Takip eden var mı bilmiyorum? Bu hafta Hollanda liginde Feyenord, Tivente ile karşılaştı. Feyenord Ayaks ilişkisinin yanında bizim Fenerle olan ilişkimiz fair play ödülü alır. Tivente Ayaks'ın 1 puan önünde ve dün Feyenord'la maçı vardı. Feyenord'lu azılı taraftarlar hafta arasında kendi takımının antrenmanını basıp, Ayaks şampiyon olmasın diye futbolcularına Tivente'ye yenilin talimatı verdi. Sonuç; Tivente, Feyenordu 2-0 yendi. Olay bu hafta oynanacak Bursa maçı ile aynı. Biz Bursaspor'u yenersek Fenerbahçe şampiyon olacak. Şimdi ne yapmalı sorusu karıştıracak taraftarın kafasını. Dün esefle seyrettik Fener-Beşiktaş maçını. Bu zamana kadar hakemlerle ilgili pek bir şey söylemişliğim yoktur. Hakem kendi eliyle bize gol atsa bile laf söylemem. Hatta bu yaratık, ilk yarıdaki maçta bizi doğradığında bile kem söz söylemedim. Ne var ki dün aşşağılık Bilica o bok çukurunu kazarken seyretti ya, bu hakem bırakın hakemliği insan bile değil benim için. Aslında gözlerden kaçıyor asıl suçun büyüğü karşı tarafın yan hakemindeydi. Fener'in büyük maçlarının altın yan hekemi. Orta hakemin bile önüne geçti. Gel gelelim yine de maçı hakeme bağlamam. At kardeşim penaltıyı, üstelik bana göre penaltı vermese bile bir şey demezdim o pozisyona. Önceki penaltıydı esas. Bir de hakemin iyisi için denir ya gördüğünü çalsın diye. Bence iyi hakem görmediğini çalandır.Gördüğünü çalmak marifet mi, herkes görüyor. Dün maçı anlatan spikerler gördüler Bilicka'nın yeri eşelediğini. Yine de kabahat hakemde değil, gördük Fener kaptanını, maçı kazanmak için nerdeyse tribüne çıkıp amigoluk yapacak. Beşiktaşlıların hiç biri görmedi mi pisliğin yaptığını. Beşiktaş kaptanı o an ne yapıyordu acaba? Hangi Beşiktaşlı futbolcu itiraz etti? Maç bitiminde konuşmak kolay, ne oynadın ki yenilgiye kılıf arıyorsun. İstese Bobo penaltıyı diğer kaleye atardı, öyle bir hakkı olduğunu biliyor mu acaba? Konuyu dağıtmayalım, kendimize bağlayalım. Puan cetveli haklı mı ona bakalım. Fenerbahçe bizi 2 defa yenmiş, 6 puan fark olması lazım ki 4 puan var önde olmak hakları. Biz Beşiktaş'tan 3 puan öndeyiz o tam oturuyor. Fener'in Bursa'ya averaj dezavantajı var. 1 puan Bursa önde. Bursa 3 büyüklere puan üstünlüğü sağlamış önde olması normal. Bu kadar kötü oynanan ligte belki de son yılların en adaletli dağılımı olmuş. Gök tanrı sıralamayı çok güzel götürdü şu ana kadar. Ve geldik final sayılabilecek bir haftaya. Ve biz işte bu durumda ne yapmalıyızın cevabını arıyoruz. Ellerde hesap makinaları, önümüzde kalan maçlar fallardan fal bakıyoruz. Beşiktaş rahatladı. Hatta son maçta Bursasporla barışma şansını yakaladı ki bu şansını asla tepmez. Hele dünkü maçta dayak yiyen Beşiktaş'lı futbolculardan hiç biri, gelmiş geçmiş en aşağılık yabancı futbolcu olan Bilika'ya şampiyonluk kupasını elletmez. O maçı kazasız belasız yenilip, yıllar önce Rize'ye yenilişlerinin diyetini öderler. Ve analarının ak sütü gibi de helal olsun mağlubiyetleri. Olan bize bile olsa o maçta yenildi diye Beşiktaşlılara kızmam. O halde bizim Bursaspor'u 2-0 yendikten sonra hesap yapabileceğimiz bir Kayserispor maçları var. Vicdanı olan hangi futbolsever o maçta Bursaspor'un yenilmesine sevinir. Ben kendi payıma taraftara acır, hakem olsam Bursaspor'un kazanmasını sağlarım. Kayseri maçı Kayseri'de olsa Kayseri yensin isterim ama Bursalı küçük çocuklara kıyamam. Fenerbahçe'yi yenebilecek en yakın takım, daha doğrusu hoca Yılmaz Vural'dır. Bana göre bizim liglerin en büyük 3 hocasından biridir.( Güvenç Kurtar ve Giray Bulak diğerleri) Bir hakem faciasına ya da derinden bir darbeye kurban gitmezse Hacıhüsrev'i dar edecektir kimsenin şüphesi olmasın. Ancak havaleyi Yılmaz Vural'a gönderip yan gelip yatmak yok. Pazar günü taraftarlık tarihinin en büyük imtihanı vardır. Taraftarım diyenler için işte hodri işte meydandır. Bursalı ve Galatasaray'lı taraftarlar el ele kol kola Yılmaz Vural'a desteğe koşmalıdır. Bu büyük bir görevdir ve büyük Yılmaz Vural'a minnettir. Saat 5 gibi Fener'in işi bitiririlecek marşlarla, şarkılarla Mecidiyeköy'e akılacaktır. Fener diyetini Kasımpaşa'da ödeyip kurtulamayacak kimse korkmasın. Asıl bela Ankaragücü maçında karşılarına çıkacaktır. 25.000 Ankaragüçlü ve Bursalı Fenerbahçe'yi ve pislik futbolcularını başı önde gönderecektir. Her iki takım da en az berabere kalır ve bizimle aynı puana gelirler. Rıza'dan medet bekleyen kutup ayısından çölde hizmet beklesin. Bir güzel yenilir ve abilerini ürkütmez. Trabzonspor bu ne yapacağı belli olmaz. Şampiyonluk potasından uzaklaşmış Fenerlileri ikinci olup Şampiyonlar ligine katılma hesabı tatmin etmez. Beni etmiyor da onları nasıl etsin. Zaten hangi takımımız ikinci olupta seri başı bir takımı eleyip turnuvaya katılmış? Yani sevgili taraftarlarımız. Biz şampiyonluğu Sivas'ta bıraktık. Galatasaraylıyız ve bu güne kadar takımımız yenilsin diye hiç düşünmedik. Yine düşünmemeliyiz belki, ama ben kendi fikrimi yazıyorum. Bana katılmayanın fikri de mutlaka doğrudur. Yani bu maç serbestsiniz. Ben hele ki Fener, Kasımpaşa'yı yenmişse kuzu kuzu kartımı Bursalıya vermeye, kapalıda yeşil beyaz atkı açmaya kararlıyım. Hayatımda ilk defa takım yenildi diye sevineceğim. Bu takım Bursaspor olmasa yine bir dereceydi, ne var ki Şampiyonluk şarkılarını bu sezon en çok Teksas söyledi, son maçta da söylemek en çok onlara yakışacaktır. Ve ben o son maçta Teksas'a davetliyim, onların arasında olacağım.
19 Nis 2010
17 Nis 2010
68 Dakikalık Maç; Manisaspor 1- Galatasaray 2
Çok geç oldu çok. Defansta kazmalardan çektiğimiz, 20 metre pas atamayan futbolcularla oynadığımız maçlara gel de yanma. Milli takımın bütün stoperleri bizde, hepsini toplasan bir futbolcu etmiyorlar. Nihayet Surinamlı feryadımızı duydu, ligin en kötü stoperinden bizi ve takımı kurtardı. Hakan Balta stoper olmakla kalmadı, Caner'den sol bek icat edilmesine yardımcı oldu. Şu an defans hattı Sabri hariç mükemmel. Üstüne üstlük, hiç sevmediğim kaleci Aykut'a artık sempatiyle bakmaya başladım. Böyle giderse seneye kaleyi kendisine vereceğim. Çok iyi kalecilik yapıyor diye değil. neticede bizim bok çuvalı dediğimiz kalecimizden Türkiye'nin en iyi kalecisi sadece bir gol az yemiş. Yani önemli değil, Galatasaray kalecisinin gol yemesi, ben Galatasaray kalecisinden topları şişirmemesini istiyorum sadece. Ve gördük ki iki maçtır, her topu şişiren Aykut, topları elle önündeki adamlara aktardı. Bütün toplar oyuna bilinçli sokuldu, belki de şişirme toplar Servet yüzünden oluyordu. Kaleciye top geldiğinde, dönüp bakmıyordu topu kendisine atar belki diye. Afferin Aykut diyorum, senin yediğin goller batmıyor artık bana.
Biz yırtındık bütün sezon boyunca. Orta sahada iki kazmayla oynuyoruz diye. Gördük iki maçtır yapılan pas trafiğine, bu maç % 65 le falan oynamışızdır. Ne zamana kadar? Elbet benim, baş çelişkim oyuna girene kadar. 68. dakikada Arda yerine 16 numara girdiğinde maç benim için bitti. Elano'nun kaçırdığı top dışında kaleye gidemedik. Gidemediğimiz gibi kendi kalemize gol attık, az daha bir gol daha yiyip tarzan gibi bağıracaktık Manisa'da. Ben mi üstüne çok gidiyorum bu adamın ama oynadığı futboldan tiksiniyorum. O oyunda olduğu sürede bizim iyi oyun oynamamız imkansız.
Arda Turan'ı acaba nasıl mutlu edeceğiz? Maçın başında civar illerden gelen senede bir dafa seyredenlerin tezahüratına icabet etmemiş. Surat bir karış, gözünün feri gitmiş. Attığı gole bile sevinmeyecek duruma gelmiş. Durumu vahim, bakalım altından neler çıkacak sezon sonunda? Yeter be kaptan fazla naz aşık usandırır. hep beraber bok ettik işi, bari şu son 4 maçı kazanıp bekleyelim sonucu.
Elano'nun adaptasyon süresini bekliyoruz haliyle. Kazasız belasız Dünya Kupasında oynaması bizi de gururlandıracak. İdare eder futbolunu oynuyor, toplara fazla girmiyor. El Çiko gün geçtikçe takıma yerleşti, seneye çok daha büyük maçlar oynayacak eğer kalırsa. Ancak biri var ki, adaptasyon falan hak getire. İnsan futbolcuysa oynar kardeşim, Lukas Galatasaray savunmasında parladıkça parlıyor. Dünya kupası umurunda değil gibi giriyor toplara. Popescu özlemimiz Lukas'la birlikte sona ermiştir.
1-0 galip olduğumuz 67 dakikada değişikliğe karar verdi Reykart. Arda o anda gol att(ır)ı. Hoca kararından dönmedi gol oldu diye. Anlaşıldı, 1-0 ın üstüne yatmaya karar vermişti, takım ikinci gole çok yaklaşıpta atamayınca. 2-0 olunca ballı ekmek kadayıfı oldu yatmaya karar veren hoca ve takım için. Gol yemeden maçı bitiremeyiz ya, kimse atamayınca çok da iyi oynayan Örümcek çaktı kafayı. Ben böyle bir kafa vuruşunu görmemiştim şimdiye kadar Topal'ın. Sonrasında acabalar başladı. Totemler tutuldu, kornerleri bile kullanmayıp vakit geçirmeye oynadık.Deplasmandaki en iyi oyunu oynadığımız halde maçı zor kazanmış olduk.
Sabri'nin çıkıp, Emre'nin girmesini ben yatmaya bağlamıyorum. Bizim kendi öz evlatlarımıza bir haller oldu. Sabri sakatken geçirdiği zamanda öğrendiği bütün şeyleri unutmuş. 2 sene önceki futboluna dönmüş, her şeye yeniden başlayacak gibi. Reykart seneye Sabri'siz bir takım kurar.
Kara Şimşek bu maçta da fantastik hareketlerini gösterdi bizlere. Yanlız adamımızın kafası ayaklarından az çalıştığı için şu an hakettiği yerde değil gibi. Takla atması da yasaklanmış, iyi olmuş. Düşüp bir tarafını kıracak diye korkuyorduk.
Şimdi yarın geçeceğiz televizyon başına, hayatımızın en zevkli maçını izleyeceğiz. Maçın sonucu ne olursa olsun bize yarar. Ortada 3 puan var, beraberlik halinde kaybedilecek 4 puan bizim için en evla sonuç olur. Dün Bursaspor'un dandik gollerinden sonra bu ligte her şey olabilir diyorum. Sivas maçından beraberlikle dönmeseydik kesin şampiyon olacaktık. Ben Bursaspor'un devrileceğini düşünüyorum sonuç böyle olursa büyük Bursaspor taraftarına çok üzüleceğim. Bu sezonun taraftar şampiyonu Teksas'tır.
En iyi Lukas, en kötü Sabri'nin oynadığı maçtan alınan 3 puan, serumla yaşamamızı sağladı. Canımız çıkıncaya kadar umudu kesmeyeceğiz.
Biz yırtındık bütün sezon boyunca. Orta sahada iki kazmayla oynuyoruz diye. Gördük iki maçtır yapılan pas trafiğine, bu maç % 65 le falan oynamışızdır. Ne zamana kadar? Elbet benim, baş çelişkim oyuna girene kadar. 68. dakikada Arda yerine 16 numara girdiğinde maç benim için bitti. Elano'nun kaçırdığı top dışında kaleye gidemedik. Gidemediğimiz gibi kendi kalemize gol attık, az daha bir gol daha yiyip tarzan gibi bağıracaktık Manisa'da. Ben mi üstüne çok gidiyorum bu adamın ama oynadığı futboldan tiksiniyorum. O oyunda olduğu sürede bizim iyi oyun oynamamız imkansız.
Arda Turan'ı acaba nasıl mutlu edeceğiz? Maçın başında civar illerden gelen senede bir dafa seyredenlerin tezahüratına icabet etmemiş. Surat bir karış, gözünün feri gitmiş. Attığı gole bile sevinmeyecek duruma gelmiş. Durumu vahim, bakalım altından neler çıkacak sezon sonunda? Yeter be kaptan fazla naz aşık usandırır. hep beraber bok ettik işi, bari şu son 4 maçı kazanıp bekleyelim sonucu.
Elano'nun adaptasyon süresini bekliyoruz haliyle. Kazasız belasız Dünya Kupasında oynaması bizi de gururlandıracak. İdare eder futbolunu oynuyor, toplara fazla girmiyor. El Çiko gün geçtikçe takıma yerleşti, seneye çok daha büyük maçlar oynayacak eğer kalırsa. Ancak biri var ki, adaptasyon falan hak getire. İnsan futbolcuysa oynar kardeşim, Lukas Galatasaray savunmasında parladıkça parlıyor. Dünya kupası umurunda değil gibi giriyor toplara. Popescu özlemimiz Lukas'la birlikte sona ermiştir.
1-0 galip olduğumuz 67 dakikada değişikliğe karar verdi Reykart. Arda o anda gol att(ır)ı. Hoca kararından dönmedi gol oldu diye. Anlaşıldı, 1-0 ın üstüne yatmaya karar vermişti, takım ikinci gole çok yaklaşıpta atamayınca. 2-0 olunca ballı ekmek kadayıfı oldu yatmaya karar veren hoca ve takım için. Gol yemeden maçı bitiremeyiz ya, kimse atamayınca çok da iyi oynayan Örümcek çaktı kafayı. Ben böyle bir kafa vuruşunu görmemiştim şimdiye kadar Topal'ın. Sonrasında acabalar başladı. Totemler tutuldu, kornerleri bile kullanmayıp vakit geçirmeye oynadık.Deplasmandaki en iyi oyunu oynadığımız halde maçı zor kazanmış olduk.
Sabri'nin çıkıp, Emre'nin girmesini ben yatmaya bağlamıyorum. Bizim kendi öz evlatlarımıza bir haller oldu. Sabri sakatken geçirdiği zamanda öğrendiği bütün şeyleri unutmuş. 2 sene önceki futboluna dönmüş, her şeye yeniden başlayacak gibi. Reykart seneye Sabri'siz bir takım kurar.
Kara Şimşek bu maçta da fantastik hareketlerini gösterdi bizlere. Yanlız adamımızın kafası ayaklarından az çalıştığı için şu an hakettiği yerde değil gibi. Takla atması da yasaklanmış, iyi olmuş. Düşüp bir tarafını kıracak diye korkuyorduk.
Şimdi yarın geçeceğiz televizyon başına, hayatımızın en zevkli maçını izleyeceğiz. Maçın sonucu ne olursa olsun bize yarar. Ortada 3 puan var, beraberlik halinde kaybedilecek 4 puan bizim için en evla sonuç olur. Dün Bursaspor'un dandik gollerinden sonra bu ligte her şey olabilir diyorum. Sivas maçından beraberlikle dönmeseydik kesin şampiyon olacaktık. Ben Bursaspor'un devrileceğini düşünüyorum sonuç böyle olursa büyük Bursaspor taraftarına çok üzüleceğim. Bu sezonun taraftar şampiyonu Teksas'tır.
En iyi Lukas, en kötü Sabri'nin oynadığı maçtan alınan 3 puan, serumla yaşamamızı sağladı. Canımız çıkıncaya kadar umudu kesmeyeceğiz.
13 Nis 2010
ultrAdnan, Çapulcu Haldun
Taraftarlık zor zanaattır, son maça gidenler, lafım sizlere. Kendini bilen biliyor, yarası olan gocunsun isteyen de bir daha beni okumasın. Kapalının önüne dikilmiş üç beş tane çapulcuya da lafım yok benim. O her maça giden, reis dedikleri, başkan dedikleri zatı muhteremleri 40 yıldır tanırım ben. Her hangi bir tezahüratı söyleyebilsinler, ilk maçta Fenerbahçe bayrağını alırım elime, bir daha Galatasaray'ın ismini bile anmam. Ama dedim işte lafım o tetikçilere değil. Onlar bu orta oyununun en zavallı insanlarıdır. O tetiği çektirenlerle benim işim.
Maçtan 3 gün önce açıklandı, o ne olduğu anlaşılamayan, hedefinin neresi olduğu belli olmayan tezahüratın yapılacağı. Jo lavuğunun ıslıklanacağı, Arda Turan'ın kulağı çekileceği, Reykart'ın devre dışı kalacağı, taraftarın bölüneceği. Bunları yaptıan akıllı adamların da yok Galatasaray'la işleri. Yöneticiliği bıraksınlar ve bir daha yönetci olmayacaklarına karar versinler maça bile gelmezler. (Örnek; Ergun Gürsoy) Kimbilir ne puştluk düşünüyorlardır. Senelerdir getirdikleri bunca yabancıya kaptırdıkları paraların hesabını soran yok. Galatasaraylılığın ne olduğunu kendileri biliyormu ki, gelenlere öğretsinler. Onlar için tek gaye, taraftarı uyutsunlar, iki senede bir sırayla seçilsinler, padişahlıklarını sürdürsünler. Haldun'u kim tanırdı yönetici olmasa, beni bile şurda yazıyorum diye 250- 300 kişi tanıyor. Adnan Polat belki de şirketini iflastan kurtardı sayemizde.
Arda Turan; bu ülkede son yıllarda gelmiş geçmiş en büyük futbolcudur. Oynamadığı maçlarda gördük, pozisyona bile giremedik. Yani, Fener maçında oyuna sakat sakat girdikten sonra maçı çevirseydi, bırak Sinem'i Paris Hilton'u bile götürmesi için 10.000 kişi bağıracaktık. Bırakın lan bu işleri, o bilmiyormu sanki taraftarla barışmak için yapması gerekeni. Alır takımı maçtan önce, getirir kale arkasına, başlarını eğerler olur biter. Taraftarın takıma sitemi sevgidendir, ancak başımızdaki belaların yaptırdığı şeylerin sevgiyle alakası yok. Arda gibi başka kaç tane futbolcun var ki gitsin diyorsun. Bizim en büyük özelliğimiz di oysa, takımda ilk 11 den en az 4 kişinin kendi evladımız olması.
Arda Turan'ı satmak istiyorlar bence, bunun en kolay yolu taraftarın gözünden gönlünden düşürmek. Aksi durumda, kupa kaldırmış Arda'yı satabilirlermi? Demek kaleye seneye yabancı almayacaklar, Leo'yu ıslıklatın, protestoya devam edin talimatı tetikçilere. Jo kim ya, onu kim aldıysa zararı ondan tahsil etmemiz lazım. Esas protesto bunun için yapılmalı. Yazıları ters asmışlar çapulcular, ne zaman girdiniz o stada. Hepinizi tanıyorum, bedava aldığınız konbinelerinizi Fener maçında 500 liraya sattınız. Sonra her zamanki fare deliğinden içeri alındınız. Hiç biriniz tezahürat yapmasını bilmez, forma giymez, tipleri kayık, ağızları ishal.
Bizim 40 yıldır tribünlerdeyiz diye övündüğümüz, tribünler bunlar değil çocuklar. 14 sene beklemişler, ne beklemesi? Darwell'i ilk geldiği sene linçten Alman polisi kurtarmıştı. Daha dündü, Fener'e yenilen İmparator Terim, takım otobüsünden kaçarak canını zor kurtarmıştı bunların elinden. Gittikleri her deplasmanda olay çıkaranlar, her biri sabıkalı, bir o kadar tehlikeli yaratıklar. Çıkmışlar iyi okumuş terbiyeli gerçekten taraftar olmak isteyen yığınlara liderlik taslıyorlar. Aslanları kedilere boğduran, Haldun, bu tezgahın baş sorumlusudur. Şu an tartışma sıfırdır, ligin Belediyespor dahil en kötü taraftarı Galatasaray taraftarıdır. Maç başlar alır bir meleme melodisi, sahadaki oyunla alakası olmayan bir desibelle yırtarlar bir taraflarını. Köylere, yaylalara giden bağırtılar. Bir maç''yensen de yenilsen de'' diyenler, bir sonraki maç '' sizin gibi ruhsuz görmedik'' derler. Ne gördünüz ki lan siz. Ben Arda Turan olsam, bağırmayın daha iyi diye beyanat veririm.
Bataklıktaki sivrisineklerle uğraşalım istiyorlar. Yeni stadyumda bu çapulcular kendiliğinden asimile olurlar. Numaralıdaki, durumdan vazife çıkarıp bağıranlar, işte o meşhur 14 sene şampiyonluk görmemiş çocuklardır, iyi bakın onlara. Ceplerinden verecek olsalar paraları da olsa hangi çapulcu 4.000 dolar verip de o tribüne gider? Ben numaralı tribünlerden şimdiye kadar hiç bir maçta en ufak bir protesto sesi duymadım.
Taraftarın Fener maçında tribünleri yaktığında içlerindeydim. İşte odur devrim, yapacaksan onu yapacaksın. Takımı tamamen değiştirteceksin. Bugün küfrettiğin futbolcuyu, yarın önüne çağırmayacaksın. İşin çok kolay yolu vardı oysa. Hiç bir futbolcuyu maç öncesi şova çağırmasanız yeterdi. Merak etmeyin bizden aptal değil futbolcular, anlarladı demek istediğimizi. Arda'dan benim beklentim yokmu kaptan olarak? Var elbet, misal Fener'e yenildikleri gece alem yapanın izini sürmek, yakaldığında da kafa göz girişmek. Biz neler gördük, kaptan Büyük Mehmet, son dakika da Antiç'ten dandik bir gol yediğinde laleci Bahattin'e sahanın ortasında yapıştırmıştı tokadı. Sende döv Leo Franko'yu, bok çuvalı bir maç kurtaramamış çıkartma çapulcu taraftarın önüne, kendiniz kesin cezayı. Her türlü harekete verilecek cevabım var benim Galatasaraylılık mazimde. 14. şampiyonluk geldiyse o çapulculara karşı tribünlerde verdiğimiz savaşla gelmişti. Hatırlayan varsa bilmem, şimdikinden çok daha beter girmiştik son düzlüğe. Takım Rize'de yenilmiş, 3 maç kala şampiyonluk muczelere, 15. seneye kalmıştı. Kocaelispor maçında o zamanın çapulcuları, takımı, Darwell'i dövmeye hazırlıklıydı. Şimdiki gibi değil tam 2 misli insan vardı tribünlerde. Küfürlü tezahüratı yaptırmak isteyenlere karşı, bilinçli taraftarlar olarak çıkmıştık betonun üstüne. Susturduk, takımı bağrımıza bastık, aynı anda Malatya'dan gelen gol haberiyle biraz umutlanır gibi olduk. Sonraki hafta Antalya'da biz galipken, İnönü'de bir mucize oldu. Son dakikada Denizli, Beşiktaş'la berabere kalarak son Eskişehir maçına lider çıkmamızı sağladı. Ne oluyoruz be, paçası sıkan benle iddiaya girsin, her maçı kazanırsak şampiyon biz oluruz.
Oyunlara gelen, maşa olan, maçtan ekmek yiyen çapulcu tayfasını alt etmemiz imkansız. Bizim feryadımız, bizimkilere, siz o maşaların maşası olmayın yeter. Bırakın tezhürat yapmayı, yaptırmayı, konuşmayı bile bilmeyen adamlardan uzak durun. Gerekirse bir sezon onların bulunduğu yerden kombine almayın. Korkmayın Galatasaray'a bir halt olmaz. Daha da gerekiyorsa bir sezon maçlara gitmeyin. Yapabiliyorsanız yöneticilere ulaşmaya çalışın. Onların foyalarının çıkmasına yardımcı olun. İnanın bu sezon saha sonuçları gelmemişse bunun tek sebebi dışarda Haldun- Adnangiller, içerde lanet olası 16 numaradır. Dolduruşa gelipte çapulcunun tezahüratına eşlik eden bizimkilere gelince, bu maç sarı kartla kurtuldunuz benden. O da Galatasarayı ne kadar çok sevdiğinizi bildiğim içindir, son sözlerim şudur.
Sizin dün yaptığınız şeyleri, çok daha haklı olduğumuz halde biz yapsaydık, bugün sizlerin'' sizin gibi ruhsuz görmedik'' diye bağıracağınız bir takımınız bile olmayacaktı. Dün sizin kaptan Arda'ya yaptığınızı biz Cüneyt'e yapmış olsaydık, Avrupa Şapiyonu takımımız var diye övünen tek bir Galatasaraylı olmayacaktı. Zor zanaattır Galatasaraylılık, öyle formayı giyip, tribünde iki bağırmakla, üç sövmekle taraftar olunmuyor. Aklınızı başınıza devşirin, Galatasaraylı olduğunuza şükredin.
Maçtan 3 gün önce açıklandı, o ne olduğu anlaşılamayan, hedefinin neresi olduğu belli olmayan tezahüratın yapılacağı. Jo lavuğunun ıslıklanacağı, Arda Turan'ın kulağı çekileceği, Reykart'ın devre dışı kalacağı, taraftarın bölüneceği. Bunları yaptıan akıllı adamların da yok Galatasaray'la işleri. Yöneticiliği bıraksınlar ve bir daha yönetci olmayacaklarına karar versinler maça bile gelmezler. (Örnek; Ergun Gürsoy) Kimbilir ne puştluk düşünüyorlardır. Senelerdir getirdikleri bunca yabancıya kaptırdıkları paraların hesabını soran yok. Galatasaraylılığın ne olduğunu kendileri biliyormu ki, gelenlere öğretsinler. Onlar için tek gaye, taraftarı uyutsunlar, iki senede bir sırayla seçilsinler, padişahlıklarını sürdürsünler. Haldun'u kim tanırdı yönetici olmasa, beni bile şurda yazıyorum diye 250- 300 kişi tanıyor. Adnan Polat belki de şirketini iflastan kurtardı sayemizde.
Arda Turan; bu ülkede son yıllarda gelmiş geçmiş en büyük futbolcudur. Oynamadığı maçlarda gördük, pozisyona bile giremedik. Yani, Fener maçında oyuna sakat sakat girdikten sonra maçı çevirseydi, bırak Sinem'i Paris Hilton'u bile götürmesi için 10.000 kişi bağıracaktık. Bırakın lan bu işleri, o bilmiyormu sanki taraftarla barışmak için yapması gerekeni. Alır takımı maçtan önce, getirir kale arkasına, başlarını eğerler olur biter. Taraftarın takıma sitemi sevgidendir, ancak başımızdaki belaların yaptırdığı şeylerin sevgiyle alakası yok. Arda gibi başka kaç tane futbolcun var ki gitsin diyorsun. Bizim en büyük özelliğimiz di oysa, takımda ilk 11 den en az 4 kişinin kendi evladımız olması.
Arda Turan'ı satmak istiyorlar bence, bunun en kolay yolu taraftarın gözünden gönlünden düşürmek. Aksi durumda, kupa kaldırmış Arda'yı satabilirlermi? Demek kaleye seneye yabancı almayacaklar, Leo'yu ıslıklatın, protestoya devam edin talimatı tetikçilere. Jo kim ya, onu kim aldıysa zararı ondan tahsil etmemiz lazım. Esas protesto bunun için yapılmalı. Yazıları ters asmışlar çapulcular, ne zaman girdiniz o stada. Hepinizi tanıyorum, bedava aldığınız konbinelerinizi Fener maçında 500 liraya sattınız. Sonra her zamanki fare deliğinden içeri alındınız. Hiç biriniz tezahürat yapmasını bilmez, forma giymez, tipleri kayık, ağızları ishal.
Bizim 40 yıldır tribünlerdeyiz diye övündüğümüz, tribünler bunlar değil çocuklar. 14 sene beklemişler, ne beklemesi? Darwell'i ilk geldiği sene linçten Alman polisi kurtarmıştı. Daha dündü, Fener'e yenilen İmparator Terim, takım otobüsünden kaçarak canını zor kurtarmıştı bunların elinden. Gittikleri her deplasmanda olay çıkaranlar, her biri sabıkalı, bir o kadar tehlikeli yaratıklar. Çıkmışlar iyi okumuş terbiyeli gerçekten taraftar olmak isteyen yığınlara liderlik taslıyorlar. Aslanları kedilere boğduran, Haldun, bu tezgahın baş sorumlusudur. Şu an tartışma sıfırdır, ligin Belediyespor dahil en kötü taraftarı Galatasaray taraftarıdır. Maç başlar alır bir meleme melodisi, sahadaki oyunla alakası olmayan bir desibelle yırtarlar bir taraflarını. Köylere, yaylalara giden bağırtılar. Bir maç''yensen de yenilsen de'' diyenler, bir sonraki maç '' sizin gibi ruhsuz görmedik'' derler. Ne gördünüz ki lan siz. Ben Arda Turan olsam, bağırmayın daha iyi diye beyanat veririm.
Bataklıktaki sivrisineklerle uğraşalım istiyorlar. Yeni stadyumda bu çapulcular kendiliğinden asimile olurlar. Numaralıdaki, durumdan vazife çıkarıp bağıranlar, işte o meşhur 14 sene şampiyonluk görmemiş çocuklardır, iyi bakın onlara. Ceplerinden verecek olsalar paraları da olsa hangi çapulcu 4.000 dolar verip de o tribüne gider? Ben numaralı tribünlerden şimdiye kadar hiç bir maçta en ufak bir protesto sesi duymadım.
Taraftarın Fener maçında tribünleri yaktığında içlerindeydim. İşte odur devrim, yapacaksan onu yapacaksın. Takımı tamamen değiştirteceksin. Bugün küfrettiğin futbolcuyu, yarın önüne çağırmayacaksın. İşin çok kolay yolu vardı oysa. Hiç bir futbolcuyu maç öncesi şova çağırmasanız yeterdi. Merak etmeyin bizden aptal değil futbolcular, anlarladı demek istediğimizi. Arda'dan benim beklentim yokmu kaptan olarak? Var elbet, misal Fener'e yenildikleri gece alem yapanın izini sürmek, yakaldığında da kafa göz girişmek. Biz neler gördük, kaptan Büyük Mehmet, son dakika da Antiç'ten dandik bir gol yediğinde laleci Bahattin'e sahanın ortasında yapıştırmıştı tokadı. Sende döv Leo Franko'yu, bok çuvalı bir maç kurtaramamış çıkartma çapulcu taraftarın önüne, kendiniz kesin cezayı. Her türlü harekete verilecek cevabım var benim Galatasaraylılık mazimde. 14. şampiyonluk geldiyse o çapulculara karşı tribünlerde verdiğimiz savaşla gelmişti. Hatırlayan varsa bilmem, şimdikinden çok daha beter girmiştik son düzlüğe. Takım Rize'de yenilmiş, 3 maç kala şampiyonluk muczelere, 15. seneye kalmıştı. Kocaelispor maçında o zamanın çapulcuları, takımı, Darwell'i dövmeye hazırlıklıydı. Şimdiki gibi değil tam 2 misli insan vardı tribünlerde. Küfürlü tezahüratı yaptırmak isteyenlere karşı, bilinçli taraftarlar olarak çıkmıştık betonun üstüne. Susturduk, takımı bağrımıza bastık, aynı anda Malatya'dan gelen gol haberiyle biraz umutlanır gibi olduk. Sonraki hafta Antalya'da biz galipken, İnönü'de bir mucize oldu. Son dakikada Denizli, Beşiktaş'la berabere kalarak son Eskişehir maçına lider çıkmamızı sağladı. Ne oluyoruz be, paçası sıkan benle iddiaya girsin, her maçı kazanırsak şampiyon biz oluruz.
Oyunlara gelen, maşa olan, maçtan ekmek yiyen çapulcu tayfasını alt etmemiz imkansız. Bizim feryadımız, bizimkilere, siz o maşaların maşası olmayın yeter. Bırakın tezhürat yapmayı, yaptırmayı, konuşmayı bile bilmeyen adamlardan uzak durun. Gerekirse bir sezon onların bulunduğu yerden kombine almayın. Korkmayın Galatasaray'a bir halt olmaz. Daha da gerekiyorsa bir sezon maçlara gitmeyin. Yapabiliyorsanız yöneticilere ulaşmaya çalışın. Onların foyalarının çıkmasına yardımcı olun. İnanın bu sezon saha sonuçları gelmemişse bunun tek sebebi dışarda Haldun- Adnangiller, içerde lanet olası 16 numaradır. Dolduruşa gelipte çapulcunun tezahüratına eşlik eden bizimkilere gelince, bu maç sarı kartla kurtuldunuz benden. O da Galatasarayı ne kadar çok sevdiğinizi bildiğim içindir, son sözlerim şudur.
Sizin dün yaptığınız şeyleri, çok daha haklı olduğumuz halde biz yapsaydık, bugün sizlerin'' sizin gibi ruhsuz görmedik'' diye bağıracağınız bir takımınız bile olmayacaktı. Dün sizin kaptan Arda'ya yaptığınızı biz Cüneyt'e yapmış olsaydık, Avrupa Şapiyonu takımımız var diye övünen tek bir Galatasaraylı olmayacaktı. Zor zanaattır Galatasaraylılık, öyle formayı giyip, tribünde iki bağırmakla, üç sövmekle taraftar olunmuyor. Aklınızı başınıza devşirin, Galatasaraylı olduğunuza şükredin.
11 Nis 2010
Diyarbekirliymiş Adı Bahtiyar; Galatasaray 4- Diyarbakırspor 1
Şamar oğlanına çevirdiler bu sene Diyarbakırspor'u. Bir stada gidiyor taşla sopayla kovalıyorlar, bir başka yerde 4 bir taraftan tribüne çağırılıyorlar. Yok mu kardeşim şunun ortası? normal muamele yapsanız ya.
Sahaya çıkan kadroyu gördüğümde fark olacağına kehanet ettim her Galatasaraylı gibi. Ben sezon başından beri söylüyorum, Servet ile 16 numara bizim iyi futbol oynamamızı engelliyor diye. Bir ara televizyon 4-0 iken yedek kulübesini gösterdiler, zaten spiker de söyledi, Servet sanki Diyarbakırspor'da oynuyor gibiydi. Surat 5 karış, Galatasaray'ın yendiğine sevinmişse eşşoleşşek olayım. Aynı şekilde diğeri, umarım tamamen kurtulmuşuzdur.
40 senedir içinde bulunduğum tribünlerden bu maç iğrendim. Ağlama, meleme, Galatasarayı akıllarınca çok sevme. Tamam kardeşim, takımın son maçlarda oynadığı oyun için hepimiz aynı fikirdeyiz. Son Sivas maçından kaç kişi vardı sahada sanki? Bir musibet, bin nasihatten daha önemliymiş, demek kazmalardan kurtulmamız için çok puan kaybetmemiz gerekiyırmuş. Takımın hele gündüz oynanan maçtan sonra umudu sürerken, Beşiktaşlı bile çıkmayan candan umut kesmemişken, her şeyin olabileceği bir ligte bu teslimiyet nedendir?
Arda Turan tepkilerden en çok etkilenen oyuncu oldu. Morali sıfırın altında bir maç çıkardı ki, taraftar Arda konusunda yanlış düşünüyor. Oynamadığı 5 maçın 4 ünü kazanamadık. Ölüsü yeter bu takıma. Onu da bitirip, sülükleri güldürmek neyin nesi? Zayıf rakip karşısında da olsa görüldü ki Milan Baros'suz geçen haftalarda neler kaybetmişiz. Gol vuruşlarını özlemişiz.
Bugün her iki bekimiz dışında takımda herkes iyi oynadı. Caner ve Sabri çok top kaybettiler, takıma katkıları hiç olmadı. Hatta Sabri anlaşılan kaybedilen maçlarda yapılan bireysel hatalardan hiç ders almamış. Beyin özürlü olduğu için, her şey beklenir Sabri'den. Yaptığı yan pası bu kez Aykut içeri almayarak Sabri'yi kurtarmış oldu. İşte takım olmak dediğimiz şey bu, biri bir aptallık yapsa dahi diğerleri onu kurtaracak.
Aykut beklentilerimi boş çıkarmadı. Çerçeveyi bulan topun içeri gireceğinden emindim. Sanırım Aykut'un boş geçtiği maç yok. Ancak ben peşin yargılı olmadığımdan, ne kadar yerdiysem o kadar da överim. Bu maçta özellikle baktım tek bir top hariç hiç top şişirmedi. Demek ki bu işe el atılmış. benim beklediğim kaleci işte böyle bir kaleci olmalı. İstediği kadar yesin ama topu oyuna elle, bilinçli olarak soksun. Bu maç itibariyle Aykut için geri dönüş yapabilirim. Kurtarma işine gelince, o topu sanki Leo yemeyecekmiydi sanki?
Galatasaray öyle aman aman bir futbol oynayarak fark atmadı. Ancak kolay değil, taraftar kösteğiyle o kadar kötü oyunlardan sonra, ne olacağı meçhul bir maça çıkmak. Usta işi goller maçın rahat geçmesini sağladı. El Çiko'nun da gol atmasını çok istedim ancak takımda kalması adına umutlandım. Reykart'ın takımında olması gereken bir futbolcu. Taraftar'dan Surinamlı'ya verilen destek çok iyi oldu. Bu arada numaralı taraftarı gerektiğinde devreye girmesini bildi. Takıma tezahürat yaptılar. Protestolar çok sıktı, çapulcu daha çok sıktı.
Reykart'ın Jo'yu içeri alırken taraftarın ıslığı, onların bu maçta tek doğrusuydu. Galatasaray'a yakışmayan futbolcunun derhal bileti kesilmeli. Burası Rusya'nın CSK takımı değil kardeşim. Belediyespor'da oynasan tamam, taraftarın yok, profesyonelsin ama burası Galatasaray. Hele Fener maçından yenilgiyle çıktıktan sonra gülemezsin bile. Aynı şeyi, Sabri yapar mı?
Cuma'dan beridir maç yayınlıyor televizyon. 3 maç 0-0 bitti. Baros'a özel ikramiye vermesi lazım yayıncı kuruluşun. Malları bit pazarına düşmek üzereydi.
Noktayı Lukas Neil için koyuyorum. Maçın adamıydı, savunmada teknik bir futbolcuyu ne kadar özlemişim. Helal olsun diyorum kardeşim sana.
Ziya Doğan'ın bok ettip kaçtığı takımın başına geldin Güvenç Kurtar. Aldığın enkaz toparlanacak gibi değil. Adın bahtiyar, suçun doğudan saz çalmak. Dünya'yı dar ederler adama. Memleketine bile sokmazlar adamı. Geçmiş olsun.
Sahaya çıkan kadroyu gördüğümde fark olacağına kehanet ettim her Galatasaraylı gibi. Ben sezon başından beri söylüyorum, Servet ile 16 numara bizim iyi futbol oynamamızı engelliyor diye. Bir ara televizyon 4-0 iken yedek kulübesini gösterdiler, zaten spiker de söyledi, Servet sanki Diyarbakırspor'da oynuyor gibiydi. Surat 5 karış, Galatasaray'ın yendiğine sevinmişse eşşoleşşek olayım. Aynı şekilde diğeri, umarım tamamen kurtulmuşuzdur.
40 senedir içinde bulunduğum tribünlerden bu maç iğrendim. Ağlama, meleme, Galatasarayı akıllarınca çok sevme. Tamam kardeşim, takımın son maçlarda oynadığı oyun için hepimiz aynı fikirdeyiz. Son Sivas maçından kaç kişi vardı sahada sanki? Bir musibet, bin nasihatten daha önemliymiş, demek kazmalardan kurtulmamız için çok puan kaybetmemiz gerekiyırmuş. Takımın hele gündüz oynanan maçtan sonra umudu sürerken, Beşiktaşlı bile çıkmayan candan umut kesmemişken, her şeyin olabileceği bir ligte bu teslimiyet nedendir?
Arda Turan tepkilerden en çok etkilenen oyuncu oldu. Morali sıfırın altında bir maç çıkardı ki, taraftar Arda konusunda yanlış düşünüyor. Oynamadığı 5 maçın 4 ünü kazanamadık. Ölüsü yeter bu takıma. Onu da bitirip, sülükleri güldürmek neyin nesi? Zayıf rakip karşısında da olsa görüldü ki Milan Baros'suz geçen haftalarda neler kaybetmişiz. Gol vuruşlarını özlemişiz.
Bugün her iki bekimiz dışında takımda herkes iyi oynadı. Caner ve Sabri çok top kaybettiler, takıma katkıları hiç olmadı. Hatta Sabri anlaşılan kaybedilen maçlarda yapılan bireysel hatalardan hiç ders almamış. Beyin özürlü olduğu için, her şey beklenir Sabri'den. Yaptığı yan pası bu kez Aykut içeri almayarak Sabri'yi kurtarmış oldu. İşte takım olmak dediğimiz şey bu, biri bir aptallık yapsa dahi diğerleri onu kurtaracak.
Aykut beklentilerimi boş çıkarmadı. Çerçeveyi bulan topun içeri gireceğinden emindim. Sanırım Aykut'un boş geçtiği maç yok. Ancak ben peşin yargılı olmadığımdan, ne kadar yerdiysem o kadar da överim. Bu maçta özellikle baktım tek bir top hariç hiç top şişirmedi. Demek ki bu işe el atılmış. benim beklediğim kaleci işte böyle bir kaleci olmalı. İstediği kadar yesin ama topu oyuna elle, bilinçli olarak soksun. Bu maç itibariyle Aykut için geri dönüş yapabilirim. Kurtarma işine gelince, o topu sanki Leo yemeyecekmiydi sanki?
Galatasaray öyle aman aman bir futbol oynayarak fark atmadı. Ancak kolay değil, taraftar kösteğiyle o kadar kötü oyunlardan sonra, ne olacağı meçhul bir maça çıkmak. Usta işi goller maçın rahat geçmesini sağladı. El Çiko'nun da gol atmasını çok istedim ancak takımda kalması adına umutlandım. Reykart'ın takımında olması gereken bir futbolcu. Taraftar'dan Surinamlı'ya verilen destek çok iyi oldu. Bu arada numaralı taraftarı gerektiğinde devreye girmesini bildi. Takıma tezahürat yaptılar. Protestolar çok sıktı, çapulcu daha çok sıktı.
Reykart'ın Jo'yu içeri alırken taraftarın ıslığı, onların bu maçta tek doğrusuydu. Galatasaray'a yakışmayan futbolcunun derhal bileti kesilmeli. Burası Rusya'nın CSK takımı değil kardeşim. Belediyespor'da oynasan tamam, taraftarın yok, profesyonelsin ama burası Galatasaray. Hele Fener maçından yenilgiyle çıktıktan sonra gülemezsin bile. Aynı şeyi, Sabri yapar mı?
Cuma'dan beridir maç yayınlıyor televizyon. 3 maç 0-0 bitti. Baros'a özel ikramiye vermesi lazım yayıncı kuruluşun. Malları bit pazarına düşmek üzereydi.
Noktayı Lukas Neil için koyuyorum. Maçın adamıydı, savunmada teknik bir futbolcuyu ne kadar özlemişim. Helal olsun diyorum kardeşim sana.
Ziya Doğan'ın bok ettip kaçtığı takımın başına geldin Güvenç Kurtar. Aldığın enkaz toparlanacak gibi değil. Adın bahtiyar, suçun doğudan saz çalmak. Dünya'yı dar ederler adama. Memleketine bile sokmazlar adamı. Geçmiş olsun.
10 Nis 2010
Bunlar da Maç, Bunlar da
Ne farkı var kardeşim, saha aynı, top ağırlığı aynı, hatta burada para daha fazla( harcanan emek, verilen verimle oranlarsan), hepsinin lisansında futbolcu yazıyor, Barış Özbek'le, Servet Çetin'le, Messi'nin, Cerard'ın, Robben'in karşı karşıya oynama ihtimalleri var. Onların tribünlerin de de taraftar var, bizimkilerin de.
Sezon başında forma tutamaz bizim takımlar. Hele bir 10 maç geçsin o zaman bizi seyredin derler. Ligin yarısının hocası kovulur. Sonra başlar sakatlıklar, çirkef oyunlar, yaklaşan devre arasında gönderileceklerin gizli listesi açıklanır. Avrupa'ya transfer olacaklar için pazarlar kurulur. Bu arada mevsim kış olmuştur, çoğu Anadolu sahaları buz tutar. İyi futbol beklenmez haliyle, kazayla alınan 3 puan varsa değme keyfine hocaların, taraftarların. idreci denilen oligarşinin.
Devre arsında karaborsa başlar bizim ligimizde. Antrenmana ihtiyacı olan, sakatsa iyileşmek için rehabilitasyon merkezi arayan, vitamini eksik, değişik Türk kızlarıyla takılmak isteyen, değişik yemeklere karnı acıkan cebi de büyük olan futbolcuları( dolar, yuro doldurmak için) karşılamak için tuzluğu kapan soluğu hava alanında alır. Bir gazla dandik bir takımı yenince, kazayla kiralık bir futbolcu da gol atmışsa, bonservisini nasıl alabilirizin telaşı. Bir kaç maç atlatıldıktan sonra, ligin snu yaklaşıyor, atık kimse bizden iyi futbol beklemesin. Dua et rakip puan kaybetsin, ancak o zaman tutunabilirsin tepelerde.
Bunlar maç, Bavyera Münih ile Mançester Birliği arasında oynanan 2 maç, toplam 8 gol, Liverpuul, Benfika arasında oynanan 2 maç, toplam 9 gol, Barça ile Arsenal arasında oynanan 2 maç toplam, 9 gol. Toplamak için hesap makinası lazım, 26 gol ediyor. Bu kalecilere, bu defans oyuncularına karşı atılmış 26 gol.
Bunlar da maç,bizim El Sikko, Galatasaray- Fenerbahçe maçı, toplam 1 gol, Galatasaray- Trabzonspor,toplam 1 gol, Galatasaray- Sivasspor toplamda 2 gol. Ankaragücü- Beşiktaş toplam sıfır gol. Fenerbahçe-Kayserispor 2 gol.Gençlerbirliği- Fenerbahçe, toplam sıfır gol. Bizim 6 üst düzey maçta atılan gol sayısı 6.
Bizim üst düzey takımlarımızın karmasını oynatsan, yukarıda saydıklarımızın kalesine tek bir şut bile atamadan 6 maçı tamamlarlar. Hadiyin lan, hokkabazlar, kimi kandırıyorsunuz bizim de oynadığımız oyunun adı futbol diye. Korkunç kahrolası bir tuzağın içindeyiz. 20 liraya düşmüş Galatasaray'ın maçı, kombinesi olanlar bile maça gitmeyecekler. Gidecek olanlar da maç seyretmeye gitmiyorlarlar, yarın stadyumda olacaklar, malzemeci Veli, bir ipe formaları assa yine orada olacaklardır. Formanın içindeki futbolculara herkes boka bakar gibi bakmaya başladı. Hepinize yazıklar olsun, ben sizin yerinizde olsam aldığımız eşşek yükü paralardan toplar, televizyonlara verir de şu naklen yayınları yasaklatırım. Foyanızı ortaya çıkarıyorar. Acaba sizler seyrediyormusunuz bu maçları?
Geçen gün hangi futbolcu hangi diziyi iziyor diye yazmış paçavra gazetenin biri. Kurtlar Vadisini, Canım Ailem'i izliyor bizim futbolcular. Keriz mi, kendilerinin olmadığı bir şovu seyretsin. Bir çalım öğrensin, pas nasıl atılır örnek alsın. Kayarak topu kurtarmaya taksın kafayı, gol vuruşuna baksın. Bu kadar para veriyorlar, bir maçı alacaksın oyunculara ev ödevi vereceksin. Seyretsinler maç, seyrettikleri açtan ertesi günü imtihan yapacaksın. 8 alamayan futbolcunun lisansını yırtacaksın. Arda'da niye düşüş varmış, düşüş müşüş yok. Arda aynı, Arda'nın kabiliyet bu kadar, attığı çalımları öğrendiler artık yemezler. Bir feyk atma, içeri doğru topu kesme, sonrasında Messi'yle kıyaslanma.Şu saydığım 6 maçta her hangi bir takımda 16 numarayı düşünebiliyormusunuz? Odunla döverler adamı.
Bu memlekette maça giden taraftarların imkanı olsa, isteyen istediği takımın taraftarı olsun, istediği maça bedava gidebilsin dense. 1 ay içinde, Sefa, Alen, Sebo dahil tek bir taraftar kalırsa eşşeğim. Sonra da sistemin adamları baş başa kalsalar, bir birleriyle kazasız belasız, eleştirisiz, küfürsüz bir lig oynasalar. İstedikleri bu değil mi sanıyorsunuz?
3 büyükler; Futbola lanet ettirenler, hepinize lanet olsun.
Sezon başında forma tutamaz bizim takımlar. Hele bir 10 maç geçsin o zaman bizi seyredin derler. Ligin yarısının hocası kovulur. Sonra başlar sakatlıklar, çirkef oyunlar, yaklaşan devre arasında gönderileceklerin gizli listesi açıklanır. Avrupa'ya transfer olacaklar için pazarlar kurulur. Bu arada mevsim kış olmuştur, çoğu Anadolu sahaları buz tutar. İyi futbol beklenmez haliyle, kazayla alınan 3 puan varsa değme keyfine hocaların, taraftarların. idreci denilen oligarşinin.
Devre arsında karaborsa başlar bizim ligimizde. Antrenmana ihtiyacı olan, sakatsa iyileşmek için rehabilitasyon merkezi arayan, vitamini eksik, değişik Türk kızlarıyla takılmak isteyen, değişik yemeklere karnı acıkan cebi de büyük olan futbolcuları( dolar, yuro doldurmak için) karşılamak için tuzluğu kapan soluğu hava alanında alır. Bir gazla dandik bir takımı yenince, kazayla kiralık bir futbolcu da gol atmışsa, bonservisini nasıl alabilirizin telaşı. Bir kaç maç atlatıldıktan sonra, ligin snu yaklaşıyor, atık kimse bizden iyi futbol beklemesin. Dua et rakip puan kaybetsin, ancak o zaman tutunabilirsin tepelerde.
Bunlar maç, Bavyera Münih ile Mançester Birliği arasında oynanan 2 maç, toplam 8 gol, Liverpuul, Benfika arasında oynanan 2 maç, toplam 9 gol, Barça ile Arsenal arasında oynanan 2 maç toplam, 9 gol. Toplamak için hesap makinası lazım, 26 gol ediyor. Bu kalecilere, bu defans oyuncularına karşı atılmış 26 gol.
Bunlar da maç,bizim El Sikko, Galatasaray- Fenerbahçe maçı, toplam 1 gol, Galatasaray- Trabzonspor,toplam 1 gol, Galatasaray- Sivasspor toplamda 2 gol. Ankaragücü- Beşiktaş toplam sıfır gol. Fenerbahçe-Kayserispor 2 gol.Gençlerbirliği- Fenerbahçe, toplam sıfır gol. Bizim 6 üst düzey maçta atılan gol sayısı 6.
Bizim üst düzey takımlarımızın karmasını oynatsan, yukarıda saydıklarımızın kalesine tek bir şut bile atamadan 6 maçı tamamlarlar. Hadiyin lan, hokkabazlar, kimi kandırıyorsunuz bizim de oynadığımız oyunun adı futbol diye. Korkunç kahrolası bir tuzağın içindeyiz. 20 liraya düşmüş Galatasaray'ın maçı, kombinesi olanlar bile maça gitmeyecekler. Gidecek olanlar da maç seyretmeye gitmiyorlarlar, yarın stadyumda olacaklar, malzemeci Veli, bir ipe formaları assa yine orada olacaklardır. Formanın içindeki futbolculara herkes boka bakar gibi bakmaya başladı. Hepinize yazıklar olsun, ben sizin yerinizde olsam aldığımız eşşek yükü paralardan toplar, televizyonlara verir de şu naklen yayınları yasaklatırım. Foyanızı ortaya çıkarıyorar. Acaba sizler seyrediyormusunuz bu maçları?
Geçen gün hangi futbolcu hangi diziyi iziyor diye yazmış paçavra gazetenin biri. Kurtlar Vadisini, Canım Ailem'i izliyor bizim futbolcular. Keriz mi, kendilerinin olmadığı bir şovu seyretsin. Bir çalım öğrensin, pas nasıl atılır örnek alsın. Kayarak topu kurtarmaya taksın kafayı, gol vuruşuna baksın. Bu kadar para veriyorlar, bir maçı alacaksın oyunculara ev ödevi vereceksin. Seyretsinler maç, seyrettikleri açtan ertesi günü imtihan yapacaksın. 8 alamayan futbolcunun lisansını yırtacaksın. Arda'da niye düşüş varmış, düşüş müşüş yok. Arda aynı, Arda'nın kabiliyet bu kadar, attığı çalımları öğrendiler artık yemezler. Bir feyk atma, içeri doğru topu kesme, sonrasında Messi'yle kıyaslanma.Şu saydığım 6 maçta her hangi bir takımda 16 numarayı düşünebiliyormusunuz? Odunla döverler adamı.
Bu memlekette maça giden taraftarların imkanı olsa, isteyen istediği takımın taraftarı olsun, istediği maça bedava gidebilsin dense. 1 ay içinde, Sefa, Alen, Sebo dahil tek bir taraftar kalırsa eşşeğim. Sonra da sistemin adamları baş başa kalsalar, bir birleriyle kazasız belasız, eleştirisiz, küfürsüz bir lig oynasalar. İstedikleri bu değil mi sanıyorsunuz?
3 büyükler; Futbola lanet ettirenler, hepinize lanet olsun.
7 Nis 2010
Sorun Korteks Sorunu
Sevgili, büyük Surinamlı ve sevgili büyük Galatasaray taraftarı;
Bu sütunlarda pek çok defa feryat, figanımı okudunuz. Ne yazdıysam, ne söylediysem amacım, şiarım hep aynıydı benim. Ne yaptıysam Galatasaray için yaptım. Gelip geçici neticelerle, tabelayla, tabeladan sonra atıp tutan sülüklerle hiç işim olmadı. Amacım mevcut Galatasaraylıların moralini yüksek tutmak, onların bilemediği benim bildiğim bir şeyler varsa aktarmak, bir iki ve daha fazla çocuğu Galatasaraylı yapmaktır. Bunda da karınca kararınca elimden gelenin fazlasını yaptığımı düşünmekteyim.
Yüzyılda olup olabilecek hadiseler vardır bazen. Misal Hagi'nin Galatasaray'a gelişi, misal Surinamlı'nın takımın başında oluşu. Bin tane hata yapanlar, ancak 2 doğru yapabilmişlerdir bana göre. Ve bu anlamda, herkesin saldırıya geçtiği anlarda durumdan vazife çıkararak bir kez daha feryat etmek istiyorum.
11 tane eşşekle oynasa, her sene kümeye oynayan takımı olsa, hiç bir zaman şampiyon olamasa bile benim görüp görebileceğim, ölene kadar takımın başında olmasını istediğim hoca, büyük SURİNAMLI'dır. Ve bundan sonraki kalan maçlarda Galatasaray taraftarından meleme, ağlama değil de maçın başından sonuna kadar ''kıvırcık saçlarına, ak düşmüş uçlarına'' diye tribünleri inletmelerini, dosta düşmana Galatasaraylılığın ne olduğunu bir kez daha göstermelerini istiyor, bekliyor, emrediyorum. Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa vardır, bu satıh Galatasaray siperleridir. Kanla irfanla kazandığımız mevzileri, bir avuç çapulcuya, sülüğe, seçildiklerini sanan adlarına yönetici denilen hokkabazlara bırakıp gidecek değiliz.
Ne oldu bize 1 ayda? diye kafa patlatalım biraz. Kimseye inanmayın sakın, hepiniz en az sizlere dayatanlar kadar biliyorsunuz futbolu. Gelinen noktada Surinamlının suçu yok. Eğer içimizi rahatlatacaksa sebeb, sorumlu arayacaksak, aramaya gerek yok. Hepimiz biliyoruz, 2 sene daha gözümüzün önünde tezgahlayacaklar çok bildikleri orta oyununu. Adnangiller aramızdan çekilmediği sürece yüzümüz gülmeyecek bizim.
Şampiyon kulüpler kupasını biz kurduk. Adnangiller bulaşana kadar en çok katılan 3 takımdan biriydik. 6 sezon oluyor, unuttuk Şampiyonlar Ligi marşını. Teslim aldıkları takıma senede 2 antrenör getirdiler, şimdi nerelerde oynadıkları belli olmayan futbolcuları transfer ettiler. Her sene şu garip ülkenin dolarlarını futbolcu pazarlamacılarıyla bölüştüler. Ve biz arada gelen kısmete Şampiyonluklarla avutulduk durduk.
Evet son maçlara bakıyoruz şimdi. Sebep olanların foyasını ortaya çıkardıktan sonra soruna bakıyoruz. Sorun kafalarda, herkes futbol ayakla oynanıyor sanıyor, Türkiye Langırt ligi haricinde hiç bir büyük ligte futbol ayakla oynanmıyor. Bütün oyunlar gibi futbol da ayakla değil, beyinle oynandığından bir arpa boyu ilerleyemiyoruz.
Son maçta saydık, 10.000 lerce taç atışı yapmıştır her halde Sabri. Surinamlı taç atmasını mı öğretsin? Lise talebesine hocanın kalem tutmasını öğretmesi gibi bir şey. Sırayla gidelim bakalım, bizim futbolcularımızın kafatasının içinde beyin var mı?
Kaleci Aykut'u seyretmek mecburiyetinde kaldık. Haftanın kurtarışını yapmış, Batman gibi ters köşeye uçarken top ayağına çarpıp içeri girmediğine kurarış diye yutturuyorlar. Bundan sonraki maçlarda o oynayacaksa, inanın 5. bile olmayacağız demektir. Şimdi kaleci Aykut'ta beyin olsa, kendisine gelen topları ragbi oyuıncusu gibi 70 metre uzağa atar mı? Kalesine top gelmesin ister bir kaleci. Her maç 0-0 bitse Dünyanın her takımında oynar. Topun gelmemesi için en verimli şey, topun kendi oyuncularında kalması. O ne yapıyor, her topu rakip takıma atıp kendisi daha çok topla buluşuyor. Kaleci bile olmadığından gelenlerden biri elbet çerçeveyi buluyor. Bulunca da geçmiş olsun.
Aykut'ta beyin yok, savunma da var mı peki? Topu kaleciden alıp, 20 metre önündekilere aktarabilecek yeteneği olmayan kazmalardan oluşuyor savunma. Son maçta Lukas az daha bütün savunmayı dayaktan geçirecekti. Aptallıklarını kapatmaktan helak oldu. Kafası çalışmayan Servet ne yapsın? topu şişirmeyi tercih ediyor, son maçta olmayan beyni taca at emri vermiş onu da gördük. Sabri, Hakan Balta ürkeklikten, korkaklıktan en ufak bir bindirme yapamadılar. Bir şekilde futbolcu lisansı verilmiş bu adamlara Surinamlı 50 metre koşun mu diyecek?
Fakat biri var ki takımda bana göre şu ana kadar Galatasaray'da oynamış en akıllı futbolcu. Sıfır kabiliyetle, birilerinin basiret bağlanması veya benim kıllandığım sebeplerle kendini Galatasaray'da oynuyor bulmuş. Galatasaray'da olmasa Kartalspor'da kadroya zor girebilecek bir lisanslı ayak tepicisi bu sene en çok oynayan futbolcu olmuş ve büyük aklı sayesinde takımı tek başına itin götüne sokmuştur. Önce Galatasaraylı olduğunu beyan ederek taraftarı kandırmış, sonra Surinamlıyı. Her maç, her futbolcunın her kareketi kayıt altında. En çok top kapan oyuncu olacaksın, akıllısın ne yaparsın? Topun rakibe geçmesi için yırtınırsın. O zaman yapman gereken top bizdeyken araziye uyman, nasıl yapıyorsan cin olman, hayalet olman, seni arayıp bulamayan takım arkadaşın zaten sınırlı yeteneğiyle topu kaptırır nasıl olsa. O zaman sen devreye girersin, o kadar yemeye, ilaca, vitamine, antrenmana ben Ankara'ya kadar koşarım. Sen de koşacaksın it gibi, topu kapacaksın, en çok koşan futbolcu olup listeye gireceksin. Kapınca ne yapacaksın peki? Top kaptıranları da sayıyorlar, sen iyisimi geriye oyna, Servet'e at o kaptırsın. Ya da geçen sene Lincoln'e yaptıkları gibi bu sene de Elano'ya yapmalarına yardımcı olacaksın. Eğer Elano kötü kullanma ihtimali olan bir yerde ise, baskı altındaysa Elano'ya atıp bir taşla iki kuş vuracaksın. Birinci kuş isabetli pas atmış olacaksın, daha büyük kuş, Elano topu kötü kullanıp, kaybedecek siz götünüzle güleceksiniz. Her Galatasaraylıyla bütün maçları tekrar izlemeye hazırım. Bu sene açık ara şampiyon olmamışsak, dışardaki Adnangillerden sonra içerdeki 16 numara yüzündendir. Elano'nun kötü gözükmesinin, Sabri'nin taçlarının rakibe gitmesinin, top kayıplarının, yediğimiz gollerin çoğunun tek başına sorumlusudur. Gel gelelim Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en akıllı futbolcusudur. Ben hariç, bütün camiayı uyutmuştur.
Elano Hagi gibi adam geçebilen sonra pas atan biri değil. Aklı ile futbol oynamaya çalışan tek futbolcumuzdur. Elalemin 20 pasla 5 km koşarak topu götürebildikleri noktaya tek bir pasla götürmek istemektedir. Ne yazık topları diri olduğu, boş bulunduğu kısaca uygun durumda alamadığından, aldığında da attığı yerlerde akıllı biri olmadığından asist yapmamış yazılmaktadır CV sinde. Eğer Galatasaray'ı bizim sevdiğimizin binde biri kadar seven oyuncularla oynayabilse şimdiye kadar asist kralı olurdu. Geçen yıl az daha Lincoln böyle biri olacak, kazmaların kapılarından birisini kapatacaktı. Yaser'e yedirdiler, ilk yarının en verimli futbolcusunu. Şimdi şaşı paslarını arıyor gözlerimiz. Bu orta sahayla Hagi olsaydı, çoktan ismi unutulmuştu, hepimiz küfür ediyor olacaktık. Her futbolcu kendine oynuyor, kafasında beyin olmayan biri de Keyta. Van Gogh'un çok iyi ressam olması gibi bir şey. Fantastik futbolcu, üstün yetenekleri var ama omirilik soğanı yok. Bir maçı alır, 10 maçta bir halt yiyemez. Vurulması gereken yerde pas veriyor, pas vereceği yerde vuruyor. Necati'nin yetenekli olanı.
Biraz da Arda'ya sallayıp toparlayalım. Arda'nın düşüşü tam bir acemilik. Bekham yapacaklar ya, saldılar çocuğun üstüne medyatik bir kızı. Ne oldum delisi oldu. Dünya Kupası hayalleri vardı, diğer milli futbolcularımız gibi. Hepsi gibi o da bu sezonu bıraktı. Milli maç motivasyonu kalmayınca hedefi küçülttü.
Semih, Nihat, Gökhan Zan, Hamit, kim varsa kulübelerde çürüyor. Arda'da çürüyecekti belki takım tam kadro olsa. O da Mehmet Topal tarafından iptal edildi. O sakatlık pahalıya patladı bize. Ne kadar kötü de oynasak Arda Turan bir şeyler yapar, bir kaç puan daha fazlamız olurdu. Takımın kaptanı yok, hata yapıldığında, pis gol yendiğinde iki, misli oynayıp gireni çıkartacak derman, moral yok. Belki bir çoğunun işine bile geliyor bu durum. Seneye olmayacak çoğu, futbolcu cin, ben yoksam gerisi tufan diyor. Yarın Dünya Kupası maçları var, oynaması muhtemel futbolcular topa girmiyor. Bir tek müstesna var tabi bu takımda. Dedik ya duran saat bile günde iki defa doğruyu göstermiş. Lukas'ı gerimişler, eğer kaçmazsa tabi. Takımda tek geçilecek futbolcu.
Evet Galatasaray taraftarı, her zamanki gibi görev senin. Sebep olanlar, oynayanlar hancıdır. Bugün varlar yarın yoklar. Biz buradayız, ömrümüz ne kadar vefa ederse tribünlerde olcağız. Bundan sonraki bütün maçlara Reykart için gidin. Kıvırcık için bağırın. Lukas hariç hiç bir futbolcuya özel muamele yapmayın. Ağlamayın, arabesk şarkılar söyleyerek düşmanları sevindirmeyin. Karnınızı doyuramayacağınız yerde aç olduğunuzu söylemeyin.
Göreyim sizi çocuklar, başınız öne eğilmesin, kollar kırılsın, Ali Sami YEN içinde kalsın.
5 Nis 2010
Galatalona; Sivasspor 1- Galatasaray 1
Geldiğinden beri sana ilk defa kızıyorum Surinamlı. İlk defa eleştiriyorum seni, çok ayıpladım. Madem bizi Barcelona yapacaksın, sezon bitiyor bekliyoruz o büyük takımı, bir tek eksiğin vardı oysa. O da nihayet iyileşmişti, kadrodaydı, müjdeler olsundu. Lukas yerine Gökhan Zan'ı oynatsaydın, benim büyük hocam, büyük Surinamlın olacaktın. Şimdi şu maça bakarak sana yazıklar olsun diyorum. Şu maçta Lukas ikinci sarı karttan atılsaydı, biz bu hafta Ali sami Yen'de tam bir Barcelona izleyecektik. Yazık oldu. Ama sen yine de lukası değil, Gökhan Zan'ı oynat hocam. Çok özledik biz nmilli stoperimizi.
Kadrolar açıklanır açıklanmaz iddia bayisine koştum. Sivasspor 1 e yatırdım parayı. Bir kez daha beni yatırdı Galatasaray. Başımızda Aziz Yıldırım olsa bundan daha kötü bir kadro çıkarıp, bundan daha kötü yönetemezdi. Laubali sakız çiğneyişini gördükten sonra Reykart'ın sezon sonunu beklemeden kaçacağına bahse girerim artık. Ne sistemmiş ya, sezon başından beri uyguladıkları kampa girmeme sistemini bu maç kaldırmışlar. Tarih bir kere yazmıştı ya Sivas'ta, hastaneden kaçan Hasan Şaş bile Sivas'a gelmişti, kalede Aykut vardı. ne olmuş canım yine aynı şey değilmiydi, geçir dediler Aykut'u. İlk yarı öyle bir terse uçtu ki, bıraksalar Erzincan'a kadar gidecekti. Top ayaklarına çarpınca kurtarmış oldu. Tamam Leo'ya bok çuvalı dedik kötü kaleci dedik ama Aykut kaleci bile değil kardeşim. Ragbi oyuncusu, topu en uzak yere atma ustası. Olsun kalede bir ağaç olsa, arada sırada ona da çarpacaktı, iki defa çarptı. Kenara çerçeveye giden topun gol olacağını biz iki seneden beri yazmaktayız. Son 10 dakika kalaya kadar bir gol yesek diye yalvardım. Çıkaracak zaman kalsın diye. Şimdi soruyorum, son saniyedeki Sivas şutunda gol olsun demeyen Galatasaraylı varmıydı içinizde?
Adamlar Dünyanın en büyük hocaları, kondüsyonerler bulunmaz kumaş, bütün fubolcular geçen seneden daha beterler. Hakan Balta, futbolu unutmuş, Ayhan zaten bırakmış, Sabri eski Sabri olmuş, Everetonlu Topal, artık topallayamaz hale gelmiş. 2 ay sonra Dünya kupası var, Eleno keriz mi? topa ayağını sürsün.
Adnan beyler, sezona 5 kupa diye girdiler. Olsun bundan sonra 6 maç daha var. Herkes kaybeder biz kazanırız saate bakarız canım, geçen yıllarda olmadı mı? yine olur. Bütün takımı getirmişler Sivas'a. Hasan Şaş'ın gelmesiyle Baros'un gelmesi aynı şey mi? O maçta Hasan antrenördü, bu maçta Baroş, cep telefonu reklamı yaptı. Maç umurunda olsa geçen hafta sarı kart görürmüydü?
Bu Jo Dalton denen hokkabazı kim buldu getirdi bileniniz var mı?. Adam hem bizi, hem bizim kızlarımızı götürüyor. Nerde bizim anlı şanlı kabadayı, ahlak düşkünü ultraslan taraftarımız. Nonda'nın ayağında demir var diyorduk, koşmuyor diye etmediğimiz küfür kalmamıştı. Bu adam ofsayttan çıkmıyor, bacağına beton atılmış. Servet risk almıyormuş, almasın topu her pozisyonda taca atabiliyor ya, afferin ona. Seneye de kal ne olur Kartallı, senin stilinde oynayan bir futbolcuyu bir daha görmeye ömrüm yetmez benim.
Sabri'nin attığı taçları sayanınız oldu mu? Ben saydım sizin yerinize, attığı bütün taçlar rakibe gitti, bir kaç tanesi gol pozisyonuna bile dönüştü, taç atmasını bile öğretememişler. Koskoca Galatasaray tam bir 45 dakika 1-0 a yattı, Barış beni değiştirin diye yalvarıyordu. Baktı değiştirmediler salladı tekmeyi. Ben olsam mahkemeye veririrm Barış'ı, adam öldürmeye tam teşebbüsten. 5 maç ceza vermezlerse bende bu Federasyonun düşmanıyım.
Birisi sezon başında deseydi, sezon sonuna doğru kadro bu şekilde çıkacak diye, acaba Reykart'a bu kadar kredi verirmiydik. Artık söylüyorum kardeşim, ben dedim. Hem de galip geldiğimiz maçlardan sonra yazdım. 16 numara, Servet, Topal aynı takımda ilk 11 de ise 4. lük maçı oynayacaksnız diye. Şimdi ben haftaya Gökhan Zan'ı da bekliyorum 4 gözle.
1-0 yenseyrdik bundan daha beter yazacaktım. Ben çok iğrenç maçlar seyrettim, çok kötü futbolcular gördüm. Şu son maçlardaki seri kadar kötü oynadığımız hiç bir periyot hatırlamıyorum. Galatasaray tarihinde 3-4 kötü futbolcuyla asla oynamamıştır. Şu takımı not edin bir tarafa, seneye çoğu Türkcell Liginde olmayacak. Reykart kendini kurtarır. Adam Edirne'den dışarı çıksa, İtalya'da yolunu keserler, Milan'ın başına getiriler. Ama şu Barış, Topal, 16 numara nereye saklanacak. Bu arada ikinci yarı ben sahadan çıkarken gördüm sadece. Büyük bir hünerdir, seni kimse görmeden maçı tamamlayacaksın. Cinlerin, perilerin işini yapıyor vallahi.
Şimdi sizden bir aptallık daha yapmanızı beklemek taraftar olarak benim hakkım. Yenin Bursaspor'u, Fener şampiyon olsun. Ancak o maçta motive olursunuz. Uzatmalarda gol yiyorlar, en ufak bir çaba yok gol atmak için. Hatta 2. golü mucize kalemizde görmüyoruz. Bereket mor formayla çıktılar da maçı seyredenlerin çoğu bu takımın Galatasaray olduğunu anlamadı. Aslında kovulması gereken tek bir kişi var bu soytarılık içinde, onu da kovamadılar. Adnan Polat, Adnan Sezgin, Haldun Üstünel, Galatasaray'a yapığınız kötülüklerden dolayı, sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizim gibi taraftara inanın çok bilesiniz.
Kadrolar açıklanır açıklanmaz iddia bayisine koştum. Sivasspor 1 e yatırdım parayı. Bir kez daha beni yatırdı Galatasaray. Başımızda Aziz Yıldırım olsa bundan daha kötü bir kadro çıkarıp, bundan daha kötü yönetemezdi. Laubali sakız çiğneyişini gördükten sonra Reykart'ın sezon sonunu beklemeden kaçacağına bahse girerim artık. Ne sistemmiş ya, sezon başından beri uyguladıkları kampa girmeme sistemini bu maç kaldırmışlar. Tarih bir kere yazmıştı ya Sivas'ta, hastaneden kaçan Hasan Şaş bile Sivas'a gelmişti, kalede Aykut vardı. ne olmuş canım yine aynı şey değilmiydi, geçir dediler Aykut'u. İlk yarı öyle bir terse uçtu ki, bıraksalar Erzincan'a kadar gidecekti. Top ayaklarına çarpınca kurtarmış oldu. Tamam Leo'ya bok çuvalı dedik kötü kaleci dedik ama Aykut kaleci bile değil kardeşim. Ragbi oyuncusu, topu en uzak yere atma ustası. Olsun kalede bir ağaç olsa, arada sırada ona da çarpacaktı, iki defa çarptı. Kenara çerçeveye giden topun gol olacağını biz iki seneden beri yazmaktayız. Son 10 dakika kalaya kadar bir gol yesek diye yalvardım. Çıkaracak zaman kalsın diye. Şimdi soruyorum, son saniyedeki Sivas şutunda gol olsun demeyen Galatasaraylı varmıydı içinizde?
Adamlar Dünyanın en büyük hocaları, kondüsyonerler bulunmaz kumaş, bütün fubolcular geçen seneden daha beterler. Hakan Balta, futbolu unutmuş, Ayhan zaten bırakmış, Sabri eski Sabri olmuş, Everetonlu Topal, artık topallayamaz hale gelmiş. 2 ay sonra Dünya kupası var, Eleno keriz mi? topa ayağını sürsün.
Adnan beyler, sezona 5 kupa diye girdiler. Olsun bundan sonra 6 maç daha var. Herkes kaybeder biz kazanırız saate bakarız canım, geçen yıllarda olmadı mı? yine olur. Bütün takımı getirmişler Sivas'a. Hasan Şaş'ın gelmesiyle Baros'un gelmesi aynı şey mi? O maçta Hasan antrenördü, bu maçta Baroş, cep telefonu reklamı yaptı. Maç umurunda olsa geçen hafta sarı kart görürmüydü?
Bu Jo Dalton denen hokkabazı kim buldu getirdi bileniniz var mı?. Adam hem bizi, hem bizim kızlarımızı götürüyor. Nerde bizim anlı şanlı kabadayı, ahlak düşkünü ultraslan taraftarımız. Nonda'nın ayağında demir var diyorduk, koşmuyor diye etmediğimiz küfür kalmamıştı. Bu adam ofsayttan çıkmıyor, bacağına beton atılmış. Servet risk almıyormuş, almasın topu her pozisyonda taca atabiliyor ya, afferin ona. Seneye de kal ne olur Kartallı, senin stilinde oynayan bir futbolcuyu bir daha görmeye ömrüm yetmez benim.
Sabri'nin attığı taçları sayanınız oldu mu? Ben saydım sizin yerinize, attığı bütün taçlar rakibe gitti, bir kaç tanesi gol pozisyonuna bile dönüştü, taç atmasını bile öğretememişler. Koskoca Galatasaray tam bir 45 dakika 1-0 a yattı, Barış beni değiştirin diye yalvarıyordu. Baktı değiştirmediler salladı tekmeyi. Ben olsam mahkemeye veririrm Barış'ı, adam öldürmeye tam teşebbüsten. 5 maç ceza vermezlerse bende bu Federasyonun düşmanıyım.
Birisi sezon başında deseydi, sezon sonuna doğru kadro bu şekilde çıkacak diye, acaba Reykart'a bu kadar kredi verirmiydik. Artık söylüyorum kardeşim, ben dedim. Hem de galip geldiğimiz maçlardan sonra yazdım. 16 numara, Servet, Topal aynı takımda ilk 11 de ise 4. lük maçı oynayacaksnız diye. Şimdi ben haftaya Gökhan Zan'ı da bekliyorum 4 gözle.
1-0 yenseyrdik bundan daha beter yazacaktım. Ben çok iğrenç maçlar seyrettim, çok kötü futbolcular gördüm. Şu son maçlardaki seri kadar kötü oynadığımız hiç bir periyot hatırlamıyorum. Galatasaray tarihinde 3-4 kötü futbolcuyla asla oynamamıştır. Şu takımı not edin bir tarafa, seneye çoğu Türkcell Liginde olmayacak. Reykart kendini kurtarır. Adam Edirne'den dışarı çıksa, İtalya'da yolunu keserler, Milan'ın başına getiriler. Ama şu Barış, Topal, 16 numara nereye saklanacak. Bu arada ikinci yarı ben sahadan çıkarken gördüm sadece. Büyük bir hünerdir, seni kimse görmeden maçı tamamlayacaksın. Cinlerin, perilerin işini yapıyor vallahi.
Şimdi sizden bir aptallık daha yapmanızı beklemek taraftar olarak benim hakkım. Yenin Bursaspor'u, Fener şampiyon olsun. Ancak o maçta motive olursunuz. Uzatmalarda gol yiyorlar, en ufak bir çaba yok gol atmak için. Hatta 2. golü mucize kalemizde görmüyoruz. Bereket mor formayla çıktılar da maçı seyredenlerin çoğu bu takımın Galatasaray olduğunu anlamadı. Aslında kovulması gereken tek bir kişi var bu soytarılık içinde, onu da kovamadılar. Adnan Polat, Adnan Sezgin, Haldun Üstünel, Galatasaray'a yapığınız kötülüklerden dolayı, sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizim gibi taraftara inanın çok bilesiniz.
2 Nis 2010
Giden Galatasaray'ın Ardından, Hep Biz Olduk El Sallayan
Pazar gününden beridir taraftar kan ağlıyor. Co Dalton'un alem yaptığı gece, bizde başka alemlere gidip geldik. Sebep suçlu arıyoruz, her sene bu zamanlarda. Biz yazmaktan bıktık, arşivlerden bakıyorum geçen sene ne yazmışım diye, değiştir isimleri, takımları yaz aynısını.
Sistem dediğimiz şey, Reykart'ın ya da başka bir hocanın oturtacağını beklediğimiz şey değil çocuklar. Sistem zaten var, bizim gibi saf taraftraları, taraftar olmayan renk sevdalılarını sömüren, milyar dolara ulaşmış futbol endüstrisinin kaymağını yemek üzere siper almış kan emicilerin kurduğu, değiştirilemez sistem.
Seneler önce yönetici bulunamazdı bu sisteme, ağzı laf yapmış, okumuş, zengin olmuş hasbelkader gönül verdiği takımın idaresine yalvararak razı edilenlerden oluşurdu yönetim kurulu. Şimdi bakıyoruz, bana 300 dolar borcu olan Selim Sayılgan ile, sömürdüklerini sindirecek mecra arayan ve ne yazık ki bulan Mustafa Sarıgül'ün oğlu yönetim kuruluna seçilmiş. Ne diyelim, kutlarız bizden daha büyük Galatasaray'lı kardeşlerimizi. İyi sömürmeler, iyi sindirmeler.
Kimdir ulan bu Haldun Üstünel, kimdir senede 5 futbolcu alıp satan futbolcu simsarı. Parasından başka bizden ne üstünlüğü var, hele ki Galatasaraylılıksa konu, varmı lan bizden daha büyük Glatasaraylı. Avrupa Şampiyonu aldıkları takımı daha büyük bütçelerle, daha tecrübeli hocalarla, daha iyi futbolcularla getirdikleri noktaya bakın. Tarihinin en kötü futbolunu oynayan Fenerbahçe karşısında son dakika golünden medet , hakemlerden icazet bekleyen takım olduk sayelerinde.
Şu Reykart geldiğinde benden daha fazla sevinen Galatasaraylı olmamıştır. Hiç bir şey demiyorum futbol bilgisine , demeyeceğim, sistemmiş, total futbolmuş yutturmacalarını da yutacağım. İkinci ligte oynamayacak olan 3 futbolcuyu banko oynatmasına da lafım yok. Vardır bir bildiği, vardır bizim göremediğimiz şeyleri gören gözleri. Ama şu kalecinin topu taca atmasına ses çıkarmayışına, elle oyuna sokmayışına, top kazanmanın ateşten gömlek olduğu maçlarda, kazandığımız topları gelişigüzel şişirmesine ses çıkarmıyor, önlem almıyor ya, yazıklar olsun onun gibi hocaya. Bu da mi sistemin bir parçası, ligin başında bir kaç maç iyi oynadık, evet kaleci topu kazma da olsa önündekilere aktarıyordu. Topu alanlar Ayhan'a aktarıyor, o da topu, yoğun pas trafiğininin içine sokuyordu. Ulus takımının Dünya Kupasına gitme hayallleri vardı. Arda Turan'ında Güney Amerika'da Messi olma hayali. Fatih Terim takımı itin götüne sokunca, bizim büyük futbolcularımızın da hedefi kalmadı. Arda'ya yakıştırdılar ünlü bir hatun, Bekham yapıp futbolun marka değerini artıracaklar.
Elano'ya saldırıyorlar, maç alamıyor diye. Brezilya Milli Takımında oynayan, Galatasaray'da oynayamıyor. Kimse sebebini merak etmiyor. Çocuklar şu takımın içine gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray futbolcusu Hagi'yi koysan ayağına top gelmeden maçı tamamlar. İki maç sonra da dayak yer gönderilir. Şu takıma o ünlü Ümit, Suat, Okan, Emre'li Çin ordusunu koysan, yabnlarındaki kazmalar yüzünden her maç birinin dalağı çatlar. Kimle top oynasın Elano, sağında Topal, solunda İniestafa, gerisinde Balta, berisinde Kazma. Kulübede büyük Reykart, an meselesi yanına çağırması. Geçen sene Büyük Lincoln'ü Bakkal Çırağının yemesine göz yumanlar, bu sene de Elano'yu yiyecekler. Ben daha önce bunu da demiştim. Elano'dan son maçlarda kimse bir bok beklemesin. Adam Dünya kupasında oynamak için profesyonel, üstüne para alarak idman yapıyor.
Kara Şimşek dedik, fantastik bulduk, taklalarıyla coştuk. Dengesiz, orantısız, ne yapacağı belli olmayan, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir topçu. Olmadık maçı çevirir, olduk maçta hiç bir şey yapamaz. Mahallenin delisi, alacak ayağına topu, herkesi çalımlayıp gol atacak, 16 numara cebine dolar indirecek. Yok ya, nerden çıktın lan sen bizim başımız belamısın? 30 yaşına kadar kimse keşfedememiş, milli olmayan tek bir futbolcu kalmamış ligimizde, koskoca Galatasaray'da banko oynayacaksın, Oğuz Çetin tarafından bile dandik bir milli maça çağırılmayacaksın. Bu kaçıncı taçtan gol yiyişimiz, buda mı sistemin bir parçası? Attığımız taçlara bakın, tamamı rakibe gidiyor. Kornerleri kim yakınsa o atıyor. Gol atıldığında bile top yekün sevinen yok. Futbolcular bir birlerini antrenmanda sakatlıyor, maçta pas vermiyor. Biri ceza alsa, sakatlansa da ben oynasam diye fal bakıyor. Fenerbahçe'ye yenildikten sonra parti veriyor. Paranız mı yok lan hıyarlar? madem arkadaşlarını çağırdın götünü yırt da maçı kazan, kazanamadın gidin havaalanına binin bir uçağa kaybolun gidin başka ülkede alem yapın. Takım ruhunu kaybettirdiler. Takım olsalar, Emre Güngör çok iyi oynadığı maçta o hatayı yaptıktan sonra ölürlerde gireni çıkarırlardı. Takım olsalar bok çuvalının yediği golü unuttururlardı. Ne yaptılar? yenilgileri o poziyonlara yıkıp kendilerini kamufle ettiler.
Maldini bir zamanlar'' beni bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna kimse inandıramaz'' demişti. Ben de son Fener maçında dedim aynısını, bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna inanamam. 500 kişi yoktu bana göre. Hayatında ilk defa maça gelmiş, takım elbiseli kazaklı, tezahürat bilmeyen, atkısı forması olmayan, çekirdek yiyen sığırlarla, sabahtan beri içip, kötü futbol sayesinde sıznış taraftar namlı çapulcu. Sahaya en ufak bir katkı yok, yenilsek de'' seeeen, var ya seeen'' diye melesek ağlasak mudunda taraftar. Bitirdiler güzelim cehennemi, cennete çevirdiler. Kapalının tam önüne camdan set yaptılar. Betona çıkamayan öncü taraftar, zaten sınırlı, pis, kırık koltuklardan ilk 3 sıraya dikilemez oldu. Kapalının altını lüks bir mahzen yaptılar. Ayağa kalkanın kafası sıvası dökülmüş tavana çarpacak. Kalkmasa korner bayrağı, skor tabelası görünmüyor. Yeni açık altını loca yapıp, numaralıda koltuk bulamayan paralı bir kaç yüz bağırmayan keriz buldular. Stadın tek bağırılan, en aktif en bilinçli taraftarının takıldığı, kapalı kale arkasının en güzel yerini deplasman taraftarına ayırıp taraftar bütünlüğünün, tezahürat desibelinin anasını ağlattılar, sidik göllü tuvaletlerde işeyemeyip prostat olan taraftarı sonunda kanser yaptılar. Sonra da çıkıp, kendilerini yeniden 20 milyon Galatasaraylının efesi ilan ettiler.
Özhan Canaydın kravatı çıkarıp öldü, bu ne hırs abiler. Koskoca holding patronları, anlı şanlı CEO lar çok mu seviyorsunuz Galatasarayı. Gidin kardeşim başımızdan, işiniz bırakıp maça gelecek kadar çok seviyorsanızi seçilmeden de yapın yapmak istediğiniz şeyleri. İnşaat yaparsın, otel, stat yaparsın. Güzel para harcarsın, ama ne anlarsın sen kardeşim Galatasaraylılıktan, futboldan. Hangi maç yenildiğinde ağladın, hangi maç dayak yedin deplasmanda. Doğudan bir gariban çocuğu getirip, Servet'n formasını giydirebildiniz. Yokmuydu ona göre bir şeyler Galatasaray Dükkanında.
Kafanızı şişirdim çocuklar. Üzülmeyin, sadece farkına varın uyanın. Bizden geçti artık, ne yapıp yapıp gelecekte kademelere girin. Taraftar kalarak, ancak seyirci olursunuz. Yanlış anlşamayın sakın seyirci olduğunuz Büyük Galatasaray futbol takımı değildir. Ortada oynanan, tezgahlanan oyunu seyredeceksiniz. Sistemin kerizi olmaya devam edeceksiniz. Sizde bu renk sevdası varken keneler, sülükler sırtınızdan eksik olmayacak. Yarın Reykart gider, Capello gelir. Elano gider, Robinho gelir. Sistem değişmediği sürece yüzünüz gülmeyecek. Türkiye liginde zaten başında hoca olmasa, hiç bir iyi futbolcun olmasa, başkanın bile maça gelmese 3 senede bir şampiyon olacaksın.(örnek, son şampiyonluk) Önemli olan araç olan Şampiyonluktan ötesidir. Sıçan gibi oynayıp, sıradan takımlara eleneceksin. 5 kupayla kandırılacaksın, gelecek sezon için avutulacaksın.
Bu sene ne olur sorusu halen kafanda ise, sor kardeşim. Cevabım aynı, haftalar önce söyledim. Değişen bir şey olmayacak, Servet, 16 numara, Mehmet Topal'ın banko oynadığı takım Galatasaray olduğu sürece benden paso. Bunları banko oynatan adam benim Surinamlım değil. Beşiktaş'ın Bursayı, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı yenmesi için dua edeceğim bir sezonda Şampiyon olmak istemiyorum ben. Hatta en kötüsü, Avrupa ligi oynayabilmemiz için Fenerbahçe'nin 25 sene sonra kupayı almasına sevineceğimiz bir maçı da seyredersek kimse şaşırmasın. Lanet olsun sebep olanlara.
Sistem dediğimiz şey, Reykart'ın ya da başka bir hocanın oturtacağını beklediğimiz şey değil çocuklar. Sistem zaten var, bizim gibi saf taraftraları, taraftar olmayan renk sevdalılarını sömüren, milyar dolara ulaşmış futbol endüstrisinin kaymağını yemek üzere siper almış kan emicilerin kurduğu, değiştirilemez sistem.
Seneler önce yönetici bulunamazdı bu sisteme, ağzı laf yapmış, okumuş, zengin olmuş hasbelkader gönül verdiği takımın idaresine yalvararak razı edilenlerden oluşurdu yönetim kurulu. Şimdi bakıyoruz, bana 300 dolar borcu olan Selim Sayılgan ile, sömürdüklerini sindirecek mecra arayan ve ne yazık ki bulan Mustafa Sarıgül'ün oğlu yönetim kuruluna seçilmiş. Ne diyelim, kutlarız bizden daha büyük Galatasaray'lı kardeşlerimizi. İyi sömürmeler, iyi sindirmeler.
Kimdir ulan bu Haldun Üstünel, kimdir senede 5 futbolcu alıp satan futbolcu simsarı. Parasından başka bizden ne üstünlüğü var, hele ki Galatasaraylılıksa konu, varmı lan bizden daha büyük Glatasaraylı. Avrupa Şampiyonu aldıkları takımı daha büyük bütçelerle, daha tecrübeli hocalarla, daha iyi futbolcularla getirdikleri noktaya bakın. Tarihinin en kötü futbolunu oynayan Fenerbahçe karşısında son dakika golünden medet , hakemlerden icazet bekleyen takım olduk sayelerinde.
Şu Reykart geldiğinde benden daha fazla sevinen Galatasaraylı olmamıştır. Hiç bir şey demiyorum futbol bilgisine , demeyeceğim, sistemmiş, total futbolmuş yutturmacalarını da yutacağım. İkinci ligte oynamayacak olan 3 futbolcuyu banko oynatmasına da lafım yok. Vardır bir bildiği, vardır bizim göremediğimiz şeyleri gören gözleri. Ama şu kalecinin topu taca atmasına ses çıkarmayışına, elle oyuna sokmayışına, top kazanmanın ateşten gömlek olduğu maçlarda, kazandığımız topları gelişigüzel şişirmesine ses çıkarmıyor, önlem almıyor ya, yazıklar olsun onun gibi hocaya. Bu da mi sistemin bir parçası, ligin başında bir kaç maç iyi oynadık, evet kaleci topu kazma da olsa önündekilere aktarıyordu. Topu alanlar Ayhan'a aktarıyor, o da topu, yoğun pas trafiğininin içine sokuyordu. Ulus takımının Dünya Kupasına gitme hayallleri vardı. Arda Turan'ında Güney Amerika'da Messi olma hayali. Fatih Terim takımı itin götüne sokunca, bizim büyük futbolcularımızın da hedefi kalmadı. Arda'ya yakıştırdılar ünlü bir hatun, Bekham yapıp futbolun marka değerini artıracaklar.
Elano'ya saldırıyorlar, maç alamıyor diye. Brezilya Milli Takımında oynayan, Galatasaray'da oynayamıyor. Kimse sebebini merak etmiyor. Çocuklar şu takımın içine gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray futbolcusu Hagi'yi koysan ayağına top gelmeden maçı tamamlar. İki maç sonra da dayak yer gönderilir. Şu takıma o ünlü Ümit, Suat, Okan, Emre'li Çin ordusunu koysan, yabnlarındaki kazmalar yüzünden her maç birinin dalağı çatlar. Kimle top oynasın Elano, sağında Topal, solunda İniestafa, gerisinde Balta, berisinde Kazma. Kulübede büyük Reykart, an meselesi yanına çağırması. Geçen sene Büyük Lincoln'ü Bakkal Çırağının yemesine göz yumanlar, bu sene de Elano'yu yiyecekler. Ben daha önce bunu da demiştim. Elano'dan son maçlarda kimse bir bok beklemesin. Adam Dünya kupasında oynamak için profesyonel, üstüne para alarak idman yapıyor.
Kara Şimşek dedik, fantastik bulduk, taklalarıyla coştuk. Dengesiz, orantısız, ne yapacağı belli olmayan, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir topçu. Olmadık maçı çevirir, olduk maçta hiç bir şey yapamaz. Mahallenin delisi, alacak ayağına topu, herkesi çalımlayıp gol atacak, 16 numara cebine dolar indirecek. Yok ya, nerden çıktın lan sen bizim başımız belamısın? 30 yaşına kadar kimse keşfedememiş, milli olmayan tek bir futbolcu kalmamış ligimizde, koskoca Galatasaray'da banko oynayacaksın, Oğuz Çetin tarafından bile dandik bir milli maça çağırılmayacaksın. Bu kaçıncı taçtan gol yiyişimiz, buda mı sistemin bir parçası? Attığımız taçlara bakın, tamamı rakibe gidiyor. Kornerleri kim yakınsa o atıyor. Gol atıldığında bile top yekün sevinen yok. Futbolcular bir birlerini antrenmanda sakatlıyor, maçta pas vermiyor. Biri ceza alsa, sakatlansa da ben oynasam diye fal bakıyor. Fenerbahçe'ye yenildikten sonra parti veriyor. Paranız mı yok lan hıyarlar? madem arkadaşlarını çağırdın götünü yırt da maçı kazan, kazanamadın gidin havaalanına binin bir uçağa kaybolun gidin başka ülkede alem yapın. Takım ruhunu kaybettirdiler. Takım olsalar, Emre Güngör çok iyi oynadığı maçta o hatayı yaptıktan sonra ölürlerde gireni çıkarırlardı. Takım olsalar bok çuvalının yediği golü unuttururlardı. Ne yaptılar? yenilgileri o poziyonlara yıkıp kendilerini kamufle ettiler.
Maldini bir zamanlar'' beni bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna kimse inandıramaz'' demişti. Ben de son Fener maçında dedim aynısını, bu stadyumda 25.000 kişi olduğuna inanamam. 500 kişi yoktu bana göre. Hayatında ilk defa maça gelmiş, takım elbiseli kazaklı, tezahürat bilmeyen, atkısı forması olmayan, çekirdek yiyen sığırlarla, sabahtan beri içip, kötü futbol sayesinde sıznış taraftar namlı çapulcu. Sahaya en ufak bir katkı yok, yenilsek de'' seeeen, var ya seeen'' diye melesek ağlasak mudunda taraftar. Bitirdiler güzelim cehennemi, cennete çevirdiler. Kapalının tam önüne camdan set yaptılar. Betona çıkamayan öncü taraftar, zaten sınırlı, pis, kırık koltuklardan ilk 3 sıraya dikilemez oldu. Kapalının altını lüks bir mahzen yaptılar. Ayağa kalkanın kafası sıvası dökülmüş tavana çarpacak. Kalkmasa korner bayrağı, skor tabelası görünmüyor. Yeni açık altını loca yapıp, numaralıda koltuk bulamayan paralı bir kaç yüz bağırmayan keriz buldular. Stadın tek bağırılan, en aktif en bilinçli taraftarının takıldığı, kapalı kale arkasının en güzel yerini deplasman taraftarına ayırıp taraftar bütünlüğünün, tezahürat desibelinin anasını ağlattılar, sidik göllü tuvaletlerde işeyemeyip prostat olan taraftarı sonunda kanser yaptılar. Sonra da çıkıp, kendilerini yeniden 20 milyon Galatasaraylının efesi ilan ettiler.
Özhan Canaydın kravatı çıkarıp öldü, bu ne hırs abiler. Koskoca holding patronları, anlı şanlı CEO lar çok mu seviyorsunuz Galatasarayı. Gidin kardeşim başımızdan, işiniz bırakıp maça gelecek kadar çok seviyorsanızi seçilmeden de yapın yapmak istediğiniz şeyleri. İnşaat yaparsın, otel, stat yaparsın. Güzel para harcarsın, ama ne anlarsın sen kardeşim Galatasaraylılıktan, futboldan. Hangi maç yenildiğinde ağladın, hangi maç dayak yedin deplasmanda. Doğudan bir gariban çocuğu getirip, Servet'n formasını giydirebildiniz. Yokmuydu ona göre bir şeyler Galatasaray Dükkanında.
Kafanızı şişirdim çocuklar. Üzülmeyin, sadece farkına varın uyanın. Bizden geçti artık, ne yapıp yapıp gelecekte kademelere girin. Taraftar kalarak, ancak seyirci olursunuz. Yanlış anlşamayın sakın seyirci olduğunuz Büyük Galatasaray futbol takımı değildir. Ortada oynanan, tezgahlanan oyunu seyredeceksiniz. Sistemin kerizi olmaya devam edeceksiniz. Sizde bu renk sevdası varken keneler, sülükler sırtınızdan eksik olmayacak. Yarın Reykart gider, Capello gelir. Elano gider, Robinho gelir. Sistem değişmediği sürece yüzünüz gülmeyecek. Türkiye liginde zaten başında hoca olmasa, hiç bir iyi futbolcun olmasa, başkanın bile maça gelmese 3 senede bir şampiyon olacaksın.(örnek, son şampiyonluk) Önemli olan araç olan Şampiyonluktan ötesidir. Sıçan gibi oynayıp, sıradan takımlara eleneceksin. 5 kupayla kandırılacaksın, gelecek sezon için avutulacaksın.
Bu sene ne olur sorusu halen kafanda ise, sor kardeşim. Cevabım aynı, haftalar önce söyledim. Değişen bir şey olmayacak, Servet, 16 numara, Mehmet Topal'ın banko oynadığı takım Galatasaray olduğu sürece benden paso. Bunları banko oynatan adam benim Surinamlım değil. Beşiktaş'ın Bursayı, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı yenmesi için dua edeceğim bir sezonda Şampiyon olmak istemiyorum ben. Hatta en kötüsü, Avrupa ligi oynayabilmemiz için Fenerbahçe'nin 25 sene sonra kupayı almasına sevineceğimiz bir maçı da seyredersek kimse şaşırmasın. Lanet olsun sebep olanlara.
29 Mar 2010
Kalemizde Panter Leo Var; Galatasaray 0- Fenerbahçe 1
Maç yazısını, maçtan 2 gün önce, hatta haftalar önce yazdığımızdan acele etmedik. Kes kopyala yapıştır, aynı yazı işte. Fenerbahçe tur bindirdi bize. Bundan sonraki maç, yan yana görüreseniz iki takımı aklınıza bir şey gelmesin, tam bir tur gerideyiz haberiniz olsun. 1o senede 33 puan fark attılar. Kapatmak için bizim ömrümüz yetmez, gelecek nesillere bırakalım biz, ve varsa, kaldıysa bir şeyler daha zırvalayalım.
Fenerbahçe maçının taraftarı Galatasaray'ın en kötü taraftarıdır. Bir kez daha isbat edilmiştir ki sebepleri şunlardır. Bir kere, maç karaborsaya düştüğünden, elleriinde serbest kartı olan çapulcular, yüksek fiattan kartlarını satıp, gerekirse maça girmemeyi tercih ederler. Yüksek fiayttan maça girenler, genellikle ya Almanya'dan gelmiş, ya da ilk defa maça giriyor olurlar. Ne tezahürat yapmayı bilirler, ne formaları vardır. Maça girecek taraftar ise çok önceden Mecidiyeköy'e konuşlandığından, para durumuna göre maç saatine kadar içki içmiş, sahoş olmuş olurlar. Çoğunun maçla alakası olmaz. Yine öyle bir akşamdı işte. Tribünler tıklım tıklım fakat niteliksiz yığınlar.
Centilmenlik çağrıları nedense hep bizim sahamızda konuşulur, bu kez ulu cenaze sebebiyle maç elektriksiz geçti. Elektriklendirecek bir futbolcu olsa, saygı maygı hak getire olacaktı, ne yazıkki Türkiye Langırt Liginin en kötü futbol oynayan iki takımının maçına maç demek için bile değmezdi.
Bir gün önce seçildiler yine. Büyük Galatasaraylılar, 20 milyon Galatasaraylının kaderine hükmedecekler 2 sene daha. Babalarının parası işte, harca harca bitmiyor. Şimdi gönderecekler aldıklarını, sonra Sihirbaz (dolandırıcı) Haldun çıkacak Haçlı seferlerine. Havaalanlarına koşruracağız, Türkiye'ye geldiğine şaşıracağımız sakat, oynayamayan, antrenman yapmak isteyen futbolcuları karşılayacağız.
Yazdığımı tekrar yazmak istenmiyorum, kadroyu gördükten sonra, ettiğim küfürü bir ben biliyorum. Yazıklar olsun Reykart'a diyorum. Trabzon maçının en iyi futbolcusunu, o hata yüzünden kesip, Servet'le başladı. Üstüne yazmaktan deli olduğum iki ön liberoyla kendisinin Galatasaray Televizyonuna dediği gibi, bu maçtan iyi futbol beklemeyin mesajıyla devam etti. Hangi maçtan iyi futbol bekleyeceğiz efendi Reykart.
Haftalardır bok çuvalı var kalemizde. Tamam Aykut, Ufuk kötü kaleciler, ikisini birden kaleye koysan farketmez ama bu Leo kaleci bile değil. Uçuş tekniği yok, olduğu yere düşüyor. 2 metre boyu var yana doğru atladığında 1 metre bile yer kapatamıyor. Vücudundada delik var zaten, neresinden atarsan at geçiyor. Keleye Emre Güngör'ü geçir bari usta. O topu uçarak, kayarak ayağıyla çıkarırdı.
Geçen sene gördüğümüz film, yeni versiyonuyla yeniden sahnede. Ben bu takımın şampiyon olmasını istemiyorum. Benim dediğim adamları oynatmasın, 21 puan alır takım. Ama onlardan biri bile oynayacaksa 4. olmamız garanti. Bunlar nasıl futbol prefosörü inanılır gibi değil. Geldiğinden beri somut hiç bir katkısı, içeri verdiği sürpriz bir futbolcusu yok. Oyun içinde manevra yapmaya utanıyor sanki. Bildiği tek şey var 70. dakikada Elano'yu çıkarmak. Eğer Baros sağlam olmasaydı yine aynısını yapacaktı. İlerde Messi olsa ne yazar, odunla dayak yer gönderirler bu takımdan. Orta sahada topa basan, 20 metre pas atabilen bir futbolcu olmadan nasıl bir takım kuruldu böyle. Çanakkaleden Topal'ı biz almasaydık, en fazla Bucaspor'da oynuyor olacaktı. Orada bile oynayamaz ya biz iyimserlik yapalım. Diğerini artık hiç bir şekilde anmayacağım bile.
Hacivat zamparalık yapar ceremesini Karagöz çekermiş. Reykart Van Basten'i yemeğe götürsün, Kaptan Sinem'i sinamaya. Uğur Uçar Moda Burnıunda nargile içsin, Haldun Üstünel mühürünü alsın, Adnan Paşalar saltanatı sefayı sürsün. Taraftarız ya cefayı biz çekeriz. Ekiden şöyle bir tezahüratımız vardı bizim,
''Ne şampiyon olursunuz, ne kupalar alırsınız, benim gibi taraftarı nah bulursunuz''
Fenerbahçe maçının taraftarı Galatasaray'ın en kötü taraftarıdır. Bir kez daha isbat edilmiştir ki sebepleri şunlardır. Bir kere, maç karaborsaya düştüğünden, elleriinde serbest kartı olan çapulcular, yüksek fiattan kartlarını satıp, gerekirse maça girmemeyi tercih ederler. Yüksek fiayttan maça girenler, genellikle ya Almanya'dan gelmiş, ya da ilk defa maça giriyor olurlar. Ne tezahürat yapmayı bilirler, ne formaları vardır. Maça girecek taraftar ise çok önceden Mecidiyeköy'e konuşlandığından, para durumuna göre maç saatine kadar içki içmiş, sahoş olmuş olurlar. Çoğunun maçla alakası olmaz. Yine öyle bir akşamdı işte. Tribünler tıklım tıklım fakat niteliksiz yığınlar.
Centilmenlik çağrıları nedense hep bizim sahamızda konuşulur, bu kez ulu cenaze sebebiyle maç elektriksiz geçti. Elektriklendirecek bir futbolcu olsa, saygı maygı hak getire olacaktı, ne yazıkki Türkiye Langırt Liginin en kötü futbol oynayan iki takımının maçına maç demek için bile değmezdi.
Bir gün önce seçildiler yine. Büyük Galatasaraylılar, 20 milyon Galatasaraylının kaderine hükmedecekler 2 sene daha. Babalarının parası işte, harca harca bitmiyor. Şimdi gönderecekler aldıklarını, sonra Sihirbaz (dolandırıcı) Haldun çıkacak Haçlı seferlerine. Havaalanlarına koşruracağız, Türkiye'ye geldiğine şaşıracağımız sakat, oynayamayan, antrenman yapmak isteyen futbolcuları karşılayacağız.
Yazdığımı tekrar yazmak istenmiyorum, kadroyu gördükten sonra, ettiğim küfürü bir ben biliyorum. Yazıklar olsun Reykart'a diyorum. Trabzon maçının en iyi futbolcusunu, o hata yüzünden kesip, Servet'le başladı. Üstüne yazmaktan deli olduğum iki ön liberoyla kendisinin Galatasaray Televizyonuna dediği gibi, bu maçtan iyi futbol beklemeyin mesajıyla devam etti. Hangi maçtan iyi futbol bekleyeceğiz efendi Reykart.
Haftalardır bok çuvalı var kalemizde. Tamam Aykut, Ufuk kötü kaleciler, ikisini birden kaleye koysan farketmez ama bu Leo kaleci bile değil. Uçuş tekniği yok, olduğu yere düşüyor. 2 metre boyu var yana doğru atladığında 1 metre bile yer kapatamıyor. Vücudundada delik var zaten, neresinden atarsan at geçiyor. Keleye Emre Güngör'ü geçir bari usta. O topu uçarak, kayarak ayağıyla çıkarırdı.
Geçen sene gördüğümüz film, yeni versiyonuyla yeniden sahnede. Ben bu takımın şampiyon olmasını istemiyorum. Benim dediğim adamları oynatmasın, 21 puan alır takım. Ama onlardan biri bile oynayacaksa 4. olmamız garanti. Bunlar nasıl futbol prefosörü inanılır gibi değil. Geldiğinden beri somut hiç bir katkısı, içeri verdiği sürpriz bir futbolcusu yok. Oyun içinde manevra yapmaya utanıyor sanki. Bildiği tek şey var 70. dakikada Elano'yu çıkarmak. Eğer Baros sağlam olmasaydı yine aynısını yapacaktı. İlerde Messi olsa ne yazar, odunla dayak yer gönderirler bu takımdan. Orta sahada topa basan, 20 metre pas atabilen bir futbolcu olmadan nasıl bir takım kuruldu böyle. Çanakkaleden Topal'ı biz almasaydık, en fazla Bucaspor'da oynuyor olacaktı. Orada bile oynayamaz ya biz iyimserlik yapalım. Diğerini artık hiç bir şekilde anmayacağım bile.
Hacivat zamparalık yapar ceremesini Karagöz çekermiş. Reykart Van Basten'i yemeğe götürsün, Kaptan Sinem'i sinamaya. Uğur Uçar Moda Burnıunda nargile içsin, Haldun Üstünel mühürünü alsın, Adnan Paşalar saltanatı sefayı sürsün. Taraftarız ya cefayı biz çekeriz. Ekiden şöyle bir tezahüratımız vardı bizim,
''Ne şampiyon olursunuz, ne kupalar alırsınız, benim gibi taraftarı nah bulursunuz''
Baltalar Önümüzde, Bok Çuvalı Kalemizde
Bu maçla ilgili tek cümle başlıkta. Maçın yorumu bir önceki yazıda oynanmadan yazılmıştı zaten.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








