anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nis 2008

Nisan'da Avrupa Maçı Oynamak


Ne günlerdi o günler. Nisan'da maç yapardık her sene. Hatta Mayıs'ta bile yapıp kazanmıştık bir keresinde. Ne havalıydık, Avrupanın Kralı ilan ettik kendimizi. Hala cılızda olsa bağırıyoruz köhne stadımızda. Ben artık o tezahürattan nefret ediyorum. Bizler her çarşamba 21.45 de serdirirdik orta saha yuvarlağına Şampiyonlar Ligi logolu topu. Gururumuzdan geçilmezdi. Küçümserdik ötekileri. Analarının liginde oynuyorlardı. Pendiksporla, Erzurumsporla kupa maçına çıkarlardı. Kupa maçları yoksa Paf takımlarıyla antrenman maçı yaparlar taraftarlarına inme indirilerdi. Biz yukarılara çıkarken geçtiklerimize birde nanik yapardık. Gülerdik, aşağılardık ne azaplar çektirirdik. Galatasaraylı futbolcuların pasaportlarında damga sayfası kalmadığı zamanlarda, pasaportu olmayan Fenerbahçeli futbolcular vardı.
Allahın sopası yok derler. Sonra biri geldi, sihirli, uğursuz, lanetli elini değdirdi. Gün be gün, maç be maç eridik. Kanama ne zaman duracak belli değil. Her sene bir önceki seneden kötü futbol oynadık. Sıradan takımlardan fark yiyerek elendik. Süratle düşerken geçtiklerimize rastladık. İniş yolculuğumuzu başarıyla gerçekleştirirken bir baktık dün gece Nisan'ın 2 si ve başka bir takıma rastladık Avrupa Maçı oynayan, hatta kazanan. Değişik duygular içinde izledik olup biteni. Kimisi lanet edip kızdı Drogba'ya, kimisi maçı çok güzel bir havada oynattığı için bin sitem yolladı allaha, kimi küfür etti başarılar dileyen eski Başkanına, kimisi hesap yaptı bir Türk takımı puan aldı, ilerde banada faydası olur diye. Kimiside benim gibi yatırdı gözlerini ufuklara, daldı anılara, suçlu sorumlu arar iken tarih sayfasından bir not bıraktı okumuş gençler okusun diye.

Tarih 3.10.1973 Galatasaray Şampiyon Kulupler kupasında Madrid'de 0-0 kaldığı maçın rövanşına İnönü Stadına çıkıyor. Tıklım tıklım stad, sabah açıldı kapılar. Yeni açığın kapalı ile birleştiği taraftayız. Maç 0-0 bitti. Uzatmanın ilk devresinde yine gol olmadı. Heyecandan korkudan tribünlerden çıt çıkmaz iken, yeni açığın numaralıyla birleştiği taraftan yüzlerce Fenerbahçe bayrağı dalgalandı. Fenerbahçeliler o tarafa otururlardı ve Cim Bom Bom diye üçlü çektiler. 5 dakika kala serbest vuruştan yediğimiz golle elendik ve Atletico Madrid o sene final oynamıştı.

Tarih 31.3.2008 Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Chelsea'yı ağırlayacak bir grup Galatasaray'lı havaalanında İngiliz takımı Fenerbahçe'yi yensin diye ortalığı inletiyor. Ve dün gece yenemediği içinde Galatasaray'lılar ağlıyor.
Bir uyanış, bir diriliş, bir silkeniş, bir devrim yapılmazsa ki yapılacak gibide görünmüyor. Yıllar sonra o da kalırsa tribünlerdeki Galatasaraylılar sahada oynayan futbolcular için her halde şu şarkıyı söyleyecekler.

''Ceddin, deden, neslin,baban pek büyük futbolcuydular. Takımları pek çok zaman Avrupa'ya şan vermiştiler''


Olmaz deme sakın. Bu ülkede seyirci rekorunu elinde bulunduran takım Göztepe'dir.

2 Mar 2008

Bir Beşiktaş Tramvayı Aldı Beni


13 sene şampiyon olamamıştı Galatasaray. 14. senede olamayacaktı bir mucize olmasaydı. O zamanlar galibiyete 2 puan verildiği senelerdi. Son üç maç kala ahval ve şerait şimdiki hesaba göre şöyleydi. 5 puan önde girdi Beşiktaş son düzlüğe. Malatyasporla oynayacaklardı Malatya'da. Oradaki elçimiz Büyük Metin'in attığı golle yenildiler, bizde İstanbul'da zar zor Kocaelispor'u 2-1 yenebildik. Bu stresle ancak bu sonuç alınabildi. Taraftar Derwall'ın kelesini istiyor Hıncal Uluç daha lig bitmedi yazıyordu. Sonra biz Antalya'da Beşiktaş İstanbul'da Denizlispor ile oynuyordu. Biz rahat kazandık ama Beşiktaş son dakikalara 1-0 önde giriyor umutlar tükeniyordu. Son dakikada Denizlispor frikikten gol atıp son haftaya lider girmemizi sağlıyordu. Bu Denizlisporun ilk kıyağıydı. Son haftaya bildiğiniz Eskişehirspor maçıyla girdik. Gerisini herkes biliyor. Prekazi, Muhammed ve son 20 dakika ızdırap bekleyiş, aynı geçen seneki Denizli'den ikinci kıyağı beklediğimiz gibi.

5 Şub 2008

Çok Yaşa Amigo Mehmet





O zamanlar şimdiki gibi kurtarılmış bölge değildi kapalı. Betonun üzerinde çoğu kırık tahtalardan ibaretti. Ve yer kavgası müthişti. Uzun bayraklarımızla yer kapma mücadelesi vardı. 1 metre fazla yer alabilmek için göğüs göğüse savaşılırdı. Önlerde kimler yoktu ki.... Kumandan Mehmet , Peygamber Hüseyin , Kenan , Çarli , Gevur Ali , Küf , Yılmaz , Cem , Burak , Varol ve niceleri... Daha yeni çıkmıştım ben de kapalıya. Açıktan transfer oldum kendi paramı kazanınca. Tribünler tıklım tıklım. Sınırda polis bile yok. Düşman cephede Fenerliyle yan yanasın. Maçtan 1 saat falan önceydi, ölümüne bağırıyorduk ki bir ara Fenerliler biraz daha yer için çullandılar. Gerilim büyük. O sırada bir baktık ki Mehmetin kafa kan revan içinde. Tribünden aşağı indik. Soyunma odasına aldılar. Masör Kubilay Enginbaş , Kaptan Büyük Mehmete masaj yapıyordu. Hemen müdahele edip kafasını sardılar. Ve Memet kaptana bağırdı. "Yukarda anamızı ağlatıyorlar. Yenemezseniz ananızı ağlatırız". Büyük Mehmet yumruğunu sıktı. "Git yukarı!" dedi. "Taraftara söyle maçı tek başıma alacağım" dedi. Yukarı çıktık. Kapalıyı yıktırıyoruz. Gökmen koydu sonra onlar sonra Büyük Mehmet. Büyük Mehmet gerçekten büyük oynuyor. Alt kata indik maç bitmek üzere. Santradan faul aldılar. İçeri şişirdi Tuna ve topa çıkamayan kumbara kalecimiz Bahattin, - ki bu kötü kalecilerimiz yüzünden 14 sene şampiyon olamadık- boşa çıktı. Antiç'in kafasına çarpan top ağlarımıza gitti. Büyük Mehmet ağladı , sinirlendi ve kaleciye tokat attı. Maçı alamamıştı ama, amigo Memet kaptanı kapalıya getirdi , hepimiz ağlıyorduk. Bir şampiyonluk daha kaçıyordu , ve daha niceleri kaçacaktı...

2 Şub 2008

Kadırga'lı Büyük Mehmet ve Sonraların Yazısı


1967-1979 yılları arasında Galatasaray'ın bir Büyük Mehmet'i vardı. Metin Oktay' dan sonra bayrağı devralmıştı. Efsane futbolcular bayrağını. Hatırlamayanlar, adını duymayankar Arda Turan'ı seyretsin. Fiziği aynıydı. Hatta kafasını arkaya doğru atışı, paytak yürüyüşü çalımları. Arda'yı ilk gördüğümde Büyük Mehmet'i hatırladım. Hiç unutmadım zaten, bendeki hicran yarasını. Anlı Şanlı Büyük Mehmet'i.

Unutulmaz tekniği vardı. Bir gün bir Fener maçında 85. dakikada haksız bir penaltıyla takım 2-0 yenik duruma düşmüştü. Dellenmişti. Topu aldı santrayla başladı önüne geleni çalımlayıp gol attı. Santradan sonra gene top ayağına geldi gene herkesi çalımladı ( Alpaslan'ı iki defa) Küçüğün önüne yuvarladı maç 2-2 oldu. Sakinleşemedi Büyük Mehmet, topu gene aldı gene herkesi çalımladı vurdu direkten döndü. Hakem Fener'e acıdı maçı bitirdi. Yalanım yok 1974 deki Spor Yazarları maçıydı. Tugay'dan sonra en çok maç oynayan Galatasaray'lı oydu, 278 maç oynadı. Zaten Tugay'a gelinceye hatta bu günlere kadar yanına yaklaşabilen olmadı. Genç nesil tanımaz, unutuldu. Florya'ya giremedi, maça gelemedi en son Kadırgalı Büyük Mehmet Kumkapı'da rakı içerken görüldü. Hoca olamadı, spor yazarı yapmadılar, televizyonlara çıkarmadılar. Futbolu değil, futbol oynamasını severdi, zaten çağırsalar da gitmezdi. Peki neydi bu büyük futbolcunun suçu da Galatasaray efsanelerinden saymıyorlardı. Hayatında 3 maça çıkmış kazmaların hüküm sürdüğü futbol camiasında o niye yoktu.

Suçu çok büyüktü! 1979 yılında Fenerbahçe'ye gitti.Niye gitti diye soranı olmadı, 30 unda Jübile yapıp Kumkapı'ının ara sokaklarına, Kadırga'nın maçlarına dönmek istedi, bırakmadılar, Coşkun Özarı, ne jübilesini yaptırdı, ne 1 sene daha oynamasına izin verdi. 1 sene değil 5 sene daha oynardı. Son saatlerde Fenerbahçe'ye gitti, parayla, saltanatla işi yoktu, olmadı. Milyonlarca Galatasaray'lı çocuk ağlamıştı. 1 sene oynadı futbolu bıraktı. Daha doğrusu futbol ve futbol severler Ördek Mehmet'i bırakmışlardı. Hiç tartışma yok ki, eğer Fener'e gitmeseydi bu gün adı Metin Oktay ile beraber anılıyor olacaktı.

Kenar mahalle toprak sahalarının Maradona'sı, Adın, Galatasaray'lı Büyük Mehmet olarak sonsuza kadar Galatasaray efsanesi olarak nesilden nesle aktarılacaktır.

Ünlü Amigolar






Amigo Orhan; Kılını kıpırtmadan tribünde dikilen Karıncaezmez Şevki'yi saymazsak ilk ve gelmiş geçmiş en büyük amigodur. Eskişehirsporun estiği zamanlarda ki unutulmaz amigodur. Tıklım tıklım trübünler çıt çıkarmazdı Eskişehir'de son 10 dakikaya kadar. 10 Dakika kala, çıkış tünelinden kırmızı kazaklı genç delikanlı koşarak sahanın ortasına gelirken ise kıyamet kopardı. Ortada herkesi susturur üçlü çektirir kırmızı şimşekler diye haykıran 20000 kişiye, tüyleri ürpertirdi.'' Es es es eski eski es '' sesleriyle sahaya çıkan Kırmızı Şimşekler o devirde son maçlarda kaç kere şampiyonluktan dönmüştü.




Amigo Mehmet Abi;İnönü Stadı Kapalısına çıktığımızda, ancak çeyreğini doldurabiliyorduk. Kapalı lüks sayılıyor gariban gitmiyordu. Varol diye canti biri takılırdı önde bir iki alkış o kadardı tezahürat. Bu gün kapalıda bağımsız ve özgür tepinenler bunu Memed abi ve neferlerine borçludur.''korkma ölmez sendeki bu büyük taraftar, kupalara layıksın şanlı Galatasaray'' onun bestesidir, tüm kapalıya söylettirmişti. Bir Antalyaspor maçında takım 1-0 devreyi yenik kapatmış ikinci yarıya '' bu maçı alacaz başka yolu yok'' diye takımı çıkarmış, 2-1 galip getirmişti.
İkinci devre bağırmayan bir kişiyi alt kata atmış Hıncal Uluç'a ''hayvanlar'' yazısını yazdırtmıştı.



Amigo Çetin; Fenerbahçe açık trübün amigosuydu. En yaşlı amigoydu. Elinde davuluyla en öne geçer herkesi çöktürür,'' Kuşdilinden geliyoruz, takımızı seviyoruz'' der bütün taraftar'' oooy ooy'' sonrasında ''Feeeeeneeeer Bahçeeeemiiiz'' diye inletirdi her yeri.


Amigo Orhan; Galatasaray açık trübününden hiç ses çıkmazdı o gelene kadar. Ödümüz kopardı sanki gelmeyecek diye. Maçın başlamasına yarım saat kala trübünün arkasından numaralının demirlerine tutunarak süzülür ortalarda bir yerdeki elektrik direğine kadar gelir herkesi susturur çöktürürdü. Sol eliyle direğe tutunur, bacaklarından birileri tutar İnönü Stadı açık trübün demirine çöker sağ elini sertçe sallayarak bağırırdı.'' Biiiiiir baba hindiiiiii, Olsaydı şimdiiiiiii'', hepimiz ellerimi açarak ve gırtlağımızı parçalayarak heeey allaaah sesleriyle doğrulurduk.



Amigo Orhan; Nedense o zamanlar Orhan adı amigo adıydı. Siyah beyaz fotörlü şapkasıyla saha içinden bağırttırırdı. Bir milli maçta Mustafa Denizli'ye çıkış tünelinde attığı kafayla ölümsüzleşti.


Amigo Birol; Milli takım amigosudur. Spor ayırımı yapmaz, güreşti, basketti, bokstu, işeme yarışıydı. Günümüze kadar gelen amigo her hangi bir yerde bir Türk bir yabancıyla kavga bile etse elinde bayrakla orada dikilir ne kadar seyreden varsa ''şeeeeeen ola Türkiye şeeeen ola'' diye bağırttırır. Milli maçlarda son zamanlarda genç trübün lidelerinden yediği dayaklardan korkmaz hala maçlara gelir. Kimse adam yerine koymaz.


Amigo Sefa; Ankaragücü'nün ünlü amigosu Futbol terminolijisine ''Bastır Ankaragücü' lafını geçirmiştir. Bir Ankarücü maçında 19 Mayıs Stadında tıklım tıklım stadı çöktürmüş ve bağırtmıştır. ''Haaaaaaaydi bastır, yenilgin yastır''


Amigo Tombik ve Çarli; Sakaryasporun sempatik amigolarıydı. İkisi birden sahaya çıkar taraftarı beraber bağırtırdı.Barış Manço'nun o zamanki şarkısını uyarladılar. '' Aliiii yazaaaar, Veliiii bozaaar, Ananızı ........in Adapazaaar'' diye toplu küfür etirirlerdi.


Amigo Ardiles; Bursaspor amigosuda sempatikti. Atkı şovlarını çok iyi yaptırırdı.


Amigo Kıllı; Kayserisporun ayıdan bozma amigosuydu. Burnunun üstü bile kıllıydı. İki elini yukarı kaldırdığını ve yol tarafındaki kale arkasında ''gayseriii, gayseriiii'' diye bağıranları unutamam.


Amigo İbo; Kocaelispor amigosu gelmezse sanki maç başlamazdı. Saha içi amigolarındandı. Ortadan çektirdiği üçlüden sonra aldığı alkışı gururla kabul ederdi.'' Yeemyeşiiiiiiil, Simsiiiiyaaaaah''. Bastır Körfez be nerdesin.


Sonrasında kimler geldi trübünlere, kimler geçti. Varol, Mehmet, Kenan, Cem, Çarli, Peygamber Hüseyin(öldü), Tecavüzcü Çoşkun, Kemik,Paşa Hüseyin, Limoncu Ali, Yılmaz, Sebo, Öcü, Alen,Sefa. Hey gidi amigo diye sevdiğimiz, saydığımız, övündüğümüz trübün liderleri hey.

31 Oca 2008

Metin Oktay'ı Unutamam


1984 yılı Galatasaray devriminin başlangıcıydı. Dünyaca ünlü Jupp Derwall takımın başına gelmişti. Büyük bir takım kurulmuş daha lig başlamadan şampiyon ilan edilmişti. Simoviç, Erdal Keser, Yusuf, Semih, İsmail, Burak gibi dönemin en iyi futbolcuları transfer edilmişti. Derwall gelirken beraberinde Alman Milli takım oyuncularından Abramczik ‘ i getirdi. Lig başladı, ilk maçta yenildi kaza bela dendi. İkinci maç zar zor galip gelindi. 3. Maç Eskişehir deplasmanıydı. Çok büyük bir taraftar konvoyuyla Eskişehir’e geldik. Sanki futbolcular maçta kısmi felç geçiriyordu. İğrenç bir maçtı tabelada 3-0 yazıyordu.
Konvoy başta takım otobüsü, arkasından yaklaşık 20 otobüs Eskişehir’i terk ettik. İlk molada eğer yetişebilsek futbolculara sorulacak sorularımız vardı. Bozüyük yakınlarında taraftar otobüslerinden biri arızalandı. Bütün otobüsler bekletildi. O sırada otobüslerden aşağı inen azılı taraftarlar çevre illerden maça gelmiş dönmekte olan Eskişehirsporlu arabaları hacamat edşyordu. Bozüyükten gelen haberler iç açıcı değildi. Kazma küreği odunu alan gençler yola dökülmüş bizi bekliyorlardı. Kafası yarılanlar, arabası parçalanalar, dişi kırılanlar, gelen geçene saldırıyordu taraftar. Jandarma geldi hepimizi arabalardan indirip tarlaya yatırdılar. Suçluları arıyorlardı. Onlar çoktan araziye uyup en yakın istasyondan yük trenine atlamışlardı. Saatlerce beklettiler, eğer olay çıkaranları söylemezsek sabah hepimizi Eskişehir götürüp mahkemeye çıkaracaklardı. Kimse kimseyi tanımıyordu ki söylesin.
O zaman futbol şubesi sorumlusu Metin Oktay’dı. Olayı haber almış takım otobüsünden inmiş bir taksiyle geri dönmüştü. Jandarma komutanıyla tartıştı. 1 hafta süreyle kulübe müracaat edenlerin zararını ziyanını tazmin edeceğini söyleyerek bizi kurtardı. Eğer Metin Oktay gelmeseydi yanmıştık daha doğrusu donmuştuk.
Sonrasında taraftarın yalnız bırakıldığı hatta polise teslim edildiği çok maça şahit olacaktık.Kolayına Metin Oktay olunmuyor