7 Kas 2010

Anılara Saygım Var, Susuyorum;Trabzonspor 2- Galatasaray 0

Ben 2. golü görmedim. Değişiklikler tamamlanıp, takım bokla sıvazlanınca seyretmeyi bıraktım. Şimdi bütün bir hafta medya şebeklerini dinleyeceksiniz. Daha önceki iki haftada dinlediniz. Ama önce şu deliye kulak verin. Hagi'nin gelişiyle birden bir Türk Futbolunun gelmiş geçmiş en kazma banko futbolcusu Servet'e vahiy gelecek, Servet Thuram'a falan dönüşecek, Mustafa Sarp, Zidane olacak ve bizi kötü oynatan Reykart'ı iyi ki kovmuşuz diyeceğiz.

Bakın çocuklar, ben futbolcuların sözleşmelerini okudum, açıklıyorum!

Mustafa Sarp'ın sözleşmesi aynen şöyle; Banko oynadığı, oyundan hiç çıkmadığı maçlarda 50.000 Euro ceza kesiyorlar Sarp'a. Oynadığı her maç, biz ağız ishali oluyoruz ama Galatasarayımız para kazanıyor. Hele bir de gol mol yedirirse ceza iki misline çıkıyor. Buluşamadığı her topta zavallı Sarp içeri para ödüyor. Sen Hagi ol, gel de oynatma. Adnan Paşa'nın sehpası Metin Oktay Tesislerinde hazır, Sezgin lavuğu ipi sürekli yağlıyor.
boşuna kızıyorsunuz hocaya.

Benzer maddeler Servet'te var. Hatta Servet'te yazılı olmayan başka bir tehlike var. Adamımız Iğdır'lı, aşiret sahibi. Reykart keriz mi, başına  iş mi alsın? eline mi yapışacak oynatıyor. Servet'i oynatmasa, o maçta kapalıda en az 5.000 vara vara, bizimkilere kafa göz dalacak. Benden söylemesi, sakın Servet'e küfür falan etmeyin başınıza iş alırsınız. Bunlar evliya torunu, Hocaları korkutuyorlar, Servet'i oynatmazsan rüyana girer diyorlar. Adamlarda para çok üstüne veriyorlar oynamak için. Ha bende olsa ben de oynamak için üstüne veririm Galatasaray'a. Ama ben sevgimden veririm, bunlar bir sonraki seneleri garanti altına alıyorlar. Sen Reykart olacan, Sen Hagi olacan, Servet gibi bir kazmayı takıma koyacan. Hassiktirsinler lan.

Bir zamanlar Lutu diye bir Rumen gelmişti 2. yarı Galatasaraya. Sözleşmesinde eğer bir maç bile banko oynarsa 200.000 dolar alacaktır yazıyordu. O parayı vermemek için zavallı çocuk hiç bir maç ilk 11 çıkmamıştı. Benzer madde Cana'nın sözleşmesinde var. Reykart'a boşuna kızıyordunuz, Hagi'ye de kızmayın. Elinde değil, dayatmayla getiriyorlar,mecburdur Hagi. Eğer Cana bir maçı çıkmadan tamamlarsa eşşek yükü para alacak. Siz Galatasaray'ın zarar etmesini mi istiyorsunuz? Adamı getirirken çakal Adnangiller bunu yazdılar. 3 istiyorsan biz 5 verecez dediler.Ama bir şartımız var, seni taraftar pek tanımıyor, niye aldınız bunu demesinler diye kendimizi garantiye almak istiyoruz yazdırdılar. Cana da kendine güveniyor, nasıl olsa her maç banko oynar iki misli paramı alırım diye çakıyor kafayı sözleşme kağıdına. Tam o sırada bizimkiler geçirdik diye çak çak yapıyorlar. Yani boşuna beklemeyin, her maç Cana oyundan çıkacaktır. Bunun oynadığı oyunla, taktikle falan alakası yok. Muhasebe kasasıyla alakası var.

Ben çok daha fazla şeyler gördüm de şimdilikbu kadar yazabiliyorum. Ben ne Raykart'a kızdım ne Hagi'ye kızarım. Bu iki adam da inanın Galatasaray'ın Hocası değil. Ellerine listeyi veriyorlar şunu çıkar, bunu sok, bunu oynat şunu oynatma. Yoksa ben biliyorum da Hagi bilmiyor mu? sahanın en son çıkacak, hatta bir maç daha oynansa o maçta bile çıkmayacak olan Cana'nın çıkmayacağını. Hadi Cana çıktı, sonra bir şeyler yapma ihtimali olan tek adam Misimoviç'i çıkarmaması gerektiğini Hagi bilmez mi? Hadi hiçbir şey bilmediğini farzedelim, 1.40 boyunda, 30 kilo gelen iddiaya girerim korner atsa topu yetiştiremeyecek olan Emre Çolak'ın futboldan başka bir spor yapması lazım geldiğini nasıl bilmez. Hagi'nin oğlundan daha iyi futbolcuysa eşşek olayım.

Velhasıl çocuklar, zerre üzüldüysem şerefsizim. Sami Yen zaten yıkılacak, Aslantepe'nin başınıza yıkılmasını istemiyorsanız yapacağınız tek yol var. Takımı Adnanlardan kurtarmak. Bunlar soyguncu, hırsız, Galatasaray düşmanı. Ben kendisine bunu bugün söylemiyorum, bilenler bilir zapta geçirmişliğim var. 22 sene önce ''sen Galatasaraylı değilsin'' diye dalaşmışlığım var kendisiyle. İyi ki yazıyorum da, daha önce haklarında ne düşündüğümü hepiniz biliyorsunuz. Eğer başınızda Adnan'la devam ederseniz, her gün, gelecek günlerden daha iyisiniz demektir.

Ben Metin Oktay'ı seyretmedim bilmiyorum, ama futbol denince tüylerimi diken diken eden iki futbolcu vardı dünyada. Biri Maradona, diğeri Hagi'ydi. Birini televizyondan, diğerini canlı izledik yıllarca. Sen Hagi, bu şartları kabul ede ede Galatasaray'a geldin ya. Adnan varken ben gelmem diyen Fatih Terim kadar olamadın ya, Servet'i, Mustafa Sarp'ı banko oynattın ya. Takımın en iyi 3 adamını çıkarıp, en kötü 3 adamı soktun ya. Adam değilmişsin kardeşim. Beni unut. Hakkında bu son olumsuz yazımdır, sen benim için I love you Hagi'sin.  Reykart'la anımız yoktu, öküz öldü ortaklık bozuldu, bırakalım bari senle anılar güzel kalsın.

4 Kas 2010

Genç Galatasaraylı'lardan Rica,

Malum veda maçı yaklaşıyor. Sami Yen nedendir bilinmez bizim çocukluğumuzda kapalıydı. Amatör maçlar oynanırdı. Belki Mecidiyeköy o yıllarda şehir dışında gerçekten bir köydü. Belki haksızlık olmasın diye, bütün maçlar İnönü'de oynatılırdı. Dolayısıyla çocukluğumuz Sami Yen'de geçti diyemiyoruz sizin gibi. Biz Sami Yen'e 1980 yılında çıkmıştık. O zaman Metris'te askerdim, maç günleri kaçar, maça gelirdim ki- bir seferinde yakalanıp 21 gün oda hapsi cezası almıştım. Yani çocuklar 30 senemiz geçti o mübarek stadyumda. 1 metre fazla yer kapabilmek için saatlerce kavga ettiğimiz, civar birahanelerde komalara girdiğimiz, kapalısın dışında geceden yattığımız, uzun yıllardan sonra şampiyon diye bağırdığımız baba ocağı.

Ne takımlar geldi geçti sırasıyla. Denk gelmeyen ucuz atlattı, atlatamayanlar cehennemi tanıdı. ''her sene böyle, Milan'a da böyle'' diye bağrıldı trübünlerinden. Hepimizin her tribününde nice anısı var. Kolay değil, bir gün Mecidiyeköy'den geçeceğiz, bir bakmışız orada stad falan yok.

Şimdi sadede gelelim. Bugün özgürce, risk almadan, kavga etmeden kurtarılmış tribünlerde bağırıyorsunuz. Bol bol yetiyor size stadyum. Bizim geçmiş yıllarda bi götlük yer tutabilmek için aç susuz beklediğimiz, erken girip merdivenlerde uyuduğumuz mabede, siz dışarda biralarınızı yutup, maçın başlamasına 20 dakika kala giriyorsunuz.

Veda günlerini sayıyoruz, hakkımızı sapına kadar helal ediyoruz. Ama bir ricamız olacak sizlerden. Adı cehennem olan stadımızı elimizden ancak bir kıyamet günü alabilir. Ve o kıyameti çıkarmak bize nasip olmalıdır.  Ağıtsa en iyi biz ağlarız, stat yanacaksa biz yakarız, yıkılacaksa da biz yıkarız. Yaşı 30 dan küçük olanlar, 500 den az maça gitmişler o maçlığına stadı bize bıraksınlar. Her birinizin kombinenizi verecek mutlaka bir ağır abisi vardır. Biz kurduk, bırakın biz yıkalım. Sami Yen'i biz kapatalım, Aslantepe'yi de siz açın.

Büyük Galatasarayın, büyük taraftarı yakışanı yapacaktır.

31 Eki 2010

Değişen Reykart'la, Hagi; Galatasaray 2- Antalyaspor 1

Bu sefer sondan başlayalım. 2 dakika daha oynansa kesin berabere, 5 dakika daha oynansa kesin mağlubiyet. Değil Hagi, Dünyadaki en tecrübeli 10 hoca kulübede olsa bu takıma iyi futbol oynatması imkansız. Geçen hafta, 2525 has Galatasaray evladı, takımları son 10 senede tek puan alamamış, 11. maçı gol yemeden bitirmek üzere son dakikalara girdiğinde''bizim için Fener'e de koy'' diye inletiyordu koca stadı. Ellerinden gelse hakeme yalvaracaklardı 5 dakika fazla oynat diye. İşte o 2525 kişi her zamanki yerindeydi dün akşam. Takımları son dakikalara mucize eseri, 2-1 önde giriyor ve taraftar olası bir kaza golü ihtimaline karşı hakemi ıslıklıyordu maçı bitirsin diye.1.5  sezon Reykart'a yalvardık, oynatma şunları dedik kendi gitti onu bıraktı yadigar. Ne inat varmış be Surinamlı'da diye sitem ederken, gidişi acımızı hafifletirken, Hagi'nin gelişine coştuk. Artık kurtulduk diye sevindik. Oynatmazdı, klasik kovulan hocanın yerine gelen hoca refleksiydi en azından. Oynattığını oynatmamak, oynatmadığını oynatmak. İkinciyi yaptı Hagi. Cana, Pino, Elano sahadaydı ama birinciyi yapmadı. Servet ve 16 numara sahadaydı. Bize de iman etmek düşer bu saatten sonra. Bir bok bilmediğimi biliyorum en azından artık. Devam et Karpatların Maradonası senin de mezarını kazar bu iki kazma çok yakında.

Tribündeki futbolculara bakıyorum, Gökhan başta, Baroş, Kewell, Aykut, Aydın, Arda, Kıvanç Tatlıtuğ! taraftar kan işerken neşeli neşeli çekirdeklerini çitiyorlar. Bir gol yesek işimizin bütün bir sezon için biteceği dakikalarda istifler hiç bozulmuyor. İnsan kameralardan kaçar, kimi kadro dışı, kiminin bacağında sivilce çıkmış, kimi bunca doktor kontrolü varken gribe yakalanmış, yok işte bir şekilde oynamıyorlar ve hallerinden, oynayanlardan çok memnunlar.

Son bölümde oyuna Emre Çolak girdi. Bu fizikle top oynamış 3 adam var Dünya'da. Maradona, Saviola, Messi. Galatasaray'da da Suat oynadı. Her maç 20 km koştu.  Emre Çolak, 20 metre uzağa topu atamayacak kadar güçsüz, tam bir halı saha futbolcusu. 5 e 2 lerin, ayak tenisi maçlarının vaz geçilmez futbolcusu. A2  liginde oynuyorsa ne kadar şanslıyım diye şükretsin. Serdar Eylik'in yarısı kadar bile etmez, benim taraftar kuruşumla, 10 kuruş etmez. Hagi Baba'ya itelemişler. utbolcu falan değil.

Golü yiyen kalecimize ne diyelim? Hagi'nin tekrar aramıza katılışına şarkı düzecek taraftarın coşkusuna limon sıkmasına ne demeli. Tipe bakarsan kalecilik için her şey var. Kafa kel, kaleci imajı, boy bos kapı gibi, kaleyi kapatıyor, eller basketçi eli gibi top kayboluyor. Yan topa çıktığında 3 metreden topu kapabiliyor. Refleksler iyi, Mondragon vari. Gel gelelim beyin, ah işte bir o eksik. Bunların piri Rüştü, ellerini havaya kaldırıp, yan hakeme bakarak topu ağlardan en az 100 kere çıkarmıştır Rüştü. Bekleyelim Eyüp Peygamber sabrıyla. Ufuk'a kaleci dememiz için en az 200 gol yemesine katlanacaz. 2000 senesinin takımını hatırlıyorum. Miso'nun yerinde Hagi, Ufuk'un yerinde Taffarel var. Ve Taffarel Hagi'ye 70 metre mesafeden degaj yapıyor. O Hagi gidip Taffarel'i tokatlardı maç içinde. Bizim Ufuk, Turgay Şeren dönemine geri döndürmüş takımı. Eline gelen topta, Ragbi kalecisi gibi, elleriyle takımı uzağagönderiyor, yaradan sığınıp degajmanı şişiriyor rakip 18 e doğru. Devam et kardeşim benim, oynadığın takım Galatasaray nasıl olsa, Hocan Nezihi, Başkanın Ultradnan. Senden kaleci olsun atın çükünden tulumba tatlısı haydi haydi olur. Ben idare ederim sen de idare et kardeş, aman diyeyim Aykut'u gösterme bize. Senin yediğinden 1 fazlasını atarız olur biter.

Öyle bir hassas  yerdeki Barış Özbek. Dünya'daki en  kötü futbolcuların en iyisi, ve yine Dünya'daki en iyi futbolcuların en kötüsü. Futbolculuğun ekvatoru gibi bir şey. Bir altı, futbolcu değil, bir üstü her takımda banko oynar. Hoca için en kritik yerde yani. Oynatsa mı, Oynatmasa mı? Sıra dışı bu futbolcumuz için ben kararsızım. Maçına göre, Hocanın havasına göre,atılan zara göre koysan da olur koymasan da.

Ama biri var ki kadronda, onu sağlamsa koymuyorsan hocalığın tartışılıyor demektir. Bosnalı'nın futbol dışı bir suçu var sanki bu memlekette. Reykart hiç oynatmadı, Hagi, iki maçta da kement attı. Takımın en dirençli oyuncusuydu oysa. Yorulmuş diye çıkardıysa inanmam, o adam yorulmaz, sakatlanmaz. Takım 10 kişi kalsa bile farketmez o varken.

Hagi çıktı Sami Yen'deki veda maçlarına. Yer yerinden oynadı. Ali Sami Yen, ecelinden 7 maç önce yıkılacaktı nerdeyse. Hani uzun süre gitmediğin memleketine gidersin ve bir köy düğününe denk gelirsin ya. Geçersin halay başına çoşarsın, işte aynen böyleydi taraftarla Hagi'nin kavuşması. Her biriyle kucaklaştı.  Halay bitince taraftar şöyle bir sahaya baktı, bizim takımda kimler oynuyor diye. Yarım kaleci kalede, esas oğlanın yerine  iyi idare etmiş Serkan Kurtuluş'u, Sabri döndü diye kesmezdi Hagi, insandı. Ben olsam ben de oynatırdım Serkan'ı. E amigo Sabri geçen hafta çektirdiği 3 lüden sonra banko kaptan oynamayı hak etmişti. O da sahada. Reykart'a bir mesaj verilmesi lazımdı. İnsua yerine Balta, baltazar mevkisindeydi. Rakip ligin en iğrenç takımlarından biri, Sami Yen'e 3 forvetle çıkmış, sen itin götünde koskoca Galatasaray'sın 8 bekle oynuyorsun. Hagi futbolcu olsa, böyle bir kurguyu Lucescu yapsa, kafa göz girişirdi. Bazı pozisyonlarda Pino'ya acıdım. Tek başına 5-6 kişinin arasında kavgaya tutuşmuş, gol arıyordu.

Misimo'nun kornerine  top,karambolde ağlara gidince içimden inşallah Servet değildir dedim. Maalesef oydu ve diyetini ödetecekti. Bu maç olmasa bir sonraki maç,attığı golü burnumuzdan fitil fitil getirecekti. Hagi bile seyretmedi korneri. Atış yapılırken Tugay'la konuşuyordu. Görüşüm değişmedi, Servet ve 16 numara oynadıkları, oynayamadıkları futbolla Hagi'nin de başına iş açacaklar. Yere düşenin sakatlandığı, biraz mücadele edenin sarı kartlardan ceza aldığı, onca ilaca, vitamine, pirzolaya rağmen grip olan futbolcuların olduğu ortamda bunlara neden bir şey olmaz? ulan bir maçta da siz sakatlanın, hastalanın, ceza alın ne olur. Baros, Arda, Ayhan, Elano takıma girince bunlar kesilir diye umutlanıyorum, eski defterleri karıştırıyorum, Kesilmemişler, bunlar varken de oynamışlar. Ne yapıp yapıp bir delik buluyorlar kendilerine.

Ben geçen hafta yenemediğimiz maçı yenmiş, bu hafta yendiğimiz maçı berabere bitirmiş sayıyorum. benim için tabelada yazılı rakamlar önemli değil, ikinci yarıdaki iğrenç futbol önemli benim için. İyi futbolu iyi futbolcu oynayacak, kötü futbolcular işte bazen hayatlarının en büyük maçını oynarlar ve sen ancak berabere kalabilirsin o maçta. Birde iyi futbolcularının, hayatının sezonunu geçirdiklerini düşün, düşünme hatırla. Uçağın biri kalkıyor, biri kupayla iniyordu. Avrupadan kupa getirmenin başka yolu yok.

Futbolcun iyi olacak, iyi futbolcuların da hayatlarının topunu oynayacak. Dünkü kadroda, Miso ve Pino hariç  bizleri büyük futbol beklentisi içine sokacak bir futbolcu yok. O halde kötü futbol seyretmeye devam. Madem kötü futbol seyredeceğiz,  takım sahaya çıkarken bari ''I love you Hagi'' diye bağıralım.

25 Eki 2010

Surinamlı'nın Ütopyasından, Gica'nın Pratiğine,

Marifet ezilmemekti elbet, ama bir punduna getirip ezerlerse de güzel kokmaktı. Nane gibi, kekik gibi, fesleğen gibi mesela. Ezildik, Reykart gibi koktuk, daha da ezildik Hagi gibi, Galatasaray gibi koktuk. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, daha da ezerlerse bizi Metin Oktay gibi, Al, Sami Yen gibi kokmasını da biliriz.

Surinamlı bir ütopyaydı. Onun top oynadığı, hatta Barca'da hoca olduğu zamanlarda biri Galatasaray'ın başına geçecek deseydi bu bir rüyaydı. Tamamı ulusal takımlarda oynayan futbolcuların hocası olarak bizi rüya görürken uyandırdı. Ve başladı o lanet olası dar alanda kısa paslaşmalar. Antrenmanlarda, takım sahaya ısınmaya çıktığında hep aynı varyasyonları gördük. 5 kişi aralarına 2 kişiyi alıyorlar, bizim 40 sene önce oynadığımız ortada sıçanı oynuyorlar. 40 senede futbolun ordinaryusları sıçan sayısını 2 ye çıkarmışlar yani, başka da yeni bir şey yok. Servet'e de aynı idman, Elano'ya da. Hatta yedek kaleci bile 5 e 2 idmanı yapıyor seyrediyoruz. E maçta da öğrendiklerini uygulasın istiyor hoca. Takımın tamamı teknik futbolcuymuş gibi, adam ayırmadan dar alana bütün futbolcuları gönderiyor haliyle. 5 kişi her zaman ortaya 2 kişi alabilseler iş kolay. Kabiliyet sınırlı, kondüsyon zayıf, karşı takım da armut toplamıyor, giriyorlar 6 kişi sıçan mevkisine. Sonra da biz küfür ediyoruz Mustafa Sarp'a, Barış'a, Ayhan'a topu kaptırdıkları için.

Surinamlı, bu işin böyle güzel olduğuna inanıyordu. Ezilmek pahasına da olsa böyle oynamak istiyordu. Ustalarından öyle öğrenmişti, Gullit'le, Van Basten'le Ajax'da, Milan'da destanı böyle oynayarak, Barca'da aynısını oynatarak yazmıştı. Eğer futbolu oynayan en büyük takım sen olacaksan, alınacak en değerli kupayı senin futbolcun elleyecekse, o daracık alanda topu kaptırmadan 20-30 pas yapabilecek futbolcuların olmalıydı.  O kadar uzun pas trafiği, stadyumu dolduran taraftarları coşturacak, arkasından güzel futbol ve zaferler gelecekti. Eğer Galatasaray kendi tarihini aşıp Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olacaksa Surinamlı'nın rüyasındaki futbolu oynayacaktı. Kimi denediyse yapamadı. 7 dönüm arazinin, ancak 2 dönümünde oynatmaya çalıştı Servet'i. Servet ne yapsın, yeteneği sınırlı, pas vermek üzere attıkları topu şişirdi ileriye. Sıfır isabetli şişirmeleri bizim kayışları kopardı. Mustafa Sarp toptan kaçtı, Ayhan emekliliğine gün sayıyordu o kaçmadı, küfürü yedi. Hakan Balta inceci değildi, 5 metrekare alanda ver kaçlara giremezdi. Cana dar alan paslaşması yapabilecek teknikte değildi Surinamlı için. Barca'da olsa da oynatmazdı, Galatasaray'da olsa da. Elano ısrarla topa geniş alan kazandırıyordu. Top oynama alanını genleştiriyordu. Bir türlü hocanın istediği gibi oynayamıyordu. Elano'yu da oynatmadı. Pino'da, Kewell'de onun futbolcuları değildi. Hatta Arda, Arda olmasa, canımız kanımız olmasa, yeni transfer olsa onu da oynatmayacaktı. Dar alanda ortada sıçan oyununda sıçan olmak istemiyorsan, rakibinden çok koşacaksın.Aslanlara yem olmak istemiyorsan,öyle en yavaş koşan ceylan olacaksın ki, en hızlı koşan aslandan daha hızlı koşacaksın.

Mustafa Sarp'ı, Barış'ı, Servet'i oynatmasındaki sır buydu belki de. Onlar çok koşabiliyorlardı, bir tek eksiklikleri vardı sadece o da futbolcu olmalarıydı. Lisans verildiğine göre, bunlar futbolcuydu, hem çok koşacaklar sıçan olmayacaklar, hem de her daim 2 veya daha fazla futbolcuyu sıçan gibi oynatacaklardı. Ne bilsindi koskoca Reykart, bunlara futbolcu lisansını o mu vermişti? Katır gibi kuvveti olan bu futbolcular ah bir de kendi aralarında 30 pas yapabilseydiler. Belki biz bu sene Seyrantepe'de Avrupa Ligi'nde yarı final rüyalarına yatıp, Final için para biriktiriyor olacaktık. Rüyadan uyandık,ezildik, ezdiler, bir birimize girdik. Kendi futbolcumuza sövdük, bu takım  bir daha asla Avrupa Şampiyonluğu göremeyecekti, Reykart ütopyasını koltuğunun altına alarak aramızdan ayrıldı. Ve biz kokmaya devam ediyorduk hala.

Pratik, her zaman teorinin a.mına koymuştur. Hagi kokmaya yeni başlamıştık ki bela maça çıkmamız gerekti sıcağı sıcağına. Bir de baktık, Surinamlı'nın oynatmadığı Elano-Cana-Pino sahada. Artk mecburiyetten mi, Hagi pratiği mi yakında görürüz. Gördüğümüz maçın kokusu geçmedi henüz. Elano 20 pasla kat edilecek mesfeyi tek pasla halletmenin daha efektif olduğunu ispatlama derdine düştü. Oyun bütün bir alana yayıldı. Ortada sıçanı onlar oynamaya kalktılar top onlara geçince. Ne var ki biz 2 den fazla sıçan soktuk aralarına. Kadıköy'deki maçın pratiği böyleydi. Orta sahada rahat paslaşamasınlar, 50.000 kudurmuş salyalarını akıtamasın, 2525 yaralı aslan kükresin diye koydu presini Hagi. Top bize geçtiğinde de ortada sıçan oynamanın alemi yoktu. Ayhan'la, Elano'yla açtılar yelpazeyi. Pino'yla, Miso'yla indireceklerdi az kalsın. Berabere kaldık diye de sevinmedik, bakmayın siz yalama basına. Evliyalar elimizden aldı, yatırdık ama işi bitiremedik. Biz güzel koktuk, yenilseydik bile aynı eylemi koyacaktık.

Amma ve Lakin, her pratik, bir teoriye dayanmalıdır. Eğer biz bir daha asla Avrupa Şampiyonu olmayacaksak, teoriye falan gerek yoktur. Olur da yüz senede bir bir deli nesil gelir, bir Maradona bir Hagi denk gelir, kırık bacakla, çatlak kabugayla bir final daha oynar, kupayı yine getiririz. Yok kardeşim burası Türkiye futbolu pratiğidir diyorsan, hedefin Fenerbahçe'nin önünde ligi bitirebilmek ise eğer bu futbolcular Hagi'ye yeter de artar bile. Trübündeki çapulcu da bir kaç maç sonra unutur gider, ihaneti. Nasıl olsa Hagi bir daha yenilmez ve bu defter sümen altında daha çok bekler.

24 Eki 2010

Daha Ölmedik; Fenerbahçe 0- Galatasaray 0

Fenerbahçe şut çekmeden tamamladı maçı. Aykut hayatının en büyük maçını çıkardı. Top gelmedi. Ve son dakikalara girerken hopörlör destekli 50.000 balon sustu ve bizim 2525 yaralı aslan kükredi. Ne desek, ne yazsak? bu futbolla normalde hezimete uğratmamız lazımdı. Ne var ki  bizim eski Galatasaraylı ataların ürküttüğü yatır var, evliya mezarı var sanki bu stadyumda. Aynı oyunu onlar Sami Yen'de oynasalar çok rahat yenip dönüyorlar. Kanama durmuştur en azından, Kadıköy'de Fener'in ambarına fare girmiştir. Darısı bir sonraki maçadır.

Daha maçın başında geçiriyorduk, çizgiden çıkardılar. Lukas'ın bazukasına Volkan uzadı, Pino'nun şutları az farkla girmedi. Son saniyede kendimi hazırlamıştım. Taraftarın olduğu kaleye Pino asababilseydi, atacaktım kendimi yere.

Galatasaray, Galatasaraylı beraberliğe asla sevinmez. Ancak oynanan futbola gırtlağını parçalar. Ölmedik daha, biz buradayız diye bağıran taraftar Hagi'yi, Hagi taraftarı selamladı. Maçla ilgili fazla bir şey söylemeye gerek yok. Biz Galatasarayız, bu günler için varız.

Galatasararayın maça giden taraftarına, direniş başlatan futbolcularına ve Hagi'ye teşekkürlerle.  

2525 Şir-i Jiyan

2525 has Galatasaray evladı tribünde korkma,

Galatasaray kayıtsız, koşulsuz, seçimsiz kongresiz Galatasaray Taraftarınındır. Milyonlarca Galatasaraylı adına Ali Sami Yen'de sonuç ne olursa olsun tepinen 20.000 kişidir. Bugün Kadıköyde olacak olanlar da o 20.000 kişinin usaresi, çekirdeği, DNA sıdır.

Hepiniz Metin gibi oynayın, yenilmekten sakın korkmayın. Hayatımda belki de ilk defa Fenerbahçe maçından korkmuyorum. Geçirip geleceksiniz, sadece Fenere geçirmekle kalkmayıp, bütün bu klab-ı zulme karşı muzaffer olacaksınız.

Başında, Commandante, yanında Tugi, köşedeki kafesin içinde 2525 şir-i jiyan, 11 artı 3 nefer ve bütün Dünya üzerine dağılmış milyonlarca Galatasaraylı arkanda.

Ey büyük Galatasaraylı 2525 kişi, bu güne kadar utku vadeden pek çok lafımı işittin. Bahtiyarım ki çoğunda Galatasaray beni isabetsizliğe uğratmadı. Bugün yine aynı kararlılıkla sesleniyorum, bütün Galatasaraylıların öncü birliği sizlersiniz. Gırtlağınız parçalansın, kısılmış televizyon sesini yırtın, bir gün Büyük Galatasaray Kadıköy'de evire çevire yenecek, ve o gün oradaydım diyecek olanlar bir ömür boyu boyunlarında kahramanlık madalyalarını taşıyacaklardır.

O gün bugündür, yüreyedurun, parlayadurun, kükreyedurun çocuklar, gazanız mübarek olsun.

22 Eki 2010

Eski Tüfek Derki; Spartaküs ve Commandante

SELAM OLSUN SANA KAHRAMANIMIZ!...

Çok şey yazıldı seninle ilgili, çok şey anlatıldı. Ben hep aynı şeyi söyledim Hagi, Hep aynı şeyi haykırdım…

“ADAMSIN ULAAN, ADAM”

Çok şükür, çok şükür diyebildim hep, hiç bir eyleminde beni yanıltmadın…

Bildiğim ve bildiğimce söylediğim birkaç şey var,

Birincisi bu ülkede çok az adam gibi adamın yaşadığı, yaşatıldığı bir alemdir futbol dünyası… Sen de eğer yaşayacaksan bir tek nedenle yaşayacaksın anladığım. Yarattığın derin ve içten sevgi seli seni yaşatacak. Çok az bilinen bir duygudur benim ülkemde vefa. Ama gezindiğim sitelerde gördüğüm ve beni bahtiyar eden derin sevgi, bağlılık ve vefadır gencecik dimağlardan yükselen. Bu şarap çanağına edilesi heyüla içinde o güzel çocukların senin için yazdıklarını okudukça gurur ve umut duyuyorum. Ve yarattığın bu sevgi selinden dolayı sana bir kez daha teşekkür ediyorum HAGI…

İkincisi geliş tarzın elbette. Ben insanımı bilirim. Nasıl ki hep önde ve cesur olduysan gene öylesin. Misal İstanbulspor maçında o kağıttan kaplanlar için korku dağları beklediğinde gidip çaktın penaltıyı ve uzun yürüyüşü başlattıysan yüreğin ve on kere canlı gözlerinle. Gene onlar kağıttan kaplan ve korkak ve hain ve sen gene değişmedin…

Ateşten gömlek en çok sana ve Spartacus’a yakıştı tarihte…

Üçüncüsü biz biliriz ki pezevenkler satar yalnız dostlarını. Biz seni satmayacağız. Haydi çocuklar!..

Sahip çıkalım HAGI’MIZE…

Yemeyelim, yemelerine müsaade etmeyelim beş paralık adamların!…

Gazan mübarek olsun. YÜRÜYEDUR ASLAN YÜREKLİ ADAM!….

Çetin,

21 Eki 2010

El Commandante'nin Peşi Sıra

Önce şunu yazalım, tam 40 sene önce, Galatasarayın ilk maçına Mithatpaşa Stadının yeni açık tribününe çıktığım heyecan neyse aynısını Surinamlının geldiğinde hissetmiştim. Bu ülkenin, Galatasaray'ın görüp göreceği en büyük hocaydı. Anlaşılmaz bir ilkeyle veya inatla, iki adamı oynatarak, iki adamı oynatmayarak kendi mezarını kendisi kazdı. Dünyanın en büyük 10 takımından birine mutlaka hoca olacaktır. Yolu ve bahtı açık olsun.

Devam edelim, Hagi'yi ben ilk defa Bükreşte, sonradan 8 senemi geçireceğim şehirde 4-0 yenildiğimiz yarı final maçında canlı seyrettim. O gün bu gün benim futbol konuşuldukça tüylerimi diken diken eden, adını andıkça bu yaşta gözlerimden yaş süzülen gerçek bir Commandante'dir. Bizim mahalle maçlarının adım sayan ilahıdır. İngiltere'de Matadona'dan sonra ayağına top geldiğinde morali bozulsun diye ıslıklanandır. Elle attığı gol sonrasında,''ulan o golü ben istesem hepinizi çalımlayarak da atarım''dedikten sonra atan Diego Armando'dur. Karpatların Maradona'sıdır. Gika, kız kardeşine sövene uçarak kafa atıp dünya kupasına sümük atmayan mahallenin delikanlısı Zidane'dir. İstanbulspor maçında son saniyede kazanılan, Fatih Terim'in bakamadığı penaltıyı,''ben atarım''diyen ve atan cesur yürektir. Kimsenin konuşurken sırtını dönemediği, dönerse Erol Ersoy'a yaptığının bin beterini yapacak olan onurumuzdur. Aldığı büyük cezadan sonraki maçta Ali Sami Yen'e '''Hepimiz Hagi'yiz''dedirtip,herkese Hagi maskesi taktırandır. Roberto Carlos'u maymun edip vedayı öyle yapayım diye karar verdiğinde, bu eylemi yapmanın tek yolunun UEFA kupasının alınması gerektiğini söyleyen ve alandır. 0-2 gittiğimiz Real Madrid maçının devre arasında, Lucescu'nun Jardel'i çıkarmaya kalkmasına direnip,'' o çıkmasın ben çıkarım'' diye bağırandır. O Hagi'dir işte, benim için konu futbolsa, dünya bir tarafa Hagi bir tarafadır.


Ve o Hagi yarın gece benim sevgili Galatasarayımın hocası olarak uyuyacaktır. Surinamlıdan sonraki, Gika'dan önceki bu gece ise benim için hüzün, burukluk, futbola bir kere daha lanet, yönetenlere bin küfür, sebep olan iki futbolcuya yüz bin beddua ve karmaşık milyon duyguyla bir kabus olarak geçecektir.


Bundan sonrası ne olur diye merak edenleriniz vardır elbet. Peşin söyleyeyim,bir bok değişmez. Ben Hagi'nin ilk hoca olarak geldiğindeki gibi  heyecan duymadım. Fatih Terim'e teklif edilip de kabul etmeyince Hagi'ye dönenler hiç şüpheniz olmasın bu senenin sonuna doğru çapulcuya Hagi'ye sövdürtüp, teneke bağlayarak kovacaklardır. Sebep Surinamlı değildi, onun ısrarla oynattığı o iki köpek futbolcu olamazdı. Galatasaray'da gitmesi gereken tek kişi vardı oysa. Kadıköy'deki Fener maçında 2.10 olan iddia oranını teslim alıp, 4.20 a çıkaran bizi maskara edendir. Adnangiller var olduğu sürece de her gün, bizim için gelecekteki günlerimizden daha iyi gün olacaktır.


Bakacağız Hagi'ye. İlk maça çıkartacağı  kadroyu göreceğiz. Servet'i oynatacak mı? ön liberodaki kazma 16 numarayı ne yapacak? Bu iki adam Galatasarayın bulunduğu sıralamanın tek sorumlusudur. Eğer bunları Florya'dan kovmazsa, kendisi 3.defa gelmek üzere kovulacaktır. Yok eğer Servet'i oynatır, Servet'te kişnerse, kendini aşarsa benim için çok daha beter haindir. Adnan Sezgin'i yanına yaklaştırırsa akrep gibi sokulacak olandır.


Büyük adamlar, büyük maceralarda vardır. O maceranın tam sırasıdır. Hagi bu riski almıştır, alamayan korkak  hala İmparator diye çağrılacaktır. Belki de Fener maçı atlatıldıktan sonra Terim'in kapısı çalınsaydı Terim kabul edecekti. Zor günde kaçıp,Hagi efsanesinin bitmesini bir timsah hareketsizliğinde bekleyecek, Adnangilin iyice bok edeceği yere 3. defa gelip sıçacaktır.


 Fenerbahçe maçından ilk defa hiç korkmuyorum. Eğer ölmüş eşşek değilsek, korkmadığımızın da sebebi vardır. Başta Hagi var, Hagi'nin olduğu yerde allahtan umut kesilir, Hagi'den kesilmez. Servet ve 16 numarayı kadro dışı bıraksın,kimle çıkarsa çıksın eli boş dönmeyecektir. Aslantepe Arena tarihine ilk hoca olarak adını yazdıracaktır. Bu madalya da Hagi'ye yakışacaktır. Reykarta güle güle dediğim anda sana  hoşgeldin diyemedim Hagi. 


Ama hoş geldin Hagi, ne olursa olsun gittiğin gün sana sevgimde en ufak bir değişiklik olmayacak. Buyur enkaz senin, boka batırdıkları Galatasaray senin.  Metin Oktay'ı çağıracaklardı ama o yok, seni çağırdılar. Seni çapulculara yem etmemek için tribüne dönüş yapıyorum, sen gidene kadar koruman benim. Seni Galatasaraylılığımın olanca ateşiyle kucaklıyorum.


Hasta siempre Commandante.



17 Eki 2010

Kınan Hazır Başkanım; Galatasaray 2- Ankaragücü 4



Maç kadrosu telefonumuza geldiğinde, noterlerimize tasdik ettirdik görüşümüzü. Galip gelirsek eşşoleşşek olmaya razıydık yani. Ve bu rahatlıkla televizyon başına geçtim. Bu sefer elime kağıt kalem aldım. Hayatımda  hiç etmediğim kadar küfür ettiğim futbolcunun istatistiklerini tuttum.

3. dakika dolmadan ilk topla buluştu. Faul olan pozisyonda, takımın yarısından çoğu gol atmak için ilerdeyken itekledi topu. Sonrasında bakmadı ne olacak diye, o top gitti gol oldu. 8. dakikada taç atışı oldu Serkan tam kendisine atacakken sırtını döndü. 29. dakikada kendisinden beklemediğim olumlu bir hareketi oldu, araya girip topu kaptı ve olumlu kullandı. 33. dakikada  bala şansa gol atacaktı nerdeyse. Omurilik soğanıyla vurdu topa. Misimoviç ilk asistini yapmış olacaktı az kalsın. Kazasız belasız gololmadı. Kader bu maçta Reykart için örüyordu ağlarını. 38. dakikada Servet kendisine pas verdi, oysa o anda götünü dönmüş, alıp başını gidiyordu. Bağırdılar son anda topa dokunabildi. 56. dakikada taç atışından kaçışı bize gol olarak yazdı. Serkan taçı ona atacaktı, götünü dönüp uzadı yine. Bu hareketi ondan daha iyi yapabilen futbolcu görülmedi henüz. Topla bir şeklide buluşan Baroş teslim olmayalım arkadaşlar mesajı veriyordu. Yediğimiz 3. golde topa eskortluk yaptı. Koştu, yatarak dalsaydı golü önleyecekti. Maç boyu 28 defa yana veya geriye isabetli pas attı. 20 metre mesafeye dikine tek pas attı sadece. İsabetsiz elbette. Top kapma mücadelesini 5  defa kazandı. 10 defa topu kaptırdı. 9 pozisyonda araziye uydu. Topa bulaşmamayı tercih etti. Ve maçı nitelikli tek olumlu pasla tamamladı. Bu istatistik bilgilerinin %90 ını şlk yarıda yaptı. İkinci yarı artı eksi 10 defa topa değmedi. Kimse oynadığının farkına bile varamadı.

Reykart için de artık pek görüş bildirmeye gerek yok. Sezon başı yazımızda yazmıştık hatırlatalım. Seyrantepe'yi göremez demiştik. Göstermezler. Kötü hoca olduğu için değil, iyi hoca olduğu için göstermezler. Kendinden daha kötü bir takıma yenilmek de bir marifettir aslında. Ben bu maçı nasıl kaybederim diye kafa ancak böyle yorulur ve sonu. alınır. İki can düşmanını en kritik bölgede aynı anda oynatacaksın. Ulan Reykart, sen Servet olsan, sen Balta olsan oynarmısın. Dua et penaltı falan yapmadılar. Zaten adamlar kabiliyet düşmanı, evliyalardan birinin götlerini yalamasıyla kendilerini Galatasaray'da bulmuşlar, bunlar ancak hayalarının en büyük topunu oynadıkları bir maçta iyi oynamış olurlar ki senede 2 maç olmaz. Bu 2 maçı sana mı denk getirecekler? Seni bu futbolcular yakmadı mı daha önce. Kadro dışı bırakmadın mı bu Ayı Servet'i. 2. ligte oynayamayacak olanları oynat daha sen. Eğer kalırsan aynı takımla çık Fener maçına. 6-0 ı çok ararsın o zaman.

Hep aynı şeyleri yazmaktan bıktım. Arda Turan bu ülkedeki, bu takımdaki futbolcu olan tek Türk. Baros'da tek yabancı. Onun sakat olduğunu da yazmıştım. Zaten hep iddia ederim. Eğer bu ülkeye sıra dışı bir futbolcu gelmişse mutlaka sakattır. Bakın Beşiktaş'ın Guti ve Karizma'sına. Sakat olmasalar ne işleri var burada. Hocalar da aynı, bazen dinlenmek ihtiyacı olur büyüklerin. Gelirler yatarlar işte böyle.

Takımın kalecilerine bakalım. Ufuk hadi tipi bakımından biraz kaleciye benziyor gibiydi. 40 sene oynasa bi bok olmayacağını ispatladı. Diğeri için kaleci kelimesi  çok fazla. Haftaya Hakan Arıkan olur.

Ve bendeniz, Fatih Terim'in can düşmanı; İmparator sen boştayken  Galatasaray'ın iyi olması imkansızdır. 30 futbolcuyu birden değiştiremeyeceğimize göre geç takımın başına. Bu kazmalarla bu baltalarla bu kansız şerefsizlerle ancak sen uğraşabilirsin. Biz tribünlerde ediyoruz da etkili olamıyoruz, sen bunlara küfür edeceksin, icabında dayak atacaksın, bunlar ancak sana oynarlar.

Tarifi imkansız bir huzur var içimde. Hatta daha beter olsunlar diye beklentim var. Fener maçının da hezimetle geçilmesini istiyorum. Hayatımda kıskançlık nedir bilmem. Ama Seyrantepe Stadına Aykut'un, Mustafa Sarp'ın, Servet'in, Balta'nın çıkacak olması beni kudurtuyor. Bu adamları çok kıskanıyorum, benim de param vardır mutlaka onlara geçmiş olan. Bütün kalbimle haram olsun diyorum. Ulan ne berbat ve aşağılık futbolcularsınız. Hep Baros'mu, Kewell'mi sakatlanacak, ceza alacak. Hiç mi sakatlanmazsınız, atılmazsınız. Bir maçta da sizi oynatamasın lan şu mendebur hoca.

Benjamin Toşak bizle taşak geçmişti bir zamanlar. Otlayan 4 ineği  göstermiş, işte benim geri dörtlü demişti. Surinamlı taşağın dik alasını geçiyor bizle. Götüyle gülecek uçak Atatürk Hava Limanından kalktıktan sonra. Total futbol oynatacakmış. Kime, Servet'e, Servet kim diye bir zahmet Kartal'a gelse de bizim balıkçı Coşkun'a sorsa, Florya'ya sokarmıy dı acaba. Burnuna maske takmış, fedakar Servet. Oynamasa yandık, bizi Sırat Köprüsünden geçirecek sanki.

Ben biliyorsunuz artık maçlara giymiyorum. Bu sene maça gidenlere de kırgınım. Her ne sonuç olursa olsun Galatasaray'ı desteklemeyi taraftarlık sanıyorlar. Ulan ayıp be, içinizde her 100 kişiden biri bunlar kadar oynarken, bu yaratıklara sadece sarı kırmızı forma giyiyorlar diye tezahürat yapıyorsunuz. Ah be Mehmet abi, Peygamber Hüseyin, sizin zamanınızda Sarp gibi bir çakal banko oynayacaktı da siz seyirci kalacaktınız bu hokkabazlığa.

Baros sakatlandı, sağlık ekibine önemli bir müşteri daha  geldi, Gökhan Zan gibi müşteri ilgi çekmiyor, kimse merak etmiyor. Arda yok zaten. Ben 3-0 a el sıkışırım sizi bilmem. Golü, gol pozisyonunu saymıyorum, Aykut'un iğrenç degajlarını saymazsak, santrayı geçelim anırmaya devam edeceğim. Takımın seven maça gitmesin, televizyondan bile seyretmesin.

Unuttum sanma seni Adnan Paşa. Sen de bu takımın başkanı olarak Seyrantepe'ye gelirsen ben yine bir köşede anıracağım.  Anamız babamız bizi eşşek olarak dünyaya getirmediyse eğer, Arda Turan hariç hiç birinize o stadı göstermeyeceğim. Sizi gidi şebeke liderleri sizi, hırsızlar, kansızlar. Ne mutlusunuz değil mi, sıçtığınız boku çapulcuya temizletiyorsunuz. Verdiniz taktiği, Servet'e, Sabri'ye, Ayhan'a , Ufuk'a. Bir güzel domaldılar, Reykart'ın sehpasını tekmelediler. Götünüze kına yakın.

Bekleyin, ben de nişadırları hazırlıyorum, kınalarınız solmadan yakaladığımı nişadırlayacağım. O zaman ananızın örekesine kadar bağıra bağıra koşarsınız.Maçta koşacağınız yok nasıl olsa.

13 Eki 2010

Hemşehri Hemşehriyi Gurbette S.kermiş

Hani bana ne kardeşim, ben de yazmayayım diyorum  ama, sanki bir makine zorla yazdırıyor. Acaba ben Türk değilmiyim? diye sorgulamıyor da değilim. Almanya geçirince ayağa kalkıyorum, Mesut Özil koyunca Galatasaray atmış gibi seviniyorum, ben vatan hainimiyim ya. Evet vatan hainiyim ben de Nazım Baba,hainliğine de devam ediyorum hala. Takımlarında oynayamayanlar, milli maç olmasa topa ayağını değmeyecek yedekler, kadro dışılar, kazmalar, baltalar. Bu cennet vatanın en ilkel köyünden(misal Iğdır, misal Servet)  bir çobanı koysan daha iyi oynayacak iken, her kasaba takımından en az 1 tane teknik futbolcu çıkan Türkiye orta sahasında 10 senedir Türkiye'de olup, merhaba demesini bilmeyen Ağırol Mehmet'in oynadığı milli takım benim milli takımım değil arkadaş. Hani idam cezası kalktı, kolay atarız artık. Sehpaya bile gönderseler görüşüm değişmez. Ben bu milli takım kimle oynuyorsa o takımı tutuyorum. 2002 Dünya Kupasında gömdüm ben milli duygularımı futbolda.

3 gece önce Almanya'da Mesut Özil, bilezik gibi geçirince kafatasçılar başlarını dağlara doğru uzatarak uludular. Halbu ki aynı anda ben de küfür ediyordum Mesut Özil'e. Bu kadar kötü oynanır mı lan diye. Acaba o da mı uluyordu ilk yarı boyunca. Mustafa Sarp misali saklandı, yalandan idare ediyordu, ama tribünlerde sadece adı Türk olan, Türkiye'den kaçmışlar, bir daha asla köylerine dönmeyecek olanlar, tercihlerini Almanya'da yaşamak üzere koymuş olanlar, aynı gerekçelerle tercih koymuş Mesut Özil'e sövüyorlardı. İkinci yarı aldı sazı eline, futbolu şiir tadında oynayan Mesut. Ulus takımında banko oynama garantisi verilmediği için risk alan, Almanya'yı seçen Mesut. Dünya Kupası'nın yıldızı Türk. Real Madrid'in 10 numarası. Nefret ettiğim futboldan beni koparmamaya çalışan, Dünyada ki 5 futbolcudan biri Mesut. Bir ara koptu Gökhan Prensin ardından attı efsane çalımı bıraktı geriden gelenin önüne, top gol olmadı. Ulan Kızıl Elmacı faşist, Almanya tercihini yapan Mesut değil, Mesut'un babasıdır. Küfür edeceksen niye Almanya'ya gitti diye babasına et. Mark için Mesut'un babasını ırgat olmaya mecbur bırakanlara et.

Mesut Özil kardeşim, attığın gole Türkiye'de benden başka sevinen oldu mu bilmiyorum? Takipçin olacağım, tek bir istisna olmaz ya hadi bir gün biz eski günlere döner de  Real Madrid'le bir kez daha karşılaşırsak o maç tanımam haberin olsun. Gerisi boş, istersen İstanbul'daki maçta da bizim Milli Takıma gol at, yine bu abin ayağa kalkacaktır.

Daha Mesut'un koyduğunu hazmedemeden bu sefer darbe baba ocağından geldi. Yalamalar gazetelere ilan vermişler.'' gardaş gardaş oynayak, ama biz galip gelek'' Bokunda boncuk bulundu ya, 20 sene evvel kovdukları Evliya Çelebi'yi geri getirdiler. Sanki Brezilya'yız da Dünya üzerine dağılmış 500 futbolcudan milli takım seçeceğiz onları motive edip sahaya süreceğiz.. Kartalspor'un hocası olsa ne olacak ki. O da aynılarını oynatacak. Milli Takımın kadrolu devlet memurlarını oynatacaklar. 3 büyükler dediğimiz küçüklerin hocalarına nisbep yapıp, onların oynatmadığını oynatacaklar. Ama bize müstehak, Fatih Terim gitsin diye az kusmadık, Fatih Terim'in Hollandalısı geldi başımıza. Gerçi bana ne de, işte baştan söyledik, yazsak çare yok, yazmasak bir tarafımız acıyor.

Hadi Almanya'da hedef tek kişiydi, Mesut Özil'e sövüp tatmin olduk. Dün geceye ne diyelim. Serin sulu bulaklara, bal süzülen dodaklara mı sitem edelim. Gurbette karşılaştınız Afferin çocuklar, kardaşlarınızı hatırladınız, Dede nasihatini dinlediniz. Koç Nebi'nin hecerinden, Setter Han'ın hünerinden, Köroğlu'nun nigarından, Azarbaycan diyarından bize selam getirdiniz.