Ne farkı var kardeşim, saha aynı, top ağırlığı aynı, hatta burada para daha fazla( harcanan emek, verilen verimle oranlarsan), hepsinin lisansında futbolcu yazıyor, Barış Özbek'le, Servet Çetin'le, Messi'nin, Cerard'ın, Robben'in karşı karşıya oynama ihtimalleri var. Onların tribünlerin de de taraftar var, bizimkilerin de.
Sezon başında forma tutamaz bizim takımlar. Hele bir 10 maç geçsin o zaman bizi seyredin derler. Ligin yarısının hocası kovulur. Sonra başlar sakatlıklar, çirkef oyunlar, yaklaşan devre arasında gönderileceklerin gizli listesi açıklanır. Avrupa'ya transfer olacaklar için pazarlar kurulur. Bu arada mevsim kış olmuştur, çoğu Anadolu sahaları buz tutar. İyi futbol beklenmez haliyle, kazayla alınan 3 puan varsa değme keyfine hocaların, taraftarların. idreci denilen oligarşinin.
Devre arsında karaborsa başlar bizim ligimizde. Antrenmana ihtiyacı olan, sakatsa iyileşmek için rehabilitasyon merkezi arayan, vitamini eksik, değişik Türk kızlarıyla takılmak isteyen, değişik yemeklere karnı acıkan cebi de büyük olan futbolcuları( dolar, yuro doldurmak için) karşılamak için tuzluğu kapan soluğu hava alanında alır. Bir gazla dandik bir takımı yenince, kazayla kiralık bir futbolcu da gol atmışsa, bonservisini nasıl alabilirizin telaşı. Bir kaç maç atlatıldıktan sonra, ligin snu yaklaşıyor, atık kimse bizden iyi futbol beklemesin. Dua et rakip puan kaybetsin, ancak o zaman tutunabilirsin tepelerde.
Bunlar maç, Bavyera Münih ile Mançester Birliği arasında oynanan 2 maç, toplam 8 gol, Liverpuul, Benfika arasında oynanan 2 maç, toplam 9 gol, Barça ile Arsenal arasında oynanan 2 maç toplam, 9 gol. Toplamak için hesap makinası lazım, 26 gol ediyor. Bu kalecilere, bu defans oyuncularına karşı atılmış 26 gol.
Bunlar da maç,bizim El Sikko, Galatasaray- Fenerbahçe maçı, toplam 1 gol, Galatasaray- Trabzonspor,toplam 1 gol, Galatasaray- Sivasspor toplamda 2 gol. Ankaragücü- Beşiktaş toplam sıfır gol. Fenerbahçe-Kayserispor 2 gol.Gençlerbirliği- Fenerbahçe, toplam sıfır gol. Bizim 6 üst düzey maçta atılan gol sayısı 6.
Bizim üst düzey takımlarımızın karmasını oynatsan, yukarıda saydıklarımızın kalesine tek bir şut bile atamadan 6 maçı tamamlarlar. Hadiyin lan, hokkabazlar, kimi kandırıyorsunuz bizim de oynadığımız oyunun adı futbol diye. Korkunç kahrolası bir tuzağın içindeyiz. 20 liraya düşmüş Galatasaray'ın maçı, kombinesi olanlar bile maça gitmeyecekler. Gidecek olanlar da maç seyretmeye gitmiyorlarlar, yarın stadyumda olacaklar, malzemeci Veli, bir ipe formaları assa yine orada olacaklardır. Formanın içindeki futbolculara herkes boka bakar gibi bakmaya başladı. Hepinize yazıklar olsun, ben sizin yerinizde olsam aldığımız eşşek yükü paralardan toplar, televizyonlara verir de şu naklen yayınları yasaklatırım. Foyanızı ortaya çıkarıyorar. Acaba sizler seyrediyormusunuz bu maçları?
Geçen gün hangi futbolcu hangi diziyi iziyor diye yazmış paçavra gazetenin biri. Kurtlar Vadisini, Canım Ailem'i izliyor bizim futbolcular. Keriz mi, kendilerinin olmadığı bir şovu seyretsin. Bir çalım öğrensin, pas nasıl atılır örnek alsın. Kayarak topu kurtarmaya taksın kafayı, gol vuruşuna baksın. Bu kadar para veriyorlar, bir maçı alacaksın oyunculara ev ödevi vereceksin. Seyretsinler maç, seyrettikleri açtan ertesi günü imtihan yapacaksın. 8 alamayan futbolcunun lisansını yırtacaksın. Arda'da niye düşüş varmış, düşüş müşüş yok. Arda aynı, Arda'nın kabiliyet bu kadar, attığı çalımları öğrendiler artık yemezler. Bir feyk atma, içeri doğru topu kesme, sonrasında Messi'yle kıyaslanma.Şu saydığım 6 maçta her hangi bir takımda 16 numarayı düşünebiliyormusunuz? Odunla döverler adamı.
Bu memlekette maça giden taraftarların imkanı olsa, isteyen istediği takımın taraftarı olsun, istediği maça bedava gidebilsin dense. 1 ay içinde, Sefa, Alen, Sebo dahil tek bir taraftar kalırsa eşşeğim. Sonra da sistemin adamları baş başa kalsalar, bir birleriyle kazasız belasız, eleştirisiz, küfürsüz bir lig oynasalar. İstedikleri bu değil mi sanıyorsunuz?
3 büyükler; Futbola lanet ettirenler, hepinize lanet olsun.
10 Nis 2010
7 Nis 2010
Sorun Korteks Sorunu
Sevgili, büyük Surinamlı ve sevgili büyük Galatasaray taraftarı;
Bu sütunlarda pek çok defa feryat, figanımı okudunuz. Ne yazdıysam, ne söylediysem amacım, şiarım hep aynıydı benim. Ne yaptıysam Galatasaray için yaptım. Gelip geçici neticelerle, tabelayla, tabeladan sonra atıp tutan sülüklerle hiç işim olmadı. Amacım mevcut Galatasaraylıların moralini yüksek tutmak, onların bilemediği benim bildiğim bir şeyler varsa aktarmak, bir iki ve daha fazla çocuğu Galatasaraylı yapmaktır. Bunda da karınca kararınca elimden gelenin fazlasını yaptığımı düşünmekteyim.
Yüzyılda olup olabilecek hadiseler vardır bazen. Misal Hagi'nin Galatasaray'a gelişi, misal Surinamlı'nın takımın başında oluşu. Bin tane hata yapanlar, ancak 2 doğru yapabilmişlerdir bana göre. Ve bu anlamda, herkesin saldırıya geçtiği anlarda durumdan vazife çıkararak bir kez daha feryat etmek istiyorum.
11 tane eşşekle oynasa, her sene kümeye oynayan takımı olsa, hiç bir zaman şampiyon olamasa bile benim görüp görebileceğim, ölene kadar takımın başında olmasını istediğim hoca, büyük SURİNAMLI'dır. Ve bundan sonraki kalan maçlarda Galatasaray taraftarından meleme, ağlama değil de maçın başından sonuna kadar ''kıvırcık saçlarına, ak düşmüş uçlarına'' diye tribünleri inletmelerini, dosta düşmana Galatasaraylılığın ne olduğunu bir kez daha göstermelerini istiyor, bekliyor, emrediyorum. Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa vardır, bu satıh Galatasaray siperleridir. Kanla irfanla kazandığımız mevzileri, bir avuç çapulcuya, sülüğe, seçildiklerini sanan adlarına yönetici denilen hokkabazlara bırakıp gidecek değiliz.
Ne oldu bize 1 ayda? diye kafa patlatalım biraz. Kimseye inanmayın sakın, hepiniz en az sizlere dayatanlar kadar biliyorsunuz futbolu. Gelinen noktada Surinamlının suçu yok. Eğer içimizi rahatlatacaksa sebeb, sorumlu arayacaksak, aramaya gerek yok. Hepimiz biliyoruz, 2 sene daha gözümüzün önünde tezgahlayacaklar çok bildikleri orta oyununu. Adnangiller aramızdan çekilmediği sürece yüzümüz gülmeyecek bizim.
Şampiyon kulüpler kupasını biz kurduk. Adnangiller bulaşana kadar en çok katılan 3 takımdan biriydik. 6 sezon oluyor, unuttuk Şampiyonlar Ligi marşını. Teslim aldıkları takıma senede 2 antrenör getirdiler, şimdi nerelerde oynadıkları belli olmayan futbolcuları transfer ettiler. Her sene şu garip ülkenin dolarlarını futbolcu pazarlamacılarıyla bölüştüler. Ve biz arada gelen kısmete Şampiyonluklarla avutulduk durduk.
Evet son maçlara bakıyoruz şimdi. Sebep olanların foyasını ortaya çıkardıktan sonra soruna bakıyoruz. Sorun kafalarda, herkes futbol ayakla oynanıyor sanıyor, Türkiye Langırt ligi haricinde hiç bir büyük ligte futbol ayakla oynanmıyor. Bütün oyunlar gibi futbol da ayakla değil, beyinle oynandığından bir arpa boyu ilerleyemiyoruz.
Son maçta saydık, 10.000 lerce taç atışı yapmıştır her halde Sabri. Surinamlı taç atmasını mı öğretsin? Lise talebesine hocanın kalem tutmasını öğretmesi gibi bir şey. Sırayla gidelim bakalım, bizim futbolcularımızın kafatasının içinde beyin var mı?
Kaleci Aykut'u seyretmek mecburiyetinde kaldık. Haftanın kurtarışını yapmış, Batman gibi ters köşeye uçarken top ayağına çarpıp içeri girmediğine kurarış diye yutturuyorlar. Bundan sonraki maçlarda o oynayacaksa, inanın 5. bile olmayacağız demektir. Şimdi kaleci Aykut'ta beyin olsa, kendisine gelen topları ragbi oyuıncusu gibi 70 metre uzağa atar mı? Kalesine top gelmesin ister bir kaleci. Her maç 0-0 bitse Dünyanın her takımında oynar. Topun gelmemesi için en verimli şey, topun kendi oyuncularında kalması. O ne yapıyor, her topu rakip takıma atıp kendisi daha çok topla buluşuyor. Kaleci bile olmadığından gelenlerden biri elbet çerçeveyi buluyor. Bulunca da geçmiş olsun.
Aykut'ta beyin yok, savunma da var mı peki? Topu kaleciden alıp, 20 metre önündekilere aktarabilecek yeteneği olmayan kazmalardan oluşuyor savunma. Son maçta Lukas az daha bütün savunmayı dayaktan geçirecekti. Aptallıklarını kapatmaktan helak oldu. Kafası çalışmayan Servet ne yapsın? topu şişirmeyi tercih ediyor, son maçta olmayan beyni taca at emri vermiş onu da gördük. Sabri, Hakan Balta ürkeklikten, korkaklıktan en ufak bir bindirme yapamadılar. Bir şekilde futbolcu lisansı verilmiş bu adamlara Surinamlı 50 metre koşun mu diyecek?
Fakat biri var ki takımda bana göre şu ana kadar Galatasaray'da oynamış en akıllı futbolcu. Sıfır kabiliyetle, birilerinin basiret bağlanması veya benim kıllandığım sebeplerle kendini Galatasaray'da oynuyor bulmuş. Galatasaray'da olmasa Kartalspor'da kadroya zor girebilecek bir lisanslı ayak tepicisi bu sene en çok oynayan futbolcu olmuş ve büyük aklı sayesinde takımı tek başına itin götüne sokmuştur. Önce Galatasaraylı olduğunu beyan ederek taraftarı kandırmış, sonra Surinamlıyı. Her maç, her futbolcunın her kareketi kayıt altında. En çok top kapan oyuncu olacaksın, akıllısın ne yaparsın? Topun rakibe geçmesi için yırtınırsın. O zaman yapman gereken top bizdeyken araziye uyman, nasıl yapıyorsan cin olman, hayalet olman, seni arayıp bulamayan takım arkadaşın zaten sınırlı yeteneğiyle topu kaptırır nasıl olsa. O zaman sen devreye girersin, o kadar yemeye, ilaca, vitamine, antrenmana ben Ankara'ya kadar koşarım. Sen de koşacaksın it gibi, topu kapacaksın, en çok koşan futbolcu olup listeye gireceksin. Kapınca ne yapacaksın peki? Top kaptıranları da sayıyorlar, sen iyisimi geriye oyna, Servet'e at o kaptırsın. Ya da geçen sene Lincoln'e yaptıkları gibi bu sene de Elano'ya yapmalarına yardımcı olacaksın. Eğer Elano kötü kullanma ihtimali olan bir yerde ise, baskı altındaysa Elano'ya atıp bir taşla iki kuş vuracaksın. Birinci kuş isabetli pas atmış olacaksın, daha büyük kuş, Elano topu kötü kullanıp, kaybedecek siz götünüzle güleceksiniz. Her Galatasaraylıyla bütün maçları tekrar izlemeye hazırım. Bu sene açık ara şampiyon olmamışsak, dışardaki Adnangillerden sonra içerdeki 16 numara yüzündendir. Elano'nun kötü gözükmesinin, Sabri'nin taçlarının rakibe gitmesinin, top kayıplarının, yediğimiz gollerin çoğunun tek başına sorumlusudur. Gel gelelim Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en akıllı futbolcusudur. Ben hariç, bütün camiayı uyutmuştur.
Elano Hagi gibi adam geçebilen sonra pas atan biri değil. Aklı ile futbol oynamaya çalışan tek futbolcumuzdur. Elalemin 20 pasla 5 km koşarak topu götürebildikleri noktaya tek bir pasla götürmek istemektedir. Ne yazık topları diri olduğu, boş bulunduğu kısaca uygun durumda alamadığından, aldığında da attığı yerlerde akıllı biri olmadığından asist yapmamış yazılmaktadır CV sinde. Eğer Galatasaray'ı bizim sevdiğimizin binde biri kadar seven oyuncularla oynayabilse şimdiye kadar asist kralı olurdu. Geçen yıl az daha Lincoln böyle biri olacak, kazmaların kapılarından birisini kapatacaktı. Yaser'e yedirdiler, ilk yarının en verimli futbolcusunu. Şimdi şaşı paslarını arıyor gözlerimiz. Bu orta sahayla Hagi olsaydı, çoktan ismi unutulmuştu, hepimiz küfür ediyor olacaktık. Her futbolcu kendine oynuyor, kafasında beyin olmayan biri de Keyta. Van Gogh'un çok iyi ressam olması gibi bir şey. Fantastik futbolcu, üstün yetenekleri var ama omirilik soğanı yok. Bir maçı alır, 10 maçta bir halt yiyemez. Vurulması gereken yerde pas veriyor, pas vereceği yerde vuruyor. Necati'nin yetenekli olanı.
Biraz da Arda'ya sallayıp toparlayalım. Arda'nın düşüşü tam bir acemilik. Bekham yapacaklar ya, saldılar çocuğun üstüne medyatik bir kızı. Ne oldum delisi oldu. Dünya Kupası hayalleri vardı, diğer milli futbolcularımız gibi. Hepsi gibi o da bu sezonu bıraktı. Milli maç motivasyonu kalmayınca hedefi küçülttü.
Semih, Nihat, Gökhan Zan, Hamit, kim varsa kulübelerde çürüyor. Arda'da çürüyecekti belki takım tam kadro olsa. O da Mehmet Topal tarafından iptal edildi. O sakatlık pahalıya patladı bize. Ne kadar kötü de oynasak Arda Turan bir şeyler yapar, bir kaç puan daha fazlamız olurdu. Takımın kaptanı yok, hata yapıldığında, pis gol yendiğinde iki, misli oynayıp gireni çıkartacak derman, moral yok. Belki bir çoğunun işine bile geliyor bu durum. Seneye olmayacak çoğu, futbolcu cin, ben yoksam gerisi tufan diyor. Yarın Dünya Kupası maçları var, oynaması muhtemel futbolcular topa girmiyor. Bir tek müstesna var tabi bu takımda. Dedik ya duran saat bile günde iki defa doğruyu göstermiş. Lukas'ı gerimişler, eğer kaçmazsa tabi. Takımda tek geçilecek futbolcu.
Evet Galatasaray taraftarı, her zamanki gibi görev senin. Sebep olanlar, oynayanlar hancıdır. Bugün varlar yarın yoklar. Biz buradayız, ömrümüz ne kadar vefa ederse tribünlerde olcağız. Bundan sonraki bütün maçlara Reykart için gidin. Kıvırcık için bağırın. Lukas hariç hiç bir futbolcuya özel muamele yapmayın. Ağlamayın, arabesk şarkılar söyleyerek düşmanları sevindirmeyin. Karnınızı doyuramayacağınız yerde aç olduğunuzu söylemeyin.
Göreyim sizi çocuklar, başınız öne eğilmesin, kollar kırılsın, Ali Sami YEN içinde kalsın.
5 Nis 2010
Galatalona; Sivasspor 1- Galatasaray 1
Geldiğinden beri sana ilk defa kızıyorum Surinamlı. İlk defa eleştiriyorum seni, çok ayıpladım. Madem bizi Barcelona yapacaksın, sezon bitiyor bekliyoruz o büyük takımı, bir tek eksiğin vardı oysa. O da nihayet iyileşmişti, kadrodaydı, müjdeler olsundu. Lukas yerine Gökhan Zan'ı oynatsaydın, benim büyük hocam, büyük Surinamlın olacaktın. Şimdi şu maça bakarak sana yazıklar olsun diyorum. Şu maçta Lukas ikinci sarı karttan atılsaydı, biz bu hafta Ali sami Yen'de tam bir Barcelona izleyecektik. Yazık oldu. Ama sen yine de lukası değil, Gökhan Zan'ı oynat hocam. Çok özledik biz nmilli stoperimizi.
Kadrolar açıklanır açıklanmaz iddia bayisine koştum. Sivasspor 1 e yatırdım parayı. Bir kez daha beni yatırdı Galatasaray. Başımızda Aziz Yıldırım olsa bundan daha kötü bir kadro çıkarıp, bundan daha kötü yönetemezdi. Laubali sakız çiğneyişini gördükten sonra Reykart'ın sezon sonunu beklemeden kaçacağına bahse girerim artık. Ne sistemmiş ya, sezon başından beri uyguladıkları kampa girmeme sistemini bu maç kaldırmışlar. Tarih bir kere yazmıştı ya Sivas'ta, hastaneden kaçan Hasan Şaş bile Sivas'a gelmişti, kalede Aykut vardı. ne olmuş canım yine aynı şey değilmiydi, geçir dediler Aykut'u. İlk yarı öyle bir terse uçtu ki, bıraksalar Erzincan'a kadar gidecekti. Top ayaklarına çarpınca kurtarmış oldu. Tamam Leo'ya bok çuvalı dedik kötü kaleci dedik ama Aykut kaleci bile değil kardeşim. Ragbi oyuncusu, topu en uzak yere atma ustası. Olsun kalede bir ağaç olsa, arada sırada ona da çarpacaktı, iki defa çarptı. Kenara çerçeveye giden topun gol olacağını biz iki seneden beri yazmaktayız. Son 10 dakika kalaya kadar bir gol yesek diye yalvardım. Çıkaracak zaman kalsın diye. Şimdi soruyorum, son saniyedeki Sivas şutunda gol olsun demeyen Galatasaraylı varmıydı içinizde?
Adamlar Dünyanın en büyük hocaları, kondüsyonerler bulunmaz kumaş, bütün fubolcular geçen seneden daha beterler. Hakan Balta, futbolu unutmuş, Ayhan zaten bırakmış, Sabri eski Sabri olmuş, Everetonlu Topal, artık topallayamaz hale gelmiş. 2 ay sonra Dünya kupası var, Eleno keriz mi? topa ayağını sürsün.
Adnan beyler, sezona 5 kupa diye girdiler. Olsun bundan sonra 6 maç daha var. Herkes kaybeder biz kazanırız saate bakarız canım, geçen yıllarda olmadı mı? yine olur. Bütün takımı getirmişler Sivas'a. Hasan Şaş'ın gelmesiyle Baros'un gelmesi aynı şey mi? O maçta Hasan antrenördü, bu maçta Baroş, cep telefonu reklamı yaptı. Maç umurunda olsa geçen hafta sarı kart görürmüydü?
Bu Jo Dalton denen hokkabazı kim buldu getirdi bileniniz var mı?. Adam hem bizi, hem bizim kızlarımızı götürüyor. Nerde bizim anlı şanlı kabadayı, ahlak düşkünü ultraslan taraftarımız. Nonda'nın ayağında demir var diyorduk, koşmuyor diye etmediğimiz küfür kalmamıştı. Bu adam ofsayttan çıkmıyor, bacağına beton atılmış. Servet risk almıyormuş, almasın topu her pozisyonda taca atabiliyor ya, afferin ona. Seneye de kal ne olur Kartallı, senin stilinde oynayan bir futbolcuyu bir daha görmeye ömrüm yetmez benim.
Sabri'nin attığı taçları sayanınız oldu mu? Ben saydım sizin yerinize, attığı bütün taçlar rakibe gitti, bir kaç tanesi gol pozisyonuna bile dönüştü, taç atmasını bile öğretememişler. Koskoca Galatasaray tam bir 45 dakika 1-0 a yattı, Barış beni değiştirin diye yalvarıyordu. Baktı değiştirmediler salladı tekmeyi. Ben olsam mahkemeye veririrm Barış'ı, adam öldürmeye tam teşebbüsten. 5 maç ceza vermezlerse bende bu Federasyonun düşmanıyım.
Birisi sezon başında deseydi, sezon sonuna doğru kadro bu şekilde çıkacak diye, acaba Reykart'a bu kadar kredi verirmiydik. Artık söylüyorum kardeşim, ben dedim. Hem de galip geldiğimiz maçlardan sonra yazdım. 16 numara, Servet, Topal aynı takımda ilk 11 de ise 4. lük maçı oynayacaksnız diye. Şimdi ben haftaya Gökhan Zan'ı da bekliyorum 4 gözle.
1-0 yenseyrdik bundan daha beter yazacaktım. Ben çok iğrenç maçlar seyrettim, çok kötü futbolcular gördüm. Şu son maçlardaki seri kadar kötü oynadığımız hiç bir periyot hatırlamıyorum. Galatasaray tarihinde 3-4 kötü futbolcuyla asla oynamamıştır. Şu takımı not edin bir tarafa, seneye çoğu Türkcell Liginde olmayacak. Reykart kendini kurtarır. Adam Edirne'den dışarı çıksa, İtalya'da yolunu keserler, Milan'ın başına getiriler. Ama şu Barış, Topal, 16 numara nereye saklanacak. Bu arada ikinci yarı ben sahadan çıkarken gördüm sadece. Büyük bir hünerdir, seni kimse görmeden maçı tamamlayacaksın. Cinlerin, perilerin işini yapıyor vallahi.
Şimdi sizden bir aptallık daha yapmanızı beklemek taraftar olarak benim hakkım. Yenin Bursaspor'u, Fener şampiyon olsun. Ancak o maçta motive olursunuz. Uzatmalarda gol yiyorlar, en ufak bir çaba yok gol atmak için. Hatta 2. golü mucize kalemizde görmüyoruz. Bereket mor formayla çıktılar da maçı seyredenlerin çoğu bu takımın Galatasaray olduğunu anlamadı. Aslında kovulması gereken tek bir kişi var bu soytarılık içinde, onu da kovamadılar. Adnan Polat, Adnan Sezgin, Haldun Üstünel, Galatasaray'a yapığınız kötülüklerden dolayı, sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizim gibi taraftara inanın çok bilesiniz.
Kadrolar açıklanır açıklanmaz iddia bayisine koştum. Sivasspor 1 e yatırdım parayı. Bir kez daha beni yatırdı Galatasaray. Başımızda Aziz Yıldırım olsa bundan daha kötü bir kadro çıkarıp, bundan daha kötü yönetemezdi. Laubali sakız çiğneyişini gördükten sonra Reykart'ın sezon sonunu beklemeden kaçacağına bahse girerim artık. Ne sistemmiş ya, sezon başından beri uyguladıkları kampa girmeme sistemini bu maç kaldırmışlar. Tarih bir kere yazmıştı ya Sivas'ta, hastaneden kaçan Hasan Şaş bile Sivas'a gelmişti, kalede Aykut vardı. ne olmuş canım yine aynı şey değilmiydi, geçir dediler Aykut'u. İlk yarı öyle bir terse uçtu ki, bıraksalar Erzincan'a kadar gidecekti. Top ayaklarına çarpınca kurtarmış oldu. Tamam Leo'ya bok çuvalı dedik kötü kaleci dedik ama Aykut kaleci bile değil kardeşim. Ragbi oyuncusu, topu en uzak yere atma ustası. Olsun kalede bir ağaç olsa, arada sırada ona da çarpacaktı, iki defa çarptı. Kenara çerçeveye giden topun gol olacağını biz iki seneden beri yazmaktayız. Son 10 dakika kalaya kadar bir gol yesek diye yalvardım. Çıkaracak zaman kalsın diye. Şimdi soruyorum, son saniyedeki Sivas şutunda gol olsun demeyen Galatasaraylı varmıydı içinizde?
Adamlar Dünyanın en büyük hocaları, kondüsyonerler bulunmaz kumaş, bütün fubolcular geçen seneden daha beterler. Hakan Balta, futbolu unutmuş, Ayhan zaten bırakmış, Sabri eski Sabri olmuş, Everetonlu Topal, artık topallayamaz hale gelmiş. 2 ay sonra Dünya kupası var, Eleno keriz mi? topa ayağını sürsün.
Adnan beyler, sezona 5 kupa diye girdiler. Olsun bundan sonra 6 maç daha var. Herkes kaybeder biz kazanırız saate bakarız canım, geçen yıllarda olmadı mı? yine olur. Bütün takımı getirmişler Sivas'a. Hasan Şaş'ın gelmesiyle Baros'un gelmesi aynı şey mi? O maçta Hasan antrenördü, bu maçta Baroş, cep telefonu reklamı yaptı. Maç umurunda olsa geçen hafta sarı kart görürmüydü?
Bu Jo Dalton denen hokkabazı kim buldu getirdi bileniniz var mı?. Adam hem bizi, hem bizim kızlarımızı götürüyor. Nerde bizim anlı şanlı kabadayı, ahlak düşkünü ultraslan taraftarımız. Nonda'nın ayağında demir var diyorduk, koşmuyor diye etmediğimiz küfür kalmamıştı. Bu adam ofsayttan çıkmıyor, bacağına beton atılmış. Servet risk almıyormuş, almasın topu her pozisyonda taca atabiliyor ya, afferin ona. Seneye de kal ne olur Kartallı, senin stilinde oynayan bir futbolcuyu bir daha görmeye ömrüm yetmez benim.
Sabri'nin attığı taçları sayanınız oldu mu? Ben saydım sizin yerinize, attığı bütün taçlar rakibe gitti, bir kaç tanesi gol pozisyonuna bile dönüştü, taç atmasını bile öğretememişler. Koskoca Galatasaray tam bir 45 dakika 1-0 a yattı, Barış beni değiştirin diye yalvarıyordu. Baktı değiştirmediler salladı tekmeyi. Ben olsam mahkemeye veririrm Barış'ı, adam öldürmeye tam teşebbüsten. 5 maç ceza vermezlerse bende bu Federasyonun düşmanıyım.
Birisi sezon başında deseydi, sezon sonuna doğru kadro bu şekilde çıkacak diye, acaba Reykart'a bu kadar kredi verirmiydik. Artık söylüyorum kardeşim, ben dedim. Hem de galip geldiğimiz maçlardan sonra yazdım. 16 numara, Servet, Topal aynı takımda ilk 11 de ise 4. lük maçı oynayacaksnız diye. Şimdi ben haftaya Gökhan Zan'ı da bekliyorum 4 gözle.
1-0 yenseyrdik bundan daha beter yazacaktım. Ben çok iğrenç maçlar seyrettim, çok kötü futbolcular gördüm. Şu son maçlardaki seri kadar kötü oynadığımız hiç bir periyot hatırlamıyorum. Galatasaray tarihinde 3-4 kötü futbolcuyla asla oynamamıştır. Şu takımı not edin bir tarafa, seneye çoğu Türkcell Liginde olmayacak. Reykart kendini kurtarır. Adam Edirne'den dışarı çıksa, İtalya'da yolunu keserler, Milan'ın başına getiriler. Ama şu Barış, Topal, 16 numara nereye saklanacak. Bu arada ikinci yarı ben sahadan çıkarken gördüm sadece. Büyük bir hünerdir, seni kimse görmeden maçı tamamlayacaksın. Cinlerin, perilerin işini yapıyor vallahi.
Şimdi sizden bir aptallık daha yapmanızı beklemek taraftar olarak benim hakkım. Yenin Bursaspor'u, Fener şampiyon olsun. Ancak o maçta motive olursunuz. Uzatmalarda gol yiyorlar, en ufak bir çaba yok gol atmak için. Hatta 2. golü mucize kalemizde görmüyoruz. Bereket mor formayla çıktılar da maçı seyredenlerin çoğu bu takımın Galatasaray olduğunu anlamadı. Aslında kovulması gereken tek bir kişi var bu soytarılık içinde, onu da kovamadılar. Adnan Polat, Adnan Sezgin, Haldun Üstünel, Galatasaray'a yapığınız kötülüklerden dolayı, sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizim gibi taraftara inanın çok bilesiniz.
2 Nis 2010
Giden Galatasaray'ın Ardından, Hep Biz Olduk El Sallayan
Pazar gününden beridir taraftar kan ağlıyor. Co Dalton'un alem yaptığı gece, bizde başka alemlere gidip geldik. Sebep suçlu arıyoruz, her sene bu zamanlarda. Biz yazmaktan bıktık, arşivlerden bakıyorum geçen sene ne yazmışım diye, değiştir isimleri, takımları yaz aynısını.
Sistem dediğimiz şey, Reykart'ın ya da başka bir hocanın oturtacağını beklediğimiz şey değil çocuklar. Sistem zaten var, bizim gibi saf taraftraları, taraftar olmayan renk sevdalılarını sömüren, milyar dolara ulaşmış futbol endüstrisinin kaymağını yemek üzere siper almış kan emicilerin kurduğu, değiştirilemez sistem.
Seneler önce yönetici bulunamazdı bu sisteme, ağzı laf yapmış, okumuş, zengin olmuş hasbelkader gönül verdiği takımın idaresine yalvararak razı edilenlerden oluşurdu yönetim kurulu. Şimdi bakıyoruz, bana 300 dolar borcu olan Selim Sayılgan ile, sömürdüklerini sindirecek mecra arayan ve ne yazık ki bulan Mustafa Sarıgül'ün oğlu yönetim kuruluna seçilmiş. Ne diyelim, kutlarız bizden daha büyük Galatasaray'lı kardeşlerimizi. İyi sömürmeler, iyi sindirmeler.
Kimdir ulan bu Haldun Üstünel, kimdir senede 5 futbolcu alıp satan futbolcu simsarı. Parasından başka bizden ne üstünlüğü var, hele ki Galatasaraylılıksa konu, varmı lan bizden daha büyük Glatasaraylı. Avrupa Şampiyonu aldıkları takımı daha büyük bütçelerle, daha tecrübeli hocalarla, daha iyi futbolcularla getirdikleri noktaya bakın. Tarihinin en kötü futbolunu oynayan Fenerbahçe karşısında son dakika golünden medet , hakemlerden icazet bekleyen takım olduk sayelerinde.
Şu Reykart geldiğinde benden daha fazla sevinen Galatasaraylı olmamıştır. Hiç bir şey demiyorum futbol bilgisine , demeyeceğim, sistemmiş, total futbolmuş yutturmacalarını da yutacağım. İkinci ligte oynamayacak olan 3 futbolcuyu banko oynatmasına da lafım yok. Vardır bir bildiği, vardır bizim göremediğimiz şeyleri gören gözleri. Ama şu kalecinin topu taca atmasına ses çıkarmayışına, elle oyuna sokmayışına, top kazanmanın ateşten gömlek olduğu maçlarda, kazandığımız topları gelişigüzel şişirmesine ses çıkarmıyor, önlem almıyor ya, yazıklar olsun onun gibi hocaya. Bu da mi sistemin bir parçası, ligin başında bir kaç maç iyi oynadık, evet kaleci topu kazma da olsa önündekilere aktarıyordu. Topu alanlar Ayhan'a aktarıyor, o da topu, yoğun pas trafiğininin içine sokuyordu. Ulus takımının Dünya Kupasına gitme hayallleri vardı. Arda Turan'ında Güney Amerika'da Messi olma hayali. Fatih Terim takımı itin götüne sokunca, bizim büyük futbolcularımızın da hedefi kalmadı. Arda'ya yakıştırdılar ünlü bir hatun, Bekham yapıp futbolun marka değerini artıracaklar.
Elano'ya saldırıyorlar, maç alamıyor diye. Brezilya Milli Takımında oynayan, Galatasaray'da oynayamıyor. Kimse sebebini merak etmiyor. Çocuklar şu takımın içine gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray futbolcusu Hagi'yi koysan ayağına top gelmeden maçı tamamlar. İki maç sonra da dayak yer gönderilir. Şu takıma o ünlü Ümit, Suat, Okan, Emre'li Çin ordusunu koysan, yabnlarındaki kazmalar yüzünden her maç birinin dalağı çatlar. Kimle top oynasın Elano, sağında Topal, solunda İniestafa, gerisinde Balta, berisinde Kazma. Kulübede büyük Reykart, an meselesi yanına çağırması. Geçen sene Büyük Lincoln'ü Bakkal Çırağının yemesine göz yumanlar, bu sene de Elano'yu yiyecekler. Ben daha önce bunu da demiştim. Elano'dan son maçlarda kimse bir bok beklemesin. Adam Dünya kupasında oynamak için profesyonel, üstüne para alarak idman yapıyor.
Kara Şimşek dedik, fantastik bulduk, taklalarıyla coştuk. Dengesiz, orantısız, ne yapacağı belli olmayan, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir topçu. Olmadık maçı çevirir, olduk maçta hiç bir şey yapamaz. Mahallenin delisi, alacak ayağına topu, herkesi çalımlayıp gol atacak, 16 numara cebine dolar indirecek. Yok ya, nerden çıktın lan sen bizim başımız belamısın? 30 yaşına kadar kimse keşfedememiş, milli olmayan tek bir futbolcu kalmamış ligimizde, koskoca Galatasaray'da banko oynayacaksın, Oğuz Çetin tarafından bile dandik bir milli maça çağırılmayacaksın. Bu kaçıncı taçtan gol yiyişimiz, buda mı sistemin bir parçası? Attığımız taçlara bakın, tamamı rakibe gidiyor. Kornerleri kim yakınsa o atıyor. Gol atıldığında bile top yekün sevinen yok. Futbolcular bir birlerini antrenmanda sakatlıyor, maçta pas vermiyor. Biri ceza alsa, sakatlansa da ben oynasam diye fal bakıyor. Fenerbahçe'ye yenildikten sonra parti veriyor. Paranız mı yok lan hıyarlar? madem arkadaşlarını çağırdın götünü yırt da maçı kazan, kazanamadın gidin havaalanına binin bir uçağa kaybolun gidin başka ülkede alem yapın. Takım ruhunu kaybettirdiler. Takım olsalar, Emre Güngör çok iyi oynadığı maçta o hatayı yaptıktan sonra ölürlerde gireni çıkarırlardı. Takım olsalar bok çuvalının yediği golü unuttururlardı. Ne yaptılar? yenilgileri o poziyonlara yıkıp kendilerini kamufle ettiler.
Maldini bir zamanlar'' beni bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna kimse inandıramaz'' demişti. Ben de son Fener maçında dedim aynısını, bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna inanamam. 500 kişi yoktu bana göre. Hayatında ilk defa maça gelmiş, takım elbiseli kazaklı, tezahürat bilmeyen, atkısı forması olmayan, çekirdek yiyen sığırlarla, sabahtan beri içip, kötü futbol sayesinde sıznış taraftar namlı çapulcu. Sahaya en ufak bir katkı yok, yenilsek de'' seeeen, var ya seeen'' diye melesek ağlasak mudunda taraftar. Bitirdiler güzelim cehennemi, cennete çevirdiler. Kapalının tam önüne camdan set yaptılar. Betona çıkamayan öncü taraftar, zaten sınırlı, pis, kırık koltuklardan ilk 3 sıraya dikilemez oldu. Kapalının altını lüks bir mahzen yaptılar. Ayağa kalkanın kafası sıvası dökülmüş tavana çarpacak. Kalkmasa korner bayrağı, skor tabelası görünmüyor. Yeni açık altını loca yapıp, numaralıda koltuk bulamayan paralı bir kaç yüz bağırmayan keriz buldular. Stadın tek bağırılan, en aktif en bilinçli taraftarının takıldığı, kapalı kale arkasının en güzel yerini deplasman taraftarına ayırıp taraftar bütünlüğünün, tezahürat desibelinin anasını ağlattılar, sidik göllü tuvaletlerde işeyemeyip prostat olan taraftarı sonunda kanser yaptılar. Sonra da çıkıp, kendilerini yeniden 20 milyon Galatasaraylının efesi ilan ettiler.
Özhan Canaydın kravatı çıkarıp öldü, bu ne hırs abiler. Koskoca holding patronları, anlı şanlı CEO lar çok mu seviyorsunuz Galatasarayı. Gidin kardeşim başımızdan, işiniz bırakıp maça gelecek kadar çok seviyorsanızi seçilmeden de yapın yapmak istediğiniz şeyleri. İnşaat yaparsın, otel, stat yaparsın. Güzel para harcarsın, ama ne anlarsın sen kardeşim Galatasaraylılıktan, futboldan. Hangi maç yenildiğinde ağladın, hangi maç dayak yedin deplasmanda. Doğudan bir gariban çocuğu getirip, Servet'n formasını giydirebildiniz. Yokmuydu ona göre bir şeyler Galatasaray Dükkanında.
Kafanızı şişirdim çocuklar. Üzülmeyin, sadece farkına varın uyanın. Bizden geçti artık, ne yapıp yapıp gelecekte kademelere girin. Taraftar kalarak, ancak seyirci olursunuz. Yanlış anlşamayın sakın seyirci olduğunuz Büyük Galatasaray futbol takımı değildir. Ortada oynanan, tezgahlanan oyunu seyredeceksiniz. Sistemin kerizi olmaya devam edeceksiniz. Sizde bu renk sevdası varken keneler, sülükler sırtınızdan eksik olmayacak. Yarın Reykart gider, Capello gelir. Elano gider, Robinho gelir. Sistem değişmediği sürece yüzünüz gülmeyecek. Türkiye liginde zaten başında hoca olmasa, hiç bir iyi futbolcun olmasa, başkanın bile maça gelmese 3 senede bir şampiyon olacaksın.(örnek, son şampiyonluk) Önemli olan araç olan Şampiyonluktan ötesidir. Sıçan gibi oynayıp, sıradan takımlara eleneceksin. 5 kupayla kandırılacaksın, gelecek sezon için avutulacaksın.
Bu sene ne olur sorusu halen kafanda ise, sor kardeşim. Cevabım aynı, haftalar önce söyledim. Değişen bir şey olmayacak, Servet, 16 numara, Mehmet Topal'ın banko oynadığı takım Galatasaray olduğu sürece benden paso. Bunları banko oynatan adam benim Surinamlım değil. Beşiktaş'ın Bursayı, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı yenmesi için dua edeceğim bir sezonda Şampiyon olmak istemiyorum ben. Hatta en kötüsü, Avrupa ligi oynayabilmemiz için Fenerbahçe'nin 25 sene sonra kupayı almasına sevineceğimiz bir maçı da seyredersek kimse şaşırmasın. Lanet olsun sebep olanlara.
Sistem dediğimiz şey, Reykart'ın ya da başka bir hocanın oturtacağını beklediğimiz şey değil çocuklar. Sistem zaten var, bizim gibi saf taraftraları, taraftar olmayan renk sevdalılarını sömüren, milyar dolara ulaşmış futbol endüstrisinin kaymağını yemek üzere siper almış kan emicilerin kurduğu, değiştirilemez sistem.
Seneler önce yönetici bulunamazdı bu sisteme, ağzı laf yapmış, okumuş, zengin olmuş hasbelkader gönül verdiği takımın idaresine yalvararak razı edilenlerden oluşurdu yönetim kurulu. Şimdi bakıyoruz, bana 300 dolar borcu olan Selim Sayılgan ile, sömürdüklerini sindirecek mecra arayan ve ne yazık ki bulan Mustafa Sarıgül'ün oğlu yönetim kuruluna seçilmiş. Ne diyelim, kutlarız bizden daha büyük Galatasaray'lı kardeşlerimizi. İyi sömürmeler, iyi sindirmeler.
Kimdir ulan bu Haldun Üstünel, kimdir senede 5 futbolcu alıp satan futbolcu simsarı. Parasından başka bizden ne üstünlüğü var, hele ki Galatasaraylılıksa konu, varmı lan bizden daha büyük Glatasaraylı. Avrupa Şampiyonu aldıkları takımı daha büyük bütçelerle, daha tecrübeli hocalarla, daha iyi futbolcularla getirdikleri noktaya bakın. Tarihinin en kötü futbolunu oynayan Fenerbahçe karşısında son dakika golünden medet , hakemlerden icazet bekleyen takım olduk sayelerinde.
Şu Reykart geldiğinde benden daha fazla sevinen Galatasaraylı olmamıştır. Hiç bir şey demiyorum futbol bilgisine , demeyeceğim, sistemmiş, total futbolmuş yutturmacalarını da yutacağım. İkinci ligte oynamayacak olan 3 futbolcuyu banko oynatmasına da lafım yok. Vardır bir bildiği, vardır bizim göremediğimiz şeyleri gören gözleri. Ama şu kalecinin topu taca atmasına ses çıkarmayışına, elle oyuna sokmayışına, top kazanmanın ateşten gömlek olduğu maçlarda, kazandığımız topları gelişigüzel şişirmesine ses çıkarmıyor, önlem almıyor ya, yazıklar olsun onun gibi hocaya. Bu da mi sistemin bir parçası, ligin başında bir kaç maç iyi oynadık, evet kaleci topu kazma da olsa önündekilere aktarıyordu. Topu alanlar Ayhan'a aktarıyor, o da topu, yoğun pas trafiğininin içine sokuyordu. Ulus takımının Dünya Kupasına gitme hayallleri vardı. Arda Turan'ında Güney Amerika'da Messi olma hayali. Fatih Terim takımı itin götüne sokunca, bizim büyük futbolcularımızın da hedefi kalmadı. Arda'ya yakıştırdılar ünlü bir hatun, Bekham yapıp futbolun marka değerini artıracaklar.
Elano'ya saldırıyorlar, maç alamıyor diye. Brezilya Milli Takımında oynayan, Galatasaray'da oynayamıyor. Kimse sebebini merak etmiyor. Çocuklar şu takımın içine gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray futbolcusu Hagi'yi koysan ayağına top gelmeden maçı tamamlar. İki maç sonra da dayak yer gönderilir. Şu takıma o ünlü Ümit, Suat, Okan, Emre'li Çin ordusunu koysan, yabnlarındaki kazmalar yüzünden her maç birinin dalağı çatlar. Kimle top oynasın Elano, sağında Topal, solunda İniestafa, gerisinde Balta, berisinde Kazma. Kulübede büyük Reykart, an meselesi yanına çağırması. Geçen sene Büyük Lincoln'ü Bakkal Çırağının yemesine göz yumanlar, bu sene de Elano'yu yiyecekler. Ben daha önce bunu da demiştim. Elano'dan son maçlarda kimse bir bok beklemesin. Adam Dünya kupasında oynamak için profesyonel, üstüne para alarak idman yapıyor.
Kara Şimşek dedik, fantastik bulduk, taklalarıyla coştuk. Dengesiz, orantısız, ne yapacağı belli olmayan, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir topçu. Olmadık maçı çevirir, olduk maçta hiç bir şey yapamaz. Mahallenin delisi, alacak ayağına topu, herkesi çalımlayıp gol atacak, 16 numara cebine dolar indirecek. Yok ya, nerden çıktın lan sen bizim başımız belamısın? 30 yaşına kadar kimse keşfedememiş, milli olmayan tek bir futbolcu kalmamış ligimizde, koskoca Galatasaray'da banko oynayacaksın, Oğuz Çetin tarafından bile dandik bir milli maça çağırılmayacaksın. Bu kaçıncı taçtan gol yiyişimiz, buda mı sistemin bir parçası? Attığımız taçlara bakın, tamamı rakibe gidiyor. Kornerleri kim yakınsa o atıyor. Gol atıldığında bile top yekün sevinen yok. Futbolcular bir birlerini antrenmanda sakatlıyor, maçta pas vermiyor. Biri ceza alsa, sakatlansa da ben oynasam diye fal bakıyor. Fenerbahçe'ye yenildikten sonra parti veriyor. Paranız mı yok lan hıyarlar? madem arkadaşlarını çağırdın götünü yırt da maçı kazan, kazanamadın gidin havaalanına binin bir uçağa kaybolun gidin başka ülkede alem yapın. Takım ruhunu kaybettirdiler. Takım olsalar, Emre Güngör çok iyi oynadığı maçta o hatayı yaptıktan sonra ölürlerde gireni çıkarırlardı. Takım olsalar bok çuvalının yediği golü unuttururlardı. Ne yaptılar? yenilgileri o poziyonlara yıkıp kendilerini kamufle ettiler.
Maldini bir zamanlar'' beni bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna kimse inandıramaz'' demişti. Ben de son Fener maçında dedim aynısını, bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna inanamam. 500 kişi yoktu bana göre. Hayatında ilk defa maça gelmiş, takım elbiseli kazaklı, tezahürat bilmeyen, atkısı forması olmayan, çekirdek yiyen sığırlarla, sabahtan beri içip, kötü futbol sayesinde sıznış taraftar namlı çapulcu. Sahaya en ufak bir katkı yok, yenilsek de'' seeeen, var ya seeen'' diye melesek ağlasak mudunda taraftar. Bitirdiler güzelim cehennemi, cennete çevirdiler. Kapalının tam önüne camdan set yaptılar. Betona çıkamayan öncü taraftar, zaten sınırlı, pis, kırık koltuklardan ilk 3 sıraya dikilemez oldu. Kapalının altını lüks bir mahzen yaptılar. Ayağa kalkanın kafası sıvası dökülmüş tavana çarpacak. Kalkmasa korner bayrağı, skor tabelası görünmüyor. Yeni açık altını loca yapıp, numaralıda koltuk bulamayan paralı bir kaç yüz bağırmayan keriz buldular. Stadın tek bağırılan, en aktif en bilinçli taraftarının takıldığı, kapalı kale arkasının en güzel yerini deplasman taraftarına ayırıp taraftar bütünlüğünün, tezahürat desibelinin anasını ağlattılar, sidik göllü tuvaletlerde işeyemeyip prostat olan taraftarı sonunda kanser yaptılar. Sonra da çıkıp, kendilerini yeniden 20 milyon Galatasaraylının efesi ilan ettiler.
Özhan Canaydın kravatı çıkarıp öldü, bu ne hırs abiler. Koskoca holding patronları, anlı şanlı CEO lar çok mu seviyorsunuz Galatasarayı. Gidin kardeşim başımızdan, işiniz bırakıp maça gelecek kadar çok seviyorsanızi seçilmeden de yapın yapmak istediğiniz şeyleri. İnşaat yaparsın, otel, stat yaparsın. Güzel para harcarsın, ama ne anlarsın sen kardeşim Galatasaraylılıktan, futboldan. Hangi maç yenildiğinde ağladın, hangi maç dayak yedin deplasmanda. Doğudan bir gariban çocuğu getirip, Servet'n formasını giydirebildiniz. Yokmuydu ona göre bir şeyler Galatasaray Dükkanında.
Kafanızı şişirdim çocuklar. Üzülmeyin, sadece farkına varın uyanın. Bizden geçti artık, ne yapıp yapıp gelecekte kademelere girin. Taraftar kalarak, ancak seyirci olursunuz. Yanlış anlşamayın sakın seyirci olduğunuz Büyük Galatasaray futbol takımı değildir. Ortada oynanan, tezgahlanan oyunu seyredeceksiniz. Sistemin kerizi olmaya devam edeceksiniz. Sizde bu renk sevdası varken keneler, sülükler sırtınızdan eksik olmayacak. Yarın Reykart gider, Capello gelir. Elano gider, Robinho gelir. Sistem değişmediği sürece yüzünüz gülmeyecek. Türkiye liginde zaten başında hoca olmasa, hiç bir iyi futbolcun olmasa, başkanın bile maça gelmese 3 senede bir şampiyon olacaksın.(örnek, son şampiyonluk) Önemli olan araç olan Şampiyonluktan ötesidir. Sıçan gibi oynayıp, sıradan takımlara eleneceksin. 5 kupayla kandırılacaksın, gelecek sezon için avutulacaksın.
Bu sene ne olur sorusu halen kafanda ise, sor kardeşim. Cevabım aynı, haftalar önce söyledim. Değişen bir şey olmayacak, Servet, 16 numara, Mehmet Topal'ın banko oynadığı takım Galatasaray olduğu sürece benden paso. Bunları banko oynatan adam benim Surinamlım değil. Beşiktaş'ın Bursayı, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı yenmesi için dua edeceğim bir sezonda Şampiyon olmak istemiyorum ben. Hatta en kötüsü, Avrupa ligi oynayabilmemiz için Fenerbahçe'nin 25 sene sonra kupayı almasına sevineceğimiz bir maçı da seyredersek kimse şaşırmasın. Lanet olsun sebep olanlara.
29 Mar 2010
Kalemizde Panter Leo Var; Galatasaray 0- Fenerbahçe 1
Maç yazısını, maçtan 2 gün önce, hatta haftalar önce yazdığımızdan acele etmedik. Kes kopyala yapıştır, aynı yazı işte. Fenerbahçe tur bindirdi bize. Bundan sonraki maç, yan yana görüreseniz iki takımı aklınıza bir şey gelmesin, tam bir tur gerideyiz haberiniz olsun. 1o senede 33 puan fark attılar. Kapatmak için bizim ömrümüz yetmez, gelecek nesillere bırakalım biz, ve varsa, kaldıysa bir şeyler daha zırvalayalım.
Fenerbahçe maçının taraftarı Galatasaray'ın en kötü taraftarıdır. Bir kez daha isbat edilmiştir ki sebepleri şunlardır. Bir kere, maç karaborsaya düştüğünden, elleriinde serbest kartı olan çapulcular, yüksek fiattan kartlarını satıp, gerekirse maça girmemeyi tercih ederler. Yüksek fiayttan maça girenler, genellikle ya Almanya'dan gelmiş, ya da ilk defa maça giriyor olurlar. Ne tezahürat yapmayı bilirler, ne formaları vardır. Maça girecek taraftar ise çok önceden Mecidiyeköy'e konuşlandığından, para durumuna göre maç saatine kadar içki içmiş, sahoş olmuş olurlar. Çoğunun maçla alakası olmaz. Yine öyle bir akşamdı işte. Tribünler tıklım tıklım fakat niteliksiz yığınlar.
Centilmenlik çağrıları nedense hep bizim sahamızda konuşulur, bu kez ulu cenaze sebebiyle maç elektriksiz geçti. Elektriklendirecek bir futbolcu olsa, saygı maygı hak getire olacaktı, ne yazıkki Türkiye Langırt Liginin en kötü futbol oynayan iki takımının maçına maç demek için bile değmezdi.
Bir gün önce seçildiler yine. Büyük Galatasaraylılar, 20 milyon Galatasaraylının kaderine hükmedecekler 2 sene daha. Babalarının parası işte, harca harca bitmiyor. Şimdi gönderecekler aldıklarını, sonra Sihirbaz (dolandırıcı) Haldun çıkacak Haçlı seferlerine. Havaalanlarına koşruracağız, Türkiye'ye geldiğine şaşıracağımız sakat, oynayamayan, antrenman yapmak isteyen futbolcuları karşılayacağız.
Yazdığımı tekrar yazmak istenmiyorum, kadroyu gördükten sonra, ettiğim küfürü bir ben biliyorum. Yazıklar olsun Reykart'a diyorum. Trabzon maçının en iyi futbolcusunu, o hata yüzünden kesip, Servet'le başladı. Üstüne yazmaktan deli olduğum iki ön liberoyla kendisinin Galatasaray Televizyonuna dediği gibi, bu maçtan iyi futbol beklemeyin mesajıyla devam etti. Hangi maçtan iyi futbol bekleyeceğiz efendi Reykart.
Haftalardır bok çuvalı var kalemizde. Tamam Aykut, Ufuk kötü kaleciler, ikisini birden kaleye koysan farketmez ama bu Leo kaleci bile değil. Uçuş tekniği yok, olduğu yere düşüyor. 2 metre boyu var yana doğru atladığında 1 metre bile yer kapatamıyor. Vücudundada delik var zaten, neresinden atarsan at geçiyor. Keleye Emre Güngör'ü geçir bari usta. O topu uçarak, kayarak ayağıyla çıkarırdı.
Geçen sene gördüğümüz film, yeni versiyonuyla yeniden sahnede. Ben bu takımın şampiyon olmasını istemiyorum. Benim dediğim adamları oynatmasın, 21 puan alır takım. Ama onlardan biri bile oynayacaksa 4. olmamız garanti. Bunlar nasıl futbol prefosörü inanılır gibi değil. Geldiğinden beri somut hiç bir katkısı, içeri verdiği sürpriz bir futbolcusu yok. Oyun içinde manevra yapmaya utanıyor sanki. Bildiği tek şey var 70. dakikada Elano'yu çıkarmak. Eğer Baros sağlam olmasaydı yine aynısını yapacaktı. İlerde Messi olsa ne yazar, odunla dayak yer gönderirler bu takımdan. Orta sahada topa basan, 20 metre pas atabilen bir futbolcu olmadan nasıl bir takım kuruldu böyle. Çanakkaleden Topal'ı biz almasaydık, en fazla Bucaspor'da oynuyor olacaktı. Orada bile oynayamaz ya biz iyimserlik yapalım. Diğerini artık hiç bir şekilde anmayacağım bile.
Hacivat zamparalık yapar ceremesini Karagöz çekermiş. Reykart Van Basten'i yemeğe götürsün, Kaptan Sinem'i sinamaya. Uğur Uçar Moda Burnıunda nargile içsin, Haldun Üstünel mühürünü alsın, Adnan Paşalar saltanatı sefayı sürsün. Taraftarız ya cefayı biz çekeriz. Ekiden şöyle bir tezahüratımız vardı bizim,
''Ne şampiyon olursunuz, ne kupalar alırsınız, benim gibi taraftarı nah bulursunuz''
Fenerbahçe maçının taraftarı Galatasaray'ın en kötü taraftarıdır. Bir kez daha isbat edilmiştir ki sebepleri şunlardır. Bir kere, maç karaborsaya düştüğünden, elleriinde serbest kartı olan çapulcular, yüksek fiattan kartlarını satıp, gerekirse maça girmemeyi tercih ederler. Yüksek fiayttan maça girenler, genellikle ya Almanya'dan gelmiş, ya da ilk defa maça giriyor olurlar. Ne tezahürat yapmayı bilirler, ne formaları vardır. Maça girecek taraftar ise çok önceden Mecidiyeköy'e konuşlandığından, para durumuna göre maç saatine kadar içki içmiş, sahoş olmuş olurlar. Çoğunun maçla alakası olmaz. Yine öyle bir akşamdı işte. Tribünler tıklım tıklım fakat niteliksiz yığınlar.
Centilmenlik çağrıları nedense hep bizim sahamızda konuşulur, bu kez ulu cenaze sebebiyle maç elektriksiz geçti. Elektriklendirecek bir futbolcu olsa, saygı maygı hak getire olacaktı, ne yazıkki Türkiye Langırt Liginin en kötü futbol oynayan iki takımının maçına maç demek için bile değmezdi.
Bir gün önce seçildiler yine. Büyük Galatasaraylılar, 20 milyon Galatasaraylının kaderine hükmedecekler 2 sene daha. Babalarının parası işte, harca harca bitmiyor. Şimdi gönderecekler aldıklarını, sonra Sihirbaz (dolandırıcı) Haldun çıkacak Haçlı seferlerine. Havaalanlarına koşruracağız, Türkiye'ye geldiğine şaşıracağımız sakat, oynayamayan, antrenman yapmak isteyen futbolcuları karşılayacağız.
Yazdığımı tekrar yazmak istenmiyorum, kadroyu gördükten sonra, ettiğim küfürü bir ben biliyorum. Yazıklar olsun Reykart'a diyorum. Trabzon maçının en iyi futbolcusunu, o hata yüzünden kesip, Servet'le başladı. Üstüne yazmaktan deli olduğum iki ön liberoyla kendisinin Galatasaray Televizyonuna dediği gibi, bu maçtan iyi futbol beklemeyin mesajıyla devam etti. Hangi maçtan iyi futbol bekleyeceğiz efendi Reykart.
Haftalardır bok çuvalı var kalemizde. Tamam Aykut, Ufuk kötü kaleciler, ikisini birden kaleye koysan farketmez ama bu Leo kaleci bile değil. Uçuş tekniği yok, olduğu yere düşüyor. 2 metre boyu var yana doğru atladığında 1 metre bile yer kapatamıyor. Vücudundada delik var zaten, neresinden atarsan at geçiyor. Keleye Emre Güngör'ü geçir bari usta. O topu uçarak, kayarak ayağıyla çıkarırdı.
Geçen sene gördüğümüz film, yeni versiyonuyla yeniden sahnede. Ben bu takımın şampiyon olmasını istemiyorum. Benim dediğim adamları oynatmasın, 21 puan alır takım. Ama onlardan biri bile oynayacaksa 4. olmamız garanti. Bunlar nasıl futbol prefosörü inanılır gibi değil. Geldiğinden beri somut hiç bir katkısı, içeri verdiği sürpriz bir futbolcusu yok. Oyun içinde manevra yapmaya utanıyor sanki. Bildiği tek şey var 70. dakikada Elano'yu çıkarmak. Eğer Baros sağlam olmasaydı yine aynısını yapacaktı. İlerde Messi olsa ne yazar, odunla dayak yer gönderirler bu takımdan. Orta sahada topa basan, 20 metre pas atabilen bir futbolcu olmadan nasıl bir takım kuruldu böyle. Çanakkaleden Topal'ı biz almasaydık, en fazla Bucaspor'da oynuyor olacaktı. Orada bile oynayamaz ya biz iyimserlik yapalım. Diğerini artık hiç bir şekilde anmayacağım bile.
Hacivat zamparalık yapar ceremesini Karagöz çekermiş. Reykart Van Basten'i yemeğe götürsün, Kaptan Sinem'i sinamaya. Uğur Uçar Moda Burnıunda nargile içsin, Haldun Üstünel mühürünü alsın, Adnan Paşalar saltanatı sefayı sürsün. Taraftarız ya cefayı biz çekeriz. Ekiden şöyle bir tezahüratımız vardı bizim,
''Ne şampiyon olursunuz, ne kupalar alırsınız, benim gibi taraftarı nah bulursunuz''
Baltalar Önümüzde, Bok Çuvalı Kalemizde
Bu maçla ilgili tek cümle başlıkta. Maçın yorumu bir önceki yazıda oynanmadan yazılmıştı zaten.
26 Mar 2010
Fener Maçına Çıkarken
Galatasaray maçlarında hiç heyecenlanmadan çıktığım tek maç Fenerbahçe maçıdır. Bana göre her maç Fener maçı olsa, hiç itiraz etmem. Hele ki, Kadıköy'de oynanan maçlar, benim için sıradan, Ankaraspor maçı hükmünde bile değildir. Sonucun belli olduğu tek maç her halde o maçlardır çünkü. Şimdi ise yeni bir Fener maçına çıkılacak Pazar günü. Bu maç bizim çöplükte, ötmemizin muhtemel olduğu kendi çöplüğümüzde.
Ne umutlarla başlamıştık sezona her zamanki gibi. Takmın başında Dünya'nın en elit hocalarından biri, üstüne Keyta, üstüne Elano, kaleye Leo, kulubeye Neeskens. Sezon başladı, kayıpsız geçilen haftalar. Yenilenden çok atılan golle bitirilen maçlar. 15-20 pasla oynanan oyun, bir birinden fantastik goller. 7 maç sürdü hüküm. Top elle oyuna sokulurdu, Kewell sonradan girerdi oyuna, yeni kurulan takımda herkes kendine bir delik bulma mücadelesindeydi. Top çoğunlukla bizdeydi, ilk toplara devamlı biz basıyorduk. O lanet Ankaragücü maçında değişti herşey. 3-0 kaybedilecek maç değildi, arkasından Trabzon maçında da 3 gol yenince bütün taktik değişti. Koskoca Reykart takımı sıçan gibi oynatmaya başladı. Lanet, kahrolası ön liberolar takımın en önemli iki adam yerini işgal ettiler. Gerideki kazmalardan ikisi bir adam etmemeye başladı. Kaleci kendine gelen bütün topları taca şişirmeye başladı. Baros sakatlanıp, Kewell banko oynamaya başladı. Üsütüne fazla yük binince kronik sakatlığı baş gösterdi, ve o günlerden bu günlere gelindi.
Bu arada, Avrupa liginden elendi takım, yetmedi, Antalyaspor'a kaybetti kupada. Elimizde tek hedef kaldı, taraftarı oyalayabilecek. O da geçen haftaki tabeladan sonra başka takımların hikmetine, himmetine kaldı. İyi oyun mu dediniz? hak getire, bu oyuncu kadrosu, bu oyun taktiğiyle Galatasaray'ın Diyarbakırspor önünde bile iyi oynaması imkansızdır. Takımın başında Reykart değilde, Tınaz Tırpan olsa şu anki puanlardan daha az puanı olamazdı takımın. Bu saatten sonra Şampiyon bile olsak ne yazar, ben bayrak bile asmam.
Bursaspor'la 5 puan fark oluşmuş, yarın kapanabilir de hiç önemli değil. Şampiyon olmak sadece Fener olamadı motivasyonu için bir anlam taşır benim için. Aradaki fark, ön liberolardaki futbolcular ile, teknik kaleci farkıdır. 16 numaralı futbolcuyla, kaleci verilip, benim ligimizde tek geçtiğim İvankov'la biz oynasak bu fark bizim lehimize oluşurdu. O kadar fantastik futbolcu alıp, bir tane topa basacak, oyuna topu sağlıklı sokabilecek birini almayanlar, transfer ustası olarak yeniden seçilmiş olacaklar yarın akşam. Ben de diyorum ki, Haldun Üstünel, transferin T'sini, takımın ruhunu, eksiğini gediğini bilmeyen biri. Vermişler eline mühürü, git ucuz iyi futbolcu avla. Doldur 7 tane forveti takıma, yesinler bir birlerini takıma girmek için.
Gelelim Pazar günkü maça, ne olur sorusuna cevap bulmaya. Başta dedim, hiç heyecan duymuyorum, muhtemelen maça bile gitmeyeceğim. Langırt maçına çıkılacak, kalecimiz kendisine gelen her topu taca atacak. Tactan rakibe geçen topu kapmak için, paralele bağlanmış, hayalet 16 numara top ayağında olan futbolcuyla aynı hızda bizim ceza sahasına kadar refakat edecek. O anda kısmı felç geçirerek duracak, topun kaderini metafiziğe bırakacak. Top bizde mi, ön liberolar araziye uyacak, bana atma diye toptan kaçacaklar. Kaçmayan usta Elano buluşacak mecburen topla. Attığı topa koşan, koştu, koşmadığında Elano kötü pas vermiş sayılacak. 60-70. dakikada oyundan çıkacak.
Yaptığı hatadan dolayı, muhtemelen Emre Güngör oynamayacak. Yerine oynayan Ayıboğan, her topta ayakta kalacak. Topuz, Emre, Alex şut falan çekmeye kalkarsa götünü dönecek, şut kaleyi tutarsa, kaleci zaten o anda taş kesildiğinden gol olacak. Gol olunca Daum yatmaya başlayacak, o arada bir gol bulduk bulduk, bulmadık önümüzdeki maça, hatta önümüzdeki seneye bakacağız.
Şut çekmeyip, kenarlardan gelirlerse işimiz nisbeten kolay. Hızlı koşan Sabri, Caner oyunu yandan kurmalarına müsade etmezler. Arda Turan şu ana kadar hiç bir Fener maçında iyi oynamadı. Pazar günü için de durumu kahve falı. Ya çok iyi oynayacak, ya her zaman ki gibi. Maçta en büyük, belki de tek koz Keyta, karşısındakini perişan edebilir. Sanmayın ki takımdan ümidim yok da böyle yazıyorum. Galatasaray, hangi kadroyla, hangi hocayla, hangi kademede maç oynarsa oynasın o maçta mutlaka ümit vardır. Ben sadece bu seneki oyun ortalamasıyla bir tesbit yapıyorum. Körün taşı köre denk gelipte hiç ummadığımız adamlar, hayatının topunu oynarlar belki. Olasılık yok mu? var! bir maymunun bilgisayar başında tuşlara dokunarak evrim tarihini yazması olasılığı kadar. 16 numaranın, Mehmet Topal'ın, Servet'in olduğu takımın iyi futbol oynayabilme olasılığı, bana göre daha az bir olasılıktır. Ama adı üstünde olasılık hesabı. Ligin belki de en kötü futbol oynayan takımı Fenerbahçe'yi yenemezlerse de, demektir kimseyi yenmeye hakları yok.
Maç Ali Sami Yen'de, üstelik Özhan Başkan'ın anısına centilmence geçilmek isteniyor. Hakem en güvendiğim hakem, maçın önemine bakmaz, ben bilmem merkez bilir diyen Cüneyt Çakır. Kırmızısız bitmez, penaltı muhtemel. Fener maçılarında taraftarı hiç beğenmem, karaborsa, pahalı bileti alan çekirdekçi tayfası dolar tribünlere böyle maçlarda. Dolayısıyla, ürkütücü bir tezahürat olmaz.
Peki, bunun dışında, bir mucize olup, Reykart'a vahiy gelse de başka bir yol bulsa, ya da bize müracat edilse de, ne yapsak diye sorsa. Ben bu maçı farklı kazanırım. Bizden çok daha kötü olan fakat, bizim maçlarda aşırı motivasyonla çıktıkları için ezilmeyen Fenerbahçe'yi hezimete uğratmazsam, Ali Sami Yen'de kellemi ortaya koyarım.
1- Parçalı formayla sahaya çıkılacak.
2- Maça gelenlerin tamamı parçalı forma giyecek.
3- Ne yapıp edilecek, maça giremeyen profesyonel taraftarın girmesi sağlanacak. En az 5.000 kişinin daha olmalı.
4- Maça, Leo- Sabri, Hakan Balta, Emre Güngör, Caner- Ayhan, Lukas, Elano- Keyta, Baros, Arda ile çıkılacak.
Maç taktiği; Oyun kaleciden başlayacak. Kaleci topu kesinlikle elle oyuna sokacak. İlk devre Ayhan, ikinci devre barış oynayacak. Önceden anons edilecek bu durum. Ayhan yarım devre kanının son damlasına kadar koşup, ilk yarı bitiminde 20 metre koşacak dermanı kalmayacak. Aynı şeyler, ikinci yarıda Barış için geçerli olacak. Sıradan bir galibiyet bu durumda taraftarı kesmez, evire çevire yenmek lazım bu saatten sonra. Maçın başında seyirci gazıyla çullanılacak, gol bulunduğu zaman, sanki biz yemişiz kabul edilecek. İkinci için fazla vakit kaybedilmeyecek. Velev ki ikinciyi bulduk bulur bulmaz, biri feda edilecek Jo oyuna girecek. Nefes bile aldırmadan hezimete gidilecek.
Olmadı, golü biz yedik o zaman kaleci oyundan çıkarılacak. Aykut'a gol yemek serbest olacak. Jo ve El çiko dahil bütün yabancılar sahada olacak. Ya herro ya merro düzenine geçilecek. Nasıl olsa takımın başında karizmatik sistem adamı Reykart yok, ben varım.
Maçı kafamızdan böyle oynuyoruz işte. Her büyük maçı olduğu gibi. Ne yazık ki, biz sıradan çapulcu bir taraftarız. Yarın yönetim yeniden seçilmiş olacak, Galatasaray'ın yeni sahipleri belli olacak. Bu söylediklerimizin hiç biri olmayacak. Elden geldiğince her iki takım kazmaları sahada olacak. Maçın başında yapılacak saygı duruşunun saygısı 10. dakikada son bulacak. Bizim kazmalarla, onların kasapları arasında 90 dakika boyunca gelişi güzel dolaşacak olan topun canı kimi istemişse tabela onun adını yazacak. Belki de ikisini birden cezalandırıp, hadiyin lan, bunca yatırıma, bunca taraftara, hileye dolapa rağmen şu Bursa'nın yarısı kadar bile olamadınız diyecek.
Yani çocuklar, ben bu maçtan hiç bir şey beklemiyorum, tam bir Türkcell langırt ligi maçı olur. Ve ben bir kez daha hiç heyecanlanmadan bir Fener maçı izlemiş olurum.
23 Mar 2010
Reykart'ın Kulaklarına Küpe Olsun
3 puanlı sistem işte, ne demekse başka sistem var sanki. Başkanından, futbolcusuna, hocasına herkes böyle diyor. Biz başka bir şey diyoruz adına. Türkcell langırt ligi diyoruz. Her hafta her maç langırt. Bu maçta langırt topu, Emre Güngör'e çarptı. Daha önce her maç başkalarına çarpıyordu. Artık bitime yaklaşıyoruz, bizim söyleyecek pek az şeyimiz kaldı. Onları da söyleyeleyelim ve sezonu kapatalım.
Sezon demişken, açılır en büyük umutlarla, tonlarca para verilerek takım kurulur. En kral yerlerde kamp yapılır yenir içilir. Sezon başlari iyi oyun hak getire, hocalar kandırır bizleri. Takımın oturması için 10 hafta beklemek lazım derler. Madem 10 haftada oturuyor, o zaman 10 hafta erken açın kardeşim sezonu. Sonra, sakatlıklar, cezalar, kötü hava şartları denir. Devre biter, bir kaç transfer daha yapılır, yalandan bir iki maç oynanır. Bitime doğru zaten iyi oyun aranmaz, at o lanet olası golü yat üstüne al 3 puanı. Böyle yürür kervan.
Reykart yazmamışsa yazabilir. Futbol hakkında ciltlerce söz söyleyebilir. Ancak burası başka bir yer, başka bir lig. Nişantaşı Lisesinden bir ingilizce hocasını Şemdinli Lisesine tayin edin bakalım öğencilere nasıl öğretecek ingilizceyi? Gelmişler Dünyanın en büyük takımından, açmışlar defterlerini, bizimkilere bir şeyler öğretmeye çalışıyorlar. Her maçı maç sanıyorlar, her futbolcuyu futbolcu.
Rıza'ya karşı oynarsan, oynadığının maç olduğunu unutacaksın. O büyük seyirciye oynadığı oyunu gördük, o bandoyla bir zamanlar şanlı ordu Zigetvar'a, Plevne'ye, Estergon'a ölüme giderdi. Eskişehirspor beraberliğe el sıkışırken kendi kendimize yenilmiştik.
Erdoğan Arıca Lincoln'ü dövüyordu güzel oynuyorsun diye, Ziya Doğan, Mehmet Özdilek, Samet Aybaba... Bunlara karşı oynarken galip gelecem diye oynamayacaksın. Sinirlerini alırlar adamın, timsah gibi beklerler avlarını, berabereliğe yatarken bir anlık hatanla golü yedinmi geçmiş olsun.
Kasımpaşa maçında Caner'in serbest vuruşunu hatırlayan var mı? Reykart Yılmaz Vural'ı tanıyor olsa, Cener'e içeri doldurma, yandan koşana pası ver derdi. Caner ne yaptı? içeri ortaladı, 9 kişi ofsayt. Dürüllülü bu hafta 2. golü Yılmaz'ı tanıdığı için buldu. Aynı yerden Tello ofsayttaki adama ortaladı, ofsaytta olmayan Bobo kafayı dokundu. Ofsayt taktiğiyle oynayan Yılmaz Vural'ı bilen Dürüllülü, Holosko'yla 3 defa burun buruna kaleciyle karşılaştı.
Çok basit bir şeyi hocanın uygulamaması beni kahrediyor. Takım balta'dan geçilmiyor, sezon başından beri yırtınıyorum 16 numaralı futbolcu şampiyonluğa mal oldu. Dikkat edin, her topta paralele bağlanmış. Top ayağında olan adamla aynı mesafede koşuyor sadece. Galatasaray'da oynamasın, ligte herhangi bir takımda bir sezonda 8 maça çıksın, bu yazdıklarımı yerim. Lanet olsun, bu ön libero denen kazmalar bir tane dönen topa basmadılar.
Sahanın en iyi futbolcusu Emre Güngör'dü. Yatarak kayarak hedef küçülten stoperimize patladı kabak. Servet olsa hezimetle dönülecek bir maç sonunda bakalım bu maçta oynatılacakmı? Kaleciye ne demeli? Görünmez bir Fener maçından sonra ultimatom vermiş sanki. Bütün gelen topları şişiriyor, lanet olsun. Bursayla olan fark, kaleci farkıdır. Dün İvankov eliyle Volkan'a, Volkan'dan Sercan'a, 10 saniye sonra gol oldu. Bizim kaleci 10 saniye satranç oyuncusu gibi düşünüyor nereye atacağını.
Kalemize atılan kornerleri izleyin. Tamamı gol tehlikesi. Ön direklerde kimse yok. Sabri, Caner dahil herkes kafaya çıkıyor. Kalecinin bir maçı ipten alma ihtimali sıfır. Oyun sıkışmış, Reykart'ın tek yaptğı şey Elano'yu yanına almak. Bıktık hocam bu hamleden. Takım çok iyi oynuyormuş gibi, değişiklik yapmadan maçı bitirdin. Saha içi değişikliğe bile gitmedin. Sistem diyorsan adına, burada sistem sökmez. Bu futbolcularla bildiğin oyunu oynatamayacaksın. Koy İniestafa'yla, Topal'ı Barcelona orta sahasına görelim bakalım kaçıncı olacaksın. Bak bakalım Messi topla kaç defa buluşacak?
Taç kullanırken gol yiyoruz, topu elle bile oyuna sokamıyoruz. Taç atmayı bilmemekten değil, topa kimse sahip olmak istemiyor. Hayalet futbolcular cirit atıyor orta sahada. Aman top bana gelmesin hesabı.
Fener maçı ne olurun nöbetine yatıyoruz. Bilmiyorum, senelerdir Galatasaray maçlarını bilemiyorum. Hiç bir maçı bilemedim bu sene. Hiç bir maçın garantisi yok, hele geriye düştüğümüz zaman, gireni çıkarma ihtimali çok az. Bildiğim bir tek şey var, orta sahada bu kazmalarla oynamaya 2 maç daha devam edelim 4. lük hayırlı olsun. Çare yok mu? var, Lukas'ı orta saha çekeceksin. Ayhan, büyük maç futbolcusudur onla başlayacaksın. İlerde Keyta, Baros, Arda oynayacak. Elano'yu kendi istemediği sürece asla çıkarmayacaksın. Kaleciye degaj yapmayı yasaklayacaksın. Eğer geriye düşersen ki muhtemeldir çıkar kaleciyi, farketmiyor nasılsa al El Çiko'yu oyuna. Fazla yabancım var diyorsan, Balta Hakan'la başla, Caner'i ver ileri dövüşsün dövüşebileceği kadar. Yorulunca çıkarırsın. Servet, Topal, 16 numaradan ikisi oynarsa maçı unutun. Biri oynarsa maç langırt maçı, her sonuca gebe. Hiç biri oynamazsa, hatta kadroda bile olmazlarsa( Servet'in yedekte oluşu Emre Güngör'ün oyununu yarıya indiriyor) hiç bir maçı kaybetmez Galatasaray, hatta kazanır. Hatta Şampiyon olur olmasına da ne yazar? Bütün rakiplerine yenilmişsin bir kaç maçın bir kaç dakikası hariç iyi futbol oynamamışsın.
Servet daha dün GS televizyonunda çocukluğundan bahsediyor. 11 kişilik fakir ailesinden, muhtemelen Topal'da, 16 numara da sefil çocukluk geçirmişler. 15 yaşına kadar yedikleri bulgur pilavı, nişastadan sonra gelsin pirzolalar, baklavalar, ilaçlar, gıdalar. Kas kas olsa dayanırmı? patlıyor işte bir yerde. Takm 30 kişi, aynı idmanı yapıyor, aynı besini alıyorlar, saha çıkan 11 kişi. Diğerlerinın aldığı fazla enerji başlarına bela oluyor, oynadıkları ilk maçta sakalanıyorlar. Türk futbolcularının genç takımlardaki başarısını ileriye taşıyamamalarının sebebi budur.
İşte böyle, her sene böyle çocuklar. Bizim masum sevgimiz sömürülür gider, bu devran bu düzen asla değişmez. Yarın şampiyonluk kaçar, şampiyonlar ligi ile avunursun. O da kaçar Avrupa Ligi ne güne duruyor. O da kaçarsa mı? yok artık bunu Reykart istese bile yapamaz.
21 Mar 2010
Ön Liberoların Laneti, Trabzonspor 1- Galatasaray 0
Bari takıma faydan yok, zararın olmasın be adam. Topal, topçu bu kez kaptanı sakatlamış. Maç kadrosunda Arda'yı görmeyene kadar inanmamıştım. Tabi pabuç pahalı, forma aslanın ağzında, saldır antrenmanda sakatla kendi futbolcunu.
Neyse, biz alışkınız zaten sakat kadroyla mücadele etmeye. Cesaret formasıyla sahaya çıkıyoruz, baltalardan biri daha yok yerine Emre Güngör var. İyi futbol oynayacağımız kesindi, Trabzonspor'un hızlı forvetine karşı yatarak, kayarak oynayan Emre iyi bir tercihti.
Maç maç gibi başladı. Bu hafta iki büyük takımın maçını da seyretmemiştim. Kasımpaşa maçını kaçırdığıma üzüldüm gerçi ama dün kü Fener maçında pozisyon bile yokmuş. Pozisyon yok ama 3 puan var. Ensemizde boza pişiririyorlar.
Elano, Caner, Lukas, Emre Güngör çok iyi müzadele ediyorşardı gole kadar. Lanet olası, defans hatası işte. Aynı hatayı Servet yapsa edeceğim küfürü hepiniz duyacaktınız, sevdiğim, iyi oynayacağına inandığım adamdan gelince hata, bir şey yapamadım.
Topu kaptırdı Emre, tamam adam bom boş, bir top ta kurtar be kardeşim. Bir maçı da sen al, aykut bile şampiyon olduğumuz sene Servet'in kaptırdığı topu çıkarmıştı. Beklemiyoruz elbet Leo kardeş, çerçeveyi bulan topu biz santraya götürürüz sen zahmet etme. İlk yarı güzel oyun zayi oldu, soyunma odasına yenik gittik.
İkinci yarı takımdan bir canlanma bekliyorduk, tam tersi oldu. Nedense, sanki galipmişiz gibi oynamaya başladık. İniestafa'mız her zamanki gibi büyük futbolunu oynuyor. Araziye uymuş, topla buluşmamaya oynuyor. Nefret ettiğim bu futbolcudan kurtulduğumuz maçta horoz keseceğim. Derken Baroş oyuna girmek üzere, fal bakmaya gerek yok. Takımın en büyük futbolcusu Elano dışarı alındı. Demek artık, topu pasla içeri sokmayacağız. 7. yabancı olarak baros'u oyuna sokmak mı istersin hocam, çıkar kelciyle, lanetli ön liberolardan birini sok içeri Baros'u. Bu kadar mı zor?. El çiko oynamaya başladı sonlara doğru. Bu adam kalelere alışana kadar lig bitecek ne yazık.
Şu kornerlerde neden hala direk dibine bir adam vermezler inanılır gibi değil. Trabzonspor'un atakları mucize golle sonuçlanmıyor. Keyta baskıya gelemiyor, etkisiz eleman olarak oynuyor. Denge yok, ya çok iyi ya çok kötü, artık torbadan ne çıkarsa.
Sabri kaptanlığın keyfini çıkarıyor, etliye sütlüye karışmadan bir maç çıkarıyor. Şampiyonluk tehlikeye giriyor, yarın Bursaspor kazanırsa 5 puan fark olacak. Ne yapsak olmuyor işte, biraz da şans olacak. Galatasaray ancak çok iyi oynarsa kazanabiliyor, aslında kötü de sayılmayacak bir oyundan sonra yenilmek koyuyor.
Evet bir maçta daha milli takım kalecisi yarattık. Trabzonspor kalecisi Onur, bir maçı kaleci nasıl alır gösterdi bize. Şu ön libero işini icat eden hoca eğer yaşıyorsa lanet olsun ona. Elano yok, iki tane kazma ön libero oyunda. 16 numara, İniestafa, seni Galatasaray 'a getiren kimse ona da lanet olsun.
Geçmiş olsun, şu maçı da kaybettiniz ya yazıklar olsun.
Reykart'ın Reykartlığını Fenerbahçe maçında bekliyorum. Sahanın Lukas'la beraber en büyük oyuncusu Emre Güngör'e ceza kesip yerine Servet'i oynatırsa ben maçı seyretmeden stadyumdan çıkacağım. Maçın pozisyonlarını bir kez daha seyredin en az 3 tane topu kaleci gibi yatarak kurtardı. Eğer Servet olsaydı, Lukas o topu kazmaya vermeyecekti tamam ama maçı en az 3-0 kaybederdik.
Bir kez daha bütün kalbimle yazıyorum, iki tanesinden kurtulduk, 3. sünden de kurtulamazsak, 3. veya 4. olacağız benden söylemesi.
Neyse, biz alışkınız zaten sakat kadroyla mücadele etmeye. Cesaret formasıyla sahaya çıkıyoruz, baltalardan biri daha yok yerine Emre Güngör var. İyi futbol oynayacağımız kesindi, Trabzonspor'un hızlı forvetine karşı yatarak, kayarak oynayan Emre iyi bir tercihti.
Maç maç gibi başladı. Bu hafta iki büyük takımın maçını da seyretmemiştim. Kasımpaşa maçını kaçırdığıma üzüldüm gerçi ama dün kü Fener maçında pozisyon bile yokmuş. Pozisyon yok ama 3 puan var. Ensemizde boza pişiririyorlar.
Elano, Caner, Lukas, Emre Güngör çok iyi müzadele ediyorşardı gole kadar. Lanet olası, defans hatası işte. Aynı hatayı Servet yapsa edeceğim küfürü hepiniz duyacaktınız, sevdiğim, iyi oynayacağına inandığım adamdan gelince hata, bir şey yapamadım.
Topu kaptırdı Emre, tamam adam bom boş, bir top ta kurtar be kardeşim. Bir maçı da sen al, aykut bile şampiyon olduğumuz sene Servet'in kaptırdığı topu çıkarmıştı. Beklemiyoruz elbet Leo kardeş, çerçeveyi bulan topu biz santraya götürürüz sen zahmet etme. İlk yarı güzel oyun zayi oldu, soyunma odasına yenik gittik.
İkinci yarı takımdan bir canlanma bekliyorduk, tam tersi oldu. Nedense, sanki galipmişiz gibi oynamaya başladık. İniestafa'mız her zamanki gibi büyük futbolunu oynuyor. Araziye uymuş, topla buluşmamaya oynuyor. Nefret ettiğim bu futbolcudan kurtulduğumuz maçta horoz keseceğim. Derken Baroş oyuna girmek üzere, fal bakmaya gerek yok. Takımın en büyük futbolcusu Elano dışarı alındı. Demek artık, topu pasla içeri sokmayacağız. 7. yabancı olarak baros'u oyuna sokmak mı istersin hocam, çıkar kelciyle, lanetli ön liberolardan birini sok içeri Baros'u. Bu kadar mı zor?. El çiko oynamaya başladı sonlara doğru. Bu adam kalelere alışana kadar lig bitecek ne yazık.
Şu kornerlerde neden hala direk dibine bir adam vermezler inanılır gibi değil. Trabzonspor'un atakları mucize golle sonuçlanmıyor. Keyta baskıya gelemiyor, etkisiz eleman olarak oynuyor. Denge yok, ya çok iyi ya çok kötü, artık torbadan ne çıkarsa.
Sabri kaptanlığın keyfini çıkarıyor, etliye sütlüye karışmadan bir maç çıkarıyor. Şampiyonluk tehlikeye giriyor, yarın Bursaspor kazanırsa 5 puan fark olacak. Ne yapsak olmuyor işte, biraz da şans olacak. Galatasaray ancak çok iyi oynarsa kazanabiliyor, aslında kötü de sayılmayacak bir oyundan sonra yenilmek koyuyor.
Evet bir maçta daha milli takım kalecisi yarattık. Trabzonspor kalecisi Onur, bir maçı kaleci nasıl alır gösterdi bize. Şu ön libero işini icat eden hoca eğer yaşıyorsa lanet olsun ona. Elano yok, iki tane kazma ön libero oyunda. 16 numara, İniestafa, seni Galatasaray 'a getiren kimse ona da lanet olsun.
Geçmiş olsun, şu maçı da kaybettiniz ya yazıklar olsun.
Reykart'ın Reykartlığını Fenerbahçe maçında bekliyorum. Sahanın Lukas'la beraber en büyük oyuncusu Emre Güngör'e ceza kesip yerine Servet'i oynatırsa ben maçı seyretmeden stadyumdan çıkacağım. Maçın pozisyonlarını bir kez daha seyredin en az 3 tane topu kaleci gibi yatarak kurtardı. Eğer Servet olsaydı, Lukas o topu kazmaya vermeyecekti tamam ama maçı en az 3-0 kaybederdik.
Bir kez daha bütün kalbimle yazıyorum, iki tanesinden kurtulduk, 3. sünden de kurtulamazsak, 3. veya 4. olacağız benden söylemesi.
18 Mar 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







