29 Ağu 2009

Bırakın Bari Anılar Güzel Kalsın



Metin Oktay'ı seyretmedim, emek harcamadım yani. Yani seviyormuyum sevmiyormuyum bilemiyorum. Ancak saygı mecburdur bizde, sevgi ise özgürdür. Sevenleri üzmeyen babayı, görmesek bile sevmişizdir. Sevginin de bire bir karşılığı emektir. En çok neye emek verdiysen o en sevdiğindir, en sevdiğin şeye de en çok emeğin geçmiş demektir. Yani biz, yani Galatasaray'ı 1000 defa seyretmiş taraftarlar için en büyük emek takıma verilmiştir. Ve bu yüzdendir di, geceleri ateşler içinde uyanıp, kana kana su içer gibi, ekmeği tuza batırıp yer gibi sevdiğimizdir Galatasaray.

Galatasaray'a emek harcarken aynı zamanda yüzlerce Galatatasaray futbolcusu geldi geçti. Yüzlerce Galatasaray futbolcusuna da emek harcadık. 40 yıllık blançoya baktığımda Galatasaray futbolcularının içinde benim için özel olan futbolcu sayısı 5(yazıyla beş)i geçmez. İlk yıllarda Büyük Mehmet'ti idolümüz, topun kendisine gelmesi için adeta yalvardığımız Ördek Mehmet son iki sezonunu Fenerbahçe'de geçirerek sevgimizi çaldı götürdü. Bizim için Galatasaray'la ilgili ilk travmaydı.

Sonrasında Büyük Metin'i sevdik, Metin Yıldız'ı. İsyancıydı, serseri avare ruha sahipti. Sapına kadar Galatasaray'lı bir büyük futbolcuydu. Galatasaray'ın ilk maceralarında vardı, kim bilir kaç çocuğu Galatasaray'lı yapmıştı. Ve bugün 20-25 yaşlarındaki ismi Metin olan Galatasaray'lı gençlerin sorumlusuydu. İsmini Oktay'dan miras olarak almış ve miras olarak bırakmıştır.

Fatih Terim, Cüneyt, Prekazi, Simoviç, Tanju Çolak, Papaz... gibi nice sevdiğimiz futbolcular geldi geçtiler. Ama tüyler diken diken değildi işte bir şekilde. Sonra bir baktık Tugay Kerimoğlu çıktı sahalara. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en teknik futbolcusu Tugay, her Galatasaray'lının olduğu gibi benim de en sevdiğim futbolcular arasındaki ilk 5 ime girmişti.

Ve unutulmaz senelerin başlangıcında, 1996 yazında Hagi devraldı sevilen Galatasaray'lı futbolcular bayrağını. Adını andıkça içimizin bir tuhaf olduğu Karpatlar'ın Maradona'sı gelmiş geçmiş en sevilen Galatasaray futbolcusu oluvermişti benim nazarımda. Gittikten sonra futbola küsmüştüm ki, antrenör olarak geri dönmüştü. Hagi en çok emek verdiğim Galatasaray futbolcusuydu. Ne yazsak az gelir, yazamayız, hiç bir kelimeyle tarif edemeyiz sevgimizi.

Bir de Karataş'lı Hasan vardı, benim en sevdiğim futbolcular listemde. Hiç oynamadığı 2006 şampiyonluğu onundu. Hastaneden kaçıp, tribünlerde oturması bile yetmişti. Ağlayarak beklediği şampiyonluktaki resmi, duruşu asla unutulmayacaktı. Hiç oynamadığı son üç sezon vardı. Hiç birimize fazla gelmiyordu.


630 maça çıkmış Bülent Korkmaz, inanın benim için en sevdiğim futbolcular listesine hiç bir zaman girmemişti. Aynı duygularım Hakan Şükür için de geçerliydi. Onları sadece Galatasaray futbolcusu oldukları için sevmiştim yani. Futbolu bıraktıktan sonraki icraatları Galatasaray'lıları yaralasa da ben bunlardan fazla bir şey beklemiyordum zaten.

Hiç affedemeyeceğim şey nankörlüktür. Biz de nankörlük etmiş olmayalım. Ancak Hasan Şaş'la, Bülent Korkmaz'ın sanki sözleşmiş gibi kustukları irini görmezden de gelmeyeceğimizi dosta düşmana gösterelim.

Neler söylemişler, hepiniz biliyorsunuz, ben tekrarlamayayım. Büyük Hocamız Bülent Korkmaz kendini, Rijkaard'la bir tutmuş, Kewell'i yedek bırakmakla övünüyor. Kewell yedekteyken Yaser'i oynat, elinde Lincoln varken Mehmet Güven'i sahaya sür, tek gol at üstüne yat, küme düşen takımlardan hezimet ye ve kus. Sana aykışır, benim Bülent'ten beklentilerim çok fazla. 630 maça çıkmış, Galatasaray'dan başka bir takımda oyna(ya)mamış, son senesini kulübede geçirerek milyon doları cebe indirmiş, Gençlerbirliği yardımcıyken Galatasaray'a attıkları golden sonra el kol hareketi yapmış, bi bok sanılarak Çaylağın yerine getirilmiş, takımı boka çevirerek kovulmuştur. Göreceksiniz çok yakında bütün Galatasaray'lılar kendisinden nefret edecektir. İlk yenilgide, başlar ilk derde girdiğinde salyalarını akıtmak için tereddüt göstermeyecektir. Galatasaray'ı beter olmasını istemiyorsa eğer ben Galatasaray'lılığımın hayrını görmeyeyim. Lucescu'nun geçen yıl Fenerbahçe'ye hoca olarak gelme ihtimalinde yardımcısının Bülent Korkmaz olacağını söylersem ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Şaş, dümeni her futbolu bırakan Galatasaray'lı gibi Bokludere'ye doğru kırmıştır. 5 defa istemişlermiş, gitmediğine pişmanmış. Merak etme Hasan'ım seni o zamanlar isteyenler iyi futbolcu olduğun için değil, Galatasaray'ı karıştırmak için istemiştir. Keşke gitseydin de bu lafları senden işitmeseydik Hasan. Surinam'lının Barca'dan başka başarısı yok diye zırvalamışsın. Daha ne olsun, Galatasaray'ın başındaki adamlar Dünya'nın en büyük takımında 5 yıl hüküm sürmüşlerdir. Keşke Bülent'in dolduruşuna gelip, iki oda bir holken oyuna girip maskara olmasaydın. Belki şimdi sen de medya maymunu olacağına Büyük Surinam'lının büyük futbolcuları içinde olacaktın.

Arif, kadar Suat kadar, Ümit Davala kadar olamadınız. Param da param diye tutturuyorsunuz dilenci gibi. Ne oynadın kardeşim son 5 sene, eğer maç başı para yazsalardı Galatasaray muhasebecileri sana, şimdi Hakan Ünsal gibi bir delikten çıkmak için yalamalık yapacaktın. Bizim sevdiğimiz Hasan Şaş asla yalama olmayacaktır, Bülent Korkmaz önemli değildir, istediğini yapabilir, şaşırtmaz bizi Hasan. Ama sen şaşırtırsın, senden Galatasaray zararına bir hareket duymak, okumak bizi yaralar. Yol yakınken çık bu eski Galatasaray'lı futbolcuların Galatasaray'a sövme çetesinden. Sen kim Bülent Korkmaz kim, Bülent Korkmaz'ı tel örgülerin dışına çık kimse tanımaz, seni bütün Dünya tanıyor Hasan. Mısır'da Türk'üm deyin hilafsız yanınızda kim varsa ''yavaş yavaş Hasan Şaş''der.
Ha yok kardeşim, ben paramı isterim, ben de diğerleri gibi ekmeğimi Galatasaray'a söverek daha rahat bir şekilde kazanırım diyorsan yolun açık olsun. Listeden adını çıkarırım olur biter, nitekim senden önce oynayanların nicesini sildiğim gibi.

Bize Metin Oktay, Hagi ve Büyük Kaptan Arda Turan yeter.10 ların sevgisi büyük Galatasaray taraftarını doyurur. Siz elinizden geleni ardınıza koymayın.
Bıraksaydınız bari anılar güzel kalsaydı.

28 Ağu 2009

Gazoz Maçları Bitti; Levadia 1- Galatasaray 1


Aslında maçı yazmayacaktım, seyredemediğim maçın nesini yazayım. Malumunuz üzere angarya maçları yayınlayan kanalın çözücüsü yok bende. Deli dana gibi televizyon aradım Caddebostan'da. Muhtemel kafelere sordum hangi maçı yayınlayacaksınız diye. Pişmiş kelle gibi hepsi Fenerbahçe maçı dediler. Fener maçını kafede izlemek 70 lira, 500 metre ilerde canlı izlemek 20 lira. Maksat kıllık yani, hiç birinin maçla alakası yok, giymişler sarı lacivert formaları dostlar Cadde'de görsün hesabı. Hani hakikaten buralar Fener'li kaynıyormuş be. Acep aynı şey Florya'da oldu mu? çok merak ediyorum. Aynı saatlerde orada maç izleyen biriniz varsa bana yazsın. Yani biz Galatasaray maçı seyredecez kardeşim diyen çıkıyormudur.


Cadde'nin tek Galatasaray'lı mekanı, bizim çocukların takıldığı kafe. Sahipleri deli maççılar, orada bile bana yer yoktu varın siz anlayın gerisini. Adamlar müşteriye saygıdan her iki maçı da seyrettirdiler millete. Ayrı ayrı hat var demek. Bizde yer bulamadık, dışardan yancı olarak bizim maçı seyre daldık.


Ses duyulmuyor, kimin oynadığı belli olmuyor. Dandik bir maç, hiç bir yorum getiremeyeceğim maçla ilgili. Ancak, madem yılın kelimesi rotasyon, madem maç bitmiş zaten İstanbul'da, hocalar bir rotasyon da kendilerine yapamazmıydı. Ne işi var orada bu gazozuna maçı yönetmek için Surinam'lının, Neeskens'in. ne güzel olurdu, Haldun Üstünel'e bırakıp kendileri burada kalıp dinlenselerdi.


Maç 1-1 bittiğine göre iyi oynamadık. Kadrolara baktığımızda da Aydın'ı, Serdar'ı gördük. Bu çocuklar da beklenen oyununu oynayamadılar. Biz Aydın'dan umudu kesmiştik de, hocalar oynattığına göre vardır bir bildikleri. Alpaslan sol bekte, ulan son maçınızı oynuyorsunuz belki de, insan bu genç yaşta bu futbolu mu oynar? Demek gerçekten sizlere ihtiyaç olsa, bir ölüm kalım maçına sürülseniz, rezil edeceksiniz koskoca Galatasaray'ı.


Maçı değil de Elano'yu seyretmek istedim aslında. Motivasyonsuz büyük futbolcu, motivasyonu olmayan maçta ancak böyle oynayabilir. Yine Manda Yiyicisi'ne golü attırdı. Puan hesabı yapıyorduk, galibiyet serisine bu dandik maçla limon sıktırdılar.


Bu maç bizlere gösterdi ki işimiz sakat. Ali Sami Yen'deki maçlara gidiyoruz sorun yok, ancak dışarda ki maçları rahat seyretmemiz için bir yol bulmamız lazım. Toplu yerde Galatasaray maçı seyredilmiyor, kazara gol yediğimizde biri sevinse ne yapacağımızı henüz test etmemişiz. Böyle bir olay olmadı şimdiye kadar. Bundan sonra da olmaması için gayret edeceğiz.


Haydi hayırlısı diyelim, yarın öğle vakti bizim kuzucuklar belli olur. Bakalım hangi takımlara nasip olacak Sami Yen cehenneminde maç yapmak.

26 Ağu 2009

Kara Şimşek


Yiğit lakabıyla anılırmış. En sevdiğim şeydir birine takma adla hitap etmek. Lakaplar doğaçlama bulunur, oturur ve gerçek isimden daha çok tanınır. İster sevilsin ister sevilmesin yapışır adamın üstüne lakabı. Artık o adla anılacaksın başka yolu yok.

Takımda bilinen lakap pek yok. Ayıboğan Servet taraftar tarafından benimsendi. Servet sever sevmez ancak bundan böyle bizde kaldığı sürece Ayıboğan'dır. Nonda'ya Manda Yiyicisi dedik. Bizden fazla bu lakabı tanıyan yok, Nonda'nın da haberi bile yok.

Keita taklayı atınca farz oldu bir adla hitap etmemiz. İşimiz kolaydı kara adama ad bulma konusunda. Sevimliydi, hızlıydı, ahtopot gibi bacakları vardı. Kapalı kutuydu ne çıkacak belli değil içinden.

Bizim çekirdek tayfaya açtık konuyu. Aslında Hadesperado kardeş güzel ad bulmuştu. Çoğu tarafından benimsenmiş bir ad. Kara Jilet dedi, yararak oynuyordu. Benim favori ismim de Kara Jilet di. Kara Aslan da güzel bir lakaptı Keita için. Cim Bom da oynayan her futbolcu doğal olarak zaten aslandı, kara isen de Kara Aslan olacaktın tabiki. Bu arada iyiki Fenerbahçe blogcusu değiliz. Ne diyeceğiz, Kara Kanarya. Hadi Kara Kartal cuk oturur, kimse bir laf söyleyemez ama Kanarya'dan lakap olur mu ya?

Kara Tren yazmayı unuttuk, olabilirdi. Ancak Kara Tren tamam sevimli Cumhuriyet taşıtıydı ancak yavaş gidiyordu. Güçlü, kuvvetli fakat yavaş. Nonda'ya belki daha çok uyardı.

KaraYılan bence en çok uyan lakaptı. Hatta maçtan sonra bu konu gündeme geldiğinde, Karayılan koyalım mı diye etrafa sordum. Yılan gibi kayıyordu, nereye kıvrılacağı, kimi sokacağı belli değildi. Ancak Kandil'i hatırlatıyordu Karayılan. Dağdaki Karayılan, çimlerdeki Karayılan'la mukayese edilir, belki hoş olmayan şeyler yazılırdı.

Uzak ara Kara Şimşek çıktı anketimizden. Eskiden bir televizyon dizisi vardı Kara Şimşek adında. Kara bir araba, katlanır, takla atar, hızlanır, konuşur, bağırır, kızar, sever. Her girdiği mücadeleden muzaffer çıkardı. Bizim Keita'ya çok uygundu. Şimşekler çakacaktı artık bizim sağ kanatta. Katlanarak adam geçilecek, hızlanılarak adamlar sollanılacak, Şutlar çeklecek, taklalar atılacak.

Şov zamanı, her gün yeni bir sürpriz, Her maç her şeye gebe. Hiç olmadık sayıda pas yapılabilir, hiç atılmamış goller atılabilir. Her maç bir futbolcu sivrilebilir.

Kara Şimşek bir kere daha hoşgeldi, çakmaya devam.

25 Ağu 2009

Nonbertarafos


Bi bok sandıklarımız listesinde var. Ancak yanılmışız, düzeltme hakkını kullanıyoruz. Abimiz harbiden bok, her yazdığı olay, her düşüncesi tartışılıyor. Ne yazsa mutlaka okunuyor, gündem belirliyor. Çoğunlukla küfürün en kralını yiyor, az da olsa helal olsun çekiliyor. Tribüne girişi yasak, Galatasaray'ın aklı sıra savunucusu, yıkılmasını devrilmesini bekliyor, çoğunluk görüşün tersi görüşte, cımbızla çekip yazıyor. Kimsenin düşünmediğini düşünüyor, akıllı herkes yazdıktan sonra ki gün yazıyor. Bok olması için bir adam daha ne yapsın.


Ben bertarafedilemeyen abimizi 25 sene önceden tanıyorum. O da beni tanır, Cumhuriyet'te yazarkenden beri sadık okuyucusuyum. Hasan Cemal'le kavga edip yazmaya küsmüştü de imza kampanyası yapmıştım 1986lı yıllarda. O zamanlar bok olmamıştı henüz, telefona direk çıkardı. Şimdilerde kendisine ulaşabilmek için sekreteryaları aşmanız gerekir. Aşamazsınız, ulaşamazsınız ya neyse.


Rijkaard yanlış yolda, diye başlamış kendi doğru yoluna. Geçen sezondan kalma sorunlarımız varmış, Baros adam olmayacakmış. Yaka paça indirilen Baros Keita'dan kötü santraformuş. Olabilir ne var ki bunda, keşke Keita Baros'tan daha iyi futbolcu çıksa. İlk geldiğinde fal bakmıştı, yıllarca Hakan Şükür'e söven adam, Hakan Şükür gidince arkasından ağlamaya başladı. yerine gelene kötü dedi bir kere, artık ne yaparsa yapsın kötü.

Elano, Hagi tipinde bir adam. Topa iyi vuruyor. Ah bi vuramasaydı, ah iyi pas atamasaydı ne güzel olacaktı. Savunmaya yardım etmiyormuş, savunma sanki follaş , daha kaleciye top gelmedi doğru dürüst. O kadar adam varken Elano'mu defansa yardım edecek? Golleri çıkarınca maçın 4-1 bittiğine kimse inanmazmış. Ben goller hariç o maçı yeniden seyretsem 8-0 bitmiş derim hilafsız. Tartışmalı Baros golü olmasa, kornerden kendi kalesine adam atmasa, Elaono'nun 100 yılda bir olacak golü olmasa, son dakikalarda top,1 dakika bizde kaldıktan ve 11 pastan sonra gelen Arda orijinli gol olmasa al sana 1-0 yenilgi. Al sana pis pis sırıtmaca, ben demedimmi diye höykürmece..

Bu takım birisinden çok kötü bir tokat yiyecek. Biz demiyoruz ki bütün maçlarımızı kazanacağız diye. Hem bunu demek neyin nesi oluyor. Bu kadar güzel giden şeyin bir gün mutlaka kötü gideceğini bildirmek için yazar mı olmak gerekiyor? Kına yakacak yaşı da geçtin neyin kinidir bu. Bizi niye karamsarlığa vesveseye itmeye çalışıyorsun. Galatasaray'ın şovu, Galatasaray'lılar içindir ve biz bu şovdan şimdiye kadar hiç olmadığı biçimde memnunuz. Akıtın salyalarınızı, az kaldı maskeleriniz düştü. Severek okuyanlarınız, seyredenleriniz parmaklarla sayılıyor artık.

Santrforun işi gol atmak. Baros'ta geçen senenin gol kralı yanlış bilmiyorsak. Hakemleri, hocaları, taraftarları kandıra kandıra gol atan, fakat bertarafedilemeyeni memnun edemeyen gol kralı. Futbolcu değil 50 tane bile atsa fasa fiso, yerine başkası olsa 60 tane atardı.


Rijkaard, Keita'dan hoşlanmıyor. Biz emin değiliz, Galatasaray'lıyız. Total futbolun, paylaşmanın, golü ortak atmanın düşmanı bunlar. Kimi çıkarsa zaten hoca sevmediği için çıkarıyor. Hatta bu hafta Kewell'e bir araba sopa attırıp kadro dışı bırakmış. Bu kadar büyük transferlerin yapıldığı takımda, Uğur, Aydın, Sabri, Arda gibi çocukluk arkadaşları ortada sıçan oynayarak bitiriyor maçı. Bundan büyük gurur olabilir mi, Dünya'da eşi benzeri var mı?

"Keita'yı çıkaracak yine." Ezberlemiş. Bize de yutturmaya çalışıyor büyük hocayım diye. Bundan sonra Keita çıkarken bilinki Elano oyuna girecek. Bunlar kalıp antrenörler, geçen sene Aragones bu sene Rijkaard. Baros dururken Keita çıkar mı? Neeskens ulamayı dinleyip Baros'u çıkarsaydı, Kayserispor defansı Baros'la uğraşırken Elano o füzeyi yapıştıramayacak ve biz göremeyecektik o unutulmaz golü. Aile büyüğümüz de görmeyecek dolayısıyla Elano'yu daha ilk çaından övmeye başlayamayacaktı.


Hadi bizimki eski alışkanlık, her dediğini dinliyoruz, her dediğin bizi bıçak gibi yaralasa da, içimizden bin bela okusak da bu alamde bi boksun işte abicim ne yapalım. Olmuşun işte olacağın kadar, paraya şöhrete ihtiyacın yok. Diğerleri gibi yalama hiç değilsin. Beklentin, kaygın yok. Otur oturduğun yerde, şapkalıyı yanından ayırma, evini çıtırlarla doldur, seyret işte bu büyük futbolu. Rakip küçükmüş, zayıfmış sana ne, şov değil mi sonuçta yapılan onca şey. Sivasspor'u seyretmek için Avrupa'nın hangi ülkesine gideceksin. Beğenmediğin Galatasaray için az mı seyahat ettin. Biz elenirsek eline ne geçecek, Ortaköy sahilinde viski içmek daha mı iyi senin için.


Galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en büyük antrenörü ve arkadaşı kulübede. Maçın her dakikası somut hoca gösterisine dönüşüyor. Kaleci bile oyunda, her kes gol atıyor, olmadı rakiplere langırt golü attırıyorlar. Neyden memnun olacak bu adamlar. Messi 3 kişi çalımlayıp atınca veya attırınca ağızlarından bağıranlar, Arda çalımlayıp attırınca kıçlarından bağırıyor. Acı çekiyorlar, dün gece Ziya Doğan aptalının sayesinde acıları biraz olsun hafifledi.

Büyük Galatasaray taraftarı, sülükler uyuyor numarası yapıyorlar. Yazdıklarımızı, tribün tribün ettiğimiz küfürleri duymamazıktan geliyorlar. Gerçekten uyusalar işimiş kolay, binlerce insanın ettiği küfürlü gürültüyü duymamaları imkansız. Uyuyor olsalar uyanacaklar, belki irin kusma işini bırakacaklar. Nasıl uyandıracağız uyuyor numarası yapanları. Uyanmıyorlar, öyle bağırmayla, küfürle uyanacakları yok. Bunları eşşek sudan gelinceye kadar dövmek gerekiyor. Gözlerini belki dayakla açarız, ancak gönülleri kapalı bunların. Kalpleri mühürlü, boşuna uğraşmayın, maalesef çoğunluktalar. Siz büyük ve sevgili takımınızın maçlarını daha bir keyifle izleyin, biz Galatasaray kiziri, muhtarı, jandarması fosiller görev başındayız. Yaşadık yaşayacağımız kadar, biz sizin yerinize de veririz kavgayı.

Nitekim hayatımız boyunca vermişiz, başkaldırımız var güzel olan şeylere düşmanca bakanlara.

24 Ağu 2009

Sülüklerin Ardından #3


Dün geceki maç yazısında yazmayı unuttuğumuz önemli bir ayrıntıyla açıyoruz konuyu. Maçın seremonisinden sonra, Arda Turan koşarak Kayserispor kulübesine gitti ve Tolunay Kafkas'la kucaklaştı. Bu Arda'nın bu sene hayata geçirdiği, rakibe saygı göstergesiydi.
Bir Galatasaray taraftarı olarak huzur ve güvenli, mutlu bir şekilde evimize döndük. Geleceğe de umutla bakıyoruz, uzun yıllardan sonra dolu ve coşkulu tribünler önünde, bütün futbolculara sevgi gösterisi yaparak maçtan çıkıyoruz. Gel gelelim biz her zaman ki gibi başka maç seyrettiğimizi anlıyoruz.
Televizyon sülükleri bir anket yapmışlar hemen. Hangi gol daha güzel Das Santos'un ki mi?, Elano'nun ki mi? Yani Das Santos'un attığı gol bütün bir sezon anketlere girecek anlaşılan. Gelecek hafta biri gol atarsa Elano'ninkiyle kıyaslayacaklar mı? Boş verelim, Santos'un ki tabiki daha güzel diye mesaj atalım, sülükler sevinsin bari.
Maçın sonlarında top bütün Galatasaray'lı futbolcuları turlamış, tur 40 saniye sürmüş ve top balta dedikleri Servet'e gelmiş. Servet topu kesmeyle Kaptan'a ulaştırmış. Arda topu stop ederken adamı dumura uğratmış, geri vitesine takar gibi yapıp 4. vitese takıp 3 metre fark atmış, geriye çıkardığı topu Baros içeri yollamış ve son gol olarak tabela kalkmış. Kalktık ayağa, tezahürat yapmayı bıraktık dakikalarca alkışladık. Birde ne duyalım, televizyonun dün geceki 2. sülüğü Galatasaray'lı futbolcuları piknikte yürür gibi göstermeye çalışıyor. Böyle paslaşmaya izin verilirmiymiş, takacakmışın birinin dizine kramponu bakalım bir daha paslaşıyorlarmıymış.
Tribünler boştu nedeni belli. Gelen azınlık vefakar taraftar ise hiç susmadı. Aslanlar gibi desteklediler takımlarını.
Sülüğün biride böyle yazmış, aklı sıra taraftarı onore etmiş. Maçı izlemeyen, ya da televizyondan göründüğü kadarıyla(kapalının altı loca ve orası satılmadı, kale arkası sol taraf loca yapıldı orası da lanet yer, kale arkası sağ taraf rakip takıma ayrılmış) boş diye yutturmaya çalışmış. Yalan sakın inanmayın, tribünler bu yıl her maçta kapalı gişeydi.
Sülüklere bu hafta ekmek çıkmadı. Galatasaray puan kaybetmedi, rotasyon yapılmadı. Nerden taksalar acaba? Galatasaray'ın her maç gol yediğine taktılar. Milli takım defansına bok attılar. Sıkıysa Milli Takım yenildiğinde saldırsanıza Servet'le Gökhan'a. Aralarına top atıldığı zaman dinamit hükmündeymiş. Galatasaray'da Servet'le Gökhan'ın arasına top atılma ihtimali, Milli Maçlarda atılma ihtimalinden sanki daha fazla. O kadar aklınız varsa söyleyin Fatih Terim'e almasın bu her maç gol yediren stoperleri takıma.
Bekledi haftanın sülükleri, bu maça kadar Galatasaray'ın oynadığı takımlar dandikti. Kayserispor'da 4 yediğine göre, Kayserispor'da bundan böyle dandik takım ilan edilebilir. Medet Ankaraspor'da, haydi Ankara sevindir şu medyamızın baloncularını.
Keita etkisiz bir ilk yarı çıkardığında sülüğün biri rahat bir nefes aldı. Ben demedimmi diye kasım kasım kasılmak üzereyken ne yazık Elano'nun bazukasını seyretmek zorunda kaldı. Bu ne ızdırap dır çekene sormak lazımdır.
Sülüğün tek tesellisi Kewell'in kadroda olmaması. Birde o olsaydı dünkü maçta, mutlak maça bir imza da o atardı. Salyalar akmaya, kinler kusulmaya devam. Maçlara artık bir de bu gözle bakıyoruz. Maç bizim için ikinci maça kadar bitmeyecek. Sülükler için de tabi ki.

23 Ağu 2009

Elano'dan Sevgilerle; Galatasaray 4-Kayseri 1


Yine atlattı Surinam'lı yalama medya mensuplarını. Bir tutturmuşlar rotasyon , senenin en çok kullanılan kelimesi oldu daha şimdiden. Arda'yı dinlendirdi bu maçta bizim muhabirler. Bir baktık aynı takım sahaya çıktı. Aslında rotasyonsa mevzu, seyirci girmeli artık rotasyona. Yorulduk valla, bir haftada 3 maça gittik, bünye kaldırmıyor diyeceğiz de, takım böyle oynasın biz Sami Yen'de yatarız. İnsanın maçtan sonra çıkası gelmiyor.

Defileye çıkar gibi çıktı yine Cim Bom. Mor formalara gözler alışınca hoş gelmeye başladı. İftarı açan taraftar şov için hazırdı. Maçın başlamasıyla birlikte gök gürledi her zaman ki gibi. Kewell 18 de yoktu. Hafif sakatlığı var dediler. Sağ tarafta lakabı bu hafta Kara Jilet veya Kara Şimşek olarak belirlenecek Keita bu maç tersoya geldi. Maç içinde de kanat değiştiremeyince adamını geçemedi. Olmadı mı olmuyor, elde var Elano nasıl olsa. Rotasyon saha içinde oldu. Keita çıkıp Aydın sağa Arda sola geçti ve Brezilya'lı maestroya geçti. Yani taraftar olarak istiyoruz bazen futbolcunun kötü oynamasını. Mustafa Sarp iyi oynadıkça ben pek sevinemiyorum açıkçası. Misal bugün Ayhan kötüydü, biraz daha kötü olsa da! yeni birini seyretsek.

Duran topu yine içeri soktular bu maçta. Uzun yıllardan sonra korner, serbest vuruş atılırken rahatız. Neydi o maçlar, korner atardık kendi kalemizde gol tehlikesi yaşardık. Taç bile atamazdık doğru dürüst. Bence futbolcuların yolda yürüme şekli bile değişti. Bakınız Sabri'ye, maçlar geçtikçe üstüne koyuyor, stili değişmiş, kademeler mükemmel, Uğur'a maç göstermeyecek gibi Tommiks. Umarız milli takımda da formayı kaparda defansta poker oynarız, kare as çıkartırız.

Dünyanın 4 bir tarafından ne futbolcular geliyor, bir bakıyoruz beraber Florya'da sünnet olmuş Sabri, Aydın, Arda aynı maçta sahada. Var mı eşi benzeri başka takımda?

Kaldı 9 gol. Ben bu sene 10 gol bekliyorum diye söyledim rakiplerden, bizim tabelaya. Kaleci dahil herkes gol atacak, bir kaç takım hezimete uğrayacak, olmadı rakiplerde yardımcı olacak. Elano'nun füzesi ağlara gittiğinde bütün futbolcular kapaklandılar Elano'nun üstüne. Ve golden sonra başladı Galatasaray taraftarının ''asla yanlız yürümeyeceksin'' şarkısı, ''Nevizade Geceleri''

Galatasaray zayıf takımlarla oynadı bu güne kadar. Öyle dediler ulamalar, kolaysa dişli bir takıma atsın buyurdular. Kayseri 4 lük muamelye uğradıktan sonra bakacağız ne diyecekler. Takipçisi olacağız, cevabımızı vereceğiz. Onların cevabı belli, '' Kayseri'yi bu kadar kötü görmedik''

Şimdi biraz dinlenme zamanı, takımı Letonya'ya gezmeye göndereceğiz, arkadan Başkent'e ve sonrasında Beşiktaş maçını bekleyeceğiz. Yani biz klasik önümüzdeki maçlara bakmıyoruz, önümüzdeki maçın önündeki maçı kolluyoruz. Maç kaçırmak yok, her hafta bir sürpriz var, kimse geri kalmasın.

Kaptan'la kapatalım, sol taraftan kopup giderken kapanışı yapacağı belli oldu. Maç bitiminde Sabri'yle çektirdikleri 3 lü, maç klasiği olacak.

Kısır geçen haftanın bereketi biz olduk, golsüz maçımız geçmez. Ancak her maç gol yiyoruz, üstelik pozisyon vermeden gol yiyoruz.

Elano taraftarı selamladı, muhteşem golüyle hatırlanacak bu maç. Son gol 11 pastan sonra Arda'ya geldi, Arda katladı Baros'a siftah yaptırdı. Sağolasın Cim Bom, gururluyuz.

22 Ağu 2009

Ağırol Memet, Başka Kapıya


Zorunlu Açıklama
Galatasaray Futbol A.Ş.’nin oyuncu Mehmet Aurelio ile hiçbir ilgili ve ilişkisi yoktur, oyuncunun adı gündemimize hiç gelmemiştir. Son günlerde spor basınında bu konuda yayınlanan asılsız haberlerin yoğunluğu bu duyuruyu yapmamız ihtiyacını doğurmuştur.Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.Galatasaray Futbol A.Ş.

Ağırol Mehmet'in bize geleceği haberlerine hiç bir zaman inanmadım. Ayda 1000 dolarlık adamken, birilerinin basiret bağlanması sonucu kendini Fenerbahçe'de bulmuş ve o zamanlar bir ihtiyaç bir ekmek kapısı aralanmak üzere devşirilmiş, Milli Takım'a alınarak nice futbolcuların önü kesilmiş bir futbolcudur kendisi.

Menager dolandırıcılarının dolduruşuna gelmiş, kendini bi bok sanıp, Fenerbahçe ile sözleşme yenilememiş, çocuklarının okulunu bahane edip İspanya'ya uzamış. Çocukları Trabzon'da doğdular, Kadıköy'de büyüdüler, tam okul zamanı Endülüs'e gönüllü sürgün.


Diğer kaçak futbolcular gibi oynadığı takımlar küme düşünce kapağı tekrar Türkiye'ye atmak için cambazlık yapmaktalar. Sülükler takım bulamadılar kendisine, Fener almadı, Beşiktaş'a geçirecekler muhakkak ancak iyi bir geçirmece yapmaları için bizi kullanacaklar. Akıllarıyla bin yaşasınlar, Mehmet Topal varken, Sarp form tutmuşken, Barış, Linderoth 18 e bile giremezken çuvalla para döküp Ağırol Mehmet'i alacağız ha.

Ne yazarlarsa tersi çıkıyor, bu kadar isabetsiz, bu kadar yalana rağmen ceplerine para dolduruyorlar bu işlerden. Bakalım bu kolpa düzen daha ne kadar sürecek?

Başka kapıya artık dolandırıcılar, bizden size ekmek yok. Seriye bağladık biz, bizden size haber bile yok. Sizin haberiniz olmayan transfer yapılacak, sizin tahmin edemeyeceğiniz takım sahaya çıkacak. Siz hep salya sümük zehir akıtacaksınız.

Afrika'da gezsen, Brezilya'da sokakta takılsan top oynayan çocuklar görsen aralarında yüzlerce Ağırol Memet çıkar. O kadar çok bunalttı ki sülük medya Galatasaray resmi sitesinden yalanlama yayınladılar.

Ne istersem oluyor, ne istemezsem olmuyor. Sanki Galatasaray başkanı benim. Sanki benim dediklerimi yapıyorlar. 40 sene önce maça gitmek için nasıl günler haftalar sayarsak şimdi de aynısı oldu. Galatasaray maçlarına gitmek için gün sayıyorum. Bu sene hiç bir maçı kaçırmam her halde.

Ellerinde patladı tapon Ağırol. Bu karambolde Nihat'ı kakaladılar, 15 maçta 90 kaika forma giysin ben bu yazdıklarımı yerim. Tuncay'mı, beklemede Bokludere'de alıcı bekliyor.

21 Ağu 2009

Sülüklerin Ardından #2


Ali Sami Yen'deki maçlarda görevli taraftar olduğumuzdan televizyon sülüklerinin ne dediğini sonradan öğreniyoruz. 1 numaralı Galatasaray sülüğü, hezimetten sonra''Ben çok iyi alan savunması yapan bir rakip bekliyordum maalesef Galatasaray hep topa hakimdi'' şeklinde kusmuş. Vah vah ne üzülmüş Galatasaray'ın farklı galibiyetine. Kuduracaksınız şerefsizler kuduracaksınız. Biz attıkça, biz yendikçe, Surinam'lı kalplere girdikçe sizin asla giremeyeceğiniz yerleri zaptettikçe ağızlarınızdan salyalar, köpükler şaçılacak kuduracakasınız.

Ahmet Çakar'ın başına gelenleri gördünüz, her maç adı artık lanetle, pislikle anılacaktır. Her kim Galatasaray'ımıza saldırırsa gereken cevap ilk maçta er meydanı tribünlerde verilecektir. Olası puan kaybını bekliyor 1. sülük. Bir tribün dolusu insanın kendisine küfür etmeyi beklemesiyle aynı şey. Onlar kinlerini kusacak, bizde cevap vereceğiz.

2. Sülük rotasyona takmış kafayı. O kadar futbolcu olursa dedemde değiştirirmiş. Kuvvetli bir takımla karşılaşsın da o zaman görelim hikmetini der gibi bekliyor o da olası puan kaybını. Elbet puan kaybı olacak, altın yere düşmekle değerini kaybetmez. Biz gördük kardeşim gerçekleri. Sizin yalanlarınız bizi etkilemez. %71 ortalamayla maçı bitiren bir takımın taraftarıyız biz. Pas manyağı, gol manyağı yaparız. Mert değilsiniz, delikanlı değilsiniz. Galatasaray'ı sevmiyorum diyemiyorsunuz. Bakın biz her daim Fenerbahçe'den nefret ediyorum diye haykırıyoruz. Galatasaray Vanspor'u yendiğinde bizi tebrik eden Fener'liler vardı geçmişimizde. Yalancılardı, söyleyemiyorlardı hem senden hem Galatasaray'dan nefret ediyorum diyemiyorlardı. Biz ise bütün kazandıklarımızı bir anda feda edebilme riskini göze alarak haykırıyoruz. Fenerbahçe'den nefret ediyoruz, Dünya'da hangi takımla oynarsa oynasın o takımın en az Galatasaray kadar taraftarıyız. Bize hayatımızı bile bağışlasalar, hediyelere boğsalar sonuç değişmez. Galatasaray gol yediğinde sağımızda solumuzda bu güne kadar sevinen adam görmedik. Bundan sonra da görmeyeceğiz varsa yanımızda Galatasaray'ın yenildiğine sevinecek bir babayiğit, hodri meydan. Göremeyeceksiniz aslaklar, Galatasaray'ın ve Galatasaray'lının düştüğünü, Surinam'lıların ezildiğini. Sizleri kahrolurken görmek(Chao Grey Kardeşime sevgilerimle) en büyük zevkimiz olacak şerefsizler. Çekin gidin artık aramızdan, başkalarının mutsuzluğunu kollayan asalaklar, çıyanlar.


Surinam'lının yetersiz bulup oynatmadığı Elano'yu Dünyanın en büyük milli maçı için Dunga, Ulus takımı kadrosuna davet etti. Siz bok atmak için maç kollayın. Elbet Elano oynayabilirdi dünkü maçta. Yetersiz olduğu için değil emeğe saygı için oynatmadılar. Bütün bir yazı plajlarda geçirip tek idmanla sahaya çıkan Lugano'nun takımı değil bizim takım. Bizim başımızda da kovuldukça kıymete binen Gazi yok. Bizim sahaya çıkan 11 imiz o an en iyi oynayan 11 değildir. Sahaya çıkan 11, Galatasaray kadrosundan sahaya salınan her hangi bir 11 dir o kadar.


3. sülük hiç seyretmeden Keita'ya bok attı. Biz 2 maç seyrettik canlı olarak. Notumuzu verdik sülüklerin hilafına. Geldiğinde Anelka'nın bonusu gösterilen Ribery'den kat be kat büyük futbolcudur. Ribery geldiğinde futbolcu olduğunu bizlere ispat edene kadar haftalar geçti. Adamlığını da gösteremedien kaçtı gitti. Keita hem futbolcu hem adam, çatlayın sülükler. Sol tarafınızı kollayın.


4. sülük maçı kör döğüşü diye tanımlamış. Dikkatli çıkabilselermiş vay Galatasaray'ın halineymiş. Unutulmaz serbest vuruş tekniğine şapka çıkaracağına dilini çıkarıyor. Görülmemiş şeyler oluyor, biz görüyoruz, sülükleri korku saldı. Aslında onlar hepimizden daha iyi görüyorlar, hepimizden akıllılar. Ancak varlık sebepleri Galatasaray'ın tökezlemesiyle doğru orantılı olduğundan, tökezletmek için ellerinden gelmeyen şeyleri bile yapmaya çalışıyorlar. Elinizden geleni ardına koymayın.


Hocalığı bunlara Coşkun Özarı öğretimişti yıllarca. Ona kim öğrettiyse bilmiyoruz o kadar eskiyi. Coşkun Özarı'dan sonra da Güntekin Onay'ın babası öğretmişti. Fubolu bırakmış hoca adaylarının gittiği kursun amentüsünde 1. madde şuydu. Kazanan takımı değiştirmeyin. taraftarın sevdiği futbolcuyu sevmeyin. Ben takımın patronuyum deyin. Büyük takıma giderseniz şampiyonluk sözü verin. Küçük takıma giderseniz küme düşürmem deyin. yenilince hakeme bok atın. Yine yenilirsenin bir futbolcuyu kadro dışı bırakın, yine de yeniliyorsan istifa et kovuldum deme. Milletimiz balık hafızalı nasıl olsa diğer takımın hocası seninle aynı yollardan geçerek kovuldu, değişin şehirleri olsun bitsin.


Şimdiye kadar hocalar böyle idare ettiler, artık maskeler düştü. Bakın Bülent Uygun'un haline. Yok öyle kolpadan hocalık, layık olduğun yere dönmen an meselesi. Layık olmadığı yerlere dönenler televizyonlarda köşe kapıyorlar. Türkçe konuşmaktan aciz Bülent Korkmaz'ı yakında göreceksiniz. Hakan Ünsal'dan aşağı kalır tarafı yoktur. Surinamlı koydukça Bülent Korkmaz'ın felç geçirmediğine beni kimse inandıramaz.


Bizler sülüklerin düşmanı olduğumuz için buralardayız. 300-500 Galatasaray proleteryasına hitap ediyoruz. Bir iki ve daha fazla Galatasaray'lıya deneyimlerimizi anlatabilmektir amacımız. Açıyoruz Hürriyet Gaztesinin spor sayfasını, koskoca sayfada golleri kim atmış okuyamıyoruz, kale arkasına bir muhabir gönderip gol resmi çekemiyorlar. Takla atan Keita bile ilgilerini çekmiyor. Amaçları kendilerine sövdürmek olsa bu kadar olur.


Ey büyük Galatasaray taraftarı, yıllardır bu günleri bekledin. 90 dakikanın ne çabuk geçtiğini şimdi öğrendin. Galatasaray'ın şovunun Galatasaray taraftarı için olduğunu bu sene öğrendin. Maç bittiğinde elleriniz yüzünüze götürüp oturduğunuzu gördüm. Elinizde olsa hakeme yalvarıp bir kaç dakika daha oynatacaksınız. Bundan böyle maç koptuktan sonra sıra şova gelecektir. Bu sene Galatasaray'ın gollerini bütün futbolcular atacaktır. Yetmedi gollere rakip de yardımcı olacaktır. En az 10 kendi kalesine gol bekliyorum. Takımınla ne kadar övünsen azdır. Aman ha, sülükler saptırmasın yolunu. Oynanan oyundan oynayanlar, seyredenler, kulübedekiler zevk alacaklar. Gerisi spordur, 3 ihtimallidir. Ne mutlu bizlere ki tarihe tanıklık ediyoruz. Gelecek nesiller Galatasaray tarihini yazarken Surinam'lıdan önce ve sonra diye ikiye ayıracaklardır. Ne kadar çok maç seyrederseniz o kadar iyidir.


Galatasaray, sana doyamıyoruz, Kayseri maçında görüşürüz.

Kara Jilet; Galatasaray 5- Levadia 0


Ali Sami Yen'deki 4. resmi maçımızı seyrettik. Bahtiyarız ki beklentilerimiz doğrultusunda takım gittikçe ivme kazanıyor. Oynadığımız takımlar her ne kadar 5. sınıf takım olsa da oynanan oyun, taktik, beklenti, şov, gelecek büyük maçlarda da pek fazla bir değişiklik olmayacağının müjdecisidir. Biz daha önceleri ne dandik takımlarla oynanan oyunlar gördük. Hatta ne dandik takımlara elendiğimizi seyrettik. Bütün bunlar gerilerde kaldı artık.

Ali Sami Yen'in önü maç öncesi bu sene her maçta olduğu gibi çok renkliydi. Yönetimin bu sene yeni başlattığı olay, maçlara hangi formayla çıkacaklarını önceden beyan etmeleri ve taraftarı da mümkünse aynı formalarla maça davet etmeleri çağrısıydı. Taraftar taraftar icabet etmişti. Orjin Köfte'nin sokağı Metin Oktay formalı, ellerinde biralı coşkulu taraftarla maç saatine doğru iyice kalabalıklaştı.

Geçen yıllardan farklı olarak, bu yıl taraftar maça erken giriyor. Takımı ısınmaya çıkarken de görmek istiyor. Arda Turan Kaptan'ın tribünlere şanla şerefle koşmasını, yumruk sallamasını kaçırmak istemiyor. Ben de öyle, maça erken girdim. 1 saat öncesinden stadın her zaman ki gibi mahşer yeri olacağı belliydi. Takım ısınmaya çıkarken bir baktık ki yalancı iş bilmez, sülük medyanın yazdığının aksine Kaptan en öndeydi. Galatasaray'dan haberi olmayan Galatasaray muhabirleri Arda'nın yerine Elano'nun oynayacağını, Aydın'ın oynamayacağını yazdılar. Kimse okumadı zaten önemli değil.

Takım sahaya Arda Turan'ın arkasında sahaya çıkarken bütün stad ''istersen donatalım dört bir yanı bayraklarla, istersen oynayalım davullarla zurnalarla'' sesleriyle yeri göğü inletti. Lig 5. liği ceza maçlarımız nihayet bitti. Perşembe oynayacakları maç istatistik maçı artık. Kapalının önünde Kara Jilet'i seyrettik. Hüseyin Bolt'un sağaçık oynayanı. Ribery'nin olmuşu, bizden kaçmışı. Gollerden sonra takla seyretmek ücrete tabi değil. O takla atarken benim midem bulanıyor, korkuyorum düşer müşer diye.

Hagi Baba'dan beri bizim maçlardaki ölü toplar bir türlü dirilemiyordu. Bu seneyle beraber bütün maçlarda duran toptan gol attık. Hepsi çalışılmış, tekniğe dayalı vuruşlar. Sabri'den kurtarılmış toplar artık ölüm tehlikesi. Milli takım defansına gelişi güzel top çıkarmak yasaklanmış. Mutlak oyun sete dönüştürülerek top kullanılıyor. İki kule hava toplarında geçit vermedi. Surinam'lı da oynattığına göre bize artık laf düşmez, Sabri'ye Messi muamelesi yapıyoruz. Vuruş mahalline girdiği zaman bütün tribünler vuuur diye bağırıyor. Geçen sene vurmaaaa diye bağıranlar bizlerdik.

Arda Turan kendini kasmadı, seyircinin gol atmasını istediği Baros'dan başkası da pek zorlamadı. Seri pas trafiğiğ ancak Sabri'ye sıra geldiğinde bozuldu. Oleyy, Oleey yaparkan Sabri'ye topu vermemek lazım demek ki.

Kara Jilet'in uzun tartışmalar, hesap, denge, fizik matematik çalışmalarından sonra ki vuruşu, Prekazi'yi hatırlattı. Topun içerde olduğuna emin olduktan sonra sevindim. Kaleci göremedikten sonra ben görememişim çok mu?

Devre arasında yedekler ısınırken baktık kimler var diye. İki Türk, 1 Kongo, 1 Avustralya, 1 Brezilya milli takımı oyuncusu Deli Orkun'la beraber ortada sıçan oynuyordu. Nöbetçi Çavuşu Emre Aşık, Barış Özbek tribünlerdeydi herhalde.

Taraftarın yoğun arzusu üzerine Kaptan durumdan vazife çıkardı. Baros'a gol attırılacaktı. Hani halı saha maçları vardır, ne kadar farklı yenik oynarsan oyna, karşı taraftan birine gıcık olur ona gol attırmazsın ya, aynısıydı sanki. Leş gibi takımın bütün futbolcuları, gerekirse biz kendi kalemize atarız, ama Baros'a kıl kaptık ona attırmayacağız der gibiydi. Neticede oluşan penaltıda bu kez kaptan topu Baros'a verdi. Terse attı kaleciyi ve yerini büyük Elano'ya bıraktı. Çok az topla buluştu Elano, kendini bize ispat edecek değildi, biz biliyorduk nasıl futbolcu olduğunu. Ali Sami Yen'in havasını koklattılar, şov Kayserispor maçında diye haber yolladı.

Kewell bir başka futbolcu. Hiç kimseye benzemeyen bir stili var, bu sene sözleşmesi bitiyor, gitme gibi bir niyeti olma ihtimaline karşı doya doya seyredelim. Baros çıktıktan sonra takımın dizilişin ne olduğunu sülüklerden öğreneceğiz. Bakalım rakamlarla nasıl izah edecekler? Biz santroforsuz oynandığını sanıyorduk, ancak hücum anında 3 santrafor olay mahallindeydi.

Kara Jilet'e 3 lük yaptırmadılar. Arda'nın ters kesmesine voleyi yapıştırmak üzereyken maça çeşni katmak isteyen biri kafayla kendi kalesine 5. golü bırakırken Arda Turan tribünlerle şakalaşıyordu. Mehmet Topal emaneti teslim aldı, Mustafa Sarp Topal'ı aratmadı. Estonya takımı 6.yı yememek için çabaladı. Galatasaray'lı futbolcular da gol atmak yerine zevk yapmayı tercih ettiler.

Kaleci Leo'yu henüz test edemedik. Yanlız söylemedi demeyin çok aşırtma golü yer. Yesin önemli değil, kale çizgisinde bekleyen kalecileri sevmem zaten. Bıraksalar kendisi de kafa golü atmak için rakip kaleye gidecek gibi. Maç bitiminde Kaptan'ın 3 lü çektirmesi görülmeye değerdi.


Emin ellerdeyiz, huzurlu ve güvenliyiz. Artık ciddi Avrupa'lı rakiplerle oynamaya hazırız. Perşembe şu angarya maçı da kazasız, sakatlıksız atlatalım önümüze bakalım.

20 Ağu 2009

Seviyorum Seni


Bu sene tribünlerde inanılmaz şeyler oluyor. Her maçımızı hınca hınç taraftar desteğiyle oynuyoruz. Baskın olan taraftar kale arkasında. Ve çok güzel besteler çıkıyor. Gün be gün artan bir şekilde hocaya tezahürat yapılıyor. Henüz duyuramadık sesimizi, ancak tercümandan rica ediyoruz en kısa zamanda mesela bu gece hayata geçsin. Tribünlere kulak versin, Rijkaard'a söylesin.


Kıvırcık saçlarına, ak düşmüş uçlarına, Cim Bom taraftarına, el salla Frank Rijkaard. Hocam el salla, sen el salladıkça motivasyonumuz daha bir artacak.


Nevizade geceleri'nin patentini aldık. Her maç daha büyük bir kitle tarafından söylenmekte. Israrla söylenmediği zaman, sıkmadan, karambole uğramadan yerinde yapılırsa müthiş bir tezahürat. Maçlar ilerledikçe şarkı rotasyona uğrar, en kolay bir şekilde benimsenir ve tribünlerin tamamı tarafından ezberlenip söylenir.


Alpaslan Tribünlerinden bir büyük beste daha filizlenmekte. O şarkı da yavaş yavaş benimsenecek ve söylenecektir.


Seviyorum seni;Ekmegi tuza batırıp yer gibi.Geceleri ateşler içinde uyanarak Defalarca su içer gibi. Devamı da bizden kıyak olsun.


Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz. Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi. Seviyorum seni. Denizi ilk defa senle geçer gibi, İstanbul' da yavaşca kararırken ortalık. İçimde kımıldayan bişeyler gibi.SEVİYORUM SENİ...


Hoca'ya Surinam'lı dediğime bazıları alınmış. Sanki Surinam'lı olmak utanılacak bir şeymiş gibi. Ben Rijkaard'a Surinam'lı diye hitap ederken onore etmek istiyorum. Gidebileceği çok daha büyük takımlar varken, Avrupa'nın, Hollanda'nın futbol endüstrisine muhalefet ederek bize gelmiş. Mazlum ülkenin bir kahramanı benim için. Misal Surinam'lı olacağına keşke Küba'lı olsa, Kenya'lı olsa, Eitopya'lı olsa. Herkesin aslı, geçmişi şerefidir. Surinam'lı çocuklar ne kadar övünseler azdır.


Skibbe'ye bile Hoca diye hitap etmiştik. Gerçi ben, uçaktan iner inmezden, kovulduğu maça kadar çaylak diye çağırdım ama netice de onlarda hocaydı. Ziya Doğan'da hoca, Erdoğan Arıca'da. Bülent Korkmaz'a da hoca diyoruz, Ersun Yanal'a da. Peki Rijkaard'a ne diyeceğiz. Bunlar hocaysa kimse kusura bakmasın ben bizim hocamıza Surinam'lı diyeceğim. Artık benimde vatanım olan Surinam'lı kardeşlerime sevgilerimi ileteceğim.


Seviyorum seni Surinam'lı.