11 Eki 2009
Sistemimizin Can Alıcı Sorunları
Şimdi Savunma Zamanı;Bosna Hersek 1- Türkiye 1
Tabela mı? Biz neticeye bakmıyoruz, işimiz Hatice'yle....B-Milli Takım'a Fatih Terim'den başka hiç kimse hocalık yapamaz. Medyamızın köşe başlarını işgal etmiş bunca sülük varken, bu sülüklerle mücadele edebilecek tek adam ne yazık ki Terim'dir.
Bu ne yaman çelişkidir bilemiyorum, ancak ben Fedarasyon Başkanı olsam, ömür boyu Fatih Terim'le devam ederim.
Hatırlayın Fatih Terim'in devri iktidarında başımıza gelen olayları. Şu kıytırık guruptan çıkamayan bir Milli Takım hocasına darağaçları kurulması gerekirdi. Daha önceki İsviçre maçından sonra kim ayakta kalabilirdi. Bu ne kuvvet bu ne güçtür ki, kimse tek bir laf söyleyemiyor. Ne kadar yenilirse o kadar madalya alıyor. Avrupa Kupasında son dakikalarda gelen balık gollerle kamufle edildi, son maçta iyi oynadık diye avutulduk. Başındaki Ulus Takımında bir ulus bütünlüğü sağlayamadı. Ulusun tamamı aynı duygularla maç seyretmiyor, eminim bir çoğumuz, sadece Fatih Terim antipatimiz yüzünden takımın yenilmesine üzülemiyoruz.
Terim sahaya her zamanki siz bilmezsiniz ben bilirim x kişisiyle sahaya çıktı. Bu x kişi bu maçta Önder Yazıturacı'ydı. Kendi takımında Lugano gelene kadar idaereten oynayan şahıs, Gökhan Zan olmayınca kesin olması gereken Emre Aşık'ın yerine x kontenjanından sahadaydı. Amatör takım futbolcusunun yapamayacağı komiklikler yaptı. Siz ne anlarsınızın ikinci oyuncusu Ceyhun Gülselam'dı. Tanımıyoruz kendisini, oynattıklarına göre iyi futbolcudur kesin. Ancak futbol oynamasını 2 ayda mı öğrendi bu çocuk. Daha önce neredeymiş, yolda görülse tanıyan sayısı kaçmış?
Attığımız golü tekrar tekrar izleyin, Gökhan Gönül bom boş Arda'nın önüne yuvarlamak yerine dolu olan Semih'e pas attı. Eğri doğruya denk gelince bir Fenerbahçeli gol atarak, sülüklerin yüreğine su serpti. Bir önceki maçı kopartan Arda, bu maça da dominant başlasa pek iyi olmayacaktı Fener Medyası için. Neyse ki biz Ulusal maçlarda takım ayırmıyoruz. Emre iyi oynamışsa iyi oynadı deriz.
Takıma en gerekli olduğu anlarda, Milli Takım hocası oyundan atılıyor. Maçın sonunu az çok tahmin ettiğinden atılmakla kamuflaj elbisesini giyiyor. Oyundan atılırken Arda hocasına, ''sakin ol hocam'' diyor. Kenardaki valiz taşıyıcılar, Terimin hınk deyicileri ellerindeki telsiz aracılığıyla hocalarından gelen talimatları futbolculara iletiyorlar.
Her maç bir futbolcu şapkadan tavşan çıkarıp Fatih Terim'in imparator olmasını sağladı bu güne kadar. Belli bir oyun kalıbı, taktiği yok. Dolduruşa getirebileceği oyuncuları seçip, futbolun temel felsefesiyle değilde vur kır parçala taktiğiyle kendine taht kurdu alemde.
İkinci yarı mutlak gol atmamız gerekiyordu. Ya herro ya merro için genellikle son 20 dakikayı beklerdi Hoca, ancak bu kez siz anlamazsınız ben anlarımı erken uyarlayıp, Koskoca Bayern Münih futbolcusunu çıkartıp, yolda görülse tanınmayacak birini daha İsmail Köybaşı'nı aldı. Ceyhun Gülselam gerekçesi İsmail Köybaşı için de gerekliydi. Biat futbolcusu, küme düşmüş Nihat oynayamaz durumdayken Beşiktaş kontenjanından 1 kişi mutlak oynamalıydı. Hamit çıkınca, hiç bir Bayern'li Hocaya kızmazdı nasıl olsa.
Hilafsız söylüyorum maçta çıkartılacak ilk futbolcu Gönül, sahaya girecek ilk oyuncu ise Sabri Sarıoğlu olmalıydı. Beleşçi golcünün balı bu sefer tutmadı. Timsah gibi dolandı durdu, kaleciden, direkten, onun bunun götünden dönen topu kaleye dürterek cebine para doldurmuştu bu güne kadar. Hiç bir hoca direk oynatmadığı halde direk oynayacağı tek takım Milli Takım'dı. Sercan acaba biat olaylarının henüz hangi aşamasındaydı? 1.5 maçta gösterdi ki 5 tane Semih'i cebinden çıkartırdı.
Arda Turan son çeyreğe kadar ortalıkta pek görünmüyordu. Baktı olmadı, durumdan vazife çıkartıp aldı sazı eline. Az kalsın Terim'i ipten de alacaktı, ancak yüce gök Fatih Terim'e kıyak hakkını çok kullanmıştı. Bu kez taraf tutma hakkını bizden çok daha fazla müslüman olan, çok daha gariban, çok daha mazlum Sarayova'lılara kullandı. İlahi adalet varsa, en çok bu maçta tecelli etmişti.
Kağıt üzerinde olmasa da, millet nezdinde son maçına çıkmıştı Hocamız. Emir bekleyen sülüklere doğru atılacak bir işaret fişeği bekleniyor şimdi. Biri düğmeye basacak, başlayın diyecek, irinler, kusmuklar, salyalar, tükürükler kaplayacak televizyonları, gazeteleri.
Sevgili Hocam; Ben görevimi yaptım, en tepede olduğun zamanlarda bile saldırdım. Yazdığım yazılar arşivdedir. Foyanı ortaya çıkarmaya, maskeni düşürmeye çalıştım yıllardır. Şimdi yine görevimi yapıyorum hocam. Seni sehpada ben savunacağım. Her kim sana saldırısa ona ben saldıracağım. Hocam seni sülüklere yem etmeyeceğim. Bir kez daha söylüyorum, Türkiye futbolu, bir Rikaard çıkaramadığı(ki daha çok bekleriz) sürece, Ulusal Takımın başına senden başka kim gelirse gelsin, Don Kişot benim, saldırırım. Hele ki senin yerine Dürüllü'lüyü getirirlerse, bil ki içinde Arda Turan bile olsa o Milli Takımı asla tutmam.
Senle devam ederlerse mi? Paradokslardayım hocam. Bu ne çıldırtan denge, yaprak döker bir yanım, bir yanım bahar bahçe. Sana ve dayattığın zihniyete saldırmaya devam elbette.
8 Eki 2009
Arda Turan'ın Düşüşü!
5 Eki 2009
Sülüklerin Ardından #8
4 Eki 2009
Afferin Çocuklar;Ankaragücü 3 - Galatasaray 0

30 Eyl 2009
Kaybedilen Puan, Kazanılan Gelecek

27 Eyl 2009
Bir Küçük Hoca;Galatasaray 1-Eskişehirspor 1

Küçük Takım Olmanın Ders notları

Her hafta bir küçük takım seyrediyoruz. Mide bulandırıyorlar, futboldan soğutuyorlar. Hepimizi adını koyamadığımız hastalıklara yatırıyorlar. Galatasaray'lıysan, Fenerbahçe'nin maçını seyret bütün bir haftanın hıncını küçük takımdan çıkar. Edebildiğin kadar küfür et. Fenerbahçe'liysen tam tersi. Bunları parayla mı satıyorlar( tabi parayla, küçük takımı seyretmek büyük takımı seyretmekten pahalı). Bir şablon koysalar önümüze de bizde bilsek, umutlanmasak, ya da kaygılanmasak. Geçen hafta biz, bu hafta Fener'li, kan işedi küçük takımdan 3 puan almak için. Korkmayalım kardeşlerim. Bursaspor dahil, Kayserispor dahil, Gençlerbirliği hatta Eskişehirspor dahil maç sizin maçınızsa endişelenmeyin, maç rakibinizin maçıysa bel bağlamayın. Sonuç fiziğin sabiteleri misalidir. Küçük takım kaybedecektir. Yok hakem, yok şans, yok beceriksizlik. Fenerbahçe bu kadar kötü futbol oynayarak kayıpsız gidebiliyorsa küçük takımlar benim tahminimden daha küçükler. Eğer Galatasaray bu ligte bir maçta galip gelelemezse üniversite öğrencileri üsütüne tez yazmalılar. Futbolun kıyameti kopmak üzeredir. Sporun büyük mucizesi gerçekleşmiş demektir.
Nasıl oluyor bu işler dedik. İki küçük takımımızı ameliyat masasına yatırdık. Çıkardığımız ders notları var. Hepiniz iyi okuyun, gerçi bildiğiniz konular. Bilenler yanındaki arkadaşına söylesin. Haftaya imtihan var.
Konumuz; KÜÇÜK TAKIM
1-Ders; Yöneticin küçük olacak; Semtin, ya da şehirin muhtemelen sonradan olma zengini, misal oto galerisi olan, kuaför, beyaz eşyacı, lümpeni bulunacak, söğüşlemek için yönetici yapılacak. Ne oldum delisi yönetici başlayacak icraata. Futbolcuların karizmasından yararlanmak isteyen küçük takım yöneticisi, şehirde ya da semtte öne çıkacak, herkes tarafından tanınacak. Büyük maç gelip çattığında da teslim olacaksın zatı muhtereme; Maç biletlerini pahalı yapacaksın; Yap ki maça kimse gelemesin, gelmesin ki yoğunluk olmasın. Olmasın ki edilen küfür pek hedefini bulmasın. Hadi Kasımpaşa semt takımı, olsa da olur olmasa da. Hatta olmasa daha iyi. Çünkü 3 büyüklerden birinin taraftarı olan Kasımpaşa'lı ister istemez kendi takımı ligte diye, bir tarafı semtinin takımına kayıyor. Peki Antalya'ya ne demeli. Şehir takımı, Dünyanın bir ucundan gelinen, belki de İstanbul'dan sonra en çok bilinen Türk şehri. Stadyumu çirkinlik anıtı. Hangi akla hizmet, kim yaptıysa karşıda ortası yüksek kenarlara doğru biten bir eğim ve son koltuk tek. Sonuç maça kimse gelememiş. Afferin küçük takım. Bu kötü stadtumda, seyirci olmadan, motivasyonu minumuma düşürülmüş büyük takımla haydi allah rastgetire.
23 Eyl 2009
Sülüklerin Ardından #7
Galatasaray kalecisi topa ayakla vurmak zorunda kaldığı için de bu top yine geriye tehlike olarak dönüyor. Biz razıyız kardeşim, kalecimiz topu ayakla elle bizimkilere atsın, kaptırsın, tehlike görelim. Leo'nun ortaya, rastgele degaj yaptığını ben henüz görmedim. Bir kaç kere sıkışınca topa abanmak zorunda kaldı o kadar. İstersen bu hafta sayalım birlikte sayın Bertaraf edeilemeyen, topla en fazla buluşan kaleci kim?
21 Eyl 2009
Taksim'den Aşağı; Kasımpaşa 1- Galatasaray 3
