barcelano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barcelano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mar 2022

Endülüs'te Halay



Ne zaman bir isyancı bir büyük takımla eşleşsek, gözlerim dolar, içerim sızlar. Hele ki bu isyancı takımın formasında  vişneye çalan  renk varsa bir başka olurum.  Kralın takımlarına karşı ezilen ulusun başkaldırı takımıysa bir de. Hele bir de beni çocukluk çığlığımı attığım tribünlere geri gönderiyorsa eğer, şimdi raksın vaktidir. Zil, şal ve gül, Gomis'in şutu, Kerem'in hızı

Ve bu gece Endülüs sarı kırmızı.

Futbolun sihirli şarkısı yüzlerce dilde söylenir, bu gece şarkılarımız İspanyol ziliyledir. 

Nereden nereye? 1994 Ali Sami Yen  Romario'lu Barcelona'yla eşleştiğimizde, büyük İspanyol futbolcularını görmek için koştuğumuz tribünlere, bugün onları yenmek elemek için koşuyoruz. En kabadayılarının façasını indirdik. Kral'ın takımından Süper Kupa'yı aldık, averajla yarı finalden döndük. Katalonya prensine çeyrek finalde ofsayt golle geçildik. Mallorka'larını, Sosyete takımlarını saymıyoruz. Ali Sami Yen'de harman dalı, kılıç kalkan oynattık.

Bu hafta seferiyiz Büyük Endülüs'e, Tarık Bin Ziyad'ın cebelleştiği kayalıklarda, yelpaze çevrilir gibi dönüşlerini, işveyle saçılış, örtünüşlerini seyredeceğiz.

Her rengi istemeyiz, bizim gözümüz, gönlümüz aldadır. 

İspanya'da, Barcelona Limanında, Yeni Kamp'ta çıldırmaya koşanlar, dalga dalga bu akşam şaldadır. 

Televizyon başında bizler, orada olamayacak olanların kadehleri eldedir. Galatasaraylı neredeyse, gönülleri Galatasaray'ın olduğu yerdedir. Barcelona, bugün Galatasaray Halklarının baş şehridir. 

Marcao başta, elinde mendil, halay ortasında bir durup bir zıplar gibi, bir baş çevirmesiyle Kerem, bakanı süründürür gibi. Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli.

Barça'lı güzelleri. Şeytan diyor ki Taylan, maç ne olursa olsun, sarmalı, yüz kere bin kere öpmeli. 

Ben diyorum ki Büyük Galatasaray'ın Kaptanı Muslera; Barcelona delikanlılığımızın Royal Madrid'e karşı savaş takımıdır, Her ülkeden bir takıma sevdalanırdık,  İspanya'daki ÇOCUKLUK AŞKIMIZ'dır. Yense de büyük yenilse de, taraftar zaten ölümüne sizinle. Bırakın lan maçı, bırakın raksı. Maç bitsin, topla takımı gidin taraftarın önüne, üçlüyle beraber çekin bir halay, atılsın naralar,

''Her Yerde her Zaman En Büyük Şanlı GALATASARAY''.

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle, her kalbi dolduran sarı kırmızı renklere, zile, 
Her sineden, her kalpten, çekin bir ''OLEEEEEEE''

2 May 2013

Global Kraliyet Ailesinin Gaz Bombası; Barcelona

Dün gecenin bitimine kadar yutturdular, ta ki bir futbol makinesi takıma denk gelene kadar. Neymiş, Dünya'nın gelmiş geçmiş en büyük futbolcuları onlardaymış, 100.000 kişiye oynuyorlarmış, top göstermiyorlarmış, falan falan uzar gider liste. Görünen, yani netice ne diyor? Barca, oynadığı bütün maçlarda oyun üstünlüğünü uzak ara elinde tutar. Sıçan gibi oynar. Topu kaptırmamak için, geçtik korneri, serbest vuruşu, neredeyse penaltıyı bile paslaşarak kullanır. Aralarında 10 metreye paslaşarak, diğer takımı kötü oynadıklarına inandırır, bütün savunma oyuncuları Messi'ye karşı maymun olmaktan korkar, dalamaz, basamaz, sinir sistemini bozmaya oynar, timsah gibi avının hata yapmasını gerekirse 90 dakika bekler ve bir delik bulduğunda da haksız kazanç golünü bulup yürür gider.

Barca futbolu budur, Dünya'nın bana göre en kötü futbolunu oynayan büyük takımıdır. Ama bizim gibi neticenin değil de Hatice'nin sevdasının peşinde olanlar için durum farklıdır.  Son 8 e kaldığımızda söylemiştim, bize çıkmasın demiştim. Eklemiştim, korktuğumdan değil, biz o maçı da çıkar oynardık. Belki elenirdik ama Melo'yu, Riera'yı Selçuk'u şehit verirdik. Bize sökmez Barca futbolu. Tribünlerde 100.000 kişi var, 100 kişi ancak bağırıyor, 50 sene önceki''tak tak taka tak, taka takak; BARCA'' başka bir melodi yok futbolseverlerin kulağına gelen, sahada oynayan futbolcuların banka cüzdanlarının toplamı Dünya'nın en az yarısı ülkenin milli servetinden fazla. Karıları, sevgilileri kralların padişahların, imparatorların rüyasında bile göremeyeceği yaratıklar. Hep bir umutla bekledim, balon ne zaman patlayacak diye? Morinho'ya güvenmiştim, İspanya'ya gittiğinde, o da kendi derdine düşmüş, monşer futbolcularıyla bu global balonu patlatamamış. Aynı damardan beslendiği için elinden bir şey gelmemiş.

İddia ediyorum, İniesta'nın istatistiğinin, Mustafa Sarp'ın istatistiğinden farkı yoktur. Elbette futbol kaliteleri aynı demiyorum, sadece istatistik okuyorum. Şu kahrolası istatistiklere oynayan futbolcuların baş çelişkisiyim.  Açın CV lerine bakın, isabetsiz paslarına bakın aynıdır, koşu mesafelerinde fark yoktur, maç başına attığı goller aynı, takımlarının yediği gollerde araziye uymaları bir birlerinin kopyası. İnanmayan iki maçta yedikleri 7 gole tekrar baksın. Hiç birinde İniesta'nın suçu yok. 100. Şampiyonlar Ligine çıkmış kalecilerinin yediği golleri Muslera yese ilk başta ben saldırırım. Milli damat Pike'nin şebeğe döndüğünü seyrederken yağlarım eridi 5 kilo verdim. Kıçlarına Münih'te nişadır sürülmüştü, Camp Noi'de maçın başlamasıyla beraber deli dana gibi koşuşturdular. Hiç birinin aklına topla fazla oynayalım, klasik futbolu sahaya sunalım, 11 futbolcu kendi aramızda paslaşalım, delik arayalım felsefesini uygulayalım fikri gelmedi. Kenarda oturan Hocalarının adını ilk defa duydum, lige yeni çıkmış Rizespor ilgilenmez. Belki de bu nesil ilk defa aslan gibi, erkek gibi top oynamaya kalktı. Alışık değillerdi, delikanlı futbol oynamayı bilmiyorlardı. Futbol Tanrısı tarafından, Bavyeralılar marifetiyle  çarpıldılar. Bir daha bellerini doğrultamamacasına.

Fubollarının hileli olduğunu en iyi Hocalar ve futbolcular biliyordu. Reykart, Şampiyon takımdan kaçıp bize geldi, Arena'ya sokmadım, teneke bağlayıp gönderdik. Gordiyola kaçıp kendini unutturdu. Futbolcuların gidecek yeri yok, Barcelona futbolcuları gittikleri takımlarda kulübe paspasçısı olur. Bugün Messi'yi milli takımlarda seyrediyoruz. Öyle az buz bir takım değil Arjantin. Portföyünde Dünya Şampiyonlukları var, ve Dünya'ya dağılmış futbolcularının klası, Brezilya'lılardan daha yukarıda. Bu yüzden Katalanya'dan ayrılmak hiç birinin işine gelmiyor.

Bavyera Münih, kağıttan kaplanın yutturulmuş, dayatılmış efsanesini futbol tarihi çöplüğüne attı. İki maçta aldıkları hezimet, sadece bu sezon onları saf dışı bırakmakla, hak etmedikleri kupalardan bir seneliğine mahrum etmekle kalmayacak. Önden giden, geriden gelene gelecekteki hayalini gösterir. Dün geceden itibaren, artık hiç bir takım, Real'den, Barca'dan tırsmaz. Hiç bir futbolcu karşımda benden zengin, benden daha iyi futbolcu var diye kendi futbolunu daha geriye götürmez. Proleter futbolun, his takımlarının yolu aydınlanmıştır. İki Ağalar, geri dönüş yapacağız diye hafta boyunca futbolseverleri son defa kandırmışlardır. Geri dönüş trenine binmişlerdir. İki takımda seneye değişir, uzunca bir süre Şampiyonlar Ligi kupasının hayaliyle yaşarlar.

1 Mayıs  2013 bir futbol devrimine şahit olmuştur. Bütün Dünyanın Şampiyon Kulüpler kupası hayali kuran takımları gözünüz aydın. Gözünüzde büyüttüğünüz kupayı daha önce de alan, şimdi finali oynayacak takımı kendi sahasında maymuna çevirmiştik bir zamanlar. Final maçları için ömrümüz yeter, Galatasaray'ı Şampiyon Kulüpler kupası finalinde seyretmek için çok uzun seneler beklemeyeceğiz.

Önce Boru  Saa 4 Mund, Kral'ın Madrid'i, sonra 7 de sana Katalanya'nın balonu Barcelona. Yepyeni bir güneş doğdu, haklı futbol filizlendi, taraftarların şanlı dalgası tri
bünleri kaplıyor, güzel futbolun, delikanlı futbolun krampon sesleri çınlıyor.

2013 Şampiyonlar Ligi Finali'nde dinleyeceğimiz marş artık, mazlum takımların isyan marşıdır.

30 Kas 2010

Futbola Lanet Ettirenler; Barça ve 3 Nisan 2001

Çok uzun yıllardır futbol maçı seyretmemiştim. Bakmayın siz benim palavralarıma, her maça gidiyorum deyişlerime, her maçı yazışlarıma. Ben, bir kez daha kayda düşüyorum ki futbol maçlarına gitmiyorum. Gittiğim, gördüğüm şeylerin futbolla alakası yok. Ben Galatasaray forması seyretmeye gidiyorum Ali Sami Yen'e. 15 günde bir deseler ki, bu pazar saat 19.00 da kapalıdan numaralıya bir ip gerilecek, o ipe de sarı kırmızı Galatasaray forması asılacak, ben yine aynı sayıda giriş yaparım, Ali Sami Yen'e o formaları seyretmeye giderim. Başka formalara da baktığım yok zaten.

En son gittiğim maçı Collina yönetmişti. Nisan'da o zamanlar Galatasaray, Şampiyonlar Ligi maçları oynardı. Hani logosunda 8 tane yıldız olan turnuva maçları var ya onlardan. Şampiyonlar Liginin kurucu 8 takımından biriyiz biz. Şimdilerde unuttuğumuz, bir daha ne zaman oynarızı kimsenin öngöremediği o maçlardan biriydi gittiğim son maç. 3 Nisan 2001, Real Madrid maçı. 0-2 ilk yarı soyunma odasına gönderdiğimiz takımın, taraftarla bütünleşip, ikinci yarıda koskoca Real Madrid'e Dünyayı dar ettiği maç. O maç benim son maçım oldu. Hakkını yemeyelim, daha sonra oynanan Milan maçı'da maçtı elbet. Ama ben Real Madrid maçını ezbere biliyorum, hangi şarkıları söylediğimizi hatırlıyorum, o maç ta oynayanlar gözümün önünden hiç gitmedi, gitmeyecek. Lanet olsun o takıma! lanet olsun o maça!

Yıllar sonra bir maç daha izledim. Dün gece oynanan Barcelona maçı,  ve yine huzurumda Real Madrid. Maç sabaha kadar oynansa değil ben, Dünyadaki milyarlarca insan gözünü kırpmaz, tuvalete gitmez, yemez içmez bu maçı seyrederdi. Bu maça El Clasico diyorlar, bizim bir gece önce oynanan maçı da derbi maçı diye, klasik, tarihi maç diye yutturuyorlar.

Ne fark var ki çocuklar. Barça 52 pas yaparak 2. golü atıyor, bizim maçta da toplam 52 pas yapılmış. Ayhan'da 11 km koşmuş, İniesta'da. İlker Kasillas'da dandik goller yedi, Ufuk'da. Koskoca Sergıo Ramos maymuna dönerken, Ali Turan'a küfür etmek bize yakışır mı? O yüzyılın topçusu dedikleri Messi, 5-0 galip geldikleri maçtai atabildi mi ki Pino atsın. Ya o Ronaldo kolpasına, Türk kafatası taşıyan Mesut'a kızanınız var mı? Servet'e sümkürdü diye kızıyorsunuz. Morinho'yu bile şebek yaptılar bize ne oluyor?  Fark yok, bizim  futbolcular da zengin, onlar da. Ben eminim, dün gece bizim takım izinliydi, bu maçı seyreden 5 kişi yoktur aralarında.

Lanet olsun sana da Barça. Oynadığınız oyun futbol mu lan sizin? Yok eğer futbolsa biz ne seyrediyoruz buralarda, ne seyredeceğiz? Hepimizi futbolu sevdiğimize pişman ettiniz. Futbol topundan soğuttunuz. Ah ulan futbolun düşmanı, Taffarel'li, Popoescu'lu, Hagi'li, Okan'lı, Suat'lı, Hakan'lı, Bülent'li, Ümit Davala'lı takım! Ne enkaz bırakmışsınız giderken, senelerdir cesedi kaldıramadık. Var mı lan öyle kahramanlık maçları seyretmiş taraftara, Servet'i, Cihan'ı, Orhan  Ak'ı, Sarp'ı, Ali Turan'ı seyrettirmek. Ne suç işledik biz lan Hagi? Gırtlaklarımızı parçalamadık mı? siz o büyük maceralarda yürürken kutuplara kadar sizinle gelmedik mi? Vestfaalen'de sen topa vurduğunda biz yokmuyduk? o topla beraber uçmadık mı? Parken'de Taffarel'in arkasında kaleye geçmedik mi?

Dün gece Barça, kedi fareyle oynar gibi oynarken dalıp gittim geride bıraktığımız yıllara. Yok artık,bir daha asla olmayacak, gelmeyecek günlere. Bunlar olduğu yerde kalıp bizi bekleseler 100 sene sonra bile biz bu futbolu oynayamayız. Ya yeni bir spor icat edilecek, o sporu yapanlara bizim parçalı Galatasaray forması giydirilecek, ya da kadere razı gelinecek,o sarı kırmızı parçalı formayı giymiş mahlukatları futbolcu kabul edip seyredeceğiz. Barça diye bir futbol takımını da yok hükmünde sayacağız.

28.11.2010 tarihinde Ali Sami Yen'de ve 29.11.2010 da Noi Camp'ta oynayanlar; Aranızda hiç bir fark yok. Hiç birinizin oynadığı oyun futbol değil. Artistik Patinaj puanlamasına tabisiniz. En kötü puanla en iyi puan puanlama dışı yani. Ne Galatasaray, ne siz futbol takımısınız Barça. Her ikiniz de bana futbolu sevdiğime lanet ettirdiniz.

Mustafa Sarp'da futbolcu değil, İniesta'da. Messi'de futbolcu değil, Pino'da. 2010 senesinin Galatasaray'ı da futbol takımı değil, Barcelona'sı da , Lanet olsun.

2 May 2009

Futbolu Sevdirenler; El Clasico'ya Çıkanlar

Maradona'yı seyretmemişler için;
Ben futbolu sevmiyorum, o yüzden Galatasaray'ın maçlarından başka maç seyretmiyorum. Galatasaray'ın son haftalarda, futbolu iyi ki sevmiyorum dedirten futboluna lanet edince bu hafta iki defa Barça'yı seyretme bahtsızlığına uğradım! Klasik maçın devre arasında yazıyorum. Binlerce pas yapıldı maçta, ilk golü yiyen Barça 3 tane yolladı, İlker'in kalesine. İlker 4 tane de çıkardı. Bildiğimiz ortada sıçan, Erman Toroğlu İspanya'da yorumcu, Rıza ile Bülent Hoca olsalar, Messi'den çalım yiyenler bir araba dayak yemişlerdi daha şimdiden. Cannavaro'ya ''neden Hanry'nin ayağını kırmıyorsun, böyle gol amatör maçta yenmez'' şeklinde fırçalarını, fetvalarını dinleyecektik maç sonunda.

Yalvardık hakeme maçı bitirme diye. Ben futbolu sevmekten vazgeçtikçe, Barça çıkıyor ortaya, çocukluk aşkım Liverpool çıkıyor, beni sehpadan alıyor. Merak eden var mı? Bu maçı acaba bizimkilerden kaç futbolcu seyrediyordur. Bülent Korkmaz bu maçı seyrediyorsa ben eşşeğim. Şampiyon olamıyoruz diye üzülüyoruz, sen yat kalk sevin şampiyon olamadım diye. Ya bize denk gelse şu maç. Koskoca Raul topla buluşamıyor, İniesta (Dünya'dakien sevdiğim orta saha oyuncusu) kedinin fareyle oynadığı gibi, Messi dalda maymun düzer gibi oynuyor.

Tabela mı? ne tabelası, ne önemi var golün. Salı gecesi atamamıştı ölüm üçlüsü Etto-Hanry- Messi aynı oyunu oynuyorlar. Niye değişik oynasınlar ki. Top aynı, saha aynı, arkadaşları aynı.Koskoca Barcelano her maç aynı forvetle sahaya çıkarken ,Galatasaray iki hafta aynı forvetle oynayamadı henüz. Onlar da hoca bizimkiler de, onlar da profesyonel biz de. Onların da taraftarı var biz de taraftarız. Gördünüz kartonları, biz de dağıtıldığı zaman yarımız uçak yapıp atarız aşağıya.

Neyse hepiniz maçı seyrediyorsunuz, seyretmeyen futbolsever varsa içinizde kaçırdınız kardeşim şovu. İkinci yarı başladı,çok şeyler daha yazmak istiyorum ama dedim işte Barça benim futbolu sevmememi istemiyor.

Ah Messi, ah İniesta siz varken ben nasıl futbol maçı seyretmem.
İki hafta önce bizim El Clasico oynanmıştı. Hatırlatırım, rezil olmuştuk seyredenlere. Bu da El Clasico, bizimki de!
Biz bir garip çingeneyiz, nemize gerek gümüş zurna.