
Bu gece Güney Afrika macerası için kader maçına çıkıyor ülke takımımız. Acaba sadece benim mi? diye soruşturuyorum ama değil. Kimsenin umurunda değil maç. Herkes derdine düşmüş, büyükler standartı daha ne kadar koruyabilirimin, küçükler eski bol harçlıklı günlerinin, gençler gelecek kaygısının derdine.
Kader maçlarının ilki İspanya'da oynanırken, faal futbolculardan, neden yok? zaman zaman seçmeyene sitem ettiğimiz, tam zamanıyken, bir iki gol atabilse en azından kampta olacakken Antalya'da barda eğlenmeyi tercih etmiş Ümit Karan. Tıpkı abisi Ergün Penbe gibi, Penbe kardeşte biz ölüm kalım maçına çıktığımız saatlerde maçı izlemek yerine bowling oynamıştı kız arkadaşlarıyla.
Peki bu adamlar, oynasa da oynamasa da senede milyon dolarları götürenlerin, kendilerinden sonra tufan saydıkları olayı bizim yaşam biçimi haline getirmemizin anlamı ne olabilir ki? Biz kerizmiyiz, Fatih Terim 80 milyon kişilik kadro açıklamış, yok ya. Sen önce oynamayan, onlarca futbolcuna söz geçir. Hepsi palavra, seçilme olasılığı olupta seçilemeyen Milli Takım'ın yenilmesini ister. Hatta eminim şu an ülkenin yarısından fazlası da yenilmemizi bekliyor. Yeneriz diyenlerle bahse girmeye hazırım. Yeneriz diyen kolpa yapıyor.
İşin içinde yoksan, sana ne be kardeşim bu şovdan. Bakın Ali Sami Yen'de sarı kırmızılı formalarıyla Bülent Korkmaz'ın kızları şov yapıyor her maç. Daha önce Fatih Terim'in kızlarının oturduğu koltuklarda şimdi onlar oturuyor. Umurunda mı? Galatasaray'ın maçları Fatih Terim'in kızları, sayın ailesi için. Yarın Bülent gittiğinde tıpkı kızlarının da tribünden gideceği gibi. Nerde Galatasaray'lılık, biz terkediyormuyuz takımı. Yenilse, şampiyon olamasa, en nefret ettiği adam takımın başında olsa ne yazar. 40 yıldır maça giderim 5 kişi takım değiştirmemiştir şimdiye kadar. Belki de hiç kimse değiştirmedi.
Kullanılıyoruz hepimiz, futbolu oynayanlar futbolu bizim kadar sevmiyorlar. Güney Amerika'lı futbolcuların sorunlu olmasının nedeni, budur. Onlar futbolu seviyorlar, koskoca Ortega'yı, Ceyhun'un maskarası yapmışlardı, aynı tezgah Lincoln'e yapılıyor şimdi. Biz küçükken, Türk Milli Takımı, bu düzey bir maçı İspanya ile oynayacak, halkın umurunda olmayacak. Yeminle maç saatinde dışarda gezeni döverlerdi.
Kimdir sorumlular, eskiden Milli takım kadrosu açıklanacağı zaman, üç gün önceden Millet siper alırdı. Takımı herkes tanır, ezbere bilir, saygı duyardı. Bakıyoruz şimdi yolda görsek tanımayacağımız adamlar kadroda, maça kimler çıkacak belli değil. Bu kadar ucuz olunca da forma, ilgilenenlerde ucuzluyor.
Bu akşam maçı televizyondan seyredeceğim. İçimde en ufak bir coşku yok, heyecen yok, maç tansiyonu ekside. Hani Arjantin'le oynasak da maça gitsek Messi'yi bari canlı seyretsek diye bir beklenti de yok. Kimi seyredeceğiz, 22 futbolcu içinde topun ayağına gelmesini izleyeceğimiz büyük futbolcu kim var, Arda'dan başka. İspanya'nın en büyük futbolcusu sağbek düşünün artık. başında da Sarıyer Kasabı Delik Boske. Arda, anlatmış zaten kendisini, ben tek başıma Messi'lik yapamam takım oyuncusuyum, İbrahim Üzülmez'le yan yana kahvede okey bile oynamadım, nasıl top oynarım diye bas bas bağırıyor. Beklentimiz, alsın Arda, çalımlasın versin pasını Semih'e, şapkadan tavşan çıksın, aradan 6 ay geçer nasılsa unutulur gider her şey. Pislik halının altında kalsa ne yazar.
En azından maça gidecek olanlara seslenmek isterim. Alın lan akülü borazanlardan, yada nerden bulursanız bulun bizim eski kaynana zırıltılarından. Gürültü yapın, beynimizin tasını karıncalandırmışlardı, sarhoş İspanyol'lar, sizde yapın bin beterini.




