bülent yavuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bülent yavuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ara 2008

Eski Tüfek Derki; Peruk Düşer Kel Görünür


Erol Büyükburç gibi bir adam bu. Ağaran peruğuna rağmen hala itidal kazanamadı. Bir şeyler yazıp konuşuyor, hiç bir denetime takılmıyor. Denetim derken peruğun altındakinin denetiminden bahsediyorum. İnsanın en önemli denetimi orada çünkü.

Küfürü severim, hakkını verip yapanı da. Ama edilen adamın da önemi büyüktür, edenin vurgusu kadar. Küfürün estetiği çok önemlidir. mesela hakkını vererek söylenen "uleeyn!" bile değme küfürden estetik gelir kulağa. Hakaret değildir zaman zaman. Uyarıdır, sitemdir, cuk oturmasıdır düşünülenin.

Şahane bir maç izledim Cumartesi. Sonra bu adamları düşündüm. Eleştiri bab'ından bir küfür dizgesi sıraladım.

Raul orta sahada yapılan bir faul ile eli ile sarı kart işereti yaptı. Sahanın onca güzelinden bir güzel hakem vardı. Dönüpte bakmadı bile. Vay! dedim "Anuna koyiiim" bizi kandırıyor bu ibneler. Öyle ya "basacaktı sarıyı", öyle öğretmişlerdi bize bu "ibiş"ler. Ama adamda tık yok. "Ulan" dedim kendi kendime, "El Clasico'daFİFA kurallarına yamuk ha?" Sonra da düşündüm lan bu Raul çıkarsa lezzet nerede kalacak. Bu herifi seyretmek isteyen gözlere ne olacak? Neyse, Real'in kalecisi sinirleniyor kale içinde bin türlü küfür bela okuyor korner atılırken hakeme. Kafamda oynatıyorum,ileri geri sarıyorum. Hakem umursamıyor bile. Ne olacak şimdi. İyi ki Uğurcuum yok orada. Sarsak ileri geri 30 sarı 10 kırmizi var. Bir sürü kelam, bir sürü bela küfür.
Sahada herkes oynuyor, herkes harika futbolcu. Ama bir Puyol var ki bayılıyorum ona. Sonra Filipescu aklıma geliyor, adamın anasını bellediler. Ne hayvanlığı ne vahşiliği kaldı kovdular buralardan. Ulan diyorum Puyol "Edirne'den bu tarafa gelen Puyol'un anuna koyayım". Öyle ya rastlarsın bir yüzbaşı eskisine ya da çavuş bozuntusuna ömrünü çürütürsün. Vay anasıni be! İspanya'da Barcelona gibi takımın yıkılmaz kalesi olacaksın. Burada olsan maymun!

Nerede yaşıyoruz biz yav?

Bay Bülent neymiş? Korteks önemli imiş...

İlkel beyin herkeste var çünkü. Ta "homo-sapiens" ten bu güne. Ama korteks?...

Çetin

14 Ara 2008

Bu Pezevenk Eski Hakemler, Cim Bom Bom'dan Ne İster




Nazmi abi izninle bir kaç kirli çamaşırını hatırlatıyorum bizlere. galatasaray sözlükteki yazımdan alıntıdır."kirli çamaşırlarını çıkarıp çıkarıp kompozisyon yapacağım gıcık kaptığım bir iddiaya göre 12 eylül dayakçı yüzbaşısı. ancak bu dayak işiyli ilgili alıntı'yı en sona koyacağız. önce bir maça götürüyorum sizi.
14 nisan 2002 beşiktaş - fenerbahçe macına. kendisi o dönem mhk başkanı. atadığı hakem bilin bakalım kim? muhittin boşat...
yani 21 eylül 2003 galatasaray- fenerbahçe macının hakemi. önce maç içi detaylar sonra bir iki gün sonra yaptığı açıklama ve en sonunda 12 eylül meselesi.---alinti---beşiktaş'a mutlaka galibiyet gerekiyordu... sezonun son derbisinde fenerbahçe, 35. dakikada ali eren'in kırmızı kart görmesiyle, 10 kişi kalan beşiktaş karşısında zor deplasmandan 3 puanla ayrılırken, hem şampiyonlar ligi'ne katılmakta büyük avantaj yakaladı, hem de olası puan eşitliğinde üstünlük sağladı. maçın dönüm noktası sayılacak dakikada, muhittin boşat doğrudan kırmızı kartını çıkarırken, daum'un tüm oyun planları altüst oldu. maçın sonlarında hakemin kırmızı kart hastalığı yine depreşti ve boşat fenerbahçe'den ümit özat ve ceyhun'a, beşiktaş'tan da ilhan'a çıkararak, derbiyi 4 kırmızı kartla tamamladı.---alinti---35'te beşiktaş doğrudan kırmızı kartla 10 kişi... 45'te gol, 53'te gol. operasyon tamamlanınca eyyam devreye girer. ümit özat çift sarıdan kırmızı. sonlara doğru iki kişi daha atılıyor iki takımdan da... işin acıklı yanı bu hakem daha sonra

21 eylül 2003'te galatasaray-fenerbahçe maçına atanıyor. hem de şu açıklamalardan sonra:---alinti---merkez hakem komitesi -mhk- başkanı bülent yavuz, fenerbahçe kulübü başkanı aziz yıldırım'ın kendisini aradığını doğruladı. beşiktaş kulübü başkanı serdar bilgili'nin "yıldırım, mhk başkanı'nı tehdit etti" iddiasıyla ilgili açıklamada bulunan yavuz, "yıldırım, perşembe günkü telefon görüşmemizde, beşiktaş maçından dolayı tereddüt ve kaygılarının olduğunu söyledi. ben de hiçbir kaygı duymamasını ona ilettim" diye konuştu. yavuz, yıldırım ile aralarında geçen konuşmayı, görev anlayışı gereği, federasyon başkanı ulusoy'a aktardığını söyledi.---alinti---

eh aziz'in kaygı duymamasına gerek kalmamış hakikaten de. şu da 12 eylül muhabbeti. cem dizdar canlı yayında söylemiş vaktiyle.---alinti---kendisinin hiçbir suç işlemediği halde polis ve askerden korktuğunu söyleyen dizdar, bülent yavuz'a dönüp "hocam 28 yıl önce samsun'da görevliydiniz. -bülent yavuz o dönem hakemliğe başlamamıştı ve yüzbaşı rütbesiyle samsun'da bölük komutanıydı.- 12 eylül dönemiydi. ben de solcularla beraber içeri alınmış ve sizinle karşılaşmıştım. saçlarım sıfıra vurulmuş halde karşınıza çıkardılar beni, siz de kroşe mi, direkt mi şimdi tam hatırlayamadığım bir vuruş şekli ile burnuma patlatmıştınız. burnum kanamıştı ve bayılmış numarası yapmıştım. 15 gün sonra suçsuz bulunup içeriden çıkartılmıştım" dedi. bülent yavuz olayı hatırlamadığını söylerken dizdar, "çok önemli değil ben hatırlıyorum" dedi.---alinti--

-daha çok kirli çamaşırını bulacağım bülent..."saygılar selamlar.
Onur tarafından MAHALLE TAKIMI bloguna 14 Aralık 2008 Pazar tarihinde gönderildi.

Taraftarı bir kızarsa analarını........Nerde bir halk düşmanı varsa teşhir ve tecrit edelim arkadaşlar.




Onur Kardeşe sevgilerimle.

Gel de Küfür Etme


Galatasaray 3-1 kazandı ama hakem Halis Özkahya’nın önemli hataları vardı. Bunlar müsabakaya yansısaydı; skor daha değişik olabilirdi. İşte hakemin önemli hataları:1- Baros kendini ceza alanı içinde bırakıyor, bir de penaltı bekliyor. Penaltı yok ama Baros’un sarı kart alması gerekirdi. 2- Sahanın orkestra şefi Lincoln’ün, ikinci gol pasını verirken net bir şekilde ofsaytta olduğu görülüyor. Hakem oyna dedi, Baros ikinci golü attı. 3- Barış kendi ceza alanı içinde topa eliyle oynadı, hakem yakın olmasına rağmen penaltıyı veremedi. 4- Arda sarı kart almaktan kurtardı. Baros, sarı kart aldı ama kırmızı karttan kurtardı. Daha önce iki tane sarı kart alması gerekirdi. 5- Kaleci De Sanctis, rakip oyuncuya resmen vurdu, hakem bunu da görmedi veya görmemezliğe geldi.

Eski hakem başkanı Bülent Yavuz olanca kinini böyle kusmuş. Ona göre Baros 3 sarı kart almalıydı. Yani 1.5 kırmızı. İlk sarıyı alsa muhtemelen ikincisini de alırdı nasıl olsa. Küfür etmeyelim diyoruz, ne yapalım peki. Adam bizim anamıza küfür etse daha iyi. Hiç olmazsa delikanlıymış, mertmiş diyeceğiz. Resmen Galatasaray'a küfür ediyor dallama. Bu ne sadistliktir, bu ne halk düşmanlığıdır yazacağız ama yazdık önceleri. Bunları böyle kabul edeceğiz artık. Bu şerefsizlere yapılacak en büyük eziyet, maçları evire çevire kazanmaktır.

Böyle giderse bu sezon be güruhtan kuduranları bekliyorum. Nasıl dayanıyorlar anlamıyorum. Santciz'i demek Bülent Yavuz oyundan atarmış. Vay be bu adamların kakem olduğu maçlarda oynandı bu ülkede. Belki de uzun yıllar şampiyon olamadığımızın sebeplerindendi hakemler. Biz o zaman hiç kötü gözle bakmazdık. Ne mutlu bana ki bu adam hakkında arşivimizde kayıt var. Bize düşen Galatasaray'a nerde kim saldırırsa onu bulup teşhir ve tecrit ettirmektir. Bu bizim manevi, Galatasaray'lılık görevimizdir. Bu görevi bize kimse vermedi, biz kendimiz durumdan vazife çıkardık. Tiksiniyorum lan senden Bülent Yavuz.

17 Mar 2008

adam Sandıklarımız; Bülent Yavuz



Saçını boyamış eski hakem ve de eski Hakem Kurulu Başkanı. Bu arkadaşı bir halt zannettiğimizden değil ama vakti zamanında birileri bir halt sanıp Türk Hakemliğini emanet etmişler. Kendi saçına bile sahtekarlık yapan adam kuruma neler yapar. Belkide Türk Hakemliğinin itin götünde olmasının bir numaralı sorumlusudur. Hakemken birilerinin takdirini kazanarak Hakem Kuruluna başkan olmuş, orada da görevini çok iyi yapmış mükafat olarak televizyon yorumculuğuna atanmış eski albayımız.


Bir Beşiktaş maçı yorumlarken '' Bu Beşiktaş Chelsa'yı Chelsa'da yenmedi mi'' şeklinde bir soru sorarak cehaletini tescil ettirmiştir bizlere. Yine bir sirk görünümlü programda, Önce: "biz burada hakemlerin yanlışlarını söyleyecegiz ki bir daha yapmasınlar" diyen, beş dakika sonra ise "ben hakemlere seminerlerde ne derdim bilir misiniz? televizyon yorumcularini dinleyip mac yönetenlere bir daha maç vermem derdim.. peeh hey gidi.." şeklinde bir çıkış yapıp kendisiyle çelişen şahsiyet. Bunun üzerine spor yazarı görünümlü bir başka değerli şahsiyetin kendisine: "o zaman ne konuşuyorsunuz sizi de dinlemesinler" şeklinde ayar vermesinin ardından bir kaç dakika kendine gelememis, "hey gidi" derken havaya kaldırmış olduğu eli bir süre havada asılı kalmış, neden sonra kendine gelip "bakin çok yanlış şeyler konuşuyoruz" diyerek durumu kurtarmaya çalışmış kurtaramamış kilitlenmiştir. Hey gidi günler hey lafını daha çok kullanacaktır kendisi.