Kafayı yedi sanmayın sakın çocuklar, bi dinleyin. Biliyorum bir çoğunuz bu kadar da nankör olunur mu? diyeceksiniz. Biliyorum çoğunuz bu saydığım futbolcuları, efsaneler düzüp koşacak kadar seversiniz. Kusuruma bakmazsanız devam edeceğim.
Olimpiyat Stadındaki şampiyonlar ligi finalini seyrettim. Kewell ve Baros, ikinci takımım Liverpool'un forvetiydi. Ne oluyo lan demeye kalmadı, Milan çullandı, hezimet yanı başımızdaydı. Geriye düşen final takımından ilk çıkarılan, gol atması beklenen Kewell'di. O maç Kewell çıktı diye geri döndürüldü demiyorum elbet. Ben ilk kez orada tanıdım Kewell'i. Halbu ki daha önce bizim yarı final maçlarında oynamış, ve ben futbol cahilinin dikkatini çekmemişti.
Galatasaray öyle böyle şampiyon olmuştu. Kırık dökük, hocasız takım Şampiyon olunca, devamı gelsin diye olacak, Hakan Şükür'e yeter denip, Kewell ve Baros transfer edildi. Finali seyretmiş bendeniz, finali kazanmış takımın forvetinin Ali Sami Yen'e çıkacak olmasına inanamamış, etrafındakilere büyük konuşmakta gecikmemişti.. Galatasaray kalecisiz bile oynasa her maç galip gelecekti. Gerçi Baros yine de beni yanıltmamış, gol kralı bile olmuştu. Ne de olsa, zaten kraldı, ne var ki kral olduğu takımın ambarına fare girmişti. ligi sonuncu bitirdi ( benim için lig, Fenerbahçe, Beşiktaş ve yanında mutlaka dereceye oynayan, form tutmuş bir Anadolu Takımından ibaretti)
Sonraki sene daha bir vahimdi, koskoca Reykart'la başlanmış, Baros'a servis için üstüne Elano alınmıştı. Hakkını yemeyelim, sakatlanmıştı, iyileştiğinde ise her şey çok geçti. Büyük bir golcüydü, itirazım sıfır, ancak sakattı, işi bitmişti. Pislikti, hakemlere yardımcı olmuyordu, ofsayttan çıkamıyordu, her topu eliyle kontrol ediyor, sarı karttan kaç kere maç cezası almıştı. Dibe gidiş devam ediyor, takımın bir kez daha sonuncu olmasına engel olamıyordu.
Bu seneyi saymıyorum, kepazeliğin bini bin paraydı. İyileşecek diye doktor yolu bekledik, ha şimdi atacak diye maç saydık, aldığı sarı kartlarını sayamadık, 3 hoca eskiten takım tarihinin en büyük dibini yaptı.
Kewell; unutulmaz goller attı evet, biz de bağırdık, bizde sevindik. Ne güzel yakışıyordu Galatasaray forması. Şampiyon takıma gelmiş, 3 sene kalmış, Galatasaray'ı berbat eden futbolcuların halayını çekerek aramızdan ayrılmıştı. O da arkadaşı Baros gibi sakattı. Ve biz yeteri kadar sakat futbolcu seyrediyor, bünyemizde barındırıyorduk. Üstelik Kewell'in gönderilmesini engelleyebilmiş, Keita'nın gidişine mani olamamıştık.
Neill geçen sezonun ortasında takıma dahil olduğunda liderdik. Olası ikinci UEFA kupası yollarımız açıktı. Belki Servet'in daha az gol yedirmesine engel olsun diye transfer edilmişti. Geldiği bir kaç maç harbiden iyi oynadı. Belki kazma Servet'e baka baka kararmıştı kimbilir? hiç bir kafa topunu alamıyordu, ileriye çıktığında dolu dönemiyordu, oynadığı, 1.5 sezon boyunca benim hatıralarımda çok kötü izler bırakarak dış hatlar terminaline yollanıyordu.
Yılan, Akrep, Çakal ormanda gezintiye çıkmışlardı, Kamplumbağaya sende gel dediler. Hava dönmüş, gök gürültüsü, şimşek, fırtına kasırga kıyamet kopmak üzereymiş. Yılan; ''beyler ben bir şimşek daha çakarsa şu kayanın dibine kıvrılıp kendimi kurtarırım'' demiş. Akrep; ''benim için sorun yok, ben şradaki ağacın kovuğuna girer yırtarım'' Çakal; ''valla ben bekleyecek durumda değilim,ilerde bir kümes var oraya sığınacağım'' Kamplumbağaya sormuşlar, '' sen ne yapacaksın''
Kaplumbağa;'' ben de sizi adam sanmış, yola çıkmıştım''
Evet Galatasaray forması şampiyonluk dışındaki derecelere razı olanlar için uygun bir forma değildir. Ben de sizi bi bok sanmıştım çocuklar, Kewell, Baros, Neill siz ufak ufak uzayın, ben buradayım, fırtınalarla cebelleşeceğim.
kewell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kewell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Haz 2011
25 Mar 2009
Sıranı Bekle Kewell

Kurtuldum sanma Harry Kewell. Lincoln'ün defterini dürenler seni sağ bırakacaklar öyle mi? Başınıza kimin geldiğini öğrenemediniz daha demek. Meira erken uzadı, adamı hiç sevmediğimden eğrisi doğrusuna geldi de sesimi çıkarmadım. Ama şimdi eminimki Meira, Popescu'luk yapsaydı yine gazaba uğrayacaktı. Misal Linderoth iyi ki sakat oyanayamıyor, oynasa bile Mehmet Topal iyileşsin, Hasan Şaş biraz kilo versin, Linderoth'un kellesini alırlar.
Sıkı durun belki sıradaki maç, olmadı Fenerbahçe maçından sonra kaleye Orkun geçmesin, ben Galatasaray'ı tanımıyorum diye yazı yazacağım. Ümit Karan, bara gitmeye ara versin, bir iki gol atsın, Baros'a pas vermesinler o da atamasın bir kaç maç bakın armayı öpen Baros'un başına ne işler gelecek. İnanmayan Hıncal Uluç'un yazılarını okusunlar. Hakan Şükür'ün tek bacağı bile etmeyen Baros'u Bülent Korkmaz değil, feriştahı gelse kurtaramaz.
Hocası kimdi, Fatih Terim; Onun için tek mecburi eğitim sistemi vardı. Biat edecek, körü körüne takıma, armaya değil de hocaya bağlı kalacak futbolcularla beraber olmak. Tugay olsan ne yazar, Tolunay Kafkas'ı oynatırım, Tugay'da delikanlıdır kaçar gider kurtulurum. Felsefe budur, Fatih Terim taklidi yapılacak. Yap da kardeşim önce bir Fatih Terim'in çırağı ol, sonra taklidini yaparsın, ne öğrenmişsen onu uygularsın. Fatih Hoca ıslık çalmasını bilmiyor galiba, onun yüz, göz mimikleri var futbolcularla iletişim için. Türkler Kızılderili derlerde düşünürdüm, yakında dumanla anlaşan hoca görürsem şaşırmayacağım. Kardeşlerim, diliniz, Türkçeniz yokmu sizin, ne konuşuyorsunuz dili dışarda futbolcularla oyun esnasında. İyi kötü bende top oynadım, top oynarken aklına hiç bir şey gelmez adamın.
Lincoln daha uzun süre meşgul edecek forumları, yorumları. Ricam olacak bu konuda sevgili Galatasaray taraftarından, sevmeyin tamam, gitti diye de sevinin ama küfür etmeyin futbolcuya. Heleki bu yazıdır, kalıyor, silinmiyor, ısrarla küfür yazacaklar beni okumasın.
Şimdi gelelim Harry Kewell'a. Taraftarlar, hele Lincoln'den sonra ona bağlılığının en büyük gösterisine hazırlanacaklar. Şu an kimse Kewell'dan şikayetçi değil. Çünkü henüz Kewell ben Galatasaray'dan büyüğüm diye bir bok yemedi şımarık Lincoln gibi! Bülent Korkmaz'a şaşırıyor, Eskişehir maçında, takım mağlup, rakip 10 kişiyken sahadan çıkarken. O şaşırırken, bizde şaşırıyoruz. Şaşırmak gerçeğe açılan bir kapıdır. Şaşırmayan insanlara şaşırırım ben. Alberto Aynştayn'ın ağzı bir karış açık şaşıran resmi gelir gözümün önüne şaşırmayan birini gördüğümde. Fatih Terim Milan'a giderken şaşırmamıştı, gelirken de. 6-0 yenildiğimiz maçtan sonra ''olur böyle şeyler futbolda'' demiş şaşırmamıştı. 100 senede bir oluyordu oysa.
Bülent Korkmaz, Galatasaray'a hoca olduğuna şaşırmamış, beni şaşırtmıştı. Kewell oyundan çıkarken şaşırmış, hoca şaşırmamıştı. Ya o da Lincoln gibi ''koç delimisin beni çıkarıp Mehmet Güven'i oyuna alıyorsun'' deseydi, yani Kewell'de tıpkı Galatasaray disiplinine muhalefet etseydi. Bu sütunlarda şimdi Lincoln'le beraber Oz Büyücüsü'de ana avrat küfür yiyecekti. Kimse Galatasaray'dan büyük olamaz, Adnan Polat ve Bülent Korkmaz'dan başka tabi.
Biz mi, biz kimiz ki, çapulcuyuz hepimiz. İlkeli ve gönüllü bir birlikteliğin içindeyiz. her ne kadar bazen Galatasaray'lı ilkelerini rencide etsekte adımız taraftar, Galatasaray'lıyız. Böyle derken, yazarken bile tüylerimiz diken diken oluyor. Bizde bu sevda varken, tepemize çöreklenmiş kara bulutlar dağılmaz. Saat kaç demekle, Kadıköy finalinden bilet almakla büyük başkan olunmuyor.
Bu günlerde Milli maç heyecanı var. Lafta heyecan, ben ne zaman gittiler, maç ne zaman, saat kaçta, hangi kanal veriyor, kimler oynayacak biliyorsam şerefsizim. Futbola eski çocukluk alışkanlığımız yüzünden katlanıyorum. Futbol şimdiki gibi olsa ve ben şimdiki bilincimde olsam stadyumun yanından geçmem. Diyorlar ki, stadyumlar dolmuyor, niye dolsun kardeşim. Bu kadar kirlenmiş oyunu bu kadar kirli insanlar oynuyor, temiz kalmak isteyenler daha ne kadar dayanacaklar.
Koskoca Galatasaray'da bir tek Arda ve nöbetçi Emre Aşık'tan başka sevdiğimiz futbolcu yok. Biz burada neyi tartışıyoruz. Biz ancak bu koşullarda Harry Kewell'ın Bülent Korkmaz'a bir el kol hareketi yapıpta atılacakmı travmasıyla maçları takip ederiz. Ya Arda'mı?, yok artık, Arda bu saatten sonra Başkan'ı saha içinde dövse bile atamazlar.
Canım çok sıkkın çocuklar, çooooook.
3 Tem 2008
Harry Kewell

Bu yazıyı okuyan aşağıdaki yazıyı mutlaka okusun. Ligler biter bitmez yazabildiğim kadarıyla transfer haberlerini yazdım. Yüzlerce futbolcu, antrenör Florya'ya demir attı. Kewell adını anan bile olmadı. Bu kadar yalancı, şerefsiz gazeteci tayfası şimdi ne yapacak. Utanmadan nasıl gazete çıkaracaklar. Yönetimede helal olsun, bu kadar salağı nasıl atlattılar. Ser verip sır vermediler. Büyük bir transfer gerçeleştirdiler.
Yalnız biz her zaman ki, Gamlı Baykuş'luğumuzu, suya gideni döven Nasreddin Hocalığımızı yapıp kıllanalım. Yabancı takımları pek izlemem o yüzden emin değilim. Ben emin olsam ne yazar Leeds'de, Liverpool'da kötü adamı bu kadar maça çıkarmazlar. Kesin iyidirde, sol tarafta oynuyormuş. Bizimde en banko kanadımız sol taraf. Balta, Yaman, Şaş, Turan, Elmas Kanije hattı mübarek hat.
Arda'nın başına bi iş gelmesin sakın. Ben bütün Avrupa futbolcuları dolsa Arda'yı değişmem. Doyamadık daha futboluna. Ne oynadı ki, Aslantepe'de yarı final maçına çıkarmadan göndermem.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

