3 Eyl 2009

Deli(kanlı) Orkun




Alpaslan Tribünü bağırıyordu ''Deli Orkun Buraya'' Orkun kendine kondurmadı. Taraftarın tamamı, olanca kuvvetiyle, ısrarla bağırdı, yine de umursamadı Orkun. Nefesi tükenen seyircinin yarısı vazgeçti bağırmaktan. Diğer yarısı belli belirsiz volümle devam etti normal tezahüratına, ''Orkun buraya'' diye. Orkun'un kulakları tribündeydi, o sırada yan top çalışması yaptıran Nezihi'den kurtuldu ve tribüne doğru depar attı. İşte o an garipbir biçimde sevdim Deli Orkun'u.






Galatasaray kalesini koruyacak yetenekte değildi, Çaylak'la çıktığı sıradan Leverkusen maçında yediği hezimetin ardından, Kasımpaşa'lının lamba gibi asılan serbest vuruşunu felç geçirerek seyredince iptal oldu. Yerine devam eden Aykut, ligin en az gol yiyen kalecisi olarak şampiyon takımın kalecisi ünvanıyla sezonu tamamladı.






Takım Şampiyon olsa da kalecilerin yetersiz olduğu hükmüyle Di Santchis transfer edildi. Gerçi bu iki kötü kalecimizle devam edilse dahi bundan daha kötü derece alamayacığımız ayni ile vaki olduğunda belamızı bulmuş 5. bitirmiştik ligi.






Geçen yılı Deli Orkun hastanede, revirde geçirdi. Hangi maçta, nasıl sakatlandığını öğrenemedik. Kötü kaleciydi, o yüzden akibeti kimseyi enterese etmedi. O sakatlıkla boğuşurken ondan bin beter daha kötü kaleci Aykut yedek kulübesinin tozlarını paspas ederek cebini dolduruyordu. Santchis ne kadar pis gol yerse yesin, sesini çıkarmıyordu, adalet istemiyordu Bülent Korkmaz'dan ve ondan önceki Çaylak'tan. Ne gerek vardı riske girmeye Aykut için. Yıllarca Mondragon'a asistanlık yapmış, en ufak bir ilerleme kaydedememiş, en ufak bir şikayeti, sitemi olmadan, kimseyi ürkütmeden hayatını idame ettirmiştir.






Mondragon gittiğinde, kaleye geçme ihtimali olan Fevzi, Santchis transfer edince isyan bayrağını çekmiş, hadi len ben şimdi kaçıncı kaleci olacam? demiş, takımdan uzamıştır. Hazır Orkun sakatken, hazır Fevzi firar etmişken Aykut'a gün doğmuş, bütün bir sezonu tek bir maç oynamadan koca Galatasaray kalecisi olarak, risksiz bitirmiştir.






Her iki kaleci de, tarihini yeniden yazmaya soyunmuş Galatasaray'ın kalesini emanet edeceği kaleci değildi. Leo Franko geçti kaleye. Surinam'lı daha iyi olan Orkun'u oturttu yedek olarak. Aykut Florya kalecisiydi, olsun yine de şikayeti yoktu.






Aylardır uğraştılar, servet önerdiler, 2 futbolcu bir kaleci verelim dediler Manisaspor'a, kalecileri Ufuk'la trampa yapmak için. Baktık Ufuk için Vikipedia'ya, öyle ahım şahım bir veri yazmıyordu. Toplasan 40 maç kaleye geçmemiş bir kaleciydi. Aldıklarına göre bir bildikleri vardı. Galatasaray'ın yedek kalecisinin yanında iki bonus futbolcu ediyordu Galat parasıyla.






Aykut'u verelim dediler, Galatasaray kulübesinde paslanmış, geçen yılın en çok kulübede oturmuş kalecisini beğenmediler. Orkun'u istediler, ya da Orkun ben 3. kaleci olmam bayrağını çekti. Bilmiyoruz nasıl oldu. Biz Aykut'u yolcu etmeye hazırlanırken resmi siteden Deli Orkun'un kurban verildiği haberi geldi.






Leo'nun yedeği Ufuk'un yedeği sıfatıyla soytarı olmaktansa, Manisaspor'da Kral olmayı yeğledi Deli Orkun. İsyancıydı, tıpkı Fevzi gibi yalandan oturarak para kazanmayı sindiremedi. Soytarılık kazağını Aykut'a emanet edip ayrıldı aramızdan.






Deli Orkun; Hiç bir zaman Galatasaray kalesine geçecek bir kaleci değildin. Sen kaledeyken kalplerimiz yusuf yusuf atıyordu. Ama inan Aykut'tan çok daha iyi kalecisisin. En azından yıllardır, hiç bir şikayeti olmadan yedek beklemeyi içine sindirip, kak etmediğ milyon dolarları cebine indiren Aykut'tan eminim ki çok daha büyük adamsın. Zaten oldum olası, tokalı, inek yalamış gibi düz, meçli saçları olan futbolculara gıcık olmuşumdur. Bu anlamda Necati'yi nasıl sevmemişsem, Aykut'u da hiç sevmedim.






Delikanlı Orkun, takipçin olacağım, çok büyük maçlar çıkaracağına bahse girerim. Milli takımda görürsem de şaşırmam. Güle güle kardeşim, yolun ve bahtın açık olsun Tubikandu.

2 Eyl 2009

Sülüklerin Ardından #4


İğrenç görüntüleriyle mide bulandırıcı yaratıklar, kendi hacimlerinin 3 katı kadar kan emme yeteneğine sahiptirler. Geçen gün bir dergide rastgeldiğimin yalancısıyım 14 beyinleri varmış. Bence 140 beyinleri var bizimkilerin. Her halükarda kendilerinden bahsetmeyi başarabiliyorlar, ve her durumda kazanan onlar oluyor.


Türkiye'nin en prestijli gazetesi maç günü kadroları yazıyor. Servet'in yanında Gökhan Zan'ı oynatıyor. Haftanın ilk sülüğü, Galatasaray resmi sitesini bile okumuyor ki Gökhan'ın kadroda olmadığının farkında değil. Galatasaray'dan haberi olmayan, Galatasaray muhabirine bir küfürle başladık güne.


Takip ediyoruz, 1 numaralı sülük, Emre Belözoğlu'nun atılmasında hakemin gaza geldiğini söylüyor. Haksız kart çıkardı savunmasıyla Fetodaş'ını masum göstermeye çalışıyor. Mutlak bir kelime ya da cümle marifetiyle Bokludere'ye şirin görünüyor. Görevini bu hafta da layıkıyla yerine getirip Galatasaray'lılarıdan bir ton küfür yiyor. Yaptığımız tezahüratlarımızı haram ediyoruz, formasını almadık, alan arkadaşlarımızın da hakkını helal etmiyoruz.


2 numaralı sülük, terminolojiye bir katkı yaptı bu hafta. Eğer faulden kaçma ihtimalin var da kaçmamış, tekmeyi yemişsen kabahat senin. Konu Bokluderespor'sa, kazma beklerin yaptığı faul ya da penaltılarda başka bir şeye bakacak bundan böyle hakemler. Eğer adam zıplayabiliyorsa devam, hatta zıplamadığı için kart bile gösterebilirler. Diğer kalede alakası olmayan pozisyonu benzetmeye çalışarak, yüreklere su serpiyor. Her iki tarafa da verilemeyen penaltı var işte susun. Manisaspor'un kabak gibi golünün üstünde duran sülük sayısı yok denecek kadar az. Fener'li yazarlar pozisyonu görmemişler bile. Eski hakem ulamaları ve büyük yorumcu, objektif sülük, canlı yayında pozisyonu geçelim diye sunucuya işaret ederken yakalanıyor.


2 numaralı sülük için gol olmuşsa bir felaket. Nasıl atılmış, kim atmış önemli değil, önemli olan hatayı yapanların aptallığı. Kewell'in attığı golü babası bile atarmış. O topa vurduran defans, defansmıymış. Aynı golü Galatasaray yeseydi, çok haklı olarak korneri kullanan oyuncunun yüksek tekniğini, topa o noktada kafa vuran futbolcunun, zamanlama, hesap, topa en yüksek noktada, kafanın vurulması gereken yeriyle vurma, yön değiştirip topu aşağı doğru iteleme ve kurtarılması hemen hemen olanaksız bir pozisyon olarak anlatacaktı. Galatasaray kalecisinin, yada stoperlerin yapacak bir şeyi olmadığını zırvalayacak, vakvakları ürkütmeden yorum yapmış olacak, prim ve para toplamaya devam edecekti. Uzun yıllar devam edeceği garantiydi bu gidişle yolu açık, kanını emeceği mazlumlar eksik olmasındı.


Haftanın 3 numaralı sülüğü geçen haftanın leş kargası olmaktan onur duyarım cümlesiyle girdi. Lincoln'ün adam olsaydı Bülent Korkmaz bugün UEFA kupalı ikinci hoca olarak piyasada olacaktı şeklinde hömkürdü. Bana göre Bülent Korkmaz yerine Haldun Üstünel kulübede olsa kesin şampiyon olurduk. Adam en iyi oynadığı maçta çıkarıldı, tamam biz de kabul ediyoruz adam değilmiş, ancak o başka konu, Lincoln, Bülent'i diri tutmuştu Hamburg maçına kadar. Gaatasaray tarihinde Ali Sami Yen'de 2-0 galipken 3 tane yiyip elenmek görülmüşmüdür? Eğer elenilmişse suçluyu teşhis etme işi, ancak Lincoln'ün etine yapışmış etli butlu bir sülüğün işi olmalıydı. Ve oldu da.


Aynı sülük kafası karışık Hasan Şaş'ı taklaya getirmek için uğraştı durdu saatlerce. Akıl verdi ne işin olur Antrenörlükle gel sende bizim gibi sülük ol, kanına yapışacağın adam eksik olmaz bu ülkede, hemide bol kazançlı, itibarlı bir yaratık olursun mealinden emiş yaptı. Hasan, gelen tepkilerden olacak Galatasaray aleyhine bir laf etmedi. Sülük, az önce başka bir sülüğün yorumunun aksine bal gibi penaltı dedi. Şüphesiz diğeri penaltı deseydi kendisi penaltı değil diyecekti.


Maaşlı Fenerbahçe Sülüğü, Galatasaray'ın hala ciddi bir rakiple karşılaşmadığını yazmış. Bu hafta Beşiktaş'ı yense Beşiktaş ciddi olmayacak nasılsa. İlk puan kaybında ciddi rakibin kim olduğunu biz de anlayacağız. 20 dakika daha dayanabilseydi çakma Ankaragücü, bakın neler oluyordu alemde. Sülüklerden sülük beğenecektik, yazık Türk Spor medya okuyucusu, dinleyicisi büyük bir hokkabazlık gösterisini kaçırdı. Artık kısmet diğer haftalara.


Eski günlerimin hatırına asla sülük demeyeceğim Nonbertarafus! Surinamlı'nın Kewell'i oyuna sokarken tabelanın 11 göstermemesi karşısında bozulan ezberi, bu haftanın son notu olarak yazımıza konu oldu. Hiç biriniz tahmin bile edemeyeceksiniz Surinam'lının yaptıklarını ya da yapmadıklarını. Hepinize adamlık dersi vererek ilerletiyor haftaları. Siz anlamasanız bile.


Gözümüzden kaçan sülük varsa bizi bağışlasın, hiç seyretmeyerek ancak bu kadar bilgi sahibi olabildim. Kanımı son damlasına kadar savunma azmi ve kararı içindeyim, sülüklere emdirmemek için.

31 Ağu 2009

Dirilen Ölü Top; Ankaraspor 0- Galatasaray 2


Devlet takımı hakem ve gök tanrının desteğiyle 3 puanı alınca, artık Cim Bom'dan puan kaybı beklemek farz oldu çanak yalayıcılar için. Bir gün önce iki Ankara takımı birleşmiş, ve tarihinin en iyi maçını oynatmak üzere son kez Ankaraspor'u salmışlar üstümüze. Saddam'ın oğlu Uday'ın havasında Ahmet Gökçek şeref tribününde babasıyla beraber fal baktılar maç boyu. Aziz mübarek ramazan günü bol bol beddua ettiler. Maça Galatasaray'lı taraftarların yoğun kalabalıklarla gelmesini yüksek bilet fiatlarıyla engellemeye çalıştılar ve maç başladıktan sonra da kapıları açtılar.

Ayhan orta sahada olmayınca iki çapa birden sahaya sürülmüştü. Bunlardan Mehmet Topal ya sakatlıktan çıktığı için, ya da formayı kaptırdığı ve geri alma olasılığı riske girdiği için tedirgin olduğundan bildiğimiz oynununu oynayamadı. Aynı gerekçelerle Sarp'da önceki maçlardaki oyununu arattı. Hatta oyunun ilk 15 dakikasında top bile gelmedi. Topun kendisine gelmemesi için saklandı durdu maç boyu.

Orta sahada Ankarasporlular, topa çok iyi bastılar ve dünkü Manisasporlular gibi ayağa fazla top yapıp, Galatasaray'ı bilinen silahıyla durdurmayı planladılar. Ben bu tempoya fazla dayanamazlar görüşündeydim, tahminimden fazla direndiler. Arda Turan bile maçın ilk bölümünde hiç etkili olamadı. Galatasaray'ın özellikle deplasman maçlarında maçın başında farka gitmesini kimse beklemesin. Karşısında kapalı kutu, açıklarını, özelliklerini tanımak biraz zaman alıyor, kenarda notlar tutuluyor, hesaplar yapılıp, denklemler çözülüyor sonra darbe için kurgu yapılıyor, strateji belirleniyor.

İlk yarım saat rakibin oyun şeklini belleyen Galatasaray başladı saldırmaya. Kara Şimşekle çöktük sağ taraftan. Getirdiği, ortaladığı toplar kıl payı gol pozisyonuna dönüşmedi. Arda'nın kullandığı kornere kafayı yapıştıran Mustafa Sarp yedek kulübesine doğru koşmaya başlamıştı ki kaleci maymunluk yapıp topu çeldi. Arkadan Elano'nun topunu ters tarafa doğru koşarken durup geldiği yöne uzayarak ilk yarının limonun sıktı.

İlk yarı Hakan Balta'nın tarafından atak yedik bu maç. Belli ki Sabri'den bahsetmemişler Alman'a. Belki Hakan Balta'da sakat olduğu için pek fazla ileri çıkamadı ve kazasız belasız atlattılar ilk yarıyı ellerini göğe doğru uzatıp puan kaybı bekleyenler. Bir devre daha dayanamazlarmıydı acaba Ankaralılar?
İkinci yarı taraftarla birlikte takım, bir an evvel gole ulaşmak taraftarı haftaya mutlu başlatmak için bastırdı. Yarın Ankaragücüne transfer olmak isteyen Ankaraspor'lular kolay kolay pes edecek gibi değildi. Arda voleybol takımı oyuncusu gibi döndü durdu. Sahanın her tarafından bir delik bulmak için uğraştı. Fakat dakikalar geçiyor gol gelmiyordu. Surinam'lı ile Neeskens kafa kafaya verdiler bir şeyler yapacaklardı. Brezilya ve Çek milli takımının futbolcularını çıkarıp, Oz Büyücüsü ve Manda Yiyici'sini soktular.

Kara delik bir türlü bulunamazken ve dakikalar azalırken ve Ankaraspor ruhu teslim etmekte unutulmaz direnç gösterirken başka da çare kalmamıştı Galatasaray için. Dirilen ölü toplardan medet beklenecekti.


Hala gol gelmeyince Surinam'lı Nonbertarafus'u bertaraf etti. Ezberindeydi ya, Kara Şimşek'i çıkarıp Keweel'i alıyordu oyuna. Yanlış yapmıştı bu maç. Bu kez Aydın'ı aldı Kara Şimşek'in yerine. 20 dakika vardı, başka hoca olsa ya herro ya merro taktiğini uygulardı. Ancak bilinçli ataklardan asla vaz geçilmeyecekti. Bir sepet yumurtanın içindeki çürük yumurta Sabri'nin yaptığı ortalar, attığı şutlar isabetsizliğe uğrayacaktı her zaman ki gibi. Her zanmanki gibi saçlar başlar yolunmaya devam ediyordu.

İlk yarıdaki Arda'nın çalışılmış serbest vuruşundan sonra, sayamadığımız kornerlerden birini Kewell'in kafasına nişanladı. Kewell topa en iyi bir zamanlamayla yön vererek Ankara kalesi'ne bıraktı. Ameliyat bitmişti, Aydın'ın slalom yaparak getirdiği topu Manda Yiyiyici'si atamasaydı benden büyük bir küfür yiyecekti. 3. gol için fazla ısrarcı olunmadı, Galatasaray'lı futbolcuların da canı çıkmıştı.

Ah be Surinam'lı ah be Galatasaray yine sevindiremedin sevmeyenlerini. İddiada alt kalınca maçı seyretmeyenler çok kötü oynadığını yazacaklar. Kaybedecek bir şeyi olmayan Ankaraspor'un direncine saygı duymayacaklar. Helal bir 3 puan aldık, sarı kartsız, sakatlıksız dönüyoruz.

Yürüyedurun çocuklar, bizi sevindirmek, mutsuzluğumuzdan mutlu olacakların mutluluğunu engellemek için yürüyün. Seviyoruz sizi, ekmeği tuza banıp yer gibi, zaten bütün aşkların yalan olduğu alemde bize her sevdadan geriye kalan sadece sensin.

30 Ağu 2009

Nedir Bu Kuyruk Acınız


Ümit Davala, Hakan Ünsal, Hakan Şükür, Hasan Şaş, Bülent Korkmaz, Suat Kaya, Okan Buruk, Arif Erdem. Ergün Penbe. Galatasaray tarihinin en büyük maceraperstleriydiler. En büyük maçları oynadılar ve muzaffer çıktılar. Kendileriyle birlikte bizlerin de başını göğe erdirdiler ve hepsine minnet ve şükranlarımızı fazlasıyla ödedik. Sonra birer birer aramızdan gözümüzün önünden ayrıldılar. Gönlümüzden asla ayrılmayabilirlerdi. Çok geçmedi daha dündü, kimileri sabır edemediler, çoktan tarih olmuş jübile maçları sevdasına düştü kimileri. En son jübile maçı, Mehmet Özdilek'in jübilesiydi. Beşiktaş takımı İnönü Stadında işemeye gelse en az 10.000 kişi tribünlere dolardı. Mehmet'in maçına 2.000 kişi, ya geldi ya gelmedi. Fatih Terim jübile yaptığında maça 40.000 kişi gitmişti. Jübile eskidendi. Bırakın ağlamayı çocuklar.

Ümit Davala, Arif, Suat sessizce çekildiler ortamdan. Galatasaray aleyhine bir laf ne duyduk, ne okuduk. Okan Buruk, döndü dolaştı kürkçü dükkanına bir tur daha attı. Oynadı oynayamadı, sonra o da gitti. Futbol oynayabileceği bir takımda devam ediyor.

İlk ihanet Hakan Ünsal'dan geldi. Tutturdu ben oynayacağım diye. Atarım tutarım, yar başında tutarım Fatih Terim'in bir bildiği varmış demekki. Tekrar geldiğinde alayını kadro dışı bıraktı. 2. Fatih Terim dönemi fiyaskoyla sonuçlanınca yerine gelen Hagi bunları affetti. Onlar da Hagi'nin sonunu getirerek borçlarını ödediler! Hakan Ünsal Rize'ye gitti, aklı sıra kendini gönderenlerle sahada hesaplaşacaktı. Sahada olmadı ama maymunlar cehenneminde gün be gün hesap ödemekte kendisi.

Ergün Penbe fazla ısrarcı olmadı, büyük takımın efsane futbolcusu olma sıfatıyla kendisi de oynamadan para aldı Galatasaray'dan. O kadar da olurdu, kolaymıydı Avrupa Şampiyonu olmak. Kolaysa aradan 10 sene geçti hadi bizden geçti diyelim, medyamızın, ülkemizin resmi takımı alsaydı. Ergün oynarım sandı, gitti Gaziantepspor'da bir kaç maça çıkabildi sadece.

Hakan Şükür küstü, Şampiyon takımın kaptanı olarak bir sezon daha oynamak istiyordu. Dediler Baros'u getireceğiz. Olsun bana ne ben Hakan Şükür'üm bana para verin diye tutturdu. Yalvardılar, gel heykelini dikelim dediler, gel istediğin kademede Galatasaray'da ol dediler. Kendini biliyordu, ömür boyu tutamayacaktı dilini. Heykeli dikilseydi şimdi yıkılacaktı.

Bülent Korkmaz son sene hiç oynamadan milyon dolarları cebelleze indirdi. Aynı şey onun içinde geçerliydi. İstese tekme tokat Galatasaray Başkanının odasına girer kimse de bir şey söyleyemezdi. Oynayacağım dedi, gitmem dedi. Kayboldu, haber alınamadı kendisinden. Bir de baktık Bakkal çırağı olarak Ankara'daydı. Galatasaray'a gol atmıştı çıraklık yaptığı takım. O golde yaptığı şaklabanlık, benim Bülent için bitim noktası oldu.

Bu sene de Hasan Şaş fırladı lüverden. Son 4 senede 10 maça çıkmamış Hasan Şaş bir sene daha oynamamak üzere kalmak istiyordu. Galatasaray tarihindeki en sevdiğim futbolculardan Hasan Şaş, böyle mi şaşırtacaktı beni? Hangi takımın var böyle efsane futbolcuları? Sessiz sedasız çekilip, taraftarın kalbinde sonsuza kadar oturmak varken, her görüldüğün yerde saygı, sevgi, izzet ikram görmek varken nedir bu kin, neyin kuyruk acısıdır? Üç beş çapulcu(yarın Arda Turan için de yapacakları garanti) ıslıkladı diye koskoca Galatasaray taraftarına kusmak. O Galatasaray taraftarı değil miydi sizleri bağrına basan, hançerlerini yırtarcasına bağıran, gaz veren, normal oyununuzun üstüne çıkartan.

Bunların derdi futbol oynamak değil. Eğer futbol oynayabilecek gücü, kabiliyeti kendilerinde görseler şüpheniz olmasın, Hasan Adana'ya, Hakan Sakarya'ya giderdi. Oralarda bile oynayamayacaklarını bildikleri için , oynamayacakları takımda kalıp para alma derdindeler. Bu Galatasaray kadrosunda hangisi oynayabilir? Koskoca Kewell'in, Elano'nun ilk 11 yeri garanti değilken Hasan şaş, Hakan Şükür oynayabilir mi? Oynayamaz, antrenmana çıkarlar, tribünde otururlar para alırlar. Daha öncekiler yediler kolpayı, Adnan Polat yemedi. Oynatmayacağım futbolcuya niçin para vereyim dedi. Bizimkiler de kutsal ittifak içinde oldular. Şimdilerde muhtemel bir ikinci zaferin önünü tıkamakla iştigal etmekteler. Göreceksiniz ortalık kızıştıkça bunlar ellerinde benzin tenekeleriyle koşacaklar yangın yerine.

Şimdi moda Galatasaray'lı eski futbolculara kapı aralamak. Prim yapıyorlar, Rıdvan, Selçuk para etmiyor. Onların Galatasaray'a sövmesine kimse yeşil indirmiyor. Fener'e yalamalık yapıyorlar zaten yaptıkları kadar, bilinmedik beklenmedik şeyler değil.

Bakıyoruz ve çok üzülüyoruz, Hasan Şaş'da sürüye katılmış. Beni Kaptan yapmadılar'da Arda'yı yaptılar diye için için hayıflanıyor.

Ulan Surinam'lı yarın yenilde şu garibanlar sevinsinler. Öteki hafta da maç yok nasılsa bir 15 gün içlerindeki irini kussunlar. Bizim içimizde hala onlara laf söyletmeyenler var, onlar da görsün yıllarca koynumuzda neler beslediğimizi. Bir elensin ortalıktaki sülükler, bakalım kimler kalacak bizden yana. Dostumuzu düşmanımızı öğrenelim.

Dün yazdık, hızımızı alamadık bugün de devam ettik aynı konuya. Hiç bir şey istemiyoruz sizden eski Galatasaray'lı futbolcular. Gölge etmeyin yeter. Bırakın takımı bize, ArdaTuran'a ve Surinam'lıya.

29 Ağu 2009

Bırakın Bari Anılar Güzel Kalsın



Metin Oktay'ı seyretmedim, emek harcamadım yani. Yani seviyormuyum sevmiyormuyum bilemiyorum. Ancak saygı mecburdur bizde, sevgi ise özgürdür. Sevenleri üzmeyen babayı, görmesek bile sevmişizdir. Sevginin de bire bir karşılığı emektir. En çok neye emek verdiysen o en sevdiğindir, en sevdiğin şeye de en çok emeğin geçmiş demektir. Yani biz, yani Galatasaray'ı 1000 defa seyretmiş taraftarlar için en büyük emek takıma verilmiştir. Ve bu yüzdendir di, geceleri ateşler içinde uyanıp, kana kana su içer gibi, ekmeği tuza batırıp yer gibi sevdiğimizdir Galatasaray.

Galatasaray'a emek harcarken aynı zamanda yüzlerce Galatatasaray futbolcusu geldi geçti. Yüzlerce Galatasaray futbolcusuna da emek harcadık. 40 yıllık blançoya baktığımda Galatasaray futbolcularının içinde benim için özel olan futbolcu sayısı 5(yazıyla beş)i geçmez. İlk yıllarda Büyük Mehmet'ti idolümüz, topun kendisine gelmesi için adeta yalvardığımız Ördek Mehmet son iki sezonunu Fenerbahçe'de geçirerek sevgimizi çaldı götürdü. Bizim için Galatasaray'la ilgili ilk travmaydı.

Sonrasında Büyük Metin'i sevdik, Metin Yıldız'ı. İsyancıydı, serseri avare ruha sahipti. Sapına kadar Galatasaray'lı bir büyük futbolcuydu. Galatasaray'ın ilk maceralarında vardı, kim bilir kaç çocuğu Galatasaray'lı yapmıştı. Ve bugün 20-25 yaşlarındaki ismi Metin olan Galatasaray'lı gençlerin sorumlusuydu. İsmini Oktay'dan miras olarak almış ve miras olarak bırakmıştır.

Fatih Terim, Cüneyt, Prekazi, Simoviç, Tanju Çolak, Papaz... gibi nice sevdiğimiz futbolcular geldi geçtiler. Ama tüyler diken diken değildi işte bir şekilde. Sonra bir baktık Tugay Kerimoğlu çıktı sahalara. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en teknik futbolcusu Tugay, her Galatasaray'lının olduğu gibi benim de en sevdiğim futbolcular arasındaki ilk 5 ime girmişti.

Ve unutulmaz senelerin başlangıcında, 1996 yazında Hagi devraldı sevilen Galatasaray'lı futbolcular bayrağını. Adını andıkça içimizin bir tuhaf olduğu Karpatlar'ın Maradona'sı gelmiş geçmiş en sevilen Galatasaray futbolcusu oluvermişti benim nazarımda. Gittikten sonra futbola küsmüştüm ki, antrenör olarak geri dönmüştü. Hagi en çok emek verdiğim Galatasaray futbolcusuydu. Ne yazsak az gelir, yazamayız, hiç bir kelimeyle tarif edemeyiz sevgimizi.

Bir de Karataş'lı Hasan vardı, benim en sevdiğim futbolcular listemde. Hiç oynamadığı 2006 şampiyonluğu onundu. Hastaneden kaçıp, tribünlerde oturması bile yetmişti. Ağlayarak beklediği şampiyonluktaki resmi, duruşu asla unutulmayacaktı. Hiç oynamadığı son üç sezon vardı. Hiç birimize fazla gelmiyordu.


630 maça çıkmış Bülent Korkmaz, inanın benim için en sevdiğim futbolcular listesine hiç bir zaman girmemişti. Aynı duygularım Hakan Şükür için de geçerliydi. Onları sadece Galatasaray futbolcusu oldukları için sevmiştim yani. Futbolu bıraktıktan sonraki icraatları Galatasaray'lıları yaralasa da ben bunlardan fazla bir şey beklemiyordum zaten.

Hiç affedemeyeceğim şey nankörlüktür. Biz de nankörlük etmiş olmayalım. Ancak Hasan Şaş'la, Bülent Korkmaz'ın sanki sözleşmiş gibi kustukları irini görmezden de gelmeyeceğimizi dosta düşmana gösterelim.

Neler söylemişler, hepiniz biliyorsunuz, ben tekrarlamayayım. Büyük Hocamız Bülent Korkmaz kendini, Rijkaard'la bir tutmuş, Kewell'i yedek bırakmakla övünüyor. Kewell yedekteyken Yaser'i oynat, elinde Lincoln varken Mehmet Güven'i sahaya sür, tek gol at üstüne yat, küme düşen takımlardan hezimet ye ve kus. Sana aykışır, benim Bülent'ten beklentilerim çok fazla. 630 maça çıkmış, Galatasaray'dan başka bir takımda oyna(ya)mamış, son senesini kulübede geçirerek milyon doları cebe indirmiş, Gençlerbirliği yardımcıyken Galatasaray'a attıkları golden sonra el kol hareketi yapmış, bi bok sanılarak Çaylağın yerine getirilmiş, takımı boka çevirerek kovulmuştur. Göreceksiniz çok yakında bütün Galatasaray'lılar kendisinden nefret edecektir. İlk yenilgide, başlar ilk derde girdiğinde salyalarını akıtmak için tereddüt göstermeyecektir. Galatasaray'ı beter olmasını istemiyorsa eğer ben Galatasaray'lılığımın hayrını görmeyeyim. Lucescu'nun geçen yıl Fenerbahçe'ye hoca olarak gelme ihtimalinde yardımcısının Bülent Korkmaz olacağını söylersem ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Şaş, dümeni her futbolu bırakan Galatasaray'lı gibi Bokludere'ye doğru kırmıştır. 5 defa istemişlermiş, gitmediğine pişmanmış. Merak etme Hasan'ım seni o zamanlar isteyenler iyi futbolcu olduğun için değil, Galatasaray'ı karıştırmak için istemiştir. Keşke gitseydin de bu lafları senden işitmeseydik Hasan. Surinam'lının Barca'dan başka başarısı yok diye zırvalamışsın. Daha ne olsun, Galatasaray'ın başındaki adamlar Dünya'nın en büyük takımında 5 yıl hüküm sürmüşlerdir. Keşke Bülent'in dolduruşuna gelip, iki oda bir holken oyuna girip maskara olmasaydın. Belki şimdi sen de medya maymunu olacağına Büyük Surinam'lının büyük futbolcuları içinde olacaktın.

Arif, kadar Suat kadar, Ümit Davala kadar olamadınız. Param da param diye tutturuyorsunuz dilenci gibi. Ne oynadın kardeşim son 5 sene, eğer maç başı para yazsalardı Galatasaray muhasebecileri sana, şimdi Hakan Ünsal gibi bir delikten çıkmak için yalamalık yapacaktın. Bizim sevdiğimiz Hasan Şaş asla yalama olmayacaktır, Bülent Korkmaz önemli değildir, istediğini yapabilir, şaşırtmaz bizi Hasan. Ama sen şaşırtırsın, senden Galatasaray zararına bir hareket duymak, okumak bizi yaralar. Yol yakınken çık bu eski Galatasaray'lı futbolcuların Galatasaray'a sövme çetesinden. Sen kim Bülent Korkmaz kim, Bülent Korkmaz'ı tel örgülerin dışına çık kimse tanımaz, seni bütün Dünya tanıyor Hasan. Mısır'da Türk'üm deyin hilafsız yanınızda kim varsa ''yavaş yavaş Hasan Şaş''der.
Ha yok kardeşim, ben paramı isterim, ben de diğerleri gibi ekmeğimi Galatasaray'a söverek daha rahat bir şekilde kazanırım diyorsan yolun açık olsun. Listeden adını çıkarırım olur biter, nitekim senden önce oynayanların nicesini sildiğim gibi.

Bize Metin Oktay, Hagi ve Büyük Kaptan Arda Turan yeter.10 ların sevgisi büyük Galatasaray taraftarını doyurur. Siz elinizden geleni ardınıza koymayın.
Bıraksaydınız bari anılar güzel kalsaydı.

28 Ağu 2009

Gazoz Maçları Bitti; Levadia 1- Galatasaray 1


Aslında maçı yazmayacaktım, seyredemediğim maçın nesini yazayım. Malumunuz üzere angarya maçları yayınlayan kanalın çözücüsü yok bende. Deli dana gibi televizyon aradım Caddebostan'da. Muhtemel kafelere sordum hangi maçı yayınlayacaksınız diye. Pişmiş kelle gibi hepsi Fenerbahçe maçı dediler. Fener maçını kafede izlemek 70 lira, 500 metre ilerde canlı izlemek 20 lira. Maksat kıllık yani, hiç birinin maçla alakası yok, giymişler sarı lacivert formaları dostlar Cadde'de görsün hesabı. Hani hakikaten buralar Fener'li kaynıyormuş be. Acep aynı şey Florya'da oldu mu? çok merak ediyorum. Aynı saatlerde orada maç izleyen biriniz varsa bana yazsın. Yani biz Galatasaray maçı seyredecez kardeşim diyen çıkıyormudur.


Cadde'nin tek Galatasaray'lı mekanı, bizim çocukların takıldığı kafe. Sahipleri deli maççılar, orada bile bana yer yoktu varın siz anlayın gerisini. Adamlar müşteriye saygıdan her iki maçı da seyrettirdiler millete. Ayrı ayrı hat var demek. Bizde yer bulamadık, dışardan yancı olarak bizim maçı seyre daldık.


Ses duyulmuyor, kimin oynadığı belli olmuyor. Dandik bir maç, hiç bir yorum getiremeyeceğim maçla ilgili. Ancak, madem yılın kelimesi rotasyon, madem maç bitmiş zaten İstanbul'da, hocalar bir rotasyon da kendilerine yapamazmıydı. Ne işi var orada bu gazozuna maçı yönetmek için Surinam'lının, Neeskens'in. ne güzel olurdu, Haldun Üstünel'e bırakıp kendileri burada kalıp dinlenselerdi.


Maç 1-1 bittiğine göre iyi oynamadık. Kadrolara baktığımızda da Aydın'ı, Serdar'ı gördük. Bu çocuklar da beklenen oyununu oynayamadılar. Biz Aydın'dan umudu kesmiştik de, hocalar oynattığına göre vardır bir bildikleri. Alpaslan sol bekte, ulan son maçınızı oynuyorsunuz belki de, insan bu genç yaşta bu futbolu mu oynar? Demek gerçekten sizlere ihtiyaç olsa, bir ölüm kalım maçına sürülseniz, rezil edeceksiniz koskoca Galatasaray'ı.


Maçı değil de Elano'yu seyretmek istedim aslında. Motivasyonsuz büyük futbolcu, motivasyonu olmayan maçta ancak böyle oynayabilir. Yine Manda Yiyicisi'ne golü attırdı. Puan hesabı yapıyorduk, galibiyet serisine bu dandik maçla limon sıktırdılar.


Bu maç bizlere gösterdi ki işimiz sakat. Ali Sami Yen'deki maçlara gidiyoruz sorun yok, ancak dışarda ki maçları rahat seyretmemiz için bir yol bulmamız lazım. Toplu yerde Galatasaray maçı seyredilmiyor, kazara gol yediğimizde biri sevinse ne yapacağımızı henüz test etmemişiz. Böyle bir olay olmadı şimdiye kadar. Bundan sonra da olmaması için gayret edeceğiz.


Haydi hayırlısı diyelim, yarın öğle vakti bizim kuzucuklar belli olur. Bakalım hangi takımlara nasip olacak Sami Yen cehenneminde maç yapmak.

26 Ağu 2009

Kara Şimşek


Yiğit lakabıyla anılırmış. En sevdiğim şeydir birine takma adla hitap etmek. Lakaplar doğaçlama bulunur, oturur ve gerçek isimden daha çok tanınır. İster sevilsin ister sevilmesin yapışır adamın üstüne lakabı. Artık o adla anılacaksın başka yolu yok.

Takımda bilinen lakap pek yok. Ayıboğan Servet taraftar tarafından benimsendi. Servet sever sevmez ancak bundan böyle bizde kaldığı sürece Ayıboğan'dır. Nonda'ya Manda Yiyicisi dedik. Bizden fazla bu lakabı tanıyan yok, Nonda'nın da haberi bile yok.

Keita taklayı atınca farz oldu bir adla hitap etmemiz. İşimiz kolaydı kara adama ad bulma konusunda. Sevimliydi, hızlıydı, ahtopot gibi bacakları vardı. Kapalı kutuydu ne çıkacak belli değil içinden.

Bizim çekirdek tayfaya açtık konuyu. Aslında Hadesperado kardeş güzel ad bulmuştu. Çoğu tarafından benimsenmiş bir ad. Kara Jilet dedi, yararak oynuyordu. Benim favori ismim de Kara Jilet di. Kara Aslan da güzel bir lakaptı Keita için. Cim Bom da oynayan her futbolcu doğal olarak zaten aslandı, kara isen de Kara Aslan olacaktın tabiki. Bu arada iyiki Fenerbahçe blogcusu değiliz. Ne diyeceğiz, Kara Kanarya. Hadi Kara Kartal cuk oturur, kimse bir laf söyleyemez ama Kanarya'dan lakap olur mu ya?

Kara Tren yazmayı unuttuk, olabilirdi. Ancak Kara Tren tamam sevimli Cumhuriyet taşıtıydı ancak yavaş gidiyordu. Güçlü, kuvvetli fakat yavaş. Nonda'ya belki daha çok uyardı.

KaraYılan bence en çok uyan lakaptı. Hatta maçtan sonra bu konu gündeme geldiğinde, Karayılan koyalım mı diye etrafa sordum. Yılan gibi kayıyordu, nereye kıvrılacağı, kimi sokacağı belli değildi. Ancak Kandil'i hatırlatıyordu Karayılan. Dağdaki Karayılan, çimlerdeki Karayılan'la mukayese edilir, belki hoş olmayan şeyler yazılırdı.

Uzak ara Kara Şimşek çıktı anketimizden. Eskiden bir televizyon dizisi vardı Kara Şimşek adında. Kara bir araba, katlanır, takla atar, hızlanır, konuşur, bağırır, kızar, sever. Her girdiği mücadeleden muzaffer çıkardı. Bizim Keita'ya çok uygundu. Şimşekler çakacaktı artık bizim sağ kanatta. Katlanarak adam geçilecek, hızlanılarak adamlar sollanılacak, Şutlar çeklecek, taklalar atılacak.

Şov zamanı, her gün yeni bir sürpriz, Her maç her şeye gebe. Hiç olmadık sayıda pas yapılabilir, hiç atılmamış goller atılabilir. Her maç bir futbolcu sivrilebilir.

Kara Şimşek bir kere daha hoşgeldi, çakmaya devam.

25 Ağu 2009

Nonbertarafos


Bi bok sandıklarımız listesinde var. Ancak yanılmışız, düzeltme hakkını kullanıyoruz. Abimiz harbiden bok, her yazdığı olay, her düşüncesi tartışılıyor. Ne yazsa mutlaka okunuyor, gündem belirliyor. Çoğunlukla küfürün en kralını yiyor, az da olsa helal olsun çekiliyor. Tribüne girişi yasak, Galatasaray'ın aklı sıra savunucusu, yıkılmasını devrilmesini bekliyor, çoğunluk görüşün tersi görüşte, cımbızla çekip yazıyor. Kimsenin düşünmediğini düşünüyor, akıllı herkes yazdıktan sonra ki gün yazıyor. Bok olması için bir adam daha ne yapsın.


Ben bertarafedilemeyen abimizi 25 sene önceden tanıyorum. O da beni tanır, Cumhuriyet'te yazarkenden beri sadık okuyucusuyum. Hasan Cemal'le kavga edip yazmaya küsmüştü de imza kampanyası yapmıştım 1986lı yıllarda. O zamanlar bok olmamıştı henüz, telefona direk çıkardı. Şimdilerde kendisine ulaşabilmek için sekreteryaları aşmanız gerekir. Aşamazsınız, ulaşamazsınız ya neyse.


Rijkaard yanlış yolda, diye başlamış kendi doğru yoluna. Geçen sezondan kalma sorunlarımız varmış, Baros adam olmayacakmış. Yaka paça indirilen Baros Keita'dan kötü santraformuş. Olabilir ne var ki bunda, keşke Keita Baros'tan daha iyi futbolcu çıksa. İlk geldiğinde fal bakmıştı, yıllarca Hakan Şükür'e söven adam, Hakan Şükür gidince arkasından ağlamaya başladı. yerine gelene kötü dedi bir kere, artık ne yaparsa yapsın kötü.

Elano, Hagi tipinde bir adam. Topa iyi vuruyor. Ah bi vuramasaydı, ah iyi pas atamasaydı ne güzel olacaktı. Savunmaya yardım etmiyormuş, savunma sanki follaş , daha kaleciye top gelmedi doğru dürüst. O kadar adam varken Elano'mu defansa yardım edecek? Golleri çıkarınca maçın 4-1 bittiğine kimse inanmazmış. Ben goller hariç o maçı yeniden seyretsem 8-0 bitmiş derim hilafsız. Tartışmalı Baros golü olmasa, kornerden kendi kalesine adam atmasa, Elaono'nun 100 yılda bir olacak golü olmasa, son dakikalarda top,1 dakika bizde kaldıktan ve 11 pastan sonra gelen Arda orijinli gol olmasa al sana 1-0 yenilgi. Al sana pis pis sırıtmaca, ben demedimmi diye höykürmece..

Bu takım birisinden çok kötü bir tokat yiyecek. Biz demiyoruz ki bütün maçlarımızı kazanacağız diye. Hem bunu demek neyin nesi oluyor. Bu kadar güzel giden şeyin bir gün mutlaka kötü gideceğini bildirmek için yazar mı olmak gerekiyor? Kına yakacak yaşı da geçtin neyin kinidir bu. Bizi niye karamsarlığa vesveseye itmeye çalışıyorsun. Galatasaray'ın şovu, Galatasaray'lılar içindir ve biz bu şovdan şimdiye kadar hiç olmadığı biçimde memnunuz. Akıtın salyalarınızı, az kaldı maskeleriniz düştü. Severek okuyanlarınız, seyredenleriniz parmaklarla sayılıyor artık.

Santrforun işi gol atmak. Baros'ta geçen senenin gol kralı yanlış bilmiyorsak. Hakemleri, hocaları, taraftarları kandıra kandıra gol atan, fakat bertarafedilemeyeni memnun edemeyen gol kralı. Futbolcu değil 50 tane bile atsa fasa fiso, yerine başkası olsa 60 tane atardı.


Rijkaard, Keita'dan hoşlanmıyor. Biz emin değiliz, Galatasaray'lıyız. Total futbolun, paylaşmanın, golü ortak atmanın düşmanı bunlar. Kimi çıkarsa zaten hoca sevmediği için çıkarıyor. Hatta bu hafta Kewell'e bir araba sopa attırıp kadro dışı bırakmış. Bu kadar büyük transferlerin yapıldığı takımda, Uğur, Aydın, Sabri, Arda gibi çocukluk arkadaşları ortada sıçan oynayarak bitiriyor maçı. Bundan büyük gurur olabilir mi, Dünya'da eşi benzeri var mı?

"Keita'yı çıkaracak yine." Ezberlemiş. Bize de yutturmaya çalışıyor büyük hocayım diye. Bundan sonra Keita çıkarken bilinki Elano oyuna girecek. Bunlar kalıp antrenörler, geçen sene Aragones bu sene Rijkaard. Baros dururken Keita çıkar mı? Neeskens ulamayı dinleyip Baros'u çıkarsaydı, Kayserispor defansı Baros'la uğraşırken Elano o füzeyi yapıştıramayacak ve biz göremeyecektik o unutulmaz golü. Aile büyüğümüz de görmeyecek dolayısıyla Elano'yu daha ilk çaından övmeye başlayamayacaktı.


Hadi bizimki eski alışkanlık, her dediğini dinliyoruz, her dediğin bizi bıçak gibi yaralasa da, içimizden bin bela okusak da bu alamde bi boksun işte abicim ne yapalım. Olmuşun işte olacağın kadar, paraya şöhrete ihtiyacın yok. Diğerleri gibi yalama hiç değilsin. Beklentin, kaygın yok. Otur oturduğun yerde, şapkalıyı yanından ayırma, evini çıtırlarla doldur, seyret işte bu büyük futbolu. Rakip küçükmüş, zayıfmış sana ne, şov değil mi sonuçta yapılan onca şey. Sivasspor'u seyretmek için Avrupa'nın hangi ülkesine gideceksin. Beğenmediğin Galatasaray için az mı seyahat ettin. Biz elenirsek eline ne geçecek, Ortaköy sahilinde viski içmek daha mı iyi senin için.


Galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en büyük antrenörü ve arkadaşı kulübede. Maçın her dakikası somut hoca gösterisine dönüşüyor. Kaleci bile oyunda, her kes gol atıyor, olmadı rakiplere langırt golü attırıyorlar. Neyden memnun olacak bu adamlar. Messi 3 kişi çalımlayıp atınca veya attırınca ağızlarından bağıranlar, Arda çalımlayıp attırınca kıçlarından bağırıyor. Acı çekiyorlar, dün gece Ziya Doğan aptalının sayesinde acıları biraz olsun hafifledi.

Büyük Galatasaray taraftarı, sülükler uyuyor numarası yapıyorlar. Yazdıklarımızı, tribün tribün ettiğimiz küfürleri duymamazıktan geliyorlar. Gerçekten uyusalar işimiş kolay, binlerce insanın ettiği küfürlü gürültüyü duymamaları imkansız. Uyuyor olsalar uyanacaklar, belki irin kusma işini bırakacaklar. Nasıl uyandıracağız uyuyor numarası yapanları. Uyanmıyorlar, öyle bağırmayla, küfürle uyanacakları yok. Bunları eşşek sudan gelinceye kadar dövmek gerekiyor. Gözlerini belki dayakla açarız, ancak gönülleri kapalı bunların. Kalpleri mühürlü, boşuna uğraşmayın, maalesef çoğunluktalar. Siz büyük ve sevgili takımınızın maçlarını daha bir keyifle izleyin, biz Galatasaray kiziri, muhtarı, jandarması fosiller görev başındayız. Yaşadık yaşayacağımız kadar, biz sizin yerinize de veririz kavgayı.

Nitekim hayatımız boyunca vermişiz, başkaldırımız var güzel olan şeylere düşmanca bakanlara.

24 Ağu 2009

Sülüklerin Ardından #3


Dün geceki maç yazısında yazmayı unuttuğumuz önemli bir ayrıntıyla açıyoruz konuyu. Maçın seremonisinden sonra, Arda Turan koşarak Kayserispor kulübesine gitti ve Tolunay Kafkas'la kucaklaştı. Bu Arda'nın bu sene hayata geçirdiği, rakibe saygı göstergesiydi.
Bir Galatasaray taraftarı olarak huzur ve güvenli, mutlu bir şekilde evimize döndük. Geleceğe de umutla bakıyoruz, uzun yıllardan sonra dolu ve coşkulu tribünler önünde, bütün futbolculara sevgi gösterisi yaparak maçtan çıkıyoruz. Gel gelelim biz her zaman ki gibi başka maç seyrettiğimizi anlıyoruz.
Televizyon sülükleri bir anket yapmışlar hemen. Hangi gol daha güzel Das Santos'un ki mi?, Elano'nun ki mi? Yani Das Santos'un attığı gol bütün bir sezon anketlere girecek anlaşılan. Gelecek hafta biri gol atarsa Elano'ninkiyle kıyaslayacaklar mı? Boş verelim, Santos'un ki tabiki daha güzel diye mesaj atalım, sülükler sevinsin bari.
Maçın sonlarında top bütün Galatasaray'lı futbolcuları turlamış, tur 40 saniye sürmüş ve top balta dedikleri Servet'e gelmiş. Servet topu kesmeyle Kaptan'a ulaştırmış. Arda topu stop ederken adamı dumura uğratmış, geri vitesine takar gibi yapıp 4. vitese takıp 3 metre fark atmış, geriye çıkardığı topu Baros içeri yollamış ve son gol olarak tabela kalkmış. Kalktık ayağa, tezahürat yapmayı bıraktık dakikalarca alkışladık. Birde ne duyalım, televizyonun dün geceki 2. sülüğü Galatasaray'lı futbolcuları piknikte yürür gibi göstermeye çalışıyor. Böyle paslaşmaya izin verilirmiymiş, takacakmışın birinin dizine kramponu bakalım bir daha paslaşıyorlarmıymış.
Tribünler boştu nedeni belli. Gelen azınlık vefakar taraftar ise hiç susmadı. Aslanlar gibi desteklediler takımlarını.
Sülüğün biride böyle yazmış, aklı sıra taraftarı onore etmiş. Maçı izlemeyen, ya da televizyondan göründüğü kadarıyla(kapalının altı loca ve orası satılmadı, kale arkası sol taraf loca yapıldı orası da lanet yer, kale arkası sağ taraf rakip takıma ayrılmış) boş diye yutturmaya çalışmış. Yalan sakın inanmayın, tribünler bu yıl her maçta kapalı gişeydi.
Sülüklere bu hafta ekmek çıkmadı. Galatasaray puan kaybetmedi, rotasyon yapılmadı. Nerden taksalar acaba? Galatasaray'ın her maç gol yediğine taktılar. Milli takım defansına bok attılar. Sıkıysa Milli Takım yenildiğinde saldırsanıza Servet'le Gökhan'a. Aralarına top atıldığı zaman dinamit hükmündeymiş. Galatasaray'da Servet'le Gökhan'ın arasına top atılma ihtimali, Milli Maçlarda atılma ihtimalinden sanki daha fazla. O kadar aklınız varsa söyleyin Fatih Terim'e almasın bu her maç gol yediren stoperleri takıma.
Bekledi haftanın sülükleri, bu maça kadar Galatasaray'ın oynadığı takımlar dandikti. Kayserispor'da 4 yediğine göre, Kayserispor'da bundan böyle dandik takım ilan edilebilir. Medet Ankaraspor'da, haydi Ankara sevindir şu medyamızın baloncularını.
Keita etkisiz bir ilk yarı çıkardığında sülüğün biri rahat bir nefes aldı. Ben demedimmi diye kasım kasım kasılmak üzereyken ne yazık Elano'nun bazukasını seyretmek zorunda kaldı. Bu ne ızdırap dır çekene sormak lazımdır.
Sülüğün tek tesellisi Kewell'in kadroda olmaması. Birde o olsaydı dünkü maçta, mutlak maça bir imza da o atardı. Salyalar akmaya, kinler kusulmaya devam. Maçlara artık bir de bu gözle bakıyoruz. Maç bizim için ikinci maça kadar bitmeyecek. Sülükler için de tabi ki.

23 Ağu 2009

Elano'dan Sevgilerle; Galatasaray 4-Kayseri 1


Yine atlattı Surinam'lı yalama medya mensuplarını. Bir tutturmuşlar rotasyon , senenin en çok kullanılan kelimesi oldu daha şimdiden. Arda'yı dinlendirdi bu maçta bizim muhabirler. Bir baktık aynı takım sahaya çıktı. Aslında rotasyonsa mevzu, seyirci girmeli artık rotasyona. Yorulduk valla, bir haftada 3 maça gittik, bünye kaldırmıyor diyeceğiz de, takım böyle oynasın biz Sami Yen'de yatarız. İnsanın maçtan sonra çıkası gelmiyor.

Defileye çıkar gibi çıktı yine Cim Bom. Mor formalara gözler alışınca hoş gelmeye başladı. İftarı açan taraftar şov için hazırdı. Maçın başlamasıyla birlikte gök gürledi her zaman ki gibi. Kewell 18 de yoktu. Hafif sakatlığı var dediler. Sağ tarafta lakabı bu hafta Kara Jilet veya Kara Şimşek olarak belirlenecek Keita bu maç tersoya geldi. Maç içinde de kanat değiştiremeyince adamını geçemedi. Olmadı mı olmuyor, elde var Elano nasıl olsa. Rotasyon saha içinde oldu. Keita çıkıp Aydın sağa Arda sola geçti ve Brezilya'lı maestroya geçti. Yani taraftar olarak istiyoruz bazen futbolcunun kötü oynamasını. Mustafa Sarp iyi oynadıkça ben pek sevinemiyorum açıkçası. Misal bugün Ayhan kötüydü, biraz daha kötü olsa da! yeni birini seyretsek.

Duran topu yine içeri soktular bu maçta. Uzun yıllardan sonra korner, serbest vuruş atılırken rahatız. Neydi o maçlar, korner atardık kendi kalemizde gol tehlikesi yaşardık. Taç bile atamazdık doğru dürüst. Bence futbolcuların yolda yürüme şekli bile değişti. Bakınız Sabri'ye, maçlar geçtikçe üstüne koyuyor, stili değişmiş, kademeler mükemmel, Uğur'a maç göstermeyecek gibi Tommiks. Umarız milli takımda da formayı kaparda defansta poker oynarız, kare as çıkartırız.

Dünyanın 4 bir tarafından ne futbolcular geliyor, bir bakıyoruz beraber Florya'da sünnet olmuş Sabri, Aydın, Arda aynı maçta sahada. Var mı eşi benzeri başka takımda?

Kaldı 9 gol. Ben bu sene 10 gol bekliyorum diye söyledim rakiplerden, bizim tabelaya. Kaleci dahil herkes gol atacak, bir kaç takım hezimete uğrayacak, olmadı rakiplerde yardımcı olacak. Elano'nun füzesi ağlara gittiğinde bütün futbolcular kapaklandılar Elano'nun üstüne. Ve golden sonra başladı Galatasaray taraftarının ''asla yanlız yürümeyeceksin'' şarkısı, ''Nevizade Geceleri''

Galatasaray zayıf takımlarla oynadı bu güne kadar. Öyle dediler ulamalar, kolaysa dişli bir takıma atsın buyurdular. Kayseri 4 lük muamelye uğradıktan sonra bakacağız ne diyecekler. Takipçisi olacağız, cevabımızı vereceğiz. Onların cevabı belli, '' Kayseri'yi bu kadar kötü görmedik''

Şimdi biraz dinlenme zamanı, takımı Letonya'ya gezmeye göndereceğiz, arkadan Başkent'e ve sonrasında Beşiktaş maçını bekleyeceğiz. Yani biz klasik önümüzdeki maçlara bakmıyoruz, önümüzdeki maçın önündeki maçı kolluyoruz. Maç kaçırmak yok, her hafta bir sürpriz var, kimse geri kalmasın.

Kaptan'la kapatalım, sol taraftan kopup giderken kapanışı yapacağı belli oldu. Maç bitiminde Sabri'yle çektirdikleri 3 lü, maç klasiği olacak.

Kısır geçen haftanın bereketi biz olduk, golsüz maçımız geçmez. Ancak her maç gol yiyoruz, üstelik pozisyon vermeden gol yiyoruz.

Elano taraftarı selamladı, muhteşem golüyle hatırlanacak bu maç. Son gol 11 pastan sonra Arda'ya geldi, Arda katladı Baros'a siftah yaptırdı. Sağolasın Cim Bom, gururluyuz.