8 Mar 2021

Son Sözümüz Söylenmedi; Galatasaray 2-2 Sivasspor


Ne güzel başlamıştık oysa, her zamanki gibi Teşkilat hazırlığını tamamlamış, Gala'nın kazanmasından endişesini duymuş, senede 2 maç oynayan Sivasspor'u hazırlamış, en az bir futbolcusuna piyasa değerinin çok üstünde transfer sözü verilmiş, Rıza'ya 5 senelik yeni bir kontrat önerilmiş, sahamız kötü, bir önceki yenilen takım cezalandırılmış, Anaconda yok, Falcao zeten futbolu bırakmış, bir depar bir şut atsa yeniden sakatlanacak. 

Güzel dedim, ironi değil, tuzak ne kadar büyük olursa, rakip ne kadar güçlü olursa büyük takım refleksimize güveniyordum. Dersini almış, işi son dakikalara bırakmadan ilk yarı tabelayı koparacak, daha büyük maç olan Kayseri maçına aktif dinlenmeye geçecek, zevk yaparak maçı tamamlayacak bir büyük takım bekliyordum. 

Eşi benzeri var mı bilmiyorum, kendi ülkesinde uzun yıllar kaptanlığını yaptığı takımın başında bu kadar çok maça çıkan Hoca. Gözünü bantlasalar, maç günü hücreye kapatsalar, yöneteceği takım her sezon en geç Mart ayına Şampiyon girmesi lazım bu ülkede. Kimlerle yarışıyoruz?  Geçen sezonu uzak ara Şampiyon bitirmiş takım kümeye oynuyor, her takım 3. 4. hoca turu atıyor. Bizim maçlar dışında bütün maçları izleyen biri olsam da puan cetveli sorulsa en az 10 puan Gala yukarıda derdim. Sinirden uyuyamıyorum.

Bu bir iman, zan, çıkıyor siz bilmezsiniz ben bilirim deyip Büyük Gala Taraftarının siyatik sinirlerini zıplatıyor. İyi oynadık diyor, ikinci cümlesinde saha bozuk diye mazeret üretiyor. Son 3 dakikada saha bin beter olmuşken oynadığı topu ilk 5 dakika oynasa rakip korkudan kendi kalesine 2 tane atar. Ben iman etmiyorum çocuklar, ispatlanamayan her şey benim için zandır. 8 de 8 yaptığında taraftarı dinleyerek takım çıkardı, oyunu taraftarın öngördüğü biçimde sevk ve idare etti, Alanya maçı hariç sorunsuz geçtik. Uzun sürmedi, Taylan belasından kurtuldum sanarak Kız Gedson'u oynattı. Sanırım ilk 11 garantisi var, buraya idman yapmaya göndermişler. Yarın çok büyük futbolcu olursa başıma kakmayın. Bana ne elalemin topçusundan ben müberek Gala formasının içindeki adama bakarım. Emre Kılınç Fernandez'i top diye oynar. Etabo son maçlardaki gibi oynasaydı da  şimdi Taylan yoktu. Belhanda takıntısı canımızdan can almaya devam ediyor. Bakalım 2 gol attı devam edeyin diye bu kez Anaconda'yı mı kesecek.

Kitabını yazmışım, bundandır bütün meridyenlerdeki başkaldırışım. Galatasaray'ın, taraftarından başka Hocası, yöneticisi, futbolcusu dahil hiç bir şeyi yok. Bizim dışımızı yüzdeye vursan %10 etmez. Geçen sezonu taraftarsızlıktan verdik, dün Arena'da olsak son 10 dakikaya böyle girsek 3 gol attırırdık. Pes mi edeceğiz asla, Fatih Terim'den vaz mı geçelim asla. Bin defa yazdım on bin defa daha yazarım, şu konjonktürde, TEŞKİLAT olanca kiniyle nefretiyle, olanca mühimmatıyla savaş açmışken Fatih Terim olmasa takımı 2. liglerden toplarız.

Hocam, silkin, titre kendine gel, yanındaki spor çantanı taşıyanlar da dahil hiç kimsenin sana yardım edecek bilgisi yok. Büyük Taraftarından başka neyin var, milyonlarcasını tek kişi kabul et, hangi 11i uygun bulmuşlarsa oynat, kimi çıkar diyorlarsa çıkar, inan bana berabere kalırsan en başta ben en az 100 kişi kafasına sıkar. Kim bunlar ya? Sen demedin mi adı geçenlerle rakip bile değiliz. Değiliz, ben değilim mesela başka hiç bir takım taraftarıyla merhabam bile yok.

Tekerlekli sandalyeye düşene , koluna serum bağlana kadar Florya'ya Morinho dahil kimseyi sokmam, Biz neler gördük, değil 5-6 puan 15 puan fark olsa ne yazar, son düzlüğe, finiş ipine kadar korkudan neler kaybedecekler. Dünyadaki en büyük nefret ve kin, ikincinin birinciye duyduğu nefret ve kindir. Öyleyse sloganı başka türlü okuyalım.

Dünyadaki en büyük zevk ve eğlence meydan savaşının sonunda birincinin ikinciyle eğlenmesidir.Son 7 maçta 21 puan gerekiyorsa bu iş tamam, Ben toplam 31 puan yeter diyorum da siz fit olmayın. 12 de 12 yapıp puromuzu bu kez maçtan önce yakalım.

Yaşasın Gala'dan da büyük, BÜYÜK GALA TARAFTARI

3 Mar 2021

23.Şampiyonluğun Şoklaması; Anakaragücü 2-1 Galatasaray

Klasik maç yazısı kelimesiyle başlıyorum. TUZAK. Ben yazmaktan artık sıkıldım, ama bugüne kadar kurulanlar bugün kurulanın yanında Miki Mausa kurulan kapan kalır. Çok profesyonelleştiler. Şeytanın aklına gelmezdi bunların geldi. Aslında yenseydik bile bu cümleyle başlayacaktım. Bilen bilir benim tabelayla ilgilenmem maçtan 5 dakika sonra biter. 

Ligin uzak ara en iyi hakemi Halil Umut Meler bizim maça verilince tahmin yaptık, hayra alamet değildi de neden verilmişti. En kritik maça en acemi hakemi verip, en kaşar hakem heyetini bu maça neden atamış olabilirlerdi. Sonuçtan bağımsız aynen böyle yazacaktım. Şebeke'ye görece en kolay maçımızdı, Rıdvan'ı, Rambo'yu hakem yapsalar yine Galatasaray yenerdi. Peki niye verdiler? Maçı koparsaydık, lehimize hakem hatası yapacaktı. Bakın görün sizin maçınızda da hakemler hata yapıyor deyip sesimizi keseceklerdi. 

Troller, zift kanallarında kusacaktı, İstedikleri sevdikleri hakemi maçlarına atadılar, Gala kazandı. Ankaragücü pis akvaryumun temiz balığı, hemen hemen akvaryum dışına da attılar zaten, vıyak vıyak bağırsın dursun. Hakem kervanı yolda düzdü. Baktı Gala kötü oynuyor, Ankaragücü haftalardır hazırladıkları gibi beklenmedik direniş gösteriyor, kollamaya başladı. Hatalarını yazmayacağım, hepiniz benden iyi görüp yorumladınız, ortada hata falan yok, suç işlediler. Bu suçun ödülü de ömür boyu yaşam sigortası. 10-15 sene sonrasının hakemlikten en zengin olan şahsı olmayı garantiledi.

Hakemi gereğinden fazla konuştuk.

Biz ne yaptık, ne yapmalıyız. Önce ki maç galipken yazdık devam edelim. Takım potadaysa kalecisiz, golcüsüz  potaya tutunmamızda en önemli rolü oynayan gözbebeğimiz Taylan'a ne oldu. Etabo'nun beklenmedik formu diyen futbolu bilmiyor demektir. Ne demek şimdi bu Anaconda atıyor diye koskoca Falcao hiç oynamayacakmı. Ya da onun atılmasını mı bekleyecek. Taylan oynamak için Etabo'nun küfür yemesini mi beklesin. İkisini de oynat, yer yok diyorsan birini kaleye geçir yine oynat. O olmaz diyorsan 6 numaralı formayı vardiyalı koştur. birer devre oynasın 15 km formayı koştursunlar. 45 dakikada 7.5 km koşamazlarsa da kadro dışı bırak.

Yenildiğimiz maçlarda futbolculara giydirmek hele şu ortamda faydadan çok zarar verir. Biz çocuğu çeşmeye giderken dövüyoruz, gelirken testiyi kırdığında değil. Takım ite kaka seri galibiyetler alıyorken söyledik, hepsini de Şer Şebekesine rağmen aldı. Kötü oynuyoruz, bu oyunla her maç hakemi yenemeyiz dedik. Başımızda Dünyanın en çok maça çıkmış hocalarından biri var, daha dün başlayanlar gibi bir motto bellemiş. Galip takımı bozmam. Soru; galip takımı mı bozmazsın?, iyi oynayan takımı mı?. Büyük hocaysan yenen takımı değil, yenilen takımı bozmayacaksın. Ne dedin maç öncesi çocuklara, bir önceki maç kazandınız, sizi ödüllendiriyorum, güveniyorum, çıkın bu maçı da kazanın.

Burası İsveç ligi, Izlanda ligi değil ki, sen her maç doldurulmuş, puan kaybettirilmiş, yine kaybederse dünyanın sonu gelecek hakemle desteklenmiş takıma karşı oynuyorsun. Ceza olarak yenilen takımı oynat hoca.  Anaconda atıldı, Falcao'yu koy aynı takımı çıkar, onlarda sebep oldukları rahatsızlığımızı temizlesin.

Maçtan sonra Fatih Terim'de söylemiş, bize tuzak kuruldu diye, 

Yineliyoruz, son sözlerimizi 23.ün kupa töreninde meşaleler altında söyleyeceğiz, sondan bir öncekileri zapta geçiriyoruz.

Tuzak aslana kurulur demedik mi hocam, eşşeğe öküze tuzak kurulduğu görülmüşmüdür?. Nihayet bu gece büyük bir pusuya düşürdüler, En umutsuz maceraya sürüklemek istediler. En umutsuz macera, yedi yerden yara almak değil, umutsuzluğa düşmektir. Dünyanın en korkunç yaratığı Yaralı Aslan'dır. Başlarına büyük bela aldılar. Berabere kalsak yazmazdım, yenildik diye daha bir kinle yazıyorum. Yenilgiyle şoklandık, takıma reset attık, kuşandık, hazır kıtayız. 

Teslim olun çağrılarına ateşle karşılık vereceğiz. Bu saatten sonra bizim için artık her yer tuzak, herkes hedef. Hepimizin kanı yerde kalmayana kadar, hiç birimiz kanımızı silmeyeceğiz. 13 de 13 yapıp ŞEBEKE'yi de yenip 23. Şampiyon Cim Bom yazdıracağız.  Köprülerden turuncudan iz taşıyan sarılı, vişneye çalan kırmızılı bayrağı seyredeceğiz. 

Çocukluk Aşkımsın, feda olsun. Ne Mutlu Galatasaray'lıyım diyene.

28 Şub 2021

En Uzun Koşuysa Elbet; Galatasaray 2-0 Erzurumspor


Kumpaslardan, tuzaklardan ateşlerden geçiyoruz. Her maçımıza ayrı bir toplantı yapılıyor, bir maç öncesinden oynayacağımız takım hazırlanıyor, kimle oynarsak oynayalım bir hafta önce yeniliyor, acısını bizden çıkarmak üzere motive ediliyor. Maçın çoğu dakikaları günler önceden oynanmış oluyor, pusuya bağlı ipi çekmek üzere her maça bir öncekinden beter bir tetikçi atanıyor. 


Yine öyle oldu, Erzurum City'yle , Sanki Manchester City'yle en az bir çeyrek final maçı oynar gibi oynadık. sezonun en büyük topunu oynadılar. Sanıyorlardı ki, öyle inandırıldılar ki kaybederlerse Palan Döken başlarına yıkılacaktı. Belki de son 14 maçın enerjisini bizim maçta harcadılar. Tek tesellileri, her takım bize karşı son nefesini verir gibi oynayacağı için, kendilerini totalde rakiplerinden moral ve fizik açıdan aşağı düşmemiş kabul edebilmeleridir. 

Sorun yoki her takım isterse bir sonraki sezonun eforunu da bize karşı harcayacakmış gibi hazırlanıp öyle çıksın. Galatasaray tarihi, tuzakları bertaraf etme tarihidir, Aslan'a tuzak kurduğunu sananların çukuruna yaban eşşekleri düşmeye devam edecektir.

Maça gelelim; Yenilen takım mı bozulmasın, iyi oynayan takım mı? Soruyu genişletelim Kalecisiz, golcüsüz, sağ beksiz, sol beksiz, orta sahasız, sezona tutunmamızı sağlarken arada yenilen mi, yoksa kalesine Muslera geçmiş, 9 numarasında golleri insanlık dışı şutlarla atan Anakonda'sı olup da her maçını kazanan takım mı? Etabo'nun beklenmedik formu Taylan'ı cezalı olup oynamadığı bir maçtan sonra kulübeye attı. 12., 13. futbolculuk iyi oynayan, kazanan, yürüyen  takımda en zor iştir. Bıçak sırtı bir durum, mecbur oynatılacaksın, girdiğinde  iyi oynamak zorundasın, en ufak bir hatanda kulübede geçireceğin zaman uzar. 

Linnes olsan sorun değil, devlet memurusun, nereye sürülürsen oraya gider çalışırsın, Belhanda, Babel'sen profesyonelsin, sıcak aşım dertsiz başım der geçinir gidersin. Taylan gibi, taraftar futbolcuysan koyar adama, takımın gözbebeğiyken, kenarda olduğun, katkıda bulanamadığın takımı seyretmek. Donk içinde aynı şeyleri yazarım, ne var ki Donk kaşar, bugün var yarın yok. Kaleye koy oynar. Hoca'nın bir an önce bu işe neşter vurması lazım. Ben olsam 6 numaralı formayı 15 km koştururum. Bir devre birini bir devre birini, Etabo bu formuyla yedek oturmaz, Taylan'a yazık olur. 3 maç daha oynayamazsa Emre Akbaba'ya evrilir. 

Diyorlar ki kazanıyor ama kötü oynuyor, çok pozisyon veriyor. Ben katılmıyorum, Çok pozisyon vermesinin sebebi, kaleci Muslera. Takım, nasıl olsa Muslera yemez , 1 golle de beni bu maçtan galip çıkarmazlar mottosuyla bir ance fişi çekmeye oynuyor. Geçen haftayı geçtik, Erzurum maçında da aynısı oldu. Etabo insan üstü oynarken, faul olmayan pozisyonda sarı kart alarak oyundan düşürüldü. Kötü zeminde pas futboluyla gedik arayıp üst üste golleri bulduk, Arda'nın çataldan dönen topu girse, önümüzdeki maçın aktif dinlenmesine geçecektik. Golü yesek misliyle cevap vereceğimize eminim. 3. gol gelmeyince de galibiyete limon sıkmadan maçı bitirme yoluna gittik. 

Bana Anakonda deyin demişti, ilk geldiği gün. Elimizden geldiğince yaymaya çalıştık. Dün kendi tescilledi, ANACONDA olarak anılacaktır. Eskiden mahalle futbolunda böyleleri için üretilmiş bir futbol terimi vardı. ''abanmak yok'' yakında sıkça duyacağız. Kaleciyi de içeri sokacağı veya kalecinin şuta sırtını döneceği bir maç bekliyorum. Tuzaklardan biri de bu olursa şaşırmam. Futbolcu sağlığı tehlike altında, Serbest vuruşun başına geçse baraj kurmaya korkarlar. Şutlarına maksimum hız belirleyebilirler.  

Gala'nın oynayacağı en büyük maç önüneki ilk maçıdır. Kolay maç yoktur, en ufak bir dikkatsizlikte kendimizi yarış dışında buluruz. Ankaragücü maçı bir finaldir,  aynı konsantrasyonla bu maça hazırlanıp milyonlarca inanmış taraftarın enerjisiyle bir pusudan daha sağ selamet çıkmalıyız. 

Elbette en uzun koşuydu bu seferki lig, en güzel son 22 yi Gala Delikanlıları koştu.  14 kaldı, Şampiyon Cim Bom Yazdıracağız. Kağıttan bir gemidir Şampiyonluk, Mayıs'a kadar kimbilir kaç yunus kaç DENİZ daha göreceğiz.

21 Şub 2021

Şebeke'ye Karşı Kurtuluş Savaşı; Alanyaspor 0-1 Galatasaray

 

Gücünü paradan ve siyasi mekanizmadan alan çok kapsamlı bir Şebeke'ye karşı unutulmaz bir savaş veriyoruz. Her maçımız en az bir Şampiyonlar Ligi maçı seviyesinde. Kimle oynarsak o takım bir önceki maçında puan kaybediyor, bizim maça ölüm kalım maçına çıkar gibi çıkartılıyor. Tam kadro, en yüksek prim vaadi, bize gol atan, yenen takımlara ödül, transfer sözü, sonraki maçlarında destek puanları, puan kaybettiğimiz maçın hakemlerine hayat sigortası. 

Şikayetim yok , benim için sürpriz değil. Tuzak Aslan'a kurulur, yüzlerce maç yazısı yazdım, çoğunda aynı yere  bastım kutsal Büyük Gala Taraftarlığı mührünü. ''Eşşeğe tuzak gerekmez''. Ben hakemin puştunu severim, Büyük takımsan hakemi de yeneceksin, nitekim dün gece olduğu gibi. Zaferin kutlu olsun Gala ve onun şanlı büyük taraftarı.

Hakem heyetine söylenecek herşeyi söylediniz, ben acıdım. Darmadağın oldular, neticede belki de en çok onlar sevindi böyle bitti diye. Ellerinden gelenin fazlasını yaptılar, Gala'nın Puan kaybetmesi olası en büyük maçında, Rambo Okan hakem olsa daha fazlasını yapamazdı. Sonlara doğru görmediği, yan hakemin 12 parmak bağırsağını yırtarak verdirdiği hentbolde( öncesi marcao'ya faul vardı) baraj mesafesini sayarken 7.5 adımda durduğunda içim parçalandı. Hakem Şebeke'nin verdiği emri yerine getiriyor, ama maçı Gala kazansın istiyordu. Yolu diğer hakem abileri gibi açık olsun. Ömrü Gala'ya kaybettirdiği puanlarla doğru orantılı olacak.

Sıçan gibi oynadık diyenler var. Erol Bulut'la mukayese edip, aynı şeyleri yazmamız gerekirci objektiflerimiz. Ben öyle düşünmüyorum. Fatih Terim'in taktik, sevk ve idare bakımından en büyük 5,6 maçından biriydi  Bir tarafta ligin en iyi top oynayan takımı, son oynadığın maçları kaybetmişsin, elenmiş kupadan olmuşsun. Ezberledikleri oyunu oynayacaklar biliyorsun. Ve bütün bir hafta puan kaybı üzerine kurulmuş kumpasın içindesin. Bir şeyler yapmak zorunda olan sensin. 1 golle de yenemeyeceğin maça çıkıyorsun. Karşında seni senden iyi tanıyan bir rakip var.

Çıkardığı ilk 11, oynattığı oyun, bir an evvel maçı koparmaya yönelikti. Kafa kafaya oynanacak bir maç değildi. Topun onlarda orantısız bir biçimde fazla kalmasının sebebi, bizim sıçan gibi oynamayı kabul ettiğimizden değil, aksine kazaya belaya meydan vermemek için özellikle savunmanın bilerek toplara müdahele etmemesi yüzündendi. Düdük ağzında nefesini mideye kadar çekmiş, müjdeyi çalmak için üflemesi an meselesi bir yaratık var içeride. Süper dikkatli, şut imkanı tanımayan( bir kere atabildiler, gol olsa kesin cevap verirdik)  tehlikesiz paslara izin veren aktif bir savunma oyunu. Nasıl olsa kalede Muslera vardı, burnumuzun dibine kadar gelebilirlerse de yakın dövüş gerillası  bertaraf edebilirdi. Savaş planları kusursuz bir başarıyla taçlandı. Vukuatsız, kayıpsız, esirsiz, şehitsiz, dönüş uçağına bindik.

Alanyaspor oyunu beni korkutmadı, ne var ki transferi konuşulan Salih Uçan ödümü patlattı. Unutulmaz maç çıkardı, bir büyük potansiyel Gala 10 numarası gibi oynadı.Topla çok oynamak marifet değil, iyi oynadı görünürsün o kadar. Direkten dönen topun dışında Muslera'nın çıkaramayacağı bir pozisyona giremediler. Biz mahkum oynadığımız zaman bile daha net gol pozisyonuna girdik. Onyakuru gününde olsa 3 tane atardı veya attırırdı.

Çok büyük bir engeli aştık diye bir şey yok, hiç bir iddiası olmayan takım bile 1 hafta doldurularak karşımıza Real Madrid olarak çıkartılabilir. Her maç bir önceki maçtan zor. Her maçı hayatımızın son 90 dakikası gibi oynamaktan 15 de 15 yapmaktan başka savaş planı kabul edemiyorum. Bu seneki Şampiyonluk şimdiye kadarkilerden ne kadar daha değerliyse, seneye alınacak olandan ucuzdur. Gittikçe saldırıları daha da korkunçlaşacak. Siz hepiniz biz tekiz hodri meydan diyoruz. Bakalım bu haftanın tuzağı ne olacak?

İmkansız belki ama takımı karantinaya kampa almak lazım. 5 taş oynamıyoruz, Kurtuluş Savaşındayız, her maç ayrı bir muharebe, sakatlığı, hastalığı, virüsü var diyoruz, son sözlerimizi Fatih Terim'e bırakıyoruz.

Bir tuzağı daha bertaraf ettik.    

4 Oca 2021

Beşiktaş Namlı Bir Takım Yoktur



Önce Beşiktaş yalan tarihiyle başlayalım;

1903 de kurulduğu söylenen Beşiktaş 1905 de kurulan Galatasaray'la ilk lig maçını 1924 de oynamıştır. Çünkü yoktu.

15 değil bağışlananları saysak bile 13 Şampiyonluğu vardır. 1. lig öncesi 2 defa Şampiyon kulüpler kupasına çeşitli illerde oynanan maçlar sonunda bir İstanbl takımı olarak gönerildik demek ki şampiyonuz diye az sonra değineceğiz karanlık bir güç tarafından çok geride kalması sebebiyle 2 şampiyonluk yazılmıştır. Ne var ilk şampiyon kulüpler kupasına giden takım bir önceki sezon Galatasaray olmasına rağmen konu gündeme bile getirilmemiştir. (getireni ilk biz recm ederiz) 

Efsane Başkanımız dedikleri Süleyman Seba'yı millet dürüst, gariban emekli bir devlet memuru sanır. Aslı, ülkenin en karanlık, devletin olmadığı dönemlerin MİT mensubudur. Şimdilerde tezahürat yapan çarşı taraftarının solcu babalarına, amcalarına kimbilir neler etmiştir.Galatasaray'ın uzun süren Şampiyonluksuz geçen yıllarının tribün çocuklarıyız, şimdi sizlerin şike dediğiniz şeylerin bin beterini gözlerimizle gördük. Turgut Özal anlamazdı, Semra Özal eğlensin diye Beşiktaş maçlarına gönderdi, dönemin kare ası, Mit Süleyman Abi, Devlet Semra Özal, TFF başkanı Kemal Ulusu, Feto para darphanesi müdürü İhsan Kalkavan'dı.Hakemlerin direk gol attığı maçlara şahidiz.Şimdilerde yüz defa seyredip değdi değmedi vardı yoktu diye sinirden küpünüzü patlatıyorsunuz nafile, yapmayın, yok sayın, gerçekten yok, olsa ben rastlamazmıydım. 11 yaşıma kadar Bjk adında iyi kötü bir takım olduğunu bile bilmiyordum.

Efsane futbolcun kim diye sorsan Baba Hakkı derler, Baba Hakkı bir Karagümrük efsanesidir. Karagümrük o zamanlar Beşiktaş'tan büyük takımdı, kabadayıların takımıydı, bir başka kabadayı Beşiktaş'a zorla göndermişti. Karagümrük bugün de Beşiktaş'tan büyük takımdır. Tezlerimizi ispatlamaya çalışacağız. Sergen'i saymıyorum, Beşiktaş'tan çok daha büyük bütün takımlarda oynamış bir futbolcudur.

8-0lık Galatasaray Ankaragücü, Malatya Beşiktaş maçı için tek cümle yazmaya bile değmez.

Beşiktaş, Dolmabahçe Sarayının atlarına, at arabalarına bakan, arabacılar, kaşağıcılar, tımarcıların formda kalması, idman yapması için Kafkas kökenli saray bakıcıları Fetgeri kardeşler tarafından kurulmuş beden kulübüdür. Bu yüzden ARABACILAR diye nam salmıştır. Futbolla alakaları 20 sene sonralarına dayanır, Galatasaray'la maç yapabilecek seviyeye gelişi Cumhuriyet sonrasıdır. Şimdilerde büyük sayılmaları konjönktür sayesindedir. Beşiktaş'tan daha büyük takımlar tarih olmuştur. Mensucat Fabrikası takımı Alibeyköy Adalet, Gayri Müslim esnafın yoğun desteklediği Beyoğluspor, Ermeni tekstilcilerin takımı Feriköy, Kabadayıların, bitirimlerin, Bebe Ruhi'lerinin, tulumbacıların duman- ateş formalı büyük  takımı Karagümrük, Bozacıların Lise takımı Vefa bugün bile Beşiktaş'tan büyük takımlardır.


İmalat-ı Harbiye, Ankara'ya taşınmasa Ankaragücü, Zeytinburnu Sanatkarangücü olarak kalacak, belki de Galatasaray'dan bile büyük takım olacaktı. Beşiktaşlılar, Sarıyer, Beykoz gibi bir takım değilse Baba Hakkı'ya dua edeceğine İsmet İnönü'ye dua etsinler. Dolmabahçe Stadı şimdiki yerine değil de Haliç'e yapılmış olsaydı, Beşiktaş maçlarını yürüme mesafesi Saray'ın bahçesi Şeref stadında oynayacak, en fazla 3. ligte mücadele ediyor olacaktı. Stada yürüyerek gelip giden Beşiktaşlı çocuklar, çoğaldılar, semt takımını büyüttüler. Nitekim araçla gidemedikleri Olimpiyat Stadı günlerini hepimiz hatırlıyoruz. Sütlüce'den Taksim'e yürüyerek gelemeyen Alibeyköy, mazi olmuş, maçlara tabanvayla gelebilen Çarşı esnafı beden takımı, Beşiktaş'a dönüşmüş ise de. benim nazarımda Alibeyköy Adalet'ten büyük takım değildir.

Kendine özgü bir tezahüratı, harsı, hulusu yoktur. Semtin dışına hele ülke dışına çıksan tanıyan bulamazsın. Bugün her maçını izleyen ortalama bir taraftara yolda görse Beşiktaşlı futbolculardan 3 kişiyi tanımaz. 5-6 yıl önce Türkiye'nin en zengin ailesi Başkan iken, menemen yiyen takım, devlet desteğiyle pirzolaya geçmiş, hakem kararıyla Fenerbahçe ile yıldızı eşitlenmiştir. Yarın KOÇ, Tüpraş'ın spornsorluğunda Kocaelispor'u alsa, takımın başına Hagi'yi akademisiyle beraber İzmit'e getirse, 60.000 İzmit'liye kağıt attırır, Eskişehirspor'un 40-50 yıl önce yapamadığını yapar, Şampiyonluklara ambargo koyar. İsanbul takımı taraftarını Diliskelesi'ne kadar kovalattırır, Beşiktaş'ın önüne geçer. Neyin büyük? Şampiyonluğum çalındı diye cırt cırt öten Şenol Güneş'e şike yok dedirtmek için memur edip, Şubat ayını alttaki 3 takıma 28 puan puan fark attırılarak Şampiyon ilan edilmişsin, lağım medyad Fenerbahçe kadar adın geçmiyor.
Kaldı ki 3.yıldızı aldık diye sevindiğin bile yalan.1959 yılında kurulmuş ligde 1057,1958 şampiyonluğunu yazdırmakta övünenler, muhtemel alacakları 2011 Süper Kupadan kendi isteğiyle vazgeçmiştir. Sadece bu olay bile bir büyük takım refleksine uymamaktadır. Mit Ajanı Seba, Fetullahçı Kalkavan sayesinde çok geride kaldıklarından acımışlar, lig kurulmadan önce 2 sezon Avrupa kupası maçı oynadıkları bahanesiyle bedava Şampiyonluk vermişlerdir. Duyan da bir Avrupa destanı var sanacak. Aynı mantıkla onlardan önce ilk Şampiyon kulüpler maçını oynamış ve elemiş Galatasaray'a şampiyonluk verilmemiştir. Galatasaraylı da istemeye tenezzül etmemiştir.
2011 şike operasyonu iki takımı suç ortağı yapmış belgelemiş, damgalamıştır. Fenerbahçe hakim takım olarak göz önündedir. ne Fenerbahçe ne Beşiktaş hakemler tarafından katledildiğinde tek kelime edemezler, aynı takımdır. Lig tarihinde Beşiktaş'ın Şampiyon Fener'in 2. olduğu tek sezon 3.yıldız verilmesi için izin istedikleri sezondur. O sezon da diğer takımlar uzak ara geride kalmıştır. Fenerbahçe ile Beşiktaş ligte yarışıyorsa şampiyon Fenerbahçe olacaktır, çünkü BJK yoktur.

İşte böyle olsa olsa en fazla küçük boy bir başaltı takımının ısrarla, Fenerbahçe'nin geriye düşme ihtimaline karşı kasko olarak Galatasaray'la it dalaşına sokulmak istenmesi, futbolumuzun dip yapmasının biricik sebebidir. Futbolumuzun anıt mezara gömülmesinin ayıbı da şimdilik ne yazık ki bu büyük manüpilasyonlara karşı direnç gösteremeyen bizlerin,temiz  futbol dilencilerinindir. Bir gün herşey mutlaka çok güzel olacak, umarım günleri görmeye ömrümüz vefa eder.

3 Oca 2021

Faydası Yok; Galatasaray 0-0 Antalyaspor

6-0 yenilmiş bir takım, daha bir kaç ay önce kovulmuş  sözde bir büyük baş hoca. Tahminler havalarda uçuyor, üstelik yılın son dakikalarında gelen vahim bir kaza haberi maça başka anlamlar da yüklemiş. Takım beklenmedik şekilde şapkadan çıkmış onca takım arasından 2020 yi lider kapamış. Havada gol kokusu var. 

Açıkçası benim tahminim 7-0 dı. ne var ki ilk 10 dakikada değişti, peğ peşe tweetler gelmeye başladı. Takım kötü oynuyor 1-0 olsun bizim olsun diyenler çoğaldı. Takım kötü oynamıyordu oysa. Ersun dünyanın en aşağılık futbolunu oynat(mıyor)du. Her an 18 içinde kaleci dahil 4, önünde 6 kişi, santrayı geçer geçmez de mayına basmış gibi geri kaçan 1 adam. 

Yine tweetler düşmeye başladı, ne yapmalı? Bir ara Fatih Terim'i gösterdiler.Tepeden üzgün, bitkin bir şekilde boş gözlerle sahaya bakıyordu. Lanet olsundu. Omar'a mı yanalım, haksız ceza aldığımıza mı, ağzımızdaki maskeye mi, tribünlerdeki hayaletlere oynanan futbola mı, anti futbol oynatma ustası Ersun'a mı. Gençlerbirliği zamanlarında geliştirmişti sarı kartsız faullerle durdur, en ufak bir temasta vurulmuş gibi bağır yat. Her zaman dedim, Gala Taraftarı dünyada futbolu bilen tek taraftardır. Yanında biri olsa gelen tweetleri okusa mutlaka beklenmedik futbola karşı beklenmedik hamleler yapardı.

Benim aklıma Okan'ı çıkarmak geldi ilk 10 dakikada, saldım tweeti. Donk'un eline ver eldiveni, al bir hızlı adam daha.. Kaleciye gerek yok hızlı adam da çalımlarla 18 e girsin, karambol kovalansın, insanlık dışı kasap sol bekleri 3 toptan birinde penaltı yapacaktı zaten. Bir gol yetmez 2 ye bile razıydı, 2 olduktan sonra Ersun'u saklandığı delikten çıkarıp, bir hezimet daha atıp, Antalya'ya dönen uçağa bindermeyecektik.

İlk defa puan kaybedilen bir maçta kimseye kızamıyorum. Faydası yok. Bir futbol maçı oynamadık. 10 kişi kalmış takıma kalecin, yetmedi korner atmayan oyuncun vakit geçirmekten sarı kart alıyor. Bu arada vakit geçirme hırsızlıktır bana göre. Günde 10 maç canlı izlemek mümkün, taraf olmadığımız bir maçta böyle oynayan, korneri bile atmayana denk gelsek ne yaparız. Ben küfür eder kapatırım. Kuralın değişmesi lazım, hangi pozisyonda sarı kartlık vakit geçirme tesbit edilmişse tam tersine oyunu başlatırım. Kaleciyse ver korner, korner, faul taç ise aynı yerden topu diğer takıma ver. Bana ne senin sarı kartından. 2 sarı kart maçtan 2 dakika çaldı.

Hakemler bizde art niyetli falan değil, kesin hasta. Futbolu bilmiyorlar demiyorum, hasta diyorum. vardır mutlaka bu konuda eğitim almış bir doktor, yorum yapsın. Yaşı 50 den fazla olanlar bilir, olmayanlarda duymuştur. Bizim mahalleden hatırladım maçtan sonra. Bir çocuk vardı top oynamasını çok sever ama hiç bilmez. Maç kurulurken ilk o gelir, adam eksik veya sayı tekse zayıf takıma verilir, tamsa biri geldiğinde çıkarılır. Her birimiz Maradona'ydık, hiç birimiz bir bok olamadık o hakem oldu. Eziklikten takım tutmazdı, daha doğrusu ayda bir takım değiştirirdi. Kim kendisine iyi davranır onun takımını tutardı. İyi futbol oynayanları hiç sevmezdi. Muhtemelen yönettiği maçlarda futbolun ırzına geçmişti. Çocukluk travmalarının acısını maç be maç  Arda'lardan, Belhanda'lardan, Taylan'lardan çıkarmıştır.. 

O girseydi, Emre atılmasaydı, Taylan olsaydı hepsi nafile tekrar ediyorum faydası olmazdı. Hiç biri çocukken bile böyle bir maç oynamamıştı. Eminim Fatih Terim 1000lerce maça çıktı, böyle bir takıma karşı oynamamıştı. Böyle maçlar için taktik üretmeye vakit harcamaya bile değmez. Bir daha asla olmayack. Çıkarılacak tek ders, serbest vuruş, korner kullanacak bir alternatif bulmak. Futbol topu ırz düşmanına karşı ne yapabilirsin? Antalya'lı futbolseverler, gerçekten futbolu sevseler bu yaratığı Antalya'da denize bile sokmazlar. Başkanı futbol dışı planlar içinde değilse tesislere almaz. Ne yazık ki konjonktür böyle, devir bunların devri. Ne kadar kötü olursan, ilgili olduğun alanı ne kadar kirletirsen  o kadar kıymetlisin. Bizde hocaların CVsinin ilk maddesi kaç takımdan kovulduğudur.

Gala'dan başka takım yüzü, forma rengi görmemiş Fatih Terim'e top yekun düşmanlığın sebebi budur. 

Çocukluk travmalarıdır.

Yense de büyüktür yenilse de. 

18 Eki 2020

Çocukluk Aşkımsın

 

Ey Büyük Galatasaray Taraftarı;

Aralık 1971 de çıktığım kutsal tribünlerde 50 yılımı geçirdim. Antrenman, hazırlık, jübile, kupa, Avrupa kupası yarı finali, finali ne varsa içinde 1000 den fazla maçta tribünlerdeydim. 8 ayrı ülke deplasmanında Galatasaray tribünlerinde bayrak salladım. En unutumaz, en büyük maceralarda vardım.


Florya;da da top oynadım, Ali Sami Yen'de en son maça çıkan Galatasaray formasının da içindeydim.  

(veteran takımının maçından 1 hafta sonra yıkım başladı)

Xamax maçında kapıları kapanmış stada da girdim, Eskişehirspor maçında kapalının duvarının dibinde de sabahladım. Parken'de Taffarel'in arkasında kaleye geçip penaltıları kurtaranların arasındaydım. Nice zaferlerin naralarını atarken gırtlak parçaladım.

50 yıldır tribünlerde geçirdiğim ömrümde, tarihimize geçen en önemli maçları, olayları, futbolcuları, hocaları bu kitapta anlattım. 

Bu kitap, Macellan Boğazı'ndan Alaska'ya, Ümit Burnu'ndan Sibirya'ya dünyanın bütün koordinatlarına dağılmış Galatasaray taraftarına manifestomdur..

Amacım iki üç ve daha fazla Galatasaray Fanatiği yaratmaktır. Parolam budur. 

Amacım doğma sırası bekleyen bebekleri vişneye çalan koyu kırmızı, turuncudan iz taşıyan tok bir sarılı zıbınlara sardırıp, ilk avazlarını Cim Bom Bom diye bağırtmaktır.

Galatasaraylılık kimseye miras bırakılamaz, daha doğmamış Galatasaraylı bebeklerden borç. alınır.orç aldım. Karınca kararınca Galatasarlılığın yüksek ideolojisini yayarak borcumun bir kısmını ödemeye çalışıyorum..

Galatasaraylılık teslim ol çağrılarına ateşle karşılık vermektir, Son mermim bu kitaptır. 

Armağan olsun,

Hepinizi Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum.  


20 Ağu 2020

Çocukluk Aşkımsın

 

Ey Büyük Galatasaray Taraftarı;

Tribünlerde geçirdiğim 50 yılımda ki en büyük maceraları bu kitapta topladım.  Her Galatasaraylı'nın elinin altında olması gereken bir tribün tarihi belgeselidir. 

Macellan Boğazı'ndan Alaska'ya, Ümit Burnu'ndan Sibirya'ya dünyanın bütün koordinatlarına dağılmış Galatasaray taraftarına manifestomdur..

Amacım iki üç ve daha fazla Galatasaray Fanatiği yaratmaktır. Parolam budur. 

Galatasaraylılık bana kimseden miras kalmadı, ben bu büyük nişanı daha doğmamış Galatasaraylı bebeklerden borç aldım. Karınca kararınca Galatasarlılığın yüksek ideolojisini yaymaya çalıştım.

Galatasaraylılık teslim ol çağrılarına ateşle karşılık vermektir, Son mermim bu kitaptır. 

Armağan olsun,

Hepinizi Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum.  

www.kitapyurdu.com dan, bütün Dünya'dan temin edebilirsiniz.

6 Eki 2019

Fatih Terim'e Açık Mektup



Hocam senin hakkında görüşüm nettir.
1- Sen futbol takım hocası falan değilsin, futboldan, futbolcudan, taktikten zerre kadar anlamıyorsun.
2- Hayatının sonuna kadar Galatasaray'ın başında kal, Guordiola, Tushel, Bielsa, Morinho gelse seni değişmem. Galatasaray'ın başında senden başka birini düşünemem.

Bu yaşıma kadar teklif bekledim, bu yaştan sonra da bana hiç kimse akıl danışmaz, en iyisi ben bildiklerimi sana aktarayım. İkimizinde sevinci, tasası ortak, ikimiz de sapına kadar Galatasaraylıyız. Hele şu en son Barça-İnter maçını ve onların Dünya'nın en büyük Hocalarının hamlelerini gördükten sonra artık hipotezimi ortaya atma vakti çoktan geldi. Bıraktık seni, Morinho, Ferguson dahil futbolu bilen bir tane hoca yok şu Dünya üzerinde. Adamlar maçı bir birlerine vermek için ellerinden gelenin fazlasını yaptılar da, maçı almak için ellerinden hiç bir şey gelmedi. Nitekim senin her sene Şampiyonluğu vermek için elinden gelenin fazlasını yaptığın, başaramadığın Gala'nın büyük takım refleksiyle baş edemediğin gibi.

Barca'nın idmanına git bak hocam, sonra da git Iğdırspor'un, Çemişgezekspor'un idmanına bak, seninkini zaten biliyorsun. Hiç bir fark yok, Endüstriyel futbolun baronları, lordları oturmuşlar bir Futbol Antrenörlüğü el kitabı yazmışlar. Bir düdük, bir talimat, Dünya'da ne kadar takım ne kadar Hoca varsa, hepsi aynı işlemi yapıyorlar. Hiç bir hocanın diğerinden ne bir eksiği, ne bir fazlası var. Senin avantajın, taş devrinden kalma olman. Daha büyük avantajın çalıştırdığın takımın en büyük taraftarı olman.

Hocam, senin suçun elbette yok, eline senin de tutuşturdular bir program onu uyguluyorsun. Bazı mottolar yazıyor el kitabında.
A-Galip takım, iyi oynayan takım değiştirilmez
B- Gol yemeyen savunmaya dokunulmaz
C- Yedek kulüben ne kadar ünlü, büyük futbolcuyla doluysa sen o kadar büyüksün,,,,. gibi.

 Z ye kadar sayarım ki tamamı yanlıştır.Sistemin birilerine daha ekmek çıkarmak için yarattığı, bulduğu yutturduğu düzendir. Her takıma 30 futbolcu aldıracaklar, bunların yarısını sakatlatacaklar ki devamlı çark dönsün. Binlerce hocanın yaptığı şey beni ilgilendirmiyor Hocam. Ben Galatasaray'ın hocasının düştüğü tuzaklara isyan ediyorum. Kaç dolar çarpıyor bilmem bu yardımcılarım dediğin reaya?   Sen takımı 1 saat kala onlara emanet ettikten sonra ne yapıyorsun Hocam, nerede takılıyorsun? Ameleye vermişsin milyon dolarlık futbolcularını, anasını ağlatıyor. Ayı Boss'a da aynı jimnastik hareketleri, Tüy siklet Emre Mor'a da Seri'ye de, koşu menzili sınırlı Feghouli'ye de, Falcao'ya da, dede Babel'e de. Ben tek tip spor hareketlerini ilk okulda ve askerde yapılıyor sanıyordum. Sen her maç en az 5 er km. koşturarak, futbolcuları yarım maç ettirerek, yorarak zaten sınırlı güçlerini tükettirerek maça başlıyorsun. Bu sistem küçük takımlara yarar, onların genç, ucuz futbolcuları, büyük takımın yaşlı ve tecrübeli futbolcularıyla en azından fizik gücüyle savaşabilmelerine kapı açar. Hadi ben bilmiyorum sen bilyorsun, faydası var. Peki neden sadece 10 kişi yapar bu salakça ısınma hareketlerini. Sonradan oyuna girecek 3 kişi bu mantıkla hiç ısınmadan oyuna girmiş olmuyor mu? Acaba sonradan girenlerin çoğu zaman bir işe yaramadıklarının sebebi bu mudur?

Hocam, bizim takımın yaş ortalaması 30. Ortalama maçta zaten 10 km koşuyorlar. Yalvarırım Alberto Barteli ve ekibini kovun gitsin. Bir faydası varsa hıyar oğlu hıyar olayım. Çıkar takımı 30 sene önce, senin zamanındaki gibi 10 dakika kala. Her futbolcu kendisinin doktorudur, nasıl adalesini hazırlayacağını bilir. Bilmeyeni zaten hemen kov. Senin oynadığın zemin kötü zemin, bari zemin bozulmadan, futbolcular diriyken, maçın başında hamleni yap, indir, aktif dinlenmeye çekil, sen de bizde keyifle bir maç izleyelim. Maça mı geliyoruz, tımarhaneye mi belli değil. Her maç bir futbolcuya sövüp, yensek de yenilsek de maça geldiğimize pişman olarak dönüyoruz.

Kaleci antrenmanına ne demeli? Valla Cem Yılmaz'ın aklına gelse, 3 sene idare eder, anlatır, millet gülmekten kırılır geçer. Çıkıyor Muslera sahaya takımdan 15 dakika önce. Kaleci Antrenörün kimse tanımıyorum tutuşturmuşlar bir reçete. 18 çizgisi içerisinde koşuyor, ellerini savuruyor, dizlerini çekiyor. Aynı anda Rizespor kalecisine bakıyorsun, simetri sanki. Kuğu gölü balesi, su balesi. Hareketler aynı. Madem aynı şeyler yapılacak, ne diye bu işler bu kadar para akıtılıyor. Ver malzemeci Veli'ye talimatnameyi, o da aynısını yaptırsın. Yazık valla, ben Muslera'nın yerinde olsam utanırım, bir an için stadyumda olmadığını, aynı hareketleri Taksim Meydanı'nda yaptığını düşün, deli diye ellerini kelepçelerler.  Ben 40 sene önce Yasin'in nasıl ısındığını hatırlıyorum. Yasin pervane gibi ellerini çevirir, sonra kaleye geçer bir iki şut çekerler maça çıkar, bir çataldan bir çatala atlardı. Bir maç dene hocam, Muslera'yı serbest bırak ne yaparsa yapsın maça öyle çıksın. Şimdikinden daha hazır, daha iyi durmazsa ben yine hıyar olmaya razıyım.

Hocam dedik, hepinizin elinde bir reçete var. 3 oyuncu değiştirilecek. 5 oyuncuya çıkarsalar hepiniz 5 er oyuncu değiştireceksiniz. Ya Allah için, benim gibi futbol dilencisi bir taraftar için, bir maçta da hiç kimseyi değiştirme be Hocam. Mecburmusunuz, oyunu durdurmaya, oyunun ritmini, dengesini bozmaya. Her maç 3 oyuncu girer, sonradan giren oyuncuların katkısıyla kazanılan maç sayısı % 10 u geçmez. Hiç değişiklik olmasa garanti veririm daha fazla maç çevrilir. Adam değiştirilecekse bile değiştirme gerekçeniz yanlış. Hata yapanı, kötü oynayanı değiştiriyorsunuz. Ben olsam hata yapanı oynatmaya devam ederim. Adam aynı hatayı bir daha yapmaz ki, bu sefer de böyle yapayım der, sonradan girip, ısınmaya katılmamış, ezik yedek oyuncundan çok daha faydalı olur. Ben olsam illaki adam değiştireceksem, en iyi oynayanı değiştiririm. Hiç hata yapmamışı çekerim kenara. Matematiksel olarak hiç hata yapmamış bir oyuncunun hata yapma ihtimali, daha önce hata yapıp akıllanmış olan futbolcunun, yeniden bir hata yapacak olma ihtimalinden daha fazladır.

Hocam fazla futbolcu başa beladan başka bir şey değildir. Banko 3-5 futbolcun dışında kalan herkes bir birinin düşmanı olmak durumundadır. Feghouli'nin oynamadığı maçta Falcao'nun atacağı gole sevineceğine beni kimse inandıramaz. Canlı doğasına, ekmek kavgasının şiarına aykırı duygulardır bunlar. Aynı işi yapıyoruz diyelim, benim yerime seni çalıştırıyorlar. Ben bundan rahatsız olmuyorsam adam bile değilim. Hoş endüstri bunun çaresini bulmuş, önce her futbolcuya cep dikmiş, sonra bizim gibi salakların paralarını doldurmuş. Bu yüzden değil yedek kalan futbolcu, tribünde bizim gibi maç seyreden Martin Linnes bile halinden memnun. Ama ben değilim hocam, öyle aman aman bir fark yok futbolcularında. Takım kadrosunu acil 15 kişiye indir. Hele seneye takımda olmayacağı garanti futbolcuları şimdiden kov. Kendini Babel'in yerine koy. Taraftarın tamamına yakını ana avrat küfür ediyor, gitmesi an meselesi. Sen oynarken seni kırk yılda bir oynatsalar, senede iki defa açılan futbolcu borsasından devamlı yenileme yapsalar, ve bir kritik maçta da- adına rotasyon demişler ki bilimsel olsun-, oynatsalar, Andone gol atsın da şöhreti, parsayı, parayı cebine koysun diye pas verirmisin, yoksa onun yaptığı gibi gücünün yetmeyeceğini bile bile 40 metreden şut atmayamı kalkarsın. Ağzıyla kuş tutarak gol Belhanda seneye olmayacak, adam keriz mi o pozisyonda topu Adem Büyük'e aktarıp gol attıracak, seneye olmayacağı, muhtemelen rakip olacağı futbolcuların şovuna ortak olacak. Benden söylemesi, Muslera, Mariano, Japon, Belhanda, Feghouli'yi acil kadro dışı bırak. Andone gibi zaman zaman oynattığın futbolcuları bir daha yedek kulübesine bile sokma. Eğer bu futbolcular hain değilse, kafa taslarının içinde beyin yok demektir. Bir faydası olmayacak emin ol Hocam, seni her maç biri yakacak.

Hocam elindeki kadro, Galatasaray tarihinin en iyi kadrolarından biri, ama sen kullanamıyorsun. Bu noktada bir sorum var sana hocam. Velev ki bu transfer döneminde Ronaldo ve Messi transfer edildi diyelim. Sen Arena'da Gençlerbirliği maçına çıkaracağın savunmayı elindeki mevcut futbolcu gurubuna göre yazabilirmisin? Soruyu netleştireyim, savunmaya kaç kişi yazarsın. 4 diyeceğinden Galatasaraylılığıma emin olduğum gibi eminim. Santrayı geçmeyeceği garanti takımlara karşı bile 4 savunma oyuncusuyla çıkıyorsan sen futbol takımı hocası değilsin Hocam kusura bakma. Dün gece ligin en kötü takımı Gençlerbirliğine bile 4 kişi dizdin, neyi savunuyorsun? Karşında düşman yok, sen kaleye en nişancı topçularını dizmişsin. Ben olsam Muslera'yı bile oynatmam, kalecisiz çıkardım dün maça.Koskoca Galatasaray'ın savunmaya ihtiyacı bir sezonda en fazla 4 maçta olur. Senin elinde ligin en büyük forveti var, o kahrolası sistem, ferman, talimatname yüzünden 4 kişiyi heba ediyorsun. Donk sezonun en kötü futbolunu oynadı, oynamasa ne değişecekti? Marcao, Muslera biraz iyi oynadı ne değişti. Selçuk İnan unutulmuş gitmişti, 10 sene oynamasın sonra tekrar çağır oynat aynı futbolu oynayacak, ne fark var. Takım 3 gün önce Paris'e tıkır tıkır futbol oynuyordu, aslanlar gibi savaşmış, göğüs göğüse çarpışmıştı. Değiştirmeye kıyamadım dedin, 3 lü savunmayı bozdun, çöpleri oynattın. Zır deli Belhanda'nın yaptığı doldur boşaltlara kafa vurmaya çalışıyor daha dünkü santrafor. Santrfora topu en efektif verme ihtimalli hiç kimseyi oynatmadın. Son dakika golcü diye aldığın çöpü çıkardın. Falcao'yu Ankara'ya bile getirmedin. Nedir bu egon Hocam büyük futbolcuyu sevmezsin onu biliyorum da, Galatasaray'ı da mı sevmiyorsun?

Hocam ben sana maç taktiklerini veriyorum. İstisna bir maçın var o da Schalke maçı. Sen büyük maçları halledebiliyorsun, sistem, reçete kendinden daha iyi takımlara söker, başta söyledim. Bu reçeteler küçük takımları büyük takımlara yem ettirmemek üzre yazılmış bunu biliyoruz. Varsın onu Schalke hocası düşünsün sen rahatsın. Ama sen senden küçük takımlarla oynamayı, hele ki geriye düştüğün maçı çevirmeyi bilmiyorsun Hocam. Daha geçen hafta çevirdim ya cevabın, benim için mazeret değil. Benim için o maçta neden 2-0 geriye düştüğün önemli, yoksa bu Galatasaray bu ligte her takıma yarım saatte 3 gol atmaya programlanmış zaten. Savunmaya 3 kişi koyacaksın hocam. Bana kalsa en fazla 2 kişi oynatırım langırt tahtası gibi de neyse artık o kadar da sistemden çıkartmayalım seni. Ben olsam Donk'u en geriye koyarım. Önlerine iki stoperimi yerleştiririm. Bunlar Marcao-Boss.İnan isimler önemli değil, kimi koyarsan koy, asıl iskelet kadronun dışında. Stoperlerden daha kazması kimse ilk topa o çıksın. Daha tekniği kademe yapsın. Onlardan seken topa emin ol Donk cankurtaran gibi yetişir. Gelişigüzel atakları böyle önlemeye çalış. Sete dayalı hücum yersen bu 3 kişiyi paralel olarak sanki bir mile bağlıymış gibi atağın olduğu yere kaydır, diğer tarafa ters kademe yapacak orta sahalardan adam çekersin. Kalecinin zaten Dünya'ca ünlü olduğu söyleniyor ki ben katılmıyorum. Topu oyuna degajla adam eksiltmeden oyuna sokuyor, pas trafiğinde yok ve bir yabancı kontenjanı işgal ediyor. Geçir Okan'ı kaleye ne olacak ki? Ha gol yedin, yiyeceksin tabi, önemli değil, hatta başlarda yemek avantaj bile olur. Bu Galatasaray'ın bir zamanlar geriye düştüğü anlardaki forsesine, futboluna doyum olmazdı, en iyi sen bilirsin o zamanları.

Orta sahada 4 kişi bulundur hocam. En teknik adamın kimse onu oyun kurucu yap. Bu kadroda en teknik adamı henüz görmedik, korkma Atalay'ı veya Taylan'ı oynat. Sağ ve sol tarafa birer salak koy. Kronometre tut her maç 15 er km koşacaklar.(ikişer kişi 2 ve 3 numaralı formayı 15 er km koşturacak) kaftan bu iki salak mevkisi için sağda Şener, Lemina solda Ömer Süeyman Luş önerim. Geberene kadar koşsunlar, kendileri bittik diyene kadar oynat. İstedikleri kadar kötü oynasınlar saha tut. Uzunzi- Seri orta sahayı tutar. İleride Emre Mor'u kesin ilk 11 koy, verim alamazsan Jimi'yle değiş. Falcao'yu top rakipteyken koşturma çeksin bir sandalye otursun. Top sende olduğunda, ortadaki 2 kişi daha hücuma katılacak, forveti 5 leyeceksin. Top rakipteyken tabyalar halinde ricat et. Ön siper geçilmişse ortadaki siperde karşıla hasmını. Zaten bu dizilişle başlama vuruşundan önce rakibi ürkütür, hücum yapma şevk ve iştahlarını kırarsın.

Her şeyi yaptın da yine geriye düştün. Maçın son dakikaları rakip Kanije Kalesi savunmasında. Çıkar Muslera'yı ver eldivenleri Donk'a sokelinde ne varsa. Ya herro ya merro, en fazla bir gol daha yersin. Gerisi maçtır zaten 3 ihtimallidir, kaderimize, hakkımıza razı olur katlanırız, gırtlağımızın olanca gücüyle bağırırız Hocam.'' yenilsende yensende taraftarın seninle''
,
Bu ilk 11 ine takviye olarak kaleci hariç 3 kişi daha rezerve cephane bulundur yeter. Kim olur bilemem, tüm kadroyu tanımıyoruz, gençlere güven, tutarsa tutar tutmazsa da boşuna ümit beslemeyelim.

Mertlikten, Galatasaraylılıktandır bunca savaşım seninle Grande. Seni bu camia içinde ailenden daha fazla sevdiğime inan, bunayana kadar, elin ayağın tutmayana kadar takımın başında kal. Sefa sürülecekse biliyorum ki kenarda yine sen olduğun müddetçe sürülecektir. Biz cefayı çekmeyi göze alarak, kabul ederek tutulduk bu amansız çocukluk hastalığına, Galatasaraylılığa.

Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum, yolun ve bahtın açık olsun.

Not; Bu yazı 6 sene önce yine bir Gençlerbirliği maçı sonrası yazılmıştır, sadece isimler güncellenmiştir. Orijinali Fatih Terim etiketiyle blogtadır. Gala cephesinde değişen bir şey yok yani.

29 Eyl 2019

Çok Sevdiğimizdendir Bunca Savaş Gala 0-0 Fenrebahçe

Bu yazdıklarımın çoğunu maçtan önce yazmıştım. 2-0 lık galibiyete bile razı değildim, Şebeke'nin açık oturumla iptal ettiği penaltı golüyle galip gelmiş olsak, inanın daha beterini yazacaktım.

Durum içler acısı, Gala'ya karşı tarihte görülmemiş bir cephe savaşı var, hamasetle geçiştirmek, nasılsa Mayıs'ta biz Şampiyon oluruz gafletiyle bu kadar organize saldırıya seyirci kalmak, Gala'ya ihanetlerin en büyüğüdür. Yıllardır yazıyorum biz farklı onlar aynı takımın yandaşı. Global Kraliyet Ailesi mensuplarının takımı falan yok, Bu ailede Gala'lı kodoman, prostatlı hırsız yok sanmak en büyük aymazlıktır. Biz siperlerde yaylım ateşiyle karşı karşıyayken, takımın kanadı kolu kırık vaziyetteyken, her maç kudurtulmuş bir takıma 5 hakem, yetmedi VAR Şarlatanına oynar yara alırken, senin Başkan'ın sistemin bir parçası, Ailenin bir üyesi de kendisi olduğu için tek kelime etmez, edemez. Şer Cephesi'nin Ekselansıyla selfi çeker, biz sinirden kahrolmuş milyonlarca taraftar birbirimizle it dalaşı yaparız, Böyle gelmiş böyle gider.

Ülkemizde bir diktatör var deniyor, yok olduğunun en büyük kanıtı futbol. Olsa, aynı yetkilerle ben olsam dün gece maçtan sonra her iki takımın Başkan'larını Hocalarını halkın şu yok zamanda 2 gün önce deprem korkusuyla mahvolmuş moralini sinirini bozmaktan, milyonlarca futbolseveri büyük bir maç olacak beklentisiyle dolandırmaktan, 5 Cente muhtaçken  büyük maç oynayacaklar diye çöp yabancıları doldurup milyonlarca yuro yu çaldirmaktan hapse attırır, en az 20 futbolcunun lisansını yırtar, yabancıları kovardım. Dalga mı geçiyorsunuz lan bizle?  Sen kalk Dünyanın en büyük golcülerinen birini 2.5 ay pazarlıktan sonra getir, egonun tatmin için oynatma, yenildiğin maçın son dakikasında sok,  onu seyretmeye gelmiş taraftarın önünde rencide et, son saniye çıkar, Adem'ı sok. Hocamısın diye sormuyorum adammısın?

Ülkede futbol lağımda oynanıyor, lağım futbolunun en büyük Ceo'susun, soruyorlar ne alıp veremediğin var diye? Var kardeşim alacağım var, lağıma pislik taşıyanların da başında. Ve sistem böyle gittiği sürece de hepinizden daha çok ondan yanayım. Fatih Terim tekerlekli sandalyeye bile düşse Gala kulübesinde olması lazım. Olsa geçen hafta Andone bu hafta Lemina pozisyonlarından sonra maçı başlatmazdı. İstedikleri oldu 3 maçta 4 puan kaybettirdiler, aldığın 3 puana da zamanları yetmedi.

Gelelim taraftara , hiç şüphe yok, Dünyanın en kötü taraftarı bizde. Görüntü muhteşem, kırmızı bir manzara, içinde maç olmasa Dünyanın en güzel mekanı. Locandasın ,yak bir havana, aç bir Shateau Cheval Blanc şarap, ortaya Hazar Denizi Mersin'i havyarı saatlerce seyredersin. Ürkütücülüğün zerresi tezahüratın tınısı yok. Neden? Çünkü maçın manüpüle edilmiş yüzbinlerce müşterisi var, kombineler cahil, kıro tribün çetelerine devredilmiş, karaborsa satıyorlar. satın alanlar da maç taraftarı değil, giymiş formayı takmış atkıyı, sırtı sahaya dönük, maçtan pozisyonlardan bağımsız hırbolardan talimat bekliyor. Tezahürat yerine böğürtü çıkarttırıyorlar, onu da onlar bilmiyor, sistemin tam aradığı atmosfer. 50 yıllık tribüncü olarak söylüyorum, 52.000 yerine 20.000 Ali Sami Yen taraftarı olsa yakardı ortalığıda bu takıma bu hocaya bu topu oynatmazdı.

Yıldız Tablosu;

Muslera 10( çerçeveye top gelmediği zaman muhteşem kaleci, son dakikalarda acaba mı diye uyandı ligin bizden sonra en kötü topunu oynayan Fenerbahçe, eli ayağına dolaştı) Kötü oyunun 1 numaralı sorunsalı, Gala tarihinde Hayrettin, Bahattin dahil gördüğüm en kötü kaleci. Bunu sadece kale de dikilen gole mani olan biri olarak yazmıyorum. 1 kişi eksik oynuyoruz. O var diye bir yabancı kadro dışı kalıyor. tezimin doğruluğunu test edebilirsiniz. Sezon başı Altay tıpkı Okan gibi Muslera:ya yedek diye alınsa bu maçta kaleye geçirirmiydiniz? geçirmezsin Okan'ı da çöpe atacaksın bu sepet yüzünden. Bu sepet yüzünden Linnes çoluk çocukla antrenman yapıyor, bu sepet yüzünden takımın tek bankosu üvey evlat Donk mayın eşşeği görevinde. Azıcık adamsanız, zerre toptan anlıyorsanız bırakın şu sepeti kadro dışı, yazın 12 yabancı kadroya, bir adam bir adamdır. 9 senedir Muslera marifetiyle dolandırılıyoruz. Melo'lu Drogba'lı Şnaijder'li kadroda kalede bir Türk olsa bir büyük yabancı futbolcu aha oynatabilsek Avrupa Şampiyonu olurduk, siz çeyrek finale fit oldunuz. Geçen yıl en kötü futbolu yine biz oynadık Şampiyon olduk gözlerinize perde indi. Temennim rezil olmadan Şampiyonlar Liginden elenip lağıma bir an önce kavuşmak.

Mariano -2 futbol ölümü geçekleşmiş adım atacak dermanı yok. aklı sıra hücuım beki, ne hücumcu ne bekçi.

Luindama+Marcao 1 benim için bu adamların 2 si tek futbolcu. Biri olmasa kayıp değil. Normali stoperlerden birinin kesin Donk olması, bu iki salaktan birinin de kurayla 11 e veya tribüne gönderilmsidir.

Japon -5 Öcü dolayısıyla 2. plana atmıştım, Orhan Ak dahil Gala tarihinin en kötü sol beki. Kendi getirmese Linnes gibi miras kalsaydı, kesin Linnes yerine Japon lisans dışı kalırdı. Büyük sahtekarlık büyük aptallık büyük hainlik, büyük iş bilmemezlik.

Uzunzi 10 şu an takımda kupa ellemiş en kariyeli futbolcu. Ne var ki lağım futboluna yabancı, dürüst futbol sahalarının vazgeçilmez oyuncusu. Bir Melo değil, pislik yapmaz, itiraz etmez, tribünü ateşleyemez, bu anlamda bizim almak istediğimiz verimi ondan alamayız. Görürsünüz yakında çöpe ayırılar.

Lemina 8 çok iyi futbolculardan biri daha, ne var ki adam hasta. Adrian İlie'yi hatırlayanlar varsa bilir aynı yüz hali, aynı ritüeller, tahminim hepatit B, iyileşirse adam yer, iylişemezse o da çöp.

Maskeli Arap 1 kornerleri ben atsam bari kaleye yetiştiririm. Organiz profesyonel amatörlük oynatılması. Neymiş hocam ben sakat sakat oynarım. Lan şerefsiz sen Bülent Korkmaz'mısın, Hasan Şaş'mısın, Elmander'misin. Korkudan bir kere bile kafaya çıkmadın, en büyük özelliğin yatarak dalmandı bir kere dalmadın. Paris maçına kaskla, zırhla çık bari.

2. Arap 1 Falcao'nun baş düşmanı, eğri gemi doğru sefer yamış Rodrigez satılmış kendine yer bulmuş, son düzlüğe denk gelmiş oynayacağı bir kaç güzel maç Şampiyonluğun en büyük elemanı olmuş. Ee ne yapalım, bedava mı oldun. Çıkarken yaptığı tripe bakın, kenarda salak olsa 15. dakikada çıkarırdı.

Falcao 8 bir kere top taşındı, o açıdan ulaşılamaz köşeye o şutu çekti ya ispata gerek de yok du aslında. Ne var ki takım çöp, oyun oynatılamıyor, topla buluşturulamıyor. Madem oyun planın böyle daha doğrusu hiç bir planın yok ne diye transfer edersin böyle büyük bir futbolcuyu.

Babel 1 Küfür etmekten çenem felç olacak diye ödüm koptu. takımda en nefret ettiğim 2 oyuncu var ikisi de sol, Paris Sn Germen'in de en öldürücü tarafı sağ. Felç bölgemizden ameliyata giriyoruz, masada kalmamak için Yüce Gök'e şimdiden duaya başlayın.

Toparlayıp noktayı koyalım. Fatih Terim futboldan, futbolcudan oyun okumaktan anlamaz, hiç bir maç planı yok, adam kayırır, sevdiği adamı oynatır tek kelimeyle Hoca değildir. Ama hepiniz karşı çıksanız, gitsin deseniz tek başıma savaşırım. Futbol lağımda oynandığı ve uzun süre daha oynanacağı için takımın başında Fatih Terim hariç kim gelirse gelsin her sezon takım 10.lıktan toplarız. Bu yüzden ölene kadar Fatih Terim.

Şebeke'nin Gala düşmanlığı gayet normal. Ülkede her kurumun olduğu gibi Futbol da denge unsuru. İki takımı var, Beşiktaş büyük takım değil( bunu ayrıca yazıp ispatlayacağım). Aradaki şampiyonluk sayısı hassas dengeyi bozdu. Her ne kadar Başkanları yöneticleri güdebiliyorlarsa da Fatih Terim'i ve Büyük Gala Taraftarını(sadece maça gidenleri kastetmiyorum) güdemiyorlar. Her saldırıda bir delik bulup çıkıyorlar. Bu sezon işi baştan sıkı tuttular ve gördük ki sonucu  da alıyorlar. devamı gelecektir.

Tribünlerden çete liderleri acilen temizlenmeli maça girişleri yasaklanmalarıdır. Spor polisi var da spor savcısı yok mu kardeşim bu ülkede. Gitsin birini yakalasın 50 yıldır tanırım aynı adamlar 1 dakika çalışmadılar araştırsanlar mal varlıklarını.Ya da bir gazeteci ropörtaj yapsın bir tezahürat söyletsin. 3 lüyü bile söyleyemezler. Güzel insanları, unutulmaz tribün liderlerini dövdüler, tribünlerden kovdular. Bu sezon stad kapalı gişe, hayatlarının vurgununu yapacaklar.

Son sözüm şu, futboldan nefret ediyorum. Şebeke'nin bu sezon bizi daha fazla engelleyeceğine eminim. ligi en iyi ihtimal 5. bitiririz metin olun sükunetle karşılayın. Hakkımızla kaybedeceğimizden değil, şikeyle kinle, nefretle saha dışından emirle. Ben hazırlıklıyım bu yazıyı da bu yüzden yakın tarihe not düşmek için yazdım.


Biz Gala'yı şampiyon olsun diye sevmiyoruz, çok sevdiğimiz içindir bunca sitem bunca savaş. İnsan sevmediğine sitem edemez. Yensen de büyüksün yenilsen de tek gerçek bu.