17 May 2010
Eski Tüfek Derki; Hıyar Akçesiyle Alınan Eşeğin Ölümü Sudan Olur
Dünkü neşeli halleri değerlendirmeden önce, ne demiştik zamanında? Bir bakalım...
''Gariptirler, acaiptirler, bir buçuk atakla, 0,5 golle gelen başarılara taparlar. Kafaları çalışmaz sürüdür bunlar. Cannes Fransa'da 4 çakar, bir yöneticileri 5 atarız der, Papazın Çayırını hınca hınç doldurur 5 tane daha yerler.
Bir de efsane söylemleri vardır. Her şeyin olduğu gibi bunun da anlamını bilmezler. Bilmeleri de gerekmez çünkü penguen tarzı bir sürü psikolojileri vardır. Efsane bir anlamıyla gerçek olmayan gelenekten ve dillerden taşınarak gelen söylencedir. Bir diğer anlamı ile de, yakın ya da uzak geçmişte yaşamış kişi ya da yaşanmış olayın büyüklüğünü ifade eden bir şeydir. Bunların ki olsa olsa birincisi olabilir diyeceğim ama bunun olabilmesi için benim de bu toplumun bir ferdi olarak bu söylenceden haberim olsa gerektir. Oysa kerameti kendinden menkul bu zatların bu tevatürleri sadece kendilerinin bildikleri bir şey olması gerektir."
Peki başka bir zaman ne demişiz?
"Ama maçtan sonra "Bizim stadımızda böyle boklar olmuyor!" diyen yalancılık ve şerefsizliğe bir bak. Daha dün organize bir şekilde, misafir sıralarına dizilmiş sidik+ot karışımı torbaları hatırla, maça girişte-çıkışta gavur eziyetlerini, koridorda dövülen futbolcuları, Kadıköy ara sokaklarında erketeleri...
Bu sadece "kazan, kazan" mantığına endekslenmiş düzülmüş beyinlerin bir sonucu...
Başarın yok, tesadüfen alınan günlük avuntuların var. Üretimin yok, hap yapıp para kapma peşindeysen bir de avutman gereken koca bir güruh varsa elinden başka bir şey gelmez ki..."
Yalancılığı, dezenformasyonu, spekülasyonu bir yaşam biçimi haline getirenlerin, dünkü trajikomik hallerini gördüğümde, geriye dönüp düşünme ihtiyacı duydum. Bir spiker düşünün gördüğüne ve sahip olduğu enformasyon kaynaklarına değilde anons yapan bir adama inanmayı yeğliyor. Ne demeli? Sonra da ustaca bir manevra ile işin içinden sıyrılıyor. Dört dakika kalmış uzatmalar ile birlikte, kulağı diğer tarafta iken bir dakika içinde iki gol olduğunu duyuyor. Kaynak kontrolü yerine bir sürü zırva sıralıyor. Basketbol maçı olsa anlayacağım, anlayacağız...
Nasıl olsa bir günah keçisi var. Anons yapan beyimiz gitti, gider. Sonrası? Sonrası aynen devam...
Dün neler öğrendik? Ya da neleri anladık? Bu sorulara ilişkin benim söyleyeceğim tek bir şey var. Biz hiç bir bok öğrenemeyiz eğer düşünmek yerine güdülmeyi sürdürürsek? Eğer gelenek yaratamazsak öğrenmek için...
Şampiyonun 3 maçı hükmen 3 puan... Diğer takımların 2 maçı. Melih efendi başrolde. Ankaraspor'un düşüşü hiç konuşulmadı bu ülkede doğru dürüst. Melih Gökçek tarzı yok edilmedikçe spordan ve hayattan ileride neler olur göreceğiz...
Bursaspor'da hatırda kalan tek maç, hatırda kalan tek oyuncu olmayacak...
Rijkaard kötü hoca, Ertuğrul iyi hoca...
Ne demeli bilmem...
Sistem paraya dönüşebilecek herşeyin içini boşaltıp paraya çevirir. İşin aslı budur. Spor, Sanat, Politika farketmez. Önce isimlerin değişmesi gerekiyordu. Sonra sponsorlar olmalıydı her alanda. Olmalıydı ki göbeğinden bağlamalıydı herşeyi. Nasıl ki enteller yaratılmıştı aydın yerine. Şimdi de sanat, spor ve politika özünden ve anlamından uzaklaştırılmalıydı. Birden sanat dünyası yerini "gösteri dünyası"na bıraktı. Futbol "endüstriyel" futbol takımı ticarethane, seyirci "müşteri oluverdi. Evet artık yaptıkları sanat değil "gösteri"ydi. Sanat yapmak yerine gösteriyorlardı. Söylemeye gerek yok sanat her şöyden önce bir "duruş"tu bunu "kaçışa" dönüştürmeliydi. Evrensel boyutu yok edilmeli, bir eğlence ve "ara sıcağa" dönüştürülmeliydi. Ferhan Şensoy "Şahlarıda vururlar"dan sonra tiyatrosu yakılınca sadece gösteriyordu. Nurseli İdiz "küçük adam noldu sana"dan sonra sadece göstermeye başlamıştı. Herkes orasından burasından göstermeye başlamıştı. En çok gösteren en çok prim yapıyordu. Sporda, sinemada, resimde, şiirde, edebiyatta artık herkes gösteriyordu. Soytarılardan "talk show"cu, pelteklerden ve türkçe fukaralarından spiker, yer elması kılıklı patrondan "insan oğlu insan", Sesi olmayandan "şarkıcı" ya da "minik serçe",ortaokul bitirme özürlü bir serseriden "büyük taktik ustası" yada "imparator",iş takipçisi ve şantaj ustası adamlardan "gazeteci"yada"uzman yorumcu", spastik kurbağaya benzeyen bir adamdan "Türkiye'nin en çok izlenen haber programcısı" yapılabiliyordu. Yetmezdi düşünmeyi bile doğru dürüst beceremeyen "Erkek gördümmü bodoslama atlarım" diyen biri, kadın haklarının büyük savaşçısı ve hatta "yazar", cümle kurmayı bilemeyen adamlar "eleştirmen", mimiklerini kontrol edemeyen adamlar "yönetmen", Stephan Hawking'e "Debbet-ül arz" diyen bir avanak Marthin Luter olabiliyor, ekonomi profesörlüğü "borsa simsarlığı" yada "banka murakıplığı", sosyologlar yada iktisatçılar "savaş çığırtkanlığı"na denk düşebiliyordu.
Ama ben bunlardan en çok komedyen tayfasına ve mankenlere gülüyordum. Örneğin şu an kapalı gişe sanatçı(!) Cem Yılmaz paraları kendi yeteneği ile kazandığını sanıyor. Bense bunu çok komik buluyorum. Bütün bunlara bir hocamızın dediği gibi "Önce cep oyuyorlar ve içine çokça para koyuyorlar"dı. Gerek kalmayıncada fırlatıp atıyorlardı. Şu son on-yirmi yıla bakarsak görürüz ne çok idol yaratılmıştı bugün hatırlamakta güçlük çektiğimiz.
Dünden itibaren Fener taraftarına gülmeye başladım. (gerçi daha önce de farksızlardı) Bu beylere dünya futbolu ile kıyaslandığında beş para etmez şeyleri güzelce pazarladılar bir de üstüne üstlük dayak attırdılar, kandırdılar. Sevgilerinin paraya çevrildiğini görmeleri mümkün gözükmüyor gene de. Seneye aynı filmi izlemek istemiyorsanız aklınızı başınıza devşirin desem?
Komik bir öneri olur değil mi?
Çetin,
5 May 2010
Sarayın Bahçesindeki Taş; Şebeke
Şu an en mutlu başkanlar, bulut olmuş Ankaraspor, duman olmuş Diyarbakırspor, zamansız öten Denizlispor başkanları dahil uzak ara bizim mahallenin Seramikçi'siyle, aşağı mahallenin Tüpçüsü olmalı. Düşen başkanlar da çok önceden hazırlandıkları için kazasız belasız düşebildiler. Böyle düşmeye can feda, biz neler gördük, son maçta, son saniyede ölüm kalım golleriyle ipe giden başkanlar. Şikeler, dönme dolaplar, uzun yıllara yayılan düşmanlıklar(Rize-Beşiktaş maçı örnek) şehre rezil olma, bin türlü kepazelik.
Tepeye bakarsak, bin tane prefosör gelse ligi böyle kurmayı başaramazdı. Son beş maçı gazozuna oynayan Seramikçi ile Tüpçü ellerini ovuşturuyorlar. Gitsin geçen sene 5 kupa alacağız diye aldıklarımız, gelsin yenileri, insin komisyonlar.
Kurbağayı kaynar suya atarsan sıçrar kaçar, atacaksın ılık su dolu kazana, verecen alttan ılık ateşi yavaş yavaş ısınacak zavallı yoldaş kurbağa. Su kaynayınca artık çok geç olacak onun için. Önce 5 idi alacağımız kupa, öyle ya, bir takım kurulmuş, başına Dünyanın en elit hocalarından biri getirilmişti. Yani ilk okul talebelerinin fizik hocası Aynştayn Alberto'ydu. Eline verdiler 8 ayrı ülkenin milli takım futbolcularını. Bir bok sandı oynattı, önce 4 sonra 3 sonra tek kupa derken, geçen yılda alınan 5.likten daha iyi bir dereceyle avuttular biz kurbağaları. Aylar öncesinden kapandı bizim dükkan. Benim sayfaları bile okuyan yok. Galatasaray'lı televizyon seyretmiyor. Alıştıra alıştıra tansiyonu düşürdükleri için hiç birimizin tepki verecek hali, ruhu yok. Şampiyonluk son maçta kaçsa, ah vah çekeceğiz, biraz ağlayacağız, olmadı seneye deyip aynı takımla devam edeceğiz. Fakat Seramikçi'nin işine gelmeyen bir final olurdu böylesi. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi olunmalıydı, Şampiyon olamıyorsan 5. olmak daha iyiydi. Hazır Reykart'ta takımda fazla kazma olduğunu beyan etmişken futbolcu pazarlamacıları Florya'da, Haldun Ağa Premiyer Ligte, Adnangiller küme düşmüş, rezil olmuş takımların bonservis parası olmayan baltalarını toplamak için bit pazarında cirit atabilirlerdi.
Futbol son 10 senede para etmeye başladı. Önceki 10 yıl böyle olsaydı Faruk Süren batarmıy dı? Misal bir Hagi'yi alıyorsun, 16 numaraya verdiğin parayı veriyorsun adam 5 sene aralıksız oynuyor. Takımda alt yapıdan 7 oyuncu var, her sene şampiyon olduğun için ne gelen var ne giden. İşler kesat yani, komisyon yok. Ya bir devlet manüpilasyonu bekleyip büyük bir Avrupa takımına hoca moca olacak, peşine 2 maç oynayamayacak futbolcuyu takıp dümeni Bodrum Limanı'na çevireceksin, ya da Faruk Başkan gibi fabrikanın işçi lojmanında yatacaksın.
Bu pazarda en şanslı başkan Tüpçü'dür. 2.5 unucu takım olmanın avantajını çok iyi kullanmaktadır. Dünyanın en akıllı insanlarıdır bunlar, bakmayın suratının embesil gibi göstermesine. 10 senede 2 şampiyonluk hakkı vardır ve bu hakkını kullanmıştır. Şimdi 8 sene taransfere doymasındır Fulya Deresi. Bir demet yabancı gidecek, tazminatlar ödenecek sonra takım yenilenecek komisyonlar indirilecektir.
Bu senenin fakir başkanları, imalat hatası olarak şanlı direnişini son maça kadar sürdüren, defoya ayıramadıkları ve cezasını seneye kümeye oynayarak çekecek olan Bursaspor Başkanı ile, sırası gelmiş de geçiyor olan Yıldırırım Başkandır. Komisyoncular bu sene Boklu Dere'ye uğramayacaklardır.
Adnan Polat futbol şubesinin başındayken Konya'daki maçta aynı oteldeydim. Gündüz Fenerbahçe'nin maçını izliyorlardı. Adnan Polat amigo Sebo'dan daha beter küfür ediyordu hakeme. Şimdi başkan, Fener'e şampiyonluğu ikram maçında götü boklu Ankaragücü yöneticisi kadar bile olamadı.''Biz olmuyorsak, kimin Şampiyon olduğu bizi ilgilendirmiyor'' dedi. Yalandan, şebekenin üyesi sıfatıyla ürkütmedi vak vakları aklı sıra.
Beni ilgilendiriyor sayın Başkanım kimin şampiyon olduğu. Ben olamıyorsam Fenerbahçe olmayacak, Beşiktaş benim için Bursa'dan, Kayseri'den farklı değil. Ben ligi, turnuvayı öncelikle bizim takım için izliyorum. Biz olamazsak, alamazsak Fenerbahçe olamasın, alamasın diye heyecanımızı diri tutuyoruz. Daha doğrusu tutmak istiyoruz, ne var ki şebekenin işine karışmak gibi bir şansımız yok. Ne güzel gidiyor son haftalar, tam da istediğiniz gibi. Galatasaraylı'lar, Beşiktaşlı'lar yavaş yavaş haşlandı, tansiyonun dışında kaldı.
İş tam bir şebeke işi. Organize dolandırıcılık. Yıldırırım, Tüpçü, Seramikçi'nin ortaklaşa kurdukları sömürü düzeni düzen. Hesap soran yok, dağıttıkları tek şey umut. Bizim gibi tertemiz hislerle takım tutan yığınları avutuyorlar. Ben adım kadar eminim, Adnan Polat başkan olacağına hoca olsa Raykart'a nal toplatır. Futbolu en az dünyanın dolarını vererek getirdikleri hocalar kadar bilir. Bu futbolcularla da nereye kadar gidileceğini çok daha iyi bilir. Onun için Lincoln çok iyi bir ticarettir. Elano ballı ekmek kadayıfıdır. Lukas Neil'de ıska geçmişlerdir, bizim bilmediğimiz bir hinlik yoksa tabi. Ne olabilir ki? demeyin. Kewell mesela, Linderoth mesela, bakarsın onun da bilmediğimiz bir sakatlığı vardır. Taraftarın çok çabuk benimsediği, banko oyuncu işlerine gelmez şebekenin. Başkan değilken bir birlerine düşmanlığını her daim söyleyen, başkan olup, şebeke yöneticisi sıfatını alınca bir birleriyle kötü olmak istemiyor.
Galatasaray başkanı olacaksın, şu son üç maçtaki kepazeliğe ses çıkarmayacaksın. 35 sene önce Prekazi'nin Eskişehir kalecisi Zalad'a attığı serbest vuruş hala konuşuluyor. Ben de iddia ediyorum, Bobo penaltıyı atmadı, Leo bilerek yedi, Murat sattı, İvesa 500 dolara yedi o golleri. Yarın Ankaragücü kalecisi de yiyecek. Hatta ne olur ne olmaz diye Şebeke elemanı Tüpçü son maçta eğer taraftarı kurbağa gibi uyutmamışsa sezonun en büyük futbolunu oynayacak. Ne için, işbirlikçilerden biri malı götürsün diye.
Yılan, kartal, çakal ormanda gezintiye çıkmışlar. Yanlarında da kaplumbağa varmış, derken bir el ateş sesi duymuşlar. Çakal'' arkadaşlar avcı galiba, ben bir el ateş sesi daha duyarsam şu kayalıklara doğru uzarım'' Yılan demiş'' valla benim için sorun yok, bir delik bulur kıvrılırım''. Kartal'' en kolay iş benim uçar giderim'' demiş. Sormuşlar kaplumbağaya, sen ne yapacaksın diye. Kamplumbağa sitem etmiş'' ben de sizi adam sanıp gezmeye çıkmıştım''
Sistem aynı, biz de bunları adam sanıp takılıyoruz peşlerine. Haldun'un para dağıttığı adamları karşılamak için tuzluğu kapıp koşuyoruz Hava Limanına. Gelen ağam giden paşam. Daha dün Leo gelirken şakşak yaparken, bok çuvalı, maçı , şampiyonluğu satıp giderken küfür ediyoruz. O ne yapıyor? ne yapacak götüyle gülüyor. Onu getirenler de tabi. Elano'nun sonlara doğru oynamayacağını ben öngörmüştüm, malum sebeblerden dolayı. Elano için muhteşem bir final oldu, Galatasaray macerası. Antrenmanını yaptı, vitaminini aldı, şuruplarını içti, masajlarını yaptırdı, 6 maç kala sezonu kapattı. Yan gel Memet. Şimdi bu hafta Antalya maçına ölüm kalım için çıkacağını düşünsenize. Mehmet Özdilek'in kazmaları, Fener'e yaranacam diye takımın yarısını sakatlardı. Piyango muhtemelen Dünya Kupasında oynayacak olanlara vururdu.
Seneye şampiyonluk sırası bizde. Yani, kimle oynarsan oyna, takımın başında kim olursa olsun Şampiyon Galatasaray olacak. Usul böyle, şebekenin malı bölüşme şekli bu. Ha olurda Ankaragüçlü futbolcular delikanlı çıkarlar da Fener'e çelme takarlarsa seneyi unutun. Garanti Fener şampiyon olacağından biz kendimizi şimdiden 3. lüğe hazırlayalım.
Ben artık yoruldum çocuklar, yazmayacağım. Zaten okuyan da kalmadı. Çok daha fazla şeyler yazmak isterdim ama başımız belaya girer mi diye de tırsmıyor değilim. Bizim cengaverliğimizle düzen değimez. Bu üçü, bir kır kahvesinde kendin pişir kendin ye pikniğinde kurmuşlar düzeni. Uyuyor olsalar işimiz kolay. Ben kendi payıma bir çok uyuyan taraftarı uyandırdım. Azıcık bir gürültü çıkarsam, sesimi yüsletsem, çimdik atsam uyanıyorlar. Ama bizim Saray'ın Bahçe'sinin çakıl Taş'lı ŞEBEKE'sini idare edenler uyumuyorlar. Çok akıllılar, uyuyor numarası yapıyorlar. Top atsan uyanmazlar, 20.000 kişi küfür ediyor tribünlerde, haberimiz yok diyorlar. Tükürüyorsun, yarabbi şükür diyorlar.
Çok uzun zamandır emindim şebeke düzeninden. Bu sene artık en masum futbol izleyicileri bile gördü kepazelikleri. Bu sene uyuyor numarası yapanlar Fenerli'ler olacak haliyle. Sıra bize gelip, bizi Şampiyon yaptıkları sene, arkalarında yalama Türk Spor medyasını da alarak onların feryadı, figanı göğe erişecek. Bu sefer bizim uyuyor numarası yapanlar, duymayacaklar gürültüyü, sevinecekler, avutulacaklar.
Bizim taraftarı olduğumuz takımlar bu takımlar değil. Bizler taraftarlık mekanizmasını bu günlere getirmemiş olsaydık bu sistemle hiç bir takımın 1000 kadar bile taraftarı olmazdı. Bir örnek vererek kapatacağım. 30 sene önce Galatasaray gol attığında, bizler en az 2 dakika gol sesi çıkarır, maçın önemine göre en az 5-6 sıra aşağılara yuvarlanırdık. Bakıyorum şimdi gol sevinçlerine de, yalandan bir ''yeah'' dan başka bir şey yok. Keriz mi şimdiki taraftarlar? maçtan 20 saat önce tribüne gireceksin deseler bir kişi maça gitmez.
Ben yokum artık çocuklar, yeni stadın hatırına belki kuytu bir yerden, sizlerden uzak bir köşeden bir koltuk alır, sessiz sedasız izlerim. Bu saatten sonra Ali Sami Yen Stadına artık ben ancak yıkılışını seyretmeye, ağlamaya giderim. Lafım bitmiştir, rahat olun Adnangiller, Haldun ağalar, çapulcu tribün liderleri, kazma futbolcular, komisyoncular. Emin olun bizim gibiler için az bilesiniz. Köpeksiz köye girmişsiniz, değneksiz geziyorsunuz. Yatın kalkın dua edin, Peygamber Hüseyin'ler, Limoncu Ali'ler, Cem'ler, Tecavüzcü Coşkun'lar, Orhan Abi'ler, Ceyar'lar, Mehmet'ler, Çarli'ler, Kenan'lar, Eski Tüfek'ler, İkizler, Varol'lar yok olup gittiler.
Bekleyin eski tribün yoldaşlarım, ben de geliyorum.
Tepeye bakarsak, bin tane prefosör gelse ligi böyle kurmayı başaramazdı. Son beş maçı gazozuna oynayan Seramikçi ile Tüpçü ellerini ovuşturuyorlar. Gitsin geçen sene 5 kupa alacağız diye aldıklarımız, gelsin yenileri, insin komisyonlar.
Kurbağayı kaynar suya atarsan sıçrar kaçar, atacaksın ılık su dolu kazana, verecen alttan ılık ateşi yavaş yavaş ısınacak zavallı yoldaş kurbağa. Su kaynayınca artık çok geç olacak onun için. Önce 5 idi alacağımız kupa, öyle ya, bir takım kurulmuş, başına Dünyanın en elit hocalarından biri getirilmişti. Yani ilk okul talebelerinin fizik hocası Aynştayn Alberto'ydu. Eline verdiler 8 ayrı ülkenin milli takım futbolcularını. Bir bok sandı oynattı, önce 4 sonra 3 sonra tek kupa derken, geçen yılda alınan 5.likten daha iyi bir dereceyle avuttular biz kurbağaları. Aylar öncesinden kapandı bizim dükkan. Benim sayfaları bile okuyan yok. Galatasaray'lı televizyon seyretmiyor. Alıştıra alıştıra tansiyonu düşürdükleri için hiç birimizin tepki verecek hali, ruhu yok. Şampiyonluk son maçta kaçsa, ah vah çekeceğiz, biraz ağlayacağız, olmadı seneye deyip aynı takımla devam edeceğiz. Fakat Seramikçi'nin işine gelmeyen bir final olurdu böylesi. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi olunmalıydı, Şampiyon olamıyorsan 5. olmak daha iyiydi. Hazır Reykart'ta takımda fazla kazma olduğunu beyan etmişken futbolcu pazarlamacıları Florya'da, Haldun Ağa Premiyer Ligte, Adnangiller küme düşmüş, rezil olmuş takımların bonservis parası olmayan baltalarını toplamak için bit pazarında cirit atabilirlerdi.
Futbol son 10 senede para etmeye başladı. Önceki 10 yıl böyle olsaydı Faruk Süren batarmıy dı? Misal bir Hagi'yi alıyorsun, 16 numaraya verdiğin parayı veriyorsun adam 5 sene aralıksız oynuyor. Takımda alt yapıdan 7 oyuncu var, her sene şampiyon olduğun için ne gelen var ne giden. İşler kesat yani, komisyon yok. Ya bir devlet manüpilasyonu bekleyip büyük bir Avrupa takımına hoca moca olacak, peşine 2 maç oynayamayacak futbolcuyu takıp dümeni Bodrum Limanı'na çevireceksin, ya da Faruk Başkan gibi fabrikanın işçi lojmanında yatacaksın.
Bu pazarda en şanslı başkan Tüpçü'dür. 2.5 unucu takım olmanın avantajını çok iyi kullanmaktadır. Dünyanın en akıllı insanlarıdır bunlar, bakmayın suratının embesil gibi göstermesine. 10 senede 2 şampiyonluk hakkı vardır ve bu hakkını kullanmıştır. Şimdi 8 sene taransfere doymasındır Fulya Deresi. Bir demet yabancı gidecek, tazminatlar ödenecek sonra takım yenilenecek komisyonlar indirilecektir.
Bu senenin fakir başkanları, imalat hatası olarak şanlı direnişini son maça kadar sürdüren, defoya ayıramadıkları ve cezasını seneye kümeye oynayarak çekecek olan Bursaspor Başkanı ile, sırası gelmiş de geçiyor olan Yıldırırım Başkandır. Komisyoncular bu sene Boklu Dere'ye uğramayacaklardır.
Adnan Polat futbol şubesinin başındayken Konya'daki maçta aynı oteldeydim. Gündüz Fenerbahçe'nin maçını izliyorlardı. Adnan Polat amigo Sebo'dan daha beter küfür ediyordu hakeme. Şimdi başkan, Fener'e şampiyonluğu ikram maçında götü boklu Ankaragücü yöneticisi kadar bile olamadı.''Biz olmuyorsak, kimin Şampiyon olduğu bizi ilgilendirmiyor'' dedi. Yalandan, şebekenin üyesi sıfatıyla ürkütmedi vak vakları aklı sıra.
Beni ilgilendiriyor sayın Başkanım kimin şampiyon olduğu. Ben olamıyorsam Fenerbahçe olmayacak, Beşiktaş benim için Bursa'dan, Kayseri'den farklı değil. Ben ligi, turnuvayı öncelikle bizim takım için izliyorum. Biz olamazsak, alamazsak Fenerbahçe olamasın, alamasın diye heyecanımızı diri tutuyoruz. Daha doğrusu tutmak istiyoruz, ne var ki şebekenin işine karışmak gibi bir şansımız yok. Ne güzel gidiyor son haftalar, tam da istediğiniz gibi. Galatasaraylı'lar, Beşiktaşlı'lar yavaş yavaş haşlandı, tansiyonun dışında kaldı.
İş tam bir şebeke işi. Organize dolandırıcılık. Yıldırırım, Tüpçü, Seramikçi'nin ortaklaşa kurdukları sömürü düzeni düzen. Hesap soran yok, dağıttıkları tek şey umut. Bizim gibi tertemiz hislerle takım tutan yığınları avutuyorlar. Ben adım kadar eminim, Adnan Polat başkan olacağına hoca olsa Raykart'a nal toplatır. Futbolu en az dünyanın dolarını vererek getirdikleri hocalar kadar bilir. Bu futbolcularla da nereye kadar gidileceğini çok daha iyi bilir. Onun için Lincoln çok iyi bir ticarettir. Elano ballı ekmek kadayıfıdır. Lukas Neil'de ıska geçmişlerdir, bizim bilmediğimiz bir hinlik yoksa tabi. Ne olabilir ki? demeyin. Kewell mesela, Linderoth mesela, bakarsın onun da bilmediğimiz bir sakatlığı vardır. Taraftarın çok çabuk benimsediği, banko oyuncu işlerine gelmez şebekenin. Başkan değilken bir birlerine düşmanlığını her daim söyleyen, başkan olup, şebeke yöneticisi sıfatını alınca bir birleriyle kötü olmak istemiyor.
Galatasaray başkanı olacaksın, şu son üç maçtaki kepazeliğe ses çıkarmayacaksın. 35 sene önce Prekazi'nin Eskişehir kalecisi Zalad'a attığı serbest vuruş hala konuşuluyor. Ben de iddia ediyorum, Bobo penaltıyı atmadı, Leo bilerek yedi, Murat sattı, İvesa 500 dolara yedi o golleri. Yarın Ankaragücü kalecisi de yiyecek. Hatta ne olur ne olmaz diye Şebeke elemanı Tüpçü son maçta eğer taraftarı kurbağa gibi uyutmamışsa sezonun en büyük futbolunu oynayacak. Ne için, işbirlikçilerden biri malı götürsün diye.
Yılan, kartal, çakal ormanda gezintiye çıkmışlar. Yanlarında da kaplumbağa varmış, derken bir el ateş sesi duymuşlar. Çakal'' arkadaşlar avcı galiba, ben bir el ateş sesi daha duyarsam şu kayalıklara doğru uzarım'' Yılan demiş'' valla benim için sorun yok, bir delik bulur kıvrılırım''. Kartal'' en kolay iş benim uçar giderim'' demiş. Sormuşlar kaplumbağaya, sen ne yapacaksın diye. Kamplumbağa sitem etmiş'' ben de sizi adam sanıp gezmeye çıkmıştım''
Sistem aynı, biz de bunları adam sanıp takılıyoruz peşlerine. Haldun'un para dağıttığı adamları karşılamak için tuzluğu kapıp koşuyoruz Hava Limanına. Gelen ağam giden paşam. Daha dün Leo gelirken şakşak yaparken, bok çuvalı, maçı , şampiyonluğu satıp giderken küfür ediyoruz. O ne yapıyor? ne yapacak götüyle gülüyor. Onu getirenler de tabi. Elano'nun sonlara doğru oynamayacağını ben öngörmüştüm, malum sebeblerden dolayı. Elano için muhteşem bir final oldu, Galatasaray macerası. Antrenmanını yaptı, vitaminini aldı, şuruplarını içti, masajlarını yaptırdı, 6 maç kala sezonu kapattı. Yan gel Memet. Şimdi bu hafta Antalya maçına ölüm kalım için çıkacağını düşünsenize. Mehmet Özdilek'in kazmaları, Fener'e yaranacam diye takımın yarısını sakatlardı. Piyango muhtemelen Dünya Kupasında oynayacak olanlara vururdu.
Seneye şampiyonluk sırası bizde. Yani, kimle oynarsan oyna, takımın başında kim olursa olsun Şampiyon Galatasaray olacak. Usul böyle, şebekenin malı bölüşme şekli bu. Ha olurda Ankaragüçlü futbolcular delikanlı çıkarlar da Fener'e çelme takarlarsa seneyi unutun. Garanti Fener şampiyon olacağından biz kendimizi şimdiden 3. lüğe hazırlayalım.
Ben artık yoruldum çocuklar, yazmayacağım. Zaten okuyan da kalmadı. Çok daha fazla şeyler yazmak isterdim ama başımız belaya girer mi diye de tırsmıyor değilim. Bizim cengaverliğimizle düzen değimez. Bu üçü, bir kır kahvesinde kendin pişir kendin ye pikniğinde kurmuşlar düzeni. Uyuyor olsalar işimiz kolay. Ben kendi payıma bir çok uyuyan taraftarı uyandırdım. Azıcık bir gürültü çıkarsam, sesimi yüsletsem, çimdik atsam uyanıyorlar. Ama bizim Saray'ın Bahçe'sinin çakıl Taş'lı ŞEBEKE'sini idare edenler uyumuyorlar. Çok akıllılar, uyuyor numarası yapıyorlar. Top atsan uyanmazlar, 20.000 kişi küfür ediyor tribünlerde, haberimiz yok diyorlar. Tükürüyorsun, yarabbi şükür diyorlar.
Çok uzun zamandır emindim şebeke düzeninden. Bu sene artık en masum futbol izleyicileri bile gördü kepazelikleri. Bu sene uyuyor numarası yapanlar Fenerli'ler olacak haliyle. Sıra bize gelip, bizi Şampiyon yaptıkları sene, arkalarında yalama Türk Spor medyasını da alarak onların feryadı, figanı göğe erişecek. Bu sefer bizim uyuyor numarası yapanlar, duymayacaklar gürültüyü, sevinecekler, avutulacaklar.
Bizim taraftarı olduğumuz takımlar bu takımlar değil. Bizler taraftarlık mekanizmasını bu günlere getirmemiş olsaydık bu sistemle hiç bir takımın 1000 kadar bile taraftarı olmazdı. Bir örnek vererek kapatacağım. 30 sene önce Galatasaray gol attığında, bizler en az 2 dakika gol sesi çıkarır, maçın önemine göre en az 5-6 sıra aşağılara yuvarlanırdık. Bakıyorum şimdi gol sevinçlerine de, yalandan bir ''yeah'' dan başka bir şey yok. Keriz mi şimdiki taraftarlar? maçtan 20 saat önce tribüne gireceksin deseler bir kişi maça gitmez.
Ben yokum artık çocuklar, yeni stadın hatırına belki kuytu bir yerden, sizlerden uzak bir köşeden bir koltuk alır, sessiz sedasız izlerim. Bu saatten sonra Ali Sami Yen Stadına artık ben ancak yıkılışını seyretmeye, ağlamaya giderim. Lafım bitmiştir, rahat olun Adnangiller, Haldun ağalar, çapulcu tribün liderleri, kazma futbolcular, komisyoncular. Emin olun bizim gibiler için az bilesiniz. Köpeksiz köye girmişsiniz, değneksiz geziyorsunuz. Yatın kalkın dua edin, Peygamber Hüseyin'ler, Limoncu Ali'ler, Cem'ler, Tecavüzcü Coşkun'lar, Orhan Abi'ler, Ceyar'lar, Mehmet'ler, Çarli'ler, Kenan'lar, Eski Tüfek'ler, İkizler, Varol'lar yok olup gittiler.
Bekleyin eski tribün yoldaşlarım, ben de geliyorum.
2 May 2010
Seyretmediğim Maç; Belediye 0- Galatasaray 1 mış
Ah be Surinamlı, uyandın ama çok geç oldu. Servet ve 16 numaraya güvendin, onlar şampiyonluğu verdi. Ve ben uzun yıllardır ilk defa bir Galatasaray maçını seyretmedim. Kaç hafta önceden yazdım, Rıza'dan medet bekleyininiz olduysa size de yazıklar olsun. Aziz Yıldırırım'ın çaldığı faulden sonra cebine 1000 dolar harçlık konmuş sırık bizim gibi seyredince topu, maç izlemeyi bıraktım.
Eğer Servet ve 16 numara'yı ikinci yarı kadro dışı bırakmış olsaydı şu an televizyon izlemeyen taraftar, Fener taraftarı olacaktı. Şimdi ne bekliyoruz? Delikanlı Ankaragücü taraftarına güveniyoruz belki. Ama onların da başında bütün takımların olduğu gibi, Aziz'in yıldırmalarına göğüs geremeyecek olanlar olduğundan dikkatle izleyeceğiz olacak olanları.
Ben bu hafta Beşiktaş taraftarından, kendi maçlarında duruş sergilemelerini bekliyorum. Bursaspor'lu taraftarla barışmak için bundan daha güzel bir maç ve duruş olmayacaktır. Göreceksiniz, bizim yapamadığımızı yapacaklar, kendi takımlarının Bursa'da olası puan almasını önleyeceklerdir.
Biz şampiyon olamazsak, kim olursa olsun dedik çoğumuz. Kınalarımızı da hazırlayalım Fener Şampiyonluğu için o zaman.
Yazık, çok yazık. Aziz Yıldırırım tek başına şampiyonluğu aldı. Ligin en kötü futbolunu oynayan takım, Türkcell Süper ligini bit pazarına düşürmüştür. En çok da Tüpçüyle, Seramikçi sevinsin. Biz kahrolduk.
Hafta arası son yazılarımdan birini yazacağım. Ve bu pislikten, düzenden, çarktan çıkacağım. Bizim cengaverliğimizle olacak şey değil. Bizim uğruna ölümlere gidip geldiğimiz, sevdiğimiz takım da bu değil. Bizim Galatasaray'ımız uçurtmalara binip gitti. Adnangiller ellerini ovuşturmaya çoktan başladı. Yeni baştan takım kursunlar, ödeyecekleri paranın yarısını çalsınlar.
Çok iyi bir takımın yoksa, çok iyi bir şebeken olacak. Bu bize bir ders olsun.
Not; eğer tercüman yanlış tercüme etmediyse Reykart, geçen sene takım 5. bitirmişti, bu sene 3. bitirdim, yani başarılıyım demiş. Sana da yazıklar olsun Büyük Surinamlı.
Eğer Servet ve 16 numara'yı ikinci yarı kadro dışı bırakmış olsaydı şu an televizyon izlemeyen taraftar, Fener taraftarı olacaktı. Şimdi ne bekliyoruz? Delikanlı Ankaragücü taraftarına güveniyoruz belki. Ama onların da başında bütün takımların olduğu gibi, Aziz'in yıldırmalarına göğüs geremeyecek olanlar olduğundan dikkatle izleyeceğiz olacak olanları.
Ben bu hafta Beşiktaş taraftarından, kendi maçlarında duruş sergilemelerini bekliyorum. Bursaspor'lu taraftarla barışmak için bundan daha güzel bir maç ve duruş olmayacaktır. Göreceksiniz, bizim yapamadığımızı yapacaklar, kendi takımlarının Bursa'da olası puan almasını önleyeceklerdir.
Biz şampiyon olamazsak, kim olursa olsun dedik çoğumuz. Kınalarımızı da hazırlayalım Fener Şampiyonluğu için o zaman.
Yazık, çok yazık. Aziz Yıldırırım tek başına şampiyonluğu aldı. Ligin en kötü futbolunu oynayan takım, Türkcell Süper ligini bit pazarına düşürmüştür. En çok da Tüpçüyle, Seramikçi sevinsin. Biz kahrolduk.
Hafta arası son yazılarımdan birini yazacağım. Ve bu pislikten, düzenden, çarktan çıkacağım. Bizim cengaverliğimizle olacak şey değil. Bizim uğruna ölümlere gidip geldiğimiz, sevdiğimiz takım da bu değil. Bizim Galatasaray'ımız uçurtmalara binip gitti. Adnangiller ellerini ovuşturmaya çoktan başladı. Yeni baştan takım kursunlar, ödeyecekleri paranın yarısını çalsınlar.
Çok iyi bir takımın yoksa, çok iyi bir şebeken olacak. Bu bize bir ders olsun.
Not; eğer tercüman yanlış tercüme etmediyse Reykart, geçen sene takım 5. bitirmişti, bu sene 3. bitirdim, yani başarılıyım demiş. Sana da yazıklar olsun Büyük Surinamlı.
27 Nis 2010
Ne Bok Yedik Usta
Bilindik bir hikayedir, lafın tamamı aptala anlatılır desturuyla kısa geçelim. ''Bir ağa, yanında ırgatlarından biri, kağnı ile kasabaya gidecek olur vakti zamanında. Mola verdiklerinde ağa taşak geçmek için yerdeki öküz bokunu yerse kağnıyı ırgata vereceğini söyler ve ırgat boku yer. Dönüşte kara kara düşünen ağasına mola verdikleri bir anda, ''ağam pişman oldun galiba, istersen şu öküz bokunu sen ye kağnıyı sana geri vereyim'' der. Ağa boku yer ve kağnıyı kaprtırmaktan kurtulur. Şen şakrak dönerlerken ağa ''biz bu ticarette ne kazandık, ne kaybettik'' diye sorar. 
''İkimizde boku yedik ağam ikimizde''
Kazananlar Boklu Dere'ye döndüler, götleriyle gülüyorlar.
Ligin zirvesindeki takıma bakın. İki gol kralı yedek kulübesinde oturuyor, İspanya gol kralından Allah razı olsun, daha ne yapsın çocuk? Atamadı işte garanti golleri. 7 gol atıp 7 maçı galip bitirmişler. Golleri kim atmış? inanılır gibi değil. Bu kadar kötü futbolu, bu kadar kötü futbolcularla oynayan takım şampiyon olacak. Peki bu şampiyon takım hangisi?
Kimse kimseyi kandırmasın ki, şampiyon takım falan yok ligimizde. Bir tarafta Aziz Yıldırım, diğer tarafta 2 salak, 1 şampiyon olacağını sanan talihli, 12 işbirlikçi. Teke tek maç yapsalar Aziz Başkan her sene şampiyon olur. Dünyanın bütün profesörleri, şifreci Don Brown, Hawkins bir araya gelse böyle bir plan yapamazlar. Ligin en kritik haftasında bu kadar verimi aldın ya Aziz Yıldırım, tek kelime söylüyorum sana bütün içtenliğimle. Kinaye falan değil, HELAL OLSUN.
Öyle bir takım kurdun ki, kendine değil takımı bizim salaklara kurdun. Leo'yu geçirttin kaleye, Peypır Muun'daki toplantıda, Beşiktaş'ın kovduğu Hazreti Balta Gökhan Zan'ı alavere dalevereyle Galatasaray'a kakaladın. Beşiktaş'ın aldığı Mehmet Topuz'u da Kadıköy'e. İmparatore'nin Türk futboluna en büyük kazıklarından, Kazma Servet'le beraber oynamasını sağladın Reykart'ın. Çok geç de olsa Reykart uyandı, kovdu Servet'i ama olsundu, sayesinde leş kuşları yeterince beslenmişti. Gerçi hala uyanamadığı biri daha vardı senin Galatasaray kadrosuna koydurduğun. 16 numara hala sana hizmetini sürdürüyor başkan.
Yıllar önce Beşiktaş seri şampiyonluklar alırken, yönetici Selim Soydan demişti.'' Beşiktaş'ın kazma bekleri Samet, Ulvi, Kadir'i transfer edelim'' Ne demek istediği sonra anlaşıldı,'' bu adamları alıp oynatmayalım, zaten oynayamazlar, Beşiktaş'ı bozalım, Beşiktaş'ın suni dengesini bozamazsak şampiyon olamayız''
Benim Kasımpaşa maçından önce yazdığımı bugün Hıncal Uluç yazmış. Yekta'nın ve Sercan'ın seneye hangi takıma gideceklerini bir takip edelim lütfen.
Kalede Leo, Servet, Gökhan Zan, 16 numara bizden. Tabata, Nihat kahveci Beşiktaş'tan. Gerekirse kullanacağı Şampiyonluğa yakın Anadolu takımından pişmiş aşasu katmaya aday futbolcu. (Sercan, Volkan, olmadı gerekirse İvankov) Orta sahaya oyun kuramayacı bizim Başkan. Gol atmamaya programlı Mustafa Denizli, Forvete dolandırıcı Tüpçü. Olmadı kıdemli bir yan hakem(orta hakemler bu ara çok kamerayla izleniyorlar, operasyonlar yardımcılara, hem harcaması kolay oluyor) Sindirilmiş Federasyon başkanı. Bütün bunların başına da hoca olarak sülük Türk Spor Medyası. İşte büyük ligimizin büyük takımı. Her sene Şampiyon.
Böyle bir takımın başkanı da yaksın purosunu, maçları izlemeye bile gerek yok. Sene sonunda gitsin ilgili makamdan kupasını alsın.
Elimde imkan, cebimde para olsa moda şimdi bir film de ben yapacağım. Yılmaz Vural'ı doldurdular önce, daha doğrusu dolmuş gibi yaptılar. Daum'la ilgili bir kaç kem söz söylettiler. Yani usta Yılmaz, can düşmanı Daum'u yenecek ha meraklanmayın. Aklınıza kötü bir şey gelmesin. Hem kümeden kurtardık Kasımpaşa'yı, son haftalara Barça gibi futbol oynayarak girmesini sağladık. Bu ne demek? bizim lig için dandik bir maç çıkarmak demek. 11 kişi defans yapmayacaksın, Don Kişot'sun ya kısa, teknik paslarla, çalım denemeleriyle idare edeceksin. Maçı gergin oynayarak bir kazaya sebebiyet vermeyeceksin. Sert girmek yok, abanmak yok, kazayla gol pozisyonuna girersen vur Lugano'nun üstüne günah senden gitsin. Ey kaleci Murat, bizden ekmek yedin, daha fazlasını da hak etmelisin. Vakit geçirmeyeceksin, topa sahip olduğunda önünde Pike var Doni Alvez var onlara ver topu şişirme. Yılmaz, şimdi ne gerek vardı, bütün bir sezon kapıştığın, parasını kıskandığın ve yüzde yüz de haklı olduğun Daum'a 70 milyonun önünde yalakalık yapmana.
Ama aslında o yalakalık değildi yaptığı, bize mesajdı. Bakın benden umut bekleyen varsa nesli tükenmemiş futbol sevdalısı. Ben de bir emir kuluyum yani, bunca yıldır yaptığım şaklabanlıklar bi işe yaramadı. Bırakın kalan ahir ömrümü sermayenin kemil yalayıcısı olarak tamamlayayım. Mesaj alınmış, adam listemizden çıkarılmışsınızdır Yılmaz Vural.
Hafta boyunca Galatasaray ürkütülmemeye çalışlıldı. Yapılabilecek en iyi şeyi yaptı takım. Aykut tarihinde antrenman maçı dahil, gol yemeden bir maç bitirdi. Kafaları karışık, Arda ve Sabri dışındakiler oynanan tiyatroya Fransız'dı. Gol atmak için sezonun en iyi performanslarını gösterdiler. Taraftar ikiye bölündü, kronik Galatasaraylı'lar, Fenerbahçe'ye şampiyonluğun gitmesine tarafsız kalamıyorlardı. İşte kaptanlar, büyük liderler böyle anlarda ortaya çıkarlar. Tarihte belki ilk defa Arda, böyle bir yol kavşağına geldi. Boşuna ticaret yaptılar, sonunda ikisi de boku yedi. Ben Galatasaray kaptanı olsam, sahada işi bitirirdim. Ömer'le anlaşırdım. 85. dakikaya kadar aslan gibi oynardım aynı oynadıkları gibi. Sonrası daha önceden belli olacaktı. Ve maç mutlaka biri tarafından kazanılacaktı. İki gündür maymun gibi bütün Galatasaraylı'lar. Bok yemenin nahoş tadı var damaklarında.
Geçen yıl, 4. olan takıma, Elano, Keyta, Leo, Caner tansfer edildi, başlarına Reykart getirildi. Yetmedi Lukas Neil, Co, El Çiko fazla mesai yaptılar, 4.olmamak için son 3 gazoz maçına çıkacaklar. Benim suçlularım bellidir. Büyük pasta Adnan Gillerin, sonra Servet ve 16 numara'nın. Sonra taraftarın kalanı da büyük Surinamlının.
İdam sehpasında Temel'e sormuş savcı,''son bir sözün var mı?''
''Bu bana bir ders olsun'' demiş Temel, Geçen yıl bu zamanlar da Temel sizdiniz, onun kadar olamadınız, yazıklar olsun.
25 Nis 2010
Ligin En Büyük Maçı; Galatasaray 0- Bursaspor 0
Seyrettiğim en büyük 0-0 biten maçtı. Ve bu sene Galatasaray'ın oynadığı en büyük maçtı bana göre. Büyük oyunun sebebi var tabi. Kendiliğinden oynanmıyor. Büyük futbolu büyük futbolcular oynar. Sezonun ilk yarıda oynanan Bursaspor maçından, Gökhan, Leo, Balta(sol tarafta değil ) 16 numara, Kazma Servet, Kewell(sakatlandı), Uğur yok. Ve oyun planı tamamen değişmiş. Bu değişim en çok Aykut'a yaradı. Hayatının en büyük maçını oynadı. Kurtarışlarını bir tarafa bırakıyorum, Aziz Yıldırım'dan özel prim alır muhtemelen ama ben topu oyuna sokuşlarına hayran kaldım. Ve şu ana kadar hiç sevmediğim kaleciye acaip sempati duyuyorum artık.
Oyun planı kaleciden başlıyor, kazmalardan arınmış defans kaleciden topu alıyor. Kabak belki Leo'ya patladı. O kazmalarla oynadığından topu istemiyorlardı. İstese ne yapacak, 5 metre isabetli pas atamayan futbolcuya bu kadar nasıl dayandı Reykart hayret.
Değişik duygularla izledim maçı. Ne yalan söyleyeyim kaçırdığımız gollere pek yanmadım. Hatta 16 numara girdikten sonra itiraf edeyim ki yenilmemizi istedim. Eğer yenilseydik cezayı ona kesecektim. Yine de kesiyorum, yine de söylüyorum o bile kesemedi Galatasaray'ın temposunu. Şu takım, bu oyun planıyla oynasa şimdi biz 10 puan fark atmıştık 2.ye.
Elano bu maçta bile sakınarak oynadı. Şunun şurasında kalmış 3 maç, umurunda mı ölüm kalım maçları? O Dünya kupasını düşünüyor, kazasız belasız kadroya dalmanın planlarını yapıyor. 70. dakika bizim herhalde değişiklik yapma istasyonuna varış saatimiz. O dakikada tren duruyor, içerdeki oyun ne olursa olsun değişiklik yapılıyor. Ne menem bir futbolcu olduğunu anlayamadığımız, yalvara yalvara kulubeye attığımız 16 numara oyuna giriyor. Takım, Bursa'yı boğmuş, 3 dakikada 3 net pozisyona girmiş, oyun forselenmiş. Dedik tren istasyona yanaştı, tren dediğimiz marşandiz, yük treni. Kargo değeri yüksek bir değer indiriliyor, mal bindiriliyor.
Aynı anda para verdik çöpe gitmesin hesabı, Jo oyuna alınıyor. Adam gol atsa bile ben şüphelenecem Erman Toroğlu gibi. Aleks'e kıyak olsun diye attı diyeceğim, iftira atacağım ama nerdeee? Nerdeyse giren golü çıkaracak. Takımın bu büyük temposunda Arda Turan'ın katkısız oyunu devam ediyor. Ne yapsın çocuk, onun da benim gibi kafası karışık. Bütün Galatasaraylılığımla eminim ki, eğer Fenerbahçe yenilseydi, bu takım Bursaspor'u hezimete uğratacaktı.
Bursaspor'a da helal olsun diyorum. Karşılarında sezonun en iyi maçını çıkaran bir takım ve hayatının en iyi performansını gösteren kaleci Aykut vardı. Bilmiyoruz, belki Aykut bir 5 sene daha kendini garanti altına almıştır. Kalan 3 maçta gol yesin ben ona hesap sorarım. Kalede bu şekilde duracaksa seneye de durabilir. İstediğim budur, topu en yakın adama aktar kardeşim,sonra kurtarabildiğini kurtar. Leo'yu deri ceketle tribünde görünce içim acıdı. Sen kalk İspanya liginde 10 sene aralıksız kaleye geç, burada maymun ol takımını tribünden izle.
Ah be Büyük Surinamlı, bu olup bitenleri daha önce niye ön göremedin? Nerden bileceksin, Türk Milli Takımının stoperleri bende diye sevinmişsindir hatta. Yanındakiler de seni uyandırmadı, bilseler uyandırırlardı, ama o zaman da kendi aptallıkları ortaya çıkacaktı. Gökhan Zan tam Çanakkale Dardenel'e geri dönmek üzereyken Florya'ya aldılar deler mi sana bu adam kazmadır oynatma diye? Şimdi bütün futbolcuları tanıdın, eğer bu maçta Servet oynasaydı kesin yenilirdik diye ahkam kesmeyeceğim. Biz Servet'le şampiyon bile olduk ama şöyle bir oyun oynadığımızı hatırlamıyorum.
Artık biz de devre dışı kaldığımıza göre bütün sinerjimizi Bursa için kullanabiliriz. Fener 2 saat önce ne güzel dostane bir şampiyonluk maçı oynadı. Fark olsa Yılmaz Vural kabul etmezdi, zor kazanılmış süsü verilen bir galibiyetle 3 puan tereyağdan kıl çeker hesabı alındı. Bütün hafta boyunca çakma Barcelona ayarı verildi Kasımpaşalılara Onlar da hazır kritik olmayan bir maç yakalmışlar üstelik bütün gözlerin izlediği bir maçta normalde en azından beraberliğe yatmak varken kısa paslarla varyete çekmeyi yeğlediler. Bizim çaı hatırlayan vardır Kasımpaşa'da, son dakikalara önde giren Murat, tek başına 20 dakikayı çalmıştı. Bu maçta Valdez oldu, ayağıyla eliyle topu bir an önce oyuna sokup, bir an önce gol yemenin telaşındaydı. Guiza Galatasaraylı olmasa hezimet gelirdi. Cenk'de şunun şurasında futbolu bırakacak, sistemin ucundan yakalama ihtimalini çöpe mi atsın? Pisliğe taş atıp üstüne mi sıçratsın? Bu kafayla ben futbolcu olsam boş kaleye bile Fener kalesine gol atmam. Son 8 maç,7 si 1-0 bir tanesi 1-1 helal olsun nediyelim. Hile hurda, yalan dolan, sistem böyle çalışıyor. Her sene bir imalat hatası takım çıkıyor. Bu senekinin federasyonda dayısı, memleketlerinde kabadayısı(başkanı) olduğundan hala direniyorlar, ruhlarını teslim etmediler daha yüce Rabba. 9 canlı çıktı bu sezonun Anadolu beyi. Bu saatten sonra onların tek yardımcısı, ebedi dostları Ankaragücü olacaktır. Onun da tepesinde çöreklenmiş Fenerbahçeli belediyecileri ne kadarına izin verir bilinmez. Futbolcularının delikanlılıklarına kalmış, bugünkü Kasımpaşalılardan umarım daha delikanlı çıkarlar.
Aslına bakarsanız çocuklar biz olamadık Fener'de olamasın derdindeysem şerefsizim. Bu Beşiktaş olacağına varsın Fener olsun derdim, ama iş Bursaspor ve gerçekten hak ettiler. Eğer futbolsever kararı diye bir merci olsa kesin şampiyon ilan edilirlerdi.
Bize geçmiş olsun, bu haftadan itibaren seneye oynayacak futbolcularla çıkalım, onlar belli değilse en azından seneye olmayacakları tatile gönderelim de boşu boşuna otel parası, yemek parası ödemeyelim.
Maçı televizyondan, şehir dışında kalabalık bir mekandan izledim. Bu yüzden taraftar hakkında bir şey yazamıyorum. Yanlız, beraber seyrettiğim Anadolulu Galatasaraylılar gerçekten saflar. Adamlar maça sadece o maç gözüyle bakmaya alışık olduklarından ince hesap içine girmiyorlar, hesap kitap yok onların defterinde. Sorsan kim lider haberleri yok. Eminim tribünde, televizyon başında ah bi gol yesek diye yalvaran Galatasaraylı az değildir.
En azından tek de olsam, bendeniz.
Maçın en iyi adamı yine Lukas Neil'di, Hakan Balta, Mehmet Topal mükemmel oynadılar. Baros, Keyta iyiydi. Ve son maçlarda ki gibi 11. adam Sabri'ydi. Yeni damattan artık bir şey beklemeyelim, bırakalım çocuk balayına çıksın. Bursasporlu bütün futbolculara yürekten tebrikler, kalecilerine ve Ömer Erdoğan'a benden birer bonus. Yolları açık olsun, eğer lider girerlerse son maçta aralarında olacağım.
Oyun planı kaleciden başlıyor, kazmalardan arınmış defans kaleciden topu alıyor. Kabak belki Leo'ya patladı. O kazmalarla oynadığından topu istemiyorlardı. İstese ne yapacak, 5 metre isabetli pas atamayan futbolcuya bu kadar nasıl dayandı Reykart hayret.
Değişik duygularla izledim maçı. Ne yalan söyleyeyim kaçırdığımız gollere pek yanmadım. Hatta 16 numara girdikten sonra itiraf edeyim ki yenilmemizi istedim. Eğer yenilseydik cezayı ona kesecektim. Yine de kesiyorum, yine de söylüyorum o bile kesemedi Galatasaray'ın temposunu. Şu takım, bu oyun planıyla oynasa şimdi biz 10 puan fark atmıştık 2.ye.
Elano bu maçta bile sakınarak oynadı. Şunun şurasında kalmış 3 maç, umurunda mı ölüm kalım maçları? O Dünya kupasını düşünüyor, kazasız belasız kadroya dalmanın planlarını yapıyor. 70. dakika bizim herhalde değişiklik yapma istasyonuna varış saatimiz. O dakikada tren duruyor, içerdeki oyun ne olursa olsun değişiklik yapılıyor. Ne menem bir futbolcu olduğunu anlayamadığımız, yalvara yalvara kulubeye attığımız 16 numara oyuna giriyor. Takım, Bursa'yı boğmuş, 3 dakikada 3 net pozisyona girmiş, oyun forselenmiş. Dedik tren istasyona yanaştı, tren dediğimiz marşandiz, yük treni. Kargo değeri yüksek bir değer indiriliyor, mal bindiriliyor.
Aynı anda para verdik çöpe gitmesin hesabı, Jo oyuna alınıyor. Adam gol atsa bile ben şüphelenecem Erman Toroğlu gibi. Aleks'e kıyak olsun diye attı diyeceğim, iftira atacağım ama nerdeee? Nerdeyse giren golü çıkaracak. Takımın bu büyük temposunda Arda Turan'ın katkısız oyunu devam ediyor. Ne yapsın çocuk, onun da benim gibi kafası karışık. Bütün Galatasaraylılığımla eminim ki, eğer Fenerbahçe yenilseydi, bu takım Bursaspor'u hezimete uğratacaktı.
Bursaspor'a da helal olsun diyorum. Karşılarında sezonun en iyi maçını çıkaran bir takım ve hayatının en iyi performansını gösteren kaleci Aykut vardı. Bilmiyoruz, belki Aykut bir 5 sene daha kendini garanti altına almıştır. Kalan 3 maçta gol yesin ben ona hesap sorarım. Kalede bu şekilde duracaksa seneye de durabilir. İstediğim budur, topu en yakın adama aktar kardeşim,sonra kurtarabildiğini kurtar. Leo'yu deri ceketle tribünde görünce içim acıdı. Sen kalk İspanya liginde 10 sene aralıksız kaleye geç, burada maymun ol takımını tribünden izle.
Ah be Büyük Surinamlı, bu olup bitenleri daha önce niye ön göremedin? Nerden bileceksin, Türk Milli Takımının stoperleri bende diye sevinmişsindir hatta. Yanındakiler de seni uyandırmadı, bilseler uyandırırlardı, ama o zaman da kendi aptallıkları ortaya çıkacaktı. Gökhan Zan tam Çanakkale Dardenel'e geri dönmek üzereyken Florya'ya aldılar deler mi sana bu adam kazmadır oynatma diye? Şimdi bütün futbolcuları tanıdın, eğer bu maçta Servet oynasaydı kesin yenilirdik diye ahkam kesmeyeceğim. Biz Servet'le şampiyon bile olduk ama şöyle bir oyun oynadığımızı hatırlamıyorum.
Artık biz de devre dışı kaldığımıza göre bütün sinerjimizi Bursa için kullanabiliriz. Fener 2 saat önce ne güzel dostane bir şampiyonluk maçı oynadı. Fark olsa Yılmaz Vural kabul etmezdi, zor kazanılmış süsü verilen bir galibiyetle 3 puan tereyağdan kıl çeker hesabı alındı. Bütün hafta boyunca çakma Barcelona ayarı verildi Kasımpaşalılara Onlar da hazır kritik olmayan bir maç yakalmışlar üstelik bütün gözlerin izlediği bir maçta normalde en azından beraberliğe yatmak varken kısa paslarla varyete çekmeyi yeğlediler. Bizim çaı hatırlayan vardır Kasımpaşa'da, son dakikalara önde giren Murat, tek başına 20 dakikayı çalmıştı. Bu maçta Valdez oldu, ayağıyla eliyle topu bir an önce oyuna sokup, bir an önce gol yemenin telaşındaydı. Guiza Galatasaraylı olmasa hezimet gelirdi. Cenk'de şunun şurasında futbolu bırakacak, sistemin ucundan yakalama ihtimalini çöpe mi atsın? Pisliğe taş atıp üstüne mi sıçratsın? Bu kafayla ben futbolcu olsam boş kaleye bile Fener kalesine gol atmam. Son 8 maç,7 si 1-0 bir tanesi 1-1 helal olsun nediyelim. Hile hurda, yalan dolan, sistem böyle çalışıyor. Her sene bir imalat hatası takım çıkıyor. Bu senekinin federasyonda dayısı, memleketlerinde kabadayısı(başkanı) olduğundan hala direniyorlar, ruhlarını teslim etmediler daha yüce Rabba. 9 canlı çıktı bu sezonun Anadolu beyi. Bu saatten sonra onların tek yardımcısı, ebedi dostları Ankaragücü olacaktır. Onun da tepesinde çöreklenmiş Fenerbahçeli belediyecileri ne kadarına izin verir bilinmez. Futbolcularının delikanlılıklarına kalmış, bugünkü Kasımpaşalılardan umarım daha delikanlı çıkarlar.
Aslına bakarsanız çocuklar biz olamadık Fener'de olamasın derdindeysem şerefsizim. Bu Beşiktaş olacağına varsın Fener olsun derdim, ama iş Bursaspor ve gerçekten hak ettiler. Eğer futbolsever kararı diye bir merci olsa kesin şampiyon ilan edilirlerdi.
Bize geçmiş olsun, bu haftadan itibaren seneye oynayacak futbolcularla çıkalım, onlar belli değilse en azından seneye olmayacakları tatile gönderelim de boşu boşuna otel parası, yemek parası ödemeyelim.
Maçı televizyondan, şehir dışında kalabalık bir mekandan izledim. Bu yüzden taraftar hakkında bir şey yazamıyorum. Yanlız, beraber seyrettiğim Anadolulu Galatasaraylılar gerçekten saflar. Adamlar maça sadece o maç gözüyle bakmaya alışık olduklarından ince hesap içine girmiyorlar, hesap kitap yok onların defterinde. Sorsan kim lider haberleri yok. Eminim tribünde, televizyon başında ah bi gol yesek diye yalvaran Galatasaraylı az değildir.
En azından tek de olsam, bendeniz.
Maçın en iyi adamı yine Lukas Neil'di, Hakan Balta, Mehmet Topal mükemmel oynadılar. Baros, Keyta iyiydi. Ve son maçlarda ki gibi 11. adam Sabri'ydi. Yeni damattan artık bir şey beklemeyelim, bırakalım çocuk balayına çıksın. Bursasporlu bütün futbolculara yürekten tebrikler, kalecilerine ve Ömer Erdoğan'a benden birer bonus. Yolları açık olsun, eğer lider girerlerse son maçta aralarında olacağım.
24 Nis 2010
Bo(A)k Borsa
Bursaspor'lu bir taraftar Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş. Tebrik ederim arkadaşı, ben daha önce düşünmediysem şerefsizim. Ben savcı olsam o biletleri ucuza sattırırsam daha büyük şerefsizim. Hadi sattılar, satanları manipülasyondan içeri tıkmazsam daha büyük şerefsizim. Şeytanın aklına gelmeyecek şeyler bunların aklına geliyor. Lanet olası şampiyonluğu kurul kararıyla verelim kurtulalım. Benim de 1 oyum varsa lanet olsun ben de vereyim de şu pislik olayları duymayayım, görmeyeyim. Puştluğa karşı puştluk. Teröre karşı terör. Biz peygamber değiliz, tokat yedikten sonra diğer yanağımızı çevirelim. Ne güzel iş parası olana, yeri gelince taraftar çapulcu, lazım olunca tetikçi.
120 lira olan bileti Aziz Yıldırım kapatmış, ticaretten anlar, karaborsa yapıp satsa ne güzel indirecek. Ne yapmış ak borsa, damping, piyasa değeri artmış ligimizde kampanya fiatına maç. Amme hizmeti, parası olana 50 lira, parası olmayana bedava. Sen kimsin kardeşim, hayır kurumu değilsin, kızılay değilsin, hangi yasayla bedava bilet dağıtıyorsun. Maksadın ne kerizmisin de 120 liraya aldığın malı 80 liraya veriyorsun? Aynı şeyi misal biz yapsak şimdi, 120 liradan Kasımpaşa tribünlerinin bütün biletini biz alsak da, Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın, Bursaspor'un en azılı taraftarına bedava versek suç değil mi?
Çivi çıkmış diye bir deyim var, şampiyonluk yolunda her şey mübah bu takım için. Belki biz de yaptık aynı şeyleri 4 sene üst üste şampiyon olurken. Ama yaptığımız ne varsa belgesini getirdik Atatürk Havalimanı'na. İki Avrupa Kupasıyla, varsa sicilimizde bir pislik temizledik. Siz ne yaptınız beyler? şu son 10 yılda diğer büyüklere tur bindirdiniz. İşin sportif yönüne baksak elinizi sıkacağız. Avrupa'da bir halt yeseniz, yine bir derece pislikleri ihmal edilebilir noktasına koyacağız.
Yarın ki Kasımpaşa maçı mercek altında olacak. Beni hiç kimse delikanlı gibi bir maç olura inandıramaz. Tek güvencem, Türkiye'de tek geçtiğim hocam Yılmaz Vural'dır. Hocalığına kalsa bahse girerim yine indirir. Ama onun da hesapları var gelecek için. Bu kadar kahpeliği yapanlar onu da düşünmüşlerdir. Daum'dan sonra hoca sensin demişlerdir. Gaziantepspor'lu Erhan Albayrak'ı unutmadık. 3-0 galip bitirdikleri maçı 4-3 vermenin bedelini fasülyeden bir sezon Fenerbahçe'de oynayarak tahsil etmişti. Kasımpaşa maçı istedikleri gibi tecelli ederse kadrosunu bir tarafa not edin, en iyi hizmet vermiş Kasımpaşa'lı seneye Fener'e ya da Sivasspor'a transfer olacaktır.
Aceto yazmış, yarım asır önce basketbol maçında son saniyelerde takımı geri çekmişler, Galatasaray şampiyon olmasın diye. Hükmen yenilince Fener, Moda şampiyon olmuş, Fener'in puştluğu o sezon iki takımı şampiyon saydırmış. Bin defa eminim, aynı şey Fener'in başına gelse biz ne yapacaksak tam tersini yaparlar. Biz yapamayız sahtecilik, kahpelik. O yüzden kendileri, sülük medyası rahatlar. Aksi olsa kusmuşlardı hafta boyunca Galatasaray yatacak diye. Kasımpaşa yatmazsa göreceksiniz neler olacağını. Yarın ki maçta hakemden çok yan hakeme dikkat edin. Kasımpaşa defans futbolcularına iyi bakın. ilk 20 dakikada sarı kart almışlarsa kapatın televizyonu. Ben yıllardır izlerim Yılmaz Vural takımlarını. Belli bir şablonu vardır ve gücü bütün takımlara yeter. O ortalamayla oynayabilirlerse Kasımpaşa'yı Fener yenemez. Sonrasına bakarız, şimdilik ak borsaları hayırlı olsun. Yaptıkları yanlarına kar kalmayacak.
Haydi Yılmaz Vural, bunca yıldır biriktirdiğin ne varsa ispatlayacağın er meydanı kuruldu. Kazanırsan, malum camia dışındaki bütün futbolseverlerin isyancısı, Che Guevera'sı, lideri, yol göstericisi olacaksın. Ezilen, hak ettiği yerde olmayan hocaların şanlı bayrağını taşıyacaksın. Kısacası hocam eğer indirisen Bizim MAHALLE TAKIMI'nın müebbet hocası apoletini takacaksın. Yok sen de düzenin çarkına feda edilirsen, buna göz yumarsan en azından benim futbolla ilgili son hayallerimi de yıkarsın. Bir halt sezersen, çek takımı sahadan. 2 saat sonra, aslanları maymunlara kükretip her şeyi berbat etme.
120 lira olan bileti Aziz Yıldırım kapatmış, ticaretten anlar, karaborsa yapıp satsa ne güzel indirecek. Ne yapmış ak borsa, damping, piyasa değeri artmış ligimizde kampanya fiatına maç. Amme hizmeti, parası olana 50 lira, parası olmayana bedava. Sen kimsin kardeşim, hayır kurumu değilsin, kızılay değilsin, hangi yasayla bedava bilet dağıtıyorsun. Maksadın ne kerizmisin de 120 liraya aldığın malı 80 liraya veriyorsun? Aynı şeyi misal biz yapsak şimdi, 120 liradan Kasımpaşa tribünlerinin bütün biletini biz alsak da, Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın, Bursaspor'un en azılı taraftarına bedava versek suç değil mi?
Çivi çıkmış diye bir deyim var, şampiyonluk yolunda her şey mübah bu takım için. Belki biz de yaptık aynı şeyleri 4 sene üst üste şampiyon olurken. Ama yaptığımız ne varsa belgesini getirdik Atatürk Havalimanı'na. İki Avrupa Kupasıyla, varsa sicilimizde bir pislik temizledik. Siz ne yaptınız beyler? şu son 10 yılda diğer büyüklere tur bindirdiniz. İşin sportif yönüne baksak elinizi sıkacağız. Avrupa'da bir halt yeseniz, yine bir derece pislikleri ihmal edilebilir noktasına koyacağız.
Yarın ki Kasımpaşa maçı mercek altında olacak. Beni hiç kimse delikanlı gibi bir maç olura inandıramaz. Tek güvencem, Türkiye'de tek geçtiğim hocam Yılmaz Vural'dır. Hocalığına kalsa bahse girerim yine indirir. Ama onun da hesapları var gelecek için. Bu kadar kahpeliği yapanlar onu da düşünmüşlerdir. Daum'dan sonra hoca sensin demişlerdir. Gaziantepspor'lu Erhan Albayrak'ı unutmadık. 3-0 galip bitirdikleri maçı 4-3 vermenin bedelini fasülyeden bir sezon Fenerbahçe'de oynayarak tahsil etmişti. Kasımpaşa maçı istedikleri gibi tecelli ederse kadrosunu bir tarafa not edin, en iyi hizmet vermiş Kasımpaşa'lı seneye Fener'e ya da Sivasspor'a transfer olacaktır.
Aceto yazmış, yarım asır önce basketbol maçında son saniyelerde takımı geri çekmişler, Galatasaray şampiyon olmasın diye. Hükmen yenilince Fener, Moda şampiyon olmuş, Fener'in puştluğu o sezon iki takımı şampiyon saydırmış. Bin defa eminim, aynı şey Fener'in başına gelse biz ne yapacaksak tam tersini yaparlar. Biz yapamayız sahtecilik, kahpelik. O yüzden kendileri, sülük medyası rahatlar. Aksi olsa kusmuşlardı hafta boyunca Galatasaray yatacak diye. Kasımpaşa yatmazsa göreceksiniz neler olacağını. Yarın ki maçta hakemden çok yan hakeme dikkat edin. Kasımpaşa defans futbolcularına iyi bakın. ilk 20 dakikada sarı kart almışlarsa kapatın televizyonu. Ben yıllardır izlerim Yılmaz Vural takımlarını. Belli bir şablonu vardır ve gücü bütün takımlara yeter. O ortalamayla oynayabilirlerse Kasımpaşa'yı Fener yenemez. Sonrasına bakarız, şimdilik ak borsaları hayırlı olsun. Yaptıkları yanlarına kar kalmayacak.
Haydi Yılmaz Vural, bunca yıldır biriktirdiğin ne varsa ispatlayacağın er meydanı kuruldu. Kazanırsan, malum camia dışındaki bütün futbolseverlerin isyancısı, Che Guevera'sı, lideri, yol göstericisi olacaksın. Ezilen, hak ettiği yerde olmayan hocaların şanlı bayrağını taşıyacaksın. Kısacası hocam eğer indirisen Bizim MAHALLE TAKIMI'nın müebbet hocası apoletini takacaksın. Yok sen de düzenin çarkına feda edilirsen, buna göz yumarsan en azından benim futbolla ilgili son hayallerimi de yıkarsın. Bir halt sezersen, çek takımı sahadan. 2 saat sonra, aslanları maymunlara kükretip her şeyi berbat etme.
22 Nis 2010
adam Sandıklarımız; Fabio Bilica
Aslında uyandırıp da geleceğimizi riske atmak istemezdim. Bıraksaydık, tam layık olduğu üzere 12. takımında ömür boyu top oynasaydı. Şimdi istermisiniz, benim yazdıklarımı dikkate alıp adamı kovsunlar. Oturur ağlarım o zaman. Sen çok yaşa Bokludere'de emi, Türkiye'ye gelmiş geçmiş en aşağılık futbolcu, insan kasabı Bilika.
Tam 12 takım değiştirmiş, adı sanı belli olan bir tek Fenerbahçe var. Sivas'ta oynarken ikinci senesinde Brezilya'lı olduğunu anlamıştım. Romanya'ın Kluj takımından gelmiş ve ben onu Romen sanıyordum. Kluj, Romanya'nın en pis en belalı kenti ve takımıdır. Kazıklı Vayvoda'nın memleketinin takımıdır. Bir yerde ülkenin sürgün şehridir. Nerde pislik bir futbolcu varsa o takımda oynar. Nitekim geçen yıl, yaptıkları onca dalavereyle şampiyon oldular.
Paskal Nuuma, tombala çektiğinde, üstelik takımın meneceri Ayı Sinan için son derece normal bir hareket yaptıktan sonra, taraftarın hala en çok sevdiği yabancı futbolcu Paskal'ı kovmuşlardı. Hiç kimsenin en ufak bir kötü söz söylemesine izin vermeden sözleşmesini fesh etmişlerdi. Aşağılık Bilika için, Fenerbahçe cephesinden ve taraftarlarından övgüden başka bir şey gelmedi. Kokainci Daum bile futbolcusunun yaptığına normal dedi.
Ulan adi herif, sen nasıl bir Brezilya'lı futbolcusun. Sana kim lisans verdi? Adı futbolcu olan pislik ilk okul 2 den terkmiş, okuma yazması bile yokmuş. Bizim takımda üniversite okuyan tek futbolcumuz olan Servet'e biz kafası çalışmıyor diye kızarken, Ali okuluna bile gitmemiş kasap için Fenerbahçe'nin hiç bir şey yapmadığına şahit olunca, tuttuğumuz takımın değerini anlıyoruz. Aynı hareketi Arda yapsa, ben en az 10 tane küfür yazısı yazardım. Bu adi futbolcuyu barındıran bir takım, her maçını tekme tokat, hakem kıyağıyla 1-0 kazanıyor ve şampiyon olacak. O şampiyonluk kupasına da lanet olası Bilika'nın elleri değecek.
Sabri zurnanın son deliğiydi, geçen yıl ki Fener maçında. Futbolu yönetenlerin mallarının değerini düşürüyor diye ceza kestiler. Çok para eden mallarını ise Bilika,borsada tavan yaptırıyor. Öyle ya malın en büyük alıcısı bu futbolcuyu bok sananlar. Yazıklar olsun, hakeme direk atmadığı için, Fener cephesinden kimseye sitemim yok, eğer tavır koysalardı çok üzülürdüm. Fener'den gelecek erdemli bir hareket beni hayal kırıklığına uğratır.
Çok yaşa Bilika, aman diyeyim gitme, gideceksen yerine senden daha aşağılık birini bul öyle git. Yok sanmayın, lanet olası paranın padişah sayıldığı bu sektörde bizim bilemediğimiz ne Bilika'lar vardır. Her şey ne güzel oturmuş, Bülent Uygun'un bulup getiriği futbolcunun karekterli olma ihtimali varmıdır?
Tam 12 takım değiştirmiş, adı sanı belli olan bir tek Fenerbahçe var. Sivas'ta oynarken ikinci senesinde Brezilya'lı olduğunu anlamıştım. Romanya'ın Kluj takımından gelmiş ve ben onu Romen sanıyordum. Kluj, Romanya'nın en pis en belalı kenti ve takımıdır. Kazıklı Vayvoda'nın memleketinin takımıdır. Bir yerde ülkenin sürgün şehridir. Nerde pislik bir futbolcu varsa o takımda oynar. Nitekim geçen yıl, yaptıkları onca dalavereyle şampiyon oldular.
Paskal Nuuma, tombala çektiğinde, üstelik takımın meneceri Ayı Sinan için son derece normal bir hareket yaptıktan sonra, taraftarın hala en çok sevdiği yabancı futbolcu Paskal'ı kovmuşlardı. Hiç kimsenin en ufak bir kötü söz söylemesine izin vermeden sözleşmesini fesh etmişlerdi. Aşağılık Bilika için, Fenerbahçe cephesinden ve taraftarlarından övgüden başka bir şey gelmedi. Kokainci Daum bile futbolcusunun yaptığına normal dedi.
Ulan adi herif, sen nasıl bir Brezilya'lı futbolcusun. Sana kim lisans verdi? Adı futbolcu olan pislik ilk okul 2 den terkmiş, okuma yazması bile yokmuş. Bizim takımda üniversite okuyan tek futbolcumuz olan Servet'e biz kafası çalışmıyor diye kızarken, Ali okuluna bile gitmemiş kasap için Fenerbahçe'nin hiç bir şey yapmadığına şahit olunca, tuttuğumuz takımın değerini anlıyoruz. Aynı hareketi Arda yapsa, ben en az 10 tane küfür yazısı yazardım. Bu adi futbolcuyu barındıran bir takım, her maçını tekme tokat, hakem kıyağıyla 1-0 kazanıyor ve şampiyon olacak. O şampiyonluk kupasına da lanet olası Bilika'nın elleri değecek.
Sabri zurnanın son deliğiydi, geçen yıl ki Fener maçında. Futbolu yönetenlerin mallarının değerini düşürüyor diye ceza kestiler. Çok para eden mallarını ise Bilika,borsada tavan yaptırıyor. Öyle ya malın en büyük alıcısı bu futbolcuyu bok sananlar. Yazıklar olsun, hakeme direk atmadığı için, Fener cephesinden kimseye sitemim yok, eğer tavır koysalardı çok üzülürdüm. Fener'den gelecek erdemli bir hareket beni hayal kırıklığına uğratır.
Çok yaşa Bilika, aman diyeyim gitme, gideceksen yerine senden daha aşağılık birini bul öyle git. Yok sanmayın, lanet olası paranın padişah sayıldığı bu sektörde bizim bilemediğimiz ne Bilika'lar vardır. Her şey ne güzel oturmuş, Bülent Uygun'un bulup getiriği futbolcunun karekterli olma ihtimali varmıdır?
21 Nis 2010
Futbola Lanet Ettirenler; Mustafa Sarp
Mutlaka birileri olacak. Bu sene de beni canımdan bezdiren 16 numara oldu. Adını anmak istemediğim, direk şampiyonluğumuza mal olduğunu ispatlayacağım. Büyük Surinamlı'nın vazgeçemediği İniestafa'dan bahsedeceğim. Aslına bakarsak faal Galatasaray futbolcusuna genelde kolay kolay kem söz söylemem. Servet istisna oldu ve nihayet top kırıcısından kurtulduk. Bakın göreceksiniz, Servet bundan sonraki futbol hayatı boyunca 20 büyük maç oynamadan emekli olacaktır. GS televizyonunda, Yavuz Bingöl'e '' saz çalmasını bilsem bugün futbolu bırakırım''dedi. Sanki saz çalmayı bilmek futbol oynamaya engelmiş gibi. İşte bu akıldaki futbolcu bizlere futbolu sevdiğimize lanet ettirdi.
Bugünkü dersimiz 16 numara. 40 yılda 100 lerce futbolcu seyrettim. Çok kötü futbolcular geldi geçti. İnanın benim seyrettiğim Galatasaray tarihi içersinde 16 numaradan daha akıllı bir futbolcu olmadı. Bunu da göreceksiniz, futbolu bıraktığında en kral televizyonlarda yorumculuk yapacak. Kendisini tanımıyorum, hiç bir fikrim yok, satranç bildiğine, Briç oynadığına bahse girerim. Aynştayn aklı, Yusuf Has Hacip Türkçesi var kendisinde. Fiziği düzgün, reklam filmlerinde oynamayı en çok hak eden futbolcu. Daha ne olsun. Reykart'a bir Türk yardımcı aranıyor, 16 numarayı yapsınlar benim itirirazım olmaz. Gel gelelim sahada, hatta yedek kulübesinde bile görmeye dayanamıyorum. Arşivimizde defalarca kayıt altında, dönüp dönüp yeniden okuyorum. Servet, Topal, 16 numara, Gökhan Zan'ın banko oynadığı bir takımın 3. olacağını liderken yazmışım.
30 yaşına gelmiş, Milli takımın en dandik maçına bile çağrılmamış. Galatasaray'a transferini Bülent Korkmaz yaptığı için hiç tanımadan, seyretmeden bile görüşümü yazmışım. Değil Galatasaray, Hıncal Uluç'un Çatladıkapıspor'unda bile oynayamaz. Oynarsa da oynadığı takım asla üst düzey top oynayamaz, dolayısıyla turnuvaları en tepelerde bitiremez.
Şimdi ben futbolcu satıcısı olsam, elimde kapı gibi verilerle babamın takımına satarım İniestafa'yı. Şu si vi ye bakın, varsa daha iyisi söyleyin.
1-Reykart'ın başında olduğu takımın orta sahasında en fazla maç oynamış adam.Brezilya ulus takımının bankosunu kesmiş kaç maçta. Ayhan'ı malülen emekliye ayırtmış. Topal'a sövdürmüş, Barış'ı dövdürmüş.
2-Takımda en fazla koşan adam.
3-Takımın en az top kaybı yapan adamı.
4-Takımın yediği gollerin vidyosu buyrun efendim iyi bakın, 16 numara hiç görünüyormu kadranda?
5-Takımda en az top kaybı yapan adam.
6- En fazla top kapan adam.
Bulamadım, iddiaya girerim, istatistik bilgileri İniesta'dan daha iyi değilse ben bi bok bilmiyorum. Şimdi elimde böyle bir futbolcu var ve sudan ucuz. Dünya'nın en elit takımlarına kakalamazsam yine bi bok bilmiyorum.
Yediği yemekler, aldığı vitaminler, ilaçlar, yaptığı antrenmanlar kaplumbağaya yaptırılsa tavşana nal toplatır. Çok koşmanın taraftarı kandırmaktan başka bir boka yaradığı görülmemiştir eğer başka meziyetleri sahaya yansıtamamışsan. Misal final maçında Okan bana göre en az 20 kilometre koşmuş olmalı. Suat eğer hesap yapılsa koşa koşa Dünya'yı turladığı ortaya yazılır.
Top kaybı hemen hemen imkansızdır. Türkiye liginin uzak ara en kazma futbolcusu Servet bile yanındaki adama 10 metre pas atabiliyorken bırakın 16 numara da, yana, geriye ya da kaptırmaya ramak kala Elano'ya atabilsin. Top kaybını Elano yapsın, aman 16 numaranın istatistiğine zeval gelmesin. O oynayacak diye Mehmet Topal tir tir titresin, geçen yıllarda oynadığı oyunu oynayamasın.
Top bizdeyken bukelamun olsun, renk değiştirsin, araziye uysun görünmesin. Top isteyip başını belaya sokmasın. Başını belaya başkası soksun, küfürü Elano yesin, Sabri yesin hayırlısıyla şu top kaybedilsin. 16 numaranın görevi başlasın, ya Allah, it gibi koşsun, başta dedik şu an liglerdeki en akıllı futbolcu, topun nereye gideceğini tahmin ediyor, bir şekilde topa dokunuyor, kapıyor ve 10 metre mesafedeki birine aktarıp hazır ola geçiyor. Hafızaları yoklayın 60 metre bir pasını hatırlayan var mı? yoksa ben mi paranoyak oldum 16 numara yüzünden.
Aklını en çok bizim kalenin başı beladayken kullanıyor. Eğer müdahele edebileceği bir pozisyonsa gözüküp, topa dokunarak iyi bir iş yapmış oluyor. Yok eğer golü yiyeceksek, hesabı önceden yaptığı için o anda kazan mevcudunun dışında kalmayı başarıyor. Haliylede gol, kazmaların, bok çuvalının başına patlıyor. Bir de Sabri uzaktaysa değme keyfine 16 numaranın. Gol günah keçisi olarak Sabri emrimizde. 16 numaranın suçu var mı?
İyi Galatasaraylı olduğunu ispatlayarak gelmiş aramıza. Küçükken giydiği sarı kırmızı formalı resmini çıkarmış ortaya.Bursa'da oynarken yedek kulübesine Galatasaray maçı kaç kaç diye sormuş göye. Bu doğru olamaz aslında, Galatasaray!la Bursa ancak birbirleriyel aynı saatte oynar çünkü. Sülük medyasının medarı iftiharı, en kötü oynadığı maçta bile en iyi oynadı diye yazıyorlar, taraftarın kafasını karıştırıyorlar. Biliyorlar ki 16 numaranın, Servet'in, Barış'ın oynadığı takımdan çekinecek hiç bir şey yok. Oynamadığı maçlarda takımın isabetli pas yüzdesi tavan yaptı.
Kendisi hakkında bu son yazımdır. Helal olsun ki Surinamlı'nın başımızda olduğu bir takımdan bile beni soğutmayı başarmıştır. 40 tane takım yaptırsalar bir tanesinde limon taşıtmayacağım adama 1 senedir katlanıyorum. Artık şu son kalan 4 maçta banko oynasın, umurumda bile değil. Ben çok ağladım, bu adam şampiyonluğa mal olacak diye. Sevenleri çokmuş tribünlerde, belki onlar haklı, Reykart'da oynattığına göre bize görünenin dışında başka bir yeteneği var. Bir türlü ben göremiyorum ya, lanet olsun.
Bugünkü dersimiz 16 numara. 40 yılda 100 lerce futbolcu seyrettim. Çok kötü futbolcular geldi geçti. İnanın benim seyrettiğim Galatasaray tarihi içersinde 16 numaradan daha akıllı bir futbolcu olmadı. Bunu da göreceksiniz, futbolu bıraktığında en kral televizyonlarda yorumculuk yapacak. Kendisini tanımıyorum, hiç bir fikrim yok, satranç bildiğine, Briç oynadığına bahse girerim. Aynştayn aklı, Yusuf Has Hacip Türkçesi var kendisinde. Fiziği düzgün, reklam filmlerinde oynamayı en çok hak eden futbolcu. Daha ne olsun. Reykart'a bir Türk yardımcı aranıyor, 16 numarayı yapsınlar benim itirirazım olmaz. Gel gelelim sahada, hatta yedek kulübesinde bile görmeye dayanamıyorum. Arşivimizde defalarca kayıt altında, dönüp dönüp yeniden okuyorum. Servet, Topal, 16 numara, Gökhan Zan'ın banko oynadığı bir takımın 3. olacağını liderken yazmışım.
30 yaşına gelmiş, Milli takımın en dandik maçına bile çağrılmamış. Galatasaray'a transferini Bülent Korkmaz yaptığı için hiç tanımadan, seyretmeden bile görüşümü yazmışım. Değil Galatasaray, Hıncal Uluç'un Çatladıkapıspor'unda bile oynayamaz. Oynarsa da oynadığı takım asla üst düzey top oynayamaz, dolayısıyla turnuvaları en tepelerde bitiremez.
Şimdi ben futbolcu satıcısı olsam, elimde kapı gibi verilerle babamın takımına satarım İniestafa'yı. Şu si vi ye bakın, varsa daha iyisi söyleyin.
1-Reykart'ın başında olduğu takımın orta sahasında en fazla maç oynamış adam.Brezilya ulus takımının bankosunu kesmiş kaç maçta. Ayhan'ı malülen emekliye ayırtmış. Topal'a sövdürmüş, Barış'ı dövdürmüş.
2-Takımda en fazla koşan adam.
3-Takımın en az top kaybı yapan adamı.
4-Takımın yediği gollerin vidyosu buyrun efendim iyi bakın, 16 numara hiç görünüyormu kadranda?
5-Takımda en az top kaybı yapan adam.
6- En fazla top kapan adam.
Bulamadım, iddiaya girerim, istatistik bilgileri İniesta'dan daha iyi değilse ben bi bok bilmiyorum. Şimdi elimde böyle bir futbolcu var ve sudan ucuz. Dünya'nın en elit takımlarına kakalamazsam yine bi bok bilmiyorum.
Yediği yemekler, aldığı vitaminler, ilaçlar, yaptığı antrenmanlar kaplumbağaya yaptırılsa tavşana nal toplatır. Çok koşmanın taraftarı kandırmaktan başka bir boka yaradığı görülmemiştir eğer başka meziyetleri sahaya yansıtamamışsan. Misal final maçında Okan bana göre en az 20 kilometre koşmuş olmalı. Suat eğer hesap yapılsa koşa koşa Dünya'yı turladığı ortaya yazılır.
Top kaybı hemen hemen imkansızdır. Türkiye liginin uzak ara en kazma futbolcusu Servet bile yanındaki adama 10 metre pas atabiliyorken bırakın 16 numara da, yana, geriye ya da kaptırmaya ramak kala Elano'ya atabilsin. Top kaybını Elano yapsın, aman 16 numaranın istatistiğine zeval gelmesin. O oynayacak diye Mehmet Topal tir tir titresin, geçen yıllarda oynadığı oyunu oynayamasın.
Top bizdeyken bukelamun olsun, renk değiştirsin, araziye uysun görünmesin. Top isteyip başını belaya sokmasın. Başını belaya başkası soksun, küfürü Elano yesin, Sabri yesin hayırlısıyla şu top kaybedilsin. 16 numaranın görevi başlasın, ya Allah, it gibi koşsun, başta dedik şu an liglerdeki en akıllı futbolcu, topun nereye gideceğini tahmin ediyor, bir şekilde topa dokunuyor, kapıyor ve 10 metre mesafedeki birine aktarıp hazır ola geçiyor. Hafızaları yoklayın 60 metre bir pasını hatırlayan var mı? yoksa ben mi paranoyak oldum 16 numara yüzünden.
Aklını en çok bizim kalenin başı beladayken kullanıyor. Eğer müdahele edebileceği bir pozisyonsa gözüküp, topa dokunarak iyi bir iş yapmış oluyor. Yok eğer golü yiyeceksek, hesabı önceden yaptığı için o anda kazan mevcudunun dışında kalmayı başarıyor. Haliylede gol, kazmaların, bok çuvalının başına patlıyor. Bir de Sabri uzaktaysa değme keyfine 16 numaranın. Gol günah keçisi olarak Sabri emrimizde. 16 numaranın suçu var mı?
İyi Galatasaraylı olduğunu ispatlayarak gelmiş aramıza. Küçükken giydiği sarı kırmızı formalı resmini çıkarmış ortaya.Bursa'da oynarken yedek kulübesine Galatasaray maçı kaç kaç diye sormuş göye. Bu doğru olamaz aslında, Galatasaray!la Bursa ancak birbirleriyel aynı saatte oynar çünkü. Sülük medyasının medarı iftiharı, en kötü oynadığı maçta bile en iyi oynadı diye yazıyorlar, taraftarın kafasını karıştırıyorlar. Biliyorlar ki 16 numaranın, Servet'in, Barış'ın oynadığı takımdan çekinecek hiç bir şey yok. Oynamadığı maçlarda takımın isabetli pas yüzdesi tavan yaptı.
Kendisi hakkında bu son yazımdır. Helal olsun ki Surinamlı'nın başımızda olduğu bir takımdan bile beni soğutmayı başarmıştır. 40 tane takım yaptırsalar bir tanesinde limon taşıtmayacağım adama 1 senedir katlanıyorum. Artık şu son kalan 4 maçta banko oynasın, umurumda bile değil. Ben çok ağladım, bu adam şampiyonluğa mal olacak diye. Sevenleri çokmuş tribünlerde, belki onlar haklı, Reykart'da oynattığına göre bize görünenin dışında başka bir yeteneği var. Bir türlü ben göremiyorum ya, lanet olsun.
20 Nis 2010
Safları Sıklaştırın Sülükler
fotomsElimize, ocağımıza düştünüz. Şu Bursaspor'u bir yenelim de marka değeriniz korunsun. Anlı şanlı takımınız şampiyon olsun. Yedi bela Aziz'in şerrinden korunun.
Göreceksiniz çocuklar, bu hafta bütün Türk sülük tayfası Galatasaray'lı olacak. Takımı motive etmek, gaza getirmek için her türlü yolu deneyecekler. Akşam Sergen, Fenerbahçe'nin şampiyonluğuna iddiaya giriyor. Anladık Fener'e bu saatten sonra puan kaybettirmezler. Üstelik son maçı Trabzonspor'la, onlarda Anadolu'dan çıkan tek şampiyon ünvanlarını bölüşmek istemezler. Aynı Sergen, Galatasaray'ın Bursaspor'u yenemeyeceğini söylüyor. Son maçı da ahı gitmiş vahlı Beşiktaş'la oynayacak olan Bursaspor'un acaba puanını mı silecekler? de Fener öne geçecek.
Kimse girmezse ben girerim iddaya senle Sergen Efendi. Yukarıdan bir emir gelmez ise Yılmaz Vural hepinize bir ders daha verecek. Sonra yine bir dalga olmazsa Ankaragücü size(Yani hepinizin ittifakla tuttuğunuz takıma) hayatının topunu oynayacak. Hadi diyelim futbol bu, Fenerbahçe bütün maçlarını kazanacak. Peki Bursaspor Galatasaray maçını kazandıktan sonra hangi takıma takılacak da siz şampiyon olacaksınız.
Arda Turan'ı hep beraber yedirdi bize sülükler. 1 ay sonra Florya'dan bile geçmeyecek Caner'i dövmüş, kaptanlığını alalımmış. Helal lan sana büyük Galatasaray kaptanı, İstersen bütün takımı sıra dayağından geçir. Gücün yetmezse ben yardım ederim. Kimbilir nasıl girmiştir Arda'ya antrenmanda. Mehmet Topal şampiyonluğumuza mal oldu. Arda'yı sakatladı, daha doğrusu bizi sakatladı.
Oyuna geliyoruz, kimisi Büyük Mehmet'i, Cüneyt'i, Prekazi'yi seyretmiş ben için Arda'yı neden koruyorum diye bana kazıyor. Sorunun cevabı sorunun içinde oysa. Büyük Mehmet, kalecimiz Bahattin'i 40.000 kişinin önünde dövmüştü Galatasaray gol yedi diye. Arda Turan'ın en az benim kadar Galatasaraylı olduğuna eminim. Ne yapıyorsa veya ne yapmıyorsa Galatasaray içindir. Biz tribünlerde kriz geçiriyoruz şampiyonluk gitti diye de, Arda ne yapsın? Gelmiş geçmiş en büyük kadro, en büyük hocayla 3.lük mücadelesi veriyoruz. Ben Galatasaray kaptanı olsaydım şu an takımın yarısını sakat bırakırdım.
Bursa maçı kafalarımızı karıştırdı. Tamamdır, elbette hiç bir Galatasaraylı takımın yenilmesini istemez. Bizim dememizle olacak şey değil zaten. Hatta, Kasımpaşa, Fener'e Hacıhüsrev'de klarnet çaldırırsa o maç final maçına dönüşür. Biz Bursayı yensek bile Bursa şampiyon olur. Ancak ben sülüklerin Galatasaray'ın aklını başından aldırmasına takılıyorum. Bütün bir sezon kötü dedikleri Galatasaray çıkacak ligin en iyi takımını yenecek. Beklentiye bak, daha 2 hafta evvel Diyarbakırspor'u yenemez diyenler, bu hafta bizi Don Kişot ilan ettiler.
Şimdi, yazacaklar 50 sene önceki fosilleri çıkaracaklar ortaya. Kadri'ler, Turgay'lar, Baba Hakkılar, Cihat'lar. Bir maç oynanmış bu şekilde millattan önce. Millattan önce Bilika'mı vardı Türk takımlarında? O zamanki başkanlardan hangisi benziyordu Aziz Yıldırım'a? Futbolun zevk için oynandığı zamanlarda elbet oynadığın her maçı kazanamak için oynayacaksın. Hatta bir olasılık daha vardı bu sezon için. Trabzonspor kupayı kazanamazsa, Avrupa'ya gidebilmesi için Fenerbahçe'nin şampiyon olması gerekiyordu. Böyle bir maça çıkmış olsa Trabzonspor'lu futbolcu ne yapacak? Eğer yenerse Avrupa'ya gidemeyecek olan bir takıma hocası ne taktik verecek?
Bırakın hamaseti çocuklar. Galatasaray etiği, yenilmeyi istemezmiş. Yanildik diye alıp bayrağı tura koşacak değiliz. Üstelik büyük ihtimalle yenileceğiz de. Bu futbolla, kalan maçları kazanamayız. Lig ikincisi ancak Kasımpaşa yenerse olabiliriz. Olsak bile ölümlerden ölüm beğenildiği eleme turunu geçemeyiz. Kendimizi şartlandırmaya kasmaya gerek yok. Ben eğer yenilirsek takıma ve Arda'ya kötü şeyler olmasın diye yazıyorum. Dolduruşa gelen çapulcu, taraftarı yine kullanır bize bir sonraki sezonu bile kaybettirir.
İnanın çocuklar, şampiyonluk potasında Bursaspor olmasa hiç umurumda olmazdı. Hatta Eskişehirspor bile olsa sadece Rıza'ya yaramasın diye tarafsız olurdum. En çok Bursaspor haketti. Hangi takım bütün bir sezon tıklım tıklım tribünlerde oynadı? Fenerbahçe bile 20 liraya düşürdü bilet fiatlarını da Bokludere tarafı seyirci gördü. Bize bu maçta düşen, Bursaspor'la kardeşçe bir maç oynamak. Elbette yatmadan, hileye karışmadan, takımın imajına zarar vermeden maçı bitirmek. Eğer bizi yenerlerse, Galatasaraylı duruşuyla şampiyonu selamlamak, misafirperverce uğurlamak ve canımız Galatasarayımızı bağrımıza basmaktır.
Sülüklerin hevesinin kursağında kalacağı bir hafta ve bitiminde bir sezon diliyorum.
Göreceksiniz çocuklar, bu hafta bütün Türk sülük tayfası Galatasaray'lı olacak. Takımı motive etmek, gaza getirmek için her türlü yolu deneyecekler. Akşam Sergen, Fenerbahçe'nin şampiyonluğuna iddiaya giriyor. Anladık Fener'e bu saatten sonra puan kaybettirmezler. Üstelik son maçı Trabzonspor'la, onlarda Anadolu'dan çıkan tek şampiyon ünvanlarını bölüşmek istemezler. Aynı Sergen, Galatasaray'ın Bursaspor'u yenemeyeceğini söylüyor. Son maçı da ahı gitmiş vahlı Beşiktaş'la oynayacak olan Bursaspor'un acaba puanını mı silecekler? de Fener öne geçecek.
Kimse girmezse ben girerim iddaya senle Sergen Efendi. Yukarıdan bir emir gelmez ise Yılmaz Vural hepinize bir ders daha verecek. Sonra yine bir dalga olmazsa Ankaragücü size(Yani hepinizin ittifakla tuttuğunuz takıma) hayatının topunu oynayacak. Hadi diyelim futbol bu, Fenerbahçe bütün maçlarını kazanacak. Peki Bursaspor Galatasaray maçını kazandıktan sonra hangi takıma takılacak da siz şampiyon olacaksınız.
Arda Turan'ı hep beraber yedirdi bize sülükler. 1 ay sonra Florya'dan bile geçmeyecek Caner'i dövmüş, kaptanlığını alalımmış. Helal lan sana büyük Galatasaray kaptanı, İstersen bütün takımı sıra dayağından geçir. Gücün yetmezse ben yardım ederim. Kimbilir nasıl girmiştir Arda'ya antrenmanda. Mehmet Topal şampiyonluğumuza mal oldu. Arda'yı sakatladı, daha doğrusu bizi sakatladı.
Oyuna geliyoruz, kimisi Büyük Mehmet'i, Cüneyt'i, Prekazi'yi seyretmiş ben için Arda'yı neden koruyorum diye bana kazıyor. Sorunun cevabı sorunun içinde oysa. Büyük Mehmet, kalecimiz Bahattin'i 40.000 kişinin önünde dövmüştü Galatasaray gol yedi diye. Arda Turan'ın en az benim kadar Galatasaraylı olduğuna eminim. Ne yapıyorsa veya ne yapmıyorsa Galatasaray içindir. Biz tribünlerde kriz geçiriyoruz şampiyonluk gitti diye de, Arda ne yapsın? Gelmiş geçmiş en büyük kadro, en büyük hocayla 3.lük mücadelesi veriyoruz. Ben Galatasaray kaptanı olsaydım şu an takımın yarısını sakat bırakırdım.
Bursa maçı kafalarımızı karıştırdı. Tamamdır, elbette hiç bir Galatasaraylı takımın yenilmesini istemez. Bizim dememizle olacak şey değil zaten. Hatta, Kasımpaşa, Fener'e Hacıhüsrev'de klarnet çaldırırsa o maç final maçına dönüşür. Biz Bursayı yensek bile Bursa şampiyon olur. Ancak ben sülüklerin Galatasaray'ın aklını başından aldırmasına takılıyorum. Bütün bir sezon kötü dedikleri Galatasaray çıkacak ligin en iyi takımını yenecek. Beklentiye bak, daha 2 hafta evvel Diyarbakırspor'u yenemez diyenler, bu hafta bizi Don Kişot ilan ettiler.
Şimdi, yazacaklar 50 sene önceki fosilleri çıkaracaklar ortaya. Kadri'ler, Turgay'lar, Baba Hakkılar, Cihat'lar. Bir maç oynanmış bu şekilde millattan önce. Millattan önce Bilika'mı vardı Türk takımlarında? O zamanki başkanlardan hangisi benziyordu Aziz Yıldırım'a? Futbolun zevk için oynandığı zamanlarda elbet oynadığın her maçı kazanamak için oynayacaksın. Hatta bir olasılık daha vardı bu sezon için. Trabzonspor kupayı kazanamazsa, Avrupa'ya gidebilmesi için Fenerbahçe'nin şampiyon olması gerekiyordu. Böyle bir maça çıkmış olsa Trabzonspor'lu futbolcu ne yapacak? Eğer yenerse Avrupa'ya gidemeyecek olan bir takıma hocası ne taktik verecek?
Bırakın hamaseti çocuklar. Galatasaray etiği, yenilmeyi istemezmiş. Yanildik diye alıp bayrağı tura koşacak değiliz. Üstelik büyük ihtimalle yenileceğiz de. Bu futbolla, kalan maçları kazanamayız. Lig ikincisi ancak Kasımpaşa yenerse olabiliriz. Olsak bile ölümlerden ölüm beğenildiği eleme turunu geçemeyiz. Kendimizi şartlandırmaya kasmaya gerek yok. Ben eğer yenilirsek takıma ve Arda'ya kötü şeyler olmasın diye yazıyorum. Dolduruşa gelen çapulcu, taraftarı yine kullanır bize bir sonraki sezonu bile kaybettirir.
İnanın çocuklar, şampiyonluk potasında Bursaspor olmasa hiç umurumda olmazdı. Hatta Eskişehirspor bile olsa sadece Rıza'ya yaramasın diye tarafsız olurdum. En çok Bursaspor haketti. Hangi takım bütün bir sezon tıklım tıklım tribünlerde oynadı? Fenerbahçe bile 20 liraya düşürdü bilet fiatlarını da Bokludere tarafı seyirci gördü. Bize bu maçta düşen, Bursaspor'la kardeşçe bir maç oynamak. Elbette yatmadan, hileye karışmadan, takımın imajına zarar vermeden maçı bitirmek. Eğer bizi yenerlerse, Galatasaraylı duruşuyla şampiyonu selamlamak, misafirperverce uğurlamak ve canımız Galatasarayımızı bağrımıza basmaktır.
Sülüklerin hevesinin kursağında kalacağı bir hafta ve bitiminde bir sezon diliyorum.
19 Nis 2010
Galatasaray Bursaspor Maçının Stratejisi
Takip eden var mı bilmiyorum? Bu hafta Hollanda liginde Feyenord, Tivente ile karşılaştı. Feyenord Ayaks ilişkisinin yanında bizim Fenerle olan ilişkimiz fair play ödülü alır. Tivente Ayaks'ın 1 puan önünde ve dün Feyenord'la maçı vardı. Feyenord'lu azılı taraftarlar hafta arasında kendi takımının antrenmanını basıp, Ayaks şampiyon olmasın diye futbolcularına Tivente'ye yenilin talimatı verdi. Sonuç; Tivente, Feyenordu 2-0 yendi. Olay bu hafta oynanacak Bursa maçı ile aynı. Biz Bursaspor'u yenersek Fenerbahçe şampiyon olacak. Şimdi ne yapmalı sorusu karıştıracak taraftarın kafasını. Dün esefle seyrettik Fener-Beşiktaş maçını. Bu zamana kadar hakemlerle ilgili pek bir şey söylemişliğim yoktur. Hakem kendi eliyle bize gol atsa bile laf söylemem. Hatta bu yaratık, ilk yarıdaki maçta bizi doğradığında bile kem söz söylemedim. Ne var ki dün aşşağılık Bilica o bok çukurunu kazarken seyretti ya, bu hakem bırakın hakemliği insan bile değil benim için. Aslında gözlerden kaçıyor asıl suçun büyüğü karşı tarafın yan hakemindeydi. Fener'in büyük maçlarının altın yan hekemi. Orta hakemin bile önüne geçti. Gel gelelim yine de maçı hakeme bağlamam. At kardeşim penaltıyı, üstelik bana göre penaltı vermese bile bir şey demezdim o pozisyona. Önceki penaltıydı esas. Bir de hakemin iyisi için denir ya gördüğünü çalsın diye. Bence iyi hakem görmediğini çalandır.Gördüğünü çalmak marifet mi, herkes görüyor. Dün maçı anlatan spikerler gördüler Bilicka'nın yeri eşelediğini. Yine de kabahat hakemde değil, gördük Fener kaptanını, maçı kazanmak için nerdeyse tribüne çıkıp amigoluk yapacak. Beşiktaşlıların hiç biri görmedi mi pisliğin yaptığını. Beşiktaş kaptanı o an ne yapıyordu acaba? Hangi Beşiktaşlı futbolcu itiraz etti? Maç bitiminde konuşmak kolay, ne oynadın ki yenilgiye kılıf arıyorsun. İstese Bobo penaltıyı diğer kaleye atardı, öyle bir hakkı olduğunu biliyor mu acaba? Konuyu dağıtmayalım, kendimize bağlayalım. Puan cetveli haklı mı ona bakalım. Fenerbahçe bizi 2 defa yenmiş, 6 puan fark olması lazım ki 4 puan var önde olmak hakları. Biz Beşiktaş'tan 3 puan öndeyiz o tam oturuyor. Fener'in Bursa'ya averaj dezavantajı var. 1 puan Bursa önde. Bursa 3 büyüklere puan üstünlüğü sağlamış önde olması normal. Bu kadar kötü oynanan ligte belki de son yılların en adaletli dağılımı olmuş. Gök tanrı sıralamayı çok güzel götürdü şu ana kadar. Ve geldik final sayılabilecek bir haftaya. Ve biz işte bu durumda ne yapmalıyızın cevabını arıyoruz. Ellerde hesap makinaları, önümüzde kalan maçlar fallardan fal bakıyoruz. Beşiktaş rahatladı. Hatta son maçta Bursasporla barışma şansını yakaladı ki bu şansını asla tepmez. Hele dünkü maçta dayak yiyen Beşiktaş'lı futbolculardan hiç biri, gelmiş geçmiş en aşağılık yabancı futbolcu olan Bilika'ya şampiyonluk kupasını elletmez. O maçı kazasız belasız yenilip, yıllar önce Rize'ye yenilişlerinin diyetini öderler. Ve analarının ak sütü gibi de helal olsun mağlubiyetleri. Olan bize bile olsa o maçta yenildi diye Beşiktaşlılara kızmam. O halde bizim Bursaspor'u 2-0 yendikten sonra hesap yapabileceğimiz bir Kayserispor maçları var. Vicdanı olan hangi futbolsever o maçta Bursaspor'un yenilmesine sevinir. Ben kendi payıma taraftara acır, hakem olsam Bursaspor'un kazanmasını sağlarım. Kayseri maçı Kayseri'de olsa Kayseri yensin isterim ama Bursalı küçük çocuklara kıyamam. Fenerbahçe'yi yenebilecek en yakın takım, daha doğrusu hoca Yılmaz Vural'dır. Bana göre bizim liglerin en büyük 3 hocasından biridir.( Güvenç Kurtar ve Giray Bulak diğerleri) Bir hakem faciasına ya da derinden bir darbeye kurban gitmezse Hacıhüsrev'i dar edecektir kimsenin şüphesi olmasın. Ancak havaleyi Yılmaz Vural'a gönderip yan gelip yatmak yok. Pazar günü taraftarlık tarihinin en büyük imtihanı vardır. Taraftarım diyenler için işte hodri işte meydandır. Bursalı ve Galatasaray'lı taraftarlar el ele kol kola Yılmaz Vural'a desteğe koşmalıdır. Bu büyük bir görevdir ve büyük Yılmaz Vural'a minnettir. Saat 5 gibi Fener'in işi bitiririlecek marşlarla, şarkılarla Mecidiyeköy'e akılacaktır. Fener diyetini Kasımpaşa'da ödeyip kurtulamayacak kimse korkmasın. Asıl bela Ankaragücü maçında karşılarına çıkacaktır. 25.000 Ankaragüçlü ve Bursalı Fenerbahçe'yi ve pislik futbolcularını başı önde gönderecektir. Her iki takım da en az berabere kalır ve bizimle aynı puana gelirler. Rıza'dan medet bekleyen kutup ayısından çölde hizmet beklesin. Bir güzel yenilir ve abilerini ürkütmez. Trabzonspor bu ne yapacağı belli olmaz. Şampiyonluk potasından uzaklaşmış Fenerlileri ikinci olup Şampiyonlar ligine katılma hesabı tatmin etmez. Beni etmiyor da onları nasıl etsin. Zaten hangi takımımız ikinci olupta seri başı bir takımı eleyip turnuvaya katılmış? Yani sevgili taraftarlarımız. Biz şampiyonluğu Sivas'ta bıraktık. Galatasaraylıyız ve bu güne kadar takımımız yenilsin diye hiç düşünmedik. Yine düşünmemeliyiz belki, ama ben kendi fikrimi yazıyorum. Bana katılmayanın fikri de mutlaka doğrudur. Yani bu maç serbestsiniz. Ben hele ki Fener, Kasımpaşa'yı yenmişse kuzu kuzu kartımı Bursalıya vermeye, kapalıda yeşil beyaz atkı açmaya kararlıyım. Hayatımda ilk defa takım yenildi diye sevineceğim. Bu takım Bursaspor olmasa yine bir dereceydi, ne var ki Şampiyonluk şarkılarını bu sezon en çok Teksas söyledi, son maçta da söylemek en çok onlara yakışacaktır. Ve ben o son maçta Teksas'a davetliyim, onların arasında olacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








