sir-i jiyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sir-i jiyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kas 2013

Uyan Ey Yaralı Kükreyen ASLAN

Tabelaya bakarsak muhteşem bir durumdayız. Tarihimizin en büyük futbolunu oynayıp, en büyük macerasından muzaffer çıktığımız sezonda, Şampiyonlar Ligi gurup son maçında UEFA ligine gidebilmek için Milan'ı yenmek zorundaydık. Çok şükür bu sene, guruptan kalifiye olmak için, yine bir İtalyan Şampiyonunu yenmek zorundayız. Yenilirsek bile büyük bir ihtimalle 100 sene daha övüneceğimiz kupasını aldığımız turnuvaya gideceğiz, vamos bien(iyi gidiyoruz)

Uzak tarihi hatırlamayanlar çıkar, biz yakın tarihe dönelim. O çok övündüğümüz son Şampiyonluğumuza. Şimdi ben desem ki, geçen yıl ligin ilk 12. haftası bittiğinde aynı puanda liderdik, google amcaya sormadan hiç biriniz inanmayacaksınız. Doğru söylüyorum çocuklar, çok şükür puan durumumuzda da bir sorun yok. Bu sene de vamos bien.

E peki neden rakipten(liderden değil) 9 puan gerideyiz ve neden ağlıyoruz? Neden kötü kaderimize, daha doğrusu rakibin şansına yanıyoruz. Futbol tanrılarının adaletine küsüyoruz. Bu durumda bile Yüce Gök'e haksızlık ediyoruz. Oynadığımız bu 12 maçta, son saniyede 1 gol yesek puanımız 9, rakip 1 gol yese, ya da o şans diye kahrolduğunuz 1 golü atamasa puanı 18. Yani kısaca çocuklar, tabela ya tekrar dönersek maliyet verim açısından incelersek muhteşem bir noktadayız.

Ve hatta son aldığımız hezimete kafayı takıp travmadan çıkamayanınız varsa onlara da bir seans terapi yapıp meseleye dalış yapalım. Net söylüyorum, eğer Real Madrid, Galatasaray'ın kalesinde kaleci, savunmasında futbolcu olmadığını falan bilse, Ronaldo sakat olmasa, Dünya üzerinde bugün Galatasaray diye bir takım olmayacaktı. 150 senelik futbol tarihinin en büyük hezimetini almış bir takım taraftarı olarak itin götüne girecek, prostatlı liseliler acil toplanacak, kardinal salonunda takımın ismini rengini değiştirmiş olacaktı. Çok şükür, ipten döndük, hepimize geçmiş olsun.

Peki nedir bu velvele? Bu umutsuzluğun, bir koyun gibi cellada boyun uzatışımızın sebebi ne? Çare hep isyan mıdır? Oynayacağımızın her hangi bir maçı garanti kazanırız diyenlerin sayısı neden hep azalmakta?

Galatasaray'ın iyi futbol oynayarak bir maçı kazanma ihtimali şu durumda görünmüyor. Hastalığı teşhis etmiştik. Bel fıtığına yakalanmışız. Muslera-Semih-Melo-Sneijder-Drogba omurlarının arasında, çatıya kalite veren diskler deforme olmuştur. Kırkpınar başpehlivanı olsan, deforme diskler seni yere yatırmış tuş etmiş, danalar gibi bağırıyorsun, ne fayda? 10 yaşındaki çocuk yener, 10 paralık takımların Galatasaray'ı yenmesi gibi. Arada can çekişerek, acıya katlanarak ayakta kalabildiğin maçların acısı, çok geçmeden çıkacak, çıkıyor. Ceyhun, Aydın, Emre, Yekta, Gökhan, Sabri, Hakan deforme olmuş, iflah olmaz diskler, mecbur bünyedeler. Galatasaray'ın, Hocaya, Mancini'ye değil bir beyin cerrahına ihtiyaç var. Biz ne yapıyoruz, Küçükyalı'lı Melek Hanım'a bel çektiriyoruz, yürü maça, biri diyor, alabalık bağlarsan geçer, koş Yakacık Ayazma dağ göletine beline alabalık bağla çık Real Madrid maçına. Geçen yıllarda bu disklerin sakatlığa yol açmaması, gerçeği değiştirmez, bu sene, şimdi bu durumdadır. Bırak kulübeyi, mübarek Arena tribünlerini, Florya'dan bile kovulmaları gerekir. Büyük zaferler zayiat ister.

Galatasaray bu senenin başında yapılan ameliyatla, kaza yapmıştır. Ayağı kırılan atları vururlar, iflah etmez. Bizim sol tarafımız felçli, ısrarla felçli ayağımızın üstüne yük bindiriyoruz. Araba pert oldu, pahalı bir arabaydı ama kaz yaptı, hurdaya çıktı. Kasko yaptırılmadığından da atamıyorsun, satamıyorsun. Kasaba sanayisinde de yapılan tamirle işte bu kadar gidiyor, o yüzden iyi gidiyor diyorum.

Suçlu sorumlu aramanın, geçmişe ağlamanın faydası yok. Motor sanat terk mühendise kadro yaptırırsan, totem sanıp tapınırsan, kötü futbolla kazandığın maçtan sonra, önemli olan 3 puan dersen, kötü futbolcuya sadece Galatasaray formasının içinde diye tahammül edersen, bu zaman diliminde de, çıkıkçının iyileştirdiği sakat futbolcunun seni rezil ettiğinde, köy kaportacısısının düzelttiği araba da yolda bıraktığında  şaşırmayacak, Galatasaraylı vakur duruşunu göstereceksin.

Ne yapmalı?

Şu anda Galatasaray önderliğinin yapması gereken, işin matematiksel olarak bitmesini beklemek değil, hala kırık testiyle su taşımaya çalışan çocuğu son seferini yapmadan önce son bir defa daha dövmektir. Başta Taffael'i uzaklaştıracaksınız. 7-8 sene Türkiye'de kalmış biri, hala tercümanla konuşuyorsa,''coguzeeeell'' diye yavşıyorsa, boyu uzun olanı manavdan hıyar diye almışsa, 40 metreden kullanılacak serbest vuruşta barajı 3 kişi kurdurup kalenin ortasında saksı gibi durdurmuşsa, kovun gitsin. Hanry'nin kafasını çıkardı, biz onu ömrümüz ne kadar vefa ederse unutmaz, gelecek nesillere taşırız. Kaleci olmayan bir salak çok gol yedi diye değil, Muslera daha çok yedi, ayıp, millet bir tarafıyla gülüyor böyle Galatasaray kalecisi mi olur diye. Maçın sonlarına doğru bir topu elinden düşürmesi vardı, acıdım çocuğa. Yere düşerse bir tarafı kırılacak ihtiyar insanlar gibi. Diyorlar ki kim geçsin? Ötekiler daha beter. Tamam peki, Eray'da sakat olamaz mı? atılamaz mı, o zaman kim geçecekse o geçsin. Mancini bilmez, birazdan geleceğim kulübedeki ceset de bir şeyden anlamıyor, ben tüyo vereyim. Melo'yu bilmiyorum, ama Sabri'den eminim, oyuncu gurubu içerisinde Muslera'dan sonra en iyi kalecilik yapabilecek adam Sabri'dir. Sadece boyu ufaktır, uzanamadığı toplar olursa da kader utansın.

Tugay Kerimoğlu'nu nereden gelmişse oraya gönderin acil. O bir efsane futbolcudur, çok yakın zamanda benle beraber bir çok kişinin dikkatini çekecek, istenmeyen şeyler olacak. Sanki tabanca dayatılmış beynine de zorla getirilmiş gibi. Morg görevlisi, otopsi memuru gibi. Hatta ceset gibi. Dikkat edin, bom boş gözlerle hareketsiz kulübede oturuyor. Gol olunca bile çoğu zaman ayağa kalkmıyor. Futboldan anlamıyor demek, Aynştayn'a fizik bilmiyor demektir ama Tugay hiç bir şey bilmiyor. Takımı, Türkiye futbolunu tanımıyor. Konuşmuyor yenildiğimize üzülmüyor, yendiğimizde sevinmiyor. Akıl alır gibi değil, kenardaki ölü, sahadaki diriye ne verecek? Motor sanat terk mühendisin en sevmediği futbolcu diye, nispet tahterevallisine oturtulmuş, o geliyor, Tugay gidiyor, O gidiyor Tugay geliyor.

Mancini için mancınığı kurun bekleyin. Köpek ölüsü kolay kolay kalkmaz. Muhtemelen eşşek yükü tazminatı vardır. Hasta ayağa kalkamaz ise, devre arasındaki pansuman işini ona vermeyin. Benden söylemesi büyük bir tokat atıp daha beter enkazı bırakır. Reykart'a, Hagi'ye yaptığınızı yapın. Akibetini deforme disklere bırakın. 2 maç içinde götüne nişadırı sürerler merak etmeyin. İlk uçakla kaçar, bir daha İstanbul'a tatile bile gelmez.

Muslera iyileşmemişse hala, basın morfini çekin fişi uyusun. Savaşlar bittikten sonra, bana tatbikat yapacak asker lazım değil. Juventus maçına kadar kaleye geçemez ise, takım zaten  57. Piyade Alayıdır(Çanakkale Savaşında tamamı şehit olmuştur). Yedek sandığımız kalecileri de tribüne bile çıkarmayın, verin ellerine sülüslerini gitsinler başka takım taraftarlarının midelerini bulandırsınlar biraz da.

Sol tarafı tamamen iptal edin, kapatın o sokaktaki dükkanları. Sol beksiz, sol açıksız oynayın. Ben akılı vereceğim, kağıdı kalemi alın not edin. Yayıncı kuruluş ve onun geyikçileri için esami listesine 7 dönümlük tarlanın sol bek dekarında Semih görünsün. Santrayı geçmemek üzere konuşlandırılsın, sadece savunma yapsın. Sol taraftan gelen ilk topa o bassın. Kademesine Melo girsin. Takımda 2. bir Melo olmadığı için, Melo stopere çekilsin. Semih'ten seken topların tamamını toplayacağından ve oyuna bilinçli sokacağından şüphem yoktur. Melo'nun sağında, Aydın(sadece hızlı koşabilme özelliğinden, eti para etmiyor, sütünden yararlanıp, sinekten yağ çıkaracağız) ve Umut eş sağ bek olsun.

Bruma sahayı dikine değil, enine kat etsin. Ataklarımız büyük oranda sağ taraftan olacak, Aydın ve Ayı Eboue'nin önüne geçsin sağ cepheye takviye gitsin, olur da Selçuk sol tarafa dönerse enine koşup vekaleten sol açık oynasın.

Riera, sol tarafı iptal ettiğimiz için boşa çıktı. Bindirin bir eşşeğe salın Anadolu bozkırlarına takım arasın. Şecu, gözden kaçmış, muhtemelen saat satıcılarıyla karıştırılmış. Gülmeyin Mustafa Denizli'nin başına gelmişti. Yorfe diye biri vardı, Mustafa Denizli aynen böyle demişti'' Bu bizim seyrettiğimiz adam değil, dolandırıldık'' Şecu, felçli, geçen yıl çok iyiymiş, olabilir, babamda sağlamdı hareket halinde trenden atlayan bir trenciydi, öldüğünde bir bacağı tutmuyordu. Olamaz mı? yeni felç olmuştur belki. Ama bir ilerleme sezdim, biraz daha bekleyelim derim. Penaltı yaptırma riski ortadan kalktı. Hiç müdahale etmiyor, kendisine çalım atamayan futbolcunun lisansını yırttırır. Gol anındaki duruşunun hastasıyım. Gözleriyle gole eskortluk edebilme poz verebilme özelliği var.

Amrabat'diye biri daha vardı değil mi çocuklar? Ben Kayseriliyim, Kayseriliden mal alanın ya aklı yoktur, ya parası çoktur. Süleyman Hurma eşşeği önce boyamış, sonra bize at diye geçirmiş. Yapar, helal olsun. Transfer eden kimse onu Galatasaray Anayasasının değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edileme maddelerinden divan-ı harbe vermek gerekir. Yakında büyük bir sopa yer, 2014 ü göremeyecek ilk futbolcudur.

Galatasaray savunmasına Aydın, Melo, Semih çok bile. Top bizde en gerideyken Melo'dan oyun başlasın. Melo'nun önünde ön libero Dany olsun. İlk sarı kartı alana kadar savaşsın. Taarruz yoğunsa da Melo'yu kollasın. Sol tarafı iptal ettik, kimseye söylemeyin, bütün ataklarımız sağ taraftan olacak. Ayı Eboue'yi Aydın'dan önce sağ Kurtalan Ekspers'e bindirin. Peşinden yorulana, baldırı çıkana kadar Aydın'ı koşturun. Yetmedi Umut'tan umutlanın. Maç sonucu ne olursa olsun, Aydın ve Umut'u birer devre oynatın. Maç bitince de ikisini 100 metre yarışına sokun. Birinci olana 10.000 yuro verin, sonra ''bu kadar koşacak dermanın vardı da, maçta niye koşmadın'' diye dövün.

Drogba'ya serbest vuruş kullanmayı yasaklayın. Top rakipteyken, kendi yer çekiminden çıkana kadar rakibi kovalatın. Top Drogba'nın yörüngesini terk ettiğinde içeri bir sandalye gönderin. Drogba otursun. Maçın son dakikaları, tabelaya yatıyorsak ne ala, onun dışında kendi ceza sahamıza gelmesini yasaklayın.

Sneijder, elimizdeki kanas silahıdır. Uzaktan savaşta etkilidir, onu yakın dövüşe göndermeyin. Verin kasaturayı Selçuğun eline göğüs göğüse o dövüşsün. Sen kanaslı keskin nişancıyı, ellerinde ustura olan Hacıhüsrevli kabadayılarla karşı karşıya getirirsen, Sneijder falçatayı suratına yer, Ribery'ye döndürürler. Sonra da ulan elimde daha kuvvetli silahım vardı yine yenildim deme. Komutan kötüyse ben ne yapayım.

Burak'ı antrenmana çıkarma, gönder Tübitak'a. Fizik, geometri, tanjant, kotenjant öğrensin. Eğik atış, basınç ne kadar pozitif bilim varsa, hatim indirsin. Çağır bir ip cambazını Florya'ya, çıkarsın Burak'ı tele dengede durdursun, duramazsa bırakın düşsün şerefsiz. Bari o zaman düşmenin ne demek olduğunu anlar da maçta düşmez. Ben hakem olsam Burak ikili mücadelede ise, yere Burak düşerse devam, rakibi düşerse Burak'a faul çalarım. Yan hakem olsam en az yarım metre geride bile olsa kaldırırım ofsayt bayrağını. Önce adam olacak, sonra futbolcu.

Eboue'yi ,boğası bol olan, itleri serbest gezen bir köye gönderin. Ayaklarına da kurşundan ağırlık bağlayın. Bakın bakalım boğa boynuzu vurduğunda yere düşecek mi, taşaklıysa düşsün, hele bizim memlekete denk gelmesin. Kangal köpeklerimiz, bir günde Eboue'yi Eminönü'nde saatçi yaparlar.

Söyleyeceklerim şimdilik bunlardır. Biz neler gördük, Aslan boka düştüğünde gülen çok çakala denk geldik. Gider en yakın nehre, en kısa zamanda temizlenir, kuşanır, bilenir. Galatasaray bağlarından izinsiz üzüm çalan çakalları, pekmez sıçırtana kadar kovalayacak olan yine o yareli kükreyen ASLAN olacaktır, kimsenin kuşkusu olmasın.

Galatasaray yense de büyüktür yenilse de.

Büyük Galatasaray Taraftarı '' teslim ol''  çağrısına yine ateşle karşılık verecektir. Rahat olun.

kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten 

26 Şub 2013

Sir-i Jiyan'ın Başkaldırısı

Dünya'nın gelmiş geçmiş en büyük forveti, Didi, Vava, Zagolla, Garricha, Pele'nin birlikte oynadığı 1962 şampiyon Brezilya forvetidir. 4 yaşındaydın nereden biliyorsun diyenler çıkar. 1970'e kadar her gittiğimiz Türk filmi öncesinde bu takımın oynadığı maçların özet filmini izleyerek büyüdük. Sonralarında da zaten kendimiz şahit olduk, tek tek bu futbolcuları geçenler çıktı kuşkusuz. Ama bir blog halinde yanlarına yaklaşanı henüz futbol tarihi yazmadı, bekliyoruz.

Selçuk, Hamit, Sarı Ejder, Tay Burak, Parçalı Fil'in oluşturduğu forvetimizden biri dün gece topla ilk buluşmasında çocukluk günlerime geri gittim. ve canlı izlediğim 1000 den fazla Galatasaray maçını taradım hafızamda. Net yazabilirim, Bu forvet, tüm zamanların en büyük forvetiydi. İş artık netice olarak da zapta geçirilmeye kalıyordu. Bir lig maçında direnip, büyük geri dönüş yaptıkları için değil bu yargı. Galatasaray tarihi, nice büyük zaferler tarihidir, yaptığımızdan daha büyüğünü yapma ihtimali olduğu için di beni küçük lokma yeyip, büyük konuşturan.

Türkiye'de oynanan lige son 10 senedir hep kuşkuyla bakmışımdır. Futbolun endüstri haline gelmesi, çok büyük paralarla finanse edildiğinden beri görünmez bir oligarşi tarafından kurulmaktadır. Okuyanlar bilir savcılardan, polislerden önce açtım ben bu kan davasını. Ve haklılar, kinaye yapmıyorum gerçekten haklılar, olması gereken şeyi yapıyorlar. Bu ülkede para Fenerbahçelilerde var.Bir şekilde fenerbahçeli diye bir ırk oluşturuldu. Varsın olsun ona da itirazım yok, bizde Galatasaray ırkıyız. her koşulda söyleyebileceğimiz sloganımız ''hodri meydan''dır. Fenerbahçeli her koşulda mutlu olabilen, asla üzülmeyen, maça gitmeyi statü haline getirmiş, medya maymunlarının en önemli hedef kitlesidir. Sadece bu yüzden, Fenerbahçe'ye hak ettiği cezayı vermeye kimsenin  yüreği yetmemiştir. Aslında yürekleri yetiyordu da, ah şu gerçek padişah para olmasaydı. Fenerbahçe olmasa, biz Drogba'yı, Sneijder'i falan seyretmeyecektik. Lig Tv batmıştı, Şansal Büyüka pazarda limon satıyordu. İzin verilmedi endüstrinin çökmesine, çünkü temiz, yaşamım her alanında olduğu gibi futbolda da azdı. Az olan emperyaliste göre, kapitaliste göre 5 para etmezdi. Aynı olayların bizim tarafımızdan yapılmış olması durumunda hiç düşünmeden bizi en dibe atarlardı. Atmazlar, biz zaten kendimiz giderdik ve endüstri de para ve zaman kaybına uğramazdı.

Bütün bu paragrafı bilmeyen kabul etmeyen yok zaten. benim bir daha hatırlatma sebebim, dünkü maç öncesi korktuğumun başıma gelmesi, önümüzdeki maçlarda çok daha beterinin tezgahlanacağından emin olmamdı. Bu yüzden maç öncesi endişelerimi zapta geçirdim, çoğu tam isabet kaydetti. Durumdan vazife çıkarıp, Galatasaray Genel Kurmay'ına sitemlerimi söylüyorum sadece. fakat bir şeyi yanlış yaptığımı fark ettim. Salak gibi, hocayı, bazı futbolcuları şer cephesini memnun ettim. Bundan sonra hiç kim oynarsa oynasın, ne netice alınırsa alınsın bir başka pencereden bakıp aktaracağım.

Galatasaray forveti saydığım futbolculardan oluştuğu müddetçe, diğer 6 kişinin kim olduğu hiç önemli değildir. Galatasaray 2 yerse 30 dakikada 4 atacak bir takım olmuştur. fatih terim'in kulübede veya evde olmasının da pek önemi yoktur. Her Galatasaray taraftarı, Fatih Terim'dir. Kadıköy'e bir final daha taşımak isteyenlerden korkumuz yoktur. Fakat anlayamadığım bir şey daha vardır. Digitürk daha fazla para kazanmak için neden Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını istemektedir ki? Fenerbahçeli zaten Polyanna'dır, her koşulda takımın seyredecek bir neden bulabilir. medya maymunlarının Fenerbahçeli olmasının parasal olarak da bir mantığı yoktur. Zaten ortalık Fenerbahçeli kaynamaktadır. Galatasaraylı olduğu söylenenler de program öncesi aldıkları talimatları kusup, Galatasaray'a saldırmaktadır. Bunlar kendi mezarlarını kazmaktadırlar. Galatasaraylı ekabirdir, 6 puan geride olan, leş gibi futbol oynayan, hakem yardımıyla puan alan, kenarda karizma sıfır, başkanı mahkum olan takım kendi takımı olsa maça gitmeye utanır, gitmez, televizyon seyretmez, gazete okumazdı. Yani iş Fikirtepe'li, Çorumlu bir Fenerbahçeli'yi sömürmek ise kemik yalamaya gerek yoktu. Param olsa bu anketi yaptırırım. Arena'nın, Saraçoğlu'nun kapısında herkese sordururdum. Kaç kişi televizyondan spor programları izliyor diye.  Kendim ortalama bir taraftar olduğumdan iddia ederim ki, maça giden 50.000 kişinin en az 25.000 i televizyon seyretmez bizde. Yani demem o ki madem 12 parmak bağırsağı yalaman gerekiyor, Galatasaraylıları kollayacaksın.

Büyük Galatasaray taraftarı gözünüzü dört açın. Arena'ya erken gelin, maç bitmeden çıkmayın. Her maçı böyle çeviremezsin, şebekenin tuzağına düşmeyin. Oynanan maçlar adil değil, bunu bilerek seyredin. Bu ligte Şampiyon olmak bizim için sadece araçtır. Bizim amacımız çok yakın bir gelecekte, o en büyük kupayı getirmenin çarelerini aramalı ve bulmalıyız. Bu bir hülya değil, bu bir rüya değil, Galatasaray hasletidir. Kükre sen her zaman, dün gece kükrediğin gibi. Yaralandıkça, ezildikçe kükre, sakın gaflet uykusuna dalma, nazlı nazlı gezdiğin sahraları, zulüm köpeklerine bırakma.

24 Eki 2010

2525 Şir-i Jiyan

2525 has Galatasaray evladı tribünde korkma,

Galatasaray kayıtsız, koşulsuz, seçimsiz kongresiz Galatasaray Taraftarınındır. Milyonlarca Galatasaraylı adına Ali Sami Yen'de sonuç ne olursa olsun tepinen 20.000 kişidir. Bugün Kadıköyde olacak olanlar da o 20.000 kişinin usaresi, çekirdeği, DNA sıdır.

Hepiniz Metin gibi oynayın, yenilmekten sakın korkmayın. Hayatımda belki de ilk defa Fenerbahçe maçından korkmuyorum. Geçirip geleceksiniz, sadece Fenere geçirmekle kalkmayıp, bütün bu klab-ı zulme karşı muzaffer olacaksınız.

Başında, Commandante, yanında Tugi, köşedeki kafesin içinde 2525 şir-i jiyan, 11 artı 3 nefer ve bütün Dünya üzerine dağılmış milyonlarca Galatasaraylı arkanda.

Ey büyük Galatasaraylı 2525 kişi, bu güne kadar utku vadeden pek çok lafımı işittin. Bahtiyarım ki çoğunda Galatasaray beni isabetsizliğe uğratmadı. Bugün yine aynı kararlılıkla sesleniyorum, bütün Galatasaraylıların öncü birliği sizlersiniz. Gırtlağınız parçalansın, kısılmış televizyon sesini yırtın, bir gün Büyük Galatasaray Kadıköy'de evire çevire yenecek, ve o gün oradaydım diyecek olanlar bir ömür boyu boyunlarında kahramanlık madalyalarını taşıyacaklardır.

O gün bugündür, yüreyedurun, parlayadurun, kükreyedurun çocuklar, gazanız mübarek olsun.

3 Ara 2008

Şir-i Jiyan


kilab-ı zulme kaldı gezdiğin nazende sahralar
uyan ey yareli şir-i jiyan bu hab-ı gafletten.

Bizler, elimizden geldiğince Galatasaray'a saldıranları teşhir ve tecrit ediyoruz. Şu tribünlerde bağıranlardan her hangi biri Galatasaray başkanı olsa, bu köpekler salyalarını sağa sola saçamazlardı.

Bu kadarmı sahipsiz bu takım ya. 2000 senesinin Avrupa Şampiyonu anlı şanlı takımı ne hale getirdiler. Ne yazıkki sorumlular kendi içimizdeler. Yıllarca fosil başkanla küçüldükçe küçüldük. Sportif başarı bir yere kadar, adı üstünde spordur. Yenersin yenilirsin, Galatasaray adını başta Galatasaray'lı eski futbolcular ve eski yöneticiler kanalıyla bu kadar küçültmeye nasıl izin veriliyor. Görünmez bir el düğmeye basmış, ellerine ne geçecekse her maç Galatasaray'a kin nefret kusuyorlar.

Boşuna korkuyorlar aslında. Bu korkuları bu akşam son bulur. Bu Galatasaray bu yapısıyla guruptan falan çıkamaz. Bir kaç saat sonra yenilir, geçen seneki gibi bir mucize olmaz elenir ve salyalarını sümüklerini siler yavşaklar. Bütün beklentileri budur. Bütün hesapları olası bir ikinci Avrupa Kupası'nın Galatasaray müzesine gitmesi. Bakın göreceksiniz biz elendikten sonra kuduruklar seslerini kesecek. Hatta şampiyonluk hesabı da gelecek sezona kalırsa, medyanın tadından yenmez. Cümlesi dost olur. Yazdıklarını unuturlar, bizler salağız ya ruhumuzu okşar barışırlar bizimle.

Beşiktaş'a sataşan varmı. Varsa da Mustafa Denizli olduğu içindir. Ne güzel Ertuğrul Hodja varken etliye, sütlüye karışmadan elenirken, ligten iptal olurken, senelerdir Şampiyon olamazken en büyük Beşiktaş demek. Sen öylemisin, müzende o kupa varken, sevgili takımları o kupayı aşana kadar bize sövmeye devam edecekler.

Bir tane idarecimiz yokmu cevap verecek. Adını anmak mecburiyetindeyim, Fatih Terim hoca olacak, maymun Erdoğan Arıca Lincoln'e fırça atacak.

Namık Kemal yetiş, zulüm köpeklerine kaldı, nazlı nazlı gezindiğimiz sahralar. Uyandır artık yaralı aslanı bu gaflet uykusundan.