Çocuklar, siz maçları rakibe karşı oynuyoruz sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içerisindesiniz. Galatasaray maçlarını büyük bir şebekeye karşı oynamaktadır. Türkiye süper ligi, 16 takımın Fenerbahçe Şampiyon olsun, 17 takımın Galatasaray olmasın diye, de facto senet imzaladığı, güç birliği yaptığı büyük bir organize suç örgütü, şebekesi,organizasyonudur. Yol yakınken, testi kırılmadan su taşıyanı bir kez daha uyarma, dövme hakkımızı kullanıyoruz. İş işten geçtikten, testi kırıldıktan sonra ağıt yakan, öğüt veren, yol gösteren, keşke diyen çok olur.
Büyük bir şebeke var karşımızda, koskoca Ünal Aysal'ı bile pes dedirtip kaçırtan, Fenerbahçe Şampiyonluğuna yancılık, yaptırılmaya çalışılan, son haftalara kadar heyecanın diri tutulması için yarışta olması istenen Galatasaray'ın büyük taraftarını arkasına almadan bu mücadeleyi utkuya dönüştürmesi imkansızdır. Bahsettiğimiz dayanışma, sosyal medya dayanışması değil, tribünlerin ateşine uygun, canlı, ürkütücü, caydırıcı, korkutucu taraftar bütünlüğüdür.
Bir sürü nedenden dolayı bu sezon her taraftar gibi biz de tribünlerden çekildik. Ne var ki bizi diğer takım taraftarlarından ayıran şey tabela taraftarı olmayışımızdır. Tabelaya baksak lider takımımızı 5-10.000 kişiye oynatmazdık. Çocuklar şimdi safları sıklaştırın, güzel futbol oynayın, bizleri tekrar Arena tribünlerine doldurun. Gerisi maçtır, 3 ihtimallidir. Güzel futbol oynamasını beklediğimiz futbolcularımızı da teker teker sorgu odasına alıyoruz.
Burak Yılmaz;
Kardeşim, son 5 seneyi sayarsak ki- öncesi zaten yoktu- ligde attığın golün yarısını atan çıkmadı. Şimdi iyi dinle bizi. Ofsaytta yakalanmayacaksın. Kim bilir kaç ataktan sen ofsayttasın diye vazgeçip geri dönüyoruz. Onca emek, enerji boşa gidiyor, düşün 6 kişi hücum ettiğimizi, her biriniz 100 metre koşsanız 600 metre takım koşusu eder. Karşılayan 6 kişi atağı beklediği için sizin yarınız kadar bile koşsa 300 metre koşmuş olacak. Ofsayta yakalandığın zaman karşı takımın 2 misli enerji harcatmış oluyorsun takıma.
Faul yapma kardeşim. Bırak yürüsün gelsin, kaleye 80 metre uzaklıktaki adama faul yapman oyunu durdurman, tempoyu düşürmen rakip takımın işine yarıyor. En kötü ihtimalle faul yapmasan 1 metre yanında olacağın adama faulden sonra 9.15 mesafeye çekiliyorsun. Hiç bir şey yapmasan topu kaptırma ihtimali, faul yaptıktan sonra kaptırma ihtimalinden büyük,
Hakemi kandırma, haksız alacağın penaltı, gol bizi memnun etmez. Hakem maçı seyretmiyor mu sanıyorsun. Belki kandırarak bir gol atarsın, puan bile aldırırsın, ama öyle bir maça denk gelir, o hakem öyle bir gölünü vermez ki, takımı Şampiyonluktan edersin. Senden isteyeceğimiz 3 şey budur. Gerisi maçtır, sana ettiğimiz sitemlerin sebebi de bunlardır.
Selçuk İnan;
Kaptan, geriye yana doğru pas verme. İstatistiğe oynama. Takımın en çok koşan futbolcusu sen olsan ne yazar olmasan ne yazar. Risk al, çalım at, dikine oyna, kaptır korkma. Sende kaptırdığını tekrar kazanabilecek ciğer var. 10 metre koşup basabileceğin adamı 50 metre kovalama. Güzel futbol, büyük futbolcular tarafından oynanır. Kaptansın, her futbolcuya eşit mesafede ol. Kaptırdığın topu tekrar kazandığında tribünler gaza gelir, mücadele eden adamı tutarız, coşarız. Bizim coşkumuz onlara cehennem azabıdır.
Semih Kaya;
Sen ki 17 yaşında neştere kafa atmış adamsın. Bu ne korku, en ufak bir feykte kıçını dönüyorsun. Top çarpmasından kim ölmüş. Şut çeken adama yalandan ayağını uzatıyorsun artık. 30 cm boyunda 10 cm eninde ayağın kadar topa engel olabilirsin sadece. Topun kendi hacmi kadar bile değil. Şut çekilirken bütün gövdeni siper et. Bak Asimo, ayakla atılan bir golde sen ayaktaysan golü sana yazarım bilmiş ol. Her kornere gidiyorsun, görevin nedir bilemedim. Gol atmak için gidiyorsan zahmet etme. 20 kişinin arasından sen kaleye vuramazsın. Kendi kalemizdeki tehlikeyi uzaklaştır yeter.
Muslera;
Kardeşim topu sakın degajla gelişigüzel oyuna sokmaya çalışma. Senden topu almaya kimse yanaşmıyorsa kendin yürü. Baktın biri basıyor, o zaman şişirirsin. Çok zaman harcıyorsun top kontrolündeyken. Güzel futbol oynamanın, oynatmanın marş düğmesi sende. Galatasaray kalecisi vakit geçirmez, topu oyuna elle, ayakla pasla sokar.
Sneijder'e, Sedju'ya, Bruma'ya, Melo'ya lafımız yok.
Emre Çolak;
Maçlar teke tek oynansa hiç düşünmem maça senle başlarım. Geçemeyeceğin adam yok, güzel futbolun en güzel meyvesi çalımdır.10 dakikada aynı adama 3 çalım atsan Hocası akıllıysa numarası kenardan havaya kalkar. Çıkarmakta geç kalırlarsa da o moralsizlikle follaş edersin. Ver kaçla adam eksiltmek başka, çalımla adam eksiltmek başkadır. Takımda mutlaka çalımcı biri olmalıdır.
Top ayağında olan futbolcunun pas vermek için en az 2 alternatifi olmalıdır. Top kaybını, topu kaptırana değil, en yakınındaki adama yazarım.
Haydi çocuklar, şimdilik söyleyeceklerimiz bunlardır. Kalbinizi çok kırdık, Galatasaraylılıktandır bunca savaş. Taraftar sevdiğine sitem eder. Başka Galatasarayımız yok. Gazanız mübarek olsun.
semih kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
semih kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ara 2014
26 Kas 2012
Futbolu Sevdirenler, Asimo; Semih Kaya
2010 Yılıydı, Kartal'da çocukluğumuzun geçtiği ilçemizin takımının maçına gitmişim. Sağ olsunlar Kartal'da itibarımız vardır, yalandan havamızı da atıyoruz tribünde. Sanki futbolcu bakmaya gelmiş gibi takılıyorum. Savunmadaki gözünü budaktan sakınmayan, savaşan sarı çocuğa diktim gözlerimi. '' Adı ne bu çocuğun, Galatasaray'a aldıralım'' dedim yanımdaki simitçiye. Abi dedi, zaten Galatasaray'dan geldi, kiralık adı Semih Kaya. Hadi yaaa! İkinci yarının ortalarıydı sanki, kaptığı bir topu ileriye çalımla taşırken kaptırdı. maçın sonlarına doğru çıkardılar. Kartalspor yenikti, bir kaç balıkçı kendisine küfür ediyordu. kenara doğru geliyordu, hatırlar mı bilmem? Göz göze geldik bir an, o an, hayatımda ettiğim en ağır küfürleri ettim Bülent Korkmaz'a. Ettiğim küfürün de hala arkasındayım.
Semih Kaya namlı bir futbolcumuzun olduğunu biliyordum ama tanımıyordum. Kewell'i stoper oynatan Bülent Korkmaz, Semih'e güvenememiş, olası 2. UEFA kupasından etmişti takımı. Sonrasında kaç şampiyonluğa, kaç hocaya mal olacaktı kazma stoperler, Semih Kaya, kimbilir kaç Kartallı simitçiden fırça yiyecekti? Zavallı çocuk, genç yaşında Batuhan Karadeniz'le çarpışmış, beyin ameliyatı geçirmişti. Ameliyat öncesi hemşirenin'' iyileştiğinde Fenerbahçeli olacaksın'' esprisine,'' o zaman iyileştirmeyin'' diyebilecek kadar büyük bir Galatasaraylıydı. Gaflet, delalet ve hatta hiyanet içinde olan yöneticilerimiz, kendisini ve yanında yarım takımı Çağlar Birinci'nin transferinde kullanmak istemiş, Semih bir taraftar gibi direnmiş, gitmemişti.
Takım, tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşamış, neredeyse tamamı değişmişti. İmparator, sezonun ilk maçına, Sabri- Servet- Gökhan- Hakan Balta savunmasıyla başladığında, Servet'in kovduracağı 8. hoca olacağından belki de bihaberdi. Biz de kadromuzda Semih Kaya var mı yok mu? bihaberdik. O büyük maç başka türlü cereyan etseydi, Futbol Tanrıları, sevgili Peygamberlerine bir kıyak daha yapmaya kalkmasaydı da, Gökhan Zan sakatlanmasaydı, hadi sakatlandı yerine Galatasaray tarihinin en kazma futbolculardan biri Servet Çetin girmeseydi, hadi girdi, hayatının tek hatasını yapıp da atılmasaydı, olur mu olur? kıçını dayaya dayaya Gaziantep forvetlerine o golleri attırmasaydı da biz Gaziantepspor'a 4-2 yenileceğimize maçtan galip çıksaydık. Galatasaraylı olduğuma ne kadar eminsem Semih Kaya'nın devre arasında Kartalspor'a yeniden kiralık gideceğine o kadar emindim.
Jon Teri'nin 26 numaralı forması var sırtında. Galatasaray savunmasının mendireğidir. Tarafımdan ASİMO olarak anılmaktadır. Tam donanımlı, el üstünde tutulan, nadide bir robot. İyi yönlendirildiğinde hata oranı sıfır, akıl Aynştayn aklı, güç Spartaküs gücü, Galatasaraylılık, Metin Oktay Galatasaraylılığı, taraftarın göz bebeği, şah damarı, bir iki veya daha fazla çocuğun Galatasaraylı olmasının sorumlusudur. Futbolu, Galatasarayı biraz daha fazla sevdiren romantik, melankolik devrimci bir numaralı futbolcusudur. Florya'da bir afet olsa ilk kurtarılacak futbolcudur.
Takımın stoperleri kötüyse, maç kazanır elbet, hatta Şampiyon bile olurlar. Ama benim için futbolun mottosudur, stoperi kötü olan takımın iyi futbol oynamasına ihtimal yoktur. Papaz'la Cüneyt'le yarı final oynayan bu takım, Falko'larla Stump'larla Şampiyonlar ligini kurmuş, Bülent'le Popescu'yla tarihinin en büyük maceralarını yaşamış, muzaffer dönmüştür. Song'tan, Emre Aşık'tan sonra alınan onlarca kazma stoper, Galatasaray şovunun vitesini küçültmüştür. Tarihimizin en beter sezonlarına bakınız, sebebi kazma stoperlerdir. Asimo, bütün bu unutulmaz stoperlerimizin ortalamasıdır sanki. Emre Aşık gibi dalan, Bülent gibi savaşan, Popescu öz güveniyle oynayan top Galatasaray kalesi civarındayken taraftara huzur ve güven veren şimdiden adını Galatasaray tarihine yazdıran büyük takım futbolcusudur.
Büyük Galatasaray taraftarının sevgili Asimo'su; Bu taraftarın tamamının kayıtsız, şartsız sevgi ve güvenini kazandın genç yaşında. Bu güne kadar oynadığın maçlar antrenmandı. Çok daha büyük takımlara, çok daha büyük forvetlere karşı oynayacaksın. Böylesi maçlarda yüksek Galatasaray karakterini, o çocuk yüreğini sahaya süreceğine inancım tamdır. Çocukluk edip de büyüme hemen. Galatasaray kalesi önce sana, sonra Futbol Tanrılarına emanet olsun.
Semih Kaya namlı bir futbolcumuzun olduğunu biliyordum ama tanımıyordum. Kewell'i stoper oynatan Bülent Korkmaz, Semih'e güvenememiş, olası 2. UEFA kupasından etmişti takımı. Sonrasında kaç şampiyonluğa, kaç hocaya mal olacaktı kazma stoperler, Semih Kaya, kimbilir kaç Kartallı simitçiden fırça yiyecekti? Zavallı çocuk, genç yaşında Batuhan Karadeniz'le çarpışmış, beyin ameliyatı geçirmişti. Ameliyat öncesi hemşirenin'' iyileştiğinde Fenerbahçeli olacaksın'' esprisine,'' o zaman iyileştirmeyin'' diyebilecek kadar büyük bir Galatasaraylıydı. Gaflet, delalet ve hatta hiyanet içinde olan yöneticilerimiz, kendisini ve yanında yarım takımı Çağlar Birinci'nin transferinde kullanmak istemiş, Semih bir taraftar gibi direnmiş, gitmemişti.
Takım, tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşamış, neredeyse tamamı değişmişti. İmparator, sezonun ilk maçına, Sabri- Servet- Gökhan- Hakan Balta savunmasıyla başladığında, Servet'in kovduracağı 8. hoca olacağından belki de bihaberdi. Biz de kadromuzda Semih Kaya var mı yok mu? bihaberdik. O büyük maç başka türlü cereyan etseydi, Futbol Tanrıları, sevgili Peygamberlerine bir kıyak daha yapmaya kalkmasaydı da, Gökhan Zan sakatlanmasaydı, hadi sakatlandı yerine Galatasaray tarihinin en kazma futbolculardan biri Servet Çetin girmeseydi, hadi girdi, hayatının tek hatasını yapıp da atılmasaydı, olur mu olur? kıçını dayaya dayaya Gaziantep forvetlerine o golleri attırmasaydı da biz Gaziantepspor'a 4-2 yenileceğimize maçtan galip çıksaydık. Galatasaraylı olduğuma ne kadar eminsem Semih Kaya'nın devre arasında Kartalspor'a yeniden kiralık gideceğine o kadar emindim.
Jon Teri'nin 26 numaralı forması var sırtında. Galatasaray savunmasının mendireğidir. Tarafımdan ASİMO olarak anılmaktadır. Tam donanımlı, el üstünde tutulan, nadide bir robot. İyi yönlendirildiğinde hata oranı sıfır, akıl Aynştayn aklı, güç Spartaküs gücü, Galatasaraylılık, Metin Oktay Galatasaraylılığı, taraftarın göz bebeği, şah damarı, bir iki veya daha fazla çocuğun Galatasaraylı olmasının sorumlusudur. Futbolu, Galatasarayı biraz daha fazla sevdiren romantik, melankolik devrimci bir numaralı futbolcusudur. Florya'da bir afet olsa ilk kurtarılacak futbolcudur.
Takımın stoperleri kötüyse, maç kazanır elbet, hatta Şampiyon bile olurlar. Ama benim için futbolun mottosudur, stoperi kötü olan takımın iyi futbol oynamasına ihtimal yoktur. Papaz'la Cüneyt'le yarı final oynayan bu takım, Falko'larla Stump'larla Şampiyonlar ligini kurmuş, Bülent'le Popescu'yla tarihinin en büyük maceralarını yaşamış, muzaffer dönmüştür. Song'tan, Emre Aşık'tan sonra alınan onlarca kazma stoper, Galatasaray şovunun vitesini küçültmüştür. Tarihimizin en beter sezonlarına bakınız, sebebi kazma stoperlerdir. Asimo, bütün bu unutulmaz stoperlerimizin ortalamasıdır sanki. Emre Aşık gibi dalan, Bülent gibi savaşan, Popescu öz güveniyle oynayan top Galatasaray kalesi civarındayken taraftara huzur ve güven veren şimdiden adını Galatasaray tarihine yazdıran büyük takım futbolcusudur.
Büyük Galatasaray taraftarının sevgili Asimo'su; Bu taraftarın tamamının kayıtsız, şartsız sevgi ve güvenini kazandın genç yaşında. Bu güne kadar oynadığın maçlar antrenmandı. Çok daha büyük takımlara, çok daha büyük forvetlere karşı oynayacaksın. Böylesi maçlarda yüksek Galatasaray karakterini, o çocuk yüreğini sahaya süreceğine inancım tamdır. Çocukluk edip de büyüme hemen. Galatasaray kalesi önce sana, sonra Futbol Tanrılarına emanet olsun.
1 Kas 2011
Futbola Lanet Ettirenler!; Semih Kaya
Yolda görsem tanımam, Kartallıyım ya, denk geldim 2 maçını seyrettim. Hatta birine sonradan girdim. Adettendir, sordum yandakilere. Kimdir bu adam? bizde yalan çok, Galatasaray'a aldıralım. falan dedim. Dediler ki adam zaten Galatatasaraylı, bizde kiralık. O anlarda bendeniz bizde ki 76 numaralı oyuncuya küfür etmekle geçiriyorum futbol severlik, pardon Galatasaray taraftarlığı hayatımı. Yıllar önce aynı yerden, aynı takımda aynı bölgede seyretmiştim 76 numaralı Galatasaray formasının içindeki yaratığı. Futbol garip oyun derler ya ulamalar, garip falan değil, Dünyanın en kolay, herkesin oynayabileceği bir oyun işte o kadar.
Bu sezon ilk defa Galatasaray maçı seyretmedim. Kadroyu gördüğümde 76 numaralı sümüklünün, 5 numaralı kazmanın yerine Semih Kaya ismini gördüğümde hem futboldan, hem hocadan bir kez daha nefret ettim. Maçı seyretmemeye karar verdim. Demek cam Gökhan, kırılmasa, 76 numara, belini döndürebilip o çalımı yemiş olsa da Galatasaray'ın bir gol daha yemesi pahasına adamı yaka paşa aşağı indirmese,Kayseri maçını boş ver, biz Semih Kaya'yı hiç bir Galatasaray maçında göremeyeceğiz. Nasıl oynadı bilmiyorum, Galatasaray'ın kazandığını 2 saat sonra öğrendim. Bir tek şeyden emindim, 2 senedir bizde oynayan stoperlerden hiç kimse daha kötü oynayamaz. Muhtemelen Semih veya başkası hiç fark etmez Ufo ustanın yanında taraftarın göz bebeği olur.
Evet, yıllar önce Galatasaray tarihinin o zamanki en büyük maçına 18 yaşında aynı yerde Bülent Korkmaz'ı oynatmışlardı. Gün oldu devran döndü o çocuk Galatasaray'a hoca oldu. Galatasaray, tarihinin en kolay Avrupa kupası maçlarından birini oynadı o çocuğun kumandasında. 2. Avrupa Kupası, 1. sinden çok daha yakın ve kolaydı. Stoperler yine böyle bir durumda hepten iptal olmuşlardı. Aynı çocuk Semih'i oynatma cesaretini gösterememişti de Kewell'i oynatmıştı. Küçük Bülent'ti namı hep küçük kalacaktı.
Oysaki Bu hafta Galatasaray kulübesinde Büyük Grande vardı. Utanmadan ben Semih Kaya'ya güvendim göndermedim dedi. Ben Terim'i tanımamışım, benim tanığım bildiğim Fatih, mecbur kaldığı için değil, elinde 10 stoper varken oynatırdı Semih'i. İsterdim ki bu maçta Semih'i oynatmasın, iki kazma hazır olduğunda Semih'i oynatsın. Ne gezer, bizim bildiğimiz, sevdiğimiz futbol öleli, gebereli yıllar geçmiş. Yazıklar olsun.
Arsenal'e penaltı atmaya gönderdiği adamları tekrar yad edelim. Takımın sağ bekine, stoperine, solbekine penaltı attırdı. İhtiyaç olsaydı son penaltıyı da diğer sağ bek Capone atacaktı. O takımın hocasının, son maça çıkan Galatasarayın hocası olduğuna beni kimse inandıramaz. O takımın kalecisinin, şimdi her topu şişiren, degaj yapan Galatasaray kalecisinin hocası olduğuna da elbette.
Semih Kaya; Kardeş, kusura bakma seni tanımıyorum, başta dedim yolda görsem tanımam. Son Galatasaray maçına çıkmışsın, nasıl oynadın bilmem, gol yemediğimize göre Grande seni bir kez daha oynatır, yani kelebek misali, Galatasaray bir gol yiyene kadar senin ömrün. Akbabalar hata yapmanı bekliyor. Senin yerinde ben olsam bu ortamda oynayabileceğim en kötü futbolu oynarım. Bunu saymıyorum, seni bu şebeke yine tribüne gönderir. Hiç bir şey değişmez, su yolunu bulur. Başka bir platformda, başka bir ortamda bekliyorum yolunu, şimdi değil. 5 numaralı Galatasaray forması kazmalara tapuludur.
Hiç beklemediğim bir anda, zorunluluktan, Galatasaray tarihinin en iğrenç iki beki oynayamayacak olduğu için seni sahaya sürdüler ya, futbola bir kere daha lanet ettim. Ortalama bir taraftarın bildiğinden hiç bir fazla bilgisi olmayanların imparatorluğundan da.
Bu sezon ilk defa Galatasaray maçı seyretmedim. Kadroyu gördüğümde 76 numaralı sümüklünün, 5 numaralı kazmanın yerine Semih Kaya ismini gördüğümde hem futboldan, hem hocadan bir kez daha nefret ettim. Maçı seyretmemeye karar verdim. Demek cam Gökhan, kırılmasa, 76 numara, belini döndürebilip o çalımı yemiş olsa da Galatasaray'ın bir gol daha yemesi pahasına adamı yaka paşa aşağı indirmese,Kayseri maçını boş ver, biz Semih Kaya'yı hiç bir Galatasaray maçında göremeyeceğiz. Nasıl oynadı bilmiyorum, Galatasaray'ın kazandığını 2 saat sonra öğrendim. Bir tek şeyden emindim, 2 senedir bizde oynayan stoperlerden hiç kimse daha kötü oynayamaz. Muhtemelen Semih veya başkası hiç fark etmez Ufo ustanın yanında taraftarın göz bebeği olur.
Evet, yıllar önce Galatasaray tarihinin o zamanki en büyük maçına 18 yaşında aynı yerde Bülent Korkmaz'ı oynatmışlardı. Gün oldu devran döndü o çocuk Galatasaray'a hoca oldu. Galatasaray, tarihinin en kolay Avrupa kupası maçlarından birini oynadı o çocuğun kumandasında. 2. Avrupa Kupası, 1. sinden çok daha yakın ve kolaydı. Stoperler yine böyle bir durumda hepten iptal olmuşlardı. Aynı çocuk Semih'i oynatma cesaretini gösterememişti de Kewell'i oynatmıştı. Küçük Bülent'ti namı hep küçük kalacaktı.
Oysaki Bu hafta Galatasaray kulübesinde Büyük Grande vardı. Utanmadan ben Semih Kaya'ya güvendim göndermedim dedi. Ben Terim'i tanımamışım, benim tanığım bildiğim Fatih, mecbur kaldığı için değil, elinde 10 stoper varken oynatırdı Semih'i. İsterdim ki bu maçta Semih'i oynatmasın, iki kazma hazır olduğunda Semih'i oynatsın. Ne gezer, bizim bildiğimiz, sevdiğimiz futbol öleli, gebereli yıllar geçmiş. Yazıklar olsun.
Arsenal'e penaltı atmaya gönderdiği adamları tekrar yad edelim. Takımın sağ bekine, stoperine, solbekine penaltı attırdı. İhtiyaç olsaydı son penaltıyı da diğer sağ bek Capone atacaktı. O takımın hocasının, son maça çıkan Galatasarayın hocası olduğuna beni kimse inandıramaz. O takımın kalecisinin, şimdi her topu şişiren, degaj yapan Galatasaray kalecisinin hocası olduğuna da elbette.
Semih Kaya; Kardeş, kusura bakma seni tanımıyorum, başta dedim yolda görsem tanımam. Son Galatasaray maçına çıkmışsın, nasıl oynadın bilmem, gol yemediğimize göre Grande seni bir kez daha oynatır, yani kelebek misali, Galatasaray bir gol yiyene kadar senin ömrün. Akbabalar hata yapmanı bekliyor. Senin yerinde ben olsam bu ortamda oynayabileceğim en kötü futbolu oynarım. Bunu saymıyorum, seni bu şebeke yine tribüne gönderir. Hiç bir şey değişmez, su yolunu bulur. Başka bir platformda, başka bir ortamda bekliyorum yolunu, şimdi değil. 5 numaralı Galatasaray forması kazmalara tapuludur.
Hiç beklemediğim bir anda, zorunluluktan, Galatasaray tarihinin en iğrenç iki beki oynayamayacak olduğu için seni sahaya sürdüler ya, futbola bir kere daha lanet ettim. Ortalama bir taraftarın bildiğinden hiç bir fazla bilgisi olmayanların imparatorluğundan da.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
