11 Mar 2017

Florya Survivor'ı; Galatasaray 3-2 Gençlerbirliği


Tweterla JOR'u kovduk, Ulu Tudor'u takımın başına geçirdik. Gerçi kadı çoktan sikilmişti kapıyı çok geç kapadık. Ne var ki delik büyük, yara ağır, serumla iyileşmiyor, morfinle ağrı dinmiyor, kadro gurubu değil çöplük. Suriye'den bir işgal şehri daha kaçıp gelse Florya'ya çöp toplamaya gitse komprador olarak ülkesine geri döner.

Kadro dışı paketini cebine koy öyle gel dedik, esastan dediğimizi yapıyor da usul farklı. Başka türlü kadro dışı bırakıyor, yarısı idmanlarda taklaya geldi, kalanlar da maçta sakatlanıyor. Peşimizde kal İgor, daha ağır idmanlar yaptır, kalanların yarısını da sakatlamazsan adam değilsin, kalan sağlar savaşır, oynatırız.

Adaleleri atıyormuş, beyni dönüyormuş yatarak para kazananların. Bizim beyinlerin röntgeni çekilse yarımızda tümör tespit edilir, MR tüneline girsek bacaklarımızı alçıya alırlar. Kopsun o koşamayan bacaklarınız.

2 numarayı iptal ederek ilk somut devrimi gerçekleştirdi. Klasik 2 numaramızın götünü doğarken evliyalar yalamış, kurtulamayacağız, sakatlanmayacak, ne yaptı yaptı tekrar girdi. Ulu Tudor sağ bek tapusunu yüyürlükten kaldırdığı için 6 numara yerinde oynadı. Allahı var, çok uğraştı son dakikalarda galibiyeti önlemek için. Kornerden gelen topa uçarak kafaya çıktı, Muslera tanımasa Sabri'ye güvense uçmayacak, kornerden direk kalemize gol girecekti. Yetmedi atamadı, 3*2 den sonra yarım dakikada 4 taç atışını rakibe teslim etti, 3 dakika daha olsa sezonun en büyük oyununun adını yenilgi yazdırması içten bile değildi.

2 numarayı atarak 4 numarayı da topçu yaptı. Geçen maç Semih, bu maç Ahmet istikballeri göklerde aradı. Ahmet Çalık zıplamaktan kanguruya dönüştü. Emre Aşık'tan beri ilk defa bir stoperin bu kadar çok kafa topuna çıktığını gördüm. Sabri girmeseydi, takip ediyordum, 7 numara ataklarda sağ bek görevi üstleniyordu. Top bertaraf edildiğinde de atak sol taraftan şekilleniyor 7 numaranın aktif dinlenmesi sağlanıyordu. Yaşlı Hakan malulen emekli olunca 7 numara da sola geçti, radarımdan çıktı.

Hep  söylerim korner olacağına penaltı olsun, yarısını kurtarır, kurtardı da. Hakeme söyleyecek lafım yok, işi bu, Galatasaray'ın puan kaybetmesi için 5 gözlük daha takacak, kartal gibi görecek parmağın tüyüne çarpan topu. Geçen haftaki hakemin yaptığı ölümcül hatayı yaptı. Son dakikadaki faulü bu salak da verdi. Muhtemelen her hafta papaz pilav yemez diye düşünmüştür, atamaz demiştir. Galatasaray'ın galip gelmesi için ya en az 3 gol atması, ya da galibiyet golünü son dakikada bulması lazım.

Özellikle ilk yarı son yılların en büyük topunu oynadık. Takım koşuyor, üstelik boş koşu değil, dönen her topu kaptık, çok açık ara oyun üstünlüğünü tuttuk, Muslera bile takıma güveniyordu, maçın başındaki golü takım kötü oynarken kesinlikle yemezdi. Bu büyük oyuna az kalsın limon sıkılıyordu. 5 metre ofsayt, yan hakem kaldırıyor, Muslera hakeme güvense topu bıraksa ne olacak şerefsiz. O bizden daha iyi biliyor kansız olduğunuzu da ne olur ne olmaz diye atladı.

Bir de anlamadığım şey anlı şanlı Hocaların kornerlerden nasıl gol yedikleri mevzusu var. Kimi adam, kimi alan savunması yapıyoruz diyorlar, ikisi de aptal. Korner atıldığında, atan, kendi kalecisi, en az 5 savunmacı gol bölgesinde yok, yani en fazla 5-6 adam kafaya çıkacak. Sende 1 i elle dokunma hakkı olan 11 kişi, ne savunması. Tam korner atılacak, tv gösteriyor itişme didişme, kaçışma, alarm çalmış gibi, topa bakan yok. Bırakın lan savunmayı adamı, topa bakın en yakın iki kişi çıksın kafaya, bir tane gol olmaz. Hadi çıkamıyorsun, alın size kesin çözüm, hiç biriniz çıkmayın 5-6 kişi kaleye geçsin, her topa Muselera çıksın, eliyle alamadığı topa vuran olursa kalecilerde sıçradı vuramadı, üstten girerse de kader utansın. Şimdikinden daha fazla gol pozisyonu olursa eşşeğim.

Selçuk İnan bile ilk yarı iyi oynadı, ikinci yarı adalem atmasın benim de diye düşündü, o da klasiğine döndü, ne var ki takımın en büyük frikikçisi, özellikle kaleye yakınken. Ben olsam çıkarırdım, çıkarmayan da muhtemelen son dakikalardaki serbest vuruş olasılığını düşündü. Sneijder'in haberi var mı bilmem? bugün bizim Dış işleri Bakanını  Hollanda'ya sokmadılar, belki de aklındaydı, bir iki Sabri pası attı, ama o Sneijder'di, Podolski'ye insanlık dışı pas attı.

Tolga Ciğerci kuruluş ayarlarına döndü, Muslera'yı saymazsak, takımın en iyisiydi. Eli açık kafaya çıkma aptallığını yapmasa bu gece sadece ben değil bir çok kişi de yanı fikirde olacaktı. Rodrigez'de ilk 11 topçusu olduğunu hissederse beklentimiz Bruma'yla sağlı sollu öldürücü deparları zevkle seyrederiz. Fener'in, Beşiktaş'ın aldığı 3 er puanlara bak, bizim can çekişe çekişe aldığımız 3 puanlara. Olsun öldürmeyen  acı güçlendirir. Fener maçına sağlam 11le çıkabilirsek o sene bu sene.

Dokunulmazlık senin Ulu Tudor, aç bırak, kokonat yesinler, çalının altında yatsınlar, güçlü olan kazanacak, zengin olan, çete lideri olan değil. Takımın winner özelliği hortladı, bu maçın 3 puandan daha önemli olan özelliği bu oldu. Bu hafta idmanları dikkatle takip edeceğiz bakalım kim ben bittim diyecek. Umarım kasları demirden olan Sabri'ye vurur piyango.

7 Mar 2017

Ah Hakem Ah; Antalya 2-3 Galatasaray


Ulan hakem, o dakikada faul verilir mi? maç bitti, hadi basiretin bağlandı verdin, gol olacak değil ya dedin çaldın. Aksi gibi gol oldu, bas faulü Eren'e ittin de, düdük dudağına mı yapışacak? Sana mı kalmış iki maçın iki hakeminin 2 takıma verdiği 4 puanlık boku temizlemek. İşler yolunda gidiyordu oysa, Bruma'yı attın, kara beladan kurtuldun.

Ne yapmış çocuk sus işareti, Noi Camp'ta yaparsın 100.000 kişiye gıkları çıkmaz tınmazlar sus işareti kimseyi sinirlendirmez, öfkelendirmez vermezsin, Kadıköy'de 3 kişiye sus der, tellere çıkarlar delirirler çalarsın kırmızıyı. Antalya'da ne oldu acaba? kim delirdi, niye susun dedi? belki adama Bruma'ya muz attılar, belki sürekli küfür ediyorlardı, görevini yaptın memnun oldum. Görevini yapan memurları çok severim. Galatasaray'a karşı kendin voleyle gol atsan daha çok severdim. Benim için iyi hakem Galatasaray'ı yakan, doğrayan hakemdir. Hakem marifetiyle 1 puan alacağıma hakem yüzünden 10 puan kaybedeyim razıyım. Büyük takımsan hakemi de yeneceksin. Galatasaray'san hakemi yanına değil karşına alacaksın, her maça 1-0 yenikmiş gibi başlayacaksın. Chedju'ya faulü verecek başını belaya sokacak, lağım medya maymunlarına meze olacak kadar salak olmadığına da mutlu oldum.  Ah o lanet olası son saniye faulünü de çalmasaydın da haftanın hakemi sayılıp Galatasaray'ı 2 puandan da sen etseydin, olmadı. Bizi bile maçtan çok hakemi yazdırdın.

Ulu Tudor 1 kişiyi atarak takımı 12 kişiye çıkarmış. Gereksiz eleman Sabri yok, yerine de gereksiz bir sağ bek oynatmayarak ileride 1 adam fazla oynamayı akıl etmiş. Kim olursa olsun her Hoca, Sabri'yi oynatmasa bile yerine birini sağ bek oynatırdı, Sabri'yi oynatmayarak Semih'i de oynatmış oldu. Sabri-Semih paslaşmalarını görmedik, göremedik. Geride 3 kişi bir an evvel el bombası topu ellerinden çıkarmaya uğraştılar. Sağ bek urundan Galatasaray'ı kurtaran Ulu Tudor, sol bek çöpünü de pek yakında temizleyecek. Nitekim maç içinde operasyonu yaptı, bir ara savunmada sadece Jhed-Ahmet ikilisi kaldı.

Kafa golü belasını da bertaraf ettik, gerçi her maç gol yiyoruz ama bu yenen 4 gol organize ataklardan, bilinçli atılmış goller değil, devamı gelmez. Ya gereksiz faullerden kazanılan ölü top, ya bir futbolcunun aptalca hatası.

Eren Derdiyok'un somut, puan golleriyle dönmesi çok iyi oldu, yedek kalacak, sonradan girecek futbolcu değil. Ya ona göre oyun oynatacaksın, ya 18 e almayacaksın. Umut Bulut tipi kolpa golcü değil, 2 dakika kala girer, paramı alır yatar uyurumcu olmaz. Bariz bir şekilde hava topu üstünlüğü var, kanatlardan yappılması gereken, futboldaki en kolay iş, yağmur gibi orta. Yasin bey cevaplasın, 2 adam geçmek ver kaça girmek mi zor? Eren'e orta yapmak mı? Rakibin hocasına sorsan o sana söylerdi, Rıza gibi sıradan biri santrayı geçer geçmez Metin-Ali-Feyyaz'a yaptığı muz ortalarla futboldan ekmek yedi. Hadi Bruma çalımcı, gol atmaktan çok, çalım atmayı seviyor. Gol attığı pozisyonda, bir kişi daha olsa da çalım atsam dememişse ben bu boktan anlamıyorum. Halı sahalarda rastlarsın, top kaybı olacak diye gol atmayan atam tanıyorum. Bruma, Messi, Neymar, Hasan Şaş gibi futbolcular da bu stil. Yasin-Bruma, iş bölümü yapın, çalım futbolun en güzel görselidir, Bruma bassın çalımı hem kendisini hem bizi zevklendirsin, sen de Eren'e sık sık orta yap. Tabelaya oyna.

Son 5 haftayı yabancı hakemler yönetseydi, şu kötü dediğimiz Galatasaray liderdi. Farkın kapanması olasılığı yok, otorite aldığı kararı değiştirmeyecek, her şey planlandığı gibi gidiyor. Bize düşen Fener maçına kadar motivasyonu kaybetmeden cebelleşmeyi sürdürmek. O sezon belki de bu sezon. Yıllarca konuştular, hiç bir puan değeri olmayan farklı galibiyetlerini, hiç bir puan değeri olmayacak farklı galibiyetle diyeti ödemenin zamanı geldi. Şampiyonlar ligi halatına tutunmaya uğraşsak diyorum da boşa hayal, artık bu ülkede hiç bir 2. Şampiyonlar Ligi'ne kalamaz. Hırsız yöneticiler transferi geç yapıyor, kalamazsak elimizde patlar diye eleme maçlarının sonucunu bekliyor, eldeki futbolcular da tur atlamaya yetmiyor. Kısır döngü.

Beni formda tutan şey ise alınacak galibiyetlerden farklı. Her maça hangi çöpten kurtulduk acaba? diye hazırlanıyorum. Şimdilik elde var 1, Sabri, devamı gelecek, ben beklemedeyim.

4 Mar 2017

Beşiktaş; Ülkemizin Küçük Boy Başaltı Konjonktür Takımı


Beşiktaş, Dolmabahçe Sarayının atlarına, at arabalarına bakan, arabacılar, kaşağıcılar, tımarcıların formda kalması, idman yapması için Kafkas kökenli saray bakıcıları Fetgeri kardeşler tarafından kurulmuş beden kulübüdür. Bu yüzden ARABACILAR diye nam salmıştır. Futbolla alakaları 20 sene sonralarına dayanır, Galatasaray'la maç yapabilecek seviyeye gelişi Cumhuriyet sonrasıdır. Şimdilerde büyük sayılmaları konjönktür sayesindedir. Beşiktaş'tan daha büyük takımlar tarih olmuştur. Mensucat Fabrikası takımı Alibeyköy Adalet, Gayri Müslim esnafın yoğun desteklediği Beyoğluspor, Ermeni tekstilcilerin takımı Feriköy, Kabadayıların, bitirimlerin, Bebe Ruhi'lerinin takımı Karagümrük, Bozacıların Lise takımı Vefa bugün bile Beşiktaş'tan büyük takımlardır.

MKE, Ankara'ya taşınmasa Ankaragücü, Zeytinburnu Sanatkarangücü olarak kalacak, belki de Galatasaray'dan bile büyük takım olacaktı. Beşiktaşlılar, Sarıyer, Beykoz gibi bir takım değilse Baba Hakkı'ya dua edeceğine İsmet İnönü'ye dua etsinler. Dolmabahçe Stadı şimdiki yerine değil de Haliç'e yapılmış olsaydı, Beşiktaş maçlarını yürüme mesafesi Saray'ın bahçesi Şeref stadında oynayacak, en fazla 3. ligte mücadele ediyor olacaktı. Stada yürüyerek gelip giden Beşiktaşlı çocuklar, çoğaldılar, semt takımın büyüttüler. Nitekim araçla gidemedikleri Olimpiyat Stadı günlerini hepimiz hatırlıyoruz. Sütlüce'den Taksim'e yürüyerek gelemeyen Alibeyköy, mazi olmuş, maçlara tabanvayla gelebilen Çarşı esnafı beden takımı, Beşiktaş'a dönüşmüş ise de. benim nazarımda Alibeyköy Adalet'ten büyük takım değildir.

Kendine özgü bir tezahüratı, huyu, kültürü yok. Semtin dışına hele ülke dışına çıksan tanıyan bulamazsın. 3-4 yıl önce Türkiye'nin en zengin ailesi Başkan iken, menemen yiyen takım, devlet desteğiyle pirzolaya geçmiş, hakem kararıyla Fenerbahçe ile yıldızı eşitlenmiştir. Yarın KOÇ, Tüpraş'ın spornsorluğunda Kocaelispor'u alsa, takımın başına Hagi'yi akademisiyle beraber İzmit'e getirse, 60.000 İzmit'liye kağıt attırır, Eskişehirspor'un 40-5- yıl önce yapamadığını yapar, Şampiyonluklara ambargo koyar. İsanbul takımı taraftarını Diliskelesi'ne kadar kovalattırır, Beşiktaş'ın önüne geçer. Neyin büyük? Şubat ayını alttaki 3 takıma 28 puan puan fark atarak geçerek Şampiyon olmuşsun, lağım medyada Fenerbahçe kadar adın geçmiyor.

Kaldı ki 3. yıldız mücadelesi veriyoruz diyorlar ya, o da yalandır. 12 Şampiyonlukları var. 59 yılında kurulmuş ligde 57,58 şampiyonluğunu yazdırmakta övünenler, muhtemel alacakları 2011 Süper Kupadan kendi isteğiyle vazgeçmiştir. Sadece bu olay bile bir büyük takım refleksine uymamaktadır. Mit Ajanı Seba, Fetullahçı Kalkavan sayesinde çok geride kaldıklarından acımışlar, lig kurulmadan önce 2 sezon Avrupa kupası maçı oynadıkları bahanesiyle bedava Şampiyonluk vermişlerdir. Duyan da bir Avrupa destanı var sanacak. Aynı mantıkla onlardan önce ilk Şampiyon kulüpler maçını oynamış ve elemiş Galatasaray'a şampiyonluk verilmemiştir. Galatasaraylı da istemeye tenezzül etmemiştir.

İşte böyle bir sıra takımının ligi forse etmesi, ülkede zaten dibe vurmuş futbolu, anıt mezara sokmuştur. Bu ayıp ve suç da Fenerbahçeli, Galatasaraylı başkan, yönetici, hoca ve futbolcularındır.

28 Şub 2017

Proje Hakemlerine 1 Maç Daha; Galatasaray 0-1 Alibeyköy Adaletspor


Önce yenildiğimiz takım kim? kısa bir tarih dersi verelim.

Beşiktaş, Dolmabahçe Sarayının atlarına, at arabalarına bakan, arabacılar, kaşağıcılar, tımarcıların formda kalması, idman yapması için Kafkas kökenli saray bakıcıları Fetgeri kardeşler tarafından kurulmuş beden kulübüdür. Bu yüzden ARABACILAR diye nam salmıştır. Futbolla alakaları 20 sene sonralarına dayanır, Galatasaray'la maç yapabilecek seviyeye gelişi Cumhuriyet sonrasıdır. Şimdilerde büyük sayılmaları konjönktür  sayesindedir. Beşiktaş'tan daha büyük takımlar tarih olmuştur. Mensucat Fabrikası takımı Alibeyköy Adalet, Gayri Müslim esnafın yoğun desteklediği Beyoğluspor, Ermeni tekstilcilerin takımı Feriköy, Kabadayıların, bitirimlerin, Bebe Ruhi'lerinin takımı Karagümrük, Bozacıların Lise takımı Vefa bugün bile Beşiktaş'tan büyük takımlardır.

MKE, Ankara'ya taşınmasa Ankaragücü, Zeytinburnu Sanatkarangücü olarak kalacak, belki de Galatasaray'dan bile büyük takım olacaktı. Beşiktaşlılar, Sarıyer, Beykoz gibi bir takım değilse Baba Hakkı'ya dua edeceğine İsmet İnönü'ye dua etsinler. Mithatpaşa Stadı şimdiki yerine değil de Haliç'e yapılmış olsaydı, Beşiktaş maçlarını yürüme mesafesi Saray'ın bahçesi Şeref stadında oynayacak, en fazla 3. ligte mücadele ediyor olacaktı. Stada yürüyerek gelip giden Beşiktaşlı çocuklar, çoğaldılar, semt takımın büyüttüler. Nitekim araçla gidemedikleri Olimpiyat Stadı günlerini hepimiz hatırlıyoruz. Sütlüce'den Taksim'e yürüyerek gelemeyen Alibeyköy, mazi olmuş, maçlara tabanvayla gelebilen Çarşı esnafı beden takımı, Beşiktaş'a dönüşmüş ise de. benim nazarımda Alibeyköy Adalet'ten büyük takım değildir.

Kaldı ki 3. yıldız mücadelesi veriyoruz diyorlar ya, o da yalandır. 12 Şampiyonlukları var. 59 yılında kurulmuş ligde 57,58 şampiyonluğunu yazdırmakta övünenler, muhtemel alacakları 2011 Süper Kupadan kendi isteğiyle vazgeçmiştir. Sadece bu olay bile bir büyük takım refleksine uymamaktadır. Mit Ajanı Seba, Fetullahçı Kalkavan sayesinde çok geride kaldıklarından acımışlar, lig kurulmadan önce 2 sezon Avrupa kupası maçı oynadıkları bahanesiyle bedava Şampiyonluk vermişlerdir. Duyan da bir Avrupa destanı var sanacak. Aynı mantıkla onlardan önce ilk Şampiyon kulüpler maçını oynamış ve elemiş Galatasaray'a şampiyonluk verilmemiştir. Zaten istemeye de tenezzül etmemişizdir.

Yani çocuklar, sıradan bir baş altı takımına yenildik. Kayserispor yenilgisinden farkı, bu maça daha fazla taraftarın gelmesidir. Üzülmedim mi, elbette, sokakta sarı kırmızılı bir çocuk misket oynasa, ben ondan taraf olurum. İtiraf edeyim yel oldu geçti. Galatasaray mottosudur. '' ya Şampiyon olacaksın, ya Şampiyon'dan fark yiyeceksin'' Galatasaray taraftarı can çekişmez. Açın bakın 1 şampiyonluk fazlamız olmasına rağmen, genel puan durumunda Fenerbahçe'den farklı gerideyiz. Nedeni Fenerbahçe'nin her sene potada olması, çoğunda taraftarına ecel teri döktüre döktüre 2. olmasındandır. Yensek bile anlaşılan proje hakemleri sezonu bize cehennem azabı çektire çektire bitirteceklerdi. Kaldı ki yenilmedik, hakeme 3 puan verdik. Şut çekmeden, pozisyona bile girmeden galip geldiler, futbolun ülkemizde sonudur.

Igor Tudor çıktığı 1.5 maçta farkını ortaya koymuştur, yüreğini de koyacağı maçlar uzakta değildir. Bakmayın çöp futbolcularımızın çokluğu sayesinde güzel futbolu özlemle aradığımıza. Şu abartılan Arabacı takımına bakın, sağ beksiz oynadık, oradan tek bir hamle bile yapmadılar. Cenk'e top gelmedi.Penaltı, devamında kırmızı gelse maç fark olurdu. Igor, Juventus savunması yaptı, her iki maçta pozisyon bile vermedi, Galatasaray hücumu yapamadı. Yapacak görürsünüz, hem de bu çöplerle.

Kazanamadığımız maçları hakemler yüzünden kazanamadığımız doğrudur, Ben buna yanmam, büyük takımsan hakemi de yeneceksin. Benim yandığım pes ediş, yıkılış. Melo'lu, Hagi'li takım olacak o penaltıyı önce verip sonra vaz geçecek. biri atılırdı belki ama kalan 10 kişi o hakemi de evire çevire yenerdi. İtiraz bile edemediler. Kadıköy'de biz Fener'i mi yenemiyoruz sanıyorsunuz, taraftar, hakemi kuşatıyor, bizim çete, maçın başında çektirdiği 3lüyle giderek yavaşlıyor, maç içinde mayışıyor. Başkan'dan, Hoca'dan, çöp futbolculardan önce kovulması gerekenler tribün lideri denen çapulculardır.

Galatasaray'ın Şubat'ta Şampiyonluğu vermesinin 2 büyük nedeni var bana göre.
1- Serdar Aziz; Güvenerek alındı, sakatlığı bilinerek aldılarsa alanların şerefsizliğini bir tarafa bırakırsak, hesapta olmayan ayrılığı pahalıya patladı. Yediğimiz 12 kafa gölünün 10 una mani olabilirdi. Nitekim oynadığı anlarda değil kafa golü, kafa şutu bile görmedik.
2- Sezon başında sarı karta para cezası kararı; Bizim futbolcular banka hesabına bakmadan maça çıkmaz. Ülkenin en zengin orta sahası bizde. Büyük takım orta sahası kadar büyüktür. Para cezası alırım korkusuyla sarı kart riskini almıyorlar. Topa dalan, cebelleşen, didişen, can çekişen bir orta saha oyuncusu yok. Leş orta sahadan da ileriye top taşınamıyor. İş işten geçti geçmesine de Şampiyonlar Ligi hatırına Igor'un savunmadan sonra orta sahaya da ameliyat yapacağına inanıyorum.

Bir iddia ortaya atarak kapatıyorum. Sezonun son maçında ya Selçuk olmaz, ya İgor Tudor. İkisi birden olursa da biz olmayız, biz olmuyorsak da Galatasaray olmaz. Hoca'yı biz aldırdık, güvenim tam.

16 Şub 2017

Sarıoğlu Sabristan'ı


Sebastian Perez'den başlayalım, Muhammed Sarr, Emrah Umut, Suat Usta, Cesar Pratez, Cihan Haspolatlı, Uğur Uçar, Ali Turan, Serkan Kurtuluş'ta mola verelim. Xavier'i hatırlayalım, Koskoca Eboue'yi Florya'ya sokmadığını, Salih Dursun'a, Veysel Sarı'ya, Tarık'a kulübü soydurduğunu söyleyelim.Yasin Öztekin'in kupa maçlarına denk gelmese Florya'nın sağ bek kapısından atılacağını dikkate alalım, devam edelim. Linnes'i Cavanda'yı salgıladığı bilinmez sıvıyla zehirlediğini, kollarına serum bağlayıp yoğun bakıma kaldırdığını da hesaba katalım.

Bu arkadaşlar Florya Sarıoğlu Kabristan'ında yatan sağ bek şehitleri.

Luıcescu, Terim(2 defa), Hagi(2 defa), Bülent Korkmaz, Reejkard, Gerets, Feldkamp, Skibbe, Bülent Ünder, Cevat Hoca, Mangini, Prandelli, Hamza, Dürülülü, Orhan Atik, JOR;

Bu ulu ölüler de, Sabri eşinin garajına Ferrari, Landaulet, Mclaren, Zenvo, Lombarghini çeksebilsin diye kendilerini feda eden kamikaze komandoları. Sarıoğlu Kabristan'ın şeref konukları. 

Her sezon sağ bek aramışız, her gelen önce sağ bek sorunu var zannıyla operasyona kalkışmış, başına iş almış. Şu saydığımız adamlara kaptırılan paraları kendisinin aldığı parayla toplasak, Küçük bir Güney Amerika takımına yatırsak, Kıta Şampiyonu olurduk. Ve o kıta Şampiyonu takımın Dünya'nın dört bir yanına dağılmasıyla da binlerce Sabri'yi ben de futbol oynarım umuduyla futbol sahalarına sokardık.

İşte tam da bu noktadan tezlerimizi ortaya koymaya çalışıyoruz. Futbolun kendi felsefesiyle açıklanamaz bir durum söz konusu. Sabri, Galatasaray'dan ayrılsa, Tepecikspor'da bile oynatmazlar, halı sahaya çağırmazlar. Karizma yok, tipten kaybediyor, ülkenin belki de en zengin futbolcusu ama görüntüsü gariban. Muhtemelen eğitim de hak getire. Neredeyse 2 demet Hoca görmüş ama bilgi birikimi olduğunun bir emaresi yok, hoca yapmazlar. Futbolla ilgili donanımı 3 e kadar sayıp ellerini sahanın ortasında havaya kaldırıp indirmek taraftarı coşturmakla sınırlı, zift medyasında Galatasaray Maymunu da olmayacak.


Peki neyin bedelidir, neyin karşılığıdır, Milyonlarca Galatasaraylıya senelerdir çektirilen bu cehennem azabı?

Rumence'den, İsanyolca'dan, Almanca'dan, Flemenk'çeden, İtalyanca'dan, Japonca'dan,,, her dilden sporcuyla muhatap olup, Türkçeyi bile konuşamamak, nasıl bir Galatasaray Kaptanlığıdır? cevabı bulmaya çalışacağız.

Önce her maç tutulduğumuz, küfretmekten çene felci geçirdiğimiz, Sabri atraksiyonuna değineceğiz.

Sabri'nin Uzun Taç Atışı;

Top defalarca sağ taraftan taca çıkıyor, 100 metrelik hat boyunca nereden çıkarsa çıksın, Sabri topu ellemezse sanki hükmen mağlup sayılacağımız başkaları için küçük, en azından benim için büyük olan eylemini deşeceğiz. Özellikle rakip kaleye yakın yerden top lehimize taca çıkmışsa. Mücadeleye en yakın oyuncu topu bir an önce oyuna sokmak ister, tac atmasını bilmeyen, daha doğrusu Sabri'den daha kötü atan oyuncu bulunmadığından, Sabri'nin ''bıraaaak'' emriyle taç atımından vaz geçer. Hele maç yağmurlu bir havada oynanıyorsa bu ritüel daha bir anlam taşır.

Galatasaray konumu itibarıyla her maçını galibiyete oynamak durumundadır. Dolayısı ile saniyelerin önemi büyüktür, top ne kadar çok oyun içerisinde kalırsa Galatasaray için avantajdır. Tabi Sabri için bu avantajın önemi yoktur. Topu top toplayıcıdan ister, çoğunda beğenmez, kenardaki çocukla değiştirir. Formasının içine sokar, topu kurular. Bu eylemi bilimsel olarak açıklamaya kalksak, kalkabiliriz. İhmal edilebilir şeyleri bile ihmal etmiyoruz. Topun üstündeki ıslaklık zerreleri, muhtemelen taç atışı boyunca sürtünmeyi olumsuz etkileyebilir. Mutlaka bir ağırlığı vardır topun üzerindeki damlaların.  Topun yer çekimine direnci azalır, Sabri'nin hesapladığı zamandan daha önce eğik atış durumuna geçebilir. Bu durumda misal Podolski'ye doğru atılmış gelişi güzel taç, Podolski'ye gelemeden rakip oyuncu müdahil olabilir. Hadi Sabri hesabı tam yaptı diyelim, ıslak topu Sneijder'le buluşturdu, Sneijder kel kayabilir, Eren'le buluştursa boyu ayarlayamaz topla buluştuğunda ne gibi olumsuzluk olur çalışılmamış. En iyisi topu kurulamak.

Kurulanmış top, Sabri'nin elinde atış anını bekleyedursun. Zaman Galatasaray aleyhine işliyor, taç atışından kaybedilen süre maça eklense Sabri'li maçta sadece taç atışlarından 4 dakika eklenmesi lazım. İnanmayan ilk lig maçında kronometre tutsun. Sabri Reiz hesap yapıyor rahatsız etmeyelim. Topu başının üstüne getirdi, atacak, rakip taraftar olsam sadece bu anları seyretmek için maça giderim. Topla buluşmak isteyen futbolcuların deli danalar gibi sağa sola kaçışmaları, Sabri'nin bir türlü karar verememesi, verdiği andaki kimyasal, tıbbi değişimler. Ciğere oksijen çekiş, duluğu şişiriş, denge, Taç kullanan Sabri, taçtan gelen topa dokunan futbolcu, kaleciden oluşan üçgenin hipotenüsü, açı, ilk hız. Pozisyona alınacak, verilecek reaksiyon, rakip futbolcuların tacı kapıp, kontratağa çıkma telaşı. Kalbe son bir nefesle kan pompalama, geriliş ve topun elden çıkışı. O an gözünü kapa, 3 saniye bekle, sonra aç, Sabri'nin kaptırdığı topu kapmak için takımın 10 futbolcusunun hesapta olmayan enerjisini, koşu mesafesini, mücadelesini, büyük ihtimalle rakip takımın kalemize bilinçli veya kontra başlattığı atağı, Sabri'nin kıçına nişadır sürülmüş kedi gibi koşuşunu göreceksin.

Sabri'nin kullandığı tacın golle sonuçlanmasını geçtik, tehlike yaratmasını da geçiyoruz, topun bizde kalmasına razıyız. Vakit geçirmek bizim avantajımıza değil, ayağınla atamıyorsun, onun sebebine daha geçemedik, en kısa anda, en yakınındaki adama elinle bile atamıyorsan, o Porshe'ler, Ferrari'lere nasıl biniyorsun?  Taç atışlarından kaybettiğimiz zamanı, çoğu zaman mumla arıyoruz. Topa en yakın kimse tacı o atsın, bizi ızdıraptan kurtarsın diyoruz, teknik tarafından meseleyi kapatıyoruz.

Hiç bir büyük takım futbolcusu olma özelliği olmayan futbolcu, neden bertaraf edilemez peki. Yazının başında saydığımız futbolcuların çoğu Sabri'den daha iyi futbolcu olduğu, defalarca kadro dışı kaldığı halde alavere dalavere Sabri Reiz Sağ beke nin futbol dışı açıklaması nedir?

Muhtemelen, yüz binlerce baba, oğlunu, Sabri'yi gördükten sonra benim oğlum da futbolcu olur haklı hayaliyle spor okullarına yazdırır, futbol endüstrisine bu anlamda büyük bir katkısı vardır. Her sağ bek Dany Alves olsa, düşünsene hangi baba çocuğuna futbolcu olsun diye yatırım yapar. Futbolcu olmayacak olan çocuk, okumaya yönlendirilecek, muhtemelen bir baltaya sap olacak. Sap olunca ülke meselelerine kafa yoracak, muhtemelen kurulu sistemlere bizim gibi muhalefet yapacak. Anarşi, kargaşa. Bakın Acun Ilıcalı'ya, 10 yıldır, bir ulusun beyin ameliyatını tek başına yaptı. Kutu açtırdığı dakikalarda Fener- Bursa yarı final maçı vardı, Her iki takım tam kadro, stadyum tıklım tıklımdı, halkımız narkozu yemiş, Acun'un hokkabazlarını seyretmeyi uygun görmüştü.

Sistem hassas bir tahterevalli üzerinde suni bir denge üzerine kurulmuştur. Selçuk Şahin gibi, Sabri gibi çok kötü futbolcu olduğu halde çok uzun süre kompanse edilmesi gereken futbolculara ihtiyaç vardır. Bir takıma bir Sabri çok, hiç Sabri eksiktir. Bu yüzden futbolun kendi kriterlerine göre Sabri, her sezon için önce düşünülmüyor, sonra ihtiyaç duyulacak hale getiriliyordu. Tıpkı Selçuk Şahin gibi. Sabri sayesinde takıma takıma 15 sezonda 18 sağ bek transfer edilmiş, kim bilir kaç yönetici, kaç hırsız, kaç menajer, kaç kravatlı eşkıya sırtımızdan palazlanmıştır. Düşünsenize Sabri iyi çıksa bu transferlerin hiç biri yapılmayacak, borcumuza borç eklenmeyecekti- ki bu durum futbol endüstrisine darbe demekti.

Bir gün elbet her şey olduğu gibi futbol da temizlenecek. Oyunu biz kurduk, halk çocukları, düştüğü lağımdan çıkaracak olan da bizleriz. O günler geldiğinde, mertçe, delikanlıca maçlar yeniden oynandığında hak etmeyen hiç kimse futbolcuyum diyemeyecek, Sabri özelinde tüm vasat altı, niteliksiz, futbolcu lisansına sahip gençler, büyük maçları bizim gibi tribünlerden izleyecek. Şimdi zaten izleyenler de para alamayacaklar. Porshelerini, sevgililerini antrenman sahalarında sergileyemeyecekler. 

Umarım o günler çok uzaklarda değildir.


Split Haydutu Igor Tudor yoldaş, uyarım sanadır, bu bir Galatasaraylılık tarih diyalektiği dersidir. 





15 Şub 2017

Split'li Haydut; İgor Tudor


Geçici, kalıcı, çöp, çaylak, efsane 81 hoca geldi geçti, İGOR TUDOR 82. olarak bu akşam Florya'da idmana çıktı. ilk sözlerimizi söylüyoruz, umarım son sözlerimizi alabildiğince geç söyleriz. Büyük Galatasaray Taraftarı Sosyal Medyası çok hoca kovdu, ilk defa da bir hoca aldı, daha doğrusu İgor, emeğiyle, kavgasıyla, his takımı hocasının 1 numaralı adayı olarak yoğun sevgi ve saygı desteğiyle aramıza katıldı.

6 ay önce kimsenin tanımadığı adamın kısa künyesine baktık. Romanya, Yugoslavya, Polonya, Çekoslavakya deme bana hüzünlenirim. Bükreş'in, Belgrad'ın Kızıl Yıldız'larına Lili Marlen Türküsünü dinlediğimiz Zagreb'in , Partizan Marşı söylediğimiz Moskova'nın, Duvarının dibinde ağladığımız Berlin'in Dinamo'larına, Split'in Haydut'larına dayanamam. Öyleyse kredin sonsuz İgor Yoldaş, hoş geldin, sefa geldin.

Kendi takımından başka bir büyük Şampiyon'da oynamış, Hocaların hocası Lippi'nin üniversitelerinde doktora yapmış, genç yaşında sırtına dinamit çuvalı almış en çok hoca kovan takımın başına gelmiş. Sabri'nin 16. hocası olarak iş başı yapmış. Bize Hoca gerekiyor olsaydı, Hocalığını sorgulayacaktık. Bize Hoca gerekseydi, hoca bile olmayan JOR'la çalışmayı kabul etmezdik. Şampiyon olmak için Hoca gerekiyor olsa Hamza'ya katlanmazdık. Bu yüzden Hocalığına bakmadık, oynadığı 2 maçı kazanmasaydı da aynı heyecanla gelişine methiyeler yazacaktık.

Ayda 100.000 Yuro alacakmış. Semih'i 2 metre sıçratmak, Hakan'ın baldırına yay takmak, Sabri'yi 15 km koşturmak, Selçuk'a geri pas yapmadan maçı bitirtmek, Yasin'in kıçına motor takmak, Carole'ye beyin ameliyatı yapmak için getirilmediğine göre ne yapacak bu sevimli HAYDUT.

İnsan üstü bir yeteneği yok yani, uzmanlık alanı Teknik Direktörlükse, deşelemeye önce ben başlayayım.

Mishels olamaz, total futbol icat edildi, patenti kapıldı. Catenoccio yu ben buldum dese yalan, Hereria'dır mucidi. Bir zamanlar WM sistemi vardı, M şeklinde savunma W şeklindeki hücum hattının oluşturduğu sistemin yaratıcısı unutulmaz Arsenal'in unutulmaz Teknik Direktörü Herbert Chepman'da değil, 82. Galatasaray Hocası.

62 Brezilyasını sahaya Didi, Vava, Pele, Garrincha, Zagolla ölüm forvetiyle çıkartan, Dünya'nın sayılı büyük testisli hocalarından Moreira'ya benzer mi? Keşke olsa, o da değildir, Ulusları savaş zamanlarında bile futbola sevdalı yapan büyük hocalar uçurtmalara binip gittiler. 

Çok şey mi istiyoruz, Labonowski'nin top Dinemo Kiev'deyken, 1-8-1, top rakipteyken 0-10-0 taktiğiyle oynatıp, rakibi orta sahada boğacak gibi özgün, Rudakov'u Dünyanın en gereksiz kalecisi yapan, orijinal bir taktiği var mıdır?

Bizim ligimiz çim sahalarda değil, bok içinde oynanıyor. Spor bakanı, stadlara giremiyor, Federasyon Başkanı yönettiği takımda ibra edilememiş hırsız bir embesil. Başkanlar şikeden hapis yattı, deplasman otobüsünden daha fazla polis otobüsüne binen futbolcular var. Tribünleri çeteler idare ediyor, hiç bir maç yüzde yüz temiz değil. Taktik, teknik sökmez, sökse koskoca Reykart'lar, Dünya Kupası kazanmış Del Boske'ler, Aragones'ler, Low'lar, Hidink'ler kovulmaz. Başka bir şeye ihtiyaç var, sistem bozuk, spor medyası taraflı, iktidar futbola müdahale ediyor, hakemler maçın sonucunu değiştirebiliyor. Maç bittiğinde hiç kimse sonuca razı değil, Şampiyonlukların sayısı bile belli değil. 

Galatasaray'da bu sistemin bir parçası, sistemsizlikten biz de yararlanıyoruz. En azından rahatsız değiliz. En yakın rakibimiz şike yapmış, ceza almış, yaptırıma yanaşmıyor, bu ortamda hangi maç için, hangi spor için Dünya'nın parasına, Dünya'nın sayılı hocalarından biri sayılan birini getirebilirsin, getirsen ne olacak?

Hele ki bizim özelimiz, Galatasaray'ımıza Monşer Hocalar hiç uymaz. DNA.mız kaldırmaz, biz his takımıyız, taktikten önce isyan gelir. Galatasaray'ın Türkiye'deki langırt liginde Şampiyon olması için bir Hoca'ya ihtiyacı bile yok. Formayı sahaya atsan, en kötü lig sonunu 3. bitiriyorsun. Galatasaray'ın kötü oynaması, yenilmesi, Şampiyon olamaması için bir büyük Hoca hamlesi gerekebilir belki. İstesen de kötü oynatamazsın yani.

Pislikle mücadele edebilecek mi, yarın Galatasaray satırla doğrandığında verdiği taktiklerin bir işe yaramadığını gördüğünde ne yapacak? İşler kötü gittiğinde, Galatasaray yenildiğinde Büyük Galatasaray Taraftarı, 82. Hocası Split'li Haydut'un  omuzuna yaslanıp ağlayabilecek mi? 

Hoş geldin 82. Galatasaray Hocası, Bizde saygı mecbur, sevgi özgürdür. Florya senin. Umarım 1-2 veya daha fazla Galatasaray taraftarı çocuk da, senin sayende aramıza katılır. İşte sen o zaman başarılı sayılacaksın, aldığın kupalarla değil, tribünlere gönderdiğin çocukların sayısıyla şanlanacaksın. Büyük Galatasaray Taraftarı en yakın yol arkadaşındır, Galatasaray sana emanet, 

Yolun ve bahtın açık olsun HAYDUT:

13 Şub 2017

Kafanızı Sikeyim; Galatasaray 1-2 Kayserispor

-18 okumasın!

Çıktığınız maça bakın orospu çocukları, lider kaybetmiş, altındaki son dakikalarda gol yemiş 2 puanı uçmuş, bir üstündeki 2 saat önce çarpılmış ve sen lig sonuncusuyla oynuyorsun. Tekrara girmesin, Başkanın yok, olmasın ne boka yarıyor zaten, Hoca çöp, tak gaz maskeni, ben çöpüm, 90 dakika diren, cebelleş, boğuş leş kokma be puşt futbolcu. Galip gelsen Şampiyon olacaksın, tarihine baktın mı yavşak oğlu yavşak, var mı böyle bir maçı kaybetmek şecerede.

10 yıldır yazıyorum söylüyorum, biz kazansak da değişmez, bu lig kurulu. En belirgin sezon Hamza salağıyla Şampiyon olduğumuz sezondu, Beşiktaş şampiyon olacak, geçen sezonu da Yıldız Savaşları adıyla pazarlayacaklardı, Hamza'yı memur ettiler ki 10 sene Real'i çalıştırsa yine Şampiyon olamaz, imalatçı hatası oldu, Muslera tuttu, Sneijder attı, Yasin'de para kazanmak için amelelik yaptı. Bu sezon da kurulu, Beşiktaş Şampiyon olmayacak, olursa Fenerbahçe ile aralarındaki kalite tescil belgesi eşitlenecek, izin vermezler. Peki kim olacak? Biz kurmadık, bilmiyoruz, bildiğimiz tek şey Şampiyonluk Kupası'nın içinde zehir olduğu, kimse içmek istemiyor. Bu durumda da aptallardan biri langırt farkıyla önde bitirecek. Tıpkı şimdi Beşiktaş'ın lider olması gibi, Beşiktaşlı bile inanmıyor.

Galatasaray'ın gol atıcıları ( Rodrigez-Sinan-Eren-Podolski- Bruma-Yasin-Sneijder) ligin Şampiyon olacak takımları arasında en yüksek skoru yapanlar, Süper Lig ortalamasının üstü. Gol yedirmeyicileri( Sabri-Selçuk- De Jong-Hakan-Semih--Linnes-Carole-Ahmet) Süper ligi geçtik, 2. lig seviyesinde bile değil. Bu durumda Galatasaray'ın iyi futbol oynaması mümkün değil. Hakan-Semih-Sabri 1. bölgede aralarında 30 pas yapsalar tiksinirsin, Aynı paslaşmaları, Sneijder-Bruma-,Podolski 3. bölgede yapsa coşarsın. İyi oynuyoruz dersin, niye? gol atma ihtimalin var diye.

Hoca demeye dilim varmıyor dallamaya. Elindeki bütün çalımcıları sahaya sürünce çok gol atarım sanmış, topu ayağına alan da başlıyor slaloma. Yerde kar yok(var aslında) kayak yapıyorsun. 10 numaran cezalı, onu yedeklemek için aldığın adam kulübede. Kaşının beyazını sikeyim penaltı olsa atacak adamın yok, korneri yetiştiremiyorsun. 25 milyon taraftar içinde biz korner atarken atarız, bize korner atılırken yemeyiz diyen bir kişi var mı?

Ligin en iyi kafa vuran stoperi Ahmet bizde, İnanmıyorsan Gençlerbirliği'nin yediği gollere bak. Evde bile sabah konuştuk, Galatasaray'a gol atamayan Hocayı odunla dövmek lazım, stoperler kısmi felç geçiriyor, Galatasaray olmasa şike yapıyorlar derim, bilerek kornere atıyor, 5 saniye havada gelen topa kafaya çıkmıyor, yan toplarda seyrettiğim en kötü kaleci Muslera'da seyredince gol oluyor. Yediği 12 golü seyrettim, 10 tanesinde Muslera suçlu. Kafasındaki beyni siktiğiminin kazma stoperlerin, savunmanın suçu yok mu abi deme sakın. Onların sahada olması suç, suçun suçlusu olmaz. Hadi Hakan Balta kurtuldu, oynatılmazsa futbolu bırakır, Aslan gibi hiç hak etmediği CV si ile ömür boyu futboldan Ferrari'ye biner, Semih Kaya çapsızı sen ne bok yiyeceksin. Aydın Yılmaz'a bak gör halini, Kartalspor'da oynayamazsın. Yaşın 25, bırak futbolu hiç bir sporu yapamazsın. Bari bir ilk olsun, tarihe geç BOSMAN gibi. Futbolcu istifası diye bir manifesto yaz. Mecburmusun oynamaya, biz oynadık mı, orospu çocuğuyum ki senden daha iyi futbolcuydum. Ben bilmiyorum de siktir git köyünde mangal yap, çiftçilik kur. 25 yaşında Çöp Semih olarak bizim gibi garibanlara anana sövdüreceğine Semih AĞA ol. Olmam diyorsan da gün say kardeşim ASİMO ( Bakınız Google Asimo Semih Mahalle Takimi) Sen bu sezonu tamamla ben de tescilli ibneyim diye Arena'daki Galatasaray Dükkanının önünde stand açacağım.

Sabri için son sözlerimi çok önceden söyledim, ekleyecek bir şeyim yok. Futbolun dışında söyleyeceklerim bitmez. Aldığı paranın yarısını tribün eşkıyalarına dağıtıyor, sadece o değil, siz maçları seyrederken kafanızın tası sikiliyor, duvarları yumrukluyorsunuz ya, sebep olan çöplerin tamamı, amigolara, ve Zift Medyasındaki Galatasaray maymunlarına yediriyorlar. Ondandır yerli futbolcu sevicilikleri. Kimse aptal değil, aptal biziz, cebimizde 40 lira maça verecek paramız yok, dün Sabri 30 bin lira ekstra para aldı. Olması gereken oluyor. Dün yenemedik diye mutlu olmamışlarsa kabul ediyorum, maç bitiminden, hatta 20. dakikadan bu yazıyı okuduğunuz ana kadar ne kadar küfür ettiyseniz üstüme alıyorum. Benim ölmüş anama sövün ki bilerek kazanmadılar. Son 3 dakikada  4 gol pozisyonuna giren birini atan takım 88 dakika niye beklesin. Kayseri çok akıllı, iyi oynadı demeyin sakın. Pozisyonları yok, Bakın göreceksiniz bu hafta kendi sahalarında yenilecekler. Şov bitti çünkü, Sergen'i artık kimse takip etmez, futbolu bu ülkede en iyi kim oynadı en iyi kim biliyor desen ilk 3 e koyarım. Galatasaray'a nasıl gol atılacağını, nasıl yenmeyeceğini biliyor ki bu da sır değil zaten. Topu havaya kaldır, içeri şişir.

JOR Sikiği, hiç bir bok bilmiyorsun tamam, siktir olup gitmedin de dünkü kader maçına çıktın, bilet alınmamışsa bir maça daha çıkarsın en fazla. Kefal Eren Derdiyok'u stopere çek. Kefal koskoca balıktır, kafayı kopardığında Hamsi kadar et çıkmaz. bu uyuz da kafa olarak doğmuş, başka bir uzvu yok. Kafa içinde de beyin yok, gelen her kafa topuna vursun uzaklaştırsın. Senin de kafan yok, aklına gelmedi o zaman oynattığın kazmalara söyle kornere atacağına penaltı yaptırsın. 2 penaltıdan birini kurtarırdı. Yan top harici gol yemez zaten, bu yüzden de dikkat edin artık Muslera top da kurtarmıyor. Çünkü şut çekmiyorlar. Çekilen şutlar da top benden gitsin diye cılız pas oluyor.

Dursun, Cengiz, Levent, JOR ebenizin amına koyayım sizin, siktirin gidin, ülke zaten karışık iç savaş çıktı çıkacak, eğer çıkarsa karambolde ananızı ben tek başıma sikeceğim haberiniz olsun. Kim vurduya gideceksiniz, Sabri, Semih, Hakan, Carole, Selçuk siz de götünüzü kollayın, arabalarınıza iyi sahip çıkın, 59 yaşındayım ilk gördüğüm yerde yumruk yumruğa dalacağım, arabanızı görürsem çizeceğim. Siktirin gidin ananıza avradınıza daha fazla sövdürmeyin. Kanla irfanla getirdik bu günlere Galatasaray'ı, paralı çakalsınız diye Aslan Yuvalarının başında ulutmayız. Kendi payıma size geçen 1 kuruşum varsa ki var, zehir zıkkım olsun, hastane parası yapın, hepiniz Orospu Çocuğusunuz.

5 Şub 2017

Rejim Değişikliğinde Bir Futbol Maçı; Devlet 2-1 GalataEsir


Futbol Kardinalizmi'nin bu maçı kurduğuna emindim. Biz kazansaydık da aynı cümleyle yazıya başlayacaktım. Dini imanı para olanlar, bir kez daha Galatasaray-Fenerbahçe finali tezgahlayıp, 3 ay daha ekmek yer diye düşünmüştüm. Esastan doğru da usul de bir değişiklik yapıldığını bana haber verecek değillerdi ya. Yine de kurulmuş. Bu mecburi yapılması gereken angarya turnuvadan gelecek para onların Nusret'te yedikleri bir yemekten sonra dağıttıkları bahşiş, köşklerinde, yalılarında besledikleri köpeklerin bakım masrafını bile karşılayamayacak kadar az olduğunu da hesap etmem gerekirdi. Üstelik Kupa'yı da Galatasaray alıp, muktedirlerin siyatik sinirine toplu iğne batırıyordu. Böyle yorumcuları olduğu sürece de varsın Finali Urfaspor-Ümraniye oynasın ne fark edecek. Yeter ki tribünlerde daha az, mümkünse hiç İzmir Marşı söylenmesin.

Bu maç bir provaydı, yıllardır zaten maçlar kuruluyordu da, artık kurmaya bile nasıl gerek duyulmayacakın antrenman maçı yapıldı. Sistem tek kişinin olacak, o tek kişi hangi maçı kim kazanacak önceden bildirecek. Maç yorumcusu en güvenilir biri olacak, misal Erman Toroğlu. Zavallı Toroğlu, maçtan önce Fatih Terim Stadını bir yağladı, mühendislik harikası dedi, neredeyse yayın odasının önündeki camın temizliğini diliyle yaptı. Konuşmacı stad dolu dedi, olsun kim boş demeye cesaret edecekti ki. Podolski bazukayı salladığında ödleri koptu, tekrarını vermeselermiydi acaba? Gözlerini Sneijder'den ayırmıyorlardı, 5. dakikada değiştirin işaretini büyük bir huşuyla bizlere bildirdiler. Bu kadar bedduaya Yüce Gök hem de bu konjonktürde sessiz kalacak, olur şey değildi elbet. 10 numara çıktı 1 numara girdi. Maçın başında Muslera hariç takım tam kadro diye bir şeyler de zırvalamıştı, konuşmacılar.

Oysa ki Esir alınmış Büyük Galatasaray'ın Büyük Taraftarı için durum farklıydı. Muslera yoksa takım yarım takımdı, 5. dakikadan sonra da diğer yarısı telef olmuş, Tepecikspor'la bile oynayamayacak kaliteye düşmüştü. Muslera-Sneijder hariç takımı, tam diye sahaya sürmek, 2 nala 6 lı ganyanda yarış koşturmak demekti ,2 nal bir at daha gerekiyordu bizim de adil yarışabilmemiz için.

Evrim yok dediler, 1 hafta geçmeden sav çürüdü. Koskoca Erman Toroğlu gözümüzün önünde 90 dakikada Şebek oldu. 5 metre ofsayta, ofsayt diyebilmek için devre arasına kadar tekrarını izledi, güvendiği adamlara sordu, Şener Şen'in domates sattığı sesle bana göre ofsayt diyebildi, kimse duymadı Erman rahat ol. Hele kırmızıya hiç girme, ah o hareketi De Jong yapacaktı ki, bakın o zaman ben Şebeklikten Çakallığa nasıl dönüşecektim. Hakemin  atmadığına pişman ettirmezsem ben de Çakal Erman değilim der saldırırdım maç boyu, yetmez maç sonu lağım kanalımda, yetmez zift gazetemde.

İyi bak çocuk maçlara, olmaz deme olur. Bahçeşehir, Hitler'in Schalke'sine dönüverir. Hani o 7 şampiyonluğunun 6 sını kazandığı o muhteşem devir var ya, gidiş o gidiş. Kazanma burada resmi terim manasında. Korkudan maç verildiği, iyi oynayan her futbolcunun Schalke'ye transfer edildiği, daha büyük takımların yöneticilerinin nefesinin kesildiği, Führer'im kızmasın diye kendi takımlarının yenilgisine sevindiği, iyi oynayan futbolcularına kötü oynayın talimatının verildiği muhteşem 6 sene. Bu kadar da olmaz diyorsan görevin tribünlere gidip kuzu kuzu olup bitene razı olmak, Selçuk'a homurdanmak değil. Ne yapsın Selçuk? ilk geldiği sezon gibi oynasa elinden servetini alırlar, kaçıp kurtulamıyor, bari maçtan kaçayım da De Facto sorumluluğu üzerime alayım, sadece bana küfür etsinler, büyük resmi göremesinlere oynuyor. Sneijder çıkmasa kesin kendisi de çıkmazdı. Ben Selçuk hakkında hükmümü 2 yıldır verdim. Bilerek kötü oynuyor, Galatasaray'ın esaretine hukuki zemin sağlıyor. Yerine Josue oynasa ilk kötü oynadığı maçta kafası koparılır, Selçuk'a dokunulamıyor, ve bu mübarek takım zaten her maça 12 ye -10 başlıyor.

Maç olarak söyleyecek lafım fazla yok. Oynadığımız lig maçı gibiydi. İki çöp bekin oynamasına izin verdiler, topun arkasına geçtiler, Çöpler kendi arasında paslaşıp yorulurken, kendileri dinlendiler, içerideki ajanları marifetiyle istedikleri zaman topa sahip oldular, kale boştu zaten 50 metreden şut çekerek bizi rencide ettiler. Yukarıdan durun lan çok açık belli oluyor talimatı almasalar 10 luk yapmaları işten bile değildi. Galatasaray'ın gol atması için bile uyarı aldıklarına eminim. 2-1 elenmekle 5-0 elenmek arasında bizim açımızdan büyük bir pozitif fark olacaktı. Olanca taraftar, olanca kiniyle, oyunu bozmak için için tribünlerde olacaktı, yine de olacak mı?

Siz bilirsiniz çocuklar, biz 50 yıl önce bu tribünleri kurmaya başladığımızda bugünleri böyle hesap edemedik elbette. Sami Yen kapalısının set demirlerinde bir birimize tutunarak cambazlık yapa yapa, nice büyük takımları boğdura boğdura oluşturduğumuz Büyük Taraftar kimliğimizi, sizlere emanet ettik. Göreviniz bizimkinden çok daha büyük. Sizler ölüye top oynatmaya çalışıyorsunuz. O dirseği Sami Yen'de Hagi, Arena'da Melo yiyecek, Galatasaray Kaptanı atılmayacak, Hakem balgamlı suratını yıkamak için Galatasaray Hamamına ambulansla yetiştirilmeyecek. Bağırarak olsa işiniz kolay, Saldırın dersiniz Carole çöpü 1 metre daha fazla koşar, ıslıklamazsanız Sabri Cafu topu oynar, gaz verirsiniz Pinokyo Semih rakibin nefes sesini duyduğunda yere yığılmaz.

Yani çocuklar demem o ki, gerilemenin sebebi sportif değil, üstelik kimse de ne aptal ne uyuyor. Uyuyor olsalar yine iş kolay, bir çöp dürtersin uyanır, uyuyor numarası yapanları uyandıramazsınız. İstifa dersin parmağını burnuna sokar, 20 milyon taraftar tweet atar Selçuk Çin'e git diye, okumadım der. O zaman uyuyor numarası yapanları da uyandırmak senin görevin,bir yolunu bulacaksın, sen de çocuklarına Galatasaraylılık bir imajdır, mürşittir, harstır, hulustur haslettir demek istiyorsan bir şeyler yap, seferberlik ilan et. Gün bu gündür.

Kayseri maçı maç değil, uçurumdan önceki son çıkıştır. Tribünleri öyle bir doldurun ki, daha bağırmaya başlamadan korksunlar. Tabeladan bağımsız, özelde kendi yöneticilerimiz, genelde oyun kurucu Futbol Kardinalizmi Galatasaray'ı esir tutabilmenin başka yollarını aramaya başlasınlar. Aslanlar da pusuya düşer, düştüğünde de nasıl kurtulacağını değil, kurtulduktan sona pusuya düşürenlerden nasıl öcünü alacağını düşünür. En ufak bir şüphem yoktur ki ''Galatasaraylılık'' karakterini yazan Büyük Galatasaray Taraftarı takımını bu kan emicilerden, hainlerden tez zamanda kurtaracaktır.

Yolunuz ve bahtınız açık olsun çocuklar.

Not; Bu yazı dirsek yediğinde Parken'de, hakem tarafından haksızlığa uğradığında Sami Yen'de ne yapılması gerektiğini uygulamayla gösteren, 52 yaşına basan büyük öğretmen HAGi'ye armağan edilmiştir.

Öyle ağırız ki Commandante sen gittin gideli.

29 Oca 2017

Türk Lağım Spor Medyası; Stadyum



Gollere, Sneijder'e, Bruma'ya doyamadım. Bu sezon ilk defa o da gece yarısı bir zift kanalında golleri tekrar izlemek için, şebekler acaba ne diyor diye lağım kanallarını taradım. Tekrarıymış Stadyum'a rastladım. Çok utandım, onlar da beni görüyor sandım. Defalarca, uzun uzadıya özeti verdiler. Ve başladı leş kokmaya program.

Ben Giray Bulak'ı adam sanırdım, futboldan anlayan 5 Medya maymunu say deseler ismini yazardım. Bir de Hoca, amatör takımlardan bile uzak tutulması lazım. Zaten programın en ezik adamı, konuşmaları mutlaka daha baskın şebekler tarafından kesiliyor. Görüşleri makbul sayılmıyor, sanki Hoca o değil de Kaya Çilingiroğlu. Hülya Avşar'ın eski nöbetçi kocası olması dışında Medya Maymunluğundan para alması için ne vasfı var çözemedim.  Ayı Sinan olsa aklım erer. Futbolculuğu sayesinde Seda Sayan'ın eski eşi olabilmiştir. Her devrin adamıdır, aldığı paranın yarısını mafyaya kaptırır, futboldan da halk dilinden de anlar. Oğuz Çetin nerede diye merak ederdim, buradaymış rast geldim. Fenerbahçeli olup da sevdiğim 2 kişi varsa biri odur, diğeri Alex'di. Büyük futbolcu, tahsilli, konuşmaları düzgün, o konuşmayacak da kim konuşacak? Zavallı Oğuz'un işi hepsinden zormuş meğer. Sneijder'e bok atsa diğerleri gibi, koskoca İmparator, futboldan anlamıyor damgası yemek istemez, Bruma'yı övse Medya sahiplerinden fırça yer. Bereket dediğim gibi tahsilli, konuşabiliyor konuşmasına da, ne dediği anlaşılmıyor.

Ah be Oğuz Çetin, Sakarya'lısın, takımınız can çekişiyor, geç başına, anlarsın çıkar 3-5 Tatanga, saldır şu İstanbul'un futbol baronlarına. Ne işin var senin bu zır cahillerin arasında. Futbol terminolojisinden döktürdükçe döktürüyor. Alan daraltmadan girdi, 3-4-2-1 den çıktı. Sanırsın ki Morinho'lara, Trapattoni'lere konferans veriyor. Yeminle acıdım. Yorumların tamamını dinledim, beklerdim ki Bruma'nın slalomla daldığı ceza sahasında, çok rahat çalım atabilmesi için Sneijder'in 20 numaralı stoperi peşine taktığını söylesin. Ne gezer, hiç bir şey söyleyemedi.

Ali Gültekin'i de severdim oynarken. Eh işte diyebileceğim tek adamdı programda ,en azından atılan 6 golde de savunma hatası arayan şebeklerle aynı fikirde değildi. Ersin Düzen'de bir ara düzene uymuş sürüye katılmıştı. Gözü sürekli telefonundaydı, muhtemelen biri benim gibi ağır küfür etti, çalımı yiyenlerin hatasını konuşurken, çalımı atanı da göz ardı etmeyelim gibisinden bir şeyler zırvaladı.

Sneijder, Bruma'yla korneri paslaştı, Beni bloklamış Kaya başladı kusmaya. Vay efendim Bruma'ya neden bir adam basmazmış. Giray Şebeği ne bilsin paslaşacağını dese de kim susturabilecek. Bunlar iyi ki BBC Sport'ta maymunluk yapmıyor. Maradona'dan  çalım yiyen bütün takımı Times nehrine attırılardı. Korneri paslaşmaya karar veren her futbolcu paslaşır, engel mi var? var da 9.15 mesafede. Sneijder paslaşır iki kişiyi çalımlar yine ortayı yapar. Akıl verin başka hocalara da bir sonraki maç korneri kullanamasın. 20 dakika golü nasıl yedileri konuştular. Şebeğin biri kale direğindeki adamın paslaşma esnasında neden çıktığını soruyor. Bana sor yavşak, şike yaptı. Sneijder falsolu sallamayı, siz dallamalar ötün diye Semih'e doğru ateşledi. Ön direği alan çocuk da Semih Abi kafayı bu direğe vuracak, en iyisi ben kaçayım da gol olsun dedi. Midem bulana bulana izlemeye devam ettim, dedim ya golleri 500 defa verseler seyrederdim.

Sneijder'in Bruma'ya açtığı yolu fark eden çıkmadı. Nasıl boş bırakırlar, nasıl bu çalımı yerler diye kudurdular. Aynı golü Messi atsa mest olacaklar, Lens atsa o çalımı, o golü ,çanağa ne koyarsan koy, sabaha kadar yalarlardı.

3. golün anlamı büyüktü bizim için. 300 defa sızlatmış olacaktık yüreklerini, Yasin'e nasip oldu. Sneijder kaptırdığı topu tekrar alarak bütün bir savunmayı sağa doğru feyk attırıp, soldaki Podolski'ye aktardığındaki ustalığa dikkati çekip, seyredenlerden küfür yemenin alemi yoktu, sadece benden yemeyi yeğlediler.

Kara Yılan kıvrıla kıvrıla medyayı sokmaya süzülürken, eyvah çekmişlerdir. O kadar adam çalımı yer de Bruma'nın ayağını nasıl kırmaz. Yeri geldi söylemedi demeyin Bruma'ya sezonu bitirtmezler, Tosiç gibi, Yalçın gibi, Uğur Demirok gibi bir kasaba, bir baltaya çocuğu sakatlacaklar diye ödüm patlıyor.

Penaltı olan pozisyonda Sneijder'in attığı pası konuşacak değillerdi. Her futbol sever, her futboldan anlayan konuşurdu, bunlar farklıydı konuşmamayı tercih ettiler. Ah ulan 1 karış dışarıda olsaydı pozisyon da 5. gol için penaltı çalan hakimi linç etselerdi. Bakın Galatasaray'a da penaltı veriyorlar diye lağımı biraz daha pislikle doldursalardı.

Son golün asisti, yüzyılın asistiydi, ne yazık ki yine Sneijder patentliydi. İnsanlık dışı bir pas daha atarak medyaya son balgamı atmıştı. Savunma oyuncularına bok atacak bir şey bulamamışlar, golleri tekrar vereceğiz demişler hiç konuşmamaya özen göstermişlerdi.

O pası İniesta'nın attığı stadyumda maçı 100.000 kişi seyrediyordu. Sneijder'in attığı stadyumda 7.000 kişi seyrediyorsa suçun büyüğü lağım spor medyasınındı. Spor Bakanı ben olsam bütün kanalların medya maymunlarını futbolun marka değerini düşürüyorsunuz diye mahkemeye verir, Silivri'ye attırır mal varlıklarını hazineye irat kayıt ettirirdim.

Yıllar önceden bırakmıştım şebek seyretmeyi, okumayı bırakıp kendim yazmaya başlamıştım. Ah ulan Sneijder, ah ulan Bruma sizin yüzünüzden yeminimi bozdum. Bir daha olmaz. Siz koymaya devam edin, ben tekrar seyretmesem de olur.  Siz de seyretmeyin, lağıma pislik taşımayın.

28 Oca 2017

Aşık Vesley'den Pınarbaşı Bruma Bruma;Galatasaray 6-0 Akhisar

Maç kadrosu açıklandığında bastım kalayı, sadece ben olduğumu sanmıyorum. Macellan Boğazından Sibirya Bozkırlarına, Yeni Zelenda'dan Alaska'ya kadar Dünya'nın bütün koordinatlarına dağılmış, milyonlarca Galatasaray'lı da eminim aynı fikirdeydi. Bir önceki hafta rezalet oynamış takım, ligin en kolay geçmesi beklenen maçta yine aynı dizilişle sahadaydı. Oynadığı ilk maçta konçerto yapan Rodrigo kenarda, Josue sahada, Tolga tribünde, Linnes her zamanki gibi sürgündeydi.

Ne var ki maç başlar başlamaz gördük ki, eğri gemi bu sefer doğru sefer yapıyordu. Sneijder bir maç oynamamanın takıma kaybettirdiği 3 puanı tahsil edeceği maça çıkmıştı. Arena'da 300. golü atma yarışı erken başladı. Taktiği JOR'un verdiğini sanmıyorum, bu takımın adı Galatasaray'dı, en umutsuz maceralarda bir çıkış reçetesi her zaman vardı. Yeter ki lige tutunsun du mübarek forma, bağlasan durmazdı. İsyanımız her zaman Galatasaray'ın potansiyel enerjisini kinetik enerjiye geçirtemeyen, hocalara, başkana, ve çöp futbolcularaydı.

Sabri bir sezonda mükemmel oynama kotasını kullanıyordu. Tanımasak, devre arası transferi olsa Sabri'nin yerine nihayet bir sağ bek bulduk diye bütün maçı kendisine methiyeler düzerek yazardık, inciler düzerdik boynuna. Bir daha buna yaklaşabilen bir maç oynar mı kim bilir? Linnes derdine yanmaya devam ededursun.

Carole bile muhteşem oynadı. Rakip cillop gibiydi diye küçümsemeyeceğim. Her takım hemen hemen aynı, çok daha kötü takımlara, bin beter futbolu seyrettik. Golü erken bekliyorduk da bu kadar erken hem de Semih'ten hem de Ramoz kafası, alışık değildik elbet, yadırgadık, attığı golü nasıl sa yedirir diye düşünmedik değil. O da ne, Ahmet Çalık öcüsü Semih'i korkutmuş Ufoloji günlerine döndürmüştü sanki, hatasız oynadı. Hamleleri tam istediğim gibiydi, Muslera'yla oynaması bu sefer adam eksiltmeye yönelikti.

Muslara sol köşe gönderinden bir İniesta çalımı daha attı. Bilerek veya kendiliğinden bu maçta en çok dikkat ettiğim şey, rakibin hücumlarını kanatlar yerine göbeğe iteklediler. Kanatlardan orta yapma şansı bulamayanları şut çekmeye zorladılar. Muslera'ya şut çekmeye korkanlar da çaresiz, topa ayak bombası muamelesi yapıp bir birlerine vermeye çalıştılar. Takımın en teknik futbolcusu Özer Hurmacı bile ayıp olur endişesiyle dostlar alış verişte görsün hesabı şut çekmeye yeltendi. Sonuç hüsran.

Asistten önceki pası verenler arada kaynıyor gidiyor. Dolayısıyla Sneijder'in gollere katkısı maçtan sonra unutuluyor, kayda geçmiyor. Ama Sinan Gümüş'e yaptığı asisti, ben yıllar geçse de unutamam. Bence son yılların en büyük pasıydı. Mesafe, denge, falso, zamanlama, vuruş yapana bırakılan tek hamle, ve vuruş. Gol olmasaydı çok üzülürdüm. Sneijder'in resitalini büyük bir onur ve keyifle izledik. Pozisyonu tekrar izlemeden yazıyorum, Bruma'ya attığı pası, Bruma'nın slalomla kameraya bile çalım atarak attığı muhteşem goldeki rakibi sürükleyişine dikkatle bakın. Sanki ver kaça gidecekmiş gibi stoperi yanına çekti, çalıma limon sıkılabilirdi, tıpkı Beşiktaş maçında Eren Derdiyok'un alan açması gibi, çalım yiyecekleri Bruma'ya hazırlaması da unutulmayacaktı.

Şimdi gel de yanma bir önceki hafta kaçan 3 puana. Çok maç var daha, transfer sezonu korkusu sardı taraftarı. Halbuki insan pazarı açılana kadar idare edelim yeter diye ne çok beklemiştik. Podolski gidecek, Bruma'ya büyük bir sakal indirilecek diye ödümüz kopuyor. Bu salaklar ellerinden bir kaza çıkarmadan zabıtalar pazarı kapatsa da kurtulsak. Pirince giderken eldeki bulgurdan olacağız. Bizim eksiğimiz yok, fazlamız var. Sneijder-Sinan-Yasin-Rodirguez, Podolski, Bruma'dan çıkacak 5 li forvet, 1958 Dünya Kupasının unutulmaz Brezilya Didi-Vava-Pele Zagolla-Garrinca ölüm forvetine dönüşür. Bir maç Rodirgo'nun gitar konçertosu eşliğinde şarap içeriz, bir maç Sneijder'in resitaliyle dans ederiz, bir maç Bruma'yla Pınar başı halayının başına geçer mendil sallarız. Maç bitiminde de Podolski'yle üçlü çekeriz.

İyi ki Akhisar'ın Hocası Cihat Aslan değildi. Gel de şimdi Feto'nun maçı Galatasaray'a satmadığına inandırmak için tweet başında derdini anlat. Erken gol atıp Tolunay'a futbolu idam sehpasına çıkarma şansı vermedik. O da kulübeden kafasını çıkaramadı.

Penaltıyı atması için taraftar Muslera'yı davet etti, Selçuk bırakır mı leşi. Cv sine bir gol daha yazdırdı. Takımın en kötü oyuncusu olma şerefi bu maçta da kendisine aitti. Carry'yi kıskanıyor diye Bruma'ya fırça atmıştık, aklına geldi, normalde kendisi vururdu, pası verdi, o da heyecandan atamadı. Büyük takım refleksi, titreme nöbetlerini çabuk atlatırsa, kanatlar cehenneme döner.

Maçları önce oynamak alınan neticeye göre rakiplerin de oyununu etkiler. Ya çok kötü oyunla tek golle kazanacaksın ya çok iyi oyunla hezimetle geçeceksin. Kötü oynayıp kazanırsan sinirden, iyi oynayıp fark atarsan korkudan oynayamazlar. Mutlaka puan kaybı yaşayacaklar.

UltrAslanın Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa tezahüratı maçın olayıydı.

Şimdi rahat uyuyun, Galatasaray'ın sizden başka kimsesi yok.