek vermek için yaptın biliyorum ama bizim şaklab anlar tıp oyununda şimdi. Kimi konuşturacağız önce. Yapamayız ki onlar gibi maymunluk konuşsunlar. Biz yapsak yapsak tribünlerde o da ne kadar özgürsek top yekün söveriz bunlara. Ama yine de konuşmazlar. Denemesi yarın, yapabilirse Ankara seyircisi yapacak, yapamazsa haftaya kadar serbestler. 90 dakika söveceğiz bakalım konuşacaklarmı.
Bir bilseler oysa, başta Brezilyalılar olmak üzere bütün Latin çocuklar futbolu zevk için oynarlar. Onlara para vermesen gider plajda futbol oynar. Beşiktaşlı Serdar Özkan'a, Galatasaray'lı Hakan Balta'ya para verme topa ayağını sürmezler. Siz ne anlarsınız güzel şeyleri yüceltmekten, başınızda bir Cebelitarık maymunu var hepiniz tıp oyunu oynar o ne derse aynısını dersiniz. O susarsa tıp oynarsınız. O kim mi, ne farkeder ebelenmiş çocuk, kah Hıncal Uluç, kah Erman Toroğlu......
21 Nis 2008
Hadi Lan!

İşte yakaladık, dakika bir gol bir. Ayhan sarı kart sınırındaydı. Fener maçında oynamayacaktı. Şimdi ne olacak, yan hakem eyyam yaptı, Ayhan'ı attırmadı. Birde Ayhan iyi oynarsa, hatta gol mol atarsa sayılmaz valla.
Kim oynasın kardeşim, siz isteyin o 11 le sahaya çıkalım. Sezon başı kadrosundan 7 futbolcu oynamıyor zaten. Kendinize eğlencemi arıyorsunuz yoksa. Fener'liye yaranma oyunu ne zaman bitecek.
Sen 8 yabancı dilden hakemlere kim bilir neler söyledin. Bu ülkede lan demek ne zamandan beri küfür. Başbakan bile lan demedimi köylüye.
Erman Toroğ'lu nun lanlı konuşmalarına ceza verilse, ömür boyu hapiste olması lazım.
Bu adamları, bizim bedava yaptığımızı yapamadıkları için yıllardır bir bok sanılıp pantalonlarına cep dikmişler. Sonra da ceplerini parayla doldurmuşlar. Ne varki bunda büyütülecek, ben yetiştiremiyorum yazıları. Bu iş benim işim olsa, makinadan kalkmasam bir gazeteyi tek başıma çıkarmazsam adam değilim.
Hadi lan hıyarcı seni, takipçin olacağım bakalım maymunluktan sonraki evrim sürecini.
18 Nis 2008
Tersine Evrim
Ne güzel insandılar onları tanıdığımızda. En güvenilir hakem onlardı. Maçlarınıza ikisinden birini verdikleri zaman aklınıza hiç bir şeytanlık gelmezdi. Ne görürlerse onu çalan hakemdiler. Sevmeyenleri yoktu. Çok hata yaptılar, ama hiç bir yönetici, futbolcu, taraftar şüpheye düşmemişti. Tempolu küfür edildiğine şahit olmadım. Tarihe geçen takım yakmaları yoktur Ali Aydın, Cem Papila, Erol Ersoy ... gibi. Övücü yazıları pek yazamam, kısaca hakemlikleri adam gibiydi. Bıraktıklarına üzülmüştük. Bıraktılar ama gitmediler. Gitseydilerdi keşke, hep özlemle hatırlardık kendilerini.
Önce hakem yorumcuları oldular. Birinin ak dediğine öbürü kara dedi. Erman penaltı demişse, Ahmet değil diye parçaladı kendisini. Hep kavga çıkardılar ekranlarda, kaç hakemin ekmeğiyle oynadılar, hakemliklerinde küfür yemeyenler yorumculuklarında dünyanın küfürünü yediler. Adamlıktan tersine evrimmi gerçekleşiyordu ne. Garip yaratıklar oluyorları gün be gün. Google'a adlarını yazdığınız zaman 100 kişiden 90 ı küfür ediyordu. Ne gerek vardı ki, değermiydi bir kaç yüz bin dolar için adamlıktan vazgeçmeye. Sevenleri yoktuda, seyredenleri git gide eksilmekteydi. Uyanan televizyonu açmıyor, kapatıyordu. Bir şeyler yapmaları gerekiyordu. Daha doğrusu birileri onlara bir şeyler daha yaptırıyordu.
Birde baktık ne görelim, her ikiside yarışma programı sunar oldular, gerçi daha önce başka maymunluklar yaptırılmıştı( mahkeme gibi birşeydi) ama şimdi resmen evrim gerçekleşmişti. Darwin çöpe atılmış, insanlar, maymuna dönmüştü. Bekleyelim bakalım daha neler göreceğiz, maymundan önce neymişiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
