Mithatpaşa Stadı, deniz tarafındaki kale arkasındayım. Rapid Wien'le 1-0 yenildiğimiz maçın rövanşına çıkmışız.2-0 öndeyiz ve rakip üstümüze cehennem gibi çökmüş. Pozisyonun biri hala gözümün önünde Krankl vurdu Yasin'i geçen top ağlara gitmek üzereyken bir ayak girdi topla kale çizgisinin arasına, doksan dediğimiz yerin bir karış aşağısında. Sementa ilk adıydı, o zamanlar başı sıkışanlara yardım eden sevimli bir cadı vardı televizyonlarda. Allah'tan umudun kesildiği anlarda kendisinden umut kesilmeyenlere hep o cadının tatlı ismi verilirdi.
Son şampiyon olduğumuz kadroya dahil olmuştu. Unutulmaz maçlar, unutulmaz yıllar çocukluğumuzun geçtiği nesil bitmişti. Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en büyük futbolculardan biri olarak, Kadıköy'den 40.000 kişiyle uğurlamıştık sahalardan, Büyük Galatasaray'ın büyük kaptanını. Bu onu ilk ve son uğurlayışımız olacaktı.
1996 yılının yazında çıktı geldi, belki hiç gitmemişti, feleğin yapacağı işler vardı. Koskoca Fatih Terim'e 13 sene boyunca kaptan olarak elletmediği şampiyonluk kupasını defalarca aldırarak günahını temizleyecekti. Çok daha fazlası oldu, takım Avrupa göklerine UEFA Şampiyonu olarak yıldızlar bıraktığında artık Sementa'nın adı artık İmparator'du. Avrupa Kupası, Ali Sami Yen'e indiğinde Galatasaray son lig maçına şampiyon çıkıyordu. İmaparator'un veda ihtimaline karşı, gitme diye ağlayan 30.000 kişinin arasında bende vardım elbette. Bırakıp gitti İmparator takımı, yapacak çok daha güzel şeylerimiz vardı oysa, eminim gitmese o takım, o gün verdiği imaj, çizdiği rotayla şampiyon Kulüpler kupasını da alırdı, nitekim almaya da ramak kalmıştı.
O zaman başladı benim Fatih Terim'le kavgam. Benim Terim'e olan kinim Galatasaray'a geldiği için değil, gittiği içindi. Gidişiyle Galatasaray'a zarar vermişti. Galatasaray'a zarar veren her kimse benim için aynıydı. Galatasaraylılıktan dı bunca savaş. Ben Terim'in Florya'da olmadığı zamanlardaki zebanisiyim. Dünya'nın en büyük 5 takımından birinin başında sahaya çıktığı zamanlar da bile Fatih Terim'den nefret ettim. Ne yapalım dı, herkesin gidecek bir yeri olurdu da bizim yoktu. Biz Galatasaray'la beşik kertiğiydik. Bağrımıza taş, yaramıza tuz basacaktık.
İmparator, İtalya'da Grande'ye dönüşürken biz elde kalan kırık dökük silahlarla direnişi sürdürdük. Lucescu ölülere top oynatarak bir şampiyonluk daha aldı, Şampiyonlar Liginde Barca'ya kan kusturduk ofsayt golle elendik. Futbol tanrıları bizimle, daha doğrusu İmparator'la uğraşmaya devam etti.Şampiyon takımın hocası kovulup,2.Terim dönemi başlatıldı. Başlamaz olaydı.
Yerli yabancı 5.sınıf futbolcular cirit atmaya başladı Florya'da. İmparator değil de sanki bir yeniçeri geri gelmişti başımıza. Olimpiyat Stadında dağılan kimyamızın ardından, İmparator araziye uydu. O, milli takımın başında saltanat kavgası verirken, biz tarihimizin en berbat sezonlarını geçiriyor, can çekişiyorduk. 10 Hoca değiştikten sonra Fatih terim yeniden başımızdaydı.
Bir hışımla başladı 3. Grande sezona. Takımı değiştirdi, 2000 ruhunu geri çağırdı. Galatasaray mutlaka o olmasa da şampiyon olurdu ama o olmazsa asla 2000 li yıllardaki ruh, heyecan, coşku olmazdı. ve bizim de ihtiyacımız olan şey futboldan, futbolcudan ziyade ruhtu. Grande sanki kaybolduğu yıllarda Ganj Nehrinde yüzmüştü, Dalay Lama'ya takılmış arınmıştı. Katmandu'da, Nepal'de evliya olmuştu. Kulübede dosta güven, düşmana endişe veriyordu. Sanki taraftarın ortalama görüşünü uyguluyordu. Hepimiz hocaydık, kimi istersek o oynuyor, kimi istemezsek tribüne gönderiyordu. Ve artık büyümeyi tamamlamış, küçülmüştü.
Büyük Galatasaray'ın kaldığı yerden başlaması, çok daha büyük kupaları Arena'ya getirmesi için hocaya ihtiyacı yoktur. İhtiyacımız olan şey zaten bizde olan unutulmuş Galatasaray ruhuydu. Bu ruhu yeniden takıma, camiaya yükleyecek tek adam da 3. Grande'ydi.
Büyük Fatih, Sementa, İmparator, Grande; Sen varsan, hayatta olduğun sürece senden başkası bize kademe atlatamaz. Büyük Galatasaray'ın büyük maceralardaki kumandası sana yakışır. Hakkında çok kötü kelamlar ettim, hepsi de Galatasaray sevdası yüzündendi, bir daha gitme. Koluna serumu, kalbine oksijen tüpünü Florya'da bağlayalım. O günlerin çok geç gelmesi dileğiyle yolun bahtın açık, gazan mübarek olsun, 3. Grande
7 Mar 2012
5 Mar 2012
Temeltepe Hatırası; Sivasspor 0- Galatasaray 4
MAÇKOSKOP
KADRO:
| Muslera | 8 |
| Ebu | 6 |
| Semih | 6 |
| Ufo | 9 |
| Hakan Balta | 8 |
| Melo | 6 |
| Emre Çolak | 3 |
| Selçuk | 7 |
| Riera | 7 |
| Elmander | 7 |
| Necati | 8 |
ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
Tribünlerde bir pankart gösterildi, Eneramo ayısına kangal adı vermişler, Pitbull’mu daha büyük diye soruyorlardı. Bana sorarsan sevgili memlektimin iti, elbet pitbulldan daha değerliydi benim için ama sahadaki Pitbull’u, Kangal’ın ancak eniği olabilecek Eneramo ile teraziye koymak bile ayıp.
-
VARİL:
Emre Çolak; Geçen haftadan kalma orta saha ezikliği sürüyor. Cephane buralara kadar yetmiş demekki, Önümüzdeki maç, Engin Baytar oynar, girdikten sonraki katkısıyla da Aydın Yılmaz, Emre’yi 13. Futbolcu yaptı.
-
GLADYATÖR:
Ufo; Oynadığı oyun şekliyle hiçbir zaman varil olamayacak Ufo için, hiçbir zaman da gladyatör olamaz diye görüşüm vardı. Ancak bugün takımın gol yollarına da katkısı büyüktü. Uzun senelerden sonra gol attığını öğrendik. İşçiliğe ameleliğe semih’i gönderiyor diye kuruntularım vardı, bu maçla dağıldı. Yeri geldi kaleye bile geçti.
BOROZANCI:
Halis Özkayha; Ne yapsa ne etse de gol atamadı. Galatasaray’ın yoluna taş koyabilmek için çareler aradı. Sarı kartlarla durdurmaya çalıştı takımı. Zaten çok zor şartlar altında mücadele den futbolculara hiç yardımcı olmadı. Sıradan bir hakem, ne uzar ne kısalır. Eneramo en az 10 faul yaptı, sarı kartı elle oynadığı için verebildi. Kötü hakem, maçın çok altında kaldı.
-
BİR SORU – BİR CEVAP:
Takımın golcüsü kim?
Takımın gol rekoruna koştuğu sezonda ne mutlu ki golcüsü yok. Bu sene 17 futbolcu gol attı, Muslera , Hakan Balta ve Sabri dışında gol atmayan yok. Rakip defans Elmader gol atmasın diye çabalarken, hiç beklenmedik futbolculardan darbe yiyor.
-
İMPARATOR:
3. Grande, Nepal’e, Katmandu’ya gitmiş, Dalay Lama ile takılmış, Ganj nehrinde yıkanıp arınmış aslan yuvasına geri dönmüş. Egoları gitmiş, evliya olmuş, kenarda dosta güven veren düşmanı ürküten bir babacanlığa bürünmüş. Bu saatten sonra kimi oynatsa iyi oynar. Taktik, teknik hiç önemli değil, büyük maçları arifesindeyiz. Büyük Galatasaray’ın büyük maçlarının büyük hocasını özlemişiz.
-
ORDAKİLER:
Sivas’ın -10 derece ikliminde orada bulunan bizimkiler kendilerini şanslı saysınlar. Buna benzer bir iklimde aynı yerde birkaç sene önce ben de bulundum. Yenememiştik, o soğuk iliklerimize işlemişti. Bu gece atılan 4 golden sonra stadyumdan çıkmak bile istemezler. Gerçi Sivaslı seyirci tezahürat yapmasını falan bilmez bizimkilerin sesleri de çok cılız çıktı. Deplasmanda 4-0 yenen bir büyük takım taraftarı olarak çok zayıftılar.
-
ANALİZ:
Galatasaray kadrosu artık Mardin’in Kızıltepe ilçesindeki bir Galatasaraylı sığır çobanı tarafından bile ezbere sayılabilecek bir kadro oldu. Beklenen ilk 11 sahadaydı. Çek Milli takımından golle dönen Baros’un sonradan bile oyuna girmemesi kimseye garip gelmedi. Takım gole sıkışsaydı mutlaka nir delik bulunur Baros sahaya sürülürdü ama ne mutlu ki gerek duyulmadı.
Çok kötü bir zeminde oynandı maç. Aslında buna da şükür etmek lazım belki. Stad sezon başında alttan ısıtmaya geçmesiyle üzerine düşen karı eritti. Bu ısıtma da olmasa bu maç kesin olarak tehir edilirdi. Hasar tespitinden sonra bakılır ama bu sahadan sakatsız çıkmak, en zor deplasmanı atlatmak hem şans hem büyük hüner oldu.
Galatasaray’dan şerefsizlik bekleyenler avuçlarını yaladılar. Suyun diğer yakasında futbol oynayanları bekleyen korkunun adı bile bizde olmaz. Bilerek sarı kart alacağı beklenen Semih, Ufo diğer maçlardan çok daha fazla riske girdiler. Akıllarına bile gelmedi Fener maçı, haftaya da gelmeyecek.
Bugün özellikle biri oynadığı oyunla çok mutlu etti. Hakan Balta son yılların en büyük maçını oynadı. Üstüne sol bek olmadığını gösterdi. Çok akıllı hamleler yaptı. Maçın başında en kötü kim oynar deseler ben Hakan Balta derdim. Hakan’a göre çok olumsuz bir sahada muhteşem bir oyun çıkardı.
Bir büyük maç çıkaran adam da Muslera idi. Büyük maçların, büyük takımların büyük kalecisi olduğundan emindik zaten de, azıcıkta olsa acaba mı diyenler bu maçtan sonra tamamen kayboldu. O kadar konsantre durumdaydı ki bu maç bir 90 dakika daha oynansa yine gol yemezdi. Bu maçı 1-0 kazansaydık maçın adamı olarak mutlaka kendisini seçerdim. Büyük takımsan, büyük neticeler oynayacaksan kalecin Taffarel olacak, olmadı mı o zaman kaleci hocan Tafferel, kelecin de Muslera olacak.
Takım son maçları 2000 ruhuyla oynuyor, bunun en somut göstergesi gol sevinçleri. Giren çıkan oynayan oynamayan bütün futbolcular mutlu, yüzü gülüyor. Hiç kimsenin şikayeti yok. Taraftarın beğenmediği, oynamasın dediği hiç kimse kalmadı. Defolu çıkan Yiğit ve Sercan tribüne gitti. Kalan tek çelişki 76 numara maçları artık televizyondan bile seyredemez oldu. Yıllardır yedekte bekleyen kova kalecileri unuttuk. Düşünelim en kötü futbolcumuz Emre Çolak. Takımın sağbekinde dünyanın sayılı hücum beklerinden biri var. Sabri yavaş yavaş takım dışına doğru asimile oluyor.
Neco bugün muhteşem oynadı. Stok’un atıp da medyanın yaktığı kınalar kurumadan unutulmaz bir gol bıraktı Sivas Temeltepe’ye. Dikkatle baktım attığı golden sonra ne yapacak diye. Kıl olduğum hareketini yapmayarak, yüzüğünü öpmeyerek bendeki kötü anıların yarısını sildi. Diğer yarısını da inek yalamış saçlarını kestiği zaman silecek, ben de her gol atışında bir Galatasaraylıya rakı ısmarlayacağım.
Böyle bir maçı Selçuk İnan'a asistsiz geçirmek koyacaktı. Attırdığı korner golünü yeteri saymadı, son saniyelerde Neco'nun önüne tıkladı, va Galatasaraylılar bir sonraki maça rahat hazırlansınlar mesajı gönderdi. Bu taraftar için artık bu hafta Arena'yı doldurmak bir görevdir, mecburiyettir.
-
27 Şub 2012
Son Top Dermander'in; Galatasaray 3- beşiktaş 2
MAÇKOSKOP
KADRO:
Muslera | 5 |
Ebu | 7 |
Semih | 6 |
Ufo | 5 |
Hakan Balta | 6 |
Selçuk | 8 |
Melo | 7.5 |
Engin | 7 |
Emre | 4 |
Necati | 4.1 |
Elmander | 9 |
ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
Maçın son dakikasıydı, maçın kırıldığı, daha doğrusu düğümlenip bağlandığı ve hediye paketine dönüştüğü dakika. Beşiktaş’ın ısrarla direndiği, dokuz can havliyle maçı bırakmadığı, futbolcuların dilleri dışarıdayken Karizma’nın içeri gönderdiği topa Almeyda’nın dokunamadığı, Selçuğun ortasına her ihtimale karşı işi garantiye almak uğruna Baros ve Elmander’in birlikte yükseldiği an. Yer çekimine meydan okudular, yere düştüklerinde Arena tepelerine yıkıldı.
VARİL;
Emre Çolak; Maça fiziği yetmedi her halde. Büyük orta saha savaşında kendini sahneye çıkartamadı. Maçın o yoğun temposunda, bizler topu ayakları seyrederken, bir futbolcuyu seçemiyorsak o mutlaka iyi oynamadığı içindir. Biz buna razıyız, en varil futbolcumuz Emre olsun, ve varil olmayı da bu futboluyla hak etsin.
-
GLADYATÖR:
Elmander; Bu kaçıncı maçın adamı seçilişi saymadım. Kendisi için söylenmiş bir sözü burada tekrar geçeyim. Az gol atar, ama attığı goller mutlaka jenerikliktir. Büyük maç futbolcusu, büyük futbolcu olmanın yolları ağır engebelerle doludur. Bir an gelir işte en kestirmeden nasıl gidersin. Biri atamaz, sıra topçusu olmaya devam eder, biri atar yıllar geçse de unutulmaz.
-
BOROZANCI;
Fırat Aydınus; Büyük maçların daimi büyük hakemi. Verdiği vermediği bütün kararlarının her zaman arkasındayım. Hakem yorumcusu hokkabazlara en ufak bir konuşma hakkı bile vermeden maçı tamamladı. Futbolcularla diyoloğu, verdiği kararları açıklaması, çoğu futbolcudan çok daha fazla koşması, maçı en yakından izleyen adam olması, karizmasıyla ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük hakemidir. Helal olsun.
-
BİR SORU – BİR CEVAP:
Maçtaki en şanssız insanlar kimlerdi?
Endüstri futbolistlerinin deyimiyle Pegasus, bizim deyimimizle Ultraslan tribününde olanlar bence maçın en fedakar olmanın yanında ne yazık ki en şanssız olanlarıydı. Maçın başındaki o muhteşem kareografiyi canlı seyredemediler.
-
İMPARATOR:
Grande’ye maçın başında yapılan şov, bir hocaya şimdiye kadar yapılmış, benzeri bile bir daha asla yapılamayacak olan şovdu. Hoca takımla, takım taraftarla yapıştı. Çıkarttığı takım imbiklerden süzülen, formayı en çok hak eden takımdı. Çıkardığı futbolcular da tam isabetliydi. Neco’u çıkardığı anda bir süre ezberlenen oyundan uzaklaştık. Pahalıya patlayabilirdi, rakibin vitesini büyültmesine sebep oldu. Pitbull çıkıp, Fino oyuna girince ortalık değneksiz gezenlerle doldu. Ama hoca son sözü henüz söylememişti. Baros’un sevenleri kadar, kendisinden ürkenler de vardı. Cenk bunlardan sadece biriydi.
-
ORDAKİLER:
Büyük Galatasaray taraftarı, şimdiye kadar hiç kimsenin görmediği, kolay kolay göremeyeceği bir görsel şov yaptı. Tüyler diken dikendi, sadece bir görsel şov değildi. Takıma, hocaya istikamet gösterildi. Hedef Avrupa Şampiyonlar Ligi kupasıydı. Arena tribünleri büyük maçlara hazır olduğunu çok çabuk ispatladı.
ANALİZ:
Herkesin ezbere saydığı ilk 11 sahadaydı. Bu adaletin, çalışmanın, risk almanın, formayı alanın çıkartmak istememesinin sonucuydu. Bir önceki maçı tam çıkmak üzereyken çevirilmesinde en aktif rolu oynayan Necati'nin, taraftarın hiçbir zaman umudu kesmeyeceği bir krediye sahip Baros yerine tercihi bile hiç kimsenin eleştiremeyeceği bir tercihti.
Beşiktaş en iyi oyuncusu Fernandez’i cezalı olduğundan Çekmeköy’de bırakarak çıkmıştı Arena’ya. Arena demek sadece maçın oynanacağı stadın ismini yad etmek değil, gerçek kelime manasında bir Arena’ya çıktı. 2 gün önce gereğinden çok daha fazla mücadele edip, yenilerek de olsa tur atlamışlardı. Hepimiz ha düştü düşecek derken, son dakikaları, ligin kopmamasını isteyen diğer takımların enerjisini depolamış olarak geçirdi. Kova kalecileri yerine tecrübeli Rüştü kalede olsa kolay kolay bu maçı kaybetmezlerdi.
Grande’yi ağlatarak takıma verdiğimiz gazla başladı maç. Arena sahaya cehennem gibi çöktü. Takım bir timsah dikkatinde ve sessizliğinde av ararken, kalecilerden ilk olarak topa Muslera dokundu. Sağ taraftaki hücum bekimiz Ebu, sahada gidebileceği en uzak yere kadar gitmiş ceza sahasında, sol bek mevkisinin yeni prensi Köybaşı ile boğuşuyordu. Bir an için mücadelede öne geçti, geçmesiyle topu Elmander’e aktardı. Elmander’in ayakkabısının topla temas anı, Cenk’in o pozisyon için görebileceği son andı. Her şey için çok geçti. Bir bozuka seyrettik o kısa anda. 5 cm yukardan gitse üst direk kırılabilirdi. Top üst direkten yere çarptığında ise kısa süreli bir cehennem çığlığı duyuldu.
İkinci için zaman uzadıkça uzadı. Beşiktaş, Ernst’le, Karizma’yla beklenmedik bir direniş gösteriyordu. Raundu sarılarak geçirmeyi tercih etti. Yediği yümruğa cevap vermek yerine ikinciyi yememeye uğraşıyordu. Ah bir de şu tribünler biraz nefes molası verseydi. 1-0 geride savaşmak işlerine geldi. Allah büyüktü, maçın sonlarına doğru ya herro ya ya merroya gidip atarsa hala şampiyonluktan medet bekleyenlerin ekmeklerine tere yağ sürebilirdi. Nitekim az daha sürebilecekti de.
İlk devre pozisyonsuz geçti, çekilen tek şutun,- şut demek de biraz ayıp ya neyse- füzenin gol olmasından başka kayda değer bir şey olmadı. İkinci yarı, ikinciyi bulup hezimete gitme hevesiyle başladı. Fakat oynanan oyun bu arzumuza kavuşmamıza engeldi. Beklemediğimiz bir şey de gol yememiz oldu. Ne olduğunu hala anlayamadığım, göremediğim pozisyonda Toraman içeri tıkladı. Statyumda sanki bir ölü sesi duyuldu, ama ekran başındaki kutsal ortaklığın çıkarttığı sesi biz tribünlerden duyduk. Bizimle birlikte biri daha duydu o iğrenç sesi. Ve ürktü Pitbull, çok öfkelendi, bu kez golden önce hırladı, Selçuk topla buluştuğu anda hırlayarak kudurdu, kıçına nişadır sürülmüş gibi koştu topsuz. Topla buluştuğunda da Cenk yerden daha yeni yeni kalkıyordu. Çok kısa sürmüştü Beşiktaş’a bel bağlayanların sevinci.
Semih Kaya, Beşiktaşlıların yapamayacağı şeyi yaptı. Muslera’yı avladı, ama olsun du, artık takım olunmuştu. Şimdi artık vakitlerden, Semih’in yedirdiğini çıkarma vaktiydi. Necati’nin çıkıp, Baroş’un girdiği dakikaları eksenimiz kayık geçirdik. Elmander ilerde tek kalınca Sümbül Ağa, Karvalyal, son bir hamleyle Arena tarihine geçmek istedi. Yenilse bile hiç kimsenin eleştiremeyeceği durumu lehine kullanarak Karizma’yla karizma yapmaya kalktı. Az daha yapacaktı da sevimsiz Beşiktaş’ın sevimli hocası. Almeyda kafayı vuramadı. Bu büyük maç, bu büyük taraftar 2-2 ye razı değildi. Çok güzel görüntülerle başlayan maç, savaş ve zafer naralarıyla tamamlanacaktı, son sözü Dermander söyledi.
17 Şub 2012
Bu Ateş Üfleyerek Büyür; Mersin 1- Galatasaray 3
MAÇKOSKOP
KADRO:
| Muslera | 5 |
| Ebu | 6 |
| Semih | 5 |
| Ufo | 4 |
| Hakan Balta | 6 |
| Selçuk | 6 |
| Engin | 7 |
| Emre | 5 |
| Ceyhun | 5 |
| Elmander | 6 |
| Necati | 7.5 |
ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
Elmander’in sakatlanıp yerine Sercan’ın oyuna girmesiyle takımın hücum aklı gözle görülür şekilde düştü. Hele ki Sercan’ın ikinci devre kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda vuruş tercihi kendisinden tamamen umudumun kesilmesini sağladı.
VARİL:
Sercan Yıldırım; Gerçi sonradan oyuna girdi ama oyunun büyük bölümünde sahadaydı. Galip takıma şu kış kıyamet günlerde cillop gibi sahada lider ve istim üstündeki Galatasaray’a Elmander’in yerine girdiği halde katkısı sıfırdı. Büyük umutlarla transfer edilmişti artık ne zaman sonra bir daha böyle uygun ortam bulur mu bilinmez?
-
GLADYATÖR:
Necati Ateş; Gol kısmeti, futbol tanrısı devamlı yanında olan bir futbolcu. Attığı kafa gölü çok güzeldi. Attığımız ve kaçırdığımız bütün pozisyonlarda vardı. Aldığı balık penaltıya sevinecek değilim.
-
BOROZANCI:
Tolga Özkalfa; Futbolumuzun global kraliyet ailesinin klasik hakemlerinden biriydi işte. Büyük takımlara verilen kıyak penaltılardan birini çaldı. Futbolun selameti için yapması gerekeni yaptı. Aynı penaltıyı, aynı sarı kartı bize gösterebilirmiydi?
-
BİR SORU – BİR CEVAP:
Mersins İdman Yurdu 10 kişi kalmasa sonuç değişik olurmuydu? Olurdu, daha kolay galip gelirdik. Sanki 10 kişi kalan takıma acır gibiydik. 1-0 üstüne aman fazla atmayalım rakibi ezmeyelim düşüncesi gibi bir şey vardı. Galatasaray hiç pozisyon vermedi, Muslera’ya top gelmedi. Kaleye gelen ilk top gol oldu, başka top da gelmedi zaten.
-İMPARATOR:
-Ben bu maçta İmparatore’yi beğendim. Ebu’yu takıma koyması, Sabri’yi oynatmaması, Ceyhun’la başlaması, 1-1 den hemen sonra hepimizin umudunu kestiği Aydın’dan umut kesmemesi çok olumluydu.
ORDAKİLER:
Akdeniz Galatasaraylıları tribünlerde yoğun bir şekilde yerini aldı. Ne var ki o yoğunluktan beklenen tezahüratları duyamadık.
-
ANALİZ:
Afrika’dan yetişen Ebu sağ tarafta gelişigüzel atak yerine göze hoş gelen varyosyanların yapılmasını sağladı. Çok süper oynamasa da hücum beki nasıl oynar birkaç örneğini verdi. Bundan böyle sağ tarafta yol geçen hanı bir bek görülmez kolay kolay. Sol tarafta ise yedeğin sakatlanmasıyla tam iyileşmese de hakan Balta takımda yerini aldı ve bu sene ki ortalamasının üstünde bir performansla bitirdi.
Galatasaray’ın nasıl oynayacağını, ne sonuç alacağını, hatta ne zaman gol atıp yiyeceğini artık çoğu akil taraftar biliyor. Maçın başında ve maç sırasında hemen hemen ne konuştuysak o gerçekleşti. Çok kolay giden maç, Elmander’in sakatlanıp çıkmasıyla biraz bilmeceye dönüştüyse de, gol çok klas hareketle ve çok klas bir kafa vuruşuyla gelerek takımı rahatlattı. İkinci golün gelmesi an meselesiydi, gelseydi çok rahat hezimete giderdi. Hezimete gitmese bile takımı aktif dinlenmeye götürebilirdi.
Mersin hocası, 0-0 a maçı bağlamıştı, 1-0 geriye düştüğünde bile kendisi açısından sorun yoktu. Amacı farklı yenilmemek olan klasik vasat altı bir hocaydı. 80. dakikalara kadar tek farkla maçı götürüp, can havliyle, şeytanla, evliyalarla bir gol bulup geceyi mutlu kapatmak arzu ve isteğindeydi. Her ne kadar haksız penaltıyla geriye düştüyse de bırak beraberliği 2 farklı bir mağlubiyete bile şükretmesi gereken bir oyun oynattı.
Necati benim her daim benim sevmediğim bir oyuncudur. Ve sevmemem sebeplerim ortadan kalkmadığı sürece de öyle kalacaktır. Muhteşem bir gol attı, tam gevşeyecektim, tam bütün kötü futbolcuları gönderip keyif yapacakken, yine aynı beni sinir eden hareketini yaptı. Golden sonra ilk olarak Engin baytar’ın üstüne atlaması gerekirken o önce yüzüğünü sonra armasını öptü. Şu saç şeklini değiştirse ve de golden sonra ailesine golü göndermese belki detant uygulayabilir sorunları geçici bir süre askıya alabilirim. Nitekim ben bu yazıları yazarken televizyona konuştu gollerini iki çocuğu için attığını söyledi. Biz boşuna sevinmeyelim bizim için atmamış.
Engin Baytar şu anda benim takımda en çok sevdiğim futbolcuların başına geçti. Ben futbolcunun sedye ile sahadan çıkanına kurban olurum. Her maç ya yorgunluktan dermanı kalmayarak, ya baldırı atarak sahayı sedye ile terk ediyor. Futbolun en güzel görüntüsü çalımı en güzel o atıyor. Adam eksiltiyor, gelişi güzel bir hamlesi yok. Prese girdiğinde adamı bezdiriyor. Okan’ın iyi zamanlarını hatırlatıyor. Takımın bankosu oldu, her geöen hafta üstüne koyuyor, ilk mili maçın da bankosu olacaktır.
Aydın Yılmaz için neler yazdık, hepimiz umudu kestik. Konya’daki maçını seyretmiş biri olarak belki de taraftar içinde kendisinden hala medet bekleyenlerden biriyim hala. Ve hala iddam var, belki bu şu anda çok geç ama 5-6 naç banko oynasa, çıkarılmayacağından emin olsa bu süratte bir açık olarak hem Sercan’dan, hem yeni gelen Yiğit’ten çok daha verimli olacak. Şu haliyle bile her ikisinden çok daha iyi futbolcu olduğunu maça katkı yaparak gösterdi.
Cuma maçlarından, hele deplasmanda galip dönmek, camia da çaycı, kapıcı dahil herkese büyük bir keyif verir. Bize ne kadar keyif verdiyse aynı oranda tersi olarak en yakın rakibe ve onun taraftarına kahredesi bir hafta sonu geçirttirir. Rakip maça kafadan yenik başlar. Olası bir Fener yenilgisi, ve muhtemel bir Beşiktaş galibiyeti lige pley of oynatma kararı alanları, bu kararı aldıklarına pişman eder.
Şimdi Terim’i tatlı bir sıkıntı bekliyor. Gel de şimdi Beşiktaş maçına takımın çift santraforunu belirle. 2 gol atmış, bir penaltı kazandırmış Necati banko oynayacak elbet. Baros’ta yansın yansın hakeme küfür ettiği maça dövünsün.
Yediğimiz gol Ebu’nun laeciyle konuşamamasıyla oluşan bir kornerle geldi. Futbolun klasik tekerlemelerinden biridir. Gereksiz korner gol olurdu oldu. Atamayana atarlardı, attılar. Emre, Selçuk, Engin gibi teknik futbolcuların tekniklerinden bir kaç pozisyon seyrettik. Kaleye de birkaç şut çekilseydi de Muslera’nın plonjonlarını seyredebilseydik. Şimdi gidin yatın, rahat bir hafta sonu geçirin. İmkanı olanlar, maççılar daha sonra hazırlıklara başlasın. Arena’da bir önemli maça çıkılacak, kuşanın çocuklar.
9 Şub 2012
Galatasaray'da Necati Ateş Sorunsalı
Gitmeye ramak kala başlamıştı sorunsal. İnek yalamış saçlarıyla, attığı golden sonra öptüğü yüzüğüyle, taraftarın önderleriyle papaz olmasıyla başlamıştı limoni duygular. Herkesten bağımsız koymuştum tavrımı o zamanlar. Kendine çalışıyordu, CV sine çok gol attı yazdırmanın telaşındaydı bana göre. Nice golleri ben atayım sevdasından, kimseye pas vermeyerek heba ettiğini unutmadım. Pas vereceği yerde vurur, vuracağı yerde pas verirdi, hatırı sayılır gol atmıştı, ama bana göre çocuklara anlatılacak masaldı. Gol attığında yüzüğünü öpmesi yok mu? orada tutulmuştum. Büyük Galatasaray Taraftarı, adınızı andıkça tüylerim diken diken olur, yaşantımın en büyük anlamı sizlersiniz. Daha ileri gideyim, ben Galatasaraylılıktan daha fazla, Galatasaray Taraftarlığıyım. Ne anlama gelir bilmem, benim için Galatasaray taraftarlığı, Galatasaraylılıktan daha büyüktür. Galatasaray golü kim atarsa atsın, büyük Galatasaray taraftarındır. Hiç kimseye hediye edilemez. İsterse Galatasaray taraftarı o gölü başkalarına hediye edebilir. Necati veya bir başkası gol attığında o gol, her hakka mahfuzdur, bizim hilafımız dışında hiç kimseye hediye edilemez.Geçtik, o unutulmaz Konyaspor maçına geldik. Hava -20, Büyük Galatasaray Taraftarının öncü birliği donarak da olsa Konya'ya ulaşmış. Orasını pek bilmiyorum rivayettir, taraftarın şampiyonluğa koşan takımının yanında olabilmek uğruna, o kadar zor şartlara rağmen yolculuk için bir miktar maddi desteğe ihtiyacı olabilir. Çocukluğumda çok gittim bilirim, deplasmana gidenler, taraftarın en sefil çocuklarıdır. Necati'den yardım istenmiş olabilir, Hasan şaş'tan isteselerdi keşke ama ondan istemişler. Cimrinin Allahı, çapulculara para verecek değildi tabi. Olsun, taraftar yine de gelmeyi başarmıştı. Bendeniz iş dolayısıyla zaten Konya'daydım, bekliyordum. Takımın kaldığı otelde kalıyordum. Maçı kazandık, hava daha beter oldu, taraftar dönemedi, kimi ser sefil oldu, kimi Meram Ekspresine kaçak bindi. Tribün önderleri ki- hiç sevmediğim insanlardır- takım uçağıyla kendi paralarıyla dönmek istedi. Necati ile yolculuğun başında papaz olanlar haliyle dönerken kendisiyle atıştılar. Muhtemelen Necati onları uçakta istemedi. Kavga çıktı, Mehmet Kızılay, Yılmaz Tutuş Necati'yi tartakladı. Zaten uçak da kalkamadı otele geri geldiler. Amigoları polis arıyordu odamda sakladım. O maç Necati'nin biletinin kesildiği maçtı.
Geçtik, bir de baktık ki yıllardan sonra koca Galatasaray'ın kadrosuna geri dönüş yaptırdılar. Hangi Galatasaray'ın? Uzak ara fark atmış, en çok gol atan, en az gol yiyen, şampiyonluğunun garanti olduğu bir Galatasaray'ın. Galatasaray tarihinin belki de Hakan-Arif'den sonraki en büyük forveti Baros-Elmander ikilisinin önüne, yanına. Hiç ihtiyaç yokken, damımız akmazken kiremitleri değiştirdiler. Türk futbolunun belki ilk 10 senesine damga vurmasına kesin gözüyle bakılan Sercan'ın, yetmedi 100 metreci olduğu söylenen Yiğit Gökoğlan'ın olduğu takıma, huzur evine kabul edilen yaşlı misali davul zurnayla geri getirdiler.
Dandik bir golle başladı ikinci zemheri. Saçlar aynıydı, insan 20 sene aynı model saçla nasıl yaşar? özel hayat bizi ilgilendirmez. Parmağındaki yüzüğü çıkarmamış, usulden bantla çerçevelemiş. O balık golü atar atmaz yine aynı hamlesini yaptı, yüzüğünü öperek yıllar sonra Galatasaray adına attığı golü yine sevgili karısına yolladı. Helal olsun karısına aşkını eleştirecek değiliz bize ne? Bak kardeş, tekrar uyarıyorum, babamın oğlu değilsin, sevmediğim futbolcuların da en başındasın o da ayrı, düşmanım da değilsin. Galatasaray için ben kavimden kardeşten vazgeçmiş adamım En nefret ettiğim futbolcu bile olsan attığın gol bizimdir. O gölün peşi sıra biz atacağız naraları, taklaları senin karın değil. Sen sevgili eşine, yengemize bizden kazandığın parayla cip al, pırlanta al, helal-ı hoş olsun, bizim golümüzü verme, verdirmem. .
Futbolculuğuna gelince; Bu gözler ne iğrenç futbolcular seyretti. Bizim Mahalle Takımı'mızda oynayamayacak yetenekte neler gördük. Sen bunların yanında Maradona'sın. Ne varki biz yeni ve büyük bir maceranın arefesindeyiz. Kuşandık, yine düşeceğiz yollara. Nice kibirli takımlara Arena'yı cehennem etme azim ve kararındayız. Yampiri yengeç gibi koşuşunla, yalandan deplaselerinle, atacağın balık 1-2 golle sen bu büyük macera içinde olamazsın, eğer olursan biz bu macerada olamayız. Seni kimse tanımaz, sen varsın diye hiç bir takımın defansı bizden ürkmez, sana önlem almaz, Galatasaray'ın istikbalinde sana yer yok.
Müşteri ilişkilerine bakalım. Hiç bir çocuk Necati yazılı forma almaz, hiç bir baba doğan Galatasaray'lı çocuğuna Necati adını vermez. Burada iddia ederim ki en az 200-300 Galatasaraylı benim sayemdedir, Necati sayesinde tek bir Galatasaraylı olmaz. Ve işte ben tam da bu noktadayım. Ben Galatasaray'dan daha çok Galatasaraylılığı seviyorum. Necati gol attı diye 3 puan alan Galatasaray yerine, gol kaçırdığı zaman dövünen Hasan Şaş'ın ardından Galatasarayı seven çocuklar için seviniyorum.
Misyonumuz bellidir, hedef 1-2 veya daha fazla çocuğu Galatasaraylı yapmak. Necati bu rüyada yoktur, o yüzden benim kara listemdeki futbolcudur. Nasıl ki Mustafa Sarp, Servet Çetin bu takıma tek bir taraftar kazandıramadan gitmiştir, en kısa zamanda bu yanlıştan dönülecek, belki bir kaç puan kazandıracak ama tek bir çocuğu Galatasaraylı yapamayarak aramızdan ayrılacaktır.
4 Şub 2012
Şapkadan Çıkan Tavşan; Antep 1- Galatasaray 2
MAÇKOSKOP
KADRO:
| Muslera | 6 |
| Sabri | 1 |
| Ufo | 4 |
| Semih | 4 |
| Hakan Balta | -2 |
| Melo | 5 |
| Selçuk | 5 |
| Emre | 5 |
| Engin | 7 |
| Elmander | 6.5 |
| Necati | 5 |
ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ AN:
Sahanın en kötü futbolcusu, saatle bombamız Hakan Balta’nın ıskasıyla Antep’li futbolcu kaleciyle karşı karşıya kaldı. Üstten aşırdı, top bom boş içeri germek üzereyken yetişen Balta, hayatının hamlesini yaparak kurtardı.
VARİL:
Hakan Balta; Klasik kötü oyunlarından birini daha oynadı. Çıkardığı top çift vuruştu, dolayısıyla da kırmızı karttı. Tek bir olumlu hamle yapamadan maçı tamamladı. Hamlelere geç kaldı, isabetli pas trafiğinde yoktu. Diğer kanattaki saatli bombayla uyum içersinde çalıştı. Fakat bu hafta varilliğini Sabri’den aldı.
-
GLADYATÖR:
Necati Ateş; Ne yalan söyleyeyim bu kadar oynayacağını beklemiyordum. Hele gol attı ki, bir çok okur makineli tüfekle beni taramaya şimdiden başladı. Tabelacıları ikna etmem mümkün değil, saç şekli aynı, gol attıktan sonra bantladığı yüzüğünü öpmesi aynı, ben aynıyım.
-
BOROZANCI:
Bülent Yıldırım; Hakan Balta’nın pozisyonunda eğer hatalı değilse başkaca hakemlik bir pozisyon yoktu. Rahat bir maç çıkardı, yanlarla uyumu çok iyiydi, hatalı bayrak kalkmadı. Kartlar doğru, uzatmalar haklıydı.
-
BİR SORU – BİR CEVAP:
Takım yeni bir seriye girer mi?
Oynadığımız lig langırt ligi. Her maçı kazanabilir, her maçı kaybedebilir. Gaziantep deplasmanda ürkütücü bir rakip. İsmi bile maçın zor geçmesine yetiyor. Aman aman bir futbol oynamadan yendiğimize göre en azından önümüzdeki ilk maç banko kazanır, sonrasına bakarız.
-
İMPARATOR:
Şapkadan tavşanı çıkardı yine. En gözde oyuncumuz Semih’in hatasından gelen gole, benzer hatayla çok erken cevap vermeseydi sıkıntıya girerdi.-
ORDAKİLER:.
Her zaman söylediklerimiz bu maç için çok daha fazla geçerliydi, . Tıklım tıklım dolu stadyumda 90 dakika bizimkilerin tezahüratlarını dinledik. Helal olsun.
-
ANALİZ:
Terim’in masasında iki küçük torba var. Birinde Ufuk ve Aykut’un ismi yazılı, diğerinde Gökhan ve Servet’in. Hoca maç kadrosunu tahtaya yazarken son iki oyuncu için torbaya elini daldırıyor, kimler çıkmışsa yanında onları oturtuyor. Bu maç keseden, kale için Aykut, savunma için Servet ismi çıkmış demek.
Baros’un kendini iptal ettikten sonra, 5 sene önce kovduğumuz Necati’yi davul zurnayla geri getirerek oynattık. Kendisi hakkında söyleyeceklerimi söyledim, daha fazlası gereksiz, artık sıradan bir taraftar olarak bize olacakları seyretmek, haklı çıkarsak övgü almak, yanılırsak da biz demedik mi yorumlarını dinlemek.
Son maçlarda oynanan kötü oyunun sebebi henüz teşhis bile edilemedi. Zor maçta alınan tabela, elbette ki sorunları yok saydıracaktır. Melo ve Selçuk’un ileriye doğru fazla oynayamadığı zaman oynana oyun göze hoş gelmiyor. Ne var ki bu gün takım oyun olarak çok kötü oynamadı. Sahanın zemini çok kötüydü, bu kötü zemine rağmen Engin Baytar takımın en iyi futbolcusu olarak parladı. Futbol adına en büyük güzellik olan çalım, adam eksiltme gol pası, her pozisyonda mutlaka olması, Hasan Şaş’ın iyi maçlarını hatırlattı.
Her iki kanat bekimiz formsuzluklarına ısrarla devam ediyorlar.Hadi Sabri’nin mazereti var Eboue gelince oturacak, tedirgin, Hakan Balta’ya ne demeli. Yedeği yok, rahatsız edeni yok, yıllardır banko oynuyor, insan bir gol ortası yapar.
Elmander de günün iyilerinden di. Attığı gol bilerek, hedefe gönderilen bir toptu, usta işi bir gol attı. Necati’nin attığı golde de mükemmel bir kafa hamlesi yaptı.Semih Kaya’nın maçtaki yaptığı, daha doğrusu yapamadığı hamlenin golle sonuçlanması şanssızlığıydı. Onun dışında yine kritik hamlelerin adamıydı. Artık savunmanın lideri pozisyonunda çok güvenli oynuyor. Uzun yıllar stoper formasını tapuladı, seneye başlarken de kaptan yapsınlar olsun bitsin.
İlk gol Muslera'nın asistiyle başlıyor. Bir kalecinin atılan gollere de katkısı varsa o kaleci büyük kalecidir. Yediği golde hatası yoktu, kurtarabilirdi de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)