7 Ağu 2015

Futbola Lanet Ettirenler; Yekta(dan) Kurtuluş

Önce Mustafa Sarp'ta bir özür borcum var, onu ödeyeceğim. İsmini Galatasaray'a transfer olduğu gün öğrenmiş, futbolunu hiç görmeden başlamıştım saldırmaya. İşimiz çok zordu, Reykart banko oynatıyor, sahada hiç görünmemesine rağmen bir şekilde balık golleri buluyor, zift spor medyasının gazıyla da hemen hemen Arda Turan'la aynı muameleyi görüyordu. Neyse ki Büyük Galatasaray Taraftarının futbol bilgisine de benim imanım tamdı. 2 seneme mal oldu, tezlerimi ispatlamam, sonunda oy birliğiyle karar verip kovduk.

Bir tespit araya sıkıştıralım.

Tanımadığımız, hem fikir olmadığımız bir futbolcu, sakatlık hariç, bir sezonda resmi maçların en az yarısını oynamamışsa, onu alan, aldıran hırsızdır.

Hangi hırsızın sayesinde, kimin basiret bağlanması sonucu kendisini Galatasaray'da buldu ise çaldığı paralar çoluğundan çocuğundan çıksın, kendi payım zehir zıkkım olsun. Mübarek Galatasaray forması içinde gördüğüm ilk maçtan beri baş çelişkimdir. Mıymıntı, kasıntı, ruhsuz kansız, ölü bir yaratık.

Gidiş yolu, pek iyi. İnsan satıcısı kimse yaptığı işi mükemmel yapmış. Bir proje çizmiş önce. Fenerbahçe Stadında'ki ağların ardında Galatasaray formasıyla taraftar olmuş. Yalan, taraftar olsa biz mutlaka tanırdık. Hele Kadıköy deplasmanına giden Dünyanın en azılı 2000 Galatasaraylı içinde olacaksın, üstelik Süper Lig futbolcususun ve seni hiç kimse tanımayacak. O gün maça gitme sebebi, sahtekarlık, bir plan yazılmış, çizilmiş uygulanmış.

Sarı Kırmızı zıbınlı  bir resmi de çıktı mı bilmem, ama erkek bebeği olan babalara bir önerim var. Hem Fener, hem Galatasaray zıbınlarıyla resmini çek bebeğinin, hatta sırayla Sarı Kırmızı, sarı lacivert bezlere sıçırt.(Ben yapmıştım, 2 sene boyunca sarı-lacivert beze sıçmıştı bizim oğlan. Resmini çekmeyi unutmuşum) 20 sene sonra sikindirik bir takımda futbol oynarsa al sana kapı gibi CV. Git Kadıköy'deki hırsızlara, benim oğlum Sarı Kırmızı beze sıçmıştı de, göster resmini, az para mi verdiler yıkılma hemen. Al soluğu Florya'daki hırsız kravatlı eşkiya bürolarınd. Sarı-Lacivert beze sıçarken ki resmini göster,  bir de o zaman ki devlet, yöneten oligarşik çete kim ise taraf olduğunu beyan et. Al sana oğlun Galatasaray'lı Yekta Kurtuluş.

Taraftar sever, taraftar futbolcuyu. Sabri'nin aldırdığı 15 sağ bekin sebebinin Sabri'nin kötü futbolcu olduğu gerçeğine kafayı yormak yerine çektirdiği 3 lüler hatırına,coşar sempatik bulur,kredi verir.Sabri dağlara taşlara orta yapar güler de, aynı ortayı Telles yapsa homurdanır. Yekta'da kurtuluşu, taraftar şirin görünmekte aramış yıllarca. Tahmin ediyorum aldığının yarısını da Galatasaraylı Medya Maymunlarına yedirmiştir. Bugün anket yapılsa % 60 Melo'dan daha iyi oyuncu çıkartırlar. Bir deseleksiyon, bir yutturmacadır gider.

5 senede 50 maça çıkmış. Oyunu öldürmek için sehpayı tekmelediği, topa ayağını bile değmediği maçları da katmış,Vikipedya. Ne zaman Hocalar oyunu idam edecekler, sırayla soktular cellatları. Olcan adın girer, futbolu idam sehpasına çıkartır, Umut Bulut boynuna ilmiği geçirir, maç bitti bitecek Yekta oyuna girer, sehpayı tekmeler, maç başı parasını indirir.

Bu tip futbolcular, takımın çetesine yağdanlıkçı olur. tatile birlikte giderler, aleme, bara beraber takılırlar, bilmiyorum ama eminim, 18 e soktukları her maçta oda arkadaşı Yeni Çeri ağalarından biridir. Melo ile, Sneijderle yatacak değil ya, koskoca Galatasaray'ın koskoca Yekta'sı. Futbolcu değil, adam bile değilmiş. Milyonlarca Galatasaraylı nefret ediyor, hala ben takımda kalmaktan mutluyum diyor. PTT liginde sıradan bir takımda bile çöp olduğunu en iyi kendisi biliyor, bu yüzden ne kadar dolandırsam bu kerizleri o kadar kardayım felsefesiyle, yıllardır bizi soyuyor.

Mustafa Sarp'ın özrünün sırası geldi, Kim bilir kaç maç iyi oynamıştır, Sarp. Biz takıntılı olduğumuzdan nankörlük ettik, ama elimizi vicdanımıza koyalım, Mustafa Sarp, Yekta'nın yanında ordinaryüs profesördür. Daha çok hizmeti geçmiştir, istenmediğinde de alıp başını gitmiştir. Bakın göreceksiniz Yekta efendi, yarın bir takıma gitsin, hangi hırsız, dolandırıcı alır o ayrı konu, senede bir maç oynar, hele bir de kazayla gol atarsa, Sercan'dan bin beter maymunluk yapar.

Her zaman iftiharla söylerim, bizim taraftarımızın Dünya'da eşi benzeri yok. Başkaları olsa 2 kupa kazanmış, 4 yıldız takmış takımın Hocalarını, Başkanlarını, çöp futbolcularını bile bağrına basar. Biz farklıyız, futboldan en az Hocal
ar kadar anlarız. Büyük Galatasaray taraftarı Sosyal Medyası olmasa, Aydın Yılmaz'la bu Şebeke yeniden sözleşme imzalardı, biz olmasak Melo'nun yerinde Yekta 2 senedir kan kusturuyor olurdu, biz saldırmasak Yekta'yı kovmazlardı. Sabri arada kaynadı gitti, Dedik Sabri'nin kredisi var, Yekta kim?

Yekta'nın kovulmasına katkıda bulunan herkese bin teşekkür ediyorum, şimdi sıra öteki çöplerde. Futbola lanet ettiren, Olcan Adın, Umut Bulut, ve Sepet Eray'da. Galatasarayı, Aydın Yılmaz'dan, Yekta Kurtluş'tan kurtarmayı başaran taraftarımızın tribünden gelen gücü, takımı leş, çöp futbolculardan er ya da geç temizleyecektir.

45 yıldır tribünlerdeyim, tribünlerin istemediği futbolcunun oynadığına şahit olmadım.

Yekta Kurtuluş, kısmet bu günlermiş, defol git, Florya'dan bir daha geçme, sen bizi tanımadın, biz seni, lanet olsun sana futbolcu lisansı veren kuruma.

25 May 2015

Binbaşım Zafer Bizim; Galatasaray 2-0 Beşiktaş

Aslan'a kurulan tuzaklar sökmedi, Maçları önce oynatıp, duruma göre pozisyon almaya kalktılar. 1-0 lık sinir bozucu 3 puanlar, tuzağı kurduranları tuzağın içine attı. Siz en iyisi ÖKÜZ'e tuzak kurun, başarı şansı %100.

Dünyanın hangi liginde 1 takım yenerse Şampiyon olma ihtimali var ve taraftarının önünde oynayabileceği, kutlama kapabileceği maç yoksa, rakibiyle aynı anda oynatılmaz? Bu kalleşliktir, Zaferi kutlamayı ertelediniz, ama zaferi engelleyemediniz.

Galatasaray final takımıdır, kaybetmeyeceğine inancımız hamaset değildi, 20 şampiyonluğun 15 ini izleyen biri olarak şahidim, Şampiyonluk potasına girdiğimiz, finallerin hiç birini kaybetmedik. Büyük takım refleksi, büyük takım taraftarı 19 şampiyonluğa bedel bir Şampiyonluk kazandı. Övünün büyükler, sevinin çocuklar.

Şampiyonluğun hikayeleri çok yazılacak elbette. Hele ki, 3 Başkan'la 2 Hoca'yla, hesapta olmayan futbolcuların oynadığı, hesapta olanların oynamadığı bir iklimde son düzlüğe kayıpsız, gol yemeden girmenin hikayesi bir başka yazılacak.

Şimdi yazması kolay tabi, ama eyvah dediğimiz şeyler Şampiyonluğu getirdi.

Devre arasında Yasin'i, Abdurrahim Rize'ye hediye verdi. Tıpkı yıllar önce Çağlar Birinci'yi almak için Denizli'ye Semih Kaya'nın da dahil olduğu yarım takım verdiğimiz gibi. Semih gitmedi, İstanbul'u terk etmeyip, Kartal'da oynadı. Gitseydi Semih Kaya diye bir futbolcu olmayacaktı. Yasin gitmedi, Klop'la çalışmış biri, oynayanları görüp ben nasıl bu takımda oynayamam diye çıldırmış olmalıydı. Gitmem dedi, Kupa maçlarında oynatırız dediler, peki dedi. Döve döve takıma girdi. Yatıp kalkıp Abdullah Hoca'ya dua etmemiz lazım Hamza'dan önce. 2-0 öndeyken, Yasin'den kurtulmak üzereydi, maç 2-2 ye gelince Yasin ilk 11 deki yerini garantiledi. Servet'e Mersin'de, Atınç'a Arena'da felç geçirttiyse, ilk 11 deki yerinin özgüveni sayesindeydi. İlk oynadığı maçlarda olsa o çalımları atamaz, o vuruşları yapamaz, yapmazdı. Nitekim taç çizgisi kenarında faul var diye topu bırakıp hakemle dalaşan Burak'ın sakatlığı, Melo'nun topu söküp Yasin'e ulaştırmasıyla geçti. Topla slalom yapıp vuruş anında ofsayt pozisyonunda avazı çıktığı kadar bağırıyordu bana at diye. Eski Yasin yoktu artık, kendi vurdu, geri geldi top,  kendi beşiğini kendi salladı, olanca hıncıyla bir kere daha vurup, Arena'yı, milyonlarca Galatasaray'lıyı yere yatırdı.

Yatıp kalkıp Rize'ye gitmem diyen Yasin'e teşekkür edelim, Dua etmesini bilenler de Burak sakatlanıp bir kaç maç kaçırdı diye Yüce Gök'e dua etsin. Şampiyonluğun en büyük payı, Yasin'in takıma girmesi, Olcan'ın kenara gelmesi, Sneijder'le oynama alışkanlığında edindiği öz güven bize 1 numaralı Şampiyonluk müjdesiydi.

Belki de Hamza hocanın küçük takım hocası olması da Şampiyonluğu getiren faktörlerden biriydi. Son düzlüğe girerken gelen giden liderlikten sonra kararını vermiş olabilir. 1 gole de 3 , 5 gole de 3 puan veriliyor. Ezberleri bozdu, Şampiyon olan takım az gol yediği için değil, çok gol attığı için olur amentüsü değişti. Ben nasıl olsa 1 gol atarım, kalecim de iyi nasılsa yemeyeyim, yatayım felsefesi, neticeyi getirdi. Bizim gibi Hatice peşinde koşanlar maçları duvar dibinden uzak, ördeklerimiz yanı başımızda seyrettik. Kan işedik, duvara kafa attık. Düşünün takımın golcüleri son 4 maçtır tek gol atmamış, takım 12 puan alıp Şampiyonluğu ilan etmiş. Futbolu öldürüp maçları kazanmayı tercih edenler, kupayı kazanacak ama taraftarı kaybedecek. Bunları konuşmanın sırası değil elbet. Konuşmamız gereken hikaye Ramiz Köfte'nin Binbaşılığa terfisidir. HERKES RÜTBESİNİ BİLECEK; SELAM DURACAK

Sneijder'in 2.golü resmen döve döve atılmış gol. Erken gelen golden sonra oyun üstünlüğünü Beşiktaş'a vermeyi pek içlerine sindiremediler. Ölümüne top söküşten sonra Selçuk İnan çaktı, dönen topa Hamit çaktı, geri dönen top Usta'nın önüne düştü, Selçuk referans yaptı, buyur sahne senin dedi, Beşiktaş'a golü yoktu, artık olacaktı.

14. sene gelen Şampiyonluk maçı, Neushatel Maçı ve bu maç, bence tribün tarihimizin en büyük maçlarıydı. Kazanılması gereken maçlardı, Cehenneme çevirdik dört bir yanı. Dünya'da bir ilk yapıldı, yedek kulübesi, 500.000 yuro maç parası ödemiş localar bile katıldı. Kimler yoktu ki maçta? Arda, Hakan, Mondragon, Ufo gözler birini aradı, Hagi yoktu, birini aramadı, o da zaten gelemedi. Milli Takım Hocası, sezonun en büyük maçına, final maçına gelememiş saklanmayı tercih etmişti. Maçı seyretmediğine de bahse girerim.

Büyük sakatlıklar, büyük geri dönüşlere yol açtı. Burak Yasin'i, Semih Hakan Balta'yı, Melo Hamit'i, Schedju Semih'i tekrar futbolcu yaptı. Şampiyonluk yaşamış tecrübeli büyük futbolcular, taraftarı Şampiyon olarak uyuttu.

Kuduz aşısı baronlarının Türkiye distribütörleri  sayemizde servetlerini ikiye üçe katladı. Zift Tv başta olmak üzere, Medya Maymunları, Şampiyonluk fal bakıcıları, büyücülerinin salyalarını kesmeye stokları yeter mi bilinmez?

Biz Mürteci Şam Baba'nın şebeklerine Pastör'ün icadıyla şifa dileyelim, Fransız İhtilalinin Sekülerizminin temsilcisi Büyük Binbaşı Galatasaray'ın neferleri olarak, Anadolu'muzun kınasını yakalım.

Kınalı yıldızı, diğerlerinin yanına gönderelim. Sonsuza kadar PARLAYADURSUN:

24 May 2015

Cehennem'in Tarih Yazıcılarına Son Çağrı


Ey Büyük Galatasaray Taraftarı!

Birinci görevin, bir iki ve daha fazla bebeği turuncudan iz taşıyan tok bir sarı, vişneye çalan koyu kırmızılı zıbınlarla beşiklere yatırmak, ilk avazlarının ''Cim Bom Boooom'' diye çıkmasını sağlamak, büyüyenlerin, Büyük İnsanlığın ilk uğrak, ilk sınav yeri Galatasaray Tribünlerinde desibel desibel gırtlaklarını parçalatmak, Bu büyük ilkeli, gönüllü birliği sonsuza kadar korumak ve pazara kadar değil, mezara kadar savunmaktır.

Ey Galatasaray geleceğinin evladı! Sen, bu gece soy adını aldığın dedenin değil, kutsal emanetini teslim aldığın, Ali Sami Beylerin, Hasnun Galiplerin ahvad(torun)ısın, Metin Oktay'ların, Prekazi'lerin, Hagi'lerin, Hakan Şükür'lerin, Hasan'ların, Bülent Korkmaz'ların yad(anı)ısın, Tribünleri biz kurduk, şanla şerefle zafer ve savaş naralarıyla sizlere devir ettik, onu daha da yücelterek gelecek nesillere teslim edinceye kadar, bütün silahlarıyla saldıranlara karşı Galatasarayı savunan, Cehennemler kudursa bile ölmez nigahban(nöbetçi)ısın.

Ey Büyük Arena tarih yazıcıları; Ümit Burnu'ndan, Sibirya Bozkırlarına kadar dağılmış milyonlarca Galatasaraylı adına görev sizin, Cehennemden çıkarmayacaksın, Galatasaray final kaybetmez, defalarca gösterdin, Tipide karda, yağmurda güneşte, büyük utkularının işaret fişeğini fırlatan, kucak kucağa, göz yaşlarıyla, kalp çarpıntılarıyla çekilen halaylara el sallayan köşe bayrağı şahit o günlere,



Zafer, zafer benimdir diyenlerindir, gelecek nesiller sizlerin izini sürecek, minnetle anacaktır.

Galatasaraylılık teslim ol çağrılarına ateşle karşılık vermektir,

Gazanız mübarek olsun çocuklar.






20 May 2015

Temeltepe Hatırası; Sivasspor 2-1 Galatasaray