21 Eki 2011

Hakem Galip; Antalyaspor 0- Galatasaray 0


MAÇKOSKOP
KADRO:
Muslera
6
Sabri
5
Gökhan
5
Ufo
7
Hakan
4.5
Selçuk
1
Melo
5.5
Abaue
-4
Aydın
-2
Baros-Riera toplamı
0
Elmander
2

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
-Emekli Baros’un çıkıp, kolpaçino Riera’nın oyuna dahil olduğu 2. Yarı. Zaten kötü giden maçtaki hücum gücünü potansiyel olarak daha da düşürülmesine neden oldu.

VARİL:
Abaue; Böyle giderse varil rekorunu kıracak gibi. Gibisi fazla, en az 10 kilo fazlası var, o cüsseyle dokunduklarında kendisini yere bırakıyor. Galatasaray futbolcusu değil.

GLADYATÖR:
-Ufo; Popescu’dan varyeteler izledik. Sezonun en kötü maçında bile kendisinin ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu bir kere daha gösterdi. Tek başına oynasa bile sonuç değişmezdi. Bütün Antalya forveti üstüne gelse baş edecek görüntüsü vardı.

BOROZANCI:
-Yunus Yıldırım; Hakemler hakkında hiçbir şey yazmam genelde. Seyrettiğim en aşağılık hakem performansı gösterdi. Saymadım ama faul rekoru kırıldı her halde. Maçın kötü olmasının 2 numaralı sorumlusuydu. 1. Numaralı elbette Mehmet Özdilek’ti. Yan hakemi Melo'nun tek pozisyonunda ofsaytı tespit edemedi, iyi ki gol olmamış. Hadi onu görmedi, Deniz Riera'ya ince bir tekme atıp feryat figan yere düşüyor. Elini ağzına kapatarak Riera'ya sarı kart aldırıyor. Ne göz varmış?

BİR SORU – BİR CEVAP:
Şu ana kadar, ligin  en kötü takımı ve en kötü hocası kim?
Tartışmasız ligin en kötü takımı Antalyaspor ve ligin en kötü hocası Ziya Doğan dahil, Mehmet Özdilek’tir. Alsın 1 puanı başına çalsın. Ligte kalmasına umarım yetmez.
-
İMPARATOR:
Geçen hafta iyi oynayan takımı sakatlıklar dışında değiştirmedi. Baros için serden, ve yardan geçemedi. Oynatmasa Baros’a, oynatsa kendisine yazık. Ligin en kötü takımına karşı oynadığının farkında değildi.  
-
ORDAKİLER:
Orda kimse vardı da ben mi görmedim. Antalya stadı iğrençti, şimdi nisbeten stada benzer bir mezbelelikte bile tribünler boştu. Antalya otellerindeki çalışanlar bile gelse dolması lazımdı. Galatasaraylıların sesini duyurtacak en ufak bir pozisyon yoktu.  
-
ANALİZ:
Maç şehitlerimize saygı, hürmet ve minnetle başladı. Ve öylece de bitti. Belki de iki takım anlaşmış, millet kan ağlarken biz gol atıp, sevinecek miyiz? Diye de düşünmüş olabilirler. Özellikle Selçuk İnan’ı ben çok üzgün gördüm. Televizyon yüzünü gösterdiğinde sanki şehitlerden biri yakımıymış görüntüsü veriyordu. Ben kötü ve isteksiz futbolu ülkedeki vahim, yürekleri dağlayan olaylara bağlıyorum. Gol atsak bile ben sevinmeyecektim.

Hadi bir an için ben yanlış düşünüyorum varsayalım ve maç için gördüklerimizi yazalım. Geçen sene maç seyretmemiş olsaydım, Galatasaray’ın bu kadar kötü oynadığını görmedim diyebilirdim. Hakkını yemeyeceğim takımın, kötü oynamasının sebebi hakem ve Antalyaspor’du. Şu lanet olası 1 puanı alabilmek için futbolu kurşuna dizer bu Mehmet denen hoca. Onun içindir ki, kendisinden çok daha kötü futbolcu olan Ertuğrul haca olur, kendisinin yöneteceği en büyük takım da ancak Antalya olur.

Takımın banko oyuncuları 1-2 maçlık hafif sakatlık geçirdiğinde ben ironik olarak memnun olurum. Yerlerine oynayanlar için bulunmaz şanstır böyle durumlar. Abaue için çok erken yorumumu vermiştim, acaba mı? Diye bu maçta bir medet bekledim. Bu kadar kötü bir takıma karşı bu oyunu oynayan adamım benim takımımda yeri yok. Abbas olarak kadroyu işgal eder bu maçtan sonra. Ben erken bıraktım, yok hükmündedir. Diğer medet beklenen yaratık Aydın Yılmaz’a ne demeli. Bir son dakika gölü bir futbolcuyu bu kadar mı taşır? Her halde 10 hoca bugün yarın diye kafayı yedi Aydın için. Baros’un geçen hafta takımı ipten alması ve Riera’nın bomba transfer olarak hayatını idame ettirmesiyle bir piyango çıktı kendisine. Kazım’ın yerine bir olası patlama maçında daha ilk 11 deydi. Cillop gibi rakip karşısında. Ligin en kötü bekleri Deniz, Mehmet Eren, Ali’ye karşı hiçbir üstünlük sağlayamadı. Üstelik iyiye doğru ivme kazanmış Sabri’nin önünde, iyi bir zeminde, kötü ve zayıf takıma karşı bile bu kadar oynayabilerek benim gibi olumsuz gamlı baykuş fakat kendisinden umudu hala kesmemiş taraftarı pes ettirdi. Güle güle Aydın Yılmaz, o attığın golü canlı seyretme bahtiyarlığına ulaşan bendeniz umarım bir kez daha seni seyretme bahtsızlığına uğramam.

Milan Baros’a artık Semih şentürk diyebilir ve aynı muameleyi gösterebiliriz. Sonradan oyuna girecek o da maç sıkışmışsa. Elmander’in kötü oynamasının sebebiydi belki de. Çok uyumsuz bir forvet hattımız vardı. Bir çok kere atılan tahmini paslar çok acemice görüntülere yol açtı. Sonradan oyuna girenler de hiçbir katkıda bulunamadılar. Sercan için ben çok umutluydum, çok şeyler bekliyordum. 2 sene önce seyretmemiş olsam basardım fırçayı. Aynı şeyi kendisi içinde yazayım. Bu kadar kötü futbolcuları normalde maymuna çevirmesi lazımdı. Sercan Sercan olsa Ali’ler futbolcu mu sayılırdı bu gece?

Ligin en büyük hocasıyla en kötü hocasının maçıydı. Fatih Terim, kendisine hücum etmeyen, etmeyecek olan bir takıma Muslera yerine diğer iki kalecimizden biri olsaydı yenilmiş olacaktı. Maçın başında cümbür cemaat çullanmasını beklerdim. Maçın 20-25. Dakikalarında kötü oyunun süreceğini hissettiğimde bir gol yememizi çok istedim. Ben hoca olsam böyle kötü takımlara karşı ilk yarım saatte üstünlük sağlayamamışsam kendi kaleme gol atarım. Takım gol yemeden dirilmeyecekti, gol yemediği için de dirilemedi.

Maçın Galatasaraylı için tek olumlu durumu, tek bir pozisyon vermemesiydi. Hal böyle olunca savunma kurgusu kesin olarak bozulmayacak dolayısıyla Servet bir maç daha garanti oynamayacaktı. Servet nefretinin Gökhan Zan’ı bana sevdireceğini biri söyleseydi kavga ederdim. Aman kardeşim sakatlanayım, kırmızı kart alayım da biraz Servet oynasın deme sakın. Böyle iyiyiz, keyfimiz zaten yoktu, ne kadar kötü oynarsanız oynayabilirdiniz, daha fazla keyif kaçıracak haliniz yok ya.

Bu maç sayılmaz, kayıt dışı. Alınan tek puanı da ben yazmıyorum. Mazeretimiz vardı, yaslıydık.

16 Eki 2011

Vamos Bien(iyi Gidiyoruz) Galatasaray 2- Bursaspor 1

MAÇKOSKOP
KADRO:
Muslera
6
Sabri
8
Gökhan
6.5
Ufo
6.5
Hakan
6.5
Selçuk
6
Melo
7
Engin
6.5
Abaue
-3
Elmander
7
Riera
-4

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
-Sercan’ın yerde sakat oyuncumuz varken topu bilerek taca atmayıp, gelişi güzel abanmasıyla kornere giden topun, Bursaspor’un ilk ve tek tehlikesi olarak kalemize gol olarak girmesi.

VARİL:
-Riera; İddia ediyorum Aydın Yılmaz’dan çok kötü futbolcu. Yabancı hakkını gereksiz işgal ediyor. Bu kadar iyi takımda bu kadar kötü oynadığına göre geçen sene gelseydi, şimdiye kadar odunla döver gönderirdik.

GLADYATÖR:
-Sabri; Sezona çok kötü giren Tommiks, eleştirilen iki Ulusal maç sonrasında bu maç için beklenmiyordu. Sezonun en iyi futbolunu oynadı, Bursaspor sol tarafını mükemmel kapadığı gibi, attığı şut kıl payı gol olmadı. Ne var ki Galatasaray’ın 2. Golünde muhteşem bir ince saz çalışı, kem söz söylemek için fırsat kollayanları epeyce bir maç sayısı süresince püskürttü.

BOROZANCI:
-Hüseyin Göçek; Kendisinin çok kötü yönetimine karşı muhteşem geçen ilk yarı batmış olacak ki, ikinci yarıyı daha kötü yönetti. Penaltıyı vermediği için söylemiyorum, iki net Galatasaray atağında avantajı keserek, bu sene hakemler için ilk defa kötü şeyler yazmama sebep oldu. Sarı kart vermek için futbolcuları kolladı. Ufo’nun eline çarpan top da bana göre penaltıydı.

BİR SORU – BİR CEVAP:
-Sarı Forma?
Çok güzel görünüyordu, özellikle gece maçında taraftar, kırmızı yerine sarı formalarla olsa muhteşem görüntü oluşur.

İMPARATOR:
Grande yavaş yavaş form tutmaya başladı. Galip olan takımı değiştirmeyerek ödüllendirmeye devam etti. Gittikçe üstüne koyacak takım, öyle görünüyor.
-
ORDAKİLER:
Taraftar Arena’nın tamamını dolduramadı bu maçta da. 35.000 kişi vardı ve bu sayı 2 Ali Sami Yen taraftarı demekti. Takıma çok büyük destek verdiler, 2. Golü neredeyse kendileri attılar.  
-
ANALİZ:
Maç sıra dışı dostane başladı. Bir moda defilesine çıkar gibi çıktı takım. Sarı formasıyla, Turgay Şeren’i yad ederek. Sabri görme özürlü vatandaşla sahaya çıktı, maçın başı ciddi bir maçtan çok sanki bir jübile maçı gibiydi. Maç konsantrasyonu bozulmadığı sürece sorun yok, spor dostluk, birlik, dayanışmadır zaten.

Hoca artık takımı ezberletecek gibi görünüyor. Her maça aynı takımla çıkması, çıkan takımın bir birini ezberlemesi her maç güzel futbolun üzerine koyacak. Savunma pozisyon vermedi, kolay kolay da vermez. Taraftarın Servet nefreti, eğriyi doğru yaptı, yerine oynayan Gökhan Zan Servet sakatken banko birkaç maç oynayarak güven tazeledi. Servet antipatisini Gökhan sevgisine dönüştürdü. Maçın başında bariz hata yapmasına rağmen çabuk toparlandı, ve fedakarca kaleyi savundu. Ufo’yla birlikte son senelerde görmediğimiz tandem oluşturdular. Sabri hariç savunma sezon başından beri çok iyiydi, bugün Sabri’de aralarına katıldı ve Abooo çuvalına formayı kaptırmadan 4 lü savunmayı oluşturdular.

Muslera, takıma ve taraftara güven veriyor, eskiden Simoviç zamanı kalemize top gelse de simo’nun uçuşunu seyretsek derdik. Şimdi ben için için kaleye top gelmesini istiyorum. Bir anlık Melo gafletiyle top Bursaspor’lunun kafasına çarpan topu bile nerdeyse kurtaracaktı. Olsun her maç gol yese bile önemli değil, yalnız bu maçta topu oyuna sokuşları iyi değildi. Belki sahanın bozuk zemininde böyle karar aldılar, sorun yok.

İlk yarı Galatasaray son yılların en büyük futbolunu oynadı. Muhteşem paslaşmalar ve muhteşem bir gol vardı. Bu sene gollerin çoğu fantastik olacak, takımın takım olduğunu anlamak için gol sevincine bakacaksın. Gol sevinci, golün kimin attığını bile belli etmiyorsa korkma, takım oldun demektir. Kulübe dahil bütün herkes taraftar gibi seviniyor.

Fatih Terim 2000 li yıllardaki gibi hepimizin ezbere sayacağı bir takım peşinde. 3 maç aynı takımla oynadı, sakatlık ve cezalar olmaz ise devam edecek gibi. Yalnız Baros’a da yazık oluyor sanki. Büyük takımın büyük hocasıysa bir formül bulacak, takımın en iyi futbolcularını sahaya sürecek. Ne var ki ileri uçta biri olacaksa ilk adam Elmander olmalı. Elmander kötü gol atma özürlü bir futbolcu, sanki dandik bir gol atarsa saymayacaklarmış gibi bir görüntü veriyor. Ve Hakan Şükür gibi ilerde basıp, topla çıkılmasını engelliyor.

Pitbull, dosta güven düşmana korku saçmaya devam ediyor. Tam bir Galatasaray futbolcusu, seyretmeye doyamıyorum. Hakemler yolunu kesmezse, top rakipteyken Çin setti, bizde iken Fatih’in fedaisi. Özel seyircisi oluştu, taraftarın sevgilisi. Düşünüyorum da 4 ay önce Melo’nun yerine biz Mustafa Sarp’ı seyrediyorduk. Yani lafın gelişi hepimiz küfür ediyorduk. Bizim sinir hastalığımız geçti, orta sahasına bahar geldi takımımızın. Engin Baytar kendisini benim gibi tanımamışlar için piyango bir futbolcu. Hırvatistan Milli maçında orta sahada banko oynar. Ancak sakat gibi sanki. Kasığını tuttuğuna göre devamlılığı olmayacak. Hiçbir maçı tamamlayamaz ama oynadığı süre içinde son sağlıklı nefesi bitene kadar koşacak.   

Abooo, ve Riera’yı ben hiç tutmadım. Bu kadar iyi takımda böyle oynadıklarına bakılırsa, insan Culio’ya, Stancu’ya acıyor. Stancu’yu bilmem ama kesin Culio bundan daha iyi oynardı şimdi. Ama işte içten içe Hagi nefreti vardır Terim’in, onun futbolcusunun iyi olmasını istemez.

İkinci gol gecikti, aynı zamanda Bursa gölü ben geliyorum diye bağırıyordu. Hakem kötü niyetli olsa Ufo’nun eline çarpan topa penaltı çalardı. Kötü niyetli olmadığını anladık ama kötü bir gece geçirdi. Bizim penaltıyı çalamadı, çok düdük çaldı, sarı kart vermek için sanki pozisyonları kolladı. Terim ikinciyi atmak için çok geç kaldı. Bursa 1-0 yenikken bile acelesi yoktu. Onlar da biliyordu ki beraberlik golünü ne kadar geç atarlarsa o kadar iyiydi. Duran toptan gol yemek bizim için çok kötü, üstelik topa en yakın adam da Melo olunca insan daha çok üzülüyor.

Maçın adamı Sabri’ydi, kötü başlayan sezona umarım nokta koymuştur. Sağ bekte yeri iyi, orta sahada macera aratılmasına gerek yok. Yorulmak bilmeyen enerjisini gol varyasyonunu başlatarak süsledi. Bu takım eğer tesadüfen olmaz sa berabere bile kalmaması lazım. Hatta Arena’da berabere kalmak için intihar etmesi lazım, iyi gidiyoruz.  

14 Eki 2011

Haydi Körfez Haydi

Galatasaray'ı saymazsam, en çok canlı maçını izlediğim 2 takım vardır. Biri Steaua Bukarest, diğeri Kocaelispor'dur. Hereke doğumlu olduğumdan, hayal mayal hatırladığım ilk resmi takım Hereke Yıldızspor'du. Hey gidi yıllar hey be. Anlı şanlı takımım Kocaelispor kaybolmuş ta haberim yokmuş. Futbolu takip etmediğimden kaçırmışım, hangi ligte oynadığını bilmediğim Körfez, henüz gol atamayıp, berabere bile kalamadığı katagorideki son maçında İzmit'te 9 tane yemiş.

Köylü Yusuf'lu, Raşit'li, İbriç'li, Eşşek Saffet'li, Baturman'lı, Zeki'li, Soner'li, Güvenç Kurtar'lı, Turgay'lı....adını saymakla bitiremeyeceğim o büyük takım nerdesiniz. Kaç İzmit'li vardı bilmem ama ben vardım, Bükreş'te, kupa galipleri maçınızda tribünde amigo İbo'yla beraberdim. Ne maçlar seyrettim İzmit'te, ne kavgalar ettim. Ne sopalar yedik sevgili çingenelerinden, İsmetpaşa'dan E5 e kovalandık. Ama olsun du, bir sonraki maç yine ordaydık, yine dövselerdi bizi de ben bu haberleri duymamış olsaydım.

Ben çok bağırdım yemyeşil, simsiyah diye. Bizim maç hariç tabi ki, başka kimle oynarlarsa oynasınlar tribün desteğimi verdim. Helal olsun da, hadi ben misafirim ev sahipleri nerdeler. Nerde Japonkale, nerde Kandıralı, nerdeler Köseköylüler, Bahçecikliler, Tüpraş'lılar, Petkim'liler. Sizin de mi haberiniz yok.

Yıllar önce asıl maç başlamadan PAF takımlar maçı oynanırdı. Kocaelispor PAF takımında sarışın bir sağ açık vardı. Onu seyredip de esas maçı seyretmediğim çok maça gitmişliğim vardı. Metin Tekin'den bahsediyorum, sen nerdesin be kardeşim? Televizyonlarda hokkabazlık yapacağına koşsana İsmetpaşa'ya, atsana bir omuz. Ulan çık kendin oyna, hepinizin eşşek yükü parası var, nasıl seyredebiliyorsunuz bu kepazeliği?

Sefa Sirmen; Takım Süper Ligte her zamanki gibi kafaya oynasa bir yerlerden hortlarsın değil mi? Saklan, araziye uy, senin hiç suçun yoktur bu rezalette. Ben anlamıyorum, koskoca bir büyük Şehrin, Türkiye'nin en büyük sanayilerinin olduğu bölgenin, futbolu en iyi bilenlerin yaşadığı bir şehir takımı bu hale nasıl gelir? İstesen olmaz, Kocaelispor'un forması oynasa en kötü Bank Asya liginde şampiyonluğa oynaması lazım. İldeki fabrika takımlarından bir karma çıkarsalar, başta saydığım eski futbolcuların çocuklarını oynatsalar, o büyük Körfez taraftarıyla yine Şampiyon olurlar.

Haydi delikanlı İzmitliler, görev sizin. Kim bu belayı sardıysa başınıza bulun teşhir edin, İstasyondan son çınçına kadar kovalayın. Hoş demiryolunu da değiştirdiler ortada çınçın falanda kalmadı ya neyse. Lafım zaten İzmitlilere, onlar ne dediğimi anlarlar, yakalayın, çıkarın Keltepe'ye, hoş orayı da Kartepe yapmışlar ya neyse İzmitliler bilir, eşşek sudan gelinceye kadar dövün. Sonra yeniden kükreyin, debelenin, cebelleşin, Seka'da kağıt çalın, tribünden kağıt atmanın kralı sizsiniz bilirim, bir büyük maça çıkın, beni de çağırın.

Haydi Körfez, sizi böyle görmek içimi yakıyor, dirilin. Kocaelispor'u çoluk çocuğun maskarası olmaktan kurtarın. En kısa zamanda Galatasaray'la oynayın, ve bizi Derince'ye kadar dövün. Ben kendi payıma razıyım.        

8 Eki 2011

İtin Biri Yazıyor; Türkiye 1- Almanya 3

Yazmaya maçtan 1 saat önce başladım, kadroyu görünce. Sağ bekte, en çok sakat haberi yazılan, fakat en çok oynayan Prens Gökhan. İstediği zaman takımda yeri banko. O oynayacak olduğu için de bu sezon Galatasaray'daki en kötü sezonunu geçirmekte olan Sabri orta sahada. A bir baktık, unutulmaya yüz tutmuş devşirme Erollo ilk 11 de. Hiç oynamamış, muhtemelen de oynamayacak olan Servet banko. Bu kadar torpilli adam olunca haliyle Hamit'e yer lazım, atamazsın. Koy Tay Burak'ın yanına, Ve Türk Ulusal takımı Almanya maçına çıkıyor. Ben de dayanamıyor yazıyorum.

Feldkamp, Cevat Hoca, Skibbe, Bülent Korkmaz, Reykart, Hagi, Bülent Ünder. Bu saydığım hocaların tamamı, kovuldukları son maça banko Servet'le çıkmışlar. Oynadığı 4 sezon boyunca sadece Galatasaray'da 7 hoca kovdurmuş kazma, kader maçında yine sahada. Hiddink elbet Türk Devleti'ne hıyanet içinde değil, ne var ki oynattığı futbolculara Almanya maçını kazandırmak yerine kendi mezarını kazdımayı tercih etmiştir. Beli dönmeyen, her pozisyonda ayakta kalarak hedefi küçültemeyen, pas veremeyen, kafa vuramayan, şut çekemeyen bir stoperle biletini ayırtmıştır. Geçmiş olsun. Bu konularda çok yazdık, bir bok bilmiyoruz demek ki. Benim anlatmak istediğim başka şeyler var.

Biri bizi ite benzetmiş. Ben Sabri'ye it gibi koşuyor deldim ya, aklı sıra Sabri'yi kollamış it sensin demiş. Doğrudur, alınmadım, ben it olmasına olurum. Ama hangi it? Bizim memleketimizin sevgili Kangal'ı sayarım kendimi. Caddebostan'da tikilerin gezdirdiği fino değil. Kurtlarla, ayılarla boğuşan sevgili çoban köpeklerimiz gibi. Dalarız kendimizden daha kuvvetlilere, mertliktendir bunca savaş. Boynumuzda toht olduğundan değil. Köyde yaşamamışlar bilmez, kangalların boynuna demir çivili tasma takarlar, ayılar boğamasın diye. Kangal boynunda toht olduğunu bile bilmez, olmasa da dalar zaten. Şehir köpekleri gibi mama yemezler, pet dükkanlarından alınan sahte kemikleri yalamazlar, veterinerde aşı olmazlar, yavuz itlerdir, yaraları eksik olmaz, hayvan severlerin verdiği artıkla beslenmezler. Yal yerler, sütün içine ufalanan ekmeği, harbi eti.

Ha bu sene bir it türüne daha evrim geçirdim ben. Pitbull oldum, hırlamaya, ısırmaya başladım. Yakında havlamaya geçeceğim. Geçmeden bir iki kelam daha edeyim. Kuran ''asla namaz kılma'' der. Hadi ya diyen, açsın bir meal okusun. Tevbe suresi 108. ayet. 107 yi ve 109 u okumazsan aynen böyle der gök tanrı. Adam üşenmemiş benim Sabri için yazdıklarımın listesini yayınlamış. Çelişkilerle doluymuş, bir söylediğim bir söylediğimi tutmazmış. Yazmak başka bir şey, her kes yazamaz, ama her kes konuşur, okur. Bari oku be kardeşim. Sabri'yi sen benden fazla mı seversin? Sabri kötü futbolcudur, ama var olduğu sürece Galatasaray'da oynayacaktır o kadar. hakkında yüzlerce yazı yazsam da çıkan meal budur. Servet futbolcu bile değildir, isterse oynadığı takım her sene şampiyon olsun. Yazdığımdan anlaşılması gereken budur.

Ali-Ercan, Muzaffer, Özer, Alpaslan- Ziya, Sanlı, Kamuran-Metin Kurt, Cemil, Ender. Bu kadro 40 sene önce Dünya Şampiyonu olacak olan Almanya karşısına çıkan, Büyük Türk Milli Takımıdır. 3-0 yenilmiştir, asla unutulmamıştır.

Volkan-Gökhan, Servet, Egemen, Balta- Erollo, Selçuk, Sabri-Hamit, Burak, Arda. Bu kadro da 40 sene sonra Almanya karşısına çıkan, 3-1 yenilen Büyük Türkiye'nin, 3 sene sonra kimsenin hatırlamayacağı küçücük Ulus takımıdır.

Biz it olmaya razıyız da, maymun olmaya itirazımızın, isyanımızın, baş kaldırımızın sebebi dünkü maçtır.

  Kaydedildi

6 Eki 2011

Arda Turan Gerçeği


Galatasaray'da oynamayan futbolcular umurumda bile değildir aslında. Arda Turan'da olmayacaktı, misal Mehmet Topal'la en ufak bir ilgim alakam olmadığı gibi. Atletico Madrid'in maçlarıyla, Çemişgezekspor'un maçı kadar bile ilgilenmiyorum. Bir zamanlar Galatasaray'da oynadı diye, hiç bir futbolcunun bizden başka oynadığı takıma sempatim olamaz. Ben Atletico Madrid'i zaten severdim, Arda var diye de bu sevgimde artış olmaz.

Arda ile de ilgimi alakamı, gittiği gün kesmiştim. Kendisine zerre kadar sevgi duymuyorum, gidişi de ahlaklıca olmadığından, bir gün olası Galatasaray'da tekrar oynayacağı maça kadar cehennemin dibine kadar gidebilir. Bir gün döner de, ben oynadığı maça denk gelebilirsem, o güne değin hakkında ne bir yazı yazacak, ne bir yorum yapacaktım. ''Ben Galatasaray'a şu kadar para kazandırıp gittim, taraftar kıymetimi bilemedi'' demeseydi eğer. E bizde evvel allah tecrübeli, akil  bir Galatasaray taraftarı olduğumuza göre bir kaç kelam etmek büyük Galatasaray taraftarına boynumuzun bir borcudur.  

Kimse kimseyi kandırmasın. Bu arkadaşımız da  sağlıklı yaşam için spor yapanlardan değildir. Ülkemi, eski takımımı temsil ediyorum klişe hamasi lafları en kafatasçı Galatasaraylı için bile bir şey ifade etmez. Kaldı ki Galatasaray'a para kazandırdığı falan yoktur. Külliyen yalandır. Paramız yok diye, bizi hesap bilmez sanmasına, enayi yerine koymasına da itirazımız vardır. Oynadığı 6 sezon boyunca aldığı paraların toplamı, mal olarak satışından toplanan hasılattan daha az değildir. Eğer ortada bir para lafı dolaşıyorsa, kendisinin Galatasaray'dan kazandığı paranın yanında, kendisinden Galatasaray'ın kazandığı para devede kulaktır. Kaldı ki biz Arda Turan'dan Galatasaray'a para kazandırmasını değil, kupa kazandırmasını isterdik.

Atletico Madrid, Arda Turan'ı, Barcelona'yla başa çıkmak için transfer etmemiştir. Onlar için sadece ucuza aldıklarını sandıkları bir metadır. Yarın 20 milyona başka bir takıma geçirirlerse karlı bir iş yapmış olurlar sadece. Biz bu işlerden anlamayız, zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış. Biz işin, daha doğrusu Arda'nın futbolunu konuşalım biraz.

Atletik Madrid, bizim Kayserispor gibi bir takımdır. Eğer Kayserispor kafaya oynayabilirse o sezon, forvetleri, golcüleri prim yaparlar, el üstünde tutulurlar, insan satıcılarının gözdesi olurlar. Mutlak daha iyi olduğu düşünülen bir başka takıma satılırlar. Alış veriş tamamlanmış olur. Yok eğer Kayserispor'un başarısı konjoktürelse,  sadece bir sezona kaimse,  forveti ilk kovulacak futbolcu olur. Arda Turan büyük bir futbolcudur elbette. Ne var ki Arda Turan'ın büyük futbolculuğu tamamen oynadığı takımın büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Eğer Arda büyük futbolculuğuna devam edecekse, bu ancak o takımın ülkenin en büyük takımı olması gerekir. Yani kısaca, Arda Turan Atletico Madrid'in futbolcusu değildir. Bala, kısmete Atletico, kendine Real'le Barca'nın arasında önünde bir yer bulursa Arda'yı Dünya'da tanımayan kalmaz. Aksine, olması gereken, orta sıralarda bir yerlerde tutunursa bu sene olmaz sa seneye kıçına teneke bağlarlar. Atletik Madrid'in kendisinden büyük takımlarla oynayacağı maçlarda Arda'ya top gelmez.

Nasıl ki Nihat, ilk senesinde göze battıysa, sonraki sene takımı dipte dolaştığı için silik bir sezon geçirmiştir. sonrasında da yitip gitmiş şimdilerde nerede olduğu bile bilinmemektedir. Hakan Şükür, gittiği takımlarda, bizde oynadığının yarısı kadar oynayamadı, oynayamazdı. Arda Turan'ın hiç bir Fener maçında iyi oynayamaması işte tam bu yüzdendi. Çünkü Arda Turan'lı sezonlarımızda Fenerbahçe'den daha iyi oynayamamıştık. Birazcık kafası çalışsaydı bu sene hiç bir yere kıpırdamazdı. Her oynadığı maça favori çıkan, bunu sadece kağıt üzerinde değil, sahada da göstereceği garanti bir Galatasaray'da tarihe geçerdi.

Üstelik, kendi beyanına göre, büyük futbolcuydu. Gidişiyle Galatasaray'ın gücünü düşürmüştü. Bence de böyle, gücümüzü zayıflatmış, Galatasaray futboluna zarar vermiştir. Galatasaray'a her zarar veren insan gibi benim nefretimi kazanmıştır. Şimdiye kadar şansı yaver gitmiştir, umarım devam eder de, oynadığı takımın dandik maçlarında, asist yapar gol atar. Oynayacağı maçların çoğunda beraberliğe el sıkışan bir takımın en etkili silahı Arda ise gök tanrı yardımcıları olsun.

Maça giden en etkisiz bir Galatasaraylı kadar bile delikanlı olamamıştır. Anıların bile güzel kalmasına izin vermemiştir. Kendisi için söyleyeceğim son sözlerim bunlardır.

2 Eki 2011

3000. Golü Atamadık; Ankaragücü 0- Galatasaray 3


MAÇKOSKOP
KADRO:
Muslera
6
Sabri
-3
Gökhan
1
Ufo
5
Hakan Balta
4.5
Melo
6.5
Selçuk
7
Engin
7
Kazım
8
Riera
-2
Elmander
4

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
-Galatasaray’ın 3.000. golünün hiç kimseye nasip olmaması. Klasik golcülerin dışında bekliyorduk, sevmediğimiz bir futbolcu atmasın istiyorduk. Rakip kendi kalesine  gol atarak bir çuval inciri berbat etti.

VARİL:
Sabri; Üst üste 2. Maçında da varil olma onurunu kimseye bırakmadı. En ufak bir ilerleme yok futbolunda, hatta bu sene takım iyi olunca kötü futbolculuğu iyot gibi açığa çıktı. Fiasulyeden oynuyor.

GLADYATÖR:
Kazım; Arkasına hocadan büyük destek var. Kendine bu yüzden çok daha fazla güveniyor. Biliyor ki kötü bile oynasa, mutlaka sahada olacak. Böylesi nazlı, sorunlu futbolcuların arkasında duracak hocaların, taraftarın olacak. Gittikçe çok daha iyi olur, lig sonunda 15 gole ulaşır. ı

BOROZANCI:
Fırat  Aydınus; Bugün resmen, dizi film yıldızı gibiydi. Kadranda en çok görünen elemndı. Televizyonun kendisini gösterdikçe şov yaptı. Penatı, penaltıydı az daha Kazım’ı atacaktı. İyi maç yönetti ama maçı erken bitirdi. 2 dakikadan fazla uzatma vardı. Ben bu sene hakemleri çok beğeniyorum. Fırat Hoca, zaten benim en iyi hakemimdir, her kararına saygım var.

BİR SORU – BİR CEVAP:
Servet takıma girer mi?
Girer, Gökhan Zan çok iyi oynadığından değil, Servet sakat olduğundan oynuyor. Servet de iyi olduğundan değil, yerinin anlaşılmaz bir şekilde garanti olduğundan ne yapar yapar sümkürmeye devam eder yakında.

İMPARATOR:
Lige ağırlığını koymaya başladı. Topla oynama oranını %60 a çıkardı. Takımın orta sahasını büyük takım orta sahası gibi oynattı. Oyunu çok iyi yönetti, çıkardığı aldığı adamlarda hem isabet hem de hakkaniyet vardı.

ORDAKİLER:
Ne günlerdi 19 Mayıs Stadındaki o büyük maçlar. En azından tüm kale arkasını doldururduk. Kısıtlı taraftar yoğun tezahürat yaptı. Ama hakkını verelim Gecekondu belki de son yılların en iyi taraftarıydı.

ANALİZ:
Aynen devam, geçen haftaki Eskişehirspor maçı sanki bitmemiş gibiydi. Antrenör amentüsüdür, galip takım değiştirilmez, Fatih Terim de değiştirmemiş, iyi oyun oynayan takımın, nispeten kolay geçecek maçta aynen devam etmesi çok doğru bir hamleydi. Muslera’nın cezasından sonra kaleye geçmesi, takıma güven verdi. Taraftar rahat maç seyretti. İlk tehlikeyi Muslera’nın atlatması lehimize oldu. Normalde en fazla 10 gol yiyerek sezonu tamamlaması lazım. Yerse de kendine aşırı güveninden, ya da defans hatalarından yer. Atılan şutlardan kolay kolay gol yemez.

 2 ay önce Ayhan ile Mustafa Sarp’ın oynadığı yerde şimdi Selçuk’la Melo’nun oynuyor olması takımın levelini kim bilir kaçla çarptırdı? Yıllarca yırtındık, orta sahada mahkum oynuyorsan, futbolcuların daha çok top kapma mücadelesi veriyorsa büyük takım olmanın imkanı yok. Melo hem sert hem teknik bir futbolcu. Aslında bu iki meziyete sahip futbolcu sayısı çok değildir. Büyük maçları oynadıkça, ligi, diğer futbolcuları tanıdıkça tek başına orta sahanın tapusunu alır.

Engin, dalağı şişene kadar oynadı. Hep söylerim, bir futbolcu maç bittiğinde 10 metre koşacak dermanı kalmamalıdır. Kendisinden çok şeyler bekliyorum, kontratağı çok süratli taşıdı. Bir sonraki Milli takım kadrosu açıklandığında mutlaka ismi yazılacaktır. İşte Galatasaraylı futbolculardan beklediğimiz budur.

Kulübede, oynayan takımdan daha iyi oynayacak futboynaolcular var. Sercan, Baros, Eboue oturuyor, Çağlar daha 1 ay önce milli takımdaydı, şimdi tribünde oturuyor. Ceyhun’un esamesi okunmuyor, Geçen senenin bankosu Ayhan maçı bile seyretmiyor. Milli Yekta’ya oynama sırası gelmiyor. Ve takım büyüyor.

Takımda en çürük elmanın Sabri olması beni sıkıntıya sokuyor. Bu kadar kötü bir sağbek bu takıma yakışmıyor, bu gidişle kendisini seven taraftarla bile papaz olacak. Sahada dalağı şişmeden koşuyıor sadece, takıma hiç katkısı yok. Vızır vızır adam geçirip, hücumda eltili olmadı. Yapamadığı ortalar can sıkmaya devam ediyor. Hadi be Tommiks, rezil etme bizi. Hakan Balta Sabri’yi geçiyor haydi hayırlısı.

Takım uzun yıllar sonra ilk defa sakatsız cezalısız bir maça çıktı. Böyle olunca da ne kadar fazla futbolcumuz varmış ortaya çıktı. Bu durum iyi olduğu kadar kötü de. Takım yenmeye devam ederse, değiştirilmeyecek ve çoğu futbolcu oynayamadan sezonu bitirecek. Ben de çok değişen takımlara karşıyım. Yalnız tek itirazım Elmander’in en önde tek başına oynama durumunda kalması. Eğer taktik için, diğer Galatasaraylı futbolcular gol atsın diye böyleyse, Elmander’e yazık olur. Fazla gol atamaz.

Melo’dan bahsetmeden kapatmayalım. Voleybolda arkadan gelip smaç vuran gibi kafaya çıkıyor. Dosta güven düşmana korku veren bir stili var. Sarı, kırmızı kart alır diye kaygıya düşmeye gerek yok. Lugano gibi Emre gibi pislik değil, rakibe saygılı, hakemin işini kolaylaştıran oyunu var. Tam benim orta saha oyuncum. Yürüyedur Pitbull, Selçuk’la beraber orta sahamız size emanet.
                 

1 Eki 2011

Lorik Cana ve Felipe Melo

Lorik Cana ile Muslera'yı değişen, Lorik Cana'dan boşalan yeri Melo ile dolduran her kim ise, Galatasaray'a Hagi'yi aldıran adam kadar sevap işlemiştir. Melo ismini, bu sene diğer tüm transferler gibi, bize transfer olduğunda öğrenmiş oldum. Tıpkı Lorik Cana gibi, onu da ilk Galatasaray maçında gördüğümde tanımıştım. Yabancı futbolcular konusunda cahilliğimi kabul ediyorum, kesin olarak içinizde, Galatasaray maçı hariç olan maçları en az seyreden benimdir. Hele ki yabancı maçları senede 5 defa seyretmişsem, çok seyretmişim diyorum. Ne var ki, yine de hatırı sayılı yabancı futbolcu tanıyorumdur. Ama yalan yok, Kewell'i, Neill'i, tanımıyordum da Baros'u tanıyordum. Lincoln'ü tanıyordum mesela, Misimoviç'i de, ama Keita'yı hiç duymamıştım.

Evet tarihin en berbat sezonundan sonra, başında İmparator'un olduğu Galatasaray'da tüylerimi diken diken edecek, beni futbola bağlayan zayıf ipliği mumlayacak, yeniden alıp bayrağımı tribünlerde nöbet bekletecek futbolcuları bekledim. Ne yazık ki, hiç biri bu vasıflara sahip bir futbolcu değil benim için. Ama biri var ki ''tanımıyorsan tanı be abi'' diye hırladı, oynadığı ve 2-0 yenildiğimiz ilk lig maçında. Lorik Cana'yı da oynadığı ilk lig maçında tanımıştım. Şimdi hipotezi ortaya atıyorum. Lorik Cana ve Felipe Melo şimdi tam oynayacakları, bayrak adam olacakları takımdalar. Her ikisi de sezon sonu dolmadan taraftarlarının 10 numaralı futbolcuları olacaklardır. Galatasaray'lı Cana için  düşündüklerimi yazmıştım. Asla Galatasaray futbolcusu değildi ve olmayacaktı. Melo ise tam Galatasaray futbolcusudur, takas cuk oturmuştur.

Galatasaray; Türkiye'de oynadığı bütün maçların favorisidir. Çıkacağı ilk lig maçında, kimle oynarsa oynasın Galatasaray yenilir diye servet basan bir kumarbaz mevcut değildir. Çünkü Galatasaray'ın ismi, markası sezona puan farkıyla önde başlar zaten. Maçlar oynandıkça, oynanan oyunlar, oynayan oyuncular artı veya eksi yönde kağıt üzerindeki avantajı değiştirirler. Lorik Cana'lı bir orta sahası olan Galatasaray'da oynadığı bütün maçlara favori çıkar. Ama oyun üstünlüğünü ele geçiremez. Güzel futbol oynayamaz, çünkü Cana ancak top rakipteyken üstünlüğünü ortaya koyabilen bir cengaverdir. Şut çekemez, topla dans edemez, penaltı atamaz, frikik kullanamaz, gerekirse kaleye geçemez. Ancak kafa kafaya veya karşı takımın daha iyi olduğu maçları oynayabilir. Dolayısıyla da, kazma bir orta sahayla oynayan Galatasaray çok fazla maçını mahkum oynayacak, kaybetme olasılığı artacak, Cana gibi savaşan futbolcu eksikliğiyle, defansın baltalığı, kalecilerin kötülüğü birleşip tabelaya facia olarak yansıyacaktır. Nitekim yansımıştır da. Lazio'nun oynayacağı maçların çoğu kendisinden daha güçlü takımlarla olacağı için, Cana'dan sadece Lazio'nun daha az gol yemesine katkıda bulunması beklenecektir. Halbuki Galatasaray'da, savunmacı diye bir futbolcu yoktur. Varsa hemen ilişkisi kesilmelidir. Ne savunması, neyi savunacak Galatasaray savunma futbolcusu. Kalecisi bile Galatasaray'ın gol atması için uğraşmalıdır. Galatasaray'ın sağbeki, stoperi teknik olmak zorundadır. Galatasaray'daki kazma futbolculardan nefretim bu yüzdendir. Her maça yenmek için çıkacaksın, bu yönde bir taktiğin, oyun kurgun olacak, gerekirse hezimete uğrayacaksın. Ama adın Galatasaray'sa hezimete uğradığın takımı 15 gün sonra hezimete uğratabilme ihtimalin olacak. Beni Galatasaray imanlı biri olarak yaşatan tek şey bu ihtimaldir.

Pitbull'lu Galatasaray oynayacağı bütün maçları kazanmak için oynar. Benim tanıdığım Fatih Terim hiç bir maçta beraberliğe el sıkışmaz. Galatasaray isminin avantajına, oynayan oyuncuların kalitesi eklendiğinde mutlaka saha neticeleri de gelecektir. Melo topu rakipten kapmak için cebelleştiğinden çok daha fazla olarak topla oynarken görünecektir. Gol atması tesadüf, ya da çok iyi futbolcu olduğundan değildir. Oynayacağı en randımanlı takım Galatasaray olduğu içindir. Yani zaten savaşçı bir futbolcunun bir de bütün maçları üstün oynayan bir takımın orta sahasında oynaması, kendisine hem moral, hem zevk, hem de itibar kazandıracaktır.

Melo, Galatasaray'ın göğüs göğüse oynayacağı maçlarda, takıma orta saha üstünlüğünü sağlatabilirse, işte o zaman tam kararımızı vereceğiz. İşte o zaman, sahada her sene olan fakat aslında taraftarın kalbine gömülü 10 numarasının 3.sahibi olarak nesiller boyu isimini, sarı kırmızılı harflerle Arena'ya kazıyacaktır. Galatasaray futbolcusunu birazcık tanıyorsam da, Metin Oktay ve Hagi'den sonraki 10 numaralı Galatasaray formasının arkasında Pitbull yazmalıdır ve yazacaktır da.

29 Eyl 2011

Arena, Sami Yen

San Siro'yu, Barnebau'yu, Vestfealen'i görmüş, Fenerbahçe Stadı'nı kıskanmış biri olarak yazıyorum. Bizim Arena bu gördüğüm,, görmesem bile bildiğim stadyumlara nal toplatır. Arena'da her maça 5.2500 kişi maça gelsin, razıyım takım her maç 10 kişi oynasın. Burada Galatasaray berabere kalırsa o maç oynayan takımı toptan katlederim, ya da ben o stadın ortasında kendimi yakarım. Aynı zamanda şöyle de bir iddiada bulunurum, bu Stadyum Fenerbahçe maçı dahil, hiç bir zaman tıklım tıklım olmayacak. En azından kısa vadede bu mümkün görünmüyor.

Herhalde Dünya'da, stada bu kadar kolay gidiş yoktur. Gerçi gidenler aynı dakikada gitmediği için bana öyle geliyordur. Ben ne zaman gitsem, Nevizade'de içiyorum, sonra Taksim'den metroya biniyorum, bir bakıyorum 15 dakika sonra aslanlı yoldayım. Hayranlıkla yeni mabedi seyrediyorum ve tribüne çıkıyorum. 40 senesini Ali Sami Yen'in sidikli tribünlerinde geçirmiş biri olarak kendimi Arena'ya uyarlamaya çalışıyorum. Bir de ne göreyim, ben girdiğimde ki 30-40 dakika var maçın başlamasına, çapulcu tribünü bile bom boş. Oysa ki taraftarın sahaya çökmesi, takımını forseye hazırlaması işte tam bu dakikalardır. Isınmaya çıkan kendi takımını ne kadar güçlü motive edebilirsen, diğer takımı o kadar ürkütmüş olacaksın. Bu gidişle Arena'dan kimse ürkmeyecek, zaten ürken de yok. Şu kadar maç oynadık, hiç bir büyük maçı kazanamadığımız gibi, evire çevire yendiğimiz bir takım yok.

Taraftar bu stada gitmez arkadaş. Daha doğrusu elinde kombinesi olanlardan kimi şu maça gider, kimi bu maça, dolayısıyla tamamı hiç bir maçta olmaz. İddia ediyorum, Olimpiyat Stadından gelmek, Arena'dan gelmekten çok daha kolaydır. Maçtan en son çıkan kişi en az 1.5 saat sonra Stadyum mahallinden ayrılmış demektir. Yürüyerek dağılmanın imkanı yoktur. Eğer araban yoksa, stadı terk etmenin tek yolu metroya binmektir. Metroya binmek, maden ocağının dibine gitmekle aynı orantılıdır. Kapasitesinin çok üstünde insan, salkım saçak yerin dibine girmekte, ve mutlaka aksayan trafikte yolculuk yapmak zorundadır. Misal ben, şu son maça gitmediysem, sebep dönüş eziyetidir. Ben eziyeti bahane edip gitmiyorsam en az 10.000 kişi daha vardır benim gibi düşünen.

İnönü Stadından en son çıkan kişi en fazla 10 dakika, Kadıköy'den 4 dakikada kendini sokakta bulur. İstediği yere dağılır, gider. Bizde ise en az 1 saat daha beklemen lazım. Şimdi mevsim müsait, sağda solda metronun boşalmasını bekle, yarın Seyrantepe ayazında ne yapar bu taraftar? Henüz arabayla gitmedik, gideni de duymadık. Bildiğimiz 30 lira otopark parası varmış. Bilet fiyatından pahalı otopark. Gördüğüm kadarıyla da arabayla bile gitsen Mecidiyeköy'e gelmen en az 1 saat sürer. Bu eziyete katlanmak için de takım lazım. Futbolcu lazım. Taraftarı tribüne koşturacak, bütün Dünya'nın tanıdığı büyük futbolcu lazım. Galatasaray sezona başlarken, yabancılarının tamamını değiştirdi. Gelenlerden, hiç kimseyi yolda görsem tanımam. Beni coşturacak, Galatasaray'a banko bahis oynatacak tek bir futbolcu yok kadroda.

Melo var ya diyen çıkar. Var tabi, 4 maça baktık, 4 maçın da en büyük futbolcusu Pitbull. Ama geldiğinde bir çok arkadaş bidon demişti kendisine. Hatta Lorik Cana'yı değişmeyen vardı ve haklıydılar. Aynı Ribery geldiğinde olmuştu böyle şeyler. Millet Anelka'yı getirirken, biz ucubet garibesini getridik. Bir de baktık ki adam ferrariymiş. Hiç kimseyi almayıp, bir tek Drogba'yı alsalardı, tribünler şimdikinden çok daha fazla dolardı.

Ha, bizde yok da millette var mı? Maçlar gazozuna, amacı yok aslında bir bakıma. Playoff'a dahil olacak 4 takım belli.  Maçlar o zaman başlayacak, bana göre oynanan maçlar hazırlık maçı üzerinde bile değil. Değişen bir şey yok yani. Maçı pazarlamaktan bir haberler diyeceğim o da değil. Amaç maçın biletini geçirmek ise, geçirdiler zaten. Hiç kimse maça gelmese daha iyi onlar için.

Bir de rezalet bir ses sistemi var Arena'da. Doğal olan tribün sesi, taraftarın sesi ne kadar yoğun ve net duyuluyorsa, taraftara söylenen hiç bir şey duyulmuyor, anlaşılmıyor. Kadrolar sayılırken bile kimse anlayamıyor sayılan isimleri. Son oynanan Eskişehir maçında, deplasman taraftarı bando sokmuş içeri. Biz Eskişehir'de düdükle bile içeri giremeyiz. Bando çalmaya başlayınca bizimkilerin sesi duyulmaz oldu. Kazayla Eskişehir öne geçse bizimkiler tamamen iptal olacaklardı. Bizim çocuklardan biri saksafon çalar, geçen maçta, Nevizade'de çaldı, hem içtik, hem söyledik. Maça getirmeye korktu içeri almazlar diye, arabaya bıraktı. Haklıydı, kesinlikle içeri almazlardı, Eskişehirspor'un bandosunu içeri alanlar, onun saksafonunu polis miğferine bıraktırırlardı.

Bu bir paradokstur. Takım güzel futbol oynayacak, taraftar coşacaktır. Ya da taraftar gelecek coşacak takımı koşturacaktır. Galatasaray tarihinin en güzel periyodu 96-2000 yılları arasıydı. Hiç bir maçta Ali Sami Yen dolmamıştı. Ortalama 8.000 kişiye oynanırdı maçlar. O maçları kaçıranlar, gitmeyenler, şimdi, tek forvetli sıçan gibi oynayan takımı seyretmek durumundalar.

Takımda başlangıçta büyük futbolcu yoktu. Şu ana kadar büyüyen Melo oldu. Yetmez, yarın atılır, sakatlanır, ceza alır yine Ayhan'a kalırız orta sahada. Ali Sami Yen  taraftarı zaten orada, sorun yok. Biz diğer 20-25.000 kişiyi arıyoruz. Henüz ortada yoklar, onları bizim gibi hastalık sahibi yapmak için büyük oyuncu lazım, hadi olmadı, eldekilere büyük oyun oynatmak lazım. 90 dakikanın 60 dakikasını rakip takım 18 inde oynayamayan Galatasaray asla Arena'yı arena yapamayacaktır. Bunun en somut göstergesi bahislerde Galatasaray'a her maç1.05 yazacaktır. İşte o zaman bu stad konforlu bir cehenneme dönüşecektir. Şimdiki hali ise altından şarap ırmakları geçen, hurilerle dolu bir cennettir.

26 Eyl 2011

Darvell'e Saygılarla; Galatasaray 2- Eskişehirspor 0_


MAÇKOSKOP
KADRO:
Aykut
3
Sabri
-3
Ufo
5
Gökhan
4
Hakan Balta
6
Selçuk
6.5
Melo
8
Engin
5.5
Kazo
3
Elmander
2.5
Riera
2

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
-Melo’nun bir topu ısırmasından sonra, tribünleri gaza getirmek için yaptığı hareket. Kötü oyunla beraber uyumaya geçmiş taraftarı ateşledi.

VARİL:
-Sabri; Orta yapmasını, pas vermesini öğrenemeden futbolu bırakacak. Kafası kopuk tavuk gibi koşuyor.

GLADYATÖR:
-Melo; Bir kere daha Pitbull, köpeklerden hem korkmuşum, hem tırsmışım. Sayesinde köpek sever oldum. Uzun yıllardan sonra ilk defa bir Galatasaraylı futbolcudan onur duyuyorum. Sadece kendisini seyretmek için bir daha ki maç tribünde olacağım.

BOROZANCI:
-Toga Özkalfa; Kazım’a sarı kart vermekte çok geç kaldı. Avantaja riayet ederek maçın güzel oynanmasına yardımcı oldu. Yan hakemler iki defa Galatasaray aleyhine yanlış ofsayt bayrağı kaldırdı. Tabelaya tesir eden bir olumsuzluğu olmadı.

BİR SORU – BİR CEVAP:
-Sabri ne zaman orta yapmasını öğrenir?
Öğrenemez, öğrenemeden futbol hayatı bitecek. Ama ne yapalım ki biz Galatasaray taraftarı Sabri’yle beşik kertiğiyiz, katlanacağız.

İMPARATOR:
Eskişehirspor’a karşı tek santraforla oynadı. Maçın sonlarına doğru Emre Çolak taraftar için harmandalı oynarken kızdı. Ne yapsın çocuk, maç bitmiş zaten, onun da yeteneği kısa alanda çalım atmak. Takımın oyununda halen bir Terim katkısı göremedim. Takım gol pozisyonu yaratamıyor.
-
ORDAKİLER:
Galatasaray hala kötü oynuyor, piyangodan çıkan Melo’yu saymazsak takımda büyük futbolcu yok. Taraftar yine de beklediğimden daha yoğun maç seyrediyor. Takımda amigo sayısı fazlalaştı, büyük bir maçta görülmemiş tezahürat yaparlar.
-
ANALİZ:
Fenerbahçe, son 20 yılını 2 kaleciyle oynamış. 515 maça iki kaleciyle çıkmış. Biz son 5 maçımızı, 4 kaleciyle oynamışız. Millet bizden öğrenmiş, biz öürettiğimiz şeyin peşine düşmüşüz. Bu sefer sıra Aykut’taydı. Top gelmediği zamanlar, Aykut Dünya’nın en büyük kalecisidir. Bugün de top gelmediği için unutulmaz maçlarından birini çıkarmıştır. Hakkını yemeyeceğim, uyarı yapılmış muhakkak, bu kez topları şişirmeden kullandı.

Geçen Gs tv’den Almanya’da oynanan Juventus maçını seyrettim. Orhan Ak, Berkant, Petre, Tamas oyunda, Fatih Terim kulübedeydi. Juventus’a top göstermedik, maçın sonlarına 1-0 önde girmişiz, uzatmalarda 2. Yi arıyoruz, nitekim de buluyoruz. Ve biz o takımı beğenmedik, Terim’in kellesini aldık. Şu takıma bakıyorum, bu takım nasıl berabere kalır bir anlam veremiyorum?

Bu Pitbull, böyle giderse ve muhtemelen daha da ivme kazanarak gidecek, hepimizi köpek yapacak. Ben şimdiden oldum zaten de, kimbilir kaç Galatasaraylı çocuk sayesinde hayvansever olacak? Yakında hayvanseverler kendisine bir ödül verirse şaşırmam. Helal olsun, tam bir Galatasaray 10 numarası. Böyle bir adamı Galatasaray’a aldıracak kadar futbolu bilen adam olduğunu sanmıyorum içimizde. Ama böyle bir adamı da bulmuşken kaybedecek kadar aptalımız da yok. Uzun yıllar Galatasaray orta sahası NO PASARAN olmuş demektir. Bugün kü maça gitmedim, Galatasaray’ın kötü oynayacağını öngörüyordum, bence yine de kötü oynadı. Ama bir sonraki maç, sadece Pitbull’u seyretmek  ve ona daha yakın olabilmek için kalenin tam arkasında olacağım.

Ligin en uzun kalecisi Eskişehirspor’da ve o kaleye doğru ısrarla havadan gelişi güzel ortalar kesildi. Selçuk’un serbest vuruşunda da kaleci çıkmadığı için Gökhan kendisinden beklemediğim iyi bir kafa vuruşuyla topu içeri bıraktı. İkisini de sevmem ama eğer biri oynayacaksa Servet’in yerine Gökhan oynasın. Gökhan Zan çok acemice hatalar yaptı, ıska bile geçti ama Ufo pisliği çok rahat temizledi.

Galatasaray’ın oyununu ben yine beğenmedim. Bilinçli bir atak yok, 2 defa Selçuk’un ince pasını seyrettik, devamını getiremediler.  Bu kez sol taraf iyi çalıştı. Hakan Balta belki de son 20 maçın en iyisini oynadı. Engin Baytar, Galatasaray’ın oyunu domine ettiği maçlarda güzel oynar. Yalnız toplara çok sakat giriyor, sarı kartsız maç bitirmesi çok zor.  Takım, 4. Maçında en iyi oyununu oynadı. En azından topu çok daha fazla kullandık, kalemizde tehlike yaşamadık, gol yesek bile çıkarabilecek motivasyon vardı. Bir sonraki maç üstüne koyarlar, ama takımın notunu vermemiz için bir Fener maçı seyretmemiz gerekiyor.

Aboue bey sakatmış, oynamadı. Maça da 30. Dakikada teşrif etti. Sivilken bayağı sevimli adammış, oynamadığı zaman sanki adamı daha çok sevdim gibi. Belki biz bıktık bu işlerden, hiçbir maçı beğenmiyoruz, bilmiyorum. Dün Beşiktaş maçınının ilk yarısını tamamlayamadım, Fener maçını gol atılır atılmaz seyretmeyi bıraktım. Trabzon maçını zaten seyredemiyorum, bizim maça bile gidesim yok, hatta gitmedim bile. Şimdi tabelaya bakarak yazanlar, konuşanlar çıkacak. Benim seyrettiğimin tam tersi bir maç analizi yapacaklar. Ama boşuna da konuşmuyorum, Melo babamın oğlu mu? Aboue den çok mu daha büyük futbolcu? Niye seviyoruz daha ilk maçında? Sabri’ye niçin katlanıyoruz?

Zaten bu maçlar gazozuna maçlar. Ligin sonuna diri girmek lazım. Playoff maçları er meydanı olacak. O maçların taraftarı da bu satırları yazan. Çocuklar siz tatbikata devam edin, savaşta hep beraberiz evelallah.