25 Eyl 2013

El FATİH'a; Akkartal-ultrAbia-Ampülbahçe

Mesele futbol, spor değil çocuklar daha siz anlayamadınız mı? Travma yaşıyorsunuz biliyorum, yardımcı olmaya çalışıyorum. Suçlu sorumlu aramayın, emin olunuz ki çıkmaz bütün yollar zorlanmıştır. Hepinizden daha fazla üzgün olduğuma inanın. Ne yazık ki ülkemizde futbol yeşil sahalarda değil, bok tarlalarında oynanmaktadır. Bokun içinde mücadele edebilecek, Galatasaray'ı kollayabilecek, boka batmasını engelleyebilecek tek adam Fatih Terim di. Galatasaray'a yazık oldu. Kim gelirse gelsin, uçağa bindiği andan, kovuluncaya kadar benim düşmanımdır, ilan ediyorum.

Fatih Terim, dolayısıyla Galatasaray, iktidar mekanizmalarına, yani Tayyip Erdoğan'a direnememiştir. Mesele budur. Koskoca Genel Kurmay Başkanları, en acımasız polis müdürleri karşı koyamadı, onlar nasıl koysun. Kamunun tamamını ilgilendiren bir konuda artı eksi ne oluyorsa, olmuşsa direk mevcut Başbakan sorumludur. Galatasaray'a operasyon bizzat Başbakan tarafından yapılmıştır.

Memleketi yöneten, bütün kurum ve kuruluşlarını esir almış bir iktidar, bu sene en aşikar biçimde futbolu da esir almıştır. Bunların amacı ülke futboluna hizmet etmek, daha da ilerilere taşımak olsaydı, yarı final, çeyrek final görmüş takımlara, onların hocalarına saldırmaz, dengeyi bozmazlar dı. Nesi var futbolumuzun, daha ne başarı sağlayacak takımlarımız?

Futbol para etmeye başladığında, sırasıyla Cine5, Teleon, Digitürk patronlarının, daha fazla para kazanabilmek için, ligi son maçlara kadar taşımak uğruna bu seneye kadar ne tür dümenler çevirdiğine şahit olduk. Bu yönde görüşlerimi defalarca yazdım, ligin Fenerbahçe Şampiyonluğuna kurulduğuna, olmazsa da Galatasaray'a razı olur biçimde şekillendirildiğine inanıyorum. Beşiktaş para etmiyor, Beşiktaş'ın şampiyonluğu bu yıla kadar futbol baronlarının işine gelmedi. Bu futbol baronlarının içinde Beşiktaşlıların da olmasına rağmen.

Fakat bu sene her şey değişti. Futbolun artı değeri, özel sektörden alındı. Karamehmet'in ne günahı vardı, Başbakan'a ne yamuk yaptı bilemiyoruz, bizi de ilgilendirmedi ilk başta. Sonunda bakacağız, mutlaka bir kata kulli göreceğiz. Yani şu anda ligin getirisine iktidarın ihtiyacı yok, futbolun para getirmesi üzerine çaba sarf etmiyor, aksine ligin değerini düşürmeye çalışıyor, yollar arıyor, ne yazık ki buluyor da.

Demem şu ki, geçen sene Karamehmet ligi son maça taşımayı ne kadar istiyorsa, bu sene Tayyip ligi elinden gelen en kısa zamanda bitirmek istiyor. Çünkü büyük bir sebebi var. Haziran direnişini yapanlar bugün tribünlerde direnişi sürdürüyor. Bu muktedir, 200.000 kişiyi 5 dakikada dağıttı, kendi parasını verdiği futbolda, kendisine karşı bağırtmayacaktır.

Taraftarlar içinde en yoğun isyanı Çarşı gösterdi, Tayyip Erdoğan, kendi adını taşıyan stadyumda kendi aleyhinde tezahürata izin vermez. Bu mücadelesine Başkan Fikret Orman'ı bile ortak etti, kombine alanlara bağırmayacağım diye teyit ettirdi.. Hiç bir kulübümüz bu belaya, halk gibi, taraftar gibi karşı koyamaz. Fenerbahçe zaten UEFA'dan belasını buldu, hükümetin(Fedarasyonun)  elinde istediği noktada Fener'e darbe indirecek koz var. Taraftarı biraz daha ''Her yer Taksim, her yer direniş'' diye bağırsa, ilk yarı bitmeden 2. ligte bulurlar kendilerini. Beşiktaşlı taraftarlardan, uzunca bir süre kurtuldular. Sırada en huzurlu, Şampiyonluğa en yakın, şampiyon olmasa bile Şampiyonlar ligi garanti takımın taraftarlarına da bir darbe gerekiyordu.

Bugün ihale açsalar, LigTv yi pazarda satmaya kalksalar alıcı çıkmaz. İyice bitirecekler, taraftarı tribünlerden çekip, kendi yandaşlarını dolduracaklar, sonrada görürsünüz Çalık gurubuna satacaklar. 3 büyük takımın kombinesini blok halinde alsalar 60 milyon dolar para eder. Bu para Tayyip için, ÖSO'na verdiği bahşiş bile değil.Ligimizi Katar ligine çevirmek için marşa bastılar.

En ufak bir muhalefete tahammülü olmayanların, futbolumuzu da esir aldığı günleri yaşıyoruz, Pazar günü Çarşıyı, dün bizi ağlattılar. Fenerbahçe'nin boynunda ilmik var, kıpırdadığında ümükleri sıkılacak. Hiç bir takım taraftarı, maçlardan zevk almıyor. Bu sene kim Şampiyon olursa olsun hiç bir coşku yaşanmayacak. Hatta bu iktidar sahipleri, kendilerine karşı sloganların kesilmemesi durumunda ligi tatil etmekte de tereddüt göstermezler.

Yani demem o ki çocuklar, Terim'in Galatasaray'dan gönderilmesi veya gitmesi sportif değildir. Galatasaray'ı 3 senedir devirmek isteyenler, karşılarında Terim'i bulmuşlardır. ilk sene şampiyonluk, bokun içinden, ikincisi de bataklıktan çıkarılıp alınmıştır. Bir 3.sü için yılanın başı küçükken ezilmiştir. Şimdi safları sıklaştırma zamanıdır. Galatasaray'a saldırılar olduğunda Fatih Terim sessiz kalacaktır, belki de nasıl saldıralacağının yollarını gösterecektir. Ben Fatih Terim'i azıcık tanımış isem, şu 2 Ulusal maçı oynayıp kaçıp gideceğine inanıyorum.

Ülkemiz nasıl ise futbolumuz da öyledir. Artık üçlüler de Allahü Ekber sesi duyarız, sakallı tribün liderleri setlere çıkar. Gol atılınca namaz kılanlar çoğalır. Ramazan'da, bayram'da kandil'de, mübarek günlerde maç oynanmaz. Abdestsiz futbolcuyu maça çıkarmazlar. Müslüman olmayan yabancı futbolcular kovulur. Ezan okunduğunda maç durur. Benden size tavsiye, hala takımınıza gönülden bağlıysanız, futbolu seviyor, tribünler bizim diyorsanız, 33. dakikadan 35i dakikaya yumuşak geçiş yapın..

100 yılda oluşturulmuş taraftarlık ruhu mu ne olacak? El FATİH'a

22 Eyl 2013

Provokasyon; Beşiktaş 0-3 Galatasaray

Maç yazıları artık maçtan sonra yazılmıyor benim için. Hidayete erdim, vahiy geliyor kimsenin görmediği şeyler bana görünüyor. Ne yazsak, mecbur da değiliz, ama bir kaç kişi merak ediyor diye yine de yazacağım.

Yazacağım şey maç analizi değil. Fakat en net bir şekilde yazabilirim ki, sistemin, egemen sınıfın, yani iktidar mekanizmasının Beşiktaş Taraftarına, Çarşı gurubuna karşı yapılmış aleni bir ameliyattır. Sen kimsin de benim adımı taşıyan stadyumda, sen bana karşı slogan atamazsının, cezalandırılışıdır.

Beşitaş semtinin bütün gençlerini toplasan 80.000 kişi etmez. Desibel rekoru, seyirci rekoru diye yağlanıp koyun sürüsü gibi stada sokuldular. 43 senelik tribüncüyüm, Beşiktaş taraftarından da nefret ederim, ama hiç bir takım taraftarı, mağlupken, son dakikalarda serbest vuruş kullanmak üzereyken sahaya girmez. Üstelik sahaya girmesi muhtemel pislik Beşiktaş taraftarı Olimpiyat Stadını bilmeyenler için yazayım uçması lazım. Ya da merdivenleri arkadan dolaşıp sahaya girmesi en az 5 dakikasını alırdı.

Ben maçtan önce tevatür atmıştım, maça gelecek olanların en az 30.000 i Beşiktaşlı değil, desibel metreyi boşuna çalıştırmayın, gürültü rekoru kıramazsınız. Eğer kıracaksanız da 34. dakikada açın ve taraftarın tamamının sesini ölçebilin diye.

Bu saatten itibaren herkes konuşacaktır. Ben kimseyi dinlemeden yazayım. Sahaya girenlerin sivil polis olduğunu düşünüyorum. Hele kuzey tarafındaki kale arkası, maçın sonlarına doğru neredeyse boşaldı. Melo'nun pozisyonundan önce tribünler zaten karışıktı. Uzatmayayım, polisti, palalıydı, iktidar yalamasıydı her neyse, net olarak eminim. Ali İsmail'i kim dövdüyse, sahaya girenler onlardı.

Bir Galatasaraylı olarak kazandığımız maçtan sonra olumsuz şeyler yazmak, okuyanları üzebilir belki. Sanki Galatasaray yenilse daha çok memnun olacakmışım gibi düşünenler de olabilir. Değildir, inanın. Galatasaray, bırakın futbol maçını, rüzgara karşı işeme müsabakası bile yapsa kazansın isterim. Hatta bırak Galatasaray'ı, iki kişi kavga etse, sarı kırmızı kazak giyen biri varsa onun tarafından olurum.

Maç için yazabileceğim şeyleri Terim'in vatan millet Sakarya, bayrak Conk Bayırı, Estergon muhabbeti başladığında yazmıştım. Yendik, yenildik inanın hiç önemli değil. Görüşüm aynı, futbolu artık gizli bile olmayan eller yönetiyor. Beşiktaş bugün bizi yenseydi bile en fazla bir kaç maç sonra operasyona muhatap olacaktı. Taraftarı iktidara efelenmiş, ülkenin baş altı takımı, para etmez, şampiyonluğa yürüse futbol ekonomisi zarara uğrar. Lucescu'yu dövenler, Biliç'i falakaya yatırırlar.

Maç kadrosuna bakınca yenileceğimizi öngördük. Beşiktaş'ın çok iyi oynayacağından değil, bizim çok kötü oynayacağımızdan dolayı böyle düşündük. İki ayrı kanatta iki 100 metreci açık oyuncumuz varken, yine o lanet olası orta sahayı kalabalık tutan, para cebi pantolonundan büyük olan Sneijder'le başladı ve bitirdi. Burak gol atacak diye daha kaç maçı rulet masasına yatıracak belli değil. Dünyanın en büyük hacı yatmazı. Yenilmek için elinden geleni yaptı.

Ben Galatasaray Başkanı olsaydım, Fatih Terim'i ikinci yarıya çıkarmazdım. İlk yarı Muslera farkı önledi. İkinci yarı açıklardan Bruma'yı oyuna aldı. Zır deli olsa yapmaz, önce yenik duruma düşüp, sonra çıkarmaya çalışmaktan mazoşist bir zevk alıyor. Unutmayayım diye not almıştım. 55. dakikayı üşenmeyin seyredin yeniden. Topu Galatasaraylı futbolcu sakatlık dolayısıyla taca attı. Beşiktaşlılar da topu Muslera'ya verdiler. Basan yok, savunmamıza en yakın Beşiktaşlı futbolcu 40 metre mesafede. Muslera, topu önündekilere vermedi, topu dürtemiyorsunuz diye 60 metre ötedeki Bruma'ya isabetli pas olarak kullandı. Ben Galatasaray savunmasında oyuncu olsam o pozisyonda utanırdım.

Sneijder'i çözdüm.Oynatmanın bir yolu var. Terim'e bir kyak daha yapayım. Yolante'midir adı, sevgilisini farkedilir bir kıyafetle rakip kalecilerin tam arkasında oturtacaksın. Başka türlü kaleye gitmiyor, belki sevgilisini daha yakından görmek için gider. Mustafa Sarp'ın zengini, daha önce büyük takımlarda oynamışı. Korneri, serbest vuruşu bile yetiştirecek dermanı yok. Yüklendiği tek sorumluluk Selçuk İnan'ı bitirmek. Uyarıyorum, bir kaç maç daha Sneijder bu pozşsyonda oynarsa Selçuk İnan devre arasında transfer olur. Olsun zaten olmazsa kovulur. Şu andaki takımda gereksiz eleman pozisyonunda.

Burak'a gelince, Fatih Terim omuzuna bir apolet daha taksın diye helak oluyor koşmaktan. Çok gol kaçırmasının tek sebebi çok koşmasından. Gol anında zinde değil, güçlü değil, o kadar net belli oluyor ki kötü vuracağı. Bir de Drogba gibi rahat vuruş yapamıyor. Yedek kalırım endişesi çok rahat atacağı golleri kaçırmasına neden oluyor.

Kötü oynadığımız bir maçı kazandık. Kazandığımız maçın Beşiktaş maçı olması görüşümü değiştirmiyor. Bu Beşiktaş'ı, bu Galatasaray'ın yenememesi için büyük bir kenar müdahalesi gerekir. iTek futbolcuları Fernandez'in işini Melo bitirdi, Melo'nun şirretinden adam kornerleri bile kullanamadı. Drogba iki kötü vuruşla iki gol atarak Terim'in koluna serumu bağladı.

İlerleyen haftalarda bu geceki olayların benzerlerini göreceğiz. Hele lig burun buruna giderse, sistemin işi çok zor. Geçen senelerde ligin burun buruna gitmesini kuranların, bu sene aynı taktik işlerine gelmeyecek. Ülkede isyan var, isyancıların men direği
de büyük takım taraftarları. Muhtemelen Şampiyon ligin ilk yarısı bitmeden belli olur. Seçimlere yaklaşırken seyirci gazı alınır.

Bitirirken, bu sinirle şunları da yazayım hadi. Bir maçımız vardı, ona da darbe yapıldı. Biz küçükken topu halk çocukları oynar, halk çocukları seyrederdi. Şimdi zenginler oynuyor, zenginler seyrediyor. Çocukluk hastalıklarından kurtulamayan halk çocukları da maçlara gitmeye devam ettiği sürece, burnundan gaz, götünden cop eksik olmayacak. Yazık oldu güzelim oyunumuza.

21 Eyl 2013

Bir Beşiktaş Tramvayı Aldı Beni

Haftalardır kara bulutlar dolaşıyor üzerimizde. Söylediklerimizin doğru çıkmasına sevinecek değiliz, o halde başımıza gelenlere üzülmemiz gerekiyor. Ve adımız Galatasaray'sa da çıkacak bir delik buluruz diyor ve arayışa geçiyoruz. Büyük takım trenindeyiz, ya arayışı hedef bilip yürüyeceğiz, ya tamam deyip ilk istasyonda ineceğiz. Tarihimizin en acı yenilgisini aldığımızın ertesinde önümüzde muhteşem bir maç çıktı. Keşke Kadıköy'de Fener maçı olsaydı ama buna da şükür.

Ligimizin en büyük başaltı takımıyla, hem de tarihlerinin en iyi ilk 100 metresini koştukları zamanda, ve rüyalarında göremeyecekleri bir fark atmışken, seyirci rekorunun kırılacağı bir maça denk gelmek, benden başka hiç kimsenin beklemediği bir tabela yapmış Galatasaray için Futbol Tanrısının bir hikmetidir.

Fatih Terim'siz bir Galatasaray'a razı olmadığım için, olası bir hezimet sonucunda, Hoca'nın uzama ihtimali dolayısıyla, futboldan futbolcudan anlamadığına inandığım Grande'ye bir yardımımız daha olsun diye, Beşiktaş maçının rahat geçilmesi adına, maç kadrosunu ve maç taktiğini yazıyorum.

Oyuncu grubumuzu incelediğimizde her kesin malumu. 10 yabancı futbolcunun yanında oynatabileceğimiz en az 20 futbolcumuz olduğunu görüyoruz. Yabancı futbolcular, bunca para verilerek, kadro açılsın diye de başka yabancılar kovularak getirildiklerine göre çok iyi futbolcular olduğunu tartışmak anlamsız. Öyleyse 10 kişiden 6 kişiyi, maç kadrosuna yazıp, yanlarına da 12 Türk futbolcuyu ekleyerek yarın gece kampa alacağız.

Muslera; Galatasaray kalecilerinin kendisi dahil çok kötü olduğunu düşünenlerdenim. Ufuk ve Aykut'un kaleci olmadığını çoktan anladık. Bizim paramızla 5 para etmezler, ama Grande'nin kendi parası olmadığı için eşek yükü para ödetmeye devam ededursun. Bari Arena'daki kombinelerini sattırsa da kulüp devede kulak kadar bir tahsilat yapabilse. Eray'ı hiç seyretmeseydik keşke. Kaleci sanıp bu seneyi de geçiştirebilirdik. Geçen hafta kalede Eray'ı seyredince, Muslera artık benim için antrenman maçında bile vazgeçemeyeceğim kalecidir. Muslera'sız maçın sorumluluğunu kimse taşıyamaz. Üstelik daha 2 gün önce yarım düzine yemesine rağmen.

Melo, Riera, Amrabat, Bruma, Drogba ;Yabancı futbolcularım.

Yedek kaleci (usulden kalburun biri, kalecilerimiz maalesef kova bile değil, Muslera'ya bir şey olsa bile ben kaleye geçirmem, Melo'yu kaleye geçiririm), Hamit( Sakatsa Sabri), Hakan Balta, Selçuk, Engin, Semih, Ceyhun, Burak, Gökhan, Umut, Aydın, Yekta.( bu son ikisi oynasın diye değil, kural böyle, yedek kulübesi pas pasçısı olarak yazılmıştır. A2 takımından iki kişiyi de alabilirdim ama  çocukların gururunu kırmayayım, utanırlar diye kaşar yedek tercih ettim)

Şimdi ilk 11 i açıklıyorum. Elimde şeffaf minkale, kuyumcu terazisi, kumpas, periyodik cetvel, ne zıkkımsa ne kadar ölçüm biçim aleti varsa sererim masanın üstüne. 11 i sahada 7 si yanımda oturacak futbolcuları en adaletli bir şekilde dağıtmam lazım başta. 6 yabancıyı ilk 11 koymak adaletli değil, üstelik oyun içinde hamle yapılmasının önünde engel. Madem yabancı futbolcular, yerli futbolculardan iyi, demek ki ben yabancı iyiyi çıkarırsam mutlaka daha kötü yerli bir futbolcu koyacağım için, oyuna somut olarak pozitif katkım olmayacak. Değişiklik dostlar tribünde görsün misalini geçmez. Oynatacağım 6 yabancının tamamının iyi oynamasına dua etmek için de Hoca değil hacı olmak lazım.

Bu durumda sahadaki 5 yerliden 3 ünü başka yerlilerle değiştirebiliyorum. Yani böylesi bir tercihte, 6 da sıfırlık bir şans var iken, 5 de 3 gibi büyük bir asimetri söz konusu. Bazılarının 604 kuralının Galatasaray aleyhine olduğu görüşü bu yüzdendir. Ama madem bu kural her takım için geçerli, risk minimizasyonuyla, kar maksimizasoyunun peşine düşmemiz lazım. Tam net açıklayamadım belki ama kısaca ben ilk 11 i her zaman 5 yabancı, 6 yerli, kulübeyi de 1 yabancı 6 yerliyle oluştururum.

Bu tercih hem hancı futbolculara daha fazla güvendiğimi, yolcularla maç kazanılır ama destan yazılmaz olduğunu takıma şırınga ediyorum, hem de oyun içerisinde gerçekten darbe yapabileceğim bir veya bir kaç koz bulunduruyorum. Ve Muslera'nın önündeki 10 kişiyi tahtaya yazıyorum.

Hamit-Semih-Hakan Balta-Riera savunma dörtlüsü, önlerine Ceyhun-Melo çapası. Selçuk İnan oyun kurucu(Oyun kurucusuz hiç bir maça çıkmam ve Galatasaray kadrosunda da şu an Selçuk tek oyun kurucudur. Daha önce büyük neticeler almış ismi, cebi, dolayısıyla cüzdanı büyük futbolcular oynayacak diye Selçuk kaybedilmek üzere) açıklarda Amrabat ve Bruma, golcü Burak.

Şimdi oyun planına geçiyor ve kafamızda maçı oynuyoruz.

Karıncayı ezmeyiz dediysek, böcekler durumdan vazife çıkarmasın. Real'den hezimet yediğimize sevinenler, önce bir Real Madrid maçı oynayacak, sonra sevinmeye kaldığı yerden devam edecek. Atarız tutarız ama yar (uçurum)başında tutarız. Bizim Galatasaray'dan başka neyimiz var? İmparatora söverim ama velev ki sokakta Terim'i biriyle kavga ederken göreyim, haklı mı haksız mı sormam, kavgasına ölümüne dalarım.

Galatasaray'ın hiç bir maçında beraberliğe razı olmam. Beşiktaş maçını da yenmeye oynayacağım elbet. Yenmeye oynayacak bir 11 ve maç dizilişi ortaya koyuyorum hodri meydan. 433 oynuyorum. Burak 11 km koşmayacak. Hangi salak icat ettiyse, bütün orta düzey hocalar atlamış bu koşu mesafesi denen şebekliğe. Kaleci bile top yokken gezinerek 4 km koşmuş sayılıyor. Semih 10 kere kornere, serbest vuruşa gidip gelse 100 metre gidiş, 100 dönüşle, 2 km boş koşu yapmış sayılıyor. Demek, Hagi, Sergen, Jardel, Tanju gibi futbolcular şimdi olsa hiç bir takımda oynayamayacak.  Ben Tanju Çolak'ı kendi 18 imiz içinde hiç görmedim. Messi'yi kendi kalecisinin yanında gören var mı? Burak'ı it gibi koşturmak neyin nesidir? Top kendi gol bölgesindeyse elbet basacak basabildiği kadar, top onu geçmişse atacak bir iskemle orta sahaya oturacak. Burak diri kalacak ki, topla gol postta buluştuğu zaman olanca zindeliğiyle darbe yapabilsin. Melo onun yerine de koşacak, koşar.

Ceyhun hazırlık maçlarının en iyi futbolcusuydu. Gerek fiziği, gerek tekniği ile, ve en çok da Terim'in çok eskiden beri tanıdığı, güvenip transfer ettiği biri olması dolayısıyla da kötü oynarsam bir daha oynayamam endişesi olmadan çok rahat maç oynar. Üstelik bir kaç mevki de rahatlıkla oynayabilir, şut çeker, serbest vuruş bile kullanır. İlk topa basar, her hangi müdahalesinde de Melo toparlar, oyun kurucuya aktarır, gerekirse de kendi kurar, havlar.

İki hızlı kanat forvetiyle oyun oynama alanını iyice açar, sahanın her metre karesini değerlendiririz. Sağdan soldan yağmur gibi Burak'a pas attırırım.(orta değil, pas) Açıklar genç futbolcular, kolay kolay yorulmazlar, ama ben geberene kadar koşun diye taktik veririm. Ve baştan anons ederim, ilerleyen dakikalarda ikinizden birini çıkaracağım. Hocalarda anlayamadığım, akıl erdiremediğim onca şeyden biri de budur. Kötü oynayanı çıkarırlar. Bu tamamen yanlış bir tercihtir. Ben yapmam. Ben kötü oynayanı çıkarmam, maçın tamamını kötü bitireni de bir daha oynatmam.

Diyelim ki Amrabat beklentimden kötü, Bruma beklentimden  iyi oynuyor. Ben o anda Mörfi kuralını uygularım. Bir şey iyi gidiyorsa, kötü gitmesi an meselesi. Bruma az sonra cortlayacak. Yok arkadaş bu çok basit bir önerme, ben daha bilimsel düşünürüm diyorsan aynı şey, o zaman George Politzer aklına gelsin. Diyalektiğin 4. maddesini işlet. Her madde, her olay zıttıyla birlikte hüküm sürer. Yani iyi oynayan futbolcunun bir süre sonra, kötü oynama ihtimaliyle, kötü oynayan birinin bir süre sonra iyi oynama ihtimali aynıdır. Nasıl olsa Bruma'dan verimi almışım, muhtemelen kötü oynamaya başlayacak, çıkarırım.

Şimdi dikkatle okuyun, esas sihir burada. Sihirin dışında kalanını Terim'de yapabiliyor, ben Terim'in yapamadığını yapıyor, tek değişiklik hakkımı kullanarak 4 değişiklik birden yapıyorum. İyi oynayan Bruma'yı çıkarıp, Drogba'yı oyuna alıyorum ve kötü oynayan Amrabat'ın iyi oynamaya başlayacağı dakikaları bekliyorum. Aynı anda Riera'yı sol açığa gönderiyorum, 2. değişiklik. Üstelik oyun planımda hiç bir değişiklik yok. Hakan Balta'yı sol beke kaydırıyorum 3. değişiklik. Son değişiklik, Ceyhun'u stopere çekiyorum ve iki değişiklik daha hakkım kalıyor.

Bu yaptığım değişikliğin dakikası, skor tabelasına göre değişir. Değişiklik garanti de, yeniksem ilk yarı bitiminde, galipsem 60 larda falan. Selçuk'u ön liberoya, Burak'ı çıkana kadar Drogba gerisine alır, çıkarınca Engin Baytar'ı içeri iterim. Muhtemelen son 20 dakikaya 2 fark önde girmişimdir, Beşiktaş şuursuzca gol kovalayacak, öldürücü darbenin zamanı geldi. Riera'yı yanıma çağırıp, Umut Bulut'u, Drogba'nın yanına gönderirim.

Adam atılırsa, sakatlık çıkarsa, hiç düşünmediğimiz bir futbolcu oynayamaz duruma gelirse o da önceden belli. Kaleci dahil, birinin başına halt gelirse Melo onun yerine de oynayacak. Melo'ya bir şey olursa artık kader utansın. Herkesin yerine koyabileceğim adam var ama Melo'nun yerine koyacağım adam yok.

Serbest vuruşları, penaltıyı, bize göre sol taraftan oluşacak kornerleri Selçuk, sağ taraftakileri Riera kullanacak. Yani toplar içeriye kavisle atılacak, öyle bir atacaksın ki kimseye top değmese gol olabilsin. Selçuk'un kullanamam dediği vuruşları,
Selçuk kimi isterse o atacak. Kornerlere Semih ve Hakan Balta gitmeyecek. Vurma ihtimalleri sıfır olan toplar için boşuna enerji tüketiminden başka işe yaramıyor.

Geriye, yana mecbur kalmadıkça pas atmak yok. Karşında elbet bir rakip var, top onlardayken alan savunması, alan presi yapılacak, ceza sahası yakınlarında faul yapılmayacak. Fernandez, Alex'ten daha iyi korner ve serbest vuruş kullanıyor, üstelik Almeyda çok yükseklerden ve çok iyi kafa vurabiliyor. Bu olasılık kaskoya bağlanacak. Faul yapacağınıza bırakın girebildikleri kadar kaleye yaklaşsınlar. Bu iki futbolcu dışındakiler için ekstra önleme gerek yok, her takımda hemen hemen aynı kalibrede oyuncu var. Kendi oyunumuza bakacağız, kendi planladığımız mücadeleyi vereceğiz.

Maç bittiğinde hiç kimsenin 20 metre koşacak dermanı kalmayacak şekilde sahadan çıkabilirsek, İkitelli'den Florya'ya kadar marş söyleyerek döneceğimizden şüphem yok.

Bütün bu planlar, gazlar, dolduruşlar, taktikler hikaye, takmayın kafanızı siz hasta bir Galatasaraylının saçma sapan sözlerine, Metin gibi oynayın yeter.

Haydi çocuklar; Gazanız mübarek olsun.

18 Eyl 2013

Terimizm; Galatasaray 1-6 Real Madrid

Bu bir maç yazısı değildir, maç yazısı Terim'in Milli Takım nöbetine gönderildiği an zaten yazılmıştır ve bu sezonun tamamını kapsamaktadır.

Eğer biri veya birileri, biri veya birileri tarafından körü körüne otorite kabul ediliyorsa, korkuluyorsa, analitik görüşten uzak, tapınırcasına bağlı kalınıyorsa bu büyük bir araştırma konusudur. Ne yaparsa yapsın eleştirilmiyor, doğru kabul ediliyor, vazgeçilmez sayılıyor, kısaca kendisine ibadet ediliyorsa bu bir dindir, totemdir, öğretidir, ideolijidir,  terminolijide adı konulmak üzere (x)zmdir. Açacağız.

Ülkemizde istisnasız, en küçük bir manav şirketinden en büyük Türk Silahlı Kuvvetlerine kadar bütün kurum ve kuruluşlar hilelidir. Deseleksiyon tarafından işgal altındadır. Hiç birinin başında hak eden yoktur ve hepsi Dünya malını en kısa yoldan en büyük hacimde yüklenmek üzere kurgulanmıştır.Ve konu futbol olunca da bilgi ve ilgi alanımız dahilindedir. Tezlerimizi ortaya koyuyoruz.

Futbolumuz da ne yazık ki hiç hak etmeyenler, hiç bilmeyenler tarafından kurulmuş ve idare edilmektedir. Futbolu bilmeyenler, hileyi, düzeni çok iyi bilmektedirler.Ve karşımıza yıkılamayan fakat yıkılası, bertaraf edilmesi gereken fakat her daim bir şekilde hacı yatmaz misali bertaraf edilemeyen bir futbol totemi çıkmaktadır. TERİMİZM.

Ne kadar çok batırırsa, ne kadar çok yanlış yaparsa o kadar tapınılmaktadır. Kendisi Milli Takım hocası oldu diye, Milli maç seyretmeyenler, Milli maç seyreder olmuştur, gördük. Ben daha beterini gördüm biliyorum, bu dinin müritleri içinde, Terim Fenerbahçe'nin başına geçse Fenerbahçeli olmakta tereddüt göstermeyecek olanlar vardır.

Şimdi hipotez zamanıdır, Galatasaraylıların yani bizim acımız büyükken yüreğimiz yaralıyken zamanı değil diyenler de çıkabilir ama tam zamanıdır. Ben Galatasaray için kavimden kardeşten vazgeçmiş, iflas etmiş bir adamım. Fatih Terim'in benden daha büyük Galatasaraylı olduğu yalandır. Galatasaray'ın başında olmadığı zamanlar, ne kendisi, ne ailesi, ne damatları tek bir defa bile Galatasaray maçına gelmemişlerdir. Hatta bir anım vardır, 4-5 sene önce Bodrum'da bir arkadaşımın yapı market mağazasında Galatasaray maçı seyrediyorduk, Terim eşiyle geldi, bir şeyler aldı. Galatasaray maçını televizyondan bile seyretmediğini anlıyoruz. Hipotez şudur.

Eğer ki Mehmet Ağar-Mesut Yılmaz Fenerbahçeli olsaydı bugün dinimizin adı Rıdvanizm olacak, Fatih Terim muhtemelen Bodrum'da çipura avlayacaktı. Futbol her zaman  devleti idare eden egemen sınıfın ilgi alanındadır. Demirel zamanında bile zam yapılırken Fener-Galatasaray maçları kollanır o gece yapılan zamları, halk anlayana, tepki koyana kadar iş işten geçer alıştırılırdı. Çok eskilere gitmiyorum, futbolun oligarşi tarafından zapt edilmesiyle beraber, kurdukları sistem, artık hiç bir şeyi şansa bırakmadan oyunu icra etmektedir. Bu icra kurulunun da en somut, en deşifre olmuş kişisi Fatih Terim'dir.

Hakkında onlarca yazı yazmışım. Bu gün hezimetin ardından yine aynı şeyi yazıyorum, futbolumuzun pis olduğuna, kurulduğuna yüzde yüz inandığım için, Galatasaray'ı koruması açısından pisliği en iyi bilen Terim'in takımın başında kalmasını isterim. Futbol delikanlı gibi oynansa, netice sahada alınsa, futboldan, futbolcudan zerre anlamadığına da inandığım Terim'e, değil Galatasaray, sıradan bir Ptt lig takımının bile emanet edilemeyeceğini de biliyorum.

Amacım Fatih Terim korkusundan bize kıyak yapılmasını istemek değil. Ama en azından Terim varken, Galatasaray üzerine sistem müdahale etmeye kalktığında, sistemin bir numaralı çocuğu farkına varıp, gardını alıyor, Galatasaray taraftarını teyakkuza getirebiliyor. Galatasaray'a ameliyat yapacaklar, Fatih Terim'in bile farkına varamayacağı yöntemler arayıp bulmak durumundalar. Ve buldular da.

Meselenin milli mesele olmadığı en azından Galatasaray taraftarının %70 i tarafından kabul edilmektedir. Fatih Terim'e emir verip dengeyi bozduranların da milli olmadığı, ülkesini düşünmediği yine bu yüzde tarafından bilinmektedir. Öyleyse kendi tapındıkları adamın Milli olmayan, fakat milli görünen olaya sıcak bakmadığı doğru bulmadığı ortadadır. Fatih Terim'in ne kadar ülkesini bayrağını sevdiğini test edecek değiliz, keşke gerçekten bizden fazla ülkesini sevse ne var ki ben 40 senedir kendisini izliyorum bu anlamda bir mitingte, bayramda, anma gününde Terim ailesine rastlamadık. Vatan Millet Sakarya'nın yasak olduğu günlerde, Terim'in Vatan Millet Sakarya şiarıyla görev kabul ettiğini düşünecek değiliz.

Çok net biçimde görünüyor, amaç Galatasaray'ın ilerlemesini durdurmak. Fenerbahçe ve Beşiktaş'a ceza geleceği belliydi, şimdi ülke liginde de ağır cezalar bekliyor. Şampiyonluk sırasının Galatasaray'dan alındığını en iyi Fatih Terim bilmektedir. Nasıl ki derin devletin futbol bakanları tarafından yaratılmış, büyütülmüş, verilen onca destekle adını imparatora çıkarmışlarsa, onlar istediği zaman diyetini isteyebilirdi. Bu korkuyla daha ne kadar iktidarda kalacaktı ve korktuğu başına geldi. Fenerbahçeli Tayyip icraatı boyunca Şampiyonun kim olacağına karışmamıştı. Şimdi sıra bu işe de gelmişti. Yarın puan farkı açıldığında, Fener'e, Beşiktaş'a puan silme cezası veremedikleri anda Galatasaray taraftarının ağıtını kesecek tek şey, Terimizm markalı emzikler olacaktı.

Beşiktaşlı suçlu Tüpçü'nün yanına, suçluları en iyi bilen ama şebekenin de ayakta kalması için mesai harcamak zorunda olan Galatasaray'lı Terim'i memur ederek, futbolseverlerin olası isyanının önüne geçmeyi planladılar. Bu plan yürürlüktedir, Beşiktaşın tulum çıkarmasının da önemi yoktur. Bizi, peşimizden Fenerbahçe'yi yenip puan farkını açsa bile Biliç'i Lucescu'dan beter edeceklerdir.  Sıra Başbakan'ın takımındadır, uzak ara Fenerbahçe Şampiyon olacaktır. Peşinden Beşiktaş gelecek fakat Galatasaray Şampiyon ilan edilecektir. Yumuşak geçiş tam da böyle planlanmıştır, en azından benim gördüğüm film bu şekildedir.

Bu Şampiyonlar ligi maçı için giriştir. Her takım 6 tane yiyebilir, ama büyük takım kendisine 6 atana, 6 atabilme ihtimali olan takımdır. Bu ihtimal yoksa hamaseti bırakıp gerçeklerle yüz yüze gelme vaktidir. Terim futbol takımı mühendisliğini bilmez, bilse Milli takımda oynattığı Semih'i, kesip, hiç seyretmeden aldırdığı çok aşikar olup Şecu'yu oynatmaz. Şecu, ayağını Galatasaray formasıyla topa ilk değdiğinde görüşümüzü yazdık, aynı görüşteyiz. Servet'in siyahisidir en fazla. Devre arasında kovulur. Türk Milli takımı, muz cumhuriyeti milli takımı değildir, Kamerun Milli takımından da aşağı değildir. Bu ne ego, bu ne tafra, bu ne ben bilirim siz bilmesiniz bencilliğidir?

Şimdi sen bu Semih'i, Beşiktaş maçına nasıl motive edeceksin. Adam fasulyeden oyuncu olduğunu, kontenjan olmasa tribünde oturacağını bile bile nasıl oynar. Bu nasıl maç okumaktır? Savunma bas bas bağırıyor, ben kendi kaleme gol atacağım diye, maç 4 olmuş Umut'u oyuna alarak dalga mı geçiyorsun. 4-4 mü daha kolay, 5i, 6 yı yememek mi?

Elinde Bruma var, belli ki ben futbolcuyum diyor. Eğer 30 dakika oynatacaksan ilk 30 dakika oynatsana. Seyirci çıldırmışken, Real'in çıkamayacağı garantiyken çocuğu ilk 11 çıkarsan da maceraya destanla başlasa olmaz mı?

Oyun olarak bir fark yok, farkımız mentalitede. Pozisyonları değişsek bu kez Real bizi yine en az 4-1 yenerdi. Burak Real'de oynasa o kafayı bize atardı, Ronaldo'nun girdiği pozisyona Burak girdiği zaman atamıyor. Golcüyü it gibi koşturuyor, gol anında gücünün çoğunu harcamış oluyor. Arda Turan, en az 3 Snaijder eder, ben hallederim giderse gitsin demek neyin nesidir. Real Madrid'e karşı oynanacak en iyi oyun işte budur. Elinde Melo'dan başka üst düzey bir futbolcun yok. Selçuk'da bırakmış Galatasaray'ı. Ne kornerlere, ne serbest vuruşlara gidiyor.

Kafasına koymuş maçtan önce, Engin'i çıkarıp Bruma'yı alacak. İlk yarının en iyi futbolunu oynuyordu Engin. Snaijder'i çıkarsana adam turistik geziye gelmiş. Çok merak ediyorum, bu iş için futbol bilmeye gerek yok. Eboue'ye kardeşim yere yatmayacaksın dedin mi bir kere bile. Adam ayı, öküz toslasa devrilmez, rüzgarla, nefesle vurulmuş gibi yere atıyor kendisini.

Takım orta Afrika takımı gibi, oynattığın 14 kişinin 10 u yabancı, 4 ü eski Trabzonsporlu olacak, Galatasaray ruhundan bahsedeceksin, Metin Oktay gömleği giyeceksin. 2000 in Galatasarayının başında olduğuna inanmak gerçekten çok güç. Galatasaray bir his takımıdır, ruh takımıdır. Taşıma suyla, yolcu futbolcuyla maç kazanırsın belki ama efsane yazamazsın. Yine de Muslera ve Melo'nun maçtan ağlayarak çıkması yüreğimizi burktu. Ama ne Dani, ne Şedu ne de ne bileyim, Selçuk'tu, Umut'tu bizim yandığımız gibi yanmaz. Bıraksaydın bari kendi öz evlatlarımızla çarpışarak geberseydik. Ruhsuz, para sayan futbolcularla sıçan gibi öldük.

İnanılır gibi değil, eğer sabotaj peşinde değilsen Antalya maçıyla Real Madrid maçı nasıl aynı kurguyla oynanır. Hadi bunu da geçtik, Dani'ye nasıl bir taktik vermiş olabilirsin. Ben kendimi Dani'nin yerine koydum ve maçı oynadım. Nasıl olsa her maç tribündeyim, benim oynamam için unutulmaz şeyler yapmam lazım. 6 pasın içinde Ronaldo'ya bacak arası atarım, sonra bekler bir çalım da Benzema'ya basarım. Basamazsam 6 golden birini bana yazın ne olacak, basarsam takımda banko oynarım. Normal risk almadan, minumum stoper performansıyla oynasa ne olacak. Beşiktaş maçı kapıda, Florya'da bir kebapçıda televizyondan seyredecek.

Aynı şey, Riera, Şecu, Amrabat için de geçerli. Kombine sahibi futbolcular. İster halinden memnun olup yuro transferi yapar, ister halinden huzursuz olup bir sonraki maçı nasıl riske edeceğinin hesabını yapar. Engin için de başka bir vesvese söz konusu. 5 Türk'ten biri nasıl olacak. Prens Emre Çolak'ı kesmesi için Aslantepe'de uçan kuş arayacak. Belki ağzıyla falan yakalar da takıma girer. Terimizm'in adaletinin tecellisi için boynunu uzatıverir.

Son olarak Ancelotti'nın Terim'e acımayıp gol yağdırdığını, eğer Morinho olsa en fazla 3 te bırakacağını, bunun da geçmişten gelen bir psikolojik hesap olduğunu yazarak maçı kapatalım.

Somut bir hamle olursa, yani bizim bile göreceğimiz, düşüncemizi yazarız. Biz şunu görüyoruz, Fatih Terim'in İmparator olmasına katkıda bulunanlar, Galatasaray'ın vites küçültmesi emrini vermişlerdir. Takım normal şartlarda Beşiktaş'ı zaten yenecektir. En uygun zaman gelmek üzeredir, Fatih Terim en kısa zamanda kazasız belasız, TERİMİZM'e zarar vermeden kaçacaktır.

Yüce gök büyük Galatasaray'ı şebekenin kirli oyunlarından korusun. Büyük Galatasaray taraftarı, gözünüzü dört açın. Başka Galatasaray yok, yense de büyük yenilse de.

14 Eyl 2013

Burakula; Galatasaray 1-1 Antalyaspor

Futbolun dışında gelişen, sürdürülen tiyatroyu daha önce yazdık. Bu bir tespittir, ben inanıyorum, Galatasaray açısından endişeliyim. Yoksa bana ne, ben bu oyunu, kuranların, yönetenlerin yanlı, bilinçli bir sistem çerçevesinde oynattıklarını bildiğimden hiç bir şey şaşırtmıyor.

Mesele Milli Takım değildi. Beklenen Fenerbahçe ve Beşiktaş'a ağır puan silme cezaları gelecek. Galatasaray en kötü ligi 3. bile bitirse yine Şampiyon sayılacak. Bari bu arada kağıt üzerinde, puan hesabıyla Fener veya belki de sırası gelmiş Beşiktaş Şampiyon olsun da taraftarları avutulsun, ligin değeri düşmesin, tescilde de siz olun, yumuşak bir geçişle bu işi halledelim meselesidir. Yarın puan farkı oluştuğunda, ya da lig kızıştığında da Galatasaray taraftarının soluğunu kesmek için bu işin en tepesindeki, en sır sahibi adamı futbolun başına getirdiler.

Dolayısıyla son 3 haftada kaybedilen puanlarla sistem tam kapasiteyle işleyişini sürdürüyor da denebilirdi ama bu maç için ben demiyorum.

Seyrettiğim 4 lig maçının en iyi futbolunu oynadık. Hem de kalecisiz, ve 3 eksikle. Ben Eray İşcan'ı, geçen yıl Kartalsporla Kartal'da oynanan maçın ikinci yarısında izlemiş ve tekniğine bayılmıştım. Fiziğine bakınca da Muslera için yabancı kontenjanın kullanılmasına saplanıp kalmıştım. Sıradan bir lig maçı peformansını görünce, Muslera için söylediğim olumsuz bütün sözlerimi geri alıyorum. Yediği golü defalarca izledim, topun neresinden geçtiğini süzemedim. Top sanki ufoydu, Eray'ı delip geçti. Çok rahat gelen bir topu elinden kaçırdı, bu kaleciyim diyen birinin yapmayacağı şeydi. Gereksiz boşa çıktı, bir pozisyon kıl payı ofsayttı, top o kadar açılmış, sepet gibi çizgide bekliyordu. Galatasaray kalecisi olamaz net, aman Muslera.

Kaleci yok dedik, peki diğer olmayanlar. Emre ve Amrabat için yeni bir şey söyleyecek değilim. Benim için yok hükmümde futbolculardır. Maçın benim açımdan en sevindirici anı, Emre'nin vurduğu topun direkten dönmesiydi. O top gol olsa, o golle kazansak bir 5 sene daha iyimser Galatasaraylıların dilinden kurtulamazdık. Amrabat, yanlış spor yapıyor. Kısa mesafe koşucusu olsa 3 sene içinde Hüseyin Bolt'u çöpe gönderir. Yapamayacağı tek spor futbol, onu da Grande sayesinde yapıp, Fas merkez bankasına yuro dolduruyor.

Engin Baytar için dilim kötü demeye varmıyor. Diken üstünde bir futbolcu. Ağzıyla kuş tutsa bu takımda ilk 11 olamayacak, ve Emre'den daha fazla maç oynayamayacak. Bu tedirginlik futboluna direk yansıyor. Terim Engin Baytar'a, 8 maç banko oynayacaksın, istediğin kadar kötü oyna çıkarmayacağım dese, oynadığı futbolun en az 5 misline çıkar. Ama bu pozisyonda yedek kulübesini pas pas yapmaya devam edecek.

Geriye kaç kişi kaldı? Takımın göz bebeği, her şeyi, kahramanı Melo. Kalan 7 kişinin 4 ü Meloydu. Oynadığımız 4 lig maçının tamamında en iyi futbolcumuz Melo oldu. Taraftarın futbolcuyu, herkesten daha iyi tanıdığının en somut ispatı Melo'dur. Çok şanssız bir maçındaydı. Oynamayan ama forma giyen 3 kişi Melo'ya en yakın futbolculardı. Orta sahada tek başına dövüştü, iğrenç Samet'in, iğrenç futbolcularına karşı.

Burak bey bir gol atacak diye, şimdiye kadar potansiyel 10 gol pozisyonuna giremiyordu takım. Bu maç girdi, beni bilen bilir tabelayla işim olmaz. Bugün Galatasaray en az 7 farkla Antalyasporu yendi bana göre. Hem de 7 kişiyle. Hem de maçın en az yarım saati çalınmışken.

Burak tam bir baş belası oyuncu. Sanki gol atamazsa kötü oynamış sayılacak, bir sonraki maç oynatılmayacakmış sanıyor kendisini. Golcü bencil olur kabul de bu kadar da olmaz kardeşim. Gol postta top Burakta ise, takım duruyor, kimse pas istemiyor, gol için çaba göstermiyor. Biliyorlar ki Burak gol pası vermez. Sanki oynamasa Drogba her maç çuvalla gol atacakmış gibi. Gel de oynatma, oynatmasan deli derler, oynatsan çoğu maç sen deli olursun.

Bir şeyi hiç anlamıyorum. Maç eksiği var deniliyor yeni transfer olmuş futbolcular için. Bruma 70 de girdi. Yani Terim'e göre 20-25 dakika oynayabilir. Bu 20 dakikayı, maçın sonunda takım yenikken mi daha iyi, değerlendirir, yoksa maçın başında takım çullanmış, rakip çıkamaz durumda iken mi? Koca 70 dakika, prens Emre, ve elbet bir maç iyi oynayacak olan Amrabat'la harcıyorsun be Grande. Haklarını yemeyelim diyeceğim, maçın başında tonla gol kaçırdık, Amrabat bile göze batmıyordu, ama işte sonradan girenlerle de başlasan yine aynı baskıyı kurardık.

Bilinmeyen bir şey yoktu. Bu takımın 12. futbolcusu yok. Bruma çok hızlı ve ölüsü Galatasaray'da ilk 11 çıkar. Kendisi gelmeden 12. adam yok diyorduk, şimdi 11. adam kimse o düşünsün. Bir umudum Eray iyi çıkar, Muslera kenarda oturur kaleyi yabancı işgalinden kurtarırız diyordum, ama bu fikrimden kesin vazgeçtim. Muslera'sız kalenin sorumluluğunu hiç kimse alamaz. Bir maça denk gelir, hezimete uğrarız.

7 kişiyle bu kadar çok gol pozisyonu üreten takıma daha fazla saydırılmaz. Üstelik oynadığımız maçlar gazoz maçı kategorisinde. Alınan alınmayan puanların hiç bir kıymeti harbiyesi yok. Şimdilik usulen oynatıyorlar, esasen nasıl tecelli edecek hep beraber göreceğiz.

Son olarak Milli Takım hocasına bir sorum olacak. Emre ve Engin iyi futbolcular ise neden milli takımda yoklar, kötü futbolcularsa neden Galatasaray'da oynuyorlar Hocam?

6 Eyl 2013

Satılmış Rektör ile Kantinci Satılmış

Yalçın Küçük anlatmıştı, ODTÜ zamanlarında öğrenci lideriyken, Satılmış adlı bir kantinci varmış. Kantini karargah yaptıklarından, bütün tartışmaları dinler, eylemleri not eder, eylemcilere lojistik destek sağlarmış. Neredeyse onlar kadar bilgiliymiş Satılmış. O derece donanımlı bir yağız bir Anadolulu.
Rektöre karşı bir protesto yürüyüşü  örgütlemiş Yalçın Küçük. Bağırarak ilerliyorlarmış. ‘’ Satılmış rektör, satılmış rektör’’ diye. Tam kantinin önünden geçerlerken kantinci Satılmış, Yalçın Küçük’ün önüne dikilmiş. Ben yapamam, ne olur beni rektör yapmayın demiş.

Sen bir garip çingeneydin be Belediyeci, iktidar yalaması Apo. Nene gerekti gümüş zurna. Geçmişin nedir, bilgin ne düzeydedir. 80.000 kişilik stadyumda 15 kişiye maç ettin. Zaten o stadyum 90 dakikalık maçın 70 dakikasında 1-0 öndeydi.  20 dakika dayandın mı yeniyor, dayanamayıp 1 gol yesen berabere kalıyordun. Bilmem yabancı dilin var mı? Namaz kılarken kullandığın Arapça'yı saymazsak tabi.

En büyük zaferin 3 büyükleri yenebilmek, tanıdığın, hüküm ettiğin en kariyerli yabancı Webo, Holmen. En prestijli futbolcun Cihan Haspolatlı.

İnsan bir sorar, kimin yerine beni getiriyorsunuz der. Hiddink’in kovulduğu yere sen hangi alt yapıyla geldin. Alt yapı derken, sanırım Galatasaray alt yapısında çalışmışsın, Yüce Gök bizi korumuş, hoca enflasyonunda basiretsiz bir yönetişi seni başımıza hoca diye getirmemiş. Getirecek olsa ben Reykart’tan daha iyiyim der kabul ederdin. Bizi amma uğraştırırdın, kaç maça çıkardın acaba? 

Zaten senin gelişin geliş değildi. Maksat yalama, yandaş, cemaatçi güruhu hangi kurum olursa olsun onun başına kıçına geçirmek. Zavallı Apo, önce senin de pantolonuna cep diktiler, sonra para doldurdular. Şimdi istesen de o eski kavak yellerini estirmezler artık.

Koskoca Türk Ulusal Takımının başında sayıldın, yazıldın, attan inip eşeğe de binemezsin. Gerçi devir sizin lale devriniz, sana mekanizma mutlaka bir ekmek kapısı daha hazırlar, fazla beklemezsin. Şu kahrolası düzenin, futbol departmanında taşlar bağlı, köpekleri serbest bırakmışlar. İt izi at izine karışmış, Senin suçun yok, seçildin, Sistemin sevgili kuluymuşsun. biat etmenin ödülünü aldın.

Ulus futbolunun batışına ufuk oldun. Sayende biraz daha geriledik. Sen de senden öncekilerden ne öğrenmişsen onu icra etmeye çalıştın. Ersun, Hakan Şükür’le uğraşmıştı, sen ilk maçında ülkenin faal en iyi futbolcusu Selçuk’la dalaştın. Türk pasaportu taşıyan en iyi futbolcularla günlerini geçirdin. Zevkini çıkardın.
Ya Apo, biz seni hep ya Fener’in ya Galatasaray’ın maçını izlerken görürdük. Allah aşkına söyle kimi izliyordun ki? Televizyonlar göstersin diye takıldığını biliyorduk. Gitsene kardeşim PTT liginde bir maça, bakarsın orada çok büyük bir futbolcu keşfedersin. Ne işin var Arena’da.

Bir halt değilsin bunu hepimiz biliyorduk, akıllı da değilmişsin. İnsan kendisini bilir bari araziye uyar ortalıkta görünmez. Maçtan maça çıkar, yenilir kurtulursun. Muhalif, imalat hatası birkaç yazar dışında zaten tamamı muktedir yanlısı, seni hiç kimse eleştirmez, kabahat bulmaz, yetersizliğini gündeme bile getiremezler.

Kantinci Satılmış kadar olamadın, ben yapamam diyemedin. Son 4 maç kala bir başkasını yerine getirdiler, bu ayıpla daha ne kadar futbol camiasının içinde kalacaksın. Seni hoca diye alacak takımların taraftarlarına şimdiden acıyorum. Mutlaka sistemden beslenen baronların bir takımına hoca olursun, pişmiş kelle gibi sırıtarak imza atarsın sezona başlarsın. Şunu unutma, eğer Belediye takımlarından birinde değilsen, takımlar, taraftarlarınındır sakın unutma. Senin gelmene yapacakları bir şey olmaz, ama gidişin taraftarın nefesinden olur.

Bir gün elbet ülkenin temizlenmesine paralel, futbol da tertemiz olacak. Elbet sahada kıran kırana maçlar neticeyi belirleyecek. Elbet oynayanlar, oynatanlar, yönetenler tıpkı taraftarları gibi tertemiz, hak edenler tarafından oluşturulacak. O günler o sezonlar geldiğinde ne senin gibi çapsız, kariyersiz, bilgisizler, ne şahlar, bezirgânlar, imparatorlar saltanat sürecek.


Satılmış Hocaların devri kapanıp, Hoca Satılmış’ların devri gelinceye kadar, sürün sefayı. 

2 Eyl 2013

Galatasarat Sözlük Dallamatörü

açık açık söylüyorum; daha önce yazdığı bazı şeylerden dolayı, yaşına duyduğumuz saygı ve galatasaraylılığına çok fazla güvenmemiz sebebiyle kendisine pozitif ayrımcılık uygulamıştık. fakat o ne yaptı ne etti galatasaray puan kaybettiği maçlardan sonra huyundan vazgeçmedi. bundan 7 ay önce galatasaray sporcusuna direkt hakaret ve küfür etmesine rağmen kendisine 6 aylık süreyle ceza vermiştik. fakat döndükten sonra gördük ki; huylu huyundan vazgeçmiyor.

kusura bakma nazmi abi. artık galatasaray sözlük; senin galatasaray değerlerine, kinini, nefretini ve küfürlerini savuracağın bir platform değil.

kısacası artık kendisi pilot yazardır.
(hagi - 31 ağustos 2013 02:42 ~ 02:47)
#1294937 P  B  !? 


Yukarıdaki girişten anlaşıldığı üzre, Galatasaray Sözlükten iş akdim fesih edilmiştir. Yani iki gündür işsizim. Şimdiye kadar yazdığım binlerce girişi okuyan, bana küfür eden, yazdıklarıma saygı duyan bütün Galatasaraylıları verdiğim geçici rahatsızlıktan ötürü en derin Galatasaraylı selamlarımla büyük bir maçın gol sevinci tadında kucaklarım.

Derdimi anlatamadığıma yanmıyorum, kimseden de anlamasını beklemiyorum. Hiç önemli değil, ben konuştuklarımı yazıyorum o kadar. Ne bir fazlası ne bir eksiği var. Önceleri abi buraya yaz diyenleri kırmadığımdan giriş yaptım, kendi platformumda yazdıklarımı da eğer önemli bulduysam buraya taşıdım. Binlerce giriş yaptım. Kimisi yılın en beğenilenleri arasına bile girdi. Gelen yorumlar, telefonlar, meillerden anladığım kadarıyla çoğu yazdıklarımı olumlu karşıladı. Çok azınlık da küfür etti. 

Geçen sezon Amrabat'a ettiğim küfür, dahası aldıranlara yüklediğim suçun şimdi de arkasındayım. Bu Galatasaray'a bu Amrabat'ı alan ya hırsızdır, ya futbolu bilmiyordur. Alındığı için oynatan da aynı suçu işliyor demektir. Ben pek anlamam, sadece yazarım, bir ara sözlükte yazamamaya başladım, giremiyordum. Meğerse bu görüşte olduğum için atılmışım. Hiç umursamadım, ne yani nereye girmişim de nereden atılıyorum. Bu sözlükte yazıyorum diye benle tanışmak isteyenler, tanışanlar, Gs Tv sine program yaptıranlar yine beni bu sözlükten atanlar olmalıydı.

Sonrasında ilgilenmedim bile, açıkçası sözlüğe birilerini okumak için değil de ne yalan söyleyeyim yazdıklarımı biri okur diye giriyordum. Zaten herkesi okumaya gerek yok, bir kişiyi oku tamamının tornadan çıkmış olduğunu anlıyorsun. Terim beni oynatsa, bana bile itiraz etmeyen anlı şanlı Galatasaraylılar yoğunluğu sözlükte yazar pozisyonundadır. Terim'in kulları olmayı içine sindirenlerden, aksi görüşe tolerasyon göstermesini bekleyen de yok.

Bu arada bana ulaşanlar cezamın kalktığını söyleyerek, ne olur yaz diye ısrarcı oldular. Ve devam ettim yazmaya, ta ki 31. Ağustos gecesine kadar. Ben orada yazmıyorum diye sevinenlerin ne kadar sığ olduğunu, yazdığımı okumamak gibi çok basit bir işlemi bile düşünemeyecek kadar salak Galatasaraylılar olduğunu sanmıyorum. Bakarsın Mahalle Takımı yazmış okuma kardeşim, benim kinimden, zehirimden kurtul değil mi? Yok maksat bu değil, ben devrimci, solcu, ateist, vatansever bir Galatasaraylıyım. Şeriatçı faşist Galatasaraylı'dan, bu aykırı Galatasaraylıya ekmek su çıkar mı? Ne yazarsam yazayım, bir cümle bile yazamayan birilerinden hakaret yiyorum.

Benim sözlükle ilişkimi kesen şaısın takma adı Hagi imiş. Şimdi benim bu şahısa söyleyeceklerim var. Ulan, Galatasaray Sözlük dallamatörü, sen kimsin de beni bir yerden atıyorsun. Bana ayrıcalık tanımış, Della Sport'tamı yazıyoruz hıyar, şimdi derhal yazdığım binlerce girişi kaldır oradan. Senin aklın  kıtsa, Fatih Terim'in kemik yalaycısıysan, faşistsen, şeriatçıysan baştan söylesene. madem benim cevap hakkımı kaldırdın, o halde bana iyi ya da kötü yorum yapanları ne diye yayınlıyorsun. ne cevap verebiliyorum ne teşekkür edebiliyorum. 

Fatih Terim'e kinim varmış, senin okuman yazman yoksa ben ne yapabilirim. Farzet ki kinim var sana ne lan. Burası Fatih terim'in avukatlık bürosu mu? Sen bilirmisin ki benim tam 40 senem Fatih Terim'le geçti, Başkan'ın bile giremediği soyunma odasına girdim lan ben. Hem de Vestvealen'de, sen o maçın gollerinde havaya zıplarken, biz maçtan sonra takımın odasında aldık soluğu. Ben Fatih Terim için öz abimle 14 senedir görüşmüyorum davar.

Bu vesileyle sevene sevmeyene bir kere daha anlatmak istiyorum. Ben Galatasaray'ın aldığı kupalara, attığı gollere tapınmam. Ben bir Galatasaraylı'nın ne kadar çok gol attığını saymam. Kim kaç tane çocuğu Galatasaraylı yaptı ona bakarım. Kupalar araçtır, kupalar çocukların Galatasaraylı olması için birer zafer nişanlarıdır. Ben sokakta gördüğüm her çocuğa ismini değil, hangi takımı tuttuğunu sorarım. Galatasaraylıyım diyene de mutlaka o an verebileceğim bir alamet vardır.


İsimini de Hagi olarak belirlemiş. Çok büyük Galatasaraylı olduğunu anlıyoruz böylece. 1997 Şampiyonluğunda o tapındığımız Hagi, Filipescu ve İlie ile birlikte benim Romanya'da verdiğim kokteylde misafirimdi. Hagi ismini taşımakla Galatasaraylı olunmuyor. Galatasaray'da oynayan her futbolcuyu seveceğiz diye bir kural mı var. Galatasaray taraftarı özeldir, çok önemsiyorum. Her türlü siyasi görüşten taraftar olur. Taraftarlık ilk çağlardan beri vardır. Her sit alanında, her ören yerinde bir tribün kalıntısı vardır. Tribünler haksızlığa, egemen sınıflara isyan yuvalarıdır.Ali İsmail'e, Ethem Sarısülüğe üzülmeyen Galatasaraylının, Galatasaray golüne, şampiyonluğuna sevinmeye hakkı yoktur. Ben de tam 43 yıldır böylesi duyguların tarafıyım, 43 yıldır Büyük Galatasaray taraftarının içindeyim.  Şu an koskoca Arena'da toplasan benim gibi 50 kişi çıkmaz. Karınca kararınca Galatasaraylı olarak tepinenlerin sayısına katkıda bulundum. 

Hagi takma adlı Galatasaray Sözlük moderatörümüsün, dallamatörümüsün, yazdıklarım mutlaka sana ulaşır, son sözlerim sanadır. Beni bulman kolay, büyük maçlar öncesi Sami Yen sokaktayım, her maç tribünlerdeyim, sizlerde telefon numaram bile var. Kalleşçe taktiklere girmem senin gibi. Benim yazımı engelle, bana küfür eden yazmaya devam etsin. Benle ilgili artı eksi yazanları nasıl engelliyorsan engelle. Beni seven, yazdıklarımı ilginç bulan zaten beni arar bulur. Galatasaray Sözlük adlı platformda maskara ettirmeye devam edersen, maskara olursun. Ben Galatasaraylılığı hiç kimseden miras almadım. Sizden de öğreneceğim hiç bir şey yok. Dahası Galatasaraylıların sizden kapacağı ekstra bir durum yok. 

Ne mutlu, fikri bağımsız, vicdanı bağımsız bir Galatasaray Taraftarıyım  diyebilene.

31 Ağu 2013

Vatan Sağ Olsun Biz Hasta Olalım; Eskişehir 0-0 Galatasaray

Bir önceki hafta Ameliyat haftasıydı, bu hafta da CAS haftası. Futbolcu Başbakan, futbolu kurtarsın görünümünde başta Ulusal takımı, devamında Galatasaray’ı batırsın diye Fatih Terim’i futbolun başına getirdi. UEFA’dan yıkım kararı çıkacağı netti, buna rağmen ilgili takımlar, maç yaparak iki Türk takımının daha şovun içinde kalmasına müsaade etmediler. Aslında yok ama eğer kırıntısı varsa, adalet dediğimiz kanun kural hukuk diye bellediğimiz sistemin zerresi olsa Aziz ve Tüpçü ’nün vatan futboluna ihanetten yargılanması gerekirdi. Eğer başımızdakiler, kurmak istedikleri rejimi kurmuş olsalar bu yargılama sonucunda, dün şafak vakti de idam edilmiş olacaklardı. Yatıp kalkıp Yüce Gök’e dua etsinler ki ülkemiz henüz kör topal da olsa hala Cumhuriyet’le yönetilmekte ve büyük baş hırsızlığın cezası yok.

Futboldan anlamayan Ecevit zamanının Avrupa Şampiyonu, bilmem kaçıncı defa şahlanmış nurlu ufuklara doğru uçuyordu bu hengâmede. Yukarıda birleşme küçük beyinlilerin yapabileceği, isteyebileceği bir şey olamazdı. Olsa şaşardık zaten, öyleyse aşağıda birleşelim kararı verdiler. Fenerbahçe ve Beşiktaş batmıştı, futbol oligarşisi Galatasaray’ın çıkmasına izin vermedi. Pisliğin içinden bulaşmadan kurtuluş yoktu tek başına.
Fatih Terim bu ülkede futbolu bilen tek kişidir. En büyük hoca falan değildir, başka hiç kimse futbolu bilmediğinden, kimse kendisiyle yarışmadığından bütün yarışları kazanmaktadır. Bu yerlere de tek başına, tırnaklarıyla kazıyarak geldiğini sanmaktadır. Yukarılara gün be gün taşınmış, sistemin futbol şubesindeki bir numaralı savunucusu vakti zamanı gelince, yol kavşaklarına girince kendisini buralara getirenlerin, getirilmesine yol verenlerin verdikleri emirleri yerine getirmek için tereddüt göstermeyeceği açıktır. Biz bu toplantılarda değiliz, ne kararlar alındığını bilemeyiz.  Biz sadece Galatasaray açısından duyduğumuz kaygıları, birkaç kişiye aktarmaya, tarihe not düşmeye çabalıyoruz.

Düşüncemiz, sistemin iki büyük başından birinin düştüğü telafisi uzun yıllar alacak durumun tersine, diğer sistem takımı Galatasaray’ın önlenemez doğal sıçramasıyla, hassas dengeyi bozacağı, futbol endüstrisinin sonunu getireceği korkusudur. Beşiktaş’ı takımdan bile sayan yoktur. Aynı suçu işledikleri, aynı cezayı aldıkları halde Beşiktaş’ın haber bile olmaması bu yüzdendir.
İlerleyen günlerde Fenerbahçe’den puanlar silinecektir. Galatasaray istediği kadar kötü oynasın, istediği kadar puan kaybetsin sonunda Galatasaray Şampiyon ilan edilip, Şampiyonlar ligine gidecektir. Bari bu arada kâğıt üzerinde Fenerbahçe Şampiyon olsun veya sırası geldi aradan Beşiktaş’ı çıkaralım denmiş olması muhtemeldir.

Dünkü Galatasaray kadrosuna bu kadar kötü futbol oynatmak için elit Hoca olman lazım.  Oynatamazsın, oynamazlar. Kenarda hiç kimse olmasa, Drogba’ya takım yaptırıp, sahaya çıksalar kötü oynayamazlar. Kötü oynamak için kenar müdahalesi gerekir. 90 dakika boyunca bir an bile dikkatini sahadan ayıramazsın, olur da o an Dünya çapındaki futbolcular Dünya çapında gol atabilirler. Gaziantep’e, Bursa’ya attıkları goller gibi. Sonra uğraş o golü çıkarmak için, Emre’yi mi soksam, Erman’ı mı soksam diye. Terim 1 saniye gözünü maçtan ayıramıyor, istediği zaman atıp istediği zaman yiyecek bir görüntüsü var.

Maça formsuz Hamit’i İstanbul’da unutup, Engin Baytar’a bir hamle şansı vererek başladık. En azından kendimizle hem fikiriz, Galatasaray kadro derinliği 11 kişiyle sınırlı. Oynayanları değiştirecek, girdiğinde katkı yapacak tek bir oyuncu yok. Olsa olsa Engin Baytar olur diye düşünmüş olabilirler, biz de maçın başında öyle düşündük. Maçın adamı olur dedik, Sen misin Engin Baytar’a güvenen.

Amrabat’ı at diye aldılar eşek çıktı. Kayseriliden mal alınmaz, bilezik gibi geçirirler. Onca parayı verdiren Terim mutlaka bir maç iyi oynayacak olan Amrabat’ı o maç belki de bu maçtır diyerek, padokta bekletti. İstediğin kadar usta joker binsin, eşek, eşektir, nal toplayacak. Bereket altılıda tek geçmemiş, kupon sadece Amrabat eşeğinden yatmadı.

Burak Yılmaz Terim’in başına bela bir futbolcu. Oynatsan,1 gol atacak diye potansiyel 10 gol pozisyonunu harcamış oluyorsun. Oynatmasan o maçı kumar oynamışsın demektir. Burak Bey küser, takım gol atamazsa sebebi sen olursun, sonradan soksan guruna yediremez, faydası olmaz. Takımdan ayrılsa üzülmem, ayrılmasa yedek kaldığında üzülürüm.  

Galatasaray maçları 90 dakika oynanmıyor. Dün saniye tuttum. Taçlarda, serbest vuruşlarda, kornerlerde, Ayı Eboue’nin yalandan yerde yattığı dakikalarda, değişiklilerde, Kronometreyi durdurdum. İsteyen maçı tekrar seyredip aynı şeyi yapsın, 1 saniye eksik söylemişsem şerefsizim. Tam 22 dakika oynanmadı. Semih-Gökhan-Semih paslaşmaları, topun 1 metre bile ileriye taşınmadığı görece maçın oynanmadığı dakikaları saymıyorum. Her maç 0-0 a razı Muslera’nın geçirdiği vakitleri de hesaba katmadım. Top Melo’ya gelmeden, santrayı geçemiyor.
Maçı Türkiye’nin en kötü hakemi yönetti, Cüneyt’in yönettiği hiçbir maç zevkli olmaz, avantajı oynatmaz, çok düdük çalar. Bu handikapla kötü bir maça hazırlıklıydık, ne var ki takımın bu kadar da kötü oynayacağını açıkça öngöremedik. Sadece maçın ilerleyen dakikalarında Semih’in Kartalspor günlerini özler oyununu görünce kendi kalesine gol veya bir penaltı yaptırır kehanetinde bulunup tevatür attık, az daha kehanetimiz gerçekleşecekti.

Bu Semih’ ki Galatasaray adına en çok koşan 3. Futbolcusu çıktı. Servet ’de her maç listeye girerdi. 5 defa korner, 8 defa serbest vuruş için ceza sahasına gidip geldiğinde 5 km yol kat etmiş oluyorsun zaten. Boş koşu, tırıs gidip, tırıs gelmeyi, hatta yürümeyi bile koşu mesafesine ekliyorlar. Palavra Semih dünkü maçta 500 metre bile koşmamıştır benim hesabıma göre.

Galatasaray kurgulanırken savunma milinde savunulduğu gibi 4 değil 5 futbolcu var. Melo nerdeyse iki kazmaya yapışık oynuyor. Ne Semih, ne Gökhan topu oyuna sokmuyor, sokamıyor, bu yüzden Melo savunma oyuncusu pozisyonunda görünüyor. Gol atmak için yoğun bir çabası yok takımın. Nasıl olsa bir gol atarız, sonrası Estergon Kalesi taktiğiyle idare ederiz maç taktiği geçerli. Koskoca ilk yarı heba oldu. İkinci yarı hamle bekliyorduk, biz anlamadığımız gibi vatanda Terim’den başka anlayan yoktu.  Burak çıkar, Ceyhun girer, Ceyhun Melo’nun pozisyonuna geçer, Melo Drogba’nın dibinde gole yardımcı olur diye umduk. Anlamıyoruz, anlayan hocamız, Burak’ı çıkardı hamleyi yaptı, ama Melo yine gol yemeyelim pozisyonundaydı. Buna rağmen aynı dakikada 3 gol pozisyonuna girdik. Yani maçı 5 dakikada oynadık ve bitirdik. Atamazsak yemeyelim hocamızın mottosudur. Atamayacağımıza karar verdi ve yemedik. Muslera’ya ve Necati’ye dua ederek maçı bitirdik.

Devletimizin, futbol bakanlığının bekası için puan veya puanlar kaybetmemiz gerekiyordu, kaybettik. Yapılan anlaşmayı görmediğimizden daha ne kadar kaybedeceğimiz konusunda bilgimiz yok. Galatasaray’ın hatırı sayılır bir puan farkıyla çok daha fazla kaybetmesi futbol oligarşisinin ali menfaatinedir. Yarın maçlar kızıştığında, lekelenmiş takımlarla burun buruna gelindiğinde Galatasaray taraftarının olası haklı isyanının önüne Fatih Terim barajı kurulması da yine aynı gerekçelerdir.

Vatan sağ olsun.   

29 Ağu 2013

TÜH Size(Taffarel-Ümit-Hasan Sayz)

Önce Yüce Gök'e tapınarak başlayalım. Çok şükür ki, başımızda futbol oynamış, hatırlayanlar var iyi de oynamış dolayısıyla futboldan çok iyi anlayan bir Başbakan var. Hatta az daha Fenerbahçe'ye bile transfer oluyormuş. Konu bu değil ama keşke olsaymış, en fazla şimdi bir Penguen kanalında Fener geyiği yapan onlarca şebekten biri olurdu. Totemin etrafında dans etmeye devam edelim, ya futboldan anlamayan, topu görse bomba diye karakola götüren Ecevit Başbakan olsaydı. İyi ki Ecevit futboldan anlamıyormuş, devrinde Galatasaray Dünyanın en büyük takımı, Milli Takım Dünya 3.sü olmuştu. Bereket şimdi çoğu veteran futbolcudan daha fit Tayyip var, her şeye karıştığı gibi futbolumuzu da kendisi idare ediyor. Etmese Geçen yıl Galatasaray çeyrek finali, Fener bir gol daha atsa veya yemese finali görmüştü. Toteme yüz sürün Milli takım son 4 maç kala hala umudunu sürdürüyor. Diğer sporlarla ilgilenmediğimizden bilmiyoruz, muhtemelen madalya koyacak büfe bulamıyoruzdur.

Ve Tayyip futbolda son kumarını geçen hafta oynadı. Maksat ulus sporunun zirvelerde dolaşması değil, nerede bir hatırı sayılır bir kademe varsa oraya mutlaka şeriatçı birini yerleştirmek. Kendisi bulunduğu yere başkalarının planlamasıyla geldiği için, her durakta bir ricayı emri yerine getiriyor. Futbol para etmeye başladı başlayalı da kontrolü altında. CAS dan takımların kasılarak gönderileceğini herkesten önce ve daha iyi biliyordu. Gezipark olaylarının patlayacağını bilse, kendisi sırça köşkte otururken, Fenerbahçelilerin gecekondusunu taşlamazdı. Başına iş aldı, şimdi eğer futbol yasalarını az buçuk bile işletse Fenerbahçe'nin amatör kümelere kadar düşürülmesi gerekecekti. Futbol oligarşisinin sonu demekti bu ameliyat. Daha kolay bir yol buldular. Ve birazdan gerekçelerini yazacağım ameliyatı geçen hafta yapıp, hastayı yoğun bakıma aldılar.

Başbakanın futbol, takımlar, milli takım umurunda bile değildir. Hikmetyar'ın önünde namaz kıldığı zaman muhtemelen futbol hayatı bitmiştir. Daha ciddi misyonu vardır.Şu an kontrol edilemez biçimde sürüklenmektedir. Aklı selim Fenerbahçe Taraftarı, başlarına sebebi mutlaka anlaşılacak felaketi açanın Tayyip Erdoğan olduğundan emindir. Artık her maç bu daha başlangıçtır. Fenerbahçe Avrupadan kovulmuş, ligten düşürmek de Şebeke'nin işine gelmemektedir. Böyle idare edelim desen hadi Beşiktaş'ın da yarası var gocunuyor, Galatasaray taraftarını nasıl zapt edeceksin. Milletin balık hafızalı olduğu konusunda hem fikiriz de, yine de bir zaman ihtiyaç var. Başka zaman olsa, Galatasaray hocasını aynı anda Milli Takımın başına getirmeye kim cesaret edebilir. Geçen yıl, Aykut aynı anda Milli takım hocası olsa biz kıyameti koparırdık. Fenerlilerin koparmaması garip değil mi?

Fatih Terim'in Milli takımın başına getirilmesi, bir anlamda Fatih Terim'in Şebeke'nin başına getirilmesi demektir. Şimdi hangi Galatasaraylı, hangi, maçta Fatih Terim orada reisken, Feneri düşürün diye bağırabilecektir. Sistemi kuranların içinde olmadığımızdan ancak olaylar bittikten sonra yorum yapabiliyoruz. Belki de bu sezon Galatasaray'a, nasıl olsa Fenerbahçe Şampiyonlar Ligine gitmeyecek, Galatasaray'ın gitmesi garanti, bari Şampiyonluğu Fener'e verin de hassas denge bozulmasın diye rica ettiler, pardon emir verdiler. Belki de 10 yılda bir Şampiyon olmasına izin verilen Beşiktaş'a sıra gelmiştir. Ben bu sezon eğer Başbakan taklaya gelmezse, Galatasaray'ın Şampiyon olmayacağına(olamayacağına değil) bahse girerim.

Biz kendi kapımızın önünü süpürelim bari. Bu sütunlarda onlarca yazı yazdım, Fatih Terim Hoca değil diye. Bahtiyarım ki şimdi bütün futbol milleti benimle aynı fikirde oldu. Milli takıma Hoca lazım olsa, 2 ay önce yarı final görmüş koskoca Aykut, seneler önce yarı final oynamış, 3 takımda Şampiyonluk yaşamış Dürüllülü, Dünya 3.sü Şenol Güneş, Milli Takım hocalığı seçimle olsa uzak ara seçilecek Yılmaz Vural hocalar boştayken, tuvalete gidecek vakti olmayan Fatih Terim'e görev veriliyor. Yani hocalık görevi değil verilen anlatmaya çalıştık. Bir başka ifadeyle Fatih terim Hocaysa bu saydıklarım, ve şu an o takım senin bu takım senin Evliya Çelebi gibi dolaşanlar ne. Kaldı ki Galatasaray ve Fenerbahçe'ye hoca lazım değil. Olsa Reykart geldi, teneke bağlandı arkasına. Oligarşinin iki yağlı kazığı hocalarla idare edilemez. Fenerbahçe idare edilir sandığı için başına bu felaketler geldi. Fatih Terim olmasa bizim başımıza da gelmesi işten bile değil. Fatih Terim Galatasaray'da futbol takımı hocalığından çok daha başka işler yapmak mecburiyetindedir. Kuşkularımız, kuruntularımızın sebebi budur. Yol yakın, uyarıyorum, Galatasaray, yapılan ameliyatla steril odaya alınmış serum bağlanmıştır. Bakalım Fatih Terim hem Musa'yı hem İsa'yı nasıl memnun edecektir?

Bu kadar yazdığımız yazı giriştir. Okunacağından emin olsam 100 sayfa devam ederdim kesiyorum, ana fikre giriş yapıyorum. Taffarel'e, Ümit'e, Hasan'a yani Grande'nin yardımcılarına. Galatasaray tarihinin en büyük macerasını yaşayan, yaşatanlara. En sevdiğim Galatasaraylılardır, bunu peşin yazayım. Yardımcılık adında bir ekmek varsa bu çocuklar yesin, helal olsun. Ne iş yapar bu yardımcılar bir bilene soralım. Taffarel kalecileri çalıştırıyor, acaba Rüştü bir takımdan kaleci hocalığı teklifi alsa kabul eder mi? Taffarel etmiş, sorun yok devam etsin. Fatih Terim'in destanlar yazdığı maçların büyük kalecisiydi, minnet borcumuz vardı, ödüyoruz. Ümit Davala, Milan maçında son saniye penaltısını atmış, Terim'i Danimarka trenine bindirmişti. Arsenal'e bir penaltı golü daha atmış, kupayı elletmişti. Hasan Şaş o unutulmaz maçın, 10 kişi kalan takımına sonradan girmiş, son saniyelerde saldıran Galatasaray'ın bir neferi olmuştu. Hasan'ın sonrasını da hepimiz biliyoruz. Fatih Terim'e apolet takıp İmparator yapan futbolculardı onlar. Sırası geldiğinde de terim onları koruyup kollayacaktı. İş futbol takımı hocalığı yardımcılığı değil, herkes kendi kesesinden yesin içsin saltanatım var benim işiydi. Yardımcılara verilen para, Galatasarayın parasıydı. Gözümüz yok, baştan da dedik tekrar edelim böyle kolay bir ekmek kapısı varsa, Galatasaray'ın efsane futbolcuları yesin ekmeği, doğrusu budur. Ne var ki efsaneler TÜH le sınırlı değildir.

Hakan Şükür'ün ihtiyacı yok, palazlandı, zaten yapmaz onu bırakalım. Suat Kaya var, Arif Erdem var, Hakan Ünsal var, Vedat var, Emre aşık var. Madem adalet dağıtıcısın sırayla yaptır bu işi. Ne yapıyor yardımcılar? Antrenmanlarda hafif düz koşu yapılır, Hasan'la, Ümit manga komutanlığı yapar koşarlar, çift kale maçta hakemlik yaparlar. Canları isterse oynarlar. GS tv izleyicileri merak eder, bekler programlara çıkarlar. Futbolculara sessiz film oynatırlar. Maçlarda Fatih Terim'in yanında oturur, gol olduğunda sevinirler. Değişecek futbolcuyu çağırırlar, formu doldurup yan hakeme verirler. Bunlar yardımcı hocanın işleridir. Bu işi her Galatasaraylı en az Hasan kadar yapar. Patagonyaca'dan tut Urduca'ya, Çince'den Rusça'ya her dili konuşan, Ümit'in aldığının onda birine razı olan, kendi ligimizi geçtik, Dünya'daki bütün futbolcuların ayakkabı numarasını bile bilen Galatasaraylı yüzlerce vardır. Almazlar, niye çünkü onlar Fatih Terim yürütülürken, koşturulurken bir emeği geçmemiştir. Nitekim Avrupa Şampiyonluğundan bir önceki sezon Atletik Bilbao maçında son saniyede golü atamayan Burak Akdiş takımı guruplardan çıkaramamış, Fatih Terim'e bir yıldız da o koyamamış, sonrasında Florya'dan içeri bile girememiştir. Burak'a Terim'in borcu yoktur.

Bütün kurumlarda yardımcının işi, rüyası günün birinde yardım ettiği kişinin yerine olabilmektir. TÜH'ün bu anlamda bir beklentisi yoktur, asla da olmayacaktır. Ellerine büyük bir fırsat geçmişti oysa. Fatih Terim'in başına iş gelmiş uzunca bir süre takımın en azından 90 dakikalığına sevk ve idaresi kendilerine verilmiş. Baş cümleye dönmek gerekiyor ki, Fatih Terim'den başka futbolun dümenine geçebilecek hiç kimse yoktur. Eğer vakti varsa Federasyon Başkanlığı, hatta boş zamanlarında da Spor Bakanlığı yapabilir. Ne acıdır ki ülke Fatih Terim'e bir yardımcı bile yetiştirememiştir. Bizim yardımcıların ustalarından öğrendikleri tek şey ego olmuştur. Tıpkı Bülent Korkmaz'ın Lincoln'ü çıkarıp, Yaser'i oyuna alıp küfür yemesi, tıpkı Ersun Yanal'ın Hakan Şükür'ü ilk maçtan rencide etmesi, tıpkı Apo'nun Selçuk İnan'la dalaşması gibi. O kadar büyük futbolcularla  oynadınız, o kadar büyük hocalarla çalıştınız icraatınız Drogba'yı çıkarıp, Emre'yi oyuna almak oldu, tüh size.

Dünyada hiç bir mal yoktur, 1.89 luk ölçü biriminde olup, 1.65 lik ölçü birimiyle değişilip karlı çıkılan. Bir önceki maçta Selçuk'u çıkarıp aynı haltı yediniz. Emre Çolak'ı 2-0 galip takıma aldınız, maç 3 dakika daha olsa berabere kalacaktınız. Takım Bursa'da ligin başı itibarıyla en unutulmaz maçını oynuyor, galip, 2.ciyi atsa ligi daha 2. maç koparacak, top direkten döndü, uyarıyı bile anlamadınız, Muslera adam basana kadar topu tutmayıp vakit geçiriyor, Bursa düştü düşecek 2. yemeyip maça tutunmaktan başka bir planı yok, siz panik halindesiniz. Daum'a sorsan o bile akıl edemez, siz ediyorsunuz Drogba'yı oyundan alıyorsunuz. Tüy siklet Emre Çolak'ı oyuna soktunuz. 3 senedir takımın içindesiniz hangi maça Emre girdi de maç girdiğinden daha iyi bir sonuçla bitti? Özürünüz kabahatinizden büyük, orta sahayı 5 lemişsiniz. 3 lediniz haberiniz yok. Madem yatacaksınız, Drogba'yı beke alın. Drogba sizi dövse haklı. Bakın çocuklar Drogba kendi istemediği sürece oyundan çıkmaz. Yorulursa söyleyin otursun orta sahada 5 dakika dinlensin.Maç kopana kadar Drogba çıkmaz. Drogba çıkarsa Sneijder oyuna girer, en kötü Melo girer. Büyük takımların yedek futbolcusu olmaz. Yedek ne demek? sakatlanırsam, maçta hastalanırsam çıkacağım yerime o girecek.

Yedek sadece Eray İşcan'dır. Onunda kaleci olup olmadığını kimse bilmiyor. Muslera sakatlanmadığı, atılmadığı sürece o sandalyede oturacak. Diğerleri eğer yedekse dediğim olasılıklar da oyuna girecek. Yok illaki Emre Çolak, Erman Kılıç oynayacaksa ilk 11 başlatın. Kenarda yedek futbolcu olmasın midem bulanıyor. Onlar çıktığı zaman Selçuk girsin, Drogba girsin, taraftar heyecanlansın, rakip ürksün. Bir şeyler yapabilme ihtimali belirsin. 2000 senesinin takımında yedek mi vardı?. Kimi oynatırsan oynat cehennem gibi cezalandırıyorlardı.

TÜH, size söylüyorum. Hamit'in 90 dakikanın tamamında iyi veya tamamında kötü oynayamayacağını bile bilmiyorsunuz. Hamit kötü başlarsa sonradan açılıyor, ivme kazanıyor, vitesi artıyor. Haberiniz var mı? bu yönde bir uyarıyı Usta'nıza yaptınız mı? ya da her hangi bir durumda hiç uyarıda bulunuyor musunuz, yoksa Tayyip'in yardımcıları gibi el kaldırıp indiriyor emredersiniz efendim mi diyorsunuz.Fatih Terim takımı size bırakıp tuvalete bile gidemeyecek mi? Yarın hocaya bir şey olsa, maça bile gelemese ne yapacaksınız bir planınız var mı?

Geçen yılı saymıyorum. Arada puan farkı vardı eğer maç içinde Terim bir şekilde size talimat vermemiş de takımı siz yönlendirmişseniz bile benim için ölçü değildi. Bu sene 3 maça çıktınız, kupayı Fener'den aldık ama biz Hatice'ye bakanlar yusuf yusuf maçı seyrettik. Hiç bir maçı koparamıyor, öne geçince sıçan gibi yatıyorsunuz, daha doğrusu yatamıyorsunuz bile. Bursa maçında son dakikalarda ceza sahası çizgisinden çaprazdan serbest vuruş kazandı Bursa. Tek kişi baraj kurdurdu Muslera, kimdi gördünüz mü? 1.65 boyundaki Erman Kılıç. Zıpladığında Drogba'nın ancak çenesine geliyor. Kıl payı gol olmadı, Aleks olsa, Hagi olsa, Selçuk olsa, Sergen olsa, önünde Erman varsa affetmezdi, görmediniz mi?

Sizin sayzınıza, bedeninize bu takımın umarım bir daha ihtiyacı olmaz. Galatasaray'a, Fatih Terim marifetiyle yapılan operasyondan endişe duyduğum için uyarmak ihtiyacı hissettim. Her şey her gün değişiyor, gelişiyor, bakarsın takım yoğun bakımda tahmin edilenden  çok daha uzun kalır, kim bilir Terim yardımcım var zanneder de takım size kalır.. Nasreddin Hoca'lık yapalım, su testisi kırılmadan suya gi
derken sizi dövelim. Şu büyük takımla şu iki maçı yönetemediniz ya, tüh size TÜH Sayz üçlüsü.

26 Ağu 2013

Emre Çolak- Erman Kılıç; Drogba'nın Takım Arkadaşları ; Bursaspor 1-1 Galatasaray (83. dakika)

Türkiye futboluna hafta içinde yapılan balans ayarından sonra bu maç için beklentim kaybedeceğimiz yönündeydi. Milli takım kod adlı 28 şubat futbol darbesinin Galatasaray'ın hayrına olmadığına, Galatasaraylı olduğuma nasıl eminsem o derece eminim. Yarın lig kızışınca en ufak bir lehimize hakem hatasında, nasıl kurduracaklarını hep beraber göreceğiz. Biz maça dönelim.

Maç oynanmadan, biri bana dese ki 1-1 e razı mısın? El sıkışır, Yalova İDO iskelesinden takımı döndürürüm. Önce rakip Bursaspor, en önemli başaltı takımıdır. Şehriyle, taraftarıyla, yakın tarihteki mucize Şampiyonluğuyla benim için Kadıköy'de, Trabzon'da oynamaktan çok daha zor bir maçtır Bursa maçı. Üstelik şanssız bir biçimde sezona yenilerek başlamış, gireni çıkaracak bir motivasyon maçına denk gelmiş, ligi en iyi tanıyan kurt bir Hoca ile değişim yapılmış bir Bursaspor'un, Gezipark gençliği gibi direneceği aşikardı.

Üstüne Terim operasyonunun , Galatasaray'ın dengesini mutlaka bozacağını öngörmüştüm. Az daha yanılıyordum. Az daha bütün bir hafta boyunca bana küfür edenler, üstüne alay edeceklerdi. Ben ameliyat ekibinin varlığından emindim, ama maskeleri vardı, kim olduklarını çıkaramıyordum. Meğer çok uzakta aramamak lazımmış,  bizim yedek kulübesi, Fatih Terim'in çırakları ve hayat boyu çırak kalacakları varken, tekere başka bir çomak sokucu aramak beyhudeymiş.

Maç beni tamamen yanıltacak şekilde başladı.( bu arada her ne kadar yenileceğimiz tahmin ettiysem de iddiada 2 oynamadıysam şerefsizim). Bursaspor beni yanıltmadı, ama Galatasaray yanılttı. Muhteşem bir tempoyla maça başladık. Top ustaların ayaklarında dolaşırken top olmanın zevkini çıkarıyordu. Burak biraz dikkatli olsa, kıl payı ofsaytlara yakalanmasa, daha 2. haftadan  ligi bitirmesi içten bile değildi.  Cadu'yu ilk maç beğenmemiştim, neredeyse beni cortlatacaktı. Hata yapmıyordu, topları gelişigüzel kullanma dışında. Cadu bu arada her topu taca atabilme yeteneğinde bu güne kadar Galatasaray'a gelmiş geçmiş en büyük futbolcudur, hakkını yemeyelim.

Unutulmaz maçlardan biri oynanıyordu bana göre. Gol an meselesi, gurbet treninden çok sevdiğin birini bekler gibi bekleniyordu.. Şüpheli tek futbolcu Hamit. Muhtemelen Grande maçtan önce Taffarel gile, Hamit'i iyi seyredin yine kötü oynarsa ilk onu çıkarın diye talimat vermiştir. Diğer değişiklikler saati, saniyesine konuşulmuştur. Emre Çolak girecek, Erman Kılıç girecek, Hamit dışında çıkacaklar için şifremiz şudur! Biriniz tribünün çatısına baksın, camdan kafesteyim Milli Takım hocası olarak maçı buradan seyrediyorum. Sağ elimle kafamı kaşırsam Drogba'yı, sol elimi alnıma koyarsam Sneijder'i, yanımdakini tokatlarsam Selçuğu çıkarın.  Aman ha kendi başınıza bir iş yapmayın, siz anlamazsınız, sadece siz değil Türkiye'de futbolu benden başka hiç kimse anlamaz, bu ispat edildi kayda geçildi.

Hamit çıkmayı 15 dakika erteleyebildi. Beklenmedik bir anda çalımlarla ceza sahasına daldı, Burak'a saniyenin milyonda biri kadar geç verse Burak yine ofsayttaydı. Fizik, tanjant, kotanjant hesabı Burak topla buluştu, penaltı atar gibi kaleciyi terse attı. Hem kendini hem de 10- 15 dakikalığına Hamit'i kurtardı. Muhteşem bir futbolla ilk yarı bitti.

Beklendiği gibi, yaptığı muhteşem asist, Hamit'in sahada bir müddet daha can çekişmesini sağladı. Bu arada Galatasaray, 2 yi, 3 ü arıyor tam bulacak geri bırakıyordu. Bir taraftan da vakit daralıyordu Emre Çolak açısından. Muhtemelen Emre antrenmanlarda ağzıyla kuş, kıçıyla balık tutuyor olmalıydı. Başka bir durumda değil Grande,  Dünyanın en aptal hocası bile Drogba'yı çıkarıp, Emreyi oyuna almazdı. Futbolu geçelim bir an. Bir kasaba tüccarına gidin. 1.85 lik el dokuma Hereke halım var, 1.65 lik kilimle değişelim deyin, sopa yer kovulursunuz. Hangi ölçü birimi olursa olsun, uzunluk, ağırlık bir mal değiş tokuşu söyleyin ki, 1.85 i verip, 1.65 i alınca karlı çıkalım. Drogba çıkıp, Emre oyuna giriyorsa taraftarın rahat olması için en az 3-0 önde olman lazım. 2-0 yetmez, nitekim geçen hafta 3 dakika daha olsa yetmeyecekti. Madem Drogba ile Emre değişerek oynayacak, kafadan Emre oynasın bari. Geçen sene Akhisar maçında Drogba'nın berabereyken, oyuna girişini hatırlayın. Hepimiz maçı şimdi aldık demedik mi? 1-0 yenikken, Drogba çıkıp Emre oyuna girerse, maçtan umudu  olan en iyimser bir Galatasaraylı varsa Allah için söylesin.

Emre oyuna girdiğinde maç bitti. Şimdi soruyorum, 1-0 galipsin Emre'yi oyuna almanın ne sebebi vardır? Ya 2. yi atacaksın, ya 1-0 a yatacaksın. Diyelim atacaksın, adamı döverler bu fikirdeysen. Ben Daum'un yerinde olsam ki o da aynısını yaptı zaten. Drogba çıkar çıkmaz stoperlerden birini sürekli ileri çıkardı. Gol yemeyeceğim diye soktuysan, yazıklar olsun o zaman. Yedekler içinde en büyük topu hazırlık maçlarında Ceyhun oynamıştı. Eğer Grande iddia edildiği gibi adalet dağıtıyorsa, Emre Çolak yerine hiç olmazsa tabelayı korumak için Ceyhun'u oyuna alırdı.

Direkten bir top döndü. Futbol tanrısı öncü depremin fay hattını yoklamıştı. Ama kim anlayacaktı ki. Maç önceden kurulmuş, 65 de Emre, 75 de Umut, 80 de Erman oyuna girecek. Tabela ne olursa olsun, kim nasıl oynarsa oynasın. 5 değişiklik hakkı olsa, Sneijder çıkacak, Yekta girecek, Muslera çıkacak Eray girecek, bütün futbolcular maç başı cukkayı indirecekler, vikipedya'da sicillerine işletecekler..

Kurgulandığı gibi Umut oyuna girdi. Oynamasın mı çocuk, o kadar para verdik. Oynasın da, ne yapacak? 2. golü atacak. Bildiği oyunu da unutmuş çocuk, diyelim ki attı haftaya ne olacak? Drogba'yı kesip Umut'u mu oynatacaksınız? Adam kulübenin paspasçısı olarak bonservisinin alındığını biliyor. Buna razı bir programa sokmuş kendisini. Garanti sözleşmesi var, kiralık olduğundan bin beter kötü bir sezon geçireceği garanti. Hiç bir maçı çeviremez. Çevirmek için gerekli mental, Burak varken Umut'ta hiç bir zaman olmayacak.

Maç yerine korku filmi seyrettiğimiz dakikalardı. 16 yaşında bir çocuk girdi, 36 yaşındaki Drogba'nın çıktığı oyuna. Halı saha golü attı. Öncü deprem yerini gümbür gümbür sallayan hakişi bir depreme bıraktı. Artçı geldi geliyordu, Maradona'yı oyuna aldılar. Zavallı çocuk acaba hangi görevle oyuna girdi? Dikkatle bakayım dedim. Hafta içinde onunla da uğraşmış okuyuculardan fırça yemiştim. Topla buluşmaya korkuyordu, maksat Galatasatray'da oynamış olmak. Çaprazdan ceza sahası çizgisi civarı, kazma Cadu bir faul yaptı. Barajda tek futbolcu  bıraktı Muslera. O da Maradona Erman'dı. 1.65 boyuyla barajdaydı. Futbol tanrısı,sevgili peygamberine acımıştı, kıl payı gol olmadı. Bende maçı izlemeyi bıraktım.

Maçın kaç kaç bittiğini hala bilmiyorum. Özellikle tv seyretmiyorum, kimseyle de görüşmedim, belki de 2-1 yenmişizdir. Belki de yenildik. Tabelayla işim yok. Galatasaray dünya çapında 11 e sahip, ama 12. adam sahaya girdiğinde Bank Asya takımına dönüşüyor. Hele Emre, Umut, Erman'ın aynı anda oynadığı bir Galatasaray maçı, benim için insanlıktan çıkma, ağız ishali olma sürecidir. Bugün son 7 dakikayı seyretmedim, yarın ilk 11 çıksınlar maçın tamamını seyretmem.

Maçın,
Altın adamı; Melo
Gümüş Adamı; Eboue
Bronz adamı; Hakan Balta
Teneke adamlar; Taffarel, Ümit, Hasan