22 Eki 2010

Eski Tüfek Derki; Spartaküs ve Commandante

SELAM OLSUN SANA KAHRAMANIMIZ!...

Çok şey yazıldı seninle ilgili, çok şey anlatıldı. Ben hep aynı şeyi söyledim Hagi, Hep aynı şeyi haykırdım…

“ADAMSIN ULAAN, ADAM”

Çok şükür, çok şükür diyebildim hep, hiç bir eyleminde beni yanıltmadın…

Bildiğim ve bildiğimce söylediğim birkaç şey var,

Birincisi bu ülkede çok az adam gibi adamın yaşadığı, yaşatıldığı bir alemdir futbol dünyası… Sen de eğer yaşayacaksan bir tek nedenle yaşayacaksın anladığım. Yarattığın derin ve içten sevgi seli seni yaşatacak. Çok az bilinen bir duygudur benim ülkemde vefa. Ama gezindiğim sitelerde gördüğüm ve beni bahtiyar eden derin sevgi, bağlılık ve vefadır gencecik dimağlardan yükselen. Bu şarap çanağına edilesi heyüla içinde o güzel çocukların senin için yazdıklarını okudukça gurur ve umut duyuyorum. Ve yarattığın bu sevgi selinden dolayı sana bir kez daha teşekkür ediyorum HAGI…

İkincisi geliş tarzın elbette. Ben insanımı bilirim. Nasıl ki hep önde ve cesur olduysan gene öylesin. Misal İstanbulspor maçında o kağıttan kaplanlar için korku dağları beklediğinde gidip çaktın penaltıyı ve uzun yürüyüşü başlattıysan yüreğin ve on kere canlı gözlerinle. Gene onlar kağıttan kaplan ve korkak ve hain ve sen gene değişmedin…

Ateşten gömlek en çok sana ve Spartacus’a yakıştı tarihte…

Üçüncüsü biz biliriz ki pezevenkler satar yalnız dostlarını. Biz seni satmayacağız. Haydi çocuklar!..

Sahip çıkalım HAGI’MIZE…

Yemeyelim, yemelerine müsaade etmeyelim beş paralık adamların!…

Gazan mübarek olsun. YÜRÜYEDUR ASLAN YÜREKLİ ADAM!….

Çetin,

21 Eki 2010

El Commandante'nin Peşi Sıra

Önce şunu yazalım, tam 40 sene önce, Galatasarayın ilk maçına Mithatpaşa Stadının yeni açık tribününe çıktığım heyecan neyse aynısını Surinamlının geldiğinde hissetmiştim. Bu ülkenin, Galatasaray'ın görüp göreceği en büyük hocaydı. Anlaşılmaz bir ilkeyle veya inatla, iki adamı oynatarak, iki adamı oynatmayarak kendi mezarını kendisi kazdı. Dünyanın en büyük 10 takımından birine mutlaka hoca olacaktır. Yolu ve bahtı açık olsun.

Devam edelim, Hagi'yi ben ilk defa Bükreşte, sonradan 8 senemi geçireceğim şehirde 4-0 yenildiğimiz yarı final maçında canlı seyrettim. O gün bu gün benim futbol konuşuldukça tüylerimi diken diken eden, adını andıkça bu yaşta gözlerimden yaş süzülen gerçek bir Commandante'dir. Bizim mahalle maçlarının adım sayan ilahıdır. İngiltere'de Matadona'dan sonra ayağına top geldiğinde morali bozulsun diye ıslıklanandır. Elle attığı gol sonrasında,''ulan o golü ben istesem hepinizi çalımlayarak da atarım''dedikten sonra atan Diego Armando'dur. Karpatların Maradona'sıdır. Gika, kız kardeşine sövene uçarak kafa atıp dünya kupasına sümük atmayan mahallenin delikanlısı Zidane'dir. İstanbulspor maçında son saniyede kazanılan, Fatih Terim'in bakamadığı penaltıyı,''ben atarım''diyen ve atan cesur yürektir. Kimsenin konuşurken sırtını dönemediği, dönerse Erol Ersoy'a yaptığının bin beterini yapacak olan onurumuzdur. Aldığı büyük cezadan sonraki maçta Ali Sami Yen'e '''Hepimiz Hagi'yiz''dedirtip,herkese Hagi maskesi taktırandır. Roberto Carlos'u maymun edip vedayı öyle yapayım diye karar verdiğinde, bu eylemi yapmanın tek yolunun UEFA kupasının alınması gerektiğini söyleyen ve alandır. 0-2 gittiğimiz Real Madrid maçının devre arasında, Lucescu'nun Jardel'i çıkarmaya kalkmasına direnip,'' o çıkmasın ben çıkarım'' diye bağırandır. O Hagi'dir işte, benim için konu futbolsa, dünya bir tarafa Hagi bir tarafadır.


Ve o Hagi yarın gece benim sevgili Galatasarayımın hocası olarak uyuyacaktır. Surinamlıdan sonraki, Gika'dan önceki bu gece ise benim için hüzün, burukluk, futbola bir kere daha lanet, yönetenlere bin küfür, sebep olan iki futbolcuya yüz bin beddua ve karmaşık milyon duyguyla bir kabus olarak geçecektir.


Bundan sonrası ne olur diye merak edenleriniz vardır elbet. Peşin söyleyeyim,bir bok değişmez. Ben Hagi'nin ilk hoca olarak geldiğindeki gibi  heyecan duymadım. Fatih Terim'e teklif edilip de kabul etmeyince Hagi'ye dönenler hiç şüpheniz olmasın bu senenin sonuna doğru çapulcuya Hagi'ye sövdürtüp, teneke bağlayarak kovacaklardır. Sebep Surinamlı değildi, onun ısrarla oynattığı o iki köpek futbolcu olamazdı. Galatasaray'da gitmesi gereken tek kişi vardı oysa. Kadıköy'deki Fener maçında 2.10 olan iddia oranını teslim alıp, 4.20 a çıkaran bizi maskara edendir. Adnangiller var olduğu sürece de her gün, bizim için gelecekteki günlerimizden daha iyi gün olacaktır.


Bakacağız Hagi'ye. İlk maça çıkartacağı  kadroyu göreceğiz. Servet'i oynatacak mı? ön liberodaki kazma 16 numarayı ne yapacak? Bu iki adam Galatasarayın bulunduğu sıralamanın tek sorumlusudur. Eğer bunları Florya'dan kovmazsa, kendisi 3.defa gelmek üzere kovulacaktır. Yok eğer Servet'i oynatır, Servet'te kişnerse, kendini aşarsa benim için çok daha beter haindir. Adnan Sezgin'i yanına yaklaştırırsa akrep gibi sokulacak olandır.


Büyük adamlar, büyük maceralarda vardır. O maceranın tam sırasıdır. Hagi bu riski almıştır, alamayan korkak  hala İmparator diye çağrılacaktır. Belki de Fener maçı atlatıldıktan sonra Terim'in kapısı çalınsaydı Terim kabul edecekti. Zor günde kaçıp,Hagi efsanesinin bitmesini bir timsah hareketsizliğinde bekleyecek, Adnangilin iyice bok edeceği yere 3. defa gelip sıçacaktır.


 Fenerbahçe maçından ilk defa hiç korkmuyorum. Eğer ölmüş eşşek değilsek, korkmadığımızın da sebebi vardır. Başta Hagi var, Hagi'nin olduğu yerde allahtan umut kesilir, Hagi'den kesilmez. Servet ve 16 numarayı kadro dışı bıraksın,kimle çıkarsa çıksın eli boş dönmeyecektir. Aslantepe Arena tarihine ilk hoca olarak adını yazdıracaktır. Bu madalya da Hagi'ye yakışacaktır. Reykarta güle güle dediğim anda sana  hoşgeldin diyemedim Hagi. 


Ama hoş geldin Hagi, ne olursa olsun gittiğin gün sana sevgimde en ufak bir değişiklik olmayacak. Buyur enkaz senin, boka batırdıkları Galatasaray senin.  Metin Oktay'ı çağıracaklardı ama o yok, seni çağırdılar. Seni çapulculara yem etmemek için tribüne dönüş yapıyorum, sen gidene kadar koruman benim. Seni Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum.


Hasta siempre Commandante.



17 Eki 2010

Kınan Hazır Başkanım; Galatasaray 2- Ankaragücü 4



Maç kadrosu telefonumuza geldiğinde, noterlerimize tasdik ettirdik görüşümüzü. Galip gelirsek eşşoleşşek olmaya razıydık yani. Ve bu rahatlıkla televizyon başına geçtim. Bu sefer elime kağıt kalem aldım. Hayatımda  hiç etmediğim kadar küfür ettiğim futbolcunun istatistiklerini tuttum.

3. dakika dolmadan ilk topla buluştu. Faul olan pozisyonda, takımın yarısından çoğu gol atmak için ilerdeyken itekledi topu. Sonrasında bakmadı ne olacak diye, o top gitti gol oldu. 8. dakikada taç atışı oldu Serkan tam kendisine atacakken sırtını döndü. 29. dakikada kendisinden beklemediğim olumlu bir hareketi oldu, araya girip topu kaptı ve olumlu kullandı. 33. dakikada  bala şansa gol atacaktı nerdeyse. Omurilik soğanıyla vurdu topa. Misimoviç ilk asistini yapmış olacaktı az kalsın. Kazasız belasız gololmadı. Kader bu maçta Reykart için örüyordu ağlarını. 38. dakikada Servet kendisine pas verdi, oysa o anda götünü dönmüş, alıp başını gidiyordu. Bağırdılar son anda topa dokunabildi. 56. dakikada taç atışından kaçışı bize gol olarak yazdı. Serkan taçı ona atacaktı, götünü dönüp uzadı yine. Bu hareketi ondan daha iyi yapabilen futbolcu görülmedi henüz. Topla bir şeklide buluşan Baroş teslim olmayalım arkadaşlar mesajı veriyordu. Yediğimiz 3. golde topa eskortluk yaptı. Koştu, yatarak dalsaydı golü önleyecekti. Maç boyu 28 defa yana veya geriye isabetli pas attı. 20 metre mesafeye dikine tek pas attı sadece. İsabetsiz elbette. Top kapma mücadelesini 5  defa kazandı. 10 defa topu kaptırdı. 9 pozisyonda araziye uydu. Topa bulaşmamayı tercih etti. Ve maçı nitelikli tek olumlu pasla tamamladı. Bu istatistik bilgilerinin %90 ını şlk yarıda yaptı. İkinci yarı artı eksi 10 defa topa değmedi. Kimse oynadığının farkına bile varamadı.

Reykart için de artık pek görüş bildirmeye gerek yok. Sezon başı yazımızda yazmıştık hatırlatalım. Seyrantepe'yi göremez demiştik. Göstermezler. Kötü hoca olduğu için değil, iyi hoca olduğu için göstermezler. Kendinden daha kötü bir takıma yenilmek de bir marifettir aslında. Ben bu maçı nasıl kaybederim diye kafa ancak böyle yorulur ve sonu. alınır. İki can düşmanını en kritik bölgede aynı anda oynatacaksın. Ulan Reykart, sen Servet olsan, sen Balta olsan oynarmısın. Dua et penaltı falan yapmadılar. Zaten adamlar kabiliyet düşmanı, evliyalardan birinin götlerini yalamasıyla kendilerini Galatasaray'da bulmuşlar, bunlar ancak hayalarının en büyük topunu oynadıkları bir maçta iyi oynamış olurlar ki senede 2 maç olmaz. Bu 2 maçı sana mı denk getirecekler? Seni bu futbolcular yakmadı mı daha önce. Kadro dışı bırakmadın mı bu Ayı Servet'i. 2. ligte oynayamayacak olanları oynat daha sen. Eğer kalırsan aynı takımla çık Fener maçına. 6-0 ı çok ararsın o zaman.

Hep aynı şeyleri yazmaktan bıktım. Arda Turan bu ülkedeki, bu takımdaki futbolcu olan tek Türk. Baros'da tek yabancı. Onun sakat olduğunu da yazmıştım. Zaten hep iddia ederim. Eğer bu ülkeye sıra dışı bir futbolcu gelmişse mutlaka sakattır. Bakın Beşiktaş'ın Guti ve Karizma'sına. Sakat olmasalar ne işleri var burada. Hocalar da aynı, bazen dinlenmek ihtiyacı olur büyüklerin. Gelirler yatarlar işte böyle.

Takımın kalecilerine bakalım. Ufuk hadi tipi bakımından biraz kaleciye benziyor gibiydi. 40 sene oynasa bi bok olmayacağını ispatladı. Diğeri için kaleci kelimesi  çok fazla. Haftaya Hakan Arıkan olur.

Ve bendeniz, Fatih Terim'in can düşmanı; İmparator sen boştayken  Galatasaray'ın iyi olması imkansızdır. 30 futbolcuyu birden değiştiremeyeceğimize göre geç takımın başına. Bu kazmalarla bu baltalarla bu kansız şerefsizlerle ancak sen uğraşabilirsin. Biz tribünlerde ediyoruz da etkili olamıyoruz, sen bunlara küfür edeceksin, icabında dayak atacaksın, bunlar ancak sana oynarlar.

Tarifi imkansız bir huzur var içimde. Hatta daha beter olsunlar diye beklentim var. Fener maçının da hezimetle geçilmesini istiyorum. Hayatımda kıskançlık nedir bilmem. Ama Seyrantepe Stadına Aykut'un, Mustafa Sarp'ın, Servet'in, Balta'nın çıkacak olması beni kudurtuyor. Bu adamları çok kıskanıyorum, benim de param vardır mutlaka onlara geçmiş olan. Bütün kalbimle haram olsun diyorum. Ulan ne berbat ve aşağılık futbolcularsınız. Hep Baros'mu, Kewell'mi sakatlanacak, ceza alacak. Hiç mi sakatlanmazsınız, atılmazsınız. Bir maçta da sizi oynatamasın lan şu mendebur hoca.

Benjamin Toşak bizle taşak geçmişti bir zamanlar. Otlayan 4 ineği  göstermiş, işte benim geri dörtlü demişti. Surinamlı taşağın dik alasını geçiyor bizle. Götüyle gülecek uçak Atatürk Hava Limanından kalktıktan sonra. Total futbol oynatacakmış. Kime, Servet'e, Servet kim diye bir zahmet Kartal'a gelse de bizim balıkçı Coşkun'a sorsa, Florya'ya sokarmıy dı acaba. Burnuna maske takmış, fedakar Servet. Oynamasa yandık, bizi Sırat Köprüsünden geçirecek sanki.

Ben biliyorsunuz artık maçlara giymiyorum. Bu sene maça gidenlere de kırgınım. Her ne sonuç olursa olsun Galatasaray'ı desteklemeyi taraftarlık sanıyorlar. Ulan ayıp be, içinizde her 100 kişiden biri bunlar kadar oynarken, bu yaratıklara sadece sarı kırmızı forma giyiyorlar diye tezahürat yapıyorsunuz. Ah be Mehmet abi, Peygamber Hüseyin, sizin zamanınızda Sarp gibi bir çakal banko oynayacaktı da siz seyirci kalacaktınız bu hokkabazlığa.

Baros sakatlandı, sağlık ekibine önemli bir müşteri daha  geldi, Gökhan Zan gibi müşteri ilgi çekmiyor, kimse merak etmiyor. Arda yok zaten. Ben 3-0 a el sıkışırım sizi bilmem. Golü, gol pozisyonunu saymıyorum, Aykut'un iğrenç degajlarını saymazsak, santrayı geçelim anırmaya devam edeceğim. Takımın seven maça gitmesin, televizyondan bile seyretmesin.

Unuttum sanma seni Adnan Paşa. Sen de bu takımın başkanı olarak Seyrantepe'ye gelirsen ben yine bir köşede anıracağım.  Anamız babamız bizi eşşek olarak dünyaya getirmediyse eğer, Arda Turan hariç hiç birinize o stadı göstermeyeceğim. Sizi gidi şebeke liderleri sizi, hırsızlar, kansızlar. Ne mutlusunuz değil mi, sıçtığınız boku çapulcuya temizletiyorsunuz. Verdiniz taktiği, Servet'e, Sabri'ye, Ayhan'a , Ufuk'a. Bir güzel domaldılar, Reykart'ın sehpasını tekmelediler. Götünüze kına yakın.

Bekleyin, ben de nişadırları hazırlıyorum, kınalarınız solmadan yakaladığımı nişadırlayacağım. O zaman ananızın örekesine kadar bağıra bağıra koşarsınız.Maçta koşacağınız yok nasıl olsa.

13 Eki 2010

Hemşehri Hemşehriyi Gurbette S.kermiş

Hani bana ne kardeşim, ben de yazmayayım diyorum  ama, sanki bir makine zorla yazdırıyor. Acaba ben Türk değilmiyim? diye sorgulamıyor da değilim. Almanya geçirince ayağa kalkıyorum, Mesut Özil koyunca Galatasaray atmış gibi seviniyorum, ben vatan hainimiyim ya. Evet vatan hainiyim ben de Nazım Baba,hainliğine de devam ediyorum hala. Takımlarında oynayamayanlar, milli maç olmasa topa ayağını değmeyecek yedekler, kadro dışılar, kazmalar, baltalar. Bu cennet vatanın en ilkel köyünden(misal Iğdır, misal Servet)  bir çobanı koysan daha iyi oynayacak iken, her kasaba takımından en az 1 tane teknik futbolcu çıkan Türkiye orta sahasında 10 senedir Türkiye'de olup, merhaba demesini bilmeyen Ağırol Mehmet'in oynadığı milli takım benim milli takımım değil arkadaş. Hani idam cezası kalktı, kolay atarız artık. Sehpaya bile gönderseler görüşüm değişmez. Ben bu milli takım kimle oynuyorsa o takımı tutuyorum. 2002 Dünya Kupasında gömdüm ben milli duygularımı futbolda.

3 gece önce Almanya'da Mesut Özil, bilezik gibi geçirince kafatasçılar başlarını dağlara doğru uzatarak uludular. Halbu ki aynı anda ben de küfür ediyordum Mesut Özil'e. Bu kadar kötü oynanır mı lan diye. Acaba o da mı uluyordu ilk yarı boyunca. Mustafa Sarp misali saklandı, yalandan idare ediyordu, ama tribünlerde sadece adı Türk olan, Türkiye'den kaçmışlar, bir daha asla köylerine dönmeyecek olanlar, tercihlerini Almanya'da yaşamak üzere koymuş olanlar, aynı gerekçelerle tercih koymuş Mesut Özil'e sövüyorlardı. İkinci yarı aldı sazı eline, futbolu şiir tadında oynayan Mesut. Ulus takımında banko oynama garantisi verilmediği için risk alan, Almanya'yı seçen Mesut. Dünya Kupası'nın yıldızı Türk. Real Madrid'in 10 numarası. Nefret ettiğim futboldan beni koparmamaya çalışan, Dünyada ki 5 futbolcudan biri Mesut. Bir ara koptu Gökhan Prensin ardından attı efsane çalımı bıraktı geriden gelenin önüne, top gol olmadı. Ulan Kızıl Elmacı faşist, Almanya tercihini yapan Mesut değil, Mesut'un babasıdır. Küfür edeceksen niye Almanya'ya gitti diye babasına et. Mark için Mesut'un babasını ırgat olmaya mecbur bırakanlara et.

Mesut Özil kardeşim, attığın gole Türkiye'de benden başka sevinen oldu mu bilmiyorum? Takipçin olacağım, tek bir istisna olmaz ya hadi bir gün biz eski günlere döner de  Real Madrid'le bir kez daha karşılaşırsak o maç tanımam haberin olsun. Gerisi boş, istersen İstanbul'daki maçta da bizim Milli Takıma gol at, yine bu abin ayağa kalkacaktır.

Daha Mesut'un koyduğunu hazmedemeden bu sefer darbe baba ocağından geldi. Yalamalar gazetelere ilan vermişler.'' gardaş gardaş oynayak, ama biz galip gelek'' Bokunda boncuk bulundu ya, 20 sene evvel kovdukları Evliya Çelebi'yi geri getirdiler. Sanki Brezilya'yız da Dünya üzerine dağılmış 500 futbolcudan milli takım seçeceğiz onları motive edip sahaya süreceğiz.. Kartalspor'un hocası olsa ne olacak ki. O da aynılarını oynatacak. Milli Takımın kadrolu devlet memurlarını oynatacaklar. 3 büyükler dediğimiz küçüklerin hocalarına nisbep yapıp, onların oynatmadığını oynatacaklar. Ama bize müstehak, Fatih Terim gitsin diye az kusmadık, Fatih Terim'in Hollandalısı geldi başımıza. Gerçi bana ne de, işte baştan söyledik, yazsak çare yok, yazmasak bir tarafımız acıyor.

Hadi Almanya'da hedef tek kişiydi, Mesut Özil'e sövüp tatmin olduk. Dün geceye ne diyelim. Serin sulu bulaklara, bal süzülen dodaklara mı sitem edelim. Gurbette karşılaştınız Afferin çocuklar, kardaşlarınızı hatırladınız, Dede nasihatini dinlediniz. Koç Nebi'nin hecerinden, Setter Han'ın hünerinden, Köroğlu'nun nigarından, Azarbaycan diyarından bize selam getirdiniz.




8 Eki 2010

Siz Adam Bile Değilsiniz

Bu sütunlarda yıllardır götümü yırttım durdum. Futbolcu değilsiniz lan siz. Takımı yıllardır itin götüne sokan sizlersiniz. 3 senede 6 hocayı kovduran sizsiniz. 10 senedir Fenerbahçe'yle berabere bile kalamadınız. Köy takımlarına, dağ takımlarına elendiniz. Şampiyonlar ligini kuran takımın futbolcususunuz, acaba bileniniz var mı içinizde? Şampiyonlar Ligi logosundaki 8 yıldızdan biri sizsiniz. Bu taraftara unutturdunuz lan Şampiyonlar Ligi marşını. 10 metreye  pas atamazsınız, orta yapsanız tribüne gider. Geriye düşseniz çıkaramazsınız, galip duruma geçseniz tabelaya yatarsınız.

Yere düşseniz sakatlanırsınız, sakatlansanız iyileşemezsiniz. Nesiniz lan siz iki maç üst üste iyi oynayamazsınız. Cebiniz büyük, paraları koyacak yer bulamıyorsunuz, arabalarınız en pahalısından. Hepinizin meneceri var, muhasebecileriniz, para sayıcılarınız var. Sorsak hepiniz Dünyanın elit futbolcularındansınız. Taşak geçersiniz bizle. Maçta, tribünde 10 kişi bağırsak koşa koşa gelirsiniz, dışarıda rastlasak bize boka bakar gibi bakarsınız.

Neler gördük lan biz, sizden bin beter kötü futbolcular seyrettik. Yine siz arada sırada şansa mansa Şampiyon bile oluyorsunuz. Bizim koskoca çocukluğumuz geçti lan takımı Şampiyon göremeden. Evet onlar kötüydü ama sadece kötüydü.. En kötü bellediğimiz Öner Kılıç, hepinizden daha büyük Galatasaraylıydı. Hepsi Galatasaray tarihini yazdılar, Galatasaraylılığın en büyük örneğini verdiler. Ben bir çoğunu şahsen tanıyorum, hala can ciğer arkadaşlar. Birinin başına bir şey gelse tam kadro oradalar. Cenazede, düğünde, bayramda. Sefer'in oğlu, Bülent Dalkılıç'ın ve daha nicelerinin oğlu futbolcu oldu. Bir tanenizin çocuğu bizim Mahalle Takımında oynasın eşşek olayım.

Kimsiniz lan siz. Bu ne hokkabazlık, bu ne şaklabanlık. Tamam tescilli, lisanslı kötü futbolcusunuz, itirazımız yedek kaldığınıza değil. Oynarsanız küfür ediyoruz zaten. Takımda Elano yok, Baros yok, Arda yok, Servet kadro dışı kalmış ve siz yedektesiniz. Utanın lan, takım ilçe takımına yeniliyorken bile size ihtiyaç duyulmuyor. Mecburiyetten isminiz yazılıyor işte tahtaya, mecburiyetten para alıyorsunuz. Eski düzen olsa, takımlar sahaya 14 kişi çıksalar tribünden bile maç seyretmeyeceksiniz. Zaten sikinizde bile değil ya, takım yense umurunuzda değil, yenilse hiç değil. Oynarsanız, istatistiğe yazıyor, oynamasanız farketmiyor. Ulan sıkımıydı be Cüneyt'i yedek bekleteceksin, Tanju'yu oynatmayacaksın, Fatih' ikinci devre oyuna sokacaksın. 10 gün sokağa çıkmazlardı lan utançlarından. Ben yedeklerin ısındığını bile hatırlamıyorum, her halde saklanırlardı.

Notunuz belli, Galatasaray'ı bok gibi futbol oynatan elemanlarsınız. O yüzden yedek kalmanız hiç birinizi üzmüyor, neşeniz daim olsun. Yedekliğiniz de daim olur inşallah. Futbolcu değilmişsiniz ki şu boktan takıma bile giremiyorsunuz, amma ve lakin adam bile değilmişsiniz lan siz. Hocanızın babası ölmüş, aranızda babası ölen var mı bilemem? Anladık Reykart düşmanınız, ondan önceki hocalarda öyleydi, ondan sonra gelecek olan da düşmanınız olacak. Düzen böyle olduğu sürece, bir takımda oynayabilecek 35 kişi olduğu müddetçe adam olmadığınızdan dolayı hangi hoca gelirse gelsin düşmanınız olacaktır. Neticede 11 iniz oynayacak  oynayamayan diğer çoğunluğun hedefi hoca olacaktır. Oynayanlara ne demeli, ulan insan biraz sıkar be, biraz koşar, şu günde bir galibiyetle bile gönderemediniz Hocayı mezarlığa ya yazıklar olsun size.

Arkadaşınız Servet kadro dışı kalmış, o akibeti meçhul, hocanızın babası ölmüş, siz yedeksiniz ve akla hayale gelmeyecek maymunluk icat etmişsiniz ısınma bahanesiyle. Nerenizi ısıtıyorsunuz lan şebekler. Hnagi antrenman metodunda var böyle ısınma hareketleri.

Ulan Reykart, bu adamları oynatırsan sen de adam değilsin. Bak sana ufak bir tüyo vereyim usta. 2 senedir yırtınıyorum, burası senin bildiğin ülkelere benzemez. Taşları bağlar, köpekleri salarlar, evrimi tamamlayamamış türler vardır bizim buralarda. İnanma kulüp doktorlarına, tanıdığın vardır senin. Çağır gelsin, at muayene eder gibi muayene ettir hepsini. Sağlamlardan 16 kişi ayır, gerisini Servet'in yanına gönder kuaföre gitsinler. Floryaya sokma, bu 16 kişiyi karantinaya al, her birinin başına azılı 10 taraftar bulmak benden. Kıpırdayamasın pezevenkler, antrenmandan maça, maçtan yatağa. Başka yerde görülene verdir sopayı. Eğlenmek yok, arabaya binmek yok, forma eşofmandan başka bir şey giymek yok. Gıda, et, süt, besinden başka bir şey yeme içme yok. Maçtan sonra koştur, koşacak dermanı kalmış olan varsa ceza ver. Bütün maçlara parçalı formayla çık, hepsinin içine Metin Oktay yazılı tişört giydir. Daha kötü netice alırsan ben Sami Yen'de kendimi asarım.

Şebekleri mi ne yapacaksın? Bırak işte layık oldukları yerdeler zaten. O kadar para verip maçlara geliyoruz, futbol seyredemiyoruz, bari şebek seyrettik der güler geçeriz.

6 Eki 2010

Aslantepe Seyircisi

Maç saymaya başladı Aslantepe Taraftarı. Tarihe geçmek, bu stadın ilk kombinesi işte bu demek için mütevazi taraftar yemeden içmeden kesilip kart peşine düştü. Kimisi diyor ki, seyredilecek takım mı var? 8.000 kişi maça gelenler, 52.000 kişilik stadı nasıl dolduracak? Bilmiyorlar, hiç bir zaman da öğrenemeyecekler. Taraftar takım seyretmek için stadyuma gitmez. Stadyuma maç seyretmek için gidenlere seyirci denir, ve seyirci de bizim ülkemizde yoktur. Dünyanın en güzel futbolunu Fenerbahçe oynasa ben bir maç gideyim de şunları canlı izleyeyim demem. O iş kalktı, 40 sene önceydi. Ha biz niye maça gidiyoruz?, Takım her geçen sene, her geçen maç daha kötü oynadığı halde niye çok daha pahalı olan, hem de1.5 senelik satılan Seyrantepe'ye koşuyoruz? Çok basit cevabımız. Biz takım seyretmeye gitmiyoruz, biz forma seyrediyoruz. Formanın içindeki adamlara, formanın içinde oldukları sürece saygımız veya saygısızlığımız var. Hiç kimse babamızın oğlu değil, ayrıca kimse kuşku duymasın ki, sevdiğimiz futbolcuyu babamızın oğlundan da fazla severiz.

Şimdi deseler ki kombine alacak olanlara, takım bundan sonra her maçını kaybedecek, çok sevdiğiniz hocanız gönderilecek,  en çok küfür ettiğiniz futbolcularla saha çıkılacak, bir kişi bile kart almaktan vazgeçmez. Hatta bu stadyumda maç falan yapılmayacak, 15 günde bir saat 19.00- 21.45 arası giriş serbest olacak deseler bile en az 30.000 kişi o tribünlerde oturur. Aynen öyle olacak, Olimpiyat Stadında, 50.000 kişi, Cihan'ı, Orhan Ak'ı seyretmişti, şimdi de Servet'i, Gökhan'ı, Sarp'ı seyredecek. Yani lafın gelişi, formayı seyredecek.

Benim takıldığım bir mevzu var bu stad hakkında. Temelinin fotoğrafını çekmiş, belli aşamalarda bir kaç kez görmüştüm. Bir defa bilinen düzenin tersine şeref tribünü ve dolayısıyla kameranın çekeceği taraf değişik. Yani Ali Sami Yen'le kıyaslarsak, Aslantepe'de şeref tribünü kapalıya alınmış gibi. Bütün stadyumlarda yön belirlenirken kıstas güneşti herhalde. Eskiden tek tribün kapalı olurdu, ya da en azından karşılıklı tribünler kapatılırdı. Gündüz maçlarında güneş gelmesin diye de güneşi arkaya alan kapalıya şeref tribünü konuşlandırılırdı. Seyrantepe'de yön farketmeyeceğinden oturum şimdiki gibi dizayn edilmiş. Onlar için farketmiyor, ancak bizim için farkeden bir durum var. O da deplasman seyircisinin oturacağı bölüm.

Biz çocukken, Mithatpaşa Stadının açık tribünlerine kendimizi attığımızda koşar, orta katta, şimdiki numaralıya yakın köşeden bir yere kendimizi atardık. Yani şimdi en çekindiğimiz, önlem alacağımız Fenerbahçelilere desek ki gelin kendinizi bu stadyumda yer beğenin. Şimdiki yerden başka bir yere geçen olursa taraftar değilim. Stadın çıkış kapısı olmayan tek köşesi. Karşı taraftan kameralar maçı çekiyor. Asacakları her flama, yapacakları her görsellik ister istemez kadran içinde. Ayrıca güvenlik nedeniyle sağ ve sol tarafları epeyce bir boş bırakılacak. Çürük diş desem, saha iğrenç bir durum. Senede 3-5 maçın haricinde o bölüme kimse alınmayacak.Üstleri modern bir kafesle kapatılacak, bazı maçlar elektriklenirse sahaya yakın olduğundan her türlü provakasyona gebe. Ana yola yakın olması nedeniyle ilk dolacak, en çok rağbet görecek olan kale arkası, deplasman tribününün olduğu kale arkası. Olimpiyata gitmiş, tecrübeli taraftar bilir, Edirne tarafındaki kale arkasına kimse gitmezdi.

Yani kısaca daha görmeden hayran olunası bir stad yapıldı. Bizimkilere kalsa bir 20 senede yapılamazdı o ayrı da, hadi yapıldı bu işlere kim karar verdi acaba? Güvenlik nedeniyle kolay girsin çıksın hesabı yaptılarsa(aynı durum Fenerbahçe Stadında mevcut. Eskiden okul tarafına giderdik, sopayı yerdik, şimdi istasyon tarafından, otoban tarafından daha az sopa yiyerek girebiliyoruz) o zaman yine aynı tribünün diğer köşesi, üst tribün verilebilirdi. Noi Camp'ta, Barnebau'da  90 dakika bütün dikkatinle maçı izle deplasman   tribününü göremezsin. Otobanın karşısındaki kale arkasını takip edin, çoğu maçta dolmayacak orası.

Yeni Stad heyecanına limon sıkmadan bir tesbit yapayım dedim sadece.

4 Eki 2010

Bir Kadro Planlaması

Bizimkini geçin. Adnangiller'in oyuncağı, şamar oğlanıyız biz. Şu en en mutlu insanlar camiamızda bu ikisidir. Devre arasında sakat, kadroya giremeyen, bi bok etmeyen futbolcu transferi ve elde patlayanları nasıl gönderirizin muhasebesiyle meşguldürler  muhtemelen. Çok yazdık Galatasaray'ın derin devletini. Kendi işlerinde, inşaatlarında en ufak bir hata olmaz. İş yerlerinde işe yaramayan tek bir meydancı bile yoktur. Maaş verdikleri insanların, kanını iliğini emiyordur. Fazladan 5 kuruş vermez, gereksiz masraf etmez. Eğer işine yaramayacaksa tek bir pense bile satın almazlar. Ne düşündüğümü herkes biliyor bunların hakkında. İyi düşünen varsa da sayıları çok azdır, ya da çapulcudur.

30-40 kişi yi dolduruyorlar  tesislere, 11 kişi oynanacak maçlar için. Başlarına da Dünyada futbolla ilgilenen herkesin tanıdığı, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği birini koyuyorlar ve başlıyorlar gülmeye. Yalan dolan, sezon başında. Takım hangi turnuvalara katılıyorsa o turnuvayı Şampiyon bitiriyorlar. Dağ takımına elenince o hafta bir şekilde geçiştiriliyor. Neticede futbol 3 ihtimalli oyun, ahlar vahlar, son dakika golü şanssızlıklar. Yeni yalanlar, yeni hedefler.

İş Galatasaray'ın kadro planlamasına gelince; Kardeşim Türkiye'de lig te oynayan takımları iyi analiz edeceksin. Her ne kadar adı futbol ligiyse de, değildir, en iyi senin bilmen gerekir. 4 iklim hüküm sürer bu memlekette. Her görüşten, her sosyal sınıftan insan vardır necip millettin bünyesinde. Bir hafta Antalyaspor'la oynarsın, sıcaktan sıtmaya yakalanır futbolcun, diğer hafta Sivas deplasmanına gider it gibi titrersin. Takımın 3 ü 5 i mutlaka bir kaç idmanı kaçıracak şekilde hasta olur. Bir hafta cillop gibi sahada oynarsın, diğer hafta stad demek için noter getireceğin bir tarlada maç edersin. Bir hafta Rıza'ya karşı oynarsın elini ayağına verir, temkinli olup sonra Yılmaz Vural'a çıkarsın çarpılırsın.  Efendisi de vardır futbolcuların, ayısı da.

Yani diyeceğim şu dur. Oynayacağın takımla futbol dışı bir mücadeleye girmek mecburiyetinde kalırsan onda da kazanmalısın. Şu en son maça bakalım, deve güreşi oynasak kimle oynıcaz. Evet onlar Tozo-Emenike, buyur sen hocasın çıkar iki kişi karşılarına, çıkaramazsın. Gökhan'la Cana'yı vereyim desen ilk hamlede yıkılırlar. Sende de en az onlar gibi iki deve olması lazım, yok. Nonda'yla Servet'i çıkar bakalım Karabükspor'la yapacağın  deve güreşi müsabakasına ne olur netice?  Jimnastik takılalım dediler, evet Keita lazım artistik hareketlerde, jo lazım atlama beygirinde. Sen kimi çıkarmışın sahaya Ayhan'ı. Gece hayatı yok, harama uçkur çözmez, kimseye atlayamaz. Takla atacak adamın yok. Güreşi, basketi, boksu dün saydık yok. Kısa mesafe, uzun mesafe yarışalım desen, Misimoviç 50 metre koşsa yere yatacak gibi, Pino desen dinlenmeden 5 km koşamaz.

2000 senesinin kadrosundan örnekler vereceğim. At yarışı yapsak, Suat'la Okan joker olur. Hem ufak tefek olacan hem iyi futbol oynayacan. Bizim takımın kadrosunda Emre Çolak var, ata binebilir, amma velakin futbol oynayamıyor. Boks, karate, güreş gibi vurdulu kırdılı sporlarda Fatih Akyel, Emre Aşık amade. 100 metre yarışı varsa, Ümit Davala var. Basket'i kimse oynayamaz bizimle Hakan Şükür smaç basar. El topu, voleybol oynamayı teklif etseler Taffarel'in var korkma her kesi yenersin. Atlama Beygirine çıkar Ümit Davala'yı. Artistik patinaja ver Hagi'yi çimde dans etsin.

Kafayı biraz  da siz yorun ya, bu sene ki takımda futbol dışında her hangi bir dalda üstünlük kurabilecek yetenekte biri var mı? yok, Geriye ne kalıyor, bari futbolda başarılı olun. Emenike'yi dövemiyorsunuz, bari topa vurdurmayın. Peş peşe 2-3 pas yapın ya. Vallahi çocuklar Ağrı Dağına bıçak çektiniz, benim bildiğim taraftar hele ki Aslantepe'ye gün sayıyor sizin çoğunuzu çıkartmaz. Çıkartırsa onlara da yazıklar olsun.

2 Eki 2010

Başımızdaki Simon; Karabükspor 2- Galatasaray 1

Nereden başlasak acaba? Servet'in nihayet kadro dışı kaldığına mı sevinelim, Gökhan Zan'ın sakatlanmadan bir maç çıkardığına mı üzülelim? Evet nihayet, bana göre iş işten geçtikten sonra da olsa takımın içini oyan Aykut, Servet, Sarp üçlüsünden kurtulduk. Bizim oraların meşhur ata sözünü bir daha yad edelim.'' Kadı sikildiken sona kapıyı kapattılar'' geçmiş olsun.

Sezon başında milyonlarca Galatasaray'lıya anket yapsalar, içlerinden biri acaba ligin 7.haftasında Ufuk, Gökhan Zan, Serkan Kurtuluş, Ayhan Akman, Barış,Aydın oynayacak, daha düne kadar banko oynayan Aykut, Servet, Sarp oynamayacak diye bir tahminde bulunabilir miydi? Bu kadar mı kötü bir sezon planlaması yapılırdı? Transferin son günü apar topar getirtilen Misimoviç, ve İnsua'dan takım elendiği halde ne beklediniz? Ne işimize yarayacaklar, Karabükspor'u yenemeyen takımın ilk 11 varlar ise?

Başımızdaki Simon, dünkü maçtan sonra kusmuş. Sahayı patates tarlası, hakemi bahçıvan yapmış. Dün Simonlaşacağına, bir kaç maç önce aynı yerde Beşiktaş oynarken azıcık mertlik gösterseydin. Bu sahada ben takımı maça çıkarmam deseydin. Evet ne yazık, Karabük'te kahvelerden toplanmış sandalyeleri taç çizgisinin kenarına dizmişler insanları oynanan oyun lig maçı diye yutturmuşlar. Karşı tarafta inşaat panoları, zemin iğrenç, hakem iğrenç biz iğrenç, hoca iğrenç başkan iğrenç. İstanbul'un göbeğinde POLAT TOWER'i görenler var değilmi? o ne muhteşem binalar yabancının değil, patronu ne başarılı bir iş adamı. İşte iş adamlıkları bu kadar, PKK kampında kız kardeşini, liderlere yaranmak için, haksız yere ölüme mahkum eden mahkeme komutanı Simon'un adaleti kadar. Kendilerine oldu mu en ufak bir hata yapmazlar, iş milyonlarca Galatasaraylıyı ilgilendiriyorsa da önemli değil, yalan dolan.

Koskoca(lafın gelişi artık benim için) Reykart, kazma Servet'i ben artık oynatmayacağım o yüzden kadro dışı bıraktım diyemiyor da,  Milli Takımda rahat rahat oynasın diye dinlendirdim diyor. Babası ölmüş bu hafta eleştiri dışı da, biz bu kadar da keriz değiliz be Reykart. Dün o pis zeminde en iyi mücadele edecek adam gördüğümüz kadarıyla Cana'ydı, sence öyle değilse bir daha sakın oynatma o zaman.

Ben dün Servet'in olmadığını öğrendiğimde, bir heyecanla hezimet olur diye fetva vermiştim. Doktora demişiz sanki,  aman doktor bizi koleradan kurtar vebaya bulaştır. Servet'i oynatma da Gökhan'ı oynat demişiz. Yere düşse sakatlanacak, bir kafaya çıksa burnu çatlayacak adamı. Galatasaray kötü oynuyormuş, ben kabul etmiyorum. Bu futbolcular kötü, oynayacakları en büyük futbol bu kadar. İyi futbolu kötü futbolcularla oynayamazsın. Bunun tek bir istisnasını gördü bu taraftar, o da Lucescu zamanında. Ölülerle çeyrek final'in kapısından dönüp ülkede şampiyon olduğu zamanda.

Eskiler bilir, bizim zamanımızda amatör maçlar oynanırdı. Biz de sabahtan akşama kadar maç seyrederdik. Hiç bir takımı, futbolcuyu tanımazdık. Sahaya çıkarlarken, duruşlarına, fiziklerine, formalarına bakarak tahmin yapardık, şu takım yener diye. O günlerden kalma biri gibi sandalyeden maçı seyretsem, tahminde bulunsam açık ara Karabük kazanır derdim. Dünkü maçın tarafları hangi sporu yaparsa yapsın, hangi oyunu oynarsa oynasın Galatasaray'ı yenerdi. Basket oynasalar daha uzunlar, Voleybol oynasalar servis atacak oyuncumuz yok.Güreşe tutuşsalar bir Tozo, bizim 5 kişiyi birden yere yıkar. Bir kavga çıksa Emenike tek başına, Serkan,Neil, İnsua, Pino'yu döver. Yani futbol dışında hiç bir sporda baş edilemez bir durum. Futbola gelince de bizim hanım evladı forvet Deumi karşısında ayakta duracak mecal bulamadı. Bir Emenike'yi 3 kişi engelleyemedi.

Çocuk oyunları oynasak yine onlar yenecek bizi. Misket oynasak  daha nişancılar, yakar top oynasak her tarafımızı yakar bunlar, ha bir oyun var ki mutlak galibizdir. Saklambaç oyununda üstümüze yok. Misimovic, Pino, Aydın öyle bir saklanıyor ki cinlerin isyan edesi geliyor. Madem saklambaç oynayacağız bu oyunu Dünya'da en iyi oynayan Mustafa Sarp'ı niye oyun harici bırakıyoruz? Adam 90 dakika, televizyona, hakeme, taraftar görünmeden maçı tamamlama yeteneğine sahip.

Gökhan Zan kazmasına ne demeli? En büyük piyangolardan biri vurmuş, oynamadığın halde kendini Galatasaray'da bulmuş, daha büyük piyangoyla hiç hesapta yokken ilk 11 çıkmışsın. Ulan adi herif senin yerinde ben olacam, o Emenike'yi ısırırım , yerim, bir bacağımı sahada bırakırım da yine iyi oynarım lan. Önündeki maça bakma sakın kepaze herif. Baktırmayız evellalah.

Takımda tek oynayan kaleci. Yanlış anlaşılmasın kelime manasında Ufuk oynadı en iyi, belki en çok o koştu, en çok o terledi, ben yenilmem diye bağırdı. Tekmeye uçtu, saha kötü olmasa penaltıyı da kurtarıyordu. Bu sene de bekar gezdik belki ama artık bizim de bir kalecimiz oldu sayılır.

Arda Turan'ı bitirme safında olanlar anladı en azından. Eğer takımda Arda yoksa topu gol bölgelerine bile getiremezsin bu kadro yapısıyla. Reykart'ın suçu yok diye kendimizi avutuyorduk, ama suçlu sorumlu aramak beyhude.

Başımızda bu Simon'lar varken biz Haliç'te farkına varmadan çok bok kokusu koklarız daha. Lanet olsun

1 Eki 2010

Ben Sizin Babanızım, Ben Ne Dersem O Olur


Çok geç öğrendim Servet'in kadro dışı kaldığını. Yetişebilseydim Karabük'e gidecektim. Boşuna yırtılmadı bu gırtlaklar demek. Demek feryat figanımız ulaşmış Florya'ya. Kendim için yapmadım inanın çocuklar. Ben neticede hepinizden daha çok Galatasaray maçı seyretmiş adamım. Doydum, bundan sonra hiç maça gitmesem de artık gam yemem. Sonunda sizlere Aykut, Servet ve Sarp'ın ilk 11 çıkmayacağı bir maç hediye ettim. Bütün Galatasaray'lılara armağan olsun. Bu sene Galatasaray'ı yorumlarken böyle bir maça er geç çıkılacağını yazmıştım. Ve bu maç kime denk gelirse gelsin hezimetle geçilecektir diye vurgulamıştım. İşte geldi çattı o maç. Geçen sene şampiyonluğa mal olmuş, bu sene de yüzde yüz olacak muhteşem üçlüden hepinizi kurtardım. Kalede Aykut, geride Servet orta sahada Mustafa Sarp'ın oynadığı takım, sizi, bu sene Avrupa kupalarından ettiği gibi seneye de oynama ihtimalinizi çalacaktı. Yetmez ama evet, diyoruz. Servet kadro dışı olmuş, eğrisi doğrusuna denk gelmiş. Gönül isterdi ki bu hamleler Reykart tarafından oynana oyunlara bakılarak yapılsaydı. Ben de Reykart'a küsmemiş olsaydım. Şimdi sırada Sarp'ın sonradan oyuna girme ihtimalini de ortadan kaldırmak var. Beklenmedik çıkış yapan Serkan Kurtuluş, Sabri'ye yeni bir yer açtırabilir takımda. O da orta sahaya kaymasıdır Sabri'nin. Bu da ebediyen Mustafa sarp'tan kurtuluşumuzun müjdesidir. 

Nedenini araştıracak değilim. Ben, Servet'in oynadığı futbola tutulmuşum. Topa götüyle her müdahele edişinde, her sümkürüşünde, topu her şişirişinde, kabiliyetini sorgulamadan topu her sürüşünde ömrümden ömür gitti. Kazmalık demek oluyor ki sadece sahada yapılmıyor. Diğerlerinin de saha dışı bir kazmalık yapmaları yakındır. Aykut'un keyfi gıcırdır, gidip sorsan yedekte ömür boyu kalmaya fittir. Yedek kaldığı müddetçe bizim için ihmai edilebilir niteliktedir. Fakat diğer sinsi 16 numara pusuya yatmış beklemektedir. Çok akıllı olduğundan şüphelerim dağılmış değil, kurtulmak kolay olmayacak. Galatasaray'ın mağlup oynayacağı bir maç kollayacaktır. Hayatının en dikkatli anlarını yaşadığından eminim. Çok diridir, ayı kuvvetindedir, timsah gibi hareketsiz av beklemektedir.  Olası bir kötü oyunda saha dalacak, mutlak bir gol atacak, tekrar başladığım noktaya beni geri döndürecektir. Yutmayın sakın çocuklar. Bizi peş peşe 3 maçta bile ipten alsa(ki- milyonda sıfır ihtimaldir ve ben her ihtimali düşünmek durumdayım sevgili Galatasaray ve genç yandaşları için) yine inanmayın. Oyuna girerken homurdanın, yerine oynayanlara maymun medyanın kötü not vermesine aldırış etmeyin.

Bu akşam takım ister istemez benim çıkaracağım 11 le saha çıkacaktır. Reykart'ın da babasının öldüğünü haber almış durumdayım. Muhtemelen Reykart takımın başında olmayacak. Duruma sevinecek değiliz elbet, ne var ki takımı muhtemelem Neeskens idare edecek. Bu da bir eğri doğru hesabı benim için. Lafımın arkasındayım, Eğer Baros sakat olmasaydı, Arda oynasaydı bu maç tarihin en büyük hezimeti olarak kayda geçerdi. gerçi Galatasaray'ın felsefesinde çok fark atmak yoktur. Oyun enbaşta SAYGI yı gerektirir bizim için. Rakibe saygı, o takımın seyircisine saygı. 8 tane atıp o futbolcuları itin götüne sokunca eline ne geçecek? Ben oyundan bahsediyorum, yani benim için hezimet olma ihtimali olan bir oyun oynanıyor mu? Ona bakarım ben. Misal geçen hafta Galatasaray istese, hoca istese, Mustafa sarp girmese o maç 7 ye 8 e giderdi.

Bu mantıkla, bu gece oynayacağımız maç için iyi futbol oynayacağımızın garantisini veriyorum. Sahanın bozuk olması, tribünlerin gecekondu gibi durması motivasyonu bozmaz ise, çok rahat galip geleceğimizi söylüyorum. Maçın deplasman olması, belki temkinli oynanmayı gerektirir, ve de Karabükspor'un daha önceki performansına baktığımızda hiç de kötü bir takım görüntüsü ortaya koymadığı görünebilir. Ne var ki eğer biz boşuna 12 parmak bağırsağımızı yırtmadıysak, Reykart'tan daha iyi takımı tanıdığımız iddasındaysak ve öyle ya da böyle takım bizim istediğimiz dizilişle sahadaysa, zımpara gibi sahada oynansa, Antalyaspor'dan daha aşağılık bir takımla oynansa da, lafımızın arkasında durmak düşer bize bu saatten sonra.

Ve ahkam kesme vaktidir. Rahat olun gidin Galatasaray'a üst basın, galibiyet basın. 4-6 dan yatabilirsiniz belki o da dediğim gibi Galatasaray tabelayı alırsa hezimete gitmez o yüzdendir. Tabi burada bir küçük istisnayı da yazmadan geçmeyeyim. İstesem yayınlamayı kadroyu bekler öyle yapardım ama RESPECT önce kendimize hesabı. Şimdi Servet'in yerine Gökhan Zan'ı oynatıp da bunlar bana yeni bir savaş cephesi açarmı acaba? İşte ona dayanamam. Eğer Gökhan takıma girer de oynamaya başlarsa artık yapacak bir şey kalmıyor benim için. Gömdüğüm yerden geri çıkartırım savaş baltalarımı, kafama takarım tüylü şapkamı, yüzümü gözümü boyarım rengarenk, toplarım tam tam ekibini, alırım elime meşe odununu, Florya'da pusuya yatarım. Gökhan Zan'ın kemiklerini kırarım.

Bu saydığım adamlar oynamıcak kardeşim. Ben Galatasaray'ın, taraftarı, başkanı, futbolcusu, hocası her şeyiyim. Ben ne dersem o.

27 Eyl 2010

Mustafa Sarp Üzerine Tezler

Artık kendisiyle bu denli uzun dalaşmayacağım. İsmini ilk duyduğum(Galatasaray'a transfer olduğu an) andan şu ana kadar ki performansıyla, Galatasaray tarihindeki en nefret ettiğim futbolcu unvanını almış birinden bahsedeceğim. Yalnız, Mustafa Sarp olayı, öyle sadece kötü bir futbolcu oluşuyla geçiştirilecek bir mevzu değildir. Bu gözler 40 yıl boyunca ne kötü futbolcular gördü de, hiç birisinden 16 numarada olduğu ölçüde nefret etmedi. Kötü futbolcular, sadece kötüydü, sahtekar değildi. Son oynanan lig maçında benim taraftar kamera ekibini görevlendirdim. Sadece kendisini çekeceklerdi. Dedim ya işte, bazılarının götünü doğarken evliyalar yalıyor. Yalama sa, bu kadar kötü bir futbolcu koskoca Galatasaray'da  2 sezon boyunca banko oynayabilir miydi. Reykart'ında oynatmayacağı tuttu işte, bizimkiler özel olarak kendisini çekeceklerdi ya. Şans işte.

60 dakika zor dayandı Reykart, Mustafa Sarp'sızlığa. Biz de öyle. Girdiği dakikaya kadar Belediyespor'un şutu, atağı yoktu. Galatasaray ise sezonun en iyi futbolunu oynuyor ve en farklı skoru yazdırıyordu tabelaya. 4,5, 6. goller an meselesiydi. Takım artık şova dönük oynamaya başlamıştı. Taraftar ilk defa Nevizade'yi söylüyordu gol yerim korkusu olmadan. Hatta kaleci Ufuk bile bir topa fantastik atlama yapmıştı skor avantajına güvenerek. Oynadığı yarım saat boyunca sıfır pas hatasıyla oynadı. Dünya'da  üstüne yoktur iddiaya girerim. En az pas hatası yapan futbolcu Mustafa Sarp'tır. Aynı zamanda en akıllı futbolcu da kendisidir. Her pozisyonda topun nereye gideceğini veya geleceğini hesaplayabilir. Bu hesap çerçevesinde topla buluşabilir. Belediye maçında taçtan gelen hiç bir topu almadı. Gole eskortluk etti. 50 metreden gelen topu seyretti, tam Ayı Tum'un kel kafasına teması sırasında  6 pas içinde felç geçirdi. 10 cm zıplasa gol olmayacaktı. Yine oynadığı yarım saat boyunca elinden gelenin en iyisini yaptı. Top ayağında olanla paralel  bağlanmış vaziyette koştu. Ayhan, Cana, Barış'ın topa basma riskine girip sarı kart aldıkları maçta hakemle hiç bir işi olmadı. Şimdi düşünsene, topa çift dalacaksın, hadi dokunamadın atıldın. Bittin lan, sen olsan dalarmısın. Formanın ateşten gömlek gibi giyildiği Galatasaray'da bir çıkartırsan unutulur gidersin. Misal en son Serdar Özkan, anası babası,arkadaşları dışında arayanı soranı var mı acep? Misal Gökhan Zan; Hayret ediyordur her halde kendi durumuna, Türk Ulus Takımının banko stoperi olacaksın, Galatasaray yedek kulübesinin oturaklarını pas pas yapacaksın. Olacak iş mi? Ne günah işlemiş olabilir böyle bir ceza için. Ya da ne sevap işledi öyle büyük bir ikramiye için.

Neyse biz 16 numaramıza dönelim. Biz ya bi bok bilmiyoruz, ya Reykart bi bok bilmiyor. Raykart'ın bi bok bilmediğini iddia edecek durumumuz gerçekte mümkün olmadığına ve biz de evelallah bi bok olduğumuza göre işin içindeki bit yeniğini araştırıyoruz. Neden oynatıyorlar?

Ticari amaçları olabilir, sanırım kontratı 3 yıllık, değilse bile mutlaka devre arasında yenilerler. Mehmet Topal örneğini vermiştik. Şimdi futbolcu piyasası, tanınmamış futbolcular için istatistiki bilgilerle işliyor. Bir futbolcu satıcısı, elinde dosyayla, bir takımın satın almacısıyla konuşuyor. Elimde, ülkenin en büyük takımının orta sahasının bankosu var. Buyur, ligin en çok koşan, en az pas hatası yapan, yenilen gollerde hiç bir hatası olmayan sudan ucuz futbolcu. Resmi veriler böyle ise babanın takımına itelersin. Misal sen bir patronsun, diyorlarki bilmem ne üniversitesini şu dereceyle bitirmiş, ahlaklı, kötü alışkanlığı olmayan sabıkası bulunmayan biri var. İşe almazmısın? Ben alırım arkadaş kimse kusuruma bakmasın. Birinci sebep bu olabilir. Aynı yollardan geçip Mehmet Topal'ı 6 milyon yuroya kakalayan bu  tüccar ekip, eşeği boyayıp at diye satar kimse merak etmesin.

İkinci sebep metafizik olaylarla açıklanabilir belki. Mustafa Sarp muhtemelen bir koku, sıvı, gaz salgılıyordur maçlarda. İlahi bir gücü vardır da belki sayesinde fazla gol yemiyoruzdur. Misal o girdikten sonra pozisyona girdi Belediyespor'lu futbolcular. Birinde İskender inanılmaz avuta attı. Biz öyle gördük, ne biliyoruz o anda kale arkasında bir evliyanın olmadığını. Servet'in çıkardığı topa ne demeli. Sarp oyunda olmasa Servet o topa müdahele edemeyecekti belki de. Ne yalan söyleyeyim, metafiziğe zerre inancım yok, ama maçın birinde Mustafa Sarp'ı kucağına alıp koşan, uçan, gol atan, gol kurtaran ak sakallı bir dede görürsem şaşırmam.

Sebep çok, misal onu oynatarak, yerine yedek kalanlara mesaj veriyorlardır. Misal Cana, misal Elano tımarhaneye gitmek üzeredir belki. Top onundur, yönetici dayısıdır. Hangimiz mahalle maçlarında böylesi haksızlığa uğramadık. Çok sevimlidir, belki diğerleri o takımda diye gerektiğinden daha iyi oynuyordur. Yani ben hoca olsam, her an beni dövecekmiş gibi duran Barış Özbek yerine, kedi uysallığındaki Mustafa Sarp'ı tercih ederim. Ne olacak ki, ha Mustafa Sarp'la oynamışım, ha 10 kişi oynamışım. Futbolda o kadar somut farklar yok ki. Belki uzun mesafe koşularında kullanılan tavşan gibidir. Onun yüzünden yedek bekleyenlerin canına tak edecek, oyuna girdiklerinde aslan gibi oynayacaktır.

Büyük ihtimal yayıncı kuruluş, gazeteler, diğer televizyonlar oynatın diye para veriyorlardır. Futbolun marka değerini yükseltir böyle oyuncular. Adildir, şike yapmaz, hakeme dalaşmaz, sakatlanmaz, sakatlanmaya sebep olacak pozisyonlardan kaçar. Kavgaya karışmaz, rakip seyirciyle didişmez. Olur mu lan deme olur. 96 Dünya Kupasında  Ronaldo oynayacak diye direten Adidas yüzünden Brezilya bir Dünya Kupasından olmuştu. Hani Boklu Derede de, Selçuk var aynı pozisyonda oynayan, taraftarın küfür etmekten yorulduğu dicem ama, Selçuk pislik, onun için para ödemezler. Onun da neden oynadığını  Fenerbahçeli bir başka deli yazsın.

Fenerbahçe Medyası Reykart'ı dolandırıyor olabilir büyük bir ihtimalle. Her maç en iyi oynayanın Mustafa Sarp olduğunu yazarak acaba mı lan dedirtiyorlardır Reykart'a. Şimdi oynatmasam bu ibne basın üstüme gelir, vak vakları ürkütür ekmeğimden olurum, hadi ben oldum mesele değil soğan ekmek yerim de 2 manga adamla çalışıyorum. Boşta kalırsam o adamlara nasıl bakarım? hesabı yapıyordur. Misal Rıdvan, misal Bülent Korkmaz. Bunlara göre takımın en iyi adamı Mustafa Sarp. Neden böyle yazıyorlar? Onun oynadığı takımdan da korkmaya gerek yok da ondan. O halde devam, Mustafa Sarp, Rıdvanmetreye göre 8 tane Cana eder. O zaman bize bok yemek düşer, ben de aklı başında taraftarı dinleyip Sarp'ı son maç yedek oturttum. Allah muhafaza ya Baros atamasaydı. Sülük medya Florya'ya idam sehpasını kurmuştu. Verilmiş sadakam varmış bir daha o aptallığı yaparmıyım? Delimiyim lan ben, önümdeki ilk maç kimle? Karabükspor maçı, yaz Neeskens, ön liberolar Ayhan, Mustafa Sarp.

16 numarada Aynştan'ın, Hawkins'in beyni, Yusuf Has Hacip'in, Kaşgarlı Mahmut'un Türkçesi var. Fizik desen en kral dizilerde oynayabilir. Bugün futbolu bıraksın en baba televizyonlarda yorumculuk yapar. Tugay'ın İngelterede geçirdiği tatlı sürgün yıllarını Mustafa 'da oynayarak geçiriyor olabilir. Reykart'ın gizli şifrelerini ezberleyen ajan olabilir. Yani şimdi Adnan Polat, Sabri'yi, Reykart'ın odasına gönderse, oğlum şu antrenman metodlarının bi fotokopisini arakla da boşuna para indirmeyelim ibnelere dese  Sabri, yapabilirmi. Sanmam, Sabri Fotokopi çekmesini bilmez, önünde yazılı kağıdı okuyup ezberleyemez. Mustafa Sarp öylemi, allem edip kallem edip Reykarty'a en yakın futbolcu olarak bütün Barcelona taktiklerini ezberlemiştir bile. Reykart gitsin, eğer bu madde doğru çıkarsa biz Şampiyon Kulüpler kupasını kazanırız ve de o zaman Mustafa Sarp'a borcumuzu ödeyemeyiz.

Yabancı bir ülkeye gitmiş her yöneticinin böyle bir adamı olur. Kendimden biliyorum, yıllarca Romanya'da iş yaptım. Mutlaka lokal, güvenilir bir adam edinecen kendine. Sır saklayacak, içerde olup biteni sana haber verecek, seni gezdirecek, o da sana taktik verecek. Ne yenir ne içilir, neresi güvenlidir. Bunun için de tek yol o adama iyi bir mevki vermekten geçer. Müdür yapacan, yanından ayırmayacan. Antrenman bitince, maç bitince sik gibi kalırsın yoksa İstanbul'un orta yerinde.Ne gülüyosun lan, Cihan Haspolatlı, Gerets'in dalkavuğu olmuş olamazmı. Bülent Akın, Lucescu'nun. Yıllarca banko oynayan Cihan, Gerets gidince mi futbolu unuttu? Bülent Akın'ın nerde olduğunu bilen var mı? Her hocanın fasulyeden bir kontenjanı olur. Geçen sene Reykart'a  çok güveniyordum o yüzden fasulyeden oynayan Mustafa o kadar gözüme batmıyordu demek. Şimdi Reykart'ıda sildiğim için, oynattığı adam midemi bulandırıyor. Eğer dalkavuksa, Murat Bardakçı tarihin arka odasında söylüyor. Hiç bir dalkavuk kendi eceliyle ölmemiştir. Yeni bir dalkavuk bulununca kelle paça hesabı.

Aklıma irili ufaklı başka nedenler de gelmiyor değil. Buraya yazmamın sakıncalı olacağı şeyler de var. Ama bir şey var eminim. Futbolun dışında başka bir sebebi var banko oynamasının. Ben aklımı oynatıncaya kadar başka bir şey daha gelirse aklıma, onuda paylaşırım sizlerle.

O kadar  okul okudunuz, biraz da siz yorun kafanızı, tezler benden analiz sizden.