adam sandıklarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adam sandıklarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Mar 2017
Adam Sandıklarımız; Ersan Çelik
Bitti sanmıştım yıllardır yazmıyordum. Biter mi tohumu 5 para etmeyenler? yulaf, arpa tohumu bile bunlardan azdır, hele konu Galatasaray ise çim kadar çoklar, ömrümüz biter bunlar bitmez.
Bıyıklıgiller familyasındandır. Tanburacı'nın Sakallısı. Fatih Terim birinin bıyığına küfür etmişti, sakallıya etti mi bilmiyorum, etmediyse büyük eksikliktir, yerine ben ediyorum.
Kaldı ki hepiniz bilirsiniz, Fatih Terim'i Parken'de, Popescu'nun penaltısından sonra yere oturup, zaferi tek başına sahiplenmesinden beri sevmem 10 larca saldırı yazısı yazdım, sanıyorum Sakallı'da sevmiyor, O sevmiyor diye ben sevecek değilim elbet çocuk gibi, zır cahil gibi. Yeri geldi safımızı da belirleyelim, Fatih Terim bir yerde gırtlağına çökse bu yaratığın bir yumruk da ben atarım.
Fatih Terim düşmanlığından ekmek yiyen az sayıdaki Galatasaray Şebeğidir. Ünal Aysal da kolpasını yutmuş Terim'i eleştirme şartıyla GS tv de yorum yapmasına göz yummuştur. Gerçi kimse izlememiş, dinlememiş kovulmuştur o ayrı.
Hangi kaba koyarsan o kabın şeklini alan sıvıdır, Rıdvan'ı sevmez (Biz de nefret ediyoruz o ayrı) deseler ki, NTV Spor'dan Rıdvan'ı kovup, seni alacağız, ağaçtan ağaca atlayarak, yere asfalta basmadan Ankara'ya kadar gidebilir.
Evinde mi, ofisinde mi bilmiyorum? Fonda Atatürk ve Türk Bayrağı yorum yapar, ne yalan söyleyeyim ben de takipçisiyim, bazen seyrederim, hatta yazdığım yazıları ona da tevcih ederim, bu yazı bitiminde takibi bırakacağım, muhtemelen o da beni takipten çıkaracak. Kısa videolarda sisteme muhalifmiş gibi bir şeyler zırvalar, çoğu da benden arakladığı şeyler.
Galatasaray'ın Bedri Baykam'ı gibi diyeceğim de, Bedri'yi kim adam yerine koyar ki. Hoş burada arkadaşımızın yazı konusu olacak kadar adamlığı var mı? ben de şüpheye düştüm de, tetiğe çektik bir kere. Bir satır yazdım mı, çöpe atmam, yayınlayacağım.
Nereden aklıma geldi? Dünden beri GS Divan'ına giydiriyor, biz de.
Ama biz aklı hür vicdanı hür Büyük Galatasaray Taraftarıyız. Sebebimiz başka. Bu işsiz duyumcu yorumcu Sakallı, aklı sıra konjonktüre haber yolluyor, bana da bir çanak ayarlayın diye. Hakan Şükür'ü atmaları lazımmış. Atmadıkları için Genç Galatasaray üyelerine sövüyor. Biz de sövdük, tarihimizin en kötü Başkan'ını ibra ettikleri için. Hakan Şükür'e saygılarından dolayı da alkışladık.
Ey Sakallı, ortam çakalı. Hakan Şükür'e Ramazan'da gol orucuna giriyor diye biz sövdük, antrenmanlardan sonra çocukları şizofren dergahlarına götürdüğünde biz deşifre ettik, siyasete girme diye biz yalvardık, girdiğinde tv yorumlarını protesto edip biz seyretmedik. Dortmund'da, Parken'de de biz ağladık, Elland Road'a gidemedik, alkol komasına da giren bizdik. Galatasaray efsanelerinden çıkarmaya cür'et edenlere de en büyük küfrü biz ediyoruz. Bu hakkı kendimizde fazlasıyla buluyoruz.
Biz polis değiliz, gardiyan değiliz, Tanju Çolak Mercedes çaldı hapse girdi diye Neushatel maçını, Monaco maçını yok mu sayalım. Feto'cuymuş, Feto'ya ilk duyduğundan beri küfür edenler parmak kaldırsın dense 1000 kişi çıkmayız bu ülkede. Sanki F16 ları Hakan Şükür kullandı, sanki bayrağın üstünde tepindi. Sanki Hakan Şükür Büyük Galatasaray taraftarını da kendi inançları yönünde maniple etti. İnşallah Feto'cudur, inşallah darbe girişiminde parmağı vardır, yakalanır ömür boyu yatar da hepimiz götümüze kına yakarız. Beter ol deriz, döneriz attığı golleri seyreder seyreder ağlarız.
Sakallı; Galatasaray Taraftarından sana ekmek çıkmaz. Takipçin artmaz, Ersan Tv reyting yapmaz. JOR'u kovdurmak prim yapsaydı, beni Bien TV spor müdürü yaparlardı, JOR'u,Yekta'yı, Umut'u, Aydın'ı, Olcan'ı kovdum 5 takipçi gelmedi. Fatih Terim'e saldırdım diye kaç Galatasaray Platformundan kovuldum. Sana da yedirecek değilim elbet. Şimdi hazır fırsat çıkmışken Hakan Şükür'ü bahane ederek, Galatasaray'a saldırırsam bir delik bulur bende çıkarım lağımdan diyorsan, yolun doğrudur. Lağım kanallarından birinde Galatasaray Maymunu olarak iş verebilirler. Keşke verseler, verseler de görsen nasıl bombardımana tutacağımı.
Galatasaray muhalefet partisi değildir, iktidar partilerinin can düşmanı olmuştur tarihi boyunca, Hakan Şükür bir Galatasaray efsanesidir, bir halk kahramanıdır, sayesinde kim bilir kaç çocuk zarı kırmızı zıbınlara sarılmış, ilk nefesleri Cim Bom Bom diye bağırttırılmıştır. Ne yazık ki 1 elin parmağı kadar da azdır.
Hakan Şükür'e saldıran Galatasaraylı, Cami Duvarına işer. Sakallı bir kademe daha ileriye gitmiş, biz de ADAM sanmıştık kendisini.
1 Haz 2011
Adam Sandıklarımız; Kewell, Baros, Neill
Kafayı yedi sanmayın sakın çocuklar, bi dinleyin. Biliyorum bir çoğunuz bu kadar da nankör olunur mu? diyeceksiniz. Biliyorum çoğunuz bu saydığım futbolcuları, efsaneler düzüp koşacak kadar seversiniz. Kusuruma bakmazsanız devam edeceğim.
Olimpiyat Stadındaki şampiyonlar ligi finalini seyrettim. Kewell ve Baros, ikinci takımım Liverpool'un forvetiydi. Ne oluyo lan demeye kalmadı, Milan çullandı, hezimet yanı başımızdaydı. Geriye düşen final takımından ilk çıkarılan, gol atması beklenen Kewell'di. O maç Kewell çıktı diye geri döndürüldü demiyorum elbet. Ben ilk kez orada tanıdım Kewell'i. Halbu ki daha önce bizim yarı final maçlarında oynamış, ve ben futbol cahilinin dikkatini çekmemişti.
Galatasaray öyle böyle şampiyon olmuştu. Kırık dökük, hocasız takım Şampiyon olunca, devamı gelsin diye olacak, Hakan Şükür'e yeter denip, Kewell ve Baros transfer edildi. Finali seyretmiş bendeniz, finali kazanmış takımın forvetinin Ali Sami Yen'e çıkacak olmasına inanamamış, etrafındakilere büyük konuşmakta gecikmemişti.. Galatasaray kalecisiz bile oynasa her maç galip gelecekti. Gerçi Baros yine de beni yanıltmamış, gol kralı bile olmuştu. Ne de olsa, zaten kraldı, ne var ki kral olduğu takımın ambarına fare girmişti. ligi sonuncu bitirdi ( benim için lig, Fenerbahçe, Beşiktaş ve yanında mutlaka dereceye oynayan, form tutmuş bir Anadolu Takımından ibaretti)
Sonraki sene daha bir vahimdi, koskoca Reykart'la başlanmış, Baros'a servis için üstüne Elano alınmıştı. Hakkını yemeyelim, sakatlanmıştı, iyileştiğinde ise her şey çok geçti. Büyük bir golcüydü, itirazım sıfır, ancak sakattı, işi bitmişti. Pislikti, hakemlere yardımcı olmuyordu, ofsayttan çıkamıyordu, her topu eliyle kontrol ediyor, sarı karttan kaç kere maç cezası almıştı. Dibe gidiş devam ediyor, takımın bir kez daha sonuncu olmasına engel olamıyordu.
Bu seneyi saymıyorum, kepazeliğin bini bin paraydı. İyileşecek diye doktor yolu bekledik, ha şimdi atacak diye maç saydık, aldığı sarı kartlarını sayamadık, 3 hoca eskiten takım tarihinin en büyük dibini yaptı.
Kewell; unutulmaz goller attı evet, biz de bağırdık, bizde sevindik. Ne güzel yakışıyordu Galatasaray forması. Şampiyon takıma gelmiş, 3 sene kalmış, Galatasaray'ı berbat eden futbolcuların halayını çekerek aramızdan ayrılmıştı. O da arkadaşı Baros gibi sakattı. Ve biz yeteri kadar sakat futbolcu seyrediyor, bünyemizde barındırıyorduk. Üstelik Kewell'in gönderilmesini engelleyebilmiş, Keita'nın gidişine mani olamamıştık.
Neill geçen sezonun ortasında takıma dahil olduğunda liderdik. Olası ikinci UEFA kupası yollarımız açıktı. Belki Servet'in daha az gol yedirmesine engel olsun diye transfer edilmişti. Geldiği bir kaç maç harbiden iyi oynadı. Belki kazma Servet'e baka baka kararmıştı kimbilir? hiç bir kafa topunu alamıyordu, ileriye çıktığında dolu dönemiyordu, oynadığı, 1.5 sezon boyunca benim hatıralarımda çok kötü izler bırakarak dış hatlar terminaline yollanıyordu.
Yılan, Akrep, Çakal ormanda gezintiye çıkmışlardı, Kamplumbağaya sende gel dediler. Hava dönmüş, gök gürültüsü, şimşek, fırtına kasırga kıyamet kopmak üzereymiş. Yılan; ''beyler ben bir şimşek daha çakarsa şu kayanın dibine kıvrılıp kendimi kurtarırım'' demiş. Akrep; ''benim için sorun yok, ben şradaki ağacın kovuğuna girer yırtarım'' Çakal; ''valla ben bekleyecek durumda değilim,ilerde bir kümes var oraya sığınacağım'' Kamplumbağaya sormuşlar, '' sen ne yapacaksın''
Kaplumbağa;'' ben de sizi adam sanmış, yola çıkmıştım''
Evet Galatasaray forması şampiyonluk dışındaki derecelere razı olanlar için uygun bir forma değildir. Ben de sizi bi bok sanmıştım çocuklar, Kewell, Baros, Neill siz ufak ufak uzayın, ben buradayım, fırtınalarla cebelleşeceğim.
Olimpiyat Stadındaki şampiyonlar ligi finalini seyrettim. Kewell ve Baros, ikinci takımım Liverpool'un forvetiydi. Ne oluyo lan demeye kalmadı, Milan çullandı, hezimet yanı başımızdaydı. Geriye düşen final takımından ilk çıkarılan, gol atması beklenen Kewell'di. O maç Kewell çıktı diye geri döndürüldü demiyorum elbet. Ben ilk kez orada tanıdım Kewell'i. Halbu ki daha önce bizim yarı final maçlarında oynamış, ve ben futbol cahilinin dikkatini çekmemişti.
Galatasaray öyle böyle şampiyon olmuştu. Kırık dökük, hocasız takım Şampiyon olunca, devamı gelsin diye olacak, Hakan Şükür'e yeter denip, Kewell ve Baros transfer edildi. Finali seyretmiş bendeniz, finali kazanmış takımın forvetinin Ali Sami Yen'e çıkacak olmasına inanamamış, etrafındakilere büyük konuşmakta gecikmemişti.. Galatasaray kalecisiz bile oynasa her maç galip gelecekti. Gerçi Baros yine de beni yanıltmamış, gol kralı bile olmuştu. Ne de olsa, zaten kraldı, ne var ki kral olduğu takımın ambarına fare girmişti. ligi sonuncu bitirdi ( benim için lig, Fenerbahçe, Beşiktaş ve yanında mutlaka dereceye oynayan, form tutmuş bir Anadolu Takımından ibaretti)
Sonraki sene daha bir vahimdi, koskoca Reykart'la başlanmış, Baros'a servis için üstüne Elano alınmıştı. Hakkını yemeyelim, sakatlanmıştı, iyileştiğinde ise her şey çok geçti. Büyük bir golcüydü, itirazım sıfır, ancak sakattı, işi bitmişti. Pislikti, hakemlere yardımcı olmuyordu, ofsayttan çıkamıyordu, her topu eliyle kontrol ediyor, sarı karttan kaç kere maç cezası almıştı. Dibe gidiş devam ediyor, takımın bir kez daha sonuncu olmasına engel olamıyordu.
Bu seneyi saymıyorum, kepazeliğin bini bin paraydı. İyileşecek diye doktor yolu bekledik, ha şimdi atacak diye maç saydık, aldığı sarı kartlarını sayamadık, 3 hoca eskiten takım tarihinin en büyük dibini yaptı.
Kewell; unutulmaz goller attı evet, biz de bağırdık, bizde sevindik. Ne güzel yakışıyordu Galatasaray forması. Şampiyon takıma gelmiş, 3 sene kalmış, Galatasaray'ı berbat eden futbolcuların halayını çekerek aramızdan ayrılmıştı. O da arkadaşı Baros gibi sakattı. Ve biz yeteri kadar sakat futbolcu seyrediyor, bünyemizde barındırıyorduk. Üstelik Kewell'in gönderilmesini engelleyebilmiş, Keita'nın gidişine mani olamamıştık.
Neill geçen sezonun ortasında takıma dahil olduğunda liderdik. Olası ikinci UEFA kupası yollarımız açıktı. Belki Servet'in daha az gol yedirmesine engel olsun diye transfer edilmişti. Geldiği bir kaç maç harbiden iyi oynadı. Belki kazma Servet'e baka baka kararmıştı kimbilir? hiç bir kafa topunu alamıyordu, ileriye çıktığında dolu dönemiyordu, oynadığı, 1.5 sezon boyunca benim hatıralarımda çok kötü izler bırakarak dış hatlar terminaline yollanıyordu.
Yılan, Akrep, Çakal ormanda gezintiye çıkmışlardı, Kamplumbağaya sende gel dediler. Hava dönmüş, gök gürültüsü, şimşek, fırtına kasırga kıyamet kopmak üzereymiş. Yılan; ''beyler ben bir şimşek daha çakarsa şu kayanın dibine kıvrılıp kendimi kurtarırım'' demiş. Akrep; ''benim için sorun yok, ben şradaki ağacın kovuğuna girer yırtarım'' Çakal; ''valla ben bekleyecek durumda değilim,ilerde bir kümes var oraya sığınacağım'' Kamplumbağaya sormuşlar, '' sen ne yapacaksın''
Kaplumbağa;'' ben de sizi adam sanmış, yola çıkmıştım''
Evet Galatasaray forması şampiyonluk dışındaki derecelere razı olanlar için uygun bir forma değildir. Ben de sizi bi bok sanmıştım çocuklar, Kewell, Baros, Neill siz ufak ufak uzayın, ben buradayım, fırtınalarla cebelleşeceğim.
Etiketler:
adam sandıklarımız,
kewell,
milan baros,
neill
11 Nis 2011
Adam Sandıklarımız; Bülent Ünder
Sıradan bir futbolcuydu Bülent Ünder. İlk gittiğim maçın kadrosunda orta sahadaydı. Şimdi iyi hatırladım, aynı Mustafa Sarp gibiydi. Yani o zamanın Abdurrahman Çelebisi. Koyunun olmadığı zamanlarda 7 senede 99 maça çıkmış 5 gol atma başarısını gösterebilmişti. Sonradan kadroya dahil olan Fatih Terim, seneler sonra uzayınca zamanın behrinde beraber oynadığı ülküdaşlarını koruması altına almıştı. Müfit'e valiz taşıtmış, Eser'e korumalık yaptırmış, Bülent'e de bir ekmek kapısı aralamıştı. Bu ufak çaplı şebeke, o zamanın isyancısı Metin Kurt'u silmiş, Florya'dan içeri sokmamışlardı.
Ne büyük bir kısmeti varmış ki Bülent Hoca'nın, aynı sene içinde Dünyanın en büyük hocalarından Reykart ile Dünyanın en büyük futbolcularından Hagi kovulmuş, sıradan bir Galatasaraylı son 8 maç için takımın başına hoca olarak atanmıştı.
Geçen hafta, o 8 maçlık emanetin ilk maçında takım, 3-0 gerideyken Arda Turan'ı çıkartıp, Mustafa Sarp'ı, taraftarın gelmiş geçmiş en çok nefret ettiği futbolcuyu oyuna aldığında anlamıştım Bülent Hocanın da bi bok olmadığını. Kendisi 45 senedir Galatasaray'ın içindeymiş. Ben de öyle, 42 senedir de ben içindeyim. 4 defa taraftarın içinden maç izleseydi, Mustafa Sarp'ı oyuna alırmıydı?
Bu ne biçim bir egodur, nasıl bir tatmin mekanizmasıdır, 1 ay sonra alakanın olmayacağı takımdan'' Pino'yu bir daha oynatmam'' diye demeç vermek neyin nesidir. Mustafa Sarp'ın muhteşem oynadığını söylemek ne anlama gelmektedir. Köpeksiz köye denk gelmiş, deyneksiz gezmektedir.
Büyük Galatasaray taraftarı, aslında şanslısınız. Takım her maç yeniliyor, ve ben çok memnun oluyorum. Kazayla bir mucize olsa da takım Reykart'tan, olmadı Hagi'den sonra bütün maçlarını kazansa Servet'lerden, Balta'lardan, Ayhan'lardan, Sarp'lardan kurtulmamızın imkanı yoktu. Ne başkan değişirdi, ne Hocalar, ne Hagi'ler.
Birde adının başına Hoca demiyorlarmı? neyin hocasısın, 45 sene ne iş yaptın, ne tür bir donanıma sahipsin ki Kewell'i, Baros'u, Neill'i, Arda'yı yönetiyorsun. Ben yapamam niye demiyorsun Tugay gibi? Ha sen ibrikçi başısın o başka.
Eski zamanda suyun olmadığı umumi tuvaletlerde ibrikçi başları varmış. Birine Bülent Ünder'i tayin etmişler. Her kim tuvalete girerken su dolu ibriklerden birini sırasıyla almaya kalksa karışırmış.'' Onu değil bunu al, sarı renkliyi değil kırmızıyı, 4. yü değil 6.yı'' Biri'' ne fark eder kardeşim'' deyince de, '' Hoop, kes sesini bizi buraya boşuna koymadılar'' demiş. Aynı hesap, boşuna koymadı sene 1 ay sonra Arena'ya bile girmeyecek Galatasaray Başkanı, 1 ay sonra olmayacağın makama getirdi seni. Yap yapabileceğini, mühür sende 6 maç daha.
Kalecileri sırayla kaleye geçir, her maç birinin kafasını kopar. Reykart'tan, Hagi'den daha iyi biliyorsun ya, takımın genleriyle biraz da sen oyna. Bu haftaki maçı da atlattın, Fener'e yaranamadın, daha da dip yok nasıl olsa. Haftaya Aykut'u geçir kaleye, zavallı o da hevesini alsın. Aydın'ı oynat, Pino'yu attın, Kewell'i yanında beklettin. Çete elamanlarından küçüğün Bülent Korkmaz da aynı senin yaptığını yapmış, koskoca Lincoln'ün yerine Yaser'i oynatmıştı. Gökhan Zan'a iyi bak sakatlanmasın, yere yatmasın, atılmasın. Şansın yaver de gidiyor bak hoca görünümlü 45 yıllık Galatasaraylı abi, Yekta sakatlandı. Rahat ol, çekinme koy Mustafa sarp'ı ilk 11. Barış'ı oynat deplasmanda, Manisa'ya taraftar yok, evden ettiğimiz küfürler de duyulmaz. Servet'imizin başına zeval gelmesin, sürüm sürüm sürünürüz, sebep olma.
Ey büyük yüce gök, sen nelere kadirsin. 52.000 kişilik Arena'ya, 2011 yılında takımı ligin bitimine 7 hafta kala 14. olarak Bülent Ünder'le çıkardın. Gökhan Zan'lı, Servet'li, Mustafa sarp'lı Galatasarayı, canımızdan can bellediğimiz Galatasarayımızı. Yeter artık sınama bizi, biz taraftarız, o tribünlerde yine biz olacağız. Bu takım bizim, bi bok sandıklarımıza yedirmeyiz.
Ne büyük bir kısmeti varmış ki Bülent Hoca'nın, aynı sene içinde Dünyanın en büyük hocalarından Reykart ile Dünyanın en büyük futbolcularından Hagi kovulmuş, sıradan bir Galatasaraylı son 8 maç için takımın başına hoca olarak atanmıştı.
Geçen hafta, o 8 maçlık emanetin ilk maçında takım, 3-0 gerideyken Arda Turan'ı çıkartıp, Mustafa Sarp'ı, taraftarın gelmiş geçmiş en çok nefret ettiği futbolcuyu oyuna aldığında anlamıştım Bülent Hocanın da bi bok olmadığını. Kendisi 45 senedir Galatasaray'ın içindeymiş. Ben de öyle, 42 senedir de ben içindeyim. 4 defa taraftarın içinden maç izleseydi, Mustafa Sarp'ı oyuna alırmıydı?
Bu ne biçim bir egodur, nasıl bir tatmin mekanizmasıdır, 1 ay sonra alakanın olmayacağı takımdan'' Pino'yu bir daha oynatmam'' diye demeç vermek neyin nesidir. Mustafa Sarp'ın muhteşem oynadığını söylemek ne anlama gelmektedir. Köpeksiz köye denk gelmiş, deyneksiz gezmektedir.
Büyük Galatasaray taraftarı, aslında şanslısınız. Takım her maç yeniliyor, ve ben çok memnun oluyorum. Kazayla bir mucize olsa da takım Reykart'tan, olmadı Hagi'den sonra bütün maçlarını kazansa Servet'lerden, Balta'lardan, Ayhan'lardan, Sarp'lardan kurtulmamızın imkanı yoktu. Ne başkan değişirdi, ne Hocalar, ne Hagi'ler.
Birde adının başına Hoca demiyorlarmı? neyin hocasısın, 45 sene ne iş yaptın, ne tür bir donanıma sahipsin ki Kewell'i, Baros'u, Neill'i, Arda'yı yönetiyorsun. Ben yapamam niye demiyorsun Tugay gibi? Ha sen ibrikçi başısın o başka.
Eski zamanda suyun olmadığı umumi tuvaletlerde ibrikçi başları varmış. Birine Bülent Ünder'i tayin etmişler. Her kim tuvalete girerken su dolu ibriklerden birini sırasıyla almaya kalksa karışırmış.'' Onu değil bunu al, sarı renkliyi değil kırmızıyı, 4. yü değil 6.yı'' Biri'' ne fark eder kardeşim'' deyince de, '' Hoop, kes sesini bizi buraya boşuna koymadılar'' demiş. Aynı hesap, boşuna koymadı sene 1 ay sonra Arena'ya bile girmeyecek Galatasaray Başkanı, 1 ay sonra olmayacağın makama getirdi seni. Yap yapabileceğini, mühür sende 6 maç daha.
Kalecileri sırayla kaleye geçir, her maç birinin kafasını kopar. Reykart'tan, Hagi'den daha iyi biliyorsun ya, takımın genleriyle biraz da sen oyna. Bu haftaki maçı da atlattın, Fener'e yaranamadın, daha da dip yok nasıl olsa. Haftaya Aykut'u geçir kaleye, zavallı o da hevesini alsın. Aydın'ı oynat, Pino'yu attın, Kewell'i yanında beklettin. Çete elamanlarından küçüğün Bülent Korkmaz da aynı senin yaptığını yapmış, koskoca Lincoln'ün yerine Yaser'i oynatmıştı. Gökhan Zan'a iyi bak sakatlanmasın, yere yatmasın, atılmasın. Şansın yaver de gidiyor bak hoca görünümlü 45 yıllık Galatasaraylı abi, Yekta sakatlandı. Rahat ol, çekinme koy Mustafa sarp'ı ilk 11. Barış'ı oynat deplasmanda, Manisa'ya taraftar yok, evden ettiğimiz küfürler de duyulmaz. Servet'imizin başına zeval gelmesin, sürüm sürüm sürünürüz, sebep olma.
Ey büyük yüce gök, sen nelere kadirsin. 52.000 kişilik Arena'ya, 2011 yılında takımı ligin bitimine 7 hafta kala 14. olarak Bülent Ünder'le çıkardın. Gökhan Zan'lı, Servet'li, Mustafa sarp'lı Galatasarayı, canımızdan can bellediğimiz Galatasarayımızı. Yeter artık sınama bizi, biz taraftarız, o tribünlerde yine biz olacağız. Bu takım bizim, bi bok sandıklarımıza yedirmeyiz.
22 Nis 2010
adam Sandıklarımız; Fabio Bilica
Aslında uyandırıp da geleceğimizi riske atmak istemezdim. Bıraksaydık, tam layık olduğu üzere 12. takımında ömür boyu top oynasaydı. Şimdi istermisiniz, benim yazdıklarımı dikkate alıp adamı kovsunlar. Oturur ağlarım o zaman. Sen çok yaşa Bokludere'de emi, Türkiye'ye gelmiş geçmiş en aşağılık futbolcu, insan kasabı Bilika.
Tam 12 takım değiştirmiş, adı sanı belli olan bir tek Fenerbahçe var. Sivas'ta oynarken ikinci senesinde Brezilya'lı olduğunu anlamıştım. Romanya'ın Kluj takımından gelmiş ve ben onu Romen sanıyordum. Kluj, Romanya'nın en pis en belalı kenti ve takımıdır. Kazıklı Vayvoda'nın memleketinin takımıdır. Bir yerde ülkenin sürgün şehridir. Nerde pislik bir futbolcu varsa o takımda oynar. Nitekim geçen yıl, yaptıkları onca dalavereyle şampiyon oldular.
Paskal Nuuma, tombala çektiğinde, üstelik takımın meneceri Ayı Sinan için son derece normal bir hareket yaptıktan sonra, taraftarın hala en çok sevdiği yabancı futbolcu Paskal'ı kovmuşlardı. Hiç kimsenin en ufak bir kötü söz söylemesine izin vermeden sözleşmesini fesh etmişlerdi. Aşağılık Bilika için, Fenerbahçe cephesinden ve taraftarlarından övgüden başka bir şey gelmedi. Kokainci Daum bile futbolcusunun yaptığına normal dedi.
Ulan adi herif, sen nasıl bir Brezilya'lı futbolcusun. Sana kim lisans verdi? Adı futbolcu olan pislik ilk okul 2 den terkmiş, okuma yazması bile yokmuş. Bizim takımda üniversite okuyan tek futbolcumuz olan Servet'e biz kafası çalışmıyor diye kızarken, Ali okuluna bile gitmemiş kasap için Fenerbahçe'nin hiç bir şey yapmadığına şahit olunca, tuttuğumuz takımın değerini anlıyoruz. Aynı hareketi Arda yapsa, ben en az 10 tane küfür yazısı yazardım. Bu adi futbolcuyu barındıran bir takım, her maçını tekme tokat, hakem kıyağıyla 1-0 kazanıyor ve şampiyon olacak. O şampiyonluk kupasına da lanet olası Bilika'nın elleri değecek.
Sabri zurnanın son deliğiydi, geçen yıl ki Fener maçında. Futbolu yönetenlerin mallarının değerini düşürüyor diye ceza kestiler. Çok para eden mallarını ise Bilika,borsada tavan yaptırıyor. Öyle ya malın en büyük alıcısı bu futbolcuyu bok sananlar. Yazıklar olsun, hakeme direk atmadığı için, Fener cephesinden kimseye sitemim yok, eğer tavır koysalardı çok üzülürdüm. Fener'den gelecek erdemli bir hareket beni hayal kırıklığına uğratır.
Çok yaşa Bilika, aman diyeyim gitme, gideceksen yerine senden daha aşağılık birini bul öyle git. Yok sanmayın, lanet olası paranın padişah sayıldığı bu sektörde bizim bilemediğimiz ne Bilika'lar vardır. Her şey ne güzel oturmuş, Bülent Uygun'un bulup getiriği futbolcunun karekterli olma ihtimali varmıdır?
Tam 12 takım değiştirmiş, adı sanı belli olan bir tek Fenerbahçe var. Sivas'ta oynarken ikinci senesinde Brezilya'lı olduğunu anlamıştım. Romanya'ın Kluj takımından gelmiş ve ben onu Romen sanıyordum. Kluj, Romanya'nın en pis en belalı kenti ve takımıdır. Kazıklı Vayvoda'nın memleketinin takımıdır. Bir yerde ülkenin sürgün şehridir. Nerde pislik bir futbolcu varsa o takımda oynar. Nitekim geçen yıl, yaptıkları onca dalavereyle şampiyon oldular.
Paskal Nuuma, tombala çektiğinde, üstelik takımın meneceri Ayı Sinan için son derece normal bir hareket yaptıktan sonra, taraftarın hala en çok sevdiği yabancı futbolcu Paskal'ı kovmuşlardı. Hiç kimsenin en ufak bir kötü söz söylemesine izin vermeden sözleşmesini fesh etmişlerdi. Aşağılık Bilika için, Fenerbahçe cephesinden ve taraftarlarından övgüden başka bir şey gelmedi. Kokainci Daum bile futbolcusunun yaptığına normal dedi.
Ulan adi herif, sen nasıl bir Brezilya'lı futbolcusun. Sana kim lisans verdi? Adı futbolcu olan pislik ilk okul 2 den terkmiş, okuma yazması bile yokmuş. Bizim takımda üniversite okuyan tek futbolcumuz olan Servet'e biz kafası çalışmıyor diye kızarken, Ali okuluna bile gitmemiş kasap için Fenerbahçe'nin hiç bir şey yapmadığına şahit olunca, tuttuğumuz takımın değerini anlıyoruz. Aynı hareketi Arda yapsa, ben en az 10 tane küfür yazısı yazardım. Bu adi futbolcuyu barındıran bir takım, her maçını tekme tokat, hakem kıyağıyla 1-0 kazanıyor ve şampiyon olacak. O şampiyonluk kupasına da lanet olası Bilika'nın elleri değecek.
Sabri zurnanın son deliğiydi, geçen yıl ki Fener maçında. Futbolu yönetenlerin mallarının değerini düşürüyor diye ceza kestiler. Çok para eden mallarını ise Bilika,borsada tavan yaptırıyor. Öyle ya malın en büyük alıcısı bu futbolcuyu bok sananlar. Yazıklar olsun, hakeme direk atmadığı için, Fener cephesinden kimseye sitemim yok, eğer tavır koysalardı çok üzülürdüm. Fener'den gelecek erdemli bir hareket beni hayal kırıklığına uğratır.
Çok yaşa Bilika, aman diyeyim gitme, gideceksen yerine senden daha aşağılık birini bul öyle git. Yok sanmayın, lanet olası paranın padişah sayıldığı bu sektörde bizim bilemediğimiz ne Bilika'lar vardır. Her şey ne güzel oturmuş, Bülent Uygun'un bulup getiriği futbolcunun karekterli olma ihtimali varmıdır?
15 Ağu 2009
adam Sandıklarımız;Erman Toroğlu
Önce hakkını verelim, zamanın en büyük hakemiydi. Diğeri Ahmet Çakar'dı. Harbiden bi boktular hakemliklerinde. Taraftarlar, yöneticiler, futbolcular kararlarını pek eleştirmezlerdi. Onların hakemliği zamanında hakem yorumcusu maymunlar türemediği için belki işleri kolaydı. Kısaca hakemliklerine hepimiz güvenir, bizim maçımızı yönetmelerini isterdik.
Ancak gel gelelim biz hakemliğini yazmıyoruz burada. Biz Ermaen Toroğlu'nun gündemine takığız. Her seferinde eskiden futbolcu olduğunu başımıza kakar. Ben hatırlıyorum, Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en kazma, en kasap bekiydi. Gözünü budaktan sakınmaz, acımasız, pislik bir futbolcuydu. Her maç birinin elini ayağına verirdi. Oynadığı sezonlar, Ankaragücü tarihinin en büyük olduğu sezonlardı. 3 sezon örnek vereceğim, sırasıyla 4. 5. 6. oldular. Lig şampiyonu sırasıyla 30 maçta, 34, 47, 43 gol atarak şampiyon olmuştu.
Analiz yaparsak, 3 sezonda Şampiyon, maç başı 1.37 gol ortalamasıyla oynamış. Ve Erman Toroğlu kazmasının bu 3 sezonda golü yok. Bırak golü santrayı geçmemiş. Bu basit istatistikten sonra meseleye geliyorum. Erman Toroğlu, Arda'nın serbest vuruştan Mustafa Sarp'a attırdığı golü yorumlamış. Böyle defans olurmuymuş, adam bom boşmuş. Ligin başı, 40 derece sıcak, kimse kimseyi tanımıyor, son saniyeye kadar maç kopmamış, 3-2 bitmiş maç. Güruh maçı eleştiriyor bu kadar çok gol olduğu için, kalecileri defansçıları yerin dibine sokuyor. Haklı kendisinin zamanında, Ankaragücü çok az gol yemiş, çok az da gol atmış ama olsun. Mesele gol yememekte. Bunlara kalsa maçın iyisi 0-0 biten maç. Daha doğrusu pozisyonsuz maç.
Hagi'nin futbolu bırakmasının müsebbibidir kendisi. Kazma olduğu için teknik futbolcuları hiç sevmez. Heleki sivrilmiş, taraftarın gözbebeği olmuş futbolcuya garezi vardır. En ufak bir açığını görmesin saldırır. Her şeyi en iyi kendisi bilir. Pozisyonun içindeki futbolcu bile emin olmaz da akşam Erman Hoca'yı dinleyelim der. Hıyardan iyi anlar. Futbolun güzel olan yanını anlamaz da, çirkin yanını çok iyi bilir. İyi bir maç yönetmiş hakeme saldırmak için kırk dereden su getirir. Tribünlerde küfür yerken zevk alır. Neticede bi bok değildir, yıllardır seyrettiğime, dinlediğimi yanarım. Benim için yok hükmündedir. Şansal A ile kurduğu tezgahla hepimizi dolandırmaktadırlar. Seyretmeyin, seyrettirmeyin, bi bok sanmayın.
13 Ağu 2009
adam Sandıklarımız;Ahmet Çakar
Bu adamları yıllardır bi bok sanıp, acaba ne dediler diye merakla dinledik, seyrettik. Peşin söyleyeyim iyi hakemdi, güvenirdim. Ben kurtuldum seyretmiyorum hiç birini. Maçı, Galatasaray'ı bizden daha iyi kimse yorumlayamaz, hiç kimsenin yorumuna ihtiyacımız yok. Ben bir anımla başlayayım, yoğun istek üzerine bi bok sandıklarımıza ilave edeceğimiz Ahmet Çakar'la ilgili.
Efsane olduğumuz sezon, Milano'daki maça Milliyet ekibiyle birlikte gittim. Bilgin Gökberk-ki o da bi boktur o zamanlar İtalya'ya gidenlere rehberlik ediyordu- rehberimizdi, uçaktan aldı bizi. Ahmet Çakar, Doğan Koloğlu, Halil Özer(Fenerlidir) birlikteydik. Tanıştık o zamanlar biz de bi boktuk, aralarına aldılar. Yoğun Galatasaray bilgim ilgilerini çekti. Maçtan bir gün önce Aslan Galatasaray, yenersin Galatasaray diye yalandan yazanlar yemekte hezimetine iddiaya girdiler. Hepsinin ağzı kulaklarındaydı olası bir hezimete şahit olacakları için.
Galatasaray 2-0 dan durumu 2-1 e getirdi ve koskoca Milan'a son 20 dakikada kan kusturdu. Nitekim Ali Sami Yen'deki rövanşta eleyip şovun dışında bırakmıştık. İşte bu adamlar alınan sonuçtan memnun değillerdi. Yenildik ama hezimet olmadı, aslan gibi kafa kafaya bir maç oldu. Ertesi günü Fatih Terim'e şikayet edip Halil Özer'e sopa attırdım sokaklarda.
Bunlar her ne iyi ise onların düşmanıdır. Ekranlarda Arda ile Messi'yi kıyaslamış, Arda ne ki demiş. Seyretmedim, demiştir. Türkiye liginin en büyük en kıymetli futbolcusunu küçümsemiştir. Ulan bi bok sandığımız herif, beğenmediğin Arda'nın oynadığı maçları yorumlayarak cebine para indirmiyormusun? Adın doktormuş ne doktorusun, git Messi'nin oynadığı ligi yorumlasana. Ortalama bir fikirin tersini söyleyerek prim, reyting ne demekse para kazanıyorsunuz. Arda çalım atsa o çalım yenirmi, şut çekse o golü kurtaramayan kaleci kaleci mi? Dünya'da eşi benzeri olmayan şekilde sarı kart görüyor, en ufak bir eleştirisi yok. Aslında sarı kartı Arda görmese bu kez hakeme giydirecek. Maçtan sonra Arda, özür için hakemle konuşuyor, yeni bir şey icat etmiş gibi yaygara koparıp Arda'ya ceza aldırmaya çalışıyor. Arda ceza alıp oynamasa eline bir şey geçecek şerefsizlerin.
Piskopat olduğunu kendisi defalarca deklere etmiştir. Konuşurken sayar, 1,2,3... Söylediği, öngördüğü hiç bir şeyde isabet kaydedememiş olduğu halde bokunda boncuk varmış gibi o televizyon bu televizyon 1 ay bile işsiz kalmaz. Cimridir, bir hesabı bile ödeyememiştir.
Aslında bu sayfalarda adının geçmesi bile lükstür. Ben hiç adam yerine koymam, ne yazdıklarını okurum, ne de televizyondan takip ederim. Ancak haber aldık ki Arda'ya sarkmış. Arda Avrupa'dan bir takıma niye gitmiyormuş. Niye gitsin kardeşim, gidenleri gördük oynadıkları takımlar küme düştüler. Ahmet Çakar'ın beğenmediği lige geri dönmek için anüs yalıyorlar.
Bu haftaki maçta büyük Galatasaray taraftarı kendisini minnetle anacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın. Geçen yıllarda da bok atmıştı Arda'ya, ancak bu kez durum farklı. Arda koskoca Galatasaray'ın kaptanıdır. Gereken cevap verilecektir. Biz önceden antrenman yapalım dedik.
Kendi kendimize söz vermiştik, küfür edilmeyecek diye. Ne olursa olsun ben sözümde duracağım. Bu adamlara küfür etmeye bile değmez. Bi bok sandığımız Ahmet Çakar'ın dahil olduğu güruha küfür yok.
27 Ara 2008
adam Sandıklarımız ; Necati Bilgiç
Bizde sevgi özgür, saygı mecburidir. Bizden büyüklere saygı göstermek, geleneğimiz, harsımızdır. Gel gör ki öyle mikroorganizma insan görünümlü yaratıklar var ki bırak saygıyı bin küfürü hak eden. Yüzüne tükürsen sinirin geçmez, yumruk atsan elinde kalır. Beddua etsen zaten gün sayıyor, taklaya gelmesi an meselesi vicdan azabı çekersin. Yazdığı yazıya bak, bakta etraf nasıl bok kokuyo anla, anla da bir okkalı küfür sen et. Yaşlıymış, bana ne lan. Hacca git, köyüne yerleş, inzivaya çekil. Bunca yıl neler yazdın da gözümüzden kaçmış. Yolda görsek tanımayız, amma ve lakin, bizimde yol gösterdiklerimiz, bize de yol gösterenler var. Onlardan kaçmamış, bana şikayetçi olmuşlar. Buyrun bok bile sanmayıp atladığımız moruk Fenerbahçe kemik yalayıcısının yazdığına,
Süper Lig'in devre arası şimdiye kadar uygulanmamış bir yöntemle ve hiçbir neden yokken bir hafta öne alınarak, süratle zirveye tırmanan ve çıkışa geçen Fenerbahçe'nin çok muhtemel liderliği önlenmiş oldu. Zira son hafta oynansa ve sarılacivertli takım sahasında Trabzonspor'u yense, Sivas'la Galatasaray'ın berabere kalmasıyla ara tatile lider girecekti. Ama bazı medya, bu önemli olaya parmak başka yerine, 3-5 sene önceki defterleri karıştırıp hakem hatalarını gündeme getiriyor. Aynı hakemlerin, sarı-lacivertli takımın iki ezeli rabininin şike yaparak lig şampiyonluğunu nasıl önlediğini, Türkiye Kupası'nı da taraflı bir yönetimle nasıl elinden aldığı ise dile getirilmiyor. En az 2-3 oyuncu şart Geçtiğimiz hafta en iyi ihtimalle berabere bitmesi gereken maçlarda yine hakemlerin Sivas, Trabzon ve Galatasaray'ı galip getirerek Fenerbahçe'nin liderliğini nasıl önlediği gündeme alınmıyor. Fenerbahçe, Konya'da 3 puanı anasının ak sütü gibi kazandı. Müftüoğlu, Önder'in göğsüne çarpan topun nizami gol olduğunu görmüş, itirazlar olunca da "Galiba ofsayttı" diyerek kararını değiştirmeye kalkışmıştı. Ama yardımcı hakem, ısrarla pozisyonun ofsayt olmadığını belirtince hatadan dönüldü.
Bu kararı alanlar, öyle bir tahmin yapışlarki sonlara doğru Fener şaha kalkar, en iyisi biz ara verelim. Şerefsiz moruk daha iyi değilmi, zenginsin arada transfer yapar daha da güçlenirsin Trabzon maçına öyle çıkarsın.
Bu yaşta insan niye yalan söyler, ne çıkarı olabilir menfaaat odaklarından. Biz lig ara verdi diye başımızı taşlara vururken, meğerse başka cenaptakiler tozu dumana katmanın yöntemlerini arıyorlarmış. Ne yazık ki buluyorlarmış. Sanırım bu zavallı yaratığın torunun torunu bile vardır. Garanti Fenerlidir. Ne büyük bir miras bırakıyorum diye de övünüyordur muhtemelen. Acaba torun ne düşünüyordur. Bırak torunu yalamalığını yaptığı takımın başkanı ne düşünüryordur. Ben Fenerbahçe başkanı olsam bu yaştaki şerefsizleri kapıdan sokmam.
Ne büyük takımız, şu durumda bile ağlaması gerekenlere teselli bulabilecek kanallar açabiliyoruz. Ağlayın lan pis herifler, kokun leş gibi. Dua edin sizi bi bok sananlara. Bok sanıpta adınızı lanetle de olsa ananlara. Ben seni şimdi tanıdım, bu yazdıklarınla. Lanet olsun okumuyordum, okumam.
20 Ara 2008
adam Sandıklarımız ;Metin Tokat
Nasıl atlamışız büyük Galatasaray Taraftarı bu adamı. Sıyrılmış geçmiş, gazabımızdan kurtulmuş. Futbol camiasının en azılı Fener'lilerin aksine golü nizami bulmuş, imbikten süzmüş, acabamı diyenlerin yüreğine su serpmiş.
Araştırmış kardeşlerim, kendisi hakemken elle oynayanı görmemiş. Fırsat bu fırsat demiş, yıllarca beklemiş, elle atılan bir golü haklı görmüş aklı sıra kendisini aklamıştır. Elle oynayanlara demek toleransı var eski ve her zaman eski kalacak eski hakemimizin. İnsanın aklı hafsalası almıyor, bu adamlar vakti zamanında mutlaka bizim maçlara da çıktılar. Çetele tutmadık nasıl tecelli etti yönettiği maçlar acaba.
Ah ulan Metin Tokat, en kötü hakemlerden Talat'ın oğlu. Böylesine aşağılık pozisyona gol diyorsan bedeli nedir. Ne çıkarın var, varsa üç kuruşluk çıkarın değermi dünyanın küfürünü yemeye. İnan bana Önder Turacı bile küfür ediyordur sana. Önder ne de olsa Belçika kültürür almış, bu boktan gole ne sevinmiş ne birine sarılmış. Sarı kart vermesin diye hakeme koluma çarptı derken aşağılık Yasin'den fırça yemiş ne olduğunu anlamadan yerine dönmüş. Volkan'a izah etmiş nasıl kaleye girdiğini topun. Utancından topunu oynayamamış ve sen aşağılık eski hakem kraldan çok kralcı olup Fener yalamalığı yapıyorsun.
Haklısın aslında, Fener'e yaranmayıp kime yaranacaksın. Dikkate almışlardır merak etme sayın Tokat, sadık bir kul oldun ilgili camiaya. Artık yolun açık, yakında en büyük kanallardan birinde hekem yorumcusu olursun. Ha dikkatli ol yetmez bir Galatasaray maçı kolla, belki çoktan kusmuşundur da biz seni adam yerine koymadığımızdan okumamış, duymamışızdır. Sıç Galatasaray'ın ağzına, bizim maçta bizim lehimize (olmaz ya) çalan hakemi itin götüne sok sokabilirsen. O zaman yırttığının resmidir.
Ben hiç bir şey diyemiyorum, kilitlendim, bu gole nizami diyen mikroorganizma için ne desek boş. Beni izleyenlerin isteğini yerine getirdim sadece. Bi bok sandıklarımıza ekle dediler. Eklemiyorum lan, bokluğunda bir şerefi var, birileri okuyor sonuçta. Bu yaratık bok bile değil, okumayın sakın. Hele ki yorum bile yazmayın, lanet olsun böyle insanlara sadece.
18 Kas 2008
2.Geleneksel adam Sandıklarımız Yarışması Başladı
İlki yapıldı biliyorsunuz uzak ara Ercan Saatçi kazandı. O tarihten bu zamana seçtiğimiz aday kadroyu siz sevgili okuyucu kardeşlerimin oylarına sunuyorum. Yanlız bir ricam var oy vermeden önce oy vereceğiniz bokun bokluk derecesi hakkında yazılmış yazıyı okuyun da bi sakata gelmesin. Kimsenin hakkını yemeyelim. Amacımız mahalle takımı futbolcusu saflığında objektifliğinde adalet dağıtmak.
Tamam işiniz zor, boklardan bok beğenmek durumundasınız. Asli görevimiz uyuyanları uyandırmak değil bizim. Keşke herkes uyusa. Bir çimdik atarsın, bir gol sesi çıkartırsın uyuyan uyanır. Çok zor değildir. Ama bizim işimiz uyuyor numarası yapanları uyandırmaktır. Ne yaparsan yap gözlerini açmıyorlar. Davul çal, küfür et, suratına tükür adam uyanmıyor. Uyumuyorki uyuyor numarası yapıyor. İşte onlarla kavgamız var. Alacaksınız elinize uzunca bir demiri. Kızgın kömürde ısıtacaksınız. Kızgın tarafını değil, yanlış olmasın kızdırmadığınız tarafını bu adamların götlerine sokacaksınız ki kızgın tarafı elleriyle tutup çıkaramasınlar.
Bir kişiye yapın bakın bakalım etrafta bok kokusu kalıyormu.
16 Kas 2008
adam Sandıklarımız ;Mehmet Baturalp
Devamlı takipçilerimden birinin isteğini yerine getirmek için koydum. Benimle aynı fikirde olan kardeşlerime bazen bende bilgi sahibi olmasam bile kefalet yazısı yazabilirim. Madem bok olmayı hak ediyor o zaman koyalım Mehmet Baturalp'i.
Yanlız günahı bana bu adamı ekle diyen kardeşimin. Kendisinin adını ilk kez duyuyorum. Basketle en ufak bir alakam yoktur. Hayatımda bir kere yıllar önce Spor Sergi Sarayı'nda Fenerbahçe ile oynayıp kazandığımız finali seyretmiştim. Hiç zevk almam. Kusuruma bakmazsanız bu yüzden daha fazla tanımadığım biri için yorum yapmayayım.
Bu konudaki eklemeleri, bilgi sahibi olanlardan bekliyorum.
7 Kas 2008
Bir adam; Hakan Ünsal
Kendimi teselli ediyorum, bu futbolcuyu yumruk şova hiç çağırmadım. Ergün'ü, Orhan Ak'ı, Cihan Haspolatlı'yı da kapalıya çağıranlara hiç katılmamıştım. Şimdilerde misal çağırılıyorsa Mehmet Güven için ağzımı kıpırdatmıyorum. Hakan Ünsal gerçekten çok küçük adammış. Bu satırlarda buna benzerleri çok yazdık, bi bok sandıklarımıza ekledik. Hakan Ünsal, arkadaşlar bok sandığımız değil, ilk ve gerçek bir bok. Yanılmıyoruz, leş gibi kokuyor. Tarikatlara dayanarak oynadı bizde. Oynadığı da neydiki, domuz gibi kuvvetliydi o kadar. Ben bir futbolcunun karizmasında Milli Takımlarda ne kadar oynamış ona bakarım. Galatasaray'ın efsane olduğu zamanlarda sol bekte oynayamıyordu Milli Takımda.
Kovuldu gitti takımdan, iktidarın çanak yalayıcısı olduğundan uygun bir takıma yollandı. Rizesporda bile oynatmadılar. Rizespor zaten kurtarılmış takımdı Hoca Efendilerin. Gerek yoktu Hakan Ünsal yobazlarına. O Galatasaray'da yapacağını yapmış, tarikat bağlantılarında önemli görevlerde bulunmuştu. Galatasaray'ın değişim sürecinde ne futbolcu olarak, ne de malzemeci olarak ihtiyaç yoktu.
Hakan Ünsal olsa olsa şu aralar, bir keresinde benimde şerefle oynadığım Galatasaray Veteran takımında oynuyormuş duyduğumuza göre. Yani demek adı Galatasaray'la anılıyor hala. Bu eski futbolcumuz, şimdiki taze bokumuz Galatasaray'a, eskiden ekmek yediği tasa sıçarak evine helal ekmek götürdüğünü sanıyor ve hayatına şükrediyor. Hayatına şükür ederkende ne güzel milyonlarca Galatasaray'lıdan küfür yiyor. Afiyet olsun küçük adam.
Demek Benfica çok kötü takım ha. Ah biraz iyi olsaydı da bize 3-5 atsaydı da küfür etseydin. Ulan nankör herif, senin kötülemenlemi etkileneceğiz. Seni seyreden Galatasaray'lı sana küfür etmek için ekran başında bilesin. Ben ancak olsa olsa seninde oynadığın zamanlardaki kombinemden sana ne kadar para düşmüşse onu haram edebilirim. Olanca içtenliğimle ağız dolusu küfür ediyorum sana seni ne zaman görsem. Küçüksün ama mide bulandırabiliyorsun, ne kadar kaçsamda bir yerlerde senin söylediklerin duyuluyor.
Bir tane basınla ilgilenen yönetici yokmu ya. Bu Galatasaray'a söven eski Galatasaray'lılara ceza verebilecek. Hep bizemi düşer usta bu işler. Salaklar kendi mezarlarını kazıyorlar, yarın yobazın iktidarıda devrilir, o bedavadan geldiğiniz ortamlardan kovulur gidersiniz. Yardımcı hoca falan yaparlar sizleri, yolun tribünlerin önüne çıkabilir. Keşke Küçük, ne yapıp yapsanda, tarikatlara biraz daha yaslansanda Galatasaray'a hoca falan yapsalar seni.
Tribünlerin başına geçip 30.000 kişiyle sana küfür edeceğim günü yüce gök bana nasib eyler inşallah.
5 Kas 2008
adam Sandıklarımız; Cem Papila

Soyadı bağırsağın safra kesesine bağlandığı yer olmalı. Hülasası, bağırsağa yakın zaten. Bizde bu yüzden bu sayfalara konuk ettik bu hafta kendisini. Biz kalın bağırsaktan dışarı atılan maddeyi bazen başka bir nesneye benzetiriz. Cem Papila'nın peşindeyiz.
Yakışıklı, mühendis, okumuş hakemimiz, Beşiktaş'ın elinden aldığı Şampiyonlukla adını altın harflerle yazdırdı. Şampiyonluğu verdiği camia adını unutmadı, minnettarlığını devlete yakın bir kanalda maymunluk yaptırarak ödedi. Abilerini utandırmadı Cem papila. İlk başlarda bayağı utangaçtı, her konuya balıklama atlamaz haddini bilirdi. Açıldı o da eskiler gibi. Medyada ekmek sahibi olmanın en kestirme ya da en garanti yolunu seçti.
Ekranlarda Galatasaray'a sövmeyene ekmek yok. Galatasaray'lı eski futbolcular bu işin bayraktarlığını yapıyorlar. Akılları sıra objektifler. Yalan, objektif olduklarından değil, emir büyük yerden. Peş peşe iki hafta Galatasaray'ı öv kovulduğunun resmidir.
Ben Cem Papila'yı veya diğerlerini seyretmiyorum. Dolayısıyla bi bok bile zannetmiyorum. Ama iş benle bitmiyor, seyretme bahtsızlığına uğrayan genç arkadaşlarımızı uyarmak için adını zikrediyoruz bu sütünlarda. Bu adamların hakemler hakkındaki yorumlarını dinleme bahtsızlığına uğrarsam dehşet içinde kalıyorum. Nasıl bu adamlara güvenerek maça çıkmış futbolcular. Hele televizyondan ağır çekimlerle pozisyonları süzerken sanki biz görmüyormuşuz gibi yorum yapıyorlar. Canlı maçta kimbilir neler yaptılar.
Çetele tutuluyor demekki. Hakem hataları yada hakem kıyakları hakemlerin hakemlikten sonraki yaşamlarının belirleyicisi oluyor. Bu arkadaşımız görevini çok iyi yapmış gözüküyor.
Söv ulan Cem papila, sende söv Galatasaray'a. Senin gibi adamlar överse kuşkuya düşerim Galatasaray'ımdan. Merak ettim bu hafta unutmazsam seyredeceğim senin programını. Sövmezsen şerefsizsin.
9 Eki 2008
Adam Sandıklarımız ; Yıldırım Demirören
Aslında adamın kralı, monşeri, yalı çapkını. Bizim gibi parasız çapulcunun koskoca Yıldırım Demirören'e bok atması biraz ironi. Bu kadar çok parası olan da bir adam değilse, kim hakkıyla adam sıfatını taşıyacak bende merak ediyorum! Amma velakin biz ne borsacıyız, ne bankacı ne de maliyeci. Bize ne Demirören halkının banka cüzdanlarının bakiyesinden. Bu anlamda arabamıza LPG almaktan başka bir işimiz olmaz bu aileyle. Biz adamı spor camiasının içinde hatta kafa kadrosunda olmasa tanımazdık bile, tanısak ta ilgilenmezdik.
Futbol bu başka bir şeye benzemiyor. Yıldırım çocuk zengin doğmuş, babasıda Beşiktaş yönetimlerinde. Çocuk maçlara gidiyor. Zenginliğinde bu sıkıntısı var maçlarda. Tribünler cepte para kontrolü yapmıyor. Ameleyle, profosör boyacıyla fabrikatörün oğlu aynı tribünlerde zıplıyor. Ne yapsın Yıldırım. Beşiktaş taraftarı olarak şeref tribününden maç seyredemiyor. O da zıplamak, bağırmak, bayrak sallamak istiyor. Tıpkı Mustafa Koç gibi. Bakkal çırağı Vehbi, imparator olunca oğlu Rahmi'yi uzak tutmuş halktan, çapulcudan. Rahmi golf oynamış, tekneci olmuş, oğulları taraftar. Taraftar olunca da maça gitmek lazım. Koskoca Mustafa, koskoca Yıldırım kale arkasında ayakta dikilecek değil ya. Gizli gizli makam şoförleriyle takılmışlar. Gerçi Yıldırım'ın babası yönetici olduğu için muhtemelen stadyuma minikken gitmiştir.
O maçlara gitmeye başladığı zamanlar, delikanlılığında, Ayı Sinan futbolcuydu. Futbolcuya takılmak her zaman en büyük itibardır. Bu embesil tiple, vasatın altı zekayla istediğin kadar zengin ol, kızlar senle taılacağına futbolcularla beraber olmak ister. Muhtemelen Futbolcu Sinan'la zenginin taraftar oğlu Yıldırım, ne hayat yaşamışlardır. Bu yüzdendir kopamıyor eski iki dost.
Vah zavallı Beşiktaş taraftarı. Zampara Serdar'dan kurtuluyor, geri zekalı Yıldırım'a yakalanıyor. Paranın padişahlığına lanet ediyor. 10 senede bir şampiyonluk ortalamasıyla 3 büyükler katagorisine tutunmaya çalışıyor. Ne kadar basit, fark yediğin bir maçı kolla, sezonun ortası farketmez kov hocayı. Akıllısın ya sezonu şampiyon bitiremezsen sorumluluğu kovduğun hocaya çıkar, yeni hocada kurtulsun. Yeni hoca yeni sezona kulubü soydurmanda yardımcı olsun, sezonu aç ve yeni bir hezimet kolla. Kov al, al kov komisyonları cebe indir. Hadi ihtiyacın yok sen indirmedin ama başkalarının indirmesine yardımcı ol.
Bu ülkede bu işlere bakan bir savcı olsaydım, yüksek dolandırıcılıktan, nitelikli hırsızlıktan, borsada manipilasyon yapmaktan, Beşiktaş'lı olanların ruh sağlığını bozmaktan, İnönü Stadı'nda olası faciaya zemin hazırlamaktan, futbolcuyu aşağılayıcı bir şekilde kovarak zarara uğratmaktan(Fahri Tatan), kolpadan ceza keserek korkutmaktan( Toraman, Üzülmez), Taraftarı sinir etmek pahasına Fener'den adam alarak, haketmeyen kazmaların(Gökhan Zan, Baki Mercimek) haksız kazanç sağlamalarına yataklık etmekten fezlekeyi hazırlayıp Yıldırım Demirören'i E tipi ceza atmasaydım, bu gün beni de bi adam sanacaktınız.
20 Eyl 2008
adam Sandıklarımız ; Halil Özer
Galatasaray'lı kardeşlerim Halil Özer'in Fenerbahçe'li olduğuna pek şaşırmışlar. Acaba mı diyorlar. Etraflarındaki Galatasaray'lı sandıklarına bakmıyorlar. Bir de şunu akıllarına getirmiyorlar, bırakın Fener'li Halil Özer'i, Fener'li olmayan Galatasaray'lıyı yaşatırlarmı bu medyada onu bile akıllarına getirmiyorlar.
Kardeşlerim şu kesindir ve ne için olduğu akıl sır alır şey değildir. İstisna yok ki bütün spor medyası Fenerbahçe'lidir. Bakmayın siz Galatasaray'lı sandıklarınızın Galatasaray'ı yazmasına. Onlar kraldan daha kralcıdır. Doğrucu davuttur, Galatasaray lehine haksız bir penaltı verilsin ilk önce onlar feveran eder. Bizim gibi dürüst olduklarından değil, Fener'e yalamalık içindir.
Galatasaray'ın uzun yolculuğunun başlarındaki Milan maçında Milliyet ekibiyle beraber seyehat ettim. Maçtan önceki Milliyet spor sayfasında Halil Özer'in yazısı vardı.'' Aslanım Galatasaray, Avrupa Fatihi Galatasaray, Yenersin Galatasaray.....'' Amacı ne?, yazdıklarına kendi inanmıyor, bizi keriz yerine koyuyor, takkiye yapıyor, gönlümüzü alıyor. Yazısını okuduğumuzun akşamı benide yemeğe götürdüler. Bilgin Gökberk rehberimizdi, Doğan Koloğlu, Ahmet Çakar da vardı yemekte. Halil Özer hasta Fenerbahçeli olduğunu söyledi bana. Nasıl oluyor peki dedim, eskiden şimdiki gibi takım yazarları yoktu , bende Galatasaray muhabirliğine verildim dedi. Böyle gelmiş böyle gidiyor, alan(okuyan) razı, satan razı olunca idare ediyoruz.
Maç ne olur konusuna geldi sıra. Halil Özer hezimetine iddiaya girdi Ahmet Çakar'la. Doğan Koloğlu'nu hakem yaptılar. Aynı hafta Fenerbahçe 0-0 ın rövanşında İstanbul'da MTK maçına çıkacaktı. Madem Fenerlisin gel 1000 dolara iddiaya girelim dedim, eleneceksiniz. Gülüşüldü geçti gitti o yemek. Gir(e)medi. Ertesi gece San Siro'da devre 2-0 bitince Halil Özer iddiayı kazanacak diye aklımdan geçiriyordum ki, ikinci yarı takım aslan kesildi. Ümit Davala'yla golü bulunca koskoca Milan son 20 dakikayı estergon kalesi savunması yaparak, kan kusarak geçirdi.
Ertesi günü Milano sokaklarında geçirip akşamı bekliyorduk. Fatih Terim'i gördük gezerken kafede. Ailesiyle oturuyordu. Yazık oldu Hoca dedim, ne bize yaradı, ne de bizden sandıklarımıza. Ne yani yenildiğimize sevinenlerde mi var. Hem de çok yakınımızda dedim olayı anlattım. İsmini söyle dedi, o kadarınıda ispiyon etmeyeyim dedim. Anladım dedi; Halil Özer.
Sonra dağıldık önümüzden hışımla geçti Hoca. Amigo Mehmet Kızılay şahittir, beraberdik. Yarım saat sonra Bilgin Gökberk geldi. Geçen gece olanları anlattım diye sitem etti. Fatih Hoca Milano'da Halil Özer'i tartaklamış, küfür etmiş, önümüzden tekrar geçerken de bana teşekkür etmişti.
Terim'in tek sevdiğim yönü buydu. Bu basına ne yaparsa, kim yaparsa haklıydı benim için. Az bile yapıyordu Terim. Aslında bütün Hocal'lar aynısını yapmalıydı.
Evet arkadaşlar, Galatasaray'lı (bi bok) sandığımız Halil Özer budur. Hasta Fenerbahçelidir. Takiye yapmaktadır, zavallıdır aslında. Ekmeğini, kalbini, kara sevdasını gizleyerek kazanma cezasına çarptırılmıştır. Aslında o gün öğrendiğim kadarıyla iyi aile babasıdır. Yazıktır, cezasını çekmektedir, bir de biz üstüne gitmeyelim. Çoluk çocoğu var başına kötü bir şey gelsin istemem. Ama olay aynıyla vakidir. Bir ömür böyle geçermi Halil Özer. Bir an önce kimliğini açıklayıp Ali SamiYen'den, Saraçoğlu'na taşınmanı, ve bu dertten kurtulmanı gönülden dilerim.
16 Eyl 2008
adam Sandıklarımız ; İlhan Söyler
Bi bok sandığımızdan değil, bu gün Mehmet Topal'ın ağzından yazdığı yalan haberle aklımıza geldi. Adam yalan makinası, yazdığı 100 yazıyı üşenmeden okuyan biri ana avrat dümdüz gitmezse adam değilim. Şu anını bile kimse bilmiyorki geçmişini bilelim. Aslında Terim'in Bıyıklı'ya dediği gibi okunmayan bilinmeyen adamken dikkat çekilip adını bir kaç kişi daha ne yazıkki öğrenmiş oluyor sayemizde.
Adam yalan transfer habercisi. Galatasaray yalaması, aklı sıra yalan haberleriyle ruhumuzu okşayıp kendisini okuyup seveceğiz. Hadi lan hıyar, senin gibi Galatasaray'lıları biz tribünlerden aşağı atıyoruz. Yazdığı, öngördüğü bütün düşünceler cortlar. Kime iyi demişse önce yedek kalır sonra kovulur gider. Misal google'a İlhan Söyler Necati yaz sonra gül.
Bi bok sandğımız adam iki kişilikli, yaşını başını almış biri galibe şerefsiz. Yolda görsem tanımam. Mehmet Topal'la konuşmuş aklı sıra,Topal hocasından şikayetçiymiş. Aslında keşke olsa bizde şikayetçiyiz, ama konu yalan haber. Topal resmi sitede yalanlamış. Eeee ne olacak şimdi, yaptırımı cezası varmı yok. Yarın yine okuyacak keriz bulur kendisini.
Nasıl olmuş, kimin torpillisi hiç anlamadığı bir konuda sayfası var. Bok sanılıyor, bu kadar bok sanılan adam arasına girerek aslında ödüllendiriliyor tarafımızdan. İçimden şu adam için fazladan bir şey yazmak gelmiyor. Bu kadar yazdığım için bile rahatsızım.
Çek elini lan Galatasaray'ımızın üstünden yalancı. Dua et Mehmet Topal bizim gibi ağzına aklına geleni söyleyen biri değil. Biz olsak seni stada sokmazdık. Bundan saonra senin yazını okursam dünyanın en adi insanı olayım. Ne bok yersen ye.
10 Eyl 2008
adam Sandıklarımız ; Saffet Sancaklı(Eşşek Saffet)
Herhalde sürekli eşşek traşlı olduğu için bizim tribünlerin Eşşek Saffet namlı golcüsüydü. Golcü dedikte, hani öyle Tanju gibi, Hakan Şükür gibi, Semih gibi çok gol atan biri yani bi bok sanmayın. Bazı adamların götünü evliyalar doğarken yalar ya işte bizim Saffet öylelerinden. Tökezlenir, yere düşer eli ayağına dolanır o arada top gider ona çarpar gol olur. 3 büyüklerde oynadı hiç kimse unutulmaz bir golünü hatırlamaz. Ruhsuz kansız futbolculardan biriydi, varmı yokmu belli değildi o yüzden büyük takımları dolaşır taraftarlar adam yerine koymadığından unutulur gider, küfür bile yemezdi. Gittiği takım kurban keserdi. Gol attığında sevinmeyen, yenildiğinde üzülmeyen cimri, arkadaşları tarafından sevilmeyen adamdı.
100 dolar fazla veren takıma gidecek kadar ruhsuz biriydi. Ama demek adam akıllıymış, hiç bir camiaya muhtaç değil. Bu kapasitedeki bir futbolcu bu gün ancak 3.ligte oynayabilir. Kendisi göçmen olduğundan, bütün Balkan asıllı futbolcuların doğal meneceri durumunda. Top oynarken ticareti düşünmüş, Kocaelispor'dayken Efetur'u kurmuş otobüs işine girmiştir. O iş kesmemiş Aziz Yıldırım'ın ortağı olmuştur. Garanti daha önce Ali Şen'lede ortaklık etmiştir. Hayatını en önde beleş bekleyerek idame ettirip, herkesle iyi geçinerek vakvakları ürkütmemiş yürü ya kulum hesabıla şimdilerde bir kulüp sahibi 40 cm Havana purosu içen büyük işadamıdır.
Zamanında Televolelerde yaptığı maymunluklar sonradan kendisine yeşil dolar olarak geri dönmüştür. Mahsun Kırmızıgül şarkıları söylerdi, şimdi de söylermi acaba, para verilmese asla topa ayağını bile sürmeyecek olan eski topçu.
24 Ağu 2008
adam Sandıklarımız ; Mustafa Denizli
Atv, Bizim stadyum, Dürüllülü Mustafa,”Galatasaray’ın Beşiktaş’a göre fazla pozitif şeyler ürettiğini söylersek bu doğru bir gerçek olur.” Gerçek doğru gibi olamayabiliyorsa yanlış bir gerçekte olabilir Mustafa’ya göre. Mustafa Denizli eğer bir yerde konuşuyorsa, kalem defteri, daha doğrusu bezi hazırla, Cafer geliyor.
Bir zamanlar not defterim yanımda, televizyona bu bi bok sandıklarımızdan biri çıkınca bekler dururdum ne yanlış yapacaklar diye. Sonunda yetişemedim bıraktım. Bi bok sanılıp ülkenin en büyük iki hocasından biri sanılan Dürüllü'lüyü ne zamandır yazayım diyordum. Dünkü maçı televizyondan seyretme bahtsızlığındaki Galatasaray'lıların sinirlerinin birazını almak için şu sıcak pazar günü ekren başındayım.
Ne büyük adammışın Beşiktaş'lı Amigo Orhan. İnönü Stadı çıkış tünelinde bir Milli Maç sonunda Uçarak kafayı yapıştırmıştın. Hepimizden önce tesbit etmişin bunun da bir bok olmadığını. Kaderin garip cilvesidir, iti kim öldürmüşse cesedini taşıtırlar, kim neye karşıysa o işi ona yaptırırlar. Mustafa Denizli ailesi itibarıyla large dediğimiz cinsten yaşayan biri. Kızı yaşındaki sevgilisinden çoluk çocuğu var, kızı istediği biriyle çıkabilir, modern bir aile babasıdır. Terim'in tam tersidir yani. Fakat kader dedik ya, bu büyük Hocamız, kendisini Fundemantalizmin, tutuculuğun, bu işleri yapanların kırbaçlandığı, recm edildiği bir ülkenin takımında buluvermiştir kendisini. Düşünsenize kızı sevgilisini yanına alacak, mini eteğini giyecek ve babasını takımın maçını izleyecek. Ah be Dürüllülü madem bu kadar büyük hocasın, şu ülkede bir takım bulamadında gerçek efendiniz olan televizyon başlarında herkesin yaptığını yapıp Galatasaray'a söverek ekmeğini kazanıyorsun.
Sen git çöplüğüne geri dön, Altay'ı eski günlerine döndür, olmadı Kocaelispor'un başına geçte şu güzelim Körfez'in yemyeşil takımına küme düşürtme.
ultrAslan forumları saldırıya geçmiş, Mustafa Denizli bizim maçlarımızda yorumcu falan olmasın diye. Biz istemiyoruz bize yalamalık edecek birini diğerleri gibi. Kuşkunuz olmasın Iğdır'ın köyündeki bir çoban bile gördüğünü yorumlayabilir, hiçbirimizin hibir yorumcuya ihtiyacı yok, hele ki spikerden(konuşmacı) daha fazla speek eden adam, bize göre cami duvarına işeyen it gibi bir şeydir, boktur, bok sandığımızdır. Leş gibi kokar dua etsin yenildiğimiz bir maçı yorumlamak zorunda kalmasın, Ali Sami Yen'de black liste girer yoksa. Defol lan hepinizin foyası çıktı ekmek yok büyük takımlardan size. Sıranı bekle dua et milli takım elensin diye.
1 Tem 2008
adam Sandıklarımız ;Acun Ilıcalı
Aslında biraz format dışına çıkıyorum gibi ama değil. Spor, özellikle futbol camiamız içinde boyunu büyütmüştür. Toplumun beyin ameliyatını neredeyse tek başına gerçekleştirmiştir. Televole denen dünyanın en gereksiz, en alçakça programının tetikçisidir. Gelecek nesiller, bu programı yapanların, kitlelere benimsetenlerin mezarlarına sıçacaktır. Can Tanrıyar adlı nöbetçiyle beraber halkımızın ırzına geçmiş, geçmeye devam etmektedir. Avrupa Kupası final maçında bile Acun'un kutularının nasıl açıldığı seyredilmiştir.
Dünyanın en ballı insanı Acun değilse kimdir. 100 kelimeyi geçmeyen İngilizcesiyle tüm dünyayı boş boş gezmiştir. Belgesel mi çektin, kayda değer bir kayıt mı yaptın Adnan Hoca yakışıklısı yaratık, bu garip millete gösterdiğin yegane şey Brezilya plajlarındaki karıların götleri. Üstüne para vermesi gerekirken zengin olmuş gezmekten. Bizim çocuklarımız keriz mi? İngilizce öğrenecem, logaritma çözecem diye götleri, kafaları patlasın, sen kutu aç malı götür. Nefret ediyorum bu tiplerden. Nasıl, hangi fabrika üretir bu muktedir çanak yalayıcılarını. Nedir bu seçilmişlerin sırrı, neden seçilirler? Kimi çağırsa geliyor programına. Fatih Terim'inden tut Emre'sine Arda'sına kadar hepsi geldi. Sıkıysa gelmesinler, hepsi bu düzenin bir parçasıdır. Çağır bakalım Nihat Genç'i, Serdar Akinan'ı, Yalçın Küçük'ü gelir mi.
Bu adam para için zavallı insanlara böcek yedirtti, kurt yutturdu. Şimdi de kutuyla konuşturuyor, Ülkemiz lağım içindeyken, bu pisliklerin programlarını seyrediyoruz. Kazandıkları paraların bir bölümünü yardım için bağışlamaları yok mu, içimi paramparça ediyor. Kalbimin ta derinliklerinden doğuranlarına binlerce küfür ediyorum. Ulan toplumun ahlak bozucuları, sermayenin uşakları, sizin yaptığınız yardımlar, bu ülke gençliğine verdiğiniz hasarın ne kadarını karşılayabilir.
Bu adam belki de bu güne kadar saydıklarımın en beteridir. Sporculara, futbolculara bulaşıp onları da maskeli baloya alet etmeseydi aklıma bile gelmeyecekti. Tesadüfen rastlarsam bir programına, bir an görme şanssızlığına uğrarsam çok utanıyorum. Sanki kendisi beni görüyor sanıyorum. '' bak, beni sen bile izliyorsun'' diyecek diye ödüm kopuyor. Yoksa bana ne bok boku kenefte görür hesabı uğraşmayacaktım kendisiyle. Tek bir an, tesadüfen, Arda'ya rastlamasaydım bu tarikat şeyhi azılı Gala düşmanı, sahte solcu Uğur Dündar dostunun programına.
23 Haz 2008
adam Sandıklarımız ; Deniz Gökçe
Kimdir bu pis sakal. Ne anlar futboldan. Adının önünde profösör yazıyor. Neyin profösörü. Televizyonda 3 tane hokkabaz ekonomiciden biri. Ne derlerse tersi çıkar. Bizim bi bok sandığımız faiz dışı fazladır futbol aleminde. Kendisi diğer bi bok sandıklarımız gibi ekmeğinin bir bölümünü Fenerbahçe çanak yalayıcısı olarak sürdürmektedir. Kendisi bi bok olduğundan her boktan anlar. Üniversitelerde ders veriyor herhalde o yüzden hoca diyorlar. Sporda futbolda ne işi var, kimin boş bi anına denk geldide sisteme aldılar acaba. Her spordan anlıyor. Basketten, voleyboldan, atletizmden anlar. Daha doğrusu biz neyden anlamıyorsak o anlıyor.
Adam belliki o kadar sene okumuş, bilim yapmış, çıkıyor televizyonlar İddaa tahmini yapıyor. Göndermişler Avrupa'ya turnuvayı yorumluyor. Onun ağzından öğreniyoruz olup bitenleri. Bi bok sanmasalarmış bu tiple zaten bi bok olamazmış. Bu tipte olanlar Güney Doğuda bakkal işletiyorlar. Motora binermiş, boğaz manzaralı okulda doçentlik yapıyormuş. Kendisi de aynı imalattan çıktığını düşünürsek, bulunduğu yeri hakketmediğini anlıyacağız. Biliyorum dediği para işi, ve futbol belkide hayatta hiç bilmediği şeylerin başındadır. Sevmediğimiz, dinlemediğimiz, görüşlerinin tam tersini yaptığımız bu Hocamızı bu listeye uygun gördük. Umarım geldiği noktayı hakkeder de bari bizim blogta bi bok olur.
15 Haz 2008
adam Sandıklarımız ; Aziz Üstel
Futbol camiası içinde olmasa bi bok sanacaktık kendisini. Ne iş yaparsa yapsın bulaşmayacaktık. Bu kadar kibarlık, bu kadar karizma futbola uymaz arkadaş. Uydurmaya çalışırsan da bizden kurtulamazsın. Yöneticiliği bıraktıktan sonra takip ettim rastladığımda, gerçekten sanki Galatasaray'ın açığını kollar gibi. Yenilsede konuşsak, zırvalasak havası var. Hıncal Uluç'un kopyası. Her şeyi bilir, hayatını geyikle kazanmış. Ne iş yaptığını bilen yok. Nasıl zengin olmuş araştırılması gerek.
Ömer Çavuşoğlu'yla yaptıkları kayıkçı kavgaları, maymunlukları aristokrat havasındaki adamımıza yakışmıyor. Çoğu Galatasaray'lı kendisinden nefret eder. Nasıl olurda bu adamlar bir türlü gitmezler. Emeklilik falan olmazmı bunlarda. Hani diğerleri gibi Galatasaray'ı eleştirmekten para alıyor desem, değildir. Parası var gibi Aziz Üstel'in. Yokmu acaba. Acaba o yüzdenmi her programda Galatasaray'ı eleştirebilecek bir şeyler bulabiliyor.
Eskiden bir televizyon programı vardı. Bol bol sigara içer ne işe yarıyorsa biriyle konuşurdu. Ayakta konuşurdu ve bir eli devamlı cebindeydi. O zamanlar bi bok sananlar siktiredince kendini yönetici olarak buldu. Televizyon geyikçisi olduğundan basından sorumlu yönetici yaptılar. O zaman herşeyi iyiydi Cim Bom'un. O gittikten sonra da iki yakamız bir araya gelmedi!. Ne yaparsak yapalım Üstel'e yaranamadık. Şampiyon olsak bile. Bok saydığımıza sevinmesi lazım.
Ömer Çavuşoğlu'yla yaptıkları kayıkçı kavgaları, maymunlukları aristokrat havasındaki adamımıza yakışmıyor. Çoğu Galatasaray'lı kendisinden nefret eder. Nasıl olurda bu adamlar bir türlü gitmezler. Emeklilik falan olmazmı bunlarda. Hani diğerleri gibi Galatasaray'ı eleştirmekten para alıyor desem, değildir. Parası var gibi Aziz Üstel'in. Yokmu acaba. Acaba o yüzdenmi her programda Galatasaray'ı eleştirebilecek bir şeyler bulabiliyor.
Eskiden bir televizyon programı vardı. Bol bol sigara içer ne işe yarıyorsa biriyle konuşurdu. Ayakta konuşurdu ve bir eli devamlı cebindeydi. O zamanlar bi bok sananlar siktiredince kendini yönetici olarak buldu. Televizyon geyikçisi olduğundan basından sorumlu yönetici yaptılar. O zaman herşeyi iyiydi Cim Bom'un. O gittikten sonra da iki yakamız bir araya gelmedi!. Ne yaparsak yapalım Üstel'e yaranamadık. Şampiyon olsak bile. Bok saydığımıza sevinmesi lazım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




