26 Mar 2010

Fener Maçına Çıkarken

Galatasaray maçlarında hiç heyecenlanmadan çıktığım tek maç Fenerbahçe maçıdır. Bana göre her maç Fener maçı olsa, hiç itiraz etmem. Hele ki, Kadıköy'de oynanan maçlar, benim için sıradan, Ankaraspor maçı hükmünde bile değildir. Sonucun belli olduğu tek maç her halde o maçlardır çünkü. Şimdi ise yeni bir Fener maçına çıkılacak Pazar günü. Bu maç bizim çöplükte, ötmemizin muhtemel olduğu kendi çöplüğümüzde.

Ne umutlarla başlamıştık sezona her zamanki gibi. Takmın başında Dünya'nın en elit hocalarından biri, üstüne Keyta, üstüne Elano, kaleye Leo, kulubeye Neeskens. Sezon başladı, kayıpsız geçilen haftalar. Yenilenden çok atılan golle bitirilen maçlar. 15-20 pasla oynanan oyun, bir birinden fantastik goller. 7 maç sürdü hüküm. Top elle oyuna sokulurdu, Kewell sonradan girerdi oyuna, yeni kurulan takımda herkes kendine bir delik bulma mücadelesindeydi. Top çoğunlukla bizdeydi, ilk toplara devamlı biz basıyorduk. O lanet Ankaragücü maçında değişti herşey. 3-0 kaybedilecek maç değildi, arkasından Trabzon maçında da 3 gol yenince bütün taktik değişti. Koskoca Reykart takımı sıçan gibi oynatmaya başladı. Lanet, kahrolası ön liberolar takımın en önemli iki adam yerini işgal ettiler. Gerideki kazmalardan ikisi bir adam etmemeye başladı. Kaleci kendine gelen bütün topları taca şişirmeye başladı. Baros sakatlanıp, Kewell banko oynamaya başladı. Üsütüne fazla yük binince kronik sakatlığı baş gösterdi, ve o günlerden bu günlere gelindi.

Bu arada, Avrupa liginden elendi takım, yetmedi, Antalyaspor'a kaybetti kupada. Elimizde tek hedef kaldı, taraftarı oyalayabilecek. O da geçen haftaki tabeladan sonra başka takımların hikmetine, himmetine kaldı. İyi oyun mu dediniz? hak getire, bu oyuncu kadrosu, bu oyun taktiğiyle Galatasaray'ın Diyarbakırspor önünde bile iyi oynaması imkansızdır. Takımın başında Reykart değilde, Tınaz Tırpan olsa şu anki puanlardan daha az puanı olamazdı takımın. Bu saatten sonra Şampiyon bile olsak ne yazar, ben bayrak bile asmam.

Bursaspor'la 5 puan fark oluşmuş, yarın kapanabilir de hiç önemli değil. Şampiyon olmak sadece Fener olamadı motivasyonu için bir anlam taşır benim için. Aradaki fark, ön liberolardaki futbolcular ile, teknik kaleci farkıdır. 16 numaralı futbolcuyla, kaleci verilip, benim ligimizde tek geçtiğim İvankov'la biz oynasak bu fark bizim lehimize oluşurdu. O kadar fantastik futbolcu alıp, bir tane topa basacak, oyuna topu sağlıklı sokabilecek birini almayanlar, transfer ustası olarak yeniden seçilmiş olacaklar yarın akşam. Ben de diyorum ki, Haldun Üstünel, transferin T'sini, takımın ruhunu, eksiğini gediğini bilmeyen biri. Vermişler eline mühürü, git ucuz iyi futbolcu avla. Doldur 7 tane forveti takıma, yesinler bir birlerini takıma girmek için.

Gelelim Pazar günkü maça, ne olur sorusuna cevap bulmaya. Başta dedim, hiç heyecan duymuyorum, muhtemelen maça bile gitmeyeceğim. Langırt maçına çıkılacak, kalecimiz kendisine gelen her topu taca atacak. Tactan rakibe geçen topu kapmak için, paralele bağlanmış, hayalet 16 numara top ayağında olan futbolcuyla aynı hızda bizim ceza sahasına kadar refakat edecek. O anda kısmı felç geçirerek duracak, topun kaderini metafiziğe bırakacak. Top bizde mi, ön liberolar araziye uyacak, bana atma diye toptan kaçacaklar. Kaçmayan usta Elano buluşacak mecburen topla. Attığı topa koşan, koştu, koşmadığında Elano kötü pas vermiş sayılacak. 60-70. dakikada oyundan çıkacak.

Yaptığı hatadan dolayı, muhtemelen Emre Güngör oynamayacak. Yerine oynayan Ayıboğan, her topta ayakta kalacak. Topuz, Emre, Alex şut falan çekmeye kalkarsa götünü dönecek, şut kaleyi tutarsa, kaleci zaten o anda taş kesildiğinden gol olacak. Gol olunca Daum yatmaya başlayacak, o arada bir gol bulduk bulduk, bulmadık önümüzdeki maça, hatta önümüzdeki seneye bakacağız.

Şut çekmeyip, kenarlardan gelirlerse işimiz nisbeten kolay. Hızlı koşan Sabri, Caner oyunu yandan kurmalarına müsade etmezler. Arda Turan şu ana kadar hiç bir Fener maçında iyi oynamadı. Pazar günü için de durumu kahve falı. Ya çok iyi oynayacak, ya her zaman ki gibi. Maçta en büyük, belki de tek koz Keyta, karşısındakini perişan edebilir. Sanmayın ki takımdan ümidim yok da böyle yazıyorum. Galatasaray, hangi kadroyla, hangi hocayla, hangi kademede maç oynarsa oynasın o maçta mutlaka ümit vardır. Ben sadece bu seneki oyun ortalamasıyla bir tesbit yapıyorum. Körün taşı köre denk gelipte hiç ummadığımız adamlar, hayatının topunu oynarlar belki. Olasılık yok mu? var! bir maymunun bilgisayar başında tuşlara dokunarak evrim tarihini yazması olasılığı kadar. 16 numaranın, Mehmet Topal'ın, Servet'in olduğu takımın iyi futbol oynayabilme olasılığı, bana göre daha az bir olasılıktır. Ama adı üstünde olasılık hesabı. Ligin belki de en kötü futbol oynayan takımı Fenerbahçe'yi yenemezlerse de, demektir kimseyi yenmeye hakları yok.

Maç Ali Sami Yen'de, üstelik Özhan Başkan'ın anısına centilmence geçilmek isteniyor. Hakem en güvendiğim hakem, maçın önemine bakmaz, ben bilmem merkez bilir diyen Cüneyt Çakır. Kırmızısız bitmez, penaltı muhtemel. Fener maçılarında taraftarı hiç beğenmem, karaborsa, pahalı bileti alan çekirdekçi tayfası dolar tribünlere böyle maçlarda. Dolayısıyla, ürkütücü bir tezahürat olmaz.

Peki, bunun dışında, bir mucize olup, Reykart'a vahiy gelse de başka bir yol bulsa,  ya da bize müracat edilse de, ne yapsak diye sorsa. Ben bu maçı farklı kazanırım. Bizden çok daha kötü olan fakat, bizim maçlarda aşırı motivasyonla çıktıkları için ezilmeyen Fenerbahçe'yi hezimete uğratmazsam, Ali Sami Yen'de kellemi ortaya koyarım.

1- Parçalı formayla sahaya çıkılacak.
2- Maça gelenlerin tamamı parçalı forma giyecek.
3- Ne yapıp edilecek, maça giremeyen profesyonel taraftarın girmesi sağlanacak. En az 5.000 kişinin daha olmalı.
4- Maça, Leo- Sabri, Hakan Balta, Emre Güngör, Caner- Ayhan, Lukas, Elano- Keyta, Baros, Arda ile çıkılacak.

Maç taktiği; Oyun kaleciden başlayacak. Kaleci topu kesinlikle elle oyuna sokacak. İlk devre Ayhan, ikinci devre barış oynayacak. Önceden anons edilecek bu durum. Ayhan yarım devre kanının son damlasına kadar koşup, ilk yarı bitiminde 20 metre koşacak dermanı kalmayacak. Aynı şeyler, ikinci yarıda Barış için geçerli olacak. Sıradan bir galibiyet bu durumda taraftarı kesmez, evire çevire yenmek lazım bu saatten sonra. Maçın başında seyirci gazıyla çullanılacak, gol bulunduğu zaman, sanki biz yemişiz kabul edilecek. İkinci için fazla vakit kaybedilmeyecek. Velev ki ikinciyi bulduk bulur bulmaz, biri feda edilecek Jo oyuna girecek. Nefes bile aldırmadan hezimete gidilecek.

Olmadı, golü biz yedik o zaman kaleci oyundan çıkarılacak. Aykut'a gol yemek serbest olacak. Jo ve El çiko dahil bütün yabancılar sahada olacak. Ya herro ya merro düzenine geçilecek. Nasıl olsa takımın başında karizmatik sistem adamı Reykart yok, ben varım.

Maçı kafamızdan böyle oynuyoruz işte. Her büyük maçı olduğu gibi. Ne yazık ki, biz sıradan çapulcu bir taraftarız. Yarın yönetim yeniden seçilmiş olacak, Galatasaray'ın  yeni sahipleri belli olacak. Bu söylediklerimizin hiç biri olmayacak. Elden geldiğince her iki takım kazmaları sahada olacak. Maçın başında yapılacak saygı duruşunun saygısı 10. dakikada son bulacak. Bizim kazmalarla, onların kasapları arasında 90 dakika boyunca gelişi güzel dolaşacak olan topun canı kimi istemişse tabela onun adını yazacak. Belki de ikisini birden cezalandırıp, hadiyin lan, bunca yatırıma, bunca taraftara, hileye dolapa rağmen şu Bursa'nın yarısı kadar bile olamadınız diyecek.

Yani çocuklar, ben bu maçtan hiç bir şey beklemiyorum, tam bir Türkcell langırt ligi maçı olur. Ve ben bir kez daha hiç heyecanlanmadan bir Fener maçı izlemiş olurum.

23 Mar 2010

Reykart'ın Kulaklarına Küpe Olsun


3 puanlı sistem işte, ne demekse başka sistem var sanki. Başkanından, futbolcusuna, hocasına herkes böyle diyor. Biz başka bir şey diyoruz adına. Türkcell langırt ligi diyoruz. Her hafta her maç langırt. Bu maçta langırt topu, Emre Güngör'e çarptı. Daha önce her maç başkalarına çarpıyordu. Artık bitime yaklaşıyoruz, bizim söyleyecek pek az şeyimiz kaldı. Onları da söyleyeleyelim ve sezonu kapatalım.

Sezon demişken, açılır en büyük umutlarla, tonlarca para verilerek takım kurulur. En kral yerlerde kamp yapılır yenir içilir. Sezon başlari iyi oyun hak getire, hocalar kandırır bizleri. Takımın oturması için 10 hafta beklemek lazım derler. Madem 10 haftada oturuyor, o zaman 10 hafta erken açın kardeşim sezonu. Sonra, sakatlıklar, cezalar, kötü hava şartları denir. Devre biter, bir kaç transfer daha yapılır, yalandan bir iki maç oynanır. Bitime doğru zaten iyi oyun aranmaz, at o lanet olası golü yat üstüne al 3 puanı. Böyle yürür kervan.

Reykart yazmamışsa yazabilir. Futbol hakkında ciltlerce söz söyleyebilir. Ancak burası başka bir yer, başka bir lig. Nişantaşı Lisesinden bir ingilizce hocasını Şemdinli Lisesine tayin edin bakalım öğencilere nasıl öğretecek ingilizceyi? Gelmişler Dünyanın en büyük takımından, açmışlar defterlerini, bizimkilere bir şeyler öğretmeye çalışıyorlar. Her maçı maç sanıyorlar, her futbolcuyu futbolcu.

Rıza'ya karşı oynarsan, oynadığının maç olduğunu unutacaksın. O büyük seyirciye oynadığı oyunu gördük, o bandoyla bir zamanlar şanlı ordu Zigetvar'a, Plevne'ye, Estergon'a ölüme giderdi. Eskişehirspor beraberliğe el sıkışırken kendi kendimize yenilmiştik.

Erdoğan Arıca Lincoln'ü dövüyordu güzel oynuyorsun diye, Ziya Doğan, Mehmet Özdilek, Samet Aybaba... Bunlara karşı oynarken galip gelecem diye oynamayacaksın. Sinirlerini alırlar adamın, timsah gibi beklerler avlarını, berabereliğe yatarken bir anlık hatanla golü yedinmi geçmiş olsun.

Kasımpaşa maçında Caner'in serbest vuruşunu hatırlayan var mı? Reykart Yılmaz Vural'ı tanıyor olsa, Cener'e içeri doldurma, yandan koşana pası ver derdi. Caner ne yaptı? içeri ortaladı, 9 kişi ofsayt. Dürüllülü bu hafta 2. golü Yılmaz'ı tanıdığı için buldu. Aynı yerden Tello ofsayttaki adama ortaladı, ofsaytta olmayan Bobo kafayı dokundu. Ofsayt taktiğiyle oynayan Yılmaz Vural'ı bilen Dürüllülü, Holosko'yla 3 defa burun buruna kaleciyle karşılaştı.

Çok basit bir şeyi hocanın uygulamaması beni kahrediyor. Takım balta'dan geçilmiyor, sezon başından beri yırtınıyorum 16 numaralı futbolcu şampiyonluğa mal oldu. Dikkat edin, her topta paralele bağlanmış. Top ayağında olan adamla aynı mesafede koşuyor sadece. Galatasaray'da oynamasın, ligte herhangi bir takımda bir sezonda 8 maça çıksın, bu yazdıklarımı yerim. Lanet olsun, bu ön libero denen kazmalar bir tane dönen topa basmadılar.

Sahanın en iyi futbolcusu Emre Güngör'dü. Yatarak kayarak hedef küçülten stoperimize patladı kabak. Servet olsa hezimetle dönülecek bir maç sonunda bakalım bu maçta oynatılacakmı? Kaleciye ne demeli? Görünmez bir Fener maçından sonra ultimatom vermiş sanki. Bütün gelen topları şişiriyor, lanet olsun. Bursayla olan fark, kaleci farkıdır. Dün İvankov eliyle Volkan'a, Volkan'dan Sercan'a, 10 saniye sonra gol oldu. Bizim kaleci 10 saniye satranç oyuncusu gibi düşünüyor nereye atacağını.

Kalemize atılan kornerleri izleyin. Tamamı gol tehlikesi. Ön direklerde kimse yok. Sabri, Caner dahil herkes kafaya çıkıyor. Kalecinin bir maçı ipten alma ihtimali sıfır. Oyun sıkışmış, Reykart'ın tek yaptğı şey Elano'yu yanına almak. Bıktık hocam bu hamleden. Takım çok iyi oynuyormuş gibi, değişiklik yapmadan maçı bitirdin. Saha içi değişikliğe bile gitmedin. Sistem diyorsan adına, burada sistem sökmez. Bu futbolcularla bildiğin oyunu oynatamayacaksın. Koy İniestafa'yla, Topal'ı Barcelona orta sahasına görelim bakalım kaçıncı olacaksın. Bak bakalım Messi topla kaç defa buluşacak?

Taç kullanırken gol yiyoruz, topu elle bile oyuna sokamıyoruz. Taç atmayı bilmemekten değil, topa kimse sahip olmak istemiyor. Hayalet futbolcular cirit atıyor orta sahada. Aman top bana gelmesin hesabı.

Fener maçı ne olurun nöbetine yatıyoruz. Bilmiyorum, senelerdir Galatasaray maçlarını bilemiyorum. Hiç bir maçı bilemedim bu sene. Hiç bir maçın garantisi yok, hele geriye düştüğümüz zaman, gireni çıkarma ihtimali çok az. Bildiğim bir tek şey var, orta sahada bu kazmalarla oynamaya 2 maç daha devam edelim 4. lük hayırlı olsun. Çare yok mu? var, Lukas'ı orta saha çekeceksin. Ayhan, büyük maç futbolcusudur onla başlayacaksın. İlerde Keyta, Baros, Arda oynayacak. Elano'yu kendi istemediği sürece asla çıkarmayacaksın. Kaleciye degaj yapmayı yasaklayacaksın. Eğer geriye düşersen ki muhtemeldir çıkar kaleciyi, farketmiyor nasılsa al El Çiko'yu oyuna. Fazla yabancım var diyorsan, Balta Hakan'la başla, Caner'i ver ileri dövüşsün dövüşebileceği kadar. Yorulunca çıkarırsın. Servet, Topal, 16 numaradan ikisi oynarsa maçı unutun. Biri oynarsa maç langırt maçı, her sonuca gebe. Hiç biri oynamazsa, hatta kadroda bile olmazlarsa( Servet'in yedekte oluşu Emre Güngör'ün oyununu yarıya indiriyor) hiç bir maçı kaybetmez Galatasaray, hatta kazanır. Hatta Şampiyon olur olmasına da ne yazar? Bütün rakiplerine yenilmişsin bir kaç maçın bir kaç dakikası hariç iyi futbol oynamamışsın.

Servet daha dün GS televizyonunda çocukluğundan bahsediyor. 11 kişilik fakir ailesinden, muhtemelen Topal'da, 16 numara da sefil çocukluk geçirmişler. 15 yaşına kadar yedikleri bulgur pilavı, nişastadan sonra gelsin pirzolalar, baklavalar, ilaçlar, gıdalar. Kas kas olsa dayanırmı? patlıyor işte bir yerde. Takm 30 kişi, aynı idmanı yapıyor, aynı besini alıyorlar, saha çıkan 11 kişi. Diğerlerinın aldığı fazla enerji başlarına bela oluyor, oynadıkları ilk maçta sakalanıyorlar. Türk futbolcularının genç takımlardaki başarısını ileriye taşıyamamalarının sebebi budur.

İşte böyle, her sene böyle çocuklar. Bizim masum sevgimiz sömürülür gider, bu devran bu düzen asla değişmez. Yarın şampiyonluk kaçar, şampiyonlar ligi ile avunursun. O da kaçar Avrupa Ligi ne güne duruyor. O da kaçarsa mı? yok artık bunu Reykart istese bile yapamaz.

21 Mar 2010

Ön Liberoların Laneti, Trabzonspor 1- Galatasaray 0

Bari takıma faydan yok, zararın olmasın be adam. Topal, topçu bu kez kaptanı sakatlamış. Maç kadrosunda Arda'yı görmeyene kadar inanmamıştım. Tabi pabuç pahalı, forma aslanın ağzında, saldır antrenmanda sakatla kendi futbolcunu.

Neyse, biz alışkınız zaten sakat kadroyla mücadele etmeye. Cesaret formasıyla sahaya çıkıyoruz, baltalardan biri daha yok yerine Emre Güngör var. İyi futbol oynayacağımız kesindi, Trabzonspor'un hızlı forvetine karşı yatarak, kayarak oynayan Emre iyi bir tercihti.

Maç maç gibi başladı. Bu hafta iki büyük takımın maçını da seyretmemiştim. Kasımpaşa maçını kaçırdığıma üzüldüm gerçi ama dün kü Fener maçında pozisyon bile yokmuş. Pozisyon yok ama 3 puan var. Ensemizde boza pişiririyorlar.

Elano, Caner, Lukas, Emre Güngör çok iyi müzadele ediyorşardı gole kadar. Lanet olası, defans hatası işte. Aynı hatayı Servet yapsa edeceğim küfürü hepiniz duyacaktınız, sevdiğim, iyi oynayacağına inandığım adamdan gelince  hata, bir şey yapamadım.  

Topu kaptırdı Emre, tamam adam bom boş, bir top ta kurtar be kardeşim. Bir maçı da sen al, aykut bile şampiyon olduğumuz sene Servet'in kaptırdığı topu çıkarmıştı. Beklemiyoruz elbet Leo kardeş, çerçeveyi bulan topu biz santraya götürürüz sen zahmet etme. İlk yarı güzel oyun zayi oldu, soyunma odasına yenik gittik.

İkinci yarı takımdan bir canlanma bekliyorduk, tam tersi oldu. Nedense, sanki galipmişiz gibi oynamaya başladık. İniestafa'mız her zamanki gibi büyük futbolunu oynuyor. Araziye uymuş, topla buluşmamaya oynuyor. Nefret ettiğim bu futbolcudan kurtulduğumuz maçta horoz keseceğim. Derken Baroş oyuna girmek üzere, fal bakmaya gerek yok. Takımın en büyük futbolcusu Elano dışarı alındı. Demek artık, topu pasla içeri sokmayacağız.  7. yabancı olarak baros'u oyuna sokmak mı istersin hocam, çıkar kelciyle, lanetli ön liberolardan birini sok içeri Baros'u. Bu kadar mı zor?. El çiko oynamaya başladı sonlara doğru. Bu adam kalelere alışana kadar lig bitecek ne yazık.

Şu kornerlerde neden hala direk dibine bir adam vermezler inanılır gibi değil. Trabzonspor'un atakları mucize golle sonuçlanmıyor. Keyta baskıya gelemiyor, etkisiz eleman olarak oynuyor. Denge yok, ya çok iyi ya çok kötü, artık torbadan ne çıkarsa.

Sabri kaptanlığın keyfini çıkarıyor, etliye sütlüye karışmadan bir maç çıkarıyor. Şampiyonluk tehlikeye giriyor, yarın Bursaspor kazanırsa 5 puan fark olacak. Ne yapsak olmuyor işte, biraz da şans olacak. Galatasaray ancak çok iyi oynarsa kazanabiliyor, aslında kötü de sayılmayacak bir oyundan sonra yenilmek koyuyor.

Evet bir maçta daha milli takım kalecisi yarattık. Trabzonspor kalecisi Onur, bir maçı kaleci nasıl alır gösterdi bize. Şu ön libero işini icat eden hoca eğer yaşıyorsa lanet olsun ona. Elano yok, iki tane kazma ön libero oyunda. 16 numara, İniestafa, seni Galatasaray 'a getiren kimse ona da lanet olsun.

Geçmiş olsun, şu maçı da kaybettiniz ya yazıklar olsun.

Reykart'ın Reykartlığını Fenerbahçe maçında bekliyorum. Sahanın Lukas'la beraber en büyük oyuncusu Emre Güngör'e ceza kesip yerine Servet'i oynatırsa ben maçı seyretmeden stadyumdan çıkacağım. Maçın pozisyonlarını bir kez daha seyredin en az 3 tane topu kaleci gibi yatarak kurtardı. Eğer Servet olsaydı, Lukas o topu kazmaya vermeyecekti tamam ama maçı  en az 3-0 kaybederdik.
Bir kez daha bütün kalbimle yazıyorum, iki tanesinden kurtulduk, 3. sünden de kurtulamazsak, 3. veya 4. olacağız benden söylemesi.

18 Mar 2010

18 Mart 1915


Çanakkele Savaşına katılan Galatasaray Futbol takımının savaştan sonraki resmidir.

14 Mar 2010

Şimşek Çaktı;Galatasaray 3 -Ankaragücü 0

Geçen hafta ağızları yakan sütten sonra, bu gece yoğurt üflenerek yenecekti, belliydi. Topallayan Topal, maziyi arayan Ayhan'ın yerine değişiklikler hazırdı. Kazmanın en bol olduğu bölge bu bölgeydi. Kafası kesik tavuk Barış ile İniestafa'ya( 16 numara bundan sonra böyle anılacak) vurdu piyango. Kaptan cezalı, El Çiko sol uçta emanet, Ali Sami Yen coşkulu. Bir gün önce esas rakip 2 puan bırakmış, gündüz potansiyel rakip 3 puan almış. Formayı assan galip gelinecek bir ortam.

Vassel, Geremi, Elano, Jo, Lömmer,Reykart, Lukas, insanın normal bir Türkiye lig maçı oynandığına inanası gelmiyor. İsimler dünya çapında, ama oynanan oyuna bakarsak rüyadan uyanıyoruz. Bizim lig işte. Ne yapsan, kimi getirsen iyi oyuna hasretsin. Top ustalara geldiği anda ne kadar zevk alınıyorsa, kazmalara geldiğinde o kadar sinir oluyorsun.

Aklı biz veriyoruz, başkaları uyguluyor. Ayağa isabetli pas, bizim desturdu, ama önce Kasımpaşa, bu gece Ankaragücü pas trafiğinde bizden iyiydi. Topla oynama süresi bu gece Ankaragücü lehineydi. Maçın başında Kara Şimşek, defanstaki hatayı affetmedi. İnatla söktüğü top, Jo Dalton'un önüne düştüğünde, Gökçek Paşa'ya geçmiş olsundu. Sonrasında takım, oyunu kontrol altında tutup, ikinci gol için yemini bekliyordu. O sırada o lanet tezahürat patladı. ''Seeen var ya seeeeeen''. Canlıyı öldüren şarkı, takımı uyuttu. Zaten uyumaya mehilli futbolcular sahada. Ne varki Lukas dikkatli ve maç sonuna kadar hatasız oynayacaktı.

Zevksiz, pozisyonsuz geçen dakikaların birinde, Kara Şimşek bir av daha yakaladı. Geçen hafta Topal'ın yaptığına benzer bir pası Geremi verdi. daha doğrusu veremedi, Keyta topu kaptı, döve döve topla beraber içeri girdi. Yanlız golden sonraki takla, jimnastik hocalarından tam puan alınabilecek bir takla değildi. Düşüşte ince bir sendeleme geçirdi. ben Reykart'ın yerinde olsam takla attırmam. Bir maçta sakata gelecek bir tarafı kırılacak.

El Çiko belki de hayatının en berbat maçını çıkarıyordu. İkinci yarı, 2-0 lık rahat skordan sonra hepimiz iyi futbol bekliyorduk kendisinden. İki tane spikerden adı hiç okunmayınca tebala değişim için havaya kalktı. Reykart, yedek bıraktığı için bayağı üzgün olmalı Emre Güngör için. Bir delik bulup onu da oyuna sokup, hazır Arda yokluğunda Ayhan'ın koluna bantı taktırarak bir taşla bir kaç kuş vurmuş oldu.

Maçta şut yok doğru dürüst, ofsayt yok, korner çok az. Ankaragücü'de kağıt üzerinde az gol yiyen bir takım. Bu takıma bu oyunla 3 tane atıldı, bu Ankaragücü, Leo'dan iyi bir hediyeyi de hakketti. Atlamayan kalecimiz, bir maçı yere yatmadan tamamladı.

Ankaragücü'nün gücünün Galatasaray'a gol atmaya yetmeyeceği çok önceden belli olduğunda, kulube hareketlendi. Taraftar oyuna Milan Baros'u büyük tezahürat altında karşıladı. Ve golcü taraftarı golle selamladı. Lukas'ın dikine harika pasına hareketlenen Keyta, kendine özgü slalomlarla sıfıra inip Baros'a kestiğinde ligin başındaki gol ortalamasını tutturduk.

Kewell'de takıma dönünce bizim bölük tam kadro kazan mevcuduna erişecek. Rakiplerin sakatları yeni yeni verdiği haftalara biz, reviri boşaltmış olarak gireceğiz. Fenerbahçe maçı atlatıldığı anda, şampiyonluk şarkılarını söyleriz. Bugün seyrettiğim Bursaspor'un heyecanının, şehrin havasının sonuna kadar sürmesini isterim. Ne var ki oynadıkları oyun 9 maçı kayıpsız atlatabilecek bir oyun değil. Çok kolay geçen maçı pozisyonsuz tamamladılar. Penaltı olmasa o maçı biraz zor çıkarırlardı.

Biz kendi işimize bakıp, kendi göbeğimizi kendimiz keselim. Trabzon maçı için şimdiden hazırlığa başlayalım. Sabri'nin çektirdiği 3 lüden sonra mutlu ayrılan taraftar, artık Fener maçının rüyasına yatabilir. Kara Şimşek çaktı bu gece Sami Yen göklerinde, ama beklenen yağmur yağmadı. Her ne kadar 3 gol başkaları için yağmur sayılsa da bizim için sadece ahmak ıslatandı. Şimşek çaktımı arkasından kasırga gelmesi lazımdı.

10 Mar 2010

Reykart'a Açık Mektup

Bu benzetmeyi daha önce yapmıştım, tekrar edeceğim. Bizim memleketimizin güzel meyvesidir kayısı. Dalından yemeğe kalkarsan, elin yüzün yırtılır ağacının dikenli dalları yüzünden. Her tarafın yapış yapış olur lanet eder, yemekten vazgeçersin. Galatasaray şu son zamanlarda benim için aynı oldu ne yazık. Elano'yu seyretmek için Servet'i seyretmek zorunda oluşum zoruma gidiyor. Top Keyta'ya, Arda'ya geldiğinde aldığım zevklerin bin mislini 16 numaraya, Topal'a, Servet'e geldiğinde geri veriyorum. Yapacak bir şey yok, bizim dememizle olmuyor, bize de lanet edip maçlara gitmemek düşüyor. Kusuruma bakma, El Çiko, Elano, Büyük Kaptan, Servet'le aynı takımda oynadığınız müddetçe artık ben yokum. En iyisi uzaktan sevmek.

Reykart, futbolun kitabını en az 8 cilt yazmıştır. O kitaba göre, hangi takımdaysa  farketmiyor, aynı özellikteki futbolculara forma giydiriyor. Davids'e, İniesta'ya, 16 numaraya. Onun için bu futbolcular 6 numaralı futbolcudur. Puyol'da 4 numaradır, Servet'te. Leo'da 1 numaradır, Van Der Saar'da. Onun için Valenciya-Barca maçı da maçtır, Galatasaray-Eskişehirspor maçı da. Ne yazık ki Reykart'ın bazı futbolcuların futbolcu olmadığını, bazı maçların maç olmadığını anlşaması için bir tur daha atması gerekecek. Bütün takımlarla maç yapacak, bütün futbolcuları tanıyacak, sonra borusunu öttürecek.

Yılmaz Vural'a, Giray Bulak'a, Güvenç Kurtar'a karşı oynarsan , oynadığın oyunun adı futbol maçıdır. Erkekçe oynarlar, yenerler yenilirler ama mutlaka güzel bir maç oynamış olurlar bitiminde. Rıza'ya, Mehmet Özdilek'e, Ziya Doğan'a, Samet'e, Erdoğan'a karşı oynarsan koskoca aslanı kediler boğdurmayı göze de alacaksın hocam. Fenerbahçe'ye Kadıköy'de oynarsan o maç ta maç değil, tastamam meydan savaşıdır. Dürüllü'lüyle oynuyorsan, evliyalara karşı oynuyor olursun, evire çevire yenemezsen, balına bir gol yer feleğini şaşırırsın.

Hocam Rıza şudur, bunların okuduğu mekteplerde okutulanlar sınırlıdır. Futbol dışı ne varsa başvurur. En iyi oyuncunu en kazmalarla canından bezdirir. Yere yatan futbolcusuna 5 dakika yat der.Seni, futbolcunu sinirlendirir, hata yapmaya zorlar. Kendisi temkinli olduğundan, hiç bir şey yapmadığından hata yapmaz kolay kolay. Sonrasında balına bir gol bulursa, puan kaybına hazır ol. O güzeller güzeli seyircisine bile futbol maçında olduğuna lanet ettirir. Santraforunu çıkarır, kazmanın birini alır. Sarı kartlıu oyuncusu varsa ilk olarak onu değiştirir. Bir sonraki maçta yenilir, aldığı 1 puanı, 3 puanı fazlasıyla geri verir.

Cilt cilt kitap yazarken, bu hileleri, dolapları da bileceksin hocam. En az 10 dakika uzatma varken 3 dakikada işini bitirdi hakem senin.Yok ben hakemlere alıp topu bizim kaleye eliyle atsa bile bir şey demem. Benim hakemle işim olmaz, kalleşle işim olur. Görmediği, görüp çalamadığı pozisyona bir şey demem. Ama maçı eyyam yapıp zamanından önce bitiriyorsa ayıp etmiş derim o kadar. Büyük takımsan, gerekirse maçın hakemi ni de yeneceksin.

Leo Franko için hüküm verdim ben hocam. Kötü kalecidir, asla büyük bir takım kalecisi olamaz. Topu gelişi güzel şişiren, çekilen en ufak şiddette bir şutta felç geçiren, oynadığı hiç bir maçı çeviremeyen kaleci kötü kalecidir. Ne varki Aykut kaleci bile değildir. Ben Ufuk'unda iyi kaleci olmadığına eminim. Kaleye Kewell, ya da Sabri'yi falan geçirsen hayır demem. Kinaye yapmıyorum, Aykut kaleye geçecekse eğer kalecisiz oynamayı yeğlerim.

Emre Güngör, Lukas Neil ile muhteşem iki maç çıkarmıştı. Sonra ne olduysa gene kazmaya kaldı işimiz. Bir delik kapatıyoruz, 2 delik açılıyor. Elano, El Çiko, Keyta, Co Dalton, Lukas, Baros, Kewell bu futbolculardan 6 sının da sahada olması lazım, hadi birini kaleciye feda edelim, 5 i banko oynamadan, iyi futbol oynamamız ancak maçın koptuğu dakikalarda olabilir. Bir kez daha iddia ediyorum not alın. Son çıkacağımız Gençlerbirliği maçının kadrosuna bakın. Servet, Topal, 16 numara sahadaysa geçmiş olsun 3. bitirmişiz demektir ligi. Bütün kalbimle, 40 yıllık Galatasaray'lılıuğımla yine iddia ediyorum, bu 3 ünü kadro dışı bıraksınlar, Fenerbahçe maçından sonra bayraklarınızı asın balkonlarınıza.

Sevgili Hocam, Reykart, sen gelmeseydin ben bu sene maçlara gelmeyecektim. Her maç yenilsen bile sana güvenim asla sarsılmaz. Senin hocalığının somut göstergesi, aldığın veya verdiğin 3 puanlara bağlı değildir benim için. Senin bilmediğin şeyleri hatırlatıyorum sadece. Bu ülke Langırt Ligin'de bazen takımlara, bazen adamlara karşı oynarsın. Her çıktığın maça maç gözüyle bakma. Her lisansı olana futbolcu gözüyle bakma, bir şey öğretemediğin adamlar varsa takımda hemen biletini kes, onlar senin biletini kesmeden önce. Bu taraftar daha önce hiç kimseye olmadığı kadar senin yanındadır, eğer içerden bir talimat gelmezse çapulcu da yanındadır. Yalvarırım hocam, istesen her maç yenil, ama güzel futbol oynat. Gerekirse 11 futbolcuyu da forvet oyuncularından kur, ama bize televizyondan bile olsa kazmaları seyrettirme.

4 Mar 2010

Hiddink'i Beklerken

Bu akşam ki Milli maçı seyretmedim. Gazoz maçlarını seyretmem. Oğuz Çetin'in Galatasaray'lı futbolcuların tamamını takıma alması ve oynatması manidar. Biri sakatlansa, yorgun düşse, morali bozulsa ne güzel olacaktı. Komplo teorisi mi yapıyorum? hadi ya bir daha ki maçın kadrosuna bakın bakalım. Aslında bizden alınması ve bu maçta oynatılması gereken oyuncu 16 numaraydı. Ligin başından beri orta sahada en çok maçı o oynamıştı. Medya sülükleri de arkasındaydı. Ağırol Memet'in yerine oynatsa eline mi yapışacaktı? Olmaz, 16 numara artık kendi takımında bile oynamayacak, Oğuz'un ağaları Arda'nın başına bir şey getirebilir mi acabanın peşinde olabilirlerdi.

Neyse bu yazıyı bir milli maç sonrası yazayım diye beklettim. Hiddink'in Türk Ulus Takımının ceosu olarak atanması hakkındaki görüşlerimi.

20 yıl önce kendisini kovanlar, 20 sene sonra bokunda boncuk buldular. Beni bilen bilir, Milli maçları pek izlemem bile. Kadro seçiminde hep bir bit yeniği aradığımdan, uzun yıllardır Milli Takım beni heyecanlandırmaz. Milli maça gidişim de 3-5 i geçmez. Kafatasçı değilim, enternasyonelim, oynayanların kimliklerine en son bakacak adam benim. Ne var ki Milli Takım'da  İspanya 2.liginden Ağırol Memet oynuyorsa o Milli Takım benim takımım değildir. Ben bu satırlarda Mehmet Topuz yerine devşirme Memet'i oynattığı için Fatih Terim'e az kahır etmedim. Şimdi aynı duygular içindeyim. Türk olmayan birinin Türk Milli takımın başında olmasına dayanamıyorum. Dünya Kupasında 3. olan kendi öz evladımızı kovup, 4. olan Hiddink'i 8 sene sonra yalvararak getiren zihniyete lanet olsun.

Sanki bizim Milli Takım her turnuvada kafaya oynuyor, finallere çıkıyor, kimini kazanıyor da bu futbolcular bütünlüğünü yönetecek hoca bulamıyoruz. Hiddink, Brezilya hocası olur, Dünya üzerine dağılmış yüzlerce futbolcu içinden takım seçer, onları kombine eder anlarım. Hiddink yerine Pendikspor'un hocasını alsan ne fark edecek. Alt tarafı 20 kişinin içinden bir takım çıkaracaksın. Alacağın adam belli, onların yeteneği ortada. Katacağı ne var? Kaleye Volkan'ı geçirecek, Arda'yı alacak, Galatasaray Milli Takımın alt yapısı zaten, bütün Türk pasaportluları alacak, Fener'den kimi alacağını soracak, maçına göre. Maç angarya ise kimseyi almasa da olur, kalifiye maçsa, önemliyse parsayı Fener'lilere toplatacak. Beşiktaş cezalı zaten bu konuda. Fasülyeden birini alacak, onu da oynatmayacak. Yurt dışında oynayanları, dandik mandik dinlemeden toplayacak. Başka liglerde oynayan gurbetçilerin torunlarının çocuklarını, Türkçe'yi konuşamayan Türkleri çağıracak. Bunların tamamı 25 kişiyi geçmez.

Aksini yapar mı dediniz? Yaşatırlar mı lan o zaman? Adam keriz mi?, bu ülke sülük medyasını karşısına alsın. Fatih Terim gibi kabadayı değilsen, Oğuz gibi pısırık olacan. Müfit gibi valiz taşıyacan( bu arada unuttuk ya, ne yapıyor acaba Müfit Hoca!) Memet Özdilek gibi hayatında kavga etmemiş biri olup ta talimat gereği tekme tokat girişecen.

Hiddink Hoca'nın başlangıç macerası tarihe geçmiştir bu ülkede. İlk çıktığı maçta Bokludere'de ligin yeni takımı Aydınspor'dan 6 tane yemiş, sonrasında da fazla yaşayamamıştır bizim mahallede. Şimdi sorsak hatırlamaz, o maçta kadroda olan Oğuz yardımcısı olmuş, körler sağırlar birbirini ağırlıyorlar. Araya bi karışık Ersun Yanal koydular galiba.

Peki başarılı olur mu? Ne bileyim, başarısı ulus takımının Avrupa Kupası finallerine gitmesi demekse hikaye. Çıkmışsak zaten çıkacaktık, hoca kim olursa olsun çıkarız. Çıkamazsak hocanın yüzündendir. Bakın işte çocuklar zurnanın zırt iye ses çıkardığı delik burasıdır. Bir büyük takım eğer oynadığı turnuvayı en tepelerde tamamlıyorsa, zaten tamamlayacaktır. Hocanın bana göre katkısı yoktur. Yok duman olmuşsa Hocanın yüzündendir. Yani, Fenerbahçe şampiyon olursa Daum'un katkısı sıfırdır, olamıyorsa eğer baş sorumlusudur.

Gamlı Baykuş olarak Hididink konusuna bakışım budur. Bir Türk olarak kendi Ulus takımımdan heyecan duymuyorum. Beklentim de yok, senede en fazla 5-6 ciddi maç oynanacak diye onca para verilerek getirilen adamı istemiyorum. Esas acı olan şey, en az 50 milyon Türk'ün ilgilendiği futbolda, milli takımın başında bir yabancıdan medet bekliyor durumda oluşumuzdur. Başbakandan'da memnun değilim ben, ancak yerine bir yabancı getirilirse en başta ben dikilirim.

Kendisine defalarca saldırdığım Fatih Terim'i, Taksim Meydanında Hiddink'le yumruk yumruğa kavga ederken görsem ki- Fatih Terim mutlaka haksızdır- hiç tereddüt etmem Hiddink'e girişirim.

Aklı varsa gelmesin, nitekim girişeceğim de zaten.

2 Mar 2010

Nonbertarafus'un Tövbesi

Yazdıklarını dürüm yapıp yediğine defalarca şahit oldum. Medya baronlarına göre duayen olan Hıncal Uluç, bize göre bertarafedilemeyen bunak, 1 ay geçmeden tövbe etmiş. Dos Santos için Prekazi demiş, Hagi demiş. Surinamlı'yı affetmiş, Galatasaray forvetini Brezilya'nın efsane forvetine benzetmiş. Didi, Vava, Pele, Garrinca. Fener'in kadrosu Galatasaray'dan iyi diyen Mehmet Cansun'a sarhoş demiş. Şimdi kalemini yağlamış, seyredin, takip edin, bundan sonra tutamazsınız. Bugün El Çiko'cu olmuş, yarın Co Dalton için, Kara Şimşek için, Caner için, Emre Çolak için, her kimi bulup oynatıyorsa onun için, en sonunda Surinam'lı için destanlar yazacak. Allahı var, yazarsa iyi yazar, Surinamlı'yı affedecekmiş, bakalım biz seni affedecekmiyiz NONBERTARAFUS.

Ölümüne tövbe edeceksin, 40 gün 40 gece, Ali Sami Yen'in mezarına gidip fatiha okuyacaksın. Biz her maç en az 2 defa Ali Sami Yen Stadını tavaf ederiz, sen her maç gelecek, 40 defa tavaf edeceksin. Ara sokaklarda, bira içecek, Fener'e, Aziz Yıldırım'a söveceksin. Yetmez, herkes affetse seni 40 senedir okuyan ben affetmem, 40 deve kesip, Keyta'nın memleketindeki açlara göndereceksin. Bu senenin en iyi taraftarı Kasımpaşa maçındaydı, sen o taraftara bile etmediğini bırakmadın, gelecen kapalının ortasına, biz 3 lü çekeriz ya hani maç başlarken, sen 40 lı çekeceksin. Zengin adamsın, hacca gitmek, umreye gitmek senin için kolay, zorunu yapacan peş peşe tam 40 deplasmana gidecek, gittiğin şehirlerdeki Galatasaray'lıların hayır duasını alacaksin.

Mehmet Cansun, Alp Yalman, Faruk Süren...., eski Galatasaray Başkanları anlaşılan gidişattan memnun değil, başka bir adayı destekleyecekler, o yüzden eğer ters kolpa yapmamışsa Cansun Başkan'ın Fener'i övmesi sinsice planlarının işaret fişeğidir. Sen gidecek, Adnan Polat'a omuz vereceksin varsa Galatasaray'ın yoluna taş koymak isteyenler deşifre edeceksin. Seçim'in arifesinde Ertekin'in kafesinde viski içip günaha girmeyecek, seçim sabahı millet 4 rekat namaz kılarken sen 40 rekat namaz kılacaksın.

Hani ayda bir hatırlatırsın, taraftardan dayak yediğini yazarsın. Demek sen hayatında hiç sopa yememişsin, aramızda bir maça denk geleceksin, o maçta Galatasaray yenik durumda olacak, ve biz bağırıyor olacağız,''saldır galaaaa-taasaray'' diye, sen bizle alay edecek gevrek gevrek güleceksin, Keyta, Arda, Co, Çiko maçı kopartana, yani eşşek sudan gelene kadar taraftardan dayak yiyeceksin.

Öyle kolayına tövbe yok Hıncal Abi, hiç seyretmediğin adamı ortalama Galatasaray'lıların gözünden düşürürken, bir maç oynadı diye çark etmekle yırtamazsın. Ağır Abimizsin, Rıdvan Dilmen, Hakan Ünsal değilsin, onlar Galatasaray aleminde her ne güzel şey varsa ona düşmanlar. Sana Galatasaray'ın düşmanı diyemem, sen sadece busun, daha önce Lucescu'ya, Gerets'e, Hagi'ye ne ettiysen Surinamlı'ya da aynısını ediyorsun. Yarın Trapottoni gelse yazıların aynı olacak. Amma ve lakin bu sefer zarın istediği gibi gelmedi. Bindiremezsin, gücün kalemin yetmez, senin demenle binmez Reykart, Kalem Hava Yolları uçağına. Sana hem kızarız, hem severiz, hem söver hem ne yazmış diye merak ederiz, bilirsin. Daha çok maç var, bakarsın senin önce dediğin bile çıkar, o zaman tövbe ettiğine pişman olursun.

Yol yakınken katıl saflarımıza, Sen bilirsin, kendi üslubunca sağlam bir tövbe et. Bana kalsa işin zor da, bu taraftar kimleri affetmedi ki?

Git Arena'dan bir loca al, Şampiyonlar Ligi maçlarını puronu tüttürerek, viskini yudumlayarak seyret. Hadi yarın sabahtan başla Galatasaray Umre'sine. Florya'dan, Surinamlı'nın odasından. Onlardan korkma, işin kolay, onlar zaten senin ne yazdığını, ne dediğini bile bilmiyor. Kaynar gidersin. Başkan'lar, yöneticiler de arkadaşın, merhaban var onlar da silerler alacaklarını. Futbolcular desen, işleri ağır, seni ciddiye alan bir kişi bile yok. Kaldık biz abi, Fotomaç okuyan, televizyonlarda ettiğiniz geyikleri dinleyen, etkilenip kendi futbolcumuza acaba mı? diye kuşkuyla bakan çapulcu sürüsü.

Ne var ki Galatasaray'da egemenlik, kayıtsız, koşulsuz, kongresiz, seçimsiz 30 milyon Galatasaray'lı adına maçlarda gönüllü görevli olan 10.000 Büyük Galatasaray taraftarınındır. Gelene yapacak bir şeyimiz yok, ama gidenlerin dönüş vizesinin mazbatası bizdedir. Yine de sen bilirsin.

Tövbeni bize edeceksin abi. Saygılar,

28 Şub 2010

El Çiko Huzurlarınızda; Galatasaray 4- Kasımpaşa 1


Üzerimizden büyük yük kalktı, elendik. dramatik bir elenme olmadığından fazla zayiat verilmedi.Aynı maç yarı final maçı olsa travmayı atlatamazdık. Züğürt tesellisi, her işte bir hayır var hesabı analarımızın ligine dönüş yaptık.Gündüz dağ başından gelen haber, bizim maçı 5 puanlık hale getirdi. Duble İskender, o soğukta kendi rekorunu kıran Fener taraftarının midesine oturmuştur. Takıma küsmüş, kızmış olup da bu maça gelmemeye karar verenler, Fener maçı biter bitmez Mecidiyeköy'e koşmuş belli. Maç başladığında bile içeri girmeye çalışanlar yoğunluktaydı.

Büyük maç, tur maçı, biletin karaborsa olduğu maçların seyircisini oldum olası sevmemişimdir. Normal taraftarın yerine kırk yılda bir çok para vererek girenler, bağırmasını bilmeyenler dolu stadyumdan yetersiz volümle yapılan tezahüratlar tecrübeli taraftarı bezdirmişti Atletico maçında. Hayat normale dönünce Ali Sami Yen tribünleri asıl sahipleri tarafından dolduruldu. Ve maçın başından, sonuna kadar yoğun ve etkili tezahüratla takımın olası puan kaybına izin vermeyerek görevini layıkıyla yaptı.

Maç kadrosunu ısınmaya çıktığında, 16 no, yedeklerle çalışıyordu. Maçta garanti güzel oyun beklentim oluştu. Reykart beni düşünüp, halyaletsiz bir orta saha çıkardı. Gerçi yerine Ayhan oynayacaktı, ama olsun du, Ayhan'ın oynadığı muhteşem maçları daha unutmadık. 16 no oynamayınca bana göre Mehmet Topal'da daha iyi oynadı. Ve ilk yarı bu senenin en hızlı, geriye, yana en az paslı, pozisyonu bol bir maç oldu.

16 numara oynamayınca, kaleci Leo'yu özel takibe aldım bu maçta. Daha ilk dakikada kendisinden beklenmedik bir kurtarış yaptı. Gerçi top adamın önüne düştü ama  attıkları gol ofsayttı. Mercek altındaki Leo'ya degaj yapıyor diye yüklendim ama adam haklıymış. Top kendisine geldiğinde kimse ondan top almak istemiyor. Almak isteyen olduğunda da elle pas veriyor. Ancak, yine yediği golde taş kesilmiş, bu topları kurtarmasını beklemek hakkımız oysa.

Amigo Sabri, nihayet sahadaydı. Özlemişiz, helal olsun Sabri'ye. Bu taraftarın özleyeceği, yolunu gözleyeceği bir futbolcu oldu. Nargileci Uuuuu artık zor oynar. Emre Güngör'ün sakat olduğuna inanmamıştım, bu maçta yedeklerdeydi, Servet'in lobisi hakim geldi ne yazık ki. Olsun bu maçta Servet sezonun en iyi maçını çıkardı. İnsan takımda, 1-2 kazmayı kaldırıyor, 3 olunca midemiz bulanıyor.

Kasımpaşa'nın futbolu çirkinleştirmeyen, berabere olduğu zamanlarda bile zamandan çalmayan, iyi niyetli fut bolcuları maçın güzel geçmesini, sağladı. Maç sarı kartsız bitti, Koray'ın belki istemeden yaptığı penaltı olmasa sezonun en celtilmence geçen maçı olacaktı belki de. Yılmaz Vural, seyircinin istediği taklayı atmadı ama, maça somut etkisini yine gösterdi. Yılmaz Vural'ın büyük maçları mutlaka seyre değer geçer.

Maç dizilişlerindeki rakamlarla aram iyi değildir. Pek de inanmam, 4 2 4 oynadı takım. Ayhan'la Topal atakları karşılamakla, ilk topa basmakla görevliydiler. Sabri ve Caner'le, sağlı sollu hücum bekleri, bitmek bilmez enerjiyle atakları bölüştürerek, temponun yüksek kalmasını sağladı. Ben Caner'in bekte oynamasını daha verimli buluyorum. İlerde o kadar adam varken yeri sağlam olmaz, sol bekte kalırsa takımın bankosu olur. Hani benzetsek, Fener'in sağ beki neyse bizim sol bekimiz o olur.

Maçı maç yapan bölgeye gelince, Kara Şimşek, Co Dalton, El Çiko, Arda... Kewell ve Baros'da eklenince hücum hattını seyretmeye doyamayacağız. Son hamlelerde biraz şans, biraz beceriklilik olsa maç 10. dakikada kopacak, taraftar aylardan sonra rahat bir maç seyredecekti. Keyta'nın fantastik hareketleri, çalımları şutları, hata da yapsa topu kaptırsa da taraftarı mest ediyor. Co, Baros'u bayağı rahatsız edecek gibi görünüyor. Arda kaptan yine elinde mazbatası bir maçı daha atlattı. Gol vuruşu, kafayla yaptığı asisti sonrasında Keyta'nın füzesi, kapalının önünde takla gösterisi, işte futbol bu. Bunları görmeye geliyoruz maçlara. Kazmaların hüküm sürdüğü, maçtan çalınan dakikalar, yatan takımlar, çirkef futbolcular, ligimizin kalitesini düşürüyorlar.

Gelelim fos Santos'a. Adam daha hangi ülkeye geldiğinin bile farkında değilken, yapıştırdılar damgayı.  Nerden bulmuşuz bu Fos futbolcuyu. Bunun için Nonda gönderilir miymiş? Banko bir maçı bekliyormuş, Surinamlı'yla El Çiko. Vurduğu toplar girmeye başlayacak yakında, futbolu aklıyla oynayan bir futbolcumuz daha geldi. Bu oyununu gördükten sonra bundan daha kötü oyununu göremeyiz. Maçın adamıydı bana göre, Keyta'nın attığı gollerde ki payı büyüktü.

Sabri'nin çektirdiği üçlüyle geceye veda ederken, Fener'in yenildiği bir haftanın televizyon geyiklerini dinlemek bayağı eğlenceli olacaktır. Bu yazdıklarımı yazdığım gece okuyanlar varsa, boş versinler, televizyondan Fener'lilerin hakeme küfürünü, ağlamasını dinlesinler daha iyi. Son dakikalarda alınan puanları, son dakikalarda fazlasıyla verdiler. Şimdi susma, Fener'li sülükleri dinleme zamanı.  

27 Şub 2010

Türkcell Analar Langırt Ligi


Guiza,''asistse asist ne var lan bu işte, kaleye sok da görelim'' deyip al da at pozisyonunda Alex'e topu uzattı. Tersi olduğunda 40.000 kişi Guiza'ya küfür edecekti. Etmediler, analar ligine geri dönüş yaptılar. Liverpool ile oynamak varken dağ başında Belediye takımıyla oynayacaklar.

85. dakikada hakem penaltıyı vermedi, verseler, atsak, Sporting Lizbon'la oynayacağız. Daha kolay bir rakip ve daha iyi bir kadroyla çıkmamız olası. Yarın Kasımpaşa maçına çıkacağız. İşte biz buyuz. Bizim futbolumuzun çapı bu kadar.

Ligimizin en büyük iki takımı(başka da yok zaten) Avrupa Liginde son 16 ya girmek için son dakikalara kadar can çekişiyor. Sonrasında da Polyanna'mız elsik olmaz bizim, Şampiyon olalım. Peki olalım, sanki çok zor, ulaşılmaz bir istek seninkisi.

Fenerbahçe ve Galatasaray malzemecileri aralarında anlaşsalar, formaları  çamaşır iplerine assalar, sırayla şampiyon olacaklar zaten. Bunca yatırıma, bunca büyük futbolculara, hocalara ne gerek var. Koskoca Reykart yarın Kasımpaşa maçına çıkarken ne diyecek olabilir futbolculara?

Eskiden takımlar 1 saat kala saha ısınmaya çıkmazdı. 10 dakika kala çıkış tünelinin önüne gelen takımın kaptanı Cüneyt Tanman bir seferinde şöyle demişti.'' Takımın başında sahaya çıkmak için, tribünlerin elektriklenmesini beklerken, kadroları anons edenin ağzından 5 Cüneyt demeden takımda olduğuma inanamazdım''

Yani koskoca Cüneyt, en öndeyken bile Galatasaray formasının ne kadar değerli olduğuna inanıp kendisini motive ediyor. Bir önceki maç yazısında yayınladım iddia kuponunu. Galatasaray'a inanmışlığım yüzünden yattı. Acaba Arda Turan hariç hangisi 1-1e 1000 dolar basabilirlerdi. Soruyorum Adnan Polat dahil, bütün yöneticilere suçu aşağılık hakeme atıp sorumluluktan yırtmak en kolayı Galatasaray'a o maçta 1. milyon dolar bahis yaparmıydınız?

16 numaralı futbolcu(benden kurtuluş yok, adını anmayacağımı söylediğim sahtekar benim sayfamda bundan sonra 16 numara diye anılacaktır) giydiği formanın hangi takım forması olduğunu biliyor mu? Bakın buraya tarihe not düşüyorum. Galatasaray'ın son maçı Gençlerbirliği maçı. O maçın kadrosuna bakın, Servet, Topal, 16 numara varsa bilin ki Fenerbahçe'nin kupayı almasına dua eder olup, Avrupa ligine yandan girebilmek için 4.lük 5 lik maçına çıkıyor olacağız. Bu aşağılık, sahte futbolcu bozuntusunu Galatasaray'dan kovmadan bana rahat uyku yok. Ben Necati'ye, Cihan'a, Orhan Ak'a saldırmışım. Bugün Cihan'la değişmezsem şerefsizim. Var mı lan böyle bir adalet? Erhan Önal Kartal marka otomobile binerken Servet'in bindiği araba trafiğe çıkınca yanındaki arabalar yana kaçıyor bakmak için. Galatasaray'ı Galatasaray yapan futbolcuların çoğu sürünürken, Galatasaray yansa, bir kova su atmayacak futbolcular senede 2 milyon dolar indiriyorlar. Bize ise tribübünlerde ''yenilsen de yensen de taraftarın senin le'' demek düşüyor.

Takım elenmiş, çağırıyoruz, teselliye, bari Analar Ligini önde bitirsin diye. Topal, Servet kaçmış, tenezzül bile etmiyorlar önümüze gelmeye. Maçtan evvel 10 kişi çağırınca koşarak gelenler, dışarıda taraftar gördüğünde boka bakar gibi bakıyorlar. Bunların ciğerini bilirim ben. Kolayına Arda Turan olunmuyor bu alemde.

Dünkü gazeteleri gözden geçiriyoruz. Talimat gelmiş basın tribününe. Hakeme saldırılacaaaaak, saldır. Hıncal Uluç bile ki- asıl bu maçtan sonra kusması gerek ne kusacak sa- hakeme yüklenmiş. Bir kişi yazmamış avuta giden topu çuval, kaleye 25 metre mesafeden taca atmış, nargile içicisi Uğur beyin ciğeri iflas etmiş, 16 numaranın eli belinde, Topal, topallaya topallaya geliyor, zaten içeride biri kazma, diğeri Balta iki oyuncu var. Topa basan bir tek Lukas, ağlardan çıkaran da, ligin başında en sevdiğim transferken, en sevmediğim durumuna düşen kaleci.

Aynı takımda Dünya çapında oyuncu da var, futbolcu bile sayılmayacak oyuncu da. Direnen, Caner, Kaptan  ve Keita Galatasaray'ı teslim etmemeye uğraşıyorlar. Gel gelelim top gene dönüp dolaşıp çuval kalecinin tahta bacaklarına geliyor. Vurduğu tekmeyle top bir kez daha bizim tribüne geliyor, devamında bu sefer Ayhan Bey'in eskortluğunda, 18 içine kadar sağ selamet geliyor. Kaleci biraz ileri çıkıp hedefi küçültse olmaz, belki gole mani olur, her zaman yaptığını bu kez yapmayıp, kale çizgisine kendini demirliyor. Vurulan sıradan bir top, bizi en azından beni 37 sene önceye götürüyor. Sağolun çocuklar, hem 10.000 liradan ettiniz , hemde çocukluk günlerime geri döndürdünüz beni!

Yarın Kasımpaşa maçı var, sanmayın ki kolay galibiyet alır yola devam ederiz. Ne var ki önemli değil, hangi sonuç alınır sa alınsın, Türkiye Langırt liginde 2.5 takım var. Yarım olan takım 10 senede bir bağış yapılan şampiyonluğu geçen yıl aldı, kalan 2 takım sırayla 4 er şampiyonluk alacaklar. Bu şampiyonluğu almak için de ne Aleks'e Lugano'ya Dahi Daum'a, ne Elano'ya, Lukas'a Surinamlı'ya ihtiyaç var. Amaç sadece buysa, manipülasyonun, dolandırıcılığın ta içindeyiz. Yok, içinizde takım kuruyoruz olacak bunlar diyenleriniz var sa onlara da lafım yok. Ben en ufak bir belirti görmüyorum, gelecek senelerin unutulmaz takımının kurulması yönünde.

Ahval ve şeraite bakınız. 10 sene önce, durum daha zor iken, önümüzde örneği yok iken, develer tellal, pireler berber iken. Taffarel- Leo, Popescu- Bülent, Lukas- Servet, Okan-Emre-Suat, 16 no-Balta-Ayhan, Hagi-Elano, Hakan Şükür-Arif, Keyta-Arda. Oyuncuları hassas teraziye koysak o takımda Arda ve Keyta'dan başka kimse oynayamaz. Bu ne ucuzluktur kardeşlerim? Turuncudan iz taşıyan sarı ile vişneye çalan kırmızı renkler bit pazarına düştü de bizim haberimiz mi yok?

Yarın maçta olacağım. 16 numaranın peşine düştüm, içinizden hayırsever bir Galatasaray'lı varsa beni polise şikayet etsin, içeri almasınlar. Bu gidişle mutlak bir halt yiyecek 40 yıldır şerefle girdiğim tribünlere bundan sonra girmez duruma düşeceğim. Bu nedir ya? Surinam'lı ne yapsın? deliğin biri tıkanıyor, 2 yerden daha delik açılıyor. Demek tek tek olmuyor bu değişim denen dalga, devrim gerekiyor. Nasıl ki biz bir Fenerbahçe maçında Galatasaray devrimi yaptıysak, ona benzer bir şeyin yapılması gerekiyor. Yoksa biz her sene aynı yazıları yazar, aynı şarklıları söyleriz tribünlerde.

''Sen var ya sen, başımın tacı gözümün bebeği, sen var ya sen deplasman yolunda elimde sigara''