14 Mar 2014

Roberto'ya Postitler; Karabük 0-0 Galatasaray

Berkin Elvan'dan sonra maç seyretmek aslında benim için çok ayıptı, umarım kimse görmemiştir. Galatasaray'ı geçtim, eğer Melo ile Sneijder, Çelsi maçı düşünülerek İstanbul'da bırakılsaydı maçı da seyretmezdim. Kusuruma bakma kaşları martı çocuk, babama, anama öldüklerinde ağlamamıştım. Biraz kafa dağıtayım dedim.

Net konuşuyorum, Büyük Galatasaray Taraftarı ve saydığım bu iki futbolcu hariç, şampiyonluk, maç hiç birinin umurunda bile değil. Hoca dahil, maçı isteyen başka hiç kimse yoktu. Bu maçın istisnası değilse, Hakan Balta takımın en iyi futbolcusuydu.

Galatasaray insan alıcıları, satıcıları kimlerse, Haramzadeler dinlemişse, yüksek dolandırıcılıktan boşalan Silivri'ye doldurulmaları lazım. Takımdan bu kadar bi haber çöpleri şu yok zamanda küçük bir muz cumhuriyeti merkez bankası bütçesi harcayarak transfer yapanlar, yaptıranlar, kıyısından köşesinden en ufak bir şekilde bulaşanlar, ya hırsızdır, ya futboldan zerre kadar anlamıyorlar demektir. Olacak şey değil, 9 futbolcudan 8 i, futbolu bıraktı sanki, insan utanır ya.  Biz zurnanın son deliği taraftarlar, transfer edilen adamların çoğunu ayağına top gelmeden çöp diye ayırdık da, hangi akıl, hangi hoca, hangi maç seyretmiş de bu transferleri yaptırmış, akıl alır gibi değil. Zaten bu ülkede de akıl falan aradığımız yok.

Maçın nesini yazacağız, oynadığımız lig yasal değil, TFF her hafta bir takımı hükümlü, yasa dışı Fenerbahçeyle maç yaptırarak suç işlemektedir. Fenerbahçeyle maç oynamayı kabul eden takımlar da, suça yataklık etmektedir. Maçlar yasa dışıdır, Şampiyonluk şansımızın azaldığı için söylemiyorum, Fenerbahçe'yi zaten 2. lig Kırmızı guruba atacaklar, ama ben o zaman 2. olsak bile Şampiyonluğu saymayacağım. 4 yıldızlı hiç bir ürünü ne alır, ne kullanırım.

Roberto sıkıştımı içeriye post-it gönderiyor. Demek verdiği taktikler, uyarılar duyulmuyor veya unutuluyor. Bu maç için ben ona göndereyim, Bak hocam, bu ülkede bu takımın formasını giymiş çeteler, koskoca Reykart'ın kıçına teneke bağladı. Bir daha Selçuk'la, Burak'ı aynı anda oynatma. Ülkemizi sevmediysen, şiş kebap, döner den hoşlanmamışsan, 40 milyon kişi 14 yaşındaki çocuğa ağlarken, antrenmandan çıkıp, eğlenmeye giden futbolcular sana da koyuyorsa, git hocam, kovulmadan git.

Bir önceki kazanamadığımız maçta söylediklerimizi tekrarlayabiliriz, konumuz futbol değil, tespit yapıyoruz, geleceğe not düşüyoruz. Selçukla Burak arasındaki arkadaşlık, futbolculuk dayanışması, kardeşliği, forma birlikteliği değil. Selçuk'a top geldiğinde beyni emir veriyor, felç geçiriyor, topu Burak'a aktarıp Galatasaray golünü riske ediyor. Bu ihanet değilse büyük aptallıktır. Golü atacaksa Burak atacak, atamazsa canımız sağ olsun, 3 puanlı sistem(ne demekse)se her şey olabilir. Hassiktirin lan.

Burak, sonradan oyuna soktuğun top kırıcısı Umut'u kendi 18 imizin üstünde karşı kaleciyle baş başa bıırakacak bir taktik geliştirmiş ol. En yakın rakip 20 metre olsun, 10 seferde 1 kere gol atsınlar kovulduğun zaman seni sırtımda İtalya'ya kadar taşıyacağım. 30 metre sonra yakalanırlar, bu derece futbol dışı adamları pas trafiğine sokuyorsun. Bu maç oynanırken içime pis bir kuşku düştü. Sneijder'e koruma ver, bu adamlar şu ana kadar bir şey yapmamışlarsa bile yakında döverler. Faul makinası, otomatiğe bağlamış gibi gol kaçırma ustası. Belki televizyonlarda bir iki eski hakem şebeği Burak'a penaltı vardı derler. Bence de vardı, ama ben hakem olsam Burak'a sarı kart gösterirdim. Ben Burak'a ve Eboue'ye penaltı çalmam. %1500 penaltı olsa bile yüzümü gözümü kapatırım, görmedim derim.

Selçuk ısrarla Burak'ı kurtarmaya oynuyor. Belki kazançları ortaktır. Kazandıklarını bölüşüyorlardır. Başka türlü açıklarsam Motor Sanat Terk'in ajanı derim. Galatasaray umurlarında değil, Selçuk bu sezonun Mustafa Sarp'ı, Burak'da gol atamayan, atamadığı gibi takımın zararına çalışan, Sneijder'in futbolunu en az %20 düşüren bir futbolcu. Selçuk bey, Burak'a bir gol attırıp, taraftarın kara bulutunu dağıtabilirsin, ama son uyarımdır, Burak'ın sana bizim görebileceğimiz hiç bir kıyağı olmaz.

Bu maçı üşenmeyen biri benim için tekrar seyretsin. Topun durduğu anlarda kronometreyi durdursun, maçta 30 dakikadan daha az  uzatma çıkarsa adam değilim. Tolunay sen de adam değilsin, bizden çaldığın 2 puanı al, şebeke lideri, kaçak Aziz'e hediye et. İyi bir primi hak ettin, Karabük'ten kovulduğun zaman fazla beklemezsin. Anti futbolu en iyi Mehmet Özdilek sonra Rıza oynatır sanıyordum. Senin yanına bile yaklaşamazlar. Aklın sıra Melo'yu durdurdun, muhteşem oynadın, hatta penaltın falan da verilmemiştir senin, galibiyeti kaçırmışsındır. Başbakan'ın hırsız olduğu ve hiç bir şey yapılmadığı bir ülkede sen Galatasaray'ın 2 puanını çalmışsın çok değil, sana da helal olsun. Dua et, Selçuk'la Burak kan kardeşliği futbolu oynadılar.

Hocam bir not daha gönderiyorum sana. Bitime 30 dakika kala sanki 2 dakika kalmış gibi oynatmandaki mantık neydi? Melo hariç top kime gelmişse şişirin Drogba'ya ne halt yerse yesin, yiyemezse çıkarır Ceyhun'u alırım. Ha Ceyhun'u kafadan oynatma öngörüsünde bulunabilseydin de Burak'ın yerine oynatsaydın, emin ol Sneijder en az 2 defa Ceyhun'un kafasından sektirerek gol atabilirdi. İkinci devre oynattığın ortaçağ futbol için teşekkürler Hoca.

Daha fazla maç düşünemeyeceğim, Çelsi maçına kadar futbolu gündemden çıkarıyorum, hiç bir maçla ilgilenmiyorum. Bu maç için Melo'ya bir kere daha saygı duyuyorum, ve Hakan Balta'ya teşekkür ediyorum. Popescu'dan sonra top oynamasını bilen bir stoper seyrettim.

Hepimize bu sezon için geçmiş olsun diyorum.

9 Mar 2014

İl Capitano; Galatasaray TELEKOM 6-1 Akhisar RAMİZ KÖFTE

Ben doymadım, Galatasaray'ı haftada 2 defa seyretmeye alışmıştım, Çarşamba maçı yok dediklerinde garibime gitmişti. Kimi kendi futbolcularını kendi Milli Takımında seyretmişti, ama benim Milli Takım'ım olmadığından Sneijder'i seyrettim. Uruguay maçını seyreden bile varmış, Muslera'nın maymuni kurtarışını ilk onlar haber verdi.

Fenerbahçe maçından önce oynamak ne güzelmiş. Maç mitingi yapan olmadı, hafta arası Küçük Tüpçü(biz yıllardır yanlış yere kullanmışız ismini, hafta arası Büyük Tüp patladı, bundan böyle muhatabımız Küçük Tüpçü olarak anılacak) yü rahatsız eden yoktu. Sadece Drogba'nın 40 yaşında olduğu, gittiği, Semih'in transfer haberleriyle denge bozulmaya çalışıldı. Ama en büyük darbeli atış beklediğimiz cepheden geldi. Motor Sanat Terk, Akhisar'da oynayan Senegal'li Ömer'i iyi motive etti. Meali şuydu; Git Galatasaray'ı bitir seni Türk yapayım Milli Takımda oynatayım, en kötü ihtimalle bu yalanı yutan büyük takımlara kakalatırım. Dikkatle izledim, İstanbul'un her hangi bir semtini tara, 15 çakı gibi saat satıcısı bul, 10 gün idmana çıkar, en az PTT liginde oynamazlarsa boşa yaşamışız.

Mörfi kanunları enternasyonal, her konjonktürde geçerli. Bir şey iyi gitmişse, mutlaka kötü gidecek. İki maç Şecu iyi oynadı, iki de gol attı. Garanti kötü oynayacak, nitekim söylenenlere göre Milli maçında çok kötü oynamış, bu kuralı uygulayan Mancini'nin tercihi bu defa Eboue. Aynı mantık, bir önceki lig maçında Eboue kötü oynamıştı, mutlaka iyi oynayacak. Şecu yoksa taraftar direk Veysel'i yazardı, ama işte elini vicdanına koy. Bir tarafta kıtalar arası, baba takımlarda oynamış, en baba kupaları ellemiş Eboue, bir tarafta top oynamak için henüz yurt dışına çıkmamış Veysel. Üstelik geldi çattı Çelsi maçı, tribünde oturan Eboue'mi, kötü de oynayacak olsa o maçta boğuştaracağın Eboue'mi?

Telekom'la, Ramiz Köfte bırak futbolu, uzun eşşek oynasa, güreşse, yarışsa kim kazanır? Bu işte bir haksızlık var aslında, Galatasaray'ın attığı goller 0.75 sayılması lazım. Orantısız güç farkı var, misal 3-2 yenersen 2.25-2 galip sayılacaksın, 4-3 yenersen, beraberesin, 5-4 yenmişsen 3.75-4 yenik sayılmalısın. En azından benim vicdani puan tablom böyle.

Arena belki de bu sezon en az seyirciye oynadı. Taraftara demiyorum, Sami Yen taraftarı tam kadro her maç olduğu gibi tribünlerdeydi. Sonradan oluşan 30.000 seyircinin taraftar olması için çok daha Juventus leşi gerekecek galiba. Drogba, Sneijder, Telles, Melo resital veriyor, maç sabaha kadar oynansa yerimden kıpırdamam, adam metroya yetişmek için 20 dakika kala stadyumdan çıkıyor. Sonra da maç seçiyor diye kötü oynayan yabancılara saydırıyor. Bu böyle olmayacak, 3 maç giriş yapmayan kombineye 1 maç ceza verilmesi lazım. O maçta da gişe fiyatının yarısına satılması.

Maça başlayalım, Selçuk'un sarı kartlı olması bir hayırdır demiştik ve radarı Yekta'ya çevirmiştik. Maç boyu kendisinden beklediğimiz oyunu oynadı. Özellikle dönen toplarda ilk topa o basarak, Melo'nun sırtındaki küfeyi taşıdı. Tasmasız maça çıkan Pitbull, şiire, gazele büyük katkıda bulundu. Burak öksüz çocuk gibi geç açılsa da aslında öyle olmadığını anlamış oldu. Sneijder'e bizim 4. tercihimiz demişlerdi, kovulan otorite. Ne mübarek adamlarmış ki, Türk Futbol Ceo'sunu dinlememiş, ilk 3 ü almamışlar. Dünya çapında bir futbolcuya kanamadık, doyamadık. Telles'le birlikte oluşturdukları sol koridora top geldiğinde rakı içer gibiydim. Top sanki kadehten yağ gibi akıyordu. Telles'e sol bek demeye dilim varmıyor, büyük takımın beki olmaz, neyi bekleyecek. her maç %75 rakip sahada oynamaz ise iyi oynadı demem. Utkucan'ın aldığı adam belli oldu, diğeri de Bruma'ydı. Aldırılan yerli yabancı kalan 8, Galatasaray futbolcusu değildi, çok geçmeden kombine kart sahibi oldular. Artık sezon sonu açılacak futbolcu fuarında kakalayacak müşteri ararız.

Bu kadar ustaya rağmen korner gollerine hasret kalmıştık. Hiç bir futbolcu topu kornere atmaktan korkmaz olmuştu. Attığımız kornerler ön direkte birinin ileri vurmasıyla kendi kalemize gol tehlikesi yaratıyordu. Hastalık tedavi edildi, çok net çalışılmış korner golleri atıyoruz. Drogba'nın darbeli kafa vurduğu pozisyonda hemen arkadaki Melo'nun topun hayaletine vole vuruşuna bir daha bakın derim.

Asimo Semih İl Capitone olarak takımın başındaydı. Yıllar önce Uğur Uçar'ın kaptan çıktığı maç geldi hatırıma. Gerçek bir Galatasaray Kaptanıydı Semih. En eski futbolcunun koluna bağladığı şerit değil bizde kaptanlık(SABRİ), takımın en iyi futbolcusu olman da gerekmiyor (ARDA)önce adam olacaksın. Örnek olacaksın, yeni doğan Galatasaray'lı bebeklere adın konacak, Dünyanın bir ucunda yemek yerken biri yanına gelip Galatasaray Kaptanıyla resim çektirecek. Korkmayacaksın, kibirin olmayacak, geldiğin yerleri unutmayacaksın, senden sonrakilere yardım edeceksin, yol göstereceksin. Bir duruştur Galatasaray kaptanlığı, imajdır, onurdur. Galatasaray'dan başka takımda oynamam diyebilmektir. Semih Kaya'dır Galatasaray Kaptanlığı.

Aslında bütün futbolculardan beklenmeliydi dürüstlük, hakeme yardımcı olabilmek, haksız puan aramamak. Semih'e verilen ödülü de fazla büyütmemiştik, Gel görki endüstri futbolunun kuralları delikanlıca işlemiyor. 4-0 yenik takımın oyuncusu, Burak'ın canı yandığı için bıraktığı topu sürüklüyor. Bizimkiler de saf saf topu bırakır diye düşünürken o da ne savunmayı az adamla yakalayıp Muslera'ya gol atarak seviniyor. Attığı golün takımı için hiç bir şey ifade etmediğini o da biliyordu. Takımı için küçük, kendisi için büyük bir goldü. İstatistikler hanesine bir gol daha yazmıştı, hem de Muslera'ya. ne kadar övünse azdı. Belki Fatih Terim'in gözüne girer, olur ya Ramiz Köfte'de piyazla karın doyuracağına, Ülker'den bisküvi yer, Vodafon'dan cep telefonu alırdı.

TFF tüp akıllarıyla taarruza geçtiler. ne yapıp edecekler Melo'yu Fener maçına çıkarmayacaklar, Arena'yı o maç Büyük Galatasaray Taraftarına kapatacaklardı. Bilmiyorsunuz geri zekalılar, Galatasaray taraftarı sadece erkeklerden oluşmuyor, biz zaten kadınlar çocuklar ve gerillalarla tribünlerdeyiz. Erkeğe küfür ederiz. Büyük Galatasaray Taraftarının topluca küfür edeceği delikanlı da bu ülkede, futbol piyasasında yok. Karıncayı incitmeyiz diye tezahürat yapıyoruz, ama böcekler durumdan vazife çıkartıp, rahat rahat gezmesinler. İlla Arena'da küfür duymak istiyorsanız, Kadıköy'de ısınmaya çıkmaya korkan hakeminizi bizim maça verebilirsiniz. Ne var ki biz bunun bile üstünde durmuyoruz. Oynadığımız futbolun keyfini çıkarıyoruz, siz tv şebeklerinizle Fırat Aydınus'un kellesini isteyin. Drogba'dan, Senijder'den bahsedip, olmayan beyninizin neronlarını harekete geçirip sinirlenmeyin. Yargıçın, hakimin olmadığı ülkede hakem mi olur der güler geçeriz.

Tabela garantilenince kenar yönetimi
resitale limon sıkmaya başladı. Her usta çıktığında takım küflenmeye başladı, Melo çıkınca da çürüme tamamlanmış futbolumuz çöpe dönmüştü. Umut'la, Burak'ı aynı anda seyretme bahtsızlığına uğradık kısa bir süre de olsa. İki beyin özürlü futbolcudan, Umut futbolcu bile değil, hadi Burak'ı taşıyoruz. Beyin olmasa da gol kendisine haber veriyor, ben olmak üzereyim yetiş diyor. 10 cm,den boş kaleye vuruş kabiliyeti bile yok. Top direğe çarptı, ben olsam gol attım diye sevineceğime oturur, az daha kaçırıyordum, rezil oluyordum diye dehşete kapılırım.

Fener maçı ne kadar geç olursa o kadar iyi. Bu sinirle 2 gece geçirmiş olacaklar. Delikanlı gibi oynanırsa, Trabzon'a bir kumpas kurulmamış, kurulmayacaksa o sahadan çıkışı olmaz. Yendik diye değil, geçen hafta da aynı görüşteydik, bunlar önde oynamayı beceremezler, mutlaka bizim maça kadar altımıza girerler.

Bu Çarşamba nasıl geçecek, ben şimdiden kaygıya düştüm,

Gel 10 maç gel.



3 Mar 2014

Mancini'ye Sarı Kart; Rizespor 1-1 Galatasaray

Bir önceki Kadıköy maçının olduğu gün ağlaya ağlaya milleti Caddeye getirmişlerdi. Ali İsmail Fenerli idi ya, abisini, annesini kullandılar, solcu Fenerli hükümet karşıtı eylem var sandı, aldı bayrağını koştu Bağdat Caddesine. Ağlarken, cemaat pusu kurdu diye boş atıp dolu tutmaya kalktılar, hükümet yanlısı Fenerli de, acaba Feto'ya bir gider mi var diye onlar da takıldı, kuyruğa. Satın alınmış medyayı da kullanıp, normalde her maç zaten doğal olarak biriken insan sayısını 1 milyona kadar çıkardılar. Türkiye'nin en iyi hakemi, kuduz aşısı yapıp, sakinleştirmişti. Üstüne Galatasaray'da yenemeyince hasta zincire vuruldu da 1 hafta huzur bulmuştu Türk futbolu.

Sonraki hafta deplasmanda, Mehmet Topal rakip 18 üzerinde bir top kaptırdı, el var diye 10 saniye ağladı, koşsa adam santraya gelmeden yakalayabilirdi. 80 metre top sürüp golü attılar, berabere kalınca bu kez başkanlar, yöneticiler Tüpçünün ofisini bastı. Yenildikleri maçın devre arasında hakemi tehdit etmekten 3 ay ceza verilmişti. Aponun gardiyanı dövüp, 3 ay daha ceza alması gibi bir şey. Bu kez korkudan Dünyanın en büyük hakemini verdiler. Köpükler ağızlardan dışarı fışkırıyordu. Üstelik bu hafta UEFA'dan şemsiyeye benzer bir cisim yaklaşıyordu. 2. lig Kırmızı Gurubu Kara Guruba dönüştürmek üzere yola çıkmıştı. Ayı iğnesi Cüney'tin elindeydi, Mehmet Özdilek ki, ligin tartışmasız gelmiş geçmiş en kötü hocası, gelin bize gol atın da rahatlayın dediği halde gol gelmiyordu. Cüneyt ağır sakinleştiricili şırıngayı dürttü. Zor  sakinleştirilmişti hasta. Bakalım huzur kaç gün sürecekti.

Biz kendi işimize bakacaktık elbet. Patolojik müdahale bakalım bu hafta itibariyle bizi ne kadar etkileyecekti. Kadroya baktığımızda sürpriz, takım Rize uçağına bindiğindeydi bizim için. Drogba İstanbulda kalmıştı. Drogba yerine Hayroviç oynar sanmıştık ki, Umut Bulut'u ilk 11 ısınırken gördük. Çelsi maçında oynaması uygun görülen Hayroviç, Rize'ye karşı kulübede bekletilecekti. Tahminimiz, oyun sıkışır, gol gecikirse 6. yabancı olarak gireceği yönündeydi. Hayroviç derken, Bosnalı Müslüman olması sebebiyle, maçın devre arasında sosis-ayran alamayan taraftar, cebinde 10 milyon doları olan Boşnağa acıyordu nedense.

Ben değişik pencereden bakıyorum. Balkanlardan bir çakal Stranca dağlarından bizim ülkeye giriş yapsa haberimiz olur. Bu futbolcuyu tanımıyoruz. Hagi'nin oğlu ile Hayroviç, Beyoğlunda gezse, Hagi'nin oğlunu daha fazla tanıyan çıkar, futbolcu olacak Balkanlı çocuk, 10 yaşında tanınır kardeşim, Bundan futbolcu olmaz. Bir sonraki sezon, Kayseri'ye, Rize'ye Hayrına verir kurtuluruz.

Boca'dan gelen adam için taraftarları ne diyor diye araştırdık. Burdiso uçaktayken yorumu yapıştırdık. Arjantinde kurtulduk diye kurban kesenler, kiliselere mum dikenler izdiham yaptı haberleri geldi. Diğer yabancı Ontiro(İsimlerini geçekten bilmiyorum, kendilerini tanımıyorum), 1.50 boyunda. Güney Amerika'da belki tek başına 11 kişiyi çalımlıyor, topla milletin bacak arasından bile geçebiliyordur. Burada güce dayalı futbol oynanıyor. Her takımda 3-5 kazma var. Bir Fener maçında Türk baltası Egemen'le, insan kasabı Alves'in arasında düşünün bir an. Oynamaz, geriye kim kaldı?

Şecu'nun form tutması için koca bir sezon feda olması gerekiyormuş ki, oldu ve tartışmasız ilk 11 e adını Asimo Semih'in ortağı olarak yazdırdı. Kaleci, Telles, Melo, Sneijder siz, gezmeye bile çıkılmaz. Geriye 1 yabancı kaldı, Drogba ve Hayroviç. Drogba Çelsi'de oynarken acaba dinlendiriliyormuydu? Tercih ise yazıklar olsun. Nitekim hak olan 6 yabancıyı bile oynatmadan maçı tamamladı. Bir de Mancini yabancı kotasına karşı. Sen elindeki 6 yabancıyı oynatmıyorsun demezler mi adama? Üs düzey şampiyonlar Ligi oynamış ustaların kötü oynayacağını ön göremedi, eğer futbolcuysa Hayroviç'i çok önce oyuna sürmesi lazımdı. Kötüyse ki bana göre Galatasaray futbolcusu değil, bir daha 18 e alsın da görelim.

Umut Bulut ile Burak Yılmazı futbolcu olarak açıklayamayız. 2 şer kişilik maç etseler, iddia ediyorum her hangi bir halı saha maçında bile galip gelemezler. Kendi kalemizin önünden topu bunlara ver, hiç kimse basmasın, 1 dakikada süre tut, karşı kaleye 10 defa gitsinler 9unda gol atamazlar. Attıkları veya kaçırdıkları goller tamamen tesadüf. Burak Yılmaz, İbrahimoviç'in bile atamayacağı bir golü atabilir, ama 5 yaşında çocuğun kaçırmayacağını da kaçırabilir. Vuruş standardı ve tekniği yok. Umut'tan üstün tarafı golü kokluyor, öz güveni var, 5 kere pozisyona girdiği maçta 1-2 sini atması olası, Umut, futbolcu bile değil. İkisiyle Dünyanın en büyük 10 numaralarından birini pas trafiğine sokmak futbolu morga kaldırmak gibi bir şeydir.

Burak'ın kötü oyunu, Selçuğu bitirdi. Kıyakçılığın sonu ayakçılıktır Selçuk. Kankan prim yapsın diye aldığın her topta Burakı arayıp, Galatasaray golünü riske atıp onu kurtarabilirisin, atamazsa seni kim kurtaracak. Burak'ın sana en fazla yapacağı iyilik, gittiğiniz lüks mekanlarda hesabını ödemesi olur. Sneijder'e ısrarla fizıbıl pas verilmiyor. Kaldı ki Sneijder ver kaçlarla kaleye yaklaşabilen, vuruş açısı gördüğünde kendi vuran, en müsait adama pası atan adam. Umut'la paslaşıyor, Umut'un kaval kemiğine geliyor top. Nitekim böyle bir pozisyonda kaptırdığı top, penaltı gol oldu.

Çalışılmış Korner gollerini nihayet biz de bulmaya başladık. 2.yi de çok rahat bulabilirdik. O dakikalarda oyuna müdahale etmeye gerek duymadı Mancini. Bu maç çok formsuzdu. Takıma geldiğinden beri en kötü maçını oynadı. Büyük takım, kendisinden küçük takımı, yeniyor eliyor, ve sonunda Şampiyon oluyorsa, başarı futbolcularındır. Büyük takım, kendisinden küçük takımı, yenemiyor, yeniliyor, şampiyon olamıyorsa da başarısızlık hocanındır. Ustayı çıkarıp, Sabri'yi oyuna almışsın, yetmemiş durum 1-1, bitime 1 dakika var, Telles'i çıkarıp, Emre Çolak'ı oyuna alıyorsun. Zır deli değilsen bizim aklımızla alay etmektir bu. Futbolla açıklamak durumundasın. Doldur boşaltla galibiyeti bulacağım diyorsan, çıkar kaleciyi, al Ceyhun'u, uzun adam, sevdiğin adam, formu istim üzerinde olan adam. Karambolde kafa vurma şansı var, yok 2 yi yemeyelim diye aldıysan yine yanlış, yine Cayhun'u alacaksın stopere salacaksın, kafa hakimiyeti var. 10 saniya kala 1.60 lık Emre Çolak'a girerken ne dedin hocam çok merak ediyorum.

Galip gelemedik diye yazıyorsam şerefsizim. Benim tabelayla işim yok, yenseydik, oynadığımız oyunun görüntüsü değişmeyecekti. Kötü oynadık, net, formsuz, bitik, ruhsuz oynadık. Yorgunlukla alakası yok. Eğer yorgunum diyorsan da yazıklar olsun bir kere daha. Büyük takım olmaya çok daha uzun yolumuz var demektir. Rezalet bir futbol oynayan Rize'ye karşı galibiyet alamamış olmak başka bir şeydir. Gol kaçırdık der, sıyırırsın, ama kötü futbol oynamanın kıvırması olmaz.

Maçla ilgili en olumlu şey, Şecu'nun inanılmaz, beklenmedik formu, en olumsuz şey son bir kaç maçtır irtifa kaybeden Melo'nun futbolu. Geldiğinden beri en kötü futbolunu oynadı. Bir diğer kötünün iyisi, Selçuk'un cezalı duruma düşmesi. Normalde eşşekten düşeceki, zaten inecektim dedi. Yekta en iyi oynayan yerli malıydı. Selçuksuz bir takımı sevk ve idare eder, en azından bu hafta oynadığı kadar oynayabilirse, Selçuk'u ürkütmeyi başarır. Hem kendi takıma yerleşir, hemde kaptana gerçek bir sarı kart göstermiş olur.

Maçı Manciniye yazıp, kapatıyorum. Burak'a atılan çakının, Tolga'ya tutulan hiç bir zararı olmayan Lazerden daha az konuşulduğu, eleştirildiği bir medyayı zaten takip edip seyretmiyorum. Bu ülke futboluna çok fazla dürüst geldiğimizi bir kez daha söylüyorum. Yekta'yı milli takıma almayan Futbol Ceo'suna bir kere daha lanet ediyorum, Alper Potuk'la, Emre'yle aynı takımda oynayacak olan Semih Kaya için, içimi bilerek acıtıyorum, ve Milli takımla ilgilenmediği, İsveç'ten taraf olduğumu söylemekte bir beis görmüyorum.

Şampiyonluk mu? futbolumuzu idare edenlere boka bakar gibi bakıp, midem bulana bulana Şampiyon biziz diye haykırıyorum. Kötü oynadık yenemedik demek, hakemi kandırıp aldığı penaltıya kıçını yırtarak sevinen futbolcunun ezik taraftarından bin kat daha onurlu bir duruştur. Verişlmeyen penaltı mı? biz Fenerbahçelimiyiz, hakem öyle görmüştür der, güler geçeriz.
.

Gel 11 maç gel.

27 Şub 2014

Ah Ulan Gaassaaayyy; Galatasaray 1-1 Chelsea

Ne güzel başlamıştı her şey, Kuralar çekildiğinde cillop gibi guruba düşmüştük. Real Madrid'in yanında Juventus'a yem olmak, arkadan Kopenhag'a da ezilip sonuncu olmak vardı. Ne güzeldi. Hatta, büyük Türk futbol düşünürü anında ürmüştü, Devletspor'un, TüpKardeşliğinin, Medya SülükBahçe'nin unutulmaz rekoru kırılır demişti. Gerçi imkansızdı, hiç kimse kıramazdı ama onlar 3 gol atmışlardı, Galatasasaray 2 gol atıp sıfır çekebilse, Futbol Federasyonumuz 40 gün 40 gece Peypır Muun'da ziyafet verecekti. Fakat o zaman da Drogba'yla Sneijder el ele Boğaz Köprüsünden atlamış olurlardı ya, onların çok da umurundaydı.

Maçlar başladı, ilk maçta Kralın Madrid'i 6 tane atıp kına satışlarına tavan yaptırdı. Üstüne Motor Sanat Terk Mühendis de kaçınca kolladıkları o sezon bu sezondu işte. Aç kurtların iştahıyla beklediler Juventus maçlarını. Galatasaray, büyük taraftarıyla mecbur maçları tamamladı. Sonuncu olur dedikleri eleme maçlarından İtalyan Şampiyonu'nu Arena Kabristanı'na gömerek sıyrıldı.

Köpeklerin duasının kabulü, gelecek sezonlara kalmıştı,

Arena, Juventus maçlarıyla Sami Yen Kapalısına evrilmişti, dün gece itibarıyla da Cehenneme. Bundan böyle Aslanların yuvası, Ali Sami Yen Cehennemi olarak anılacak, şanlı tribün tarihinin anısını sonsuza kadar yaşatacaktı.

Çelsi yatsın kalksın  Canterbury Başpiskoposluğu na mum yaksın, başlarında Morinyo vardı. Morinyo gitsin 1. İzabel'in eteklerini yüz sürsün, geçen yıl, koskoca Real Madrid'le, 3-0 yendiği maçın rövanşında, kan kustuğu dakikalardaki tecrübesine dua etsin. Galatasaraylı olduğum kadar eminim Morinyo hariç kim gelirse gelsin dün gece o cehennemden çıkamazdı. 

O büyük seyircinin gürültüsünü kesmek için maçın başında Ağrı Dağına bıçak çekti. Oyun ritmini arayan Galatasaray'ı hataya zorladı. Golden önce Muslera'nın kaza golü geliyordu. 604 taktiğinin büyük mağduru Eboue, götürdüğü topları, son anda kaptırıyordu. Futbol tanrıları hatanın cezasını kesmek için fazla beklemedi. Sonrasında şoku atlatmasına imkan vermemek için, Usta bütün bildiklerini sanki bu maçta kullanacaktı. Bu ne korkuydu? maçın ikinci yarısında anlayacaktık.

Mancini yeni alınan yabancılardan Hayroviç'i tribünden indirip Şampiyonlar ligi müziğini sahadan dinletti. Büyük futbolcular, büyük maçlarda doğardı. hayırlı futbolcuysa o büyük maç da bu maçtı. Sağ tarafımızın geçirdiği felç çözülecek gibi değildi. Hepimiz Eboue'yi çıkar diye kulübeye sinerji gönderdik. Mesaj alınmış, kenara Yekta gelmişti. Eboue yerine Hayro elini sıktı ilk olarak Tugay'ın. Hayırlı bir transfer değildi, Elazığspor'u, Rizespor'u yenmek için de bir yabancıyı transfer etmek fazla lükstü.  Üzerinde durmaya bile değmezdi.

Brezilya Milli Takımı açıklandı listede Pitbull yoktu, ve son iki maçta da Melo sanki Melo gibi oynamamıştı. 180 km hızla giden araba gibi, 160a, 140a düşüyordu. Yine de hızlıydı, ama araba Melo markaydı, görece düşüş vardı. Dün gece kan davalısı! Ramirez'e ikimizden biri fazla raconu kesmesi bekleniyordu. Erken gelen şok golle, Pitbull'un da savaş gücü düşüktü. Yekta'nın girmesiyle pansumanı yapıp kanamayı durdurduk. 

Maça hezimet veren Medya Sülükleri erken gole, çok erken sevindiklerini nereden bileceklerdi ki? Takım çabuk toparlandı, Muslera'nın 2. gole izin vermediği anda da geri dönüş başladı. Drogba'nın, Sneijder'in kolay teslim olacağı maç değildi. 

İkinci yarıyla beraber Cehennem azabı başladı Morinyo'nun. Orta sahada yaptıkları sarı kartsız faullerle sıçan gibi oynamaya başladılar. Kalecileri, daha 40 dakika varken vakit geçirmekten sarı kart aldı. Hezimet bir türlü gelmiyor, Türk Futbolseverlerinin nabzı 3.5 atıyordu. İstermisin şimdi Galatasaray öne geçsin de hepimiz kahrolalım demeye başladılar, olmaz demeyin sakın, eminim. Direniş sürüyordu, Drogba'nın kafasından seken topa Selçuk can havliyle dokunmuş, direk, korner bir pozisyon doğmuştu. Önce Drogba, sonra Sarı Ejder ultrAslan tribününe amigoluk yaptı. Kornerle gelen gol Galatasaray'ın büyük takım ruhuydu.

Galibiyet golü için tribünle saldırdık, ama bütün delikler kapalıydı. Sanki iki kişi fazla kalelerini savunuyorlardı.  1-1 e bayram ederek Boğazdan ayrıldılar. Şecu geldiğinden beri en büyük futbolunu oynadı, takıma uyum için belki de bir sezonun 3 de 2 sinin geçmesi gerekiyordu. Sol tarafımızda da bir büyük futbolcu boy veriyordu.  Telles için elde var 1 di, çok daha büyük Şampiyonlar Ligi maçlarında Galatasaray'ın askeri olarak savaşacaktı. Dünya'nın oynayan en büyük liberosu bizim Felipe Melo'ydu. Moralini bozmak için seferberlik ilan edilse bile o tribünden beslenen Pitbull'du. 

Ve biz de maçın bitiş düdüğüyle Galatasaray'a hep birden sitemlerimizi gönderdik. Ah ulan Galatasaray! Yine yaptın yapacağını, ne İsa'ya, ne Musa'ya yaranabildin. Biz yatırdığımız İngiliz'in işini bitiremedik diye beraberliğe üzülürken, bizim dışımızdakiler hezimet olmadı diye dövünüyorlardı. Sandılar ki, 2. sınıf başaltı takımlarının yaptığı gibi elindeki topu içeri bırakan Terry'i bahane edip ağlayacağız. Sandılar ki kendi sahamızda berabere kaldık, artık elendik, lige döndük diye kaderimize razı olacağız.

Oysa anlayamadıkları bir şey var, biz Galatasaray'ız. Bu pislik içindeki ülkemizin, çok daha beter pisliğe bulanmış futboluna çok fazla olduğumuzun bilincindeyiz. Bizim için langırt liginin, gazoz maçlarının tek sebebi, Avrupa'nın burnu büyük takımlarını Ali Sami Yen Cehennemine getirmek, şovun içinde olmak, bir iki veya daha fazla çocuğun Galatasaraylı olabilmesini sağlamak için araç olmasıdır. 

Şampiyon bile olsalar, Bulgaristan tel örgüsünü görmesi bile yasak olanlarla aynı mahallede spor yapıyor olmanın derin üzüntüsüyle bir kez daha naralar atıyorum. Galatasaray yeter ki oynayacağı maça taraftarı taşısın, yeter ki hiç bir maça umutsuz çıkmasın. Yeter ki, 3-0 yenildiğimiz maçın rövanşında bile 4-0 yenebilme ihtimalimizi ortadan kaldırmasın. Gerisi maçtır, 3 ihtimallidir. 

Geçen yıl aynı düzey maçta, Şalkeyle 1-1 berabere kaldık, onlarda Maviydi. Yensen de büyüksün, Yenilsen de.

23 Şub 2014

Bizim El Sikko; Galatasaray 1-0 Beşiktaş

Derbi maçı  İstiklaldeydi, her zaman ki gibi. Bu kez direniş maça çok eksik başladı. Galatasaraylılar, 2014 Aslan av sezonu açılış törenine gitmişlerdi. Beşiktaşlılar çarşı bira hanelerinde bir mucize peşindeydi. Geçen hafta penaltımız verilmedi diye sokağa çıkan 1 milyon! Fenerbahçeli için direniş sona ermişti. Kankası Beşiktaştan gelecek iyi bir haber için ayaktaydı bu kez. Geriye ne kaldı ki, Berkin Elvan'ın arkadaşları devlete karşı, verdikleri büyük mücadeleyi, cop yiyerek, gaz soluyarak bitirebildi.

Yakındır, bir Galatasaray- Fenerbahçe derbisine denk geliriz.  Maçın bitiş düdüğüyle beraber, güzelim ülkemizin anahtarlarını teslim eder belamızı buluruz. Bizim direnişimiz, solculuğumuz devrimciliğimiz, vatan sevgimiz, Mustafa Kemal'in Askerliğimiz, Galatasaraylılığımız, Fenerbahçeliliğimiz, Beşiktaşlılığımızın sınırına kadardır.

Ne yazık ki bir Derbi maçını daha kaybedip, El Sikko'ya geçiyoruz.

Beşiktaş her maçını deplasmanda oynadığından, Arena'dan en az etkilenen takım olarak av sahasına çıktı. Beraberliği kurtarabilse kendisi 1 sevinirse, suç ortağı, kader arkadaşı Fenerbahçe 5 sevinecekti.  Gerçi benden başka kim bilir kaç kişi daha söylemiştir, ama ben yazdım
savunmayi uzun kurdu,kilit adam veysel, ortalamasi nedir bilmem, ustune cikarsa rahat aliriz. dany penalti yapar. Buraya da müsadenizle yapıştırıyorum.

4 ü yabancı tam 9 transfer yaptık devre arasında. Telles için ismini bile bilmeden, hiç bir maçını görmeden, sadece sol bek olduğu ve Brezilya'dan geldiği için banko ilk 11 koymuştuk. Ne mutlu ki tam isabet kayıt ettirdik. Uzun yıllardır bir sol kanat oyuncusu seyretmemiştik. Çok daha büyüyeceği garanti. Maçın futbolcusuydu, çünkü maçın adamı unvanı maç bitmeden birine verilmişti zaten.

Buraya yazıyorum, Burak Yılmaz bu takımdan bir araba sopa yiyerek kovulacak. Mancini onu kovmazsa, o Manciniyi kovacak. Tam bir Hoca mezar kazıcısı futbolcu. Futbolcu demeye utanıyorum, Yarım ekmek köfteyi bile bölüşmez bu kendini düşünen adam. Hep bana, hep bana, tam Fenerbahçelik, tam düzenlik futbolcu. Küpü hep o dolduracak, istatistik ona yazılacak, kendi atmadığı gollerin kolpa sevinicisi. Beyin sıfır, ofsayt makinası, faul yapma sorunsalı. Oynatmasan başın belada, oynatsan rulette çiçek oynadın, geldi casinoyu patlattın, gelmedi ki büyük olasılık gelmeyecek, kendin patladın. Bu gece Galatasaray kötü oynadıysa tek sorumlusu Burak'tır. Galip geldiğimiz maçtan sonra yazıyoruz, Nasrettin Hoca'lık yapıyoruz. Suya giden çocuğu dövüyoruz, testi kırıldıktan sonra nasıl olsa herkes dövecek. Biraz uzun oldu ama direnin, Taksim'deki çocuklar gibi, Sneijder'i deli etti. Bir kaç maç böyle oynasın ligin son maçlarında ya Sneijder'i, ya Burak Yılmaz'ı unutun.

Büyük Galatasaray Taraftarı zaten Arena'da her maça 1-0 önde başlatıyor takımı. Eşşek değiller ya en azından 1 gol de futbolcular atsın. Taraftar bir kaç günlüğüne Chelsea maçını aklından çıkarıp, 2. sınıf başaltı takımıyla yapılacak maça derbi maçı ciddiyetiyle hazırlanmış. Unutulmaz bir görselliği daha resimlediler storlar için. Yazık ki takım, taraftar kadar savaşmadı. Tabi ki içlerinden imbiklerle süzeceğimiz aslanlar vardı.

Drogba için geçen hafta ismini riske atacak bir oyun oynadı demiştik. Keşke demeseymişiz, beterin beteri varmış. İsmi Drogba olmasa, maskeyle oynasa Lukunku tekrar transfer edilmiş derdim. Bu maçlığına mazereti var yazıyorum. Chelsea maçlarını bekliyor, barutu saklıyor olabilir. Bana sorarsanız bu olasılık yok. Bence futbol ölümü gerçekleşmiş, koskoca Drogba'nın götüne teneke bağlanarak gitmesine gönlüm razı olmaz. Ama biz de Katar takımı, Çin takımı değiliz, hatır, gönül, minnet nereye kadar bakacağız. 

Maç öncesi attığımız tevatürün konusu Veysel'e gelelim. Yapılan yerli transferlerden ilk 11 e en yakın olarak kendisini görmüştük, bir kere daha yanılmamış olduk. Diğerleri gibi onu da tanımıyorduk, yarın yolda görsem yine tanımam. İlk çıktığı kupa maçında, topa ilk değdiğinde bu yorumu hepimiz yaptık. Hatta ileriye gidelim, kadroda bile olmayan Umut Gündoğan için de olumlu görüşlerimizin olduğunu yazalım. 

Muslera'ya çok geç ısındım. Topu oyuna gelişigüzel sokuyor diye çok saydırdım. Meğerse önünde oynayan kazmalar yüzündenmiş. Savunmada 1 kişi fazla oynatıyor. Taktik dizilişlerimiz 10 değil, 11 e tekamül ediyor. Yani 352 diye yazılan maç taktiği, aslında 452 diye okunabilir. Dosta güven, düşmana korku veren bir kalecimiz var. Almeyda bile pes etti, sana gol atamayız arkadaş diyerek elini sıktı.

Semih Kaya maçın Galatasaraylısıydı. Galatasaraylı olmak insanlık dışı bir histir. Şimdiden Galatasaray tarihine adını yazdırmıştır. Eğer futbolcu heykeli dikme geleneğimiz varsa, boşuna senelerce beklemesinler, Aslanlı Yol'a Semih Kaya'nın heykelini diksinler. Melo insan değildi zaten takımda, artık Semih'e de insan değil diyebiliriz.

Maçta insan mı arıyorsunuz? En insanlarını da yazalım. Sakatlanan Tolga'nın yerine geçen Cenk, kendisinden başka hiç kimseyi zerre kadar düşünmeyen bir başka insanın, saçma sapan hamlesiyle sakatlandı. Çocuk nakavt yumruğu yemiş boksörü andırıyordu. İyi ki eğri doğruya gelip de, o serseri mayın, Burak'ın önüne düşmemişte, boş kaleye golü atmamış. Eğer atsaydı, yarın antrenmanı basardım. Beşiktaş 3 oyuncu değiştirme hakkını kullanmış, Cenk'i bir türlü ayağa kaldıramadı insanlar. İçeriden başka bir doktor çantası getirildi, küçük bir ameliyat yaptılar, bilinci yerinde mi diye sorular sordular, iki defa yere yığıldı. Lanet olsun du, El Sikko'da Beşiktaş 1-0 mağlup, daha 11 dakika daha vardı. Takımda bir hayvan olsa, Melo olsa Semih olsa, alır eldivenleri geçerdi kaleye. 11 dakikayı 10 kişi oynasan ne olacak, hadi can çekiştiniz 1 puanı kurtardınız, değer mi? Hepiniz insansınız, hepiniz hırsız, hepiniz kalleş.

Maça devam ettirdiler, muhtemelen futbolcular kendi aralarında anlaşıp maçı bitirdiler. Çünkü Cenk'in arkasındaki iki insan doktoru çocuğu devamlı
arkadan itiyorlardı. Hastanelik olmuş Cenk'e bir gol daha atmak isteyen tek futbolcumuz Burak'tı. Sneijder bom boş, Drogba canlı bomba Dany'le yan yanaydı. Olanca hıncıyla vurdu şerefsiz. O an benim için bittin sen. Bir daha zor dönerim sözümden. Yolun açık olsun, serbestsin, istediğin kadar ofsayta düş, faul yap, pas verme, gol kaçır, gol at. Galatasaray futbolcusu olamadan aramızdan ayrılacaksın.

Gecenin en güzel şeyi, Fenerlilerin, Beşiktaşlılardan çok daha fazla üzüldüğünü hissediyor oluşum. Sadizm sürüyor, Bu korkuyla 12 maçın altından kalkamazlar, Benim için bu hafta bitti, şimdi onlar iki gün kollarına serum bağlasınlar. 

Gel 12 Maç Gel


18 Şub 2014

Galatasaray Çağırıyor; Antalyaspor 2-2 Galatasaray

Türkiye kocaman bir tımarhaneye dönüştürüldü, yetmedi içerisindeki deliler kudurdu. Bu ortamda bir futbol takımının taraftarı olarak, hangi maçı, hangi duygularla yazıp analiz edeceğiz? Yazık her şey boş.

Neyse ki en sevdiğim ve bana göre ülkenin gelmiş geçmiş en büyük hakemi Fırat Aydınus imdadımıza yetişti. Dün gece Türkiye'ye kuduz aşısı yaptı, ve şükür bugün de Galatasaray yenemedi de en azından 1 haftalığına delileri sakinleştirildi.

Lig boşuna oynanıyor, buraya not geçiyorum, Fenerbahçe en iyi ihtimalle, Bank Asya 2. lig, coğrafi durum sebebiyle de Kırmızı Gurupta futbol yaşantısını sürdürecek. Dün sabaha kadar inanın Fenerbahçeli çocuklara acıdığım için, bir tek benim oyuma ihtiyaç olsaydı, affederdim. 56 yaşıma kadar biriken Fenerbahçe nefretim dün itibarıyla iki misline çıktı. Kesin olarak söyleyebilirim, bu ülkede Fenerbahçeyle yarışılmaz, Fenerbahçeliyle okey bile oynanmaz.

Ne kadar olduğu hiç önemli değil, isterse 2 milyon kişi olsun, daha iyi, benim açımdan, bu kadar kuduzun salyalarla saldırdığı maçta, maçın hakemi, ısınmaya bile çıkamamışken, yine de maçı son topa bıraktı. Bir kere daha şeref duydum Fırat Aydınus'tan. Maçın hakemi, bunca nefretime karşın ben olsaydım, santradaki topta bile Fenerbahçe lehine penaltı çalardım. Fırat 5 metre kurmuş barajı, ben gol olur diye 2 metre kurardım. Kendi korkum için değil, ülkenin, delilerin can güvenliği için yapardım bunu.

Mustafa Kemal'i, Radhack'i, GeziPark direnişini ve en önemlisi Ali İsmail'i kandırdınız ya beter olun Fenerbahçeliler. Maçlarınızı televizyondan bile seyretmiyorum, ama söz, Ofspor maçınıza, Bozüyükspor maçınıza, Tepecikspor maçınıza geleceğim. Hem de o ağların arasındaki deplasman tribününüzde olacağım. Localardan bana el kol hareketi yapın, geçirdik diye ritüeller geliştirin. Bu ülke eğer temizlenmeye kalkışılmışsa süpürgeyle ilk süpürülecek olan Fenerbahçedir. Defolun aramızdan.

Eğer şu an ki mevcut Galatasaray sevgimden, zerre kadar daha az sevmiş olsaydım bu mübarek takımı, zaten başka maç seyretmiyorum, Türkiye'de futbol maçı seyretmezdim. Nasıl ki basket maçlarını seyretmiyorum, anlamıyorum, ilgimi çekmiyorsa futbolu da tamamen çıkartırdım şov dünyamdan. Ama işte GALATASARAY çağırıyor. Son düdük çalıyor, bir sonraki maç sanki 10 yıl sonra oynanacakmış gibi geliyor. Oynanmış maçın atmosferinden çıkamadan, oynanacak maçın rüyasına yatıyoruz.

Melo çağırdı, Galatasaray maçı için televizyon başındayız. İlk 11 i biz çıkardık, sevk ve idare için Gerçek İtalyan'a devrettik. Her zaman söyledim, Galatasaray şovu, Büyük Galatasaray Taraftarı içindir, ortalaması hangi takımı isterse o takım oynayacaktır. Bu maçta diğer maçlar gibi taraftarın 11 i başladı. Dizilişteki en somut ayrıntı, Melo'nun her zaman oynadığı yerde Ceyhun'un oynaması, Melo'nun sağ tarafta Sabri'yle kanka olmasıydı. İlk yarı boyunca da Melo geldiğinden beri en kötü oyununu oynadı. Belki de sarı kart limitinde olmasından dolayı, riskli ilk toplara basma işi bu maçlığına vekaleten Ceyhun'a verilmişti. Çocukta gerçekten iyi oynuyordu, alınan onca yerli transferden en iyisi Ceyhun'du. Benim için yeni transferdi, çok şanssız bir gole sebebiyet verdi. İkinci yarı futboluna etki etti ve ilk kementi o yedi.

Elim varmıyor yazmaya ama direniyorum, maça Şampiyon gibi başladık. (Gibisi fazla açık ara şampiyon olacağız). Tipine, geldiği ülkeye bakarak futbolunu hiç seyretmeden ilk 11 e banko yazdığımız Telles, Büyük Usta'dan aldığı topu, şanına yakışır bir şekilde gol üçgeninde golcüyle buluşturdu. Tay Burak bu kez Hazreti burunla tapu ağlara asıp, takıma resim çektirdi. Melo'nun mazereti  vardı, maçta değildi, ama Drogba da sanki futbol ölümü gerçekleşmiş bir oyun oynuyordu. Buna rağmen takım 2. golü arıyordu. Kırılma anı, Selçuk'un frikiğiydi. Giray'ın kafasından kornere giden top, doksana gidiyordu. Hakemler korneri görmediler ama ne fark ederdi, gördükleri 10 larca korner kendi kalemize kontratak olarak geri dönüyordu.

Mahalle maçlarının büyük mottosudur,''atamayana atarlar'' Attılar, yetmedi bir gol de biz avans vererek devreye, limon yemeğe gittik. Mancini maça çabuk müdahale etti. Beyninden yedirdiği golü atamayan Ceyhun'u çıkardı. Melo çapaya geçti. Beşiktaş maçını düşünüyordu belki, hırlamadan havlamadan bir maç çıkarıyordu. Belki de bu maçı da başkası alsın düşüncesindeydi. Belki iş başa düşerse devreye girecekti. Drogba adlı Aslan da muhtemelen İngiliz havyarı varken, Antalya çipurasıyla doymak istemiyordu. O da Tugay'ın elini görmedi çıkarken. Zaman daralıyordu, Sarı Ejder maça ağırlığını koyamıyor, muharebe gücü cephede Burak'ın, sütre gerisinde Semih'in omuzlarına kalıyordu. Baktı olmuyor Melo kuşandı, Selçuk'u dürttü, takımı son bir gayretle falezlere doğru sürdü. Beraberliği kurtarabildiler. Aslında 6 puanla, 7 puan arasında bir fark yoktu. Yenilmiş olmanın psikolojisi dışında.

Antalyaspor'da bu gece gerçekten çok iyi bir oyun ortaya koymuştu. Futbolu çirkinleştirmeden, galibiyete yatmadan kıran kırana bir mücadele yeğledi. Samet Hoca'ya da attığı balık göle çılgınca sevinmesi dışında oynattığı futbol için teşekkür etmek lazım diyoruz maça nokta koyuyoruz.

Şampiyonluk bizim için amaç değil, Arena çimlerine Avrupa'nın en kibirli, en mamur takımlarının leşini sermek için bir araçtır. Bunca pisliğin içinde, tertemiz bir takımın büyük taraftarı olarak her güne uyanmanın saygı doruğunda , ''Seni Sevmiyorsam Öleyim'' diye soluyanları, Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum.

Gel 13 maç gel......

8 Şub 2014

Kan Kokusu; Galatasaray 3-0 Eskişehirspor

Yerli yabancı neredeyse tam bir takım transfer edildi, ne var ki hiç biri değil. En büyük transferimiz, geçen hafta Fenerbahçe'nin taklaya gelirken yaydığı kan kokusudur. Bu kan kokusu, hele Arena'da bizim gibi kupa leşi avcıları için dayanılmaz bir av macerasıdır. Bu gece tribünlerdeki Büyük Galatasaray Taraftarı bu büyük takımı bir kaç kademe daha yukarıya taşımıştır. Tamamına şükran ve minnetlerimi gönderiyorum. Karınca kararınca katkılarımızdan dolayı da ne kadar övünsem azdır diyorum..

Büyük takımların, küçük Hocalarının büyük mottosudur. Galip takım değiştirilmez. Üstelik bu galip takım da boru değil, son yılların en büyük futbolunu oynamış takım ise. Drogba mecburiyetten, cezalı, yerine Hayro oynatıldı. Semih Kaya grip olmuş. 10 tane doktor var, biri hapşırsa, basıyorlar iğneyi, baklava börekle, pirzolayla besleniyorsunuz. İçtiğin hapın haddi hesabı yok, cebinde milyon yurolar cirit atıyor. bu ortamda sen kalk hasta ol. Gariban ne yapsın be çocuk. Bu memlekette Galatasaraylı Semih Kaya grip oluyorsa, sobası, doğalgazı yanmayan, beslenemeyen, işi gücü olmayan en az 10 milyon kişinin veremden telef olması lazım. Hasta da oynamayınca Şecu sürüldü sahaya. Tek değişiklik Eboue ile Telles arasında oldu. Oyun olarak da Sabri bu kez sağ taraftaydı. Demek ki Mancini için her maç, bir öncekinden ve bir sonrakinden bağımsız bir maç. Oyuncu seçimi, oyun kurgusu da öyle. Takım artık, oyun içerisindeki taktik değişikliği mektupla değil, ya ezberleyerek, ya çaktırmadan kulübeyle arasında oluşturulmuş bir Sabri reklamı ışınlanma sistemiyle uygulamaya koyuyor.

Sabri'yi maç kadrosundan önce, reklamlarda gördük. Biz dalga geçe duralım, Sabri bey, 500 bin yuroluk kırmızı Ferrasiyle bizle dalga geçsin. Avuta yolladığı tonlarca top, kendisine bir araba daha aldırsın. Bu akşam Sabri beklentimden de iyi top oynadı. Reklamları çöpe gönderecek 2 unutulmaz şutu kaleciden döndü. O zaman da Mancini'ye Sabri tercihi için helal olsun demek düşer. Kime sorsan Eboue Sabri'den daha iyi oyuncu der. Ama artık, iyi oyuncudan ziyade, iyi futbol oynayacağı garanti futbolcularla çıkma maçlarıdır bu maçlar. Eboue 8, Sabri 5 lik futbolcuysa, Eboue'nin iyi oynayacağının garantisi yoktur, kötü oynarsa 5 e, 6 ya düşer, ama Sabri, bunca yeni transferin korkusuyla 5 ten aşağı oynaması imkansızdır. Biraz gazla 7 ye çıkacaksa Sabri tercihi doğrudur. Gazı da en iyi alacak futbolcuların başındadır. Ne kadar kızsak da kredisi tükenmez.

Şecu'dan da endişeliydim, hele ki bana göre ligin en kötü hakemi olan, penaltıcı, kırımızı kartçı, avantaj oynatmayan, büyük takım düşmanı Cüneyt Çakır çalıyorsa düdüğü, tırsmakta hakkım vardı. Belli ki futbolcular Cüneyt'e karşı uyandırılmış, şüpheli müdahale etmeleri engellenmiş. Bir kaç kritik top kaybı olsa da mükkemmel bir stoper golü atarak, çok zor bir maçtan yüz akıyla çıkmayı başarmıştır. Maçta öne çıkan özel bir futbolcu yoktu, biri istisna. Takım halinde pres yaptılar, henüz bilmiyorum ama mutlaka topla oynama üstünlüğü, Eskişehirspor'daydı. Çok iyi paslaşmalarına rağmen takım savunmasında pek gedik bulamadılar. Bulduklarında da istisna futbolcumuzla karşılaştılar. Hayroviç'i pek çözemedim, çok keskin çalımları var, rahat adam eksiltiyor, ama son toplarda sanki çok acemi. Sanki fırça yiyeceğim diye korkuyor. Rahat değil, gol pası verirken ki güveni, gol vuruşu anında yoktu. Banko bir futbolcu olacağını düşünmüyorum. Amrabat kadar süre alır, daha verimli olur mu? olur sa hayrımıza olur. Büyük beklenti içinde değilim.

Sniper'in kankası tribündeydi. Dolayısyla Burak-Selçuk kankasının gölgesinde öksüz bir oyun sergiledi. Belki de kendisine fazla iş düşmediğinden, fazla da kasmadı. Uzun süredir atamadığımız serbest en direk vuruş golünü attırdı. Çalışılmış bir gol olduğu kesin di. Muhtemelen, serbest vuruş golü çalışması şöyleydi. Ben topa vurduğum anda 3 e kadar sayın zıplayın, kafaları kaleye doğru sallayın. Ben birinize çarptırıp golü atarım. Bu golle birlikte cenabetlikten kurtulup abdestimizi aldık. Gol sevinci, resim çektirmek. Her kes duracak, Sabri dahil, o da ne dururken kafasını yardı Sabri. Bereket Juventus maçındaki gol anında sahada değildi. Aydın Yılmaz'ın hastane arkadaşı olabilirdi. Böylece 2. reklam filmi de garantilendi. Dururken sakatlanan futbolcu Sabri Reyiz.

Pitbull'a bugün az daha küfür ediyordum.  bir topu kopardı aldı, havladı, gol mol atsa, geçen haftaki gibi hayvani futbol oynasa, kesin ederdim. Ne o lan, Bir Hagi'miz var bizim, milyonlarca taraftarın kalbindeki tahta mı göz diktin. Ağır ol, sevildiğini bil! Hagi'ye mikron kadar yaklaşabilirsin, geçmeye kalkarsan Mustafa Sarp'tan beter ederim haberin olsun, savaş tanrısı Büyük Felipe Melo. İstisna futbolcu ne yazık ki bu maç için sen değilsin. Boşuna hırlama.

Kenarda oturan öcülerden korkup, unutulmaz iki maç oynayan Hakan Balta'da değil. Koray öcüsü, Hakan'ı, Veysel öcüsü, Sabri'yi bundan sonra rahat uyutmaz. Hele ki Umut Bulut'a bakıp, tatlı tatlı rüya gören Burak bile artık, korkulu rüya görebilir. Umut, şu an oynayan gol atamamış tek santrfor olmaktan maç itibarıyla kurtuldu. Tugay Kerimoğlu'nun göz bebeği Berk İsmail'in her an Burakula'ya Drakula'lık yapabilme ihtimali belirdi. İsterse koşmasın, isterse atamasın.

Maçın futbolcusu Muslera idi. Kalecisi demiyorum, Galatasaray artık toplamı 11 e varan bir taktikle oynuyor sayesinde. Muhtemelen en çok pas veren oyuncu Musleraydı. İşte benim Taffarel'den sonra aradığım oyuncu kaleci profili. Ceza sahası içerisinde topa elle müdahale etme hakkı olan stoper, libero. Son iki maç kendisine hayran oldum. Büyük takım kalecisi işte tam da budur. Takımın ileride 1 kişi daha fazla oynamasını sağladı. Maçın büyük bölümünde 452 oynadık, 3. gol bir türlü gelmeyince de, son bölümde Melo'yu liberoya çekerek 542 ye döndük. Sabaha kadar oynansa bu maç Muslera gol yemezdi, en ufak bir endişeye düşmedim.

7 banko futbolcumuz var. Drogba- Semih bir sonraki maç sahada, bugün 8. banko tescil edildi. Alex Telles'in büyük bir oyuncu olduğunu söyleyebilirim. Duruş, vuruş, akıl teknik ne ararsan var. Her oynadığı maç, bir önceki maçta kötü oynamış demek olacağı maçtır. Kaldı geriye 3 adam. Hocalara kolay gelsin, 25 kişiden 3 kişi bulup çıkarsınlar. Herkes birbirinin öcüsü. Hamit'inde sağlam döndüğünü düşünürsen giderek bitiyor futbolcular. ilk 11 e en yakın yeni transfer yerli Veysel görünüyor. Oyuna girerken 3 Kulhuva bir Elham okudu, bir iki rekat da namaz kılsaydı daha da yakınlaşırdı belki ama bakalım.

Şimdi güzel bir Pazar gündüzü bekliyor bizi. Bizi derken kendimi dışarı atayım. Ben her zamanki gibi Fener maçı esnasında internetten King oynayayım, maçla ilgilenmeyeyim, müjdeli haberi ilk verene Orjin Köfte ile 2 bira borçlanayım.

Ortada bir kupa varsa, Galatasaray'ın alma ihtimali dahilindeyse, rakibe, federasyona, yalama spor medyasına rahat, huzur yok. Son dakikada gelen gol, sadece 3. gol değildi. Kan kokusunu almış Cim Bom'un maç be maç canavarlaşacağının ilanıydı.
Bu gece Fenerbahçelilere uyku yok, korku Temeltepe'yi bekliyor.

Maç sayıyoruz, gel 14 maç gel.

4 Şub 2014

Felipe Melo, Sen İnsan Değilsin; Galatasaray 6-0 Bursaspor

Maçın tam 13. dakikasıydı,  henüz harlanmamıştı oyun, hatta bir önceki hafta oynanan rezalet futbolun devamı olacak diye vesveseye kapılanların sayısı gittikçe artıyordu. Bir önceki gün rakip yenilmiş, kaybedilecek bir puan bile lig ölümü demekti. Kısaca durum umutkar değil, maç öncesi Drogba toplantısı bile işe yaramayacak gibiydi sanki. Alınan onca transferin hiç biri sahada değildi. Mancini'ye benim gibi erkenden saydıranların yanında, toplu yerde seyrettiğim için biliyorum, giydirmeye başlayanlar da çoğalıyordu. Ve top Melo'yla buluştu(Melo topla değil). Uçurumdan bir kayanın düşmesi gibi ivme kazandı Pitbull. 2 kişiyi kısmi felç geçirtip, sağa doğru hırladı. Limit hızla topu içeri, ölüm üçgenine(gol anındaki top ve iki kale direği) kesti. Biraz yavaş vursa, top birilerine çarpacak, biraz hızlı vursa bizden kimse vuramayacaktı. Ağır çekim seyretmesi kolay, o topa gol vuruşu yapacak golcü bir ligte en fazla bir taneydi, ve çok şükür bizim takımdaydı.

Top ağlara gittiği an, ritüllerimi sergiledim.  Önce bir anırdım, sonra yanımdaki tanımadığım adamı yumrukladım, ibadetim biter bitmez, ellerimi havaya kaldırıp, Yüce Gök'e yalvardım. Lorik Cana'yı Muslera ile kim değişmişse, Lorik Cana'dan boşalan yere( 7 dönümlük arazinin tamamı) Melo'yu kim salmışsa, Hagi'yi aldıranla beraber onu da futbol cennetine kabul et diye dua ettim.

Homeros çırak çıkar, yazamaz, Dünya'nın en uzun destanı Kırgız Manas'ı futbol üzerine yazılmış olsaydı bile bu güne kadar yazılmamış olacaktı. Ve artık bir destan yazıldı, Galatasaraylılar dilden dile nesilden nesle aktaracak. Futbol icat edildiğinden beri halı saha maçları dahil, hiç kimse şahit olmamıştır eminim. Tek bir devrede insanlık dışı atılan 3 golün sahibi değil de, maçta hayvani futbol oynayan biri maçın adamı olacak, Günün anlam ve önemi dolayısıyla da maçın Metin Oktay'ı seçilecek.

İşler sarpa sarar bazen, takım kötü oynar, tam ümitler kesildi sanırsın, sahada o an futbolcu aramazsın, başka bir şey gerekir, futbol dışı, Hoca ile, çalışmakla, taktikle işin olmaz. Bir deli lazımdır, ağlayacak olsan bile omuzuna yaslanacağın güvenilir biri. Takım yenilir belki ama ben yenilmem diye patlayacak bir nükleer bomba gerekir. Taraftarı roketleyecek bir tetiğe ihtiyaç vardır. İşte bu hayvandır o. Adam diyemiyorum, futbolcu hiç demiyorum. Futbolcu olsa, gördük Juventus'lu Vidal'i, Melo'nun dövmesi etmez, göreceğiz Skolari'nin ön liberosunu, Mexico 70 den beri Dünya Kupalarını izlerim. 2002 de bizim iki maç hariç Brezilya'yı tuttum. Eğer Melo oynamayacaksa, ilk defa Brezilya'dan taraf değilim.

Bu maçla beraber, bir başka futbol miladını daha yaşadık. Bilinen bütün dizilişlerin toplamı 10 a çıkıyordu. 442, 433,352 yaz maç öncesi tahtaya, maçın 2. dakikasında unutsunlar. Galatasaray 3-1-7 oynadı. Muslera ki- Burak Yılmaz hatır şikesi! yapmasa lig rekoru kırılacak, bir 30 sene üstümüze yapışacak bir skor daha alınacak maçta 3 maymuni kurtarış yaptı- Semih, Hakan Balta geride, 1 kişilik orta saha oyuncusuyla, Melo'yla, Ceyhun dahil diğer 7 kişiyle hücum oynadığımız büyük takım dizilişini seyrettik.

Galatasaray aslında fark atmazdı, rakibe saygıdan dolayı, tabela alındıktan sonra hırpalamazdı. Ne var ki hesap kitap yapıyorduk. Rakiple averaj dezavantajı vardı. 2-0 yensek, iş ara maçlarda atılan, yenen gollere kalacaktı. Bursaspor kusurumuza bakmasındı. Sırasını savdı, artık kime denk gelirse onlar da bize hak versindi. Cim Bom kan kokusunu almış kudurmuştu.


43 senedir tribünlerdeyim, ilk defa bu sezon, ligin yarısı geçmiş, takımda tanımadığım 8-9 kişi var. Yeni gelenler şu takımın oynadığı futbolu gördüğünde belki de geldiklerine bile pişman oldular. Aslında takımda 7 kişi banko. Bunca transfer, onca savaş 4 forma için. Yesinler birbirlerini, bu takım artık berabere bile kalmaz.

Maçın en kötü adamı hakemdi! 10 saniye bile uzatmadı, eminim başta Melo olmak üzere yarım saat daha uzat diye yalvarmışlardır. Büyük bir şovu ne yazık ki, futbolun hilafına, ama insanlık namına acı düdükle bitirdi. Uzatmak saygısızlıktı. Bir Melo rüyası görüyorduk, bu rüya boyunca boyut değiştirdik. Ganj Nehrinde yüzdük, Nepal'de Katmandu'da Dalay Lama ile arındık, Olimpos Dağında Tanrılarla konuştuk, Sina Çöllerinde halüsinasyonlar gördük. Ah be hakem neden uyandırdın bizi?

Türk spor medyası, oynadığı ilk maçta farkına varmıştı. Gitsin diye, kaçsın diye, ceza alsın diye az uğraşmadı. Kiralıktı ya, Galatasaray geri getirmesin diye fallara totemlere yattılar. Hatta alınmasın diye Alper Potuk'u kakaladılar bir kaç günlüğüne, Yekta daha iyi diyen fosillerden geçilmedi foseptik çukurları. Büyük Galatasaray Taraftarı tuzaklara düşmedi. Florya'da yangın çıksa ilk kurtaracakları Melo'yu zor kullanarak aldırdı. Belki de Melo için çıkardılar yabancı kotasını. Belki Galatasaray uyutulur, Melo'dan vazgeçmesi sağlanırdı. Ama artık geçmiş olsundu. Hagi gittikten sonra rahatlayanlara, Melo gidene kadar huzur yoktu, 100. maçına çıktı,TFF nun kimyasını bozmuştu, suçu büyüktü. Galatasaray taraftarıyla müebbet cezaya çarpıldı. 300. maçını oynamadan tahliye olamayacaktı.

Büyük Galatasaray Taraftarı tribünlerde milyonlarca Galatasaraylı adına son sözünü söyledi.

Conk Bayırında Mustafa Kemal ne ise, Arena'da  Felipe Melo oydu.

1 Şub 2014

Hoş Geldiğinde Yazmıştım, Adios Amigos

Merak etmesin bu yazıyı okuyan Fenerbahçe'liler. Alay etmece yok. Gülme komşuna edebiyatı yapmak yok. Büyük rakı gibi, pesatayla yapılmış transfer gibi ucuz kahve esprisi kimse beklemesin benden. Bizi ilgilendirmez, isterlerse Ramses'i getirsinler. Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma. Ama onlar bize yapmıştı cinsinden şımarık çocuk tribini hiç sevmem.




En başta Almanlara geçirip, kuyruk acımızı hafiflettiğin için teşekkürlerimi sunarım Aragones Baba. Rus maçındaki somut oyuna katkını tebrik ederim. Raul'u almaman gerekçesi büyük bir hoca olduğunun ispatıdır. Son Final maçını harika yönettin. Kupa ananın ak sütü gibi helal olsun. Hepimiz senden yanaydık. Bizde sevgi özgür, saygı mecburidir. Saygımız, heleki büyüğümüz olduğundan mecburdur. Sevgimizde geçici olarak bonus kalsın. Geldiğinde geri verirsin.

Aman sağlığına dikkat et. Konya, Kayseri, Sivas, Ankara maçlarını kışa getirmezsen yırttın. -20 derecede, ayazda üşütürsün boğazlı kazağını getirmeyi unutma. Kalli'ye danış istersen, ikide bir hastalanıyordu bizim fosil. Gerçi Kalli senden daha diri görünüyordu, domuz gibiydi. Sen daha yaşlı görünüyorsun üstad, kusura bakma. İyi zaman denk geliyorsun. Fener medyası maymun olmuş durumda, kimse kılına dokunamaz. Aziz abinden başkasını ipleme. Maraton tarafına fazla yaklaşma, orada kendi futbolcusuna Dünya'nın en çok küfür eden taraftarı oturur.

Ne işin var be usta, bir ayağın çukurda, Avrupa Şampiyonu olmuşsun. Parayı, daha fazla şöhreti ne yapacaksın. Torun torba yokmu sende. Stres, küfür, yalan, üçkağıt dolu ligimizde ecelinden önce gidecen. Biz işte böyleyiz, zurnanın zırt dediği yerden çıkarız. Kusurumuza bakma, hoşgeşdin ligimize, yanlız ve güzel ülkemize

26 Oca 2014

Domalarize Olduk; Gaziantep 0-0 Galatasaray

Kartvizitinde Türkiye Futbol CEO'su yazan adamın motor sanat terk olduğunu düşünürsek, biz boşuna maç seyrediyoruz, maçı yazıyoruz, takımımız yenildiğinde kahroluyoruz. Git Mazhar Osman'a, Galatasaraylı bir deliyi getir, şu 11 le maça başlamaz. Bereket tweetler saat, tarih tutuyor da yenildiğimiz maçtan sonra konuşuyorsun diyen çıkmaz. Bir şebeke var, Global Kraliyet Ailesi, futbolu çalıyorlar. Helal saydıkları bana göre en az İçişleri Bakanının oğlunun çaldığı kadar haram olan, kazandıkları paraları, ayakkabı kutusuna koymaya gerek görmeyen bu adamlara deli demek, aptal demek, kendimize götle güldürmek olur. Futbol diye bize gösterilen, minareyi koymak için diktikleri çuvaldan başka bir şey değil.

Dünyanın en akıllı insanları, her biri birer Al Capone. Oynanan hazırlık maçlarını, yeni katılan futbolculara not vermek için seyrettim. İlk topla buluştuğunda yazdım, daha önce ismini bile bilmiyordum, bu Salih'i kim almışsa, Amrabat'ı alan nasıl hırsızsa, o da hırsızdır. Aslında buna başka ad bulmak lazım, aleni çalıyorlar, taraftarın aklını imtihan ediyorlar. Hazırlık maçlarının en iyi oyuncusu, yeni gelenlerden Umut Gündoğan'dı Mancini benden daha fazla biliyor ya, Salih'in daha iyi olduğuna karar verdi. Böyle olmadığına eminim, bana ne ben indereceğim yuroya bakarım der Mancini. Salih'i nerden tanısın? da aldırsın. Para saydık, Süleyman Hurma'ya bir kere daha domaldık, bunu oynat demişlerse oynatır. Umurunda mi Galatasaray taraftarının sağlığı.

10 yabancı hakkı var, sen oynatacak 6 adam bulamıyorsun. 2 yabancı daha aldın, neredeyse Bruma sakatlandı diye bayram ediyorsun.  Her futbolcu fuarına katılıp,insan satıcılarının tezgahına düşmüş futbolcular için, tuzluğu alıp koşuyorsun. Şimdi sen Amrabat ol, maça çık. Bruma, arkadan Aydın sakatlanmasa, kendini yok bildiğin yerde, takımı kurtar diye seni oyuna sokuyorlar. Kendi kaleme gol atmazsam şerefsizim. Gene delikanlı adammış, mevcut eşşekspor futbolunu oynadı. Bas bas bağırıyor, ben bileziğim, geçirildim. Kimin yerine giriyor peki?

10 dakikadan fazla oynaması cinayet sebebi olan Umut Bulut'un yerine. Verem çıkıp, kolera girince hastada patolojik olarak artı eksi bir değişiklik olmaz. Değişiklik bekleyen de olmamıştır zaten. Ya Sabri'ye ne demeli. Galatasaray Taraftarın kanser hücresi, bir de baktık kimin aklına gelmişse, sahaya önde çıkmadı. İçime sindiremiyordum, Sneijder'in, Drogba'nın Sabri'nin peşinden sahaya çıkmasını, bari bu hizmeti yapmışlar. 10 senelik çakma sağ bekin başına gelenlere bakın. Diyarbakır, Mamak hapishanesindeki işkencelerden beter. Para verildiği için, benden başka taraftarın da dikkatini çekene kadar mecbur oynayacak Salih sıraya yazılmış. Yolda görsek tanımayız, ama eşşek yükü para sayıldı, eşşek değil ya Hayroviç'de oynar. Ayı Eboue var, yere düşmediği bir kaç dakika oynatılacak. Bruma iyileşmeyecek mi?, Aydın'a artık kimse küfür etmez, rahatlamıştır bu talihsiz sakatlıktan sonra Sabri'den daha çok forma giyecektir. Herkes unuttu, bir ben unutmadım Hamit geldiğinde ancak sağ koridorun çimlerini sular.  İbrahim genç var, yeni gelen bana göre formaya en yakın, muhtemelen yakında Selçuk'u kesecek(tabi şebeke engellemez ise) Umut Gündoğan var. Ve Sabri bu takımda forma şansı buluyor. Nerede? sol açıkta. 3-5-2 yi topla desen toplayacak kadar bile beyni olmayan, yarı felçli Sabri inanılır gibi değil, 5 in en solundaki adam. Top oynamasını geçtik, orta sahadan taç atacak, Muslera ile arasına adam girdi de kaleciye atamadı. Bu kadar dezavantajın hiç biri yokken oynayamayan Sabri, başı bu kadar beladayken, hem de sol bekte nasıl oynayacak? Mancini çok biliyor, bekleyelim, takımı daha yeni yeni tanıyor.

Melo libero başladı. ilk 25 dakika en gerideydi, Muslera'ya top gelmedi. Bu süre içinde kendisinden sonra en iyi oynayan oyuncu Emre Çolak'tı. Uyuyan arıya çöp sokuldu kenardan. Taktik duyulmasın diye içeri mektupla ne yapacakları bildiriliyor. Melo ön liberoya, Hakan Balta arka liberoya geçti, bu dakikadan ilk yarı bitimine kadar, en iyi 2. adam Muslera oldu. Melo kaleye geçse, ilk yarı en az 5 kere %100 lük gol pozisyonu bulurdu Gaziantep. Ama Melo bu topların tamamını kurtarırdı. Artık acımaya başladım Melo'ya. Bu takım Pitbulla çok küçük geliyor.

Eboue'yi ilk 11 oynatanlar, sebep olanlar Galatasaray'a en büyük ihaneti yapıyor demektir. Takımda aklı ile oynayan, sol bek olan Riera'yı oynatmayıp kovuyorlar. İnsanın aklı almıyor, kontrat yapılmış, adam oynarsa zararımızaymış. Hırsızlığın beyanı. Galatasaray Divan-ı Prostatına ihbar ediyorum. Futbolcu oynasın diye değil, oynamasın diye para veriliyor. Lokal bir kahpelik var, kendi kendimizi dolandırıyoruz. Dünyanın en güzel kontratını yapmış Riera, gözümde bir kat daha büyüdü. Oynarsam kontratımı uzatırsınız. Oynayınca da para kazanıyor ya, oynarsa kimseyi alamayacaklar ya, alamayınca çalamayacaklar ya. Kovun gitsin, Hammer gelsin.

Sneijder kötü oynadı. Sıfır kabahat yüklüyorum. Adamın futbol kariyeri tehlikeye girdi. Robben'le, Van Pöri'yle duvar pası yaparken, duvarla pas alışverişi denedi. Umut'un ayağında demir var, top geldiğinde 10 metre geri gidiyor, estetik hak getire, beyin bok getire. Ulan hayatının fırsatı geçmiş, Burak kenarda değil, mecbur oynatıldın, öl lan öl. Ölmüyorsan siktir git, seni kim getirdiyse eteklerine kapan. Sana söz veriyorum, Şu Amrabat'la Ayı Eboue'den kurtulayım, senle uğraşacağım. Aklın varsa sakatım de, formsuzum de, Engin Baytar gibi kaytar oynama. Azrailin olacağım.

Melo istisna, Samih ve çok dikkatli bir maç çıkaran Muslera hariç, duvar futbolculara küsmüş Sneijder'i de ayırırsam, takımın tamamı Aydos Çöplüğü. Etrafında ateş yakmayın, metan gazı şehri havaya uçurur. Bu akşam maçtan önce Hikmet Karaman'ın dili sürçtü de ağzından ilk defa doğru bir tespit çıktı. Futbol literatürüne geçen bir laftı. Artık ben çok kullanırım. DOMALARİZE olduk.

Geçmiş olsun, artık Cas'a mı koşarız, asimetrik paralelden medet mi umarız bilmem.  Her yer Şike her yer şebeke. Sütten çıkmış ak kaşıkız ya, üstümüze alınmıyoruz. Aziz ne ise Bülent Tulun nitelik olarak o dur.  Aziz başka takımların hakkını, Tulun bizim hakkımızı çalıyor.Daha fazla söyletmeyin beni.

Son sözüm şudur
, Galatasaray metabolizmasının tarihi, Galatasaraya yakışmayan futbolcuları kusma tarihidir. 1. dalga kusmuk için,  Umut, Sabri, Emre, Eboue, Hakan Balta, Yekta, Amrabat, Dany sıkı tutunun kuburun dışına düşmeyin. İşaret parmağımızı gırtlağımıza soktuk.

Tabeladan bağımsız yazılmıştır. Yaşasın Büyük Galatasaray ve onun şanlı taraftarı.