futbola lanet ettirenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbola lanet ettirenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağu 2015

Futbola Lanet Ettirenler; Yekta(dan) Kurtuluş

Önce Mustafa Sarp'ta bir özür borcum var, onu ödeyeceğim. İsmini Galatasaray'a transfer olduğu gün öğrenmiş, futbolunu hiç görmeden başlamıştım saldırmaya. İşimiz çok zordu, Reykart banko oynatıyor, sahada hiç görünmemesine rağmen bir şekilde balık golleri buluyor, zift spor medyasının gazıyla da hemen hemen Arda Turan'la aynı muameleyi görüyordu. Neyse ki Büyük Galatasaray Taraftarının futbol bilgisine de benim imanım tamdı. 2 seneme mal oldu, tezlerimi ispatlamam, sonunda oy birliğiyle karar verip kovduk.

Bir tespit araya sıkıştıralım.

Tanımadığımız, hem fikir olmadığımız bir futbolcu, sakatlık hariç, bir sezonda resmi maçların en az yarısını oynamamışsa, onu alan, aldıran hırsızdır.

Hangi hırsızın sayesinde, kimin basiret bağlanması sonucu kendisini Galatasaray'da buldu ise çaldığı paralar çoluğundan çocuğundan çıksın, kendi payım zehir zıkkım olsun. Mübarek Galatasaray forması içinde gördüğüm ilk maçtan beri baş çelişkimdir. Mıymıntı, kasıntı, ruhsuz kansız, ölü bir yaratık.

Gidiş yolu, pek iyi. İnsan satıcısı kimse yaptığı işi mükemmel yapmış. Bir proje çizmiş önce. Fenerbahçe Stadında'ki ağların ardında Galatasaray formasıyla taraftar olmuş. Yalan, taraftar olsa biz mutlaka tanırdık. Hele Kadıköy deplasmanına giden Dünyanın en azılı 2000 Galatasaraylı içinde olacaksın, üstelik Süper Lig futbolcususun ve seni hiç kimse tanımayacak. O gün maça gitme sebebi, sahtekarlık, bir plan yazılmış, çizilmiş uygulanmış.

Sarı Kırmızı zıbınlı  bir resmi de çıktı mı bilmem, ama erkek bebeği olan babalara bir önerim var. Hem Fener, hem Galatasaray zıbınlarıyla resmini çek bebeğinin, hatta sırayla Sarı Kırmızı, sarı lacivert bezlere sıçırt.(Ben yapmıştım, 2 sene boyunca sarı-lacivert beze sıçmıştı bizim oğlan. Resmini çekmeyi unutmuşum) 20 sene sonra sikindirik bir takımda futbol oynarsa al sana kapı gibi CV. Git Kadıköy'deki hırsızlara, benim oğlum Sarı Kırmızı beze sıçmıştı de, göster resmini, az para mi verdiler yıkılma hemen. Al soluğu Florya'daki hırsız kravatlı eşkiya bürolarınd. Sarı-Lacivert beze sıçarken ki resmini göster,  bir de o zaman ki devlet, yöneten oligarşik çete kim ise taraf olduğunu beyan et. Al sana oğlun Galatasaray'lı Yekta Kurtuluş.

Taraftar sever, taraftar futbolcuyu. Sabri'nin aldırdığı 15 sağ bekin sebebinin Sabri'nin kötü futbolcu olduğu gerçeğine kafayı yormak yerine çektirdiği 3 lüler hatırına,coşar sempatik bulur,kredi verir.Sabri dağlara taşlara orta yapar güler de, aynı ortayı Telles yapsa homurdanır. Yekta'da kurtuluşu, taraftar şirin görünmekte aramış yıllarca. Tahmin ediyorum aldığının yarısını da Galatasaraylı Medya Maymunlarına yedirmiştir. Bugün anket yapılsa % 60 Melo'dan daha iyi oyuncu çıkartırlar. Bir deseleksiyon, bir yutturmacadır gider.

5 senede 50 maça çıkmış. Oyunu öldürmek için sehpayı tekmelediği, topa ayağını bile değmediği maçları da katmış,Vikipedya. Ne zaman Hocalar oyunu idam edecekler, sırayla soktular cellatları. Olcan adın girer, futbolu idam sehpasına çıkartır, Umut Bulut boynuna ilmiği geçirir, maç bitti bitecek Yekta oyuna girer, sehpayı tekmeler, maç başı parasını indirir.

Bu tip futbolcular, takımın çetesine yağdanlıkçı olur. tatile birlikte giderler, aleme, bara beraber takılırlar, bilmiyorum ama eminim, 18 e soktukları her maçta oda arkadaşı Yeni Çeri ağalarından biridir. Melo ile, Sneijderle yatacak değil ya, koskoca Galatasaray'ın koskoca Yekta'sı. Futbolcu değil, adam bile değilmiş. Milyonlarca Galatasaraylı nefret ediyor, hala ben takımda kalmaktan mutluyum diyor. PTT liginde sıradan bir takımda bile çöp olduğunu en iyi kendisi biliyor, bu yüzden ne kadar dolandırsam bu kerizleri o kadar kardayım felsefesiyle, yıllardır bizi soyuyor.

Mustafa Sarp'ın özrünün sırası geldi, Kim bilir kaç maç iyi oynamıştır, Sarp. Biz takıntılı olduğumuzdan nankörlük ettik, ama elimizi vicdanımıza koyalım, Mustafa Sarp, Yekta'nın yanında ordinaryüs profesördür. Daha çok hizmeti geçmiştir, istenmediğinde de alıp başını gitmiştir. Bakın göreceksiniz Yekta efendi, yarın bir takıma gitsin, hangi hırsız, dolandırıcı alır o ayrı konu, senede bir maç oynar, hele bir de kazayla gol atarsa, Sercan'dan bin beter maymunluk yapar.

Her zaman iftiharla söylerim, bizim taraftarımızın Dünya'da eşi benzeri yok. Başkaları olsa 2 kupa kazanmış, 4 yıldız takmış takımın Hocalarını, Başkanlarını, çöp futbolcularını bile bağrına basar. Biz farklıyız, futboldan en az Hocal
ar kadar anlarız. Büyük Galatasaray taraftarı Sosyal Medyası olmasa, Aydın Yılmaz'la bu Şebeke yeniden sözleşme imzalardı, biz olmasak Melo'nun yerinde Yekta 2 senedir kan kusturuyor olurdu, biz saldırmasak Yekta'yı kovmazlardı. Sabri arada kaynadı gitti, Dedik Sabri'nin kredisi var, Yekta kim?

Yekta'nın kovulmasına katkıda bulunan herkese bin teşekkür ediyorum, şimdi sıra öteki çöplerde. Futbola lanet ettiren, Olcan Adın, Umut Bulut, ve Sepet Eray'da. Galatasarayı, Aydın Yılmaz'dan, Yekta Kurtluş'tan kurtarmayı başaran taraftarımızın tribünden gelen gücü, takımı leş, çöp futbolculardan er ya da geç temizleyecektir.

45 yıldır tribünlerdeyim, tribünlerin istemediği futbolcunun oynadığına şahit olmadım.

Yekta Kurtuluş, kısmet bu günlermiş, defol git, Florya'dan bir daha geçme, sen bizi tanımadın, biz seni, lanet olsun sana futbolcu lisansı veren kuruma.

27 May 2013

Futbola Lanet Ettirenler; Alper Potuk


Fenerbahçe'ye transfer oldu diye pislik atıyorsam namert olayım. Bu yüzden bizim sözlükte kendisi hakkında daha önce yazdığım şeyleri buraya aldım. Ve yine namert olayım ki, bize gelme ihtimali karşısında, Melo'nun gelmeme ihtimali doğuyor diye içimde hep bir kuşku vardı. Olması gereken takımda olduğuna göre, gönlümüzün olanca rahatlığıyla yazabiliriz.

işyeri modu
başlık içinde ara 
gizle!
  1. bokunda boncuk bulunmuş bir futbolcu daha. üstüne para vererek oynaması gereken takıma gider yapmış. potuğuna atlayayım lan senin.
    (mahalle takimi - 31 aralık 2011 15:52 ~ 15:52)

  2. kendisini fener'in niye almadığını bu gün öğrendim. 22 ocak 2012 de resmen galatasaray maçından puan alabilmesi için eskişehirspor'da kalması sağlanmış. tek başına 1 puanı aldı kalitesiz, kasap, insanlık dışı futbolcu. tam fenerlik.
    (mahalle takimi - 22 ocak 2012 22:20)

  3. galatasaray alt yapısını alacaksın bir akşam florya kaşıbeyaz restaranta götüreceksin. bütün futbolcuları tıka basa mideleri patlayıncaya kadar yedireceksin. sabah en az 3 tane alper potuk sıçarlar.
    (mahalle takimi - 26 haziran 2012 10:34)

  4. yedek kulübesi bayağı tozlu bizim, 5 milyonluk bir temizlikçi daha alalım. orta saha futbolcu kaynıyor, bize sol bek lazım, sağ açık lazım, 433 oynatacak bir 10 numara lazım. daha önce yazdım galiba, bizim paf takımını götür kaşıbeyaz'a sıkı bir kebab yesinler, sabaha en az 5 tane alper potuk sıçarlar

  5. Bir kere daha not düşelim. Bu ülke futbol oligarşisi ancak iki takımın çekişmesinden nemalanıyor ve uzun yıllar da böyle olacak gibi görünüyor. Ve bu yüzden de ülkedeki bütün futbolcular bu iki takımda oynamak için planlamalarını yapıyorlar. Bu iki takımdan biri biziz, his takımıyız, bizde oynama kriterleri futbolcunun yeteneğinden çok, takıma, büyük taraftarına katacağı hise bağlıdır. Galatasaray'da oynamak için sebep, daha çok para vermesi değildir. Sarı kırmızı renklerin daha güzel görünüyor olmasıdır. Neticede Galatasaray futbolcusu, Fenerbahçe futbolcusundan daha az para alıyor değildir. Fenerbahçe'de oynama kriteri renklerin yanında daha  çok paradır. Nitekim transferin para eder malı olan Alper Potuk'da, renk seçiminden daha çok, para fazlalığına önem vererek Fenerli olmuş, bizi bir kere daha öngörülerimizde isabetsizliğe uğratmayarak da takdirimizi kazanmıştır. Umarım uzun yıllar, Galatasaray'a attığı maddi kazığın karşılığını Fenerbahçe yedek kulübesini pas pas yaparak alır.

Alper Potuk futbolcu olabilir ki- bana göre futbolcu falan değildir- ama net olarak adam olmadığını, 1 saat önce verdiği sözden dönerek kendisi futbol ile ilgilenenlere beyan etmiştir. Gel gelelim bu sözden dönmenin Fenerbahçe açısından kıymeti harbiyesi yoktur. Hatta böyle pislik, karaktesiz bir futbolcu daha kazandırdık diye övünme sebebidir onlar için. Yeter ki sporda, kupada geride kaldıkları için ağızlarından salya akıtan güruh, maçlar başlayana kadar oyalansın. Alper Potuk'un geçen yıl imzanın eşiğinden dönmesinin nedenini de yazalım da onu alanın, onu satan tüccarın ne mal olduğunu bilmeyen kalmasın. İmzalar atılmak üzredir, Alper '' bana bir 100.000 Yuro daha fazladan verin'' demiş, Fenerliler tarafından masadan kovulmuştur. O zaman Galatasaray talip olmadığından, kendisinin pazarlamacısı, insan satıcı (meneceri) 1 sene daha malı allayıp pullayıp ligimizin bu iki büyük alıcısına bilezik gibi geçirmeyi kafalarına koymuşlardır. Genelde bu iş Kayserili futbolcu satıcılarının büyük işidir de Eskişehirspor'da yarası olup gocunan tayfasından olduğundan Kayseriliden geri kalmamış, alış verişi Fenerbahçe tarafına doğru yönlendirmiştir.

Şimdi biraz da futbolculuğunu yatıralım mercek altına. Alper Potuk orta saha oyuncusu anladığım kadarıyla. Benim için orta sahada oynayan futbolcu, korneri, serbest vuruşu, penaltıyı atabilecek futbolcu olmalıdır. Hatta gerekirse kaleye bile geçirilebilmelidir. Kaleciliğini bilemem ama, biraz araştırdım orta saha futbolcusunun kayde değer hiç bir büyük futbolcu özelliği yok. İt gibi koşmaktan başka. Fenerbahçe'de Alper'in oynadığı futbolu, Mehmet Topal, Mehmet Topuz, Selçuk Şahin zaten oynuyor. Biz  boşalttığımız nefret edilen orta saha futbolcusu kontenjanı Mustafa Sarp'la beraber kaldırdık. Az kalsın bu kazma yeni bir Mustafa Sarp vakası olarak bizim midemizi bulandıracaktı bir kaç yıl. Benim değil ama mutlaka bazı Galatasaray taraftarının verilmiş sadakası varmış kurtulduk. 

Yani çocuklar, kısaca hem adam olmayan bir futbolcu alacaktık, hem de belki de bu kazma yüzünden Melo'dan olacaktık. Bize böyle benim için nerede olursa olsun farketmez, ben parama bakarım türünden endüstri futbolcusu yaramaz. Gelse bile oynayamaz. Ruhsuz, kansız profesyonel futbolcular bizim baş çelişkilerimizdir. Hala Alper'i kaçırdık diye dert eden vardır diye bir uyarıda bulunmak istedim. Emre Çolak'ı takımdan ayrı kampa göndersinler. Palandöken dağlarında 2 ay baltayla odun kessin, 2 tane Alper Potuk değerine ulaşır. Futbolcu yeteneği zaten şu anda bile kendisinden kat be kat üstündür. Biraz fizik kuvvetiyle dönsün, eğer gerekirse orta sahada konuşlandırılması gereken Türk futbolcusu aramaya, taransferde kazıklanmaya hiç gerek yoktur. Rahat olalım.

30 Nis 2013

Futbola Lanet Ettirenler; Emre Çolak

Tatil köylerinde olurdu böyle animatörler, futbol topuyla cambazlık yaparlardı. Geçen yıl Beyoğlu'nda görmüştüm, çocuk topla kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyordu, top sektirirken takla atıyordu, daha geçen maç Arena Aslanlı Yolda topu iyi sektirenlere atkı dağıtıyorlardı. Biraz seyrettim atkıyı alabilmek için saatlerce top sektirebilecek taraftarlar vardı. Biri 20 dakika sektirdi, sıkıldım izlemeyi bıraktım, koy 1 saat sonra oynayacak takıma banko oynasın şov yapsın o derece. Yıllar önce Karaköy'de banka memuruyduk, peşine takılırdık öğle paydoslarında rastlarsak. Hava güzel olduğunda bir deli peyda olurdu. Eskiden milli olmuş falan derlerdi, kafasında top sektirerek Galata Köprüsünden geçer, Cağaloğlu'na çıkar İstanbul turu atardı. Hatta top sektirirken gazete verirler eline okurdu. Bu yaşıma kadar unutulmaz top cambazları seyrettim. İddia ediyorum hala her mahallede sirklerde gösteri yapacak yetenekte çocuk bulursunuz.

Beşiktaş'lı Muhammed misal, 8 yaşındaki Muhammed, 8 yaşındaki Messi'den  daha aşağı değildi. Bir Oğuz Sebankay vardı Galatasaray'da, çocukken seyretmiştim, her sezon kendisini ilk 11 yazardım. Bir Serdar Özkan, bir Özer Hurmacı, şeytanla maç etseler kramponu ters giydiriler. Emre Çolak'tan bahsediyorum aslında. Galatasaray'da her znesil imam futbolcu kontenjanı olmuştur. Senaryoyu her zaman tersten okuduğum için içimden vesvese eksik olmaz. Hagi'nin gelişinde bile kıllanmıştım, bizimkiler Hagi'yi hacı sandı diye. O zamanki büyük takım Cuma namazı mürettebatıydı, Arif, Hakan'lar, Emre, Okan...., Acaba Emre Çolak'ta bu kontenjandan mı takımda tutuluyor diyeceğim ama değil. Adam imam ama top cambazı.  Maçlar teker kişi oynansa ben Galatasaray futbolcu gurubundan Emre Çolak'la oynarım. Kafasında beyin olmadığı için pas verme, şut çekme, çalım atma, ver kaça girme gibi seçenekleri işaretleyemeyeceğinden  yeteneğiyle baş başa kalacak. Bitmez tükenmez enerjisi, her topa bulaşması, en az top kadar mesafe kat edebilmesi, rakibe illallah dedirtir.  Maçlar 20 kişi oynansa takıma almam. Kafatasının içinde beyni olmayan futbolcuya limon taşıtmam. 

Ben hoca olsam, Emre Çolak'a idman falan yaptırmam, takımla çalışmasına izin vermem. Gönderirim Tübitak'a Matematik, Fizik, Biyoloji, Geometri, Tanjant, Kotenjant,,, ne varsa, hangi pozitif bilim varsa öğrensin. Adam topla oynamasını biliyor, ama futbol oynamasını bilmiyor. Bilimden başarıyla diploma aldıktan sonra, vereceksin bir kumarbazın yanına staj yapacak. Sergen'den, Tugay'a, Rıdvan'a büyük futbolcularımız aynı zamanda iyi birer kumarbazdı. Kumarı herkesin sandığının aksine akılsızlar değil, akıllılar oynar, akılsızların parasını almak için. Satranç, briç bilmeyene forma vermem ben hoca olsam. Tanımam etmem ama iddia ediyorum Emre Çolak hayatında iskambil kağıdını eline almamıştır. Tavla oynamasını bile bilmez.

Geçen yıl gözümüze perde inmişti. Tarihinin en kötü futbol takımın seyretmiş taraftar, kim olsa, oynayanları Maradona tadında seyredecekti. Engin Baytar, Emre Çolak' biraz da bu yüzden idare etti. Avrupa kupası maçları yoktu, Galatasaray ligi forselemiş gidiyor, kendinden daha iyi takımla karşılaşmıyordu. Bu sene kısmen er meydanlarına çıktık, Eğer Sarı Ejder, Parçalı Fil gelmeyip de, Emre Çolak'a Engin Baytar'a kalsaydık, biz bu ligi Şampiyon falan bitiremezdik.  

Bu boyda bu fizikte futbolcu olacaksan adın Maradona olacak, Saviola olacak, Messi olacak, değilse başka bir yolu daha var. Adın Emre Çolak'sa Fatih Terim'in manevi oğlu olup yürüyeceksin. Bir patronum vardı, kovacağı, sevmediği adamı, yükseltir, maaşına  4 misli zam yapar, müdür, genel müdür yapardı. Altına şoförlü araba verir, emrine sekreter bağlar ne oldum delisi yapardı. Altındaki elemanlar başlarındaki bu yeteneksiz müdürün şansına küfür eder, kendilerinin ne kadar bahtsız olduğuna hayıflanırlardı. Hak etmediği lüks yaşama anında konsantre olan eleman, boyut değiştirip sınıf atlardı. Geri dönüşün imkansız olduğu bir anda patron işten kovar, eleman bir daha iflah olmaz bir sefalete düşerdi. Emre Çolak'ın ayağına top geldiği anda inanın aklıma bizim Servet müdür aklıma gelir, adı aklımdan asla çıkmaz. İddia ediyorum Emre Çolak Galatasaray'dan ayrılsın PTT liginde bir takımda banko oynasın, Nurettin yüzünden Arena'da anırmıştım ya, Emre için  danalar gibi böğürürüm. 

Emre Çolakspor futbolcuları Antrenör travmasıdır. Reykart'tan, Hagi'ye, Bülent Ünder'i saymıyorum, Fatih Terim'e kadar hangi hoca olursa olsun beynini bunaltır. 24 saat hafta boyunca beraberler, kim bilir neler yapıyor antrenmanlarda ki hocalar mecbur kalıyor oynatmaya. Top kaptırma ustası, istatistik tutulsa kesin Dünya rekoru kendisinindir. Her maç dikkat edin her maç, üstelik çoğu maç biterken kaptırdığı lüzumsuz toplar kalemize gol pozisyonu olarak döndü. Bunlardan 2 tanesi daha girseydi şimdi Şampiyon olabilmek için kan işiyor olacaktık.  Yerden kalkmıyor, ikili mücadelelerden ya faul alarak, ya faul yaparak ayrılıyor. Pas vereceği yerde şut çekip, şut çekeceği yerde pas veriyor. Korneri yetiştiremiyor, serbest vuruş kullanamıyor. Penaltı olsa attırmazlar. İhtiyaç olsa kaleye geçiremezsin, taraftarın çoğu kendisinden nefret ediyor, Galatasaray formasını giymeyi bıraksa bir kişi aramaz hatırlamaz. Oyuna girerken umutlanan tek bir Galatasaray taraftarı olmaz. 

Kafa ütülemediysem çocuklar, Emre Çolak Galatasaray futbolcusu değildir, bereket yolu ve ömrü Galatasaray'da bitmek üzeredir. Önümüzdeki sezon kesin olmayacaktır.  Ben dayanamıyorum, dayanabilen taraftarımıza da Eyüp Sultan sabrı için şükran ve minnetlerimi sunuyorum. 

1 Kas 2011

Futbola Lanet Ettirenler!; Semih Kaya

Yolda görsem tanımam, Kartallıyım ya, denk geldim 2 maçını seyrettim. Hatta birine sonradan girdim. Adettendir, sordum yandakilere. Kimdir bu adam? bizde yalan çok, Galatasaray'a aldıralım. falan dedim. Dediler ki adam zaten Galatatasaraylı, bizde kiralık. O anlarda bendeniz bizde ki 76 numaralı oyuncuya küfür etmekle geçiriyorum futbol severlik, pardon Galatasaray taraftarlığı hayatımı. Yıllar önce aynı yerden, aynı takımda aynı bölgede seyretmiştim 76 numaralı Galatasaray formasının içindeki yaratığı. Futbol garip oyun derler ya ulamalar, garip falan değil, Dünyanın en kolay, herkesin oynayabileceği bir oyun işte o kadar.

Bu sezon ilk defa Galatasaray maçı seyretmedim. Kadroyu gördüğümde 76 numaralı sümüklünün, 5 numaralı kazmanın yerine Semih Kaya ismini gördüğümde hem futboldan, hem hocadan bir kez daha nefret ettim. Maçı seyretmemeye karar verdim. Demek cam Gökhan, kırılmasa, 76 numara, belini döndürebilip  o çalımı yemiş olsa da Galatasaray'ın bir gol daha yemesi pahasına adamı yaka paşa aşağı indirmese,Kayseri maçını boş ver, biz Semih Kaya'yı hiç bir Galatasaray maçında göremeyeceğiz. Nasıl oynadı bilmiyorum, Galatasaray'ın kazandığını 2 saat sonra öğrendim. Bir tek şeyden emindim, 2 senedir bizde oynayan stoperlerden hiç kimse daha kötü oynayamaz. Muhtemelen Semih veya başkası hiç fark etmez Ufo ustanın yanında taraftarın göz bebeği olur.

Evet, yıllar önce Galatasaray tarihinin o zamanki en büyük maçına 18 yaşında aynı yerde Bülent Korkmaz'ı oynatmışlardı. Gün oldu devran döndü o çocuk Galatasaray'a hoca oldu. Galatasaray, tarihinin en kolay Avrupa kupası maçlarından birini oynadı o çocuğun kumandasında. 2. Avrupa Kupası, 1. sinden çok daha yakın ve kolaydı. Stoperler yine böyle bir durumda hepten  iptal olmuşlardı. Aynı çocuk Semih'i oynatma cesaretini gösterememişti de Kewell'i oynatmıştı. Küçük Bülent'ti namı hep küçük kalacaktı.

Oysaki Bu hafta Galatasaray kulübesinde Büyük Grande vardı. Utanmadan ben Semih Kaya'ya güvendim göndermedim dedi. Ben Terim'i tanımamışım, benim tanığım bildiğim Fatih, mecbur kaldığı için değil, elinde 10 stoper varken oynatırdı Semih'i. İsterdim ki bu maçta Semih'i oynatmasın, iki kazma hazır olduğunda Semih'i oynatsın. Ne gezer, bizim bildiğimiz, sevdiğimiz futbol öleli, gebereli yıllar geçmiş. Yazıklar olsun.

Arsenal'e penaltı atmaya gönderdiği adamları tekrar yad edelim. Takımın sağ bekine, stoperine, solbekine penaltı attırdı. İhtiyaç olsaydı son penaltıyı da diğer sağ bek Capone atacaktı. O takımın hocasının, son maça çıkan Galatasarayın hocası olduğuna beni kimse inandıramaz. O takımın kalecisinin, şimdi her topu şişiren, degaj yapan Galatasaray kalecisinin hocası olduğuna da elbette.

Semih Kaya; Kardeş, kusura bakma seni tanımıyorum, başta dedim yolda görsem tanımam. Son Galatasaray maçına çıkmışsın, nasıl oynadın bilmem, gol yemediğimize göre Grande seni bir kez daha oynatır, yani kelebek misali, Galatasaray bir gol yiyene kadar senin ömrün. Akbabalar hata yapmanı bekliyor. Senin yerinde ben olsam bu ortamda oynayabileceğim en kötü futbolu oynarım. Bunu saymıyorum, seni bu şebeke yine tribüne gönderir. Hiç bir şey değişmez, su yolunu bulur. Başka bir platformda, başka bir ortamda bekliyorum yolunu, şimdi değil. 5 numaralı Galatasaray forması kazmalara tapuludur.

Hiç beklemediğim bir anda, zorunluluktan, Galatasaray tarihinin en iğrenç iki beki oynayamayacak olduğu için seni sahaya sürdüler ya, futbola bir kere daha  lanet ettim. Ortalama bir taraftarın bildiğinden hiç bir fazla bilgisi olmayanların imparatorluğundan da.

30 Kas 2010

Futbola Lanet Ettirenler; Barça ve 3 Nisan 2001

Çok uzun yıllardır futbol maçı seyretmemiştim. Bakmayın siz benim palavralarıma, her maça gidiyorum deyişlerime, her maçı yazışlarıma. Ben, bir kez daha kayda düşüyorum ki futbol maçlarına gitmiyorum. Gittiğim, gördüğüm şeylerin futbolla alakası yok. Ben Galatasaray forması seyretmeye gidiyorum Ali Sami Yen'e. 15 günde bir deseler ki, bu pazar saat 19.00 da kapalıdan numaralıya bir ip gerilecek, o ipe de sarı kırmızı Galatasaray forması asılacak, ben yine aynı sayıda giriş yaparım, Ali Sami Yen'e o formaları seyretmeye giderim. Başka formalara da baktığım yok zaten.

En son gittiğim maçı Collina yönetmişti. Nisan'da o zamanlar Galatasaray, Şampiyonlar Ligi maçları oynardı. Hani logosunda 8 tane yıldız olan turnuva maçları var ya onlardan. Şampiyonlar Liginin kurucu 8 takımından biriyiz biz. Şimdilerde unuttuğumuz, bir daha ne zaman oynarızı kimsenin öngöremediği o maçlardan biriydi gittiğim son maç. 3 Nisan 2001, Real Madrid maçı. 0-2 ilk yarı soyunma odasına gönderdiğimiz takımın, taraftarla bütünleşip, ikinci yarıda koskoca Real Madrid'e Dünyayı dar ettiği maç. O maç benim son maçım oldu. Hakkını yemeyelim, daha sonra oynanan Milan maçı'da maçtı elbet. Ama ben Real Madrid maçını ezbere biliyorum, hangi şarkıları söylediğimizi hatırlıyorum, o maç ta oynayanlar gözümün önünden hiç gitmedi, gitmeyecek. Lanet olsun o takıma! lanet olsun o maça!

Yıllar sonra bir maç daha izledim. Dün gece oynanan Barcelona maçı,  ve yine huzurumda Real Madrid. Maç sabaha kadar oynansa değil ben, Dünyadaki milyarlarca insan gözünü kırpmaz, tuvalete gitmez, yemez içmez bu maçı seyrederdi. Bu maça El Clasico diyorlar, bizim bir gece önce oynanan maçı da derbi maçı diye, klasik, tarihi maç diye yutturuyorlar.

Ne fark var ki çocuklar. Barça 52 pas yaparak 2. golü atıyor, bizim maçta da toplam 52 pas yapılmış. Ayhan'da 11 km koşmuş, İniesta'da. İlker Kasillas'da dandik goller yedi, Ufuk'da. Koskoca Sergıo Ramos maymuna dönerken, Ali Turan'a küfür etmek bize yakışır mı? O yüzyılın topçusu dedikleri Messi, 5-0 galip geldikleri maçtai atabildi mi ki Pino atsın. Ya o Ronaldo kolpasına, Türk kafatası taşıyan Mesut'a kızanınız var mı? Servet'e sümkürdü diye kızıyorsunuz. Morinho'yu bile şebek yaptılar bize ne oluyor?  Fark yok, bizim  futbolcular da zengin, onlar da. Ben eminim, dün gece bizim takım izinliydi, bu maçı seyreden 5 kişi yoktur aralarında.

Lanet olsun sana da Barça. Oynadığınız oyun futbol mu lan sizin? Yok eğer futbolsa biz ne seyrediyoruz buralarda, ne seyredeceğiz? Hepimizi futbolu sevdiğimize pişman ettiniz. Futbol topundan soğuttunuz. Ah ulan futbolun düşmanı, Taffarel'li, Popoescu'lu, Hagi'li, Okan'lı, Suat'lı, Hakan'lı, Bülent'li, Ümit Davala'lı takım! Ne enkaz bırakmışsınız giderken, senelerdir cesedi kaldıramadık. Var mı lan öyle kahramanlık maçları seyretmiş taraftara, Servet'i, Cihan'ı, Orhan  Ak'ı, Sarp'ı, Ali Turan'ı seyrettirmek. Ne suç işledik biz lan Hagi? Gırtlaklarımızı parçalamadık mı? siz o büyük maceralarda yürürken kutuplara kadar sizinle gelmedik mi? Vestfaalen'de sen topa vurduğunda biz yokmuyduk? o topla beraber uçmadık mı? Parken'de Taffarel'in arkasında kaleye geçmedik mi?

Dün gece Barça, kedi fareyle oynar gibi oynarken dalıp gittim geride bıraktığımız yıllara. Yok artık,bir daha asla olmayacak, gelmeyecek günlere. Bunlar olduğu yerde kalıp bizi bekleseler 100 sene sonra bile biz bu futbolu oynayamayız. Ya yeni bir spor icat edilecek, o sporu yapanlara bizim parçalı Galatasaray forması giydirilecek, ya da kadere razı gelinecek,o sarı kırmızı parçalı formayı giymiş mahlukatları futbolcu kabul edip seyredeceğiz. Barça diye bir futbol takımını da yok hükmünde sayacağız.

28.11.2010 tarihinde Ali Sami Yen'de ve 29.11.2010 da Noi Camp'ta oynayanlar; Aranızda hiç bir fark yok. Hiç birinizin oynadığı oyun futbol değil. Artistik Patinaj puanlamasına tabisiniz. En kötü puanla en iyi puan puanlama dışı yani. Ne Galatasaray, ne siz futbol takımısınız Barça. Her ikiniz de bana futbolu sevdiğime lanet ettirdiniz.

Mustafa Sarp'da futbolcu değil, İniesta'da. Messi'de futbolcu değil, Pino'da. 2010 senesinin Galatasaray'ı da futbol takımı değil, Barcelona'sı da , Lanet olsun.

21 Nis 2010

Futbola Lanet Ettirenler; Mustafa Sarp

Mutlaka birileri olacak. Bu sene de beni canımdan bezdiren 16 numara oldu. Adını anmak istemediğim, direk şampiyonluğumuza mal olduğunu ispatlayacağım. Büyük Surinamlı'nın vazgeçemediği İniestafa'dan bahsedeceğim. Aslına bakarsak faal Galatasaray futbolcusuna genelde  kolay kolay kem söz söylemem. Servet istisna oldu ve nihayet top kırıcısından kurtulduk. Bakın göreceksiniz, Servet bundan sonraki futbol hayatı boyunca 20 büyük maç oynamadan emekli olacaktır. GS televizyonunda, Yavuz Bingöl'e '' saz çalmasını bilsem bugün futbolu bırakırım''dedi. Sanki saz çalmayı bilmek futbol oynamaya engelmiş gibi. İşte bu akıldaki futbolcu bizlere futbolu sevdiğimize lanet ettirdi.

Bugünkü dersimiz 16 numara. 40 yılda 100 lerce futbolcu seyrettim. Çok kötü futbolcular geldi geçti. İnanın benim seyrettiğim Galatasaray tarihi içersinde 16 numaradan daha akıllı bir futbolcu olmadı. Bunu da göreceksiniz, futbolu bıraktığında en kral televizyonlarda yorumculuk yapacak. Kendisini tanımıyorum, hiç bir fikrim yok, satranç bildiğine, Briç oynadığına bahse girerim. Aynştayn aklı, Yusuf Has Hacip Türkçesi var kendisinde. Fiziği düzgün, reklam filmlerinde oynamayı en çok hak eden futbolcu. Daha ne olsun. Reykart'a bir Türk yardımcı aranıyor, 16 numarayı yapsınlar benim itirirazım olmaz. Gel gelelim sahada, hatta yedek kulübesinde bile görmeye dayanamıyorum. Arşivimizde defalarca kayıt altında, dönüp dönüp yeniden okuyorum. Servet, Topal, 16 numara, Gökhan Zan'ın banko oynadığı bir takımın 3. olacağını liderken yazmışım.

30 yaşına gelmiş, Milli takımın en dandik maçına bile çağrılmamış. Galatasaray'a transferini Bülent Korkmaz yaptığı için hiç tanımadan, seyretmeden bile görüşümü yazmışım. Değil Galatasaray, Hıncal Uluç'un Çatladıkapıspor'unda bile oynayamaz. Oynarsa da oynadığı takım asla üst düzey top oynayamaz, dolayısıyla turnuvaları en tepelerde bitiremez.

Şimdi ben futbolcu satıcısı olsam, elimde kapı gibi verilerle babamın takımına satarım İniestafa'yı. Şu si vi ye bakın, varsa daha iyisi söyleyin.

1-Reykart'ın başında olduğu takımın orta sahasında en fazla maç oynamış adam.Brezilya ulus takımının bankosunu kesmiş kaç maçta. Ayhan'ı malülen emekliye ayırtmış. Topal'a sövdürmüş, Barış'ı dövdürmüş.
2-Takımda en fazla koşan adam.
3-Takımın en az top kaybı yapan adamı.
4-Takımın yediği gollerin vidyosu buyrun efendim iyi bakın, 16 numara hiç görünüyormu kadranda?
5-Takımda en az top kaybı yapan adam.
6- En fazla top kapan adam.

Bulamadım, iddiaya girerim, istatistik bilgileri İniesta'dan daha iyi değilse ben bi bok bilmiyorum. Şimdi elimde böyle bir futbolcu var ve sudan ucuz. Dünya'nın en elit takımlarına kakalamazsam yine bi bok bilmiyorum.

Yediği yemekler, aldığı vitaminler, ilaçlar, yaptığı antrenmanlar kaplumbağaya yaptırılsa tavşana nal toplatır. Çok koşmanın taraftarı kandırmaktan başka bir boka yaradığı görülmemiştir eğer başka meziyetleri sahaya yansıtamamışsan. Misal final maçında Okan bana göre en az 20 kilometre koşmuş olmalı. Suat eğer hesap yapılsa koşa koşa Dünya'yı turladığı ortaya yazılır.

Top kaybı hemen hemen imkansızdır. Türkiye liginin uzak ara en kazma futbolcusu Servet bile yanındaki adama 10 metre pas atabiliyorken bırakın 16 numara da, yana, geriye ya da kaptırmaya ramak kala Elano'ya atabilsin. Top kaybını Elano yapsın, aman 16 numaranın istatistiğine zeval gelmesin. O oynayacak diye Mehmet Topal tir tir titresin, geçen yıllarda oynadığı oyunu oynayamasın.

Top bizdeyken bukelamun olsun, renk değiştirsin, araziye uysun görünmesin. Top isteyip başını belaya sokmasın. Başını belaya başkası soksun, küfürü Elano yesin, Sabri yesin hayırlısıyla şu top kaybedilsin. 16 numaranın görevi başlasın, ya Allah, it gibi koşsun, başta dedik şu an liglerdeki en akıllı futbolcu, topun nereye gideceğini tahmin ediyor, bir şekilde topa dokunuyor, kapıyor ve 10 metre mesafedeki birine aktarıp hazır ola geçiyor. Hafızaları yoklayın 60 metre bir pasını hatırlayan var mı? yoksa ben mi paranoyak oldum 16 numara yüzünden.

Aklını en çok bizim kalenin başı beladayken kullanıyor. Eğer müdahele edebileceği bir pozisyonsa gözüküp, topa dokunarak iyi bir iş yapmış oluyor. Yok eğer golü yiyeceksek, hesabı önceden yaptığı için o anda kazan mevcudunun dışında kalmayı başarıyor. Haliylede gol, kazmaların, bok çuvalının başına patlıyor. Bir de Sabri uzaktaysa değme keyfine 16 numaranın. Gol günah keçisi olarak Sabri emrimizde. 16 numaranın suçu var mı?

İyi Galatasaraylı olduğunu ispatlayarak gelmiş aramıza. Küçükken giydiği sarı kırmızı formalı resmini çıkarmış ortaya.Bursa'da oynarken yedek kulübesine Galatasaray maçı kaç kaç diye sormuş göye. Bu doğru olamaz aslında, Galatasaray!la Bursa ancak birbirleriyel aynı saatte oynar çünkü. Sülük medyasının medarı iftiharı, en kötü oynadığı maçta bile en iyi oynadı diye yazıyorlar, taraftarın kafasını karıştırıyorlar. Biliyorlar ki 16 numaranın, Servet'in, Barış'ın oynadığı takımdan çekinecek hiç bir şey yok. Oynamadığı maçlarda takımın isabetli pas yüzdesi tavan yaptı.

Kendisi hakkında bu son yazımdır. Helal olsun ki Surinamlı'nın başımızda olduğu bir takımdan bile beni soğutmayı başarmıştır. 40 tane takım yaptırsalar bir tanesinde limon taşıtmayacağım adama 1 senedir katlanıyorum. Artık şu son kalan 4 maçta banko oynasın, umurumda bile değil. Ben çok ağladım, bu adam şampiyonluğa mal olacak diye. Sevenleri çokmuş tribünlerde, belki onlar haklı, Reykart'da oynattığına göre bize görünenin dışında başka bir yeteneği var. Bir türlü ben göremiyorum ya, lanet olsun.                                                              

2 May 2009

Futbola Lanet Ettirenler; Onlar Kendilerini Biliyorlar








Ne çok sevinmiştik, Skibbe kovulurken, geçen yıl Feldkamp kovuldu diye bizi 5 leyen Leverkusen'e teşekkür bile etmiştik. Kocaelispor 5 lik yapınca kapalıdan haykırdık, ''Çaylak istifa'' Sevindik, ancak gitti diye sevindik. Hagi'yi bekliyorduk en azından, ya da en azından geçen yıl ki gibi 5-10 maç idare edilecek futbolcu-yönetim-taraftar üçlemesine güveniyorduk. Geçen seneden eksiğimiz vardı, Hakan Şükür yoktu, Hasan Şaş iyileşmiş, yuhalanmak için gün sayıyordu. Keşke Hasan'ın sakatlığı geçmemiş olsaydı.




Bülent Korkmaz'ı getirdi Monşer'ler. İpleri elde tutmak esastı, bu tezgahta. Tezgahta demişken, tezgahın kralını tezgahlayanlar hedef saptırıp tezgaha getirildik diya ağlıyorlardı. Ne tazgahı kardeşim, senede 3 hocayla çalış, iki maç üst üste aynı takım çıkama, sıra takımlarına elen, küme düşen takımlardan hezimet ye, futbolcu al, sat komisyonu indir. Tezgah diye kıçını yırt. Kimseyi kandıramadığını yakında anlayacaksın. Dua et takım cezalı, bu hafta da yırttın.




Bülent Korkmaz'ı biz efsane belledik. Hayatını Galatasaray'la geçirmiş, en büyük maceralarda kupa kaldırmış kaptan, sonsuz kredisiyle, Adnangiller'in imdadına yetişti. 17 defa süper ligte bir takımın başında maça çıkmış, takımı küme düşürmüş, allahı var estergon kalesi taktikleriyle büyüklere kök söktürmüş Avrupa tecrübesi olan, vizyonu geniş, Galatasaray'ı 2050 lere taşıyacak çakma Guardialo geldi takımın başına!



Saldık çayıra koskoca Galatasaray'ı. 3. gol görülmedi henüz. 2. gol tek bir maçta görüldü. 20 pasla atılan goller unutuldu gitti. Takım 3 pas yapamaz duruma geldi. Bu kadar üstüste bu kadar kötü oyunu hiç bir taraftar görmemiştir. Geçen hafta son dakikada Ankaraspor'lu futbolcu kaleciyle karşı karşıta kalınca hepimiz ''at lan'' diye yalvardık. Bu hafta Hacettepe 2. golü erken bulsun diye totem yaptık. Gol gelince sevindik hepimiz, en azımız üzülmedi yediğimiz gole. En kötüsü de bu işte artık yenilgiye üzülmüyoruz. İşi bok edenler iyi bilsinler, bizi takımdan soğutmaya kimsenin gücü yetmez. Seneye de maça gidecek olanlar bizleriz, ancak futboldan soğuttular hepimizi. En güvendiğimiz futbolcular bile iğrenç oynuyorlar, daha dün gırtlağımız parçalanana kadar tezahürat yaptığımız sembol futbolcularımızı yuhalıyoruz.




Ne yapıyorlar acaba, ne yediriyorlar. Sezon ortasında gelen klasik hoca yorumu yapılıyor. ''Enkaz devraldım, takımı çalıştırmamışlar''. Mutlaka eşşekçesine idman yaptırıyorlardır, yetmedi 1 saat önceden çıkarıp katır idmanı sonra dermanı kalmıyor futbolcuların. Uyum yok aralarında, neticeye gidecek futbolcuların yanlarında her maç değişik adam oynuyor. Bir önceki maç banko olan bir sonraki maç kadroya giremiyor. Değişiklikler kurayla yapılıyor sanki. Sonuç maça gidenleri, maçı seyredenleri canından bezdiren futbol.



Bu gece El Clasiko var, maçların anası var. Onların oynadığına futbol diyorsak eğer, bizim oynadığımıza ne diyeceğiz. Seyredin bakın, oynanan oyunu, futbolu. Rıdvan Dilmen hafta arası iki Galatasaray'lı futbolcuya, bu hafta maçınız kimle diye sormuş. İkisi de bilememiş. Soğuduk, lanet ettik futboldan sayenizde, teşekkür ederiz.



Tek tesellimiz Fenerbahçe'nin bizden beter olması.


28 Nis 2009

Futbola Lanet Ettirenler; Sabani Nonda


Şampiyonlar ligi finalinde oynamış diyorlar Cv.sinde. Mehmet Yozgatlı'da UEFA kupası finalinin kadrosundaydı. Yani Fener'li Guiza İspanya'da gol kralı olup geldi ya. Bir zamanlar Zafer Biryol, Gökhan Ünal, Serkan Aykut da olmuştu. Yani demem odur ki, bir takımın final kadrosunda olmak pek önemli değil. Önemlisi o düzeyde kaç maç oynadığındır.

Hakan Şükür'ün futbolu bırakması olasılığı karşısında kendisini önce Florya'da, sonra Ali Sami yen'de buldu. İlk gördüğüm maçta dikkatle izledim. Ofsayttan çıkmayan, ağır, kıl bir görüntüsü vardı. Bizde siyahi futbolcular nedense oynayamaz. Bari Mapeza gibi sevimli olsaydı manda yiyicisi.

Geçen yıl forvetteki rotasyon, etkili olmuş, bütün golcüler 11 er golle bitirmişlerdi sezonu. Bizim kansız da 11 gol attı yani. Hakan Şükür bırakabilirdi artık. 30 santimlik Kongo'lu alıştığı ligimizde ağları sallayacaktı bundan böyle. Sezon başladı, ha bugün ha bundan sonraki maç bekledik patlamasını. O patlamadı ama bizler çatladık.

Tırıs bir koşu stili var. Dünya umurunda değil, maçın skoru ne olursa olsun hızını ne artırıyor, ne yavaşlatıyor. Ben depar attığını görmedim. O tekme atsa boğayı devirecek baldırlar, bir şut çekiminde yırtılıyor. Belki bu yüzden hızlı koşmuyor yaratık. Koşsa daha koşarken sakatlanacak. Kim bulmuş getirmiş diye soracağım ama gereksiz, kim olacak Adnan Sezgin haini. Sözleşmesini uzatmışlar apar topar. Kimse farkına varamasın diye çok gol atar atmaz vermişler parayı Kongo'ya. Yanlış yazıyor olabilirim Oerfa diye bir futbolcumuz vardı, zenci, Mustafa Denizli zamanında. Hatırlayan varsa mukayese etsinler bundan daha iyiydi.

Topu iyi saklıyormuş. Meziyete bak, niye saklıyorsun topu kardeşim. Topu saklamak iyi bir şeyse Messi'yi kovmak lazım, topu devamlı ortaya çıkarıyor çünkü. Lincoln'ün gözden düşmesinin baş sorumlusu da bu Nonda'dır. Hamburg maçında al da at dediği pozisyonu atsa çeyrek finaldeydik.

Ben Nonda oynayacaksa takımın 10 kişi oynamasına razıyım. Onu seyretmek zorunda kaldığım için futbolu sevdiğime lanet ediyorum. 2 yıldır burada daha sırtında Nonda yazılı bir formalı görmedim. Nonda; Defol git futboldan soğuttun bizi. Ruhsuz, kansız, sevimsiz herif.

23 Kas 2008

Futbola Lanet Ettirenler; Sabani Nonda


Taraftar bu sene bağırıyor, 35. santim uzunluk var onda diye. 3 gram beyin olsa, 10 paralık yürek olsa keşke. Eşektede uzunluk var fazlasıyla, sırtından odun eksik olmaz. Ben bu adamdan oynadığı ilk maçta aşşağılık bir şekilde ofsaytta beklerken nefret ettim. Sonra da yakın takibe aldım. Geçen yıl ki Fener maçındaki beleş golünün dışında hiç bir olumlu şeyini hatırlamıyorum. Galatasaray'ı hiç bir maçta ipten almadı. Hakan Şükür tek bacağını bağlasa bundan iyi oynar.




Bu adam nasıl olurda Şampiyonlar Ligi finalinde oynamış akıl alır gibi değil. Cihan Haspolatlı iptal olduktan sonra takımda sevmediğim futbolcu kalmadı diye sevinmiştim. Hepsini beşe katladı aşağılık ruhsuz herif. Stada bobma düşse kafasını çevirip bakmaz. Oyuna sonradan giriyorsun kahpe, hayvan gibi besleniyorsun, ayı gibi güçlüsün bir koş, bir gol at, bir kere maç çevir. Hasan Kabze şampiyonluk verdi, Aydın Yılmaz sonradan girip gol attı Konya'da, şampiyonluk geldi. Bir koş, çabala. Kulubedeyken bakın Galatasaray gol atsın en ufak bir tepkisi yok. Maçta konuşma, yok, motivasyon sıfır, garanti para cepte. Bunlar memleketlerınde bizden tokatladıkları paralarla garibanlara yardım ediyorlar. Sıkıysa etmesin bakalım oraların mafyaları ülkeye sokacaklarmı. Burda kazanmıyomusun sen lan parayı, burdaki garibana yardım etsene. Hagi, Simoviç, Floryada herkese kıyak yaparlardı. Kolpadan iyi adam görüntüsü.

Galatasaray'da zenciye karşıyım ben yıllardır. Irkçılıksa ırkçılık, bizde zenci oynayamıyor. Denizli zamanında Oerfa diya bir kazma gelmişti. Denizli beni her halde kandırdılar diye beyanat vermişti. O gün bu gündür kıllanırım zencilerden. Bir birlerine benziyorlar, acaba bu Nonda çakma olmasın.

Topu iyi saklıyormuş, niye saklıyorsunki topu. Sanki topu saklamak iyi bir şey. Topu büyük takım oyuncusu ortaya çıkarır. Ne yapar yapar karşı takım kalesinin çerçevesinin içine bırakır. Bu Nonda'ya güvenipte hesap yapan varsa onlara da yazık olacak. Nonda'yı beğenen taraftar varsa razıyım onlarla aram açılsın. Büyük konuşuyorum bu saatten sonra Nonda'nın atacağı gole kılımı kıpırtmam, lanet olsun.

4 Eki 2008

Futbola Lanet Ettirenler; Feti Okuroğlu


Falco ve Stump vatani görevlerini yerine getirip, Galatasaray tarihinde yerini alıp terhis olduktan sonra büyük bir şamatayla takıma katıldı. Bursaspordan transferi olay olmuştu. Ali Sami Yen stadına helikopterle indirdiklerinde hepimiz iddialara girmeye başlamıştık. Kalede Steuce ve yedeği Nezihi idi. Ve Galatasaray bu sene toplamda 10 gol yemezdi. Ne de olsa Şampiyon takımın devamıydı.

Saftig Hocamızdı, Feti'nin geldiği sene 38 gol yiyerek ve sezonu 3. bitirerek kapadık. Olsundu ilk sene Feti'nin uyum sorunu vardı inşallah bu sene gösterecekti Falco'luğunu. Topu her pozisyonda taca atma becerisi vardı. Bülent kaptan'la müthiş uyum içersinde geçirdiler sezonu!. 8 defa yenildiler. Bu arada Saftig kovulmuş, Skibbe gelene kadar adı anılmaz olmuştu. Ulubatlı Souness'in başında olduğu takımın Feti'li defansı 24 puan geride yine 38 gol yiyerek taraftara kan kusturarak kapamıştı sezonu. Fenerbahçe stadına dikilen bayrakla ölümsüzleşti sezon. Feti kazmasıyla sorunumuz gittikçe büyümekteydi. Top geçer adam geçmez baltalı ilah bizi futbılu sevdiğimize bin pişman edenler ekibinin vazgeçilmez topçusu olacaktı.

Galatasaray için muhteşem yılların başı, Feti için felaket olacaktı. Fatih Terim'in teslim aldığı takımın defansında ilk sene 13 ikinci sene 4 maç oynayabilecek ve aramızadan ayrılacaktı. Hatırlamyanlar için söyleyelim İsmail Güldüren'in daha beteri, Can Arat'ın daha sakarı, Gökhan Zan'ın sakatlanmayanı, Servet'in Fenerbahçe'deki kazmalığı, Cihan'ın futbolu bilmeyeni, taraftarın baş çelişkisiydi.

Şimdi nerde bilinmez, ne kademede olursa olsun eğer futbolun hala içindeyse biz kurtulduk, kurtulamayanlara gök tanrıdan sabır dilerim. Bizden ayrıldığı güne bin şükür olsun.

20 Tem 2008

Futbola Lanet Ettirenler; Hasan Vezir


Şu Ergun Gürsoy'un iyiliğinden çok zararı olmuştur Galatasaray'a. Laz olmasından, Trabzonlu olmasından dolayı aldı(rd)ığı, ne moloz futbolcular başımıza bela olmuştur. Bunlardan biri Rize'li Hasan Vezir'dir. Bu futbolcuyu Galatasaray'a almak üzereyken karaktersiz, şerefsiz Fener'e kaçmış oh ne iyi yapmıştır. Ali Sami Yen'de 3-0 galip bitirdiğimiz ilk yarıdan sonra 4-3 yenildiğimiz meşhur Dürüllü'lü maçı vardır. Bu maçta bize 3 gol atan Hasan'ı sezon sonu yeniden tekneyle kaçırmış, bokunda boncuk bulmuş Galatasaray formasını sonunda giydirmiş, oynadığı iki sezon boyunca futbolsever olduğumuza lanet ettirmiştir.

Hiç unutmam, İnönü stadında numaralı tribün, alt bölümünde tam kulubenin arkasındaydım bir Fener maçında. İlk yarıyı 1-0 yenik kapadık, kulubenin yanında Mustafa Denizli dikiliyordu. Çıkar şu Hasan'ı al Prekazi'yi dedim. İkinci yarı dediğimi yaptı, 4-1 galip geldik.

Eskiden böyle bir adet vardı. Sana kim gol atarsa transfer ediyordun. Kimi transfer etsek diye bir dert yoktu yani. Aç önceki sezon neticelerini, kime yenildin, kim gol attı. Bas parayı al. Bu Hasan Vezir, en nefret ettiğim futbolculardan biriydi. Geldiği sezon Galatasaray tarihinin en lanet, en iğrendiğim, en kötü hocası Sigi Held vardı. Ve o sezon maça gitmemiştim. Bu iki lanet adam yüzünden, Galatasaray'ı seyretmedim. Şu an yazarken bile midem bulandı. Ne şanslı Galatasaray'lılarsınız, tek bir kötü futbolcu seyretmiyorsunuz. Biz neler çektik bayrağı bu günlere getirene kadar.

16 Tem 2008

Futbola Lanet Ettirenler; Titrek İsmail


Bize bizden öncekiler Şampiyon takım emanet etmişlerdi. Bizler Dolmabahçe Stadı yeni açık tribüne Orhan Abinin emrine girdiğimiz sezon Galatasaray Şampiyondu. Bizlerin de bizden sonrakilere Şampiyon takım bırakabilmek için neler çektiğimizi yeni nesil nereden bilecek biz aktarmasak. Ne futbolcular seyrettik, futbola lanet ettik ama bir an için terketmedi sevdamız bizi. Şimdilerde sizler Nevizade'den, Meşale'den kafalar kıyak cepte kombine kapalıya takılıyorsanız o uzun yıllar Şampiyon olamayan takımın tribünlerini terketmeyenlere bir kez daha saygı duyun bakalım.

İsmail Demiriz yani Titrek İsmail'in Türk Futbolu ve Galatasaray'ın kaderini değiştiren futbolcu olduğunu söylesem inanmazsınız. Galatasaray'ın Sami Yendeki gelmiş geçmiş en unutulmaz maçı hangisi diye sorsam hepiniz Neushatel Xamax maçı der. Doğrudur peki maçın en önemli futbolcusu kimdi. Hadi lan Tanju'ymuş, Uğur'muş. Kırk sene düşünseniz bulamazsınız. İsviçre'li spikerin ''50.000 işsize bizi boğdurdular'' dediği maçın kahramanını. Eskilerden Çetin Abinize sorun tak diye bilir. İşte o maçın en büyük ve unutamadığım futbolcusu 10 sene Galatasaray sağbekinde 250 lig maçı titremiş, seyrettiğimiz futbola lanet ettirmiş en kötü Galatasaray 11 inin değişmez sağbekidir.

3-0 yenildiğimiz o büyük maçın ilk yarısı 1-0 kapandı. İkinci yarı ortalarına doğru Titrek İsmail sakatlandı, yerine Küçük Savaş girdi. Girer girmez titreyen takım İsviçre takımının üstüne cehennem gibi çöktü. Arka arkaya atılan 4 golle gelen büyük geri dönüş o yıl Şampiyon Kulüpler kupasında bir daha asla görülemeyen yarı final maçı seyrettirdi Galatasaray'lılara. Özellikle bendenize, ilk defa yurt dışında Galatasaray'ı seyrettiğim, Hagi'li Steau Bukarest maçını.

250 lig maçı oynayıp 7 gol atmak ne demek acaba. İnsan kalede oynasa o kadar gol atar ya. Tamam sağ bekler kazma olur(Uğur Uçar'ı saymazsak) da İsmail kadar da olmaz. Yeni nesil anlasın diye futbolcu ölçü birimimiz var ya bizim. O ölçüye göre Cihan Haspolatlı, Titrek İsmail'in yanında Cafu'ydu. Her ne kadar kendisi de az daha kovdurmasak futbolu sevdiğimize pişman ettiriyor olsaydı da.

13 Tem 2008

Futbola Lanet Ettirenler; Ahmet Ceyhan


Çaycı Ahmet, 1982 yılında Galatasaray'a gelmiş, 6 sezon aralıksız sol bek mevkiinde 119 lig maçına çıkmış, hiç gol atamayarak, geriye olumlu hiç bir anı bırakmadan aramızdan ayrılmıştır. 8 yıl üst üste şampiyon olamayan takımda, gelmiş geçmiş en kötü 11 in bankosu olarak yer almış, bayrağı 14 seneye taşıtarak Futboldan nefret etmemizi sağlamış, rezil bir kariyerle futbol hayatını bitimlemiştir. Son senesinde mucizevi bir şampiyonluk yaşamış, kendisinden belki de öyle kurtulmuştuk.

Yeniler az çok tahmin etsinler diye yazıyorum, Orhan Ak, Çaycı Ahmetle kıyaslama yapılırsa Roberto Carlos'dur. Kimbilir kaç maç, takım ikinci yarıya skor tabelası tarafına hücum yaparken kapalı alta inmişimdir. Durum genelde bizim aleyhimize olduğundan benim gibi düşünen, aktif, karar verici taraftar ikinci yarıda daha yoğun küfür etmek için alt kata inerdi.

Eskiler hatırlasın diye yazıyorum, daha ayağına top gelmeden mutlaka her maç birileri (çoğu zaman ben, Çetin, Murat) ''Çaycııııııı Allah belanı versiiiiiiiin'' diye bağırırdı. Iska geçer, orta yapamaz, çalım hak getire, tip bok getire zayıflıktan zafiyet geçiriyor. Taç atarken topu elinden düşürür, korner atarken kendi düşerdi. Her sezon bu son olsun bırakır gider diye totemlere yatırtarak anamızdan doğduğumuza( Galatasaraylı olduğumuza değil) pişman ettirmiş, Allahtan tek gol bile atamamış(atsa muhtemelen büyük bir maça denk gelirdi bu balla, bizde iyi bir şeyini hatırlamış ve bu yazıyı yazamamış olurduk) lanetli takımın son sol beki olmuştur.

Sıska çelimsiz bacaklarıyla çok zor çalım yerdi, yalnız efendiydi,( enteresan kötü futbolcular, haddini biliyorlar bari dürüst olalım, pislik yapmayalım dikkat çekmeyelim mantığı içindeler galiba, böyleleri uzun kalabiliyor) Ayhan Akbil gibi hem kötü hem pislikte olabilirdi. Halimize şükredelim di.

Öner Kılıç'la birlikte şu anki Ulusal Takım CEO sunun has arkadaşıydı. Bu jenerasyonu futbolun gök tanrısı, artık nerde bir günah işlemişsek bize çocukluğumuzu, bu takımı seyrederek geçirme cezası kesmişti. Neredeyse delikanlılık bile heder olacaktı, Eskişehirspor maçında Simoviç çataldan bir top alıpta Çaycıya, Şampiyonluk kupası elletmeseydi. O uğursuz futbolunu oynamaya devam edecek, Semih Yuvakuran belki de hiç gelmeyecekti.

Kulakların çınlasın Çaycı Ahmet, ettiğim küfürler için beni affet. Yoğun Galatasaray'lılıktandı, sinirdendi ağzımızdan çıkan kem sözler.